Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Çanakkale'de denizde boğulan arkadaşlarından etkilenen iki ortaokul öğrencisi, maket plaj üzerinde geliştirdikleri "Güvenli Plaj" projesiyle boğulma olaylarına çözüm bulmayı amaçlıyor.

Çanakkale Kumkale Ortaokulu öğrencilerinden Oğuzhan Emre ve Emirhan Güler, hazırladıkları "Güvenli Plaj"  projesiyle, Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) iş birliğinde Eskişehir'de düzenlenen "Bu Benim Eserim" adlı proje yarışmasına katıldı.

Öğrencilerden Oğuzhan Emre, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz mevsiminde boğulmalarla ilgili birçok habere şahit olduklarını belirterek, böyle olayları önlemek için proje geliştirdiklerini anlattı.

Hazırladıkları proje de plaj ve deniz modeli oluşturduklarını ifade eden Emre, şöyle konuştu:

"Denizlerde boğulma olaylarının bir kısmı halka açık plajlarda oluyor. Bu plajlarda görevli cankurtaranların olması da boğulmalara çözüm olmuyor. Bu amaçla denizin dibindeki kumun altına ağ veya tel kafes gerildi. Kafesin uçları ise plajın yan tarafında bulunan kaldırma kollarına bağlandı. Plajda bulunan cankurtaran, boğulmayı gördüğünde zaman kaybetmeden bu sistemi çalıştıracak. Böylelikle yandaki kollar açılacak ve kafes su içinde yükselecek. Bunun sonucunda boğulmakta kişiye zamanında müdahale edilerek kafes üstünde yani su yüzeyinde kalması sağlanır."

Öğrencilerden Emirhan Gelen de boğulan arkadaşlarından etkilendikleri için böyle proje gerçekleştirdiklerini ifade ederek, "Cankurtaran boğulan bir kişiyi görünce elindeki düğmeye basar ve mekanizmayı çalıştırır. Böylelikle o kişi ağ yardımıyla suyun yüzeyine çıkar" dedi.

"Geliştirildiği takdirde çok hayat kurtaracağını düşünüyoruz"

Projenin danışman öğretmeni Selma Aydemir de insan hayatının önemine değinerek, şunları kaydetti:

 "Kumkale deniz kenarında küçük bir belde, boğulma olaylarıyla karşılaşıyoruz. Bir kişi bile kurtarılsa bizim için çok önemli. Bu çok basit bir düzenek ama geliştirildiği takdirde çok iyi olacağını, hayat kurtaracağını düşünüyoruz. Cankurtaran boğulan kişiye yetişene kadar basit mekanizmayla, denizin altına yerleştirilen sistemle o kişi kaldırılacak ve hayata tutunmuş olacak."

> Başka arkadaşları boğulmasın diye proje geliştirdiler

Çanakkale'de denizde boğulan arkadaşlarından etkilenen iki ortaokul öğrencisi, maket plaj üzerinde geliştirdikleri "Güvenli Plaj" projesiyle boğulma olaylarına çözüm bulmayı amaçlıyor.

Çanakkale Kumkale Ortaokulu öğrencilerinden Oğuzhan Emre ve Emirhan Güler, hazırladıkları "Güvenli Plaj"  projesiyle, Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) iş birliğinde Eskişehir'de düzenlenen "Bu Benim Eserim" adlı proje yarışmasına katıldı.

Öğrencilerden Oğuzhan Emre, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz mevsiminde boğulmalarla ilgili birçok habere şahit olduklarını belirterek, böyle olayları önlemek için proje geliştirdiklerini anlattı.

Hazırladıkları proje de plaj ve deniz modeli oluşturduklarını ifade eden Emre, şöyle konuştu:

"Denizlerde boğulma olaylarının bir kısmı halka açık plajlarda oluyor. Bu plajlarda görevli cankurtaranların olması da boğulmalara çözüm olmuyor. Bu amaçla denizin dibindeki kumun altına ağ veya tel kafes gerildi. Kafesin uçları ise plajın yan tarafında bulunan kaldırma kollarına bağlandı. Plajda bulunan cankurtaran, boğulmayı gördüğünde zaman kaybetmeden bu sistemi çalıştıracak. Böylelikle yandaki kollar açılacak ve kafes su içinde yükselecek. Bunun sonucunda boğulmakta kişiye zamanında müdahale edilerek kafes üstünde yani su yüzeyinde kalması sağlanır."

