Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Hürriyet Yazarı Sedat Ergin’in bugünkü yazısı

Gül’ün rektör tercihleri çok tartışılacakCumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son rektör atamaları, muhtemelen Cumhurbaşkanlığı döneminin akademik dünyayla ilgili kararları arasında en çok tartışılanlar arasında yer alacak.

Gazi Üniversitesi’nde seçimde beşinci gelen bir adayın rektörlüğe atanması bu atamalar içinde özellikle dikkat çekiyor.

Atamalarda tam ne olduğunu anlayabilmek için önce 20 devlet üniversitesinin yönetimini ilgilendiren bu atamaların bir fotoğrafını çekelim. Karşımıza şu kalıplar çıkıyor:

ATAMALARDA 4 KATEGORİ

YÖK’ün toplam 20 üniversiteden 13’ünde sandıkta beliren iradeye müdahale etmediği, birincileri kendi listesinde de birinciliğe koyup Çankaya Köşkü’ne gönderdiği, Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu önerilere aynen onay verdiği görülüyor. Seçimin, YÖK’ün ve Cumhurbaşkanı’nın iradelerinin örtüştüğü 13 üniversite şunlar: Ankara, Atatürk, Boğaziçi, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Ege, Erciyes, İnönü, Karadeniz Teknik, Ondokuz Mayıs, ODTÜ, Yıldız Teknik.

YÖK, 2 üniversitede sandığın birincilerini ikinci sıraya, ikincilerini ise birinci sıraya koymuştu. Buna karşılık Gül, Akdeniz Üniversitesi’nde seçimde birinci gelen ama YÖK’ün ikinci sıraya attığı Prof. İsrafil Kurtcephe’yi, benzer şekilde Cumhuriyet Üniversitesi’nde yine aynı akıbete uğrayan Prof. Faruk Kocacık’ı rektör olarak atadı. Burada sandığın iradesi ile Gül’ün iradesi örtüştü, YÖK açıkta kaldı.

Tam 4 üniversitede, YÖK’ün sandıktan çıkan sıralamayı değiştirerek kendi listesinde birincileri ikinci ya da üçüncülüğe çektiği, seçimde daha az oy alan adayları ise birinciliğe çıkardığı, Gül’ün de bu tercihlere onay verdiği ortaya çıkıyor. Bunlar Fırat, İTÜ, Gaziantep ve Trakya üniversiteleri. Bu grupta YÖK ile Gül, seçimlerin demokratik iradesine karşı ittifak yapmış oluyor, sandıkta kazananlar atama sürecinde kaybediyor.

Buna karşılık 1 üniversitede çok özel bir durum var. YÖK kendi listesinde birinci gelen adayı ikinciliğe, ikinciyi ise birinciliğe yerleştirirken, sandıkta beşinci gelen adayı üçüncülüğe çekiyor ve listeyi bu haliyle Çankaya Köşkü’ne gönderiyor. Gül de YÖK’ün listesindeki üçüncü adayı rektör atıyor. YÖK’ün, Köşk’ün tercihini bilerek mi Kayseri doğumlu bu adayı üçüncü sıradan listeye koyduğu sorusunun yanıtını bilemiyoruz.

İTÜ VE GAZİ ATAMALARI ÖZELLİKLE SIKINTILI

Bütün bu tercihler ne anlama geliyor? Gül’ün geçmişte rektör atamalarını yaparken seçim sonuçları, YÖK ve kendi tercihleri arasında karma bir model uyguladığı, ancak kullandığı tercihlerde ibrenin sıkça muhafazakâr adaylara döndüğü söylenebilir.

Son atamalarda İTÜ, Gaziantep, Trakya, Fırat ve Gazi üniversiteleri açısından demokratik tercihlerin işlemediğini görüyoruz.

Bunlar arasında örneğin İTÜ’de, seçimin birincisi olan Prof. Muhammed Şahin 458 oy almasına karşılık, 317 oy alan ve muhafazakâr dünya görüşüyle tanınan Prof. Mehmet Karaca rektör olmuştur. Prof. Şahin’in son üç yıl içinde fakültelerin uluslararası akreditasyona dahil edilmesi, teknopark alanındaki gelişmeler gibi İTÜ’de pek çok önemli atılımı gerçekleştirdiği konusunda genel bir mutabakat var.

Gazi Üniversitesi’nde ise seçim büyük ölçüde sosyal demokrat çizgideki Prof. Ayşe Dursun ile MHP çizgisindeki Prof. Derviş Yılmaz arasında geçmiş, sandıkta 511 oyla Prof. Dursun birinci gelmiş, Prof. Yılmaz 495 oy almıştır. Buna karşılık YÖK, seçimde 188 oy alarak beşinci gelen Prof. Süleyman Büyükberber’i listede üçüncülüğe koymakta tereddüt etmemiştir.

