Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Bilimsel çalışma, ABD'de yeni geliştirilen matematik öğretim sisteminin akademik başarıyı artırdığını gösterdi
ABD'nin Florida eyaletinde ilkokul öğrencileri için geliştirilen yeni bir matematik öğretim sisteminin, öğrencilerin akademik başarılarını belirgin ölçüde artırdığı saptandı.
Matematik Biçimsel Değerlendirme Sistemi (MBDS) adlı yeni sistem, öğrencinin matematik problemine ilişkin çözüm stratejisini açıklamasının istenmesinin ardından öğretmen tarafından kavrayışındaki eksikliklere göre yönlendirilmesi prensibine dayanıyor. Öğretmenin kavrayışı hakkında sürekli değerlendirmelerde bulunarak öğrenciyi belirli öğretim hedefleri doğrultusunda bilgilendirmesi, biçimsel değerlendirme olarak tanımlanıyor.
Florida Eyalet Üniversitesi araştırmacıları tarafından bir yıl boyunca 5 bin anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencisi üzerinde yapılan bilimsel çalışma, biçimsel değerlendirmeye dayanan yeni sistemin, öğrencilerin ileriki yıllardaki matematik ve fen derslerindeki başarısı için esas teşkil eden temel matematik kavramları üzerindeki hakimiyetini artırdığını ortaya koydu.
Araştırma, öğrencilerin akademik başarısını geleneksel yöntemlere göre belirgin bir şekilde artırdığı gözlenen yeni sistemin ayrıca üçüncü sınıftan itibaren cinsiyete bağlı olarak öğrencilerin matematik başarıları üzerinde ortaya çıktığı belirlenen farkı da ortadan kaldırdığını gösterdi.
Florida'daki 31 okul ve 301 öğretmenin işbirliğiyle yapılan saha araştırması, MBDS ve geleneksel sistemi uygulayan rastgele seçilmiş biri şehirde, biri banliyöde ve biri de kırsal kesimde yeralan 3 bölgede bulunan okullarda yapıldı. Florida Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik Araştırma Merkezi'den araştırmacılar tarafından geliştirilen yeni sistem hakkındaki araştırma Florida Eyalet Üniversitesi'nden Doçent. Dr. Laura Lang başkanlığındaki bilim adamları tarafından yapıldı. Söz konusu bilimsel araştırma, Florida Eyalet Üniversitesinin internet sitesinde dün yayınlandı.
Lang, araştırmaya ilişkin yazısında, sınıflarda geçen 4 yıl içinde yaptıkları incelemelerde, öğretmenlerin günlük öğretim planlamasında genellikle büyük oranda matematik ders kitaplarına dayalı olarak hareket ettiklerini ve sık sık sadece verdikleri yanıtların doğru olduğu durumlarda öğrencilerine geri bildirimde bulunduklarını gözlemlediklerini belirtti. Yeni sistemi uygulayan öğretmenlerinse öğrencilerine kendilerine yöneltilen matematik sorularını ne şekilde çözdüklerini ve bu çözümün niçin doğru olduğunun düşündüklerini de sorduklarını kaydeden Lang, "Bunun sonucu olarak öğretmenler yanlış algılalamaları tanımlamada, öğrencinin kavrayışındaki boşlukları belirlemede ve yapacakları yönlendirmeleri buna göre ayarlamada daha donanımlı hale geliyor" dedi.
Yapılan bilimsel çalışmaların erkek öğrencilerin ilkokul 3. sınıftan itibaren matematik derslerinde kız öğrencilere göre daha başarılı olduğunu gösterdiğini kaydeden Lang, yeni sistemin ise bu farkı kapatma potansiyeli taşıdığını belirtti.
İlkokul 2. ve 3. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bir piltot çalışma yeni sistemi uygulayan 3. sınıf kız ve erkek öğrencileri arasında matematik derslerindeki başarı seviyelerinde belirgin istatistiki fark bulunmadığını ortaya koydu.
Florida Eyaleti Eğitim Kurumu'nun açtığı "Race to the Top" adlı yarışmayı kazanarak araştırmacılarına 2,9 milyon dolarlık fon kazandıran sistem, Florida eyaletinin de aralarından bulunduğu ABD eyaletlerinde kabul edilen Ortak Temel Eyalet Standartlarını uygun olarak geliştirildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Bilimsel çalışma, ABD'de yeni geliştirilen matematik öğretim sisteminin akademik başarıyı artırdığını gösterdi
ABD'nin Florida eyaletinde ilkokul öğrencileri için geliştirilen yeni bir matematik öğretim sisteminin, öğrencilerin akademik başarılarını belirgin ölçüde artırdığı saptandı.
Matematik Biçimsel Değerlendirme Sistemi (MBDS) adlı yeni sistem, öğrencinin matematik problemine ilişkin çözüm stratejisini açıklamasının istenmesinin ardından öğretmen tarafından kavrayışındaki eksikliklere göre yönlendirilmesi prensibine dayanıyor. Öğretmenin kavrayışı hakkında sürekli değerlendirmelerde bulunarak öğrenciyi belirli öğretim hedefleri doğrultusunda bilgilendirmesi, biçimsel değerlendirme olarak tanımlanıyor.
Florida Eyalet Üniversitesi araştırmacıları tarafından bir yıl boyunca 5 bin anaokulu ve ilkokul birinci sınıf öğrencisi üzerinde yapılan bilimsel çalışma, biçimsel değerlendirmeye dayanan yeni sistemin, öğrencilerin ileriki yıllardaki matematik ve fen derslerindeki başarısı için esas teşkil eden temel matematik kavramları üzerindeki hakimiyetini artırdığını ortaya koydu.
Araştırma, öğrencilerin akademik başarısını geleneksel yöntemlere göre belirgin bir şekilde artırdığı gözlenen yeni sistemin ayrıca üçüncü sınıftan itibaren cinsiyete bağlı olarak öğrencilerin matematik başarıları üzerinde ortaya çıktığı belirlenen farkı da ortadan kaldırdığını gösterdi.
Florida'daki 31 okul ve 301 öğretmenin işbirliğiyle yapılan saha araştırması, MBDS ve geleneksel sistemi uygulayan rastgele seçilmiş biri şehirde, biri banliyöde ve biri de kırsal kesimde yeralan 3 bölgede bulunan okullarda yapıldı. Florida Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik Araştırma Merkezi'den araştırmacılar tarafından geliştirilen yeni sistem hakkındaki araştırma Florida Eyalet Üniversitesi'nden Doçent. Dr. Laura Lang başkanlığındaki bilim adamları tarafından yapıldı. Söz konusu bilimsel araştırma, Florida Eyalet Üniversitesinin internet sitesinde dün yayınlandı.
