Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, memur zammına ilişkin yaptığı açıklamada memur maaşları ödemesinin yıllık 100 milyar lira tuttuğunu ve memur maaşlarına verilecek her yüzde 1'lik zammın bütçeye 1 milyar lira ilave yük getirdiğini belirtti.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, memur maaşları ödemesinin yıllık 100 milyar lira tuttuğunu ve memur maaşlarına verilecek her yüzde 1'lik zammın bütçeye 1 milyar lira ilave yük getirdiğini belirterek, ''Şimdi eğer bütçe dengelerimizi sıkıştıracak bir noktaya gelirse bu iş (memura yapılacak zam), dönüp dolaşıp tekrar daha yüksek vergi toplamaya gider bu işin sonu'' dedi.
Kendi başkanlığında toplanan OECD Bakanlar Konseyi Toplantısı için Fransa'da bulunan Başbakan Yardımcısı Babacan, CNBC-e televizyonunda katıldığı bir programda soruları yanıtladı.
Memurların toplu sözleşme görüşmeleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Babacan, bütçede şu anda memur maaşlarının yıllık ödemesinin 100 milyar lira tuttuğunu söyledi.
74 milyon vatandaştan toplanan vergilerden 3 milyon memurun maaşının ödendiğine dikkati çeken Babacan, şu değerlendirmelerde bulundu:
''Şimdi eğer bütçe dengelerimizi sıkıştıracak bir noktaya gelirse bu iş (memura yapılacak zam), dönüp dolaşıp tekrar daha yüksek vergi toplamaya gider bu işin sonu. Memura daha fazla maaş ödemek için, bizim 74 milyondan daha fazla vergi almamız gerekecek. Burada da kuşkusuz adaleti sağlamamız gerekir. Biz eskisi gibi para basmıyoruz. Yani Merkez Bankamız eskisi gibi para basmıyor. (Varsın bütçe açığımız artsın, onu da biz gideririz, borçlanarak kapatırız) böyle bir şey yok. Kimse kusura bakmasın. Kimse Türkiye Cumhuriyeti Devletini daha fazla borç batağına sürükleme pahasına bir adım atmaya zorlamamalı. Bunları istememeli bizden. Dolayısıyla bir denge içerisinde gitmemiz lazım.
Bugün memur maaşlarımıza vereceğimiz her bir yüzde 1'lik zam 1 milyar lira, eski eski parayla 1 katrilyon lira bütçeye ilave yük getiriyor. Dolayısıyla bunu nereden karşılayacağız, bu paralar nereden sağlanacak- Bunu da herkesin düşünmesi lazım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin bu hesabı yapması lazım. Dolayısıyla biz hükümet olarak bütçe çerçevesinde mümkün olduğunca kalarak ve makro dengelerimizi bozmayacak bir teklif verdiğimizi düşünüyoruz. Tabii şimdi konu hakem heyetindedir, hakem heyetinin de bir hafta süresi var, hep beraber sonuçlarını göreceğiz.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, memur zammına ilişkin yaptığı açıklamada memur maaşları ödemesinin yıllık 100 milyar lira tuttuğunu ve memur maaşlarına verilecek her yüzde 1'lik zammın bütçeye 1 milyar lira ilave yük getirdiğini belirtti.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, memur maaşları ödemesinin yıllık 100 milyar lira tuttuğunu ve memur maaşlarına verilecek her yüzde 1'lik zammın bütçeye 1 milyar lira ilave yük getirdiğini belirterek, ''Şimdi eğer bütçe dengelerimizi sıkıştıracak bir noktaya gelirse bu iş (memura yapılacak zam), dönüp dolaşıp tekrar daha yüksek vergi toplamaya gider bu işin sonu'' dedi.
Kendi başkanlığında toplanan OECD Bakanlar Konseyi Toplantısı için Fransa'da bulunan Başbakan Yardımcısı Babacan, CNBC-e televizyonunda katıldığı bir programda soruları yanıtladı.
Memurların toplu sözleşme görüşmeleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Babacan, bütçede şu anda memur maaşlarının yıllık ödemesinin 100 milyar lira tuttuğunu söyledi.