BİLİMDE YENİ BİR KAVŞAĞA DOĞRU

Burada çarpıcı olan bir durum, önceki gün Ahmet İnsel’in Radikal İki’deki yazısında dikkat çektiği gibi, Prof. Büyükberber’in, seçim kampanyasında açıkça öğretim üyelerinin görüş açıklamalarının sınırlandırılmasından yana bir çizgiyi savunmuş olmasıdır. Prof. Büyükberber, öğretim üyelerinin uzmanlık alanları dışında görüş açıklamalarına, örneğin ekonomistlerin tarih konusunda görüş belirtmesine karşıdır.

Prof. Büyükberber’in “Bilim insanı ‘bilimin dini milliyeti’ olmaz söylemleriyle içinde bulunduğu devletin ve milletin ekmeğini yerken ona sövemez, bilim adına bile olsa onu incitemez” şeklindeki sözleri akademik çevrelerde yeni bir tartışmanın habercisi gibi gözüküyor.

Bu tartışmanın başlığı “Devletin ve milletin incitilmemesi bilimsel bir kriter olarak alınabilir mi?” şeklinde konulabilir.

> Gül’ün rektör tercihleri çok tartışılacak

Hürriyet Yazarı Sedat Ergin’in bugünkü yazısı

Gül’ün rektör tercihleri çok tartışılacakCumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son rektör atamaları, muhtemelen Cumhurbaşkanlığı döneminin akademik dünyayla ilgili kararları arasında en çok tartışılanlar arasında yer alacak.

Gazi Üniversitesi’nde seçimde beşinci gelen bir adayın rektörlüğe atanması bu atamalar içinde özellikle dikkat çekiyor.

Atamalarda tam ne olduğunu anlayabilmek için önce 20 devlet üniversitesinin yönetimini ilgilendiren bu atamaların bir fotoğrafını çekelim. Karşımıza şu kalıplar çıkıyor:

ATAMALARDA 4 KATEGORİ

YÖK’ün toplam 20 üniversiteden 13’ünde sandıkta beliren iradeye müdahale etmediği, birincileri kendi listesinde de birinciliğe koyup Çankaya Köşkü’ne gönderdiği, Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu önerilere aynen onay verdiği görülüyor. Seçimin, YÖK’ün ve Cumhurbaşkanı’nın iradelerinin örtüştüğü 13 üniversite şunlar: Ankara, Atatürk, Boğaziçi, Çukurova, Dicle, Dokuz Eylül, Ege, Erciyes, İnönü, Karadeniz Teknik, Ondokuz Mayıs, ODTÜ, Yıldız Teknik.

YÖK, 2 üniversitede sandığın birincilerini ikinci sıraya, ikincilerini ise birinci sıraya koymuştu. Buna karşılık Gül, Akdeniz Üniversitesi’nde seçimde birinci gelen ama YÖK’ün ikinci sıraya attığı Prof. İsrafil Kurtcephe’yi, benzer şekilde Cumhuriyet Üniversitesi’nde yine aynı akıbete uğrayan Prof. Faruk Kocacık’ı rektör olarak atadı. Burada sandığın iradesi ile Gül’ün iradesi örtüştü, YÖK açıkta kaldı.

Tam 4 üniversitede, YÖK’ün sandıktan çıkan sıralamayı değiştirerek kendi listesinde birincileri ikinci ya da üçüncülüğe çektiği, seçimde daha az oy alan adayları ise birinciliğe çıkardığı, Gül’ün de bu tercihlere onay verdiği ortaya çıkıyor. Bunlar Fırat, İTÜ, Gaziantep ve Trakya üniversiteleri. Bu grupta YÖK ile Gül, seçimlerin demokratik iradesine karşı ittifak yapmış oluyor, sandıkta kazananlar atama sürecinde kaybediyor.

Buna karşılık 1 üniversitede çok özel bir durum var. YÖK kendi listesinde birinci gelen adayı ikinciliğe, ikinciyi ise birinciliğe yerleştirirken, sandıkta beşinci gelen adayı üçüncülüğe çekiyor ve listeyi bu haliyle Çankaya Köşkü’ne gönderiyor. Gül de YÖK’ün listesindeki üçüncü adayı rektör atıyor. YÖK’ün, Köşk’ün tercihini bilerek mi Kayseri doğumlu bu adayı üçüncü sıradan listeye koyduğu sorusunun yanıtını bilemiyoruz.

