Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Uluslararası bir program (IB-PYP)’yi uygulayan Taşk Koleji, eğitim felsefesinin odağına ‘sorgulama’yı koyan bir okul. Taş Koleji Genel Müdürü Dr. Ali Akdoğan ile, okulun eğitim modelinin ayrıntılarını ve başarısının altında yatan olguları konuştuk.
Yeni eğitim – öğretim dönemine nasıl hazırlandınız? Yönetici ve çalışanlarınıza yönelik hangi eğitimler gerçekleştirildi?
Yeni eğitim-öğretim yılına her zaman yaptığımız gibi okul uygulamalarına ilişkin çok boyutlu toplantılar, planlamalarla, ‘eleştirel bakış açısını’ da mutlaka gözeterek hazırlandık. ‘Eleştirel bakış açısı’ bir eğitim kurumunun yapısal düzenlemesinde ve özellikle ortaya koyduğu vizyonunda çok önemli, zengin bir kavramdır. Hatta bu, her şeyin üstündedir. Şunu da eklemekte sakınca yok ki, kendi kendini eleştirel bir gözle değerlendirebilen nadir kurumlardanız. Bu konuda, eğitim ve hatta destek ekiplerimizle birlikte yıllar içinde önemli bir bakış açısı geliştirdiğimizi söyleyebilirim. Uluslararası bir program (IB-PYP) yürüttüğümüz için daha dikkatli, titiz olmamız gerektiğinin de ayrıca farkındayız. Yaptığımız her işi işlevsel boyutlarını göz önünde bulundurarak yapmaya, eleştirilerin üzerinde durmaya da gayret ediyoruz; telaşa düşmeden, sakince. Taş Okul, Türkiye’nin dünyaya merakla ve titizlikle sorgulayarak bakan yüzü. Bundan dolayı, yürütmekte olduğumuz programın önemli güncellemeleri, ince ayarları ve uygulamada karşılaşabieceğimiz sorunları minimuma indirmek için özverili çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında, kavramsal anlama, sınıf iklimi, öğrenme güçlükleri, iş güvenliği, ilkyardım gibi konularda da eğitimler alıyoruz. Yaptığımız, takip ettiğimiz ya da planladığımız tüm projelerin, çalışmaların ve tartışmaların merkezinde çocuk olmasına özellikle dikkat ediyoruz. Yıllardır yapmakta olduğumuz Veli Sempozyumu’nun sloganı şu: ‘Öğrenmeyi Birlikte, Yeniden Tanımlıyoruz.’ Gerçekten de öyle, bazı şeylerin yeniden tanımlanmasına, sürekli güncellenmesine ihtiyaç var. Yeni eğitim-öğretim yılına bu önemli ve olmazsa olmaz güncellemelerle giriyoruz.
TAŞ KOLEJE EK BİNA
Taş Koleji olarak 2018 – 2019 döneminde öne çıkan gündem maddeleriniz neler olacak? Bu eğitim – öğretim döneminde ilk defa göreceğimiz uygulamalarınız olacak mı?
Bu yıl kampüsümüzde yeni bir binamız var. Haliyle, mekanda önemli bir düzenleme oldu. İki şube olan hazırlık sınıflarımızı da üçe çıkardık. Dolayısıyla okula biraz daha fazla öğrenci kabulü oldu. Bunun yanında çağdaş gelişmelere uygun bir teknoloji tasarım atölyesi, ikinci bir sanat atölyesi ve kütüphane de açtık. Amacımız her bir yeri öğrenme ortamı olan okul yerleşiminden olabilecek maksimum verimi almak. LGS hazırlık çalışmalarımız Ağustos ayında başladı. Geçtiğimiz dönemde, yeni düzenlenen bir sınavla yüzleştik fakat bu sınavda da başarıyı zirveye taşıdık. Bu tamamen iyi planlama, mesai harcama ve sonuçları dikkatli bir şekilde değerlendirme ile gerçekleşti. Her zamanki gibi eleştirel bakış açımızı da tüm planlamalara yaydık. Uluslararası IB-PYP programının LGS ile ilişkisi, LGS’ye (bundan önce TEOG’a) katkısı konularında da önemli verilere ulaştık diyebilirim. Çalışmalarımız gösteriyorki hazırlık sınıflarından 6. Sınıflara kadar yürüttüğümüz PYP, bakış açısı ve program olarak LGS’ye giren öğrencilerimizi besleyen ve düşünme becerilerini destekleyen bir programdır. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Zaten okulların amacı öğrencide düşünme becerilerini geliştirmek olmalıdır. Unutulmamalıdır ki okul bilinmeyene yolculuğu cesaretlendiren sıradışı ve hareketli bir mekanizmadır. Bu ‘sıradışılığı ve hareketliliği‘ mutlaka göz önünde bulundurarak, her yıl, motivasyonumuzu da üst düzeyde tutarak, iyi bir hazırlık evresi geçiriyoruz
‘SORGULAMA’ TÜM YAPININ BELİRLEYİCİSİ
Eğitimde niteliği artırmak için hangi alanlara eğileceksiniz? Bu alanlarda neler yapacaksınız?
Eğitimde niteliği artırmak için, ‘dünyanın baktığı yere, dünyanın ulaştığı büyük fikre’ bakmamız şart. Dünyayla entegre olmak böyle bir şey. İçi oldukça dolu bir söylem. Bu söylemi destekleyecek her şey bizim gündemimizdedir. Bakarız, ortaya koyar, titizlikle tartışırız. Teknolojiyi, sanatı, sosyal bilimleri, başka bir dili ve bunların uzantılarını inceleriz. Disiplinler tek başlarına pek bir şey ifade etmez. Bunun yerine, yürütmekte olduğumuz PYP’nin de altını çizdiği gibi ‘disiplinler üstü’ olarak ele alırız kavramları. Öğrencilerin tek tek derslerle boğuşması yerine üzerinde durduğu kavramla, ‘nitelikli soruyla’ haşır neşir olması daha anlamlı. Yani ‘sorgulama’ tüm yapının belirleyicisi. Sorgulamaya dayanmayan hiç bir sistem başarıya ulaşamaz. Sorgulanabilirliği olan kavramlar üzerinde çalışmak, fikir üretmek, tartışmak, bir üst fikre ulaşmada, hatta eyleme geçmede oldukça etkilidir. Eğitimde niteliği artırmak için olmazsa olmazımızın ‘sorgulama’ kavramı olduğu muhakkak. Aynı şekilde, teknolojiyi, teknoloji hakkında varolan bilgiyi bu çerçevede ele alıyoruz. Teknolojiyi kullanarak disiplinlerarası bağlantıyı olabildiğince derinleştiriyoruz. Her bir disiplinin ayrı ayrı değil de bağlantılı olarak, disiplinler üstü olarak kavranması bu anlamda önemli. Çocuğun gerçek hayatta karşılaşacağı her hangi bir durum karşısında nasıl hareket edeceği, nasıl tedbirler alacağı, nasıl bir planlama yapacağı bu kapsamda karşımıza çıkan ilk soru. Ayrıca iyi bir soru, çünkü okul dediğimiz bu mekanizma gerçek hayat ile ilişki kurmak durumunda. Bunu yapabildiği ölçüde başarılı ve etkin. Dolayısıyla, eğitimde niteliği artırma ‘alanlarla’ ilgili bir söylem değil, ‘alanlarüstü’ bir yaklaşımdır. En azından diğer kurumlarda da böyle olması beklenir. Çocuğun bilgiyi kompartımanlara ayrılmış bir şekilde görmesi yerine içinde serbestçe dolaşabildiği, o kompartımandan diğerine gidip geldiği, hatta yönetim bölümüne de rahatlıkla geçebildiği bir trenin içinde ‘anlaması’ durumu anlamlı ve niteliklidir.
Öğrencilerinizi yeni dönemde sanatta, sporda ve kültürde neler bekliyor? Bu alanlarda katılacağınız ulusal ve uluslararası etkinlik ve yarışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Önceden de söylediğim gibi disiplinler birbirinden ayrı ayrı gözükse de aslında tek bir şeye, çocuğun anlamasına hizmet ediyorlar. Bu ‘anlama’ durumu basit bir şey değil. Örneğin, ‘sınıf gösterileri’ adı altında gerçekleştirdiğimiz sahne programları tüm öğrencilerin sahne deneyimi yaşamasını sağlıyor. Her sınıf bir PYP teması seçiyor ve bu konuda müzik, drama, dans, film gibi unsurlar içeren bir sahne programı hazırlıyor. Her öğrenci sahnede eşit rol alıyor. Tecrübe kazanıyorlar, birbirlerinden öğreniyorlar, öğrendiklerini, anladıklarını bir sonraki yıla aktarıyorlar. Kimse çocuklardan bir virtüöz olmasını ya da en iyi tirat yapmasını beklemiyor. Fakat her çocuk kendi yapabileceğinin en iyisini yapmayı tecrübe ediyor. Ve bu durum çocuklardaki özgüveni mutlaka artırıyor. Sınıf gösterilerinin yanında özel günlerimiz ve haftalarımız var; MaRtematik Günleri, Fentastik Bilim Günleri, Sosyal Bilimler ve Mizah Haftası, Yabancı Diller Haftası, Kitap Fuarı, Satranç Günleri, Sanata Genç Bakış Sergisi, Cambridge English Sınavları, Spor Günleri…Bunlar tek tek kompartımanlar olarak gözükse de her özel hafta belli bir temayı işliyor ve bu anlamda PYP’yi de destekliyor. Sporda da oldukça başarılı bir okuluz. Okul sonrası çalışmalarımızla öğrencilerimizi turnuvalara hazırlıyoruz. Beden sağlığının akıl ve ruh sağlığıyla doğru orantılı bir ilişki var kuşkusuz. Spor alanlarını olabildiğince farklılaştırmaya çalışıyoruz. Basketbolun yanında eskrim sporuyla da uğraşıyoruz mesela. Fakat şunu unutmamak gerekir ki organize olmamış, iyi planlanmamış bir spor yaklaşımı fayda yerine zarar getirir. Bunun bilincinde olarak spora ilişkin her bir ayrıntıyı titizlikle planlıyoruz. PYP’nin içinde yer alan ‘portfolyo sunumları’ çocuklarımızın gelişimlerini aileleri ile paylaşabilmeleri için uzun planlamalarla tasarlanıyor. Sunumlarda spor da sanat da başlı başına yer alıyor ve diğer disiplinlerle bağlantılarına vurgu yapılıyor. Kültürel anlamda yine PYP bakış açısıyla kurgulanan şehir içi ve şehir dışı geziler öğrencilerimizin gerçek hayat deneyimlerini artırıyor. Yine bu geziler için mutlaka ön değerlendirme ve geribildirim çalışmaları yapılıyor. Bu anlamda, yine PYP kapsamında okulumuza konuk ettiğimiz isimler öğrencilerimizle ‘yakın temasta’ paylaşımlarda bulunuyor ve deneyimlerini onlarla paylaşıyorlar. Konuklarımıza bizden bir parça, ‘öğrencilerimizin ürettiği bir seramik çalışması’ hediye ediyoruz. Böylece yapılan sunuma da bir anlamda manevi bir değer biçiyoruz.
Teknoloji alanında öne çıkan robotics, yapay zeka, endüstri 4.0 vb alanlarda yeni eğitim – öğretim döneminde hangi çalışmaları gerçekleştireceksiniz?
Yeni eğitim-öğretim yılında daha önce de bahsettiğim gibi yeni bir teknoloji tasarım yapılanmasıyla giriyoruz. Yeni bir oluşum, yeni düşünce, ileriye bakabilme…Bu zaten PYP’nin öngördüğü bir durum. Teknolojiyi öğrenmek, teknolojiye ait bilgiyi öğrenmek ve teknoloji aracılığıyla öğrenmek PYP’nin yapısında ve teknoloji yaklaşımında belirlenmiş. Bizim bu konuda iki referansımız var, birincisi Milli Eğitim Bakanlığı’nın öngörüleri ve PYP’nin yapılandırılmış sistemi. Bakanlığın zaman zaman biz eğitimcilerin fikirlerini alması, bizlere danışması ve bizimle birlikte çalışması önemli bir unsur. Bu iyi niyetli ve kapsamlı bakış açısını her zaman takdir ediyoruz. Şurası kesin ki çocuklarımız bundan yirmi yıl sonra şu an bizlerin uğraştığı çoğu şeyle uğraşmayacak. Hatta şu an bizi meşgul eden bir çok unsur yirmi yıl sonra yok olacak. Dolayısıyla geleceği tasarlayacak bireylere de bu anlamda ihtiyaç var. Bir çok iş insanlar tarafından yapılmayacak. Makineler daha da artacak. Bunun yazılım, kodlama ya da mühendisliğini şimdiden öngörüyor olabilmemiz lazım. Teknoloji vasıtası ile öğrenme yanında teknolojinin diline, teknolojiye ait evrensel bilgiye de hakim olmamız şart. Bunu yaparken aşırıya da kaçmamalıyız. Bu bir şov değil. Bu tam anlamıyla doğru okuma ile ilgili. İçinde bulunulan durumun doğru okunması ve asıl önemlisi ‘anlamın oluşması’ için dikkatli bir strateji izliyoruz. Hiç bir zaman reklama ihtiyaç duymadık. Kurucumuz merhum Tarık Akan da böyle bir insan değildi. Uğraşmakta olduğumuz şeylerin reklamını yapmayız. Ama eğitimin çktısını da göstermek isteriz. Bu anlamda öğrencilerimizin bir eğitim öğretim yılı içinde kaç kitap okumuş oldukları bizim ‘reklam’ konumuz olabilir. Bununla da gurur duyarız. Fakat bunun yanında, ‘teknolojinin’ reklamı anlamsızdır. Ya da okul alanlarının reklamı da en az onun kadar anlamsız ve spekülatiftir. Ne yazık ki bu konuda bir çok olumsuz örnek görüyoruz. Okul mekânla sınırlı bir şey değil. Ya da, mekân okulu gösteren, tanımlayan bir şey değil.
