Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, tüm çocuklara tablet bilgisayar dağıtmaya başlayacaklarını belirtti.
Bakan Dinçer, Tahran'daki temasları kapsamında ziyaret ettiği Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın Genel Sekreterliği'nde teşkilata üye ülkelerin temsilcilerine hitap etti.
Eğitimde teknolojinin daha fazla kullanılmaya başladığını söyleyen Dinçer, bütün okullarda teknolojiyi yaygınlaştıracak bir yapı kurulacağını söyledi.
"Fatih projesini" de kısaca anlatan Bakan Dinçer, "Tüm çocuklara tablet bilgisayar dağıtmaya başlıyoruz" dedi.
Eğitimin, birey ve toplum açısından önemini anlatan Dinçer, "Eğitim bir ülkenin sorunlarının çözümünde yegane yoldur, eğer bir ülkede ekonomik geri kalmışlık söz konusuysa, gelir dağılımında bir adaletsizlik varsa bunlar eğitimle çözülür. Asayiş problemleri varsa, yaşam kalitesi düşükse bunların hepsini eğitimle aşmak mümkün" dedi.
Eğitime verilen önemi bir ülkenin geleceğine ve yaşam kalitesine verilen önem olarak değerlendiren Bakan Dinçer, toplumun temel sorunlarına kalıcı çözüm bulmada eğitimin çok önemli olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin eğitim sisteminde yapılan değişiklikleri ve yenilikleri de anlatan Bakan Dinçer, tek tip eğitim tanımlamasının başarılı olmadığını, küresel rekabette olumlu sonuçlar vermediğini belirtti ve şunları kaydetti:
"Eğitim her çocuğun özel olduğunu kabul eden ve her çocuğun potansiyelini açığa çıkarıp toplumun gücüne, kaynağına dahil eden bir yaklaşım sunmuyorsa o zaman başarılı olamıyor."
"Çocukların her birinin kendi ilgisini, yeteneğini açığa çıkaracak, toplumun bütün farklı kesimlerinin beklentilerine, ihtiyaçlarına cevap verecek bir yaklaşım sunmaya başladık" diyen Bakan Dinçer, sözlerine şöyle devam etti:
"Daha otoriter, daha merkezi bir eğitim yaklaşımından şimdi daha demokratik, daha esnek, bireyi göz önüne alan, toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarını da karşılamaya çalışan bir yaklaşımla eğitim programlarımızı hazırlamaya başladık."
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'na bağlı eğitim enstitüsünün geçen Mart ayında açıldığını hatırlatan Dinçer, "Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ülkeleri arasında eğitim sorunlarını tartışan bir platformun geliştirilmesi bizim için önemli" diye konuştu.
Bakan Dinçer, çoklu uluslararası işbirliğinin her alanda olduğunu gibi eğitim alanında da başarılı sonuçlar verdiğini sözlerine ekledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, tüm çocuklara tablet bilgisayar dağıtmaya başlayacaklarını belirtti.
Bakan Dinçer, Tahran'daki temasları kapsamında ziyaret ettiği Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın Genel Sekreterliği'nde teşkilata üye ülkelerin temsilcilerine hitap etti.
Eğitimde teknolojinin daha fazla kullanılmaya başladığını söyleyen Dinçer, bütün okullarda teknolojiyi yaygınlaştıracak bir yapı kurulacağını söyledi.
"Fatih projesini" de kısaca anlatan Bakan Dinçer, "Tüm çocuklara tablet bilgisayar dağıtmaya başlıyoruz" dedi.
Eğitimin, birey ve toplum açısından önemini anlatan Dinçer, "Eğitim bir ülkenin sorunlarının çözümünde yegane yoldur, eğer bir ülkede ekonomik geri kalmışlık söz konusuysa, gelir dağılımında bir adaletsizlik varsa bunlar eğitimle çözülür. Asayiş problemleri varsa, yaşam kalitesi düşükse bunların hepsini eğitimle aşmak mümkün" dedi.
Eğitime verilen önemi bir ülkenin geleceğine ve yaşam kalitesine verilen önem olarak değerlendiren Bakan Dinçer, toplumun temel sorunlarına kalıcı çözüm bulmada eğitimin çok önemli olduğunu kaydetti.
