Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
ABD'nin Texas Eyaleti'nde Lone Star College'ta iki silahlı saldırganın okul içinde ateş ettiği ve saldırganlardan birinin de içinde olduğu üç kişinin yaralandığı bildirildi.
Okulun sözcüsü Jed Young, yaptığı açıklamada, okulda beş-altı el silah sesinin duyulduğunu, üç kişinin yaralandığını, bir kişinin kalp krizi geçirdiğini söyledi.
Güvenlik görevlilerinin saldırganlardan birini yaralı ele geçirdiği, diğerini de yakalamak için çalışmaları sürdürdükleri belirtildi.
Texas'taki yerel televizyon kanallarının görüntülerinde Houston'daki Lone Star College'da öğrencilerin kampüs içinde kaçıştıkları, güvenlik görevlilerinin de saldırganları etkisiz hale getirmeye çalıştıkları görüldü. Yaralıların sağlık durumu, okulda başka yaralı veya ölü olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ABD'nin Texas Eyaleti'nde Lone Star College'ta iki silahlı saldırganın okul içinde ateş ettiği ve saldırganlardan birinin de içinde olduğu üç kişinin yaralandığı bildirildi.
Okulun sözcüsü Jed Young, yaptığı açıklamada, okulda beş-altı el silah sesinin duyulduğunu, üç kişinin yaralandığını, bir kişinin kalp krizi geçirdiğini söyledi.
Güvenlik görevlilerinin saldırganlardan birini yaralı ele geçirdiği, diğerini de yakalamak için çalışmaları sürdürdükleri belirtildi.
Texas'taki yerel televizyon kanallarının görüntülerinde Houston'daki Lone Star College'da öğrencilerin kampüs içinde kaçıştıkları, güvenlik görevlilerinin de saldırganları etkisiz hale getirmeye çalıştıkları görüldü. Yaralıların sağlık durumu, okulda başka yaralı veya ölü olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 Ocak 2013 11:45
Gösterim: 1524
Ünlü Mizah Dergisi Gırgır, Başbakan Erdoğan'a ‘Size oy yok’ çıkışını yapan öğretmeni kapağına taşıdı
Mizah dergisi Gırgır, Gaziantep'teki bir açılışta Erdoğan'a "Size oy yok" dediği için gözaltına alınan öğretmeni kapağa taşıdı.

İşte o kapak

Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Ünlü Mizah Dergisi Gırgır, Başbakan Erdoğan'a ‘Size oy yok’ çıkışını yapan öğretmeni kapağına taşıdı
Mizah dergisi Gırgır, Gaziantep'teki bir açılışta Erdoğan'a "Size oy yok" dediği için gözaltına alınan öğretmeni kapağa taşıdı.

İşte o kapak

Son Güncelleme: Salı, 22 Ocak 2013 14:04
Gösterim: 3354
Türkiye Üstün Yetenekli Çocuklar Vakfı Başkanı Funda Ardıç, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in açıkladığı ‘Üstün Yetenekli Bireyler Strateji ve Uygulama Planı hakkında, bu çocuklar için atılacak her olumlu adımın kendilerini sevindireceğini söyledi.
Yıllardır konuşulan üstün yetenekli çocuklar hakkında, devletin bir politika belirleyip adım atacak olmasının iyi bir gelişme olduğunu belirten Türkiye Üstün Yetenekli Çocuklar Vakfı Başkanı Funda Ardıç, “Sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin de sürece dahil edilmesini istiyoruz. Hep birlikte bilgi ve deneyimlerimizi kullanırsak, çocuklarımız ve Türkiye’nin geleceği için daha iyi olabilir. Türkiye’de tüm il ve köylerde çocuklar taranmalı. Yeteneklerine göre her biri yönlendirilip, ona göre eğitim almalı. Çocuklarımızın yönlendirilebilmesi için de ilkokul öğretmenlerinin dikkatli ve bilinçli olması gerekiyor” dedi. 20 yıl önce üstün yetenekli çocukların aileleri tarafından kurulan vakfın ayakta durması için çok çaba sarf ettiklerini, yasal olarak bağış alamadıkları ve vergiden muaf olmadıkları için sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Funda Ardıç, “Maddi olanaksızlık nedeni ile vakfımızın bir mekanı bile yok. Küçük bir ofisimiz var ama ailelerle toplanıp sorunlarımızı konuşup, çocuklarımızın bir araya gelebileceği bir yer yok. Aileleri yönlendirecek bir sekreterimiz de yok. Telefonlar, cep telefonlarına yönlendirilmiş bir şekilde çalışıyor. Zaman zaman çocuklarımızı kendi evlerimizde toplayarak, aktiviteler yapmaya çalışıyoruz. Bir mekanımız olsa, daha çok kişiye ulaşarak, onların becerileri yönünde çeşitli faaliyetler yapabilirdik. Vergiden muaf olursak, bağışlar sayesinde çocuklara yönelik farklı organizasyonlar yapabiliriz. ‘Üstün yetenekli çocuk zekidir, kendini kurtarır, ekstra desteğe ihtiyacı yoktur’ gibi yanlış bir algı var. Bu çocukların sosyal olarak kendini ifade edebilmeleri için onlara destek olunması şart” ifadelerini kullandı.
