Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Türkiye Özel Okullar Derneği tarafından düzenlenen “EĞİTİMDE YENİ AKIMLAR” temalı XIX. Geleneksel Antalya Eğitim Sempozyumu, Antalya Kaya Palazzo Otel’de 29-31 Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya SELÇUK’un katılımıyla 29 Ocak 2020 Çarşamba günü saat 10.00’da açılış konuşmalarıyla başlayacak olan Sempozyumda;
• Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Sn. Selçuk Pehlivanoğlu,
• TBMM Milli Eğitim Komisyon Üyesi, Bitlis Milletvekili Sn. Cemal Taşar,
• Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu adına Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölümü Yöneticisi Sn. Angel Gutierrez Hidalgo,
• Dışişleri Bakanlığı, AB Başkanlığı, Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdür Vekili Sn. Bülent Özcan,
• Milli Eğitim Bakanlığı’nın değerli Genel Müdürleri ve Bürokratları,
• Dış İşleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Başkanlığı uzmanları,
• Fransa Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı - Başmüfettişi Dominique Obert,
• Fransa Büyükelçiliği Eğitim Ataşesi Bruno Delvallee,
• Antalya ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü, müdür yardımcıları, şube müdürleri,
• Beykent Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Dr. Ali Murat Ferman
• Özel öğretim kurumlarını temsil eden 5 dernek başkanı,
• İTO Eğitim Meclisi ve TOBB Eğitim Meclisi üyeleri,
• Basın mensupları,
• Türkiye genelinden 235 özel okulun kurucu, genel müdür, müdür ve öğretmenleri olmak üzere toplam 1315 katılımcı yer alacaktır.
Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Dr. John Stamper’ın keynote olarak konuşmacı olacağı Sempozyumda; 24’ü ülkemizden, 4’ü yabancı olmak üzere 28 akademisyen “Eğitimde Yeni Akımlar” temasına ilişkin değerli görüşlerini 3 gün boyunca; 9 konferans, 1 panel ve 14 çalıştayda katılımcılarla paylaşacaklar.
Programda; MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Sayın Dr. Muammer Yıldız’ın teşrifleriyle 29 Ocak 2020 Çarşamba günü 15.30-17.00 saatleri arasında özel okul kurucularına yönelik kurucular toplantısı ve 30 Ocak 2020 tarihinde AB Başkanlığı uzmanlarının katılımıyla ‘Erken ve Genç Yaşlardaki Yabancı Dil Öğretiminde Daha İyi Yöntemler İçin Diyalog, kısa adı DiaLingu başlıklı AB tarafından finanse edilen projemiz kapsamında “Yabancı Dil Öğretiminin Önemi” konulu zirve de gerçekleştirilecektir.
Ayrıca eğitim ve öğretimle ilgili ürün ve hizmetler sağlayan 100 firma fuaye alanında dünyada eğitim alanındaki en son gelişmeleri yansıtan ürün ve hizmetlerini katılımcılara sunacaklardır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye Özel Okullar Derneği tarafından düzenlenen “EĞİTİMDE YENİ AKIMLAR” temalı XIX. Geleneksel Antalya Eğitim Sempozyumu, Antalya Kaya Palazzo Otel’de 29-31 Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleştirilecek.
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya SELÇUK’un katılımıyla 29 Ocak 2020 Çarşamba günü saat 10.00’da açılış konuşmalarıyla başlayacak olan Sempozyumda;
• Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Sn. Selçuk Pehlivanoğlu,
• TBMM Milli Eğitim Komisyon Üyesi, Bitlis Milletvekili Sn. Cemal Taşar,
• Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu adına Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölümü Yöneticisi Sn. Angel Gutierrez Hidalgo,
• Dışişleri Bakanlığı, AB Başkanlığı, Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdür Vekili Sn. Bülent Özcan,
• Milli Eğitim Bakanlığı’nın değerli Genel Müdürleri ve Bürokratları,
• Dış İşleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Başkanlığı uzmanları,
• Fransa Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı - Başmüfettişi Dominique Obert,
• Fransa Büyükelçiliği Eğitim Ataşesi Bruno Delvallee,
• Antalya ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü, müdür yardımcıları, şube müdürleri,
• Beykent Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Dr. Ali Murat Ferman
• Özel öğretim kurumlarını temsil eden 5 dernek başkanı,
• İTO Eğitim Meclisi ve TOBB Eğitim Meclisi üyeleri,
• Basın mensupları,
• Türkiye genelinden 235 özel okulun kurucu, genel müdür, müdür ve öğretmenleri olmak üzere toplam 1315 katılımcı yer alacaktır.
Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Dr. John Stamper’ın keynote olarak konuşmacı olacağı Sempozyumda; 24’ü ülkemizden, 4’ü yabancı olmak üzere 28 akademisyen “Eğitimde Yeni Akımlar” temasına ilişkin değerli görüşlerini 3 gün boyunca; 9 konferans, 1 panel ve 14 çalıştayda katılımcılarla paylaşacaklar.
