Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Yelkenci, 3 bin 145 dershaneden yüzde 60'ı dönüşüm için başvurdu. Böylece, başta söylediğimiz yüzde 60 hedefine ulaştık" dedi.
Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dershanelerin özel okula dönüşümünü içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçen yıl 14 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlandığını hatırlattı.
Özel okula dönüşmek isteyen dershaneler için başvuruları 2 Haziran 2014'ten itibaren almaya başladıklarını dile getiren Yelkenci, bu çerçevede 1 Eylül 2015'e kadar 7 başvuru dönemi belirlediklerini bildirdi.
İlk dönemde 327, ikincide 240, üçüncüde 182, dördüncüde ise 885 dershane başvurusunun kabul edildiğini belirten Yelkenci, şöyle devam etti:
"4. başvuru döneminde sayının yükselmiş olması, bazı malum kesimlerin Anayasa Mahkemesinden ümidini kestiğini ve dönüşümün kabul gördüğünü gösteriyor. Şimdi 5. dönemdeyiz. Bu dönemde başvuran dershanelerin halihazırda 402'sinin başvurusu kabul edildi. Şu anda 3 bin 145 dershane bulunuyor. Bu başvuru dönemiyle, dershanelerin yüzde 60'ı dönüşüme başvurmuş oldu. Böylece dershanelerin dönüşümünde, başta söylediğimiz yüzde 60 hedefine ulaştık. Dershanelerin yüzde 60'ının, zihinsel olarak dönüşüme hazır bulunduğunu belirtmiştik. Bu tahminimiz tuttu."
Programa 2 bin 119 kurumun başvurduğunu, bu müracaatların 2 bin 36'sını kabul ettiklerini anlatan Yelkenci, "En çok dönüşüme alınan il, 217 başvurunun yapıldığı İstanbul oldu. İstanbul'u, 89 başvuruyla Ankara, 57 başvuruyla İzmir ve 52 başvuruyla Mersin izledi" ifadelerini kullandı pharmaciepourhomme.fr.
Dönüşümü tamamlanan 75 kurumun, özel okul olarak açılışını yaptığına işaret eden Yelkenci, bunların 63'ünün temel lise, 6'sının ortaokul, 3'ünün Anadolu lisesi, 2'sinin anaokulu ve 1'inin de ilkokul olduğunu kaydetti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Yelkenci, 3 bin 145 dershaneden yüzde 60'ı dönüşüm için başvurdu. Böylece, başta söylediğimiz yüzde 60 hedefine ulaştık" dedi.
Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dershanelerin özel okula dönüşümünü içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un geçen yıl 14 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlandığını hatırlattı.
Özel okula dönüşmek isteyen dershaneler için başvuruları 2 Haziran 2014'ten itibaren almaya başladıklarını dile getiren Yelkenci, bu çerçevede 1 Eylül 2015'e kadar 7 başvuru dönemi belirlediklerini bildirdi.
İlk dönemde 327, ikincide 240, üçüncüde 182, dördüncüde ise 885 dershane başvurusunun kabul edildiğini belirten Yelkenci, şöyle devam etti:
"4. başvuru döneminde sayının yükselmiş olması, bazı malum kesimlerin Anayasa Mahkemesinden ümidini kestiğini ve dönüşümün kabul gördüğünü gösteriyor. Şimdi 5. dönemdeyiz. Bu dönemde başvuran dershanelerin halihazırda 402'sinin başvurusu kabul edildi. Şu anda 3 bin 145 dershane bulunuyor. Bu başvuru dönemiyle, dershanelerin yüzde 60'ı dönüşüme başvurmuş oldu. Böylece dershanelerin dönüşümünde, başta söylediğimiz yüzde 60 hedefine ulaştık. Dershanelerin yüzde 60'ının, zihinsel olarak dönüşüme hazır bulunduğunu belirtmiştik. Bu tahminimiz tuttu."
Programa 2 bin 119 kurumun başvurduğunu, bu müracaatların 2 bin 36'sını kabul ettiklerini anlatan Yelkenci, "En çok dönüşüme alınan il, 217 başvurunun yapıldığı İstanbul oldu. İstanbul'u, 89 başvuruyla Ankara, 57 başvuruyla İzmir ve 52 başvuruyla Mersin izledi" ifadelerini kullandı pharmaciepourhomme.fr.
Dönüşümü tamamlanan 75 kurumun, özel okul olarak açılışını yaptığına işaret eden Yelkenci, bunların 63'ünün temel lise, 6'sının ortaokul, 3'ünün Anadolu lisesi, 2'sinin anaokulu ve 1'inin de ilkokul olduğunu kaydetti.
Son Güncelleme: Salı, 21 Nisan 2015 12:46
Gösterim: 1607
“Seçim değil, nesil kurtarma zamanı” diyen TED, 7 Haziran genel seçimleri sonrası için eğitimde mutabakat çağrısında bulundu. TED, Ulusal Eğitim Programı ile 2015-2022 yılları arasında eğitim sistemimizi tümüyle dönüştürecek bir çalışmayı hem siyasetin hem de kamuoyunun gündemine sundu.
TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, 7 Haziran genel seçimleri sonrası başlayacak yeni yasama döneminde tüm siyasi partilerin öncelikli gündeminin eğitim sisteminin yeniden ele alınması olduğunu belirterek, “Eğitim, bir parti ödevi değil; bir ülke ödevidir. Mutlaka ama mutlaka ‘toplumsal mutabakata dayalı, ortak değerler üzerine inşa edilmiş’ bir sistemle yürütülmesi gerekiyor.” dedi.