Lang, araştırmaya ilişkin yazısında, sınıflarda geçen 4 yıl içinde yaptıkları incelemelerde, öğretmenlerin günlük öğretim planlamasında genellikle büyük oranda matematik ders kitaplarına dayalı olarak hareket ettiklerini ve sık sık sadece verdikleri yanıtların doğru olduğu durumlarda öğrencilerine geri bildirimde bulunduklarını gözlemlediklerini belirtti. Yeni sistemi uygulayan öğretmenlerinse öğrencilerine kendilerine yöneltilen matematik sorularını ne şekilde çözdüklerini ve bu çözümün niçin doğru olduğunun düşündüklerini de sorduklarını kaydeden Lang, "Bunun sonucu olarak öğretmenler yanlış algılalamaları tanımlamada, öğrencinin kavrayışındaki boşlukları belirlemede ve yapacakları yönlendirmeleri buna göre ayarlamada daha donanımlı hale geliyor" dedi.
Yapılan bilimsel çalışmaların erkek öğrencilerin ilkokul 3. sınıftan itibaren matematik derslerinde kız öğrencilere göre daha başarılı olduğunu gösterdiğini kaydeden Lang, yeni sistemin ise bu farkı kapatma potansiyeli taşıdığını belirtti.
İlkokul 2. ve 3. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bir piltot çalışma yeni sistemi uygulayan 3. sınıf kız ve erkek öğrencileri arasında matematik derslerindeki başarı seviyelerinde belirgin istatistiki fark bulunmadığını ortaya koydu.
Florida Eyaleti Eğitim Kurumu'nun açtığı "Race to the Top" adlı yarışmayı kazanarak araştırmacılarına 2,9 milyon dolarlık fon kazandıran sistem, Florida eyaletinin de aralarından bulunduğu ABD eyaletlerinde kabul edilen Ortak Temel Eyalet Standartlarını uygun olarak geliştirildi.
Son Güncelleme: Cuma, 20 Eylül 2013 13:09
Gösterim: 2090
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Fatih Projesi kapsamında öğretmen ve öğrencilere ücretsiz verilen tablet bilgisayarların dağıtımının 3 yılda tamamlanacağını belirtti.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Ortaokul yaşı özellikle el becerilerinin ve diğer klasik eğitim alışkanlıklarının kazandırılması gereken yaşlar. Yoksa doğrudan tabletle başlandığı takdirde, bu sefer o temel becerilerde zaaflar ortaya çıkabilir. O endişeyle liseden itibaren tablet dağıtımlarını başlattık. Bizim hesabımıza göre, bütün çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin tabletlerine kavuşmaları 3 yıllık bir süreç" dedi.
Avcı, Eskişehir Valiliğinde düzenlediği basın toplantısında, bir gazetecinin "Öğrenciler, tabletlerine ne zaman kavuşacak?" sorusu üzerine, ihale sürecinin başladığını anımsattı.
"Başladı diyorum çünkü o uzun bir süreç" ifadesini kullanan Avcı, şunları kaydetti:
"Niye uzun bir süreç? Biz, tabletleri yurt dışından paket halinde almak istemiyoruz. İhale süreci, aynı zamanda teknik şartnamelerin de hazırlanma süreci. Yani bu konuda katılan firmalara, uluslararası büyük firmalar katıldı. Onlara şunu söylüyoruz. İhale sürecinin özeti şu. 'Siz, bu önerdiğiniz bilgisayarın hangi parçalarını, nasıl bir takvimle Türkiye'de üreteceksiniz?' En önemli sorularımızdan bir tanesi, bu. Yani, 'yerli üretim oranını nasıl bir takvimle arttıracaksınız?' Yurt dışından, raftan alıp getirmiyoruz."
"Ortaokullarda henüz yok"
Avcı, ihale sürecinde bazı kritik ve stratejik parçaları Türkiye'de üretme koşulu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bunun oranını da yıllar içerisinde artırmanızı bekliyoruz. Kim bu konuda en iyi teklifi verirse, onda ihale kalacak. Onun için şimdi o teknik şartname sürekli müzakere ediliyor firmalarla. Siz ne kadarını yerli üreteceksiniz, ne kadar bir zamanda üreteceksiniz gibi veya hangi yenilikleri zaman içerisinde buna ilave edeceksiniz çünkü tek bir model alıp sonra 10 sene hep aynı model üzerinde değil. 'Bunu zaman içerisinde nasıl geliştireceksiniz?' Bütün bunların planlamasını da sunmaları gerekiyor, o ihale sürecinde. Dolayısıyla bizim hesabımıza göre, bütün çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin tabletlerine kavuşmaları 3 yıllık bir süreç. Bugünden yarına olacak bir şey değil, peyderpey öncelikle 9. sınıflardan başladık. Ortaokullarda henüz yok. Ortaokullarda daha sonra olacak çünkü ortaokul yaşı özellikle el becerilerinin ve diğer klasik eğitim alışkanlıklarının kazandırılması gereken yaşlar. Onun için kalemi, defteri, kitabı iyice bir sindirsinler ondan sonra. Yoksa doğrudan tabletle başlandığı takdirde, bu sefer o temel becerilerde zaaflar ortaya çıkabilir. O endişeyle liseden itibaren tablet dağıtımlarını başlattık. 9. sınıflar öncelikli. Ondan sonra daha aşağılara inecek. Küçük sınıflarda ilkokullarda hiç yok."
Avcı, bu yılda 9. sınıflara tablet dağıtımı yapılacağını, ihale süreci biraz uzadığı için öğrencilerin hepsine ilk etapta tablet yetişmediğini sözlerine ekledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Fatih Projesi kapsamında öğretmen ve öğrencilere ücretsiz verilen tablet bilgisayarların dağıtımının 3 yılda tamamlanacağını belirtti.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "Ortaokul yaşı özellikle el becerilerinin ve diğer klasik eğitim alışkanlıklarının kazandırılması gereken yaşlar. Yoksa doğrudan tabletle başlandığı takdirde, bu sefer o temel becerilerde zaaflar ortaya çıkabilir. O endişeyle liseden itibaren tablet dağıtımlarını başlattık. Bizim hesabımıza göre, bütün çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin tabletlerine kavuşmaları 3 yıllık bir süreç" dedi.
