Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirilen Ömer Koç, "Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürürken, küresel arenada ülkemizi yeni başarı hikayeleri ile buluşturacağımıza inanıyorum" dedi.
Koç Holding tarafından yapılan açıklamaya göre, Koç Holding Yönetim Kurulu tarafından Ömer M. Koç Yönetim Kurulu Başkanı, Ali Y. Koç Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak atandı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınmasında bu denli önemli bir paya sahip olan ve uluslararası arenada Türkiye'yi başarıyla temsil eden bir topluluğun ve ailenin mensubu olmaktan onur duyduğunu belirterek, "Sevgili ağabeyim ve yönetim kurulu başkanımız Mustafa V. Koç'u çok erken ve zamansız kaybetmenin derin acısını içimizde taşırken, kendisini bir kez daha rahmetle anıyorum. Bizlere emanet ettiği bayrağı daha da ileriye taşımayı hem bir sorumluluk hem de bir görev olarak görüyorum. Önümüzdeki dönemde de Koç Topluluğu olarak, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürürken, küresel arenada ülkemizi yeni başarı hikayeleri ile buluşturacağımıza yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Açıklamada verilen bilgilere göre, 2008 yılından bu yana Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevini yürüten ve Tüpraş'ın Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Ömer Koç, Robert Kolej'deki lise eğitiminin ardından, Columbia Üniversitesi'nde Yunan Filolojisi üzerine lisans eğitimini 1985’te tamamladı. 1989'da Columbia Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden MBA derecesi aldı. İş yaşamına 1985 yılında İsviçre’deki Kofisa Trading Company’de satış elemanı olarak başladı. Ardından 1989’da New York merkezli Ramerica Int. Inc.’de satış elemanı olarak görev yaptı. 1991-2004 yılları arasında Gazal AŞ'de müdürlük, Koç Holding'de finansman koordinatörlüğü, enerji grubu başkan yardımcılığı ve enerji grubu başkanlığı görevlerinde bulundu.
2004 Nisan ayında Koç Holding yönetim kurulu üyesi, Mayıs 2008’de ise Koç Holding yönetim kurulu başkan vekilliği görevine atandı. Ömer Koç aynı zamanda birçok Koç Topluluğu şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı ve üyesi olarak görev yapıyor. 2006 yılında Tüpraş Yönetim Kurulu Üyesi olan Ömer Koç, 2008 yılından bu yana da şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yürütüyor. Tüpraş'ın Akdeniz’in en rekabetçi rafineri şirketi olması yolunda, üretim kapasitesi artışı, enerji verimliliği, Ar-Ge gibi birçok konuda atılımlar gerçekleştiren Ömer Koç, "Fuel Oil Dönüşüm Tesisi" projesine liderlik etti.
Bir ülkenin gelişimi için sadece ekonomiye dayalı atılımların yeterli olmadığını her fırsatta vurgulayan Ömer Koç, "Kültür-Sanat ve eğitime yönelik işler yan alanlar olmaktan çıkarılarak toplumsal hayatımızı tamamlayıcı unsurlar haline getirilmelidir" hedefiyle ülkenin sosyal kalkınmasını destekleyecek birçok çalışmaya katkı sağlarken, pek çok projeyi hayata geçirdi.
Vehbi Koç Vakfı’nda Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Ömer Koç, 2015 yılı itibarıyla Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı'nı üstlendi. 2007 yılından bu yana Türk Eğitim Vakfı'nın (TEV) Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yürütüyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirilen Ömer Koç, "Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürürken, küresel arenada ülkemizi yeni başarı hikayeleri ile buluşturacağımıza inanıyorum" dedi.