Yeni eğitim – öğretim yılı başlarken veli, öğrenci ve öğretmenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Bayramdan sonra öğretmen arkadaşlarımız okula geldiler ve onlarla geleneksel bir başlangıç kahvaltısı yaptık. İlk konuşmamda öğretmen arkadaşlarıma şunu söyledim: Okulda yaptığınız her ne olursa olsun çocuk için yaptığınızı unutmayın. Çocuklar sizi örnek alırlar; bu yüzden her adımınızı bu anlamda atın…İşini sevmeyen bir insan o işi iyi bir şekilde yapamaz. İlk önce yaptığımız işi seveceğiz ve bu işin sonuçlarını uzun vadede, en az yirmi yıl sonra göreceğimizi de bilelim. Öğretmenlik hemen sonuç alınacak bir uğraş değil. Bu yüzden sabır gerektiriyor. Öğrencilere tavsiyem eleştirel bakmaları ve sorgulamaları. Sorgulanmayan her bilgi işlevsiz olarak kalır kafamızda. Değersizdir de, çünkü o bilgiye siz anlam katmamışsınızdır. Ve tabii, dünyaya bakmalarını öneririm. Yaşadığımız yer önemli ve değerlidir evet, ama bir anlamda da dünyada yaşadığımızı, onun bir parçası olduğumuzu unutmayalım. Burada dünyayı bizi çevreleyen doğa, sistemler, ülkeler, diller, topluluklar ve yapılar olarak ele almak lazım. Velilere de büyük görev düşüyor. Şunu unutmasınlar ki okul, anne babanın çocuğunu bırakıp işine gücüne gittiği bir bakımevi değil. Veli evde de bir duruş ve anlayış sergilenmeli. Bu yüzden okul, öğrenci ve veli ayrılmaz üçlüdür. Veli okulla işbirliği içinde olmalı. Ve tabii veli de ‘okulu, sistemi, uygun bir yaklaşımla‘ sorgulamalı.
ZİYA SELÇUK HOCA ŞU AN BiR MEMLEKETİN
GELECEĞİNİ TANZİM ETMEYE ÇALIŞIYOR
Eğitim dünyasından Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olarak atandı. Bir eğitimci olarak yeni bakandan neler bekliyorsunuz?
Sayın bakanımız Ziya Selçuk, eğitim alanından; başarılı, tecrübeli ve ileriyi gören bir kişiliği var. Yüzü dünyaya dönük ve çok önemli işler yapacağına inanıyorum. Bunun yanında, geleneğimize de hakim olması, yaptığı iş her ne olursa olsun, severek yapması, onu bir bürokrattan çok vatanını, insanlarını seven, onları yüceltmek için çaba harcayan bir kişilik olarak yansıtıyor. Toplumun hemen her kesiminden, daha önce hiç görmediğimiz kadar olumlu bir bakış var Ziya Selçuk Hoca’ya. Fakat işinin zor olduğunu da hepimiz biliyoruz. Ziya Selçuk Hoca şu an bir memleketin geleceğini tanzim etmeye çalışıyor. Biz kendisine ve ekibine güveniyoruz. Olumsuz olarak gördüğümüz bir çok şeyin zamanla düzeltileceğine inanıyoruz.
KENDİMİZLE YARIŞIYORUZ
Öğrencilerin ulusal sınavlara hazırlıkları yönündeki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
LGS geçen yıl karşılaştığımız bir sistem olmasına rağmen asıl amacın, yani seçme işleminin dışında bir durumu da göstermiyor. Evet bir takım dezavantajları da var fakat bu konuda hazırlıklıyız. PYP sistem olarak öğrencilerin sorgulamasına hizmet eden, bu konuda cesaretlendiren bir yaklaşım sağlıyor. PYP sistematiği ile yetişmiş çocuklar da yorumlama, ilişkilendirme ve sonuca ulaşmada başarılılar. Nitekim, geçtiğimiz LGS’de almış olduğumuz puanlar da bunu gösteriyor. Öğrencilerimiz iyi okullara yerleştiler. Önümüzdeki yıl için de kararlı bir şekilde çalışmalarımıza başladık. Öğrencilerimizin almış oldukları eğitime, sorgulama yaklaşımlarına ve analiz etme becerilerine güveniyoruz. Bu arada, sektörel olarak düşündüğümüzde, amacımız kimseyle yarışmak değil fakat kendi kendimizle bir yarış ortaya koymamız da doğal. Bu anlamda, baktığımız yer Mustafa Kemal Atatürk‘ün baktığı yerdir, bu kuşku götürmez. İlerici, çağdaş ve kendi kendisiyle barışık bireyler yetiştiriyoruz. Ve normal bir çalışma neyi gerektiriyorsa onu yapıyoruz, evet, ama yanına bir de inancı ekliyoruz. Bu inanç bizi biz yapan değerlere bağlı bir gençliğin başarabileceğine ilişkin inançtır. Taşıdığımız değerler ve bakış açımızın bizi var ettiğini de biliyoruz.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Uluslararası bir program (IB-PYP)’yi uygulayan Taşk Koleji, eğitim felsefesinin odağına ‘sorgulama’yı koyan bir okul. Taş Koleji Genel Müdürü Dr. Ali Akdoğan ile, okulun eğitim modelinin ayrıntılarını ve başarısının altında yatan olguları konuştuk.
Yeni eğitim – öğretim dönemine nasıl hazırlandınız? Yönetici ve çalışanlarınıza yönelik hangi eğitimler gerçekleştirildi?
Yeni eğitim-öğretim yılına her zaman yaptığımız gibi okul uygulamalarına ilişkin çok boyutlu toplantılar, planlamalarla, ‘eleştirel bakış açısını’ da mutlaka gözeterek hazırlandık. ‘Eleştirel bakış açısı’ bir eğitim kurumunun yapısal düzenlemesinde ve özellikle ortaya koyduğu vizyonunda çok önemli, zengin bir kavramdır. Hatta bu, her şeyin üstündedir. Şunu da eklemekte sakınca yok ki, kendi kendini eleştirel bir gözle değerlendirebilen nadir kurumlardanız. Bu konuda, eğitim ve hatta destek ekiplerimizle birlikte yıllar içinde önemli bir bakış açısı geliştirdiğimizi söyleyebilirim. Uluslararası bir program (IB-PYP) yürüttüğümüz için daha dikkatli, titiz olmamız gerektiğinin de ayrıca farkındayız. Yaptığımız her işi işlevsel boyutlarını göz önünde bulundurarak yapmaya, eleştirilerin üzerinde durmaya da gayret ediyoruz; telaşa düşmeden, sakince. Taş Okul, Türkiye’nin dünyaya merakla ve titizlikle sorgulayarak bakan yüzü. Bundan dolayı, yürütmekte olduğumuz programın önemli güncellemeleri, ince ayarları ve uygulamada karşılaşabieceğimiz sorunları minimuma indirmek için özverili çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında, kavramsal anlama, sınıf iklimi, öğrenme güçlükleri, iş güvenliği, ilkyardım gibi konularda da eğitimler alıyoruz. Yaptığımız, takip ettiğimiz ya da planladığımız tüm projelerin, çalışmaların ve tartışmaların merkezinde çocuk olmasına özellikle dikkat ediyoruz. Yıllardır yapmakta olduğumuz Veli Sempozyumu’nun sloganı şu: ‘Öğrenmeyi Birlikte, Yeniden Tanımlıyoruz.’ Gerçekten de öyle, bazı şeylerin yeniden tanımlanmasına, sürekli güncellenmesine ihtiyaç var. Yeni eğitim-öğretim yılına bu önemli ve olmazsa olmaz güncellemelerle giriyoruz.
TAŞ KOLEJE EK BİNA
Taş Koleji olarak 2018 – 2019 döneminde öne çıkan gündem maddeleriniz neler olacak? Bu eğitim – öğretim döneminde ilk defa göreceğimiz uygulamalarınız olacak mı?
Bu yıl kampüsümüzde yeni bir binamız var. Haliyle, mekanda önemli bir düzenleme oldu. İki şube olan hazırlık sınıflarımızı da üçe çıkardık. Dolayısıyla okula biraz daha fazla öğrenci kabulü oldu. Bunun yanında çağdaş gelişmelere uygun bir teknoloji tasarım atölyesi, ikinci bir sanat atölyesi ve kütüphane de açtık. Amacımız her bir yeri öğrenme ortamı olan okul yerleşiminden olabilecek maksimum verimi almak. LGS hazırlık çalışmalarımız Ağustos ayında başladı. Geçtiğimiz dönemde, yeni düzenlenen bir sınavla yüzleştik fakat bu sınavda da başarıyı zirveye taşıdık. Bu tamamen iyi planlama, mesai harcama ve sonuçları dikkatli bir şekilde değerlendirme ile gerçekleşti. Her zamanki gibi eleştirel bakış açımızı da tüm planlamalara yaydık. Uluslararası IB-PYP programının LGS ile ilişkisi, LGS’ye (bundan önce TEOG’a) katkısı konularında da önemli verilere ulaştık diyebilirim. Çalışmalarımız gösteriyorki hazırlık sınıflarından 6. Sınıflara kadar yürüttüğümüz PYP, bakış açısı ve program olarak LGS’ye giren öğrencilerimizi besleyen ve düşünme becerilerini destekleyen bir programdır. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Zaten okulların amacı öğrencide düşünme becerilerini geliştirmek olmalıdır. Unutulmamalıdır ki okul bilinmeyene yolculuğu cesaretlendiren sıradışı ve hareketli bir mekanizmadır. Bu ‘sıradışılığı ve hareketliliği‘ mutlaka göz önünde bulundurarak, her yıl, motivasyonumuzu da üst düzeyde tutarak, iyi bir hazırlık evresi geçiriyoruz
‘SORGULAMA’ TÜM YAPININ BELİRLEYİCİSİ
Eğitimde niteliği artırmak için hangi alanlara eğileceksiniz? Bu alanlarda neler yapacaksınız?
Eğitimde niteliği artırmak için, ‘dünyanın baktığı yere, dünyanın ulaştığı büyük fikre’ bakmamız şart. Dünyayla entegre olmak böyle bir şey. İçi oldukça dolu bir söylem. Bu söylemi destekleyecek her şey bizim gündemimizdedir. Bakarız, ortaya koyar, titizlikle tartışırız. Teknolojiyi, sanatı, sosyal bilimleri, başka bir dili ve bunların uzantılarını inceleriz. Disiplinler tek başlarına pek bir şey ifade etmez. Bunun yerine, yürütmekte olduğumuz PYP’nin de altını çizdiği gibi ‘disiplinler üstü’ olarak ele alırız kavramları. Öğrencilerin tek tek derslerle boğuşması yerine üzerinde durduğu kavramla, ‘nitelikli soruyla’ haşır neşir olması daha anlamlı. Yani ‘sorgulama’ tüm yapının belirleyicisi. Sorgulamaya dayanmayan hiç bir sistem başarıya ulaşamaz. Sorgulanabilirliği olan kavramlar üzerinde çalışmak, fikir üretmek, tartışmak, bir üst fikre ulaşmada, hatta eyleme geçmede oldukça etkilidir. Eğitimde niteliği artırmak için olmazsa olmazımızın ‘sorgulama’ kavramı olduğu muhakkak. Aynı şekilde, teknolojiyi, teknoloji hakkında varolan bilgiyi bu çerçevede ele alıyoruz. Teknolojiyi kullanarak disiplinlerarası bağlantıyı olabildiğince derinleştiriyoruz. Her bir disiplinin ayrı ayrı değil de bağlantılı olarak, disiplinler üstü olarak kavranması bu anlamda önemli. Çocuğun gerçek hayatta karşılaşacağı her hangi bir durum karşısında nasıl hareket edeceği, nasıl tedbirler alacağı, nasıl bir planlama yapacağı bu kapsamda karşımıza çıkan ilk soru. Ayrıca iyi bir soru, çünkü okul dediğimiz bu mekanizma gerçek hayat ile ilişki kurmak durumunda. Bunu yapabildiği ölçüde başarılı ve etkin. Dolayısıyla, eğitimde niteliği artırma ‘alanlarla’ ilgili bir söylem değil, ‘alanlarüstü’ bir yaklaşımdır. En azından diğer kurumlarda da böyle olması beklenir. Çocuğun bilgiyi kompartımanlara ayrılmış bir şekilde görmesi yerine içinde serbestçe dolaşabildiği, o kompartımandan diğerine gidip geldiği, hatta yönetim bölümüne de rahatlıkla geçebildiği bir trenin içinde ‘anlaması’ durumu anlamlı ve niteliklidir.
