Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Dünya genelinde obez ya da fazla kilolu çocuk sayısının 2025 yılında 70 milyona ulaşabileceği belirtildi. DSÖ verilerine göre, kilolu ya da obez çocuk, en fazla gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor.
BM Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ), obez çocuk sayısında artış olduğu belirtilerek 2025 yılında dünya genelinde 70 milyon obez ya da fazla kilolu çocuk olabileceği bildirildi.
DSÖ Direktörü Margaret Chan, Hong Kong'ta düzenlenen Çocuklukta Obeziteyi sonlandırma Komisyonu'nun toplantısında, ülkelerin çocuklukta obeziteyi acil sağlık tehlikesi olarak kabul etmesi ve hükümetlerin bununla mücadeleye liderlik yapması gerektiğini söyledi.
Sağlıksız gıda ve içeceklerin pazarlamasının sınırlandırılması gereğine işaret eden Chan, çocuklukta obezitenin yaşam tarzından değil çevresel etkiler ve hükümetlerin politikalarından kaynaklandığını vurguladı.
Gıda endüstrisinin halk sağlığı politikalarının oluşturulmasında yer almasının sakıncalarını da anlatan Chan, bu politikaların endüstrinin etkisinden arındırılması gerektiğini belirtti.
Chan, çocuklukta obezitenin nedenlerine de değinerek, "En büyük zarar, aşırı şekerli içecekler, fazla işlenmiş, yoğun enerjili ve besin değeri düşük gıdaların pazarlanmasından geliyor. Bu ürünler genellikle en ucuz ve yaygın mamuller olarak özellikle yoksul toplumlarda fazlaca tüketiliyor" ifadelerini kullandı.
Toplantıda DSÖ'nün çocuklukta obezite rakamları da açıklandı. Buna göre, 1990'da 32 milyon olan fazla kilolu ya da obez çocuk sayısının 2013'te 42 milyona ulaştığı, mevcut eğilimin sürmesi halinde bu rakamın 2025 yılında dünya genelinde 70 milyona yükseleceği belirtildi.
DSÖ verilerine göre, kilolu ya da obez çocuk, en fazla gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Dünya genelinde obez ya da fazla kilolu çocuk sayısının 2025 yılında 70 milyona ulaşabileceği belirtildi. DSÖ verilerine göre, kilolu ya da obez çocuk, en fazla gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor.
BM Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ), obez çocuk sayısında artış olduğu belirtilerek 2025 yılında dünya genelinde 70 milyon obez ya da fazla kilolu çocuk olabileceği bildirildi.
DSÖ Direktörü Margaret Chan, Hong Kong'ta düzenlenen Çocuklukta Obeziteyi sonlandırma Komisyonu'nun toplantısında, ülkelerin çocuklukta obeziteyi acil sağlık tehlikesi olarak kabul etmesi ve hükümetlerin bununla mücadeleye liderlik yapması gerektiğini söyledi.
Sağlıksız gıda ve içeceklerin pazarlamasının sınırlandırılması gereğine işaret eden Chan, çocuklukta obezitenin yaşam tarzından değil çevresel etkiler ve hükümetlerin politikalarından kaynaklandığını vurguladı.
Gıda endüstrisinin halk sağlığı politikalarının oluşturulmasında yer almasının sakıncalarını da anlatan Chan, bu politikaların endüstrinin etkisinden arındırılması gerektiğini belirtti.
Chan, çocuklukta obezitenin nedenlerine de değinerek, "En büyük zarar, aşırı şekerli içecekler, fazla işlenmiş, yoğun enerjili ve besin değeri düşük gıdaların pazarlanmasından geliyor. Bu ürünler genellikle en ucuz ve yaygın mamuller olarak özellikle yoksul toplumlarda fazlaca tüketiliyor" ifadelerini kullandı.
Toplantıda DSÖ'nün çocuklukta obezite rakamları da açıklandı. Buna göre, 1990'da 32 milyon olan fazla kilolu ya da obez çocuk sayısının 2013'te 42 milyona ulaştığı, mevcut eğilimin sürmesi halinde bu rakamın 2025 yılında dünya genelinde 70 milyona yükseleceği belirtildi.
DSÖ verilerine göre, kilolu ya da obez çocuk, en fazla gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor.
Son Güncelleme: Salı, 23 Haziran 2015 12:29
Gösterim: 1178
Yabancı Hükümet Bursları kapsamında Yunanistan burs başvuruları başladı.
İkili anlaşmalar çerçevesince yabancı hükümetler tarafından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına araştırma, lisans, yüksek lisans, doktora ve dil kursu alanlarında verilen Yabancı Hükümet Bursları kapsamında Yunanistan burs başvuruları 23 Şubat-31 Mart tarihleri arasında alınacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Yunanistan bursu, 3 Araştırma , 3 Yunanca Yaz Dil Bursu alanlarında verilecek. Adaylar başvurular sonucunda 2 Nisan 2015 tarihinde mülakata çağrılacak.
Burs başvuruları internet yoluyla ve belirtilen süreler içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesi üzerinden yapılacak
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Yabancı Hükümet Bursları kapsamında Yunanistan burs başvuruları başladı.
İkili anlaşmalar çerçevesince yabancı hükümetler tarafından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına araştırma, lisans, yüksek lisans, doktora ve dil kursu alanlarında verilen Yabancı Hükümet Bursları kapsamında Yunanistan burs başvuruları 23 Şubat-31 Mart tarihleri arasında alınacak. Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Yunanistan bursu, 3 Araştırma , 3 Yunanca Yaz Dil Bursu alanlarında verilecek. Adaylar başvurular sonucunda 2 Nisan 2015 tarihinde mülakata çağrılacak.