"LİDERLER DE ÜSTÜN YETENEKLİ"
Üstün yetenek tanısı konulan bir çocuğun devlet tarafından hem kendisine hem de ailesine destek verilmesi gerektiğini açıklayan Ardıç, “Üstün yetenekli çocuk tanısını aileye, anneanne, babaanne hatta öğretmenlere bile anlatmalıyız. Eğitimciler de maalesef bu konuda bilinçli değiller. Çocuklar, herkesten çok hızlı öğrendiği için sınıf içinde uyum sorunu yaşıyorlar. Ama eğitim işini sağlam temellere oturtabilirsek 10 yıl sonra Türkiye bambaşka yerlerde olur. Liderlerin birçoğu üstün yetenekli, birçok işi başarmış kişiler. Bu çocuklarımızı duygusal olarak destekleyerek, zekalarıyla harmanlayacakları iyi bir birey olarak yetiştirmek bir devlet politikası olmalı” diye konuştu. 16 yaşında üstün yetenekli bir çocuğa sahip olduğunu, sanki bir bedende 2 insan büyütüyormuş gibi kendisini hissettiğini söyleyen Funda Ardıç, “Küçük bedenler, çok büyük fikirlere sahip. Her soruya cevap verebilecek bilgiye sahipler. Bu çocuklarımızın farklılaştırılmış eğitim alması, yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmesi şart. Ayrıca bu çocukların okulu erken bitirebilme gibi bir şanslarının da olması gerekiyor. Yaşı gelmeden de üniversite okuma fırsatları olmalı” şeklinde konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye Üstün Yetenekli Çocuklar Vakfı Başkanı Funda Ardıç, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in açıkladığı ‘Üstün Yetenekli Bireyler Strateji ve Uygulama Planı hakkında, bu çocuklar için atılacak her olumlu adımın kendilerini sevindireceğini söyledi.
Yıllardır konuşulan üstün yetenekli çocuklar hakkında, devletin bir politika belirleyip adım atacak olmasının iyi bir gelişme olduğunu belirten Türkiye Üstün Yetenekli Çocuklar Vakfı Başkanı Funda Ardıç, “Sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin de sürece dahil edilmesini istiyoruz. Hep birlikte bilgi ve deneyimlerimizi kullanırsak, çocuklarımız ve Türkiye’nin geleceği için daha iyi olabilir. Türkiye’de tüm il ve köylerde çocuklar taranmalı. Yeteneklerine göre her biri yönlendirilip, ona göre eğitim almalı. Çocuklarımızın yönlendirilebilmesi için de ilkokul öğretmenlerinin dikkatli ve bilinçli olması gerekiyor” dedi. 20 yıl önce üstün yetenekli çocukların aileleri tarafından kurulan vakfın ayakta durması için çok çaba sarf ettiklerini, yasal olarak bağış alamadıkları ve vergiden muaf olmadıkları için sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Funda Ardıç, “Maddi olanaksızlık nedeni ile vakfımızın bir mekanı bile yok. Küçük bir ofisimiz var ama ailelerle toplanıp sorunlarımızı konuşup, çocuklarımızın bir araya gelebileceği bir yer yok. Aileleri yönlendirecek bir sekreterimiz de yok. Telefonlar, cep telefonlarına yönlendirilmiş bir şekilde çalışıyor. Zaman zaman çocuklarımızı kendi evlerimizde toplayarak, aktiviteler yapmaya çalışıyoruz. Bir mekanımız olsa, daha çok kişiye ulaşarak, onların becerileri yönünde çeşitli faaliyetler yapabilirdik. Vergiden muaf olursak, bağışlar sayesinde çocuklara yönelik farklı organizasyonlar yapabiliriz. ‘Üstün yetenekli çocuk zekidir, kendini kurtarır, ekstra desteğe ihtiyacı yoktur’ gibi yanlış bir algı var. Bu çocukların sosyal olarak kendini ifade edebilmeleri için onlara destek olunması şart” ifadelerini kullandı.
