Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon programında eğitim alan teknikerler, engelli bakımına ilişkin aldıkları bilgi ve teknikleri kullanarak, engelli ve bakıma muhtaç kişileri hayata bağlayarak onlara yaşam umudu oluyor.
Ülkemizde hızla büyüyen sağlık sektörünün nitelikli yardımcı sağlık hizmetleri personeli ihtiyacı gün geçtikçe artıyor. Bilhassa bakıma ihtiyacı olan engellilerin profesyonellerce bakımı, en çok ihtiyaç duyulan alanlardan birini oluşturuyor. İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu bünyesinde eğitim veren Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Bölümü, engellilerin yaşam kalitesinin artması ve onların bakımının en doğru ve en sağlıklı bir şekilde ele alınması konusunda yetiştirdiği teknikerlerle engelleri kaldırıyor. İAÜ Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Demet Biçki, engelli bireyleri gelecek kaygısından arındırmayı ve boş zamanlarını üretken bir şekilde değerlendirmelerini sağlamayı amaçlayan engelli bakımı ve rehabilitasyon teknikerlerinin, toplumun önemli bir ihtiyacı için hizmet verdiğini söylüyor.
Her geçen gün içinde engelli bakımı ve rehabilitasyon alanına olan ilginin arttığından söz eden Yrd. Doç. Dr. Biçki, bu bölümde eğitim alan öğrencilerin engelliler için uygun ortamların hazırlanmasına destek olmaları ve engellilerin yaşadıkları sorunların üstesinden gelebilmelerini sağlamada çok önemli bir yardımcı rolü üstlendiklerinin altını çiziyor.
ENGELLİ BAKIMI POPÜLER HALE GELDİ
Engellilerin hayata bağlanması ve yaşama tutunması konusunda engelli bakımı ve rehabilitasyon teknikerlerine olan ihtiyacın bu alanı popüler hale getirdiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Biçki, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde iki yıl süresince hem teorik hem de uygulama eğitimleri alan öğrencilerin mezun olduklarında engelli bakımı ve rehabilitasyonu konularında uzmanlaşarak aktif olarak görev alma şansı bulduğunu söylüyor.
Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon bölümünü öğrenciler için cazibeli ve önü açık bir meslek olarak nitelendiren Yrd. Doç. Dr. Biçki, bu alanda eğitim gören öğrencilerin mezun olduktan sonra geniş bir çalışma olanağına sahip olduklarına vurgu yapıyor ve “Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon teknikerleri; tıp merkezlerinde, polikliniklerde, hastanelerde, fizik tedavi ve rehabilitasyon dal merkezlerinde, huzurevlerinde, engelli bakım merkezlerinde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, kreşlerde görev yapabilirler. Hatta sağlık ocaklarında da engelli bakımı ve rehabilitasyon teknikerine ihtiyaç var” diyor.
FİZYOTERAPİ VEYA BESLENME VE DİYETETİK ALANINA GEÇİŞ MÜMKÜN
Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu bünyesinde 2 yıllık eğitim veren Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Bölümü, YGS-2 puan türü ile öğrenci alırken, eğitimlerini akşam almak isteyenler için ikinci öğretim imkanı da var. Bölümden mezun olan öğrencilerin, dikey geçiş sınavıyla ‘Fizyoterapi’ ile ‘Beslenme ve Diyetetik’ bölümlerine geçiş imkanı bulunuyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon programında eğitim alan teknikerler, engelli bakımına ilişkin aldıkları bilgi ve teknikleri kullanarak, engelli ve bakıma muhtaç kişileri hayata bağlayarak onlara yaşam umudu oluyor.
Ülkemizde hızla büyüyen sağlık sektörünün nitelikli yardımcı sağlık hizmetleri personeli ihtiyacı gün geçtikçe artıyor. Bilhassa bakıma ihtiyacı olan engellilerin profesyonellerce bakımı, en çok ihtiyaç duyulan alanlardan birini oluşturuyor. İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu bünyesinde eğitim veren Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Bölümü, engellilerin yaşam kalitesinin artması ve onların bakımının en doğru ve en sağlıklı bir şekilde ele alınması konusunda yetiştirdiği teknikerlerle engelleri kaldırıyor. İAÜ Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Programı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Demet Biçki, engelli bireyleri gelecek kaygısından arındırmayı ve boş zamanlarını üretken bir şekilde değerlendirmelerini sağlamayı amaçlayan engelli bakımı ve rehabilitasyon teknikerlerinin, toplumun önemli bir ihtiyacı için hizmet verdiğini söylüyor.
