Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
MEB, 2011-2012 eğitim öğretim yılı istatistiklerini yayımladı. Sayısal verilere göre, Türkiye'de 60 bin 165 okulda toplam 25 milyon 429 bin 670 öğrenci eğitim görüyor, 880 bin 317 öğretmen de hizmet veriyor. Türkiye genelindeki tüm okullarda ise toplam 607 bin 98 derslik bulunuyor.
2010-2011 eğitim-öğretim yılı verileriyle kıyaslandığında örgün ve yaygın eğitimdeki okul sayısında 426, öğrenci sayısında 797 bin 839, öğretmen sayısında 34 bin 778 ve derslik sayısında da 15 bin 890 artış oldu.
Örgün eğitimde 435 bin 328 erkek, 445 bin 43 kadın görev yapıyor; 8 milyon 756 bin 141'i erkek, 8 milyon 149 bin 2'si kız olmak üzere 16 milyon 905 bin 143 öğrenci öğretim görüyor.
Yaygın eğitimde ise 4 milyon 144 bin 631'i erkek, 4 milyon 379 bin 896'sı kız toplam 8 milyon 524 bin 527 öğrenci okuyor.
Okul öncesi dersliklerinde yaklaşık 2 bin 500 artış
Okul öncesi eğitimdeki okul sayısı, geçen seneye göre bin 19 artışla 28 bin 625 olarak belirlendi. Öğrenci sayısı ise bu sene 53 bin 738 arttı.
Türkiye'de 607 bin 52'si erkek, 562 bin 504'ü kız olmak üzere toplam 1 milyon 169 bin 556 öğrenci okul öncesi eğitimi alıyor. Okul öncesi eğitim kurumlarında 2 bin 953'ü erkek, 52 bin 930'i kadın olmak üzere toplam 55 bin 883 öğretmen görev yapıyor.
Kurumlardaki toplam derslik sayısı ise geçen seneye göre 2 bin 466 artışla 48 bin 802'ye çıktı.
Özel okul öncesi eğitim kurumu olarak da 3 bin 453 okul bulunurken, bu okullarda toplam 110 bin 652 öğrenci eğitim alıyor.
Öğretmen ve derslik sayısı arttı
8 yıl eğitim verilen ilköğretim kurumlarında, 32 bin 108 okul bulunuyor. Bu okullarda 5 milyon 622 bin 661 erkek, 5 milyon 356 bin 640 kız, toplam 10 milyon 979 bin 301 öğrenci okuyor.
İlköğretimdeki öğrenci sayısında, bir önceki eğitim yılıyla kıyaslandığında bin 799 öğrencilik düşüş yaşandı. Erkek öğrencilerin sayısı 815, kız öğrencilerin sayısı ise 984 azaldı. Okul sayısında 689'luk düşüş meydana geldi.
Öğretmen ve derslik sayıları ise arttı. Toplam öğretmen sayısı 503 bin 328'den 515 bin 852'ye, derslik sayısı 339 bin 653'ten 344 bin 710'a çıktı.
Açık ilköğretimdeki öğrenci sayısı, 404 bin 879'dan 607 bin 890'a yükseldi. 2010-2011 öğretim yılı verilerine göre açık ilköğretimde 195 bin 618 erkek, 209 bin 261 kız öğrenci eğitim görürken, 2011-2012 öğretim yılında erkek öğrenci sayısı, 292 bin 70'e kız öğrenci sayısı ise 315 bin 820'ye çıktı.
Özel ilköğretim okul sayısında da artış yaşandı. 931 özel ilköğretim okulunda, 286 bin 972 öğrenci eğitim görüyor.
Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) sayısı, geçen seneye göre 44 azalışla 495 olarak belirlendi. Öğrenci sayısı ise 34 bin 669 düşüşle 212 bin 894 oldu.
Liselerde erkek öğretmen sayısı fazla
Bakanlığın verilerine göre, ortaöğretimde 9 bin 672 okulda, 2 milyon 526 bin 428'i erkek, 2 milyon 229 bin 858'i kız toplam 4 milyon 756 bin 286 öğrenci eğitim görüyor. Geçen senenin verilerine göre, okul sayısında 391, öğrenci sayısında 7 bin 676 artış oldu.
Öte yandan genel ve mesleki ortaöğretim kurumlarında okuyan erkek öğrenci sayısı 59 bin 743 düştü, kız öğrenci sayısı ise 67 bin 419 arttı.
Ortaöğretimdeki derslik sayısı da 4 bin 154 artışla 121 bin 914 olarak belirlendi.
Liselerde 134 bin 153'ü erkek, 101 bin 661'i kadın olmak üzere toplam 235 bin 814 öğretmen görev yapıyor.