74 milyon vatandaştan toplanan vergilerden 3 milyon memurun maaşının ödendiğine dikkati çeken Babacan, şu değerlendirmelerde bulundu:
''Şimdi eğer bütçe dengelerimizi sıkıştıracak bir noktaya gelirse bu iş (memura yapılacak zam), dönüp dolaşıp tekrar daha yüksek vergi toplamaya gider bu işin sonu. Memura daha fazla maaş ödemek için, bizim 74 milyondan daha fazla vergi almamız gerekecek. Burada da kuşkusuz adaleti sağlamamız gerekir. Biz eskisi gibi para basmıyoruz. Yani Merkez Bankamız eskisi gibi para basmıyor. (Varsın bütçe açığımız artsın, onu da biz gideririz, borçlanarak kapatırız) böyle bir şey yok. Kimse kusura bakmasın. Kimse Türkiye Cumhuriyeti Devletini daha fazla borç batağına sürükleme pahasına bir adım atmaya zorlamamalı. Bunları istememeli bizden. Dolayısıyla bir denge içerisinde gitmemiz lazım.
Bugün memur maaşlarımıza vereceğimiz her bir yüzde 1'lik zam 1 milyar lira, eski eski parayla 1 katrilyon lira bütçeye ilave yük getiriyor. Dolayısıyla bunu nereden karşılayacağız, bu paralar nereden sağlanacak- Bunu da herkesin düşünmesi lazım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin bu hesabı yapması lazım. Dolayısıyla biz hükümet olarak bütçe çerçevesinde mümkün olduğunca kalarak ve makro dengelerimizi bozmayacak bir teklif verdiğimizi düşünüyoruz. Tabii şimdi konu hakem heyetindedir, hakem heyetinin de bir hafta süresi var, hep beraber sonuçlarını göreceğiz.''
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 May 2012 14:05
Gösterim: 1732
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, kimsenin öğretmenleri sahipsiz sanmaması, değersizleştirmemesi, öğretmenlerin yaptığı işi yok sayarak siyaset yapmaya çalışmaması gerektiğini söyledi.
Memur-Sen'e bağlı Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Güvenpark'ta oturma eylemi yaptı.
Grup ''Elektriğe yüzde 19 memura yüzde 3,5+4 zam'', ''Vermezsen ek ödeme kapıma da gelme'', ''Bedava kitaptan sonra bedava öğretmen projesine de start verildi'' yazılı pankartlar taşıdı.
Gündoğdu, burada yaptığı konuşmada, hükümet ile toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını ve sürecin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'na kaldığını hatırlatarak, 81 ilde ''iş bırakma'' eylemi yaparak kendilerini yok sayanlara ''Biz varız'' diyen öğretmenleri kutladığını söyledi.
Memur-Sen olarak bugüne kadar iş bırakma eylemi yapmaya gerek duymadıklarına işaret eden Gündoğdu, ''Öğretmenler, Mili Eğitim ve Maliye Bakanları eliyle dövülüyorsa buna sessiz kalmayacağız. Kimse öğretmenleri sahipsiz sanmasın, değersizleştirmesin, öğretmenlerin yaptığı işi yok sayarak siyaset yapmaya çalışmasın'' diye konuştu.
‘Alın terini hesaplayan hesap makinesi’
Son yapılan yasal düzenlemeyle memurların toplu pazarlık hakkına kavuştuğunu hatırlatan Gündoğdu, ancak, hükümetin toplu sözleşme masasına, alın terini hesaplayan hesap makinesiyle gelmediğini söyledi.
Hükümetin toplu sözleşme masasında diyalogda cömert, para vermede cimri olduğunu öne süren Gündoğdu, toplu sözleşme masasının akamete uğramasının sorumlusunun kamu işveren heyeti olduğunu savundu.
Toplu sözleşme masasına Türkiye'nin bugünkü fotoğrafını dikkate alarak yüzde 16 zam talebiyle gittiklerini anımsatan Gündoğdu, hükümetin zam tekliflerini eleştirdi.
Türkiye'nin gelir dağılımındaki adalet açısından OECD ülkeleri arasında 62'inci sırada olduğunu dile getiren Gündoğdu, ''Eşit işe eşit ücret'' kararnamesiyle öğretmen, öğretim elemanı ve hekim dışı sağlık personelinin unutulduğunu öne sürdü.
Ek ödeme mağdurları arasında en çaresizlerin öğretmenler ve öğretim elemanları olduğunu belirten Gündoğdu, şöyle devam etti:
''Yeni göreve başlayan bir öğretmen bin 624, bir okutman ise bin 840 lira maaş alıyor. Sayın Bakan Dinçer ise 'öğretmenlere en yüksek maaş veren ülkeler arasında olduğumuz' yönünde açıklama yaptı. Bu mu o verdiğiniz yüksek maaş- Para verip vermeyeceğinizi siz bilirsiniz ama kimse öğretmenleri yok sayamaz, değersizleştiremez.''
