Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın sınav uygulamaları konusunda velilerin sesine kulak vermesi gerektiğini söyledi.
chp_sbsAltay, yaptığı açıklamada,  AK Parti hükümetlerinin eğitimi dejenere ettiğini ve sorunlar yumağına dönüştürdüğünü öne sürerek, eğitimde okulların açılmasına iki hafta kalmasına karşın belirsizliklerin egemen olduğunu, özellikle de ortaöğretime giriş sisteminde tam bir kaos yaşandığını iddia etti.
Bu yıl son kez yapılan SBS sonuçlarının açıklanmasından kısa bir süre önce "Anadolu liseleri kontenjanları yüzde 30 artırıldı" mesajlarıyla kamuoyunun yanıltıldığını ileri süren Altay, şunları söyledi:
"Açık kontenjanlar gizlendiği gibi artırıldığı söylenen kontenjanlar boş kalmaktadır. AKP hükümetleri döneminde görev yapan 5 Milli Eğitim bakanı da SBS sonrası boş kalan binlerce kontenjana çözüm getirememişler, bu ülkenin kıt kaynaklarını heba etmişler, binlerce ailenin umutlarını yok etmişlerdir. Hatta boş kontenjan sorunu partimizce gensoru ile gündeme getirilmesine rağmen AKP’li bakanlar öğrencilerin, ailelerin emek ve maddi olanaklarının boşa gitmesinden hiçbir rahatsızlık duymamışlardır. Ülkemizin marka okullarının bile resmi kayıt süreçlerinde kontenjanlarının boş kalması, buna karşı yeni bir kayıt döneminin hala açılmaması ve bakanlıkça yok sayılması düşündürücüdür. Oysa 584 bin öğrenci henüz bir ortaöğretim kurumuna kayıt yaptırmamıştır."
 
"110 bin öğrenci ortaöğretime kayıt yaptırmadı"
4+4+4 adıyla bilinen İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ortaöğretimin zorunlu hale getirildiğini anımsatan Altay, ancak yasal zorunluluğa karşı 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 110 bin öğrencinin ortaöğretime kayıt yaptırmadığını ve ayrıca yıl içerisinde önemli bir öğrenci kesiminin de okulu terk ederek eğitim hayatının dışına çıktığını öne sürdü.
Altay, fen liseleri ve anadolu liseleri ile diğer ortaöğretim türlerinde boş kalan kontenjanların tümünün 3. tercihle birlikte yeni bir yerleştirme için açılması, bu okulların bir tek sırasının bile 16 Eylül günü boş kalmaması gerektiğini ifade etti. Altay, "Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı velilerin sesine kulak vermeli, bakanlığının beceriksiz sınav uygulamalarını dikkatle incelemelidir" dedi.
 

> CHP’den Bakan Avcı’ya velilere kulak verin çağrısı

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın sınav uygulamaları konusunda velilerin sesine kulak vermesi gerektiğini söyledi.
chp_sbsAltay, yaptığı açıklamada,  AK Parti hükümetlerinin eğitimi dejenere ettiğini ve sorunlar yumağına dönüştürdüğünü öne sürerek, eğitimde okulların açılmasına iki hafta kalmasına karşın belirsizliklerin egemen olduğunu, özellikle de ortaöğretime giriş sisteminde tam bir kaos yaşandığını iddia etti.
Bu yıl son kez yapılan SBS sonuçlarının açıklanmasından kısa bir süre önce "Anadolu liseleri kontenjanları yüzde 30 artırıldı" mesajlarıyla kamuoyunun yanıltıldığını ileri süren Altay, şunları söyledi:
"Açık kontenjanlar gizlendiği gibi artırıldığı söylenen kontenjanlar boş kalmaktadır. AKP hükümetleri döneminde görev yapan 5 Milli Eğitim bakanı da SBS sonrası boş kalan binlerce kontenjana çözüm getirememişler, bu ülkenin kıt kaynaklarını heba etmişler, binlerce ailenin umutlarını yok etmişlerdir. Hatta boş kontenjan sorunu partimizce gensoru ile gündeme getirilmesine rağmen AKP’li bakanlar öğrencilerin, ailelerin emek ve maddi olanaklarının boşa gitmesinden hiçbir rahatsızlık duymamışlardır. Ülkemizin marka okullarının bile resmi kayıt süreçlerinde kontenjanlarının boş kalması, buna karşı yeni bir kayıt döneminin hala açılmaması ve bakanlıkça yok sayılması düşündürücüdür. Oysa 584 bin öğrenci henüz bir ortaöğretim kurumuna kayıt yaptırmamıştır."
 
"110 bin öğrenci ortaöğretime kayıt yaptırmadı"
4+4+4 adıyla bilinen İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ortaöğretimin zorunlu hale getirildiğini anımsatan Altay, ancak yasal zorunluluğa karşı 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 110 bin öğrencinin ortaöğretime kayıt yaptırmadığını ve ayrıca yıl içerisinde önemli bir öğrenci kesiminin de okulu terk ederek eğitim hayatının dışına çıktığını öne sürdü.
Altay, fen liseleri ve anadolu liseleri ile diğer ortaöğretim türlerinde boş kalan kontenjanların tümünün 3. tercihle birlikte yeni bir yerleştirme için açılması, bu okulların bir tek sırasının bile 16 Eylül günü boş kalmaması gerektiğini ifade etti. Altay, "Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı velilerin sesine kulak vermeli, bakanlığının beceriksiz sınav uygulamalarını dikkatle incelemelidir" dedi.
 