Avcı, Eskişehir Valiliğinde düzenlediği basın toplantısında, bir gazetecinin "Öğrenciler, tabletlerine ne zaman kavuşacak?" sorusu üzerine, ihale sürecinin başladığını anımsattı.
"Başladı diyorum çünkü o uzun bir süreç" ifadesini kullanan Avcı, şunları kaydetti:
"Niye uzun bir süreç? Biz, tabletleri yurt dışından paket halinde almak istemiyoruz. İhale süreci, aynı zamanda teknik şartnamelerin de hazırlanma süreci. Yani bu konuda katılan firmalara, uluslararası büyük firmalar katıldı. Onlara şunu söylüyoruz. İhale sürecinin özeti şu. 'Siz, bu önerdiğiniz bilgisayarın hangi parçalarını, nasıl bir takvimle Türkiye'de üreteceksiniz?' En önemli sorularımızdan bir tanesi, bu. Yani, 'yerli üretim oranını nasıl bir takvimle arttıracaksınız?' Yurt dışından, raftan alıp getirmiyoruz."
"Ortaokullarda henüz yok"
Avcı, ihale sürecinde bazı kritik ve stratejik parçaları Türkiye'de üretme koşulu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Bunun oranını da yıllar içerisinde artırmanızı bekliyoruz. Kim bu konuda en iyi teklifi verirse, onda ihale kalacak. Onun için şimdi o teknik şartname sürekli müzakere ediliyor firmalarla. Siz ne kadarını yerli üreteceksiniz, ne kadar bir zamanda üreteceksiniz gibi veya hangi yenilikleri zaman içerisinde buna ilave edeceksiniz çünkü tek bir model alıp sonra 10 sene hep aynı model üzerinde değil. 'Bunu zaman içerisinde nasıl geliştireceksiniz?' Bütün bunların planlamasını da sunmaları gerekiyor, o ihale sürecinde. Dolayısıyla bizim hesabımıza göre, bütün çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin tabletlerine kavuşmaları 3 yıllık bir süreç. Bugünden yarına olacak bir şey değil, peyderpey öncelikle 9. sınıflardan başladık. Ortaokullarda henüz yok. Ortaokullarda daha sonra olacak çünkü ortaokul yaşı özellikle el becerilerinin ve diğer klasik eğitim alışkanlıklarının kazandırılması gereken yaşlar. Onun için kalemi, defteri, kitabı iyice bir sindirsinler ondan sonra. Yoksa doğrudan tabletle başlandığı takdirde, bu sefer o temel becerilerde zaaflar ortaya çıkabilir. O endişeyle liseden itibaren tablet dağıtımlarını başlattık. 9. sınıflar öncelikli. Ondan sonra daha aşağılara inecek. Küçük sınıflarda ilkokullarda hiç yok."
Avcı, bu yılda 9. sınıflara tablet dağıtımı yapılacağını, ihale süreci biraz uzadığı için öğrencilerin hepsine ilk etapta tablet yetişmediğini sözlerine ekledi.
Son Güncelleme: Salı, 17 Eylül 2013 15:11
Gösterim: 1434
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "FATİH Projesi kamuoyunda maalesef sadece bir tablet dağıtım projesi gibi algılanıyor, oysa FATİH Projesi, 'Türk milli eğitim sisteminde yeni bir dönemin başlangıcı' anlamına geliyor” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bakanlığın Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü stüdyosunda gerçekleştirilen lise öğretmenlerine yönelik FATİH Projesi Eğitimi açılış programına katıldı.
Eğitim Bilişim Ağı üzerinden yayınlanan canlı programda konuşan Bakan Avcı, "çalışma arkadaşlarım" dediği öğretmenlerin yeni eğitim öğretim yılını kutladı.
Yaşanılan yüzyılın bilgi çağı olduğuna dikkati çeken Bakan Avcı, "Bunun anlamı bilgi ve iletişim teknolojilerinin hayatın her alanında belirleyici olduğudur" dedi.
Bu değişimin en çok hissedildiği alanın ise eğitim olduğunu vurgulayan Bakan Avcı, öğrenme ve öğretme süreçlerinde sürekli olarak yeni eğilimlerin ortaya çıktığına dikkati çekti.
Öğretmenlerin bu durumun en yakın tanığı olduğunu belirten Bakan Avcı, şöyle konuştu:
"Dünyadaki gelişmelere baktığımızda eğitimde kalite arayışı, fırsat eşitliği, daha demokratik ve esnek bir eğitim sistemi gibi hedeflerin yanında bilgi teknolojilerinin eğitimde çok daha yaygın kullanıldığını görüyoruz. Bütün ülkeler eğitime daha fazla yatırım yapıyor, eğitim sistemlerini sürekli olarak geliştirmeye çalışıyor ve teknolojik gelişimlerden en etkili biçimde faydalanmanın yolunu arıyor. Fatih Projesi, Türkiye'nin dünyadaki bu gelişmelerin seyircisi değil, aktörü olmak arzusu ve iradesinin en somut ifadesidir.
Bu projeyle her şeyden önce eğitimde fırsat eşitliği yanında bölgeler arası teknolojik eşitsizliği de ortadan kaldırmayı düşünüyoruz. Toplumun eğitime ilişkin beklentilerini karşılamayı amaçlıyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin sosyo-ekonomik durumu veya şartları ne olursa bilişim teknolojilerinin imkanlarından yararlanarak kendilerini geliştirmelerini, bilgiye ve dünyaya açılmalarını sağlamak istiyoruz."
Bakan Avcı, önümüzdeki dönemde öğrencilerin uluslararası arenadaki akranlarıyla daha kolay rekabet edebilecekleri koşullara ulaşacaklarını da ifade etti.
"Öğretmenlerimizin daha yüksek motivasyonla çalışmasını istiyoruz"
Öğretmenlerin de nerede görev yaparlarsa yapsınlar, daha zengin bir içerikle ve daha yüksek motivasyonla çalışmasını istediklerini bildiren Bakan Avcı, bunun koşullarını hazırladıklarını söyledi.
Eğitimde teknolojinin giderek daha fazla kullanılmasının, öğretmenin rolünü azaltmak yerine aksine rolünü çok daha önemli hale getirdiğinin altını çizen Bakan Avcı, "FATİH Projesi öğretmenlerimize görevlerini daha etkili ve daha verimli bir şekilde sürdürmenin yanında, kendi mesleki ve kişisel gelişimleri için de sayısız fırsatlar sunuyor" değerlendirmesini yaptı.