Kamu Görevlileri Hakem Kurulu sürecinin başladığına dikkati çeken Gündoğdu, kurula çağrı yaparak değerleme oranı olan yüzde 10,26'nın üzerinde yüzdelik zam ve 300 lira ek ödeme verilmesini istedi.
Kılıçdaroğlu'na eleştiri
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na da seslenen Gündoğdu, Kılıçdaroğlu'nun son iki grup toplantısında Memur-Sen'i ''yandaşlık yapmakla'' suçladığını hatırlattı.
CHP grup toplantısına KESK'in de katıldığını dile getiren Gündoğdu, ''Memura sahip çıkmanız için Memur-Sen'in referandumda hayır mı demesi gerekiyordu-'' dedi.
Gündoğdu'nun ''Bu bir başlangıç. Ek ödemeyi ya alacağız ya alacağız. Var mısınız-'' sözleri üzerine, alandakiler ''Varız' yanıtını verdi ve ''Ek ödeme yoksa iş de yok'' sloganı attı.
Memur-Sen'e bağlı diğer sendikaların da destek verdiği eyleme katılan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, gazetecilerin sorusu üzerine, ''Nerede adaletsizlik, insan hakkı ihlali varsa biz oradayız. Burada memurlara adaletsizlik söz konusu. Amaç buradaki adaletsizliğe karşı destek vermek'' dedi.
Eğitim-Bir-Sen bağlı üyelerin eyleminin sat 19.00'a kadar devam etmesi bekleniyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, kimsenin öğretmenleri sahipsiz sanmaması, değersizleştirmemesi, öğretmenlerin yaptığı işi yok sayarak siyaset yapmaya çalışmaması gerektiğini söyledi.
Memur-Sen'e bağlı Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Güvenpark'ta oturma eylemi yaptı.
Grup ''Elektriğe yüzde 19 memura yüzde 3,5+4 zam'', ''Vermezsen ek ödeme kapıma da gelme'', ''Bedava kitaptan sonra bedava öğretmen projesine de start verildi'' yazılı pankartlar taşıdı.
Gündoğdu, burada yaptığı konuşmada, hükümet ile toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşmaya varılamadığını ve sürecin Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'na kaldığını hatırlatarak, 81 ilde ''iş bırakma'' eylemi yaparak kendilerini yok sayanlara ''Biz varız'' diyen öğretmenleri kutladığını söyledi.
Memur-Sen olarak bugüne kadar iş bırakma eylemi yapmaya gerek duymadıklarına işaret eden Gündoğdu, ''Öğretmenler, Mili Eğitim ve Maliye Bakanları eliyle dövülüyorsa buna sessiz kalmayacağız. Kimse öğretmenleri sahipsiz sanmasın, değersizleştirmesin, öğretmenlerin yaptığı işi yok sayarak siyaset yapmaya çalışmasın'' diye konuştu.
‘Alın terini hesaplayan hesap makinesi’
Son yapılan yasal düzenlemeyle memurların toplu pazarlık hakkına kavuştuğunu hatırlatan Gündoğdu, ancak, hükümetin toplu sözleşme masasına, alın terini hesaplayan hesap makinesiyle gelmediğini söyledi.
Hükümetin toplu sözleşme masasında diyalogda cömert, para vermede cimri olduğunu öne süren Gündoğdu, toplu sözleşme masasının akamete uğramasının sorumlusunun kamu işveren heyeti olduğunu savundu.
Toplu sözleşme masasına Türkiye'nin bugünkü fotoğrafını dikkate alarak yüzde 16 zam talebiyle gittiklerini anımsatan Gündoğdu, hükümetin zam tekliflerini eleştirdi.
Türkiye'nin gelir dağılımındaki adalet açısından OECD ülkeleri arasında 62'inci sırada olduğunu dile getiren Gündoğdu, ''Eşit işe eşit ücret'' kararnamesiyle öğretmen, öğretim elemanı ve hekim dışı sağlık personelinin unutulduğunu öne sürdü.