"LİDERLER DE ÜSTÜN YETENEKLİ"
Üstün yetenek tanısı konulan bir çocuğun devlet tarafından hem kendisine hem de ailesine destek verilmesi gerektiğini açıklayan Ardıç, “Üstün yetenekli çocuk tanısını aileye, anneanne, babaanne hatta öğretmenlere bile anlatmalıyız. Eğitimciler de maalesef bu konuda bilinçli değiller. Çocuklar, herkesten çok hızlı öğrendiği için sınıf içinde uyum sorunu yaşıyorlar. Ama eğitim işini sağlam temellere oturtabilirsek 10 yıl sonra Türkiye bambaşka yerlerde olur. Liderlerin birçoğu üstün yetenekli, birçok işi başarmış kişiler. Bu çocuklarımızı duygusal olarak destekleyerek, zekalarıyla harmanlayacakları iyi bir birey olarak yetiştirmek bir devlet politikası olmalı” diye konuştu. 16 yaşında üstün yetenekli bir çocuğa sahip olduğunu, sanki bir bedende 2 insan büyütüyormuş gibi kendisini hissettiğini söyleyen Funda Ardıç, “Küçük bedenler, çok büyük fikirlere sahip. Her soruya cevap verebilecek bilgiye sahipler. Bu çocuklarımızın farklılaştırılmış eğitim alması, yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmesi şart. Ayrıca bu çocukların okulu erken bitirebilme gibi bir şanslarının da olması gerekiyor. Yaşı gelmeden de üniversite okuma fırsatları olmalı” şeklinde konuştu.
Son Güncelleme: Salı, 22 Ocak 2013 13:15
Gösterim: 3452
Yılmaz Özdil, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde Başbakan Erdoğan’ın bir öğretmenin 'eşi için atama istemesi'ne karşı verdiği cevabı eleştirdi. İşte o yazı…
“Kusura bakmayın, kınıyorum. bıraksınlar bu mesleği.”
Doktorlara...
“Kusura bakmayın, istediğiniz
yere çeker gidersiniz.”
Eczacılara...
“Kusura bakma, ya oturur anlaşırsın ya da gereken adımı atarız.”
Şehit ailesine...
“Kusura bakmayın, askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”
İşsiz babasına...
“Kusura bakma, senin oğlun da
işsiz kalsın.”
Gazeteciye...
“Vatandaşlıktan çık.”
Çiftçiye...
“Ananı da al git.”
Yargıya...
“Önümüze engel.”
Velilere...
“Kusura bakmasınlar, gidip rapor alanları evlatlarına ihanetle vasıflıyorum, benim evladım geri
zekâlı diyorlar.”
Tüsiad’a...
“Kusura bakma, senin arzun olmayacak, sen işine bak.”
Çalışan Tekel işçilerine...
“İstediği ne? Aynı koşullarla başka yerde çalıştır... Kusura bakma!”
Kovulan Tekel işçilerine...
“Kusura bakmayın, biz sizi şu an istihdam edemeyiz.”
Memura...
“Kusura bakmasınlar, grev yapılırsa, neticesine katlanırlar.”
Sanatçılara...
“Maaşını belediyeden
alacaksın, sonra yönetime verip veriştireceksin, kusura bakmasınlar, böyle tiyatroculuk olmaz.”
Milletvekillerine...
“Sine-i milletle tehdit ediyorlar, kusura bakmayın, gitmek istediğiniz yere kadar yolunuz var.”
Benzin zammı...
“Kusura bakmayın, bizim petrol kuyumuz yok.”
Doğalgaz zammı...
“Kusura bakmayın, fiyatını biz belirlemiyoruz.”
Borç mağdurlarına...
“Kusura bakmasınlar, kredi
kartının mağduru olmaz, kredi
kartıyla borçlananlara dürüst
gözüyle bakmam.”
Çevrecilere...
“Nükleer santral riskli diyorlar, o zaman evinize Aygaz tüpü de koymayın, kusura bakmasınlar, kozmetik dünyada böyle.”