Genel açıköğretim liselerinin öğrenci sayıları da arttı. Buna göre, 134 bin 538 öğrencinin daha kayıt yaptırmasıyla açıköğretim lisesine giden öğrenci sayısı 680 bin 139'a çıktı. Genel açıköğretim lisesinde erkek öğrenci sayısı kız öğrencilere göre yüksek bulunuyor. Buna göre, bu okullarda 378 bin 754 erkek, 301 bin 385 kız öğrenci okuyor.
Mesleki açıköğretim liselerinde 128 bin 409'u erkek, 131 bin 720'si kız toplam 260 bin 129 öğrenci eğitim görüyor.
Son 5 yılda en çok derslik 2010'da yapıldı
İstatistik bilgilerinde MEB tarafından yıllara göre yapılan derslik sayılarına da yer verildi.
Türkiye genelinde, Eğitime yüzde 100 Destek Kampanyası ile Dünya Bankası, Avrupa Birliği Hibesi, Milli Piyango, Eğitime Fiziksel Katkı Projesi (EFİKAP), Telekom ve TOKİ kaynaklarıyla da derslik yaptırıldı.
Geçen yıl yapılan derslik sayısı toplam 9 bin 802 olarak belirlendi. Bunun bin 627'sini anaokulu/anasınıfı, 3 bin 797'sini ilköğretim, 2 bin 7'sini mesleki eğitim de dahil olmak üzere ortaöğretim, 114'ünü yaygın eğitim kurumları, 2 bin 257'sini ise Eğitime Yüzde 100 Destek kampanyasıyla yapılan derslikler oluşturdu.
Son 5 yıl verilerine bakıldığında yapılan derslik sayıları şöyle:
En çok derslik, anasınıfı veya anaokullarına 2011'de, ilköğretime 2008'de, ortaöğretime 2010'da, yaygın eğitime 2011'de yapılırken, Eğitime Yüzde 10 Destek Kampanyasıyla ise en çok derslik 2007 yılında eğitime kazandırıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB, 2011-2012 eğitim öğretim yılı istatistiklerini yayımladı. Sayısal verilere göre, Türkiye'de 60 bin 165 okulda toplam 25 milyon 429 bin 670 öğrenci eğitim görüyor, 880 bin 317 öğretmen de hizmet veriyor. Türkiye genelindeki tüm okullarda ise toplam 607 bin 98 derslik bulunuyor.
2010-2011 eğitim-öğretim yılı verileriyle kıyaslandığında örgün ve yaygın eğitimdeki okul sayısında 426, öğrenci sayısında 797 bin 839, öğretmen sayısında 34 bin 778 ve derslik sayısında da 15 bin 890 artış oldu.
Örgün eğitimde 435 bin 328 erkek, 445 bin 43 kadın görev yapıyor; 8 milyon 756 bin 141'i erkek, 8 milyon 149 bin 2'si kız olmak üzere 16 milyon 905 bin 143 öğrenci öğretim görüyor.
Yaygın eğitimde ise 4 milyon 144 bin 631'i erkek, 4 milyon 379 bin 896'sı kız toplam 8 milyon 524 bin 527 öğrenci okuyor.
Okul öncesi dersliklerinde yaklaşık 2 bin 500 artış
Okul öncesi eğitimdeki okul sayısı, geçen seneye göre bin 19 artışla 28 bin 625 olarak belirlendi. Öğrenci sayısı ise bu sene 53 bin 738 arttı.
Türkiye'de 607 bin 52'si erkek, 562 bin 504'ü kız olmak üzere toplam 1 milyon 169 bin 556 öğrenci okul öncesi eğitimi alıyor. Okul öncesi eğitim kurumlarında 2 bin 953'ü erkek, 52 bin 930'i kadın olmak üzere toplam 55 bin 883 öğretmen görev yapıyor.
Kurumlardaki toplam derslik sayısı ise geçen seneye göre 2 bin 466 artışla 48 bin 802'ye çıktı.
Özel okul öncesi eğitim kurumu olarak da 3 bin 453 okul bulunurken, bu okullarda toplam 110 bin 652 öğrenci eğitim alıyor.
Öğretmen ve derslik sayısı arttı
8 yıl eğitim verilen ilköğretim kurumlarında, 32 bin 108 okul bulunuyor. Bu okullarda 5 milyon 622 bin 661 erkek, 5 milyon 356 bin 640 kız, toplam 10 milyon 979 bin 301 öğrenci okuyor.
İlköğretimdeki öğrenci sayısında, bir önceki eğitim yılıyla kıyaslandığında bin 799 öğrencilik düşüş yaşandı. Erkek öğrencilerin sayısı 815, kız öğrencilerin sayısı ise 984 azaldı. Okul sayısında 689'luk düşüş meydana geldi.