Uzaktan eğitim programının 3 gün boyunca devam edeceğini dile getiren Avcı, program süresince de alanlarında uzman kişilerin FATİH Projesi'nin bileşenleri ve işleyişi konusunda ayrıntılı bilgi vereceklerini bildirdi.
"Fatih Projesi maalesef sadece bir tablet dağıtım projesi gibi algılanıyor"
"FATİH Projesi kamuoyunda maalesef sadece bir tablet dağıtım projesi gibi algılanıyor" diyen Bakan Avcı, oysa eğitimde FATİH Projesi'nin, 'Türk milli eğitim sisteminde yeni bir dönemin başlangıcı' anlamına geldiğini bildirdi.
Bakan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin eğitimdeki bu büyük ve ileri hamlesi bütün dünyaya model olabilecek nitelikte çok büyük bir hamledir. Şu anda dünyanın pek çok ülkesi eğitimde FATİH Projesi uygulamalarını çok yakından ve büyük bir ilgiyle takip ediyor. Projeyle her sınıf çok yüksek internetle tanışıyor. Öğrenme kaynaklarımız çeşitleniyor, ezberci öğrenme şekli ortadan kalkıyor, araştıran, üreten, düşünen bireyler yetişiyor. Öğretmen ve öğrenciye eğitim öğretimde büyük kolaylıklar sağlanıyor."
FATİH Projesi'ne 2010 yılı Kasım ayında başladıklarını hatırlatan Bakan Avcı, projenin boyutlarının gözönüne alındığında üç yıl gibi kısa bir sürede çok önemli mesafe katettiklerini söyledi.
84 bin 921 adet etkileşimli tahta, 62 bin 800 adet tablet...
Bu süre içinde meslek liseleri hariç tüm liselerdeki sınıfların tamamına 84 bin 921 adet etkileşimli tahta yerleştirdiklerini ifade eden Bakan Avcı, "Bu okullarımız için alt yapı ihalelerini tamamladık, öğrencilerimize ve öğretmelerimize 62 bin 800 adet tablet dağıttık. İllerin tamamında 110 adet uzaktan eğitim merkezi kurduk. Bu merkezlerde bugüne kadar 120 binin üzerinde öğretmenimiz hizmet içi eğitim aldı" dedi.
FATİH Projesi'nin başarılı bir şekilde sürdürülmesinde en büyük rolün öğretmenlere düştüğünü dile getiren Bakan Avcı, bu kapsamda verilen uzaktan eğitimin de önemine değindi.
Bakan Avcı, "Ülkemizi daha güzel bir geleceği taşıyacak nitelikli gençleri siz yetiştireceksiniz. Bugün dünden daha iyi ama yarınlarımız, bugünden de iyi olacak. Bunun yollarından biri de yaratıcı, yenilikçi, eleştirel düşünen, problem çözebilen, iletişim ve işbirliğine yatkın, demokratik kültürü özümsemiş yeni bir neslin yetiştirilmesine eğitim yoluyla katkı sağlamaktır" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, "FATİH Projesi kamuoyunda maalesef sadece bir tablet dağıtım projesi gibi algılanıyor, oysa FATİH Projesi, 'Türk milli eğitim sisteminde yeni bir dönemin başlangıcı' anlamına geliyor” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bakanlığın Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü stüdyosunda gerçekleştirilen lise öğretmenlerine yönelik FATİH Projesi Eğitimi açılış programına katıldı.
Eğitim Bilişim Ağı üzerinden yayınlanan canlı programda konuşan Bakan Avcı, "çalışma arkadaşlarım" dediği öğretmenlerin yeni eğitim öğretim yılını kutladı.
Yaşanılan yüzyılın bilgi çağı olduğuna dikkati çeken Bakan Avcı, "Bunun anlamı bilgi ve iletişim teknolojilerinin hayatın her alanında belirleyici olduğudur" dedi.
Bu değişimin en çok hissedildiği alanın ise eğitim olduğunu vurgulayan Bakan Avcı, öğrenme ve öğretme süreçlerinde sürekli olarak yeni eğilimlerin ortaya çıktığına dikkati çekti.
Öğretmenlerin bu durumun en yakın tanığı olduğunu belirten Bakan Avcı, şöyle konuştu:
"Dünyadaki gelişmelere baktığımızda eğitimde kalite arayışı, fırsat eşitliği, daha demokratik ve esnek bir eğitim sistemi gibi hedeflerin yanında bilgi teknolojilerinin eğitimde çok daha yaygın kullanıldığını görüyoruz. Bütün ülkeler eğitime daha fazla yatırım yapıyor, eğitim sistemlerini sürekli olarak geliştirmeye çalışıyor ve teknolojik gelişimlerden en etkili biçimde faydalanmanın yolunu arıyor. Fatih Projesi, Türkiye'nin dünyadaki bu gelişmelerin seyircisi değil, aktörü olmak arzusu ve iradesinin en somut ifadesidir.
Bu projeyle her şeyden önce eğitimde fırsat eşitliği yanında bölgeler arası teknolojik eşitsizliği de ortadan kaldırmayı düşünüyoruz. Toplumun eğitime ilişkin beklentilerini karşılamayı amaçlıyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin sosyo-ekonomik durumu veya şartları ne olursa bilişim teknolojilerinin imkanlarından yararlanarak kendilerini geliştirmelerini, bilgiye ve dünyaya açılmalarını sağlamak istiyoruz."
Bakan Avcı, önümüzdeki dönemde öğrencilerin uluslararası arenadaki akranlarıyla daha kolay rekabet edebilecekleri koşullara ulaşacaklarını da ifade etti.
"Öğretmenlerimizin daha yüksek motivasyonla çalışmasını istiyoruz"
Öğretmenlerin de nerede görev yaparlarsa yapsınlar, daha zengin bir içerikle ve daha yüksek motivasyonla çalışmasını istediklerini bildiren Bakan Avcı, bunun koşullarını hazırladıklarını söyledi.
Eğitimde teknolojinin giderek daha fazla kullanılmasının, öğretmenin rolünü azaltmak yerine aksine rolünü çok daha önemli hale getirdiğinin altını çizen Bakan Avcı, "FATİH Projesi öğretmenlerimize görevlerini daha etkili ve daha verimli bir şekilde sürdürmenin yanında, kendi mesleki ve kişisel gelişimleri için de sayısız fırsatlar sunuyor" değerlendirmesini yaptı.