Öğrencilerinizi yeni dönemde sanatta, sporda ve kültürde neler bekliyor? Bu alanlarda katılacağınız ulusal ve uluslararası etkinlik ve yarışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Önceden de söylediğim gibi disiplinler birbirinden ayrı ayrı gözükse de aslında tek bir şeye, çocuğun anlamasına hizmet ediyorlar. Bu ‘anlama’ durumu basit bir şey değil. Örneğin, ‘sınıf gösterileri’ adı altında gerçekleştirdiğimiz sahne programları tüm öğrencilerin sahne deneyimi yaşamasını sağlıyor. Her sınıf bir PYP teması seçiyor ve bu konuda müzik, drama, dans, film gibi unsurlar içeren bir sahne programı hazırlıyor. Her öğrenci sahnede eşit rol alıyor. Tecrübe kazanıyorlar, birbirlerinden öğreniyorlar, öğrendiklerini, anladıklarını bir sonraki yıla aktarıyorlar. Kimse çocuklardan bir virtüöz olmasını ya da en iyi tirat yapmasını beklemiyor. Fakat her çocuk kendi yapabileceğinin en iyisini yapmayı tecrübe ediyor. Ve bu durum çocuklardaki özgüveni mutlaka artırıyor. Sınıf gösterilerinin yanında özel günlerimiz ve haftalarımız var; MaRtematik Günleri, Fentastik Bilim Günleri, Sosyal Bilimler ve Mizah Haftası, Yabancı Diller Haftası, Kitap Fuarı, Satranç Günleri, Sanata Genç Bakış Sergisi, Cambridge English Sınavları, Spor Günleri…Bunlar tek tek kompartımanlar olarak gözükse de her özel hafta belli bir temayı işliyor ve bu anlamda PYP’yi de destekliyor. Sporda da oldukça başarılı bir okuluz. Okul sonrası çalışmalarımızla öğrencilerimizi turnuvalara hazırlıyoruz. Beden sağlığının akıl ve ruh sağlığıyla doğru orantılı bir ilişki var kuşkusuz. Spor alanlarını olabildiğince farklılaştırmaya çalışıyoruz. Basketbolun yanında eskrim sporuyla da uğraşıyoruz mesela. Fakat şunu unutmamak gerekir ki organize olmamış, iyi planlanmamış bir spor yaklaşımı fayda yerine zarar getirir. Bunun bilincinde olarak spora ilişkin her bir ayrıntıyı titizlikle planlıyoruz. PYP’nin içinde yer alan ‘portfolyo sunumları’ çocuklarımızın gelişimlerini aileleri ile paylaşabilmeleri için uzun planlamalarla tasarlanıyor. Sunumlarda spor da sanat da başlı başına yer alıyor ve diğer disiplinlerle bağlantılarına vurgu yapılıyor. Kültürel anlamda yine PYP bakış açısıyla kurgulanan şehir içi ve şehir dışı geziler öğrencilerimizin gerçek hayat deneyimlerini artırıyor. Yine bu geziler için mutlaka ön değerlendirme ve geribildirim çalışmaları yapılıyor. Bu anlamda, yine PYP kapsamında okulumuza konuk ettiğimiz isimler öğrencilerimizle ‘yakın temasta’ paylaşımlarda bulunuyor ve deneyimlerini onlarla paylaşıyorlar. Konuklarımıza bizden bir parça, ‘öğrencilerimizin ürettiği bir seramik çalışması’ hediye ediyoruz. Böylece yapılan sunuma da bir anlamda manevi bir değer biçiyoruz.
Teknoloji alanında öne çıkan robotics, yapay zeka, endüstri 4.0 vb alanlarda yeni eğitim – öğretim döneminde hangi çalışmaları gerçekleştireceksiniz?
Yeni eğitim-öğretim yılında daha önce de bahsettiğim gibi yeni bir teknoloji tasarım yapılanmasıyla giriyoruz. Yeni bir oluşum, yeni düşünce, ileriye bakabilme…Bu zaten PYP’nin öngördüğü bir durum. Teknolojiyi öğrenmek, teknolojiye ait bilgiyi öğrenmek ve teknoloji aracılığıyla öğrenmek PYP’nin yapısında ve teknoloji yaklaşımında belirlenmiş. Bizim bu konuda iki referansımız var, birincisi Milli Eğitim Bakanlığı’nın öngörüleri ve PYP’nin yapılandırılmış sistemi. Bakanlığın zaman zaman biz eğitimcilerin fikirlerini alması, bizlere danışması ve bizimle birlikte çalışması önemli bir unsur. Bu iyi niyetli ve kapsamlı bakış açısını her zaman takdir ediyoruz. Şurası kesin ki çocuklarımız bundan yirmi yıl sonra şu an bizlerin uğraştığı çoğu şeyle uğraşmayacak. Hatta şu an bizi meşgul eden bir çok unsur yirmi yıl sonra yok olacak. Dolayısıyla geleceği tasarlayacak bireylere de bu anlamda ihtiyaç var. Bir çok iş insanlar tarafından yapılmayacak. Makineler daha da artacak. Bunun yazılım, kodlama ya da mühendisliğini şimdiden öngörüyor olabilmemiz lazım. Teknoloji vasıtası ile öğrenme yanında teknolojinin diline, teknolojiye ait evrensel bilgiye de hakim olmamız şart. Bunu yaparken aşırıya da kaçmamalıyız. Bu bir şov değil. Bu tam anlamıyla doğru okuma ile ilgili. İçinde bulunulan durumun doğru okunması ve asıl önemlisi ‘anlamın oluşması’ için dikkatli bir strateji izliyoruz. Hiç bir zaman reklama ihtiyaç duymadık. Kurucumuz merhum Tarık Akan da böyle bir insan değildi. Uğraşmakta olduğumuz şeylerin reklamını yapmayız. Ama eğitimin çktısını da göstermek isteriz. Bu anlamda öğrencilerimizin bir eğitim öğretim yılı içinde kaç kitap okumuş oldukları bizim ‘reklam’ konumuz olabilir. Bununla da gurur duyarız. Fakat bunun yanında, ‘teknolojinin’ reklamı anlamsızdır. Ya da okul alanlarının reklamı da en az onun kadar anlamsız ve spekülatiftir. Ne yazık ki bu konuda bir çok olumsuz örnek görüyoruz. Okul mekânla sınırlı bir şey değil. Ya da, mekân okulu gösteren, tanımlayan bir şey değil.
Yeni eğitim – öğretim yılı başlarken veli, öğrenci ve öğretmenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Bayramdan sonra öğretmen arkadaşlarımız okula geldiler ve onlarla geleneksel bir başlangıç kahvaltısı yaptık. İlk konuşmamda öğretmen arkadaşlarıma şunu söyledim: Okulda yaptığınız her ne olursa olsun çocuk için yaptığınızı unutmayın. Çocuklar sizi örnek alırlar; bu yüzden her adımınızı bu anlamda atın…İşini sevmeyen bir insan o işi iyi bir şekilde yapamaz. İlk önce yaptığımız işi seveceğiz ve bu işin sonuçlarını uzun vadede, en az yirmi yıl sonra göreceğimizi de bilelim. Öğretmenlik hemen sonuç alınacak bir uğraş değil. Bu yüzden sabır gerektiriyor. Öğrencilere tavsiyem eleştirel bakmaları ve sorgulamaları. Sorgulanmayan her bilgi işlevsiz olarak kalır kafamızda. Değersizdir de, çünkü o bilgiye siz anlam katmamışsınızdır. Ve tabii, dünyaya bakmalarını öneririm. Yaşadığımız yer önemli ve değerlidir evet, ama bir anlamda da dünyada yaşadığımızı, onun bir parçası olduğumuzu unutmayalım. Burada dünyayı bizi çevreleyen doğa, sistemler, ülkeler, diller, topluluklar ve yapılar olarak ele almak lazım. Velilere de büyük görev düşüyor. Şunu unutmasınlar ki okul, anne babanın çocuğunu bırakıp işine gücüne gittiği bir bakımevi değil. Veli evde de bir duruş ve anlayış sergilenmeli. Bu yüzden okul, öğrenci ve veli ayrılmaz üçlüdür. Veli okulla işbirliği içinde olmalı. Ve tabii veli de ‘okulu, sistemi, uygun bir yaklaşımla‘ sorgulamalı.
ZİYA SELÇUK HOCA ŞU AN BiR MEMLEKETİN
GELECEĞİNİ TANZİM ETMEYE ÇALIŞIYOR
Eğitim dünyasından Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olarak atandı. Bir eğitimci olarak yeni bakandan neler bekliyorsunuz?
Sayın bakanımız Ziya Selçuk, eğitim alanından; başarılı, tecrübeli ve ileriyi gören bir kişiliği var. Yüzü dünyaya dönük ve çok önemli işler yapacağına inanıyorum. Bunun yanında, geleneğimize de hakim olması, yaptığı iş her ne olursa olsun, severek yapması, onu bir bürokrattan çok vatanını, insanlarını seven, onları yüceltmek için çaba harcayan bir kişilik olarak yansıtıyor. Toplumun hemen her kesiminden, daha önce hiç görmediğimiz kadar olumlu bir bakış var Ziya Selçuk Hoca’ya. Fakat işinin zor olduğunu da hepimiz biliyoruz. Ziya Selçuk Hoca şu an bir memleketin geleceğini tanzim etmeye çalışıyor. Biz kendisine ve ekibine güveniyoruz. Olumsuz olarak gördüğümüz bir çok şeyin zamanla düzeltileceğine inanıyoruz.
KENDİMİZLE YARIŞIYORUZ
Öğrencilerin ulusal sınavlara hazırlıkları yönündeki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
LGS geçen yıl karşılaştığımız bir sistem olmasına rağmen asıl amacın, yani seçme işleminin dışında bir durumu da göstermiyor. Evet bir takım dezavantajları da var fakat bu konuda hazırlıklıyız. PYP sistem olarak öğrencilerin sorgulamasına hizmet eden, bu konuda cesaretlendiren bir yaklaşım sağlıyor. PYP sistematiği ile yetişmiş çocuklar da yorumlama, ilişkilendirme ve sonuca ulaşmada başarılılar. Nitekim, geçtiğimiz LGS’de almış olduğumuz puanlar da bunu gösteriyor. Öğrencilerimiz iyi okullara yerleştiler. Önümüzdeki yıl için de kararlı bir şekilde çalışmalarımıza başladık. Öğrencilerimizin almış oldukları eğitime, sorgulama yaklaşımlarına ve analiz etme becerilerine güveniyoruz. Bu arada, sektörel olarak düşündüğümüzde, amacımız kimseyle yarışmak değil fakat kendi kendimizle bir yarış ortaya koymamız da doğal. Bu anlamda, baktığımız yer Mustafa Kemal Atatürk‘ün baktığı yerdir, bu kuşku götürmez. İlerici, çağdaş ve kendi kendisiyle barışık bireyler yetiştiriyoruz. Ve normal bir çalışma neyi gerektiriyorsa onu yapıyoruz, evet, ama yanına bir de inancı ekliyoruz. Bu inanç bizi biz yapan değerlere bağlı bir gençliğin başarabileceğine ilişkin inançtır. Taşıdığımız değerler ve bakış açımızın bizi var ettiğini de biliyoruz.
Son Güncelleme: Pazar, 23 Eylül 2018 13:23
Gösterim: 2854
Öğrencilerimizin akademik başarısını arttırmanın yanı sıra kişisel gelişimini de önemseyen Avrupa Koleji Okulları, aynı gruba ait Kıbrıs Ada Kent Üniversitesi ile de sürekli iş birliği içinde. Avrupa Eğitim Kurumları Başkanı Talip Emiroğlu, çeyrek asrı aşan eğitim birikimini her kademeden öğrencilerine kazandırıyor.
Yeni eğitim – öğretim dönemine nasıl hazırlandınız? Yönetici ve çalışanlarınıza yönelik hangi eğitimler gerçekleştirildi?