Öğretmen ve derslik sayıları ise arttı. Toplam öğretmen sayısı 503 bin 328'den 515 bin 852'ye, derslik sayısı 339 bin 653'ten 344 bin 710'a çıktı.
Açık ilköğretimdeki öğrenci sayısı, 404 bin 879'dan 607 bin 890'a yükseldi. 2010-2011 öğretim yılı verilerine göre açık ilköğretimde 195 bin 618 erkek, 209 bin 261 kız öğrenci eğitim görürken, 2011-2012 öğretim yılında erkek öğrenci sayısı, 292 bin 70'e kız öğrenci sayısı ise 315 bin 820'ye çıktı.
Özel ilköğretim okul sayısında da artış yaşandı. 931 özel ilköğretim okulunda, 286 bin 972 öğrenci eğitim görüyor.
Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) sayısı, geçen seneye göre 44 azalışla 495 olarak belirlendi. Öğrenci sayısı ise 34 bin 669 düşüşle 212 bin 894 oldu.
Liselerde erkek öğretmen sayısı fazla
Bakanlığın verilerine göre, ortaöğretimde 9 bin 672 okulda, 2 milyon 526 bin 428'i erkek, 2 milyon 229 bin 858'i kız toplam 4 milyon 756 bin 286 öğrenci eğitim görüyor. Geçen senenin verilerine göre, okul sayısında 391, öğrenci sayısında 7 bin 676 artış oldu.
Öte yandan genel ve mesleki ortaöğretim kurumlarında okuyan erkek öğrenci sayısı 59 bin 743 düştü, kız öğrenci sayısı ise 67 bin 419 arttı.
Ortaöğretimdeki derslik sayısı da 4 bin 154 artışla 121 bin 914 olarak belirlendi.
Liselerde 134 bin 153'ü erkek, 101 bin 661'i kadın olmak üzere toplam 235 bin 814 öğretmen görev yapıyor.
Genel açıköğretim liselerinin öğrenci sayıları da arttı. Buna göre, 134 bin 538 öğrencinin daha kayıt yaptırmasıyla açıköğretim lisesine giden öğrenci sayısı 680 bin 139'a çıktı. Genel açıköğretim lisesinde erkek öğrenci sayısı kız öğrencilere göre yüksek bulunuyor. Buna göre, bu okullarda 378 bin 754 erkek, 301 bin 385 kız öğrenci okuyor.
Mesleki açıköğretim liselerinde 128 bin 409'u erkek, 131 bin 720'si kız toplam 260 bin 129 öğrenci eğitim görüyor.
Son 5 yılda en çok derslik 2010'da yapıldı
İstatistik bilgilerinde MEB tarafından yıllara göre yapılan derslik sayılarına da yer verildi.
Türkiye genelinde, Eğitime yüzde 100 Destek Kampanyası ile Dünya Bankası, Avrupa Birliği Hibesi, Milli Piyango, Eğitime Fiziksel Katkı Projesi (EFİKAP), Telekom ve TOKİ kaynaklarıyla da derslik yaptırıldı.
Geçen yıl yapılan derslik sayısı toplam 9 bin 802 olarak belirlendi. Bunun bin 627'sini anaokulu/anasınıfı, 3 bin 797'sini ilköğretim, 2 bin 7'sini mesleki eğitim de dahil olmak üzere ortaöğretim, 114'ünü yaygın eğitim kurumları, 2 bin 257'sini ise Eğitime Yüzde 100 Destek kampanyasıyla yapılan derslikler oluşturdu.
Son 5 yıl verilerine bakıldığında yapılan derslik sayıları şöyle:
En çok derslik, anasınıfı veya anaokullarına 2011'de, ilköğretime 2008'de, ortaöğretime 2010'da, yaygın eğitime 2011'de yapılırken, Eğitime Yüzde 10 Destek Kampanyasıyla ise en çok derslik 2007 yılında eğitime kazandırıldı.
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 11:49
Gösterim: 2513
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fatih Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nün vize sınavında yer alan bir soru öğrencileri şaşırttı.
“Öğretim İlke ve Yöntemleri” adlı dersin 6 Nisan Cuma günü düzenlenen 40 soruluk çoktan seçmeli sınavında, “Konuşmacıya öğrencilerin yumurta atması hangi öğretim ilkesinin yanlış anlaşıldığını gösterir?” sorusu yer aldı. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan’ın hazırladığı, cevabı “Özgürlük” olan sorunun diğer şıkları arasında ise, “Demokrasi”, “Otorite”, “Yetki”, “Eşitlik” vardı. Dersin öğretim üyesi Dr. Okutan, “Öğrenciler, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlamaları için sordum” diyerek sınıfı test ettiğini söyledi.
