Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Paris'te bulunan Louvre Müzesi, geçen yılın en çok ziyaretçi alan sanat müzesi oldu.
Art gazetesinin yayımladığı en çok ziyaret edilen müzeler listesinde ilk sırada olan Louvre Müzesi'nin ziyaretçi sayısı geçen yıla oranla yüzde beşlik bir artış göstererek bu yıl 8.9 milyon sanatsevere ev sahipliği yaptı.
Listede ikici sırayı New York Metropolitan Müzesi alırken üçüncü sırada Londra'daki British Museum yer alıyor. Dördüncü ve beşinci sıralarda ise yine Londra'daki National Gallery ve Tate Modern bulunuyor.
Daha hesaplı
Louvre Müzesi, en çok ziyaretçi alanlar listesinde 2007 yılından bu yana liste başında bulunuyor.Art Gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzenin diğer kıymetli parçalarıyla birlikte Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa adlı tablosuna ev sahipliği yapmasının popülerliğini sağladığını söyledi.
Küresel ekonomik krize rağmen müze ziyaretçi sayısında artış olduğunu söyleyen Pes, bu sonuçların şaşırtıcı olmadığını ifade etti.Pes, "ABD'liler geçen yılki ekonomik kriz dolayısıyla kemerlerini sıktılar ve dışarı çıkarken daha az para harcayabilecekleri mekanlar olarak müzeleri seçtiler" dedi.
Editör Pes, ekonomik kriz ortamında, başka etkinliklere göre daha hesaplı olan müze aktivitelerine rağbetin arttığı görüşünde.
Büyük etki
Büyük müzelerin ziyaretçi oranının koleksiyonlarının büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu belirten Pes, New York Metropolitan Müzesinin, Picasso'nun eserlerini sergileyerek geniş kitlelere ulaştığını ifade etti.
Pes, müzelerin koleksiyon seçimleri konusunda dikkatli olmaları gerektiğini de belirtti ve halkta sanata karşı bir iştahı olduğunu ve müzelerin de harcanan paraların karşılığını verdiğini söyledi.
British Museum sözcüsü listede üçüncü sırada olmalarına çok sevindiklerini belirtirken 'Kendimizi, dünyaya dünyayı ücretsiz göstermeye adıyoruz' dedi.
National Gallery sözcüsü ise ilk beşe girdikleri için çok mutlu olduklarını belirtirken, Tate Modern'in sözcüsü ise ziyaretçi sayılarının dünya çapında sanata ve kültüre artışın bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri listesinde, altıncı sırada tüm ABD'deki tek Leonardo Da Vinci tablosuna ev sahipliği yapan Washington National Gallery of Art bulunuyor.
Yedinci sırada Tayvan National Palace Müzesi yer alırken, onu takiben sekizinci sırada Paris'teki Centre Pompidou var. Dokuzuncu sırada Kore'deki National Muesum, onuncu sırada ise Paris'teki Musée d'Orsay bulunuyor. En çok ziyaret edilen müzeler listesi, geçen yıl Ocak ve Aralık ayları arasında dünyada 400 sanat galerisinden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlandı.
Art gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzelerin son yıllarda çok büyük yol kat ettiğini, hedef kitlelerini büyütüp halkın sanata, özellikle de modern sanata olan iştahını arttırdıklarını söyledi.Pes, müzelerin artık daha iyi sergiler koyduğunu ve reklâmlarını daha iyi yaparak daha geniş kitlelere ulaşmasını takdir ettiğini belirtti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Paris'te bulunan Louvre Müzesi, geçen yılın en çok ziyaretçi alan sanat müzesi oldu.
Art gazetesinin yayımladığı en çok ziyaret edilen müzeler listesinde ilk sırada olan Louvre Müzesi'nin ziyaretçi sayısı geçen yıla oranla yüzde beşlik bir artış göstererek bu yıl 8.9 milyon sanatsevere ev sahipliği yaptı.
Listede ikici sırayı New York Metropolitan Müzesi alırken üçüncü sırada Londra'daki British Museum yer alıyor. Dördüncü ve beşinci sıralarda ise yine Londra'daki National Gallery ve Tate Modern bulunuyor.
Daha hesaplı
Louvre Müzesi, en çok ziyaretçi alanlar listesinde 2007 yılından bu yana liste başında bulunuyor.Art Gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzenin diğer kıymetli parçalarıyla birlikte Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa adlı tablosuna ev sahipliği yapmasının popülerliğini sağladığını söyledi.
Küresel ekonomik krize rağmen müze ziyaretçi sayısında artış olduğunu söyleyen Pes, bu sonuçların şaşırtıcı olmadığını ifade etti.Pes, "ABD'liler geçen yılki ekonomik kriz dolayısıyla kemerlerini sıktılar ve dışarı çıkarken daha az para harcayabilecekleri mekanlar olarak müzeleri seçtiler" dedi.
Editör Pes, ekonomik kriz ortamında, başka etkinliklere göre daha hesaplı olan müze aktivitelerine rağbetin arttığı görüşünde.
Büyük etki
Büyük müzelerin ziyaretçi oranının koleksiyonlarının büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu belirten Pes, New York Metropolitan Müzesinin, Picasso'nun eserlerini sergileyerek geniş kitlelere ulaştığını ifade etti.
Pes, müzelerin koleksiyon seçimleri konusunda dikkatli olmaları gerektiğini de belirtti ve halkta sanata karşı bir iştahı olduğunu ve müzelerin de harcanan paraların karşılığını verdiğini söyledi.
British Museum sözcüsü listede üçüncü sırada olmalarına çok sevindiklerini belirtirken 'Kendimizi, dünyaya dünyayı ücretsiz göstermeye adıyoruz' dedi.
National Gallery sözcüsü ise ilk beşe girdikleri için çok mutlu olduklarını belirtirken, Tate Modern'in sözcüsü ise ziyaretçi sayılarının dünya çapında sanata ve kültüre artışın bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri listesinde, altıncı sırada tüm ABD'deki tek Leonardo Da Vinci tablosuna ev sahipliği yapan Washington National Gallery of Art bulunuyor.
Yedinci sırada Tayvan National Palace Müzesi yer alırken, onu takiben sekizinci sırada Paris'teki Centre Pompidou var. Dokuzuncu sırada Kore'deki National Muesum, onuncu sırada ise Paris'teki Musée d'Orsay bulunuyor. En çok ziyaret edilen müzeler listesi, geçen yıl Ocak ve Aralık ayları arasında dünyada 400 sanat galerisinden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlandı.
Art gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzelerin son yıllarda çok büyük yol kat ettiğini, hedef kitlelerini büyütüp halkın sanata, özellikle de modern sanata olan iştahını arttırdıklarını söyledi.Pes, müzelerin artık daha iyi sergiler koyduğunu ve reklâmlarını daha iyi yaparak daha geniş kitlelere ulaşmasını takdir ettiğini belirtti.
Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 13:02
Gösterim: 2040
İtalyan ressam Leonardo da Vinci'nin 400 yıl sonra ortaya çıkan bir duvar resmi sanat dünyasını heyecanlandırdı. Duvar resmi, kanser hastalarında tümörün yerini tespit etmek için kullanılan küçük kameralar vasıtasıyla ortaya çıkarıldı.