Türkiye’nin birikimiyle bu milletin bütün evlatları için bunu başarabiliriz” çağrısında bulunan TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu basın toplantısında şunları söyledi: “Bu eğitim sistemine kaç nesil daha feda edeceğiz?” sorusuyla başlamak istiyorum konuşmama. Evet, “Kaç nesil daha feda edeceğiz, buna mecbur muyuz, aslında çare var mı? Devlet artık ya evrensel, demokratik ve yerel değerleri önemseyen bir çizgiye gelecek ya da on yıllardır yaptığı gibi gerçek yaşamda karşılığı olmayan, ideolojik ve tek yanlı tutumunu sürdürerek Türkiye’yi muasır medeniyetlerden uzaklaştıracaktır.
İşte ulusal programın bir sonucu da, eğitim vasıtasıyla ortak payda üzerine inşa edilmiş millet bilincini tazelemek olacaktır. Böyle bir tazelenme, millet olarak bir mutabakata imza atmayı gerektirmektedir.
Bu mutabakat, herhangi bir sınırlama olmaksızın ülkemizin tüm evlatlarının potansiyelinin açığa çıkarılması anlamına gelmektedir. Bilimin rehberliğinde, insanın ve çocuğun yararını gözeten, sistematik, şeffaf, hesap verebilir, kaliteli, sürdürülebilir yapılar kurmak, yeni bir yapı kurarken bir grubun veya kesimin değil, Türkiye’nin birikimini kullanmaktır.
Unutmayalım ki, eğitimin ırk, din, mezhep, ideoloji gibi odaklara dayalı biçimde yapılandırılması toplumsal birleşmeye değil ayrışmaya yol açmaktadır. Oysa etik ve bunun uygulaması anlamına gelen ahlaki kodlar, hem evrensel hem de ulusal değerlerle uyumlu bir açılım sağlayabilir. Biz TED olarak, bugün gazete sayfalarındaki ilanımızda da göreceğiniz gibi siyasete bir mutabakat çağrısında bulunuyoruz. Siyasi partilerimizin seçim kurtarmak yerine nesil kurtarmayı hedefleyeceğine ve bunun için çalışacağına inanıyoruz.
Bu programın, ortak değer ve temeller üzerine oturtacağımız bir eğitim sistemi konusundaki mutabakatın ilk adımı olmasını diliyoruz. Tüm siyasi partilerimizi de, 7 Haziran 2015 genel seçimleri sonrası yeni yasama döneminde neslimizin geleceği için bir araya gelerek ulusal bir eğitim programı oluşturulmasına öncelik vermeye çağırıyoruz.
Konuşmamı tamamlarken programı açıkladığımız bugünün başka bir açıdan da önemine dikkatinizi çekmek istiyorum. Üç gün sonra Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. TED olarak ulusal iradenin temsilcilerine mutabakat çağrısı yaparken bu programın çocuklarımızın geleceği için de anlamlı bir hediye olduğunu düşünüyoruz.
Üç gün sonra Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. TED olarak ulusal iradenin temsilcilerine mutabakat çağrısı yaparken bu programın çocuklarımızın geleceği için de anlamlı bir hediye olduğunu düşünüyoruz. ” dedi.
TEDMEM Direktörü Prof. Dr. Ziya Selçuk ise konuşmasında eğitim sistemindeki üç temel sorunun; felsefe ve kavramsal çerçeve eksikliği, sistematik ve bütüncül bir bakış eksikliği ile uzun erimli ve sürdürülebilir olmayan politika uygulamalarının eksikliği olduğunu ifade etti. Ancak bu sorunların Ulusal Eğitim Programı ile altı yılda çözülebileceğini belirtti. Ayrıca Ulusal Eğitim Programının eğitim sistemini belirli bir felsefe, kuram, model ve stratejiye dayanarak bütüncül bir yapısal dönüşüme tabi tutulmasının zorunluluğunu vurguladı. Bu dönüşümün okulun merkeze alındığı bir modelde sekiz dönüşüm alanı üzerine kurgulandığı ifade etti.
ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR?
Ulusal Eğitim Programı, iki yıllık bir çalışma sonucunda ve çok sayıda akademisyen ve eğitimcinin görüşleri alınarak ülkemiz eğitim sisteminin iyiye ve doğruya dönüşmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Ulusal Eğitim Programı ile bilimin rehberliğinde, insan ve çocuğun yararını gözeten, sistematik, şeffaf, hesap verebilir, kalite yönelimli, sürdürülebilir, her bakana göre değişmeyecek bir yol haritası sunulmaktadır.
Türkiye’de öğrencilerimizin yüzde 69’u alt ekonomik, sosyal ve kültürel grupta yer alıyor. İç göçün en fazla etkilediği alanlardan biri de eğitim. UEP’nin bu nedenle “yoksullar için de adil eğitim” önceliğidir. Bölgesel ve yerel farklılıkları ortadan kaldırmak için bazı bölge ve okullara pozitif ayrımcılık yapılarak eğitimde adalet ilkesinin hayat geçirilmesi öngörülmektedir.
UEP’de eğitim sisteminin büyük fotoğrafı çekilerek yakın, orta ve uzun vadede tamamlanacak dönüşümler ayrıntılı biçimde sıralanmaktadır. TED’in düşünce kuruluşu TEDMEM’in iki yıllık bir çalışma sonucunda ortaya çıkardığı çalışmaya, onlarca bilim insanından katkı sağlanmıştır.
UEP ile varılmak istenen değişimin amacı, bu ülkedeki her bir çocuğun potansiyelinin hak temelli bir yaklaşımla eğitim alabilmesinin hayata geçirilmesidir.
Eğitimin ırk, din, mezhep, ideoloji gibi odaklara dayalı biçimde yapılandırılmasının, toplumsal birleşmeye değil ayrışmaya yol açtığı gerçeğinden hareketle UEP, “ortak payda ve toplumsal mutabakat ihtiyacının sonucu olarak” hazırlanmıştır. “Etik ve ahlak” temelli eğitim esastır.
UEP, eğitim sisteminde dönüşümün siyasi partiler öncülüğünde kamu, özel ve sivil sektörün aktif katılımıyla gerçekleşmesi hedefinden hareket etmektedir.
DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM ALANLARI ÖNERİLERİ
Ulusal Eğitim Programı (UEP); 2015-2022 yılları arasında, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise basamaklarında gerçekleştirilecek bir dönüşüm programıdır. Ulusal Eğitim Programı’nda eğitim sistemi ve alt sistemleri 6 yıl içinde kademeli olarak dönüştürülmektedir. Program, eğitim sistemini birbiriyle bağlantılı 8 dönüşüm alanı üzerinden ele almaktadır:
OKUL MERKEZLİ SİSTEM
UEP’de Merkezi-Yerinden Yönetime Geçiş ve Özerk Okula Doğru dönüşüm alanı ile üç ana yönetim birimi önerilmektedir. Bunlar; T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Etkileşimli Eğitim Bölgesi Direktörlüğüdür (EEBD).
Eğitim sisteminin merkezine okulu yerleştirilmektedir. Eğitimle ilgili kararların okula dayalı alınması, eğitim ve öğretimi geliştirmek amacıyla okul düzeyinde yetki ve sorumlulukların artırılması, okulların yerel idari birimlerle işbirliği içerisinde kendileriyle ilgili karar alma süreçlerine aktif olarak dâhil olması amaçlamaktadır.
YOKSULLAR İÇİN DE ADİL VE KALİTELİ EĞİTİM
Eğitim Finansmanında Demokratikleşme dönüşüm alanında kamu kaynakları kullanılarak bazı harcamaların merkezi olarak, bazılarınınsa yerel idari birimlere aktarılan kamu kaynakları ile EEBD’ler tarafından yapılması öngörülmektedir.
Eşitlik sağlanmasına rağmen ortaya çıkan bölgesel ve yerel farklılıkları ortadan kaldırmak için bazı bölge ve okullara pozitif ayrımcılık yapılarak eğitimde adalet ilkesinin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır.
OKUL MÜDÜRÜ DEĞİL EĞİTİM LİDERİ
Etkili Eğitim Liderleri Yetiştirmek dönüşüm alanı ile “okul müdürü” kavramı terk edilerek, beklenen görev ve sorumlulukların doğasını ortaya koyan “eğitim lideri” kavramı tercih edilmiştir. Eğitim Liderliği Yüksek Lisans Diploması olmayan bir öğretmen eğitim lideri olamayacaktır.
Siyasi ve sendikal etkilerle ele alınan okul müdürlüğü terfi sisteminin önüne geçilerek eğitim liderliği bir uzmanlık alanı olacak. Eğitim liderleri, tüm süreçlerde ikili ve toplumsal ilişkileri yönlendirebilecek düzeyde güçlü bireysel özellikleri barındıracak.
YIL BOYU AÇIK OKUL, İKİ TÜR LİSE
Öğrenme Yaklaşımı, Öğretim Programları ve Kaynaklar adlı dönüşüm alanında, her öğrenci için, veriye dayalı kararlarla seçmeli ders listesi oluşturulacaktır. Bu dersleri yürütecek olan öğretmenlerin akredite diploma veya sertifikalara sahip olmaları zorunludur. UEP’de, her bir öğrencinin kendi bilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda kendi potansiyelini ortaya çıkarabilmesinin destekçilerinden en dikkat çekeni, Öğrenci Gelişim ve Kariyer Merkezleridir. Bu merkezler ile okullar doğrudan iletişimde olacağı için, öğrencilerin bireysel özelliklerini tanıyarak, onları ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda yönlendirmek mümkün olacaktır.
UEP’deki Yıl Boyu Eğitim Sistemi ile okulların bir yıl boyunca açık olabilecekleri bir akademik takvim öngörülmektedir. Ülke genelinde Ağustos ayının son 2 haftası ve Eylül ayının ilk haftası ortak tatildir.
UEP, iki çeşit lise türü uygulamaya sokmaktadır. Bu liseler; Anadolu Liseleri ve Bilim Liseleridir. Bilim Liselerinin varlığı ile üstün yetenekli ve başarılı öğrencilerin ortalamaya çekilmesinin de önüne geçilmektedir.
ÖĞRETMENLİKTE YENİ SİSTEM
UEP’de Adanmış Öğretmenliğe Doğru dönüşüm alanında, öğretmenlik mesleğinin artık bir kariyer mesleği olduğu kabul edilerek; mesleğin atanma, çalışma ve ilerleme koşulları durumsal müdahalelere açık olmayacak şekilde yasalarla güvence altına alınmaktadır. Üniversite bünyesinde Eğitim Fakültelerinden bağımsız, bir nevi lisans öğrencilerinin (öğretmen adaylarının) öğretmenlik deneyimi edinmelerine daha fazla önem verecek olan Öğretmen Akademileri kurulacaktır.
Lisans öğrencileri (öğretmen adayları) ilk 3 yılı eşit ağırlıkta olan uygulama (staj) ve teorik derslerini tamamlayan öğretmen adayları, lisans eğitimlerinin son sınıfını tam zamanlı okulda yoğunlaştırılmış staj uygulaması hizmet verecek.
Öğretmenlik mesleği UEP ile artık bir kariyer mesleğidir.
ZORUNLU OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
UEP, Kademeler Arası Geçiş dönüşüm alanında 13 yıllık zorunlu eğitim süresini; 1 yıl okul öncesi, 5 yıl ilkokul, 1 yıl ortaokula bağlı İngilizce hazırlık, 3 yıl ortaokul ve 3+1 yıl lise olarak düzenlemiştir.
Öğrencilerin farklılıklarının dikkate alınması temel bir nokta olduğu için, tüm öğrenciler, 4 yıllık lise eğitimi almak zorunda kalmayacaktır. Yükseköğretime geçiş modeline göre Standart Lise Diploması ile mezun olan öğrencilerin önünde iki alternatif bulunmaktadır. 3 yıllık liselerden mezun olan öğrenciler Öğrenci Gelişim ve Kariyer Merkezlerinin rehberliğinde 4 yıllık Meslek Yüksekokullarına, 2 yıllık Ön Lisans Programlarına ve bu programların Açık Öğretim Programlarındaki karşılığı olan programlarına girebilirler.