Öğrencilerden Emirhan Gelen de boğulan arkadaşlarından etkilendikleri için böyle proje gerçekleştirdiklerini ifade ederek, "Cankurtaran boğulan bir kişiyi görünce elindeki düğmeye basar ve mekanizmayı çalıştırır. Böylelikle o kişi ağ yardımıyla suyun yüzeyine çıkar" dedi.

"Geliştirildiği takdirde çok hayat kurtaracağını düşünüyoruz"

Projenin danışman öğretmeni Selma Aydemir de insan hayatının önemine değinerek, şunları kaydetti:

 "Kumkale deniz kenarında küçük bir belde, boğulma olaylarıyla karşılaşıyoruz. Bir kişi bile kurtarılsa bizim için çok önemli. Bu çok basit bir düzenek ama geliştirildiği takdirde çok iyi olacağını, hayat kurtaracağını düşünüyoruz. Cankurtaran boğulan kişiye yetişene kadar basit mekanizmayla, denizin altına yerleştirilen sistemle o kişi kaldırılacak ve hayata tutunmuş olacak."

Son Güncelleme: Salı, 22 Nisan 2014 09:26

Gösterim: 2462

Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Döküktaş köyünde 4. sınıfı okuduktan sonra ailesi tarafından okula gönderilmeyen 12 yaşındaki Özlem Bağcı, okul müdürüne yazdığı ihbar mektubuyla kendisinin ve köydeki 6 kızın kaderini değiştirdi.

Döküktaş köyünde ilkokulu okuduktan sonra ailesi tarafından okula gönderilmeyen Özlem Bağcı, "okumak istediğini fakat ailesinin okumasına izin vermediğini" anlatan bir mektup yazarak, köy öğretmeni aracılığıyla 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulu Müdürü Muhtullah Bingöl'e gönderdi.

Mektubu alan okul müdürü Bingöl, öğretmenlerden oluşan ikna ekibiyle köye giderek aileyle görüştü. Yapılan görüşmeler ve uzun süren uğraşlar sonrası aileyi ikna eden öğretmenler, küçük Özlem'i okula kaydettirdi.

 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulunda eğitimine kaldığı yerden devam eden Özlem'in, ailesini ikna ettiğini öğrenen köydeki 6 kız çocuğu, bu kez kendileri için yardım istedi.

Özlem Bağcı'nın, köylerinde halen 6 kız çocuğunun aileleri tarafından okula gönderilmediğini öğretmenlerine haber vermesi üzerine yeniden Döküktaş köyüne giden ikna ekibi, çocuklarını okula göndermeyen ailelerle tek tek görüşerek 6 kızın kaydını yaptırdı.

Yazdığı mektupla eğitime kazandırılan ve 6 arkadaşının da okula devam etmesini sağlayan Bağcı, derslerinde gösterdiği başarıyla kısa sürede okulun en çalışkan öğrencilerinden biri oldu.

Bağcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okumayı çok istediğini ancak ailesinin buna müsaade etmediğini belirterek, okul özleminin sona ermesi için yazdığı mektubu köy öğretmeni aracılığıyla okul müdürü Bingöl'e ulaştırdığını söyledi.

Ailesinin ikna edilerek okula kaydının yapılmasının ardından köyde okula gönderilmeyen 6 arkadaşının da kendisinden yardım istediğini belirten Bağcı, arkadaşlarının da ikna edilmesiyle kendisiyle beraber 6 öğrencinin de kaderini değiştirdiğini ifade etti.

Yeniden okula devam etmenin mutluluğunu yaşadığına değinen Bağcı, şöyle konuştu:

"Yazdığım mektubu gizlice köyümüzdeki öğretmene verdim ve 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulu Müdürü Muhtullah Bingöl'e ulaştırmasını istedim. Mektubu okuyan Bingöl de kısa süre sonra okuldaki öğretmenlerle köyümüze gelip ailemi ikna etmeye çalıştılar. Annem biraz zorluk çıkardı ama öğretmenler, 'sen kızının senin yaşadığın zorlukları yaşamasını ister misin?' diyip ikna ettiler. Hayalime kavuştuğum için çok mutluyum. Ailemi ikna edip beni okula kazandıran öğretmenlerime çok teşekkür ediyorum. Onlar olmasaydı kim bilir şimdi ne haldeydim? Bende artık okuyorum ve hayallerimi gerçekleştirebilirim."