Programda; MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Sayın Dr. Muammer Yıldız’ın teşrifleriyle 29 Ocak 2020 Çarşamba günü 15.30-17.00 saatleri arasında özel okul kurucularına yönelik kurucular toplantısı ve 30 Ocak 2020 tarihinde AB Başkanlığı uzmanlarının katılımıyla ‘Erken ve Genç Yaşlardaki Yabancı Dil Öğretiminde Daha İyi Yöntemler İçin Diyalog, kısa adı DiaLingu başlıklı AB tarafından finanse edilen projemiz kapsamında “Yabancı Dil Öğretiminin Önemi” konulu zirve de gerçekleştirilecektir.
Ayrıca eğitim ve öğretimle ilgili ürün ve hizmetler sağlayan 100 firma fuaye alanında dünyada eğitim alanındaki en son gelişmeleri yansıtan ürün ve hizmetlerini katılımcılara sunacaklardır.
Son Güncelleme: Perşembe, 23 Ocak 2020 15:49
Gösterim: 975
Türk Eğitim Derneği, kurumsal değerlerinin ülke genelinde yaygınlaşmasını artırmak ve özel okul sektörünün nitelikli gelişimine katkı sağlamak amacıyla özel okullar için “Akreditasyon ve Danışmanlık” yapmaya başlıyor.
Kurulduğu günden itibaren eğitim alanında faaliyet gösteren, yeterli maddi olanağa sahip olmayan başarılı çocukların eğitimlerini destekleyen ve Türk eğitim sistemine çok yönlü katkılar sağlayan Türk Eğitim Derneği, kurumsal değerlerinin ülke genelinde yaygınlaşmasını artırmak ve özel okul sektörünün nitelikli gelişimine katkı sağlamak amacıyla mevcut okullara akreditasyon ve danışmanlık yapmaya başlıyor.
Akreditasyon sürecinde, halen faaliyet göstermekte olan bir özel okul, gerekli şartları taşıması ve geçiş dönemini başarıyla tamamlaması halinde TED Okulu olarak faaliyetlerine devam edebiliyor. Bir okulun akreditasyon sürecine kabul edilebilmesi için eğitsel, fiziksel, mali ve yönetsel yetkinliklerinin TED Okulu olmaya uygun olması gerekiyor. Akreditasyon için kabul edilen okullar, en az iki, en çok üç yıl sürecek “geçiş dönemini” başarıyla tamamladıkları takdirde TED Okulu adını alıyor.
Danışmanlık kapsamında ise mevcut özel okullar, eğitim süreçlerinin kalitesini artırmak amacıyla kurumsal eğitim danışmanlığına başvurabiliyor. En az bir eğitim-öğretim yılı süren ve her yıl yenilenebilen bir uygulama olan kurumsal eğitim danışmanlığı kapsamında okullara insan kaynakları süreçleri, müfredat geliştirme ve yabancı dil eğitimi alanlarında bütünleşik bir danışmanlık içeriği sunuluyor.
“Hedefimiz; öğrencilere ve öğretmenlere ihtiyaç duyacakları donanımı sağlamak”
“Türk Eğitim Derneği Akreditasyon ve Danışmanlık (TEDAD)” ile ilgili değerlendirme yapan Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu; “Miras kelimesi size ne çağrıştırıyor? Türk Dil Kurumu’nun tanımına göre; bir kuşağın kendinden sonra gelen kuşaklara bıraktığı değerli şey. Türkiye’de 12 yıllık zorunlu eğitim-öğretim süreci içinde yer alan okullara Türk Eğitim Derneği’nin tecrübesinden, nitelikli eğitim sisteminden yararlanma fırsatı sunmak için isteyen özel okullara yönelik bir “akreditasyon ve danışmanlık” süreci başlatıyoruz. Bu projeyle hedefimiz; Türk Eğitim Derneği’nin öğretime bakışı ile hem öğrencilere hem öğretmenlere gelecekte ihtiyaç duyacakları donanımı sağlamak. Türk Eğitim Derneği’nin öncelikli var oluş sebeplerinden biri, deneyimlerini paylaşarak tüm ülkeye yararlı olmaktır. Bunu yaparken de ince eleyip sık dokuyarak oluşturduğumuz kriterlerimiz mevcut. Öyle ki hassasiyetlerimizi dikkate almayan eğitim kurumlarıyla birlikteliğimiz hiçbir koşulda mümkün olmayacaktır” dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türk Eğitim Derneği, kurumsal değerlerinin ülke genelinde yaygınlaşmasını artırmak ve özel okul sektörünün nitelikli gelişimine katkı sağlamak amacıyla özel okullar için “Akreditasyon ve Danışmanlık” yapmaya başlıyor.
Kurulduğu günden itibaren eğitim alanında faaliyet gösteren, yeterli maddi olanağa sahip olmayan başarılı çocukların eğitimlerini destekleyen ve Türk eğitim sistemine çok yönlü katkılar sağlayan Türk Eğitim Derneği, kurumsal değerlerinin ülke genelinde yaygınlaşmasını artırmak ve özel okul sektörünün nitelikli gelişimine katkı sağlamak amacıyla mevcut okullara akreditasyon ve danışmanlık yapmaya başlıyor.
Akreditasyon sürecinde, halen faaliyet göstermekte olan bir özel okul, gerekli şartları taşıması ve geçiş dönemini başarıyla tamamlaması halinde TED Okulu olarak faaliyetlerine devam edebiliyor. Bir okulun akreditasyon sürecine kabul edilebilmesi için eğitsel, fiziksel, mali ve yönetsel yetkinliklerinin TED Okulu olmaya uygun olması gerekiyor. Akreditasyon için kabul edilen okullar, en az iki, en çok üç yıl sürecek “geçiş dönemini” başarıyla tamamladıkları takdirde TED Okulu adını alıyor.