Öğrenciler tepkili
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü 2. sınıf öğrencisi, Öğrenci Kolektifleri üyesi Berna Demirdaş (20), soruyu görünce şaşırdığını belirterek, “Sınavdan sonra konuştuğum arkadaşlarımın çoğu cevabı doğru bilmiş, özgürlük olarak işaretlemiş. Üniversiteler bilim yeriyse her şey tartışılabilmeli. Yumurta olayını öğrencilere böyle kabul ettirmeye çalışıyorlar. Yumurta atmak, bizim için saldırı amacı gütmeyen bir protesto şekli” diye konuştu.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan ise, öğrencilerin derste öğrendikleri ile güncel olaylar arasında ilişki kurabilmeleri için böyle bir soru hazırladığını ifade ederek, “Soruyu, yumurta atmayı eğitimin hangi ilkesiyle bağdaştırdıklarını anlamaları için sordum. Eğitimde özgürlük ilkesi vardır. ‘Öğrenci özgür olmalı, istediği zaman yumurta da atmalı’ gibi anlaşılıyor. Öyle bir özgürlüğün olmadığını bilmesi açısından, öğrenciyi test etmek için sordum. Öğrenci, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlaması için sordum. Sınavları görevli başka bir arkadaşa okuttum. Henüz sonuçlarını bilmiyorum. Güncel olaylarla okuduğu dersi bağdaştırabiliyor mu öğrenci, ona bakmaya çalışıyorum. Maalesef böyle bir sıkıntımız var. Çocuk dersi okuyor ama güncel bir şey oluyor, ‘Yumurta atma olayını duydun mu’, ‘Yumurta attın mı’ diyoruz, bilmiyorlar. Bizim fakültede yumurta atan yok. Öğrencilerden herhangi bir tepki almadım. Muhtemelen çoğu doğru cevap vermiştir” dedi.
(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fatih Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nün vize sınavında yer alan bir soru öğrencileri şaşırttı.
“Öğretim İlke ve Yöntemleri” adlı dersin 6 Nisan Cuma günü düzenlenen 40 soruluk çoktan seçmeli sınavında, “Konuşmacıya öğrencilerin yumurta atması hangi öğretim ilkesinin yanlış anlaşıldığını gösterir?” sorusu yer aldı. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan’ın hazırladığı, cevabı “Özgürlük” olan sorunun diğer şıkları arasında ise, “Demokrasi”, “Otorite”, “Yetki”, “Eşitlik” vardı. Dersin öğretim üyesi Dr. Okutan, “Öğrenciler, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlamaları için sordum” diyerek sınıfı test ettiğini söyledi.
Öğrenciler tepkili
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü 2. sınıf öğrencisi, Öğrenci Kolektifleri üyesi Berna Demirdaş (20), soruyu görünce şaşırdığını belirterek, “Sınavdan sonra konuştuğum arkadaşlarımın çoğu cevabı doğru bilmiş, özgürlük olarak işaretlemiş. Üniversiteler bilim yeriyse her şey tartışılabilmeli. Yumurta olayını öğrencilere böyle kabul ettirmeye çalışıyorlar. Yumurta atmak, bizim için saldırı amacı gütmeyen bir protesto şekli” diye konuştu.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan ise, öğrencilerin derste öğrendikleri ile güncel olaylar arasında ilişki kurabilmeleri için böyle bir soru hazırladığını ifade ederek, “Soruyu, yumurta atmayı eğitimin hangi ilkesiyle bağdaştırdıklarını anlamaları için sordum. Eğitimde özgürlük ilkesi vardır. ‘Öğrenci özgür olmalı, istediği zaman yumurta da atmalı’ gibi anlaşılıyor. Öyle bir özgürlüğün olmadığını bilmesi açısından, öğrenciyi test etmek için sordum. Öğrenci, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlaması için sordum. Sınavları görevli başka bir arkadaşa okuttum. Henüz sonuçlarını bilmiyorum. Güncel olaylarla okuduğu dersi bağdaştırabiliyor mu öğrenci, ona bakmaya çalışıyorum. Maalesef böyle bir sıkıntımız var. Çocuk dersi okuyor ama güncel bir şey oluyor, ‘Yumurta atma olayını duydun mu’, ‘Yumurta attın mı’ diyoruz, bilmiyorlar. Bizim fakültede yumurta atan yok. Öğrencilerden herhangi bir tepki almadım. Muhtemelen çoğu doğru cevap vermiştir” dedi.
(radikal)
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 11:11
Gösterim: 2018
Gaziantep'te 17 yaşındaki M.G.'nin, 85 yaşındaki kanser hastası dedesinin ölümünden mesul tuttuğu Op. Dr. Ersin Arslan'ı (30) bıçaklayarak öldürmesi Türkiye'yi yasa boğdu.
