Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Nicolas Cage çocuk işçiliğine karşı

Nicolas Cage, küçük yaştaki çocuklar ile kölelerin çalıştırılmasına karşı başlatılan projeye destek verecek.

ILO'nun küçük yaştaki çocuklar ile kölelerin çalıştırılmasına karşı farkındalık yaratmak amacıyla başlattığı ''ArtWorks'' projesine ilk destek Amerikalı aktör Nicolas Cage'den geldi.

ILO, Birleşmiş Milletler'in desteğiyle, küçük yaştaki çocuklar ile kölelerin çalıştırılmasına karşı uluslararası farkındalık yaratmak ve iş yerlerindeki temel haklara karşı duyarlılığı artırmak amacıyla ''ArtWorks'' adında bir proje başlattı.

Projeye destek veren Amerikalı aktör Nicolas Cage, ILO'nun resmi internet sitesine yaptığı açıklamada, çocuk işçiliğinin bitmesi için ILO'ya yardım etmekten ve projeye destek veren ilk kişi olmaktan gurur duyduğunu dile getirdi.

Cage, ''İki erkek çocuk babasıyım, bu yüzden çocuk işçiliğini asla kabul edemem, derhal bir şeyler yapmalıyım'' dedi.

> Dünyaca ünlü aktör de o projeye destek verdi

Nicolas Cage çocuk işçiliğine karşı

Nicolas Cage, küçük yaştaki çocuklar ile kölelerin çalıştırılmasına karşı başlatılan projeye destek verecek.

ILO'nun küçük yaştaki çocuklar ile kölelerin çalıştırılmasına karşı farkındalık yaratmak amacıyla başlattığı ''ArtWorks'' projesine ilk destek Amerikalı aktör Nicolas Cage'den geldi.

ILO, Birleşmiş Milletler'in desteğiyle, küçük yaştaki çocuklar ile kölelerin çalıştırılmasına karşı uluslararası farkındalık yaratmak ve iş yerlerindeki temel haklara karşı duyarlılığı artırmak amacıyla ''ArtWorks'' adında bir proje başlattı.

Projeye destek veren Amerikalı aktör Nicolas Cage, ILO'nun resmi internet sitesine yaptığı açıklamada, çocuk işçiliğinin bitmesi için ILO'ya yardım etmekten ve projeye destek veren ilk kişi olmaktan gurur duyduğunu dile getirdi.

Cage, ''İki erkek çocuk babasıyım, bu yüzden çocuk işçiliğini asla kabul edemem, derhal bir şeyler yapmalıyım'' dedi.

Son Güncelleme: Salı, 23 Ekim 2012 11:51

Gösterim: 3621

Rektör, öğretim görevlileri için tahsis edilen lojmanın bir kısmını öğrencilere yurt olarak tahsis etti

Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, "Gerekirse biz çadırda kalırız, ama öğrencilerimizi dışarıda bırakmayız" diyerek öğretim görevlileri için tahsis edilen lojmanın bir kısmını üniversitede eğitim gören öğrencilere yurt olarak tahsis etti. Türkiye Yardım Sevenler Genel Merkezi'nin aracılığı ile Rum kökenli bir kadının üniversitenin kampüs inşaatının devam ettiği alanda 200 kişilik bir öğrenci yurdu yaptırdığını ifade eden rektör Korkmaz, "Peki soruyorum yurt yaptıracağız diye atıp tutanlar nerede, işadamlarımız nerede? Rum kökenli kadın bizim derdimizle ilgileniyor, onlar verdikleri sözleri tutmuyor" dedi.

1998'de kurulan Ardahan Üniversitesi'nin kuruluşundan bu yana rektörlüğünü yapan ve her aşamasında büyük emeği bulunan, bazı masrajları öğretim üyeleriyle birlikte cebinden karşıladığı bilinen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, örnek bir davranışa imza attı. Öğrencilerin barınma konusunda büyük sıkıntılar yaşadığını, sırf bunun için birçok öğrencinin eğitimini bırakarak geri döndüğünü belirten Rektör Prof. Dr. Korkmaz, "Yurt sorunumuz var. 600 öğrencinin kaldığı bir yurt var, inşaat halinde bir yurt daha yapılıyor ama tamamlanmadı. Ev kiraları 400-500 lira arası. Öğrencilerin bu konuda büyük sıkıntıları var. Bunu aşmak için yönetimdeki arkadaşlarımızla birlikte her türlü fedakarlığı yapmaya çalışıyoruz" dedi.

"ÇADIRDA DA YATARIZ"

Öğretim görevlilerinin barınmaları için alınan binanın bir kısmını öğrencilere yurt olarak tahsis etme kararı aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Korkmaz, "Binanın 1. ve 2. katlarını yurt olarak öğrencilerimize vereceğiz. Bunun için o bölümlerde tadilat yapıyoruz. Burada üniversitemizde eğitim gören yabancı uyruklu öğrenciler kalacak. Diğer 16 daireyi de öğretim görevlileri için lojman olarak tahsis ettik. Öğrencilerimiz sıcak bir ortamda barınsın, biz çadırda da yatarız" dedi.

"RUM KÖKENLİ KADIN BİZİM DERDİMİZLE İLGİLENİYOR, İŞADAMLARIMIZ NEREDE?"