Danışmanlık kapsamında ise mevcut özel okullar, eğitim süreçlerinin kalitesini artırmak amacıyla kurumsal eğitim danışmanlığına başvurabiliyor. En az bir eğitim-öğretim yılı süren ve her yıl yenilenebilen bir uygulama olan kurumsal eğitim danışmanlığı kapsamında okullara insan kaynakları süreçleri, müfredat geliştirme ve yabancı dil eğitimi alanlarında bütünleşik bir danışmanlık içeriği sunuluyor.
“Hedefimiz; öğrencilere ve öğretmenlere ihtiyaç duyacakları donanımı sağlamak”
“Türk Eğitim Derneği Akreditasyon ve Danışmanlık (TEDAD)” ile ilgili değerlendirme yapan Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu; “Miras kelimesi size ne çağrıştırıyor? Türk Dil Kurumu’nun tanımına göre; bir kuşağın kendinden sonra gelen kuşaklara bıraktığı değerli şey. Türkiye’de 12 yıllık zorunlu eğitim-öğretim süreci içinde yer alan okullara Türk Eğitim Derneği’nin tecrübesinden, nitelikli eğitim sisteminden yararlanma fırsatı sunmak için isteyen özel okullara yönelik bir “akreditasyon ve danışmanlık” süreci başlatıyoruz. Bu projeyle hedefimiz; Türk Eğitim Derneği’nin öğretime bakışı ile hem öğrencilere hem öğretmenlere gelecekte ihtiyaç duyacakları donanımı sağlamak. Türk Eğitim Derneği’nin öncelikli var oluş sebeplerinden biri, deneyimlerini paylaşarak tüm ülkeye yararlı olmaktır. Bunu yaparken de ince eleyip sık dokuyarak oluşturduğumuz kriterlerimiz mevcut. Öyle ki hassasiyetlerimizi dikkate almayan eğitim kurumlarıyla birlikteliğimiz hiçbir koşulda mümkün olmayacaktır” dedi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 15 Ocak 2020 13:47
Gösterim: 1050
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nin 60. kuruluş yıldönümü özelinde düzenlediği sanat gecesinde Cahit Berkay ve Emrah Karaca öğrencilerle birlikte sahne aldı.
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji öğrencileri, “Evrensellik” temasıyla güzel sanatların her bir dalından özel performansların sergilendiği çalışmalarını izleyicilerin beğenisine sunarken Akıngüç Oditoryumunda gerçekleşen konser programıyla büyük beğeni topladılar. Sanat Gecesinde yaklaşık 400 öğrenci sahne alırken gösterileri izlemeye gelen davetliler coşkulu alkışlarıyla geceye renk kattılar.
Cahit Berkay ve Emrah Karaca’nın öğrencilerle birlikte verdiği konser ardından, Kültür Koleji mezunu anne babalar, şimdi kendi okullarında okuyan çocuklarıyla aynı sahnede yer alarak bir konser verdiler. Sanat Gecesi açılış konuşmasını yapan Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, sanatın farklı renklerini biraya getiren, müziğin her dalında üstün performans gösteren ve yaptıkları sahne gösterileriyle seyredenleri büyüleyen öğrencileri ve onlara emek veren öğretmenleri kutladı.
Yarım yüzyılı aşan bir süredir sanatın evrensel ve birleştirici gücüne inanan Kültür Koleji, öğrencileri, öğretmenleri ve mezunları ile birlikte hayatı, müziği, kültürü ve sanatı, tüm aydınlığı ve renkliliğiyle yaşamaya yıl boyunca devam edecek.

Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nin 60. kuruluş yıldönümü özelinde düzenlediği sanat gecesinde Cahit Berkay ve Emrah Karaca öğrencilerle birlikte sahne aldı.
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji öğrencileri, “Evrensellik” temasıyla güzel sanatların her bir dalından özel performansların sergilendiği çalışmalarını izleyicilerin beğenisine sunarken Akıngüç Oditoryumunda gerçekleşen konser programıyla büyük beğeni topladılar. Sanat Gecesinde yaklaşık 400 öğrenci sahne alırken gösterileri izlemeye gelen davetliler coşkulu alkışlarıyla geceye renk kattılar.
Cahit Berkay ve Emrah Karaca’nın öğrencilerle birlikte verdiği konser ardından, Kültür Koleji mezunu anne babalar, şimdi kendi okullarında okuyan çocuklarıyla aynı sahnede yer alarak bir konser verdiler. Sanat Gecesi açılış konuşmasını yapan Okullar Koordinatörü Biriz Kutoğlu, sanatın farklı renklerini biraya getiren, müziğin her dalında üstün performans gösteren ve yaptıkları sahne gösterileriyle seyredenleri büyüleyen öğrencileri ve onlara emek veren öğretmenleri kutladı.
Yarım yüzyılı aşan bir süredir sanatın evrensel ve birleştirici gücüne inanan Kültür Koleji, öğrencileri, öğretmenleri ve mezunları ile birlikte hayatı, müziği, kültürü ve sanatı, tüm aydınlığı ve renkliliğiyle yaşamaya yıl boyunca devam edecek.