Rönesans döneminin ressamları arasında yer alan Leonardo da Vinci'nin Florensa'da Vecchio Sarayı'nın duvarına resmettiği eseri "Anghiari Savaşı" 400 yıl sonra idealist bir sanat tarihçisi sayesinde gün ışığına çıktı.
San Diego Üniversitesi'nde sanat tarihçisi olarak görev yapan Maurizio Seracini, Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" adlı eserinin Vecchio Sarayı'nın duvarında fresk ressamı Giorgio Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin arkasında gizli olduğunu iddia ediyordu. Seracini bu iddiasına kanıt olarak ise Vasari'nin resmini yaptığı duvarın üzerinde bulunan "cerca trova" (Ararsan, bulursun) sözcüğünü gösteriyordu. Seracini ve ekibi, Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin bulunduğu duvarın arkasına bakma iznini yıllar sonra almayı başardı.
ESERDEN NUMUNE ALINDI
Seracini ve ekibi için dün büyük gündü. Giorgio Vasari'nin eserine zarar vermeden duvarın arkasında Leonardo Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" eserini arayacaklardı. Bunun için tıpta kanser hastaları için kullanılan bir teknikten yararlanıldı. Vasari'nin duvar resmi üzerine 6 adet küçük delik açıldı. Ucunda kamera olan teller bu deliklerden geçirildiğinde, Da Vinci'nin en önemli eserleri arasında gösterilen "Anghiari Savaşı" resminin bütün ihtişamıyla orada olduğunu gördüler. Resmin sahte olup olmadığını ortaya koymak için boya numuneleri alındı.
Ancak bazı sanat tarihçileri, Da Vinci'nin başka bir eserini bulmak için diğer bir ressamın eserine zarar verilmesini eleştirdi.
DA VİNCİ ESERİNİ TAMAMLAYAMADI
Rönensans döneminin ünlü ressamlarından olan Leonardo Da Vinci, "Anghiari Savaşı"nı 1505 yılında çizmeye başladı. Florensalılarla Milanlılar arasında 1452-1519 yılları arasında yaşanan savaşı anlatan resim, boyanın bitmesi nedeniyle Da Vinci tarafından tamamlanamadı.
Ressam Giorgio Vasari 1563 yılında, Da Vinci'nin esserinin bulunduğu duvarın önüne "Marciano Savaşı" adlı eserini yaptı. Vasari, ünlü ressamın yaptığı duvar resminin zarar görmemesi için ön tarafa başka bir duvar inşa etti ve eserini bu duvarın üzerine çizdi.
Sanat dünyasını sarsan bu olayı ortaya çıkaran Maurizio Seracini, Vasari'nin Leonardo Da Vinci'nin söz konusu eserine zarar vermemek için önüne bir duvar inşa etmesinin bir saygı belirtisi olduğunu savundu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
İtalyan ressam Leonardo da Vinci'nin 400 yıl sonra ortaya çıkan bir duvar resmi sanat dünyasını heyecanlandırdı. Duvar resmi, kanser hastalarında tümörün yerini tespit etmek için kullanılan küçük kameralar vasıtasıyla ortaya çıkarıldı.
Rönesans döneminin ressamları arasında yer alan Leonardo da Vinci'nin Florensa'da Vecchio Sarayı'nın duvarına resmettiği eseri "Anghiari Savaşı" 400 yıl sonra idealist bir sanat tarihçisi sayesinde gün ışığına çıktı.
San Diego Üniversitesi'nde sanat tarihçisi olarak görev yapan Maurizio Seracini, Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" adlı eserinin Vecchio Sarayı'nın duvarında fresk ressamı Giorgio Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin arkasında gizli olduğunu iddia ediyordu. Seracini bu iddiasına kanıt olarak ise Vasari'nin resmini yaptığı duvarın üzerinde bulunan "cerca trova" (Ararsan, bulursun) sözcüğünü gösteriyordu. Seracini ve ekibi, Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin bulunduğu duvarın arkasına bakma iznini yıllar sonra almayı başardı.
ESERDEN NUMUNE ALINDI
Seracini ve ekibi için dün büyük gündü. Giorgio Vasari'nin eserine zarar vermeden duvarın arkasında Leonardo Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" eserini arayacaklardı. Bunun için tıpta kanser hastaları için kullanılan bir teknikten yararlanıldı. Vasari'nin duvar resmi üzerine 6 adet küçük delik açıldı. Ucunda kamera olan teller bu deliklerden geçirildiğinde, Da Vinci'nin en önemli eserleri arasında gösterilen "Anghiari Savaşı" resminin bütün ihtişamıyla orada olduğunu gördüler. Resmin sahte olup olmadığını ortaya koymak için boya numuneleri alındı.
Ancak bazı sanat tarihçileri, Da Vinci'nin başka bir eserini bulmak için diğer bir ressamın eserine zarar verilmesini eleştirdi.
DA VİNCİ ESERİNİ TAMAMLAYAMADI
Rönensans döneminin ünlü ressamlarından olan Leonardo Da Vinci, "Anghiari Savaşı"nı 1505 yılında çizmeye başladı. Florensalılarla Milanlılar arasında 1452-1519 yılları arasında yaşanan savaşı anlatan resim, boyanın bitmesi nedeniyle Da Vinci tarafından tamamlanamadı.
Ressam Giorgio Vasari 1563 yılında, Da Vinci'nin esserinin bulunduğu duvarın önüne "Marciano Savaşı" adlı eserini yaptı. Vasari, ünlü ressamın yaptığı duvar resminin zarar görmemesi için ön tarafa başka bir duvar inşa etti ve eserini bu duvarın üzerine çizdi.
Sanat dünyasını sarsan bu olayı ortaya çıkaran Maurizio Seracini, Vasari'nin Leonardo Da Vinci'nin söz konusu eserine zarar vermemek için önüne bir duvar inşa etmesinin bir saygı belirtisi olduğunu savundu.
Son Güncelleme: Salı, 13 Mart 2012 18:01
Gösterim: 1335
Secretcv.com tarafından yapılan “Meslekler” anketine göre değişik kişilik yapısındaki kişilerin hangi mesleklere uygun olduğu araştırıldı.
10 Şubat-5 Mart 2012 tarihleri arasında yapılan araştırmaya 4.557 kişi katıldı. Araştırmaya katılanların verdikleri yanıtlara göre; içe dönük kişiler yazılım uzmanı, dışa dönük kişiler pazarlama, kuralcı kişiler bankacı, fedakar kişiler öğretmen, yaratıcı kişiler reklamcı, otoriter kişiler yönetici, uyumlu kişiler sekreter, yetenekli kişiler ise aşçı olmaya uygun…
Günümüzde teknolojinin gelişmesi, iş özel hayat dengesinin esnemesi ve iş yapış şekillerinin değişmesiyle birlikte “iş hayatımız” çok önemli bir hale geldi ve özel hayatımızı da direk olarak etkilemeye başladı. Sevmediğimiz bir mesleği yapıyor olmamız demek zaman zaman hayatımızın çok kötü gitmesine sebep olurken; sevdiğimiz bir mesleğimizin olması bir anda tüm olumsuzlukları pozitife çevirebiliyor. Yani yapılırken heyecan duyulmayan, manevi tatmin sağlamayan ve bizi mutlu etmeyen meslekler yaptığımızda maalesef başarılı olamıyoruz. Ancak severek yaptığımız bir işte, Konfiçyus’un da dediği gibi “hayat boyu çalışmak zorunda kalmıyoruz”. Çünkü o zaman mesleğimizi zorunlu bir iş değil “hayatımızın bir parçası” haline getirebiliyoruz.
