Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Melih Şener, Barış Bilgiç ve Başar Başaran… İzmir Fen Lisesi’nde yatılı öğrenciyken başlayan ve Boğaziçi Üniversitesi’nde devam eden arkadaşlıklarından doğan Kunduz uygulaması ile bugüne kadar 40 binden fazla eğitmene ve 4 milyona yakın öğrenciye destek verdi. ABD’ye açılan Kunduz, Türkiye’de özel okullarla yaptığı anlaşmalarla da 10 binlerce öğrenciye ulaşacak apotheke-zag.de. Kunduz’un dünden bugüne gelişimini ve sunduğu hizmetleri Başar Başaran, artı eğitim’e anlattı.

kunduz_kurucularKunduz’un kuruluş ve gelişim sürecinden bahsedebilir misiniz? Kunduz nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Kunduz’un tohumları Türkiye’de yatılı bir devlet okulunda atıldı. Melih Şener, Barış Bilgiç ile beraber 3 arkadaş olarak İzmir Fen Lisesi’nde tanıştık. Her yıl milyonlarca öğrencinin hazırlandığı üniversiteye giriş sınavına bu lisede hazırlandık ve birlikte Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandık. Türkiye’nin her yerinden ve her kesiminden öğrencinin olduğu bu lisede kaliteli eğitimin aslında herkesin hayatını nasıl değiştirebileceğini görmek bizi Kunduz’u kurmak için bir araya getirdi. Lise ve üniversite arkadaşlarımız ve birçok eğitim sevdalısı ekip arkadaşımız bu değişim serüveninde bize katıldı.
Soru çözüm desteği verdiğimiz mobil platformumuz çokça öğrenciyle konuşmamız sonucunda ortaya çıktı. Konuştuğumuz öğrencilerin anında desteğe ihtiyacı olduğunu ancak istedikleri desteğe istedikleri zaman ulaşamadıklarını gördük. Bu onların öğrenme deneyimi için oldukça kritik bir engel taşıyordu. Hatta Whatsapp grupları üzerinden birbirlerine soru sorduklarını ancak başka bir öğrencinin de ihtiyaçları olan profesyonel desteği veremediğini söylüyorlardı. Ya birbirlerine yardımcı olacak zamanları yoktu, ya da yardımcı olan arkadaşının çözümüne haklı olarak %100 güvenemiyorlardı. Biz de onlara sorularınızı bize sorun biz yardımcı oluruz dedik.
Kunduz’un ilk ürünü bir Whatsapp hesabıydı. Tanımadığımız öğrenciler bize sorularını atıyorlardı. Bu fikre inanan ilk eğitmenlerimiz bize soru çözümünde yardımcı oldu. Onlara da Whatsapp grupları kurduk. Soru geldiğinde o gruplara atıyor, ilk soruyu çözen para ödülünü kazanıyordu. Whatsapp üzerinden iki taraflı kurduğumuz bu sistemle bir ayda binlerce soru çözülünce, bunu hızlıca uygulamaya çevirdik ve öğrencilerin bildiği haliyle Kunduz uygulaması ortaya çıktı.
Geldiğimiz noktada soru çözüm desteği verdiğimiz ürünümüzün yanı sıra, akıllı testler, ülke çapında deneme testleri, videolu konu anlatımı ve rehberlik içerikleri de sunuyoruz.

FİYAT ve ESNEKLİK BAKIMINDAN DÜNYADA EŞİ YOK
Kunduz’u diğer uygulamalardan farklılaştıran özellikleri nelerdir?
Kunduz ortaokul ve lise eğitiminde teknolojiyi kullanarak kişiselleştirilmiş eğitimi herkese erişilebilir kılmayı amaçlıyor. En popüler ürünümüz olan soru çözüm desteği öğrencilerin özel eğitim maliyetini yıllık 15.000 TL den 500 TL seviyelerine düşürüyor ve bu ücrete 7/24 istedikleri kadar soru sorup öğretmenlerle çözümü tartışabiliyorlar. Bu fiyat ve esneklik bakımından dünyada eşi olmayan bir noktada. O yüzden de global büyümede bu kadar özgüvenli olabiliyoruz.
Öte yandan, yeni çıkardığımız ürünlerle öğrenciyi yanında her dersten bir öğretmeni varmışçasına onun için tasarlanmış bir öğrenme deneyimine sokuyoruz. Başta ünlü eğitim psikoloğu Bloom’un araştırmaları olmak üzere akademik araştırmalar gösteriyor ki birebir eğitim sınıftaki eğitimden çok daha etkili. O kadar etkili ki 100 kişilik bir grupta 50. sıradaki öğrenci birebir eğitimle 2. Sıraya yükseliyor. Bu istatiksel olarak da kanıtlanmış. Ancak Bloom bunu bir problem olarak literatüre aktarmış. Çünkü dünyada hiçbir toplum öğrencilere her dersi için birebir eğitim verebilecek ekonomik kaynaklara sahip değil ve olamayacak da.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona kişiselleştirilmiş bir eğitim sunabilen özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz ve bunu herkesin karşılayabileceği bir ücretten nasıl sunabiliriz? Bizim öğretmenle öğrenciyi en etkili, uygun ve hızlı yöntemle bir araya getirecek mobil platformlar tasarlayarak yapmayı amaçladığımız ise her öğrencinin yanında bir öğretmen varmışçasına bir deneyim sunmak ve ortalama bir öğrenciyi %50’lik dilimden %2’lik dilime taşımak.

kunduz_kurucular

15 DAKİKADA ÇÖZÜME ULAŞILIYOR
Kullanıcılar Kunduz’dan nasıl faydalanabiliyorlar?
Kunduz’u öğrenciler çözemedikleri sorularda destek veren eğitmenlerin olduğu bir platform olarak biliyor. Öğrenciler çözemediği sorularda Türkiye’nin her yerindeki eğitmenlerimizden ortalamada 15 dakikanın altında açıklamalı çözüm alıyor. Eğitmenlerle anlamadıkları çözümlerde sohbet ekranı üzerinden de yazışabiliyorlar. Çözemediğiniz soru tipi olsun, biz size bir dahaki sefere o soruyu çözebilmenizi sağlayalım.

Bu seneyle birlikte artık Premium İçerik ürünümüzle Kunduz’da 15.000 dakikadan fazla videolu konu anlatımları ve binlerce örnek soru ve çözümleri de var. Özetle her an ve her yerden hem soru çözüm hizmetine hem de konu anlatım hizmetine Kunduz sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Kunduz bu hizmetleri öğrencilerine kişiselleştirilmiş bir şekilde ve herkesin erişebileceği fiyata sunuyor.

KUNDUZ ÖZEL OKULLAR İÇİN AVANTAJA DÖNÜŞTÜ
Özel okullara yönelik kurumsal hizmetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kunduz’un okul işbirlikleri popülerliğini çok hızlı bir şekilde arttırıyor. Sadece son iki ayda anlaştığımız kurumlara baktığımızda bile seneye 10 binlerce öğrencinin okullarla yaptığımız işbirlikleriyle Kunduz’dan faydalanacağının kesinleştiğini söyleyebilirim. Artık okullar için öğrencilerine Kunduz paketi sunmaları öğrencilerine 7/24 kaynak sunabilmeleri adına çok önemli bir faktör haline geliyor. Okullar 8. ve 12. sınıflar başta olmak üzere ortaokul ve lisede her sınıftan öğrencileri için Kunduz’dan faydalanıyorlar. Benzer şekilde Kunduz’la işbirliği yapan birçok butik kurs da bulunuyor. Yöneticilerle konuştuğumuzda kurumlar için kendi bölgelerindeki diğer kurumlardan farklılaşmanın ve ilkler sunmanın bu dönemde çok önemli olduğunu duyuyoruz.
Eğitimde dijitalleşmenin gündemden düşmediği şu günlerde de problem eğitim tarihinin başından beri hiç değişmedi. Her öğrenci öğrenme şekillerinden ilgi alanlarına kadar çok farklı. Bir de bunun üzerine öğrencinin o gün aklından geçenler, uyku düzeni, sabah yaptığı kahvaltı gibi onlarca değişken giriyor. Her öğrenci bu kadar farklı dünyalardayken biz onların 25’ini bir araya koyup aynı standartta öğrenmelerini bekliyoruz.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.
Kurumsal işbirliği yaptığımız eğitim kurumlarında öğrenciler sorularını biriktirmeden anında Kunduz’la cevap bulabiliyor. Etüt maliyetlerini azaltıyor, etüt ve soru çözüm saatlerinin öğrencilere yönelik daha efektif kullanılmasını sağlıyoruz. Kunduz’da yer alan her dersten konu anlatım videoları ve tarama testleri ile öğrenciler dilediği zaman, dilediği yerden okullardaki derslerini tekrar etme ve pekiştirme şansı buluyorlar. Ayrıca okul yöneticileri dijital panel üzerinden hangi öğrenci - hangi konudan kaç soru sormuş, detaylı analiz edip rehberlik hizmetleri için kaynak oluşturabiliyorlar.
Okulların sağladığı imkanları Kunduz’un bire-bir eğitim odaklı dijital dünyasıyla destekleyerek her öğrenci için eğitim seviyesini zirveye çıkarmayı hedefliyoruz. Her öğrenci kendine hastır ve özeldir felsefesiyle okulların dijital dönüşümde vazgeçilmez iş ortağı olmayı hedefliyoruz.
Ayrıca işbirliği yaptığımız kurumlar arasında çalışan toplulukları da bulunuyor. Bu sene Koç Holding’le yaptığımız anlaşma sonucunda tüm Koç Holding çalışanlarının çocuklarına Kunduz üyeliği sunuyoruz. Bu örneği gören diğer kurumlar da çalışanlarına benzer fırsatlar sunmayı değerlendiriyorlar.

Kunduz’un kısa, orta ve uzun vadede büyüme planları nelerdir?
Bugüne kadar 4 milyon öğrenciye ulaştık. Yalnızca pandemi döneminde yüzde 550 büyüme sağladık. öğrencilerimize bu zamana kadar 55 milyon soruda branşında uzman olan eğitmenlerimizin anlatımıyla destek olduk. Yine bu dönemde soru çözüm desteği hizmetimizin yanında; mobil deneme sınavları, videolu konu anlatımları, kişiselleştirilmiş testler ve rehberlik içerikleri gibi yeni hizmetleri de platforma ekledik.
Pandemi dönemi, her sınıftan öğrencinin daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem oldu. YKS ve LGS sınavlarına hazırlanan öğrencilerin her zaman tercihi oluyorduk. Pandemide alt sınıflardan da yoğun bir talep oldu. Kullanıcılarımızın yüzde 40’ı 11. sınıf ve altındaki sınıflardan geldi. Bu sene de, yeni ürünlerimizle alt sınıflara olan yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki sene bu oran %50’nin üzerine çıkacak bir trendde gidiyor. Artık Kunduz’un ortaokul ve lisede her sınıfta öğrenciler için vazgeçilmez bir kaynak olduğu kabul görüyor.

KUNDUZ ABD PAZARINA HIZLI GİRDİ
Türkiye’nin yanı sıra Amerika ve Hindistan pazarlarına açıldınız. Global pazardaki hedefleriniz neler?
Aldığımız yatırımın iki odağından biri global büyüme için yatırımlarımız. Hindistan’da kurduğumuz operasyon bize tüm dünyada her derste İngilizce hizmet verebilmemizi sağlıyor. Bu amacın ilk adımı olarak bu okul yılında ABD’ye açıldık. Buradaki yatırımlarımız ekip ve pazarlama odaklı olacak.
Amerika çok büyük bir pazar ve Amerika’da çok daha ilkel seviyede benzer çözümler büyük popülerlik kazandı. Amerika’da 6 ay boyunca yaptığımız denemelerde gördük ki bu hizmeti aynı anda daha kaliteli, daha hızlı ve daha ucuza getirebiliyoruz öğrencilere. Ayrıca Amerika eğitimde gelir farkının büyük adaletsizlik yarattığı bir pazar. Bu problemin çözülmesine de yardımcı olmak istiyoruz. Yatırımcılarımız da bu konuda bizi uzun zamandır teşvik ediyordu. Kurduğumuz global ekiple bu anın çok doğru bir zaman olduğunu düşünüyoruz.
Aynı zamanda kişisel olarak çok fazla zaman geçirdik Amerika’da. Yılın en az 2-3 ayını burada geçiriyoruz ve buradaki pazarı hep gözlemleme şansımız oldu. Şu anda bile tüm eyaletlerden öğrencilerimiz bulunuyor. Kanada, İngiltere ve Avusturalya’daki öğrencilerden de talep alıyoruz uygulamayı kendi ülkelerinde de açmamız için. Bizim için bu noktada hiç zor bir karar değil. Karar verdiğimizde 24 saat içinde 3 ülkede daha hizmet verebilecek teknolojik ve operasyonel donanımı kazandık.

TEKNOLOJİ EĞİTİMİ HENÜZ DEĞİŞTİRMEDİ
Pandemi ile birlikte eğitimde dijital dönüşüm öncelikli bir konu haline geldi. Öncelikle eğitimde dijital dönüşümden ne anlamalıyız? Bu dönüşümde Kunduz’un yeri ve rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Teknoloji eğitimi henüz değiştirmedi. Hala öğrenim deneyimimizin büyük kısmı sınıflarda geçiyor. Ancak her öğrenci o kadar farklı şekillerde öğreniyor ve bir konuyu öğrenirken o kadar farklı sorularla boğuşuyor ki, sınıf dışında onları bu destekten mahrum bırakmak büyük bir fırsat kaybı. Eğitim gerçek anlamda kişiselleşmediği sürece de maalesef bir dönüşmeden bahsedemeyiz. Ancak artık teknoloji eğitimin nasıl dönüşeceğine dair bir hayalin kurulmasına imkan sunuyor.
Bu zamana kadar eğitim teknolojileri geleneksel eğitim içeriğinin dijital ekrandan sunulması olarak kullanıldı ve bir dönüşüme imkan veremedi. Biz bu gözlemden ilham alarak Kunduz’u kurduk. Kunduz’da amacımız okul dışında öğrencilere her an yanlarında onlara yardımcı olan bir öğretmen varmış kadar etkili bir öğrenme dünyası kurmak.
Kişiselleştirilmiş öğrenmeden herkes kolaylıkla bahsediyor ve bunun öğrencilerin bilgi seviyesini temel alan bir yapıyla mümkün olabileceğini sanıyor. Halbuki buradaki en önemli faktör merak ve ilgi. Kunduz’un en büyük avantajı öğrencilerin o anda neye merakı olduğunu bilmemiz, çünkü bize soru sormaya geliyorlar. Biz bu merakı öğrenmeye çevirecek bir kişiselleştirmenin fark yaratacağını düşünüyoruz. Eğitimin geleceğini de ed-tech ürünlerinin öğrencinin ilgisini ne kadar tutabileceği belirleyecek. Bizim de baştan beri vizyonumuz bu.

“Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.”

> Eğitimde fırsat eşitliğinin adresi: Kunduz

Melih Şener, Barış Bilgiç ve Başar Başaran… İzmir Fen Lisesi’nde yatılı öğrenciyken başlayan ve Boğaziçi Üniversitesi’nde devam eden arkadaşlıklarından doğan Kunduz uygulaması ile bugüne kadar 40 binden fazla eğitmene ve 4 milyona yakın öğrenciye destek verdi. ABD’ye açılan Kunduz, Türkiye’de özel okullarla yaptığı anlaşmalarla da 10 binlerce öğrenciye ulaşacak apotheke-zag.de. Kunduz’un dünden bugüne gelişimini ve sunduğu hizmetleri Başar Başaran, artı eğitim’e anlattı.

kunduz_kurucularKunduz’un kuruluş ve gelişim sürecinden bahsedebilir misiniz? Kunduz nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Kunduz’un tohumları Türkiye’de yatılı bir devlet okulunda atıldı. Melih Şener, Barış Bilgiç ile beraber 3 arkadaş olarak İzmir Fen Lisesi’nde tanıştık. Her yıl milyonlarca öğrencinin hazırlandığı üniversiteye giriş sınavına bu lisede hazırlandık ve birlikte Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandık. Türkiye’nin her yerinden ve her kesiminden öğrencinin olduğu bu lisede kaliteli eğitimin aslında herkesin hayatını nasıl değiştirebileceğini görmek bizi Kunduz’u kurmak için bir araya getirdi. Lise ve üniversite arkadaşlarımız ve birçok eğitim sevdalısı ekip arkadaşımız bu değişim serüveninde bize katıldı.
Soru çözüm desteği verdiğimiz mobil platformumuz çokça öğrenciyle konuşmamız sonucunda ortaya çıktı. Konuştuğumuz öğrencilerin anında desteğe ihtiyacı olduğunu ancak istedikleri desteğe istedikleri zaman ulaşamadıklarını gördük. Bu onların öğrenme deneyimi için oldukça kritik bir engel taşıyordu. Hatta Whatsapp grupları üzerinden birbirlerine soru sorduklarını ancak başka bir öğrencinin de ihtiyaçları olan profesyonel desteği veremediğini söylüyorlardı. Ya birbirlerine yardımcı olacak zamanları yoktu, ya da yardımcı olan arkadaşının çözümüne haklı olarak %100 güvenemiyorlardı. Biz de onlara sorularınızı bize sorun biz yardımcı oluruz dedik.
Kunduz’un ilk ürünü bir Whatsapp hesabıydı. Tanımadığımız öğrenciler bize sorularını atıyorlardı. Bu fikre inanan ilk eğitmenlerimiz bize soru çözümünde yardımcı oldu. Onlara da Whatsapp grupları kurduk. Soru geldiğinde o gruplara atıyor, ilk soruyu çözen para ödülünü kazanıyordu. Whatsapp üzerinden iki taraflı kurduğumuz bu sistemle bir ayda binlerce soru çözülünce, bunu hızlıca uygulamaya çevirdik ve öğrencilerin bildiği haliyle Kunduz uygulaması ortaya çıktı.
Geldiğimiz noktada soru çözüm desteği verdiğimiz ürünümüzün yanı sıra, akıllı testler, ülke çapında deneme testleri, videolu konu anlatımı ve rehberlik içerikleri de sunuyoruz.

FİYAT ve ESNEKLİK BAKIMINDAN DÜNYADA EŞİ YOK
Kunduz’u diğer uygulamalardan farklılaştıran özellikleri nelerdir?
Kunduz ortaokul ve lise eğitiminde teknolojiyi kullanarak kişiselleştirilmiş eğitimi herkese erişilebilir kılmayı amaçlıyor. En popüler ürünümüz olan soru çözüm desteği öğrencilerin özel eğitim maliyetini yıllık 15.000 TL den 500 TL seviyelerine düşürüyor ve bu ücrete 7/24 istedikleri kadar soru sorup öğretmenlerle çözümü tartışabiliyorlar. Bu fiyat ve esneklik bakımından dünyada eşi olmayan bir noktada. O yüzden de global büyümede bu kadar özgüvenli olabiliyoruz.
Öte yandan, yeni çıkardığımız ürünlerle öğrenciyi yanında her dersten bir öğretmeni varmışçasına onun için tasarlanmış bir öğrenme deneyimine sokuyoruz. Başta ünlü eğitim psikoloğu Bloom’un araştırmaları olmak üzere akademik araştırmalar gösteriyor ki birebir eğitim sınıftaki eğitimden çok daha etkili. O kadar etkili ki 100 kişilik bir grupta 50. sıradaki öğrenci birebir eğitimle 2. Sıraya yükseliyor. Bu istatiksel olarak da kanıtlanmış. Ancak Bloom bunu bir problem olarak literatüre aktarmış. Çünkü dünyada hiçbir toplum öğrencilere her dersi için birebir eğitim verebilecek ekonomik kaynaklara sahip değil ve olamayacak da.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona kişiselleştirilmiş bir eğitim sunabilen özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz ve bunu herkesin karşılayabileceği bir ücretten nasıl sunabiliriz? Bizim öğretmenle öğrenciyi en etkili, uygun ve hızlı yöntemle bir araya getirecek mobil platformlar tasarlayarak yapmayı amaçladığımız ise her öğrencinin yanında bir öğretmen varmışçasına bir deneyim sunmak ve ortalama bir öğrenciyi %50’lik dilimden %2’lik dilime taşımak.

kunduz_kurucular

15 DAKİKADA ÇÖZÜME ULAŞILIYOR
Kullanıcılar Kunduz’dan nasıl faydalanabiliyorlar?
Kunduz’u öğrenciler çözemedikleri sorularda destek veren eğitmenlerin olduğu bir platform olarak biliyor. Öğrenciler çözemediği sorularda Türkiye’nin her yerindeki eğitmenlerimizden ortalamada 15 dakikanın altında açıklamalı çözüm alıyor. Eğitmenlerle anlamadıkları çözümlerde sohbet ekranı üzerinden de yazışabiliyorlar. Çözemediğiniz soru tipi olsun, biz size bir dahaki sefere o soruyu çözebilmenizi sağlayalım.

Bu seneyle birlikte artık Premium İçerik ürünümüzle Kunduz’da 15.000 dakikadan fazla videolu konu anlatımları ve binlerce örnek soru ve çözümleri de var. Özetle her an ve her yerden hem soru çözüm hizmetine hem de konu anlatım hizmetine Kunduz sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Kunduz bu hizmetleri öğrencilerine kişiselleştirilmiş bir şekilde ve herkesin erişebileceği fiyata sunuyor.

KUNDUZ ÖZEL OKULLAR İÇİN AVANTAJA DÖNÜŞTÜ
Özel okullara yönelik kurumsal hizmetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kunduz’un okul işbirlikleri popülerliğini çok hızlı bir şekilde arttırıyor. Sadece son iki ayda anlaştığımız kurumlara baktığımızda bile seneye 10 binlerce öğrencinin okullarla yaptığımız işbirlikleriyle Kunduz’dan faydalanacağının kesinleştiğini söyleyebilirim. Artık okullar için öğrencilerine Kunduz paketi sunmaları öğrencilerine 7/24 kaynak sunabilmeleri adına çok önemli bir faktör haline geliyor. Okullar 8. ve 12. sınıflar başta olmak üzere ortaokul ve lisede her sınıftan öğrencileri için Kunduz’dan faydalanıyorlar. Benzer şekilde Kunduz’la işbirliği yapan birçok butik kurs da bulunuyor. Yöneticilerle konuştuğumuzda kurumlar için kendi bölgelerindeki diğer kurumlardan farklılaşmanın ve ilkler sunmanın bu dönemde çok önemli olduğunu duyuyoruz.
Eğitimde dijitalleşmenin gündemden düşmediği şu günlerde de problem eğitim tarihinin başından beri hiç değişmedi. Her öğrenci öğrenme şekillerinden ilgi alanlarına kadar çok farklı. Bir de bunun üzerine öğrencinin o gün aklından geçenler, uyku düzeni, sabah yaptığı kahvaltı gibi onlarca değişken giriyor. Her öğrenci bu kadar farklı dünyalardayken biz onların 25’ini bir araya koyup aynı standartta öğrenmelerini bekliyoruz.
Kunduz tam da bu problemi çözmek amacıyla kuruldu: Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.
Kurumsal işbirliği yaptığımız eğitim kurumlarında öğrenciler sorularını biriktirmeden anında Kunduz’la cevap bulabiliyor. Etüt maliyetlerini azaltıyor, etüt ve soru çözüm saatlerinin öğrencilere yönelik daha efektif kullanılmasını sağlıyoruz. Kunduz’da yer alan her dersten konu anlatım videoları ve tarama testleri ile öğrenciler dilediği zaman, dilediği yerden okullardaki derslerini tekrar etme ve pekiştirme şansı buluyorlar. Ayrıca okul yöneticileri dijital panel üzerinden hangi öğrenci - hangi konudan kaç soru sormuş, detaylı analiz edip rehberlik hizmetleri için kaynak oluşturabiliyorlar.
Okulların sağladığı imkanları Kunduz’un bire-bir eğitim odaklı dijital dünyasıyla destekleyerek her öğrenci için eğitim seviyesini zirveye çıkarmayı hedefliyoruz. Her öğrenci kendine hastır ve özeldir felsefesiyle okulların dijital dönüşümde vazgeçilmez iş ortağı olmayı hedefliyoruz.
Ayrıca işbirliği yaptığımız kurumlar arasında çalışan toplulukları da bulunuyor. Bu sene Koç Holding’le yaptığımız anlaşma sonucunda tüm Koç Holding çalışanlarının çocuklarına Kunduz üyeliği sunuyoruz. Bu örneği gören diğer kurumlar da çalışanlarına benzer fırsatlar sunmayı değerlendiriyorlar.

Kunduz’un kısa, orta ve uzun vadede büyüme planları nelerdir?
Bugüne kadar 4 milyon öğrenciye ulaştık. Yalnızca pandemi döneminde yüzde 550 büyüme sağladık. öğrencilerimize bu zamana kadar 55 milyon soruda branşında uzman olan eğitmenlerimizin anlatımıyla destek olduk. Yine bu dönemde soru çözüm desteği hizmetimizin yanında; mobil deneme sınavları, videolu konu anlatımları, kişiselleştirilmiş testler ve rehberlik içerikleri gibi yeni hizmetleri de platforma ekledik.
Pandemi dönemi, her sınıftan öğrencinin daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönem oldu. YKS ve LGS sınavlarına hazırlanan öğrencilerin her zaman tercihi oluyorduk. Pandemide alt sınıflardan da yoğun bir talep oldu. Kullanıcılarımızın yüzde 40’ı 11. sınıf ve altındaki sınıflardan geldi. Bu sene de, yeni ürünlerimizle alt sınıflara olan yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Önümüzdeki sene bu oran %50’nin üzerine çıkacak bir trendde gidiyor. Artık Kunduz’un ortaokul ve lisede her sınıfta öğrenciler için vazgeçilmez bir kaynak olduğu kabul görüyor.

KUNDUZ ABD PAZARINA HIZLI GİRDİ
Türkiye’nin yanı sıra Amerika ve Hindistan pazarlarına açıldınız. Global pazardaki hedefleriniz neler?
Aldığımız yatırımın iki odağından biri global büyüme için yatırımlarımız. Hindistan’da kurduğumuz operasyon bize tüm dünyada her derste İngilizce hizmet verebilmemizi sağlıyor. Bu amacın ilk adımı olarak bu okul yılında ABD’ye açıldık. Buradaki yatırımlarımız ekip ve pazarlama odaklı olacak.
Amerika çok büyük bir pazar ve Amerika’da çok daha ilkel seviyede benzer çözümler büyük popülerlik kazandı. Amerika’da 6 ay boyunca yaptığımız denemelerde gördük ki bu hizmeti aynı anda daha kaliteli, daha hızlı ve daha ucuza getirebiliyoruz öğrencilere. Ayrıca Amerika eğitimde gelir farkının büyük adaletsizlik yarattığı bir pazar. Bu problemin çözülmesine de yardımcı olmak istiyoruz. Yatırımcılarımız da bu konuda bizi uzun zamandır teşvik ediyordu. Kurduğumuz global ekiple bu anın çok doğru bir zaman olduğunu düşünüyoruz.
Aynı zamanda kişisel olarak çok fazla zaman geçirdik Amerika’da. Yılın en az 2-3 ayını burada geçiriyoruz ve buradaki pazarı hep gözlemleme şansımız oldu. Şu anda bile tüm eyaletlerden öğrencilerimiz bulunuyor. Kanada, İngiltere ve Avusturalya’daki öğrencilerden de talep alıyoruz uygulamayı kendi ülkelerinde de açmamız için. Bizim için bu noktada hiç zor bir karar değil. Karar verdiğimizde 24 saat içinde 3 ülkede daha hizmet verebilecek teknolojik ve operasyonel donanımı kazandık.