Burs başvuruları internet yoluyla ve belirtilen süreler içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesi üzerinden yapılacak
Son Güncelleme: Perşembe, 26 Şubat 2015 09:35
Gösterim: 1806
Şubat tatilinin yaklaşmasına kısa bir süre kala öğrenci ve velileri uzmanlar uyarıyor. Zambak Yayın Grubu Kültür Kitapları Yayın Yönetmeni Mehmet Azim, "Öğrenciler dersten kopmamalı. Zaman zaman ders çalışarak eksikliklerini telafi etmeli, derslerini unutmamalı." dedi.
Şubat tatilinin yaklaşmasına kısa bir süre kala öğrenci ve velileri uzmanlar uyarıyor. Zambak Yayın Grubu Kültür Kitapları Yayın Yönetmeni Mehmet Azim, tatilde öğrencilerin kendilerine vakit ayırmasının önemli olduğunu hatırlatıyor. Özellikle tatil döneminde öğrencilerin televizyon, bilgisayar oyunlarına çok vakit ayırmasının hatalı olduğunu belirten Azim, "Öğrenciler dersten kopmamalı. Zaman zaman ders çalışarak eksikliklerini telafi etmeli, derslerini unutmamalı." dedi.
Zambak Yayın Grubu Kültür Kitapları Yayın Yönetmeni Mehmet Azim, yarıyıl tatilinde öğrencilerin tatili verimli şekilde değerlendirmesi çok önemli dedi. Öğrenciler15 gün boyunca okuldan uzak olacaklar, bunun anlamı dersleri bırakmak olmamalı diyen Azim, "Tatil dönemlerinde öğrenciler başta televizyon, bilgisayar oyunları ve telefon bağımlısı olacak hale gelebiliyorlar. Elbette öğrenciler dinlenmeli ve kendilerine vakit ayırmalı. Ancak bu programlı olmalı. Fiziksel ve zihinsel yapılarını bozacak kadar televizyon ve bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirmemeliler." şeklinde konuştu. Öğrencilerin derslerinden de geri kalmaması gerektiğini hatırlatan Azim, "Öğrenciler özellikle tatil dönemleri için hazırlanan tatil kitaplarından faydalanabilirler. Her yayın evi öğrencinin durumuna göre bu tarz kitaplar hazırlamaktadır. Bu kitaplar hem geçmiş bilgilerin pekişmesinde hem de gelecekte öğrenilecek olanların kolaylaşması açısından oldukça faydalı." diye konuştu.
TATİL PLANINI ÖĞRETMENLE BİRLİKTE YAPIN
Tatilin nasıl ve nerede geçirileceği ile ilgili öğretmenin de fikri alınması gerektiğini ifade eden Azim şunları söyledi:“Öğrenciler ve veliler karnede kendi durumlarını öğrenecek. Böylece bir değerlendirme fırsatı elde edecekler. Sıkıntılı ve istenmeyen bir durum varsa uygun çözüm yolları üretilmelidir. Çocuklar tatile girmeden önce öğretmenle görüşmeli. Birlikte uygun bir çözüm üretmek yararlı olur. Öğrenciyi olumsuz bir şekilde sorgulamak yerine daha yakın bir ilgi göstermek gerekir. Özellikle şehir hayatındaki temel sıkıntı, aile bireylerinin, istenen ölçüde bir araya gelememeleri ve birbirini dinleyecek şartları oluşturamamalarıdır. Tatilde öğrencilerin oyuna ayırdıkları zaman kadar okumaya da zaman ayırmaları gerekir. Bu konuda, iyi hazırlanmış tatil kitapları ve yardımcı kitaplar yararlı olur. Özellikle, uygun çocuk oyunlarının, hayatı öğrenmede büyük etkisi vardır.'' dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Şubat tatilinin yaklaşmasına kısa bir süre kala öğrenci ve velileri uzmanlar uyarıyor. Zambak Yayın Grubu Kültür Kitapları Yayın Yönetmeni Mehmet Azim, "Öğrenciler dersten kopmamalı. Zaman zaman ders çalışarak eksikliklerini telafi etmeli, derslerini unutmamalı." dedi.
Şubat tatilinin yaklaşmasına kısa bir süre kala öğrenci ve velileri uzmanlar uyarıyor. Zambak Yayın Grubu Kültür Kitapları Yayın Yönetmeni Mehmet Azim, tatilde öğrencilerin kendilerine vakit ayırmasının önemli olduğunu hatırlatıyor. Özellikle tatil döneminde öğrencilerin televizyon, bilgisayar oyunlarına çok vakit ayırmasının hatalı olduğunu belirten Azim, "Öğrenciler dersten kopmamalı. Zaman zaman ders çalışarak eksikliklerini telafi etmeli, derslerini unutmamalı." dedi.
Zambak Yayın Grubu Kültür Kitapları Yayın Yönetmeni Mehmet Azim, yarıyıl tatilinde öğrencilerin tatili verimli şekilde değerlendirmesi çok önemli dedi. Öğrenciler15 gün boyunca okuldan uzak olacaklar, bunun anlamı dersleri bırakmak olmamalı diyen Azim, "Tatil dönemlerinde öğrenciler başta televizyon, bilgisayar oyunları ve telefon bağımlısı olacak hale gelebiliyorlar. Elbette öğrenciler dinlenmeli ve kendilerine vakit ayırmalı. Ancak bu programlı olmalı. Fiziksel ve zihinsel yapılarını bozacak kadar televizyon ve bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirmemeliler." şeklinde konuştu. Öğrencilerin derslerinden de geri kalmaması gerektiğini hatırlatan Azim, "Öğrenciler özellikle tatil dönemleri için hazırlanan tatil kitaplarından faydalanabilirler. Her yayın evi öğrencinin durumuna göre bu tarz kitaplar hazırlamaktadır. Bu kitaplar hem geçmiş bilgilerin pekişmesinde hem de gelecekte öğrenilecek olanların kolaylaşması açısından oldukça faydalı." diye konuştu.
