Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Sabah Gazetesi Yazarı Sait Gürsoy’un bugünkü yazısı

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran sitemin müfredatı açıklandı. Özellikle ilkokul 1'inci sınıf odak noktası oldu. Bence müfredat AB normlarında, İngiltere'den örnek alınıp iyi hazırlanmış, okul öncesi ağırlıklı bir program. Ancak burada en önemli sorun, sınıf mevcutlarında olacak. Özellikle büyük şehirlerde sınıf mevcutları 80'i aşacak. Bu sınıflarda, 60 ile 71 ay ve 72 ay üstü arasında iki grup öğrenci olacak. Birinci grup okul öncesi yaşında olurken ve hiç eğitim almamışken, ikinci grup okul öncesi eğitimli olacak. Öğretmenlerin çocuklarla tek tek ilgilenebilmesi için sınıf mevcutlarının azami 30 dolayında olması önemli.

Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Burada okul öncesi eğitim almış öğrenciler var. 72 ay ve öncesindeki çocukların ihtiyaçlarına yönelik bu sistem onları sıkabilir, okuldan soğutabilir. Bu çocuklara ilk günden itibaren akademik temelli bilgi verilmeyecek.

60 ile 65 ay arasında olanları velileri okula göndermeyebilecek. 66 ve üstü için zorunluluk var. Bazı veliler, çocuklarının fiziksel ve ruhsal olarak gelişmediğini öne sürerek rapor alıyor. Herkesin kararına saygı duyarım. Ancak şunu unutmayın ki, bu rapor ömrü boyunca çocuğun karşısına çıkacak.

Bence ilgili belgeyi Rehberlik Araştırma Merkezleri verebilirdi. Bu uzmanlar çocuğun okula gidip gidemeyeceğini rahatlıkla belirleyebilir.

Yaklaşık 460 bin öğretmene iki gündür mesleki gelişim eğitimi veriliyor. 1'inci sınıf öğretmenlerine oyun ve fiziki etkinlikler dersine yönelik bilgiler aktarılacak. Ayrıca, okuma yazmaya hazırlık hakkında sunumlar yapılacak. Seminerde okul olgunluğu, sosyal bilimlerde problem çözme, müzakereci öğrenci ve öğretmenlik mesleği konuları da ele alınacak.

Sivil hükümetin hazırladığı bir program ilk kez uygulanacak. Aylarına göre çocukların durumu, sınıfların yetersizliği, okula giriş-çıkış saatleri ve seçmeli dersler gibi pek çok konu eleştiriliyor. Her yenide olduğu gibi, bunda da eksikler olacak. Çocuklarımızın geleceği için, birlikte tartışıp, en doğruyu yapmalıyız. Sistemin oturması bir iki yılımızı alabilir.

Keşke bu yeni sistemi pilot bir bölgede uygulasaydık, artı ve eksisini daha rahat görebilirdik.

> En önemli sorun sınıf mevcutları

Sabah Gazetesi Yazarı Sait Gürsoy’un bugünkü yazısı

Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran sitemin müfredatı açıklandı. Özellikle ilkokul 1'inci sınıf odak noktası oldu. Bence müfredat AB normlarında, İngiltere'den örnek alınıp iyi hazırlanmış, okul öncesi ağırlıklı bir program. Ancak burada en önemli sorun, sınıf mevcutlarında olacak. Özellikle büyük şehirlerde sınıf mevcutları 80'i aşacak. Bu sınıflarda, 60 ile 71 ay ve 72 ay üstü arasında iki grup öğrenci olacak. Birinci grup okul öncesi yaşında olurken ve hiç eğitim almamışken, ikinci grup okul öncesi eğitimli olacak. Öğretmenlerin çocuklarla tek tek ilgilenebilmesi için sınıf mevcutlarının azami 30 dolayında olması önemli.

Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Burada okul öncesi eğitim almış öğrenciler var. 72 ay ve öncesindeki çocukların ihtiyaçlarına yönelik bu sistem onları sıkabilir, okuldan soğutabilir. Bu çocuklara ilk günden itibaren akademik temelli bilgi verilmeyecek.

60 ile 65 ay arasında olanları velileri okula göndermeyebilecek. 66 ve üstü için zorunluluk var. Bazı veliler, çocuklarının fiziksel ve ruhsal olarak gelişmediğini öne sürerek rapor alıyor. Herkesin kararına saygı duyarım. Ancak şunu unutmayın ki, bu rapor ömrü boyunca çocuğun karşısına çıkacak.

Bence ilgili belgeyi Rehberlik Araştırma Merkezleri verebilirdi. Bu uzmanlar çocuğun okula gidip gidemeyeceğini rahatlıkla belirleyebilir.