Uzaktan eğitim programının 3 gün boyunca devam edeceğini dile getiren Avcı, program süresince de alanlarında uzman kişilerin FATİH Projesi'nin bileşenleri ve işleyişi konusunda ayrıntılı bilgi vereceklerini bildirdi.
"Fatih Projesi maalesef sadece bir tablet dağıtım projesi gibi algılanıyor"
"FATİH Projesi kamuoyunda maalesef sadece bir tablet dağıtım projesi gibi algılanıyor" diyen Bakan Avcı, oysa eğitimde FATİH Projesi'nin, 'Türk milli eğitim sisteminde yeni bir dönemin başlangıcı' anlamına geldiğini bildirdi.
Bakan Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'nin eğitimdeki bu büyük ve ileri hamlesi bütün dünyaya model olabilecek nitelikte çok büyük bir hamledir. Şu anda dünyanın pek çok ülkesi eğitimde FATİH Projesi uygulamalarını çok yakından ve büyük bir ilgiyle takip ediyor. Projeyle her sınıf çok yüksek internetle tanışıyor. Öğrenme kaynaklarımız çeşitleniyor, ezberci öğrenme şekli ortadan kalkıyor, araştıran, üreten, düşünen bireyler yetişiyor. Öğretmen ve öğrenciye eğitim öğretimde büyük kolaylıklar sağlanıyor."
FATİH Projesi'ne 2010 yılı Kasım ayında başladıklarını hatırlatan Bakan Avcı, projenin boyutlarının gözönüne alındığında üç yıl gibi kısa bir sürede çok önemli mesafe katettiklerini söyledi.
84 bin 921 adet etkileşimli tahta, 62 bin 800 adet tablet...
Bu süre içinde meslek liseleri hariç tüm liselerdeki sınıfların tamamına 84 bin 921 adet etkileşimli tahta yerleştirdiklerini ifade eden Bakan Avcı, "Bu okullarımız için alt yapı ihalelerini tamamladık, öğrencilerimize ve öğretmelerimize 62 bin 800 adet tablet dağıttık. İllerin tamamında 110 adet uzaktan eğitim merkezi kurduk. Bu merkezlerde bugüne kadar 120 binin üzerinde öğretmenimiz hizmet içi eğitim aldı" dedi.
FATİH Projesi'nin başarılı bir şekilde sürdürülmesinde en büyük rolün öğretmenlere düştüğünü dile getiren Bakan Avcı, bu kapsamda verilen uzaktan eğitimin de önemine değindi.
Bakan Avcı, "Ülkemizi daha güzel bir geleceği taşıyacak nitelikli gençleri siz yetiştireceksiniz. Bugün dünden daha iyi ama yarınlarımız, bugünden de iyi olacak. Bunun yollarından biri de yaratıcı, yenilikçi, eleştirel düşünen, problem çözebilen, iletişim ve işbirliğine yatkın, demokratik kültürü özümsemiş yeni bir neslin yetiştirilmesine eğitim yoluyla katkı sağlamaktır" diye konuştu.
Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Eylül 2013 16:50
Gösterim: 1759
TÜBİTAK'ın "1005–Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı" adıyla üniversite ve kamu Ar-Ge merkezlerindeki araştırmacılara yönelik yeni bir destek programı başlattı. Program kapsamında yeni fikir ve ürünlere 200 bin liraya kadar destek verilecek.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Necati Demir, dışa bağımlılığı azaltacak ve uluslararası alanda rekabet edebilecek ürünlerin geliştirilmesi amacıyla kurumun 200 bin liraya kadar Ar-Ge desteği vereceğini bildirdi.
Konuya ilişkin yapılan açıklamada, TÜBİTAK'ın "1005–Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı" adıyla üniversite ve kamu Ar-Ge merkezlerindeki araştırmacılara yönelik yeni bir destek programı başlattığı bildirildi.
Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından yürütülen program kapsamında, ülkede yaygın olarak kullanılan ithal cihaz ve malzemelerin geliştirilmesi ile dünyayla rekabet edebilecek yeni ürünlerin ortaya çıkarılacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Tarımı yapılan ithal bitki çeşitlerinin ülkemiz koşullarına uygun olarak ıslahı, verimli hayvan ırkı, hayvansal ürün ve teknolojilerinin geliştirilmesi, gıda ürünlerini işleme, paketleme ve depolamada kullanılan ürün ve teknolojilerin uluslararası örnekleri ile rekabet edebilecek düzeyde üretilmesi gibi akademik Ar-Ge projeleri destek kapsamında yer alacak. Bunun yanında tanı ve tedavi yöntemleri de uluslararası örnekleri ile rekabet edebilecek düzeyde olmak kaydıyla desteklenecek. Destek kapsamında yaygın olarak kullanılan teknolojik ürünlere ilave yaparak yeni özellikler ve yeni ürünler ortaya çıkaracak projeler de ele alınacak. Sosyal ve beşeri bilimler projeleri de bu program kapsamında desteklenecek."
"Ürün ve teknolojiler, yerli olarak geliştirilecek"
Söz konusu program hakkında bilgi veren TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Necati Demir, ülkede yaygın olarak kullanılan ürün ve teknolojilerin yerli olarak geliştirilmesine destek vereceklerini açıkladı.
Bu amaçla hazırlanan projelerin, patent hakkını ihlal etmeden gerçekleştirileceğini anlatan Demir, "Dışa bağımlılığı azaltacak ve uluslararası alanda rekabet edebilecek ürünlerin geliştirilmesi amacıyla 200 bin liraya kadar Ar-Ge desteği verilecek. Program ile birden fazla ürün, teknoloji ve fikrin bir araya getirilerek ulusal ve uluslararası boyutta yeni bir ürün ve teknoloji geliştirilmesini hedefleyen projeler de desteklenecek" ifadelerini kullandı.