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ağustos 2013 16:28

Gösterim: 1462

SBS’nin yerine düşünülen ve 39 merkezi sınavı içeren yeni model tartışmaları üzerine SBS çalıştayı düzenleyen TÖDER – Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği sonuç raporunu kamuoyuna açıkladı. Bir çok akademisyen ve eğitimcinin katıldığı çalıştayın sonuç raparonda MEB’e tek sınav önerisi getirildi. İşte Çalıştay Raporu:

toder_sbsTüm Özel Öğretim Kurumları Derneği – TÖDER
Ortaöğretime Geçiş Sistemi ve Çözüm Önerileri Arama Konferansı
Sonuç Raporu

Ailelerin; çocukları için daha nitelikli yetişme ve eğitim almaları yönünde her zamanki mevcut arzuları, günümüzde daha iyi okul arayışı ve tercihini doğurmuştur. Bu talebi karşılamak üzere eğitim sistemleri, sık sık kendilerini yeniden düzenleme durumunda kalmaktadır. Bu bağlamda; eğitim reform girişimleri uzun zamandır ülkemiz eğitim sistemini meşgûl etmiş ve etmeye devam etmektedir.

Günümüze kadar gelen, eğitimi geliştirmek ve iyileştirmek için yapılan reform girişimlerinin birçok sorunlara yol açtığı görülmektedir. Bu durumun sebeplerinden birisi yapılan değişiklik girişimlerinin, kısa aralıklarla sık sık yapılması ve birinden sonuç alınmadan diğerine geçilmesidir. Öteki sebep ise;bu girişimlerin, pilot çalışmalar gibi hazırlıklar ve geniş ölçekli katılımlarla tartışılarak uzlaşma sağlanmadan uygulamaya konulmasıdır. Ayrıca, bu uygulamalar,genellikle önceden yapılmış olan değişiklikleri iyileştirmek ve geliştirmek yerine, “sil-baştan” yeni bir uygulama niteliği taşımaktadır. Yapılan bir değişiklik, paydaşlar tarafından tam anlamıyla anlaşılmadan başka bir değişiklik uygulamaya sokulmaktadır. Genel olarak yapılan değişikliklerin ‘niçin’i ve ‘nasıl’ının anlaşılmasında güçlükler çekilmektedir. Ortaöğretimde kademeler arasında geçişin düzenlenmesinde de benzer sorunlar yaşanmaktadır. Sınavların kapsamı, sayısı ve uygulanışı son on yıl içerisinde üç kez değişmiştir ve tekrar değiştirilmesi gündemdedir.

Bir eğitim sisteminin kararlı ve kalıcı bir gelişme seyri izleyebilmesi, bu değişikliklerin araştırmalara ve geniş tabanlı uzlaşmalara dayalı olmasına bağlıdır. Yapılması gündemde olan kademeler arasındaki geçişlerin düzenlenmesinde de, bu esaslar temel alınmalıdır.

Kademeler arası geçişte yararlanılacak ölçme ve değerlendirme araçlarının amacı, bir sonraki eğitim kademesinde başarılı olma ihtimali yüksek olan öğrencileri seçmektir.

“Seçme” amacı ile yapılan sınavlar ile “öğretim sürecini izleme ve değerlendirme” amacıyla yapılan sınavların kapsamı ve yapılandırılması birbirlerinden tamamen farklıdır.


• İzleme ve değerlendirme amacıyla yapılacak sınavlar öğretim programlarında öngörülen öğrenme hedeflerine ne ölçüde erişildiğini belirlemeye yönelik olmalıdır.
• Seçme amacıyla yapılacak sınavlar ise seçilecek kişilerin gelecekteki performanslarını kestirmeye yönelik olmalıdır. Bu sınavlar öğrenilen ders kapsamındaki konulardan bağımsız olarak ilerideki öğrenme yaşantılarının önkoşulunu oluşturan becerileri ölçmek durumundadır.

Ayrıca bilinmelidir ki; seçme sınavlarının ayısının artması öğrencilerin okul dışı kurumlara yönelimini arttıracaktır. Aynı durum OKS’den SBS’ye geçişte ülkemizde yaşanmıştır.

Gündemdeki kademeler arası geçiş düzenlemeleri ile ilgili olarak TÖDER tarafından İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansın sonucunda aşağıdaki öneriler ortaya çıkmıştır:

1. Liselere öğrenci seçme amacıyla yapılacak sınavın 8. sınıfın sonunda bir kez yapılması yeterlidir.
2. Liselere öğrenci seçme amacıyla yapılacak sınav, ezber bilgilerle doğru cevaplanabilen sorular yerine öğretim programlarında öngörülen üst düzey düşünme becerilerini ölçen soruları kapsamalıdır.
3. Bu sınav seçme amacıyla yapılmalı ve izleme ve değerlendirme gibi başka amaçlarla kullanılmamalıdır.
4. Kademeler arası geçişte sınavlı ve sınavsız geçiş yolları her öğrenciye açık tutulmalıdır.
5. Okulların öğretim hizmeti kalitesinin belirlenmesi ve eğitim paydaşlarına geri bildirim vermek amacıyla her öğretim seviyesinde ve her ders için izleme amaçlı, süreç odaklı sınavlar düzenlenmelidir.
6. On Sekizinci Milli Eğitim Şûrası’nda alınan “İlköğretim ve orta öğretim boyunca eğitsel rehberlik, meslekî rehberlik ve kariyer danışmanlığı hizmetlerini de bünyesinde barındıracak, gelişimsel rehberlik anlayışı ile kademeler arası geçişte yöneltme ve yönlendirme kararlarına dayanak teşkil edecek objektif verileri sistematik olarak derlemek, izlemek ve değerlendirmek üzere; öğrencilerin akademik beceri, ilgi ve özel yetenek profillerini oluşturacak, zamanla öğretim sisteminin tek sınav odaklı olmaktan çıkaracak yeni bir model oluşturulmalıdır” kararının uygulamaya konulması için gerekli girişimlerin başlatılması yerinde olacaktır.
7. Aynı şûrada alınan “Psikolojik danışma ve rehberlik alanında; üniversitelerin destek verdiği, kültürümüze özgü psikolojik ölçme araçları geliştirecek; ‘Ulusal Test Geliştirme’ veya ‘Ulusal Ölçme ve Değerlendirme’ olarak isimlendirilebilecek akademik ve bağımsız bir birim kurulmalıdır” kararının uygulamaya geçirilmesi için, özerk sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi yönünde gerekli girişimler başlatılmalıdır. Bu kurulun aynı zamanda öğretim standartlarının oluşturulması, merkezî veya yerel seçme sınavlarının planlanması ve gerçekleştirilmesi, öğrenme sürecini değerlendirmede süreç odaklı ölçme ve değerlendirme araçlarının geliştirilmesi gibi işlevleri yerine getirmesi teşvik edilmelidir.