Türkiye'nin eğitim sisteminde yapılan değişiklikleri ve yenilikleri de anlatan Bakan Dinçer, tek tip eğitim tanımlamasının başarılı olmadığını, küresel rekabette olumlu sonuçlar vermediğini belirtti ve şunları kaydetti:
"Eğitim her çocuğun özel olduğunu kabul eden ve her çocuğun potansiyelini açığa çıkarıp toplumun gücüne, kaynağına dahil eden bir yaklaşım sunmuyorsa o zaman başarılı olamıyor."
"Çocukların her birinin kendi ilgisini, yeteneğini açığa çıkaracak, toplumun bütün farklı kesimlerinin beklentilerine, ihtiyaçlarına cevap verecek bir yaklaşım sunmaya başladık" diyen Bakan Dinçer, sözlerine şöyle devam etti:
"Daha otoriter, daha merkezi bir eğitim yaklaşımından şimdi daha demokratik, daha esnek, bireyi göz önüne alan, toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarını da karşılamaya çalışan bir yaklaşımla eğitim programlarımızı hazırlamaya başladık."
Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'na bağlı eğitim enstitüsünün geçen Mart ayında açıldığını hatırlatan Dinçer, "Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ülkeleri arasında eğitim sorunlarını tartışan bir platformun geliştirilmesi bizim için önemli" diye konuştu.
Bakan Dinçer, çoklu uluslararası işbirliğinin her alanda olduğunu gibi eğitim alanında da başarılı sonuçlar verdiğini sözlerine ekledi.
Son Güncelleme: Salı, 19 Haziran 2012 14:22
Gösterim: 5184
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı, ''Gördüğüm kadarıyla, 4+4+4 düzenlemesi konusunda Türkiye'deki iç kamuoyunda olduğu gibi dış kamuoyunda da yeterli aydınlatıcı olamamışız'' dedi.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Denetim Komisyonu Türkiye Raportörü Fransız Milletvekili Josette Durrieu'yu Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde kabul eden Avcı, Durrieu'nun hazırlayacağı rapor için Türkiye'deki reform süreçleriyle ilgili bir dizi görüşme yaptığını, eğitim reformuyla ilgili olarak da bu konudaki gerçek durumun ne olduğunu öğrenmek amacıyla kendisiyle görüştüğünü söyledi.
Görüşmede, Durrieu'ya kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen düzenlemeyle ilgili bilgi verdiğini belirten Avcı, ''Gördüğüm kadarıyla 4+4+4 düzenlemesi konusunda, Türkiye'deki iç kamuoyunda olduğu gibi dış kamuoyunda da yeterince aydınlatıcı olamamışız'' diye konuştu.
''Bazı ön yargıların özellikle iç kamuoyundan dışarıya doğru yansıtılmak istendiğini gördüm'' diye konuşan Avcı, şunları söyledi:
''Görüşmede kendisine, yapılan yeni düzenlemenin 12 yıl zorunlu eğitime geçişin Türkiye eğitim sistemine ve Türk çocuklara ne kazandıracağını uzun uzun anlatma fırsatı buldum. Bizim daha uzun bir süre 4+4+4 düzenlemesini ne olup ne olmadığı konusunda kamuoyunu bilgilendirmemiz gerektiğini bir kere daha anladım. Çünkü işin özü anlatıldığı zaman, insanlar yapılmak isteneni gayet iyi anlıyorlar.''
Yaklaşık bir saat süren görüşmenin verimli geçtiğine inandığını belirten Avcı, Durrieu'nun da görüşme sonrasında aynı görüşü dile getirdiğini söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı, ''Gördüğüm kadarıyla, 4+4+4 düzenlemesi konusunda Türkiye'deki iç kamuoyunda olduğu gibi dış kamuoyunda da yeterli aydınlatıcı olamamışız'' dedi.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Denetim Komisyonu Türkiye Raportörü Fransız Milletvekili Josette Durrieu'yu Dolmabahçe'deki Başbakanlık Çalışma Ofisi'nde kabul eden Avcı, Durrieu'nun hazırlayacağı rapor için Türkiye'deki reform süreçleriyle ilgili bir dizi görüşme yaptığını, eğitim reformuyla ilgili olarak da bu konudaki gerçek durumun ne olduğunu öğrenmek amacıyla kendisiyle görüştüğünü söyledi.