Önceki gece işlenen cinayet, başta Gaziantep olmak üzere birçok ilde protesto edildi. Sağlık Bakanlığı'ndan sendikalara, Meclis'ten tabip odalarına kadar herkes, olayı kınadı. Bakanlık, Arslan'ın yakınlarının her türlü hukukî hakkının bizzat takip edileceğini vurgularken, hastanelerdeki güvenlik tedbirlerinin de artırılacağını açıkladı. Şiddet olaylarının kamu davası statüsünde görülmesini isteyen doktorlar, bugün İstanbul'daki hastanelerde aciller dışında çalışmayacak. Cinayetle ilgili gündeme gelen ayrıntılar ise dehşet verici nitelikte. Görgü şahitlerinin verdiği bilgilere göre M.G. bıçakladığı doktorun yanına kimseyi yaklaştırmadı ve müdahale edilmesini engelleyerek ölmesini bekledi.
Dr. Ersin Arslan için görev yaptığı Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'nde tören düzenlendi. Törenin ardından Kayaönü'ndeki baba evine götürülen genç doktorun naaşı daha sonra Bahaeddin Nakıboğlu Camii'ne getirildi. Arslan'ı son yolculuğunda şehirdeki devlet ve özel hastanelerde görev yapan yüzlerce doktor ve sağlık personeli yalnız bırakmadı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan ve bir önceki görev yeri olan Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tanıştığı meslektaşı Sibel Arslan'la 2 yıl önce hayatını birleştiren doktorun geride kalan ailesi de büyük üzüntü yaşadı. Baba Ramazan Arslan, ayakta durmakta güçlük çekerken, gözyaşlarına hâkim olamadı. Arslan'ın naaşı dün öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından asri mezarlıkta toprağa verildi. Cenaze aracının arkasından eşi için gözyaşı döken ve 6 aylık hamile olduğu öğrenilen Sibel Arslan'ı yakınları sakinleştirmeye çalıştı.
Cinayetiyle ilgili kan donduran bir gerçek gündeme geldi. Görgü tanıklarının ifadesine göre saldırgan M.G., olaydan sonra kimseyi yanına yaklaştırmayarak genç doktorun ölmesini bekledi.
Olayla ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, şiddete müsaade etmemeye kararlı olduklarını belirterek alınacak yeni önlemlerle ilgili bilgi verdi: "Aldığımız tedbirleri daha da artıracağız. Bu kapsamda sayılarını artırdığımız güvenlik elamanlarımızı ciddi eğitimlere tabi tutuyoruz. Özellikle acil servisler başta olmak üzere, hastanelerimiz başta olmak üzere güvenlik tedbirlerini artırıyoruz. Bu çerçevede görüntüleme sistemleri ile ilgili yeni düzenlemeler de gerçekleştiriyoruz. Hastanelerde x-ray cihazlarına varan tedbirler alınabilir."
Bugün 'acil'ler dışında hizmet yok
İstanbul Tabip Odası, İstanbul'da bugün tüm hastanelerde acil servisler dışında çalışmayacaklarını duyurdu. Şiddete karşı tepkilerini hizmet vermeyerek göstereceklerini ifade eden Genel Sekreter Ali Çerkezoğlu, "Türkiye'deki tüm hekimlerle ve sağlık çalışanları ile birlikte Gaziantep'te bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan'ı anmak ve tepkimizi göstermek üzere acil sağlık hizmetleri dışında yarın (bugün) hizmet sunmuyoruz." dedi.
Yakalanınca, "Ceza alır mıyım?" diye sordu
Doktor Ersin Arslan'ın katil zanlısı M.G., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Doğduktan 40 gün sonra anne-babası boşanan zanlıyı, üvey annesinin bakmaması üzerine dedesi Mehmet G.'nin büyüttüğü öğrenildi. Polisteki sorgusunda, kendisini büyüten ve 'ondan başka kimsesinin olmadığını' ifade ettiği dedesinin ölümüne çok üzüldüğünü belirten M.G.'nin, evden aldığı ekmek bıçağıyla genç doktoru servisteki odasında bıçakladığını itiraf ettiği bildirildi. M.G.'nin ifadesi alındığı sırada, yanında bulunan avukatına, "Ben bu işten ceza alır mıyım? Cezaevine girer miyim?'' diye sorduğu belirtildi. Zanlının babası Abdullah G.'nin de doktorun ölümünden büyük üzüntü duyduğu ve, "Keşke doktor değil de kendisi ölseydi." dediği öğrenildi. M.G.'nin cinayeti çevresinin etkisiyle yapmış olabileceğini de alınan bilgiler arasında.