TEKNOLOJİ EĞİTİMİ HENÜZ DEĞİŞTİRMEDİ
Pandemi ile birlikte eğitimde dijital dönüşüm öncelikli bir konu haline geldi. Öncelikle eğitimde dijital dönüşümden ne anlamalıyız? Bu dönüşümde Kunduz’un yeri ve rolü hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Teknoloji eğitimi henüz değiştirmedi. Hala öğrenim deneyimimizin büyük kısmı sınıflarda geçiyor. Ancak her öğrenci o kadar farklı şekillerde öğreniyor ve bir konuyu öğrenirken o kadar farklı sorularla boğuşuyor ki, sınıf dışında onları bu destekten mahrum bırakmak büyük bir fırsat kaybı. Eğitim gerçek anlamda kişiselleşmediği sürece de maalesef bir dönüşmeden bahsedemeyiz. Ancak artık teknoloji eğitimin nasıl dönüşeceğine dair bir hayalin kurulmasına imkan sunuyor.
Bu zamana kadar eğitim teknolojileri geleneksel eğitim içeriğinin dijital ekrandan sunulması olarak kullanıldı ve bir dönüşüme imkan veremedi. Biz bu gözlemden ilham alarak Kunduz’u kurduk. Kunduz’da amacımız okul dışında öğrencilere her an yanlarında onlara yardımcı olan bir öğretmen varmış kadar etkili bir öğrenme dünyası kurmak.
Kişiselleştirilmiş öğrenmeden herkes kolaylıkla bahsediyor ve bunun öğrencilerin bilgi seviyesini temel alan bir yapıyla mümkün olabileceğini sanıyor. Halbuki buradaki en önemli faktör merak ve ilgi. Kunduz’un en büyük avantajı öğrencilerin o anda neye merakı olduğunu bilmemiz, çünkü bize soru sormaya geliyorlar. Biz bu merakı öğrenmeye çevirecek bir kişiselleştirmenin fark yaratacağını düşünüyoruz. Eğitimin geleceğini de ed-tech ürünlerinin öğrencinin ilgisini ne kadar tutabileceği belirleyecek. Bizim de baştan beri vizyonumuz bu.

“Öğrencinin okul sonrasında öğrenim ihtiyaçlarını en iyi şekilde dinleyen ve yanında her an dilediği dersten ona özel bir öğretmen olmasını nasıl sağlayabiliriz? Burada Kunduz devreye giriyor. Öğrenciye okul kaynakları dışında başka hiçbir şeye ihtiyaç duymadan bire-bir eğitim imkanı sağlıyoruz.”

Son Güncelleme: Pazartesi, 20 Aralık 2021 11:27

Gösterim: 1759

JCI “Uluslararası Genç Liderler ve Girişimciler Derneği”nin 1981 yılından bu yana düzenlediği Ten Outstanding Young Persons of the World programının Türkiye ayağı olan 27. TOYP: Türkiye’nin On Başarılı Genci programının birincileri açıklandı.

jci_2021Genç Liderler ve Girişimciler (JCI) Türkiye Derneği adına JCI İstanbul Şubesi tarafından 27 yıldır gerçekleştirilen TOYP -Türkiye'nin 10 Başarılı Genci programı toplumsal gelişime önemli katkıları bulunan ve daha iyi yarınların peşinde koşan ülkemizin başarılı gençlerinin çalışmalarını görünür kılmayı, gençleri daha duyarlı ve aktif vatandaş olmaları yönünde teşvik etmeyi amaçlıyor.
2021 TOYP Türkiye Kategori Birincileri;
1. Electrolux Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik: Selin GÖREN

2. AxaSigorta İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet: Cihan BUĞDAYCI

3. Bilimsel Önderlik: Dr. Fırat GÜDER

4. Değirmenci Baharat Kültürel Başarı: Merve YAVUZDEMİR

5. TimcoİşDünyası, Ekonomive/veya Girişimcilik: Dr. Saliha DURMUŞ

6. Laserpan Fen ve Teknik Gelişme: Kerem DEVECİ

7. Kişisel Başarı: Dr.Zeliha KILIÇ

8. Tıbbi Yenilik ve Buluşlar: Doç. Dr. İsmail ÖÇSOY

9. Neo Hukuk & Danışmanlık Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi: Kadir Yağız ÇETİN

10.İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı: Sezer ORTADAĞ

11.JCI Türkiye Senato Özel Ödülü: Mete GAZOZ

Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde konuşan 2021 JCI İstanbul Başkanı Tolga KAYASU; "Başarı sadece bir sonuç değil, bir yolculuktur. Biz Genç Liderler ve Girişimciler olarak bu başarı yolculuğunun her zaman ilerlemesi ve gelişmesi için çalışmaktayız. Bizler JCI Türkiye adına JCI İstanbul olarak 27 senedir fark yaratan başarıların görünürlüğüne katkı sağlamaktayız." dedi

10 kategori kapsamında yapılan yüzlerce başvuru, alanında uzman ‘jüri komitesi’ tarafından değerlendirildi. Bu seneki jüriler arasında; ülkemizin yetiştirdiği değerli sanatçı ve UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi Müjdat GEZEN, başarılı tiyatro sanatçısı Şevket ÇORUH, KAGİDER Kurucu Başkanı Meltem KURTSAN, KAGİDER Başkanı Emine ERDEM, İstanbul Galata Üni. Rektörü Prof. Dr. Özgür ÇENGEL, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Kurucusu İbrahim Betil, Türkiye Eğitim Vakfı Gönüllüleri Yönetim Kurulu Üyesi Oktay ÖZİNCİ,Dr. Dilek GÜRSOY, Prof. Dr. Gülşen ALTUĞ, Prof. Dr. Yusuf Baran, Prof. Dr. Hilmi Volkan DEMİR, Doç. Dr. Mehmet Z. BAYKARA, Doç. Dr. Nagihan ÇAKAR BİKİÇ, 2020 TOYP Türkiye Birincisi Dr. Öğretim Üyesi Fatih İNCİ, Adalar Eski Belediye Başkanı Dr.Mustafa Farsakoğlu, Deprem Uzmanı, MAG-DER Başkanı Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Otomativ Distribütörleri Derneği ve Renault Mais Yönetim Kurulu Eski Başkanı Muharrem İbrahim AYBAR, Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı Başkanı Meryem Salman, Sporben Otizm Derneği Kurucusu Bener ERKORUR, DEİK | Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Temsilcileri, İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve İstanbul Ticaret Odası Temsilcileri, TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu Üyeleri gibi birçok değerli isim yer aldı.
2 Aralık 2021 Perşembe akşamı Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen görkemli 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde TOYP Türkiye Birincileri kamuoyuna açıklanarak plaketleri ve Bilge Adam Akademi Eğitim Çekleri takdim edildi. Gala Gecesi özel konukları arasında Türkiye’nin Okçuluk dalındaki ilk Olimpiyat Şampiyonu Sporcusu Mete GAZOZ, ünlü Akademisyen, Ekonomist & Yazar Prof. Dr. Emre ALKİN, 2018 MIPTV Onur Madalyası sahibi (2018 Medailles d’Honneur at MIPTV) ve 2008 TOYP Türkiye birincisi İzzet PİNTO, Boğaziçi Caz Korosu Şefi ve 2013 TOYP Türkiye Birincisi Masis Aram GÖZBEK gibi birçok sürpriz isim yer aldı.Gala Gecesi’nde Otto Barok Topluluğu müzik dinletisi ile katılımcılar unutulmaz anlar yaşadı.

> Türkiye’nin on başarılı genci açıklandı

JCI “Uluslararası Genç Liderler ve Girişimciler Derneği”nin 1981 yılından bu yana düzenlediği Ten Outstanding Young Persons of the World programının Türkiye ayağı olan 27. TOYP: Türkiye’nin On Başarılı Genci programının birincileri açıklandı.

jci_2021Genç Liderler ve Girişimciler (JCI) Türkiye Derneği adına JCI İstanbul Şubesi tarafından 27 yıldır gerçekleştirilen TOYP -Türkiye'nin 10 Başarılı Genci programı toplumsal gelişime önemli katkıları bulunan ve daha iyi yarınların peşinde koşan ülkemizin başarılı gençlerinin çalışmalarını görünür kılmayı, gençleri daha duyarlı ve aktif vatandaş olmaları yönünde teşvik etmeyi amaçlıyor.
2021 TOYP Türkiye Kategori Birincileri;
1. Electrolux Çevre Korumacılığı ve Ahlaki Önderlik: Selin GÖREN

2. AxaSigorta İnsanlığa ve Gönüllü Kuruluşlara Hizmet: Cihan BUĞDAYCI

3. Bilimsel Önderlik: Dr. Fırat GÜDER

4. Değirmenci Baharat Kültürel Başarı: Merve YAVUZDEMİR

5. TimcoİşDünyası, Ekonomive/veya Girişimcilik: Dr. Saliha DURMUŞ

6. Laserpan Fen ve Teknik Gelişme: Kerem DEVECİ

7. Kişisel Başarı: Dr.Zeliha KILIÇ

8. Tıbbi Yenilik ve Buluşlar: Doç. Dr. İsmail ÖÇSOY

9. Neo Hukuk & Danışmanlık Siyaset, Hukuk ve Kamu Yönetimi: Kadir Yağız ÇETİN

10.İnsan Haklarına, Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı: Sezer ORTADAĞ

11.JCI Türkiye Senato Özel Ödülü: Mete GAZOZ

Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde konuşan 2021 JCI İstanbul Başkanı Tolga KAYASU; "Başarı sadece bir sonuç değil, bir yolculuktur. Biz Genç Liderler ve Girişimciler olarak bu başarı yolculuğunun her zaman ilerlemesi ve gelişmesi için çalışmaktayız. Bizler JCI Türkiye adına JCI İstanbul olarak 27 senedir fark yaratan başarıların görünürlüğüne katkı sağlamaktayız." dedi

10 kategori kapsamında yapılan yüzlerce başvuru, alanında uzman ‘jüri komitesi’ tarafından değerlendirildi. Bu seneki jüriler arasında; ülkemizin yetiştirdiği değerli sanatçı ve UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi Müjdat GEZEN, başarılı tiyatro sanatçısı Şevket ÇORUH, KAGİDER Kurucu Başkanı Meltem KURTSAN, KAGİDER Başkanı Emine ERDEM, İstanbul Galata Üni. Rektörü Prof. Dr. Özgür ÇENGEL, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Kurucusu İbrahim Betil, Türkiye Eğitim Vakfı Gönüllüleri Yönetim Kurulu Üyesi Oktay ÖZİNCİ,Dr. Dilek GÜRSOY, Prof. Dr. Gülşen ALTUĞ, Prof. Dr. Yusuf Baran, Prof. Dr. Hilmi Volkan DEMİR, Doç. Dr. Mehmet Z. BAYKARA, Doç. Dr. Nagihan ÇAKAR BİKİÇ, 2020 TOYP Türkiye Birincisi Dr. Öğretim Üyesi Fatih İNCİ, Adalar Eski Belediye Başkanı Dr.Mustafa Farsakoğlu, Deprem Uzmanı, MAG-DER Başkanı Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, Otomativ Distribütörleri Derneği ve Renault Mais Yönetim Kurulu Eski Başkanı Muharrem İbrahim AYBAR, Buldan Eğitim ve Dayanışma Vakfı Başkanı Meryem Salman, Sporben Otizm Derneği Kurucusu Bener ERKORUR, DEİK | Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Temsilcileri, İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve İstanbul Ticaret Odası Temsilcileri, TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu Üyeleri gibi birçok değerli isim yer aldı.
2 Aralık 2021 Perşembe akşamı Sait Halim Paşa Yalısı’nda gerçekleşen görkemli 27. TOYP Gala Gecesi ve Ödül Töreni’nde TOYP Türkiye Birincileri kamuoyuna açıklanarak plaketleri ve Bilge Adam Akademi Eğitim Çekleri takdim edildi. Gala Gecesi özel konukları arasında Türkiye’nin Okçuluk dalındaki ilk Olimpiyat Şampiyonu Sporcusu Mete GAZOZ, ünlü Akademisyen, Ekonomist & Yazar Prof. Dr. Emre ALKİN, 2018 MIPTV Onur Madalyası sahibi (2018 Medailles d’Honneur at MIPTV) ve 2008 TOYP Türkiye birincisi İzzet PİNTO, Boğaziçi Caz Korosu Şefi ve 2013 TOYP Türkiye Birincisi Masis Aram GÖZBEK gibi birçok sürpriz isim yer aldı.Gala Gecesi’nde Otto Barok Topluluğu müzik dinletisi ile katılımcılar unutulmaz anlar yaşadı.

Son Güncelleme: Cuma, 03 Aralık 2021 11:39

Gösterim: 1238

“Muhteşem Yüzyıl” dizisi ile gönüllerde taht kuran, Alman asıllı oyuncu Meryem Uzerli kariyeri, yeni projeleri, ailesi ve kendisine ilişkin merak edilenleri MAG'a anlattı.

meryem_uzerli* Geçmişte gerçekten yaşamış, tarihi bir karakteri oynamak bir onurdu.
* Benim için hikâye, oynayacağım karakter ve projeye karşı ne hissettiğim çok önemli.
* İnsanların benim yaptığım işi sevmesi beni çok mutlu ediyor.
* Oynayacağım karakterle yatar, onunla kalkarım. Kısacası tüm varlığım ve tüm dünyam o karakter olur.
* Benim için kalıcı olan kalbin güzel olması, gerisi önemli değil.


Ülkemizde oyunculuğa başlamadan önce Almanya’da da birçok dizi ve filmde rol aldınız. Türkiye yolculuğuna atılmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında daha çok tiyatro oynadım. Arada da bazı TV ve film projelerinde yer aldım; fakat büyük roller değildi. Esas büyük rolleri tiyatroda oynamıştım.