Burada sevdiğimiz mesleği belirlerken o mesleği yapabiliyor yani icra edebiliyor olmamız önemli unsurlardan biridir. Şöyle örneklemek gerekirse; herkes şarkı söyleyemez, herkes oyuncu olamaz, herkes iyi bir satışçı olamaz ya da herkes yönetici olamaz. Aldığımız eğitim, yeteneklerimiz, yetiştirilme tarzımız kadar; “kişilik özelliklerimiz” de mesleğimizi doğru icra etmemizde ve o meslekte mutlu olmamızda etkilidir.
Kişinin kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemesi ve kişilik özelliklerini kabullenmesi meslek seçiminde önemli detaylardan biri haline geldi. Bu bağlamda Secretcv.com genel olarak 9 kişilik yapısını ele aldı ve bu kişilik yapılarına uygun meslekleri belirledi. 4.557 kişinin verdiği yanıtlarla oluşan sonuçlara göre;
İçe dönük kişilik yapısında olan kişiler, %20 ile Yazılım Uzmanı, %19 ile Muhasebe/Finans, %15 gibi “iletişimin” direk ön planda olmadığı mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile Aşçı, %11 ile Web Master, %9 ile Grafiker takip ediyor.
Dışa dönük kişilik yapısında olan kişiler, %30 ile Pazarlama/Marketing, %24 ile Satış gibi “iletişimin” çok önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Gazeteci, %10 ile İnsan Kaynakları, %8 ile Reklamcı ve Turizmci, %6 ile Avukat izliyor.
Düzenli/Kuralcı kişilik yapısında olan kişiler, %25 ile Bankacı, %18 ile Yönetici Asistanı gibi “disiplinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Avukat, %9 ile Proje Yöneticisi, %8 ile Öğretmen ve Muhasebeci izliyor.
Fedakar/Özverili kişilik yapısında olan kişiler %36 gibi yüksek bir oranla Öğretmen, %27 ile Doktor ve %20 ile Hemşire gibi “karşısındaki kişileri düşünebilmenin” önemli olduğu mesleklere uygun oluyor.
Yenilikçi/Yaratıcı kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Reklamcı, %16 ile Mimar gibi “görselliğin, yeni fikirlerin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile grafiker, %14 ile Pazarlama/marketing, %13 ile Mühendis izliyor.
Otoriter kişilik yapısında olan kişiler %24 ile Proje Yöneticisi/Yönetici, %20 ile Avukat gibi “baskın ve disiplinli” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %16 ile Öğretmen, %13 ile Bankacı, %11 ile İnsan Kaynakları, %10 ile Yönetici Asistanı izliyor.
Uyumlu kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Sekreter, %25 ile İnsan Kaynakları gibi “insan ilişkilerinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %20 ile Psikolog, %15 ile Hemşire izliyor.
Yetenekli kişilik yapısında olan kişiler %22 ile Aşçı, %20 ile Reklamcı gibi “hem el becerisinin hem de kreatif” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %17 ile Grafiker, %14 ile Web Master /Web Developer izliyor.
Analitik kişilik yapısında olan kişiler %33 ile Mühendis, %26 ile Muhasebe/Finans gibi “sayısal zekanın” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %18 ile Bankacı, %17 ile Yazılım Uzmanı izliyor
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Secretcv.com tarafından yapılan “Meslekler” anketine göre değişik kişilik yapısındaki kişilerin hangi mesleklere uygun olduğu araştırıldı.
10 Şubat-5 Mart 2012 tarihleri arasında yapılan araştırmaya 4.557 kişi katıldı. Araştırmaya katılanların verdikleri yanıtlara göre; içe dönük kişiler yazılım uzmanı, dışa dönük kişiler pazarlama, kuralcı kişiler bankacı, fedakar kişiler öğretmen, yaratıcı kişiler reklamcı, otoriter kişiler yönetici, uyumlu kişiler sekreter, yetenekli kişiler ise aşçı olmaya uygun…
Günümüzde teknolojinin gelişmesi, iş özel hayat dengesinin esnemesi ve iş yapış şekillerinin değişmesiyle birlikte “iş hayatımız” çok önemli bir hale geldi ve özel hayatımızı da direk olarak etkilemeye başladı. Sevmediğimiz bir mesleği yapıyor olmamız demek zaman zaman hayatımızın çok kötü gitmesine sebep olurken; sevdiğimiz bir mesleğimizin olması bir anda tüm olumsuzlukları pozitife çevirebiliyor. Yani yapılırken heyecan duyulmayan, manevi tatmin sağlamayan ve bizi mutlu etmeyen meslekler yaptığımızda maalesef başarılı olamıyoruz. Ancak severek yaptığımız bir işte, Konfiçyus’un da dediği gibi “hayat boyu çalışmak zorunda kalmıyoruz”. Çünkü o zaman mesleğimizi zorunlu bir iş değil “hayatımızın bir parçası” haline getirebiliyoruz.
Burada sevdiğimiz mesleği belirlerken o mesleği yapabiliyor yani icra edebiliyor olmamız önemli unsurlardan biridir. Şöyle örneklemek gerekirse; herkes şarkı söyleyemez, herkes oyuncu olamaz, herkes iyi bir satışçı olamaz ya da herkes yönetici olamaz. Aldığımız eğitim, yeteneklerimiz, yetiştirilme tarzımız kadar; “kişilik özelliklerimiz” de mesleğimizi doğru icra etmemizde ve o meslekte mutlu olmamızda etkilidir.
Kişinin kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemesi ve kişilik özelliklerini kabullenmesi meslek seçiminde önemli detaylardan biri haline geldi. Bu bağlamda Secretcv.com genel olarak 9 kişilik yapısını ele aldı ve bu kişilik yapılarına uygun meslekleri belirledi. 4.557 kişinin verdiği yanıtlarla oluşan sonuçlara göre;
İçe dönük kişilik yapısında olan kişiler, %20 ile Yazılım Uzmanı, %19 ile Muhasebe/Finans, %15 gibi “iletişimin” direk ön planda olmadığı mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile Aşçı, %11 ile Web Master, %9 ile Grafiker takip ediyor.
Dışa dönük kişilik yapısında olan kişiler, %30 ile Pazarlama/Marketing, %24 ile Satış gibi “iletişimin” çok önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Gazeteci, %10 ile İnsan Kaynakları, %8 ile Reklamcı ve Turizmci, %6 ile Avukat izliyor.
Düzenli/Kuralcı kişilik yapısında olan kişiler, %25 ile Bankacı, %18 ile Yönetici Asistanı gibi “disiplinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Avukat, %9 ile Proje Yöneticisi, %8 ile Öğretmen ve Muhasebeci izliyor.
