Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Habertürk'te yayımlanan 'okullarda hacamat' adı ile verilen haberde adı geçen Okulların Sesi gazetesi haberi yalanladı.
Okulların Sesi gazetesini çıkaran Akademi Ajans, Habertürk'te çıkan haberle ilgili yaptığı açıklamada gazetenin hiçbir resmi kurum ve kuruluşlarla bağlantısı olmadığı belirtilirken gazetede sadece eğitimle ilgili haber yorum ve ropörtajların yayınlandığı vurgulandı.
Akademi Ajans, "Bugün birçok haber organında 'skandal' olarak lanse ettirilen haberin tamamen uydurma ve provokasyon amacı güttüğü" belirtildi.
Ajans, Hacamat Uzman Süleyman Gök'ün gazeteye Haber-Reklam olarak vermek istediği reklamın gazetenin baskıya girmediği prova aşamasında olduğu belirtilerek haberle ilgili hukuki girişimde bulunacaklarını açıkladı.
(haber7)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Habertürk'te yayımlanan 'okullarda hacamat' adı ile verilen haberde adı geçen Okulların Sesi gazetesi haberi yalanladı.
Okulların Sesi gazetesini çıkaran Akademi Ajans, Habertürk'te çıkan haberle ilgili yaptığı açıklamada gazetenin hiçbir resmi kurum ve kuruluşlarla bağlantısı olmadığı belirtilirken gazetede sadece eğitimle ilgili haber yorum ve ropörtajların yayınlandığı vurgulandı.
Akademi Ajans, "Bugün birçok haber organında 'skandal' olarak lanse ettirilen haberin tamamen uydurma ve provokasyon amacı güttüğü" belirtildi.
Ajans, Hacamat Uzman Süleyman Gök'ün gazeteye Haber-Reklam olarak vermek istediği reklamın gazetenin baskıya girmediği prova aşamasında olduğu belirtilerek haberle ilgili hukuki girişimde bulunacaklarını açıkladı.
(haber7)
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 11:33
Gösterim: 2884
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Romanya'nın başkenti Bükreş'te düzenlenen, ''Bologna Süreci 3'üncü Eğitim Bakanları Toplantısı''nın Türkiye açısından son derece olumlu geçtiğini belirterek, ''Bologna sürecinin hedeflediği birçok konuda hukuki altyapımızın hazır olması bizi gururlandırdı'' dedi.
Toplantıda Türkiye'yi temsil eden Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Romanya'daki temas ve incelemelerini tamamladı.
Dinçer, Bükreş'ten ayrılmadan önce AA muhabirine, Bologna süreci ile Türkiye-Romanya ilişkilerini değerlendirdi.
Avrupa ülkelerinin kendi toplumlarının eğitim seviyelerini yükseltmek, özellikle yükseköğretimi daha etkin hale getirmek için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Dinçer, Bologna sürecinin bu açıdan büyük önem taşıdığını söyledi.
Toplantıda Avrupa yükseköğretim alanının dünü, bugünü ve geleceği tartışıldı
Türkiye'nin bugüne kadar Bologna sürecinin bu tür toplantılarına çok fazla ilgi gösterme imkanı bulamadığını vurgulayan Dinçer, şöyle konuştu:
''Biz ilk defa son 5-6 yıllık çalışmalardan sonra bu sene bu toplantıya katılma imkanına sahip olduk ve ve son derece aktif katılım gerçekleştirdik. Benimle YÖK Başkanı ve TBMM Eğitim Komisyonu Başkanı da toplantıya katıldı. Toplantı sonunda önemli bir bildiri kabul edildi. Bologna süreci gerçekte bizim için de, çok yararlı sonuçlar doğuracak bir içerik taşıyor. Toplantıda Avrupa yükseköğretim alanının dünü, bugünü ve geleceği tartışıldı. Dün neler yapıldı, bugün ne durumda ve gelecekte neler yapılmalı- Bu soruların cevapları detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.''