Tarihi bir karaktere can verdiniz... Hürrem Sultan’ı oynamak sizin için ne anlam ifade ediyor?
Gerçekten geçmişte yaşayan, tarihi bir karakteri oynamak büyük bir onur. Elimden geleni yaptım. Bir sanatçı olarak onun ruhunu tekrardan hayatımıza getirmek için. Ne olursa olsun bir an gelir, senin sanatçı olarak o karakterin üzerinde tüm okuduklarını ve duyduklarını unutman lazım… Olaya duygusal olarak yaklaşmanız gerekiyor. Sadece hissetmeye ve yaşamaya çalıştım o karakteri.

Kovan filmi ile beraber ilk kez yönetmeni kadın olan, bağımsız bir filmde rol aldınız. Bu sizin için nasıl bir duygu?
Ben erkek ya da kadın arasında bir ayrıma gitmiyorum. Sonuçta herkes benim için özel bir insan, özel bir kişilik... Herkes farklı karekterde..Her erkek aynı değil, her kadın da aynı değil. Cinsiyet olarak farklılaştırmıyorum kimseyi... Ben insan kim ona bakarım.
Bağımsız film mi ya da değil mi ona da bakmam. Ben bir sanatçıyım..Benim için önemli olan hikaye , oynayacağım karakter ve projeye karşı ne hissettiğim... Bu film, dizi, tiyatro ya da başka bir şey olabilir. Benim için farketmezaçıkcası kafamda öyle bir ayrım yok.

Kovan filminin senaryosu ilk geldiğinde neler hissettiniz?
Duygulandım. Gerçek bir hikaye... Çok güzel, derin ve anlamlı bir senaryo... Filmdeki ‘Ayşe’ karakteri ilk andan itibaren içime sinen bir karakter oldu. Hemen rolümü canlandırmak, onu yaşamak istemiştim. O yolculuğu, tüm sanatçı varlığım ile hissetmek istemiştim. Bana hem heyecan ve mutluluk, hem de yoğun bir duygusallık yaşattı.

Film pandemi dönemine denk geldi. Beklediğiniz ilgiyi gördü mü?
Benim bir beklentim yoktu. Her proje mutlaka yolunu bulur, ‘Kovan’ filmi de kendi yolunu buldu. En büyük dijital platformlardan biri ilk defa, bir sanat filmini olan Kovan’ı satın aldı ve tüm dünyaya gösteriyor. Şu an yüz doksan ülkede gösteriliyor. Biz de ekip olarak bu durumdan gurur duyuyoruz çünkü dünyada merak eden herkes bu derin mesajlı filmi izleyebiliyor. Bu muhteşem bir his... Film, iki haftadan fazla bir numarada kaldı. Kısacası hiçbir beklenti olmamasına rağmen düşündüğümden çok daha iyi oldu.

Türkiye’de çok tanınan ve beğenilen bir oyuncu olmak size neler hissettiriyor? Hayatınızda neler değişti?
İnsanların benim yaptığım işi sevmesi beni çok mutlu ediyor. Zaten bu her sanatçıyı mutlu eder diye düşünüyorum. Demek ki beni bir duygusal varlık olarak hissediyorlar. Daha büyük bir hediye olamaz. Bir sanatçı için.. Bir insan için.. Aslında hayatımda bu durumun bana kattığı mutluluk dışında çok bir şey değişmedi. Bunun dışında farklı ülkelere yaptığım iş seyahatlerim çoğaldı, yoğunluğum arttı diyebilirim.

Türkiye’deki dizi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu aralar çok güzel projeler için toplantılar yapıyorum. Hepsini değerlendirme sürecindeyim. Seneye dijital platformda yayınlanacak güzel bir dizi var ama şu anda bu yolculuğun daha başındayız. Hazırlıklar yolunda giderse seneye ilkbaharında planlandığı gibi çekimler başlayacağız. Çok sevdiğim oyuncular ile yeni bir serüven... Oyuncular kısmı sürpriz olsun.

Şu ana kadar oynamaktan en çok keyif aldığınız karakter hangisiydi?
DarioFo’nun ‘Ödenmeyecek Ödemiyoruz’ adlı tiyatro oyununda canlandırdığım karakterin bana inanılmaz zevk verdiğini hatırlıyorum.
Canlandırdığınız karakterler sizin için ne anlam ifade ediyor?
Bir karakteri canlandırırken benim yaşadığım hayat ve ruh bir anda o karaktere bürünüyor. O an benim hayatımın anlamı o oluyor. Oynayacağım karakterle yatar, onunla kalkarım. Kısacası tüm varlığım ve tüm dünyam o karakter olur.

Oyuncu olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?
Psikolog olurdum.

Unutamadığınız bir set anınızı paylaşır mısınız?
Bir keresinde sette çok ağır gülme krizine girdiğimiz bir olay olmuştu. Partnerim ve ben iki saat boyunca gülme krizine girdiğimiz için bir türlü planı çekememiştik. Başka bir anımda da ağlamam gereken bir sahnede ağlayamadım. Ağlamam için göz yakan bir krem sürmüştük. Krem o kadar etkiliydi ki çekimden sonra iki gün boyunca görmekte zorlanıyordum. Bir keresinde de rolü alabilmek için herkese ata binebiliyorum demiştim. Atlı sahnelerin çekim sırası geldiğinde ise korkudan sürekli ezberlediklerimi unutuyordum. Şimdi aklıma geldikçe bu olaya çok gülüyorum.

Pandemi sürecinden önce Türkiye ve Almanya arasında gidip geliyordunuz. İki nokta arasındaki yolculuktan memnun muydunuz?
Aslında düzenim hala bu şekilde devam ediyor. Ben yılın yarısında Türkiye’de, yarısında ise Almanya’da yaşıyorum. İnsanlar bütün zamanımı Almanya’da geçirdiğimi sanıyorlar ama durum öyle değil. Ben hem İstanbul’da, hem de Berlin’deyim ve bu durumdan çok mutluyum.

Karantina süreciniz nasıl geçti? Bu süreçte neler yaptınız?
Bütün zamanımı evde geçirdim, üstüne üstlük hamileydim. Bu süreç boyunca hep ailemleydim. Evde Lara ile sürekli oyunlar oynadık.

Berlin’de kafe açma fikri nereden çıktı? Kararınızdan memnun musunuz? Kafeye gelenler sizi görebiliyor mu?
Biz zaten yıllardır ‘NoshNosh’ konseptimizi konuşuyorduk. Sonunda beş kişilik bir grup olarak markamızı yarattık ve hayallerimizi gerçekleştirmiş olduk. Çocukluğumda gece birinin beni çikolata dükkânına kapatmasının hayalini kurardım. NoshNosh’da çikolata çeşitleri, fındık, fıstık, kahve ve ev yapımı limonata gibi ürünler var. Ekip olarak işimizden çok memnunuz. Ben de kendi işlerimden vakit bulduğum zamanlarda kafeye gidiyorum, insanlar ile sohbetler ediyorum.

Yoğun çalışma temposunda kendinize ve çocuklarınıza nasıl vakit ayırıyorsunuz?
Kendime vakit ayırmak ne demek bilmiyorum. Sadece çalışıyorum ya da çocuklarımla vakit geçiriyorum. Kalan vaktimde de arkadaşlarım ile buluşuyorum. Bu dönemde annem ve babamı görmek için onları İstanbul’a davet ettim. Gerçekten çok yoğun bir tempo... Hiçbir zaman yalnız kalıp, dinlenemiyorum.
Çocuklarınız ile birlikte yapmaktan en çok keyif aldığınız şey nedir?
Lara ile oynamak ve sohbet etmek... Onunla yan yana uyumak ve ona sarılmak... Sabahları ona kahvaltı hazırlamak, onu okula götürmek ve okul çıkışı almak... Birlikte futbol oynamak ve resim çizmek... Bebeğim Lily ile oynamaktan ve ona mamasını yedirmekten büyük keyif alıyorum. Üstümde uyuduğu anlarda birlikte nefes almak...

Çocuklarınızın da sizin gibi oyuncu olmasını ister misiniz?
Benim kafamda onlar için tek bir düşünce var. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi mesleği seçerlerse seçsinler hep çok mutlu olsunlar.

Kendinizi üç kelime ile tanımlar mısınız?
Sevgi dolu, hassas, melankolik...

Çok dikkat çekici bir güzelliğiniz var. Bu güzelliğinizin altında yatan sır nedir?
Bilmiyorum... Çok teşekkür ederim. Aslında siz beni öyle görüyorsunuz. Belki kalbimi hissediyorsunuzdur. Benim için kalıcı olan kalbin güzel olması, gerisi önemli değil.

Son olarak gelecek ile ilgili hayalleriniz neler?
Daha sağlıklı yaşamak ve bahçeli bir evde oturmak. Şu an bir apartman dairesinde oturuyoruz. Bahçeli bir evin güzel olacağını düşünüyorum. Bir de annemi ve babamı daha çok görmek istiyorum. Yeni bir bisiklet alabilirim. En büyük hayalim çocuklarım Lara ve Lily’ye güzel bir gelecek yaratmak ve bu dünyada kadın erkek eşitliğini nihayet görebilmek.

RÖPORTAJ: PINAR AKALAN FOTOĞRAF: EMRE YUNUSOĞLU STYLING: ALİ ARISOY
SAÇ: AKIN ÜNAL
MAKYAJ: ERKAN ULUÇ
YÖNETMEN: COŞKUN TURGUT
RETOUCH: ENES YURTBAY
MEKAN: FAIRMONT QUASAR ISTANBUL

> Meryem Uzerli: En büyük hayalim çocuklarıma güzel bir gelecek yaratmak

“Muhteşem Yüzyıl” dizisi ile gönüllerde taht kuran, Alman asıllı oyuncu Meryem Uzerli kariyeri, yeni projeleri, ailesi ve kendisine ilişkin merak edilenleri MAG'a anlattı.

meryem_uzerli* Geçmişte gerçekten yaşamış, tarihi bir karakteri oynamak bir onurdu.
* Benim için hikâye, oynayacağım karakter ve projeye karşı ne hissettiğim çok önemli.
* İnsanların benim yaptığım işi sevmesi beni çok mutlu ediyor.
* Oynayacağım karakterle yatar, onunla kalkarım. Kısacası tüm varlığım ve tüm dünyam o karakter olur.
* Benim için kalıcı olan kalbin güzel olması, gerisi önemli değil.


Ülkemizde oyunculuğa başlamadan önce Almanya’da da birçok dizi ve filmde rol aldınız. Türkiye yolculuğuna atılmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında daha çok tiyatro oynadım. Arada da bazı TV ve film projelerinde yer aldım; fakat büyük roller değildi. Esas büyük rolleri tiyatroda oynamıştım.

Tarihi bir karaktere can verdiniz... Hürrem Sultan’ı oynamak sizin için ne anlam ifade ediyor?
Gerçekten geçmişte yaşayan, tarihi bir karakteri oynamak büyük bir onur. Elimden geleni yaptım. Bir sanatçı olarak onun ruhunu tekrardan hayatımıza getirmek için. Ne olursa olsun bir an gelir, senin sanatçı olarak o karakterin üzerinde tüm okuduklarını ve duyduklarını unutman lazım… Olaya duygusal olarak yaklaşmanız gerekiyor. Sadece hissetmeye ve yaşamaya çalıştım o karakteri.

Kovan filmi ile beraber ilk kez yönetmeni kadın olan, bağımsız bir filmde rol aldınız. Bu sizin için nasıl bir duygu?
Ben erkek ya da kadın arasında bir ayrıma gitmiyorum. Sonuçta herkes benim için özel bir insan, özel bir kişilik... Herkes farklı karekterde..Her erkek aynı değil, her kadın da aynı değil. Cinsiyet olarak farklılaştırmıyorum kimseyi... Ben insan kim ona bakarım.
Bağımsız film mi ya da değil mi ona da bakmam. Ben bir sanatçıyım..Benim için önemli olan hikaye , oynayacağım karakter ve projeye karşı ne hissettiğim... Bu film, dizi, tiyatro ya da başka bir şey olabilir. Benim için farketmezaçıkcası kafamda öyle bir ayrım yok.

Kovan filminin senaryosu ilk geldiğinde neler hissettiniz?
Duygulandım. Gerçek bir hikaye... Çok güzel, derin ve anlamlı bir senaryo... Filmdeki ‘Ayşe’ karakteri ilk andan itibaren içime sinen bir karakter oldu. Hemen rolümü canlandırmak, onu yaşamak istemiştim. O yolculuğu, tüm sanatçı varlığım ile hissetmek istemiştim. Bana hem heyecan ve mutluluk, hem de yoğun bir duygusallık yaşattı.

Film pandemi dönemine denk geldi. Beklediğiniz ilgiyi gördü mü?
Benim bir beklentim yoktu. Her proje mutlaka yolunu bulur, ‘Kovan’ filmi de kendi yolunu buldu. En büyük dijital platformlardan biri ilk defa, bir sanat filmini olan Kovan’ı satın aldı ve tüm dünyaya gösteriyor. Şu an yüz doksan ülkede gösteriliyor. Biz de ekip olarak bu durumdan gurur duyuyoruz çünkü dünyada merak eden herkes bu derin mesajlı filmi izleyebiliyor. Bu muhteşem bir his... Film, iki haftadan fazla bir numarada kaldı. Kısacası hiçbir beklenti olmamasına rağmen düşündüğümden çok daha iyi oldu.

Türkiye’de çok tanınan ve beğenilen bir oyuncu olmak size neler hissettiriyor? Hayatınızda neler değişti?
İnsanların benim yaptığım işi sevmesi beni çok mutlu ediyor. Zaten bu her sanatçıyı mutlu eder diye düşünüyorum. Demek ki beni bir duygusal varlık olarak hissediyorlar. Daha büyük bir hediye olamaz. Bir sanatçı için.. Bir insan için.. Aslında hayatımda bu durumun bana kattığı mutluluk dışında çok bir şey değişmedi. Bunun dışında farklı ülkelere yaptığım iş seyahatlerim çoğaldı, yoğunluğum arttı diyebilirim.