Fedakar/Özverili kişilik yapısında olan kişiler %36 gibi yüksek bir oranla Öğretmen, %27 ile Doktor ve %20 ile Hemşire gibi “karşısındaki kişileri düşünebilmenin” önemli olduğu mesleklere uygun oluyor.
Yenilikçi/Yaratıcı kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Reklamcı, %16 ile Mimar gibi “görselliğin, yeni fikirlerin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile grafiker, %14 ile Pazarlama/marketing, %13 ile Mühendis izliyor.
Otoriter kişilik yapısında olan kişiler %24 ile Proje Yöneticisi/Yönetici, %20 ile Avukat gibi “baskın ve disiplinli” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %16 ile Öğretmen, %13 ile Bankacı, %11 ile İnsan Kaynakları, %10 ile Yönetici Asistanı izliyor.
Uyumlu kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Sekreter, %25 ile İnsan Kaynakları gibi “insan ilişkilerinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %20 ile Psikolog, %15 ile Hemşire izliyor.
Yetenekli kişilik yapısında olan kişiler %22 ile Aşçı, %20 ile Reklamcı gibi “hem el becerisinin hem de kreatif” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %17 ile Grafiker, %14 ile Web Master /Web Developer izliyor.
Analitik kişilik yapısında olan kişiler %33 ile Mühendis, %26 ile Muhasebe/Finans gibi “sayısal zekanın” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %18 ile Bankacı, %17 ile Yazılım Uzmanı izliyor
Son Güncelleme: Perşembe, 08 Mart 2012 11:56
Gösterim: 2566
Çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi ile başarılı sonuçlar alınabiliyor. Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan beyin egzersizi ile çocuklar ilaçsız olarak tedavi edilebiliyorlar.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğunda (DEHA) Randomize plasebo kontrollü körleme çapraz dizayn çalışma yapan Amerika’daki East Tenesse Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar Roger J. deBeus ve David Kaiser, 7-11 yaş grubu 42 çocukta, 10 hafta 30 dakikalık 40 seans EEG Biofeedback: Neurofeedback (NF) tedavisinin plasebodan üstün olduğunu gösterdiler.
Elsevier yayınlarından 2011’de “Neurofeedback and Neuromodulation Techniques and Applications” kitabında bu çalışmayı yayınladılar. Bu çalışma ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi yönteminin çalıştığını ve bilimsel bir yöntem olduğunu göstermesi açısından çok önemli.
Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan Neurofeedback, kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmesine yardımcı olan bir öğrenme stratejisidir. Bu yöntem, kişiye kendi beyin dalgalarının karakteriyle ilgili bilgi verilirse, o kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmeyi öğrenebileceği ve bu değişikliklerin genelde kalıcı olacağı ilkesine dayanır. Bu görüşten yola çıkarak, Neurofeedback’in bir çeşit “beyin egzersizi” olduğunu söylemek de mümkündür. Pekiştireç kullanarak davranışın tekrar oluşma olasılığını arttırma prensibine “operant koşullanma” denir. Biofeedback’te pekiştireç fizyolojik işlevlerin istenilen yönde değişmesi üzerine verilen görsel ve işitsel geribildirim sinyalleridir. Biofeedback ve Neurofeedback biofeedback aletleri suretiyle yapılan tedaviyi ifade eder.
Sürmeli, Neurofeedback yönteminin çocukların, düzenli ve büyük bir yüzdesinde hayat boyu olan ilaç kullanımını elimine etmeyi ya da çok önemli bir derecede azaltmayı vaat ettiğine dikkat çekiyor. Birçok DEHA vakası ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Sayısız çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli bir bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını ya da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. DEHA’da kanıtlanmış Amfetamin grubu ilaçlar iştahsızlık, donukluk, çocuğun boy atmasını geciktirme, kalp çarpıntısı ve kalp büyümesi ve nadirde olsa ani ölümlere yol açabilmektedir.
Birçok otoritenin görüşüne göre EEG Biofeedback, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi olarak ailelere tedavi seçenekleri sunulurken mutlaka belirtilmesi gereken ailelere bir seçenek olarak sunulması gereken bir tedavidir. Bu vakalarda anlamlı derecede duygusal regülasyonda, kararsızlıklarında ilerleme ve anksiyetelerinde azalma görüyoruz. Bununla paralel olarak ebeveyn ve çocuklar arasında ilişkilerde gelişme ve aralarındaki stres azalıyor.
EEG Biofeedback, Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Epilepsi, Depresyon, Anksiyete (Sıkıntı Hastalığı) [obsesif-kompulsif bozukluk, genel anksiyete bozukluğu, posttravmatik stres bozukluğu, fobiler], Okuma Bozuklukları ve Bağımlılıklarda (Alkol, Uyuşturucu v.b gibi), kafa travmasına bağlı nöropsikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Tedavide birden fazla yöntemin kullanılması başarının artmasını sağlamaktadır. Çocuğun eğitimi, çocuğun “Dur, Düşün, Eyleme Geç” davranış modelini uygulamasını öğrenmesi, aile ve ailenin ebeveynlik tarzını değiştirmesi, çocuğun beslenmesinin düzenlenmesi, okuldaki öğretmen ve rehberlik öğretmenleri ile iletişim kurulması ve onların eğitilmesi, gerekirse özel eğitim uzmanından destek almak, neurofeedback yöntemlerinin beraber kullanılması hastalığın % 80 başarıyla tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu bir takım işidir.
Yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesi beyinde eroin etkisi yaratıyor mu?
Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli, yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesinin beyinde eroin etkisi yarattığına da dikkat çekiyor. Çocuğunuz ağlayarak, inatlaşarak, isteklerinde inatçı olup sizinle pazarlık yaparak bir şeyi elde etmemelidir. ‘Hayır’ her zaman ‘Hayır’ olmalıdır. Bir kere ‘Hayır’ deyip dayanamayıp ‘Hayır’ınızı, ‘Evet’e dönüştürmemelisiniz. Bu konuda % 75-90 istikrarlı davranmalısınız. Böylesine bir tutumda bulunursanız, çocuğunuz anne-baba konumuna gelmiş olur. Bu gibi durumlarda, çocuğunuz beklemeyi, sabretmeyi ve motive olmayı öğrenemez. Sözünü ettiğimiz bekleme, sabretme gibi nitelikler duygusal zekânın da öğeleridir. Bu nedenle ebeveynlik tarzınızdaki hatalar ile çocuklarınızın duygusal zekâlarını geliştirmesine engel olabilirsiniz. Ayrıca eroinman gibi hep istediği yapılsın isteyerek eroinin beyinde uyardığı aynı bölgeleri uyarmış oluyorsunuz. Devamlı kendi istediğinin yapılması ona mutluluk veriyor ama beyinde dikkat, sabır, motivasyon ve öğrenme ile ilgili bölgeleri olumsuz etkiliyor. Motive olmak demek dikkatini, konsantrasyonunu vererek bir işi yapabilmek demektir. Unutmayın ki, tedavi sürecindeki çocukların motivasyon merkezleri rahatsızlıklarından dolayı yavaş çalışır. Ebeveynlik tarzınızda sergilediğiniz her hata da bu yüzden, çocuklarınızın motivasyon merkezini daha da yavaşlatır. Ebeveynlik tarzınızı değiştirince bu konuda kısmen rahatlama olduğunu görürsünüz.