Her geçen gün içinde engelli bakımı ve rehabilitasyon alanına olan ilginin arttığından söz eden Yrd. Doç. Dr. Biçki, bu bölümde eğitim alan öğrencilerin engelliler için uygun ortamların hazırlanmasına destek olmaları ve engellilerin yaşadıkları sorunların üstesinden gelebilmelerini sağlamada çok önemli bir yardımcı rolü üstlendiklerinin altını çiziyor.
ENGELLİ BAKIMI POPÜLER HALE GELDİ
Engellilerin hayata bağlanması ve yaşama tutunması konusunda engelli bakımı ve rehabilitasyon teknikerlerine olan ihtiyacın bu alanı popüler hale getirdiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Biçki, İstanbul Aydın Üniversitesi’nde iki yıl süresince hem teorik hem de uygulama eğitimleri alan öğrencilerin mezun olduklarında engelli bakımı ve rehabilitasyonu konularında uzmanlaşarak aktif olarak görev alma şansı bulduğunu söylüyor.
Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon bölümünü öğrenciler için cazibeli ve önü açık bir meslek olarak nitelendiren Yrd. Doç. Dr. Biçki, bu alanda eğitim gören öğrencilerin mezun olduktan sonra geniş bir çalışma olanağına sahip olduklarına vurgu yapıyor ve “Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon teknikerleri; tıp merkezlerinde, polikliniklerde, hastanelerde, fizik tedavi ve rehabilitasyon dal merkezlerinde, huzurevlerinde, engelli bakım merkezlerinde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde, kreşlerde görev yapabilirler. Hatta sağlık ocaklarında da engelli bakımı ve rehabilitasyon teknikerine ihtiyaç var” diyor.
FİZYOTERAPİ VEYA BESLENME VE DİYETETİK ALANINA GEÇİŞ MÜMKÜN
Sağlık Bilimleri Meslek Yüksekokulu bünyesinde 2 yıllık eğitim veren Engelli Bakımı ve Rehabilitasyon Bölümü, YGS-2 puan türü ile öğrenci alırken, eğitimlerini akşam almak isteyenler için ikinci öğretim imkanı da var. Bölümden mezun olan öğrencilerin, dikey geçiş sınavıyla ‘Fizyoterapi’ ile ‘Beslenme ve Diyetetik’ bölümlerine geçiş imkanı bulunuyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 08 Haziran 2017 14:38
Gösterim: 1897
Dünyaca tanınan İngiliz Eğitim Danışmanlığı Firması Quacquarelli Symonds (QS) 2018 yılı için dünyanın en iyi Üniversitelerini belirledi.
Türk Üniversiteleri arasında Bilkent Birinci sırada yer alıyor. 421 – 430 bandında yer alan Bilkent’ten sonra 431 – 440 bandında yer alan Koç, 461 – 440 bandında yer alan Sabancı, 471 – 480 bandında yer alan ODTÜ, 491 – 500 bandında yer alan Boğaziçi Üniversiteleri yer alıyor. 500 altında kalan diğer Türk Üniversiteleri de şöyle; İTÜ 601 – 650 bandında, Hacettepe 751 – 800, Ankara, Çukurova, Gazi ve Istanbul Üniversiteleri de 801 – 1000 bandında yer aldılar.
Dünyanın en iyileri ise şöyle; 1. Sırada Massachussetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), 2. Stanford ve 3. Sırada Harvard Üniversiteleri yer alıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Dünyaca tanınan İngiliz Eğitim Danışmanlığı Firması Quacquarelli Symonds (QS) 2018 yılı için dünyanın en iyi Üniversitelerini belirledi.