Bağcı, en büyük hayalinin doktor olmak olduğunu bildirerek, "Köyümüzde çoğu kişi hasta ve kimse doktora gidemiyor. Ben de bunun için doktor olmaya karar verdim. Köye gidip bütün hastaları tedavi edeceğim" dedi.

Okul müdürü Bingöl ise okula kazandırdıkları Bağcı'nın azmi ve çalışkanlığıyla okulda örnek bir öğrenci olduğunu bildirerek, küçük Özlem'in okuldaki en başarılı öğrencilerden biri olduğunu dile getirdi.

Özlem Bağcı'nın matematik dersindeki başarısından dolayı öğretmeni tarafından "matematik prensesi" seçildiğine işaret eden Bingöl, şunları kaydetti:

"Özlem, oldukça başarılı ve azimli bir öğrencimiz. Bu öğrencimizi okula kazandırarak aslında aynı köyden 6 öğrencimizi daha okula kazandırmış olduk. Özlem'in okuma azmi köydeki diğer kızlara da örnek oldu. Açıkçası ilk mektubu aldığımda hem duygulandım hem de bir mahcubiyet yaşadım. Okula gelmek isteyip de ulaşamadığımız ve getiremediğimiz bir öğrencinin olması ve bunu getirememenin verdiği bir sıkıntıyı kendi iç dünyamda hissettim. O andan itibaren bu öğrencimizi okula kazandırmamız gerektiğini düşündüm. Okulumuzdaki ikna ekibimizle köye ziyaret gerçekleştirdik ve aileyi ikna ederek öğrencimizin kaydını yaptırdık."

> Bir mektupla hem kendisini hem de 6 kızı okullu yaptı

Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Döküktaş köyünde 4. sınıfı okuduktan sonra ailesi tarafından okula gönderilmeyen 12 yaşındaki Özlem Bağcı, okul müdürüne yazdığı ihbar mektubuyla kendisinin ve köydeki 6 kızın kaderini değiştirdi.

Döküktaş köyünde ilkokulu okuduktan sonra ailesi tarafından okula gönderilmeyen Özlem Bağcı, "okumak istediğini fakat ailesinin okumasına izin vermediğini" anlatan bir mektup yazarak, köy öğretmeni aracılığıyla 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulu Müdürü Muhtullah Bingöl'e gönderdi.

Mektubu alan okul müdürü Bingöl, öğretmenlerden oluşan ikna ekibiyle köye giderek aileyle görüştü. Yapılan görüşmeler ve uzun süren uğraşlar sonrası aileyi ikna eden öğretmenler, küçük Özlem'i okula kaydettirdi.

 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulunda eğitimine kaldığı yerden devam eden Özlem'in, ailesini ikna ettiğini öğrenen köydeki 6 kız çocuğu, bu kez kendileri için yardım istedi.

Özlem Bağcı'nın, köylerinde halen 6 kız çocuğunun aileleri tarafından okula gönderilmediğini öğretmenlerine haber vermesi üzerine yeniden Döküktaş köyüne giden ikna ekibi, çocuklarını okula göndermeyen ailelerle tek tek görüşerek 6 kızın kaydını yaptırdı.

Yazdığı mektupla eğitime kazandırılan ve 6 arkadaşının da okula devam etmesini sağlayan Bağcı, derslerinde gösterdiği başarıyla kısa sürede okulun en çalışkan öğrencilerinden biri oldu.

Bağcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, okumayı çok istediğini ancak ailesinin buna müsaade etmediğini belirterek, okul özleminin sona ermesi için yazdığı mektubu köy öğretmeni aracılığıyla okul müdürü Bingöl'e ulaştırdığını söyledi.

Ailesinin ikna edilerek okula kaydının yapılmasının ardından köyde okula gönderilmeyen 6 arkadaşının da kendisinden yardım istediğini belirten Bağcı, arkadaşlarının da ikna edilmesiyle kendisiyle beraber 6 öğrencinin de kaderini değiştirdiğini ifade etti.