Unutmamanız gereken bir başka konu da, kazanılmış yanlış davranışların birdenbire unutulmasının ya da değiştirilmesinin mümkün olmadığıdır. Bu yanlış davranışların ortadan kaldırılması ya da olumlu yönde değiştirilmesi zaman ve sabır ister.
Disiplinsiz ortamda çocuklar ileride birer zorba, aileler de kurban rolünü üstlenir
Sürmeli, çocukların sınırlarının ne olduğunu bilmeleri durumunda, kendilerini güvende hissedeceklerini özellikle vurguluyor. Sınırları koymadığınız takdirde disiplin havada kalır, düzensiz bir hale gelir. Aileler genelde huzursuzluk çıkmasın diye çocuklarının her dediğini yapma taraftarıdır, ama elde edilen bu huzur geçicidir ve kısa vadede işe yarayabilir. Zaman ilerledikçe, yaratılan disiplinsizliğin bir felakete dönüşmesi kaçınılmazdır. Böyle bir durumda çocuklar ilerde birer zorba, aileler de kurban rollerini üstlenir. Ebeveynler uygun olan ve olmayan davranışlar için bir ölçüt belirlediği zaman çocuklar bu sınırları test edecektir. Ebeveynler bu test sırasında pek de hoş olmayan davranışlarla karşılaşabilir. Özellikle zor çocuklar, diğer çocuklara oranla ebeveynlerinin kararlığını daha fazla deneyecektir.
Çocuklar sınırların devam ettiğini gördüğü zaman düşmanca yaklaşımlarda bulunabilir, hayal kırıklığına bağlı olarak çok kızabilir. Sorumlu ebeveynler olarak kabul etmelisiniz ki, çocuklarınıza sınırları kabul ettirmeye çalıştığınızda, çocuklarınız her zaman sizden hoşlanmayabilir. Çocuğunuzun yapmak istediği bir şeye izin vermediğiniz zaman karşılığında hoşnut olmadığınız davranışlarla karşılaşabilirsiniz. Onların gelecekteki mutluluğunu, iyiliğini ve rahatını düşünerek bu davranışları hoşgörüyle karşılamalısınız. Sizin onlar için yaptıklarınızı şu anda takdir etmelerini beklememelisiniz.
Dikkat, konsantrasyon merkezimiz beynimizin ön bölgesinde, prefrontal kortekste, yer almaktadır. Dikkat ve konsantrasyon merkezinde sıkıntı problem düzeyinde veya bozukluk düzeyinde olabilir. Akademik bilgiyi öğrenebilmemiz için dikkat ve konsantrasyonumuzun normal düzeyde olması gerekmektedir. Bilgiler, dikkat ve konsantrasyon merkezleriyle bağlantılı olarak süzülüp beynin çeşitli bölgelerine kodlanmaktadırlar. Nörolojik açıdan bakarsak, öğrenme bozuklukları bir insanın bilgiyi biriktirebilme, işleme ve öğrenmesine engel olmaktadır. Öğrenme bozukluğu, kişilerin gördükleri bilgiyi anlama ve kavramada ya da işittikleri bilginin beynin farklı kısımlarına bağlanmasındaki yeteneklerinde azalma ya da hiç olmamasıdır. Bu duruma sebep olan bozukluklardan birisi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Dürtü Bozukluğu diğeri de Genel Öğrenme Bozukluğudur.
Aileler çoğu zaman çocukları ile ilgili “Sevdiği şeye dikkatini saatlerce veriyor, ama derslerine gelince 5-10 dakikada sıkılıyor. Dersler işine gelmiyor:” diye anlatırlar. Sevdikleri herhangi bir şeye dikkatlerini verdikleri zaman beyinlerindeki limbik sistemin primitif refleksini kullanıyorlar. Bu, beynimizde daha derinde korunmuş bir merkez olduğu için kolay kolay etkilenmemekte bu yüzden beynin ön bölgesinde bir düzensizlik ya da bir sıkıntı oluştuğunda genel akademik performansa verilen dikkat konsantrasyon çabuk bozulmakta, aileleri bu durum şaşırtmaktadır ve “Benim çocuğumun dikkati sevdiği şeyde çok iyi ama derse gelince yapmak istemiyor” diye yorumlanmaktadır.
Dikkat Eksikliği bozukluğunda çeşitlerine göre genellikle görülen problemler nelerdir?
Kolayca dikkatleri dağılır, uzun süre dikkatlerini veremezler, başkalarını dinlerken zorlanırlar, organize olmakta zorlanırlar, nesneleri kaybetmeye eğilimlidirler, unutkandırlar, kıpır kıpırdırlar, yaramazdırlar, bir yerde uzun süre oturmakta zorluk çekerler, kontrol edilemeyen bir enerjileri vardır, dürtüseldirler. Oldukça fazla hayal kurarlar, sürekli sıkılmaktan şikayet ederler, motive olamazlar,fikirlerini sonuna kadar savunurlar, kin tutmaya eğilimlidirler. Aynı hareketleri tekrarlamaya (kompulsif hareketler) eğilimlidirler, konudan konuya atlarlar, herşeye çok dar açıdan bakarlar. Enerjileri azdır, sık sık huzursuz olurlar, toplumdan izole olma eğilimleri vardır. Sık sık umutsuzluk ve suçluluk duygusuna kapılırlar. Eğlenceli şeylere ilgileri azdır, uyku değişiklikleri yaşarlar ve kronik şekilde kendilerine güvenleri azdır.
TEŞHİSTE OBJEKTİF YÖNTEMLER ÖNEMLİ:
Subjektif testler, Conner’s Öğretmen ve aile skalası, DSM-IV Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Dürtü Bozukluğu skalası en çok kullanılan skalalardır. Ayrıca WISC-R (Wechsler çocuklar için zeka testi) testi yapılabilir ve ailelerin ebeveynlik tarzlarını gösteren soru-cevap skala ilk görüşmede verilmektedir. Subjektif değerlendirmeler ayırıcı tanıda beklediğimiz kadar hassas olmadığı (hassasiyet oranı % 39-79) için A.B.D’de daha objektif yöntemler geliştirildi. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı ve Esentepe’deki merkezimizde de uyguladığımız T.O.V.A testi ve QEEG –NxLink Veri Bankası yöntemidir. T.O.V.A testi görsel ve işitsel dikkati ve algılamayı bilgisayar ortamında matematiksel istatistiksel analiz yaparak ölçmektedir. Beynin görsel ve işitsel dikkat merkezleri farklı yerlerdedir. Beynin bu bölgeleri hakkında objektif bilgi vermektedir ayrıca % 85 doğruluk oranıyla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite tanısı koymaya yardımcı bir testtir. Ayrıca uyanık veya uykuda çekilen EEG’de epileptik aktivasyonlar varsa bunlarda tespit edilebilinir. Bu aktivasyonlar dikkat ve öğrenme zorluğuna neden olabilmektedir. QEEG ile bu çocukların beyin dalgaları kaydedilip New York Üniversitesi tarafından hazırlanan F.D.A (Amerikan Gıda İlaç Birliği) tarafından onaylı data bankasında işleme sokulup Dikkat Eksikliği Hiperaktivite veya Öğrenme Bozukluğu hastalığının tanısının % 90-94 objektif olarak konulmasına tavsiyede bulunmaktadır.