Görüşmede, Durrieu'ya kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen düzenlemeyle ilgili bilgi verdiğini belirten Avcı, ''Gördüğüm kadarıyla 4+4+4 düzenlemesi konusunda, Türkiye'deki iç kamuoyunda olduğu gibi dış kamuoyunda da yeterince aydınlatıcı olamamışız'' diye konuştu.
''Bazı ön yargıların özellikle iç kamuoyundan dışarıya doğru yansıtılmak istendiğini gördüm'' diye konuşan Avcı, şunları söyledi:
''Görüşmede kendisine, yapılan yeni düzenlemenin 12 yıl zorunlu eğitime geçişin Türkiye eğitim sistemine ve Türk çocuklara ne kazandıracağını uzun uzun anlatma fırsatı buldum. Bizim daha uzun bir süre 4+4+4 düzenlemesini ne olup ne olmadığı konusunda kamuoyunu bilgilendirmemiz gerektiğini bir kere daha anladım. Çünkü işin özü anlatıldığı zaman, insanlar yapılmak isteneni gayet iyi anlıyorlar.''
Yaklaşık bir saat süren görüşmenin verimli geçtiğine inandığını belirten Avcı, Durrieu'nun da görüşme sonrasında aynı görüşü dile getirdiğini söyledi.
Son Güncelleme: Salı, 19 Haziran 2012 13:49
Gösterim: 3771
Yedi yaşındaki Charlotte Neve yaşına göre nadir görülen bir biçimde beyin kanaması geçirdi ve komaya girdi.
Küçük kız bir haftadan fazla süre komada kalınca doktorlar abbe Leila Neve'e kızıyla vedalaşmasını söyledi. Ölümle burun buruna gelen ve konuşma, görme yeteneklerini kaybetme tehlikesi de bulunan küçük Charlotte annesiyle vedalaşırken mucizevi bir olay yaşandı.
ADELE'İN ŞARKISI UYANDIRDI
31 yaşındaki anne Leila veda etmeye geldiğinde anne-kızın birlikte söylediği Adele'in Rolling In The Deep şarkısı radyoda çalmaya başladı. Adele'e eşlik ederek kızının kulağına şarkıyı fısıldayan anne bir anda kızının gülümsemeye başladığını gördü. Doktorları şaşkına çeviren olaydan iki gün sonra Charlotte uyandı ve tekrar konuşmaya, yatağından kalkmaya başladı.
Hayatta kalsa bile bir daha konuşamayacağı belirtilen Charlotte iki ay sonra yürümeye, konuşmaya başladı. Üstelik bununla da kalmadı okula ve hatta dans derslerine geri döndü.
Kızına sarılarak şarkı söyleyen Leila Neve: "Bunun mucize olduğuna inanıyorum. Hemşireler gülümsemeyi görünce bana devam etmemi söylediler ve bende şarkıya devam ettim. Ardından bir kez daha gülümsedi. Hemşireler benim bir şekilde kilidi açtığımı söyledi ve o günden sonra kızım gitgide daha iyi oldu."
(hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yedi yaşındaki Charlotte Neve yaşına göre nadir görülen bir biçimde beyin kanaması geçirdi ve komaya girdi.
Küçük kız bir haftadan fazla süre komada kalınca doktorlar abbe Leila Neve'e kızıyla vedalaşmasını söyledi. Ölümle burun buruna gelen ve konuşma, görme yeteneklerini kaybetme tehlikesi de bulunan küçük Charlotte annesiyle vedalaşırken mucizevi bir olay yaşandı.
ADELE'İN ŞARKISI UYANDIRDI
31 yaşındaki anne Leila veda etmeye geldiğinde anne-kızın birlikte söylediği Adele'in Rolling In The Deep şarkısı radyoda çalmaya başladı. Adele'e eşlik ederek kızının kulağına şarkıyı fısıldayan anne bir anda kızının gülümsemeye başladığını gördü. Doktorları şaşkına çeviren olaydan iki gün sonra Charlotte uyandı ve tekrar konuşmaya, yatağından kalkmaya başladı.
Hayatta kalsa bile bir daha konuşamayacağı belirtilen Charlotte iki ay sonra yürümeye, konuşmaya başladı. Üstelik bununla da kalmadı okula ve hatta dans derslerine geri döndü.