TATİL PLANINI ÖĞRETMENLE BİRLİKTE YAPIN
Tatilin nasıl ve nerede geçirileceği ile ilgili öğretmenin de fikri alınması gerektiğini ifade eden Azim şunları söyledi:“Öğrenciler ve veliler karnede kendi durumlarını öğrenecek. Böylece bir değerlendirme fırsatı elde edecekler. Sıkıntılı ve istenmeyen bir durum varsa uygun çözüm yolları üretilmelidir. Çocuklar tatile girmeden önce öğretmenle görüşmeli. Birlikte uygun bir çözüm üretmek yararlı olur. Öğrenciyi olumsuz bir şekilde sorgulamak yerine daha yakın bir ilgi göstermek gerekir. Özellikle şehir hayatındaki temel sıkıntı, aile bireylerinin, istenen ölçüde bir araya gelememeleri ve birbirini dinleyecek şartları oluşturamamalarıdır. Tatilde öğrencilerin oyuna ayırdıkları zaman kadar okumaya da zaman ayırmaları gerekir. Bu konuda, iyi hazırlanmış tatil kitapları ve yardımcı kitaplar yararlı olur. Özellikle, uygun çocuk oyunlarının, hayatı öğrenmede büyük etkisi vardır.'' dedi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Ocak 2015 08:58
Gösterim: 1161
İngiliz gazetesi Independent’ta yer alan bir haberde, işe başvuru için hazırlanan CV’lerdeki en kötü hatalar sıralandı. İşte o hatalar ve ‘iyi bir CV nasıl hazırlanır?’ın cevabı;
Gazetede yer alan araştırmaya göre işverenler CV’ler üzerinde ortalama 8,8 saniye harcıyor. 500 işveren arasında yapılan anketin sonuçları CV’lerinde bazı hataları yapanların işe girme şansının azaldığını gösteriyor. İşte başlıca 10 yanlış:
1-Kötü dil bilgisi
2-Heceleme hataları
3-Zayıf format
4-İki sayfadan fazla hazırlamak
5-Gayrı resmi üslup
6-Argo ifadeler kullanmak
7-Alışılagelmedik font ve yazı tipi
8-Tüm sınav notlarına yer vermek
9-İlgi alanlarına ‘okumayı ya da yemek yapmayı seviyorum’ları da eklemek
10-Kişisel gelişimle ilgili aktivitelerde yetersizlik
Peki doğru bir CV nasıl hazırlanır? Cv hazırlarken nelere dikkat edilmeli? İşte yanıtı;
Doğru CV hazırlamanın püf noktaları!
Türkiye'de son 10 yılda önceki dönemlere göre düşük olsa da işsizlik sorunu var. İşsizler, iş ararken internetin sunduğu imkanlardan yararlanacak kariyer sitelerindeki hazır CV formatları üzerinden özgeçmişlerini hazırlıyor. Uzmanlar CV hazırlarken nelere dikkat edilmesine dair tavsiyelerde bulunuyor. İyi bir CV hazırlamanın kıstasları nedir? Doğru bir CV nasıl hazırlanır?
Özgeçmiş hazırlarken birçok format var. Kariyer siteleri de benzer formatları kullanıyor. İnternetten CV hazırlarken zaten rotaları, haritası, doldurması gereken bilgiler belirli... Çalışanların ve birçok işsizin ihmal ettiği nokta "başvuruyu özelleştirme"yi yapmıyorlar. Yani hangi pozisyon olursa olsun başvuracağın şirkete ve pozisyona göre CV hazırlanmalı!
İş arayan kimse bunu yapmıyor ve günde 30 yere başvuruyor ve 30'undan da cevap alamıyor. Aslında biraz özen gösterip, hedefini doğru belirleyip hedefine özel CV hazırlayıp başvurduğu işle ilgili noktaları öne çıkarabilse sonuç alabilecek. Ama genelde yapılmıyor.
Örneğin iş arayan özgeçmişine bir iş tanımı yazıyor ve sosyal medya uzmanlığına başvuruyor. Hazırladığı CV de sosyal medya uzmanlığına dair bir cümle bile yok.
Aynı işe binlerce kişi başvuruyor. "Ben süperim" diyebilir insan ama "başvuranı diğer adaylardan ayıran şey ne?" CV'de belirtilmiş mi? Ayrıca bu iş tanımında yer alanlar gerçekten yapıldı mı? Yoksa en eğitimsiz kişi bile internete girse kendini anlatabilecek bir formatta CV oluşturabilir.
İlanlarda neler var, şirketlerin ilanlarda aradıkları özellikler ile CV'de adayın yazdığı tecrübeler yer alıyor mu? Ya da aranan özellikler CV'de belirtilmiş mi, dikkat etmek lazım! Çünkü şirketler artık ilanların yanı sıra kendileri de araştırmaya başladı. Çünkü ilan yayınlandığında 1000-2000 tane başvuru geliyor.
İnsan kaynakları açısından 1000-2000 tane başvuruyu eleyip uygun adaya ulaşmak çok zor ve zaman alıyor. Bu yüzden veritabanında ararken sınırlamalara gidiyor. Teknoloji de buna izin veriyor. Arama kriterleri sınırlandırıldığında örneğin karşısına 5-10 kişi aday çıkıyor ve görüşüyor alımı bitiyor.Aslında bu anlamda İK çalışanların da başvuranların da işi kolaylaştı.
Eski sistemde kolay değildi ve bir bakıma belki daha iyiydi. İşçi arayan gazeteye ilan veriyor, iş arayan da gazete üzerinden ulaşarak başvuruyordu. CV hazırlarken daha özen gösteriyordu. CV'sini faks yoluyla gönderiyor ve kendi el yazısı ile yazmış oluyordu.
Aday CV yazarken nereye başvurduğunu biliyor, o pozisyonun özelliklerini araştırıyor ve ona göre yazıyordu. Şimdi hazır formatı var ya her yere onu gönderiyor. Mantığa aykırı bir ürünü her yere satamazsınız ki...