Türkiye Yardım Sevenler Genel Merkezi'nin aracılığı ile Vasifiye Eriş adlı Rum kökenli bir kadının üniversitenin kampüs inşaatının devam ettiği alanda 200 kişilik bir öğrenci yurdu yaptırdığını ifade eden Rektör Korkmaz, "Yurt bitti, ancak alt yapı, çevre düzenleme sorunu var. Bu nedenle bu yurdu gelecek yıl hizmete sokacağız. Peki soruyorum yurt yaptıracağız diye atıp tutanlar nerede, işadamlarımız nerede? Rum kökenli kadın bizim derdimizle ilgileniyor, onlar verdikleri sözleri tutmuyor" diye konuştu.

(habertürk)

> Rektörden örnek alınacak uygulama

Rektör, öğretim görevlileri için tahsis edilen lojmanın bir kısmını öğrencilere yurt olarak tahsis etti

Ardahan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, "Gerekirse biz çadırda kalırız, ama öğrencilerimizi dışarıda bırakmayız" diyerek öğretim görevlileri için tahsis edilen lojmanın bir kısmını üniversitede eğitim gören öğrencilere yurt olarak tahsis etti. Türkiye Yardım Sevenler Genel Merkezi'nin aracılığı ile Rum kökenli bir kadının üniversitenin kampüs inşaatının devam ettiği alanda 200 kişilik bir öğrenci yurdu yaptırdığını ifade eden rektör Korkmaz, "Peki soruyorum yurt yaptıracağız diye atıp tutanlar nerede, işadamlarımız nerede? Rum kökenli kadın bizim derdimizle ilgileniyor, onlar verdikleri sözleri tutmuyor" dedi.

1998'de kurulan Ardahan Üniversitesi'nin kuruluşundan bu yana rektörlüğünü yapan ve her aşamasında büyük emeği bulunan, bazı masrajları öğretim üyeleriyle birlikte cebinden karşıladığı bilinen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, örnek bir davranışa imza attı. Öğrencilerin barınma konusunda büyük sıkıntılar yaşadığını, sırf bunun için birçok öğrencinin eğitimini bırakarak geri döndüğünü belirten Rektör Prof. Dr. Korkmaz, "Yurt sorunumuz var. 600 öğrencinin kaldığı bir yurt var, inşaat halinde bir yurt daha yapılıyor ama tamamlanmadı. Ev kiraları 400-500 lira arası. Öğrencilerin bu konuda büyük sıkıntıları var. Bunu aşmak için yönetimdeki arkadaşlarımızla birlikte her türlü fedakarlığı yapmaya çalışıyoruz" dedi.

"ÇADIRDA DA YATARIZ"

Öğretim görevlilerinin barınmaları için alınan binanın bir kısmını öğrencilere yurt olarak tahsis etme kararı aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Korkmaz, "Binanın 1. ve 2. katlarını yurt olarak öğrencilerimize vereceğiz. Bunun için o bölümlerde tadilat yapıyoruz. Burada üniversitemizde eğitim gören yabancı uyruklu öğrenciler kalacak. Diğer 16 daireyi de öğretim görevlileri için lojman olarak tahsis ettik. Öğrencilerimiz sıcak bir ortamda barınsın, biz çadırda da yatarız" dedi.

"RUM KÖKENLİ KADIN BİZİM DERDİMİZLE İLGİLENİYOR, İŞADAMLARIMIZ NEREDE?"

Türkiye Yardım Sevenler Genel Merkezi'nin aracılığı ile Vasifiye Eriş adlı Rum kökenli bir kadının üniversitenin kampüs inşaatının devam ettiği alanda 200 kişilik bir öğrenci yurdu yaptırdığını ifade eden Rektör Korkmaz, "Yurt bitti, ancak alt yapı, çevre düzenleme sorunu var. Bu nedenle bu yurdu gelecek yıl hizmete sokacağız. Peki soruyorum yurt yaptıracağız diye atıp tutanlar nerede, işadamlarımız nerede? Rum kökenli kadın bizim derdimizle ilgileniyor, onlar verdikleri sözleri tutmuyor" diye konuştu.

(habertürk)

Son Güncelleme: Cuma, 19 Ekim 2012 17:40

Gösterim: 1902

Ders planlarını satarak milyoner oldu

Faturalarını bile ödemekte zorluk çeken bir anaokulu öğretmeni, öyle bir projeye imza attı ki; hayatı tümüyle değişti

Georgia eyaletinde anaokulu öğretmenliği yapan 43 yaşındaki Deanna, ders planlarını satarak tam 1 milyon dolar kazandı. Notlarını internet üzerinden satışa çıkaran Deanna, maddi sıkıntılarına böylece son vermiş oldu. Deanne, aynı zamanda öğretmen olan eşi ve 3 çocuğu olduğunu açıklarken, projeye karar verirken bu kadar para kazanabileceğini hiç düşünmediğini belirtti.

 

Jump şöyle konuştu:

 “O gün öğrencilerinize dinozorlarla ilgili bir ders vermek istiyorsunuz diyelim. Benim hazırladığım paketi satın aldığınızda dinozorlarla ilgili yapabileceğiniz her türlü aktiviteye ulaşıyorsunuz.

