Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Dr. Jena: "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor"
liderler_bilimBilim adamları, ülkeyi yönetme stresinin, liderlerin daha hızlı yaşlanmasına ve ömürlerinin yaklaşık üç yıl kısalmasına yol açtığını ileri sürdü.
Bilim adamları, aralarında İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya ve ABD'nin de bulunduğu 17 sanayileşmiş ülkede devlet ve hükümet başkanlarının görevden ayrıldıktan sonra ne kadar yaşadığını araştırdı. Elde edilen sonuçlar, aynı yaş ve cinsiyetteki diğer kişilerin ortalama yaşam süresiyle karşılaştırıldı.
Gelişmiş ülkelerden 279 devlet ve hükümet başkanıyla ilgili verilerin incelendiği, "British Medical Journal" dergisinde yayımlanan araştırma, iktidarın, insan ömründen neredeyse üç yıl çaldığını ortaya çıkardı.
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesinden Dr. Anupam Jena, "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor" ifadesini kullandı.
Araştırma, ABD başkanlarının mevkidaşlarına oranla daha şanslı olduğunu ve biraz daha uzun yaşadığını gösterdi.
ABD Başkanı Barack Obama, kısa süre önce Kanada'da başbakan seçilen, kendisinden 10 yaş küçük Justin Trudeau'ya iktidarın yaşlanmayı hızlandırdığı uyarısında bulunmuş ve saçını boyamasını önermişti.

> Liderler neden çabuk yaşlanıyor?

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Dr. Jena: "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor"
liderler_bilimBilim adamları, ülkeyi yönetme stresinin, liderlerin daha hızlı yaşlanmasına ve ömürlerinin yaklaşık üç yıl kısalmasına yol açtığını ileri sürdü.
Bilim adamları, aralarında İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya ve ABD'nin de bulunduğu 17 sanayileşmiş ülkede devlet ve hükümet başkanlarının görevden ayrıldıktan sonra ne kadar yaşadığını araştırdı. Elde edilen sonuçlar, aynı yaş ve cinsiyetteki diğer kişilerin ortalama yaşam süresiyle karşılaştırıldı.
Gelişmiş ülkelerden 279 devlet ve hükümet başkanıyla ilgili verilerin incelendiği, "British Medical Journal" dergisinde yayımlanan araştırma, iktidarın, insan ömründen neredeyse üç yıl çaldığını ortaya çıkardı.
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesinden Dr. Anupam Jena, "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor" ifadesini kullandı.
Araştırma, ABD başkanlarının mevkidaşlarına oranla daha şanslı olduğunu ve biraz daha uzun yaşadığını gösterdi.
ABD Başkanı Barack Obama, kısa süre önce Kanada'da başbakan seçilen, kendisinden 10 yaş küçük Justin Trudeau'ya iktidarın yaşlanmayı hızlandırdığı uyarısında bulunmuş ve saçını boyamasını önermişti.

Son Güncelleme: Salı, 15 Aralık 2015 11:52

Gösterim: 1388

Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneği Başkanı Atıf Tokar, ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazan çocuklarda disleksinin görülebildiğini ifade etti.

atif tokarDisleksi Öğrenme Güçlüğünde Güncel Yaklaşımlar ve Gelecek Hedeflerinin Belirlenmesi Çalıştayı, Antalya'nın Kemer ilçesinde yapıldı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneğinin ortaklaşa düzenlediği çalıştaya 24 üniversiteden 65'i profesör ve akademisyen olmak üzere 250 kişi katıldı.

Dernek Başkanı Atıf Tokar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, derneğin farkındalık yaratmak için kurulduğunu, disleksinin hastalık değil, "öğrenim güçlüğü" olduğunu söyledi.

Tokar, disleksinin 1996'da Dünya Sağlık Örgütünce, 2002'de de Türkiye tarafından kabul ettiğini aktardı.

Disleksinin çocuklarda ilkokul dönemine kadar yeterince tanınmadığını ifade eden Tokar, "Tanılama sürecinin erkene alınması için uğraşmaktayız. Çocuklar ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazmaya başladıklarında bu sorun ortaya çıkmaktadır. Bu çocuklar normal ve normal üstü zekaya sahiptirler" diye konuştu.

Tokar, disleksinin genetik olduğuna da dikkati çekerek, "Çocuklar harfleri ters yazıyorsa, paragraf atlıyorsa, din, tanrı, takvim, zaman ve para gibi soyut bilgileri zor öğreniyorsa, ailelerin bir psikiyatriste başvurmaları ya da tanılama süreçlerinden geçmeleri gerekiyor" dedi.