Türk Üniversiteleri arasında Bilkent Birinci sırada yer alıyor. 421 – 430 bandında yer alan Bilkent’ten sonra 431 – 440 bandında yer alan Koç, 461 – 440 bandında yer alan Sabancı, 471 – 480 bandında yer alan ODTÜ, 491 – 500 bandında yer alan Boğaziçi Üniversiteleri yer alıyor. 500 altında kalan diğer Türk Üniversiteleri de şöyle; İTÜ 601 – 650 bandında, Hacettepe 751 – 800, Ankara, Çukurova, Gazi ve Istanbul Üniversiteleri de 801 – 1000 bandında yer aldılar.
Dünyanın en iyileri ise şöyle; 1. Sırada Massachussetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), 2. Stanford ve 3. Sırada Harvard Üniversiteleri yer alıyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 08 Haziran 2017 12:02
Gösterim: 2156
Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Türkiye’de markalaşma alanında yapılan faaliyetlere dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Marka Türkiye 2017’ de Bahçeşehir Üniversitesi eğitim alanında ödüle layık görüldü.
Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Türkiye’de markalaşma alanında yapılan faaliyetlere dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Marka Türkiye 2017’de eğitimde en iyi marka ödülüne Bahçeşehir Üniversitesi’ne layık görüldü.
Marka Türkiye 2017, TİM tarafından Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Yapılan etkinlikle beraber amaçlanan, Türkiye Markası'nı uzman isimler eşliğinde detaylı olarak ele almak ve Türk firmalarının markalaşma yolunda atacağı adımları hızlandırmak. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımındaki etkinlik kapsamında Türkiye ve Türkiye Markası’na değer katan kurumları ödüllendirildi. Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) de eğitim dalında büyük ödülün sahibi oldu.
Nihat Zeybekci tarafından verilen ödülü alan BAU Rektörü Prof. Dr. Senay Yalçın, mutlu ve gururlu olduklarını dile getirerek, “Her şeyden önce bu ödülü almak insanı cesaretlendiriyor. Kurulduğumuz günden bugüne özellikle uluslararasılaşmayı ve bir dünya markası olma hedefini önümüze koyduk. Bakanımızın da bahsettiği gibi biz icat çıkaranlardanız. Değişik projelerde ve programlarda dünyaya açılmaya başladık. Şu anda 4 kıtada 28 farklı noktada 8 ülkede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Amacımız dünyada yükseköğretim alanında bir Türkiye markası oluşturmak. Bunun için gece gündüz çalışıp geldiğimiz nokta ile de yetinmiyoruz. Artık dünyada yükseköğretim konusu geçtiği zaman Türkiye markasının da olduğunu duyurmak istiyoruz” diye konuştu.
“TÜRKİYE POTANSİYELİNİ KEŞFETTİ”
Türkiye’yi eğitim alanında dünyada temsil etmeye devam edeceklerini vurgulayan Yalçın, “Bundan sonraki hedeflerimiz Türkiye’nin 2023, 2053 ilk 10 ekonomi hedefleri ile birebir örtüşmekte. Tabii bunların temelinde insan gücü vardır. İnsan da eğitim yoluyla yetiştiriliyor. O yüzden eğitim alanında yeniliklere, inovasyona açık olmalıyız. Bu noktada biraz daha bizlere imkan tanınırsa eminim ki Türkiye hedeflendiklerine mutlaka ulaşacaktır. Çünkü artık Türkiye potansiyelini keşfetti. Bu potansiyelle birlikte 5 -10 yıl içerisinde farklı bir Türkiye ortaya çıkacak. Yaptığınız işlerin takdir ediliyor olması daha iyi işler yapabilmek için çok önemli. O zaman işinizi doğru yapıp yapmadığınızı da anlamış oluyorsunuz veya kendinize çeki düzen veriyorsunuz. Gece gündüz hep yükseköğretimde yeni neler yapılabilir? Dünya neler yapıyor? Bunların arayışı, incelemesi içerisindeyiz ve Türkiye'ye yapılanların daha iyisini kazandırma gayreti içerisindeyiz. Nitekim bugünkü Türkiye markasına değer katanlar ödülü eğitim kategorisinde Bahçeşehir Üniversitesi'ne verildi." dedi.