Koç Holding tarafından yapılan açıklamaya göre, Koç Holding Yönetim Kurulu tarafından Ömer M. Koç Yönetim Kurulu Başkanı, Ali Y. Koç Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak atandı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınmasında bu denli önemli bir paya sahip olan ve uluslararası arenada Türkiye'yi başarıyla temsil eden bir topluluğun ve ailenin mensubu olmaktan onur duyduğunu belirterek, "Sevgili ağabeyim ve yönetim kurulu başkanımız Mustafa V. Koç'u çok erken ve zamansız kaybetmenin derin acısını içimizde taşırken, kendisini bir kez daha rahmetle anıyorum. Bizlere emanet ettiği bayrağı daha da ileriye taşımayı hem bir sorumluluk hem de bir görev olarak görüyorum. Önümüzdeki dönemde de Koç Topluluğu olarak, Türkiye ekonomisinin lokomotifi olmayı sürdürürken, küresel arenada ülkemizi yeni başarı hikayeleri ile buluşturacağımıza yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Açıklamada verilen bilgilere göre, 2008 yılından bu yana Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevini yürüten ve Tüpraş'ın Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan Ömer Koç, Robert Kolej'deki lise eğitiminin ardından, Columbia Üniversitesi'nde Yunan Filolojisi üzerine lisans eğitimini 1985’te tamamladı. 1989'da Columbia Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden MBA derecesi aldı. İş yaşamına 1985 yılında İsviçre’deki Kofisa Trading Company’de satış elemanı olarak başladı. Ardından 1989’da New York merkezli Ramerica Int. Inc.’de satış elemanı olarak görev yaptı. 1991-2004 yılları arasında Gazal AŞ'de müdürlük, Koç Holding'de finansman koordinatörlüğü, enerji grubu başkan yardımcılığı ve enerji grubu başkanlığı görevlerinde bulundu.
2004 Nisan ayında Koç Holding yönetim kurulu üyesi, Mayıs 2008’de ise Koç Holding yönetim kurulu başkan vekilliği görevine atandı. Ömer Koç aynı zamanda birçok Koç Topluluğu şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı ve üyesi olarak görev yapıyor. 2006 yılında Tüpraş Yönetim Kurulu Üyesi olan Ömer Koç, 2008 yılından bu yana da şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yürütüyor. Tüpraş'ın Akdeniz’in en rekabetçi rafineri şirketi olması yolunda, üretim kapasitesi artışı, enerji verimliliği, Ar-Ge gibi birçok konuda atılımlar gerçekleştiren Ömer Koç, "Fuel Oil Dönüşüm Tesisi" projesine liderlik etti.
Bir ülkenin gelişimi için sadece ekonomiye dayalı atılımların yeterli olmadığını her fırsatta vurgulayan Ömer Koç, "Kültür-Sanat ve eğitime yönelik işler yan alanlar olmaktan çıkarılarak toplumsal hayatımızı tamamlayıcı unsurlar haline getirilmelidir" hedefiyle ülkenin sosyal kalkınmasını destekleyecek birçok çalışmaya katkı sağlarken, pek çok projeyi hayata geçirdi.
Vehbi Koç Vakfı’nda Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Ömer Koç, 2015 yılı itibarıyla Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı'nı üstlendi. 2007 yılından bu yana Türk Eğitim Vakfı'nın (TEV) Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yürütüyor.
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Şubat 2016 13:46
Gösterim: 3580
Gemlik Lisesi mezunu olan Beyazıt Öztürk o zamanlar iki aşamalı olarak yapılan üniversite giriş sınavının ilk aşamasını geçip ikincisini kazanamayınca, resim yeteneğini değerlendirebileceği düşüncesiyle güzel sanatlara yönelir.
Üniversitede okuduğu yıllarda başladığı radyoculuk kariyerini, televizyon ekranlarına taşıyarak milyonlara sesini duyuran Beyazıt Öztürk, 20 yıldır ekranlardan evlerimize konuk oluyor. Rol aldığı dizi ve filmlerle şöhretini taçlandıran Öztürk, geçtiğimiz ay esprileri ve skeçleriyle değil, kendini Ayşe Öğretmen olarak tanıtan bir izleyicinin programını arayarak yaptığı konuşma ile gündeme oturdu.
Aslen Artvinli olan Beyazıt Öztürk ya da bilinen adıyla Beyaz, 12 Mart 1969 tarihinde Bolu'da, memur bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya gelir. Baba tarafından Gürcü asıllı olan Beyaz, babasının polis olması nedeniyle, ilk ve orta öğrenimini Anadolu'nun farklı illerinde tamamlar. Çocukluğu sokaklarda geçen Beyazıt Öztürk, bir röportajında o günlere dair şunları anlatır: “Tam top oynarken annemin sesiyle oyundan başımı kaldırırdım: ‘Beyazııııt ezan okunuyor haydi artık eve gel...’ Namaz kılmıyorum ki ezan okunurken çağırıyor; bunu çocukken çok mantıksız bulurdum... Evcilik çocukluğumda çok keyifle oynadığım bir oyundu. Çünkü herkes evinden bir şeyler getirirdi. Kimisi kilim, kimisi de yemek. Mahallede dolaşan, kuru ekmek toplayan amcalar vardı. Annem beni yanlarından zor alırdı. Eve gelip yemek yemezdim, onların torbalarından ekmek yerdim. Tel arabam vardı, çok severdim. Hâlâ oyuncak alıyorum...” Beyazıt Öztürk 15 yaşındayken babası Ali Rıza Bey kalp krizi geçirir, ardından felç olur. 50’lerindedir Ali Rıza Bey. Nurten Hanım ise 34’ündedir. Gemlik’e taşınırlar. Beyazıt Öztürk, bir röportajında bu acı olayı; “Babamda tahammülü, annemde sabrı gördüm. 16 sene felçli babama baktı annem...” diye anlatır.