Disleksi, Türkiye'de bilinirlik açısından zayıf durumda

Disleksinin bilinirliği açısından Türkiye'nin zayıf olduğuna değinen Tokar, şunları söyledi:

"Türkiye'de aileler, çocuklarının durumunu bilmiyor. Yasal süreçler ve hizmet açısından bakarsak, Türkiye dünyaya model olacak bir ülkedir. Avrupa'da çocuklar disleksi eğitimi alma açısından ileridedir. Türkiye'de ise ciddi anlamda destekleniyor. Ailelerin bilgilendirilmesi için bazı kamu spotları ve internetten hizmetler yapacağız. Bu çalıştay bir milattır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı protokol gereği, disleksi devlet politikası haline getirilmiştir. 2016'dan itibaren bunun bilinçlendirilme çalışmaları başlayacaktır."

> Harfleri ters yazan çocuklarda disleksi olabilir

Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneği Başkanı Atıf Tokar, ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazan çocuklarda disleksinin görülebildiğini ifade etti.

atif tokarDisleksi Öğrenme Güçlüğünde Güncel Yaklaşımlar ve Gelecek Hedeflerinin Belirlenmesi Çalıştayı, Antalya'nın Kemer ilçesinde yapıldı.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneğinin ortaklaşa düzenlediği çalıştaya 24 üniversiteden 65'i profesör ve akademisyen olmak üzere 250 kişi katıldı.

Dernek Başkanı Atıf Tokar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, derneğin farkındalık yaratmak için kurulduğunu, disleksinin hastalık değil, "öğrenim güçlüğü" olduğunu söyledi.

Tokar, disleksinin 1996'da Dünya Sağlık Örgütünce, 2002'de de Türkiye tarafından kabul ettiğini aktardı.

Disleksinin çocuklarda ilkokul dönemine kadar yeterince tanınmadığını ifade eden Tokar, "Tanılama sürecinin erkene alınması için uğraşmaktayız. Çocuklar ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazmaya başladıklarında bu sorun ortaya çıkmaktadır. Bu çocuklar normal ve normal üstü zekaya sahiptirler" diye konuştu.

Tokar, disleksinin genetik olduğuna da dikkati çekerek, "Çocuklar harfleri ters yazıyorsa, paragraf atlıyorsa, din, tanrı, takvim, zaman ve para gibi soyut bilgileri zor öğreniyorsa, ailelerin bir psikiyatriste başvurmaları ya da tanılama süreçlerinden geçmeleri gerekiyor" dedi.

Disleksi, Türkiye'de bilinirlik açısından zayıf durumda

Disleksinin bilinirliği açısından Türkiye'nin zayıf olduğuna değinen Tokar, şunları söyledi:

"Türkiye'de aileler, çocuklarının durumunu bilmiyor. Yasal süreçler ve hizmet açısından bakarsak, Türkiye dünyaya model olacak bir ülkedir. Avrupa'da çocuklar disleksi eğitimi alma açısından ileridedir. Türkiye'de ise ciddi anlamda destekleniyor. Ailelerin bilgilendirilmesi için bazı kamu spotları ve internetten hizmetler yapacağız. Bu çalıştay bir milattır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı protokol gereği, disleksi devlet politikası haline getirilmiştir. 2016'dan itibaren bunun bilinçlendirilme çalışmaları başlayacaktır."

Son Güncelleme: Cuma, 27 Kasım 2015 17:20

Gösterim: 1323

“Gençler İçin Küresel İşsizlik Eğilimleri 2015" raporuna göre, dünyada 73,3 milyon genç işsiz var. Türkiyedeki gençler arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 18,5.

Dünya genelinde gençler arasında işsizlik oranında geçen yıllara oranla biraz düşüş yaşansa da, 73 milyondan fazla gencin hala işsiz olduğu açıklandı.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün, "Gençler İçin Küresel işsizlik Eğilimleri 2015" raporu yayımlandı.

Gençler arasındaki işsizlik oranının yüzde 13 olduğu ifade edilen raporda, küresel ekonomik krizin ardından gençler arasındaki işsizlik oranında biraz iyileşme kaydedilmesine rağmen, milyonlarca gencin iyi bir iş bulmasının hala çok zor olduğuna dikkat çekildi.

Rapora göre, 2009 yılında 76,6 milyon genç işsiz bulunurken, 2014 yılında genç işsizlerin sayısı 73,3 milyona geriledi.