"Programa üniversite ve kamu Ar-Ge merkezi çalışanları başvurabilecek"
Yeni başlatılan 1005 Programı'nın yeni fikir ve ürün geliştirilmesi amacına destek sağlayan diğer programlara geçiş için bir köprü niteliği taşıdığını ifade eden Demir, şunları kaydetti:
"Prototip geliştiren araştırmacılara nihai ürünün ortaya çıkarılması için TEYDEB-1505, KOSGEB, San-Tez programlarına başvurmalarının önü açıldı. Ürünün doğrudan geliştirilmesi durumunda ise TEYDEB-1512 destek programına başvuru yapılarak proje sonuçlarının uygulamaya aktarılması da hedefleniyor. En fazla 18 ay süreyle 200 bin liraya kadar destek verilecek olan bu programa üniversite ve kamu Ar-Ge merkezi çalışanları başvurabilecek. Program kapsamında aylık 3 bin liraya kadar burs desteği verilecek, bilimsel toplantı ve çalışmalar için 10 bin liraya kadar seyahat desteği sağlanacak. Proje yürütücüsüne aylık bin lira, araştırmacıya da aylık 500 liraya kadar Proje Teşvik İkramiyesi verilecek."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
TÜBİTAK'ın "1005–Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı" adıyla üniversite ve kamu Ar-Ge merkezlerindeki araştırmacılara yönelik yeni bir destek programı başlattı. Program kapsamında yeni fikir ve ürünlere 200 bin liraya kadar destek verilecek.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Necati Demir, dışa bağımlılığı azaltacak ve uluslararası alanda rekabet edebilecek ürünlerin geliştirilmesi amacıyla kurumun 200 bin liraya kadar Ar-Ge desteği vereceğini bildirdi.
Konuya ilişkin yapılan açıklamada, TÜBİTAK'ın "1005–Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı" adıyla üniversite ve kamu Ar-Ge merkezlerindeki araştırmacılara yönelik yeni bir destek programı başlattığı bildirildi.
Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından yürütülen program kapsamında, ülkede yaygın olarak kullanılan ithal cihaz ve malzemelerin geliştirilmesi ile dünyayla rekabet edebilecek yeni ürünlerin ortaya çıkarılacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Tarımı yapılan ithal bitki çeşitlerinin ülkemiz koşullarına uygun olarak ıslahı, verimli hayvan ırkı, hayvansal ürün ve teknolojilerinin geliştirilmesi, gıda ürünlerini işleme, paketleme ve depolamada kullanılan ürün ve teknolojilerin uluslararası örnekleri ile rekabet edebilecek düzeyde üretilmesi gibi akademik Ar-Ge projeleri destek kapsamında yer alacak. Bunun yanında tanı ve tedavi yöntemleri de uluslararası örnekleri ile rekabet edebilecek düzeyde olmak kaydıyla desteklenecek. Destek kapsamında yaygın olarak kullanılan teknolojik ürünlere ilave yaparak yeni özellikler ve yeni ürünler ortaya çıkaracak projeler de ele alınacak. Sosyal ve beşeri bilimler projeleri de bu program kapsamında desteklenecek."
"Ürün ve teknolojiler, yerli olarak geliştirilecek"
Söz konusu program hakkında bilgi veren TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Necati Demir, ülkede yaygın olarak kullanılan ürün ve teknolojilerin yerli olarak geliştirilmesine destek vereceklerini açıkladı.
Bu amaçla hazırlanan projelerin, patent hakkını ihlal etmeden gerçekleştirileceğini anlatan Demir, "Dışa bağımlılığı azaltacak ve uluslararası alanda rekabet edebilecek ürünlerin geliştirilmesi amacıyla 200 bin liraya kadar Ar-Ge desteği verilecek. Program ile birden fazla ürün, teknoloji ve fikrin bir araya getirilerek ulusal ve uluslararası boyutta yeni bir ürün ve teknoloji geliştirilmesini hedefleyen projeler de desteklenecek" ifadelerini kullandı.
"Programa üniversite ve kamu Ar-Ge merkezi çalışanları başvurabilecek"
Yeni başlatılan 1005 Programı'nın yeni fikir ve ürün geliştirilmesi amacına destek sağlayan diğer programlara geçiş için bir köprü niteliği taşıdığını ifade eden Demir, şunları kaydetti:
"Prototip geliştiren araştırmacılara nihai ürünün ortaya çıkarılması için TEYDEB-1505, KOSGEB, San-Tez programlarına başvurmalarının önü açıldı. Ürünün doğrudan geliştirilmesi durumunda ise TEYDEB-1512 destek programına başvuru yapılarak proje sonuçlarının uygulamaya aktarılması da hedefleniyor. En fazla 18 ay süreyle 200 bin liraya kadar destek verilecek olan bu programa üniversite ve kamu Ar-Ge merkezi çalışanları başvurabilecek. Program kapsamında aylık 3 bin liraya kadar burs desteği verilecek, bilimsel toplantı ve çalışmalar için 10 bin liraya kadar seyahat desteği sağlanacak. Proje yürütücüsüne aylık bin lira, araştırmacıya da aylık 500 liraya kadar Proje Teşvik İkramiyesi verilecek."
Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Eylül 2013 08:13
Gösterim: 2325
TÜİK araştırmasına göre, Türkiye'de bilgisayar kullanımı ortalama 8, internet kullanımı ise 9 yaşında başlıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), 2013 yılı nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırmasının kapsamı, ilk defa 6-15 yaş grubu çocukları da içerecek şekilde genişletildi. Bu araştırmada 6-15 yaş grubu genel olmak üzere, farklılıkları daha iyi gözlemleyebilmek için 6-10 ve 11-15 yaş grubu ayrımında bilgisayar, internet ve cep telefonu kullanımı, kullanım sıklığı ve kullanım amaçları yanında medya ile ilişkileri de irdelendi.
Araştırmaya göre, Türkiye'de bilgisayar kullanımına ortalama 8 yaşında başlanıyor. 6-15 yaş grubundaki bilgisayar kullanan çocukların bilgisayar kullanmaya başlama yaşı ortalama 8 olarak tespit edilirken, 6-10 yaş grubunda ortalama başlama yaşı 6, 11-15 yaş grubunda ise 10 olarak belirlendi.
İnternet kullanımına ise ortalama 9 yaşında başlanıyor. 6-15 yaş grubundaki internet kullanan çocukların internet kullanmaya başlama yaşı ortalama 9, 6-10 yaş grubunda 6, 11-15 yaş grubunda ise 10 oldu.
Çocukların 4'te 1'inin kendi bilgisayarı var
TÜİK'in araştırması, 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 24,4'ünün kendi kullanımına ait bilgisayara sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, çocukların yüzde 13,1'inin kendine ait cep telefonu, yüzde 2,9'unun oyun konsolu var.