Avrupa Koleji Okulları olarak yeni eğitim-öğretim dönemine dinamik kadromuzla hazırız. Okul dönemi öncesinde öğretmen ve yöneticilerimiz hizmetiçi eğitimlerle yeni müfredata uygun biçimde hazırlıklarını tamamladı. Öğretmenlerimizin alan çalışmalarının yanı sıra motivasyonlarının ve aidiyet duygularının yüksek olması bizim için çok önemli. Mutlu ve huzurlu olarak çalışabilecekleri gerekli ortamı sağlamak için elimizden geleni yaptık. Bununla birlikte okulumuzdaki öğretmen ve yöneticiler yeni dönemde Kıbrıs Ada Kent Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile iş birliği yaparak çeşitli çalışmaları yürütecek ve fakülte bünyesindeki öğretim görevlilerinden destek alarak, alternatif öğretim tekniklerini ve yeni yaklaşımları yakından takip edebilecekler. Kurumlarımızın farklı kademeleri birbirleriyle iş birliği içinde olması bizim özellikle alt yapısını kurduğumuz bir süreç. Çeyrek asrı aşan köklü bir eğitim kurumunun tüm kademelerinde kültürümüzün güçlenerek yeni nesillere taşınmasını istiyoruz.
ÖĞRENCİLER TEKTİPLEŞMEMELİ
Avrupa Eğitim Kurumları olarak 2018-2019 döneminde öne çıkan gündem maddeleriniz neler olacak? Bu eğitim-öğretim döneminde ilk defa göreceğimiz uygulamalarınız olacak mı?
Teknoloji odaklı eğitimde teknolojinin öğrenciler üzerindeki etkilerini düşünerek, artı ve eksilerini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Teknolojik yenilikleri takip edip kullanırken bir yandan da teknolojiyi hangi kademede hangi ölçüde kullanmamız gerektiğini iyi saptayarak bazı noktalarda sınır koymak gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda aileler ve rehberlik birimimizin iletişim halinde olması gerektiğinden bu süreci birlikte yönetmeleri için onlara destek olmaya odaklanıyoruz.
Her bir öğrencinin tektipleşmeden özgünlüğünü koruması için bireysel ilginin önemi üzerinde duruyoruz. Kendi yaratıcılıklarını sınırlamadan ve köreltmeden desteklenmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden bu konuda öğrencilere bireysel ilginin ön planda tutulmasına özen gösteriyoruz.
Çeyrek asırdır her yıl akademik yıla başlarken uyguladığımız çalışmalara mutlaka katkıda bulunuruz. Biz yaptığımız çalışmalarda sorgulamaya dayalı eğitim programımızla proje tabanlı öğrenme temel alınarak öğrencilerimizin anlayarak öğrenmesini hedefleriz.
HER ALAN DERSLİK
Eğitimde niteliği artırmak için hangi alanlara eğileceksiniz? Bu alanlarda neler yapacaksınız?
Öğrencilerin akademik başarılarının artması için aynı zamanda kişisel gelişimlerinin de aynı oranda artması, ruhen sağlıklı bireyler olmaları, çevreye duyarlı ve empati duyguları gelişmiş bireyler olmaları için çalışıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerine ağırlık vererek öğrencilerin daha aktif şekilde kendilerini ifade edebilecek ortamlar sunuyoruz.
Teknolojinin doğru kullanımıyla gücünü doğru eğitimle yönetecek akıllı toplumun gelişimine katkı sağlayacak ortamlarda akademik çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu çalışma ortamları sadece dersliklerle sınırlı kalmayıp bizim için her alan derslik alanı deyip koridorlarda, bahçede, yemekhanede doğru kazanımlarla doğru alanları birleştirerek eğitim veriyoruz.
Öğrencilerinizi yeni dönemde sanatta, sporda ve kültürlerde neler bekliyor? Bu alanlarda katılacağınız ulusal ve uluslararası etkinlik ve yarışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Farklı dallardaki bireysel ve takım sporlarında milli sporcu kategorisinde pek çok öğrencimiz bulunmakta. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da hedefimiz bu öğrencilerimizle Avrupa ve Dünya Şampiyonluklarında yüksek dereceler elde etmek. Aynı zamanda dans, tiyatro ve görsel sanatlarla yakından ilgilenen öğrencilerimiz var. Bu öğrencilerimizi bizler Sosyal Etkinlik derslerimizde kendi seçtikleri branşlarda destekleyerek geliştiriyoruz. Spordan sahne sanatlarına, danstan yaratıcılık organizasyonlarına, edebiyattan günlük yaşam becerilerine kadar uzanan geniş bir yelpazede etkinlik yapma olanakları sunuyoruz. Bu çalışmaların sonucu olarak da ulusal ve uluslararası yarışmalarda okulumuzu ve ülkemizi temsil ediyoruz. Yarışmalar dışında öğrencilerimiz, çeşitli kültür sanat festivallerine katılarak kendi ilgi alanlarına sahip diğer okul ve gruplardaki insanlarla sosyal iletişim halinde bulunabiliyorlar. Bunun yanı sıra Model Birleşmiş Milletler Konferansları (MUN) gibi organizasyonlar ile yabancı dil becerilerini kullanarak kültürler arası etkileşimi sağlayabiliyorlar.
ULUSLARARASI PROJELER KATILIM DEVAM EDECEK
Teknoloji alanında öne çıkan robotics, yapay zeka, endüstri 4.0 vb alanlarda yeni eğitim-öğretim döneminde hangi çalışmaları gerçekleştireceksiniz?
Geçtiğimiz yıllarda Destination Imagination Kulübümüz Türkiye birinciliği ile Amerika’da Global Finals’a katılarak, Robotik Kulübümüz ise otonom sistemiyle ilgili olarak hazırladığı robot ile Arizona’ya giderek ülkemizi temsil ettiler. Her yıl olduğu gibi bu yıl da teknoloji alanında yaratıcı çalışmalarımıza devam edeceğiz. Robotik Kulübü ve Destination Imagination Kulübü yine aktif olarak devam edecek. Bu yıl da yüksek hedeflerle iyi işler çıkarmak için çalışacağız.
Öğrencilerin ulusal sınavlara hazırlıkları yönündeki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ulusal sınavlar, her ülkede olduğu gibi olmazsa olmazımız. Sınavlara hazırlık süreci öğrencilerimizin sadece akademik başarılarını ön planda tuttuğumuz bir alt yapıyla hazırlanmamaktadır. Günümüz dünyasında tüm sektörler inanılmaz bir hızla değişiyor. Bu yüzden öğrencilerimizi her yönden destekleyerek, eğitim dünyasının değişimine ayak uydurarak farklı açılardan bakabilen, ezbere değil, sorgulayarak, sorarak, araştırarak bilgiyi özümseyerek eğitim almalarını istiyoruz. Bu bağlamda çocuklarımızın hem tam donanımlı bireyler olarak yetişeceğine, hem de ulusal ve uluslar arası alanlardaki sınavlarda başarı kazanacaklarına inanırız.
Yeni açılan okullarınız olacak mı?
K12’de büyümeyi hedeflemiyoruz. Şube arttırmanın eğitim kalitesini etkileyeceğini düşünerek, öğretmen ve öğrencilerimizle tek kampüste bir arada olmayı tercih ediyoruz. Buradaki öğrencilerimizi çeyrek asrı aşan birikimimizle üniversite kademesine ilerletme hedefindeyiz. Bu yıl Kıbrıs Ada Kent Üniversitemiz açıldı. Üniversite kademesinde Kıbrıs’ta yaktığımız bu ışığın devamını Türkiye’de de devam ettirmek dileğindeyiz.
Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken veli, öğrenci ve öğretmenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Avrupa Koleji Okulları olarak çeyrek asırdır, uyguladığımız eğitim programıyla, öğrencilerimizin farklı alanlarını desteklemek için kullandığımız modellerle de hep aynı şeyi söyledik. Hiç kimse aynı değildir, tek tip eğitim modeli, tek tip uygulamalar maalesef ki bireyleri mutsuz etmenin ötesine geçmiyor. Çocuklarımızın başarılı olması hepimizin ortak isteği. Ancak, bu süreçte bizlerin kendi isteklerinden çok öğrencimizin hayat yolculuğunda mutlu olabilmesi için ilgi duyduğu, yeteneğini ortaya koyduğu, araştırdığı, araştırdığı konulardan haz aldığı ve bunu hayatı boyunca hobi ya da meslek olarak seçmek isteyeceği alanlar olabilir. Ve bu alanlar, bizlerin onun hayatı için hayal ettiğimizden çok daha farklı olabilir. Şunu unutmamalı ki, kişinin kendini gerçekleştirebilmesi için inancının arkasından gitmesi gereklidir. Bu inancının oluşabilmesi için veli, öğretmen ve öğrencinin iş birliği içinde olması ve mutlu bir gelecek için beraber ortak adım atmasını diliyoruz.
BAKAN ZİYA SELÇUK İLE AYNI DİLİ KONUŞUYORUZ
Eğitim dünyasından Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olarak atandı. Bir eğitimci olarak yeni bakandan neler bekliyorsunuz?
“Gençlik hayata değil, sınava hazırlanıyor.” diyen Sayın Bakanımızla aynı dili konuşuyor olmak, yıllardır aynı şeyleri savunuyor olmak bizim için çok sevindirici. Avrupa Eğitim Grubu olarak anaokulundan üniversiteye kadar her kademede öğrencilerimizin hayat becerilerinin çok önemli olduğunu, sadece sınavlarda başarılı olmanın başarı sayılmadığını çeyrek asırdır savunuyoruz. Sayın Bakanımızdan bu bakış açısına bayrağımızın dalgalandığı her noktadaki öğrencinin erişebilmesidir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Öğrencilerimizin akademik başarısını arttırmanın yanı sıra kişisel gelişimini de önemseyen Avrupa Koleji Okulları, aynı gruba ait Kıbrıs Ada Kent Üniversitesi ile de sürekli iş birliği içinde. Avrupa Eğitim Kurumları Başkanı Talip Emiroğlu, çeyrek asrı aşan eğitim birikimini her kademeden öğrencilerine kazandırıyor.
Yeni eğitim – öğretim dönemine nasıl hazırlandınız? Yönetici ve çalışanlarınıza yönelik hangi eğitimler gerçekleştirildi?
Avrupa Koleji Okulları olarak yeni eğitim-öğretim dönemine dinamik kadromuzla hazırız. Okul dönemi öncesinde öğretmen ve yöneticilerimiz hizmetiçi eğitimlerle yeni müfredata uygun biçimde hazırlıklarını tamamladı. Öğretmenlerimizin alan çalışmalarının yanı sıra motivasyonlarının ve aidiyet duygularının yüksek olması bizim için çok önemli. Mutlu ve huzurlu olarak çalışabilecekleri gerekli ortamı sağlamak için elimizden geleni yaptık. Bununla birlikte okulumuzdaki öğretmen ve yöneticiler yeni dönemde Kıbrıs Ada Kent Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile iş birliği yaparak çeşitli çalışmaları yürütecek ve fakülte bünyesindeki öğretim görevlilerinden destek alarak, alternatif öğretim tekniklerini ve yeni yaklaşımları yakından takip edebilecekler. Kurumlarımızın farklı kademeleri birbirleriyle iş birliği içinde olması bizim özellikle alt yapısını kurduğumuz bir süreç. Çeyrek asrı aşan köklü bir eğitim kurumunun tüm kademelerinde kültürümüzün güçlenerek yeni nesillere taşınmasını istiyoruz.
ÖĞRENCİLER TEKTİPLEŞMEMELİ
Avrupa Eğitim Kurumları olarak 2018-2019 döneminde öne çıkan gündem maddeleriniz neler olacak? Bu eğitim-öğretim döneminde ilk defa göreceğimiz uygulamalarınız olacak mı?
Teknoloji odaklı eğitimde teknolojinin öğrenciler üzerindeki etkilerini düşünerek, artı ve eksilerini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Teknolojik yenilikleri takip edip kullanırken bir yandan da teknolojiyi hangi kademede hangi ölçüde kullanmamız gerektiğini iyi saptayarak bazı noktalarda sınır koymak gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda aileler ve rehberlik birimimizin iletişim halinde olması gerektiğinden bu süreci birlikte yönetmeleri için onlara destek olmaya odaklanıyoruz.
Her bir öğrencinin tektipleşmeden özgünlüğünü koruması için bireysel ilginin önemi üzerinde duruyoruz. Kendi yaratıcılıklarını sınırlamadan ve köreltmeden desteklenmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden bu konuda öğrencilere bireysel ilginin ön planda tutulmasına özen gösteriyoruz.
Çeyrek asırdır her yıl akademik yıla başlarken uyguladığımız çalışmalara mutlaka katkıda bulunuruz. Biz yaptığımız çalışmalarda sorgulamaya dayalı eğitim programımızla proje tabanlı öğrenme temel alınarak öğrencilerimizin anlayarak öğrenmesini hedefleriz.
HER ALAN DERSLİK
Eğitimde niteliği artırmak için hangi alanlara eğileceksiniz? Bu alanlarda neler yapacaksınız?
Öğrencilerin akademik başarılarının artması için aynı zamanda kişisel gelişimlerinin de aynı oranda artması, ruhen sağlıklı bireyler olmaları, çevreye duyarlı ve empati duyguları gelişmiş bireyler olmaları için çalışıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerine ağırlık vererek öğrencilerin daha aktif şekilde kendilerini ifade edebilecek ortamlar sunuyoruz.