İleri Lise Diploması alarak mezun olan öğrenciler ise, 4 yıllık üniversiteye, 4 yıllık Meslek Yüksekokullarına ve Açık Öğretim Fakültesine devam etme hakkına sahiptir.
UEP herkes için sınav anlayışı yerine, herkes için kaliteli eğitim anlayışının sisteme yerleşmesini sağlamaktadır.
BAĞIMSIZ ÖLÇME MERKEZİ
Ürün ve Çıktılarının Ölçme ve Değerlendirilmesi dönüşüm alanında, bağımsız bir Ulusal İçerik Geliştirme ve Ölçme Merkezi kurulmaktadır. UEP kapsamında öğrenciler; yetenekleri, bireysel özellikleri, akademik öğrenme, gelişim alanları, bireysel güçlü yönleri ve gelişime açık yönleri bu merkez tarafından izlenir. İlk değerlendirme ve kayıt 5 yaşında başlar.
Ölçme değerlendirme sürecinde akademik gelişimin izlenmesi amacıyla toplanan verilerin tümü Dijital Öğrenci Portfolyosunda toplanır ve bütüncül bir bakış açısı ile değerlendirilir.
İNSAN ODAKLI TEKNOLOJİ
İnsan Odaklı Teknoloji Anlayışı dönüşüm alanında, teknolojinin sadece bir araç olduğunun altı çizilmektedir. Böylece teknolojiye tanımını aşan rollerin yüklenmesi ve pedagojik sorunların teknoloji ile düzeltilmesi yaklaşımı terk edilmektedir.
Kurulacak “Eğitim Bulutu” alt yapısıyla eğitimde kullanılan teknolojilerin verim ve etkinliğinin artırılması öncelikli konular arasına almaktadır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
“Seçim değil, nesil kurtarma zamanı” diyen TED, 7 Haziran genel seçimleri sonrası için eğitimde mutabakat çağrısında bulundu. TED, Ulusal Eğitim Programı ile 2015-2022 yılları arasında eğitim sistemimizi tümüyle dönüştürecek bir çalışmayı hem siyasetin hem de kamuoyunun gündemine sundu.
TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, 7 Haziran genel seçimleri sonrası başlayacak yeni yasama döneminde tüm siyasi partilerin öncelikli gündeminin eğitim sisteminin yeniden ele alınması olduğunu belirterek, “Eğitim, bir parti ödevi değil; bir ülke ödevidir. Mutlaka ama mutlaka ‘toplumsal mutabakata dayalı, ortak değerler üzerine inşa edilmiş’ bir sistemle yürütülmesi gerekiyor.” dedi.
Türkiye’nin birikimiyle bu milletin bütün evlatları için bunu başarabiliriz” çağrısında bulunan TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu basın toplantısında şunları söyledi: “Bu eğitim sistemine kaç nesil daha feda edeceğiz?” sorusuyla başlamak istiyorum konuşmama. Evet, “Kaç nesil daha feda edeceğiz, buna mecbur muyuz, aslında çare var mı? Devlet artık ya evrensel, demokratik ve yerel değerleri önemseyen bir çizgiye gelecek ya da on yıllardır yaptığı gibi gerçek yaşamda karşılığı olmayan, ideolojik ve tek yanlı tutumunu sürdürerek Türkiye’yi muasır medeniyetlerden uzaklaştıracaktır.
İşte ulusal programın bir sonucu da, eğitim vasıtasıyla ortak payda üzerine inşa edilmiş millet bilincini tazelemek olacaktır. Böyle bir tazelenme, millet olarak bir mutabakata imza atmayı gerektirmektedir.
Bu mutabakat, herhangi bir sınırlama olmaksızın ülkemizin tüm evlatlarının potansiyelinin açığa çıkarılması anlamına gelmektedir. Bilimin rehberliğinde, insanın ve çocuğun yararını gözeten, sistematik, şeffaf, hesap verebilir, kaliteli, sürdürülebilir yapılar kurmak, yeni bir yapı kurarken bir grubun veya kesimin değil, Türkiye’nin birikimini kullanmaktır.
Unutmayalım ki, eğitimin ırk, din, mezhep, ideoloji gibi odaklara dayalı biçimde yapılandırılması toplumsal birleşmeye değil ayrışmaya yol açmaktadır. Oysa etik ve bunun uygulaması anlamına gelen ahlaki kodlar, hem evrensel hem de ulusal değerlerle uyumlu bir açılım sağlayabilir. Biz TED olarak, bugün gazete sayfalarındaki ilanımızda da göreceğiniz gibi siyasete bir mutabakat çağrısında bulunuyoruz. Siyasi partilerimizin seçim kurtarmak yerine nesil kurtarmayı hedefleyeceğine ve bunun için çalışacağına inanıyoruz.
Bu programın, ortak değer ve temeller üzerine oturtacağımız bir eğitim sistemi konusundaki mutabakatın ilk adımı olmasını diliyoruz. Tüm siyasi partilerimizi de, 7 Haziran 2015 genel seçimleri sonrası yeni yasama döneminde neslimizin geleceği için bir araya gelerek ulusal bir eğitim programı oluşturulmasına öncelik vermeye çağırıyoruz.
Konuşmamı tamamlarken programı açıkladığımız bugünün başka bir açıdan da önemine dikkatinizi çekmek istiyorum. Üç gün sonra Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. TED olarak ulusal iradenin temsilcilerine mutabakat çağrısı yaparken bu programın çocuklarımızın geleceği için de anlamlı bir hediye olduğunu düşünüyoruz.