Gelişmiş ülkelerde ve Avrupa Birliği ülkelerinde gençler arasındaki işsizlik oranı 2012 yılına göre yüzde 1,4 gerilerken Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Pasifik, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da işsizlik oranlarında artış gözlemlendi.

169 milyon genç işçi günde 2 doların altında gelirle yaşıyor

Nüfusun yaşlanmasıyla genç iş gücününün azaldığı, bununla beraber genç işsizlerin sayısı azalmasına rağmen, işsizlik oranın hala yüksek olduğu belirtilen raporda, bu oranın 2015'te yüzde 13,1'e çıkabileceği ifade edildi.

Raporda, dünyadaki genç iş gücünün yüzde 43'nün ya işsiz ya da çalışmasına rağmen yoksulluk içinde yaşadığına dikkat çekildi.

Az gelişmiş ülkelerde genç iş gücünün yüzde 31'inin hiçbir eğitim almadığı kaydedilen raporda, alt orta gelirli ülkelerde bu oranın yüzde 6, üst orta gelirli ülkelerde ise yüzde 2 olduğu ifade edildi.

Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerde 169 milyon genç işçi çalışan yoksul sınıfında ve günlük 2 doların altında gelirle yaşıyor. Günlük 4 doların altında  gelirle yaşayan genç işçi sayısı ise 286 milyon.

Türkiye’de işsizlik arttı

Türkiye'de ise 15-24 yaş grubu arasında işsizlik oranı 2010 yılında yüzde 21,7 iken 2014'te bu rakam yüzde 17,9'a geriledi. 

Genç işsizler, geçen yıla oranla  2015'in ilk sekiz ayında artarak 18,5'e çıktı.

> Dünyada 73 milyondan fazla genç işsiz var

“Gençler İçin Küresel İşsizlik Eğilimleri 2015" raporuna göre, dünyada 73,3 milyon genç işsiz var. Türkiyedeki gençler arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 18,5.

Dünya genelinde gençler arasında işsizlik oranında geçen yıllara oranla biraz düşüş yaşansa da, 73 milyondan fazla gencin hala işsiz olduğu açıklandı.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün, "Gençler İçin Küresel işsizlik Eğilimleri 2015" raporu yayımlandı.

Gençler arasındaki işsizlik oranının yüzde 13 olduğu ifade edilen raporda, küresel ekonomik krizin ardından gençler arasındaki işsizlik oranında biraz iyileşme kaydedilmesine rağmen, milyonlarca gencin iyi bir iş bulmasının hala çok zor olduğuna dikkat çekildi.

Rapora göre, 2009 yılında 76,6 milyon genç işsiz bulunurken, 2014 yılında genç işsizlerin sayısı 73,3 milyona geriledi.

Gelişmiş ülkelerde ve Avrupa Birliği ülkelerinde gençler arasındaki işsizlik oranı 2012 yılına göre yüzde 1,4 gerilerken Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Pasifik, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da işsizlik oranlarında artış gözlemlendi.

169 milyon genç işçi günde 2 doların altında gelirle yaşıyor

Nüfusun yaşlanmasıyla genç iş gücününün azaldığı, bununla beraber genç işsizlerin sayısı azalmasına rağmen, işsizlik oranın hala yüksek olduğu belirtilen raporda, bu oranın 2015'te yüzde 13,1'e çıkabileceği ifade edildi.

Raporda, dünyadaki genç iş gücünün yüzde 43'nün ya işsiz ya da çalışmasına rağmen yoksulluk içinde yaşadığına dikkat çekildi.

Az gelişmiş ülkelerde genç iş gücünün yüzde 31'inin hiçbir eğitim almadığı kaydedilen raporda, alt orta gelirli ülkelerde bu oranın yüzde 6, üst orta gelirli ülkelerde ise yüzde 2 olduğu ifade edildi.

Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerde 169 milyon genç işçi çalışan yoksul sınıfında ve günlük 2 doların altında gelirle yaşıyor. Günlük 4 doların altında  gelirle yaşayan genç işçi sayısı ise 286 milyon.

Türkiye’de işsizlik arttı

Türkiye'de ise 15-24 yaş grubu arasında işsizlik oranı 2010 yılında yüzde 21,7 iken 2014'te bu rakam yüzde 17,9'a geriledi. 

Genç işsizler, geçen yıla oranla  2015'in ilk sekiz ayında artarak 18,5'e çıktı.

Son Güncelleme: Cuma, 09 Ekim 2015 15:55

Gösterim: 718

Araştırmalar, anne-babaların gözdesi olan çocukların kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ortaya koydu.

anne cocukAraştırmacılar, anne ve babalarının favorisi olan çocukların, kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ileri sürdü.