ÜNİVERSİTE SINAVINI KAZANAMAYINCA GÜZEL SANATLARA YÖNELDİ
Gemlik Lisesi mezunu olan Beyazıt Öztürk o zamanlar iki aşamalı olarak yapılan üniversite giriş sınavının ilk aşamasını geçip ikincisini kazanamayınca, resim yeteneğini değerlendirebileceği düşüncesiyle güzel sanatlara yönelir. Beyazıt babasının vefatının ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Seramik-Heykel Bölümü’ne girer. Üniversite hayatını bir röportajında şöyle anlatır Beyazıt Öztürk: “Benim bu gün cebimde olan ve yediğim yüzde 80 ekmek Eskişehir Anadolu Üniversitesi sayesinde, yüzde 20’si de Ankara Yenimahalle’den, çocukluğumdandır... Eskişehir’in sadece okul anlamında değil; bekar evi, arkadaşlık, bankamatik kuyruğunda bekleyip parayı görememek, Cennet Pide’ye borç takmak gibi her anlamda hayatıma büyük katkısı olmuştur.”
“BEYAZ" TAKMA ADINI İLK DEFA KARİKATÜRLERİNİN ALTINDA KULLANDI
Aynı zamanda lisanslı basketbolcu olan Öztürk, üniversite eğitimini sürdürürken bir yandan da radyo programcılığıyla ilgilenmeye başlar. Özel televizyon kanallarının ve radyoların sayısının hızla arttığı bir dönemde, ev arkadaşıyla birlikte Eskişehir radyolarında çalışmaya başlar. Ancak "r" harfini telaffuz edememesi nedeniyle, sunuculuk isteği reddedilir ve sadece program hazırlamakla yetinir. Yine de kuralları aşarak sesini dinleyicilere ulaştıran Öztürk, farklı ve esprili tarzıyla beğeni toplar. Sonrasında, ev arkadaşının kurduğu "Genç Radyo"da program sunmaya devam eder ve arkadaşlarıyla birlikte, siyasi içerikli bir mizah dergisi olan "Gına"yı çıkarmaya başlar. "Beyaz" takma adını ilk defa bu dergi için çizdiği karikatürlerin altında kullanır. Eskişehir'de geçirdiği bu dönemde, iki heykel, iki seramik, bir karikatür sergisi açan Öztürk, son olarak da bir karma seramik sergisine katılır.
Radyo Klas'tan gelen teklif üzerine, amatör radyocunun yolu İstanbul'a düşer. Burada, "Gece Tavuğu" adlı programla profesyonel yayıncılığa başlar ve geniş bir dinleyici kitlesi oluşturur. 1995'te kurulan Number One TV'ye geçen Öztürk'ün yıldızı burada parlar. Webcam aracılığıyla stüdyodan, "Beyaz" adıyla canlı yayın yapmaya başlar. 1990'lı yılların ortalarında, kariyerinde radyoculukla başlayan bu süreç, televizyon programları ve stand-up gösterileriyle devam eder.
Number One TV'de geçirdiği uzunca bir zamandan sonra, başka bir televizyon programı için Kanal 6'ya geçer. Ancak, Öztürk'ün adının ülke çapında bilinir hale gelmesinin nedeni olan asıl program, günümüzde de halen yayınlanmakta olan "Beyaz Show"dur. İlk olarak 1996 yılında Kanal D'de yayınlandıktan sonra 2000-2002 yılları arasında yoluna Star TV'de ekranlara gelen program, 2003 yılının ilkbaharında eski kanalına döner.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Gemlik Lisesi mezunu olan Beyazıt Öztürk o zamanlar iki aşamalı olarak yapılan üniversite giriş sınavının ilk aşamasını geçip ikincisini kazanamayınca, resim yeteneğini değerlendirebileceği düşüncesiyle güzel sanatlara yönelir.