Teknolojinin doğru kullanımıyla gücünü doğru eğitimle yönetecek akıllı toplumun gelişimine katkı sağlayacak ortamlarda akademik çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu çalışma ortamları sadece dersliklerle sınırlı kalmayıp bizim için her alan derslik alanı deyip koridorlarda, bahçede, yemekhanede doğru kazanımlarla doğru alanları birleştirerek eğitim veriyoruz.
Öğrencilerinizi yeni dönemde sanatta, sporda ve kültürlerde neler bekliyor? Bu alanlarda katılacağınız ulusal ve uluslararası etkinlik ve yarışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Farklı dallardaki bireysel ve takım sporlarında milli sporcu kategorisinde pek çok öğrencimiz bulunmakta. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da hedefimiz bu öğrencilerimizle Avrupa ve Dünya Şampiyonluklarında yüksek dereceler elde etmek. Aynı zamanda dans, tiyatro ve görsel sanatlarla yakından ilgilenen öğrencilerimiz var. Bu öğrencilerimizi bizler Sosyal Etkinlik derslerimizde kendi seçtikleri branşlarda destekleyerek geliştiriyoruz. Spordan sahne sanatlarına, danstan yaratıcılık organizasyonlarına, edebiyattan günlük yaşam becerilerine kadar uzanan geniş bir yelpazede etkinlik yapma olanakları sunuyoruz. Bu çalışmaların sonucu olarak da ulusal ve uluslararası yarışmalarda okulumuzu ve ülkemizi temsil ediyoruz. Yarışmalar dışında öğrencilerimiz, çeşitli kültür sanat festivallerine katılarak kendi ilgi alanlarına sahip diğer okul ve gruplardaki insanlarla sosyal iletişim halinde bulunabiliyorlar. Bunun yanı sıra Model Birleşmiş Milletler Konferansları (MUN) gibi organizasyonlar ile yabancı dil becerilerini kullanarak kültürler arası etkileşimi sağlayabiliyorlar.
ULUSLARARASI PROJELER KATILIM DEVAM EDECEK
Teknoloji alanında öne çıkan robotics, yapay zeka, endüstri 4.0 vb alanlarda yeni eğitim-öğretim döneminde hangi çalışmaları gerçekleştireceksiniz?
Geçtiğimiz yıllarda Destination Imagination Kulübümüz Türkiye birinciliği ile Amerika’da Global Finals’a katılarak, Robotik Kulübümüz ise otonom sistemiyle ilgili olarak hazırladığı robot ile Arizona’ya giderek ülkemizi temsil ettiler. Her yıl olduğu gibi bu yıl da teknoloji alanında yaratıcı çalışmalarımıza devam edeceğiz. Robotik Kulübü ve Destination Imagination Kulübü yine aktif olarak devam edecek. Bu yıl da yüksek hedeflerle iyi işler çıkarmak için çalışacağız.
Öğrencilerin ulusal sınavlara hazırlıkları yönündeki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ulusal sınavlar, her ülkede olduğu gibi olmazsa olmazımız. Sınavlara hazırlık süreci öğrencilerimizin sadece akademik başarılarını ön planda tuttuğumuz bir alt yapıyla hazırlanmamaktadır. Günümüz dünyasında tüm sektörler inanılmaz bir hızla değişiyor. Bu yüzden öğrencilerimizi her yönden destekleyerek, eğitim dünyasının değişimine ayak uydurarak farklı açılardan bakabilen, ezbere değil, sorgulayarak, sorarak, araştırarak bilgiyi özümseyerek eğitim almalarını istiyoruz. Bu bağlamda çocuklarımızın hem tam donanımlı bireyler olarak yetişeceğine, hem de ulusal ve uluslar arası alanlardaki sınavlarda başarı kazanacaklarına inanırız.
Yeni açılan okullarınız olacak mı?
K12’de büyümeyi hedeflemiyoruz. Şube arttırmanın eğitim kalitesini etkileyeceğini düşünerek, öğretmen ve öğrencilerimizle tek kampüste bir arada olmayı tercih ediyoruz. Buradaki öğrencilerimizi çeyrek asrı aşan birikimimizle üniversite kademesine ilerletme hedefindeyiz. Bu yıl Kıbrıs Ada Kent Üniversitemiz açıldı. Üniversite kademesinde Kıbrıs’ta yaktığımız bu ışığın devamını Türkiye’de de devam ettirmek dileğindeyiz.
Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken veli, öğrenci ve öğretmenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Avrupa Koleji Okulları olarak çeyrek asırdır, uyguladığımız eğitim programıyla, öğrencilerimizin farklı alanlarını desteklemek için kullandığımız modellerle de hep aynı şeyi söyledik. Hiç kimse aynı değildir, tek tip eğitim modeli, tek tip uygulamalar maalesef ki bireyleri mutsuz etmenin ötesine geçmiyor. Çocuklarımızın başarılı olması hepimizin ortak isteği. Ancak, bu süreçte bizlerin kendi isteklerinden çok öğrencimizin hayat yolculuğunda mutlu olabilmesi için ilgi duyduğu, yeteneğini ortaya koyduğu, araştırdığı, araştırdığı konulardan haz aldığı ve bunu hayatı boyunca hobi ya da meslek olarak seçmek isteyeceği alanlar olabilir. Ve bu alanlar, bizlerin onun hayatı için hayal ettiğimizden çok daha farklı olabilir. Şunu unutmamalı ki, kişinin kendini gerçekleştirebilmesi için inancının arkasından gitmesi gereklidir. Bu inancının oluşabilmesi için veli, öğretmen ve öğrencinin iş birliği içinde olması ve mutlu bir gelecek için beraber ortak adım atmasını diliyoruz.
BAKAN ZİYA SELÇUK İLE AYNI DİLİ KONUŞUYORUZ
Eğitim dünyasından Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olarak atandı. Bir eğitimci olarak yeni bakandan neler bekliyorsunuz?
“Gençlik hayata değil, sınava hazırlanıyor.” diyen Sayın Bakanımızla aynı dili konuşuyor olmak, yıllardır aynı şeyleri savunuyor olmak bizim için çok sevindirici. Avrupa Eğitim Grubu olarak anaokulundan üniversiteye kadar her kademede öğrencilerimizin hayat becerilerinin çok önemli olduğunu, sadece sınavlarda başarılı olmanın başarı sayılmadığını çeyrek asırdır savunuyoruz. Sayın Bakanımızdan bu bakış açısına bayrağımızın dalgalandığı her noktadaki öğrencinin erişebilmesidir.
Son Güncelleme: Cuma, 21 Eylül 2018 12:55
Gösterim: 1119
132 yıllık köklü geçmişi ve “önce iyi insan” yetiştirme misyonuyla çağdaş bir eğitim sunan FMV Işık Okulları, başarılarına bir yenisini daha ekledi.
FMV Işık Okulları, Nişantaşı Işık Ortaokulu İspanyolca dersi öğrencileri tarafından 2017-2018 Eğitim- Öğretim Yılı’nda eTwinning Kulübü bünyesinde yürütülen "DetecTwinning: Dedektiflik Bürosu" isimli projesiyle, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi'ne bağlı Erasmus+ tarafından Ulusal Kalite Etiketi'yle ödüllendirildi. FMV Işık Okulları’nın bu başarısı, Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Ulusal Destek Servisi tarafından 2015 yılından bu yana eTwinning kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar ve kazanılan ödüller nedeniyle bir de plaketle taçlandırıldı.
İspanya'dan üç, Fransadan bir ve ülkemizden Nişantaşı Işık Ortaokulu'nun yer aldığı "DetecTwinning: Dedektiflik Bürosu" projesi, 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı boyunca 13 öğrencinin katılımıyla yürütüldü.
İspanyolca gerçekleştirilen proje boyunca öğrenciler, partner okullardan akranlarıyla çeşitli online aktiviteler gerçekleştirerek kendilerini ve ülkelerini tanıtmanın ardından, bir dedektiflik bürosunda çalışabilmek için çeşitli aşamalardan geçerek misyonları olan 36 incili kolyenin kayıp incilerini toplamak için 36 Avrupa ülkesini sanal olarak gezdiler, bu ülkeler hakkında bilgi ve ipuçları topladılar. Proje kapsamında Avrupa'daki ülkelerle ilgili pek çok bilgi edinen öğrenciler, 2018 yılı eTwinning gündeminde yer alan "Kültürel Miras" alanında çalışmalar yaptılar. Resim, dans, tarihi yapılar, coğrafya, çeviri ve yaşam kalitesi gibi konularda araştırmalar yapan FMV Işık Okulları öğrencileri, edindikleri bilgiler sayesinde her bir ülkedeki 36 kilitli banka kasasını açarak kayıp incileri toplayıp kolyeyi tamamladılar.
Öğrenciler, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı’nda "Dijital Vatandaş 5.0" isimli eTwinning projesine devam edecek. FMV Işık Okulları, proje kapsamında kurucu okul olarak kabul edildi ve İspanya'dan iki, Fransa'dan bir, İtalya'dan bir ve Türkiye'den başka bir okulla "Dijital Vatandaş 5.0" projesi için ortaklaşa çalışmalara başladı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
132 yıllık köklü geçmişi ve “önce iyi insan” yetiştirme misyonuyla çağdaş bir eğitim sunan FMV Işık Okulları, başarılarına bir yenisini daha ekledi.
FMV Işık Okulları, Nişantaşı Işık Ortaokulu İspanyolca dersi öğrencileri tarafından 2017-2018 Eğitim- Öğretim Yılı’nda eTwinning Kulübü bünyesinde yürütülen "DetecTwinning: Dedektiflik Bürosu" isimli projesiyle, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi'ne bağlı Erasmus+ tarafından Ulusal Kalite Etiketi'yle ödüllendirildi. FMV Işık Okulları’nın bu başarısı, Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'ne bağlı Ulusal Destek Servisi tarafından 2015 yılından bu yana eTwinning kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar ve kazanılan ödüller nedeniyle bir de plaketle taçlandırıldı.
İspanya'dan üç, Fransadan bir ve ülkemizden Nişantaşı Işık Ortaokulu'nun yer aldığı "DetecTwinning: Dedektiflik Bürosu" projesi, 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı boyunca 13 öğrencinin katılımıyla yürütüldü.
İspanyolca gerçekleştirilen proje boyunca öğrenciler, partner okullardan akranlarıyla çeşitli online aktiviteler gerçekleştirerek kendilerini ve ülkelerini tanıtmanın ardından, bir dedektiflik bürosunda çalışabilmek için çeşitli aşamalardan geçerek misyonları olan 36 incili kolyenin kayıp incilerini toplamak için 36 Avrupa ülkesini sanal olarak gezdiler, bu ülkeler hakkında bilgi ve ipuçları topladılar. Proje kapsamında Avrupa'daki ülkelerle ilgili pek çok bilgi edinen öğrenciler, 2018 yılı eTwinning gündeminde yer alan "Kültürel Miras" alanında çalışmalar yaptılar. Resim, dans, tarihi yapılar, coğrafya, çeviri ve yaşam kalitesi gibi konularda araştırmalar yapan FMV Işık Okulları öğrencileri, edindikleri bilgiler sayesinde her bir ülkedeki 36 kilitli banka kasasını açarak kayıp incileri toplayıp kolyeyi tamamladılar.
Öğrenciler, 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı’nda "Dijital Vatandaş 5.0" isimli eTwinning projesine devam edecek. FMV Işık Okulları, proje kapsamında kurucu okul olarak kabul edildi ve İspanya'dan iki, Fransa'dan bir, İtalya'dan bir ve Türkiye'den başka bir okulla "Dijital Vatandaş 5.0" projesi için ortaklaşa çalışmalara başladı.
Son Güncelleme: Pazartesi, 17 Eylül 2018 15:39
Gösterim: 1120
6 kampüste 6 bin kadrosuyla 30 bini aşkın öğrenciye hizmet veren Mektebim Okulları ulusal ve uluslararası alanda büyümeye devam ediyor. Eğitim modelini de Endüstri 4.0 ile entegre ettiklerini belirten Mektebim Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Kalko ile Mektebim’in yeni yatırımlarını konuştuk.
Mektebim Okulları olarak yeni eğitim-öğretim dönemine hangi yatırımlarla gireceksiniz?