Üç gün sonra Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayacağız. TED olarak ulusal iradenin temsilcilerine mutabakat çağrısı yaparken bu programın çocuklarımızın geleceği için de anlamlı bir hediye olduğunu düşünüyoruz. ” dedi.
TEDMEM Direktörü Prof. Dr. Ziya Selçuk ise konuşmasında eğitim sistemindeki üç temel sorunun; felsefe ve kavramsal çerçeve eksikliği, sistematik ve bütüncül bir bakış eksikliği ile uzun erimli ve sürdürülebilir olmayan politika uygulamalarının eksikliği olduğunu ifade etti. Ancak bu sorunların Ulusal Eğitim Programı ile altı yılda çözülebileceğini belirtti. Ayrıca Ulusal Eğitim Programının eğitim sistemini belirli bir felsefe, kuram, model ve stratejiye dayanarak bütüncül bir yapısal dönüşüme tabi tutulmasının zorunluluğunu vurguladı. Bu dönüşümün okulun merkeze alındığı bir modelde sekiz dönüşüm alanı üzerine kurgulandığı ifade etti.
ULUSAL EĞİTİM PPROGRAMI (UEP) NEDİR?
Ulusal Eğitim Programı, iki yıllık bir çalışma sonucunda ve çok sayıda akademisyen ve eğitimcinin görüşleri alınarak ülkemiz eğitim sisteminin iyiye ve doğruya dönüşmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Ulusal Eğitim Programı ile bilimin rehberliğinde, insan ve çocuğun yararını gözeten, sistematik, şeffaf, hesap verebilir, kalite yönelimli, sürdürülebilir, her bakana göre değişmeyecek bir yol haritası sunulmaktadır.
Türkiye’de öğrencilerimizin yüzde 69’u alt ekonomik, sosyal ve kültürel grupta yer alıyor. İç göçün en fazla etkilediği alanlardan biri de eğitim. UEP’nin bu nedenle “yoksullar için de adil eğitim” önceliğidir. Bölgesel ve yerel farklılıkları ortadan kaldırmak için bazı bölge ve okullara pozitif ayrımcılık yapılarak eğitimde adalet ilkesinin hayat geçirilmesi öngörülmektedir.
UEP’de eğitim sisteminin büyük fotoğrafı çekilerek yakın, orta ve uzun vadede tamamlanacak dönüşümler ayrıntılı biçimde sıralanmaktadır. TED’in düşünce kuruluşu TEDMEM’in iki yıllık bir çalışma sonucunda ortaya çıkardığı çalışmaya, onlarca bilim insanından katkı sağlanmıştır.
UEP ile varılmak istenen değişimin amacı, bu ülkedeki her bir çocuğun potansiyelinin hak temelli bir yaklaşımla eğitim alabilmesinin hayata geçirilmesidir.
Eğitimin ırk, din, mezhep, ideoloji gibi odaklara dayalı biçimde yapılandırılmasının, toplumsal birleşmeye değil ayrışmaya yol açtığı gerçeğinden hareketle UEP, “ortak payda ve toplumsal mutabakat ihtiyacının sonucu olarak” hazırlanmıştır. “Etik ve ahlak” temelli eğitim esastır.
UEP, eğitim sisteminde dönüşümün siyasi partiler öncülüğünde kamu, özel ve sivil sektörün aktif katılımıyla gerçekleşmesi hedefinden hareket etmektedir.
DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM ALANLARI ÖNERİLERİ
Ulusal Eğitim Programı (UEP); 2015-2022 yılları arasında, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise basamaklarında gerçekleştirilecek bir dönüşüm programıdır. Ulusal Eğitim Programı’nda eğitim sistemi ve alt sistemleri 6 yıl içinde kademeli olarak dönüştürülmektedir. Program, eğitim sistemini birbiriyle bağlantılı 8 dönüşüm alanı üzerinden ele almaktadır:
OKUL MERKEZLİ SİSTEM
UEP’de Merkezi-Yerinden Yönetime Geçiş ve Özerk Okula Doğru dönüşüm alanı ile üç ana yönetim birimi önerilmektedir. Bunlar; T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Etkileşimli Eğitim Bölgesi Direktörlüğüdür (EEBD).
Eğitim sisteminin merkezine okulu yerleştirilmektedir. Eğitimle ilgili kararların okula dayalı alınması, eğitim ve öğretimi geliştirmek amacıyla okul düzeyinde yetki ve sorumlulukların artırılması, okulların yerel idari birimlerle işbirliği içerisinde kendileriyle ilgili karar alma süreçlerine aktif olarak dâhil olması amaçlamaktadır.
YOKSULLAR İÇİN DE ADİL VE KALİTELİ EĞİTİM
Eğitim Finansmanında Demokratikleşme dönüşüm alanında kamu kaynakları kullanılarak bazı harcamaların merkezi olarak, bazılarınınsa yerel idari birimlere aktarılan kamu kaynakları ile EEBD’ler tarafından yapılması öngörülmektedir.
Eşitlik sağlanmasına rağmen ortaya çıkan bölgesel ve yerel farklılıkları ortadan kaldırmak için bazı bölge ve okullara pozitif ayrımcılık yapılarak eğitimde adalet ilkesinin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır.
OKUL MÜDÜRÜ DEĞİL EĞİTİM LİDERİ
Etkili Eğitim Liderleri Yetiştirmek dönüşüm alanı ile “okul müdürü” kavramı terk edilerek, beklenen görev ve sorumlulukların doğasını ortaya koyan “eğitim lideri” kavramı tercih edilmiştir. Eğitim Liderliği Yüksek Lisans Diploması olmayan bir öğretmen eğitim lideri olamayacaktır.
Siyasi ve sendikal etkilerle ele alınan okul müdürlüğü terfi sisteminin önüne geçilerek eğitim liderliği bir uzmanlık alanı olacak. Eğitim liderleri, tüm süreçlerde ikili ve toplumsal ilişkileri yönlendirebilecek düzeyde güçlü bireysel özellikleri barındıracak.