2,5 yılda 131 hekim saldırıya uğradı
Dr. Ersin Arslan'ın öldürülmesi, sağlık çalışanlarına karşı artan şiddeti akıllara getirdi. İstanbul Tabip Odası verilerine göre son 2,5 yılda 131 hekim, 'şiddet' şikâyetiyle yargıya başvurdu. Sağlık çalışanlarına karşı saldırıların iyi analiz edilip gerekli önlemleri almalarının şart olduğunu belirten Güneydoğu Uluslararası Sağlık Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Çevik, "Hekimler de insandır. Ölümü yok edemezler. Doktorlarımız bazen ailesinin yüzünü bile görememektedirler." dedi. Son günlerde medyaya yansıyan doktora şiddet olaylarından bazıları şöyle: İstanbul Haseki'de Dr. Hasan Ceylan, Metris Cezaevi'nden muayeneye getirilen tutuklunun jiletli saldırısı sonucu yaralandı. Çankırı Devlet Hastanesi'nde Dr. Tunç Garip, hastasının kalemli saldırısına uğradı. Malatya'da karma aşı yapmak için 6 aylık bebeğin evine giden Dr. Tuna İnam ile ebe Yurdagül Keklikçi'ye bebeğin babası satırla saldırdı. Muğla'da yaralanan bir kişi, yardıma gelen 112 doktoru Hulki Özen'i darp etti.
(zaman)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gaziantep'te 17 yaşındaki M.G.'nin, 85 yaşındaki kanser hastası dedesinin ölümünden mesul tuttuğu Op. Dr. Ersin Arslan'ı (30) bıçaklayarak öldürmesi Türkiye'yi yasa boğdu.
Önceki gece işlenen cinayet, başta Gaziantep olmak üzere birçok ilde protesto edildi. Sağlık Bakanlığı'ndan sendikalara, Meclis'ten tabip odalarına kadar herkes, olayı kınadı. Bakanlık, Arslan'ın yakınlarının her türlü hukukî hakkının bizzat takip edileceğini vurgularken, hastanelerdeki güvenlik tedbirlerinin de artırılacağını açıkladı. Şiddet olaylarının kamu davası statüsünde görülmesini isteyen doktorlar, bugün İstanbul'daki hastanelerde aciller dışında çalışmayacak. Cinayetle ilgili gündeme gelen ayrıntılar ise dehşet verici nitelikte. Görgü şahitlerinin verdiği bilgilere göre M.G. bıçakladığı doktorun yanına kimseyi yaklaştırmadı ve müdahale edilmesini engelleyerek ölmesini bekledi.
Dr. Ersin Arslan için görev yaptığı Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'nde tören düzenlendi. Törenin ardından Kayaönü'ndeki baba evine götürülen genç doktorun naaşı daha sonra Bahaeddin Nakıboğlu Camii'ne getirildi. Arslan'ı son yolculuğunda şehirdeki devlet ve özel hastanelerde görev yapan yüzlerce doktor ve sağlık personeli yalnız bırakmadı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan ve bir önceki görev yeri olan Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tanıştığı meslektaşı Sibel Arslan'la 2 yıl önce hayatını birleştiren doktorun geride kalan ailesi de büyük üzüntü yaşadı. Baba Ramazan Arslan, ayakta durmakta güçlük çekerken, gözyaşlarına hâkim olamadı. Arslan'ın naaşı dün öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından asri mezarlıkta toprağa verildi. Cenaze aracının arkasından eşi için gözyaşı döken ve 6 aylık hamile olduğu öğrenilen Sibel Arslan'ı yakınları sakinleştirmeye çalıştı.
Cinayetiyle ilgili kan donduran bir gerçek gündeme geldi. Görgü tanıklarının ifadesine göre saldırgan M.G., olaydan sonra kimseyi yanına yaklaştırmayarak genç doktorun ölmesini bekledi.
Olayla ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, şiddete müsaade etmemeye kararlı olduklarını belirterek alınacak yeni önlemlerle ilgili bilgi verdi: "Aldığımız tedbirleri daha da artıracağız. Bu kapsamda sayılarını artırdığımız güvenlik elamanlarımızı ciddi eğitimlere tabi tutuyoruz. Özellikle acil servisler başta olmak üzere, hastanelerimiz başta olmak üzere güvenlik tedbirlerini artırıyoruz. Bu çerçevede görüntüleme sistemleri ile ilgili yeni düzenlemeler de gerçekleştiriyoruz. Hastanelerde x-ray cihazlarına varan tedbirler alınabilir."