Ek ödeme mağdurları arasında en çaresizlerin öğretmenler ve öğretim elemanları olduğunu belirten Gündoğdu, şöyle devam etti:
''Yeni göreve başlayan bir öğretmen bin 624, bir okutman ise bin 840 lira maaş alıyor. Sayın Bakan Dinçer ise 'öğretmenlere en yüksek maaş veren ülkeler arasında olduğumuz' yönünde açıklama yaptı. Bu mu o verdiğiniz yüksek maaş- Para verip vermeyeceğinizi siz bilirsiniz ama kimse öğretmenleri yok sayamaz, değersizleştiremez.''
Kamu Görevlileri Hakem Kurulu sürecinin başladığına dikkati çeken Gündoğdu, kurula çağrı yaparak değerleme oranı olan yüzde 10,26'nın üzerinde yüzdelik zam ve 300 lira ek ödeme verilmesini istedi.
Kılıçdaroğlu'na eleştiri
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na da seslenen Gündoğdu, Kılıçdaroğlu'nun son iki grup toplantısında Memur-Sen'i ''yandaşlık yapmakla'' suçladığını hatırlattı.
CHP grup toplantısına KESK'in de katıldığını dile getiren Gündoğdu, ''Memura sahip çıkmanız için Memur-Sen'in referandumda hayır mı demesi gerekiyordu-'' dedi.
Gündoğdu'nun ''Bu bir başlangıç. Ek ödemeyi ya alacağız ya alacağız. Var mısınız-'' sözleri üzerine, alandakiler ''Varız' yanıtını verdi ve ''Ek ödeme yoksa iş de yok'' sloganı attı.
Memur-Sen'e bağlı diğer sendikaların da destek verdiği eyleme katılan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, gazetecilerin sorusu üzerine, ''Nerede adaletsizlik, insan hakkı ihlali varsa biz oradayız. Burada memurlara adaletsizlik söz konusu. Amaç buradaki adaletsizliğe karşı destek vermek'' dedi.
Eğitim-Bir-Sen bağlı üyelerin eyleminin sat 19.00'a kadar devam etmesi bekleniyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 May 2012 12:35
Gösterim: 1962
Üst düzey bürokratlarını eğitimcilerden seçmemesi nedeniyle eleştirilen Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e yargıdan da eleştiri geldi.
MEB teşkilatını yeniden düzenleyen kanun hükmünde kararname (KHK) ile müsteşar yardımcılığından müşavirliğe görevlendirilen Remzi Kaya’nın iptal ve yürütmeyi durdurma istemiyle açtığı davayı sonuçlandıran Ankara 10. İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurdu.
Kaya, MEB Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaparken MEB merkez teşkilatını yeniden şekillendiren 652 Sayılı KHK hükümleri uyarınca bu görevinden alındı. Müşavirliğe görevlendirme işleminin, haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri süren Kaya, görevlendirmenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.
652 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) ardından 7 olan müsteşar yardımcılığı kadrosu 5’e düşürüldü. Salih Çelik, Sadettin Sabaz, Birol Ekici, Halis Yunus Ersöz ve Zübeyir Yılmaz’ın müsteşar yardımcılığı yapması uygun görüldü. 5 müsteşar yardımcılığından 2’sine dışarıdan atama yapıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ekici ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden Ersöz, müsteşar yardımcısı olarak atandı.
Mahkeme: ‘Liyakat esas alınmalı’
Mahkeme kararında, “yönetim görevlerine atanmada ve bu görevlerde yükselmede kariyer ve liyakat esasları ile nitelikli personel istihdamının esas alınması gerektiği” kaydedildi. Kararda, Kaya’nın MEB bünyesinde uzun yıllar yürüttüğü başarılı çalışmalar (mesleki kariyer) dikkate alınmadan ismine müsteşar yardımcıları arasında yer verilmemesine karşın Ekici ve Ersöz’ün kadroları kendi kurumlarında kalmak üzere görevlendirme yoluyla müsteşar yardımcılığına getirildikleri ifade edildi. Kararda, “657 sayılı Kanun’da öngörülen kariyer ve liyakat ilkelerine aykırı olarak davacının yerine daha önceden Milli Eğitim Bakanlığı müsteşar yardımcılığı görev ile bir ilgisi bulunmayan kişilerin kurum dışından görevlendirilmesinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmamaktadır” denildi. MEB’in mahkeme kararına Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz hakkı bulunuyor.
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Üst düzey bürokratlarını eğitimcilerden seçmemesi nedeniyle eleştirilen Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’e yargıdan da eleştiri geldi.