Kadınlara...
“Kusura bakmasınlar, bazı bayanlar kadın-erkek eşitliği diyor, çok hayret ediyorum, eşit haklara eyvallah ama, diğeri yaradılışa ters.”
*
Öğretmene...
“Kusura bakmayın, ne söylediysek
o olur, başkası olmaz, o oy senin olsun, al onu kendine sakla, bize
kimin oy vereceği belli.”
*
Diyeceksiniz ki...
Böyle demokrasi olur mu?
*
E, kusura bakmayın ama, o kadar kusur kadı kızında da olur!
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yılmaz Özdil, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde Başbakan Erdoğan’ın bir öğretmenin 'eşi için atama istemesi'ne karşı verdiği cevabı eleştirdi. İşte o yazı…
“Kusura bakmayın, kınıyorum. bıraksınlar bu mesleği.”
Doktorlara...
“Kusura bakmayın, istediğiniz
yere çeker gidersiniz.”
Eczacılara...
“Kusura bakma, ya oturur anlaşırsın ya da gereken adımı atarız.”
Şehit ailesine...
“Kusura bakmayın, askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”
İşsiz babasına...
“Kusura bakma, senin oğlun da
işsiz kalsın.”
Gazeteciye...
“Vatandaşlıktan çık.”
Çiftçiye...
“Ananı da al git.”
Yargıya...
“Önümüze engel.”
Velilere...
“Kusura bakmasınlar, gidip rapor alanları evlatlarına ihanetle vasıflıyorum, benim evladım geri
zekâlı diyorlar.”
Tüsiad’a...
“Kusura bakma, senin arzun olmayacak, sen işine bak.”
Çalışan Tekel işçilerine...
“İstediği ne? Aynı koşullarla başka yerde çalıştır... Kusura bakma!”
Kovulan Tekel işçilerine...
“Kusura bakmayın, biz sizi şu an istihdam edemeyiz.”
Memura...
“Kusura bakmasınlar, grev yapılırsa, neticesine katlanırlar.”
Sanatçılara...
“Maaşını belediyeden
alacaksın, sonra yönetime verip veriştireceksin, kusura bakmasınlar, böyle tiyatroculuk olmaz.”
Milletvekillerine...
“Sine-i milletle tehdit ediyorlar, kusura bakmayın, gitmek istediğiniz yere kadar yolunuz var.”
Benzin zammı...
“Kusura bakmayın, bizim petrol kuyumuz yok.”
Doğalgaz zammı...
“Kusura bakmayın, fiyatını biz belirlemiyoruz.”
Borç mağdurlarına...
“Kusura bakmasınlar, kredi
kartının mağduru olmaz, kredi
kartıyla borçlananlara dürüst
gözüyle bakmam.”
Çevrecilere...
“Nükleer santral riskli diyorlar, o zaman evinize Aygaz tüpü de koymayın, kusura bakmasınlar, kozmetik dünyada böyle.”
Kadınlara...
“Kusura bakmasınlar, bazı bayanlar kadın-erkek eşitliği diyor, çok hayret ediyorum, eşit haklara eyvallah ama, diğeri yaradılışa ters.”
*
Öğretmene...
“Kusura bakmayın, ne söylediysek
o olur, başkası olmaz, o oy senin olsun, al onu kendine sakla, bize
kimin oy vereceği belli.”
*
Diyeceksiniz ki...
Böyle demokrasi olur mu?
*
E, kusura bakmayın ama, o kadar kusur kadı kızında da olur!
Son Güncelleme: Salı, 22 Ocak 2013 13:54
Gösterim: 1724
İÜ Hukuk Fakültesi öğrencisi Taşdemir, Okmeydanı’nda hastaneden çıkarken gösterinin ortasında kalınca tutuklandı ve 2.5 aydır cezaevinde iddianame bekliyor.Taşdemir'in çantasında da reçete ve oturma simiti vardı
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi’nin başarılı son sınıf öğrencilerinden Osman Taşdemir 2,5 aydır tutuklu. Nedeni ise Okmedaydanı’ndaki izinsiz gösteride gözaltına alınması. Oysa ki iddiaya göre hukuk öğrencisi genç o sırada hastaneden dönüyordu. Çantasında da reçete ve oturma simiti vardı.
İ.Ü Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer’in “Her gece bu öğrencimi düşünüyorum” diyerek haksız tutuklamalara örnek gösterdiği Taşdemir, hakkında hazırlanacak iddianameyi bekliyor.