Yaklaşık 460 bin öğretmene iki gündür mesleki gelişim eğitimi veriliyor. 1'inci sınıf öğretmenlerine oyun ve fiziki etkinlikler dersine yönelik bilgiler aktarılacak. Ayrıca, okuma yazmaya hazırlık hakkında sunumlar yapılacak. Seminerde okul olgunluğu, sosyal bilimlerde problem çözme, müzakereci öğrenci ve öğretmenlik mesleği konuları da ele alınacak.

Sivil hükümetin hazırladığı bir program ilk kez uygulanacak. Aylarına göre çocukların durumu, sınıfların yetersizliği, okula giriş-çıkış saatleri ve seçmeli dersler gibi pek çok konu eleştiriliyor. Her yenide olduğu gibi, bunda da eksikler olacak. Çocuklarımızın geleceği için, birlikte tartışıp, en doğruyu yapmalıyız. Sistemin oturması bir iki yılımızı alabilir.

Keşke bu yeni sistemi pilot bir bölgede uygulasaydık, artı ve eksisini daha rahat görebilirdik.

Son Güncelleme: Çarşamba, 05 Eylül 2012 02:02

Gösterim: 1606

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Melda Pelin Yargıç, 2010 yılının aralık ayında yapılan Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'ndaki (TUS) bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi ardından birçok hekimin hak kaybına uğradığını savundu.

Türk Tabipler Birliği’nden ÖSYM’ye tepkiYargıç, ''ÖSYM'yi genç hekimlerimizi daha fazla mağdur etmekten vazgeçmeye ve bilirkişi raporlarına dayanan iptal kararını kabul etmeye çağırıyoruz'' dedi.

TTB Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında, TUS sorularının iptali sonrası gelişmeler değerlendirildi.

Kendisinin de TUS sorularının iptalinden etkilenen bir asistan hekim olduğunu dile getiren Yargıç, 1,5 yıl sonra yaşanan bu gelişme nedeniyle bazı hekimlerin uzmanlık alanlarını, bazılarının ise yaşadıkları şehri değiştirmek zorunda kalacaklarını söyledi.

TTB'nin kusurlu işlemden etkilenen adaylarla ilgili ÖSYM'ye başvuru yaptığını dile getiren Yargıç, şu görüşleri savundu:

''ÖSYM adaylara ilettiği duyurularda 'Danıştay nezdinde itiraz sürecinin devam ettiği ve bu süreçte yeniden yerleştirmelerin geri dönebileceği' uyarısında bulunmaktadır. Böyle bir ihtimalde zaten mağdur olan hekimlerin daha da zor durumda kalacakları, hatta bundan duydukları tedirginlik nedeniyle hak ettikleri yerlere gitmekten çekinecekleri anlaşılmaktadır. ÖSYM'yi genç hekimlerimizi daha fazla mağdur etmekten vazgeçmeye ve bilirkişi raporlarına dayanan iptal kararını kabul etmeye çağırıyoruz.''

''Ne yapacağını bilemeyenler var''

TTB Genel Sekreteri Bayazıt İlhan da, bir soru üzerine sınav mağduru hekimlerden ÖSYM'nin duyurusu yüzünden ne yapacağını bilemeyenler olduğunu belirterek, ''ÖSYM'yi bu sorumsuz tavrından geri adım atmaya ve hekimleri mağdur edecek adımlar atmamaya davet ediyoruz'' diye konuştu.

TTB 2. Başkanı Gülriz Erişgen ise ÖSYM'nin, hekimlerin gözünde güvenilir bir kurum olmaktan çıktığını, bundan sonraki TUS'larda TTB'nin de söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

Ankara Tabip Odası Başkanı Özden Şener de ÖSYM'nin saygın bir kurum haline getirilmesinde büyük rol oynayan Prof. Dr. Altan Günalp'in ''kemiklerinin sızladığını'' öne sürerek, ''TUS'un ertelenmesiyle hekimlerin hayatından 3 ay çalınmıştı. Şimdi de soruların iptaliyle 1,5 yıl çalınıyor. Bu kamu zararıdır ve bunun bir sorumlusu olmalıdır'' ifadesini kullandı.

> Türk Tabipler Birliği’nden ÖSYM’ye tepki

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Melda Pelin Yargıç, 2010 yılının aralık ayında yapılan Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'ndaki (TUS) bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi ardından birçok hekimin hak kaybına uğradığını savundu.

Türk Tabipler Birliği’nden ÖSYM’ye tepkiYargıç, ''ÖSYM'yi genç hekimlerimizi daha fazla mağdur etmekten vazgeçmeye ve bilirkişi raporlarına dayanan iptal kararını kabul etmeye çağırıyoruz'' dedi.

TTB Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında, TUS sorularının iptali sonrası gelişmeler değerlendirildi.