Toplantıda, öğrenci hareketliliği, Avrupa'daki yükseköğretimin istihdam edilebilirliğinin artırılması, bu alanda finansmanın nasıl sağlanacağı gibi konularda ciddi görüşlerin ortaya konulduğunu belirten Dinçer, ''Bologna sürecinin hedeflediği birçok konuda hukuki altyapımızın hazır olması bizi gururlandırdı. Geçen yıl kabul edilen 6111 sayılı kanunda yaptığımız düzenlemelerle biz Bologna sürecinin öngördüğü hukuki altyapıyı hazırladık. Buraya hukuki düzenlemelerini yapmış bir ülke olarak gelmek bizim için önemliydi'' dedi.
Türkiye-Romanya ilişkileri
Ömer Dinçer, Türkiye ile Romanya arasındaki ilişkileri değerlendirirken, ''Romanya ile stratejik iş birliği ortaklığımız var. Aramızda çözülemeyecek sorun yok'' ifadesini kullandı.
Romanya ile Türkiye arasında geçen yıl stratejik iş birliği anlaşması imzalandığını hatırlatan Dinçer, bu iş birliğine dayalı olarak çok sayıda anlaşmanın yürürlüğe girdiğini, yeni anlaşmaların da hazırlandığını söyledi.
Romanya'nın 1989 yılından sonra süratle demokrasisini geliştirerek ülkesinde farklı kültürlerin, farklı özelliklere sahip kesimlerin varlığını kabul edip, onlar için de bir alan oluşturmasının ülkenin istikrar ve huzurunu artırdığını vurgulayan Dinçer, ''Romanya'yı çok gelişmiş ve ilerlemiş demokratik bir ülke olarak gördüm. Bu, bizim açımızdan da memnuniyet verici'' diye konuştu.
Bakan Dinçer, Romanyada Müslüman Türk ve Tatar toplumunun bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''Öncelikle buradaki Müslüman Türkler ve Tatarlar takdire ve tebrike layık bir görüntü içinde. Hepsi kardeşçe el ele vermiş birlikte çalışıyor. Karşılıklı anlayış ve saygı içinde birbirlerine destek veriyor. Ayrıca Romanya toplumu ile de uyumlu bir görüntü çiziyorlar. Rumen halkının da Türklere karşı ön yargısız bakışı beni mutlu etti.''
Romanya-da yaşayan Türklerin doğrudan Türkçe eğitim veren okul ihtiyaçları bulunduğunu vurgulayan Dinçer, sorunun çözümü için çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Romanya'nın başkenti Bükreş'te düzenlenen, ''Bologna Süreci 3'üncü Eğitim Bakanları Toplantısı''nın Türkiye açısından son derece olumlu geçtiğini belirterek, ''Bologna sürecinin hedeflediği birçok konuda hukuki altyapımızın hazır olması bizi gururlandırdı'' dedi.
Toplantıda Türkiye'yi temsil eden Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Romanya'daki temas ve incelemelerini tamamladı.
Dinçer, Bükreş'ten ayrılmadan önce AA muhabirine, Bologna süreci ile Türkiye-Romanya ilişkilerini değerlendirdi.
Avrupa ülkelerinin kendi toplumlarının eğitim seviyelerini yükseltmek, özellikle yükseköğretimi daha etkin hale getirmek için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten Dinçer, Bologna sürecinin bu açıdan büyük önem taşıdığını söyledi.
Toplantıda Avrupa yükseköğretim alanının dünü, bugünü ve geleceği tartışıldı
Türkiye'nin bugüne kadar Bologna sürecinin bu tür toplantılarına çok fazla ilgi gösterme imkanı bulamadığını vurgulayan Dinçer, şöyle konuştu:
''Biz ilk defa son 5-6 yıllık çalışmalardan sonra bu sene bu toplantıya katılma imkanına sahip olduk ve ve son derece aktif katılım gerçekleştirdik. Benimle YÖK Başkanı ve TBMM Eğitim Komisyonu Başkanı da toplantıya katıldı. Toplantı sonunda önemli bir bildiri kabul edildi. Bologna süreci gerçekte bizim için de, çok yararlı sonuçlar doğuracak bir içerik taşıyor. Toplantıda Avrupa yükseköğretim alanının dünü, bugünü ve geleceği tartışıldı. Dün neler yapıldı, bugün ne durumda ve gelecekte neler yapılmalı- Bu soruların cevapları detaylı bir şekilde masaya yatırıldı.''