İTÜ VE GAZİ ATAMALARI ÖZELLİKLE SIKINTILI

Bütün bu tercihler ne anlama geliyor? Gül’ün geçmişte rektör atamalarını yaparken seçim sonuçları, YÖK ve kendi tercihleri arasında karma bir model uyguladığı, ancak kullandığı tercihlerde ibrenin sıkça muhafazakâr adaylara döndüğü söylenebilir.

Son atamalarda İTÜ, Gaziantep, Trakya, Fırat ve Gazi üniversiteleri açısından demokratik tercihlerin işlemediğini görüyoruz.

Bunlar arasında örneğin İTÜ’de, seçimin birincisi olan Prof. Muhammed Şahin 458 oy almasına karşılık, 317 oy alan ve muhafazakâr dünya görüşüyle tanınan Prof. Mehmet Karaca rektör olmuştur. Prof. Şahin’in son üç yıl içinde fakültelerin uluslararası akreditasyona dahil edilmesi, teknopark alanındaki gelişmeler gibi İTÜ’de pek çok önemli atılımı gerçekleştirdiği konusunda genel bir mutabakat var.

Gazi Üniversitesi’nde ise seçim büyük ölçüde sosyal demokrat çizgideki Prof. Ayşe Dursun ile MHP çizgisindeki Prof. Derviş Yılmaz arasında geçmiş, sandıkta 511 oyla Prof. Dursun birinci gelmiş, Prof. Yılmaz 495 oy almıştır. Buna karşılık YÖK, seçimde 188 oy alarak beşinci gelen Prof. Süleyman Büyükberber’i listede üçüncülüğe koymakta tereddüt etmemiştir.

BİLİMDE YENİ BİR KAVŞAĞA DOĞRU

Burada çarpıcı olan bir durum, önceki gün Ahmet İnsel’in Radikal İki’deki yazısında dikkat çektiği gibi, Prof. Büyükberber’in, seçim kampanyasında açıkça öğretim üyelerinin görüş açıklamalarının sınırlandırılmasından yana bir çizgiyi savunmuş olmasıdır. Prof. Büyükberber, öğretim üyelerinin uzmanlık alanları dışında görüş açıklamalarına, örneğin ekonomistlerin tarih konusunda görüş belirtmesine karşıdır.

Prof. Büyükberber’in “Bilim insanı ‘bilimin dini milliyeti’ olmaz söylemleriyle içinde bulunduğu devletin ve milletin ekmeğini yerken ona sövemez, bilim adına bile olsa onu incitemez” şeklindeki sözleri akademik çevrelerde yeni bir tartışmanın habercisi gibi gözüküyor.

Bu tartışmanın başlığı “Devletin ve milletin incitilmemesi bilimsel bir kriter olarak alınabilir mi?” şeklinde konulabilir.

Son Güncelleme: Salı, 17 Temmuz 2012 08:50

Gösterim: 2132

Okul dönüşümlerinin tamamlanmasıyla birlikte MEB’e bağlı Kayıt Komisyonları, 1’inci sınıfa başlayacak öğrencilerin kayıt bilgilerini okullara göndermeye başladı. Kayıtlar 23 Temmuz’dan itibaren yapılacak.

İlkokula kayıtlar 23 Temmuz’da başlıyorMilli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) oluşturduğu Kayıt Komisyonları, ilkokula başlayacak öğrencilerin adres bilgilerini okullara göndermeye başladı. Yeni eğitim sistemi gereğince, çocukların okul kayıtları evlerine en yakın okula yapılacak.

Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık’ın Hürriyet'e verdiği bilgiye göre, ilkokul kayıtları 23 Temmuz’da başlayacak, veliler birinci sınıfa başlayacak çocuğunun hangi okula gideceğini ‘e-okul’ ya da ‘Veli Bilgilendirme Sistemi’ üzerinden, öğrencinin T.C. Kimlik Numarası’nı girerek öğrenecek.

5’inci sınıfa devam edecek öğrenciler 8 Ağustos’tan sonra kayıtlarını yapacak

Okullar açıldığında da çocuğunu okula göndermesi yeterli olacak. Bunun dışında herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmayacak. 20 Temmuz’da da yerleştirme işlemlerinin tamamlanarak, kamuoyuna duyurulması planlanıyor. 66 ayını doldurmuş olanların kesin kayıtları yapılmış olacak. 60-66 aylık çocuğunu okula göndermek isteyen veli ise okula durumu belirten bir dilekçe verecek. 5’inci sınıfa devam edecek öğrenciler SBS yerleştirme işlemlerinin tamamlanmasının ardından, yani 8 Ağustos’tan sonra kayıtlarını yapacak. Bu öğrenciler de e-okul üzerinden kayıt olacak.