Mektebim’in İstanbul Silivri, Büyükçekmece, Beykent, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Avcılar, Atakent, Bahçelievler, Bakırköy, Fatih, Kartal, Kurtköy, Ümraniye ve Ataşehir’de, Ankara Oran, Etimesgut, Batıkent, İncek, Eryaman, Yaşamkent, Mamak ve Keçiören’de, İzmir Çiğli, Bornova, Güzelbahçe ve Buca’da, Tekirdağ Merkez ve Çorlu’da, Balıkesir Edremit’te, Adana Çukurova ve 100. Yıl’da, Samsun, Trabzon, Yalova, Bursa, Antalya, Diyarbakır, Şırnak, Afyon Merkez ve Sandıklı, Konya, Manisa Merkez ve Turgutlu, Ordu, Kırklareli Lüleburgaz’da, Çanakkale’de, Ağrı, Mersin ve Kayseri’de kampüsleri bulunmaktadır. Türkiye genelinde 65 kampüsümüz, 204 okulumuz, 6 bine yakın personelimiz ve 30 binin üzerinde öğrencimiz bulunuyor. İstanbul’da açmayı planladığımız Mektebim Üniversitesi’nin çalışmaları da hızla devam ediyor. Yurtdışı projelerimize Londra’dan start vereceğiz. 2017 yılı itibariyle uluslararası platformda eğitim için küresel bir model olmak amacıyla yola çıkarak “Mektebim Internationals Schools” (MIS)’u kurduk. Mektebim’in uluslararası markası olan MIS, Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek değerlerini ve dinamiklerini dünyaya doğru anlatarak, ulusal değerleri evrensel düzeyde tanınır ve benimsenir hale getirmek için çalışmalarını sürdürecek. Okul öncesinden liseye kadar her kademenin yer aldığı ve ülkelerin eğitim sistemlerine pozitif yönde katkı sağlayacak kampüsler açmayı planlıyoruz. Ayrıca Türkiye’de eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren öğrencilerin yabancı dil gelişimlerine katkı sağlayacak dil okulları ile de hizmet vereceğiz. İlk yurtdışı projemiz olan ve İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleşecek kampüs yatırımımız için imzaları attık.
Eğitim sektöründe özellikle kampüs ortamlarının daha modern ve teknolojiye uygun olmasına önem gösteriliyor. Çocukların sınav başarısı kadar yaşam başarısı da elde edebilmeleri için sosyo-kültürel alanların arttığını, fiziksel gelişim için sportif faaliyetlere daha fazla önem verildiğini görüyoruz. Yeni eğitim modellerinin oluşturulması, dünyadaki gelişmeye ve değişime ayak uyduracak teknolojik sistemlerin eğitim sitemlerine dâhil edilmesi, inovasyon ve girişimcilik gibi konulara önem verilmesi son zamanlarda gördüğümüz olgular. Uluslararası işbirliklerinin artırılması ve öğrencilerin bir değil iki yabancı dili öğrenmesi gerekiyor. Biz Mektebim olarak çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyor. Geleceğin insanını yetiştirebilme için eğitim modellerimizi ve sistemlerimizi bu yönde kurguluyoruz.
ENDÜSTRİ 4.0’I EĞİTİME ENTEGRE ETTİK
Eğitim modelinde yenilikler var mı?
Geçtiğimiz yıl Endüstri 4.0’ın teknolojik unsurlarını 21. yüzyıl becerileriyle entegre ederek müfredatımıza dahil ettik, eğitimde teknoloji kullanımı, yabancı dil eğitimi ve tabi ki ülkemizin gerçeği olan sınavlara hazırlık çalışmaları ile fark yaratıyoruz. Okul öncesinden liseye kadar uyguladığımız “Yenilikçi Eğitim Programları”nı eğitim içeriklerimize dahil ederek; okul öncesinde Kritik Düşünme Becerileri, M+ Station ve İnovasyon derslerini, ilkokulda Finansal Okuryazarlık, Küresel Farkındalık ve Kodlama derslerini, ortaokulda STEM, 3D ve Kodlama uygulamalarını, lisede ise tüm gruplarda Kodlama ve M-LEAD derslerini girişimcilik, inovasyon üzerine yoğunlaşarak uyguluyoruz.
STEM ve Endüstri 4.0 süreçlerini Bütünsel Eğitim Modeli ile kesintisiz olarak tamamlayan öğrenciler, ulusal ve uluslararası alanda önemli başarılara imza atıyor. Eğitim modelleri, teknoloji uygulamaları, yabancı dil eğitimi ve sosyo-kültürel faaliyetleriyle fark yaratan Mektebim, dünyanın her yerinde kendini cesurca ifade edebilen, takdir gören, liderlik yönü güçlü, yabancı dil ve teknoloji uygulamaları konusunda donanımlı bireyler yetiştiriyor. Mektebim kampüslerinde çocukların bedensel, ruhsal ve psikolojik gelişimini destekleyen kapalı yüzme havuzları, spor salonları, dans ve bale salonları, buz pisti, cep sineması, konferans salonu, müzik ve güzel sanatlar atölyesi, 3D laboratuvarları ve branş laboratuvarları yer alıyor.
Öğrencileri yeni dönemde sanatta, sporda ve kültürde neler bekliyor?
Yeni dönemde, 21.yüzyılın ilk 18 yılını geride bırakmış olacağız. 2000 yılı öncesinde dünyada sanat, spor ve kültür alanındaki çalışmalara baktığımızda artık günümüzde bu çalışmaların teknoloji ile entegre olduğunu görmekteyiz. Özellikle kodlama ile desteklenen çalışmalar, yeni dönemde daha fazla önemsenecek ve yaygınlaşacak. Mektebim olarak tüm alanlardaki çalışmalarımızı Eğitimde Endüstri 4.0 Yaklaşımı ile modelliyoruz. Sadece bilgi odaklı bir eğitim yerine teorik bilgileri destekleyen beceri odaklı eğitimimiz ile ulusal ve uluslararası alanda başarılar elde eden çalışmalarımız devam edecek.
HEDEFİMİZ ÜRETKEN BİR NESİL
2018-2019 eğitim – öğretim yılında ulusal ve uluslararası alanda hangi okul hangi projeleri ön plana çıkacak?
Son yıllarda ulusal ve uluslararası alanda öncelikli olarak bilişim alanı ile ortak çalışmalar yürüten disiplinlerarası projeler öne çıkmaktadır. Bu durum yeni eğitim-öğretim yılında da devam edecektir. Artık sadece matematik alanında yürütülen bir çalışmadan ziyade matematik ve bilişim, matematik ve fizik gibi en az iki alanda yürütülen her iki alana katkıda bulunan nitelikli çalışmalar öne çıkacak. Ulusal ve uluslararası alanda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında tüm Mektebim kampüslerinde başladığımız çalışmalarda hedefimiz, tüm branşlarda geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi üretken bir neslin yetişmesine katkıda bulunmaktır.
LİSE ÖĞRENCİLERİNE GÖLGE STAJ İMKANI
Yeni proje ve yatırımlarla öğrencilerinin gelişimine nasıl bir katkı sağlamayı düşünüyorsunuz?
Öğrencilerimizin okulu bir yaşam merkezi olarak görmeleri için gerekli fiziki ve akademik içeriğimizi oluşturduk. Okul öncesinde uygulanan programda öğrencinin gelişim raporlarını profesyonel bir şekilde gözlemleyerek gerekli ek çalışmaları öğrenci bazında planlıyoruz. İlkokulda yenilikçi derslerimiz ve keşif odaklı içeriklerimizi geleceğin dünyasında kullanabilecekleri hale getiriyoruz. Endüstri 4.0’a uygun bir şekilde tüm seviyelerde iyi bir altyapı ile hem kodlama derslerini özel müfredatla veriyor hem de E-Stem dersleriyle hayattaki uygulama alanlarının bir örneğini yapmalarını sağlıyoruz. Lise de öğrencinin gelişim aşaması da büyük ölçüde tamamlandığı için ülke genelindeki büyük firmalarla protokoller yaptık. Lise öğrencilerimiz seçtikleri büyük firmalarda gölge staj imkânı sayesinde hem iş hayatını deneyimliyor hem de gözlemleri doğrultusunda iş hayatında kullanılabilecek yeni projeler üretiyor. İş ortamındaki iletişim mekanizması, iş akışı birçok alanda gözlemler yaparak hayata tam olarak hazır hale gelmeleri için destek oluyoruz.
Sınav hazırlıkları bu yıl nasıl yürütülecek? Hangi programlar uygulanacak?
Geçtiğimiz yıl uygulanan liseye giriş sınavı ve üniversiteye giriş sınavı incelendiğinde öğrencilerin sadece soru eksiklerinin tamamlamalarının yeterli olmadığı görülmüştür. Sınav hazırlıklarında müfredat konularının tam olarak kavranması, bilgi-kavrama-uygulama-analiz-sentez-değerlendirme düzeyinde de yorum gücü ve düşünme becerilerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan sınav hazırlıkları liseye giriş sınavında sadece 8.sınıf yerine daha alt sınıflarda, üniversiteye giriş sınavında sadece 12.sınıf yerine daha alt sınıflarda etkili bir sınav hazırlık programı ile desteklenmelidir.
Veli, öğrenci ve öğretmenlerin yeni eğitim – öğretim yılına nasıl başlamaları gerekiyor? Neler tavsiye edersiniz?
Yeni eğitim-öğretim yılına veli, öğrenci ve öğretmenlerin öncelikli olarak iletişim halinde başlamaları gerekmektedir. Okullarda yapılacak ilk veli toplantılarına ve ilk zümre toplantılarına katılım çok önemlidir. Velilerin okulun açıldığı ilk gün hatta okul açılmadan önce okul yöneticileri ve öğretmenleri ile işbirliği halinde öğrencilerini gözlemlemesi gerekir. Öğretmenlerin yaz tatili sonrasında öğrencilerin okula adaptasyonunu daha kısa sürede sağlamak için öğrenci motivasyonlarını ve ders ilgilerini arttıracak oryantasyon çalışmaları yürütmelidir. Yeni eğitim-öğretim yılında veli, öğrenci ve öğretmenlere başarılı ve mutlu günler dilerim.
EĞİTİMDE KALİTE ÇITASINI YÜKSELTMEK İÇİN HANGİ ADIMLAR ATILMALI?
Eğitimde kalite, öncelikli olarak iyi bir yönetim ve iyi bir denetim ile mümkündür. Eğitimde kalite çıtasını yükseltmek için yürütülen çalışmalarda en önemli dikkat edilmesi gereken kavramlardan biri de sürdürülebilirliktir. Günümüzde başarılı eğitim çalışmalarının devamlılığının sağlanması için elde edilen başarıların sürdürülebilirliklerinin ele alınarak değerlendirilmesi gerekir. Eğitimdeki çalışmaları birer proje olarak ele alınıp planlama, uygulama basamaklarının detaylandırılması ve hedeflerinin, yol haritalarının belirlenmesi kaliteyi arttıracaktır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
6 kampüste 6 bin kadrosuyla 30 bini aşkın öğrenciye hizmet veren Mektebim Okulları ulusal ve uluslararası alanda büyümeye devam ediyor. Eğitim modelini de Endüstri 4.0 ile entegre ettiklerini belirten Mektebim Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Kalko ile Mektebim’in yeni yatırımlarını konuştuk.
Mektebim Okulları olarak yeni eğitim-öğretim dönemine hangi yatırımlarla gireceksiniz?
Mektebim’in İstanbul Silivri, Büyükçekmece, Beykent, Beylikdüzü, Bahçeşehir, Avcılar, Atakent, Bahçelievler, Bakırköy, Fatih, Kartal, Kurtköy, Ümraniye ve Ataşehir’de, Ankara Oran, Etimesgut, Batıkent, İncek, Eryaman, Yaşamkent, Mamak ve Keçiören’de, İzmir Çiğli, Bornova, Güzelbahçe ve Buca’da, Tekirdağ Merkez ve Çorlu’da, Balıkesir Edremit’te, Adana Çukurova ve 100. Yıl’da, Samsun, Trabzon, Yalova, Bursa, Antalya, Diyarbakır, Şırnak, Afyon Merkez ve Sandıklı, Konya, Manisa Merkez ve Turgutlu, Ordu, Kırklareli Lüleburgaz’da, Çanakkale’de, Ağrı, Mersin ve Kayseri’de kampüsleri bulunmaktadır. Türkiye genelinde 65 kampüsümüz, 204 okulumuz, 6 bine yakın personelimiz ve 30 binin üzerinde öğrencimiz bulunuyor. İstanbul’da açmayı planladığımız Mektebim Üniversitesi’nin çalışmaları da hızla devam ediyor. Yurtdışı projelerimize Londra’dan start vereceğiz. 2017 yılı itibariyle uluslararası platformda eğitim için küresel bir model olmak amacıyla yola çıkarak “Mektebim Internationals Schools” (MIS)’u kurduk. Mektebim’in uluslararası markası olan MIS, Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek değerlerini ve dinamiklerini dünyaya doğru anlatarak, ulusal değerleri evrensel düzeyde tanınır ve benimsenir hale getirmek için çalışmalarını sürdürecek. Okul öncesinden liseye kadar her kademenin yer aldığı ve ülkelerin eğitim sistemlerine pozitif yönde katkı sağlayacak kampüsler açmayı planlıyoruz. Ayrıca Türkiye’de eğitim öğretim faaliyetlerini sürdüren öğrencilerin yabancı dil gelişimlerine katkı sağlayacak dil okulları ile de hizmet vereceğiz. İlk yurtdışı projemiz olan ve İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleşecek kampüs yatırımımız için imzaları attık.