Amerikan Pediatrik Birliği, QEEG’nin tanı konulması için kullanımını tavsiye etmektedir. QEEG’nin Klinik Psikiyatride kullanımıyla ilgili Amerikan NöroPsikiyatri Birliği’nin Araştırma Komitesi’nin raporu, QEEG Nörometrik analizin bazı psikiyatrik hastalıkların teşhisinde çocuklarda dikkat ve öğrenme problemlerinde, yetişkinlerde duygudurumu ve akıl sağlığı bozukluklarında kullanılmasının bilimsel kanıtlanmış bir yöntem olduğunu deklare etmektedir.
Beyin haritasının çekimi yaklaşık 20 ile 40 dakika sürmektedir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi ile başarılı sonuçlar alınabiliyor. Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan beyin egzersizi ile çocuklar ilaçsız olarak tedavi edilebiliyorlar.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğunda (DEHA) Randomize plasebo kontrollü körleme çapraz dizayn çalışma yapan Amerika’daki East Tenesse Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar Roger J. deBeus ve David Kaiser, 7-11 yaş grubu 42 çocukta, 10 hafta 30 dakikalık 40 seans EEG Biofeedback: Neurofeedback (NF) tedavisinin plasebodan üstün olduğunu gösterdiler.
Elsevier yayınlarından 2011’de “Neurofeedback and Neuromodulation Techniques and Applications” kitabında bu çalışmayı yayınladılar. Bu çalışma ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi yönteminin çalıştığını ve bilimsel bir yöntem olduğunu göstermesi açısından çok önemli.
Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan Neurofeedback, kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmesine yardımcı olan bir öğrenme stratejisidir. Bu yöntem, kişiye kendi beyin dalgalarının karakteriyle ilgili bilgi verilirse, o kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmeyi öğrenebileceği ve bu değişikliklerin genelde kalıcı olacağı ilkesine dayanır. Bu görüşten yola çıkarak, Neurofeedback’in bir çeşit “beyin egzersizi” olduğunu söylemek de mümkündür. Pekiştireç kullanarak davranışın tekrar oluşma olasılığını arttırma prensibine “operant koşullanma” denir. Biofeedback’te pekiştireç fizyolojik işlevlerin istenilen yönde değişmesi üzerine verilen görsel ve işitsel geribildirim sinyalleridir. Biofeedback ve Neurofeedback biofeedback aletleri suretiyle yapılan tedaviyi ifade eder.
Sürmeli, Neurofeedback yönteminin çocukların, düzenli ve büyük bir yüzdesinde hayat boyu olan ilaç kullanımını elimine etmeyi ya da çok önemli bir derecede azaltmayı vaat ettiğine dikkat çekiyor. Birçok DEHA vakası ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Sayısız çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli bir bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını ya da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. DEHA’da kanıtlanmış Amfetamin grubu ilaçlar iştahsızlık, donukluk, çocuğun boy atmasını geciktirme, kalp çarpıntısı ve kalp büyümesi ve nadirde olsa ani ölümlere yol açabilmektedir.
Birçok otoritenin görüşüne göre EEG Biofeedback, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi olarak ailelere tedavi seçenekleri sunulurken mutlaka belirtilmesi gereken ailelere bir seçenek olarak sunulması gereken bir tedavidir. Bu vakalarda anlamlı derecede duygusal regülasyonda, kararsızlıklarında ilerleme ve anksiyetelerinde azalma görüyoruz. Bununla paralel olarak ebeveyn ve çocuklar arasında ilişkilerde gelişme ve aralarındaki stres azalıyor.
EEG Biofeedback, Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Epilepsi, Depresyon, Anksiyete (Sıkıntı Hastalığı) [obsesif-kompulsif bozukluk, genel anksiyete bozukluğu, posttravmatik stres bozukluğu, fobiler], Okuma Bozuklukları ve Bağımlılıklarda (Alkol, Uyuşturucu v.b gibi), kafa travmasına bağlı nöropsikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Tedavide birden fazla yöntemin kullanılması başarının artmasını sağlamaktadır. Çocuğun eğitimi, çocuğun “Dur, Düşün, Eyleme Geç” davranış modelini uygulamasını öğrenmesi, aile ve ailenin ebeveynlik tarzını değiştirmesi, çocuğun beslenmesinin düzenlenmesi, okuldaki öğretmen ve rehberlik öğretmenleri ile iletişim kurulması ve onların eğitilmesi, gerekirse özel eğitim uzmanından destek almak, neurofeedback yöntemlerinin beraber kullanılması hastalığın % 80 başarıyla tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu bir takım işidir.
Yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesi beyinde eroin etkisi yaratıyor mu?
Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli, yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesinin beyinde eroin etkisi yarattığına da dikkat çekiyor. Çocuğunuz ağlayarak, inatlaşarak, isteklerinde inatçı olup sizinle pazarlık yaparak bir şeyi elde etmemelidir. ‘Hayır’ her zaman ‘Hayır’ olmalıdır. Bir kere ‘Hayır’ deyip dayanamayıp ‘Hayır’ınızı, ‘Evet’e dönüştürmemelisiniz. Bu konuda % 75-90 istikrarlı davranmalısınız. Böylesine bir tutumda bulunursanız, çocuğunuz anne-baba konumuna gelmiş olur. Bu gibi durumlarda, çocuğunuz beklemeyi, sabretmeyi ve motive olmayı öğrenemez. Sözünü ettiğimiz bekleme, sabretme gibi nitelikler duygusal zekânın da öğeleridir. Bu nedenle ebeveynlik tarzınızdaki hatalar ile çocuklarınızın duygusal zekâlarını geliştirmesine engel olabilirsiniz. Ayrıca eroinman gibi hep istediği yapılsın isteyerek eroinin beyinde uyardığı aynı bölgeleri uyarmış oluyorsunuz. Devamlı kendi istediğinin yapılması ona mutluluk veriyor ama beyinde dikkat, sabır, motivasyon ve öğrenme ile ilgili bölgeleri olumsuz etkiliyor. Motive olmak demek dikkatini, konsantrasyonunu vererek bir işi yapabilmek demektir. Unutmayın ki, tedavi sürecindeki çocukların motivasyon merkezleri rahatsızlıklarından dolayı yavaş çalışır. Ebeveynlik tarzınızda sergilediğiniz her hata da bu yüzden, çocuklarınızın motivasyon merkezini daha da yavaşlatır. Ebeveynlik tarzınızı değiştirince bu konuda kısmen rahatlama olduğunu görürsünüz.
Unutmamanız gereken bir başka konu da, kazanılmış yanlış davranışların birdenbire unutulmasının ya da değiştirilmesinin mümkün olmadığıdır. Bu yanlış davranışların ortadan kaldırılması ya da olumlu yönde değiştirilmesi zaman ve sabır ister.