Bugün 'acil'ler dışında hizmet yok
İstanbul Tabip Odası, İstanbul'da bugün tüm hastanelerde acil servisler dışında çalışmayacaklarını duyurdu. Şiddete karşı tepkilerini hizmet vermeyerek göstereceklerini ifade eden Genel Sekreter Ali Çerkezoğlu, "Türkiye'deki tüm hekimlerle ve sağlık çalışanları ile birlikte Gaziantep'te bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan'ı anmak ve tepkimizi göstermek üzere acil sağlık hizmetleri dışında yarın (bugün) hizmet sunmuyoruz." dedi.
Yakalanınca, "Ceza alır mıyım?" diye sordu
Doktor Ersin Arslan'ın katil zanlısı M.G., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Doğduktan 40 gün sonra anne-babası boşanan zanlıyı, üvey annesinin bakmaması üzerine dedesi Mehmet G.'nin büyüttüğü öğrenildi. Polisteki sorgusunda, kendisini büyüten ve 'ondan başka kimsesinin olmadığını' ifade ettiği dedesinin ölümüne çok üzüldüğünü belirten M.G.'nin, evden aldığı ekmek bıçağıyla genç doktoru servisteki odasında bıçakladığını itiraf ettiği bildirildi. M.G.'nin ifadesi alındığı sırada, yanında bulunan avukatına, "Ben bu işten ceza alır mıyım? Cezaevine girer miyim?'' diye sorduğu belirtildi. Zanlının babası Abdullah G.'nin de doktorun ölümünden büyük üzüntü duyduğu ve, "Keşke doktor değil de kendisi ölseydi." dediği öğrenildi. M.G.'nin cinayeti çevresinin etkisiyle yapmış olabileceğini de alınan bilgiler arasında.
2,5 yılda 131 hekim saldırıya uğradı
Dr. Ersin Arslan'ın öldürülmesi, sağlık çalışanlarına karşı artan şiddeti akıllara getirdi. İstanbul Tabip Odası verilerine göre son 2,5 yılda 131 hekim, 'şiddet' şikâyetiyle yargıya başvurdu. Sağlık çalışanlarına karşı saldırıların iyi analiz edilip gerekli önlemleri almalarının şart olduğunu belirten Güneydoğu Uluslararası Sağlık Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Çevik, "Hekimler de insandır. Ölümü yok edemezler. Doktorlarımız bazen ailesinin yüzünü bile görememektedirler." dedi. Son günlerde medyaya yansıyan doktora şiddet olaylarından bazıları şöyle: İstanbul Haseki'de Dr. Hasan Ceylan, Metris Cezaevi'nden muayeneye getirilen tutuklunun jiletli saldırısı sonucu yaralandı. Çankırı Devlet Hastanesi'nde Dr. Tunç Garip, hastasının kalemli saldırısına uğradı. Malatya'da karma aşı yapmak için 6 aylık bebeğin evine giden Dr. Tuna İnam ile ebe Yurdagül Keklikçi'ye bebeğin babası satırla saldırdı. Muğla'da yaralanan bir kişi, yardıma gelen 112 doktoru Hulki Özen'i darp etti.
(zaman)
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 10:08
Gösterim: 1947
Sabah Gazetesi Yazarı Emre Aköz’ün bugünkü yazısı.
Geçenlerde değinmiştim: Londra'daki Ulusal Ordu Müzesi'nin sitesi bir anket düzenledi.
Soru şöyleydi: "Britanya'nın En Büyük Düşman Komutanı Kimdir?"
Amaç Britanya'ya en çok zarar vermiş olan komutanı belirlemekti.
Listedeki 20 komutandan 5'i finale kaldı: Türkiye'den Mustafa Kemal, Fransa'dan Napolyon, Almanya'da Rommel, Amerika'dan George Washington, İrlanda'dan Michael Collins...
Geçen gün sonuç açıklandı:
En büyük düşman komutan olarak George Washington seçilmişti.
Çünkü İngilizlerin, Yeni Dünya'yı kaybetmelerine yol açan Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na (1775-
1783) damgasını o vurmuştu.
Bu arada aklıma düşüverdi: Atatürk, bir keresinde İsmet İnönü ile tartışırken, "İngilizler beni sever" demişti.
Acaba niye? Geçenlerde İngiliz tarihçi James Barr'ın "A Line in the Sand" adlı kitabını okuyordum. (Bu tabir, basitçe "Kumda bir çizgi" diye de çevrilebilir, ötesine geçilmeyen sınır anlamında "Kırmızı çizgi" diye de...)
James Barr, 1915'ten 1949'a, İngiltere ile Fransa'nın, Ortadoğu'yu bölüşmek için nasıl kapıştığını anlatıyor. Apaçık görüyorsunuz: Petrolün önemini kavramış olan İngilizler, Şubat 1924'e kadar fevkalade tedirginler. Halife'nin kendilerine karşı "cihat" ilan etmesinde korkuyorlar.
