Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
TİKA'nın Moğolistan'daki Bilge Tonyukuk Anıt Alanı'ndaki arkeolojik kazılarında, Türklerin bin 300 yıl öncesine ait parmak izleri bulundu.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığından (TİKA) yapılan yazılı açıklamaya göre, Moğolistan'daki Bilge Tonyukuk Anıt Alanı'nda çalışma yapan Türk kazı heyetine başkanlık eden Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, kazı çalışmalarına ilişkin TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam’a rapor sundu.
Raporda, Bilge Tonyukuk Anıt bölgesindeki kazılarda bin 300 yıl öncesine ait parmak izleri bulunduğu açıklandı. Prof. Dr. Taşağıl, sunduğu raporda kazı esnasında 11 açma açıldığını belirterek, “Çok sayıda yeni arkeolojik keşfe ulaşıldı. Fakat en dikkat çekicilerinden biri 11 numaralı açmada atalarımızın bin 300 öncesine ait parmak izleri bulunmasıdır. Bu ilginç bir tarihi keşiftir” ifadesini kullandı. Türk tarihinin en eski yazılı belgesi olan Bilge Tonyukuk Anıtı’na ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla TİKA tarafından 11 kilometrelik asfalt karayolu yapılmıştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005’teki Moğolistan ziyaretinin ardından, TİKA’nın çalışmalarıyla Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtları müzeye taşınarak, doğa şartlarına karşı muhafaza altına alınmıştı. Bilge Tonyukuk Anıt Alanı’ndaki kazı çalışmalarıyla birlikte, bu alanda da bir müze kurulması da planlanıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
TİKA'nın Moğolistan'daki Bilge Tonyukuk Anıt Alanı'ndaki arkeolojik kazılarında, Türklerin bin 300 yıl öncesine ait parmak izleri bulundu.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığından (TİKA) yapılan yazılı açıklamaya göre, Moğolistan'daki Bilge Tonyukuk Anıt Alanı'nda çalışma yapan Türk kazı heyetine başkanlık eden Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, kazı çalışmalarına ilişkin TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam’a rapor sundu.
Raporda, Bilge Tonyukuk Anıt bölgesindeki kazılarda bin 300 yıl öncesine ait parmak izleri bulunduğu açıklandı. Prof. Dr. Taşağıl, sunduğu raporda kazı esnasında 11 açma açıldığını belirterek, “Çok sayıda yeni arkeolojik keşfe ulaşıldı. Fakat en dikkat çekicilerinden biri 11 numaralı açmada atalarımızın bin 300 öncesine ait parmak izleri bulunmasıdır. Bu ilginç bir tarihi keşiftir” ifadesini kullandı. Türk tarihinin en eski yazılı belgesi olan Bilge Tonyukuk Anıtı’na ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla TİKA tarafından 11 kilometrelik asfalt karayolu yapılmıştı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005’teki Moğolistan ziyaretinin ardından, TİKA’nın çalışmalarıyla Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtları müzeye taşınarak, doğa şartlarına karşı muhafaza altına alınmıştı. Bilge Tonyukuk Anıt Alanı’ndaki kazı çalışmalarıyla birlikte, bu alanda da bir müze kurulması da planlanıyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 25 Ocak 2016 11:59
Gösterim: 812
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Dr. Jena: "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor"
Bilim adamları, ülkeyi yönetme stresinin, liderlerin daha hızlı yaşlanmasına ve ömürlerinin yaklaşık üç yıl kısalmasına yol açtığını ileri sürdü.
Bilim adamları, aralarında İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya ve ABD'nin de bulunduğu 17 sanayileşmiş ülkede devlet ve hükümet başkanlarının görevden ayrıldıktan sonra ne kadar yaşadığını araştırdı. Elde edilen sonuçlar, aynı yaş ve cinsiyetteki diğer kişilerin ortalama yaşam süresiyle karşılaştırıldı.
Gelişmiş ülkelerden 279 devlet ve hükümet başkanıyla ilgili verilerin incelendiği, "British Medical Journal" dergisinde yayımlanan araştırma, iktidarın, insan ömründen neredeyse üç yıl çaldığını ortaya çıkardı.
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesinden Dr. Anupam Jena, "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor" ifadesini kullandı.
Araştırma, ABD başkanlarının mevkidaşlarına oranla daha şanslı olduğunu ve biraz daha uzun yaşadığını gösterdi.
ABD Başkanı Barack Obama, kısa süre önce Kanada'da başbakan seçilen, kendisinden 10 yaş küçük Justin Trudeau'ya iktidarın yaşlanmayı hızlandırdığı uyarısında bulunmuş ve saçını boyamasını önermişti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Dr. Jena: "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor"
Bilim adamları, ülkeyi yönetme stresinin, liderlerin daha hızlı yaşlanmasına ve ömürlerinin yaklaşık üç yıl kısalmasına yol açtığını ileri sürdü.