Ayrıca o ders için kullanabileceğiniz kaynak kitapların listesi de satın aldığınız paket içinde mevcut.”

Jump’ın üye olduğu site Paul Edelman adındaki New Yorklu başka bir öğretmen tarafından 2006 yılında kuruldu.

 

 

> Öğretmen bunu yaparak milyoner oldu!

Ders planlarını satarak milyoner oldu

Faturalarını bile ödemekte zorluk çeken bir anaokulu öğretmeni, öyle bir projeye imza attı ki; hayatı tümüyle değişti

Georgia eyaletinde anaokulu öğretmenliği yapan 43 yaşındaki Deanna, ders planlarını satarak tam 1 milyon dolar kazandı. Notlarını internet üzerinden satışa çıkaran Deanna, maddi sıkıntılarına böylece son vermiş oldu. Deanne, aynı zamanda öğretmen olan eşi ve 3 çocuğu olduğunu açıklarken, projeye karar verirken bu kadar para kazanabileceğini hiç düşünmediğini belirtti.

 

Jump şöyle konuştu:

 “O gün öğrencilerinize dinozorlarla ilgili bir ders vermek istiyorsunuz diyelim. Benim hazırladığım paketi satın aldığınızda dinozorlarla ilgili yapabileceğiniz her türlü aktiviteye ulaşıyorsunuz.

Ayrıca o ders için kullanabileceğiniz kaynak kitapların listesi de satın aldığınız paket içinde mevcut.”

Jump’ın üye olduğu site Paul Edelman adındaki New Yorklu başka bir öğretmen tarafından 2006 yılında kuruldu.

 

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 03 Ekim 2012 08:46

Gösterim: 2648

Nobel Ödülü'ne layık görülenlerden bazıları Nobel Akademisi'nden gelen telefonu uçaktayken aldı, bazıları "şaka" olduğunu sandı.

Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülen Fransız Serge Haroche, eşiyle yürürken telefonunun çaldığını belirtti. Numaranın +46 ile başladığını görünce Haroche, İsveç'ten arandığını ve unutulmaz bir gün yaşayacağını anladığını söyledi.

Haroche, şaşırdığını ve bir banka oturduğunu, daha sonra ailesine haber verdiğini ifade etti.

Fransız meslektaşıyla Nobel Fizik Ödülü'nü paylaşan Amerikalı Robert Lefkowitz de saat farkı nedeniyle telefon çaldığında uykuda olduğunu ve telefonu duymadığını belirtti.

Eşinin uyandırdığı Lefkowitz, haberi aldıktan sonra "şoke olduğunu" ifade etti

Tıp Ödülü sahibinin açıklanacağı gün bir barda buluşma gelenekleri olan, 2005 yılı Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülen Avustralyalı Barry Marshall ve Robin Warren da 2005'te çalan telefon üzerine "çok şaşırdıklarını" anlattı.

1991 Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülen İsviçreli Richard R. Ernst, uçakta olduğu sırada kaptanın kendisini görmeye geldiğini ve ödülü aldığını söylediğini belirtti.

Ernst, kokpite giderek İsviçre radyosu ve ailesiyle görüştüğünü söyledi

1998'de Nobel Tıp ödülü'ne layık görülen Amerikalı Louis Ignarro da haberi havaalanında telefonla aldığını, başta bir meslektaşının "şaka yaptığını" düşündüğünü ifade etti.

Daha sonra telefonun kesildiğini belirten Ignarro, Napoli'ye gitmesi gerektiğini ve bir süre gerçekten ödülü alıp almadığını bilemediğini söyleyerek, "Gerçekten ödülü aldıysam gazetelerde fotoğrafım yayımlanır diye düşündüm. Etrafımdakilere baktım, belki beni tanıyanlar olur diye, ancak kimse tanımamıştı" dedi.

Napoli'de bir üniversite profesörünün Nobel Komitesi'nin açıklamasını uzattığını belirten Ignarro, "Açıklama İsveççeydi, ancak Nobel kelimesini anlayabildim. Sevinç gözyaşlarına boğuldum" ifadesini kullandı.

1996 Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülen James Mirrlees de telefonda haberi aldığında bunun gerçek olup olmadığından emin olmak için İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nin bir üyesini aradığını söyledi.

2004 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Avusturyalı yazar Elfriede Jelinek ise telefondan sonra "afalladığını" belirterek, "Sanki kafamın içinde kara bir delik oluşmuş gibiydi" dedi.

Telefonla ulaşılamayan 2007'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan İngiliz Doris Lessing ve 1994'te Nobel Ekonomi Ödülü'nü alan Alman Reinhard Selten ise alışverişten döndükleri sırada evlerinin önünde bekleyen gazeteci ordusundan haberi öğrendi.

> Nobel uykuda yakaladı

Nobel Ödülü'ne layık görülenlerden bazıları Nobel Akademisi'nden gelen telefonu uçaktayken aldı, bazıları "şaka" olduğunu sandı.

Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülen Fransız Serge Haroche, eşiyle yürürken telefonunun çaldığını belirtti. Numaranın +46 ile başladığını görünce Haroche, İsveç'ten arandığını ve unutulmaz bir gün yaşayacağını anladığını söyledi.

Haroche, şaşırdığını ve bir banka oturduğunu, daha sonra ailesine haber verdiğini ifade etti.