Toplantıda, öğrenci hareketliliği, Avrupa'daki yükseköğretimin istihdam edilebilirliğinin artırılması, bu alanda finansmanın nasıl sağlanacağı gibi konularda ciddi görüşlerin ortaya konulduğunu belirten Dinçer, ''Bologna sürecinin hedeflediği birçok konuda hukuki altyapımızın hazır olması bizi gururlandırdı. Geçen yıl kabul edilen 6111 sayılı kanunda yaptığımız düzenlemelerle biz Bologna sürecinin öngördüğü hukuki altyapıyı hazırladık. Buraya hukuki düzenlemelerini yapmış bir ülke olarak gelmek bizim için önemliydi'' dedi.
Türkiye-Romanya ilişkileri
Ömer Dinçer, Türkiye ile Romanya arasındaki ilişkileri değerlendirirken, ''Romanya ile stratejik iş birliği ortaklığımız var. Aramızda çözülemeyecek sorun yok'' ifadesini kullandı.
Romanya ile Türkiye arasında geçen yıl stratejik iş birliği anlaşması imzalandığını hatırlatan Dinçer, bu iş birliğine dayalı olarak çok sayıda anlaşmanın yürürlüğe girdiğini, yeni anlaşmaların da hazırlandığını söyledi.
Romanya'nın 1989 yılından sonra süratle demokrasisini geliştirerek ülkesinde farklı kültürlerin, farklı özelliklere sahip kesimlerin varlığını kabul edip, onlar için de bir alan oluşturmasının ülkenin istikrar ve huzurunu artırdığını vurgulayan Dinçer, ''Romanya'yı çok gelişmiş ve ilerlemiş demokratik bir ülke olarak gördüm. Bu, bizim açımızdan da memnuniyet verici'' diye konuştu.
Bakan Dinçer, Romanyada Müslüman Türk ve Tatar toplumunun bulunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''Öncelikle buradaki Müslüman Türkler ve Tatarlar takdire ve tebrike layık bir görüntü içinde. Hepsi kardeşçe el ele vermiş birlikte çalışıyor. Karşılıklı anlayış ve saygı içinde birbirlerine destek veriyor. Ayrıca Romanya toplumu ile de uyumlu bir görüntü çiziyorlar. Rumen halkının da Türklere karşı ön yargısız bakışı beni mutlu etti.''
Romanya-da yaşayan Türklerin doğrudan Türkçe eğitim veren okul ihtiyaçları bulunduğunu vurgulayan Dinçer, sorunun çözümü için çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 11:00
Gösterim: 3056
Lüksemburg'da toplanan AB içişleri bakanları, Almanya, Avusturya ve Fransa'nın karşı tutumu nedeniyle Türkiye'yle vizesiz seyahat müzakerelerini yürütmesi için AB Komisyonu'na yetki veremedi.
AB içişleri bakanlarının Türkiye ile ilgili açıklamasında, ''Özellikle Türkiye'ye odaklanılarak AB'nin üçüncü ülkelerle geri kabul anlaşmalarının durumu tartışıldı. Danimarka dönem başkanlığının hedefi bununla ilgili kararın daha sonraki aşamada alınmasıdır'' denildi.
Bu arada Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu, AB'nin vize uyguladığı ülkelerle ilgili raporunda, vizelerin kaldırılacağı ülkeler belirlenirken Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarının da dikkate alınmasını istedi.
Türk asıllı Hollandalı Sosyalist Emine Bozkurt'un verdiği değişiklik önergesiyle rapora giren bu ifade sayesinde, Avrupa Adalet Divanı'nın ''hizmet sunumu'' için AB'ye seyahat eden Türk vatandaşlarından vize istenmemesine yönelik kararıyla uyumlu düzenlemelere gidilmesi gerekecek.
Emine Bozkurt, AP Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu'nunda kabul edilen vize raporuyla ilgili yaptığı açıklamada, ''Avrupa Adalet Divanı'nın hizmet sunumu için Avrupa Birliği'ne gelecek Türklere vize serbestisi sağlanması konusundaki Soysal Kararı gibi önemli kararlar uygulanmamakta ve bu konudaki Avrupa yasaları da mahkeme kararlarını yansıtmamakta. Temel Haklar Komisyonu bu durumun bu şekilde devam etmemesi gerektiğini söyledi. Bu rapor, Türk vatandaşları için vize serbestisi konusunda atılmış önemli bir adım'' dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Lüksemburg'da toplanan AB içişleri bakanları, Almanya, Avusturya ve Fransa'nın karşı tutumu nedeniyle Türkiye'yle vizesiz seyahat müzakerelerini yürütmesi için AB Komisyonu'na yetki veremedi.