YIL BOYU AÇIK OKUL, İKİ TÜR LİSE
Öğrenme Yaklaşımı, Öğretim Programları ve Kaynaklar adlı dönüşüm alanında, her öğrenci için, veriye dayalı kararlarla seçmeli ders listesi oluşturulacaktır. Bu dersleri yürütecek olan öğretmenlerin akredite diploma veya sertifikalara sahip olmaları zorunludur. UEP’de, her bir öğrencinin kendi bilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda kendi potansiyelini ortaya çıkarabilmesinin destekçilerinden en dikkat çekeni, Öğrenci Gelişim ve Kariyer Merkezleridir. Bu merkezler ile okullar doğrudan iletişimde olacağı için, öğrencilerin bireysel özelliklerini tanıyarak, onları ihtiyaç ve istekleri doğrultusunda yönlendirmek mümkün olacaktır.
UEP’deki Yıl Boyu Eğitim Sistemi ile okulların bir yıl boyunca açık olabilecekleri bir akademik takvim öngörülmektedir. Ülke genelinde Ağustos ayının son 2 haftası ve Eylül ayının ilk haftası ortak tatildir.
UEP, iki çeşit lise türü uygulamaya sokmaktadır. Bu liseler; Anadolu Liseleri ve Bilim Liseleridir. Bilim Liselerinin varlığı ile üstün yetenekli ve başarılı öğrencilerin ortalamaya çekilmesinin de önüne geçilmektedir.
ÖĞRETMENLİKTE YENİ SİSTEM
UEP’de Adanmış Öğretmenliğe Doğru dönüşüm alanında, öğretmenlik mesleğinin artık bir kariyer mesleği olduğu kabul edilerek; mesleğin atanma, çalışma ve ilerleme koşulları durumsal müdahalelere açık olmayacak şekilde yasalarla güvence altına alınmaktadır. Üniversite bünyesinde Eğitim Fakültelerinden bağımsız, bir nevi lisans öğrencilerinin (öğretmen adaylarının) öğretmenlik deneyimi edinmelerine daha fazla önem verecek olan Öğretmen Akademileri kurulacaktır.
Lisans öğrencileri (öğretmen adayları) ilk 3 yılı eşit ağırlıkta olan uygulama (staj) ve teorik derslerini tamamlayan öğretmen adayları, lisans eğitimlerinin son sınıfını tam zamanlı okulda yoğunlaştırılmış staj uygulaması hizmet verecek.
Öğretmenlik mesleği UEP ile artık bir kariyer mesleğidir.
ZORUNLU OKUL ÖNCESİ EĞİTİM
UEP, Kademeler Arası Geçiş dönüşüm alanında 13 yıllık zorunlu eğitim süresini; 1 yıl okul öncesi, 5 yıl ilkokul, 1 yıl ortaokula bağlı İngilizce hazırlık, 3 yıl ortaokul ve 3+1 yıl lise olarak düzenlemiştir.
Öğrencilerin farklılıklarının dikkate alınması temel bir nokta olduğu için, tüm öğrenciler, 4 yıllık lise eğitimi almak zorunda kalmayacaktır. Yükseköğretime geçiş modeline göre Standart Lise Diploması ile mezun olan öğrencilerin önünde iki alternatif bulunmaktadır. 3 yıllık liselerden mezun olan öğrenciler Öğrenci Gelişim ve Kariyer Merkezlerinin rehberliğinde 4 yıllık Meslek Yüksekokullarına, 2 yıllık Ön Lisans Programlarına ve bu programların Açık Öğretim Programlarındaki karşılığı olan programlarına girebilirler.
İleri Lise Diploması alarak mezun olan öğrenciler ise, 4 yıllık üniversiteye, 4 yıllık Meslek Yüksekokullarına ve Açık Öğretim Fakültesine devam etme hakkına sahiptir.
UEP herkes için sınav anlayışı yerine, herkes için kaliteli eğitim anlayışının sisteme yerleşmesini sağlamaktadır.
BAĞIMSIZ ÖLÇME MERKEZİ
Ürün ve Çıktılarının Ölçme ve Değerlendirilmesi dönüşüm alanında, bağımsız bir Ulusal İçerik Geliştirme ve Ölçme Merkezi kurulmaktadır. UEP kapsamında öğrenciler; yetenekleri, bireysel özellikleri, akademik öğrenme, gelişim alanları, bireysel güçlü yönleri ve gelişime açık yönleri bu merkez tarafından izlenir. İlk değerlendirme ve kayıt 5 yaşında başlar.
Ölçme değerlendirme sürecinde akademik gelişimin izlenmesi amacıyla toplanan verilerin tümü Dijital Öğrenci Portfolyosunda toplanır ve bütüncül bir bakış açısı ile değerlendirilir.
İNSAN ODAKLI TEKNOLOJİ
İnsan Odaklı Teknoloji Anlayışı dönüşüm alanında, teknolojinin sadece bir araç olduğunun altı çizilmektedir. Böylece teknolojiye tanımını aşan rollerin yüklenmesi ve pedagojik sorunların teknoloji ile düzeltilmesi yaklaşımı terk edilmektedir.
Kurulacak “Eğitim Bulutu” alt yapısıyla eğitimde kullanılan teknolojilerin verim ve etkinliğinin artırılması öncelikli konular arasına almaktadır.
Son Güncelleme: Salı, 21 Nisan 2015 12:32
Gösterim: 1872
Milli Eğitim Bakanlığında görevli 800 bin öğretmenin e-imza sistemine geçiş yapacağı bildirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğince Sakıp Sabancı Basın Merkezi'nde düzenlenen "Basın Merkezi Toplantıları"na katılan MEB Bilgi İşlem Daire Başkanı Bilal Tırnakçı, bakanlık bünyesinde yürütülen bilgi işlem faaliyetlerine ilişkin sunum yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilen "not defteri" uygulamasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Tırnakçı, sistemle öğretmenlerin, istedikleri her yerden cep telefonu veya akıllı cihazlarıyla öğrencilerinin yazılı notu, performans ve proje notu gibi bilgilerine ulaşabileceğini belirterek, sistemi öğretmenlerle veliler arasındaki iletişimi güçlendirmek için hayata geçirdiklerini kaydetti.