Bilim adamları, aralarında İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya ve ABD'nin de bulunduğu 17 sanayileşmiş ülkede devlet ve hükümet başkanlarının görevden ayrıldıktan sonra ne kadar yaşadığını araştırdı. Elde edilen sonuçlar, aynı yaş ve cinsiyetteki diğer kişilerin ortalama yaşam süresiyle karşılaştırıldı.
Gelişmiş ülkelerden 279 devlet ve hükümet başkanıyla ilgili verilerin incelendiği, "British Medical Journal" dergisinde yayımlanan araştırma, iktidarın, insan ömründen neredeyse üç yıl çaldığını ortaya çıkardı.
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesinden Dr. Anupam Jena, "Liderler, ulusal öncelikleri, doğru beslenme ve egzersiz yapma gibi kişisel önceliklerinin üstünde tutuyor. Aynı zamanda, ülkeyi yönetme stresi, saçlara ak düşmesini, cildin kırışmasını hızlandırabiliyor" ifadesini kullandı.
Araştırma, ABD başkanlarının mevkidaşlarına oranla daha şanslı olduğunu ve biraz daha uzun yaşadığını gösterdi.
ABD Başkanı Barack Obama, kısa süre önce Kanada'da başbakan seçilen, kendisinden 10 yaş küçük Justin Trudeau'ya iktidarın yaşlanmayı hızlandırdığı uyarısında bulunmuş ve saçını boyamasını önermişti.
Son Güncelleme: Salı, 15 Aralık 2015 11:52
Gösterim: 1409
Araştırmalar, anne-babaların gözdesi olan çocukların kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar, anne ve babalarının favorisi olan çocukların, kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ileri sürdü.
ABD'deki Purdue Üniversitesi, Iowa Eyalet Üniversitesi ile Cornell Üniversitesi araştırmacılarının, 309 aileden 725 kişinin katılımıyla yaptığı çalışma annelerin yüzde 60'ının, babaların da yüzde 70'inin çocuklarından birini daha fazla sevdiğini ortaya koydu.
Yaklaşık 14 yıl devam eden araştırmada elde edilen veriler, anne babaların düşünce ve davranış açısından kendilerine daha fazla benzeyen çocuklarını daha fazla sevdiğini gösterdi.
Araştırma, anne babasının gözbebeği olan çocukların ağır bir bedel ödediğini de gözler önüne serdi.
Araştırmacılar, annesine daha yakın olan çocuğun, kardeşleriyle ilişkilerinin daha zayıf olduğunu, daha fazla sorumluluk hissettiğini ve depresyon riskinin daha yoğun olduğunu kaydetti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Araştırmalar, anne-babaların gözdesi olan çocukların kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılar, anne ve babalarının favorisi olan çocukların, kardeşlerine oranla daha depresif olduğunu ileri sürdü.
ABD'deki Purdue Üniversitesi, Iowa Eyalet Üniversitesi ile Cornell Üniversitesi araştırmacılarının, 309 aileden 725 kişinin katılımıyla yaptığı çalışma annelerin yüzde 60'ının, babaların da yüzde 70'inin çocuklarından birini daha fazla sevdiğini ortaya koydu.
Yaklaşık 14 yıl devam eden araştırmada elde edilen veriler, anne babaların düşünce ve davranış açısından kendilerine daha fazla benzeyen çocuklarını daha fazla sevdiğini gösterdi.
Araştırma, anne babasının gözbebeği olan çocukların ağır bir bedel ödediğini de gözler önüne serdi.
Araştırmacılar, annesine daha yakın olan çocuğun, kardeşleriyle ilişkilerinin daha zayıf olduğunu, daha fazla sorumluluk hissettiğini ve depresyon riskinin daha yoğun olduğunu kaydetti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Kasım 2015 16:28
Gösterim: 1985
Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneği Başkanı Atıf Tokar, ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazan çocuklarda disleksinin görülebildiğini ifade etti.
Disleksi Öğrenme Güçlüğünde Güncel Yaklaşımlar ve Gelecek Hedeflerinin Belirlenmesi Çalıştayı, Antalya'nın Kemer ilçesinde yapıldı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneğinin ortaklaşa düzenlediği çalıştaya 24 üniversiteden 65'i profesör ve akademisyen olmak üzere 250 kişi katıldı.
Dernek Başkanı Atıf Tokar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, derneğin farkındalık yaratmak için kurulduğunu, disleksinin hastalık değil, "öğrenim güçlüğü" olduğunu söyledi.
Tokar, disleksinin 1996'da Dünya Sağlık Örgütünce, 2002'de de Türkiye tarafından kabul ettiğini aktardı.