Kızına sarılarak şarkı söyleyen Leila Neve: "Bunun mucize olduğuna inanıyorum. Hemşireler gülümsemeyi görünce bana devam etmemi söylediler ve bende şarkıya devam ettim. Ardından bir kez daha gülümsedi. Hemşireler benim bir şekilde kilidi açtığımı söyledi ve o günden sonra kızım gitgide daha iyi oldu."
(hürriyet)
Son Güncelleme: Salı, 19 Haziran 2012 09:55
Gösterim: 3925
Avrupa Birliği, geri kabul anlaşmasının Türkiye tarafından kabul edilmesi halinde vizesiz dolaşım hakkını yürürlüğe koyacak.
AB, Türkiye'ye vizeyi kaldırmaya hazırlanıyor
Avrupa Birliği, geri kabul anlaşmasının Türkiye tarafından kabul edilmesi halinde vizesiz dolaşım hakkını yürürlüğe koyacak. Bu çerçevede birliğe üye ülkelerin, Avrupa Komisyonu’na, Türkiye ile aşamalı olarak vizesiz dolaşımı sağlayacak müzakereleri başlatma yetkisini vermesi bekleniyor.
Avrupa Birliği, Türkiye'ye vizesiz dolaşım hakkını tanımaya hazırlanıyor. Birliğe üye ülkelerin, Avrupa Komisyonu’na Türkiye ile aşamalı olarak vizesiz dolaşımı sağlayacak müzakereleri başlatma yetkisini vermesi bekleniyor.
Perşembe günü karara bağlanması beklenen yetki devrinin ardından komisyonun Adalet ve İçişlerinden Sorumlu Komiseri, Türkiye ile vize serbestliği anlaşmasını müzakere etme yetkisine sahip olacak.
Ankara ile vize serbestliği için müzakere edilecek yol haritasında Ankara'dan önce geri kabul anlaşmasını hayata geçirmesi istenecek. Türkiye'nin bu anlaşmayı 3 yıl boyunca sorunsuz bir şekilde hayata geçirmesi halinde, Ankara ile vize serbestliğini sağlayacak müzakereye başlanacak. Bir başka deyişle Ankara geri kabul anlaşmasını uygun bir şekilde uygularsa, Ankara'ya tüm Schengen ülkelerini kapsayacak şekilde serbest dolaşım hakkının verilmesi öngörülüyor.
Avrupa komisyonu kaynakları, geri kabul anlaşmasının imzalanması ve hayata geçmesi için üç ile dört yıllık bir gözlem süresinin bulunduğunu, bu sürenin ardından Türkiye'nin vizesiz dolaşım hakkına sahip olacağını belirtiyor.
2013'te uygulama başlayacak
Geri kabul anlaşması, 1 Temmuz tarihinden önce paraflanırsa, vize kolaylığına yönelik düzenlemeye 2013 içinde geçilebilecek.
2018'ten itibaren de Türk vatandaşları Schengen ülkelerine vizesiz dolaşım hakkına sahip olabilecek.
Daha önce geri kabul anlaşmasını imzalamayı reddeden Türkiye, anlaşmayı vizesiz dolaşım hakkını sağlayacak müzakere yetkisinin Avrupa Komisyonu’na devredilmesi halinde uygulayacağını belirtiyordu.
Fransa'da François Hollande'ın cumhurbaşkanı seçilmesi ve Almanya'nın konuyla ilgili çekincesini geri çekmesinin süreci hızlandırdığı belirtiliyor.
Türkiye'nin vize serbestliği karşılığında imzalaması istenen geri kabul anlaşması, Avrupa Birliği'nin yasadışı göçü engellemek için uygulamaya koyduğu bir yöntem. Anlaşmayı imzalayan ülkelerden gelen kaçak göçmenler aynen bu ülkeye geri gönderilebiliyor.
(haber7)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Avrupa Birliği, geri kabul anlaşmasının Türkiye tarafından kabul edilmesi halinde vizesiz dolaşım hakkını yürürlüğe koyacak.
AB, Türkiye'ye vizeyi kaldırmaya hazırlanıyor
Avrupa Birliği, geri kabul anlaşmasının Türkiye tarafından kabul edilmesi halinde vizesiz dolaşım hakkını yürürlüğe koyacak. Bu çerçevede birliğe üye ülkelerin, Avrupa Komisyonu’na, Türkiye ile aşamalı olarak vizesiz dolaşımı sağlayacak müzakereleri başlatma yetkisini vermesi bekleniyor.