ABD'deki Purdue Üniversitesi, Iowa Eyalet Üniversitesi ile Cornell Üniversitesi araştırmacılarının, 309 aileden 725 kişinin katılımıyla yaptığı çalışma annelerin yüzde 60'ının, babaların da yüzde 70'inin çocuklarından birini daha fazla sevdiğini ortaya koydu. 

Yaklaşık 14 yıl devam eden araştırmada elde edilen veriler, anne babaların düşünce ve davranış açısından kendilerine daha fazla benzeyen çocuklarını daha fazla sevdiğini gösterdi.

Araştırma, anne babasının gözbebeği olan çocukların ağır bir bedel ödediğini de gözler önüne serdi. 

Araştırmacılar, annesine daha yakın olan çocuğun, kardeşleriyle ilişkilerinin daha zayıf olduğunu, daha fazla sorumluluk hissettiğini ve depresyon riskinin daha yoğun olduğunu kaydetti.  

> Ebeveynlerin gözdesi olan çocuk daha depresif

Araştırmalar, anne-babaların gözdesi olan çocukların kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ortaya koydu.

anne cocukAraştırmacılar, anne ve babalarının favorisi olan çocukların, kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ileri sürdü.

ABD'deki Purdue Üniversitesi, Iowa Eyalet Üniversitesi ile Cornell Üniversitesi araştırmacılarının, 309 aileden 725 kişinin katılımıyla yaptığı çalışma annelerin yüzde 60'ının, babaların da yüzde 70'inin çocuklarından birini daha fazla sevdiğini ortaya koydu. 

Yaklaşık 14 yıl devam eden araştırmada elde edilen veriler, anne babaların düşünce ve davranış açısından kendilerine daha fazla benzeyen çocuklarını daha fazla sevdiğini gösterdi.

Araştırma, anne babasının gözbebeği olan çocukların ağır bir bedel ödediğini de gözler önüne serdi. 

Araştırmacılar, annesine daha yakın olan çocuğun, kardeşleriyle ilişkilerinin daha zayıf olduğunu, daha fazla sorumluluk hissettiğini ve depresyon riskinin daha yoğun olduğunu kaydetti.  

Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Kasım 2015 16:28

Gösterim: 1962

Obezite oranı 2008 yılına göre yüzde 31,1 artarak yüzde 19,9 ulaşan Türkiye, OECD ülkeleri içinde obezite sorununun en fazla yaşandığı 3. ülke oldu.

obeziteTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre obezite oranı 2008'de yüzde 15,2 iken, 2014 yılında yüzde 31,1 oranında artış göstererek yüzde 19,9'a yükseldi. Artış oranı, kadınlarda yüzde 32,3, erkeklerde ise yüzde 24 olarak ölçüldü.

Verilere göre, fazla kilolular ile obezler toplandığında kadınların yüzde 53,8'inin, erkeklerin de yüzde 53,5'inin kilo sorunu bulunduğu ortaya çıktı.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerine ilişkin obezite oranlarında ise en yüksek oran yüzde 28,7 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu. Bu ülkeyi yüzde 22,2 ile İzlanda, yüzde 19,9'luk oranla da Türkiye izledi.

Obezite oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 2,4 ile Kore, yüzde 10,3'lük oranla İsviçre ve İtalya oldu.

> Obezitede OECD ülkeleri arasında üçüncüyüz

Obezite oranı 2008 yılına göre yüzde 31,1 artarak yüzde 19,9 ulaşan Türkiye, OECD ülkeleri içinde obezite sorununun en fazla yaşandığı 3. ülke oldu.

obeziteTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre obezite oranı 2008'de yüzde 15,2 iken, 2014 yılında yüzde 31,1 oranında artış göstererek yüzde 19,9'a yükseldi. Artış oranı, kadınlarda yüzde 32,3, erkeklerde ise yüzde 24 olarak ölçüldü.

Verilere göre, fazla kilolular ile obezler toplandığında kadınların yüzde 53,8'inin, erkeklerin de yüzde 53,5'inin kilo sorunu bulunduğu ortaya çıktı.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerine ilişkin obezite oranlarında ise en yüksek oran yüzde 28,7 ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) oldu. Bu ülkeyi yüzde 22,2 ile İzlanda, yüzde 19,9'luk oranla da Türkiye izledi.

Obezite oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 2,4 ile Kore, yüzde 10,3'lük oranla İsviçre ve İtalya oldu.

Son Güncelleme: Perşembe, 08 Ekim 2015 16:05

Gösterim: 706


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.