Ağrı Doğubeyazıt’lı 7 kişilik bir ailenin en büyük çocuğu olan Osman Taşdemir’in babası inşaat işçisi. Taşdemir, fakültenin en başarılı 10 öğrencisinden biri. Sözüer’le birlikte Almanya’daki hukuk konferanslarına katılan ve iyi derecede Almanca bilen Taşdemir 30 Ekim 2012’de Okmeydanı’nda gözaltına alındı ve tutuklandı. Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Taşdemir aynı zamanda Ankilozan spondilit adlı omurilik rahatsızlığıyla da mücadele ediyor.
‘Muayeneye giremedim’
Taşdemir’in gözaltına alınma süreci dosyadaki ifadesine göre şöyle gelişti; Taşdemir o gün sabah okulda derslerine girdikten sonra öğle saatlerinde rahatsızlığıyla ilgili muayane olmak için Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gitti. Muayane için sıra alamayınca hastaneden ayrıldı. Eve gitmek için yürürken açlık grevleriyle ilgili düzenlenen eylemin ortasında kaldı. Polisin biber gazıyla göstericileri dağıttığı sırada göstericilerin arasında kalan ve biber gazından etkilenmemek için o bölgeden uzaklaşmaya çalışan Taşdemir, polis tarafından yakalandı ve gözaltına alındı. Karakolda verdiği ifadede eylemle ilgisinin olmadığını söyleyip, suçlamaları kabul etmese de tutuklandı. Hakkında isnat edilen suç ise ‘örgüt çağrısına uyup eyleme katılmak’tı.
Reçete ve simit
Göstericiler arasında da kimsenin Osman’ı tanımadığını söyleyen avukatı Hayriye Asrağ, “Gözaltına alındığında çantasında reçetesi ve rahatsızlığı nedeniyle oturma simidi var. Hastaneyle işi olduğu belli. Ama hiçbir suçu olmadığı halde 2,5 aydır içeride. İlk duruşmada tahliye olacak belki ama iddianamesi dahi hazırlanmadı” diye konuştu.
Anne Ayten Taşdemir ise oğlunun çok hasta olduğunu belirterek adaletin talebinde bulundu. Anne Taşdemir, “Osman, okuldan eve, evden okula giden bir çocuk. İstese bile eyleme falan katılamaz. Çünkü yürümekte güçlük çekiyor” dedi. Taşdemir’in kardeşi Rıdvan Taşdemir de ağabeyinin politik bir tavrının olmadığını kaydederek şunları söyledi: “Gözaltına alındığı anda omurilik rahatsızlığından ötürü kaçamadığı için ilk olarak polisler onu almışlar. Sağlık problemleri halen devam ediyor. Lütfen onu bıraksınlar artık.”
‘Her gece düşünüyorum’
Prof. Dr. Adem Sözüer, dün Radikal’den Ezgi Başaran’a verdiği röportajda, şunları söylemişti: “Bakın benim bir öğrencim var, şu anda tutuklu. Ben bu çocuğu yurt dışında bilimsel araştırmalara götürdüm. İstanbul Üniversitesi’ndeki tüm öğretim üyeleri tanıyor. Hiçbir olayla ilgisi olmayan bir çocuk. Bir gün hastaneye tedavi olmaya giderken, bir gösteriye denk geliyor. Kendi ifadesiyle gösteriye katılmıyor, velev ki katılsın. Orada yakalanıp tutuklanıyor. Neden? Örgüt üyeliğinden. Çantasında simidi ve özel hastalığıyla ilgili hastaneden aldığı reçetesi bile var. Bu çocuk dava açılıp derdini anlatana kadar bir sene geçecek. Daha hakimin bu dosyaya bakma fırsatı bile olmamıştır. Şimdi bizim bu kadar yatırım yaptığımız bir insanın hayatından çalınan günlere bakın. Her gece bu öğrencimi düşünüyorum.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
İÜ Hukuk Fakültesi öğrencisi Taşdemir, Okmeydanı’nda hastaneden çıkarken gösterinin ortasında kalınca tutuklandı ve 2.5 aydır cezaevinde iddianame bekliyor.Taşdemir'in çantasında da reçete ve oturma simiti vardı
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi’nin başarılı son sınıf öğrencilerinden Osman Taşdemir 2,5 aydır tutuklu. Nedeni ise Okmedaydanı’ndaki izinsiz gösteride gözaltına alınması. Oysa ki iddiaya göre hukuk öğrencisi genç o sırada hastaneden dönüyordu. Çantasında da reçete ve oturma simiti vardı.