Yeniden okula devam etmenin mutluluğunu yaşadığına değinen Bağcı, şöyle konuştu:

"Yazdığım mektubu gizlice köyümüzdeki öğretmene verdim ve 75. Yıl İMKB Abidin İnan Gaydalı Kız Yatılı Bölge Ortaokulu Müdürü Muhtullah Bingöl'e ulaştırmasını istedim. Mektubu okuyan Bingöl de kısa süre sonra okuldaki öğretmenlerle köyümüze gelip ailemi ikna etmeye çalıştılar. Annem biraz zorluk çıkardı ama öğretmenler, 'sen kızının senin yaşadığın zorlukları yaşamasını ister misin?' diyip ikna ettiler. Hayalime kavuştuğum için çok mutluyum. Ailemi ikna edip beni okula kazandıran öğretmenlerime çok teşekkür ediyorum. Onlar olmasaydı kim bilir şimdi ne haldeydim? Bende artık okuyorum ve hayallerimi gerçekleştirebilirim."

Bağcı, en büyük hayalinin doktor olmak olduğunu bildirerek, "Köyümüzde çoğu kişi hasta ve kimse doktora gidemiyor. Ben de bunun için doktor olmaya karar verdim. Köye gidip bütün hastaları tedavi edeceğim" dedi.

Okul müdürü Bingöl ise okula kazandırdıkları Bağcı'nın azmi ve çalışkanlığıyla okulda örnek bir öğrenci olduğunu bildirerek, küçük Özlem'in okuldaki en başarılı öğrencilerden biri olduğunu dile getirdi.

Özlem Bağcı'nın matematik dersindeki başarısından dolayı öğretmeni tarafından "matematik prensesi" seçildiğine işaret eden Bingöl, şunları kaydetti:

"Özlem, oldukça başarılı ve azimli bir öğrencimiz. Bu öğrencimizi okula kazandırarak aslında aynı köyden 6 öğrencimizi daha okula kazandırmış olduk. Özlem'in okuma azmi köydeki diğer kızlara da örnek oldu. Açıkçası ilk mektubu aldığımda hem duygulandım hem de bir mahcubiyet yaşadım. Okula gelmek isteyip de ulaşamadığımız ve getiremediğimiz bir öğrencinin olması ve bunu getirememenin verdiği bir sıkıntıyı kendi iç dünyamda hissettim. O andan itibaren bu öğrencimizi okula kazandırmamız gerektiğini düşündüm. Okulumuzdaki ikna ekibimizle köye ziyaret gerçekleştirdik ve aileyi ikna ederek öğrencimizin kaydını yaptırdık."

Son Güncelleme: Çarşamba, 16 Nisan 2014 16:01

Gösterim: 3327

“Aylin” ile gönüllere “Şura” ile zirveye taht kuran Farah Zeynep Abdullah

Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde Aylin rolüyle yıldızı parlayan Farah Zeynep Abdullah, şöhretinin zirvesindeyken diziden ayrılıp yarıda bıraktığı tiyatro eğitimini tamamlamak için İngiltere'ye gitmişti. Üniversite diplomasını cebine koyar koymaz Türkiye’ye geri dönen Abdullah, “Bi Küçük Eylül Meselesi” filmi ve “Kurt Seyit ve Şura” dizisiyle adından başarıyla söz ettiriyor.

“Kurt Seyit ve Şura” dizisinin Şura’sı Farah Zeynep Abdullah’ı ilk olarak Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinde oynadığı Aylin rolüyle tanıdık. Bu rolle kısa zamanda dikkatleri üstüne çekmeyi başaran Abdullah’ı daha sonra‘Kelebeğin Rüyası’ ve ‘Bi Küçük Eylül Meselesi’ filmlerinde izledik. Son olarak da ‘Kurt Seyit ve Şura’ dizisiyle karşımıza çıkan Abdullah, oyunculuğu, güzelliği ve masumiyeti ile izleyenleri büyülemeye devam ediyor.

Iraklı bir baba ile Türk, Boşnak kökenli bir annenin kızı olarak 17 Ağustos 1989 yılında İstanbul'da doğan Farah Zeynep Abdullah, lisenin bir kısmını İstanbul Saint Michel Fransız Lisesi'nde okuyor. 2006 yılında babasının işi nedeniyle İngiltere’ye taşınmaları sebebiyle, liseyi orada tamamlıyor. Farah Zeynep Abdullah bir röportajında o dönemler ile ilgili şunları söylüyor:“Lisedeyken İngiltere’ye taşındık. Tiyatro, Medya ve Fransızca seçtim. Tiyatroya her zaman meraklıydım ama hiçbir zaman oyuncu olurum demiyordum. Oyunculuğa İngiltere’deki öğretmenim sayesinde başladım. O okulda sahneye çıktığım son oyun, bana “en iyi oyuncu ödülü” de kazandıran Virginia Woolf’ün “Kim Korkar Hain Kurttan”ı oldu. Lise bitince öğleleri garsonluk, geceleri bir kulüpte barmaid’lik yaptım, bir yılım öyle geçti. Ardından University Of Kent’te Tiyatro ve Fransızca bölümüne başladım.”