MEB teşkilatını yeniden düzenleyen kanun hükmünde kararname (KHK) ile müsteşar yardımcılığından müşavirliğe görevlendirilen Remzi Kaya’nın iptal ve yürütmeyi durdurma istemiyle açtığı davayı sonuçlandıran Ankara 10. İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurdu.
Kaya, MEB Müsteşar Yardımcısı olarak görev yaparken MEB merkez teşkilatını yeniden şekillendiren 652 Sayılı KHK hükümleri uyarınca bu görevinden alındı. Müşavirliğe görevlendirme işleminin, haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri süren Kaya, görevlendirmenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde dava açtı.
652 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) ardından 7 olan müsteşar yardımcılığı kadrosu 5’e düşürüldü. Salih Çelik, Sadettin Sabaz, Birol Ekici, Halis Yunus Ersöz ve Zübeyir Yılmaz’ın müsteşar yardımcılığı yapması uygun görüldü. 5 müsteşar yardımcılığından 2’sine dışarıdan atama yapıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ekici ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden Ersöz, müsteşar yardımcısı olarak atandı.
Mahkeme: ‘Liyakat esas alınmalı’
Mahkeme kararında, “yönetim görevlerine atanmada ve bu görevlerde yükselmede kariyer ve liyakat esasları ile nitelikli personel istihdamının esas alınması gerektiği” kaydedildi. Kararda, Kaya’nın MEB bünyesinde uzun yıllar yürüttüğü başarılı çalışmalar (mesleki kariyer) dikkate alınmadan ismine müsteşar yardımcıları arasında yer verilmemesine karşın Ekici ve Ersöz’ün kadroları kendi kurumlarında kalmak üzere görevlendirme yoluyla müsteşar yardımcılığına getirildikleri ifade edildi. Kararda, “657 sayılı Kanun’da öngörülen kariyer ve liyakat ilkelerine aykırı olarak davacının yerine daha önceden Milli Eğitim Bakanlığı müsteşar yardımcılığı görev ile bir ilgisi bulunmayan kişilerin kurum dışından görevlendirilmesinde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmamaktadır” denildi. MEB’in mahkeme kararına Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz hakkı bulunuyor.
(milliyet)
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 May 2012 11:46
Gösterim: 1800
Okullarda bu ay başında dağıtımına başlanan bedava süt konusunda tartışmalar sürerken, konu İzmir Çeşme'de düzenlenen zirvede masaya yatırıldı.
'Ulusal Süt Zirvesi 2012-Süt ve Süt Endüstrisi Konferansı'nın açılışında konuşan Ulusal Süt Konseyi Başkan Yardımcısı ve Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhittin Özder, Okul Sütü Projesi'nin 36 ülkede uygulandığını söyledi.
Tayland'da üretilen sütün yüzde 25'inin, Amerika'da ise yüzde 7'sinin okullarda dağıtıldığına işaret eden Özder, "Türkiye'de üretilen sütün yüzde 5 ile 7'si okullarda dağıtılacak. Bu göz ardı edilmemeli." dedi. Dünya süt üretiminin üçte birlik kısmının Avrupa'da gerçekleştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Özder, gelişmiş ülkelerde kayıt altına alınan süt üretiminin yüksek olduğunu kaydetti. Özder, "Sütün kayıt altına alınmasıyla süt kalitesi arasında önemli bir ilişki var. Yıllara göre bakıldığında son 10 yılda süt üretiminde önemli bir artış olduğu gözleniyor. Sadece son 5 yılda süt üretiminde 66 milyon tonluk bir artış gerçekleştirilmiş. Sütün, boyu uzatma özelliğinin yanı sıra zihinsel gelişime sağladığı katkı ortaya konduğu için ülkeler süt üretimini artırma yoluna gitti." dedi. Konsey olarak Okul Sütü Projesi'ni desteklediklerini, 'gençlerin sağlıklı gelişimi ile düzenli tüketim alışkanlığına sahip olmalarının' konseyin temel hedefleri arasında bulunduğunu vurgulayan Prof https://canadianviagras.net. Dr. Özder, hedefleri arasında süt üretiminde istikrarın sağlanmasının da yer aldığını ifade etti. Özder, dünyada süt ve süt ürünleri tüketiminin hızla arttığını, buna karşılık üretimdeki artışın talebi karşılamadığını ifade etti.