Disiplinsiz ortamda çocuklar ileride birer zorba, aileler de kurban rolünü üstlenir
Sürmeli, çocukların sınırlarının ne olduğunu bilmeleri durumunda, kendilerini güvende hissedeceklerini özellikle vurguluyor. Sınırları koymadığınız takdirde disiplin havada kalır, düzensiz bir hale gelir. Aileler genelde huzursuzluk çıkmasın diye çocuklarının her dediğini yapma taraftarıdır, ama elde edilen bu huzur geçicidir ve kısa vadede işe yarayabilir. Zaman ilerledikçe, yaratılan disiplinsizliğin bir felakete dönüşmesi kaçınılmazdır. Böyle bir durumda çocuklar ilerde birer zorba, aileler de kurban rollerini üstlenir. Ebeveynler uygun olan ve olmayan davranışlar için bir ölçüt belirlediği zaman çocuklar bu sınırları test edecektir. Ebeveynler bu test sırasında pek de hoş olmayan davranışlarla karşılaşabilir. Özellikle zor çocuklar, diğer çocuklara oranla ebeveynlerinin kararlığını daha fazla deneyecektir.
Çocuklar sınırların devam ettiğini gördüğü zaman düşmanca yaklaşımlarda bulunabilir, hayal kırıklığına bağlı olarak çok kızabilir. Sorumlu ebeveynler olarak kabul etmelisiniz ki, çocuklarınıza sınırları kabul ettirmeye çalıştığınızda, çocuklarınız her zaman sizden hoşlanmayabilir. Çocuğunuzun yapmak istediği bir şeye izin vermediğiniz zaman karşılığında hoşnut olmadığınız davranışlarla karşılaşabilirsiniz. Onların gelecekteki mutluluğunu, iyiliğini ve rahatını düşünerek bu davranışları hoşgörüyle karşılamalısınız. Sizin onlar için yaptıklarınızı şu anda takdir etmelerini beklememelisiniz.
Dikkat, konsantrasyon merkezimiz beynimizin ön bölgesinde, prefrontal kortekste, yer almaktadır. Dikkat ve konsantrasyon merkezinde sıkıntı problem düzeyinde veya bozukluk düzeyinde olabilir. Akademik bilgiyi öğrenebilmemiz için dikkat ve konsantrasyonumuzun normal düzeyde olması gerekmektedir. Bilgiler, dikkat ve konsantrasyon merkezleriyle bağlantılı olarak süzülüp beynin çeşitli bölgelerine kodlanmaktadırlar. Nörolojik açıdan bakarsak, öğrenme bozuklukları bir insanın bilgiyi biriktirebilme, işleme ve öğrenmesine engel olmaktadır. Öğrenme bozukluğu, kişilerin gördükleri bilgiyi anlama ve kavramada ya da işittikleri bilginin beynin farklı kısımlarına bağlanmasındaki yeteneklerinde azalma ya da hiç olmamasıdır. Bu duruma sebep olan bozukluklardan birisi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Dürtü Bozukluğu diğeri de Genel Öğrenme Bozukluğudur.
Aileler çoğu zaman çocukları ile ilgili “Sevdiği şeye dikkatini saatlerce veriyor, ama derslerine gelince 5-10 dakikada sıkılıyor. Dersler işine gelmiyor:” diye anlatırlar. Sevdikleri herhangi bir şeye dikkatlerini verdikleri zaman beyinlerindeki limbik sistemin primitif refleksini kullanıyorlar. Bu, beynimizde daha derinde korunmuş bir merkez olduğu için kolay kolay etkilenmemekte bu yüzden beynin ön bölgesinde bir düzensizlik ya da bir sıkıntı oluştuğunda genel akademik performansa verilen dikkat konsantrasyon çabuk bozulmakta, aileleri bu durum şaşırtmaktadır ve “Benim çocuğumun dikkati sevdiği şeyde çok iyi ama derse gelince yapmak istemiyor” diye yorumlanmaktadır.
Dikkat Eksikliği bozukluğunda çeşitlerine göre genellikle görülen problemler nelerdir?
Kolayca dikkatleri dağılır, uzun süre dikkatlerini veremezler, başkalarını dinlerken zorlanırlar, organize olmakta zorlanırlar, nesneleri kaybetmeye eğilimlidirler, unutkandırlar, kıpır kıpırdırlar, yaramazdırlar, bir yerde uzun süre oturmakta zorluk çekerler, kontrol edilemeyen bir enerjileri vardır, dürtüseldirler. Oldukça fazla hayal kurarlar, sürekli sıkılmaktan şikayet ederler, motive olamazlar,fikirlerini sonuna kadar savunurlar, kin tutmaya eğilimlidirler. Aynı hareketleri tekrarlamaya (kompulsif hareketler) eğilimlidirler, konudan konuya atlarlar, herşeye çok dar açıdan bakarlar. Enerjileri azdır, sık sık huzursuz olurlar, toplumdan izole olma eğilimleri vardır. Sık sık umutsuzluk ve suçluluk duygusuna kapılırlar. Eğlenceli şeylere ilgileri azdır, uyku değişiklikleri yaşarlar ve kronik şekilde kendilerine güvenleri azdır.
TEŞHİSTE OBJEKTİF YÖNTEMLER ÖNEMLİ:
Subjektif testler, Conner’s Öğretmen ve aile skalası, DSM-IV Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Dürtü Bozukluğu skalası en çok kullanılan skalalardır. Ayrıca WISC-R (Wechsler çocuklar için zeka testi) testi yapılabilir ve ailelerin ebeveynlik tarzlarını gösteren soru-cevap skala ilk görüşmede verilmektedir. Subjektif değerlendirmeler ayırıcı tanıda beklediğimiz kadar hassas olmadığı (hassasiyet oranı % 39-79) için A.B.D’de daha objektif yöntemler geliştirildi. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı ve Esentepe’deki merkezimizde de uyguladığımız T.O.V.A testi ve QEEG –NxLink Veri Bankası yöntemidir. T.O.V.A testi görsel ve işitsel dikkati ve algılamayı bilgisayar ortamında matematiksel istatistiksel analiz yaparak ölçmektedir. Beynin görsel ve işitsel dikkat merkezleri farklı yerlerdedir. Beynin bu bölgeleri hakkında objektif bilgi vermektedir ayrıca % 85 doğruluk oranıyla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite tanısı koymaya yardımcı bir testtir. Ayrıca uyanık veya uykuda çekilen EEG’de epileptik aktivasyonlar varsa bunlarda tespit edilebilinir. Bu aktivasyonlar dikkat ve öğrenme zorluğuna neden olabilmektedir. QEEG ile bu çocukların beyin dalgaları kaydedilip New York Üniversitesi tarafından hazırlanan F.D.A (Amerikan Gıda İlaç Birliği) tarafından onaylı data bankasında işleme sokulup Dikkat Eksikliği Hiperaktivite veya Öğrenme Bozukluğu hastalığının tanısının % 90-94 objektif olarak konulmasına tavsiyede bulunmaktadır.
Amerikan Pediatrik Birliği, QEEG’nin tanı konulması için kullanımını tavsiye etmektedir. QEEG’nin Klinik Psikiyatride kullanımıyla ilgili Amerikan NöroPsikiyatri Birliği’nin Araştırma Komitesi’nin raporu, QEEG Nörometrik analizin bazı psikiyatrik hastalıkların teşhisinde çocuklarda dikkat ve öğrenme problemlerinde, yetişkinlerde duygudurumu ve akıl sağlığı bozukluklarında kullanılmasının bilimsel kanıtlanmış bir yöntem olduğunu deklare etmektedir.