Fotoğrafın önemi
Fotoğraf da özgeçmişte çok önemli bunu birçok kişi atlıyor oysa ki birçok firma buna dikkat ediyor. Fotoğrafsız, detaysız, hiçbir açıklaması olmayan CV'ler çıkabiliyor.
Kariyer sitelerinin yayınlamış olduğu pozisyonlar ile ilgili, adaların uğraşıp özenle CV doldurmaları lazım! Nasıl bir ürün satarken paketini oluşturuyor, içerisine kullanım kılavuzunu koyuyor, paketini ambalajlıyor, kalite kontrol damgasını basıyor öyle vitrine koyuyorsunuz ve iş arayan aday da CV'de kendisini koyuyor vitrine!
Bazı CV'lerde aday hiçbir şey yapmıyor. 1 sayfalık özgeçmişte adını ve doğum tarihini bile yanlış yazan var. Firma onu fark ettiği anda adayı eliyor... Zaten CV'yi eksik doldurmak olmaması gereken bir durum çünkü artık hazır formatlar da var.
Kimse kolaycılığa kaçıp cv'yi eksik doldurmaması lazım... Bunun dışında kişi, kendini farklılaştıracak bir nokta belirlemesi lazım...
Adayların hepsi aynı yetenekte ve aynı işe başvuruyorlar diyelim... CV'yi dolduruyoruz ama siz diyorsunuz ki "ben video çekip video yollayayım ya da animasyon yapayım kendime" böyle işler var. Yani farklılığı öne çıkarmaktan bu mu anlaşılmalı? Şirketlere orijinal şeyler hazırlamak daha mı etkili ?
Evet benzer örnekler basının da gündemine yansıdı. Acaba şirkete o özgeçmişi gönderdiğinizde şirketin aklını mı karıştırıp, formatını mı bozuyorsunuz yoksa ona ilgi gösterdiğiniz mesajını mı veriyorsunuz? Buna dikkat etmek lazım.
Standart bir formatta CV hazırlamışsınız yine aynı şekilde bir video da hazırlamışsınız. Gönderiyorsunuz şirkete oradaki kişiler onu göz arda edebilir, bunun üzerine emek vermiş olabilirsiniz ama şirkette o çalışmayı inceleyecek bir doneyi vermiş misiniz, ona bakmalısınız!
O kapağı açtıracak yine CV'nizdir
Örneğin komple bir CV dosyası hazırlayıp resimlerle "şurada bunu yaptım şurada şunu yaptım diyerek gönderebilirim" Farz edelim İK birimi dosyayı aldı. Bu dosyayı "neden incelesin?" adayları değerlendiren kişinin önünde daha binlerce CV ve mülakat var! Neden incelesin sizinkini? Değerlendirmeyi yapana incelemesi için "bir neden" vermeniz gerekiyor. Örnek verdiğiniz çalışmalar güzel çalışmalar... Az önce belirttiğim hususa dikkat ettikten sonra özet bir CV için video veya dosya hazırlanabilir, bu size kalmış... Ne yaparsanız yapın o kapağı açtıracak yine CV'nizdir.
Bunun haricinde şirketler belirli pozisyonlara başvuranlarda bakıyorlar "özellikle bizi istiyor mu?" diye. Bizi araştırmış mı, biliyor, tanıyor mu, pozisyonu gerçekten istiyor mu, istekliliğini göstermiş mi?" bunalara dikkat ediyorlar. Örneğin birkaç kere şirketi aramıştır, gitmiştir. Firmayı yerinde ziyaret etmiştir. Mesela mağaza müdürü mü arıyor şirket, aday gidip mağazayı baştan aşağı gezmiştir. Neticede mülakata gittiğinde o mağaza ile ilgili bir sürü donanımı ortaya koymuş oluyor. Tüm bunlar işi istediğinin göstergesidir.
O açıdan aslında temel nokta biraz hedef belirlemek yani "ben bu işi istiyorum" demek. Binlerce işi istersiniz hiçbirisi sizin olmayabilir ama 10 tane işi istersiniz 1 tanesini alırsınız. O açıdan hedef belirleyip o hedefe yönelip biraz çaba sarf etmek lazım. Sonuçta "bir ürün satıyoruz" ve "bu ürün bir kariyer" ayda x liraya belli şartlar karşılığında belirli bir hizmetinizi satıyorsunuz.
Karşıdaki firmanın da bunu bu şekilde değerlendirdiğini düşünün.. Şirket de "ben işe aldığım kişiye bu kadar ücret vereceğim, bana geri dönüşü bu kadar olacak olacak" diye değerlendirdiğini düşünün! Biraz çaba sarf edip biraz özen göstermek gerekiyor çünkü firmalar özen istiyor.
Yani özensiz, standart formattaki özgeçmişlerle olmaz! Bazı firmalar adaydan hamleler görmek istiyor. Bu hamleleri görünce doğal olarak aday hemen 1 adım öne çıkıyor.
İdeal CV'nin uzunluğu
İdeal CV uzunluğu ne kadar olmalı?
Tecrübe ilerledikçe biraz özgeçmişler uzuyor. Örneğin aday 50 yaşındaysa doğal olarak 50 yaşındaki bir kişi de eksik CV olmaz. Okulundan, lisans mezunu olduğu tarihten son 50 yaşına kadar olan tüm işlerini yazması lazım! CV'de bunu belirtmesi lazım... Aksi takdirde şirkette şöyle bir düşünce oluşabiliyor "Okulu bitirmiş 20 sene ne yapmış? Kendi işini mi, bakkalcılık mı, taksicilik mi vs ne yapmış?" Profesyonel olarak baktığınız da kesinlikle CV'de ne yaptığını şirketin görmesi lazım...