"TÜRK GENÇLİĞİ ÇOK ZEKİ VE FIRSAT VERİLDİĞİ ZAMAN HARİKALAR YARATIYOR"
Bu çalışmalar sayesinde yurtdışından Türk yükseköğretimine yansımaların başladığını söyleyen Prof. Dr. Yalçın, şöyle devam etti:
"Nitekim bu çalışmalarımız ölçüsünde o ülkelerden Türk yükseköğretimine yansımalar başladı ve Türkiye'de daha 2014 yılında 55 bin olan uluslararası öğrenci sayısı bugün 110 bine ulaştı. Sadece Bahçeşehir Üniversitesi'nde 106 ülkeden 3 bin öğrenci eğitim öğretim görüyor. Bildiğiniz gibi dünya değişiyor. Dijital değişim var. Eğer daha önceki sanayi devrimlerinde olduğu gibi bu değişime de ayak uyduramazsak bunu da kaçırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Ama şunu ifade etmeliyim ki Türk gençliği çok zeki ve fırsat verildiği zaman harikalar yaratıyorlar. Dünyayla yarışabilecek ürünler ortaya çıkartabiliyorlar."
"ÖNÜMÜZÜ AÇICI DÜZENLEMELERİN YAPILMASI LAZIM"
Yalçın, sözlerini şöyle noktaladı: "Türkiye artık potansiyelini keşfetti. Biz de Bahçeşehir Üniversitesi olarak kendi potansiyelimizi keşfetmiş durumdayız. Bu potansiyelin kinetiğe dönüştürülebilmesi için biraz daha yasalarda, yönergelerde, yönetmeliklerde önümüzü açıcı düzenlemelerin olması lazım. Eğer bu yapılırsa hedeflere ulaşmak işten bile değil."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Türkiye’de markalaşma alanında yapılan faaliyetlere dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Marka Türkiye 2017’ de Bahçeşehir Üniversitesi eğitim alanında ödüle layık görüldü.
Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Türkiye’de markalaşma alanında yapılan faaliyetlere dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Marka Türkiye 2017’de eğitimde en iyi marka ödülüne Bahçeşehir Üniversitesi’ne layık görüldü.
Marka Türkiye 2017, TİM tarafından Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Yapılan etkinlikle beraber amaçlanan, Türkiye Markası'nı uzman isimler eşliğinde detaylı olarak ele almak ve Türk firmalarının markalaşma yolunda atacağı adımları hızlandırmak. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımındaki etkinlik kapsamında Türkiye ve Türkiye Markası’na değer katan kurumları ödüllendirildi. Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) de eğitim dalında büyük ödülün sahibi oldu.
Nihat Zeybekci tarafından verilen ödülü alan BAU Rektörü Prof. Dr. Senay Yalçın, mutlu ve gururlu olduklarını dile getirerek, “Her şeyden önce bu ödülü almak insanı cesaretlendiriyor. Kurulduğumuz günden bugüne özellikle uluslararasılaşmayı ve bir dünya markası olma hedefini önümüze koyduk. Bakanımızın da bahsettiği gibi biz icat çıkaranlardanız. Değişik projelerde ve programlarda dünyaya açılmaya başladık. Şu anda 4 kıtada 28 farklı noktada 8 ülkede faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Amacımız dünyada yükseköğretim alanında bir Türkiye markası oluşturmak. Bunun için gece gündüz çalışıp geldiğimiz nokta ile de yetinmiyoruz. Artık dünyada yükseköğretim konusu geçtiği zaman Türkiye markasının da olduğunu duyurmak istiyoruz” diye konuştu.