AB içişleri bakanlarının Türkiye ile ilgili açıklamasında, ''Özellikle Türkiye'ye odaklanılarak AB'nin üçüncü ülkelerle geri kabul anlaşmalarının durumu tartışıldı. Danimarka dönem başkanlığının hedefi bununla ilgili kararın daha sonraki aşamada alınmasıdır'' denildi.
Bu arada Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu, AB'nin vize uyguladığı ülkelerle ilgili raporunda, vizelerin kaldırılacağı ülkeler belirlenirken Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarının da dikkate alınmasını istedi.
Türk asıllı Hollandalı Sosyalist Emine Bozkurt'un verdiği değişiklik önergesiyle rapora giren bu ifade sayesinde, Avrupa Adalet Divanı'nın ''hizmet sunumu'' için AB'ye seyahat eden Türk vatandaşlarından vize istenmemesine yönelik kararıyla uyumlu düzenlemelere gidilmesi gerekecek.
Emine Bozkurt, AP Temel Haklar, Adalet ve İçişleri Komisyonu'nunda kabul edilen vize raporuyla ilgili yaptığı açıklamada, ''Avrupa Adalet Divanı'nın hizmet sunumu için Avrupa Birliği'ne gelecek Türklere vize serbestisi sağlanması konusundaki Soysal Kararı gibi önemli kararlar uygulanmamakta ve bu konudaki Avrupa yasaları da mahkeme kararlarını yansıtmamakta. Temel Haklar Komisyonu bu durumun bu şekilde devam etmemesi gerektiğini söyledi. Bu rapor, Türk vatandaşları için vize serbestisi konusunda atılmış önemli bir adım'' dedi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 09:47
Gösterim: 1897
Eğitim fakültesi sayısı son 10 yılda 63'ten 97'ye, fen edebiyat fakültesi sayısı 91'den 184'e çıktı. Halen 600 bin öğretmen adayı var. Formasyon kararına tepkiler sürüyor. İstanbul Üniversitesi’nde de yüzlerce öğrenci dün kararı protesto etti.
YÖK’ün, fen edebiyat, dil tarih coğrafya ve ilahiyat fakültelerindeki öğrencilerin öğretmen olmalarını sağlayan pedagojik formasyonu kaldırması üniversitelerde gösterilere yol açarken, bu kararı aldıran istatistikler hem mezunların istihdam sorunları, hem de üniversitelerdeki arz talep dengesi dikkate alınmadan gerçekleşen büyümeyi gözler önüne seriyor: Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi. Eğitim fakülteleri yüzde 54, fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü. Halen, mevcut öğretmen sayısına eşdeğer sayıda, yani 600 bin öğretmen adayı eğitim görüyor.
YÖK’ün 5 Nisan’daki genel kurul toplantısında aldığı karar sadece fen edebiyat fakülteleriyle ilgili değil. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ndeki okulöncesi öğretmenliği ve İngilizce öğretmenliği programlarına, mevcut uzaktan eğitim öğretmenlik programlarına öğrenci alınmayacak. Bu bölümler kapatılacak. Okulöncesi öğretmenliği, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, özel eğitim bölümü öğretmenlikleri hariç tutularak eğitim fakültelerindeki ikinci öğretim programları kapatılacak. Bu yolla 15 bin kontenjan kısıtlanmış olacak. Bu karardan mevcut fen edebiyat fakültesi öğrencilerinin etkilenmemesi ve mağdur olmaması içinse YÖK’ün çalışmaları sürüyor. 3 Mayıs’taki genel kurulda bu yönde karar alınması bekleniyor.