Burada tabi ki yeni mezunsa CV 1 sayfayı geçmiyor. Yaş ve tecrübeye bağlı olarak bir özgeçmiş 2 ya da maksimum 3 sayfa olabilir. Yönetici ararken şirketler "bunun CV'si 3 sayfa" demez. Zaten aranan pozisyonla ilgili "ya bunun sayfası da uzunmuş incelemeyim" demez.
Diğer taraftan 8-10 sayfa uzun uzadıya her iş tecrübesini de 1'er sayfa yazmak gerekmez. Bazen de adaylar alıyorlar insan kaynaklarından görev tanımını özgeçmişine komple yapıştırıyorlar. Örneğin CV'de 100 tane iş tanımı sıralamış aslında inceleyen baktığında onları yapmadığını düşünüyor! Özellikle ilginçtir ki İnsan Kaynakları pozisyonuna başvuran bile benzer hatalara düşüyor.
Özetle adaylar özen göstermiyor. Özen gösterse kendini iyi satsa Türkiye'de iş imkanı var. Gazetelerde sayısız iş ilanı var. Rekabetin olmadığı alanlar var.
Bir de son olarak Türkiye'de üniversite sayısı da çok arttı. Özellikle İstanbul'da çok fazla mezun var tabi ki o alanlarda iş adedi de fazla ama yine yetersiz kalabiliyor. İş ararken mümkün olduğu kadar özenli ve hedef belirleyip, söz konusu pozisyona biraz da deyim yerinde ise saldırmak lazım...
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
İngiliz gazetesi Independent’ta yer alan bir haberde, işe başvuru için hazırlanan CV’lerdeki en kötü hatalar sıralandı. İşte o hatalar ve ‘iyi bir CV nasıl hazırlanır?’ın cevabı;
Gazetede yer alan araştırmaya göre işverenler CV’ler üzerinde ortalama 8,8 saniye harcıyor. 500 işveren arasında yapılan anketin sonuçları CV’lerinde bazı hataları yapanların işe girme şansının azaldığını gösteriyor. İşte başlıca 10 yanlış:
1-Kötü dil bilgisi
2-Heceleme hataları
3-Zayıf format
4-İki sayfadan fazla hazırlamak
5-Gayrı resmi üslup
6-Argo ifadeler kullanmak
7-Alışılagelmedik font ve yazı tipi
8-Tüm sınav notlarına yer vermek
9-İlgi alanlarına ‘okumayı ya da yemek yapmayı seviyorum’ları da eklemek
10-Kişisel gelişimle ilgili aktivitelerde yetersizlik
Peki doğru bir CV nasıl hazırlanır? Cv hazırlarken nelere dikkat edilmeli? İşte yanıtı;
Doğru CV hazırlamanın püf noktaları!
Türkiye'de son 10 yılda önceki dönemlere göre düşük olsa da işsizlik sorunu var. İşsizler, iş ararken internetin sunduğu imkanlardan yararlanacak kariyer sitelerindeki hazır CV formatları üzerinden özgeçmişlerini hazırlıyor. Uzmanlar CV hazırlarken nelere dikkat edilmesine dair tavsiyelerde bulunuyor. İyi bir CV hazırlamanın kıstasları nedir? Doğru bir CV nasıl hazırlanır?
Özgeçmiş hazırlarken birçok format var. Kariyer siteleri de benzer formatları kullanıyor. İnternetten CV hazırlarken zaten rotaları, haritası, doldurması gereken bilgiler belirli... Çalışanların ve birçok işsizin ihmal ettiği nokta "başvuruyu özelleştirme"yi yapmıyorlar. Yani hangi pozisyon olursa olsun başvuracağın şirkete ve pozisyona göre CV hazırlanmalı!
İş arayan kimse bunu yapmıyor ve günde 30 yere başvuruyor ve 30'undan da cevap alamıyor. Aslında biraz özen gösterip, hedefini doğru belirleyip hedefine özel CV hazırlayıp başvurduğu işle ilgili noktaları öne çıkarabilse sonuç alabilecek. Ama genelde yapılmıyor.
Örneğin iş arayan özgeçmişine bir iş tanımı yazıyor ve sosyal medya uzmanlığına başvuruyor. Hazırladığı CV de sosyal medya uzmanlığına dair bir cümle bile yok.
Aynı işe binlerce kişi başvuruyor. "Ben süperim" diyebilir insan ama "başvuranı diğer adaylardan ayıran şey ne?" CV'de belirtilmiş mi? Ayrıca bu iş tanımında yer alanlar gerçekten yapıldı mı? Yoksa en eğitimsiz kişi bile internete girse kendini anlatabilecek bir formatta CV oluşturabilir.
İlanlarda neler var, şirketlerin ilanlarda aradıkları özellikler ile CV'de adayın yazdığı tecrübeler yer alıyor mu? Ya da aranan özellikler CV'de belirtilmiş mi, dikkat etmek lazım! Çünkü şirketler artık ilanların yanı sıra kendileri de araştırmaya başladı. Çünkü ilan yayınlandığında 1000-2000 tane başvuru geliyor.
İnsan kaynakları açısından 1000-2000 tane başvuruyu eleyip uygun adaya ulaşmak çok zor ve zaman alıyor. Bu yüzden veritabanında ararken sınırlamalara gidiyor. Teknoloji de buna izin veriyor. Arama kriterleri sınırlandırıldığında örneğin karşısına 5-10 kişi aday çıkıyor ve görüşüyor alımı bitiyor.Aslında bu anlamda İK çalışanların da başvuranların da işi kolaylaştı.
Eski sistemde kolay değildi ve bir bakıma belki daha iyiydi. İşçi arayan gazeteye ilan veriyor, iş arayan da gazete üzerinden ulaşarak başvuruyordu. CV hazırlarken daha özen gösteriyordu. CV'sini faks yoluyla gönderiyor ve kendi el yazısı ile yazmış oluyordu.
Aday CV yazarken nereye başvurduğunu biliyor, o pozisyonun özelliklerini araştırıyor ve ona göre yazıyordu. Şimdi hazır formatı var ya her yere onu gönderiyor. Mantığa aykırı bir ürünü her yere satamazsınız ki...