“TÜRKİYE POTANSİYELİNİ KEŞFETTİ”
Türkiye’yi eğitim alanında dünyada temsil etmeye devam edeceklerini vurgulayan Yalçın, “Bundan sonraki hedeflerimiz Türkiye’nin 2023, 2053 ilk 10 ekonomi hedefleri ile birebir örtüşmekte. Tabii bunların temelinde insan gücü vardır. İnsan da eğitim yoluyla yetiştiriliyor. O yüzden eğitim alanında yeniliklere, inovasyona açık olmalıyız. Bu noktada biraz daha bizlere imkan tanınırsa eminim ki Türkiye hedeflendiklerine mutlaka ulaşacaktır. Çünkü artık Türkiye potansiyelini keşfetti. Bu potansiyelle birlikte 5 -10 yıl içerisinde farklı bir Türkiye ortaya çıkacak. Yaptığınız işlerin takdir ediliyor olması daha iyi işler yapabilmek için çok önemli. O zaman işinizi doğru yapıp yapmadığınızı da anlamış oluyorsunuz veya kendinize çeki düzen veriyorsunuz. Gece gündüz hep yükseköğretimde yeni neler yapılabilir? Dünya neler yapıyor? Bunların arayışı, incelemesi içerisindeyiz ve Türkiye'ye yapılanların daha iyisini kazandırma gayreti içerisindeyiz. Nitekim bugünkü Türkiye markasına değer katanlar ödülü eğitim kategorisinde Bahçeşehir Üniversitesi'ne verildi." dedi.
"TÜRK GENÇLİĞİ ÇOK ZEKİ VE FIRSAT VERİLDİĞİ ZAMAN HARİKALAR YARATIYOR"
Bu çalışmalar sayesinde yurtdışından Türk yükseköğretimine yansımaların başladığını söyleyen Prof. Dr. Yalçın, şöyle devam etti:
"Nitekim bu çalışmalarımız ölçüsünde o ülkelerden Türk yükseköğretimine yansımalar başladı ve Türkiye'de daha 2014 yılında 55 bin olan uluslararası öğrenci sayısı bugün 110 bine ulaştı. Sadece Bahçeşehir Üniversitesi'nde 106 ülkeden 3 bin öğrenci eğitim öğretim görüyor. Bildiğiniz gibi dünya değişiyor. Dijital değişim var. Eğer daha önceki sanayi devrimlerinde olduğu gibi bu değişime de ayak uyduramazsak bunu da kaçırma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Ama şunu ifade etmeliyim ki Türk gençliği çok zeki ve fırsat verildiği zaman harikalar yaratıyorlar. Dünyayla yarışabilecek ürünler ortaya çıkartabiliyorlar."
"ÖNÜMÜZÜ AÇICI DÜZENLEMELERİN YAPILMASI LAZIM"
Yalçın, sözlerini şöyle noktaladı: "Türkiye artık potansiyelini keşfetti. Biz de Bahçeşehir Üniversitesi olarak kendi potansiyelimizi keşfetmiş durumdayız. Bu potansiyelin kinetiğe dönüştürülebilmesi için biraz daha yasalarda, yönergelerde, yönetmeliklerde önümüzü açıcı düzenlemelerin olması lazım. Eğer bu yapılırsa hedeflere ulaşmak işten bile değil."
Son Güncelleme: Salı, 30 May 2017 11:39
Gösterim: 1888
Boğaziçi Üniversitesi, uluslararası eğitim şirketi Pearson iş birliğiyle Türkiye’de ilk kez fen ve mühendislik alanlarında kendini geliştirmek ve lisans eğitimlerine yurtdışında devam etmek isteyen öğrencilere yönelik bir sertifika programı hazırladı. Dünya çapında kabul görecek olan BTEC* Mühendislik Sertifika Programı 17 Temmuz – 4 Ağustos tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşecek.
Boğaziçi Üniversitesi, mühendislik ve fenalanına yönelmek isteyen lise öğrencilerine yönelik BTEC* Mühendislik Sertifika Programı başlatıyor. Uluslararası eğitim şirketi Pearson iş birliğiyle Türkiye’de ilk defa bir yaz okulu bünyesinde uygulanacak olan eğitim programı dünya çapında kabul görecek.
BOUN101 Uluslararası Yaz Okulu kapsamında BTEC* Mühendislik Sertifika Programı’na katılan öğrenciler yurtdışı üniversite başvurularında müfredat dışı aktivitelerde ve portföylerde sertifikalarını kullanarak bazı derslerden muaf olabilecek. Öğrencileri gelecekteki akademik ve mesleki kariyerlerine hazırlayacak olan eğitim programında Prof. Dr. Mahmut Ekşioğlu, Prof. Dr. Sabri Altıntaş, Prof. Dr. Selim Şeker ders verecek.