Fransız meslektaşıyla Nobel Fizik Ödülü'nü paylaşan Amerikalı Robert Lefkowitz de saat farkı nedeniyle telefon çaldığında uykuda olduğunu ve telefonu duymadığını belirtti.

Eşinin uyandırdığı Lefkowitz, haberi aldıktan sonra "şoke olduğunu" ifade etti

Tıp Ödülü sahibinin açıklanacağı gün bir barda buluşma gelenekleri olan, 2005 yılı Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülen Avustralyalı Barry Marshall ve Robin Warren da 2005'te çalan telefon üzerine "çok şaşırdıklarını" anlattı.

1991 Nobel Kimya Ödülü'ne layık görülen İsviçreli Richard R. Ernst, uçakta olduğu sırada kaptanın kendisini görmeye geldiğini ve ödülü aldığını söylediğini belirtti.

Ernst, kokpite giderek İsviçre radyosu ve ailesiyle görüştüğünü söyledi

1998'de Nobel Tıp ödülü'ne layık görülen Amerikalı Louis Ignarro da haberi havaalanında telefonla aldığını, başta bir meslektaşının "şaka yaptığını" düşündüğünü ifade etti.

Daha sonra telefonun kesildiğini belirten Ignarro, Napoli'ye gitmesi gerektiğini ve bir süre gerçekten ödülü alıp almadığını bilemediğini söyleyerek, "Gerçekten ödülü aldıysam gazetelerde fotoğrafım yayımlanır diye düşündüm. Etrafımdakilere baktım, belki beni tanıyanlar olur diye, ancak kimse tanımamıştı" dedi.

Napoli'de bir üniversite profesörünün Nobel Komitesi'nin açıklamasını uzattığını belirten Ignarro, "Açıklama İsveççeydi, ancak Nobel kelimesini anlayabildim. Sevinç gözyaşlarına boğuldum" ifadesini kullandı.

1996 Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülen James Mirrlees de telefonda haberi aldığında bunun gerçek olup olmadığından emin olmak için İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nin bir üyesini aradığını söyledi.

2004 Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülen Avusturyalı yazar Elfriede Jelinek ise telefondan sonra "afalladığını" belirterek, "Sanki kafamın içinde kara bir delik oluşmuş gibiydi" dedi.

Telefonla ulaşılamayan 2007'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan İngiliz Doris Lessing ve 1994'te Nobel Ekonomi Ödülü'nü alan Alman Reinhard Selten ise alışverişten döndükleri sırada evlerinin önünde bekleyen gazeteci ordusundan haberi öğrendi.

Son Güncelleme: Perşembe, 11 Ekim 2012 13:22

Gösterim: 1200

Henüz üniversite yıllarındayken iş fikrini hayata geçirerek, genç girişimcilerin arasına katılan Teoman Tunç, Vamelya.com adlı internet sitesi ile e-ticaret alanında faaliyet gösteriyor. Bir iş fikrini gerçekleştirmek için paranın tek kriter olmadığına inanan Tunç, para harcamadan da birçok işin yapılabileceğini ve başarılı olunabileceğini söylüyor.

Teoman Tunç:

Girişimcilik, para harcamadan para kazanma sanatıdır

En basit tanımıyla belli alanlarda iş yapmayı kafasına koyan, bu amaçla da bir sermaye ortaya koyarak, risk alarak kar elde etmeye çalışan kişi, girişimcidir. Türkiye gibi bir ülkede bunun hiç de kolay olmadığı ortadayken, hele de genç birinin bu yola çıkması ve başarılı olması, her yönüyle takdir edilmesi gereken bir durum. Son yıllarda birbiri ardında başarı kazanan bu gençler, özellikle e-ticaret alanında fark yaratmaya odaklanıyorlar. Bu gençlerden biri de Teoman Tunç. Henüz 25 yaşında, yani yolun çok başında olan Tunç, 2 arkadaşıyla birlikte kurduğu Vamelya.com adlı internet sitesiyle önemli işlere imza atıyor. 2010 yılında Doğuş Üniversitesi Grafik Tasarımı bölümünden mezun olan Tunç, henüz üniversite yıllarındayken, kafasında çeşitli iş projeleriyle gezmeye başlamış ve çeşitli girişimlerde bulunmuş. Bu işi yapmayı çok önceden kafasında kuran Tunç, tasarımsal anlamda webe yönelmek için seçtiği bölümünün son sınıfındayken de Vamelya’yı kurmuş. İnternet üzerinde çevrimiçi alışveriş yapılan sitenin, hemen ilk bakışta aynı işe yarayan benzerlerinden birçok farklı özelliklere sahip olduğu görülüyor. Yola birlikte çıktıkları arkadaşlarından biri olan Alev Yağlı tarafından hazırlanan site, farklı tasarımıyla önce göze hitap ediyor. Teoman Tunç ile bu girişimin öyküsünü ve genç bir girişimcinin başarıya ulaşması için izlemesi gereken stratejiler üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbetin bazı noktalarında, tasarımcı Alev Yağlı da bize dahil oldu.

E-ticaret işi yapmaya nasıl karar verdiniz?