Özder, şu bilgileri verdi: "Süt fiyatları her geçen gün artıyor. Türkiye'deki süt fiyatları da birçok ülkeden yüksek. Türkiye'deki yaklaşık 11 milyon ton olan süt üretiminin 7 milyon tonu kayıt altında. Türkiye'de inek sütünün toplam süt üretimindeki payı yaklaşık yüzde 92. Dünyada bu oran yüzde 82. Koyun sütü ise Türkiye'deki üretimin yüzde 6'sını karşılıyor. Dünyada kişi başı süt tüketimi
(zaman)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Okullarda bu ay başında dağıtımına başlanan bedava süt konusunda tartışmalar sürerken, konu İzmir Çeşme'de düzenlenen zirvede masaya yatırıldı.
'Ulusal Süt Zirvesi 2012-Süt ve Süt Endüstrisi Konferansı'nın açılışında konuşan Ulusal Süt Konseyi Başkan Yardımcısı ve Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Prof. Dr. Muhittin Özder, Okul Sütü Projesi'nin 36 ülkede uygulandığını söyledi.
Tayland'da üretilen sütün yüzde 25'inin, Amerika'da ise yüzde 7'sinin okullarda dağıtıldığına işaret eden Özder, "Türkiye'de üretilen sütün yüzde 5 ile 7'si okullarda dağıtılacak. Bu göz ardı edilmemeli." dedi. Dünya süt üretiminin üçte birlik kısmının Avrupa'da gerçekleştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Özder, gelişmiş ülkelerde kayıt altına alınan süt üretiminin yüksek olduğunu kaydetti. Özder, "Sütün kayıt altına alınmasıyla süt kalitesi arasında önemli bir ilişki var. Yıllara göre bakıldığında son 10 yılda süt üretiminde önemli bir artış olduğu gözleniyor. Sadece son 5 yılda süt üretiminde 66 milyon tonluk bir artış gerçekleştirilmiş. Sütün, boyu uzatma özelliğinin yanı sıra zihinsel gelişime sağladığı katkı ortaya konduğu için ülkeler süt üretimini artırma yoluna gitti." dedi. Konsey olarak Okul Sütü Projesi'ni desteklediklerini, 'gençlerin sağlıklı gelişimi ile düzenli tüketim alışkanlığına sahip olmalarının' konseyin temel hedefleri arasında bulunduğunu vurgulayan Prof https://canadianviagras.net. Dr. Özder, hedefleri arasında süt üretiminde istikrarın sağlanmasının da yer aldığını ifade etti. Özder, dünyada süt ve süt ürünleri tüketiminin hızla arttığını, buna karşılık üretimdeki artışın talebi karşılamadığını ifade etti.
Özder, şu bilgileri verdi: "Süt fiyatları her geçen gün artıyor. Türkiye'deki süt fiyatları da birçok ülkeden yüksek. Türkiye'deki yaklaşık 11 milyon ton olan süt üretiminin 7 milyon tonu kayıt altında. Türkiye'de inek sütünün toplam süt üretimindeki payı yaklaşık yüzde 92. Dünyada bu oran yüzde 82. Koyun sütü ise Türkiye'deki üretimin yüzde 6'sını karşılıyor. Dünyada kişi başı süt tüketimi
(zaman)
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 May 2012 12:19
Gösterim: 2022
Edinilen bilgiye göre, Şehitlik semtindeki kız ve erkek lise öğrencilerinin kaldığı Mehmet Akif Ersoy Pansiyonlu Öğrenci Yurdu'na kimliği belirsiz kişilerce basınç etkili el yapımı bomba atıldı.
Yurdun dış kapısına isabet eden bombanın patlaması sonucu bazı camlar kırılırken, olayda ölen ve yaralanan olmadı.
Uzman ekipler, olay yerinde incelemelerde bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Edinilen bilgiye göre, Şehitlik semtindeki kız ve erkek lise öğrencilerinin kaldığı Mehmet Akif Ersoy Pansiyonlu Öğrenci Yurdu'na kimliği belirsiz kişilerce basınç etkili el yapımı bomba atıldı.
Yurdun dış kapısına isabet eden bombanın patlaması sonucu bazı camlar kırılırken, olayda ölen ve yaralanan olmadı.
Uzman ekipler, olay yerinde incelemelerde bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Son Güncelleme: Çarşamba, 23 May 2012 10:57
Gösterim: 1769