9’uncu sınıfa gidecek ve herhangi bir Anadolu, fen, teknik meslek lisesine yerleştirilmeyen öğrenciler ise 14 Eylül’den, yani SBS kayıt dönemi tamamlandıktan sonra il ve ilçelerde bulunan genel liselere e-okul üzerinden kayıt olacaklar. Genel Müdür Funda Kocabıyık, bu öğrenciler için her il ve ilçelerde birer genel lise ayrıldığını belirterek, hiçbir öğrencinin açıkta kalmayacağını açıkladı.

60-66 ay arası çocukların bilgileri de okullara bildiriliyor

Kocabıyık, 60-66 aylıkların da evlerine en yakın adresteki okula gidebileceklerini belirterek şu bilgileri verdi: “İlçe bazlı öğrenci yerleştirme komisyonları kuruldu. Tüm öğrencilerin adresleri okullara dağıtılıyor, hiçbir öğrenci açıkta kalmayacak. 60-66 ay arası çocukların bilgileri de okullara bildiriliyor. Okulların kapasitesi yeterli. Kocabıyık, okul öncesi eğitimin zorunlu kapsamına alınmaması ile ilgili olarak da şunları söyledi:

“2012 Eylül ayı sonu itibariyle 66 ayını tamamlamış tüm çocuklar okula başlayacak. Çocukların okula başlama yaşı düşünüldüğünde hem velilerin talepleri, hem okulların fiziki düzenlemeleri, hem de çocukların gelişim özellikleri dikkate alındı ve okul öncesi eğitimin isteğe bağlı olmasının eğitim sistemi için daha uygun olacağı değerlendirildi. Son 10 yılda isteğe bağlı olmasına rağmen 5 yaş grubunda okul öncesi eğitimin okullaşma oranının yüzde 70’lere ulaşması da zorunluluğa gerek kalmaksızın bu eğitime verilen önemi ortaya koyuyor.”

Okul öncesi eğitim hizmeti veren tüm kurumlara ortak standat belirlediklerini söyleyen Kocabıyık, “0-36 ay grubu için aile eğitimleri ve özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar da dahil olmak üzere okul öncesi eğitim programlarını düzenledik” dedi.

(dünyabülteni)

> İlkokula kayıtlar 23 Temmuz’da başlıyor

Okul dönüşümlerinin tamamlanmasıyla birlikte MEB’e bağlı Kayıt Komisyonları, 1’inci sınıfa başlayacak öğrencilerin kayıt bilgilerini okullara göndermeye başladı. Kayıtlar 23 Temmuz’dan itibaren yapılacak.

İlkokula kayıtlar 23 Temmuz’da başlıyorMilli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) oluşturduğu Kayıt Komisyonları, ilkokula başlayacak öğrencilerin adres bilgilerini okullara göndermeye başladı. Yeni eğitim sistemi gereğince, çocukların okul kayıtları evlerine en yakın okula yapılacak.

Temel Eğitim Genel Müdürü Funda Kocabıyık’ın Hürriyet'e verdiği bilgiye göre, ilkokul kayıtları 23 Temmuz’da başlayacak, veliler birinci sınıfa başlayacak çocuğunun hangi okula gideceğini ‘e-okul’ ya da ‘Veli Bilgilendirme Sistemi’ üzerinden, öğrencinin T.C. Kimlik Numarası’nı girerek öğrenecek.

5’inci sınıfa devam edecek öğrenciler 8 Ağustos’tan sonra kayıtlarını yapacak

Okullar açıldığında da çocuğunu okula göndermesi yeterli olacak. Bunun dışında herhangi bir işlem yapmasına gerek kalmayacak. 20 Temmuz’da da yerleştirme işlemlerinin tamamlanarak, kamuoyuna duyurulması planlanıyor. 66 ayını doldurmuş olanların kesin kayıtları yapılmış olacak. 60-66 aylık çocuğunu okula göndermek isteyen veli ise okula durumu belirten bir dilekçe verecek. 5’inci sınıfa devam edecek öğrenciler SBS yerleştirme işlemlerinin tamamlanmasının ardından, yani 8 Ağustos’tan sonra kayıtlarını yapacak. Bu öğrenciler de e-okul üzerinden kayıt olacak.

9’uncu sınıfa gidecek ve herhangi bir Anadolu, fen, teknik meslek lisesine yerleştirilmeyen öğrenciler ise 14 Eylül’den, yani SBS kayıt dönemi tamamlandıktan sonra il ve ilçelerde bulunan genel liselere e-okul üzerinden kayıt olacaklar. Genel Müdür Funda Kocabıyık, bu öğrenciler için her il ve ilçelerde birer genel lise ayrıldığını belirterek, hiçbir öğrencinin açıkta kalmayacağını açıkladı.