Son Güncelleme: Salı, 14 Ocak 2020 17:36
Gösterim: 1249
Günümüzde uluslararası eğitimin önemli bir parçası haline gelen IB (Uluslararası Bakalorya) programları Öğretmen Kariyer Fuarı’nda düzenlenen “Uluslararası Program ve Müfredatlarının Türk Eğitimine Yansımaları” panelinde tartışıldı.
İhlas Koleji Akademik Direktörü Yavuz Kara’nın moderatörlüğünde düzenlenen panele IB Uluslararası Bakalorya Eğitimcisi Selda Mansur, Koç Lisesi Bölüm Başkanı ve IB Öğretmeni Dr. Rafiye Duru, Kültür 2000 Koleji IB-DP Koordinatörü Angela Lucca ve Eğitim Programları ve Öğretim Uzmanı Eda Şahbaz katıldı.
Panelin girişinde bir konuşma yapan İhlas Koleji Akademik Direktörü Yavuz Kara, medeniyetlerin çıkarmış olduğu eğitim sistemlerinin artık global değerleri de sahiplenmesi gerektiğini söyledi. “21. yüzyılda Global (evrensel) ve local (yerel) kelimelerinin bir araya gelen ve Türkçesi Küreyerelleşme olan “Glocalization” terimi ile tanıştık. Bu terim yerel medeniyetlerin çıkarmış olduğu eğitim sistemlerinin artık evrensel değerlerle de harmanlanması gerekliliğinden ortaya çıktı.” diyen Kara, Glocalization teriminin eğitim sistemlerinde yer alması ile birlikte uluslararası program ve müfredatların da öneminin arttığını söyledi.
Ülkemizde bazı özel ve resmi okullarda uluslararası programlar ve müfredatlar doğrultusunda öğrenci yetiştirildiğine vurgu yapan Kara, “Uluslararası program ve müfredatlar ile daha iyi ve barışçıl bir dünya oluşturmak amacıyla gençlerin ortak vizyon ve misyon doğrultusunda gerekli beceriler, değerler ve bilgilerle donatılması hedefleniyor. Bu amaçla uygulanan programları genel olarak IB programları olarak adlandırabiliriz.” ifadelerini kullandı.
IB programlarının içeriğine de değinen Kara, programların disiplinler arası, kültürel, ulusal ve coğrafi sınırları aşan ve eleştirel katılımı, ufuk açıcı fikirleri ve etkin ilişkileri öne çıkaran bir eğitim sunduğunu belirtti.
Kara’nın konuşmasının ardından panelistler kendilerine yöneltilen sorular doğrultusunda IB, IB diploması, Türkiye’de IB diploması verilen okullar ve IB programlarında öğretmen ve öğrencilerden beklenen beceriler hakkında bilgiler verdiler.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Günümüzde uluslararası eğitimin önemli bir parçası haline gelen IB (Uluslararası Bakalorya) programları Öğretmen Kariyer Fuarı’nda düzenlenen “Uluslararası Program ve Müfredatlarının Türk Eğitimine Yansımaları” panelinde tartışıldı.
İhlas Koleji Akademik Direktörü Yavuz Kara’nın moderatörlüğünde düzenlenen panele IB Uluslararası Bakalorya Eğitimcisi Selda Mansur, Koç Lisesi Bölüm Başkanı ve IB Öğretmeni Dr. Rafiye Duru, Kültür 2000 Koleji IB-DP Koordinatörü Angela Lucca ve Eğitim Programları ve Öğretim Uzmanı Eda Şahbaz katıldı.
Panelin girişinde bir konuşma yapan İhlas Koleji Akademik Direktörü Yavuz Kara, medeniyetlerin çıkarmış olduğu eğitim sistemlerinin artık global değerleri de sahiplenmesi gerektiğini söyledi. “21. yüzyılda Global (evrensel) ve local (yerel) kelimelerinin bir araya gelen ve Türkçesi Küreyerelleşme olan “Glocalization” terimi ile tanıştık. Bu terim yerel medeniyetlerin çıkarmış olduğu eğitim sistemlerinin artık evrensel değerlerle de harmanlanması gerekliliğinden ortaya çıktı.” diyen Kara, Glocalization teriminin eğitim sistemlerinde yer alması ile birlikte uluslararası program ve müfredatların da öneminin arttığını söyledi.
Ülkemizde bazı özel ve resmi okullarda uluslararası programlar ve müfredatlar doğrultusunda öğrenci yetiştirildiğine vurgu yapan Kara, “Uluslararası program ve müfredatlar ile daha iyi ve barışçıl bir dünya oluşturmak amacıyla gençlerin ortak vizyon ve misyon doğrultusunda gerekli beceriler, değerler ve bilgilerle donatılması hedefleniyor. Bu amaçla uygulanan programları genel olarak IB programları olarak adlandırabiliriz.” ifadelerini kullandı.
IB programlarının içeriğine de değinen Kara, programların disiplinler arası, kültürel, ulusal ve coğrafi sınırları aşan ve eleştirel katılımı, ufuk açıcı fikirleri ve etkin ilişkileri öne çıkaran bir eğitim sunduğunu belirtti.