Ortaöğretime Geçiş Sistemi ve Çözüm Önerileri Arama Konferansı Komisyonu

Enver Yücel, TÖDER / Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları
Prof. Dr. Ali Baykal, Bahçeşehir Üniversitesi
Prof. Dr. Ata Tezbaşaran, Mersin Üniversitesi
Prof. Dr. Gölge Seferoğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Prof. Dr. Nizamettin Koç, Ankara Üniversitesi
Prof. Dr. Hasan Bacanlı, Yıldız Teknik Üniversitesi,
Prof. Dr. Selahattin Gelbal, Hacettepe Üniversitesi
Prof. Dr. Mustafa Özcan, Rhod Island College
Prof. Dr. Adil Çağlar, Avrupa Meslek Yüksekokulu
Doç. Dr. Erdinç Çakıroğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Doç. Dr. Hakan Atılgan, Ege Üniversitesi
Doç. Dr. Cem Oktay Güzeller, Akdeniz Üniversitesi
Yar. Doç. Dr. Bayram Bıçak, Akdeniz Üniversitesi
Yar. Doç. Dr. Hakan Yavuz Atar, Gazi Üniversitesi
Öğr. Görevlisi Ergül Demir, Ankara Üniversitesi
Alirıza Doğanata, TÖDER / İzmir Üniversitesi
İbrahim Taşel, TÖDER / Final Eğitim Kurumları
Mehmet Güneş, TÖDER / Şişli Terakki Vakfı, Özel Şişli Terakki Okulları
Erol Boy, ÖZ-DE-BİR/Sevinç Eğitim Kurumları
Eyüp Kılcı, GÜVENDER
Nazmi Arıkan, Fen Bilimleri Okulları
Batuhan Aydagül, Eğitim Reformu Girişimi
Dr. Alper Dinçer, Eğitim Reformu Girişimi
Mehmet Büge, Yenilikçi Araştırma Merkezi (YEGAM)
Yeliz Kılavuz Bozkurt, Yenilikçi Araştırma Merkezi (YEGAM)
Alpaslan Dartan, Türk PDR Derneği,
Fatma Çelik, İstanbul Erkek Liseliler Vakfı
Ali Akdoğan, Özel Taş ilköğretim okulu
Recep Uysal, Anafen Dershanesi,
Ferhat Duçe, Terakki Vakfı Okulları
Hayati Oktay, İTÜ Okulları


 

> TÖDER’den MEB’e öneri: Tek Sınav yeterli

SBS’nin yerine düşünülen ve 39 merkezi sınavı içeren yeni model tartışmaları üzerine SBS çalıştayı düzenleyen TÖDER – Tüm Özel Öğretim Kurumları Derneği sonuç raporunu kamuoyuna açıkladı. Bir çok akademisyen ve eğitimcinin katıldığı çalıştayın sonuç raparonda MEB’e tek sınav önerisi getirildi. İşte Çalıştay Raporu:

toder_sbsTüm Özel Öğretim Kurumları Derneği – TÖDER
Ortaöğretime Geçiş Sistemi ve Çözüm Önerileri Arama Konferansı
Sonuç Raporu

Ailelerin; çocukları için daha nitelikli yetişme ve eğitim almaları yönünde her zamanki mevcut arzuları, günümüzde daha iyi okul arayışı ve tercihini doğurmuştur. Bu talebi karşılamak üzere eğitim sistemleri, sık sık kendilerini yeniden düzenleme durumunda kalmaktadır. Bu bağlamda; eğitim reform girişimleri uzun zamandır ülkemiz eğitim sistemini meşgûl etmiş ve etmeye devam etmektedir.

Günümüze kadar gelen, eğitimi geliştirmek ve iyileştirmek için yapılan reform girişimlerinin birçok sorunlara yol açtığı görülmektedir. Bu durumun sebeplerinden birisi yapılan değişiklik girişimlerinin, kısa aralıklarla sık sık yapılması ve birinden sonuç alınmadan diğerine geçilmesidir. Öteki sebep ise;bu girişimlerin, pilot çalışmalar gibi hazırlıklar ve geniş ölçekli katılımlarla tartışılarak uzlaşma sağlanmadan uygulamaya konulmasıdır. Ayrıca, bu uygulamalar,genellikle önceden yapılmış olan değişiklikleri iyileştirmek ve geliştirmek yerine, “sil-baştan” yeni bir uygulama niteliği taşımaktadır. Yapılan bir değişiklik, paydaşlar tarafından tam anlamıyla anlaşılmadan başka bir değişiklik uygulamaya sokulmaktadır. Genel olarak yapılan değişikliklerin ‘niçin’i ve ‘nasıl’ının anlaşılmasında güçlükler çekilmektedir. Ortaöğretimde kademeler arasında geçişin düzenlenmesinde de benzer sorunlar yaşanmaktadır. Sınavların kapsamı, sayısı ve uygulanışı son on yıl içerisinde üç kez değişmiştir ve tekrar değiştirilmesi gündemdedir.