Çocukların yüzde 60,5'i bilgisayar, yüzde 50,8'i internet, yüzde 24,3'ü cep telefonu kullanıyor. Bu oranlar 6-10 yaş grubundaki çocuklarda sırasıyla yüzde 48,2, yüzde 36,9 ve yüzde 11, 11-15 yaş grubundaki çocuklarda ise sırasıyla yüzde 73,1, yüzde 65,1 ve yüzde 37,9 olarak belirlendi.
Çocukların yüzde 45,6'sı her gün internet kullandı
Haftalık ortalama internet kullanım süreleri dikkate alındığında, çocukların yüzde 45,6'sı hemen her gün internet kullandığı belirlendi. 6-15 yaş grubundaki internet kullanan çocukların yüzde 38,2'si interneti iki saate kadar, yüzde 47,4’ü 3 ile 10 saat arasında, yüzde 11,8'i 11 ile 24 saat arasında, yüzde 2,6'sı ise 24 saatin üzerinde kullandı.
6-15 yaş grubu çocuklar interneti yüzde 84,8 oranıyla en çok ödev veya öğrenme amacıyla kullanırken, bunu yüzde 79,5 ile oyun oynama, yüzde 56,7 ile bilgi arama, yüzde 53,5 ile sosyal medya ağlarına katılma takip etti.
İnternet kullanım yerlerine göre ev ilk sırada
İnternet kullanım yerlerine göre yüzde 65,6 ile ev ilk sırada yer alırken, 6-15 yaş grubu internet kullanan çocukların yüzde 21,4’ü, 6-10 yaş grubunun yüzde 8,7'si, 11-15 yaş grubunun ise yüzde 28,8'i internet kafeyi tercih etti.
Cep telefonunu konuşma, oyun ve mesaj için kullandılar
Cep telefonu kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların ortalama cep telefonu kullanmaya başlama yaşı 10 olarak belirlenirken, 6-10 yaş grubundaki çocuklar ortalama 7, 11-15 yaş grubunda ise 11 yaşında cep telefonu kullanmaya başlıyor. Cep telefonu kullanım amaçları arasında ilk sırayı yüzde 92,8 ile konuşma yer aldı. Konuşmayı yüzde 66,8 ile oyun oynama, yüzde 65,4 ile mesajlaşma ve yüzde 30,7 ile internete girmek izledi. Cep telefonu kullanan 6-10 yaş grubundaki çocukların yüzde 80'i, 11-15 yaş grubu çocukların ise yüzde 62,9'u cep telefonu üzerinden oyun oynarken, 6-10 yaş grubu çocukların yüzde 29,4'ü, 11-15 yaş grubu çocukların ise yüzde 76,2'si mesajlaştı.
Her 10 çocuktan 9'u hemen her gün televizyon izledi
Çocukların yüzde 92,5'i hemen her gün televizyon izledi. Bu oran 6-10 yaş grubundaki çocuklarda yüzde 94,8 ve 11-15 yaş grubu çocuklarda ise yüzde 90,2 oldu. Günde ortalama 4 saatin üzerinde televizyon izleyen çocukların oranı 6-15 yaş grubunda yüzde 12 iken, 6-10 yaş grubunda yüzde 12,5, 11-15 yaş grubu çocuklarda ise yüzde 11,6 olarak tespit edildi.
6-10 yaş grubu çocuklarda en çok izlenen program türü yüzde 93,8 ile çizgi film olurken, 11-15 yaş grubu çocuklar yüzde 76,8 ile en çok film ve dizi izledi.
Basılı ortamda gazete okuma oranı yüzde 16,6
Çocukların yüzde 16,6'sı basılı ortamda gazete, yüzde 15,8'i dergi okudu. Aynı yaş grubundaki çocukların yüzde 19,1'i gazeteyi, yüzde 14,3'ü dergiyi hemen her gün okurken, yüzde 10,3'ü 2-3 ayda bir gazete, yüzde 16,3'ü dergi okudu. Basılı ortamda gazete ve dergi okuma oranı 6-10 yaş grubu çocuklarda yüzde 9,7 ve yüzde 10,1, 11-15 yaş grubu çocuklarda ise yüzde 23,6 ve yüzde 21,6 oldu.
Gazetede yüzde 40,9 ile en çok televizyon, magazin, eğlence yazıları okundu. Dergi okumada ise yüzde 42,2 ile çocuk dergileri ilk sırada yer aldı. 6-10 yaş grubu çocuklarda yüzde 34,2 ile komedi ve mizah yazıları en çok okunurken, dergi türüne göre yüzde 72 ile çocuk dergisi okundu. 11-15 yaş grubu çocuklarda ise bu oranlar yüzde 45,7 ile en çok televizyon, magazin, eğlence haberleri, yüzde 31,7 ile bilim ve teknik konulu dergiler oldu.
Her 100 evden 49'unda internet var
İnternete erişim imkanı olmayan hanelerin yüzde 35,7'sinin internet kullanımına gerek duymadıklarının belirlendiği araştırmada, bu yılın nisan ayında hanelerin yüzde 46,5'inde genişbant erişim imkanı bulunduğu tespit edildi.
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması'na göre, en fazla İstanbulluların internete erişim imkanı bulunuyor. İstanbul'da hanelerin yüzde 63,3'ü internete erişebiliyor. İnternete erişim imkanı olan hane oranında yüzde 58,8'le Batı Marmara, yüzde 56,8'le Doğu Marmara, yüzde 52,4'le Batı Anadolu bölgesi de Türkiye ortalamasının üzerinde yer alıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
TÜİK araştırmasına göre, Türkiye'de bilgisayar kullanımı ortalama 8, internet kullanımı ise 9 yaşında başlıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), 2013 yılı nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırmasının kapsamı, ilk defa 6-15 yaş grubu çocukları da içerecek şekilde genişletildi. Bu araştırmada 6-15 yaş grubu genel olmak üzere, farklılıkları daha iyi gözlemleyebilmek için 6-10 ve 11-15 yaş grubu ayrımında bilgisayar, internet ve cep telefonu kullanımı, kullanım sıklığı ve kullanım amaçları yanında medya ile ilişkileri de irdelendi.
Araştırmaya göre, Türkiye'de bilgisayar kullanımına ortalama 8 yaşında başlanıyor. 6-15 yaş grubundaki bilgisayar kullanan çocukların bilgisayar kullanmaya başlama yaşı ortalama 8 olarak tespit edilirken, 6-10 yaş grubunda ortalama başlama yaşı 6, 11-15 yaş grubunda ise 10 olarak belirlendi.