Türkiye’deki dizi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu aralar çok güzel projeler için toplantılar yapıyorum. Hepsini değerlendirme sürecindeyim. Seneye dijital platformda yayınlanacak güzel bir dizi var ama şu anda bu yolculuğun daha başındayız. Hazırlıklar yolunda giderse seneye ilkbaharında planlandığı gibi çekimler başlayacağız. Çok sevdiğim oyuncular ile yeni bir serüven... Oyuncular kısmı sürpriz olsun.

Şu ana kadar oynamaktan en çok keyif aldığınız karakter hangisiydi?
DarioFo’nun ‘Ödenmeyecek Ödemiyoruz’ adlı tiyatro oyununda canlandırdığım karakterin bana inanılmaz zevk verdiğini hatırlıyorum.
Canlandırdığınız karakterler sizin için ne anlam ifade ediyor?
Bir karakteri canlandırırken benim yaşadığım hayat ve ruh bir anda o karaktere bürünüyor. O an benim hayatımın anlamı o oluyor. Oynayacağım karakterle yatar, onunla kalkarım. Kısacası tüm varlığım ve tüm dünyam o karakter olur.

Oyuncu olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?
Psikolog olurdum.

Unutamadığınız bir set anınızı paylaşır mısınız?
Bir keresinde sette çok ağır gülme krizine girdiğimiz bir olay olmuştu. Partnerim ve ben iki saat boyunca gülme krizine girdiğimiz için bir türlü planı çekememiştik. Başka bir anımda da ağlamam gereken bir sahnede ağlayamadım. Ağlamam için göz yakan bir krem sürmüştük. Krem o kadar etkiliydi ki çekimden sonra iki gün boyunca görmekte zorlanıyordum. Bir keresinde de rolü alabilmek için herkese ata binebiliyorum demiştim. Atlı sahnelerin çekim sırası geldiğinde ise korkudan sürekli ezberlediklerimi unutuyordum. Şimdi aklıma geldikçe bu olaya çok gülüyorum.

Pandemi sürecinden önce Türkiye ve Almanya arasında gidip geliyordunuz. İki nokta arasındaki yolculuktan memnun muydunuz?
Aslında düzenim hala bu şekilde devam ediyor. Ben yılın yarısında Türkiye’de, yarısında ise Almanya’da yaşıyorum. İnsanlar bütün zamanımı Almanya’da geçirdiğimi sanıyorlar ama durum öyle değil. Ben hem İstanbul’da, hem de Berlin’deyim ve bu durumdan çok mutluyum.

Karantina süreciniz nasıl geçti? Bu süreçte neler yaptınız?
Bütün zamanımı evde geçirdim, üstüne üstlük hamileydim. Bu süreç boyunca hep ailemleydim. Evde Lara ile sürekli oyunlar oynadık.

Berlin’de kafe açma fikri nereden çıktı? Kararınızdan memnun musunuz? Kafeye gelenler sizi görebiliyor mu?
Biz zaten yıllardır ‘NoshNosh’ konseptimizi konuşuyorduk. Sonunda beş kişilik bir grup olarak markamızı yarattık ve hayallerimizi gerçekleştirmiş olduk. Çocukluğumda gece birinin beni çikolata dükkânına kapatmasının hayalini kurardım. NoshNosh’da çikolata çeşitleri, fındık, fıstık, kahve ve ev yapımı limonata gibi ürünler var. Ekip olarak işimizden çok memnunuz. Ben de kendi işlerimden vakit bulduğum zamanlarda kafeye gidiyorum, insanlar ile sohbetler ediyorum.

Yoğun çalışma temposunda kendinize ve çocuklarınıza nasıl vakit ayırıyorsunuz?
Kendime vakit ayırmak ne demek bilmiyorum. Sadece çalışıyorum ya da çocuklarımla vakit geçiriyorum. Kalan vaktimde de arkadaşlarım ile buluşuyorum. Bu dönemde annem ve babamı görmek için onları İstanbul’a davet ettim. Gerçekten çok yoğun bir tempo... Hiçbir zaman yalnız kalıp, dinlenemiyorum.
Çocuklarınız ile birlikte yapmaktan en çok keyif aldığınız şey nedir?
Lara ile oynamak ve sohbet etmek... Onunla yan yana uyumak ve ona sarılmak... Sabahları ona kahvaltı hazırlamak, onu okula götürmek ve okul çıkışı almak... Birlikte futbol oynamak ve resim çizmek... Bebeğim Lily ile oynamaktan ve ona mamasını yedirmekten büyük keyif alıyorum. Üstümde uyuduğu anlarda birlikte nefes almak...

Çocuklarınızın da sizin gibi oyuncu olmasını ister misiniz?
Benim kafamda onlar için tek bir düşünce var. Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi mesleği seçerlerse seçsinler hep çok mutlu olsunlar.

Kendinizi üç kelime ile tanımlar mısınız?
Sevgi dolu, hassas, melankolik...

Çok dikkat çekici bir güzelliğiniz var. Bu güzelliğinizin altında yatan sır nedir?
Bilmiyorum... Çok teşekkür ederim. Aslında siz beni öyle görüyorsunuz. Belki kalbimi hissediyorsunuzdur. Benim için kalıcı olan kalbin güzel olması, gerisi önemli değil.

Son olarak gelecek ile ilgili hayalleriniz neler?
Daha sağlıklı yaşamak ve bahçeli bir evde oturmak. Şu an bir apartman dairesinde oturuyoruz. Bahçeli bir evin güzel olacağını düşünüyorum. Bir de annemi ve babamı daha çok görmek istiyorum. Yeni bir bisiklet alabilirim. En büyük hayalim çocuklarım Lara ve Lily’ye güzel bir gelecek yaratmak ve bu dünyada kadın erkek eşitliğini nihayet görebilmek.

RÖPORTAJ: PINAR AKALAN FOTOĞRAF: EMRE YUNUSOĞLU STYLING: ALİ ARISOY
SAÇ: AKIN ÜNAL
MAKYAJ: ERKAN ULUÇ
YÖNETMEN: COŞKUN TURGUT
RETOUCH: ENES YURTBAY
MEKAN: FAIRMONT QUASAR ISTANBUL

Son Güncelleme: Cuma, 01 Ekim 2021 11:51

Gösterim: 941

1960 yılında İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç’ün temellerini attığı İstanbul Kültür Eğitim Kurumları, Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nde 3000’i aşan öğrenciye ev sahipliği yapıyor. İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, kurumun profilini 10 Soruda bölümünde anlattı.

 biriz_kutoglu1. Kurucusu kimdir?

İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç.

 2. Ne zaman kuruldu?

İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç’ün kurucusu olduğu Kültür Kolejinin tarihçesi 26 Eylül 1960’ta Bahçelievler, İstanbul’da başlıyor. Kültür Kolejinde ilkokul, ortaokul ve lise eğitiminin sunulduğu bu yıllarda özel okullar kamuoyu tarafından pek bilinmemekte ve benimsenmemekteydi. Kültür Koleji, dünyada eğitim konusundaki gelişmeleri takip ederek sunduğu nitelikli eğitim hizmetleriyle kamuoyunun güvenini kazanarak bugüne kadar birçok mezun vermiştir ve vermeyi sürdürmektedir. Bugün, Kültür Koleji, Kültür2000 Koleji ve İstanbul Kültür Üniversitesi tarihinden gelen birikiminden, mezunlarından ve çalışanlarından aldığı güç ile öncü, dinamik ve köklü bir kuruluş olarak eğitim sektöründe önemli bir yere sahiptir.

 3. Kısa tarihçesi ve dönüm noktaları nelerdir?

Eğitimin bireysel ve bireye özgü bir iş olduğu anlayışıyla eğitim yaşamını sürdüren Kültür Koleji, 1960 yılında kurulmuş olup 1992 yılına kadar Şirinevler, Haznedar ve İncirli’de anaokulundan lise bitimine kadar olan eğitim kademelerinde eğitim yaşamını çağın gereklerine ve öğrencilerin gereksinimlerine uygun olarak sürdürmüştür. 1992 yılından itibaren Ataköy 9. Kısımda bulunan bugünkü yerleşkesinde, bölgede önemli bir gereksinimi karşılamaktadır; 3 yaşından 18 yaşına kadar olan çocuk ve   gençlere ileri teknoloji ile donatılmış ortamlarda verdiği nitelikli hizmetle, öğretimde bütünlük ve sürekliliği sağlayarak eğitim yaşamını sürdürmektedir.

Akıngüç ailesi, 1998 yılında iki dilli (İngilizce-Türkçe) öğretimi, Çoklu Zekâ Kuramına göre düzenlenen öğrenci merkezli, etkin öğrenme ilkeli müfredatı ve güçlü fiziksel yapısıyla Büyükçekmece’de Kültür2000 Kolejini kurmuşlardır. Kültür2000 Kolejisunduğu uluslararası günümüzde iki anaokulu, bir ilkokul, bir ortaokul ve bir Anadolu Lisesi ve bir fen lisesi ile eğitime devam etmektedir.

TBMM'de 9 Temmuz 1997 tarihinde kabul edilen 4281 sayılı Yasa ile kurulmuş bir vakıf üniversitesi olan İstanbul Kültür Üniversitesi, Kültür Koleji Eğitim Vakfı (KEV) tarafından kurulmuş ve 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip bir üniversitedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin "çağdaş medeniyet seviyesini aşma" yolunda değişmez hedefine ulaşması, gençlerimizin, hangi aşamada olursa olsun, nitelikli bir eğitim almaları ile ancak mümkündür. Bu bağlamda, İstanbul Kültür Üniversitesi’nin ana amacı kaliteli yükseköğretim yapmaktır.

 kultur4. Kaç kampüste eğitim – öğretim faaliyetleri sürdürülüyor?

İki kampüste eğitim – öğretim gerçekleştiriliyor. Kültür Koleji Yerleşkesi Ataköy’de, Kültür2000 Koleji Yerleşkesi Büyükçekmece Alkent2000’de bulunuyor.

 5. Hangi kademelerde kaç öğrenci okuyor?

Kültür Koleji anaokulu, ilkokul, ortaokul, Anadolu lisesi, fen lisesi kademlerinde 2000’in üzerinde, Kültür2000 Koleji anaokulu, ilkokul, ortaokul, Anadolu lisesi, fen lisesi kademelerinde ise 1000’in üzerinde öğrenci okuyor.

 6. İdari ve akademik kadroda çalışan sayıları nedir?

Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nde 400’ün üzerinde de idari ve akademik personel bulunmaktadır. 

 7. Bugüne kadar kaç mezun verdi?

Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji bugüne kadar 20 binin üzerinde mezun verdi. 1989 yılında kurulan Kültür Koleji Mezunlar Derneğine kayıtlı 10 binin üzerinde mezun var. Öğrencisiyle, öğretmen ve mezunuyla, “Kültür”lülerbir büyük aile gibi hareket ediyor. Şu anda Kültür Kolejinden ilk mezun olan pek çok kişi kurum içerisinde farklı görevlerde bulunuyor. Örneğin Hukuk Kurulu Başkanı’ndan Mezunlar Derneği Başkanına kadar…Binlerce mezunumuz, yurt içi ve yurt dışında spordan sanata, bilimden siyasete kadar pek çok sektörde lider görevdeler. Başkonsolos, NBA oyuncusu, milli tenisçi, Harward’da bilim insanı, Türk pop müziği sanatçıları olmak üzere… pek çok meslek grubunda mezunumuz, okulun misyonuna göre verdiği eğitimin sonucu olarak günlük hayatta karşımıza çıkıyor.

 kultur8. Eğitim felsefesi ve programları nedir?

Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji ulusal değerlere saygılı, Atatürk cumhuriyetinin ilke ve değerlerine sahip, evrensel değerlerle donanmış, sosyal ve toplumsal duyarlılığı gelişmiş, kendine güvenen, sanata ve spora ilgi duyan, çevre bilinci gelişmiş, eleştiren, sorgulayan bireyler yetiştirir. Üstün akademik başarıyı hedeflerken, mezunlarını bir üst eğitim kurumuna tam donanımlı biçimde hazırlar Dünya’yı ve Türkiye’yi takip ederken merkezinde her zaman öğrenci var. Her yönüyle dünya vatandaşı yetiştiren Kültür Koleji öğrencileri, bilimsel süreç becerilerini kazanmış, İngilizceyi çok iyi konuşan, pozitif bilimin bakış açısına sahip bireyler olarak yetişir. Sanat kültürüve spor kültürü ile bezenir. Laik, demokratik olacak, çok kültürlü bir anlayışa sahiptir.Kültür Koleji ulusal programın yanında AP uluslararası programını, Kültür 2000 Koleji ise ulusal programla birlikte Bakalorya programını uygular. Her iki kampüste de uluslararası program uygulanır.

 9. Yabancı dilde nasıl bir program uygulanıyor?

Kültür Koleji İngilizce eğitiminin niteliği ile bilinen bir okul… Anaokulu öğrencileri 3 yaştan itibaren yoğun bir İngilizce programı ile eğitim alır. Öğrenciler 5 yalına geldiklerinde bilingual eğitim devreye girer ve ilkokul eğitimi boyunca devam eder.

İlkokul sonra 5. sınıftan itibaren İngilizce hazırlık programı uygulanır.

Anadolu liseleri ise hazırlık sınıfı bulunan ve eğitim dili İngilizce olan bir programa sahiptir. 9 ve 10.sınıflarda sayısal derslerin eğitim dili İngilizcedir. 11 ve 12.sınıflarda eğitim dili Türkçedir.

 10. İnovatif uygulamaları nelerdir?