Üniversitede okuduğu yıllarda başladığı radyoculuk kariyerini, televizyon ekranlarına taşıyarak milyonlara sesini duyuran Beyazıt Öztürk, 20 yıldır ekranlardan evlerimize konuk oluyor. Rol aldığı dizi ve filmlerle şöhretini taçlandıran Öztürk, geçtiğimiz ay esprileri ve skeçleriyle değil, kendini Ayşe Öğretmen olarak tanıtan bir izleyicinin programını arayarak yaptığı konuşma ile gündeme oturdu.
Aslen Artvinli olan Beyazıt Öztürk ya da bilinen adıyla Beyaz, 12 Mart 1969 tarihinde Bolu'da, memur bir ailenin ikinci oğlu olarak dünyaya gelir. Baba tarafından Gürcü asıllı olan Beyaz, babasının polis olması nedeniyle, ilk ve orta öğrenimini Anadolu'nun farklı illerinde tamamlar. Çocukluğu sokaklarda geçen Beyazıt Öztürk, bir röportajında o günlere dair şunları anlatır: “Tam top oynarken annemin sesiyle oyundan başımı kaldırırdım: ‘Beyazııııt ezan okunuyor haydi artık eve gel...’ Namaz kılmıyorum ki ezan okunurken çağırıyor; bunu çocukken çok mantıksız bulurdum... Evcilik çocukluğumda çok keyifle oynadığım bir oyundu. Çünkü herkes evinden bir şeyler getirirdi. Kimisi kilim, kimisi de yemek. Mahallede dolaşan, kuru ekmek toplayan amcalar vardı. Annem beni yanlarından zor alırdı. Eve gelip yemek yemezdim, onların torbalarından ekmek yerdim. Tel arabam vardı, çok severdim. Hâlâ oyuncak alıyorum...” Beyazıt Öztürk 15 yaşındayken babası Ali Rıza Bey kalp krizi geçirir, ardından felç olur. 50’lerindedir Ali Rıza Bey. Nurten Hanım ise 34’ündedir. Gemlik’e taşınırlar. Beyazıt Öztürk, bir röportajında bu acı olayı; “Babamda tahammülü, annemde sabrı gördüm. 16 sene felçli babama baktı annem...” diye anlatır.
ÜNİVERSİTE SINAVINI KAZANAMAYINCA GÜZEL SANATLARA YÖNELDİ
Gemlik Lisesi mezunu olan Beyazıt Öztürk o zamanlar iki aşamalı olarak yapılan üniversite giriş sınavının ilk aşamasını geçip ikincisini kazanamayınca, resim yeteneğini değerlendirebileceği düşüncesiyle güzel sanatlara yönelir. Beyazıt babasının vefatının ardından Eskişehir Anadolu Üniversitesi Seramik-Heykel Bölümü’ne girer. Üniversite hayatını bir röportajında şöyle anlatır Beyazıt Öztürk: “Benim bu gün cebimde olan ve yediğim yüzde 80 ekmek Eskişehir Anadolu Üniversitesi sayesinde, yüzde 20’si de Ankara Yenimahalle’den, çocukluğumdandır... Eskişehir’in sadece okul anlamında değil; bekar evi, arkadaşlık, bankamatik kuyruğunda bekleyip parayı görememek, Cennet Pide’ye borç takmak gibi her anlamda hayatıma büyük katkısı olmuştur.”
“BEYAZ" TAKMA ADINI İLK DEFA KARİKATÜRLERİNİN ALTINDA KULLANDI
Aynı zamanda lisanslı basketbolcu olan Öztürk, üniversite eğitimini sürdürürken bir yandan da radyo programcılığıyla ilgilenmeye başlar. Özel televizyon kanallarının ve radyoların sayısının hızla arttığı bir dönemde, ev arkadaşıyla birlikte Eskişehir radyolarında çalışmaya başlar. Ancak "r" harfini telaffuz edememesi nedeniyle, sunuculuk isteği reddedilir ve sadece program hazırlamakla yetinir. Yine de kuralları aşarak sesini dinleyicilere ulaştıran Öztürk, farklı ve esprili tarzıyla beğeni toplar. Sonrasında, ev arkadaşının kurduğu "Genç Radyo"da program sunmaya devam eder ve arkadaşlarıyla birlikte, siyasi içerikli bir mizah dergisi olan "Gına"yı çıkarmaya başlar. "Beyaz" takma adını ilk defa bu dergi için çizdiği karikatürlerin altında kullanır. Eskişehir'de geçirdiği bu dönemde, iki heykel, iki seramik, bir karikatür sergisi açan Öztürk, son olarak da bir karma seramik sergisine katılır.