MEB bünyesinde görev yapan tüm öğretmenlerin e-imzaya geçişi için hazırlıkların sürdüğünü bildiren Tırnakçı, şu açıklamalarda bulundu:
"Okullardaki tüm öğretmenler, e-imzaya kavuşacak. E-imza üzerinden işlemlerini yapabilecek. Burada bürokrasiyi azaltmaya çalışıyoruz. Tabii bir de tüm yazışmaları sisteme dahil ederek güvenliği sağlamış oluyoruz. Bilişim teknolojilerinin ve bu sistemin kullanılması, hem vatandaşın güvenliği, hem sistemin dinamik kullanımı açısından beraberindeki Türkiye'nin gelecek vizyonu açısından önem arz ettiğini düşünüyoruz. Öğretmenler, e-imzalarıyla kurum işlerini, rotasyon, izin ve nakil taleplerini e-imzalarıyla bakanlığa iletebilecekler."
Tırnakçı, ilk e-imzayı, bu yılın eylül ayından itibaren öğretmenlere vermeyi planladıklarını belirterek, "Daha sonra, kademe kademe 800 bin öğretmenin tamamı 2016'nın sonunda e-imzaya geçmiş olacak" bilgisini verdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığında görevli 800 bin öğretmenin e-imza sistemine geçiş yapacağı bildirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğince Sakıp Sabancı Basın Merkezi'nde düzenlenen "Basın Merkezi Toplantıları"na katılan MEB Bilgi İşlem Daire Başkanı Bilal Tırnakçı, bakanlık bünyesinde yürütülen bilgi işlem faaliyetlerine ilişkin sunum yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilen "not defteri" uygulamasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Tırnakçı, sistemle öğretmenlerin, istedikleri her yerden cep telefonu veya akıllı cihazlarıyla öğrencilerinin yazılı notu, performans ve proje notu gibi bilgilerine ulaşabileceğini belirterek, sistemi öğretmenlerle veliler arasındaki iletişimi güçlendirmek için hayata geçirdiklerini kaydetti.
MEB bünyesinde görev yapan tüm öğretmenlerin e-imzaya geçişi için hazırlıkların sürdüğünü bildiren Tırnakçı, şu açıklamalarda bulundu:
"Okullardaki tüm öğretmenler, e-imzaya kavuşacak. E-imza üzerinden işlemlerini yapabilecek. Burada bürokrasiyi azaltmaya çalışıyoruz. Tabii bir de tüm yazışmaları sisteme dahil ederek güvenliği sağlamış oluyoruz. Bilişim teknolojilerinin ve bu sistemin kullanılması, hem vatandaşın güvenliği, hem sistemin dinamik kullanımı açısından beraberindeki Türkiye'nin gelecek vizyonu açısından önem arz ettiğini düşünüyoruz. Öğretmenler, e-imzalarıyla kurum işlerini, rotasyon, izin ve nakil taleplerini e-imzalarıyla bakanlığa iletebilecekler."
Tırnakçı, ilk e-imzayı, bu yılın eylül ayından itibaren öğretmenlere vermeyi planladıklarını belirterek, "Daha sonra, kademe kademe 800 bin öğretmenin tamamı 2016'nın sonunda e-imzaya geçmiş olacak" bilgisini verdi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Nisan 2015 14:49
Gösterim: 1517
Tüm Öğretmenler Sendikası, MEB’in Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin iptali için Danıştay’a başvurdu.
Tüm Öğretmenler Sendikası, 17 Nisan 2015 tarihli ve 29329 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin iptali için Danıştay’a başvurdu.
TÖS Genel Başkanı Dikmen Onat tarafından yapılan açıklama şöyle;
Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin öğretmenin atama şartları ve usulleri, aday öğretmenlik işlemleri, Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler Liseleri öğretmenlerinin seçimi, öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi, mazerete ve diğer nedenlere bağlı yer değiştirmeler, öğretmenin sene sonunda okul müdürleri tarafından değerlendirilmesinden oluşmaktadır. TÖS üyelerinin ekonomik, sosyal, özlük, mesleki, sendikal, demokratik hak ve çıkarlarını koruyup geliştirerek onlara daha saygın bir yaşam düzeyi sağlar. Bu amaçla Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğine dava açtık.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Tüm Öğretmenler Sendikası, MEB’in Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin iptali için Danıştay’a başvurdu.
Tüm Öğretmenler Sendikası, 17 Nisan 2015 tarihli ve 29329 sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin iptali için Danıştay’a başvurdu.
TÖS Genel Başkanı Dikmen Onat tarafından yapılan açıklama şöyle;
Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin öğretmenin atama şartları ve usulleri, aday öğretmenlik işlemleri, Fen Liseleri ve Sosyal Bilimler Liseleri öğretmenlerinin seçimi, öğretmenlerin aynı eğitim kurumunda azami çalışma süresi, mazerete ve diğer nedenlere bağlı yer değiştirmeler, öğretmenin sene sonunda okul müdürleri tarafından değerlendirilmesinden oluşmaktadır. TÖS üyelerinin ekonomik, sosyal, özlük, mesleki, sendikal, demokratik hak ve çıkarlarını koruyup geliştirerek onlara daha saygın bir yaşam düzeyi sağlar. Bu amaçla Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğine dava açtık.
Son Güncelleme: Salı, 21 Nisan 2015 12:48
Gösterim: 1690
Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, paralel terör örgütünün hakim olmayı amaçladığı bütün kamu alanlarında yapılan tüm sınavların mercek altına alınması gerektiğini söyledi.