Anaokulundan itibaren “algoritmik düşünme ve kodlama” başlı başına bir ders olarak eğitim programına dahil edilmiştir. Kampüslerdeki “İnovasyon Merkezleri” ve “Bilim Merkezleri”; anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimize arduino, robotik, sanal gerçeklik uygulamaları, greenbox teknolojisi, 3D yazıcılarla üretim gibi çok sayıda alternatif öğrenme yaşantısı olanağı sunuyor. Gelecek, “tasarım, yaratıcılık ve inovasyon” üzerine yapılandırılırken Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji “Gelecek Tasarımı Programı” ile öğrencileri hayal ederken üretmeye özendiriyor. Gelecek Tasarımı Programı; bireysel gelişim çatısı altında öğrencilere üst düzey zihinsel beceri kazandırmayı hedefleyen pek çok farklı uygulamayı kapsıyor. “Future Kültür”, “Girişimcilik”, “Patent ve Telif Farkındalığı” Gelecek Tasarımı Programının temel yapı taşları.“Hayat Bilgisinden” “Gelecek Bilgisine” yeni nesil ders anlayışıyla hazırlanan “Future Kültür” dersi, üç yıl önce Kültür Koleji ve Kültür2000 Kolejinde uygulanmaya başladı. Yapay zekâlı robotlardan, akıllı şehirlere, yenilenebilir enerjiden dijital paraya, otonom araçlardan uzayda yaşama kadar geniş bir içeriğe sahip olan “Future Kültür” dersi, uzman eğitimcilerle öğrencilerini not kaygısından uzak tutarak geleceği bugünden düşündürtüyor. 3 yıl önce Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji kampuslarında açılan Evreka Ön Kuluçka Merkezi, Türkiye’de lise düzeyinde açılan ilk ön kuluçka merkezi olma özelliğini taşıyor. Bu merkezde, bir iş fikri ya da yaratıcı projesi olan öğrencilere, pek çok olanak sağlanıyor.

> 10 SORUDA İSTANBUL KÜLTÜR EĞİTİM KURUMLARI

1960 yılında İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç’ün temellerini attığı İstanbul Kültür Eğitim Kurumları, Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nde 3000’i aşan öğrenciye ev sahipliği yapıyor. İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, kurumun profilini 10 Soruda bölümünde anlattı.

 biriz_kutoglu1. Kurucusu kimdir?

İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç.

 2. Ne zaman kuruldu?

İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç’ün kurucusu olduğu Kültür Kolejinin tarihçesi 26 Eylül 1960’ta Bahçelievler, İstanbul’da başlıyor. Kültür Kolejinde ilkokul, ortaokul ve lise eğitiminin sunulduğu bu yıllarda özel okullar kamuoyu tarafından pek bilinmemekte ve benimsenmemekteydi. Kültür Koleji, dünyada eğitim konusundaki gelişmeleri takip ederek sunduğu nitelikli eğitim hizmetleriyle kamuoyunun güvenini kazanarak bugüne kadar birçok mezun vermiştir ve vermeyi sürdürmektedir. Bugün, Kültür Koleji, Kültür2000 Koleji ve İstanbul Kültür Üniversitesi tarihinden gelen birikiminden, mezunlarından ve çalışanlarından aldığı güç ile öncü, dinamik ve köklü bir kuruluş olarak eğitim sektöründe önemli bir yere sahiptir.

 3. Kısa tarihçesi ve dönüm noktaları nelerdir?

Eğitimin bireysel ve bireye özgü bir iş olduğu anlayışıyla eğitim yaşamını sürdüren Kültür Koleji, 1960 yılında kurulmuş olup 1992 yılına kadar Şirinevler, Haznedar ve İncirli’de anaokulundan lise bitimine kadar olan eğitim kademelerinde eğitim yaşamını çağın gereklerine ve öğrencilerin gereksinimlerine uygun olarak sürdürmüştür. 1992 yılından itibaren Ataköy 9. Kısımda bulunan bugünkü yerleşkesinde, bölgede önemli bir gereksinimi karşılamaktadır; 3 yaşından 18 yaşına kadar olan çocuk ve   gençlere ileri teknoloji ile donatılmış ortamlarda verdiği nitelikli hizmetle, öğretimde bütünlük ve sürekliliği sağlayarak eğitim yaşamını sürdürmektedir.

Akıngüç ailesi, 1998 yılında iki dilli (İngilizce-Türkçe) öğretimi, Çoklu Zekâ Kuramına göre düzenlenen öğrenci merkezli, etkin öğrenme ilkeli müfredatı ve güçlü fiziksel yapısıyla Büyükçekmece’de Kültür2000 Kolejini kurmuşlardır. Kültür2000 Kolejisunduğu uluslararası günümüzde iki anaokulu, bir ilkokul, bir ortaokul ve bir Anadolu Lisesi ve bir fen lisesi ile eğitime devam etmektedir.

TBMM'de 9 Temmuz 1997 tarihinde kabul edilen 4281 sayılı Yasa ile kurulmuş bir vakıf üniversitesi olan İstanbul Kültür Üniversitesi, Kültür Koleji Eğitim Vakfı (KEV) tarafından kurulmuş ve 2547 sayılı Kanunun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip bir üniversitedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin "çağdaş medeniyet seviyesini aşma" yolunda değişmez hedefine ulaşması, gençlerimizin, hangi aşamada olursa olsun, nitelikli bir eğitim almaları ile ancak mümkündür. Bu bağlamda, İstanbul Kültür Üniversitesi’nin ana amacı kaliteli yükseköğretim yapmaktır.

 kultur4. Kaç kampüste eğitim – öğretim faaliyetleri sürdürülüyor?

İki kampüste eğitim – öğretim gerçekleştiriliyor. Kültür Koleji Yerleşkesi Ataköy’de, Kültür2000 Koleji Yerleşkesi Büyükçekmece Alkent2000’de bulunuyor.

 5. Hangi kademelerde kaç öğrenci okuyor?

Kültür Koleji anaokulu, ilkokul, ortaokul, Anadolu lisesi, fen lisesi kademlerinde 2000’in üzerinde, Kültür2000 Koleji anaokulu, ilkokul, ortaokul, Anadolu lisesi, fen lisesi kademelerinde ise 1000’in üzerinde öğrenci okuyor.

 6. İdari ve akademik kadroda çalışan sayıları nedir?

Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nde 400’ün üzerinde de idari ve akademik personel bulunmaktadır. 

 7. Bugüne kadar kaç mezun verdi?

Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji bugüne kadar 20 binin üzerinde mezun verdi. 1989 yılında kurulan Kültür Koleji Mezunlar Derneğine kayıtlı 10 binin üzerinde mezun var. Öğrencisiyle, öğretmen ve mezunuyla, “Kültür”lülerbir büyük aile gibi hareket ediyor. Şu anda Kültür Kolejinden ilk mezun olan pek çok kişi kurum içerisinde farklı görevlerde bulunuyor. Örneğin Hukuk Kurulu Başkanı’ndan Mezunlar Derneği Başkanına kadar…Binlerce mezunumuz, yurt içi ve yurt dışında spordan sanata, bilimden siyasete kadar pek çok sektörde lider görevdeler. Başkonsolos, NBA oyuncusu, milli tenisçi, Harward’da bilim insanı, Türk pop müziği sanatçıları olmak üzere… pek çok meslek grubunda mezunumuz, okulun misyonuna göre verdiği eğitimin sonucu olarak günlük hayatta karşımıza çıkıyor.

 kultur8. Eğitim felsefesi ve programları nedir?

Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji ulusal değerlere saygılı, Atatürk cumhuriyetinin ilke ve değerlerine sahip, evrensel değerlerle donanmış, sosyal ve toplumsal duyarlılığı gelişmiş, kendine güvenen, sanata ve spora ilgi duyan, çevre bilinci gelişmiş, eleştiren, sorgulayan bireyler yetiştirir. Üstün akademik başarıyı hedeflerken, mezunlarını bir üst eğitim kurumuna tam donanımlı biçimde hazırlar Dünya’yı ve Türkiye’yi takip ederken merkezinde her zaman öğrenci var. Her yönüyle dünya vatandaşı yetiştiren Kültür Koleji öğrencileri, bilimsel süreç becerilerini kazanmış, İngilizceyi çok iyi konuşan, pozitif bilimin bakış açısına sahip bireyler olarak yetişir. Sanat kültürüve spor kültürü ile bezenir. Laik, demokratik olacak, çok kültürlü bir anlayışa sahiptir.Kültür Koleji ulusal programın yanında AP uluslararası programını, Kültür 2000 Koleji ise ulusal programla birlikte Bakalorya programını uygular. Her iki kampüste de uluslararası program uygulanır.

 9. Yabancı dilde nasıl bir program uygulanıyor?

Kültür Koleji İngilizce eğitiminin niteliği ile bilinen bir okul… Anaokulu öğrencileri 3 yaştan itibaren yoğun bir İngilizce programı ile eğitim alır. Öğrenciler 5 yalına geldiklerinde bilingual eğitim devreye girer ve ilkokul eğitimi boyunca devam eder.

İlkokul sonra 5. sınıftan itibaren İngilizce hazırlık programı uygulanır.

Anadolu liseleri ise hazırlık sınıfı bulunan ve eğitim dili İngilizce olan bir programa sahiptir. 9 ve 10.sınıflarda sayısal derslerin eğitim dili İngilizcedir. 11 ve 12.sınıflarda eğitim dili Türkçedir.

 10. İnovatif uygulamaları nelerdir?

Anaokulundan itibaren “algoritmik düşünme ve kodlama” başlı başına bir ders olarak eğitim programına dahil edilmiştir. Kampüslerdeki “İnovasyon Merkezleri” ve “Bilim Merkezleri”; anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimize arduino, robotik, sanal gerçeklik uygulamaları, greenbox teknolojisi, 3D yazıcılarla üretim gibi çok sayıda alternatif öğrenme yaşantısı olanağı sunuyor. Gelecek, “tasarım, yaratıcılık ve inovasyon” üzerine yapılandırılırken Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji “Gelecek Tasarımı Programı” ile öğrencileri hayal ederken üretmeye özendiriyor. Gelecek Tasarımı Programı; bireysel gelişim çatısı altında öğrencilere üst düzey zihinsel beceri kazandırmayı hedefleyen pek çok farklı uygulamayı kapsıyor. “Future Kültür”, “Girişimcilik”, “Patent ve Telif Farkındalığı” Gelecek Tasarımı Programının temel yapı taşları.“Hayat Bilgisinden” “Gelecek Bilgisine” yeni nesil ders anlayışıyla hazırlanan “Future Kültür” dersi, üç yıl önce Kültür Koleji ve Kültür2000 Kolejinde uygulanmaya başladı. Yapay zekâlı robotlardan, akıllı şehirlere, yenilenebilir enerjiden dijital paraya, otonom araçlardan uzayda yaşama kadar geniş bir içeriğe sahip olan “Future Kültür” dersi, uzman eğitimcilerle öğrencilerini not kaygısından uzak tutarak geleceği bugünden düşündürtüyor. 3 yıl önce Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji kampuslarında açılan Evreka Ön Kuluçka Merkezi, Türkiye’de lise düzeyinde açılan ilk ön kuluçka merkezi olma özelliğini taşıyor. Bu merkezde, bir iş fikri ya da yaratıcı projesi olan öğrencilere, pek çok olanak sağlanıyor.

Son Güncelleme: Salı, 23 Kasım 2021 15:35

Gösterim: 2795

Prof. Dr. Cem Balçıkanlı ve Prof. Dr. Kemal Sinan Özmen, ülkemizde bir problem olmaktan kurtulamayan yabancı dil öğrenimi için ailelere rehber olacak bir kitaba imza attı. Altın Kitaplar Akademi tarafından yayınlanan kitaptan yola çıkarak, Prof. Balçıkanlı ve Prof. Özmen, COVID 19 sürecinin devam ettiği ve yeni eğitim öğretim yılına başladığımız bugünlerde sıklıkla gündeme gelen kavramlardan biri olan öğrenme kayıplarını yabancı dil bağlamında ele alan bu yazıyı artı eğitim dergisi okurları için kaleme aldı.

cem_kemalGünümüzde eğitim dünyasında velilerin aktif katılımı pek çok anlamda gerek eğitimcilerin gerekse öğrencilerin sürece daha önemli katkılar sunmalarını sağlıyor. Katkı sunulabilecek alanların başında da özel okulların en önemli varoluş gerekçelerinden biri olan yabancı dil eğitimi geliyor. Çocukları yabancı dil öğrenirken velilerin onlara yardımcı olmaları ve bu öğrenim sürecini anlamlı bir şekilde desteklemeleri özellikle son yıllarda çok önemli bir hale gelmiştir. Yıllardır hem öğretmenlerle hem de velilerle bir araya gelerek yabancı dil eğitim sürecinde velilerin rolleri üzerine paylaşımlarda bulunan, Gazi Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Cem Balçıkanlı ve Prof. Dr. Kemal Sinan Özmen tarafından kaleme alınan “Çocuğum İngilizce Öğreniyor: Anne Babalar İçin Yol Haritası” isimli kitap tam olarak bu rolü mercek altına alıyor.

Yabancı dil öğrenmenin bilimsel literatürdeki karşılıklarını genel okuyucu kitlesine uygun ve akıcı bir şekilde sunan kitap; İngilizce Öğretiminde Veliler ve Çocuklar, Velilerden Gelen Sorular, Vakalardan Prensiplere, Yapınız, Yapmayınız! ve Okullara ve Dil Kurslarına Doğru Soruları Sormakbaşlıklı bölümlerden oluşuyor. Bu bölümlerde sadece velilerin değil aynı zamanda öğretmenlerin de yabancı dil öğrenme sürecine ilişkin karşılaştıkları sorulara hem bilimsel hem de pratik anlamda doyurucu yanıtlar bulacağınıza inanıyoruz.

Çocuklarının İngilizce becerilerine yatırım yapmak isteyen velileri bilgilendirme amacıyla yazılan kitap, gerçek yaşamdan alınmış somut vakalar üzerinden uygulanabilir prensipler öneriyor. Yabancı dil öğretmenlerine yönelik özel bir bölümün bulunduğu kitap her yabancı dil öğretmeninin velileriyle kurduğu iletişimi sağlıklı ve bilimsel bir zemine taşıma iddiasında olup velilerin de çocuklarıyla doğru bir iş birliği oluşturmasına yardımcı olacaktır.

cem_kemal_kitapVAKA: YAZ TATİLİNDE YABANCI DİL ÇALIŞMADAN OLMAZ

(Haziran ayı, okulun son günü)

Veli: Hocam, dönem boyunca yaptığınız her şey için teşekkür ederim. Yaz için ödevleri paylaştınız herhâlde, değil mi? Hangi alıştırmaları yapacağız?