Kara’nın konuşmasının ardından panelistler kendilerine yöneltilen sorular doğrultusunda IB, IB diploması, Türkiye’de IB diploması verilen okullar ve IB programlarında öğretmen ve öğrencilerden beklenen beceriler hakkında bilgiler verdiler.
Son Güncelleme: Çarşamba, 15 Ocak 2020 13:36
Gösterim: 1145
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın sosyal medya kuşaklarına yönelik hazırladıkları Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yürüttükleri araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı.
1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağı, geleneksel değerlerden uzak. Bir işe bağlı kalma ve süreklilik sağlamada olumsuz görüşte olan X kuşağı, iş aidiyetinden ziyade iş şartlarına önem veriyor. İş yaşamında henüz bulunmayan Z kuşağının iş yaşamında kuralları ve geleneksel değerleri benimsediği ancak çalışmaya başlayınca bu tutumun değişebileceği belirtiliyor.
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ile Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın sosyal medya kuşaklarına yönelik Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yürüttüğü araştırmada ilginç sonuçlar elde edildi.
516 kişiden oluşan Baby Boomers kuşağı (1946-1964 yılları arasında doğanlar), X (1965-1979 yılları arasında doğanlar), Y (1980-2000 yılları arasında doğanlar) ve Z (2000 yılı sonrası doğanlar) kuşaklarının işe önem verme ve kurallara uyma bağlamında iş yaşamı değerleri karşılaştırıldı.
İşe önem verme ve kurallara uyma yönelimi incelendi
Çalışma Hayatı Ölçeğinin “İşe Önem Verme” ve “Kurallara Uyma” isimlerindeki iki alt ölçekten oluştuğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal “İşe Önem Verme alt ölçeği, kişinin iş hayatına ve çalışmaya verdiği önemi, çalıştığı iş yerinde sürekli olma çabasını ve çalıştığı işyerine adanmışlığını; Kurallara Uyma alt ölçeği ise çalışma ortamının disiplinli ve kurallı olmasına ilişkin yönelimini/tercihini içermektedir. Kuşaklara uyguladığımız Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yaptığımız araştırmada birtakım sonuçlara ulaşıldı” dedi.
Z kuşağı geleneksel değerleri benimsiyor
Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Kuşakların iş yaşamı değerleri incelendiğinde, iş yaşamında henüz bulunmayan Z kuşağının iş yaşamında kuralları ve geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı. Diğer kuşaklarla karşılaştırıldığında iş yaşamında en gelenekselci kuşak Z çıktı. Ölçeğin “kurallara uyma” boyutundan alınan puanlar incelendiğinde, Z kuşağının Baby Boomers kuşağından daha gelenekselci oldukları sonucuna varıldı” diye konuştu.
X kuşağı iş şartlarına önem veriyor
“İşe önem verme” boyutunda, çalışma hayatında yer alan ve 1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağının geleneksel değerlerden uzak olduğu bulundu. Yani bir işe bağlı kalma ve süreklilik sağlamada olumsuz görüşte oldukları, iş aidiyetinden ziyade iş şartlarına önem verdikleri ortaya çıktı. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Çalışma Hayatı Ölçeği toplamına da bu fark yansımış olup diğer kuşaklara göre en geleneksel değerlerden uzak kuşak X bulundu” dedi.
İş yaşamında kadınlar daha gelenekselci
Cinsiyete yönelik yapılan incelemede kadınların iş yaşamı değerlerinin erkeklere göre geleneksel değerlere daha yakın olduğunu bulundu. Özellikle kurallara uyma boyutunda kadınların erkeklere göre daha gelenekselci olduğu ortaya çıktı. Kadınların kuralları olan bir iş yerini benimseyip süreklilik sağlamada ve aidiyet duymada olumlu tutum sergilediği sonucuna varıldı.
X kuşağı kadınlarının iş aidiyeti yüksek
Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, kuşaklar açısından incelendiğinde, X kuşağı kadınlarının erkeklere göre işe önem verme boyutunda farklılaştığının görüldüğünü kaydederek “Yani X kuşağı kadınlarının iş aidiyetinin yüksek olduğu ortaya çıktı. Y kuşağı kadınlarının ise kurallara uyma bakımından erkeklerden farklılaştığı ve kuralları benimsediği saptandı. Baby Boomers ve henüz çalışmayan Z kuşağında cinsiyete göre bir farklılık bulunmamış olup her iki kuşağın geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı” diye konuştu.
Çalışan Y kuşağının iş aidiyeti düşük
Bir işte çalışıp çalışmamaya göre Y kuşağının kendi içinde farklılaştığının gözlendiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Y kuşağının bir kısmı iş yaşamında yerini alırken bir kısmı üniversite öğrencisi veya çalışmayanlardan oluşuyor. Yaptığımız incelemede çalışan Y kuşağının işe önem vermede gelenekselci olmadığı yani iş aidiyetinin düşük olduğu sonucuna varıldı. Henüz bir işte çalışmayan Y kuşağının ise iş yaşamına dair daha geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı. Fakat her iki durumda da ÇHÖ puanlarına bakıldığında çok gelenekselci olmadıkları söylenebilir. Henüz bir işte çalışmayan Y kuşağının halihazırdaki çok gelenekselci olmayan yapısı çalışmaya başladığında gelenekselcilikten daha da uzaklaşıyor.”