Her dönemin öne çıkan bir işi vardır. Benim babam tekstilci… Nasıl ki babalarımızın devri tekstil ise bu dönemin de e-ticaret devri olduğunu düşünüyorum. Gelecek kuşakların perakendeden alışveriş yapmak yerine, e-ticarete yönelecekleri belliydi. E-ticaretin büyük bir geleceği var. Buradan insanların daha hızlı şekilde alışveriş yapabildiklerini gördük ve bu nedenle de bu alana yöneldik.

Vamelya.com’u kurma süreciniz nasıl başladı, biraz anlatabilir misiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Yaklaşık 8 ay boyunca projenin arka planını oluşturmak için çalıştık, ön hazırlık yaptık. Yazılım ve tasarımsal anlamda bir yoğunluktu bu. İsmini, tasarımını, ürünlerini, her şeyini önceden belirleyip ona göre hareket ettik ve yolumuzu çizdik. Arkadaşlarım Alev Yağlı ve Bülent Bayraktar ile beraber bu girişimi ilerlettim. Ne kadar kuvvetli bir grup olursanız, o kadar hızlı ve daha yaygın bir biçimde hareket edersiniz. Tasarımın oturtulması ve demo süreci biraz sancılı geçti. Ürünlerle ilgili de riskler olabiliyor, satıp satmayacağı konusunda emin olamıyorsunuz. 8 ay boyunca bir ekip çalışıyor o ekibin bir maliyeti var. Giderlerinizi en aza indirip, bu ekip ile beraber bir şeyler çıkartmanız gerekiyor. Biz en iyisini çıkartmaya çalıştık, başarılı olduğumuza da inanıyoruz.

Genç bir insanın Türkiye’de iş fikrini başarıya ulaştırması için ne yapması gerekiyor? Bu kolay bir süreç mi?

Aslında kolay! Öncelikle inanması gerekiyor. Projeyi dikkatli bir biçimde iş planlarına bölmesi, nasıl hareket etmesi gerektiğini iyice planlaması ve öyle yola çıkması gerekiyor. Daha sonrasında yakın çevresini, ne iş yapıyorlarsa ya da hangi işin patronu ise beraberinde toplaması gerekiyor. İşinde uzman olan çevresi, dostları ile hareket ederse daha hızlı ilerler. İnsanın çevresi, girişimine ön ayak olunmasını sağlar. Bizim bir arkadaşımız kozmetikçi, diğer bir arkadaşımız tekstilci. Bir girişim, hepsinin toplamı ile oluşuyor. Böylece birtakım kuvvetleri birleştirmiş oluyorsunuz.

MALİYETLERİ EN AZA İNDİRMEDEN GİRİŞİM OLMAZ

Etrafımıza baktığımızda, birçok gencin kafasında bazı iş fikirleri olduğunu görüyoruz. Kafasında bir girişim tasarlayan genç ne yapmalı, nereden başlamalı?

İnsanlar her şeyin paraya bağlı olduğunu düşünüyorlar ama paraya ihtiyaç duyulmadan da bir şeyler yapılabilir. Biz aslında para harcamadan para kazanma sanatı yapıyoruz. Bir fikri hayata geçirmeyi düşünüyoruz ve oluşturuyoruz. Beraber oluşturduğumuz için de herhangi bir masraf yapmıyoruz. Maliyeti en aza indirmeden girişim olmaz. Bazı şeyleri sıfırdan yapabilir, gayret gösterip parasızken de bir oluşum haline getirebilirsiniz.

“Para harcamadan para kazanma sanatı” nedir? Bunu biraz açabilir misiniz?

Açıkçası bunu, çevrenizi kullanarak yapabilirsiniz. Belli yayın kuruluşlarında dostlarınız varsa, güçlü bir çevreye sahipseniz, bir şeylerin reklamını para harcamadan yapabilirsiniz. Bu çevre ile olur. Mesela biz internet sitemizi başka birine yaptırmış olsaydık, en az 1,5 sene zaman kaybımız olacaktı. Parasız bir şekilde bir şeyleri sıfırdan yaratmak her zaman daha tatlı oluyor. Para olduğunda girişimciliğin bir anlamı olmaz. Önce kendi üniversitem olduğu için Doğuş Üniversitesi ile gidip konuştum. Bir hafta boyunca bedava stantta sitemizin tanıtımını yapacağız. Normalde üniversiteler bu tip tanıtımlar için ücret talep ederler. Ben üniversitenin eski öğrencisi olduğum için ücret talep edilmedi. 23 Ekim- 30 Ekim arasında tanıtımımızı yapacağız.

Alev Yağlı: Ben Teoman’ın arkadaşı olmasaydım, siteyi başkasına tasarlasaydım, bundan çok para kazanırdım. Ama biz birlikte hareket etmek istedik. Kendi işim gibi sahiplendim, kendi projem gibi bakıyorum projeye. En ufak detayına kadar her şeyi ile ilgilendik. Dışarıdan birini tutsaydık, istediğimiz şeyleri yapamazdı çünkü profesyonel bir iş olarak yaklaşacaktı konuya.