İnternet kullanımına ise ortalama 9 yaşında başlanıyor. 6-15 yaş grubundaki internet kullanan çocukların internet kullanmaya başlama yaşı ortalama 9, 6-10 yaş grubunda 6, 11-15 yaş grubunda ise 10 oldu.
Çocukların 4'te 1'inin kendi bilgisayarı var
TÜİK'in araştırması, 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 24,4'ünün kendi kullanımına ait bilgisayara sahip olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre, çocukların yüzde 13,1'inin kendine ait cep telefonu, yüzde 2,9'unun oyun konsolu var.
Çocukların yüzde 60,5'i bilgisayar, yüzde 50,8'i internet, yüzde 24,3'ü cep telefonu kullanıyor. Bu oranlar 6-10 yaş grubundaki çocuklarda sırasıyla yüzde 48,2, yüzde 36,9 ve yüzde 11, 11-15 yaş grubundaki çocuklarda ise sırasıyla yüzde 73,1, yüzde 65,1 ve yüzde 37,9 olarak belirlendi.
Çocukların yüzde 45,6'sı her gün internet kullandı
Haftalık ortalama internet kullanım süreleri dikkate alındığında, çocukların yüzde 45,6'sı hemen her gün internet kullandığı belirlendi. 6-15 yaş grubundaki internet kullanan çocukların yüzde 38,2'si interneti iki saate kadar, yüzde 47,4’ü 3 ile 10 saat arasında, yüzde 11,8'i 11 ile 24 saat arasında, yüzde 2,6'sı ise 24 saatin üzerinde kullandı.
6-15 yaş grubu çocuklar interneti yüzde 84,8 oranıyla en çok ödev veya öğrenme amacıyla kullanırken, bunu yüzde 79,5 ile oyun oynama, yüzde 56,7 ile bilgi arama, yüzde 53,5 ile sosyal medya ağlarına katılma takip etti.
İnternet kullanım yerlerine göre ev ilk sırada
İnternet kullanım yerlerine göre yüzde 65,6 ile ev ilk sırada yer alırken, 6-15 yaş grubu internet kullanan çocukların yüzde 21,4’ü, 6-10 yaş grubunun yüzde 8,7'si, 11-15 yaş grubunun ise yüzde 28,8'i internet kafeyi tercih etti.
Cep telefonunu konuşma, oyun ve mesaj için kullandılar
Cep telefonu kullanan 6-15 yaş grubundaki çocukların ortalama cep telefonu kullanmaya başlama yaşı 10 olarak belirlenirken, 6-10 yaş grubundaki çocuklar ortalama 7, 11-15 yaş grubunda ise 11 yaşında cep telefonu kullanmaya başlıyor. Cep telefonu kullanım amaçları arasında ilk sırayı yüzde 92,8 ile konuşma yer aldı. Konuşmayı yüzde 66,8 ile oyun oynama, yüzde 65,4 ile mesajlaşma ve yüzde 30,7 ile internete girmek izledi. Cep telefonu kullanan 6-10 yaş grubundaki çocukların yüzde 80'i, 11-15 yaş grubu çocukların ise yüzde 62,9'u cep telefonu üzerinden oyun oynarken, 6-10 yaş grubu çocukların yüzde 29,4'ü, 11-15 yaş grubu çocukların ise yüzde 76,2'si mesajlaştı.
Her 10 çocuktan 9'u hemen her gün televizyon izledi
Çocukların yüzde 92,5'i hemen her gün televizyon izledi. Bu oran 6-10 yaş grubundaki çocuklarda yüzde 94,8 ve 11-15 yaş grubu çocuklarda ise yüzde 90,2 oldu. Günde ortalama 4 saatin üzerinde televizyon izleyen çocukların oranı 6-15 yaş grubunda yüzde 12 iken, 6-10 yaş grubunda yüzde 12,5, 11-15 yaş grubu çocuklarda ise yüzde 11,6 olarak tespit edildi.
6-10 yaş grubu çocuklarda en çok izlenen program türü yüzde 93,8 ile çizgi film olurken, 11-15 yaş grubu çocuklar yüzde 76,8 ile en çok film ve dizi izledi.
Basılı ortamda gazete okuma oranı yüzde 16,6
Çocukların yüzde 16,6'sı basılı ortamda gazete, yüzde 15,8'i dergi okudu. Aynı yaş grubundaki çocukların yüzde 19,1'i gazeteyi, yüzde 14,3'ü dergiyi hemen her gün okurken, yüzde 10,3'ü 2-3 ayda bir gazete, yüzde 16,3'ü dergi okudu. Basılı ortamda gazete ve dergi okuma oranı 6-10 yaş grubu çocuklarda yüzde 9,7 ve yüzde 10,1, 11-15 yaş grubu çocuklarda ise yüzde 23,6 ve yüzde 21,6 oldu.
Gazetede yüzde 40,9 ile en çok televizyon, magazin, eğlence yazıları okundu. Dergi okumada ise yüzde 42,2 ile çocuk dergileri ilk sırada yer aldı. 6-10 yaş grubu çocuklarda yüzde 34,2 ile komedi ve mizah yazıları en çok okunurken, dergi türüne göre yüzde 72 ile çocuk dergisi okundu. 11-15 yaş grubu çocuklarda ise bu oranlar yüzde 45,7 ile en çok televizyon, magazin, eğlence haberleri, yüzde 31,7 ile bilim ve teknik konulu dergiler oldu.
Her 100 evden 49'unda internet var
İnternete erişim imkanı olmayan hanelerin yüzde 35,7'sinin internet kullanımına gerek duymadıklarının belirlendiği araştırmada, bu yılın nisan ayında hanelerin yüzde 46,5'inde genişbant erişim imkanı bulunduğu tespit edildi.
İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması'na göre, en fazla İstanbulluların internete erişim imkanı bulunuyor. İstanbul'da hanelerin yüzde 63,3'ü internete erişebiliyor. İnternete erişim imkanı olan hane oranında yüzde 58,8'le Batı Marmara, yüzde 56,8'le Doğu Marmara, yüzde 52,4'le Batı Anadolu bölgesi de Türkiye ortalamasının üzerinde yer alıyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 22 Ağustos 2013 11:36
Gösterim: 2214