YÖK üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman pedagojik formasyonun kaldırılmasının ardında MEB ile birlikte yaptığı öğretmen istihdamındaki sıkıntıları, arz talep dengesizliğini gidermeye yönelik çalışmaların olduğunu belirtiyor. Şişman, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmen yetiştirme ile ilgili bir stratejik belge ve plan hazırlama çabası içinde olduğunu belirterek “Temel konu, nicelikten çok nitelik üzerinde yoğunlaşma gereğidir. Bu çerçevede Mili Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ihtiyacı, beklentileri ve mezunlar dikkate alınarak Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu, YÖK Genel Kurulu’nun takdirine bazı öneriler sundu” diye konuştu. Prof. Dr. Şişman rakamlarla ortaya konan durumun öğretmen yetiştirmede yeni bir strateji geliştirilmesini gerekli kıldığını belirterek şu istatistikleri verdi:
* Fen edebiyat fakülteleri sayısı yüzde 102 arttı
* Türkiye’de 87 temel alanda ve 146 branşta öğretmen istihdamı gerçekleştiriliyor.
* Eğitim fakülteleri her yıl 40 bin mezun veriyor.
* Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi.
* Son 10 yılda eğitim fakülteleri yüzde 54 büyürken fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü.
* Fen edebiyat fakültelerindeki öğrenci ve mezun sayısında da önemli artış var. 2001-2002 ile 2009-2010 yılları arasında eğitim fakültelerinde okuyan öğrenci oranı yüzde 13.63, mezun öğrenci oranı da ise yüzde 27.39 arttı.
* Son 10 yılda fen edebiyat fakültelerinde okuyan öğrenci sayısındaki artış çöküşü göz önüne seririyor. Okullarda artış oranı yüzde 67.12, mezun öğrenci oranı ise yüzde 44.63 olarak gerçekleşti.
* Şu anda halen MEB’de istihdam edilen öğretmen sayısına eşdeğer sayıda öğretmen adayı, eğitim fakülteleri ve öğretmenliğe kaynaklık eden diğer fakültelerde eğitim görüyor.
10 yıl önce 72 bin kişi atama bekliyordu, şimdi 350 bin kişi
Türkiye’de 148 bin öğretmen açığı varken Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 10 yıl önce atama bekleyen öğretmen sayısı 72 binken bugün yanlış politikalar yüzünden 350 binlere çıktığı görüşünde:
“Adam gibi atama politikası oluşturamayanlar, en kolay yolu bulmuş ve fen edebiyat fakültelerini oyun dışı bırakmayı tercih etmiştir. 200 bin öğrencinin umutlarını tükettiklerini fark edemeyenler, bir çırpıda fen edebiyat fakültelerini gözden çıkarıyor. Eğitim fakültesi mezunlarının öğretmen olarak, öncelikli atanmasına kimsenin itirazı yok. Ancak, bugüne kadar fen edebiyat mezunlarını öğretmen olarak atayanlar sizler değil miydiniz? Bugün, sadece 11 üniversiteye bağlı eğitim fakültesinde, lise branş öğretmeni yetiştirilmektedir. Bu kararınız, gelecekte lise branş öğretmeni ihtiyacı yaratmayacak mıdır? Yeni ihdas ettiğiniz 4+4+4 sisteminin branş öğretmeni ihtiyacını arttıracağını da söyleyen, aynı Milli Eğitim Bakanlığı değil mi?”
(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitim fakültesi sayısı son 10 yılda 63'ten 97'ye, fen edebiyat fakültesi sayısı 91'den 184'e çıktı. Halen 600 bin öğretmen adayı var. Formasyon kararına tepkiler sürüyor. İstanbul Üniversitesi’nde de yüzlerce öğrenci dün kararı protesto etti.
YÖK’ün, fen edebiyat, dil tarih coğrafya ve ilahiyat fakültelerindeki öğrencilerin öğretmen olmalarını sağlayan pedagojik formasyonu kaldırması üniversitelerde gösterilere yol açarken, bu kararı aldıran istatistikler hem mezunların istihdam sorunları, hem de üniversitelerdeki arz talep dengesi dikkate alınmadan gerçekleşen büyümeyi gözler önüne seriyor: Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi. Eğitim fakülteleri yüzde 54, fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü. Halen, mevcut öğretmen sayısına eşdeğer sayıda, yani 600 bin öğretmen adayı eğitim görüyor.