Kendisinin de TUS sorularının iptalinden etkilenen bir asistan hekim olduğunu dile getiren Yargıç, 1,5 yıl sonra yaşanan bu gelişme nedeniyle bazı hekimlerin uzmanlık alanlarını, bazılarının ise yaşadıkları şehri değiştirmek zorunda kalacaklarını söyledi.

TTB'nin kusurlu işlemden etkilenen adaylarla ilgili ÖSYM'ye başvuru yaptığını dile getiren Yargıç, şu görüşleri savundu:

''ÖSYM adaylara ilettiği duyurularda 'Danıştay nezdinde itiraz sürecinin devam ettiği ve bu süreçte yeniden yerleştirmelerin geri dönebileceği' uyarısında bulunmaktadır. Böyle bir ihtimalde zaten mağdur olan hekimlerin daha da zor durumda kalacakları, hatta bundan duydukları tedirginlik nedeniyle hak ettikleri yerlere gitmekten çekinecekleri anlaşılmaktadır. ÖSYM'yi genç hekimlerimizi daha fazla mağdur etmekten vazgeçmeye ve bilirkişi raporlarına dayanan iptal kararını kabul etmeye çağırıyoruz.''

''Ne yapacağını bilemeyenler var''

TTB Genel Sekreteri Bayazıt İlhan da, bir soru üzerine sınav mağduru hekimlerden ÖSYM'nin duyurusu yüzünden ne yapacağını bilemeyenler olduğunu belirterek, ''ÖSYM'yi bu sorumsuz tavrından geri adım atmaya ve hekimleri mağdur edecek adımlar atmamaya davet ediyoruz'' diye konuştu.

TTB 2. Başkanı Gülriz Erişgen ise ÖSYM'nin, hekimlerin gözünde güvenilir bir kurum olmaktan çıktığını, bundan sonraki TUS'larda TTB'nin de söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

Ankara Tabip Odası Başkanı Özden Şener de ÖSYM'nin saygın bir kurum haline getirilmesinde büyük rol oynayan Prof. Dr. Altan Günalp'in ''kemiklerinin sızladığını'' öne sürerek, ''TUS'un ertelenmesiyle hekimlerin hayatından 3 ay çalınmıştı. Şimdi de soruların iptaliyle 1,5 yıl çalınıyor. Bu kamu zararıdır ve bunun bir sorumlusu olmalıdır'' ifadesini kullandı.

Son Güncelleme: Salı, 04 Eylül 2012 15:16

Gösterim: 1838

Rektörlük önünde oturma eylemi yapan 31 öğrenci gözaltına alındı

Sınavlarda başarısız olup eğitimlerinin bir yıl uzatılmasını protesto etmek için Anadolu Ünivesitesi Rektörlüğü önünde oturma eylemi yapan 31 öğrenci gözaltına alındı.

Yunus Emre Kampüsü’ndeki Rektörlük binası önünde çadır kurmak isteyen öğrencilere özel güvenlik görevlileri izin vermedi. Öğrenciler akşam saatlerinde tekrar rektörlük binası önüne gelip oturma eylemi başlattı. Bu sırada üniversitenin özel güvenlik görevlileri ile öğrenciler arasında arbede yaşadı. Çıkan olaylarda kolundan yaralanan bir öğrenci 112 ambulansıyla Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne götürülerek tedaviye alındı.

Olay yerine gelen çevik kuvvet şubesi polisleri öğrencilerin dağılmasını istedi. Polisin dağılma uyarılarına aldırmayan öğrenciler çevik kuvvet polisleri tarafından tek tek oturdukları yerden alınıp, polis araçlarına bindirildi. Gözaltına alınan öğrenciler, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğü’ne götürüldü.

Arbede sırasında yaralanan 7 güvenlik görevlisinin de sağlık raporu almak amacıyla Yunus Emre Devlet Hastanesi’e gittikleri belirtildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Öğrencilerin eylemleri sürüyor

Anadolu Üniversitesi (AÜ) İngilizce hazırlık sınıfında eğitim gören ve dün akşam emniyet güçlerince gözaltına alındıktan sonra ifadelerine başvurulup serbest bırakılan 31 öğrenci, bugün tekrar üniversitede bir eylem yaptı. AÜ Yunus Emre Yerleşkesi’ndeki eylemde 31 öğrenciye, arkadaşları da destek verdi. Ellerinde, "Öğrenciler biçare, hazırlığa bir çare", "Baskılar bizi yıpratamaz", "Direne direne kazanacağız", "İşte demokratik üniversite" döviz ve pankartları taşıyan, öğrenciler, Rektörlük binasına doğru yürümeye başladı. Rektörlük binası önündeki merdivenlerde bekleyen özel güvenlik görevlileri, öğrencilerin binaya çıkmasına izin vermedi. Bu sırada, öğrenciler ve özel güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Binanın diğer merdivenlerden rektörlüğe ulaşan bir grup öğrenci, yine özel güvenlik görevliler tarafından engellenince kapıları yumrukladı. Grup, bina önünde oturarak, şarkı söyledi. Grup adına basın açıklaması yapan Mete Bahtiyar Karataş, tepkilerinin okullarındaki başarısızlığı ve buna karşı bir çözüm koyamayan üniversite yönetimine olduğunu söyledi. Grup, bir müddet oturma eylemi yaptıktan sonra dağıldı.(hürriyet)

> Oturdukları için gözaltına alındılar!