Radyo Klas'tan gelen teklif üzerine, amatör radyocunun yolu İstanbul'a düşer. Burada, "Gece Tavuğu" adlı programla profesyonel yayıncılığa başlar ve geniş bir dinleyici kitlesi oluşturur. 1995'te kurulan Number One TV'ye geçen Öztürk'ün yıldızı burada parlar. Webcam aracılığıyla stüdyodan, "Beyaz" adıyla canlı yayın yapmaya başlar. 1990'lı yılların ortalarında, kariyerinde radyoculukla başlayan bu süreç, televizyon programları ve stand-up gösterileriyle devam eder.
Number One TV'de geçirdiği uzunca bir zamandan sonra, başka bir televizyon programı için Kanal 6'ya geçer. Ancak, Öztürk'ün adının ülke çapında bilinir hale gelmesinin nedeni olan asıl program, günümüzde de halen yayınlanmakta olan "Beyaz Show"dur. İlk olarak 1996 yılında Kanal D'de yayınlandıktan sonra 2000-2002 yılları arasında yoluna Star TV'de ekranlara gelen program, 2003 yılının ilkbaharında eski kanalına döner.
Son Güncelleme: Perşembe, 18 Şubat 2016 17:57
Gösterim: 4166
Çin'in Harbin kentindeki buz ve kar festivali, dünyadaki önemli yapıtların buzdan taklitleriyle ziyaretçilerini efsunluyor. Festivaldeki buzdan dev Ayasofya Müzesi minyatürü de dikkat çekti.
Çin'in kuzeyindeki Harbin kentinde düzenlenen dünyanın en büyük buz ve kar festivali, dev buz yapıtlarıyla ziyaretçilerine olağanüstü manzaralar sunuyor. Harbin'de bu yıl 32'ncisi düzenlenen Uluslararası Buz ve Kar Heykel Festivalinde İstanbul'daki Ayasofya Müzesi, Rus Katedrali, Avrupa mimarisine ait önemli yapıtların yanı sıra Çin saraylarının renkli lazer ışıklarıyla süslenen buzdan dev minyatürleri yerli ve yabancı ziyaretçilerini rengarenk kristal bir dünyaya götürüyor. Festival alanını daha rahat gezmek isteyenler için renkli ışıkla süslenmiş faytonlarla turlar düzenlenirken, alandaki buzdan kaydıraklara halk yoğun ilgi gösteriyor.
Buzdan Ayasofya
Festivaldeki buzdan dev Ayasofya Müzesi minyatürü, mimarisi ve özellikle minaresiyle halkın yoğun ilgisini çekerken, ziyaretçiler minyatür önünde bol bol fotoğraf çektiriyor. Harbin buz festivali gece görüntüsüyle ziyaretçilerini cezbetse de, katılımcılar gündüz Güneş Adası Parkı'nda geniş alana kurulu insan, hayvan ve farklı figürlerde yapılmış buz ve kardan heykelleri dolaşırken, buz bisikleti ve kaydıraklarla eğleniyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Çin'in Harbin kentindeki buz ve kar festivali, dünyadaki önemli yapıtların buzdan taklitleriyle ziyaretçilerini efsunluyor. Festivaldeki buzdan dev Ayasofya Müzesi minyatürü de dikkat çekti.
Çin'in kuzeyindeki Harbin kentinde düzenlenen dünyanın en büyük buz ve kar festivali, dev buz yapıtlarıyla ziyaretçilerine olağanüstü manzaralar sunuyor. Harbin'de bu yıl 32'ncisi düzenlenen Uluslararası Buz ve Kar Heykel Festivalinde İstanbul'daki Ayasofya Müzesi, Rus Katedrali, Avrupa mimarisine ait önemli yapıtların yanı sıra Çin saraylarının renkli lazer ışıklarıyla süslenen buzdan dev minyatürleri yerli ve yabancı ziyaretçilerini rengarenk kristal bir dünyaya götürüyor. Festival alanını daha rahat gezmek isteyenler için renkli ışıkla süslenmiş faytonlarla turlar düzenlenirken, alandaki buzdan kaydıraklara halk yoğun ilgi gösteriyor.