Sosyal medya kullanımı düştükçe iş yaşamı kuralları benimseniyor
İş yaşamı değerlerinin şekillenmesinde sosyal medyanın etkisinin de incelendiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Yaptığımız incelemede, 1 saatten az sosyal medya kullananların 4-6 saat kullananlara göre iş yaşamında kurallara uyma değerlerinin daha geleneksel değerlere yakın olduğu yani kuralları benimsediği ortaya çıktı” dedi. Ünal, günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullananların ise geleneksel değerlerden uzaklaştığını yani iş yerinde kuralların olmasından hoşlanmadığının tespit edildiğini kaydetti. Ünal, “Günlük sosyal medya kullanım süresi arttıkça iş yaşamında kuralları benimsemekten uzaklaşıldığı sonucuna varıldı” dedi.
Z kuşağının tutumu iş hayatına girince değişebilir
Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya kullanımına istenildiği zaman vakit ayırabilme arzusu iş yaşamının kuralcı yapısına ters düştüğüne dikkat çekerek “Dolayısıyla günlük sosyal medya kullanımı 4 saati geçen kişiler iş yaşamının geleneksel değerlerinden ve kuralcı yapısından uzaklaşarak daha rahat hareket alanı olan işleri tercih etme eğilimine sahip oluyor. Fakat henüz bir işte çalışmayan Z kuşağının sosyal medya kullanımı iş yaşamına bakış açılarının geleneksel değerlerden uzaklaşmasında rol oynamadığı ortaya çıktı. Bu durum Z’lerin aile çevresindeki geleneksel yapının ve çevre faktörünün etkisinde kalmaları ile açıklanabilir. İleride çalışma hayatında nasıl bir Z kuşağı göreceğimiz sosyal medyanın o şartlardaki evrimi ile iş yeri-çalışan etkileşimine göre tekrar ele alınabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kamu çalışanları kurallara uymada daha olumlu
Kamu veya özel sektörde çalışanlara yönelik yapılan incelemede, kurallara uyma ve iş yaşamı değerlerinde kamuda çalışanların özel sektör çalışanlarına göre daha geleneksel değerlere yakın oldukları tespit edildi. Yani kamu çalışanlarının kurallara uyma ve süreklilik sağlamada daha olumlu bakış açılarına sahip olduğu bulundu.
Kuşaklar arası farklılıklar değerlendirildi
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ise çalışmaya ilişkin şunları söyledi:
“Kuşaklara yönelik olarak başladığımız çalışmalarda ulaşabileceğimiz tüm kuşaklara ait değer ve davranışları bir potada eritebileceğimiz, bir araya toplayabileceğimiz bir ölçek oluşturmak amacıyla yola çıktık. Ancak hem sosyal medya kullanımına yönelik davranışların, hem iş hayatı, aile hayatı, arkadaşlık ilişkileri ile ilişkili değerlerin yaptığımız geliştirme çalışmaları sonucunda tek bir ölçek olarak ortaya çıkması mümkün olmadı. Ancak çalışmalarımızı sürdürdükçe elimizdeki madde havuzundan farklı yapılardaki maddeleri sınıflayarak yaptığımız ölçek geliştirme çalışmaları sonucunda, üç bağımsız ölçeği ortaya çıkarmayı başardık. Bu ölçekleri Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği, Çalışma Hayatı Ölçeği ve Farklılıkları Kabul Ölçeği olarak adlandırdık. Her bir ölçeğin alt ölçeklerinin olması da ortaya çıkan bu yapıları daha farklı bileşenlerle ele almamızı sağladı.”
Çalışma Hayatı Ölçeği
1.,2.,3.,4.,5. Maddeler “İşe Önem Verme” ve 6.,7.,8. Maddeler “Kurallara Uyma” boyutunu ölçüyor. Her bir maddeye 1 ile 5 arasında değer veriniz. 6. Madde hariç diğer tüm maddeler tersten puanlanmalıdır.
Ölçeğin toplamından 8 ile 40 arasında puan alınabiliyor. Yüksek puan iş yaşamında geleneksel değerlerden uzaklığı, düşük puan ise geleneksel değerlerin benimsendiğini gösteriyor.
(1: Bana hiç uygun değil, 2: Bana az uygun, 3: Bana orta seviyede uygun, 4: Bana çok uygun, 5: Bana tamamen uygun)
1.Kariyerimde ilerlemek için aynı kurumda kalıp belirli bir süre emek vermem gerektiğine inanırım.
2.İş hayatında kademe atlamak için sabredip çalışmak gerektiğine inanırım.
3.Çalışma hayatı yaşamın en önemli parçasıdır.
4.Aynı işte senelerce çalışmak bana güven verir.
5.Maddi karşılığı yeterli olmasa da içinde bulunduğum kurumun/grubun başarısı için fazlasıyla çalışırım.
6.Kuralları ve çalışma saatleri belirgin olan işlerin bana göre olmadığını düşünürüm.
7.Çalışma saatlerinin belirgin ve düzenli olduğu bir işi tercih ederim.