Öğretmen: Rica ederim. Çocukların yaz tatili boyunca yapacaklarına yönelik bilgi en kısa zamanda sizinle paylaşılacaktır.

(Aynı gün, evde)

Veli (Anne): Hayatım, bugün okulda öğretmen yaz tatili için ödevlerden söz etti. Yine bir sürü ödev verecekler çocuğa. Zaten 9 ay yoğun bir programdan geçiyor, bir de bu yaz ödevleri. Nasıl olacak bilmiyorum vallahi.

Baba: Bence o kadar çok ödev iyi değil yazın. Biraz gezsin dinlensin çocuk, zaten her gün ödevvermediler mi dönem boyunca? Emin değilim. (Bir süre düşünür.) Yapmasın, dinlensin çocuk!

Anne: Evet çok yoruldu, haklısın, ama öğretmeni bunların yapılması gerektiğini söyledi.

Yukarıdaki diyalog çoğu zaman veliler arasında gerçekleşiyor ve bu durum muhtemelen okulun politikası neyse ona göre sonuçlanıyor. Yaz tatili süresince ödev verme konusunu ele almadan önce Avrupa Birliği’nde bulunan ülkelerin yaz tatili sürelerine bir bakalım isterseniz. Avrupa Birliği ülkelerinde yaz tatilinin ne kadar olduğu tartışması uzun zamandır süregelmektedir. Bu konuda elimizde şöyle veriler var: 

Almanya: Eyalet sistemiyle yönetildiği için okulların kapanma ve açılma tarihleri eyaletten eyalete değişiklik göstermektedir. Genellikle haziran ayının son haftası yaz tatiline çıkan okullar, eylülün ilk haftası kapılarını açıyor. Ülkede yaz tatili 6-7 hafta civarında.

İtalya: Türkiye’ye oldukça benzeyen İtalya’da, 13-14 haftalık yaz tatili eylül ayının ikinci haftasında sona eriyor. Öğrenciler yaz tatiline ise haziranın ikinci haftası çıkıyor.

İngiltere: Birleşik Krallık bünyesinde bulunan ülkelerde farklılık göstermekle birlikte, genel olarak öğrenciler ağustosun son haftası veya eylülün ilk haftası dersbaşı yapıyor. Ülkede 6 haftalık kısa yaz tatili ise genellikle haziranın son haftası başlıyor. 

İspanya: Ülkede okullar, eylülün ikinci haftası kapılarını açıyor. Yaz tatili ise haziranın üçüncü haftasında başlıyor. İspanyol öğrencilerin yaz tatili süresiyse 12 hafta.

Finlandiya: OECD’nin 3 yılda bir düzenlediği 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin matematik, fen bilimleri ve okuma alanlarında değerlendirildiği PISA’da gösterdiği yüksek performansla Avrupa’nın en iyi eğitim sistemleri arasında yer alan ülkede, yaz tatili süresi 10-11 hafta civarında. Okullar ağustosun ikinci haftasında kapılarını açarken, yaz tatili haziranın ilk haftası başlıyor.

Görüldüğü gibi ülkemizdeki yaz tatilinin süresi Avrupa Birliği ülkelerinden geride değil, hatta öğrencilerimiz pek çok ülkedeki çocuklardan daha çok yaz tatili yapıyor bile diyebiliriz. Bu konuda bazı eğitimciler Türkiye’deki yaz tatilinin son derece uzun olduğunu ve bu sürenin öğrencilerin 9 aylık dönemdeki kazanımlarını ortadan kaldırdığını, bir diğer deyişle öğrenme unutmalarına neden olduğunu ileri sürüyor.  Diğerleri ise öğrencilerin zaten son derece uzun olan eğitim-öğretim döneminde son derece yoğun bir programdan geçtiğine işaret ederek çocukların yaz tatilinde dinlemesi ve oyuna odaklanması gerektiğine inanıyor. Herkesin diline pelesenk olduğuna inandığım, “Dil öğrenmek nankör bir iştir.” cümlesinden hareketle, çocukların bir eğitim-öğretim yılı boyunca kazandıklarını son derece uzun olan 3 aylık dönemde unutmaları ve dil yapılarının pekiştirilmezse yeniden aynı konuları çalışmak zorunda kalmaları mümkün. Bu son derece yerinde bir kaygıyı da bünyesinde barındırmaktadır.

Bilimsel açıdan bu durumu incelediğimizde ise özellikle yabancı dil bağlamında yapılan bir araştırmada kullanılan bir analojiye yer veriliyor.[1] Bu çalışmada test puanlarının zamana bağlı olarak kullanımı, ilaçların veya yiyeceklerin raf ömrüne benzetilmektedir. Raf ömrü, yiyecek veya ilacın verilen tarihten sonra artık etkili olmayacağı anlamına geldiği gibi, ürünün bozulması dolayısıyla kullanımının tehlikeli olması anlamına da gelmektedir. İlacın son kullanma tarihinden sonra artık eskisi kadar etkili olmaması zaman ile ilişkilendirilen bir durumdur. Buna göre normal şartlar altında zaman ilerledikçe ilacın kullanma talimatlarında belirtilen etkiyi yaratma gücü azalacaktır. Bu etkililiğin ne zaman sona ereceği çoğunlukla tam olarak bilinmese de tazelik ve etkililik zaman içerisinde azalma eğilimindedir. Benzer bir durum özellikle yabancı dil öğretimindeki kazanımların geçerliği için de söz konusudur. Yabancı dilde aşınma, kişinin ikinci dildeki sahip olduğu becerilerin o dili yeterli derecede kullanmaması ya da o dili kullandığı ortamın değişmesi ve başka bir dilin daha baskın hâle gelmesi sonucu azalmasıdır.[2] Bazı çalışmalar, yabancı dildeki aşınmada bireysel farklılıklar olduğunu, ancak hangi faktörlerin dilsel dirence katkıda bulunduğunun açık olmadığını ortaya koymaktadır. Yabancı dil becerilerindeki bu aşınmanın özünde, öğrenilen dildeki sözcük, söz dizimi gibi bilgilerin unutulması, konuşma ve dinleme becerilerindeki gerileme yatmaktadır. İlgili alanyazında yabancı dil bilgi ve becerilerindeki eksilme ve gerilemenin nedenleri ve nitelikleri geniş bir yelpazede ele alınmış ve tartışılmıştır. Bu araştırmalarda ele alınan süreler yaz tatilindeki üç aylık gibi kısa bir süreye işaret etmese de aynı mantıkla hareket etmek ve dilde aşınmanın, unutmanın en az düzeye indirilmesi önem arz etmektedir. Bu ve benzeri durumların yaşanmaması için yaz tatillerinin yabancı dil açısından pek de boş geçmemesi gerekliliği son derece önemlidir. 

Bu konuda çocukların dinlenmesi, oyun oynaması, kendi ilgi ve yeteneklerine göre bir planlama yapıp bu çerçevede yaz tatilini değerlendirmesi elbette mühimdir. Dil öğretimi söz konusu olduğunda bu iki yaklaşımı birleştirmek pekâlâ mümkün. Üç aya yakın bir süre dil öğrenme sürecine verilen ara, dil gelişimini büyük ölçüde zedelemektedir. Bu bağlamda yazın çocuğunuzu özellikle bolca okuma ve dinleme etkinliklerine maruz bırakmalısınız. Dinleme ve okuma metinleri, çocuğunuzun İngilizce seviyesinin biraz üzerinde anlaşılır olmalıdır. Başka bir deyişle hafif zor fakat anlaşılır olan dinleme ve okuma metinleri, düzenli bir biçimde kullanılmalıdır. Bir haftalık bir ara bile büyük kayıplara sebep olmaktadır.

O hâlde ne yapmalıyız?

Okuma için:

  • İngilizce hikâye kitaplarını düzenli bir biçimde okutunuz. Anlamını ve telaffuzunu bilmediğiniz kelimeleri öğrenmek ve çocuğunuza sunmak için çevrim içi sözlük sitelerine başvurabilirsiniz. 
  • Aynı zamanda internet tabanlı hikâye kaynakları hem görsel destek hem dinleme ve okuma yapmak açısından oldukça faydalıdır. Bu kıymetli yazılımları kullanırken yine çevrim içi sözlüklerden yardım alabilirsiniz.
  • Bu kaynaklara maruz kalma süresini günaşırı günlük 15-20 dakika olarak planlayınız. Yani çocuğunuz haftada üç dört gün, yirmişer dakika okuma yapmalıdır. 
  • Tüm kelimeleri anlamasını, tüm yapıları bilmesini beklemeyeceğiz; önemli olan, hedef dile maruz kalması ve İngilizce için kulak geliştirmesidir.

Dinleme için:

  • YouTube bizler için mükemmel kaynaklardır. YouTube’da çocuğunuzun anlayabileceği, alt yazılı ve elbette pedagojik sınırlar içinde olan her türlü içeriği kullanabilirsiniz.
  • Şarkılar, çocuğunuzun sevdiği çizgi filmler, eğlenceli videolar ve benzeri tüm içeriği kullanabilirsiniz.
  • Video süreleri 10-15 dakikayı geçmemelidir.
  • Aynı videoyu birden fazla defa kullanmanız çok çok önemlidir. Aynı videoya birden fazla maruz kalmak, güçlü bir edinim sürecini pekiştirecektir.
  • Bu dinleme kaynaklarına maruz kalma süresini günaşırı, günlük 15-20 dakika olarak planlayınız. Yani çocuğunuz haftada üç dört gün, yirmişer dakika okuma yapmalıdır.

Yapılan uluslararası karşılaştırmalar ülkemizin en çok ödev veren ülkelerin başında geldiğini gösteriyor. Ancak yapılan araştırmalara göre bu ödevlerin başarıya ne kadar katkı sağladığı konusunda çok da olumlu bir tablo yok. Ödevlerin veya yaz tatilinde kullanılacak etkinliklerin yukarıda belirtilen esaslar ışığında öğrencilerin özgün ve orijinal üretimler yapmasını mümkün kılacak şekilde tasarlanması çok önemlidir. Verdiğim seminerlerden birinin sonunda, yanıma gelip çocuğunun yaz tatilini yabancı dil gelişimi anlamında nasıl etkili bir şekilde geçirmesi gerektiğiyle ilgili öneri talebinde bulunan bir velinin, “Ben, üç aylığına İngiltere’ye göndereceğim çocuğu hocam.”cümlesini çok iyi hatırlıyorum. Elbette çocuğun yabancı dil seviyesi şimdiki ifadeyle A2+, eskiden kullandığımız hâliyle pre-intermediate düzeyinde ise bu üç aylık deneyimin çok olmasa da öğrencilerin dil gelişimlerine katkıda bulunabileceğini belirtmek isterim. Ancak olması gereken, yaz sürecinde test çözme mantığıyla yaklaşmadan velilerin çocuklarıyla birlikte belirli etkinlikleri eğlenceli bir ortamda yapmasıdır. 

Prensip:

“Yaz tatillerinde dinlensin.” sözü İngilizce öğreniminin doğasına aykırıdır. Yaz tatili gibi çok uzun molalarda, öğretmenlerinizin önerdiği kaynakları muhakkak edinerek çocuklarınızın İngilizceye yaz tatilinde de maruz kalmasını sağlayınız. Öğrenme kaybının önlenmesi için yaz tatili süresince günde beş on dakikalık akademik işlerle uğraşılması önem arz etmektedir. Test çözmekten söz etmiyoruz. Velilerin, çocuklarla okuma kitaplarını birlikte okuması birlikte bir şarkı dinleyip JustDance türündeki etkinlikleri yapması önerilir. Bir diğer önemli nokta da öğretmenlerin velileri bu konuda bilgilendirilmesi olacaktır.



[1]Powers, D. E. &Lall, V. F. (2013). Supporting an expirationpolicyforenglishlanguageproficiency test scores. ETS Research Memorandum.

[2]Olshtain, E. (1989). Is second language attrition the reversal of second language acquisition? Studies in Second Language Acquisition, 11(2) 151–165.

 

> Çocuğum İngilizce Öğreniyor: Anne Babalar İçin Yol Haritası

Prof. Dr. Cem Balçıkanlı ve Prof. Dr. Kemal Sinan Özmen, ülkemizde bir problem olmaktan kurtulamayan yabancı dil öğrenimi için ailelere rehber olacak bir kitaba imza attı. Altın Kitaplar Akademi tarafından yayınlanan kitaptan yola çıkarak, Prof. Balçıkanlı ve Prof. Özmen, COVID 19 sürecinin devam ettiği ve yeni eğitim öğretim yılına başladığımız bugünlerde sıklıkla gündeme gelen kavramlardan biri olan öğrenme kayıplarını yabancı dil bağlamında ele alan bu yazıyı artı eğitim dergisi okurları için kaleme aldı.

cem_kemalGünümüzde eğitim dünyasında velilerin aktif katılımı pek çok anlamda gerek eğitimcilerin gerekse öğrencilerin sürece daha önemli katkılar sunmalarını sağlıyor. Katkı sunulabilecek alanların başında da özel okulların en önemli varoluş gerekçelerinden biri olan yabancı dil eğitimi geliyor. Çocukları yabancı dil öğrenirken velilerin onlara yardımcı olmaları ve bu öğrenim sürecini anlamlı bir şekilde desteklemeleri özellikle son yıllarda çok önemli bir hale gelmiştir. Yıllardır hem öğretmenlerle hem de velilerle bir araya gelerek yabancı dil eğitim sürecinde velilerin rolleri üzerine paylaşımlarda bulunan, Gazi Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Cem Balçıkanlı ve Prof. Dr. Kemal Sinan Özmen tarafından kaleme alınan “Çocuğum İngilizce Öğreniyor: Anne Babalar İçin Yol Haritası” isimli kitap tam olarak bu rolü mercek altına alıyor.