Avrupa Birliği, Türkiye'ye vizesiz dolaşım hakkını tanımaya hazırlanıyor. Birliğe üye ülkelerin, Avrupa Komisyonu’na Türkiye ile aşamalı olarak vizesiz dolaşımı sağlayacak müzakereleri başlatma yetkisini vermesi bekleniyor.
Perşembe günü karara bağlanması beklenen yetki devrinin ardından komisyonun Adalet ve İçişlerinden Sorumlu Komiseri, Türkiye ile vize serbestliği anlaşmasını müzakere etme yetkisine sahip olacak.
Ankara ile vize serbestliği için müzakere edilecek yol haritasında Ankara'dan önce geri kabul anlaşmasını hayata geçirmesi istenecek. Türkiye'nin bu anlaşmayı 3 yıl boyunca sorunsuz bir şekilde hayata geçirmesi halinde, Ankara ile vize serbestliğini sağlayacak müzakereye başlanacak. Bir başka deyişle Ankara geri kabul anlaşmasını uygun bir şekilde uygularsa, Ankara'ya tüm Schengen ülkelerini kapsayacak şekilde serbest dolaşım hakkının verilmesi öngörülüyor.
Avrupa komisyonu kaynakları, geri kabul anlaşmasının imzalanması ve hayata geçmesi için üç ile dört yıllık bir gözlem süresinin bulunduğunu, bu sürenin ardından Türkiye'nin vizesiz dolaşım hakkına sahip olacağını belirtiyor.
2013'te uygulama başlayacak
Geri kabul anlaşması, 1 Temmuz tarihinden önce paraflanırsa, vize kolaylığına yönelik düzenlemeye 2013 içinde geçilebilecek.
2018'ten itibaren de Türk vatandaşları Schengen ülkelerine vizesiz dolaşım hakkına sahip olabilecek.
Daha önce geri kabul anlaşmasını imzalamayı reddeden Türkiye, anlaşmayı vizesiz dolaşım hakkını sağlayacak müzakere yetkisinin Avrupa Komisyonu’na devredilmesi halinde uygulayacağını belirtiyordu.
Fransa'da François Hollande'ın cumhurbaşkanı seçilmesi ve Almanya'nın konuyla ilgili çekincesini geri çekmesinin süreci hızlandırdığı belirtiliyor.
Türkiye'nin vize serbestliği karşılığında imzalaması istenen geri kabul anlaşması, Avrupa Birliği'nin yasadışı göçü engellemek için uygulamaya koyduğu bir yöntem. Anlaşmayı imzalayan ülkelerden gelen kaçak göçmenler aynen bu ülkeye geri gönderilebiliyor.
(haber7)
Son Güncelleme: Salı, 19 Haziran 2012 11:08
Gösterim: 3535
YGS ve LYS sınav günlerinde yaşanan trafik kazaları ve aksaklıklar öğrencileri ve aileleri olumsuz etkiliyor. Hürriyeteğitim velilerin şikayetleri doğrultusunda yaşanan sıkıntıları yetkililere iletti.
Dün, her yıl olduğu gibi Türkiye'nin dört bir yanındaki yüz binlerce genç LYS için sabahın erken saatlerinden itibaren sınava girecekleri salonlara doğru göç dalgası başlattı. Bu hızlı göç, pek çok aksaklığa hatta, acele ve yetişememe paniği yüzünden kazalara neden oldu. Örneğin, Recep Çimen. İstanbul'da oturduğu semtten kilometrelerce uzaktaki sınav salonuna zamanında yetişmek için acele edenler arasındaydı.
Babası ve bir komşuları ile birlikte erkenden yola koyulmuşlardı. Fakat, acele onların sonu oldu. Maltepe Köprüsü altında araçları kaza yaptı, Recep Çimen ağır yaralanırken babası ve onu aracıyla götüren komşuları can verdi.
Yaşanan bu olay, binlerce velinin sabrını taşırdı. Sınav salonları önünde uzatılan her TV mikrofonuna aynı ağlamaklı sesle yanıt verdi veliler: Biz çocuklarımızı sokakta bulmadık. ÖSYM öğrencileri oturdukları semtlerdeki okullarda sınava alsın. Böylelikle yetişme telaşı olmaz, insanlar araçlarıyla hız yapmak zorunda kalmaz ve yaralanıp, ölmezler. Her yıl yaşanan benzer kötü olayların da önüne geçilmiş olur.