60-66 ay arası çocukların bilgileri de okullara bildiriliyor

Kocabıyık, 60-66 aylıkların da evlerine en yakın adresteki okula gidebileceklerini belirterek şu bilgileri verdi: “İlçe bazlı öğrenci yerleştirme komisyonları kuruldu. Tüm öğrencilerin adresleri okullara dağıtılıyor, hiçbir öğrenci açıkta kalmayacak. 60-66 ay arası çocukların bilgileri de okullara bildiriliyor. Okulların kapasitesi yeterli. Kocabıyık, okul öncesi eğitimin zorunlu kapsamına alınmaması ile ilgili olarak da şunları söyledi:

“2012 Eylül ayı sonu itibariyle 66 ayını tamamlamış tüm çocuklar okula başlayacak. Çocukların okula başlama yaşı düşünüldüğünde hem velilerin talepleri, hem okulların fiziki düzenlemeleri, hem de çocukların gelişim özellikleri dikkate alındı ve okul öncesi eğitimin isteğe bağlı olmasının eğitim sistemi için daha uygun olacağı değerlendirildi. Son 10 yılda isteğe bağlı olmasına rağmen 5 yaş grubunda okul öncesi eğitimin okullaşma oranının yüzde 70’lere ulaşması da zorunluluğa gerek kalmaksızın bu eğitime verilen önemi ortaya koyuyor.”

Okul öncesi eğitim hizmeti veren tüm kurumlara ortak standat belirlediklerini söyleyen Kocabıyık, “0-36 ay grubu için aile eğitimleri ve özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar da dahil olmak üzere okul öncesi eğitim programlarını düzenledik” dedi.

(dünyabülteni)

Son Güncelleme: Salı, 17 Temmuz 2012 08:38

Gösterim: 2930

Yurt genelinde gerçekleştirilen son KPSS’de soruların çalındığı iddiaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Milliyet, İzmir merkezli başlatılan ve 8 kentte eş zamanlı gerçekleştirilen KCK bağlantılı KPSS soruşturmasının perde arkasına ulaştı.

KPSS sınavında kriz gittikçe büyüyorSoruşturma için 28 Ekim 2011’de düğmeye basıldı.   

İzmir Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nce koordine edilen soruşturda dosyasında polis, “joker” diye adlandırılan başarılı öğrencilerin başkalarının yerine ÖSYM’ce yapılan üniversite sınavına girerek PKK’yla bağlantılı kişilerin istedikleri bölümlere yerleşmeleri ve KPSS’ye girerek kamu kurumlarına yerleşmelerini sağladıkları iddiasının peşine düştü.

Takip çalışmalarında; PKK’yla bağlantısı saptanan ve organize suç örgütünün lideri konumundaki M.K.Ö.’nün Diyarbakır’dan İzmir’e geldiği ve özellikle ÖSYS, KPSS, KPDS, ALES’de para karşılığında, gerçek adayların yerine geçerek sınavlara girebilecek “joker” adı verilen başarılı öğrencileri aramaya başladığı saptandı.

M.K.Ö.’nün, bu çalışmaları sonrasında isimlerini belirlediği joker adaylarıyla pazarlık yaptığı belirlendi. Yapılan takiplerde, polis, organize suç örgütünün, sınava girecek adaylarla 25 bin dolar karşılığında joker anlaşması yaptığını, ayrıca, PKK bağlantılı gerçek adayların yerine de jokerlerin sınavlara girmesinin sağlandığını tek tek delillendirdi.

Hesaba 1.5 milyon lira

Polis, 141 adayın yerine jokerlerin sınava girdiğini belirlerken,  incelemeler sonrasında M.K.Ö.’nün banka hesaplarına değişik kişilerce yaklaşık 1 milyon 523 bin 663 lira para yatırıldığı, bu paranın yaklaşık 1 milyon 418 bin 117 lirasının ise çekildiği anlaşıldı. Devam eden takip çalışmalarında 7 Temmuz’da yapılan KPSS’ye 17 jokerin gireceği belirlendi.  Savcılık soruşturmasının operasyona dönüştürülmesiyle İzmir’de 7, Diyarbakır’da 18, İstanbul’da 5, Batman’da 3, Ankara’da 1, Gaziantep’te 1, Hakkari’de 1, Mardin’de 1 şüpheli gözaltına alındı.

Soruşturma aşamasında iki özel polis ekibi, iki kez ÖSYM’deki sınavlara giren adayların dosyalarını didik didik etti. İzmir’den elde edilen deliller sonrasında ÖSYM kayıtlarındaki ilk çalışmada, 40’dan fazla şüpheli adayın dosyası incelenirken, 14 adayın fotoğraflarında sorun bulundu.