Derken şubat sonunda, Türkiye'nin Halifeliği kaldıracağını öğreniyorlar.
Nitekim aldıkları duyum, 3 Mart 1924'te gerçekleşiyor https://pharmaciepourhomme.fr/.
Kendinizi dönemin İngiliz yöneticilerinin yerine koyun: Sizi bir karabasandan kurtaran Mustafa Kemal'i sevmez misiniz?
(Emre Aköz-sabah)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sabah Gazetesi Yazarı Emre Aköz’ün bugünkü yazısı.
Geçenlerde değinmiştim: Londra'daki Ulusal Ordu Müzesi'nin sitesi bir anket düzenledi.
Soru şöyleydi: "Britanya'nın En Büyük Düşman Komutanı Kimdir?"
Amaç Britanya'ya en çok zarar vermiş olan komutanı belirlemekti.
Listedeki 20 komutandan 5'i finale kaldı: Türkiye'den Mustafa Kemal, Fransa'dan Napolyon, Almanya'da Rommel, Amerika'dan George Washington, İrlanda'dan Michael Collins...
Geçen gün sonuç açıklandı:
En büyük düşman komutan olarak George Washington seçilmişti.
Çünkü İngilizlerin, Yeni Dünya'yı kaybetmelerine yol açan Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na (1775-
1783) damgasını o vurmuştu.
Bu arada aklıma düşüverdi: Atatürk, bir keresinde İsmet İnönü ile tartışırken, "İngilizler beni sever" demişti.
Acaba niye? Geçenlerde İngiliz tarihçi James Barr'ın "A Line in the Sand" adlı kitabını okuyordum. (Bu tabir, basitçe "Kumda bir çizgi" diye de çevrilebilir, ötesine geçilmeyen sınır anlamında "Kırmızı çizgi" diye de...)
James Barr, 1915'ten 1949'a, İngiltere ile Fransa'nın, Ortadoğu'yu bölüşmek için nasıl kapıştığını anlatıyor. Apaçık görüyorsunuz: Petrolün önemini kavramış olan İngilizler, Şubat 1924'e kadar fevkalade tedirginler. Halife'nin kendilerine karşı "cihat" ilan etmesinde korkuyorlar.
Derken şubat sonunda, Türkiye'nin Halifeliği kaldıracağını öğreniyorlar.
Nitekim aldıkları duyum, 3 Mart 1924'te gerçekleşiyor https://pharmaciepourhomme.fr/.
Kendinizi dönemin İngiliz yöneticilerinin yerine koyun: Sizi bir karabasandan kurtaran Mustafa Kemal'i sevmez misiniz?
(Emre Aköz-sabah)
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 10:28
Gösterim: 2851
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü ve 17 Nisan 2012 tarihinde gerçekleştirilen "Okul Sütü Projesi" ihalesi onaylandı.
Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ve Kararname'ye ilişkin "Okul Sütü Programı Uygulama Tebliği"ne göre gerçekleştirilen projeyle, okul sütü 2 Mayıs’tan itibaren okullarda verilmeye başlanacak. Proje ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim okulu öğrencilerini kapsıyor. Ülke genelinde 32 bin 574 okulda 5 gün süreyle dağıtılacak uht süt, 7 milyon 200 bin öğrenciye 200 mililitrelik kutular halinde ulaştırılacak. 2012 yılı içinde yürütülecek proje; öğrencilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesi ile süt içme alışkanlığının kazandırılmasını ve geliştirilmesini sağlayacak. Ayrıca, piyasada oluşacak süt arzı fazlasının alınarak üreticiyi düşük fiyat baskısından korumayı amaçlıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü ve 17 Nisan 2012 tarihinde gerçekleştirilen "Okul Sütü Projesi" ihalesi onaylandı.
Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ve Kararname'ye ilişkin "Okul Sütü Programı Uygulama Tebliği"ne göre gerçekleştirilen projeyle, okul sütü 2 Mayıs’tan itibaren okullarda verilmeye başlanacak. Proje ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim okulu öğrencilerini kapsıyor. Ülke genelinde 32 bin 574 okulda 5 gün süreyle dağıtılacak uht süt, 7 milyon 200 bin öğrenciye 200 mililitrelik kutular halinde ulaştırılacak. 2012 yılı içinde yürütülecek proje; öğrencilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesi ile süt içme alışkanlığının kazandırılmasını ve geliştirilmesini sağlayacak. Ayrıca, piyasada oluşacak süt arzı fazlasının alınarak üreticiyi düşük fiyat baskısından korumayı amaçlıyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 10:00
Gösterim: 2301