Bakan Canikli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, paralel yapının, birçok önemli alanda organize bir şekilde kanunlara aykırı faaliyetlerde bulunduğunu belirterek, bu faaliyetlerin delillendiğini ve bu delillerden bir tanesinin KPSS olduğunu söyledi.
Geçmişte paralel terör örgütü tarafından KPSS hakkında çok büyük çalışmalar yapıldığını ifade eden Canikli, "Paralel terör örgütünün bu alanda çok büyük geçmişte çalışmalar yaptığını, soruları kendi sempatizanlarına ve elemanlarına vererek onların kamuya yerleşmelerini sağladığını bugün biliyoruz" diye konuştu.
"Şimdi çorap sökülmeye başlandı" diyen Canikli, "Başlangıçta deşifre etmek, ortaya çıkarmak bu tür yapıları ve bu tür terör örgütlerinin illegal faaliyetlerini ortaya çıkarmak biraz zaman alırdı, zordur. Ama ipin bir ucundan yakaladığınız anda çorap söküğü gibi gelir. Şu anda o aşamadayız" ifadelerini kullandı.
Canikli, her gün paralel yapının yeni kanunsuzluklarının deşifre edildiğini, ortalığa döküldüğünü ve yargı tarafından soruşturmaya konu edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Önümüzdeki dönemlerde paralel terör örgütünün çok daha farklı yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayacak delilleri hep birlikte göreceğiz. Yani belki hiç hayal edemeyeceğimiz alanlarda dahi terör örgütünün faaliyette bulunduğunu, koordine ettiğini, organize ettiğini göreceğiz."
"Belki başka sınavlar da mercek altına alınacak"
KPSS ile ilgili soruşturmanın hukuken sonuçlanmasının çok zaman almayacağını düşündüğünü anlatan Canikli, şu anda delillerin büyük bir bölümünün ortaya çıktığını belirtti.
Canikli, bunların zaman zaman kamuoyuyla paylaşıldığını vurgulayarak, "Ama belki başka sınavlar da mercek altına alınacak. Bunu belki dillendirmek doğru değil ama paralel terör örgütünün hakim olmayı amaçladığı başta polis, emniyet ve yargı olmak üzere diğer bütün kamu alanlarında yapılan tüm sınavların mercek altına alınması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
"Yargı tarafından öldürücü darbeyi almıştır"
Paralel yapı çarkının planlandığı şekilde işlemediğini ve birçok çarkının kırıldığını vurgulayan Canikli, "Yine çark dönüyor ama ağır aksak dönüyor" dedi.
Paralel terör örgütünün bundan sonra tekrar ayağa kalkmasının mümkün olmadığını vurgulayan Canikli, "Yargı tarafından öldürücü darbeyi almıştır. Bundan sonra da her geçen gün daha da kan kaybedecek." diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, paralel terör örgütünün hakim olmayı amaçladığı bütün kamu alanlarında yapılan tüm sınavların mercek altına alınması gerektiğini söyledi.
Bakan Canikli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, paralel yapının, birçok önemli alanda organize bir şekilde kanunlara aykırı faaliyetlerde bulunduğunu belirterek, bu faaliyetlerin delillendiğini ve bu delillerden bir tanesinin KPSS olduğunu söyledi.
Geçmişte paralel terör örgütü tarafından KPSS hakkında çok büyük çalışmalar yapıldığını ifade eden Canikli, "Paralel terör örgütünün bu alanda çok büyük geçmişte çalışmalar yaptığını, soruları kendi sempatizanlarına ve elemanlarına vererek onların kamuya yerleşmelerini sağladığını bugün biliyoruz" diye konuştu.
"Şimdi çorap sökülmeye başlandı" diyen Canikli, "Başlangıçta deşifre etmek, ortaya çıkarmak bu tür yapıları ve bu tür terör örgütlerinin illegal faaliyetlerini ortaya çıkarmak biraz zaman alırdı, zordur. Ama ipin bir ucundan yakaladığınız anda çorap söküğü gibi gelir. Şu anda o aşamadayız" ifadelerini kullandı.
Canikli, her gün paralel yapının yeni kanunsuzluklarının deşifre edildiğini, ortalığa döküldüğünü ve yargı tarafından soruşturmaya konu edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Önümüzdeki dönemlerde paralel terör örgütünün çok daha farklı yönlerinin ortaya çıkmasını sağlayacak delilleri hep birlikte göreceğiz. Yani belki hiç hayal edemeyeceğimiz alanlarda dahi terör örgütünün faaliyette bulunduğunu, koordine ettiğini, organize ettiğini göreceğiz."
"Belki başka sınavlar da mercek altına alınacak"
KPSS ile ilgili soruşturmanın hukuken sonuçlanmasının çok zaman almayacağını düşündüğünü anlatan Canikli, şu anda delillerin büyük bir bölümünün ortaya çıktığını belirtti.
Canikli, bunların zaman zaman kamuoyuyla paylaşıldığını vurgulayarak, "Ama belki başka sınavlar da mercek altına alınacak. Bunu belki dillendirmek doğru değil ama paralel terör örgütünün hakim olmayı amaçladığı başta polis, emniyet ve yargı olmak üzere diğer bütün kamu alanlarında yapılan tüm sınavların mercek altına alınması gerekiyor." ifadelerini kullandı.
"Yargı tarafından öldürücü darbeyi almıştır"
Paralel yapı çarkının planlandığı şekilde işlemediğini ve birçok çarkının kırıldığını vurgulayan Canikli, "Yine çark dönüyor ama ağır aksak dönüyor" dedi.
Paralel terör örgütünün bundan sonra tekrar ayağa kalkmasının mümkün olmadığını vurgulayan Canikli, "Yargı tarafından öldürücü darbeyi almıştır. Bundan sonra da her geçen gün daha da kan kaybedecek." diye konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Nisan 2015 12:05
Gösterim: 1385