Buzdan Ayasofya
Festivaldeki buzdan dev Ayasofya Müzesi minyatürü, mimarisi ve özellikle minaresiyle halkın yoğun ilgisini çekerken, ziyaretçiler minyatür önünde bol bol fotoğraf çektiriyor. Harbin buz festivali gece görüntüsüyle ziyaretçilerini cezbetse de, katılımcılar gündüz Güneş Adası Parkı'nda geniş alana kurulu insan, hayvan ve farklı figürlerde yapılmış buz ve kardan heykelleri dolaşırken, buz bisikleti ve kaydıraklarla eğleniyor.
Son Güncelleme: Salı, 26 Ocak 2016 16:17
Gösterim: 2593
İlk olarak 20 yaşında katıldığı Türkiye’nin Yıldızları yarışmasıyla tanıdık onu. Ardından birçok dizide ve reklamda rol alarak adından söz ettirdi. Asıl popülerliğini ise Aşk-ı Memnu’daki Bihter rolüyle elde etti. 1,5 yıldır ara verdiği ekrana Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisiyle geri dönüş yapan Beren Saat, sevmediğini anladığı anda İşletme eğitimini bırakıp, hayali olan oyunculuğa yönelmiş.
Beren Saat, 26 Şubat 1984 tarihinde Ankara’da Ayla ve Hüseyin Avni Saat çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Anne ve babası spor akademisi mezunu olan Saat, sporcu çocuğu olmanın hayatına disiplin getirdiğini ve fit olmayı sağladığını söylüyor.
İlk ve orta dereceli öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamlayan Beren Saat, iyi bir öğrenciymiş, hep takdir, teşekkür getirirmiş. Üniversite eğitimine sıra geldiğinde Başkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nü tercih eden Saat, “ Babam işletme okumamın benim için daha iyi olacağını düşündü. Baskı yapmadı ama kendimi işletme fakültesinde buldum” diyerek bölüm tercihinde babasının büyük rol oynağını belirtiyor. İşletme’ye devam ederken hayatının yanlış yöne aktığını fark eden Saat, “ Olmamam gereken bir bölümde, beni hiç ilgilendirmeyen şeyler öğreniyordum. Kendimi nasıl sıkışmış hissettiğimi anlatamam” diyor.
Sahnenin yuvadan beri hayatında var olduğunu söyleyen Beren Saat, TED Ankara Koleji'nde okurken birçok müzikalde yer alarak sahne hayatına giriş yapmış. “TED Ankara Koleji’nde okurken Opera’dan sahne filan kiralanırdı. Bayağı prodüksiyonlu müzikaller. Bir gün sınıfa geldiler, dans seçmesi yaptılar. Kendimi sahnede bulmam dansla oldu, bir sonraki sene, baktım bizim için yazılmış bir metin de vardı. Ben de başrollerden birini oynuyordum ve mutluluktan ölüyordum” diye konuşuyor.
YILDIZI KATILDIĞI YARIŞMAYLA PARLADI
Beren Saat, İşletme bölümünde okumaktan memnun olmadığını o zamanki erkek arkadaşı Efe Güray'a anlatır ve onun desteğiyle 2004 yılında Türkiye'nin Yıldızları adlı yarışmaya katılır. Yarışmayı ikinci tamamladıktan sonra bir şeker markasının reklam yüzü olan ve Sinan Çetin yönetmenliğinde çekilen reklam filmi serisinde oynayan Saat, daha sonrasında Tomris Giritlioğlu'nun dikkatini çeker ve onun desteğiyle ilk başrolünü Aşka Sürgün isimli dizide oynar. Ardından sırasıyla Hatırla Sevgili (2006–08), Aşk-ı Memnu (2008–10), Fatmagül'ün Suçu Ne? (2010–12) ve İntikam (2013–14) dizilerinin de başrollerini oynayarak ününü pekiştirir.