Geç de olsa üniversite diplomasını aldı

Farah Zeynep Abdullah’ın üniversitedeki ikinci senesinde, Paskalya tatili için geldiği Türkiye'de, Kanal D Dramalar Koordinatörü Lale Eren'le tanışmasıyla hayatının akışı değişiyor. Lale Eren ve yönetmen Zeynep Günay Tan, "Öyle Bir Geçer Zaman ki"deki Aylin karakteri için oyuncu ararken, hayat yollarını kesiştiriyor. Abdullah,“Facebook'tan fotoğrafımı görür görmez 'budur' demiş Zeynep abla. Ertesi gün bir kamera çekimi aldılar. Aynı hafta içinde de 'gelebilir misin' diye sordular. Dondurdum okulu. Setteki ilk günüm çok zordu ama. Eve gidip ağlıyordum; ne yaptım, bu nasıl geçecek diye. Çok zor bir dönemdi. Dil zorluğu vardı, aksanım çok kayıktı” diyor.

İki senelik yoğun dizi temposunun ve "Kelebeğin Rüyası"nın çekimlerinin ardından İngiltere'ye giderek üniversite eğitimini tamamlayan Abdullah, 2013 yılında üniversite diplomasını alıyor.

> Paskalya tatili için geldiği Türkiye’de hayatı değişti!

“Aylin” ile gönüllere “Şura” ile zirveye taht kuran Farah Zeynep Abdullah

Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde Aylin rolüyle yıldızı parlayan Farah Zeynep Abdullah, şöhretinin zirvesindeyken diziden ayrılıp yarıda bıraktığı tiyatro eğitimini tamamlamak için İngiltere'ye gitmişti. Üniversite diplomasını cebine koyar koymaz Türkiye’ye geri dönen Abdullah, “Bi Küçük Eylül Meselesi” filmi ve “Kurt Seyit ve Şura” dizisiyle adından başarıyla söz ettiriyor.

“Kurt Seyit ve Şura” dizisinin Şura’sı Farah Zeynep Abdullah’ı ilk olarak Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinde oynadığı Aylin rolüyle tanıdık. Bu rolle kısa zamanda dikkatleri üstüne çekmeyi başaran Abdullah’ı daha sonra‘Kelebeğin Rüyası’ ve ‘Bi Küçük Eylül Meselesi’ filmlerinde izledik. Son olarak da ‘Kurt Seyit ve Şura’ dizisiyle karşımıza çıkan Abdullah, oyunculuğu, güzelliği ve masumiyeti ile izleyenleri büyülemeye devam ediyor.

Iraklı bir baba ile Türk, Boşnak kökenli bir annenin kızı olarak 17 Ağustos 1989 yılında İstanbul'da doğan Farah Zeynep Abdullah, lisenin bir kısmını İstanbul Saint Michel Fransız Lisesi'nde okuyor. 2006 yılında babasının işi nedeniyle İngiltere’ye taşınmaları sebebiyle, liseyi orada tamamlıyor. Farah Zeynep Abdullah bir röportajında o dönemler ile ilgili şunları söylüyor:“Lisedeyken İngiltere’ye taşındık. Tiyatro, Medya ve Fransızca seçtim. Tiyatroya her zaman meraklıydım ama hiçbir zaman oyuncu olurum demiyordum. Oyunculuğa İngiltere’deki öğretmenim sayesinde başladım. O okulda sahneye çıktığım son oyun, bana “en iyi oyuncu ödülü” de kazandıran Virginia Woolf’ün “Kim Korkar Hain Kurttan”ı oldu. Lise bitince öğleleri garsonluk, geceleri bir kulüpte barmaid’lik yaptım, bir yılım öyle geçti. Ardından University Of Kent’te Tiyatro ve Fransızca bölümüne başladım.”