Eğitim dilinin İngilizce olacağı program 3 hafta boyunca hafta içi her gün saat 09.00 – 15.30 arasında gerçekleşecek olup toplamda 64 ders saatinden oluşacak. 17 Temmuz – 4 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek olan eğitim programına son başvuru tarihi ise 13 Temmuz.
BTEC ile anlaşmalı 600 üniversiteden bazıları ise şunlar; University of Oxford, Yale University, Middlesex University, Colorado State University, Oxford Brookes University, University of Tampa, Ryerson University, Cardiff Metropolitan University, Teesside University, James Cook University, Hong Kong University of Science and Technology ve Macquarie University.
*BTEC (Business and Technology Education Council), Avrupa Yeterlilik çerçevesi ile uyumlu ve uluslararası geçerliliği bulunan mesleki yeterlilik sistemidir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Boğaziçi Üniversitesi, uluslararası eğitim şirketi Pearson iş birliğiyle Türkiye’de ilk kez fen ve mühendislik alanlarında kendini geliştirmek ve lisans eğitimlerine yurtdışında devam etmek isteyen öğrencilere yönelik bir sertifika programı hazırladı. Dünya çapında kabul görecek olan BTEC* Mühendislik Sertifika Programı 17 Temmuz – 4 Ağustos tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşecek.
Boğaziçi Üniversitesi, mühendislik ve fenalanına yönelmek isteyen lise öğrencilerine yönelik BTEC* Mühendislik Sertifika Programı başlatıyor. Uluslararası eğitim şirketi Pearson iş birliğiyle Türkiye’de ilk defa bir yaz okulu bünyesinde uygulanacak olan eğitim programı dünya çapında kabul görecek.
BOUN101 Uluslararası Yaz Okulu kapsamında BTEC* Mühendislik Sertifika Programı’na katılan öğrenciler yurtdışı üniversite başvurularında müfredat dışı aktivitelerde ve portföylerde sertifikalarını kullanarak bazı derslerden muaf olabilecek. Öğrencileri gelecekteki akademik ve mesleki kariyerlerine hazırlayacak olan eğitim programında Prof. Dr. Mahmut Ekşioğlu, Prof. Dr. Sabri Altıntaş, Prof. Dr. Selim Şeker ders verecek.
Eğitim dilinin İngilizce olacağı program 3 hafta boyunca hafta içi her gün saat 09.00 – 15.30 arasında gerçekleşecek olup toplamda 64 ders saatinden oluşacak. 17 Temmuz – 4 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşecek olan eğitim programına son başvuru tarihi ise 13 Temmuz.
BTEC ile anlaşmalı 600 üniversiteden bazıları ise şunlar; University of Oxford, Yale University, Middlesex University, Colorado State University, Oxford Brookes University, University of Tampa, Ryerson University, Cardiff Metropolitan University, Teesside University, James Cook University, Hong Kong University of Science and Technology ve Macquarie University.
*BTEC (Business and Technology Education Council), Avrupa Yeterlilik çerçevesi ile uyumlu ve uluslararası geçerliliği bulunan mesleki yeterlilik sistemidir.
Son Güncelleme: Çarşamba, 07 Haziran 2017 15:19
Gösterim: 1610
Albert Einstein’ın kurduğu Kaiser Wilhelm Topluluğu’nun devamı olan Max Planck Enstitüsü’nde ilk kez bir Türk bilim insanı Direktörlük görevine getirildi. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümü mezunu Prof. Dr. Metin Sitti bugüne dek 18 Nobel ödüllü araştırmacı ve bilim insanı yetiştiren Max Planck Enstitüsü’nde ‘Akıllı Sistemler Enstitüsü’nün Kurucu Direktörü oldu.
Lisans ve yüksek lisans derecelerini elektrik ve elektronik mühendisliği alanında Boğaziçi Üniversitesi’nden alan ve 1999 yılında Tokyo Üniversitesi’nden doktora derecesini kazanan Prof. Sitti, robotik alanda SPIE Nanoengineering Pioneer Ödülü (2011), National Science Foundation CAREER Ödülü (2005), IBM Smarter Planet Ödülü (2012) gibi ödüllere layık görüldü.