Dizi projelerinin yanı sıra pek çok sinema filminde de yer alan Beren Saat, 2009'da gösterime giren Güz Sancısı filmiyle ilk sinema oyunculuğunu yapar. Gecenin Kanatları (2009), Gergedan Mevsimi (2012) ve Benim Dünyam (2013) filmleri ise yer aldığı diğer filmler…
2014'te şarkıcı Kenan Doğulu ile evlenen Beren Saat, İngilizce ve İspanyolca biliyor. Şu sıralar 'Muhteşem Yüzyıl Kösem' dizisinde ekranlarda olan Saat, iş dışında kalan zamanlarını dans ederek, tenis oynayarak ve de sinemaya giderek değerlendirmeyi tercih ediyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
İlk olarak 20 yaşında katıldığı Türkiye’nin Yıldızları yarışmasıyla tanıdık onu. Ardından birçok dizide ve reklamda rol alarak adından söz ettirdi. Asıl popülerliğini ise Aşk-ı Memnu’daki Bihter rolüyle elde etti. 1,5 yıldır ara verdiği ekrana Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisiyle geri dönüş yapan Beren Saat, sevmediğini anladığı anda İşletme eğitimini bırakıp, hayali olan oyunculuğa yönelmiş.
Beren Saat, 26 Şubat 1984 tarihinde Ankara’da Ayla ve Hüseyin Avni Saat çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Anne ve babası spor akademisi mezunu olan Saat, sporcu çocuğu olmanın hayatına disiplin getirdiğini ve fit olmayı sağladığını söylüyor.
İlk ve orta dereceli öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamlayan Beren Saat, iyi bir öğrenciymiş, hep takdir, teşekkür getirirmiş. Üniversite eğitimine sıra geldiğinde Başkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nü tercih eden Saat, “ Babam işletme okumamın benim için daha iyi olacağını düşündü. Baskı yapmadı ama kendimi işletme fakültesinde buldum” diyerek bölüm tercihinde babasının büyük rol oynağını belirtiyor. İşletme’ye devam ederken hayatının yanlış yöne aktığını fark eden Saat, “ Olmamam gereken bir bölümde, beni hiç ilgilendirmeyen şeyler öğreniyordum. Kendimi nasıl sıkışmış hissettiğimi anlatamam” diyor.
Sahnenin yuvadan beri hayatında var olduğunu söyleyen Beren Saat, TED Ankara Koleji'nde okurken birçok müzikalde yer alarak sahne hayatına giriş yapmış. “TED Ankara Koleji’nde okurken Opera’dan sahne filan kiralanırdı. Bayağı prodüksiyonlu müzikaller. Bir gün sınıfa geldiler, dans seçmesi yaptılar. Kendimi sahnede bulmam dansla oldu, bir sonraki sene, baktım bizim için yazılmış bir metin de vardı. Ben de başrollerden birini oynuyordum ve mutluluktan ölüyordum” diye konuşuyor.
YILDIZI KATILDIĞI YARIŞMAYLA PARLADI
Beren Saat, İşletme bölümünde okumaktan memnun olmadığını o zamanki erkek arkadaşı Efe Güray'a anlatır ve onun desteğiyle 2004 yılında Türkiye'nin Yıldızları adlı yarışmaya katılır. Yarışmayı ikinci tamamladıktan sonra bir şeker markasının reklam yüzü olan ve Sinan Çetin yönetmenliğinde çekilen reklam filmi serisinde oynayan Saat, daha sonrasında Tomris Giritlioğlu'nun dikkatini çeker ve onun desteğiyle ilk başrolünü Aşka Sürgün isimli dizide oynar. Ardından sırasıyla Hatırla Sevgili (2006–08), Aşk-ı Memnu (2008–10), Fatmagül'ün Suçu Ne? (2010–12) ve İntikam (2013–14) dizilerinin de başrollerini oynayarak ününü pekiştirir.
Dizi projelerinin yanı sıra pek çok sinema filminde de yer alan Beren Saat, 2009'da gösterime giren Güz Sancısı filmiyle ilk sinema oyunculuğunu yapar. Gecenin Kanatları (2009), Gergedan Mevsimi (2012) ve Benim Dünyam (2013) filmleri ise yer aldığı diğer filmler…
2014'te şarkıcı Kenan Doğulu ile evlenen Beren Saat, İngilizce ve İspanyolca biliyor. Şu sıralar 'Muhteşem Yüzyıl Kösem' dizisinde ekranlarda olan Saat, iş dışında kalan zamanlarını dans ederek, tenis oynayarak ve de sinemaya giderek değerlendirmeyi tercih ediyor.