Disleksinin çocuklarda ilkokul dönemine kadar yeterince tanınmadığını ifade eden Tokar, "Tanılama sürecinin erkene alınması için uğraşmaktayız. Çocuklar ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazmaya başladıklarında bu sorun ortaya çıkmaktadır. Bu çocuklar normal ve normal üstü zekaya sahiptirler" diye konuştu.
Tokar, disleksinin genetik olduğuna da dikkati çekerek, "Çocuklar harfleri ters yazıyorsa, paragraf atlıyorsa, din, tanrı, takvim, zaman ve para gibi soyut bilgileri zor öğreniyorsa, ailelerin bir psikiyatriste başvurmaları ya da tanılama süreçlerinden geçmeleri gerekiyor" dedi.
Disleksi, Türkiye'de bilinirlik açısından zayıf durumda
Disleksinin bilinirliği açısından Türkiye'nin zayıf olduğuna değinen Tokar, şunları söyledi:
"Türkiye'de aileler, çocuklarının durumunu bilmiyor. Yasal süreçler ve hizmet açısından bakarsak, Türkiye dünyaya model olacak bir ülkedir. Avrupa'da çocuklar disleksi eğitimi alma açısından ileridedir. Türkiye'de ise ciddi anlamda destekleniyor. Ailelerin bilgilendirilmesi için bazı kamu spotları ve internetten hizmetler yapacağız. Bu çalıştay bir milattır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı protokol gereği, disleksi devlet politikası haline getirilmiştir. 2016'dan itibaren bunun bilinçlendirilme çalışmaları başlayacaktır."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneği Başkanı Atıf Tokar, ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazan çocuklarda disleksinin görülebildiğini ifade etti.
Disleksi Öğrenme Güçlüğünde Güncel Yaklaşımlar ve Gelecek Hedeflerinin Belirlenmesi Çalıştayı, Antalya'nın Kemer ilçesinde yapıldı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Disleksi Öğrenim Güçlüğü Derneğinin ortaklaşa düzenlediği çalıştaya 24 üniversiteden 65'i profesör ve akademisyen olmak üzere 250 kişi katıldı.
Dernek Başkanı Atıf Tokar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, derneğin farkındalık yaratmak için kurulduğunu, disleksinin hastalık değil, "öğrenim güçlüğü" olduğunu söyledi.
Tokar, disleksinin 1996'da Dünya Sağlık Örgütünce, 2002'de de Türkiye tarafından kabul ettiğini aktardı.
Disleksinin çocuklarda ilkokul dönemine kadar yeterince tanınmadığını ifade eden Tokar, "Tanılama sürecinin erkene alınması için uğraşmaktayız. Çocuklar ilkokul birinci sınıfta b, d, p, 21 ve 12'yi ters yazmaya başladıklarında bu sorun ortaya çıkmaktadır. Bu çocuklar normal ve normal üstü zekaya sahiptirler" diye konuştu.
Tokar, disleksinin genetik olduğuna da dikkati çekerek, "Çocuklar harfleri ters yazıyorsa, paragraf atlıyorsa, din, tanrı, takvim, zaman ve para gibi soyut bilgileri zor öğreniyorsa, ailelerin bir psikiyatriste başvurmaları ya da tanılama süreçlerinden geçmeleri gerekiyor" dedi.
Disleksi, Türkiye'de bilinirlik açısından zayıf durumda
Disleksinin bilinirliği açısından Türkiye'nin zayıf olduğuna değinen Tokar, şunları söyledi:
"Türkiye'de aileler, çocuklarının durumunu bilmiyor. Yasal süreçler ve hizmet açısından bakarsak, Türkiye dünyaya model olacak bir ülkedir. Avrupa'da çocuklar disleksi eğitimi alma açısından ileridedir. Türkiye'de ise ciddi anlamda destekleniyor. Ailelerin bilgilendirilmesi için bazı kamu spotları ve internetten hizmetler yapacağız. Bu çalıştay bir milattır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yaptığı protokol gereği, disleksi devlet politikası haline getirilmiştir. 2016'dan itibaren bunun bilinçlendirilme çalışmaları başlayacaktır."
Son Güncelleme: Cuma, 27 Kasım 2015 17:20
Gösterim: 1333
“Gençler İçin Küresel İşsizlik Eğilimleri 2015" raporuna göre, dünyada 73,3 milyon genç işsiz var. Türkiyedeki gençler arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 18,5.
Dünya genelinde gençler arasında işsizlik oranında geçen yıllara oranla biraz düşüş yaşansa da, 73 milyondan fazla gencin hala işsiz olduğu açıklandı.
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün, "Gençler İçin Küresel işsizlik Eğilimleri 2015" raporu yayımlandı.