Bir eğitim sisteminin kararlı ve kalıcı bir gelişme seyri izleyebilmesi, bu değişikliklerin araştırmalara ve geniş tabanlı uzlaşmalara dayalı olmasına bağlıdır. Yapılması gündemde olan kademeler arasındaki geçişlerin düzenlenmesinde de, bu esaslar temel alınmalıdır.

Kademeler arası geçişte yararlanılacak ölçme ve değerlendirme araçlarının amacı, bir sonraki eğitim kademesinde başarılı olma ihtimali yüksek olan öğrencileri seçmektir.

“Seçme” amacı ile yapılan sınavlar ile “öğretim sürecini izleme ve değerlendirme” amacıyla yapılan sınavların kapsamı ve yapılandırılması birbirlerinden tamamen farklıdır.


• İzleme ve değerlendirme amacıyla yapılacak sınavlar öğretim programlarında öngörülen öğrenme hedeflerine ne ölçüde erişildiğini belirlemeye yönelik olmalıdır.
• Seçme amacıyla yapılacak sınavlar ise seçilecek kişilerin gelecekteki performanslarını kestirmeye yönelik olmalıdır. Bu sınavlar öğrenilen ders kapsamındaki konulardan bağımsız olarak ilerideki öğrenme yaşantılarının önkoşulunu oluşturan becerileri ölçmek durumundadır.

Ayrıca bilinmelidir ki; seçme sınavlarının ayısının artması öğrencilerin okul dışı kurumlara yönelimini arttıracaktır. Aynı durum OKS’den SBS’ye geçişte ülkemizde yaşanmıştır.

Gündemdeki kademeler arası geçiş düzenlemeleri ile ilgili olarak TÖDER tarafından İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleştirilen konferansın sonucunda aşağıdaki öneriler ortaya çıkmıştır:

1. Liselere öğrenci seçme amacıyla yapılacak sınavın 8. sınıfın sonunda bir kez yapılması yeterlidir.
2. Liselere öğrenci seçme amacıyla yapılacak sınav, ezber bilgilerle doğru cevaplanabilen sorular yerine öğretim programlarında öngörülen üst düzey düşünme becerilerini ölçen soruları kapsamalıdır.
3. Bu sınav seçme amacıyla yapılmalı ve izleme ve değerlendirme gibi başka amaçlarla kullanılmamalıdır.
4. Kademeler arası geçişte sınavlı ve sınavsız geçiş yolları her öğrenciye açık tutulmalıdır.
5. Okulların öğretim hizmeti kalitesinin belirlenmesi ve eğitim paydaşlarına geri bildirim vermek amacıyla her öğretim seviyesinde ve her ders için izleme amaçlı, süreç odaklı sınavlar düzenlenmelidir.
6. On Sekizinci Milli Eğitim Şûrası’nda alınan “İlköğretim ve orta öğretim boyunca eğitsel rehberlik, meslekî rehberlik ve kariyer danışmanlığı hizmetlerini de bünyesinde barındıracak, gelişimsel rehberlik anlayışı ile kademeler arası geçişte yöneltme ve yönlendirme kararlarına dayanak teşkil edecek objektif verileri sistematik olarak derlemek, izlemek ve değerlendirmek üzere; öğrencilerin akademik beceri, ilgi ve özel yetenek profillerini oluşturacak, zamanla öğretim sisteminin tek sınav odaklı olmaktan çıkaracak yeni bir model oluşturulmalıdır” kararının uygulamaya konulması için gerekli girişimlerin başlatılması yerinde olacaktır.
7. Aynı şûrada alınan “Psikolojik danışma ve rehberlik alanında; üniversitelerin destek verdiği, kültürümüze özgü psikolojik ölçme araçları geliştirecek; ‘Ulusal Test Geliştirme’ veya ‘Ulusal Ölçme ve Değerlendirme’ olarak isimlendirilebilecek akademik ve bağımsız bir birim kurulmalıdır” kararının uygulamaya geçirilmesi için, özerk sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi yönünde gerekli girişimler başlatılmalıdır. Bu kurulun aynı zamanda öğretim standartlarının oluşturulması, merkezî veya yerel seçme sınavlarının planlanması ve gerçekleştirilmesi, öğrenme sürecini değerlendirmede süreç odaklı ölçme ve değerlendirme araçlarının geliştirilmesi gibi işlevleri yerine getirmesi teşvik edilmelidir.