8.Disiplinin ön plana alındığı bir yerde çalışmak isterim.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ve Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın sosyal medya kuşaklarına yönelik hazırladıkları Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yürüttükleri araştırmada ilginç sonuçlar ortaya çıktı.
1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağı, geleneksel değerlerden uzak. Bir işe bağlı kalma ve süreklilik sağlamada olumsuz görüşte olan X kuşağı, iş aidiyetinden ziyade iş şartlarına önem veriyor. İş yaşamında henüz bulunmayan Z kuşağının iş yaşamında kuralları ve geleneksel değerleri benimsediği ancak çalışmaya başlayınca bu tutumun değişebileceği belirtiliyor.
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ile Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal’ın sosyal medya kuşaklarına yönelik Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yürüttüğü araştırmada ilginç sonuçlar elde edildi.
516 kişiden oluşan Baby Boomers kuşağı (1946-1964 yılları arasında doğanlar), X (1965-1979 yılları arasında doğanlar), Y (1980-2000 yılları arasında doğanlar) ve Z (2000 yılı sonrası doğanlar) kuşaklarının işe önem verme ve kurallara uyma bağlamında iş yaşamı değerleri karşılaştırıldı.
İşe önem verme ve kurallara uyma yönelimi incelendi
Çalışma Hayatı Ölçeğinin “İşe Önem Verme” ve “Kurallara Uyma” isimlerindeki iki alt ölçekten oluştuğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal “İşe Önem Verme alt ölçeği, kişinin iş hayatına ve çalışmaya verdiği önemi, çalıştığı iş yerinde sürekli olma çabasını ve çalıştığı işyerine adanmışlığını; Kurallara Uyma alt ölçeği ise çalışma ortamının disiplinli ve kurallı olmasına ilişkin yönelimini/tercihini içermektedir. Kuşaklara uyguladığımız Çalışma Hayatı Ölçeği (ÇHÖ) ile yaptığımız araştırmada birtakım sonuçlara ulaşıldı” dedi.
Z kuşağı geleneksel değerleri benimsiyor
Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Kuşakların iş yaşamı değerleri incelendiğinde, iş yaşamında henüz bulunmayan Z kuşağının iş yaşamında kuralları ve geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı. Diğer kuşaklarla karşılaştırıldığında iş yaşamında en gelenekselci kuşak Z çıktı. Ölçeğin “kurallara uyma” boyutundan alınan puanlar incelendiğinde, Z kuşağının Baby Boomers kuşağından daha gelenekselci oldukları sonucuna varıldı” diye konuştu.
X kuşağı iş şartlarına önem veriyor
“İşe önem verme” boyutunda, çalışma hayatında yer alan ve 1965-1979 yılları arasında doğan X kuşağının geleneksel değerlerden uzak olduğu bulundu. Yani bir işe bağlı kalma ve süreklilik sağlamada olumsuz görüşte oldukları, iş aidiyetinden ziyade iş şartlarına önem verdikleri ortaya çıktı. Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Çalışma Hayatı Ölçeği toplamına da bu fark yansımış olup diğer kuşaklara göre en geleneksel değerlerden uzak kuşak X bulundu” dedi.
İş yaşamında kadınlar daha gelenekselci
Cinsiyete yönelik yapılan incelemede kadınların iş yaşamı değerlerinin erkeklere göre geleneksel değerlere daha yakın olduğunu bulundu. Özellikle kurallara uyma boyutunda kadınların erkeklere göre daha gelenekselci olduğu ortaya çıktı. Kadınların kuralları olan bir iş yerini benimseyip süreklilik sağlamada ve aidiyet duymada olumlu tutum sergilediği sonucuna varıldı.
X kuşağı kadınlarının iş aidiyeti yüksek
Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, kuşaklar açısından incelendiğinde, X kuşağı kadınlarının erkeklere göre işe önem verme boyutunda farklılaştığının görüldüğünü kaydederek “Yani X kuşağı kadınlarının iş aidiyetinin yüksek olduğu ortaya çıktı. Y kuşağı kadınlarının ise kurallara uyma bakımından erkeklerden farklılaştığı ve kuralları benimsediği saptandı. Baby Boomers ve henüz çalışmayan Z kuşağında cinsiyete göre bir farklılık bulunmamış olup her iki kuşağın geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı” diye konuştu.
Çalışan Y kuşağının iş aidiyeti düşük
Bir işte çalışıp çalışmamaya göre Y kuşağının kendi içinde farklılaştığının gözlendiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Y kuşağının bir kısmı iş yaşamında yerini alırken bir kısmı üniversite öğrencisi veya çalışmayanlardan oluşuyor. Yaptığımız incelemede çalışan Y kuşağının işe önem vermede gelenekselci olmadığı yani iş aidiyetinin düşük olduğu sonucuna varıldı. Henüz bir işte çalışmayan Y kuşağının ise iş yaşamına dair daha geleneksel değerleri benimsediği ortaya çıktı. Fakat her iki durumda da ÇHÖ puanlarına bakıldığında çok gelenekselci olmadıkları söylenebilir. Henüz bir işte çalışmayan Y kuşağının halihazırdaki çok gelenekselci olmayan yapısı çalışmaya başladığında gelenekselcilikten daha da uzaklaşıyor.”