Binlerce öğrenci ve velinin ortak isteğini yetkililere ilettik. Onlarda bazı sıkıntıların farkındalar. hurriyetegitim.com, yüz binlerin ortak sorununu konunun en yetkin ismi, ÖSYM Sınav Hizmetleri Daire Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu'ya sordu. İşte, sınav sabahları yaşanan öldüren göçle ilgili Bulduklu'nun verdiği yanıtlar:
ÖSYM Sınav Hizmetleri Daire Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu:
"Aslında öğrencileri uzak yerlere vermiyoruz. Sınav merkezi tercihi yaptırıyoruz. İstanbul ve Ankara'da yoğunluktan dolayı sıkıntı yaşadığımız için bölgelere ayırdık. İstanbul'daki sınav merkezi tercihi yaparken de adaylar bölgeleri seçiyorlar. LYS-4'e giderken kaza yapan Recep Çimen de Kadıköy'de oturuyor, tercihi doğrultusunda Erenköy Kız Lisesi'nde sınava girecekti. Tercih yaparken Kadıköy ve Üsküdar'ı tercih etmiş. Biz de ilk tercihi olan Kadıköy bölgesindeki bir okula atamışız. Sınav merkezi uzak bir yer değil. Sınav bölgesini tercih ederken iki tercih hakkı oluyor adayların. YGS gibi yoğun olan sınavlarda adayın tercihi dışındaki bölgelere atama yapılabiliyor. Ancak olağanüstü durumlar olmayınca bunu pek yapmıyoruz. LYS çok yoğun bir sınav değil. O yüzden de genelde üniversite kampüslerini ya da liseleri kullanıyoruz ve yakın olan yerlere atama yapıyoruz. Aday ilköğretimde sınava girdiğinde hak iddia edebiliyor çünkü. Biz sınav merkezlerini belirlerken adayların boyunu, kilosunu vs. dikkate alıyoruz. Uygun olmayan okulları kapatıyoruz, sınav yapmıyoruz. O binayı başka sınavlarda kullanıyoruz. Mesela yanında havaalanı, pazar yeri, tren yolu olan bazı okulları da kullanmıyoruz sınavlar sırasında. Pazar kurulmaması konusunda valiliklere, İçişleri Bakanlığı'na yazı yazıyoruz ancak, esnaf yine de çıkıyor pazara. Dolayısıyla ÖSYM öğrencinin durumunu gözönünde bulunduruyor. Kaza geçiren adayın sınav merkezi de seçtiği bölge dışında bir yer değil."
Trafikte vakit geçirmek kaygıyı arttırır
Ferahim Yeşilyurt (Psikolog):
"Sınav günü uzun süre trafikte kalan öğrencinin gerginliği artabilir. Kaygı da sınav anında öğrencinin bocalamasına neden olur. Heyecanı paniğe dönüşebilir. Bu nedenle öğrencinin kısa sürede sınav yerine ulaşması daha yararlı olacaktır. Öğrenci, sınava yetişip yetişememe telaşını sınav telaşı ile birleştirebilir. Öğrenciler kendilerine yakın olan yerde sınava girerlerse daha iyi olur. Sınava yetişme telaşını daha az yaşar ve kendisini sınava daha rahat olarak girmeye hazırlar. Bazen trafikte yetişme telaşından kazalar ya da dikkatsizce yola atlamalar olabiliyor. Bu durumun önlenmesi açısından öğrencilere yakın olan okullar tercih edilmeli."