Fotoğrafın önemi
Fotoğraf da özgeçmişte çok önemli bunu birçok kişi atlıyor oysa ki birçok firma buna dikkat ediyor. Fotoğrafsız, detaysız, hiçbir açıklaması olmayan CV'ler çıkabiliyor.
Kariyer sitelerinin yayınlamış olduğu pozisyonlar ile ilgili, adaların uğraşıp özenle CV doldurmaları lazım! Nasıl bir ürün satarken paketini oluşturuyor, içerisine kullanım kılavuzunu koyuyor, paketini ambalajlıyor, kalite kontrol damgasını basıyor öyle vitrine koyuyorsunuz ve iş arayan aday da CV'de kendisini koyuyor vitrine!
Bazı CV'lerde aday hiçbir şey yapmıyor. 1 sayfalık özgeçmişte adını ve doğum tarihini bile yanlış yazan var. Firma onu fark ettiği anda adayı eliyor... Zaten CV'yi eksik doldurmak olmaması gereken bir durum çünkü artık hazır formatlar da var.
Kimse kolaycılığa kaçıp cv'yi eksik doldurmaması lazım... Bunun dışında kişi, kendini farklılaştıracak bir nokta belirlemesi lazım...
Adayların hepsi aynı yetenekte ve aynı işe başvuruyorlar diyelim... CV'yi dolduruyoruz ama siz diyorsunuz ki "ben video çekip video yollayayım ya da animasyon yapayım kendime" böyle işler var. Yani farklılığı öne çıkarmaktan bu mu anlaşılmalı? Şirketlere orijinal şeyler hazırlamak daha mı etkili ?
Evet benzer örnekler basının da gündemine yansıdı. Acaba şirkete o özgeçmişi gönderdiğinizde şirketin aklını mı karıştırıp, formatını mı bozuyorsunuz yoksa ona ilgi gösterdiğiniz mesajını mı veriyorsunuz? Buna dikkat etmek lazım.
Standart bir formatta CV hazırlamışsınız yine aynı şekilde bir video da hazırlamışsınız. Gönderiyorsunuz şirkete oradaki kişiler onu göz arda edebilir, bunun üzerine emek vermiş olabilirsiniz ama şirkette o çalışmayı inceleyecek bir doneyi vermiş misiniz, ona bakmalısınız!
O kapağı açtıracak yine CV'nizdir
Örneğin komple bir CV dosyası hazırlayıp resimlerle "şurada bunu yaptım şurada şunu yaptım diyerek gönderebilirim" Farz edelim İK birimi dosyayı aldı. Bu dosyayı "neden incelesin?" adayları değerlendiren kişinin önünde daha binlerce CV ve mülakat var! Neden incelesin sizinkini? Değerlendirmeyi yapana incelemesi için "bir neden" vermeniz gerekiyor. Örnek verdiğiniz çalışmalar güzel çalışmalar... Az önce belirttiğim hususa dikkat ettikten sonra özet bir CV için video veya dosya hazırlanabilir, bu size kalmış... Ne yaparsanız yapın o kapağı açtıracak yine CV'nizdir.
Bunun haricinde şirketler belirli pozisyonlara başvuranlarda bakıyorlar "özellikle bizi istiyor mu?" diye. Bizi araştırmış mı, biliyor, tanıyor mu, pozisyonu gerçekten istiyor mu, istekliliğini göstermiş mi?" bunalara dikkat ediyorlar. Örneğin birkaç kere şirketi aramıştır, gitmiştir. Firmayı yerinde ziyaret etmiştir. Mesela mağaza müdürü mü arıyor şirket, aday gidip mağazayı baştan aşağı gezmiştir. Neticede mülakata gittiğinde o mağaza ile ilgili bir sürü donanımı ortaya koymuş oluyor. Tüm bunlar işi istediğinin göstergesidir.
O açıdan aslında temel nokta biraz hedef belirlemek yani "ben bu işi istiyorum" demek. Binlerce işi istersiniz hiçbirisi sizin olmayabilir ama 10 tane işi istersiniz 1 tanesini alırsınız. O açıdan hedef belirleyip o hedefe yönelip biraz çaba sarf etmek lazım. Sonuçta "bir ürün satıyoruz" ve "bu ürün bir kariyer" ayda x liraya belli şartlar karşılığında belirli bir hizmetinizi satıyorsunuz.
Karşıdaki firmanın da bunu bu şekilde değerlendirdiğini düşünün.. Şirket de "ben işe aldığım kişiye bu kadar ücret vereceğim, bana geri dönüşü bu kadar olacak olacak" diye değerlendirdiğini düşünün! Biraz çaba sarf edip biraz özen göstermek gerekiyor çünkü firmalar özen istiyor.
Yani özensiz, standart formattaki özgeçmişlerle olmaz! Bazı firmalar adaydan hamleler görmek istiyor. Bu hamleleri görünce doğal olarak aday hemen 1 adım öne çıkıyor.
İdeal CV'nin uzunluğu
İdeal CV uzunluğu ne kadar olmalı?
Tecrübe ilerledikçe biraz özgeçmişler uzuyor. Örneğin aday 50 yaşındaysa doğal olarak 50 yaşındaki bir kişi de eksik CV olmaz. Okulundan, lisans mezunu olduğu tarihten son 50 yaşına kadar olan tüm işlerini yazması lazım! CV'de bunu belirtmesi lazım... Aksi takdirde şirkette şöyle bir düşünce oluşabiliyor "Okulu bitirmiş 20 sene ne yapmış? Kendi işini mi, bakkalcılık mı, taksicilik mi vs ne yapmış?" Profesyonel olarak baktığınız da kesinlikle CV'de ne yaptığını şirketin görmesi lazım...