Son Güncelleme: Pazar, 07 Şubat 2016 14:12
Gösterim: 4121
TOÇEV tarafından düzenlenecek "Yıldızların Şarkıları Çocukların Yarınları" konserinde Candan Erçetin, Funda Arar, Feridun Düzağaç, Murat Dalkılıç, Mustafa Ceceli gibi birçok sanatçı sahne alacak.
Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfının (TOÇEV), 9 Şubat 2016'da düzenleyeceği "Yıldızların Şarkıları Çocukların Yarınları" konserinde aralarında Ayşegül Aldinç, Feridun Düzağaç, Fatih Erkoç ile Nükhet Duru'nun bulunduğu sanatçılara, Burak Yılmaz, Emre Belözoğlu, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Topal ve Semih Saygıner gibi sporcular eşlik edecek.
Dernekten yapılan yazılı açıklamaya göre, Metin Özülkü'nün müzik direktörlüğü ve futbolcular Mehmet Topal ile Serkan Balcı'nın öncülüğünde TİM Maslak Show Center'da gerçekleştirilecek gecenin sunuculuğunu Selçuk Yöntem yapacak.
Gecede sahneye Ayşegül Aldinç, Bülent Serttaş, Candan Erçetin, Funda Arar, Feridun Düzağaç, Fatih Erkoç, İpek Açar, Murat Dalkılıç, Mustafa Ceceli, Nükhet Duru, Nilüfer, Selami Şahin, Ümit Besen, Volkan Konak ve Zara çıkacak.
Sanatçılara, futbolcular Burak Yılmaz, Emre Belözoğlu, Gökhan Töre, Nuri Şahin, Olcan Adın, Serkan Balcı, Mehmet Topal, Semih Kaya ve Volkan Demirel, tenisçi Çağla Büyükakçay, milli voleybolcular Eda Erdem Dündar ve Neslihan Demir, boksör Gökhan Saki, Türkiye Basketbol Federasyonu CEO'su Hidayet Türkoğlu, milli basketbolcu Kerem Tunçeri, milli motosikletçi Kenan Sofuoğlu ile dünya bilardo şampiyonu Semih Saygıner eşlik edecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
TOÇEV tarafından düzenlenecek "Yıldızların Şarkıları Çocukların Yarınları" konserinde Candan Erçetin, Funda Arar, Feridun Düzağaç, Murat Dalkılıç, Mustafa Ceceli gibi birçok sanatçı sahne alacak.
Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfının (TOÇEV), 9 Şubat 2016'da düzenleyeceği "Yıldızların Şarkıları Çocukların Yarınları" konserinde aralarında Ayşegül Aldinç, Feridun Düzağaç, Fatih Erkoç ile Nükhet Duru'nun bulunduğu sanatçılara, Burak Yılmaz, Emre Belözoğlu, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Topal ve Semih Saygıner gibi sporcular eşlik edecek.
Dernekten yapılan yazılı açıklamaya göre, Metin Özülkü'nün müzik direktörlüğü ve futbolcular Mehmet Topal ile Serkan Balcı'nın öncülüğünde TİM Maslak Show Center'da gerçekleştirilecek gecenin sunuculuğunu Selçuk Yöntem yapacak.
Gecede sahneye Ayşegül Aldinç, Bülent Serttaş, Candan Erçetin, Funda Arar, Feridun Düzağaç, Fatih Erkoç, İpek Açar, Murat Dalkılıç, Mustafa Ceceli, Nükhet Duru, Nilüfer, Selami Şahin, Ümit Besen, Volkan Konak ve Zara çıkacak.
Sanatçılara, futbolcular Burak Yılmaz, Emre Belözoğlu, Gökhan Töre, Nuri Şahin, Olcan Adın, Serkan Balcı, Mehmet Topal, Semih Kaya ve Volkan Demirel, tenisçi Çağla Büyükakçay, milli voleybolcular Eda Erdem Dündar ve Neslihan Demir, boksör Gökhan Saki, Türkiye Basketbol Federasyonu CEO'su Hidayet Türkoğlu, milli basketbolcu Kerem Tunçeri, milli motosikletçi Kenan Sofuoğlu ile dünya bilardo şampiyonu Semih Saygıner eşlik edecek.
Son Güncelleme: Cuma, 25 Aralık 2015 10:16
Gösterim: 2127