GENÇLERİN BİRÇOK FİKRİ VAR AMA YÖNLERİNİ BULAMIYORLAR

Sizin gibi, kafasında bin bir projeyle dolaşan genç girişimcilerin sayısı çok mu? Türk gençlerinin girişimcilik meselesine olan bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası çok var ama onları yönlendirebilecek çevreleri ve dostları yok. Herkes bazı şeylere sadece parasal anlamda baktığı için, yönlerini bulamıyorlar. Gençlerin fikirleri gün yüzüne çıkabilse, projeler gerçekleştirilse Türkiye daha iyi konumlara gelebilir.

Alev Yağlı: İnsanlar, Markafoni başlangıçta 11 trilyon para harcadı gibi haberler okuyorlar. Bu tip haberlerin ardından da iş kurmak için uçuk rakamların harcandığını düşünüyorlar. Bu nedenle genç girişimciler korkuyor. Kafaları çalışsa da bu kadar yüklü miktarda parayı nasıl temin edeceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle de birçok girişimci, daha fikir aşamasında projesini rafa kaldırıyor.

Türkiye’de bu tarz fırsatlar var ancak, insanlarda son vuruşu yapacak cesaret yok anladığım kadarıyla…

Kesinlikle doğru kelime cesaret… Bir genç girişimcinin insanlarla olan sosyal diyalogu çok güçlü olmalı, sosyal çevresi çok sağlam olmalı. İçinize kapanık olursanız, düşüncelerinizi insanlara yansıtmazsanız, beraber hareket etmek yerine bencilce davranırsanız, kafanızdaki proje batmaya, başarısız olmaya mahkûmdur. Beraber bir oluşumla ilerlediğiniz sürece ise her zaman kazanırsınız. İnanan bir topluluk lazım…

Genç girişimcilere dair birçok dernek olduğunu görüyoruz. Bu dernekler ne ölçüde yardımcı oluyor?

Dernekler kesinlikle yardımcı oluyor. Girişimci Gençler Derneği adında bir dernek var. Ben de bu derneğin aktif bir üyesiyim. Girişimci insanlar yetiştirmek ve özgüven sahibi olmalarını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir yandan da fikir hırsızlığı diye bir durum var. Gençler bundan da çekiniyor olabilirler. Bu yüzden bu derneği kurduk zaten. Bu tür derneklerin tümüyle çalışıyoruz. İnsanları kucaklıyoruz, teşvik ediyoruz... İnsanların fikirlerini çalacak kadar hain insanlar olamayız, çünkü bizim kalbimiz temiz. Gerçekten bir şey yapmak isteyen girişimciye nasıl yardım etmemiz gerekiyorsa ederiz. Desteğimizi hiçbir zaman esirgemeyiz.

GİRİŞİMCİLİK, KESİNLİKLE CESARET GEREKTİRİYOR

İyi bir girişimci olmak için neler yapmak lazım?

Girişimcilik her zaman paraya bağlı derler. Bu aslında tamamen cesaret ile alakalı. Girişimci bir insanın projesine ve kendisine inanması lazım ve çevresinin hangi materyallere sahip olduğunu bilmesi gerekiyor. Kimin hangi işi yaptığını iyice planlamalı ve onlara ön ayak olup bir oluşum sağlamak, her zaman daha hızlı bir sonuç sağlar. Para çoğu zaman gereksiz bir materyal... Girişimcilerin, çevrelerinden ne ölçüde yararlanabileceklerine bakmaları gerekiyor. Ben Vamalya.com’a çok büyük miktarlarda para harcamadım, harcamayacağım da. Her şeyi kendim getiriyorum, kendim üretiyorum. Elbette para lazım ama ürüne yatırım yapmak gerek. Ürünün satışı ile kar elde edilince, girişim ister istemez devam ediyor. Bu tekne böyle yürür. Başlangıçta elinizdeki parayı kaptırırsanız, işiniz başarısızlığa sürüklenir. Girişimciler iş planlamasını doğru yapmalı, emin adımlarla ilerlemeli, adımlarını iyi şekilde atmalı; girişim, bu sayede başarıya ulaşır.

Eğitimtercihi

> Para harcamadan birçok işin yapılabileceğini kanıtladı

Henüz üniversite yıllarındayken iş fikrini hayata geçirerek, genç girişimcilerin arasına katılan Teoman Tunç, Vamelya.com adlı internet sitesi ile e-ticaret alanında faaliyet gösteriyor. Bir iş fikrini gerçekleştirmek için paranın tek kriter olmadığına inanan Tunç, para harcamadan da birçok işin yapılabileceğini ve başarılı olunabileceğini söylüyor.

Teoman Tunç:

Girişimcilik, para harcamadan para kazanma sanatıdır

En basit tanımıyla belli alanlarda iş yapmayı kafasına koyan, bu amaçla da bir sermaye ortaya koyarak, risk alarak kar elde etmeye çalışan kişi, girişimcidir. Türkiye gibi bir ülkede bunun hiç de kolay olmadığı ortadayken, hele de genç birinin bu yola çıkması ve başarılı olması, her yönüyle takdir edilmesi gereken bir durum. Son yıllarda birbiri ardında başarı kazanan bu gençler, özellikle e-ticaret alanında fark yaratmaya odaklanıyorlar. Bu gençlerden biri de Teoman Tunç. Henüz 25 yaşında, yani yolun çok başında olan Tunç, 2 arkadaşıyla birlikte kurduğu Vamelya.com adlı internet sitesiyle önemli işlere imza atıyor. 2010 yılında Doğuş Üniversitesi Grafik Tasarımı bölümünden mezun olan Tunç, henüz üniversite yıllarındayken, kafasında çeşitli iş projeleriyle gezmeye başlamış ve çeşitli girişimlerde bulunmuş. Bu işi yapmayı çok önceden kafasında kuran Tunç, tasarımsal anlamda webe yönelmek için seçtiği bölümünün son sınıfındayken de Vamelya’yı kurmuş. İnternet üzerinde çevrimiçi alışveriş yapılan sitenin, hemen ilk bakışta aynı işe yarayan benzerlerinden birçok farklı özelliklere sahip olduğu görülüyor. Yola birlikte çıktıkları arkadaşlarından biri olan Alev Yağlı tarafından hazırlanan site, farklı tasarımıyla önce göze hitap ediyor. Teoman Tunç ile bu girişimin öyküsünü ve genç bir girişimcinin başarıya ulaşması için izlemesi gereken stratejiler üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Sohbetin bazı noktalarında, tasarımcı Alev Yağlı da bize dahil oldu.

E-ticaret işi yapmaya nasıl karar verdiniz?

Her dönemin öne çıkan bir işi vardır. Benim babam tekstilci… Nasıl ki babalarımızın devri tekstil ise bu dönemin de e-ticaret devri olduğunu düşünüyorum. Gelecek kuşakların perakendeden alışveriş yapmak yerine, e-ticarete yönelecekleri belliydi. E-ticaretin büyük bir geleceği var. Buradan insanların daha hızlı şekilde alışveriş yapabildiklerini gördük ve bu nedenle de bu alana yöneldik.

Vamelya.com’u kurma süreciniz nasıl başladı, biraz anlatabilir misiniz? Bu süreçte neler yaşadınız?

Yaklaşık 8 ay boyunca projenin arka planını oluşturmak için çalıştık, ön hazırlık yaptık. Yazılım ve tasarımsal anlamda bir yoğunluktu bu. İsmini, tasarımını, ürünlerini, her şeyini önceden belirleyip ona göre hareket ettik ve yolumuzu çizdik. Arkadaşlarım Alev Yağlı ve Bülent Bayraktar ile beraber bu girişimi ilerlettim. Ne kadar kuvvetli bir grup olursanız, o kadar hızlı ve daha yaygın bir biçimde hareket edersiniz. Tasarımın oturtulması ve demo süreci biraz sancılı geçti. Ürünlerle ilgili de riskler olabiliyor, satıp satmayacağı konusunda emin olamıyorsunuz. 8 ay boyunca bir ekip çalışıyor o ekibin bir maliyeti var. Giderlerinizi en aza indirip, bu ekip ile beraber bir şeyler çıkartmanız gerekiyor. Biz en iyisini çıkartmaya çalıştık, başarılı olduğumuza da inanıyoruz.

Genç bir insanın Türkiye’de iş fikrini başarıya ulaştırması için ne yapması gerekiyor? Bu kolay bir süreç mi?

Aslında kolay! Öncelikle inanması gerekiyor. Projeyi dikkatli bir biçimde iş planlarına bölmesi, nasıl hareket etmesi gerektiğini iyice planlaması ve öyle yola çıkması gerekiyor. Daha sonrasında yakın çevresini, ne iş yapıyorlarsa ya da hangi işin patronu ise beraberinde toplaması gerekiyor. İşinde uzman olan çevresi, dostları ile hareket ederse daha hızlı ilerler. İnsanın çevresi, girişimine ön ayak olunmasını sağlar. Bizim bir arkadaşımız kozmetikçi, diğer bir arkadaşımız tekstilci. Bir girişim, hepsinin toplamı ile oluşuyor. Böylece birtakım kuvvetleri birleştirmiş oluyorsunuz.

MALİYETLERİ EN AZA İNDİRMEDEN GİRİŞİM OLMAZ

Etrafımıza baktığımızda, birçok gencin kafasında bazı iş fikirleri olduğunu görüyoruz. Kafasında bir girişim tasarlayan genç ne yapmalı, nereden başlamalı?

İnsanlar her şeyin paraya bağlı olduğunu düşünüyorlar ama paraya ihtiyaç duyulmadan da bir şeyler yapılabilir. Biz aslında para harcamadan para kazanma sanatı yapıyoruz. Bir fikri hayata geçirmeyi düşünüyoruz ve oluşturuyoruz. Beraber oluşturduğumuz için de herhangi bir masraf yapmıyoruz. Maliyeti en aza indirmeden girişim olmaz. Bazı şeyleri sıfırdan yapabilir, gayret gösterip parasızken de bir oluşum haline getirebilirsiniz.

“Para harcamadan para kazanma sanatı” nedir? Bunu biraz açabilir misiniz?