Geçtiğimiz günlerde yaptığı Türkiye ziyareti kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde bir seminer veren Prof. Sitti, Max Planck Enstitüsü’nde göreve geliş hikayesini şöyle anlattı: “Teklif Max Planck Topluluğu tarafından yapıldı ve toplulukta ilk Türk direktör olarak çalışmaya başladım. Kendime büyük bir araştırma laboratuvarı kurdum. Daha önce üniversitede olan cihazları ve daha fazlasını kendi grubuma alabildim. Tamamen merak ettiğimiz konular üzerine istediğimiz kadar proje süresiyle ve çok çeşitli imkânlarla donatılmış durumdayız.”
Sitti, Almanya’da artık Türkiye’den bilim insanları sayesinde beyin göçünün de konuşulmaya başlandığını belirterek, “Benim araştırma grubumda şu anda 30’a yakın ve her biri kendi alanlarında çok başarılı araştırmacı var ve aralarında çok başarılı Türkler de bulunuyor” dedi.
Sitti yürüttüğü projeyi şöyle özetledi: ‘’Tıbbi robotlar kapsamında kapsül boyutunda robotlar geliştiriyoruz, bu sayede örneğin kablolu endoskopi yerine kablosuz biçimde hiçbir riski olmadan insan vücudu içinde hareket edebilen, tıbbi görüntüleme yapabilen cihazlar geliştiriyoruz. 5-10 yıl içinde hasta uygulamalarına geçilmesi hedefleniyor.
Biyo-hibrid (cyborg) sistemler alanında ki bu çok yeni bir alan, insan içinden alınmış hücreleri robot yapımında kullanmaya çalışıyoruz. Örneğin sizden kas hücresi alarak robotlar üzerinde kullanıyor ve ilaç tedavisinde kullanılabilecek robotlar geliştiriyoruz.
Hedefli ilaç verme alanında çeşitli araştırmalarımız var. Hedefli ilacı robota yerleştiriyoruz, kanser hücresine odaklıyoruz ve ilacı çok yüksek dozda doğru kanserli hücrelere ve dokulara vererek o hücrelerin daha hızlı ve etkin bir şekilde yok edilmesini sağlıyoruz. Bu çalışmalar temel araştırma aşamasında, şu anda hayvan deneyleri yapılıyor. İnsan üzerinde uygulama aşaması için önümüzde 10-15 yıllık bir süreç var’’.
Prof. Dr. Sitti robotların insanların yerini alacağı konusundaki endişeler ve tartışmalarla ilgili olarak ise şu görüşleri dile getirdi:
“Bu kaygılar çok önemli kaygılar ve gelecekte karşımıza çıkacak olan çok büyük sorular. Robotların belli alanlarda insanların yerini almasında yarar var, örneğin nükleer santrallerde, gökdelenlerin temizliğinde, yani insan için riskli alanlarda. Benim bakış açım robotların insanların yerini alması yönünde değil; insanların yardımcıları olarak hayatını kolaylaştırıcı olmaları ve hayat kalitemizi artırmaları yönünde. Robotlar yapay zekâ sayesinde insanların yaptıkları işleri rahatlıkla öğrenebilecek. Örneğin bir doktor gibi cerrahi müdahale yapabilecek aşamaya gelebilecek ama burada soru şu, robot doktorun yerini mi alacak yoksa ameliyat sırasında doktorun yayında olup ona yardımcı mı olacak? Benim kişisel amacım robotların bize yardımcı olarak kullanılması yönünde”.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Albert Einstein’ın kurduğu Kaiser Wilhelm Topluluğu’nun devamı olan Max Planck Enstitüsü’nde ilk kez bir Türk bilim insanı Direktörlük görevine getirildi. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Bölümü mezunu Prof. Dr. Metin Sitti bugüne dek 18 Nobel ödüllü araştırmacı ve bilim insanı yetiştiren Max Planck Enstitüsü’nde ‘Akıllı Sistemler Enstitüsü’nün Kurucu Direktörü oldu.