Ortaöğretime Geçiş Sistemi ve Çözüm Önerileri Arama Konferansı Komisyonu

Enver Yücel, TÖDER / Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları
Prof. Dr. Ali Baykal, Bahçeşehir Üniversitesi
Prof. Dr. Ata Tezbaşaran, Mersin Üniversitesi
Prof. Dr. Gölge Seferoğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Prof. Dr. Nizamettin Koç, Ankara Üniversitesi
Prof. Dr. Hasan Bacanlı, Yıldız Teknik Üniversitesi,
Prof. Dr. Selahattin Gelbal, Hacettepe Üniversitesi
Prof. Dr. Mustafa Özcan, Rhod Island College
Prof. Dr. Adil Çağlar, Avrupa Meslek Yüksekokulu
Doç. Dr. Erdinç Çakıroğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Doç. Dr. Hakan Atılgan, Ege Üniversitesi
Doç. Dr. Cem Oktay Güzeller, Akdeniz Üniversitesi
Yar. Doç. Dr. Bayram Bıçak, Akdeniz Üniversitesi
Yar. Doç. Dr. Hakan Yavuz Atar, Gazi Üniversitesi
Öğr. Görevlisi Ergül Demir, Ankara Üniversitesi
Alirıza Doğanata, TÖDER / İzmir Üniversitesi
İbrahim Taşel, TÖDER / Final Eğitim Kurumları
Mehmet Güneş, TÖDER / Şişli Terakki Vakfı, Özel Şişli Terakki Okulları
Erol Boy, ÖZ-DE-BİR/Sevinç Eğitim Kurumları
Eyüp Kılcı, GÜVENDER
Nazmi Arıkan, Fen Bilimleri Okulları
Batuhan Aydagül, Eğitim Reformu Girişimi
Dr. Alper Dinçer, Eğitim Reformu Girişimi
Mehmet Büge, Yenilikçi Araştırma Merkezi (YEGAM)
Yeliz Kılavuz Bozkurt, Yenilikçi Araştırma Merkezi (YEGAM)
Alpaslan Dartan, Türk PDR Derneği,
Fatma Çelik, İstanbul Erkek Liseliler Vakfı
Ali Akdoğan, Özel Taş ilköğretim okulu
Recep Uysal, Anafen Dershanesi,
Ferhat Duçe, Terakki Vakfı Okulları
Hayati Oktay, İTÜ Okulları


 

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ağustos 2013 14:49

Gösterim: 2597

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrenci kılık ve kıyafetlerinin seçimine yönelik oylama veya anket çalışmalarının 4 yılda bir yapılmasını, bu çalışmaların mart ayı sonuna kadar sonuçlandırılmasını kararlaştırdı.
okul_kiyafetVelilerin çoğunluk kararına göre okul forması tercih edilirse 2012-2013 eğitim öğretim yılındaki formalar kullanılacak.
MEB, öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte temmuz ayında değişikliğe giderek, tüm okullarda, okul yönetimi ve okul-aile birliğinin koordinatörlüğünde, yönetmelikteki sınırlamalara aykırı olmamak kaydıyla, velilerin yüzde 50'sinden fazlasının muvafakatı alınarak okul kıyafeti veya kıyafetlerinin belirlenebilmesine karar vermişti.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı imzasıyla öğrenci kılık ve kıyafetleri konusunda ilgili mevzuatın uygulanmasında okullarda birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için genelge yayımlandı.
Genelgeye göre, okullarda kılık ve kıyafet uygulamasında velilerce yapılacak oylama veya anket neticesinde çoğunluk kararına göre uygun görülecek kılık ve kıyafetlere tüm öğrencilerin uyması sağlanacak.
Alınan karar, serbest rekabet ortamında, fırsat eşitliği sağlamak amacıyla okulların ilan panolarıyla web sayfalarında duyurulacak.
-''Zorlama ve sınırlama getirilmeyecek''
Her bir okulda aynı tip kıyafet olması kaydıyla okullar arasında farklılıkların olmasına fırsat verilecek.
Belirlenen kıyafetlerin öncelikle ekonomik, sade ve pedagojik esaslara uygun olmasına, farklı bir özellik arz etmemesine dikkat edilecek.
Okul arma ve rozeti gibi ayrıcalıklı işaretler, öğrenci kıyafetlerinin dışında mümkün olduğunca ayrıca temin edilecek.
Kıyafetlerin ve armaların temin edilmesinde hiçbir şekilde zorlama ve sınırlama getirilmeyecek. Okul aile birliklerince adres gösterilmeyecek, satış yapılmayacak, serbest rekabet şartlarını ihlal eden yaklaşım ve yönlendirmelerden kaçınılacak.
Ayrı ayrı renklerde seçilebilecek
Öğrenci kılık ve kıyafetleri, kız ve erkekler için ayrı ayrı renklerde seçilebilecek. Kıyafetlerde sade ve düz renk tercih edilecek.
Kılık ve kıyafetlerin seçimine yönelik oylama veya anket çalışmaları 4 yılda bir yapılacak. Bu çalışmalar mart ayı sonuna kadar sonuçlandırılacak.
Karar, okul formasıysa eskiye devam
2013-2014 eğitim-öğretim yılında, velilerce yapılacak oylama veya anket neticesinde, çoğunluk kararına göre okul forması tercih edilirse bir önceki eğitim ve öğretim yılında (2012/2013) uygulanan kılık ve kıyafete devam edilecek.
Okul öncesi eğitim kurumlarında, yönetmelik hükümleri ve eğitim programı ilkeleri göz önünde bulundurularak, öğrencilerin hareket ve serbest zaman etkinlikleri başta olmak üzere, eğitim etkinlikleri sırasında rahat hareket edebilmelerine imkan sağlayacak giysiler giymeleri sağlanacak.
Velilere ağır ekonomik külfet getiren kılık ve kıyafet giyme zorunluluğundan kaçınılacak.