Yabancı dil öğrenmenin bilimsel literatürdeki karşılıklarını genel okuyucu kitlesine uygun ve akıcı bir şekilde sunan kitap; İngilizce Öğretiminde Veliler ve Çocuklar, Velilerden Gelen Sorular, Vakalardan Prensiplere, Yapınız, Yapmayınız! ve Okullara ve Dil Kurslarına Doğru Soruları Sormakbaşlıklı bölümlerden oluşuyor. Bu bölümlerde sadece velilerin değil aynı zamanda öğretmenlerin de yabancı dil öğrenme sürecine ilişkin karşılaştıkları sorulara hem bilimsel hem de pratik anlamda doyurucu yanıtlar bulacağınıza inanıyoruz.

Çocuklarının İngilizce becerilerine yatırım yapmak isteyen velileri bilgilendirme amacıyla yazılan kitap, gerçek yaşamdan alınmış somut vakalar üzerinden uygulanabilir prensipler öneriyor. Yabancı dil öğretmenlerine yönelik özel bir bölümün bulunduğu kitap her yabancı dil öğretmeninin velileriyle kurduğu iletişimi sağlıklı ve bilimsel bir zemine taşıma iddiasında olup velilerin de çocuklarıyla doğru bir iş birliği oluşturmasına yardımcı olacaktır.

cem_kemal_kitapVAKA: YAZ TATİLİNDE YABANCI DİL ÇALIŞMADAN OLMAZ

(Haziran ayı, okulun son günü)

Veli: Hocam, dönem boyunca yaptığınız her şey için teşekkür ederim. Yaz için ödevleri paylaştınız herhâlde, değil mi? Hangi alıştırmaları yapacağız?

Öğretmen: Rica ederim. Çocukların yaz tatili boyunca yapacaklarına yönelik bilgi en kısa zamanda sizinle paylaşılacaktır.

(Aynı gün, evde)

Veli (Anne): Hayatım, bugün okulda öğretmen yaz tatili için ödevlerden söz etti. Yine bir sürü ödev verecekler çocuğa. Zaten 9 ay yoğun bir programdan geçiyor, bir de bu yaz ödevleri. Nasıl olacak bilmiyorum vallahi.

Baba: Bence o kadar çok ödev iyi değil yazın. Biraz gezsin dinlensin çocuk, zaten her gün ödevvermediler mi dönem boyunca? Emin değilim. (Bir süre düşünür.) Yapmasın, dinlensin çocuk!

Anne: Evet çok yoruldu, haklısın, ama öğretmeni bunların yapılması gerektiğini söyledi.

Yukarıdaki diyalog çoğu zaman veliler arasında gerçekleşiyor ve bu durum muhtemelen okulun politikası neyse ona göre sonuçlanıyor. Yaz tatili süresince ödev verme konusunu ele almadan önce Avrupa Birliği’nde bulunan ülkelerin yaz tatili sürelerine bir bakalım isterseniz. Avrupa Birliği ülkelerinde yaz tatilinin ne kadar olduğu tartışması uzun zamandır süregelmektedir. Bu konuda elimizde şöyle veriler var: 

Almanya: Eyalet sistemiyle yönetildiği için okulların kapanma ve açılma tarihleri eyaletten eyalete değişiklik göstermektedir. Genellikle haziran ayının son haftası yaz tatiline çıkan okullar, eylülün ilk haftası kapılarını açıyor. Ülkede yaz tatili 6-7 hafta civarında.

İtalya: Türkiye’ye oldukça benzeyen İtalya’da, 13-14 haftalık yaz tatili eylül ayının ikinci haftasında sona eriyor. Öğrenciler yaz tatiline ise haziranın ikinci haftası çıkıyor.

İngiltere: Birleşik Krallık bünyesinde bulunan ülkelerde farklılık göstermekle birlikte, genel olarak öğrenciler ağustosun son haftası veya eylülün ilk haftası dersbaşı yapıyor. Ülkede 6 haftalık kısa yaz tatili ise genellikle haziranın son haftası başlıyor. 

İspanya: Ülkede okullar, eylülün ikinci haftası kapılarını açıyor. Yaz tatili ise haziranın üçüncü haftasında başlıyor. İspanyol öğrencilerin yaz tatili süresiyse 12 hafta.

Finlandiya: OECD’nin 3 yılda bir düzenlediği 15 yaş düzeyindeki öğrencilerin matematik, fen bilimleri ve okuma alanlarında değerlendirildiği PISA’da gösterdiği yüksek performansla Avrupa’nın en iyi eğitim sistemleri arasında yer alan ülkede, yaz tatili süresi 10-11 hafta civarında. Okullar ağustosun ikinci haftasında kapılarını açarken, yaz tatili haziranın ilk haftası başlıyor.

Görüldüğü gibi ülkemizdeki yaz tatilinin süresi Avrupa Birliği ülkelerinden geride değil, hatta öğrencilerimiz pek çok ülkedeki çocuklardan daha çok yaz tatili yapıyor bile diyebiliriz. Bu konuda bazı eğitimciler Türkiye’deki yaz tatilinin son derece uzun olduğunu ve bu sürenin öğrencilerin 9 aylık dönemdeki kazanımlarını ortadan kaldırdığını, bir diğer deyişle öğrenme unutmalarına neden olduğunu ileri sürüyor.  Diğerleri ise öğrencilerin zaten son derece uzun olan eğitim-öğretim döneminde son derece yoğun bir programdan geçtiğine işaret ederek çocukların yaz tatilinde dinlemesi ve oyuna odaklanması gerektiğine inanıyor. Herkesin diline pelesenk olduğuna inandığım, “Dil öğrenmek nankör bir iştir.” cümlesinden hareketle, çocukların bir eğitim-öğretim yılı boyunca kazandıklarını son derece uzun olan 3 aylık dönemde unutmaları ve dil yapılarının pekiştirilmezse yeniden aynı konuları çalışmak zorunda kalmaları mümkün. Bu son derece yerinde bir kaygıyı da bünyesinde barındırmaktadır.

Bilimsel açıdan bu durumu incelediğimizde ise özellikle yabancı dil bağlamında yapılan bir araştırmada kullanılan bir analojiye yer veriliyor.[1] Bu çalışmada test puanlarının zamana bağlı olarak kullanımı, ilaçların veya yiyeceklerin raf ömrüne benzetilmektedir. Raf ömrü, yiyecek veya ilacın verilen tarihten sonra artık etkili olmayacağı anlamına geldiği gibi, ürünün bozulması dolayısıyla kullanımının tehlikeli olması anlamına da gelmektedir. İlacın son kullanma tarihinden sonra artık eskisi kadar etkili olmaması zaman ile ilişkilendirilen bir durumdur. Buna göre normal şartlar altında zaman ilerledikçe ilacın kullanma talimatlarında belirtilen etkiyi yaratma gücü azalacaktır. Bu etkililiğin ne zaman sona ereceği çoğunlukla tam olarak bilinmese de tazelik ve etkililik zaman içerisinde azalma eğilimindedir. Benzer bir durum özellikle yabancı dil öğretimindeki kazanımların geçerliği için de söz konusudur. Yabancı dilde aşınma, kişinin ikinci dildeki sahip olduğu becerilerin o dili yeterli derecede kullanmaması ya da o dili kullandığı ortamın değişmesi ve başka bir dilin daha baskın hâle gelmesi sonucu azalmasıdır.[2] Bazı çalışmalar, yabancı dildeki aşınmada bireysel farklılıklar olduğunu, ancak hangi faktörlerin dilsel dirence katkıda bulunduğunun açık olmadığını ortaya koymaktadır. Yabancı dil becerilerindeki bu aşınmanın özünde, öğrenilen dildeki sözcük, söz dizimi gibi bilgilerin unutulması, konuşma ve dinleme becerilerindeki gerileme yatmaktadır. İlgili alanyazında yabancı dil bilgi ve becerilerindeki eksilme ve gerilemenin nedenleri ve nitelikleri geniş bir yelpazede ele alınmış ve tartışılmıştır. Bu araştırmalarda ele alınan süreler yaz tatilindeki üç aylık gibi kısa bir süreye işaret etmese de aynı mantıkla hareket etmek ve dilde aşınmanın, unutmanın en az düzeye indirilmesi önem arz etmektedir. Bu ve benzeri durumların yaşanmaması için yaz tatillerinin yabancı dil açısından pek de boş geçmemesi gerekliliği son derece önemlidir. 

Bu konuda çocukların dinlenmesi, oyun oynaması, kendi ilgi ve yeteneklerine göre bir planlama yapıp bu çerçevede yaz tatilini değerlendirmesi elbette mühimdir. Dil öğretimi söz konusu olduğunda bu iki yaklaşımı birleştirmek pekâlâ mümkün. Üç aya yakın bir süre dil öğrenme sürecine verilen ara, dil gelişimini büyük ölçüde zedelemektedir. Bu bağlamda yazın çocuğunuzu özellikle bolca okuma ve dinleme etkinliklerine maruz bırakmalısınız. Dinleme ve okuma metinleri, çocuğunuzun İngilizce seviyesinin biraz üzerinde anlaşılır olmalıdır. Başka bir deyişle hafif zor fakat anlaşılır olan dinleme ve okuma metinleri, düzenli bir biçimde kullanılmalıdır. Bir haftalık bir ara bile büyük kayıplara sebep olmaktadır.

O hâlde ne yapmalıyız?

Okuma için:

  • İngilizce hikâye kitaplarını düzenli bir biçimde okutunuz. Anlamını ve telaffuzunu bilmediğiniz kelimeleri öğrenmek ve çocuğunuza sunmak için çevrim içi sözlük sitelerine başvurabilirsiniz. 
  • Aynı zamanda internet tabanlı hikâye kaynakları hem görsel destek hem dinleme ve okuma yapmak açısından oldukça faydalıdır. Bu kıymetli yazılımları kullanırken yine çevrim içi sözlüklerden yardım alabilirsiniz.
  • Bu kaynaklara maruz kalma süresini günaşırı günlük 15-20 dakika olarak planlayınız. Yani çocuğunuz haftada üç dört gün, yirmişer dakika okuma yapmalıdır. 
  • Tüm kelimeleri anlamasını, tüm yapıları bilmesini beklemeyeceğiz; önemli olan, hedef dile maruz kalması ve İngilizce için kulak geliştirmesidir.

Dinleme için:

  • YouTube bizler için mükemmel kaynaklardır. YouTube’da çocuğunuzun anlayabileceği, alt yazılı ve elbette pedagojik sınırlar içinde olan her türlü içeriği kullanabilirsiniz.
  • Şarkılar, çocuğunuzun sevdiği çizgi filmler, eğlenceli videolar ve benzeri tüm içeriği kullanabilirsiniz.
  • Video süreleri 10-15 dakikayı geçmemelidir.
  • Aynı videoyu birden fazla defa kullanmanız çok çok önemlidir. Aynı videoya birden fazla maruz kalmak, güçlü bir edinim sürecini pekiştirecektir.
  • Bu dinleme kaynaklarına maruz kalma süresini günaşırı, günlük 15-20 dakika olarak planlayınız. Yani çocuğunuz haftada üç dört gün, yirmişer dakika okuma yapmalıdır.

Yapılan uluslararası karşılaştırmalar ülkemizin en çok ödev veren ülkelerin başında geldiğini gösteriyor. Ancak yapılan araştırmalara göre bu ödevlerin başarıya ne kadar katkı sağladığı konusunda çok da olumlu bir tablo yok. Ödevlerin veya yaz tatilinde kullanılacak etkinliklerin yukarıda belirtilen esaslar ışığında öğrencilerin özgün ve orijinal üretimler yapmasını mümkün kılacak şekilde tasarlanması çok önemlidir. Verdiğim seminerlerden birinin sonunda, yanıma gelip çocuğunun yaz tatilini yabancı dil gelişimi anlamında nasıl etkili bir şekilde geçirmesi gerektiğiyle ilgili öneri talebinde bulunan bir velinin, “Ben, üç aylığına İngiltere’ye göndereceğim çocuğu hocam.”cümlesini çok iyi hatırlıyorum. Elbette çocuğun yabancı dil seviyesi şimdiki ifadeyle A2+, eskiden kullandığımız hâliyle pre-intermediate düzeyinde ise bu üç aylık deneyimin çok olmasa da öğrencilerin dil gelişimlerine katkıda bulunabileceğini belirtmek isterim. Ancak olması gereken, yaz sürecinde test çözme mantığıyla yaklaşmadan velilerin çocuklarıyla birlikte belirli etkinlikleri eğlenceli bir ortamda yapmasıdır. 

Prensip:

“Yaz tatillerinde dinlensin.” sözü İngilizce öğreniminin doğasına aykırıdır. Yaz tatili gibi çok uzun molalarda, öğretmenlerinizin önerdiği kaynakları muhakkak edinerek çocuklarınızın İngilizceye yaz tatilinde de maruz kalmasını sağlayınız. Öğrenme kaybının önlenmesi için yaz tatili süresince günde beş on dakikalık akademik işlerle uğraşılması önem arz etmektedir. Test çözmekten söz etmiyoruz. Velilerin, çocuklarla okuma kitaplarını birlikte okuması birlikte bir şarkı dinleyip JustDance türündeki etkinlikleri yapması önerilir. Bir diğer önemli nokta da öğretmenlerin velileri bu konuda bilgilendirilmesi olacaktır.



[1]Powers, D. E. &Lall, V. F. (2013). Supporting an expirationpolicyforenglishlanguageproficiency test scores. ETS Research Memorandum.

[2]Olshtain, E. (1989). Is second language attrition the reversal of second language acquisition? Studies in Second Language Acquisition, 11(2) 151–165.

 

Son Güncelleme: Cuma, 24 Eylül 2021 14:05

Gösterim: 1299


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.