Sosyal medya kullanımı düştükçe iş yaşamı kuralları benimseniyor
İş yaşamı değerlerinin şekillenmesinde sosyal medyanın etkisinin de incelendiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, “Yaptığımız incelemede, 1 saatten az sosyal medya kullananların 4-6 saat kullananlara göre iş yaşamında kurallara uyma değerlerinin daha geleneksel değerlere yakın olduğu yani kuralları benimsediği ortaya çıktı” dedi. Ünal, günde 4 saat ve üzeri sosyal medya kullananların ise geleneksel değerlerden uzaklaştığını yani iş yerinde kuralların olmasından hoşlanmadığının tespit edildiğini kaydetti. Ünal, “Günlük sosyal medya kullanım süresi arttıkça iş yaşamında kuralları benimsemekten uzaklaşıldığı sonucuna varıldı” dedi.
Z kuşağının tutumu iş hayatına girince değişebilir
Dr. Öğretim Üyesi Aylin Tutgun Ünal, sosyal medya kullanımına istenildiği zaman vakit ayırabilme arzusu iş yaşamının kuralcı yapısına ters düştüğüne dikkat çekerek “Dolayısıyla günlük sosyal medya kullanımı 4 saati geçen kişiler iş yaşamının geleneksel değerlerinden ve kuralcı yapısından uzaklaşarak daha rahat hareket alanı olan işleri tercih etme eğilimine sahip oluyor. Fakat henüz bir işte çalışmayan Z kuşağının sosyal medya kullanımı iş yaşamına bakış açılarının geleneksel değerlerden uzaklaşmasında rol oynamadığı ortaya çıktı. Bu durum Z’lerin aile çevresindeki geleneksel yapının ve çevre faktörünün etkisinde kalmaları ile açıklanabilir. İleride çalışma hayatında nasıl bir Z kuşağı göreceğimiz sosyal medyanın o şartlardaki evrimi ile iş yeri-çalışan etkileşimine göre tekrar ele alınabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Kamu çalışanları kurallara uymada daha olumlu
Kamu veya özel sektörde çalışanlara yönelik yapılan incelemede, kurallara uyma ve iş yaşamı değerlerinde kamuda çalışanların özel sektör çalışanlarına göre daha geleneksel değerlere yakın oldukları tespit edildi. Yani kamu çalışanlarının kurallara uyma ve süreklilik sağlamada daha olumlu bakış açılarına sahip olduğu bulundu.
Kuşaklar arası farklılıklar değerlendirildi
Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Deniz ise çalışmaya ilişkin şunları söyledi:
“Kuşaklara yönelik olarak başladığımız çalışmalarda ulaşabileceğimiz tüm kuşaklara ait değer ve davranışları bir potada eritebileceğimiz, bir araya toplayabileceğimiz bir ölçek oluşturmak amacıyla yola çıktık. Ancak hem sosyal medya kullanımına yönelik davranışların, hem iş hayatı, aile hayatı, arkadaşlık ilişkileri ile ilişkili değerlerin yaptığımız geliştirme çalışmaları sonucunda tek bir ölçek olarak ortaya çıkması mümkün olmadı. Ancak çalışmalarımızı sürdürdükçe elimizdeki madde havuzundan farklı yapılardaki maddeleri sınıflayarak yaptığımız ölçek geliştirme çalışmaları sonucunda, üç bağımsız ölçeği ortaya çıkarmayı başardık. Bu ölçekleri Sosyal Medya Kullanımı Ölçeği, Çalışma Hayatı Ölçeği ve Farklılıkları Kabul Ölçeği olarak adlandırdık. Her bir ölçeğin alt ölçeklerinin olması da ortaya çıkan bu yapıları daha farklı bileşenlerle ele almamızı sağladı.”
Çalışma Hayatı Ölçeği
1.,2.,3.,4.,5. Maddeler “İşe Önem Verme” ve 6.,7.,8. Maddeler “Kurallara Uyma” boyutunu ölçüyor. Her bir maddeye 1 ile 5 arasında değer veriniz. 6. Madde hariç diğer tüm maddeler tersten puanlanmalıdır.
Ölçeğin toplamından 8 ile 40 arasında puan alınabiliyor. Yüksek puan iş yaşamında geleneksel değerlerden uzaklığı, düşük puan ise geleneksel değerlerin benimsendiğini gösteriyor.
(1: Bana hiç uygun değil, 2: Bana az uygun, 3: Bana orta seviyede uygun, 4: Bana çok uygun, 5: Bana tamamen uygun)
1.Kariyerimde ilerlemek için aynı kurumda kalıp belirli bir süre emek vermem gerektiğine inanırım.
2.İş hayatında kademe atlamak için sabredip çalışmak gerektiğine inanırım.
3.Çalışma hayatı yaşamın en önemli parçasıdır.
4.Aynı işte senelerce çalışmak bana güven verir.
5.Maddi karşılığı yeterli olmasa da içinde bulunduğum kurumun/grubun başarısı için fazlasıyla çalışırım.
6.Kuralları ve çalışma saatleri belirgin olan işlerin bana göre olmadığını düşünürüm.
7.Çalışma saatlerinin belirgin ve düzenli olduğu bir işi tercih ederim.
8.Disiplinin ön plana alındığı bir yerde çalışmak isterim.
Son Güncelleme: Cuma, 27 Aralık 2019 11:54
Gösterim: 1459