Burada tabi ki yeni mezunsa CV 1 sayfayı geçmiyor. Yaş ve tecrübeye bağlı olarak bir özgeçmiş 2 ya da maksimum 3 sayfa olabilir. Yönetici ararken şirketler "bunun CV'si 3 sayfa" demez. Zaten aranan pozisyonla ilgili "ya bunun sayfası da uzunmuş incelemeyim" demez.
Diğer taraftan 8-10 sayfa uzun uzadıya her iş tecrübesini de 1'er sayfa yazmak gerekmez. Bazen de adaylar alıyorlar insan kaynaklarından görev tanımını özgeçmişine komple yapıştırıyorlar. Örneğin CV'de 100 tane iş tanımı sıralamış aslında inceleyen baktığında onları yapmadığını düşünüyor! Özellikle ilginçtir ki İnsan Kaynakları pozisyonuna başvuran bile benzer hatalara düşüyor.
Özetle adaylar özen göstermiyor. Özen gösterse kendini iyi satsa Türkiye'de iş imkanı var. Gazetelerde sayısız iş ilanı var. Rekabetin olmadığı alanlar var.
Bir de son olarak Türkiye'de üniversite sayısı da çok arttı. Özellikle İstanbul'da çok fazla mezun var tabi ki o alanlarda iş adedi de fazla ama yine yetersiz kalabiliyor. İş ararken mümkün olduğu kadar özenli ve hedef belirleyip, söz konusu pozisyona biraz da deyim yerinde ise saldırmak lazım...
Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Ocak 2015 12:25
Gösterim: 4389
Bilim adamları beynimizin erken yaşlanmasına neden olan gıda ve maddeleri tespit etti. Eğer beyninizin erken yaşlanmasını istemiyorsanız bu gıdalardan uzak durun. İşte uzak durmanız gereken o gıda ve maddeler;
Daily Mail gazetesi beyni tüketen ve öldüren 11 gıda maddesini yayınladı.
Tahıllar
Tahıllar Tahılların hepsi beyin fonksiyonlarına zarar verir. Ancak bunun tek istisnası yüzde 100 tam kepekli tahıllardır. Yani tam tahıllar. Eğer çok tahıl tüketirseniz bu hızlı yaşlanmanıza da yol açacaktır.
İşlenmiş proteinler
İşlenmiş proteinler Proteinler kas yapıcıdır. Et ise en yüksek kalitede ve en zengin protein kaynağıdır. Ancak sosis, salam, sucuk ve benzeri gıdalar gibi işlenmiş proteinlerden uzak durulmalıdır. Doğal proteinler sinir sistemini yapılandırırken, işlenmiş proteinler tam tersini yapar. Yani sinir sistemini tahrip eder.
Alkol
Alkol; Alkolün karaciğeri iflas ettirdiği bilinmektedir. Ancak az bilinen diğer etkisi de beyni bitirip tükettiğidir. Sağlıklı düşünme yeteneğini zayıflatır, hafızayı da tüketir. Kısa vadede alkol bırakıldığı takdirde etkileri belli bir düzeyde onarılabilmektedir. Ancak uzun süreli kullanımlarda kalıcı hasarlara da yol açabilir.
Trans yağlar
Trans yağlar Kesinlikle her türlü trans yağdan uzak durulmalıdır. Trans yağlar bir çok ciddi soruna yol açar. Kalp sorunları, kolesterol ve obezite bunların en çok bilinenidir. Az bilinen ise beyne de oldukça zarar verdiğidir. Refleksleri öldürür, beyin işlevinin kalitesini düşürür. Ayrıca felç riskini de maksimum düzeye çıkarır. Alzheimer benzeri etkileri de uzun vadede ortaya çıkar.
Tuz
Çok tuzlu gıdalar Tuzun kalbe zarar verdiğini herkes bilir. Bilinmeyen şey ise tuzun içindeki yoğun sodyum beyne de zararlıdır ve düşünme yeteneğini zayıflatır. Zekayı da gerilettiği ispat edilmiştir
Fast food
Fast Food Yakın zamanda Montreal Üniversitesi´nde yapılan bir araştırma fast food ürünlerinin beynin kimyasını değiştirdiğini ortaya koymuştur. Bu da depresyon ve anksiyete sorunlarına yol açmaktadır. Fast Food ürünlerinin içindeki katkı maddelerinin öğrenme bozukluğu, motivasyon eksikliği ve hafıza zayıflığına da yol açtığı kanıtlanmıştır.
Kızarmış yiyecekler
Kızarmış yiyecekler Bütün işlenmiş yiyecekler kimyasallar, katkı maddeleri, yapay tatlandırıcılar ve koruyucular içerir. Bunlar hem çocuklarda hem yetişkinlerde ciddi beyin hasarlarına yol açar. Kızarmış veya işlenmiş gıdalar beyin sinirlerini zedeler. Bazı yağlar ise diğerlerine göre daha zararlıdır. Doğadaki en toksik ve tehlikeli kızartma yağının ise ayçiçek yağı olduğu tespit edilmiştir.
İşlenmiş veya önceden pişirilmiş tüketime hazır besinler
Kızarmış besinler gibi bunlarda merkezi sinir sistemini etkilemekte ve ilerleyen yıllarda Alzheimer gibi dejeneratif bir beyin hastalığı gelişme riskini arttırmaktadır.
Tatlandırıcılar
Yapay tatlandırıcılar İnsanlar zayıflamak için şeker yerine yapay tatlandırıcı kullanırlar. Bunların daha az kalori içerdiği doğru olsa da faydasından çok zararı vardır. Uzun kullanımlarda beyin hasarına ve zihinsel bozukluklara yol açar.
Nikotin
Nikotin Nikotinin zararları saymakla bitmez. Beyinle ilgili olanına gelince... Vücudunuzun en önemli organı olan beyninize kan gitmesini engeller... Kan gitmezse oksijen de gitmez.. Bu da beyninizin yavaş yavaş ölmesine yol açar. Kılcal damarları tıkadığı için nörotransmitterlerin üretilmesine engel olur ve işlevini engeller... Bu da sinir sistemini tüketir.