ÖSYM’deki ikinci çalışma ise, mayısta iki hafta boyunca gerçekleştirildi. Soruşturmayı yürüten İzmir’den gelen görevliler, telefon dinleme kayıtları ile cep telefonlarına yönelik yapılan HTS çalışmalarıyla elde edilen yeni bilgiler doğrultusunda bin 575 adayın “şüpheli” olduğunu ortaya koydu. Bu  şüpheli adayların, sınavlara başvurular sırasında verdikleri fotoğraflar, sınav sonuç bilgileri ve sınav kağıtları tek tek incelendi ve 84’ünün değişik tarihlerdeki girdikleri farklı sınavlarda kendilerinin yerine joker soktukları tespit edildi.

Şüpheliler üzerinde yapılan terör araştırmasında, 14 şüphelinin PKK’yla bağlantılı oldukları, adli sicil kayıtlarının bulunduğu anlaşıldı. İncelemede, 17 şüphelinin ise resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, iflas, uyuşturucu ticareti, elektrik hırsızlığı, gümrük kaçakçılığı suçlarından adli sabıkasının bulunduğu saptandı.

Ali Demir’e istifa çağrısı

“KPSS Mağdurları” adı altında bir araya gelen memur ve öğretmen adayları, dün Ankara Sakarya Caddesi’nde toplanarak sınavda kopya çekildiği yönündeki iddaları tekrarladı. Adayların ailelerinin ve arkadaşlarının da desteklediği grup, soruların sınav bitmeden internete düşmesinin kopyanın kanıtı olduğunu dile getirerek ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’i istifaya çağırdı. Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’na yürüyen “KPSS mağdurları”, KPSS kitapçıkları, kalem ve silgileri il başkanlığının önüne bıraktı.

(hürriyet)

> KPSS'deki kopya krizi gittikçe büyüyor

Yurt genelinde gerçekleştirilen son KPSS’de soruların çalındığı iddiaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Milliyet, İzmir merkezli başlatılan ve 8 kentte eş zamanlı gerçekleştirilen KCK bağlantılı KPSS soruşturmasının perde arkasına ulaştı.

KPSS sınavında kriz gittikçe büyüyorSoruşturma için 28 Ekim 2011’de düğmeye basıldı.   

İzmir Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği’nce koordine edilen soruşturda dosyasında polis, “joker” diye adlandırılan başarılı öğrencilerin başkalarının yerine ÖSYM’ce yapılan üniversite sınavına girerek PKK’yla bağlantılı kişilerin istedikleri bölümlere yerleşmeleri ve KPSS’ye girerek kamu kurumlarına yerleşmelerini sağladıkları iddiasının peşine düştü.

Takip çalışmalarında; PKK’yla bağlantısı saptanan ve organize suç örgütünün lideri konumundaki M.K.Ö.’nün Diyarbakır’dan İzmir’e geldiği ve özellikle ÖSYS, KPSS, KPDS, ALES’de para karşılığında, gerçek adayların yerine geçerek sınavlara girebilecek “joker” adı verilen başarılı öğrencileri aramaya başladığı saptandı.

M.K.Ö.’nün, bu çalışmaları sonrasında isimlerini belirlediği joker adaylarıyla pazarlık yaptığı belirlendi. Yapılan takiplerde, polis, organize suç örgütünün, sınava girecek adaylarla 25 bin dolar karşılığında joker anlaşması yaptığını, ayrıca, PKK bağlantılı gerçek adayların yerine de jokerlerin sınavlara girmesinin sağlandığını tek tek delillendirdi.

Hesaba 1.5 milyon lira

Polis, 141 adayın yerine jokerlerin sınava girdiğini belirlerken,  incelemeler sonrasında M.K.Ö.’nün banka hesaplarına değişik kişilerce yaklaşık 1 milyon 523 bin 663 lira para yatırıldığı, bu paranın yaklaşık 1 milyon 418 bin 117 lirasının ise çekildiği anlaşıldı. Devam eden takip çalışmalarında 7 Temmuz’da yapılan KPSS’ye 17 jokerin gireceği belirlendi.  Savcılık soruşturmasının operasyona dönüştürülmesiyle İzmir’de 7, Diyarbakır’da 18, İstanbul’da 5, Batman’da 3, Ankara’da 1, Gaziantep’te 1, Hakkari’de 1, Mardin’de 1 şüpheli gözaltına alındı.

Soruşturma aşamasında iki özel polis ekibi, iki kez ÖSYM’deki sınavlara giren adayların dosyalarını didik didik etti. İzmir’den elde edilen deliller sonrasında ÖSYM kayıtlarındaki ilk çalışmada, 40’dan fazla şüpheli adayın dosyası incelenirken, 14 adayın fotoğraflarında sorun bulundu.