> Okullarda kılık-kıyafet oylaması 4 yılda bir yapılacak

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğrenci kılık ve kıyafetlerinin seçimine yönelik oylama veya anket çalışmalarının 4 yılda bir yapılmasını, bu çalışmaların mart ayı sonuna kadar sonuçlandırılmasını kararlaştırdı.
okul_kiyafetVelilerin çoğunluk kararına göre okul forması tercih edilirse 2012-2013 eğitim öğretim yılındaki formalar kullanılacak.
MEB, öğrencilerin kılık ve kıyafetlerine dair yönetmelikte temmuz ayında değişikliğe giderek, tüm okullarda, okul yönetimi ve okul-aile birliğinin koordinatörlüğünde, yönetmelikteki sınırlamalara aykırı olmamak kaydıyla, velilerin yüzde 50'sinden fazlasının muvafakatı alınarak okul kıyafeti veya kıyafetlerinin belirlenebilmesine karar vermişti.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı imzasıyla öğrenci kılık ve kıyafetleri konusunda ilgili mevzuatın uygulanmasında okullarda birlik ve beraberliğin sağlanabilmesi için genelge yayımlandı.
Genelgeye göre, okullarda kılık ve kıyafet uygulamasında velilerce yapılacak oylama veya anket neticesinde çoğunluk kararına göre uygun görülecek kılık ve kıyafetlere tüm öğrencilerin uyması sağlanacak.
Alınan karar, serbest rekabet ortamında, fırsat eşitliği sağlamak amacıyla okulların ilan panolarıyla web sayfalarında duyurulacak.
-''Zorlama ve sınırlama getirilmeyecek''
Her bir okulda aynı tip kıyafet olması kaydıyla okullar arasında farklılıkların olmasına fırsat verilecek.
Belirlenen kıyafetlerin öncelikle ekonomik, sade ve pedagojik esaslara uygun olmasına, farklı bir özellik arz etmemesine dikkat edilecek.
Okul arma ve rozeti gibi ayrıcalıklı işaretler, öğrenci kıyafetlerinin dışında mümkün olduğunca ayrıca temin edilecek.
Kıyafetlerin ve armaların temin edilmesinde hiçbir şekilde zorlama ve sınırlama getirilmeyecek. Okul aile birliklerince adres gösterilmeyecek, satış yapılmayacak, serbest rekabet şartlarını ihlal eden yaklaşım ve yönlendirmelerden kaçınılacak.
Ayrı ayrı renklerde seçilebilecek
Öğrenci kılık ve kıyafetleri, kız ve erkekler için ayrı ayrı renklerde seçilebilecek. Kıyafetlerde sade ve düz renk tercih edilecek.
Kılık ve kıyafetlerin seçimine yönelik oylama veya anket çalışmaları 4 yılda bir yapılacak. Bu çalışmalar mart ayı sonuna kadar sonuçlandırılacak.
Karar, okul formasıysa eskiye devam
2013-2014 eğitim-öğretim yılında, velilerce yapılacak oylama veya anket neticesinde, çoğunluk kararına göre okul forması tercih edilirse bir önceki eğitim ve öğretim yılında (2012/2013) uygulanan kılık ve kıyafete devam edilecek.
Okul öncesi eğitim kurumlarında, yönetmelik hükümleri ve eğitim programı ilkeleri göz önünde bulundurularak, öğrencilerin hareket ve serbest zaman etkinlikleri başta olmak üzere, eğitim etkinlikleri sırasında rahat hareket edebilmelerine imkan sağlayacak giysiler giymeleri sağlanacak.
Velilere ağır ekonomik külfet getiren kılık ve kıyafet giyme zorunluluğundan kaçınılacak.

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ağustos 2013 14:26

Gösterim: 5205

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Türeticinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü ekipleri, 2013-2014 eğitim yılı öncesinde İzmir'deki çanta, matara, boya ve diğer kırtasiye ürünlerinin satış noktalarını denetledi, insan sağlığına zararlı olabilecek malzemelerden numune alarak inceleme başlattı.
okul_urunleriİzmir Ticaret Müdür Vekili Serhat Ünal, okul malzemelerinin toptan satışının yapıldığı Çankaya'da gazetecilere yaptığı açıklamada, 2 gün boyunca bakanlık denetmenlerinin kentte çalışma yapacağını belirtti.
Okullar açılmadan önce kırtasiye malzemelerinin satışının arttığını anlatan Ünal, "Bir okul çantası ya da beslenme çantasında kanserojen madde olup olmadığı ya da ağır metaller içerip içermediği denetlenecek. Ankara'dan gelen denetmenler ve İzmir'deki kurum personelinimiz okul malzemelerinden numune alarak İstanbul'daki onaylanmış kuruluşa gönderecek ve test edilmesini sağlayacak" dedi.
Numunesi alınan ürünün "insan sağlığına zararlı" olarak tespit edilmesi halinde çeşitli yaptırımlar uygulandığını dile getiren Serhat Ünal, şöyle konuştu:
"Çeşitli cezai müeyyideler uyguluyoruz, idari para ceza oranlarının da oldukça yüksek, 14-35 bin lira arasında değişen çeşitli cezalar uyguluyoruz. Ben vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum; canlarımız olan minik yavrularımız için kaliteli ürünleri tercih etmemiz gerekiyor. İyi malın fiyatı diğerine göre yüksek olabiliyor. Piyasada 10 liraya da çanta var, 30 liraya da çanta var. Ucuz olan mal kalitesiz anlamına gelmiyor ama ürünün fiyatı vatandaş için ipucu olabilir. Bildikleri ve güvendikleri markaları tercih etsinler. Piyasadaki bu tür ürünleri engellersek, kaliteli ve sağlık kurallarına uygun ürün satan esnafın da işi kolaylaşacak."
- Mataraya da boyaya da dikkat
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Denetmeni Meral Karaaslan da vatandaşın kırtasiye alışverişi sırasında boya malzemelerinin üzerinde yer alan ve ürünün Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyumlu olduğunu gösteren CE işaretine dikkat etmesini istedi.
Diğer riskli ürün grubun matara olduğunu söyleyen Karaaslan, ''Bu seneki denetimler sırasında çelik mataralara çok rastladık ve buna çok sevindik. Mataraların arkasında gıda ile temasa uygundur şeklindeki işarete dikkat edelim, plastik mataralarda da CE işaretini arayalım" diye konuştu.
Kokulu silgilerdeki uçucu maddenin insan sağlığına zararlı olabileceğine dikkati çeken Karaaslan, bu maddenin üreme ve büyüme hormanlarına zarar verebileceğini anlattı.
Beslenme çantalarının iç yüzeylerinin de riskli olduğuna değinen Karaaslan, "Baskılı ürünlerde de ağır metal testleri yapıyoruz. Çünkü kanserojen olabiliyorlar. Özellikle yumuşak malzemeler bizim için riskli grupta yer alıyor" diye konuştu.
Malzemelerin üzerinde üretici, ithalatçı bilgilerinin yer alması gerektiğine işaret eden Meral Karaaslan, böylelikle tüketicinin sağlıksız bir ürün söz konusu olduğunda muhatabına ulaşabileceğini bildirdi.
Vatandaşların "ALO 175" tüketici hattına başvurarak ürünler hakkında şikayetlerini iletebileceğini vurgulayan Karaaslan, şunları kaydetti: "Bakanlığımızın internet sitesine vatandaşlarımız şikayetlerini iletebilir. Biz de ekiplerimizi gönderip numune aldırır, akredite laboratuvarlarda inceletip tüketiciye oluşarız. Denetim olumsuz sonuçlanırsa üreticiyi, ithalatçıyı buluyoruz. Sorumluyu belirledikten sonra 2 ulusal gazete ve televizyonda üretici reklam verip ürünlerinde kimyasal madde tespit edildiğini açıklıyor ve ürünlerini geri alıyor. Eğer yapmazsa bakanlığımız ilana çıkıyor ve bunu da ithalatçıya rücu ettiriyor."