Lisans ve yüksek lisans derecelerini elektrik ve elektronik mühendisliği alanında Boğaziçi Üniversitesi’nden alan ve 1999 yılında Tokyo Üniversitesi’nden doktora derecesini kazanan Prof. Sitti, robotik alanda SPIE Nanoengineering Pioneer Ödülü (2011), National Science Foundation CAREER Ödülü (2005), IBM Smarter Planet Ödülü (2012) gibi ödüllere layık görüldü.
Geçtiğimiz günlerde yaptığı Türkiye ziyareti kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde bir seminer veren Prof. Sitti, Max Planck Enstitüsü’nde göreve geliş hikayesini şöyle anlattı: “Teklif Max Planck Topluluğu tarafından yapıldı ve toplulukta ilk Türk direktör olarak çalışmaya başladım. Kendime büyük bir araştırma laboratuvarı kurdum. Daha önce üniversitede olan cihazları ve daha fazlasını kendi grubuma alabildim. Tamamen merak ettiğimiz konular üzerine istediğimiz kadar proje süresiyle ve çok çeşitli imkânlarla donatılmış durumdayız.”
Sitti, Almanya’da artık Türkiye’den bilim insanları sayesinde beyin göçünün de konuşulmaya başlandığını belirterek, “Benim araştırma grubumda şu anda 30’a yakın ve her biri kendi alanlarında çok başarılı araştırmacı var ve aralarında çok başarılı Türkler de bulunuyor” dedi.
Sitti yürüttüğü projeyi şöyle özetledi: ‘’Tıbbi robotlar kapsamında kapsül boyutunda robotlar geliştiriyoruz, bu sayede örneğin kablolu endoskopi yerine kablosuz biçimde hiçbir riski olmadan insan vücudu içinde hareket edebilen, tıbbi görüntüleme yapabilen cihazlar geliştiriyoruz. 5-10 yıl içinde hasta uygulamalarına geçilmesi hedefleniyor.
Biyo-hibrid (cyborg) sistemler alanında ki bu çok yeni bir alan, insan içinden alınmış hücreleri robot yapımında kullanmaya çalışıyoruz. Örneğin sizden kas hücresi alarak robotlar üzerinde kullanıyor ve ilaç tedavisinde kullanılabilecek robotlar geliştiriyoruz.
Hedefli ilaç verme alanında çeşitli araştırmalarımız var. Hedefli ilacı robota yerleştiriyoruz, kanser hücresine odaklıyoruz ve ilacı çok yüksek dozda doğru kanserli hücrelere ve dokulara vererek o hücrelerin daha hızlı ve etkin bir şekilde yok edilmesini sağlıyoruz. Bu çalışmalar temel araştırma aşamasında, şu anda hayvan deneyleri yapılıyor. İnsan üzerinde uygulama aşaması için önümüzde 10-15 yıllık bir süreç var’’.
Prof. Dr. Sitti robotların insanların yerini alacağı konusundaki endişeler ve tartışmalarla ilgili olarak ise şu görüşleri dile getirdi:
“Bu kaygılar çok önemli kaygılar ve gelecekte karşımıza çıkacak olan çok büyük sorular. Robotların belli alanlarda insanların yerini almasında yarar var, örneğin nükleer santrallerde, gökdelenlerin temizliğinde, yani insan için riskli alanlarda. Benim bakış açım robotların insanların yerini alması yönünde değil; insanların yardımcıları olarak hayatını kolaylaştırıcı olmaları ve hayat kalitemizi artırmaları yönünde. Robotlar yapay zekâ sayesinde insanların yaptıkları işleri rahatlıkla öğrenebilecek. Örneğin bir doktor gibi cerrahi müdahale yapabilecek aşamaya gelebilecek ama burada soru şu, robot doktorun yerini mi alacak yoksa ameliyat sırasında doktorun yayında olup ona yardımcı mı olacak? Benim kişisel amacım robotların bize yardımcı olarak kullanılması yönünde”.
Son Güncelleme: Pazartesi, 29 May 2017 12:27
Gösterim: 1898