Şekerli ürünler
Şeker ve şekerli ürünler hem bel çevresinin artışına neden olurlar hem de beyin fonksiyonları için zararlıdırlar. Uzun dönem şeker tüketimi nörolojik sorunların artışıyla sonuçlanıp, hafıza ile ilgili bozukluklara yol açabilmektedir. Şeker tüketimi öğrenme yeteneğini de olumsuz etkilediğinden önceden pişirilmiş hazır hamur işlerinden, şeker, mısır şurubu ve yüksek fruktoz içeren ürünlerden kaçınılmak gerekir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Bilim adamları beynimizin erken yaşlanmasına neden olan gıda ve maddeleri tespit etti. Eğer beyninizin erken yaşlanmasını istemiyorsanız bu gıdalardan uzak durun. İşte uzak durmanız gereken o gıda ve maddeler;
Daily Mail gazetesi beyni tüketen ve öldüren 11 gıda maddesini yayınladı.
Tahıllar
Tahıllar Tahılların hepsi beyin fonksiyonlarına zarar verir. Ancak bunun tek istisnası yüzde 100 tam kepekli tahıllardır. Yani tam tahıllar. Eğer çok tahıl tüketirseniz bu hızlı yaşlanmanıza da yol açacaktır.
İşlenmiş proteinler
İşlenmiş proteinler Proteinler kas yapıcıdır. Et ise en yüksek kalitede ve en zengin protein kaynağıdır. Ancak sosis, salam, sucuk ve benzeri gıdalar gibi işlenmiş proteinlerden uzak durulmalıdır. Doğal proteinler sinir sistemini yapılandırırken, işlenmiş proteinler tam tersini yapar. Yani sinir sistemini tahrip eder.
Alkol
Alkol; Alkolün karaciğeri iflas ettirdiği bilinmektedir. Ancak az bilinen diğer etkisi de beyni bitirip tükettiğidir. Sağlıklı düşünme yeteneğini zayıflatır, hafızayı da tüketir. Kısa vadede alkol bırakıldığı takdirde etkileri belli bir düzeyde onarılabilmektedir. Ancak uzun süreli kullanımlarda kalıcı hasarlara da yol açabilir.
Trans yağlar
Trans yağlar Kesinlikle her türlü trans yağdan uzak durulmalıdır. Trans yağlar bir çok ciddi soruna yol açar. Kalp sorunları, kolesterol ve obezite bunların en çok bilinenidir. Az bilinen ise beyne de oldukça zarar verdiğidir. Refleksleri öldürür, beyin işlevinin kalitesini düşürür. Ayrıca felç riskini de maksimum düzeye çıkarır. Alzheimer benzeri etkileri de uzun vadede ortaya çıkar.
Tuz
Çok tuzlu gıdalar Tuzun kalbe zarar verdiğini herkes bilir. Bilinmeyen şey ise tuzun içindeki yoğun sodyum beyne de zararlıdır ve düşünme yeteneğini zayıflatır. Zekayı da gerilettiği ispat edilmiştir
Fast food
Fast Food Yakın zamanda Montreal Üniversitesi´nde yapılan bir araştırma fast food ürünlerinin beynin kimyasını değiştirdiğini ortaya koymuştur. Bu da depresyon ve anksiyete sorunlarına yol açmaktadır. Fast Food ürünlerinin içindeki katkı maddelerinin öğrenme bozukluğu, motivasyon eksikliği ve hafıza zayıflığına da yol açtığı kanıtlanmıştır.
Kızarmış yiyecekler
Kızarmış yiyecekler Bütün işlenmiş yiyecekler kimyasallar, katkı maddeleri, yapay tatlandırıcılar ve koruyucular içerir. Bunlar hem çocuklarda hem yetişkinlerde ciddi beyin hasarlarına yol açar. Kızarmış veya işlenmiş gıdalar beyin sinirlerini zedeler. Bazı yağlar ise diğerlerine göre daha zararlıdır. Doğadaki en toksik ve tehlikeli kızartma yağının ise ayçiçek yağı olduğu tespit edilmiştir.
İşlenmiş veya önceden pişirilmiş tüketime hazır besinler
Kızarmış besinler gibi bunlarda merkezi sinir sistemini etkilemekte ve ilerleyen yıllarda Alzheimer gibi dejeneratif bir beyin hastalığı gelişme riskini arttırmaktadır.
Tatlandırıcılar
Yapay tatlandırıcılar İnsanlar zayıflamak için şeker yerine yapay tatlandırıcı kullanırlar. Bunların daha az kalori içerdiği doğru olsa da faydasından çok zararı vardır. Uzun kullanımlarda beyin hasarına ve zihinsel bozukluklara yol açar.
Nikotin
Nikotin Nikotinin zararları saymakla bitmez. Beyinle ilgili olanına gelince... Vücudunuzun en önemli organı olan beyninize kan gitmesini engeller... Kan gitmezse oksijen de gitmez.. Bu da beyninizin yavaş yavaş ölmesine yol açar. Kılcal damarları tıkadığı için nörotransmitterlerin üretilmesine engel olur ve işlevini engeller... Bu da sinir sistemini tüketir.
Şekerli ürünler
Şeker ve şekerli ürünler hem bel çevresinin artışına neden olurlar hem de beyin fonksiyonları için zararlıdırlar. Uzun dönem şeker tüketimi nörolojik sorunların artışıyla sonuçlanıp, hafıza ile ilgili bozukluklara yol açabilmektedir. Şeker tüketimi öğrenme yeteneğini de olumsuz etkilediğinden önceden pişirilmiş hazır hamur işlerinden, şeker, mısır şurubu ve yüksek fruktoz içeren ürünlerden kaçınılmak gerekir.
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Aralık 2014 14:13
Gösterim: 1345