ÖSYM’deki ikinci çalışma ise, mayısta iki hafta boyunca gerçekleştirildi. Soruşturmayı yürüten İzmir’den gelen görevliler, telefon dinleme kayıtları ile cep telefonlarına yönelik yapılan HTS çalışmalarıyla elde edilen yeni bilgiler doğrultusunda bin 575 adayın “şüpheli” olduğunu ortaya koydu. Bu  şüpheli adayların, sınavlara başvurular sırasında verdikleri fotoğraflar, sınav sonuç bilgileri ve sınav kağıtları tek tek incelendi ve 84’ünün değişik tarihlerdeki girdikleri farklı sınavlarda kendilerinin yerine joker soktukları tespit edildi.

Şüpheliler üzerinde yapılan terör araştırmasında, 14 şüphelinin PKK’yla bağlantılı oldukları, adli sicil kayıtlarının bulunduğu anlaşıldı. İncelemede, 17 şüphelinin ise resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, iflas, uyuşturucu ticareti, elektrik hırsızlığı, gümrük kaçakçılığı suçlarından adli sabıkasının bulunduğu saptandı.

Ali Demir’e istifa çağrısı

“KPSS Mağdurları” adı altında bir araya gelen memur ve öğretmen adayları, dün Ankara Sakarya Caddesi’nde toplanarak sınavda kopya çekildiği yönündeki iddaları tekrarladı. Adayların ailelerinin ve arkadaşlarının da desteklediği grup, soruların sınav bitmeden internete düşmesinin kopyanın kanıtı olduğunu dile getirerek ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’i istifaya çağırdı. Ak Parti Ankara İl Başkanlığı’na yürüyen “KPSS mağdurları”, KPSS kitapçıkları, kalem ve silgileri il başkanlığının önüne bıraktı.

(hürriyet)

Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Temmuz 2012 11:33

Gösterim: 2194

ÖSYM, 2012 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nu yayımladı. Buna göre tercih dönemi 23 Temmuz-3 Ağustos 2012 tarihlerinde yapılacak.

Tercihlerle ilgili tüm sorularınız için tıklayın

Üniversite tercih tarihleri belli olduTercih döneminde en doğru ve tarafsız haberleri eğitimtercihi'nden takip edebilirsiniz. Tüm sorularınız ve merak etttiğiniz konuları Uzman Eğitimci Oktay Aydın online olarak eğitimtercihi'nden yanıtlıyor.

> Üniversite tercih tarihleri belli oldu

ÖSYM, 2012 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nu yayımladı. Buna göre tercih dönemi 23 Temmuz-3 Ağustos 2012 tarihlerinde yapılacak.

Tercihlerle ilgili tüm sorularınız için tıklayın

Üniversite tercih tarihleri belli olduTercih döneminde en doğru ve tarafsız haberleri eğitimtercihi'nden takip edebilirsiniz. Tüm sorularınız ve merak etttiğiniz konuları Uzman Eğitimci Oktay Aydın online olarak eğitimtercihi'nden yanıtlıyor.

Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Temmuz 2012 14:39

Gösterim: 2179

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Ovacık köyünde tarla ve ev işlerinden arta kalan zamanlarda 'Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) hazırlanan 14 yaşındaki İlker Bakla, 500 tam puan alarak Türkiye birincisi oldu.

tarladan SBS birinciliğineMersin’in Silifke ilçesine bağlı Ovacık köyünde tarla ve ev işlerinden arta kalan zamanlarda 'Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) hazırlanan 14 yaşındaki İlker Bakla, 500 tam puan alarak Türkiye birincisi oldu.

Yoksulluk içinde, zor şartlarda SBS'ye hazırlandığını dile getiren Bakla, diğer yaşıtları gibi gezip eğlenmediğini ancak buna rağmen çok çalıştığını anlattı. Bakla, “Ailem çiftçilikle geçimini sağlıyor. İki kardeşin en büyüğüyüm. Diğer kardeşim 8 yaşında ve evin tüm geçimi adeta benim sırtımda. Köy yerinde domates tarlasında, aynı zamanda kivi, şeftali ve elma bahçesinde çalışarak aileme yardımcı oluyorum. Evin temizliğinde de anneme yardım ediyorum. Bulaşık yıkayıp ev süpürüyorum. Diğer yaşıtlarım gibi gezip eğlenme nedir bilmem" dedi.