YÖK’ün 5 Nisan’daki genel kurul toplantısında aldığı karar sadece fen edebiyat fakülteleriyle ilgili değil. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ndeki okulöncesi öğretmenliği ve İngilizce öğretmenliği programlarına, mevcut uzaktan eğitim öğretmenlik programlarına öğrenci alınmayacak. Bu bölümler kapatılacak. Okulöncesi öğretmenliği, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, özel eğitim bölümü öğretmenlikleri hariç tutularak eğitim fakültelerindeki ikinci öğretim programları kapatılacak. Bu yolla 15 bin kontenjan kısıtlanmış olacak. Bu karardan mevcut fen edebiyat fakültesi öğrencilerinin etkilenmemesi ve mağdur olmaması içinse YÖK’ün çalışmaları sürüyor. 3 Mayıs’taki genel kurulda bu yönde karar alınması bekleniyor.
YÖK üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman pedagojik formasyonun kaldırılmasının ardında MEB ile birlikte yaptığı öğretmen istihdamındaki sıkıntıları, arz talep dengesizliğini gidermeye yönelik çalışmaların olduğunu belirtiyor. Şişman, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmen yetiştirme ile ilgili bir stratejik belge ve plan hazırlama çabası içinde olduğunu belirterek “Temel konu, nicelikten çok nitelik üzerinde yoğunlaşma gereğidir. Bu çerçevede Mili Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen ihtiyacı, beklentileri ve mezunlar dikkate alınarak Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu, YÖK Genel Kurulu’nun takdirine bazı öneriler sundu” diye konuştu. Prof. Dr. Şişman rakamlarla ortaya konan durumun öğretmen yetiştirmede yeni bir strateji geliştirilmesini gerekli kıldığını belirterek şu istatistikleri verdi:
* Fen edebiyat fakülteleri sayısı yüzde 102 arttı
* Türkiye’de 87 temel alanda ve 146 branşta öğretmen istihdamı gerçekleştiriliyor.
* Eğitim fakülteleri her yıl 40 bin mezun veriyor.
* Eğitim fakültelerinin sayısı son 10 yılda 63’ten 97’ye, fen edebiyat fakültelerinin sayısı ise 91’den 184’e yükseldi.
* Son 10 yılda eğitim fakülteleri yüzde 54 büyürken fen edebiyat fakülteleri yüzde 102 büyüdü.
* Fen edebiyat fakültelerindeki öğrenci ve mezun sayısında da önemli artış var. 2001-2002 ile 2009-2010 yılları arasında eğitim fakültelerinde okuyan öğrenci oranı yüzde 13.63, mezun öğrenci oranı da ise yüzde 27.39 arttı.
* Son 10 yılda fen edebiyat fakültelerinde okuyan öğrenci sayısındaki artış çöküşü göz önüne seririyor. Okullarda artış oranı yüzde 67.12, mezun öğrenci oranı ise yüzde 44.63 olarak gerçekleşti.
* Şu anda halen MEB’de istihdam edilen öğretmen sayısına eşdeğer sayıda öğretmen adayı, eğitim fakülteleri ve öğretmenliğe kaynaklık eden diğer fakültelerde eğitim görüyor.
10 yıl önce 72 bin kişi atama bekliyordu, şimdi 350 bin kişi
Türkiye’de 148 bin öğretmen açığı varken Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 10 yıl önce atama bekleyen öğretmen sayısı 72 binken bugün yanlış politikalar yüzünden 350 binlere çıktığı görüşünde:
“Adam gibi atama politikası oluşturamayanlar, en kolay yolu bulmuş ve fen edebiyat fakültelerini oyun dışı bırakmayı tercih etmiştir. 200 bin öğrencinin umutlarını tükettiklerini fark edemeyenler, bir çırpıda fen edebiyat fakültelerini gözden çıkarıyor. Eğitim fakültesi mezunlarının öğretmen olarak, öncelikli atanmasına kimsenin itirazı yok. Ancak, bugüne kadar fen edebiyat mezunlarını öğretmen olarak atayanlar sizler değil miydiniz? Bugün, sadece 11 üniversiteye bağlı eğitim fakültesinde, lise branş öğretmeni yetiştirilmektedir. Bu kararınız, gelecekte lise branş öğretmeni ihtiyacı yaratmayacak mıdır? Yeni ihdas ettiğiniz 4+4+4 sisteminin branş öğretmeni ihtiyacını arttıracağını da söyleyen, aynı Milli Eğitim Bakanlığı değil mi?”