Yrd. Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu (Doğuş Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı):
"Sınav günü trafikte uzun vakit geçirmek stres katsayısını artırır. Bu durumun da adaylar zaten stresli oldukları için sınav performanslarını düşürecek bir şey olacağını tahmin ederiz. Sınav yeri uzak yere düşen çocuta gereksiz ve ekstra bir stres katmanı oluşur. Uzak yere zamanında varabilmek için daha az uyuyor ve daha çok strese giriyorlar. Az uyku ve stresin ise dikkati dağıttığını ve performansı düşürdüğünü biliyoruz. Mümkünse eve yakın hatta öğrencinin aşina olduğu bir ortam olmalı. Çünkü öğrenilen mekânda bilgilerin sınanmasının başarıyı artırdığı yönünde bilgiler var. Öğrencilerin ders gördükleri okulda ya da en azından tanıdık oldukları mekânda sınava girmeleri performanslarını yükseltebilir. Ayrıca okulun yerine göre uzun arama, sınav yerinde uzun süre bekleme, sınava giderken yolda karşılaşacağı negatif durumlar kavga, tartışma, trafik sıkışıklığı gibi olumsuz kaygıyı artırır. Sınav mekânındaki görevlilerin tutumu ve sınıfların fiziki yapısı da çok önemli. Adayların ortalama fiziksel özelliklerine göre ergonomik sınıflarda sınava girmeli. Sonuçta uzun süre aynı yerde oturuyorlar, bacaklarının ağrıması, bellerinin tutulması, fiziksel olarak huzursuz bir şekilde sınav olmaları performanslarını etkiler. Ayrıca tüm bunların yanı sıra farklı şehirlerde sınava girmek zorunda kalan öğrenciler var. Bu da olumsuz bir etken. Yani hem mekan olarak yabancı, hem de fiziksel yapı olarak rahat olmayan bir yerde sınava girmek zorunda kalan adayın gösterdiği performans ister istemez etkilenir."
(hürriyeteğitim)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YGS ve LYS sınav günlerinde yaşanan trafik kazaları ve aksaklıklar öğrencileri ve aileleri olumsuz etkiliyor. Hürriyeteğitim velilerin şikayetleri doğrultusunda yaşanan sıkıntıları yetkililere iletti.
Dün, her yıl olduğu gibi Türkiye'nin dört bir yanındaki yüz binlerce genç LYS için sabahın erken saatlerinden itibaren sınava girecekleri salonlara doğru göç dalgası başlattı. Bu hızlı göç, pek çok aksaklığa hatta, acele ve yetişememe paniği yüzünden kazalara neden oldu. Örneğin, Recep Çimen. İstanbul'da oturduğu semtten kilometrelerce uzaktaki sınav salonuna zamanında yetişmek için acele edenler arasındaydı.
Babası ve bir komşuları ile birlikte erkenden yola koyulmuşlardı. Fakat, acele onların sonu oldu. Maltepe Köprüsü altında araçları kaza yaptı, Recep Çimen ağır yaralanırken babası ve onu aracıyla götüren komşuları can verdi.
Yaşanan bu olay, binlerce velinin sabrını taşırdı. Sınav salonları önünde uzatılan her TV mikrofonuna aynı ağlamaklı sesle yanıt verdi veliler: Biz çocuklarımızı sokakta bulmadık. ÖSYM öğrencileri oturdukları semtlerdeki okullarda sınava alsın. Böylelikle yetişme telaşı olmaz, insanlar araçlarıyla hız yapmak zorunda kalmaz ve yaralanıp, ölmezler. Her yıl yaşanan benzer kötü olayların da önüne geçilmiş olur.