> Okul ürünlerindeki gizli düşmanı arıyorlar

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Türeticinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü ekipleri, 2013-2014 eğitim yılı öncesinde İzmir'deki çanta, matara, boya ve diğer kırtasiye ürünlerinin satış noktalarını denetledi, insan sağlığına zararlı olabilecek malzemelerden numune alarak inceleme başlattı.
okul_urunleriİzmir Ticaret Müdür Vekili Serhat Ünal, okul malzemelerinin toptan satışının yapıldığı Çankaya'da gazetecilere yaptığı açıklamada, 2 gün boyunca bakanlık denetmenlerinin kentte çalışma yapacağını belirtti.
Okullar açılmadan önce kırtasiye malzemelerinin satışının arttığını anlatan Ünal, "Bir okul çantası ya da beslenme çantasında kanserojen madde olup olmadığı ya da ağır metaller içerip içermediği denetlenecek. Ankara'dan gelen denetmenler ve İzmir'deki kurum personelinimiz okul malzemelerinden numune alarak İstanbul'daki onaylanmış kuruluşa gönderecek ve test edilmesini sağlayacak" dedi.
Numunesi alınan ürünün "insan sağlığına zararlı" olarak tespit edilmesi halinde çeşitli yaptırımlar uygulandığını dile getiren Serhat Ünal, şöyle konuştu:
"Çeşitli cezai müeyyideler uyguluyoruz, idari para ceza oranlarının da oldukça yüksek, 14-35 bin lira arasında değişen çeşitli cezalar uyguluyoruz. Ben vatandaşlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum; canlarımız olan minik yavrularımız için kaliteli ürünleri tercih etmemiz gerekiyor. İyi malın fiyatı diğerine göre yüksek olabiliyor. Piyasada 10 liraya da çanta var, 30 liraya da çanta var. Ucuz olan mal kalitesiz anlamına gelmiyor ama ürünün fiyatı vatandaş için ipucu olabilir. Bildikleri ve güvendikleri markaları tercih etsinler. Piyasadaki bu tür ürünleri engellersek, kaliteli ve sağlık kurallarına uygun ürün satan esnafın da işi kolaylaşacak."
- Mataraya da boyaya da dikkat
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü Denetmeni Meral Karaaslan da vatandaşın kırtasiye alışverişi sırasında boya malzemelerinin üzerinde yer alan ve ürünün Avrupa Birliği teknik mevzuatına uyumlu olduğunu gösteren CE işaretine dikkat etmesini istedi.
Diğer riskli ürün grubun matara olduğunu söyleyen Karaaslan, ''Bu seneki denetimler sırasında çelik mataralara çok rastladık ve buna çok sevindik. Mataraların arkasında gıda ile temasa uygundur şeklindeki işarete dikkat edelim, plastik mataralarda da CE işaretini arayalım" diye konuştu.
Kokulu silgilerdeki uçucu maddenin insan sağlığına zararlı olabileceğine dikkati çeken Karaaslan, bu maddenin üreme ve büyüme hormanlarına zarar verebileceğini anlattı.
Beslenme çantalarının iç yüzeylerinin de riskli olduğuna değinen Karaaslan, "Baskılı ürünlerde de ağır metal testleri yapıyoruz. Çünkü kanserojen olabiliyorlar. Özellikle yumuşak malzemeler bizim için riskli grupta yer alıyor" diye konuştu.
Malzemelerin üzerinde üretici, ithalatçı bilgilerinin yer alması gerektiğine işaret eden Meral Karaaslan, böylelikle tüketicinin sağlıksız bir ürün söz konusu olduğunda muhatabına ulaşabileceğini bildirdi.
Vatandaşların "ALO 175" tüketici hattına başvurarak ürünler hakkında şikayetlerini iletebileceğini vurgulayan Karaaslan, şunları kaydetti: "Bakanlığımızın internet sitesine vatandaşlarımız şikayetlerini iletebilir. Biz de ekiplerimizi gönderip numune aldırır, akredite laboratuvarlarda inceletip tüketiciye oluşarız. Denetim olumsuz sonuçlanırsa üreticiyi, ithalatçıyı buluyoruz. Sorumluyu belirledikten sonra 2 ulusal gazete ve televizyonda üretici reklam verip ürünlerinde kimyasal madde tespit edildiğini açıklıyor ve ürünlerini geri alıyor. Eğer yapmazsa bakanlığımız ilana çıkıyor ve bunu da ithalatçıya rücu ettiriyor."