(radikal)
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 12:27
Gösterim: 2806
Eğitim-Bir-Sen, eğitimcilerin şiddete maruz kalmasına ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarına sessiz kalmasına tepki göstermek” amacıyla bir saat derse girmeme kararı aldığını açıkladı.
Eğitim-Bir-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Ersin Arslan’ın, uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine gündeme gelen şiddet olaylarının eğitime de sıçramasının eğitimcileri kaygılandırdığı belirtildi. Dr. Ersin Arslan’ın görevi başında hayatını kaybetmesine Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın “Sağlıkçılara yapılan saldırı bana yapılmıştır” açıklamasıyla kendi çalışanına sahip çıkmasına karşılık, MEB’in öğretmene karşı yaşanan şiddete sessiz kalmasının, eğitimcilerin tepkisine neden olduğu vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:
“Servis şoförlerinin öğretmeni dövmesi, öğrencinin kendisini derse almayan öğretmeni kalbinden bıçaklaması, baba ve oğlunun öğretmenin kolunu kırması, liseli öğrencilerinin öğretmeni darp etmesi gibi şiddet olaylarından sonra son olarak İstanbul Esenyurt’ta Edebiyat Öğretmeni Narife Çekcen’in öğrencisi tarafından bıçaklı saldırıya uğraması öğretmene şiddetin geldiği noktayı gözler önüne serdi.
Eğitim-Bir-Sen öğretmenlere karşı yapılan saldırılara tepki göstermek için 30 Nisan Pazartesi günü ilk derse girmeme kararı aldı. Alınan karara göre, öğretmenler haftanın ilk günü olan Pazartesi, İstiklal Marşı törenlerinden sonra bir saat derse girmeyecek. Diğer taraftan Genel Merkez, Ankara şubeleriyle birlikte Ankara’da merkezi bir okulda iş bırakma eylemine destek vererek basın açıklaması yaparken, Türkiye genelinde şubeler ise merkezi bir okulda iş bırakan öğretmenlerle birlikte basın açıklaması yapacak.”
(hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitim-Bir-Sen, eğitimcilerin şiddete maruz kalmasına ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarına sessiz kalmasına tepki göstermek” amacıyla bir saat derse girmeme kararı aldığını açıkladı.
Eğitim-Bir-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Ersin Arslan’ın, uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine gündeme gelen şiddet olaylarının eğitime de sıçramasının eğitimcileri kaygılandırdığı belirtildi. Dr. Ersin Arslan’ın görevi başında hayatını kaybetmesine Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın “Sağlıkçılara yapılan saldırı bana yapılmıştır” açıklamasıyla kendi çalışanına sahip çıkmasına karşılık, MEB’in öğretmene karşı yaşanan şiddete sessiz kalmasının, eğitimcilerin tepkisine neden olduğu vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:
“Servis şoförlerinin öğretmeni dövmesi, öğrencinin kendisini derse almayan öğretmeni kalbinden bıçaklaması, baba ve oğlunun öğretmenin kolunu kırması, liseli öğrencilerinin öğretmeni darp etmesi gibi şiddet olaylarından sonra son olarak İstanbul Esenyurt’ta Edebiyat Öğretmeni Narife Çekcen’in öğrencisi tarafından bıçaklı saldırıya uğraması öğretmene şiddetin geldiği noktayı gözler önüne serdi.
Eğitim-Bir-Sen öğretmenlere karşı yapılan saldırılara tepki göstermek için 30 Nisan Pazartesi günü ilk derse girmeme kararı aldı. Alınan karara göre, öğretmenler haftanın ilk günü olan Pazartesi, İstiklal Marşı törenlerinden sonra bir saat derse girmeyecek. Diğer taraftan Genel Merkez, Ankara şubeleriyle birlikte Ankara’da merkezi bir okulda iş bırakma eylemine destek vererek basın açıklaması yaparken, Türkiye genelinde şubeler ise merkezi bir okulda iş bırakan öğretmenlerle birlikte basın açıklaması yapacak.”
(hürriyet)
Son Güncelleme: Cumartesi, 28 Nisan 2012 02:24
Gösterim: 2649