Binlerce öğrenci ve velinin ortak isteğini yetkililere ilettik. Onlarda bazı sıkıntıların farkındalar. hurriyetegitim.com, yüz binlerin ortak sorununu konunun en yetkin ismi, ÖSYM Sınav Hizmetleri Daire Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu'ya sordu. İşte, sınav sabahları yaşanan öldüren göçle ilgili Bulduklu'nun verdiği yanıtlar:
ÖSYM Sınav Hizmetleri Daire Başkanı Yrd. Doç. Dr. Yasin Bulduklu:
"Aslında öğrencileri uzak yerlere vermiyoruz. Sınav merkezi tercihi yaptırıyoruz. İstanbul ve Ankara'da yoğunluktan dolayı sıkıntı yaşadığımız için bölgelere ayırdık. İstanbul'daki sınav merkezi tercihi yaparken de adaylar bölgeleri seçiyorlar. LYS-4'e giderken kaza yapan Recep Çimen de Kadıköy'de oturuyor, tercihi doğrultusunda Erenköy Kız Lisesi'nde sınava girecekti. Tercih yaparken Kadıköy ve Üsküdar'ı tercih etmiş. Biz de ilk tercihi olan Kadıköy bölgesindeki bir okula atamışız. Sınav merkezi uzak bir yer değil. Sınav bölgesini tercih ederken iki tercih hakkı oluyor adayların. YGS gibi yoğun olan sınavlarda adayın tercihi dışındaki bölgelere atama yapılabiliyor. Ancak olağanüstü durumlar olmayınca bunu pek yapmıyoruz. LYS çok yoğun bir sınav değil. O yüzden de genelde üniversite kampüslerini ya da liseleri kullanıyoruz ve yakın olan yerlere atama yapıyoruz. Aday ilköğretimde sınava girdiğinde hak iddia edebiliyor çünkü. Biz sınav merkezlerini belirlerken adayların boyunu, kilosunu vs. dikkate alıyoruz. Uygun olmayan okulları kapatıyoruz, sınav yapmıyoruz. O binayı başka sınavlarda kullanıyoruz. Mesela yanında havaalanı, pazar yeri, tren yolu olan bazı okulları da kullanmıyoruz sınavlar sırasında. Pazar kurulmaması konusunda valiliklere, İçişleri Bakanlığı'na yazı yazıyoruz ancak, esnaf yine de çıkıyor pazara. Dolayısıyla ÖSYM öğrencinin durumunu gözönünde bulunduruyor. Kaza geçiren adayın sınav merkezi de seçtiği bölge dışında bir yer değil."
Trafikte vakit geçirmek kaygıyı arttırır
Ferahim Yeşilyurt (Psikolog):
"Sınav günü uzun süre trafikte kalan öğrencinin gerginliği artabilir. Kaygı da sınav anında öğrencinin bocalamasına neden olur. Heyecanı paniğe dönüşebilir. Bu nedenle öğrencinin kısa sürede sınav yerine ulaşması daha yararlı olacaktır. Öğrenci, sınava yetişip yetişememe telaşını sınav telaşı ile birleştirebilir. Öğrenciler kendilerine yakın olan yerde sınava girerlerse daha iyi olur. Sınava yetişme telaşını daha az yaşar ve kendisini sınava daha rahat olarak girmeye hazırlar. Bazen trafikte yetişme telaşından kazalar ya da dikkatsizce yola atlamalar olabiliyor. Bu durumun önlenmesi açısından öğrencilere yakın olan okullar tercih edilmeli."
Yrd. Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu (Doğuş Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı):
"Sınav günü trafikte uzun vakit geçirmek stres katsayısını artırır. Bu durumun da adaylar zaten stresli oldukları için sınav performanslarını düşürecek bir şey olacağını tahmin ederiz. Sınav yeri uzak yere düşen çocuta gereksiz ve ekstra bir stres katmanı oluşur. Uzak yere zamanında varabilmek için daha az uyuyor ve daha çok strese giriyorlar. Az uyku ve stresin ise dikkati dağıttığını ve performansı düşürdüğünü biliyoruz. Mümkünse eve yakın hatta öğrencinin aşina olduğu bir ortam olmalı. Çünkü öğrenilen mekânda bilgilerin sınanmasının başarıyı artırdığı yönünde bilgiler var. Öğrencilerin ders gördükleri okulda ya da en azından tanıdık oldukları mekânda sınava girmeleri performanslarını yükseltebilir. Ayrıca okulun yerine göre uzun arama, sınav yerinde uzun süre bekleme, sınava giderken yolda karşılaşacağı negatif durumlar kavga, tartışma, trafik sıkışıklığı gibi olumsuz kaygıyı artırır. Sınav mekânındaki görevlilerin tutumu ve sınıfların fiziki yapısı da çok önemli. Adayların ortalama fiziksel özelliklerine göre ergonomik sınıflarda sınava girmeli. Sonuçta uzun süre aynı yerde oturuyorlar, bacaklarının ağrıması, bellerinin tutulması, fiziksel olarak huzursuz bir şekilde sınav olmaları performanslarını etkiler. Ayrıca tüm bunların yanı sıra farklı şehirlerde sınava girmek zorunda kalan öğrenciler var. Bu da olumsuz bir etken. Yani hem mekan olarak yabancı, hem de fiziksel yapı olarak rahat olmayan bir yerde sınava girmek zorunda kalan adayın gösterdiği performans ister istemez etkilenir."
(hürriyeteğitim)
Son Güncelleme: Salı, 19 Haziran 2012 09:50
Gösterim: 3344