İ.Ü Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer’in “Her gece bu öğrencimi düşünüyorum” diyerek haksız tutuklamalara örnek gösterdiği Taşdemir, hakkında hazırlanacak iddianameyi bekliyor.
Ağrı Doğubeyazıt’lı 7 kişilik bir ailenin en büyük çocuğu olan Osman Taşdemir’in babası inşaat işçisi. Taşdemir, fakültenin en başarılı 10 öğrencisinden biri. Sözüer’le birlikte Almanya’daki hukuk konferanslarına katılan ve iyi derecede Almanca bilen Taşdemir 30 Ekim 2012’de Okmeydanı’nda gözaltına alındı ve tutuklandı. Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Taşdemir aynı zamanda Ankilozan spondilit adlı omurilik rahatsızlığıyla da mücadele ediyor.
‘Muayeneye giremedim’
Taşdemir’in gözaltına alınma süreci dosyadaki ifadesine göre şöyle gelişti; Taşdemir o gün sabah okulda derslerine girdikten sonra öğle saatlerinde rahatsızlığıyla ilgili muayane olmak için Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gitti. Muayane için sıra alamayınca hastaneden ayrıldı. Eve gitmek için yürürken açlık grevleriyle ilgili düzenlenen eylemin ortasında kaldı. Polisin biber gazıyla göstericileri dağıttığı sırada göstericilerin arasında kalan ve biber gazından etkilenmemek için o bölgeden uzaklaşmaya çalışan Taşdemir, polis tarafından yakalandı ve gözaltına alındı. Karakolda verdiği ifadede eylemle ilgisinin olmadığını söyleyip, suçlamaları kabul etmese de tutuklandı. Hakkında isnat edilen suç ise ‘örgüt çağrısına uyup eyleme katılmak’tı.
Reçete ve simit
Göstericiler arasında da kimsenin Osman’ı tanımadığını söyleyen avukatı Hayriye Asrağ, “Gözaltına alındığında çantasında reçetesi ve rahatsızlığı nedeniyle oturma simidi var. Hastaneyle işi olduğu belli. Ama hiçbir suçu olmadığı halde 2,5 aydır içeride. İlk duruşmada tahliye olacak belki ama iddianamesi dahi hazırlanmadı” diye konuştu.
Anne Ayten Taşdemir ise oğlunun çok hasta olduğunu belirterek adaletin talebinde bulundu. Anne Taşdemir, “Osman, okuldan eve, evden okula giden bir çocuk. İstese bile eyleme falan katılamaz. Çünkü yürümekte güçlük çekiyor” dedi. Taşdemir’in kardeşi Rıdvan Taşdemir de ağabeyinin politik bir tavrının olmadığını kaydederek şunları söyledi: “Gözaltına alındığı anda omurilik rahatsızlığından ötürü kaçamadığı için ilk olarak polisler onu almışlar. Sağlık problemleri halen devam ediyor. Lütfen onu bıraksınlar artık.”
‘Her gece düşünüyorum’
Prof. Dr. Adem Sözüer, dün Radikal’den Ezgi Başaran’a verdiği röportajda, şunları söylemişti: “Bakın benim bir öğrencim var, şu anda tutuklu. Ben bu çocuğu yurt dışında bilimsel araştırmalara götürdüm. İstanbul Üniversitesi’ndeki tüm öğretim üyeleri tanıyor. Hiçbir olayla ilgisi olmayan bir çocuk. Bir gün hastaneye tedavi olmaya giderken, bir gösteriye denk geliyor. Kendi ifadesiyle gösteriye katılmıyor, velev ki katılsın. Orada yakalanıp tutuklanıyor. Neden? Örgüt üyeliğinden. Çantasında simidi ve özel hastalığıyla ilgili hastaneden aldığı reçetesi bile var. Bu çocuk dava açılıp derdini anlatana kadar bir sene geçecek. Daha hakimin bu dosyaya bakma fırsatı bile olmamıştır. Şimdi bizim bu kadar yatırım yaptığımız bir insanın hayatından çalınan günlere bakın. Her gece bu öğrencimi düşünüyorum.”
Son Güncelleme: Salı, 22 Ocak 2013 13:38
Gösterim: 3575