Geç de olsa üniversite diplomasını aldı

Farah Zeynep Abdullah’ın üniversitedeki ikinci senesinde, Paskalya tatili için geldiği Türkiye'de, Kanal D Dramalar Koordinatörü Lale Eren'le tanışmasıyla hayatının akışı değişiyor. Lale Eren ve yönetmen Zeynep Günay Tan, "Öyle Bir Geçer Zaman ki"deki Aylin karakteri için oyuncu ararken, hayat yollarını kesiştiriyor. Abdullah,“Facebook'tan fotoğrafımı görür görmez 'budur' demiş Zeynep abla. Ertesi gün bir kamera çekimi aldılar. Aynı hafta içinde de 'gelebilir misin' diye sordular. Dondurdum okulu. Setteki ilk günüm çok zordu ama. Eve gidip ağlıyordum; ne yaptım, bu nasıl geçecek diye. Çok zor bir dönemdi. Dil zorluğu vardı, aksanım çok kayıktı” diyor.

İki senelik yoğun dizi temposunun ve "Kelebeğin Rüyası"nın çekimlerinin ardından İngiltere'ye giderek üniversite eğitimini tamamlayan Abdullah, 2013 yılında üniversite diplomasını alıyor.

Son Güncelleme: Perşembe, 10 Nisan 2014 11:32

Gösterim: 2982

Aynanın karşına geçen çocuğun ‘saçım şekil önümden çekil’ deyip aynaya kafaya atması internette en çok izlenen videolar arasına girdi.

Sosyal medyanın yeni fenomeni olan çocuğun videosu izlenme rekorları kırıyor. Aynanın karşına geçen çocuğun ‘saçım şekil önümden çekil’ deyip aynaya kafaya atması internette en çok izlenen videolar arasına girdi. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

> İnternetin yeni fenomeni! İzlenme rekorları kırdı

Aynanın karşına geçen çocuğun ‘saçım şekil önümden çekil’ deyip aynaya kafaya atması internette en çok izlenen videolar arasına girdi.

Sosyal medyanın yeni fenomeni olan çocuğun videosu izlenme rekorları kırıyor. Aynanın karşına geçen çocuğun ‘saçım şekil önümden çekil’ deyip aynaya kafaya atması internette en çok izlenen videolar arasına girdi. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 16 Nisan 2014 13:55

Gösterim: 2872

ABD'de yaşayan henüz 5 yaşındaki Kristoffer Von Hassel, Microsoft'un güvenlik açığını bulan en küçük 'kaşif' oldu.

Microsoft'un popüler oyun servisi Xbox Live'deki büyük bir açığı keşfeden Kristoffer Von Hassel dünyanın dilinde... Babasının Xbox Live hesabına parolayı bilmediği halde girmeyi başaran Hassel, bunun için herhangi bir hack yöntemi kullanmadı. Sadece 'space' yani 'boşluk' tuşuna defalarca basan ve şifre hanesini doldurduktan sonra 'Enter' tuşuna tıklayan Hassel bu şekilde hesaba giriş yapmayı başardı.

'Space' butonuna defalarca basarak herhangi bir hesabın açılabildiğinin ortaya çıkmasıyla baba Robert Von Hassel durumu Microsoft'a bildirdi. Söz konusu açığı hızlıca kapatan Microsoft ise bu dev hatayı keşfettiği için Hassel'a 50 dolarlık para ödülü ve ücretsiz Xbox Live aboneliği hediye etti.

> Öyle bir şey yaptı ki, dünya onu konuşuyor!

ABD'de yaşayan henüz 5 yaşındaki Kristoffer Von Hassel, Microsoft'un güvenlik açığını bulan en küçük 'kaşif' oldu.

Microsoft'un popüler oyun servisi Xbox Live'deki büyük bir açığı keşfeden Kristoffer Von Hassel dünyanın dilinde... Babasının Xbox Live hesabına parolayı bilmediği halde girmeyi başaran Hassel, bunun için herhangi bir hack yöntemi kullanmadı. Sadece 'space' yani 'boşluk' tuşuna defalarca basan ve şifre hanesini doldurduktan sonra 'Enter' tuşuna tıklayan Hassel bu şekilde hesaba giriş yapmayı başardı.

'Space' butonuna defalarca basarak herhangi bir hesabın açılabildiğinin ortaya çıkmasıyla baba Robert Von Hassel durumu Microsoft'a bildirdi. Söz konusu açığı hızlıca kapatan Microsoft ise bu dev hatayı keşfettiği için Hassel'a 50 dolarlık para ödülü ve ücretsiz Xbox Live aboneliği hediye etti.

Son Güncelleme: Cumartesi, 05 Nisan 2014 10:55

Gösterim: 2776


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.