Gençler arasındaki işsizlik oranının yüzde 13 olduğu ifade edilen raporda, küresel ekonomik krizin ardından gençler arasındaki işsizlik oranında biraz iyileşme kaydedilmesine rağmen, milyonlarca gencin iyi bir iş bulmasının hala çok zor olduğuna dikkat çekildi.
Rapora göre, 2009 yılında 76,6 milyon genç işsiz bulunurken, 2014 yılında genç işsizlerin sayısı 73,3 milyona geriledi.
Gelişmiş ülkelerde ve Avrupa Birliği ülkelerinde gençler arasındaki işsizlik oranı 2012 yılına göre yüzde 1,4 gerilerken Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Pasifik, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da işsizlik oranlarında artış gözlemlendi.
169 milyon genç işçi günde 2 doların altında gelirle yaşıyor
Nüfusun yaşlanmasıyla genç iş gücününün azaldığı, bununla beraber genç işsizlerin sayısı azalmasına rağmen, işsizlik oranın hala yüksek olduğu belirtilen raporda, bu oranın 2015'te yüzde 13,1'e çıkabileceği ifade edildi.
Raporda, dünyadaki genç iş gücünün yüzde 43'nün ya işsiz ya da çalışmasına rağmen yoksulluk içinde yaşadığına dikkat çekildi.
Az gelişmiş ülkelerde genç iş gücünün yüzde 31'inin hiçbir eğitim almadığı kaydedilen raporda, alt orta gelirli ülkelerde bu oranın yüzde 6, üst orta gelirli ülkelerde ise yüzde 2 olduğu ifade edildi.
Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerde 169 milyon genç işçi çalışan yoksul sınıfında ve günlük 2 doların altında gelirle yaşıyor. Günlük 4 doların altında gelirle yaşayan genç işçi sayısı ise 286 milyon.
Türkiye’de işsizlik arttı
Türkiye'de ise 15-24 yaş grubu arasında işsizlik oranı 2010 yılında yüzde 21,7 iken 2014'te bu rakam yüzde 17,9'a geriledi.
Genç işsizler, geçen yıla oranla 2015'in ilk sekiz ayında artarak 18,5'e çıktı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
“Gençler İçin Küresel İşsizlik Eğilimleri 2015" raporuna göre, dünyada 73,3 milyon genç işsiz var. Türkiyedeki gençler arasındaki işsizlik oranı ise yüzde 18,5.
Dünya genelinde gençler arasında işsizlik oranında geçen yıllara oranla biraz düşüş yaşansa da, 73 milyondan fazla gencin hala işsiz olduğu açıklandı.
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün, "Gençler İçin Küresel işsizlik Eğilimleri 2015" raporu yayımlandı.
Gençler arasındaki işsizlik oranının yüzde 13 olduğu ifade edilen raporda, küresel ekonomik krizin ardından gençler arasındaki işsizlik oranında biraz iyileşme kaydedilmesine rağmen, milyonlarca gencin iyi bir iş bulmasının hala çok zor olduğuna dikkat çekildi.
Rapora göre, 2009 yılında 76,6 milyon genç işsiz bulunurken, 2014 yılında genç işsizlerin sayısı 73,3 milyona geriledi.
Gelişmiş ülkelerde ve Avrupa Birliği ülkelerinde gençler arasındaki işsizlik oranı 2012 yılına göre yüzde 1,4 gerilerken Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Pasifik, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da işsizlik oranlarında artış gözlemlendi.
169 milyon genç işçi günde 2 doların altında gelirle yaşıyor
Nüfusun yaşlanmasıyla genç iş gücününün azaldığı, bununla beraber genç işsizlerin sayısı azalmasına rağmen, işsizlik oranın hala yüksek olduğu belirtilen raporda, bu oranın 2015'te yüzde 13,1'e çıkabileceği ifade edildi.
Raporda, dünyadaki genç iş gücünün yüzde 43'nün ya işsiz ya da çalışmasına rağmen yoksulluk içinde yaşadığına dikkat çekildi.
Az gelişmiş ülkelerde genç iş gücünün yüzde 31'inin hiçbir eğitim almadığı kaydedilen raporda, alt orta gelirli ülkelerde bu oranın yüzde 6, üst orta gelirli ülkelerde ise yüzde 2 olduğu ifade edildi.
Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerde 169 milyon genç işçi çalışan yoksul sınıfında ve günlük 2 doların altında gelirle yaşıyor. Günlük 4 doların altında gelirle yaşayan genç işçi sayısı ise 286 milyon.
Türkiye’de işsizlik arttı
Türkiye'de ise 15-24 yaş grubu arasında işsizlik oranı 2010 yılında yüzde 21,7 iken 2014'te bu rakam yüzde 17,9'a geriledi.
Genç işsizler, geçen yıla oranla 2015'in ilk sekiz ayında artarak 18,5'e çıktı.
Son Güncelleme: Cuma, 09 Ekim 2015 15:55
Gösterim: 725