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ağustos 2013 14:31

Gösterim: 2533

Hürriyet Gazetesi’nden Zeynep Gürcanlı, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin, kentin iki ana arterini bağlamak için ODTÜ arazisinden geçirmek istediği yolun, doğal sit alanını kapsadığını ortaya çıkardı.
odtu_yoluBelediye'nin inşaatına başladığı, ancak ODTÜ öğrencilerinin ve yolun geçmekte olduğu Çiğdem Mahallesi sakinlerinin direnişleriyle karşılanan yol, ODTÜ yerleşkesinin içinde yer alan "birinci derece doğal sit alanından" geçiyor.
 
İŞTE O BELGELER
BELGE 1- KÜLTÜR BAKANLIĞI KARARI: ODTÜ SİT ALANIDIR
ODTÜ yerleşkesinde yer alan kimi alanlar, bizzat Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun  6 Mart 1995 tarihli ve 316/ 3895 sayılı kararı sit alanı olarak ilan edildi.
 
BELGE 2- SİT ALANLARINA İLİŞKİN KROKİ
Kurul kararı çerçevesinde, ODTÜ yerleşkesinin kimi yerleri arkeolojik sit alanı, kimi yerleri ise doğal sit alanı ilan edildi ve derecelendirdi. Bu durum da, bir kroki ile netleştirildi. Krokide, ODTÜ arazisinde bulunan tarihi ve doğal sit alanları ve bunlara verilen dereceler, ayrıntıları ile yer aldı.
 
SİT ALANI, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN YOL KARARINDA DA GEÇİYOR
BELGE 3- ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN YOL KARARI
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ODTÜ arazisinden geçireceği yolun bir kısmının sit alanıyla kesiştiği, bizzat Belediye'nin yola ilişkin aldığı kararda da yer alıyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in de imzasını taşıyan 15 Mart 2013 tarihli Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararında aynen şu ifade yer alıyor;
"Fen İşleri Dairesi Başkanlığı'nın yazısı eki proje ile, Dumlupınar Bulvarı bağlantı noktası dışında mevcut onaylı güzergah içinde kalacak şekilde 3 ayrı kavşak noktasında revizyona gidildiği, sadece Dumlupınar kavşak noktasında yaklaşık 9 bin metrelik bir kısımda 1. derece doğal sit alanına, 8 bin metrelik bir kısımda ise ODTÜ 1 orman alanına girildiği, ayrıca güzergah boyunca kısmen ODTÜ ve 5 bin metrelik şahıs mülkiyetlerinin bulunduğu.."

> ODTÜ yolu sit alanı çıktı

Hürriyet Gazetesi’nden Zeynep Gürcanlı, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin, kentin iki ana arterini bağlamak için ODTÜ arazisinden geçirmek istediği yolun, doğal sit alanını kapsadığını ortaya çıkardı.
odtu_yoluBelediye'nin inşaatına başladığı, ancak ODTÜ öğrencilerinin ve yolun geçmekte olduğu Çiğdem Mahallesi sakinlerinin direnişleriyle karşılanan yol, ODTÜ yerleşkesinin içinde yer alan "birinci derece doğal sit alanından" geçiyor.
 
İŞTE O BELGELER
BELGE 1- KÜLTÜR BAKANLIĞI KARARI: ODTÜ SİT ALANIDIR
ODTÜ yerleşkesinde yer alan kimi alanlar, bizzat Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun  6 Mart 1995 tarihli ve 316/ 3895 sayılı kararı sit alanı olarak ilan edildi.
 
BELGE 2- SİT ALANLARINA İLİŞKİN KROKİ
Kurul kararı çerçevesinde, ODTÜ yerleşkesinin kimi yerleri arkeolojik sit alanı, kimi yerleri ise doğal sit alanı ilan edildi ve derecelendirdi. Bu durum da, bir kroki ile netleştirildi. Krokide, ODTÜ arazisinde bulunan tarihi ve doğal sit alanları ve bunlara verilen dereceler, ayrıntıları ile yer aldı.
 
SİT ALANI, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN YOL KARARINDA DA GEÇİYOR
BELGE 3- ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NİN YOL KARARI
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ODTÜ arazisinden geçireceği yolun bir kısmının sit alanıyla kesiştiği, bizzat Belediye'nin yola ilişkin aldığı kararda da yer alıyor.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in de imzasını taşıyan 15 Mart 2013 tarihli Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararında aynen şu ifade yer alıyor;
"Fen İşleri Dairesi Başkanlığı'nın yazısı eki proje ile, Dumlupınar Bulvarı bağlantı noktası dışında mevcut onaylı güzergah içinde kalacak şekilde 3 ayrı kavşak noktasında revizyona gidildiği, sadece Dumlupınar kavşak noktasında yaklaşık 9 bin metrelik bir kısımda 1. derece doğal sit alanına, 8 bin metrelik bir kısımda ise ODTÜ 1 orman alanına girildiği, ayrıca güzergah boyunca kısmen ODTÜ ve 5 bin metrelik şahıs mülkiyetlerinin bulunduğu.."

Son Güncelleme: Perşembe, 29 Ağustos 2013 13:17

Gösterim: 2070


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.