Beyin haritasının çekimi yaklaşık 20 ile 40 dakika sürmektedir.
Son Güncelleme: Perşembe, 08 Mart 2012 14:05
Gösterim: 3727
Millî Eğitim Bakanlığınca şehit, gazi yakını ve koruma altına alınan çocukların kanuni hakları gereği özel okullara ücretsiz erişimini kolaylaştırmak amacıyla, gelecek eğitim öğretim yılı itibarıyla merkezî yerleştirme yapılacak.
Millî Eğitim Bakanlığınca şehit, gazi yakını ile koruma altındaki çocukların kanuni hakları gereği özel okullara ücretsiz erişimini kolaylaştırmak amacıyla merkezi yerleştirme işlemleri, gelecek eğitim öğretim yılından itibaren başlatılacak. Bu kapsamdaki binlerce ücretsiz kontenjan için takvim ilan edilecek ve başvurular, yaz döneminde dijital sistem üzerinden alınacak.
Resmî Gazete'de 16 Şubat'ta yayımlanan "Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile özel okul ve kurumlarla ilgili pek çok yeni düzenleme yürürlüğe girdi. Bu hükümler arasında özel okulların ücretsiz okutması gereken öğrencilerin yerleştirme işlemlerinin merkezi yapılmasına ilişkin yeni düzenleme bulunuyor. Hangi öğrencilerin ücretsiz okutulacağı ise Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda yer alıyor.
Kanun'un 13. maddesinde, özel okullardaki tüm öğrencilerin yüzde 3'ü oranında ücretsiz okutulması gereken öğrenciler, şehit ve gazi çocukları ile haklarında korunma, bakım veya barınma kararı verilen çocuklar olarak sıralanıyor.
Söz konusu yönetmelik değişikliğiyle özel okulların ücretsiz kontenjanlardan yararlanabilecek kanun kapsamına giren öğrencilerin, özel okul kayıtlarını kolaylaştırılması amaçlanıyor.
Bu kapsamda artık bu öğrenciler, özel okula devam etmek istediklerinde tercihlerine göre merkezî olarak yerleştirilecekler.
Eşitlik hâlinde puanı yüksek öğrenciye öncelik verilecek
Yerleştirme işlemi, tercihlere göre yapılacak. Yerleştirmede öncelik sırasının nasıl belirleneceği, yönetmelik ekinde yer alan "Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenci Başvuruları Değerlendirme Formu" ile belirlendi.
Buna göre, özel okullarda ücretsiz okutulacak bu öğrenciler için "ailenin geliri", "okuyan kardeş", "engellilik" gibi hususlar ile "spor ve bilim" alanlarında yapılan yarışmalarda elde edilen dereceler" gibi kriterler dikkate alınarak belli bir puanlama yapılacak. Eşitlik hâlinde puanı yüksek olan öğrenciler öncelikle yerleştirilecek.
Dijital ortamda başvuruların alınması için hazırlıklar devam ediyor. Başvurular için takvim ilan edilecek. Müracaatlar valiliklerce değerlendirilecek, puan durumu ve tercihler dikkate alınarak okullara yerleştirme yapılacak. Yerleştirme hakkı kazanan öğrenciler, özel okullarla görüşerek sözleşmelerini ücretsiz imzalayacak ve kaydını yaptıracak. Yeni yerleştirme işlemlerinin merkezî sistem üzerinden yapılmasına yönelik çalışmaların gelecek eğitim öğretim yılından itibaren hayata geçirilmesi planlanıyor. Ülke genelindeki özel okulların binlerce ücretsiz kontenjanı için tercihlerin yaz döneminde alınması hedefleniyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Burs ve kredi
Millî Eğitim Bakanlığınca şehit, gazi yakını ve koruma altına alınan çocukların kanuni hakları gereği özel okullara ücretsiz erişimini kolaylaştırmak amacıyla, gelecek eğitim öğretim yılı itibarıyla merkezî yerleştirme yapılacak.
Millî Eğitim Bakanlığınca şehit, gazi yakını ile koruma altındaki çocukların kanuni hakları gereği özel okullara ücretsiz erişimini kolaylaştırmak amacıyla merkezi yerleştirme işlemleri, gelecek eğitim öğretim yılından itibaren başlatılacak. Bu kapsamdaki binlerce ücretsiz kontenjan için takvim ilan edilecek ve başvurular, yaz döneminde dijital sistem üzerinden alınacak.
Resmî Gazete'de 16 Şubat'ta yayımlanan "Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" ile özel okul ve kurumlarla ilgili pek çok yeni düzenleme yürürlüğe girdi. Bu hükümler arasında özel okulların ücretsiz okutması gereken öğrencilerin yerleştirme işlemlerinin merkezi yapılmasına ilişkin yeni düzenleme bulunuyor. Hangi öğrencilerin ücretsiz okutulacağı ise Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nda yer alıyor.
Kanun'un 13. maddesinde, özel okullardaki tüm öğrencilerin yüzde 3'ü oranında ücretsiz okutulması gereken öğrenciler, şehit ve gazi çocukları ile haklarında korunma, bakım veya barınma kararı verilen çocuklar olarak sıralanıyor.
Söz konusu yönetmelik değişikliğiyle özel okulların ücretsiz kontenjanlardan yararlanabilecek kanun kapsamına giren öğrencilerin, özel okul kayıtlarını kolaylaştırılması amaçlanıyor.
Bu kapsamda artık bu öğrenciler, özel okula devam etmek istediklerinde tercihlerine göre merkezî olarak yerleştirilecekler.
Eşitlik hâlinde puanı yüksek öğrenciye öncelik verilecek
Yerleştirme işlemi, tercihlere göre yapılacak. Yerleştirmede öncelik sırasının nasıl belirleneceği, yönetmelik ekinde yer alan "Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz Okuyacak Öğrenci Başvuruları Değerlendirme Formu" ile belirlendi.
Buna göre, özel okullarda ücretsiz okutulacak bu öğrenciler için "ailenin geliri", "okuyan kardeş", "engellilik" gibi hususlar ile "spor ve bilim" alanlarında yapılan yarışmalarda elde edilen dereceler" gibi kriterler dikkate alınarak belli bir puanlama yapılacak. Eşitlik hâlinde puanı yüksek olan öğrenciler öncelikle yerleştirilecek.
Dijital ortamda başvuruların alınması için hazırlıklar devam ediyor. Başvurular için takvim ilan edilecek. Müracaatlar valiliklerce değerlendirilecek, puan durumu ve tercihler dikkate alınarak okullara yerleştirme yapılacak. Yerleştirme hakkı kazanan öğrenciler, özel okullarla görüşerek sözleşmelerini ücretsiz imzalayacak ve kaydını yaptıracak. Yeni yerleştirme işlemlerinin merkezî sistem üzerinden yapılmasına yönelik çalışmaların gelecek eğitim öğretim yılından itibaren hayata geçirilmesi planlanıyor. Ülke genelindeki özel okulların binlerce ücretsiz kontenjanı için tercihlerin yaz döneminde alınması hedefleniyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 11 Mart 2024 12:40
Gösterim: 4719