"SBS'YE TARLADA HAZIRLANDIM"

"SBS’ye tarlada çalıştım" diyen Bakla, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çünkü babama tarlada yardım etmem gerekiyordu. Gün geldi, domates tarlasının bakımını yapıp ürün topladım. Kimi zaman sırtımda 40 kiloluk motorla bahçemizi ilaçladım. Tarlada oturup ders çalışarak SBS'yi kazandım. Ne diyeyim? Haklı gururumu yaşıyorum. Köyümüzün gururu olmaktan son derece mutluyum” dedi. Maddi durumunun iyi olmadığını, devletin ve hayırsever vatandaşların yardımıyla eğitimini sürdürmek istediğini dile getiren Bakla, gelecek yardımları da şimdiden beklemeye başladığını dile getirdi.

"OĞLUMUZLA GURUR DUYUYORUZ"

Baba Hasan Bakla da çocukları ile gurur duyduklarını ifade ederek, “Bizler köyde yaşıyoruz. Geçimimizi çiftçilik yaparak sağlıyoruz. Artık yaşlandık, çiftçilikle uğraşamaz duruma geldik. Bu süreçte oğlumuz İlker bize tarla ve bahçede çok yardımcı oldu. Bizim elimiz ayağımız oldu. Tarlada sınavlarına hazırlandı. Çok zorluklar gördü. Ancak SBS'de çok büyük bir başarı elde etti. Kendisiyle gurur duyuyoruz” diye konuştu.

Anne Saliha Bakla ise, oğlunun başarısı ile gururlandığını anlattı.

İlker Bakla’nın 8 yaşındaki kardeşi İlkay Bakla ise, ağabeyi gibi okuyup çok başarılı bir öğrenci olmak istediğini belirtti.

> Tarladan SBS birinciliğine

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Ovacık köyünde tarla ve ev işlerinden arta kalan zamanlarda 'Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) hazırlanan 14 yaşındaki İlker Bakla, 500 tam puan alarak Türkiye birincisi oldu.

tarladan SBS birinciliğineMersin’in Silifke ilçesine bağlı Ovacık köyünde tarla ve ev işlerinden arta kalan zamanlarda 'Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) hazırlanan 14 yaşındaki İlker Bakla, 500 tam puan alarak Türkiye birincisi oldu.

Yoksulluk içinde, zor şartlarda SBS'ye hazırlandığını dile getiren Bakla, diğer yaşıtları gibi gezip eğlenmediğini ancak buna rağmen çok çalıştığını anlattı. Bakla, “Ailem çiftçilikle geçimini sağlıyor. İki kardeşin en büyüğüyüm. Diğer kardeşim 8 yaşında ve evin tüm geçimi adeta benim sırtımda. Köy yerinde domates tarlasında, aynı zamanda kivi, şeftali ve elma bahçesinde çalışarak aileme yardımcı oluyorum. Evin temizliğinde de anneme yardım ediyorum. Bulaşık yıkayıp ev süpürüyorum. Diğer yaşıtlarım gibi gezip eğlenme nedir bilmem" dedi.

"SBS'YE TARLADA HAZIRLANDIM"

"SBS’ye tarlada çalıştım" diyen Bakla, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Çünkü babama tarlada yardım etmem gerekiyordu. Gün geldi, domates tarlasının bakımını yapıp ürün topladım. Kimi zaman sırtımda 40 kiloluk motorla bahçemizi ilaçladım. Tarlada oturup ders çalışarak SBS'yi kazandım. Ne diyeyim? Haklı gururumu yaşıyorum. Köyümüzün gururu olmaktan son derece mutluyum” dedi. Maddi durumunun iyi olmadığını, devletin ve hayırsever vatandaşların yardımıyla eğitimini sürdürmek istediğini dile getiren Bakla, gelecek yardımları da şimdiden beklemeye başladığını dile getirdi.

"OĞLUMUZLA GURUR DUYUYORUZ"

Baba Hasan Bakla da çocukları ile gurur duyduklarını ifade ederek, “Bizler köyde yaşıyoruz. Geçimimizi çiftçilik yaparak sağlıyoruz. Artık yaşlandık, çiftçilikle uğraşamaz duruma geldik. Bu süreçte oğlumuz İlker bize tarla ve bahçede çok yardımcı oldu. Bizim elimiz ayağımız oldu. Tarlada sınavlarına hazırlandı. Çok zorluklar gördü. Ancak SBS'de çok büyük bir başarı elde etti. Kendisiyle gurur duyuyoruz” diye konuştu.

Anne Saliha Bakla ise, oğlunun başarısı ile gururlandığını anlattı.

İlker Bakla’nın 8 yaşındaki kardeşi İlkay Bakla ise, ağabeyi gibi okuyup çok başarılı bir öğrenci olmak istediğini belirtti.

Son Güncelleme: Pazartesi, 16 Temmuz 2012 10:54

Gösterim: 2881


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.