Açıkçası bunu, çevrenizi kullanarak yapabilirsiniz. Belli yayın kuruluşlarında dostlarınız varsa, güçlü bir çevreye sahipseniz, bir şeylerin reklamını para harcamadan yapabilirsiniz. Bu çevre ile olur. Mesela biz internet sitemizi başka birine yaptırmış olsaydık, en az 1,5 sene zaman kaybımız olacaktı. Parasız bir şekilde bir şeyleri sıfırdan yaratmak her zaman daha tatlı oluyor. Para olduğunda girişimciliğin bir anlamı olmaz. Önce kendi üniversitem olduğu için Doğuş Üniversitesi ile gidip konuştum. Bir hafta boyunca bedava stantta sitemizin tanıtımını yapacağız. Normalde üniversiteler bu tip tanıtımlar için ücret talep ederler. Ben üniversitenin eski öğrencisi olduğum için ücret talep edilmedi. 23 Ekim- 30 Ekim arasında tanıtımımızı yapacağız.

Alev Yağlı: Ben Teoman’ın arkadaşı olmasaydım, siteyi başkasına tasarlasaydım, bundan çok para kazanırdım. Ama biz birlikte hareket etmek istedik. Kendi işim gibi sahiplendim, kendi projem gibi bakıyorum projeye. En ufak detayına kadar her şeyi ile ilgilendik. Dışarıdan birini tutsaydık, istediğimiz şeyleri yapamazdı çünkü profesyonel bir iş olarak yaklaşacaktı konuya.

GENÇLERİN BİRÇOK FİKRİ VAR AMA YÖNLERİNİ BULAMIYORLAR

Sizin gibi, kafasında bin bir projeyle dolaşan genç girişimcilerin sayısı çok mu? Türk gençlerinin girişimcilik meselesine olan bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açıkçası çok var ama onları yönlendirebilecek çevreleri ve dostları yok. Herkes bazı şeylere sadece parasal anlamda baktığı için, yönlerini bulamıyorlar. Gençlerin fikirleri gün yüzüne çıkabilse, projeler gerçekleştirilse Türkiye daha iyi konumlara gelebilir.

Alev Yağlı: İnsanlar, Markafoni başlangıçta 11 trilyon para harcadı gibi haberler okuyorlar. Bu tip haberlerin ardından da iş kurmak için uçuk rakamların harcandığını düşünüyorlar. Bu nedenle genç girişimciler korkuyor. Kafaları çalışsa da bu kadar yüklü miktarda parayı nasıl temin edeceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle de birçok girişimci, daha fikir aşamasında projesini rafa kaldırıyor.

Türkiye’de bu tarz fırsatlar var ancak, insanlarda son vuruşu yapacak cesaret yok anladığım kadarıyla…

Kesinlikle doğru kelime cesaret… Bir genç girişimcinin insanlarla olan sosyal diyalogu çok güçlü olmalı, sosyal çevresi çok sağlam olmalı. İçinize kapanık olursanız, düşüncelerinizi insanlara yansıtmazsanız, beraber hareket etmek yerine bencilce davranırsanız, kafanızdaki proje batmaya, başarısız olmaya mahkûmdur. Beraber bir oluşumla ilerlediğiniz sürece ise her zaman kazanırsınız. İnanan bir topluluk lazım…

Genç girişimcilere dair birçok dernek olduğunu görüyoruz. Bu dernekler ne ölçüde yardımcı oluyor?

Dernekler kesinlikle yardımcı oluyor. Girişimci Gençler Derneği adında bir dernek var. Ben de bu derneğin aktif bir üyesiyim. Girişimci insanlar yetiştirmek ve özgüven sahibi olmalarını sağlamak için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Bir yandan da fikir hırsızlığı diye bir durum var. Gençler bundan da çekiniyor olabilirler. Bu yüzden bu derneği kurduk zaten. Bu tür derneklerin tümüyle çalışıyoruz. İnsanları kucaklıyoruz, teşvik ediyoruz... İnsanların fikirlerini çalacak kadar hain insanlar olamayız, çünkü bizim kalbimiz temiz. Gerçekten bir şey yapmak isteyen girişimciye nasıl yardım etmemiz gerekiyorsa ederiz. Desteğimizi hiçbir zaman esirgemeyiz.

GİRİŞİMCİLİK, KESİNLİKLE CESARET GEREKTİRİYOR

İyi bir girişimci olmak için neler yapmak lazım?

Girişimcilik her zaman paraya bağlı derler. Bu aslında tamamen cesaret ile alakalı. Girişimci bir insanın projesine ve kendisine inanması lazım ve çevresinin hangi materyallere sahip olduğunu bilmesi gerekiyor. Kimin hangi işi yaptığını iyice planlamalı ve onlara ön ayak olup bir oluşum sağlamak, her zaman daha hızlı bir sonuç sağlar. Para çoğu zaman gereksiz bir materyal... Girişimcilerin, çevrelerinden ne ölçüde yararlanabileceklerine bakmaları gerekiyor. Ben Vamalya.com’a çok büyük miktarlarda para harcamadım, harcamayacağım da. Her şeyi kendim getiriyorum, kendim üretiyorum. Elbette para lazım ama ürüne yatırım yapmak gerek. Ürünün satışı ile kar elde edilince, girişim ister istemez devam ediyor. Bu tekne böyle yürür. Başlangıçta elinizdeki parayı kaptırırsanız, işiniz başarısızlığa sürüklenir. Girişimciler iş planlamasını doğru yapmalı, emin adımlarla ilerlemeli, adımlarını iyi şekilde atmalı; girişim, bu sayede başarıya ulaşır.

Eğitimtercihi

Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Eylül 2012 13:20

Gösterim: 5200


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.