Eğitim sektöründe özellikle kampüs ortamlarının daha modern ve teknolojiye uygun olmasına önem gösteriliyor. Çocukların sınav başarısı kadar yaşam başarısı da elde edebilmeleri için sosyo-kültürel alanların arttığını, fiziksel gelişim için sportif faaliyetlere daha fazla önem verildiğini görüyoruz. Yeni eğitim modellerinin oluşturulması, dünyadaki gelişmeye ve değişime ayak uyduracak teknolojik sistemlerin eğitim sitemlerine dâhil edilmesi, inovasyon ve girişimcilik gibi konulara önem verilmesi son zamanlarda gördüğümüz olgular. Uluslararası işbirliklerinin artırılması ve öğrencilerin bir değil iki yabancı dili öğrenmesi gerekiyor. Biz Mektebim olarak çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyor. Geleceğin insanını yetiştirebilme için eğitim modellerimizi ve sistemlerimizi bu yönde kurguluyoruz.
ENDÜSTRİ 4.0’I EĞİTİME ENTEGRE ETTİK
Eğitim modelinde yenilikler var mı?
Geçtiğimiz yıl Endüstri 4.0’ın teknolojik unsurlarını 21. yüzyıl becerileriyle entegre ederek müfredatımıza dahil ettik, eğitimde teknoloji kullanımı, yabancı dil eğitimi ve tabi ki ülkemizin gerçeği olan sınavlara hazırlık çalışmaları ile fark yaratıyoruz. Okul öncesinden liseye kadar uyguladığımız “Yenilikçi Eğitim Programları”nı eğitim içeriklerimize dahil ederek; okul öncesinde Kritik Düşünme Becerileri, M+ Station ve İnovasyon derslerini, ilkokulda Finansal Okuryazarlık, Küresel Farkındalık ve Kodlama derslerini, ortaokulda STEM, 3D ve Kodlama uygulamalarını, lisede ise tüm gruplarda Kodlama ve M-LEAD derslerini girişimcilik, inovasyon üzerine yoğunlaşarak uyguluyoruz.
STEM ve Endüstri 4.0 süreçlerini Bütünsel Eğitim Modeli ile kesintisiz olarak tamamlayan öğrenciler, ulusal ve uluslararası alanda önemli başarılara imza atıyor. Eğitim modelleri, teknoloji uygulamaları, yabancı dil eğitimi ve sosyo-kültürel faaliyetleriyle fark yaratan Mektebim, dünyanın her yerinde kendini cesurca ifade edebilen, takdir gören, liderlik yönü güçlü, yabancı dil ve teknoloji uygulamaları konusunda donanımlı bireyler yetiştiriyor. Mektebim kampüslerinde çocukların bedensel, ruhsal ve psikolojik gelişimini destekleyen kapalı yüzme havuzları, spor salonları, dans ve bale salonları, buz pisti, cep sineması, konferans salonu, müzik ve güzel sanatlar atölyesi, 3D laboratuvarları ve branş laboratuvarları yer alıyor.
Öğrencileri yeni dönemde sanatta, sporda ve kültürde neler bekliyor?
Yeni dönemde, 21.yüzyılın ilk 18 yılını geride bırakmış olacağız. 2000 yılı öncesinde dünyada sanat, spor ve kültür alanındaki çalışmalara baktığımızda artık günümüzde bu çalışmaların teknoloji ile entegre olduğunu görmekteyiz. Özellikle kodlama ile desteklenen çalışmalar, yeni dönemde daha fazla önemsenecek ve yaygınlaşacak. Mektebim olarak tüm alanlardaki çalışmalarımızı Eğitimde Endüstri 4.0 Yaklaşımı ile modelliyoruz. Sadece bilgi odaklı bir eğitim yerine teorik bilgileri destekleyen beceri odaklı eğitimimiz ile ulusal ve uluslararası alanda başarılar elde eden çalışmalarımız devam edecek.
HEDEFİMİZ ÜRETKEN BİR NESİL
2018-2019 eğitim – öğretim yılında ulusal ve uluslararası alanda hangi okul hangi projeleri ön plana çıkacak?
Son yıllarda ulusal ve uluslararası alanda öncelikli olarak bilişim alanı ile ortak çalışmalar yürüten disiplinlerarası projeler öne çıkmaktadır. Bu durum yeni eğitim-öğretim yılında da devam edecektir. Artık sadece matematik alanında yürütülen bir çalışmadan ziyade matematik ve bilişim, matematik ve fizik gibi en az iki alanda yürütülen her iki alana katkıda bulunan nitelikli çalışmalar öne çıkacak. Ulusal ve uluslararası alanda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında tüm Mektebim kampüslerinde başladığımız çalışmalarda hedefimiz, tüm branşlarda geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi üretken bir neslin yetişmesine katkıda bulunmaktır.
LİSE ÖĞRENCİLERİNE GÖLGE STAJ İMKANI
Yeni proje ve yatırımlarla öğrencilerinin gelişimine nasıl bir katkı sağlamayı düşünüyorsunuz?
Öğrencilerimizin okulu bir yaşam merkezi olarak görmeleri için gerekli fiziki ve akademik içeriğimizi oluşturduk. Okul öncesinde uygulanan programda öğrencinin gelişim raporlarını profesyonel bir şekilde gözlemleyerek gerekli ek çalışmaları öğrenci bazında planlıyoruz. İlkokulda yenilikçi derslerimiz ve keşif odaklı içeriklerimizi geleceğin dünyasında kullanabilecekleri hale getiriyoruz. Endüstri 4.0’a uygun bir şekilde tüm seviyelerde iyi bir altyapı ile hem kodlama derslerini özel müfredatla veriyor hem de E-Stem dersleriyle hayattaki uygulama alanlarının bir örneğini yapmalarını sağlıyoruz. Lise de öğrencinin gelişim aşaması da büyük ölçüde tamamlandığı için ülke genelindeki büyük firmalarla protokoller yaptık. Lise öğrencilerimiz seçtikleri büyük firmalarda gölge staj imkânı sayesinde hem iş hayatını deneyimliyor hem de gözlemleri doğrultusunda iş hayatında kullanılabilecek yeni projeler üretiyor. İş ortamındaki iletişim mekanizması, iş akışı birçok alanda gözlemler yaparak hayata tam olarak hazır hale gelmeleri için destek oluyoruz.
Sınav hazırlıkları bu yıl nasıl yürütülecek? Hangi programlar uygulanacak?
Geçtiğimiz yıl uygulanan liseye giriş sınavı ve üniversiteye giriş sınavı incelendiğinde öğrencilerin sadece soru eksiklerinin tamamlamalarının yeterli olmadığı görülmüştür. Sınav hazırlıklarında müfredat konularının tam olarak kavranması, bilgi-kavrama-uygulama-analiz-sentez-değerlendirme düzeyinde de yorum gücü ve düşünme becerilerinin de geliştirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan sınav hazırlıkları liseye giriş sınavında sadece 8.sınıf yerine daha alt sınıflarda, üniversiteye giriş sınavında sadece 12.sınıf yerine daha alt sınıflarda etkili bir sınav hazırlık programı ile desteklenmelidir.
Veli, öğrenci ve öğretmenlerin yeni eğitim – öğretim yılına nasıl başlamaları gerekiyor? Neler tavsiye edersiniz?
Yeni eğitim-öğretim yılına veli, öğrenci ve öğretmenlerin öncelikli olarak iletişim halinde başlamaları gerekmektedir. Okullarda yapılacak ilk veli toplantılarına ve ilk zümre toplantılarına katılım çok önemlidir. Velilerin okulun açıldığı ilk gün hatta okul açılmadan önce okul yöneticileri ve öğretmenleri ile işbirliği halinde öğrencilerini gözlemlemesi gerekir. Öğretmenlerin yaz tatili sonrasında öğrencilerin okula adaptasyonunu daha kısa sürede sağlamak için öğrenci motivasyonlarını ve ders ilgilerini arttıracak oryantasyon çalışmaları yürütmelidir. Yeni eğitim-öğretim yılında veli, öğrenci ve öğretmenlere başarılı ve mutlu günler dilerim.
EĞİTİMDE KALİTE ÇITASINI YÜKSELTMEK İÇİN HANGİ ADIMLAR ATILMALI?
Eğitimde kalite, öncelikli olarak iyi bir yönetim ve iyi bir denetim ile mümkündür. Eğitimde kalite çıtasını yükseltmek için yürütülen çalışmalarda en önemli dikkat edilmesi gereken kavramlardan biri de sürdürülebilirliktir. Günümüzde başarılı eğitim çalışmalarının devamlılığının sağlanması için elde edilen başarıların sürdürülebilirliklerinin ele alınarak değerlendirilmesi gerekir. Eğitimdeki çalışmaları birer proje olarak ele alınıp planlama, uygulama basamaklarının detaylandırılması ve hedeflerinin, yol haritalarının belirlenmesi kaliteyi arttıracaktır.
Son Güncelleme: Cuma, 21 Eylül 2018 11:04
Gösterim: 1284
Vatan Okullarında hayatla okulun uzak olmadığı modellerin uygulandığını belirten Vatan Okulları Genel Müdür Yardımcısı ve Eğitim Uzmanı Ayhan Korkmaz ile LGS sınavını, sınavlarda başarılı olmak için yapılması gerekenleri konuştuk.
LGS ile ilgili değerlendirmenizi öğrenebilir miyiz?
Liselere geçiş sistemi bu sene ilk defa farklı bir modelle uygulandı. Bu modeli, sonuçları itibariyle değerlendirmek gerekir ancak sonuçları da doğru ölçmek lazım. Öncelikle ölçme sistemi ve sonuçlar arasında bir uyumsuzluğun olduğunu söyleyebiliriz. Sınavın ve seçmenin sonuçlarının doğru ölçmeyle yapılması veya ölçme sonucundaki yerleştirmenin doğru yapılmaması sınavın bizzat kendisini eleştirmemizi gerektirmez. Eğitim kurumları üzerinden LGS’ye bakacak olursak bu sene, sınav sistemi daha çok matematik üzerine ve yine farklı bir deyişle, matematik ve edebiyatın birleştiği hibrit bir sınav oldu. Bu ilk defa, yükseköğretim kurumları giriş sınavları ile lise giriş sınavlarının benzeştiği bir sistemdi.
LGS’de zirveyi yakalayan kurumlar başarıyı nasıl elde ediyorlar?
Yeni model itibariyle zirveyi yakalamış ve önümüzdeki senelerde ivmeyi yükseltecek kurumlar, okullarda yazma atölyeleri düzenleyen, zeka oyunları üzerinden etkinlikler koyan kurumlar olacak.
LGS’de Matematik ve Türkçenin iç içe geçmişliliği, çocukların zihinlerini zorlayacak soruların temele oturtulması, okumaya dayalı yazma atölyelerini, çocukların kitaplar üzerindeki fikirlerini, yaşam üzerindeki yazmalarını öne çıkardı. Matematikte ise anlık muhakeme yeteneklerinin ve günlük olaylar üzerinden muhakeme yeteneklerini öne çıkartan kurumlar öncü oldu ve öğrencilerinin başarılarını katlamaya da devam edeceklerdir.
MATEMATİKTE PUZZLE VE SUDOKU NASIL KULLANILIR?
Hayat başarısının yanında sınav başarısına da önem veren kurumlar, sınavlara hazırlanan öğrencileri için hangi programları uyguluyorlar?
Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri olan lise sınavları ve derecelendirme, sınava alternatif bir yön çizme gayreti getirmiş, bunu görüyoruz. Şu anda gelen, LGS’deki merkezi sistem ve sınavların soru özellikleri, akademik özellikli sorulardan ziyade özellikle ALES tarzı sorulara yakın, yaş gruplarına göre çocukların tamamen bir yıllık çalışmalarının konularının dahil olduğu ancak bu konularda pratik zekalarını işletmek, düşüncelerini hızlandırmak ve hızlı okuduklarını hızlı anlayıp şekillendirmek üzerine bir çalışma var. Başarıyı yakalayan kurumlar da metotlarını bunun üzerine kuruyorlar.
Örneğin; Bizler kurumlarımızda artık uzun okumalı metinlerle beraber, şekilsel, sayısal problemler ve hayatın içinden gelen, hayatla okulun uzak olmadığı modeller uyguluyoruz. Çocuklarımız okullarda üretim atölyelerine katıldığında bu sınavlardaki başarılarının da öne çıktığını göreceğiz. Okulların hayata uzak olmasından kaynaklı eksiklikler, bir zamanlar Milli Eğitim Bakanlığı’nın da uyguladığı “Okullar Hayat Olsun” projesi gibi yeniliklerle aynı zamanda LGS başarısını da getirecek.
Bu bağlamda çocuklara hikaye kitapları yazdırılması, aylık faaliyetlerinin kitaplaştırılması, yıllık programların makaleleştirilmesi, erken akademik takvimlerin oluşturulması başarıyı getirecektir. Bunların komplike bir şekilde öğrencilere sevdirilmesi görevi de yine kurumlara düşmektedir.
Çocuklarımız bunu yaptıklarında sınavlarda başarılı olacaklar. Evet, çocukların sosyal etkinlikleri önemli ancak derslerin içeriğini, sosyal etkinliklerle paket halinde sunabilen okullar çok daha başarılı olacak. Çocuklar da bu eğitim ve hayatı bir araya getirme modeline önem verecek. Örnek olarak, bizim matematikte muhakemeye dayalı soruların öğrencilere- STEM ile bir araya getirilerek puzzle gibi sudoku gibi etkinliklerle sunulması, Türkçede betimlemeleri arttırarak, bunun üzerinden hikayeler yazdırılması, Fen Bilgisinde laboratuvar kullanımı ve ölçümlemeler, Sosyal Bilimlerde 3 boyutlu haritalar üzerinden, hareketli nesneler üzerinden bilimin temelini görmesini sağlamak başarıyı getirmiştir.
Keza yabancı dilde de aynı sistemi kurmak gerekiyor. Konuşma atölyelerini kurmadığınız sürece, yeni kelimeler öğrencilerin zihinlerine girmeyecektir- ki son sınavda tamamen kelime üzerine dayalı bir İngilizce ölçme sistemi olduğunu gördük.
Hangi yayın ve materyallerden yararlanıyorsunuz?
Bu sene yayıncılar hazırlık sisteminde çok hazırlıksız yakalandı. İçeriklerin uyumsuzluğu, çocukları da etkilemiş oldu. Burada elbette sistemin geç açıklanmasının payı da var. Ancak bu sistem üzerine yeni yayınlar tamamen sisteme yönelik olacaktır. Hatta yeni yayınlar, 3 boyutlu, algoritmalar üzerine kurulu yayınlar ile desteklenecek. Belki de yeni yayınlar çocukları farklı alanlara yöneltecek, internet üzerinden başvurabilecekleri farklı platformlardan değerlendirilecek, farklı yarışmaları da çocuklara getirmek zorunda kalacaktır. Böyle olursa okullar kendi modellerini ve yayınlarını üretecek. Kendi yayınlarını çıkaran kurumların daha erken yol alacağı ve eğitim modelleriyle uyumlu gideceklerini biliyoruz. Her okulun ayrı felsefesi olmasına rağmen, felsefenin temelinde merkezi ölçme varsa nüans farkı olsa dahi, merkezi yerleştirmeye yakın yayınlar çıkarmak önem kazanacaktır.
Zirveyi yakalayan öğrenciler başarıyı getiren süreci nasıl yaşadılar?
Bu sene zirveyi yakalayan öğrencilerin çoğunun, odasına yalnızca ders çalışmaya giden çocuklar olmadığını, sosyal zekası gelişmiş , etkinliklerde görev alan faal bireyler olduğunu görmüş olduk. Her dinlediğimiz hikayede bir Robotik Takımı, bir STEM başarısı, ekip ve takım olmanın getirdiği, muhakkak birkaç yerde bir hikayesi, sözü yayınlanmış öğrencilerin başarısını görüyoruz. Öyleyse, bizler de öğrencileri bilgisini paylaşmaya teşvik ederek, zirveye taşıyabiliriz.
LGS hazırlıkları için öğrencilere neler tavsiye edersiniz?
Sevgili öğrenciler, yukarıda bahsetmiş olduğumuz destek programları, sosyal zekanın önemi, tam da rehber öğretmenlerin vurgulamak istediği şeyler aslında. Sizler daha uzun, daha şekilli metinleri daha üretken nesneler üzerinden çalışmayı öğrenmelisiniz. Önümüzdeki senelerde farklı mesleklerde olacağınızı düşünürsek yapmanız gereken üretmek, üretmek ve üretmek. Üretimi sayısal ve sözel tabanlı yapabilirsiniz, yeter ki yapın. Teknoparkları, akıllı odaları keşfedin, atölye çalışmalarını takip edin. Gerek sanat gerek mekanik alanda atölyelere –elbette yaş gruplarınıza göre- katılım sağlarsanız başarılı olacaksınız. Hepinize şimdiden başarılar diliyorum.
“Sınavlar ve dersler arası dengeyi kurmak için, öğrencileri yasaklarla değil, öğrenmekten haz alabileceği şekilde teknolojiyle beslemek, kopyala yapıştır yerine kendi ürettikleri ve sergileyebilecekleri proje ödevler olursa hayatı, okul ve sınav beraber yürüyecektir. Sınavını sergileyebilme imkanı bulan öğrenci, ölçülmekten korkmayı da bırakacaktır.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Vatan Okullarında hayatla okulun uzak olmadığı modellerin uygulandığını belirten Vatan Okulları Genel Müdür Yardımcısı ve Eğitim Uzmanı Ayhan Korkmaz ile LGS sınavını, sınavlarda başarılı olmak için yapılması gerekenleri konuştuk.
LGS ile ilgili değerlendirmenizi öğrenebilir miyiz?
Liselere geçiş sistemi bu sene ilk defa farklı bir modelle uygulandı. Bu modeli, sonuçları itibariyle değerlendirmek gerekir ancak sonuçları da doğru ölçmek lazım. Öncelikle ölçme sistemi ve sonuçlar arasında bir uyumsuzluğun olduğunu söyleyebiliriz. Sınavın ve seçmenin sonuçlarının doğru ölçmeyle yapılması veya ölçme sonucundaki yerleştirmenin doğru yapılmaması sınavın bizzat kendisini eleştirmemizi gerektirmez. Eğitim kurumları üzerinden LGS’ye bakacak olursak bu sene, sınav sistemi daha çok matematik üzerine ve yine farklı bir deyişle, matematik ve edebiyatın birleştiği hibrit bir sınav oldu. Bu ilk defa, yükseköğretim kurumları giriş sınavları ile lise giriş sınavlarının benzeştiği bir sistemdi.
LGS’de zirveyi yakalayan kurumlar başarıyı nasıl elde ediyorlar?
Yeni model itibariyle zirveyi yakalamış ve önümüzdeki senelerde ivmeyi yükseltecek kurumlar, okullarda yazma atölyeleri düzenleyen, zeka oyunları üzerinden etkinlikler koyan kurumlar olacak.
LGS’de Matematik ve Türkçenin iç içe geçmişliliği, çocukların zihinlerini zorlayacak soruların temele oturtulması, okumaya dayalı yazma atölyelerini, çocukların kitaplar üzerindeki fikirlerini, yaşam üzerindeki yazmalarını öne çıkardı. Matematikte ise anlık muhakeme yeteneklerinin ve günlük olaylar üzerinden muhakeme yeteneklerini öne çıkartan kurumlar öncü oldu ve öğrencilerinin başarılarını katlamaya da devam edeceklerdir.
MATEMATİKTE PUZZLE VE SUDOKU NASIL KULLANILIR?
Hayat başarısının yanında sınav başarısına da önem veren kurumlar, sınavlara hazırlanan öğrencileri için hangi programları uyguluyorlar?
Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri olan lise sınavları ve derecelendirme, sınava alternatif bir yön çizme gayreti getirmiş, bunu görüyoruz. Şu anda gelen, LGS’deki merkezi sistem ve sınavların soru özellikleri, akademik özellikli sorulardan ziyade özellikle ALES tarzı sorulara yakın, yaş gruplarına göre çocukların tamamen bir yıllık çalışmalarının konularının dahil olduğu ancak bu konularda pratik zekalarını işletmek, düşüncelerini hızlandırmak ve hızlı okuduklarını hızlı anlayıp şekillendirmek üzerine bir çalışma var. Başarıyı yakalayan kurumlar da metotlarını bunun üzerine kuruyorlar.
Örneğin; Bizler kurumlarımızda artık uzun okumalı metinlerle beraber, şekilsel, sayısal problemler ve hayatın içinden gelen, hayatla okulun uzak olmadığı modeller uyguluyoruz. Çocuklarımız okullarda üretim atölyelerine katıldığında bu sınavlardaki başarılarının da öne çıktığını göreceğiz. Okulların hayata uzak olmasından kaynaklı eksiklikler, bir zamanlar Milli Eğitim Bakanlığı’nın da uyguladığı “Okullar Hayat Olsun” projesi gibi yeniliklerle aynı zamanda LGS başarısını da getirecek.
Bu bağlamda çocuklara hikaye kitapları yazdırılması, aylık faaliyetlerinin kitaplaştırılması, yıllık programların makaleleştirilmesi, erken akademik takvimlerin oluşturulması başarıyı getirecektir. Bunların komplike bir şekilde öğrencilere sevdirilmesi görevi de yine kurumlara düşmektedir.
Çocuklarımız bunu yaptıklarında sınavlarda başarılı olacaklar. Evet, çocukların sosyal etkinlikleri önemli ancak derslerin içeriğini, sosyal etkinliklerle paket halinde sunabilen okullar çok daha başarılı olacak. Çocuklar da bu eğitim ve hayatı bir araya getirme modeline önem verecek. Örnek olarak, bizim matematikte muhakemeye dayalı soruların öğrencilere- STEM ile bir araya getirilerek puzzle gibi sudoku gibi etkinliklerle sunulması, Türkçede betimlemeleri arttırarak, bunun üzerinden hikayeler yazdırılması, Fen Bilgisinde laboratuvar kullanımı ve ölçümlemeler, Sosyal Bilimlerde 3 boyutlu haritalar üzerinden, hareketli nesneler üzerinden bilimin temelini görmesini sağlamak başarıyı getirmiştir.
Keza yabancı dilde de aynı sistemi kurmak gerekiyor. Konuşma atölyelerini kurmadığınız sürece, yeni kelimeler öğrencilerin zihinlerine girmeyecektir- ki son sınavda tamamen kelime üzerine dayalı bir İngilizce ölçme sistemi olduğunu gördük.
Hangi yayın ve materyallerden yararlanıyorsunuz?
Bu sene yayıncılar hazırlık sisteminde çok hazırlıksız yakalandı. İçeriklerin uyumsuzluğu, çocukları da etkilemiş oldu. Burada elbette sistemin geç açıklanmasının payı da var. Ancak bu sistem üzerine yeni yayınlar tamamen sisteme yönelik olacaktır. Hatta yeni yayınlar, 3 boyutlu, algoritmalar üzerine kurulu yayınlar ile desteklenecek. Belki de yeni yayınlar çocukları farklı alanlara yöneltecek, internet üzerinden başvurabilecekleri farklı platformlardan değerlendirilecek, farklı yarışmaları da çocuklara getirmek zorunda kalacaktır. Böyle olursa okullar kendi modellerini ve yayınlarını üretecek. Kendi yayınlarını çıkaran kurumların daha erken yol alacağı ve eğitim modelleriyle uyumlu gideceklerini biliyoruz. Her okulun ayrı felsefesi olmasına rağmen, felsefenin temelinde merkezi ölçme varsa nüans farkı olsa dahi, merkezi yerleştirmeye yakın yayınlar çıkarmak önem kazanacaktır.
Zirveyi yakalayan öğrenciler başarıyı getiren süreci nasıl yaşadılar?
Bu sene zirveyi yakalayan öğrencilerin çoğunun, odasına yalnızca ders çalışmaya giden çocuklar olmadığını, sosyal zekası gelişmiş , etkinliklerde görev alan faal bireyler olduğunu görmüş olduk. Her dinlediğimiz hikayede bir Robotik Takımı, bir STEM başarısı, ekip ve takım olmanın getirdiği, muhakkak birkaç yerde bir hikayesi, sözü yayınlanmış öğrencilerin başarısını görüyoruz. Öyleyse, bizler de öğrencileri bilgisini paylaşmaya teşvik ederek, zirveye taşıyabiliriz.
LGS hazırlıkları için öğrencilere neler tavsiye edersiniz?
Sevgili öğrenciler, yukarıda bahsetmiş olduğumuz destek programları, sosyal zekanın önemi, tam da rehber öğretmenlerin vurgulamak istediği şeyler aslında. Sizler daha uzun, daha şekilli metinleri daha üretken nesneler üzerinden çalışmayı öğrenmelisiniz. Önümüzdeki senelerde farklı mesleklerde olacağınızı düşünürsek yapmanız gereken üretmek, üretmek ve üretmek. Üretimi sayısal ve sözel tabanlı yapabilirsiniz, yeter ki yapın. Teknoparkları, akıllı odaları keşfedin, atölye çalışmalarını takip edin. Gerek sanat gerek mekanik alanda atölyelere –elbette yaş gruplarınıza göre- katılım sağlarsanız başarılı olacaksınız. Hepinize şimdiden başarılar diliyorum.
“Sınavlar ve dersler arası dengeyi kurmak için, öğrencileri yasaklarla değil, öğrenmekten haz alabileceği şekilde teknolojiyle beslemek, kopyala yapıştır yerine kendi ürettikleri ve sergileyebilecekleri proje ödevler olursa hayatı, okul ve sınav beraber yürüyecektir. Sınavını sergileyebilme imkanı bulan öğrenci, ölçülmekten korkmayı da bırakacaktır.”
Son Güncelleme: Perşembe, 30 Ağustos 2018 13:02
Gösterim: 1661