Rektörlük önünde oturma eylemi yapan 31 öğrenci gözaltına alındı

Sınavlarda başarısız olup eğitimlerinin bir yıl uzatılmasını protesto etmek için Anadolu Ünivesitesi Rektörlüğü önünde oturma eylemi yapan 31 öğrenci gözaltına alındı.

Yunus Emre Kampüsü’ndeki Rektörlük binası önünde çadır kurmak isteyen öğrencilere özel güvenlik görevlileri izin vermedi. Öğrenciler akşam saatlerinde tekrar rektörlük binası önüne gelip oturma eylemi başlattı. Bu sırada üniversitenin özel güvenlik görevlileri ile öğrenciler arasında arbede yaşadı. Çıkan olaylarda kolundan yaralanan bir öğrenci 112 ambulansıyla Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne götürülerek tedaviye alındı.

Olay yerine gelen çevik kuvvet şubesi polisleri öğrencilerin dağılmasını istedi. Polisin dağılma uyarılarına aldırmayan öğrenciler çevik kuvvet polisleri tarafından tek tek oturdukları yerden alınıp, polis araçlarına bindirildi. Gözaltına alınan öğrenciler, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifadeleri alınmak üzere emniyet müdürlüğü’ne götürüldü.

Arbede sırasında yaralanan 7 güvenlik görevlisinin de sağlık raporu almak amacıyla Yunus Emre Devlet Hastanesi’e gittikleri belirtildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Öğrencilerin eylemleri sürüyor

Anadolu Üniversitesi (AÜ) İngilizce hazırlık sınıfında eğitim gören ve dün akşam emniyet güçlerince gözaltına alındıktan sonra ifadelerine başvurulup serbest bırakılan 31 öğrenci, bugün tekrar üniversitede bir eylem yaptı. AÜ Yunus Emre Yerleşkesi’ndeki eylemde 31 öğrenciye, arkadaşları da destek verdi. Ellerinde, "Öğrenciler biçare, hazırlığa bir çare", "Baskılar bizi yıpratamaz", "Direne direne kazanacağız", "İşte demokratik üniversite" döviz ve pankartları taşıyan, öğrenciler, Rektörlük binasına doğru yürümeye başladı. Rektörlük binası önündeki merdivenlerde bekleyen özel güvenlik görevlileri, öğrencilerin binaya çıkmasına izin vermedi. Bu sırada, öğrenciler ve özel güvenlik görevlileri arasında tartışma yaşandı. Binanın diğer merdivenlerden rektörlüğe ulaşan bir grup öğrenci, yine özel güvenlik görevliler tarafından engellenince kapıları yumrukladı. Grup, bina önünde oturarak, şarkı söyledi. Grup adına basın açıklaması yapan Mete Bahtiyar Karataş, tepkilerinin okullarındaki başarısızlığı ve buna karşı bir çözüm koyamayan üniversite yönetimine olduğunu söyledi. Grup, bir müddet oturma eylemi yaptıktan sonra dağıldı.(hürriyet)

Son Güncelleme: Salı, 04 Eylül 2012 08:26

Gösterim: 1588

YÖK, üniversiteye yerleşip, liseden mezun olamayanlara ikinci bir şans verilmesini kararlaştırdı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversiteye yerleşmesine rağmen liseden mezun olamadığı için kazandığı programa kayıt yaptıramayan öğrencilerin haklarını kaybetmeyeceklerini açıkladı. Öğrenciler, bu durumlarını belgeledikleri takdirde kazandıkları programın kontenjanları dikkate alınmadan kayıt yaptırabilecekler.

YÖK’ün internet sitesinde yer alan açıklamada, herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmesine rağmen ortaöğretim kurumundan mezun olamayan öğrencilerin durumunun 29 Ağustos tarihli Genel Kurul toplantısında değerlendirildiği bildirildi. Öğrencilerin, bu durumlarını belgelemeleri halinde kazındıkları programın kontenjanları dikkate alınmadan kayıt yaptırabileceklerinin belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nün, ortaöğretim sorumluluk sınavlarının eylül ayının ilk haftasında yapılacağı ve daha sonra yapılacak olan sorumluluk sınavı döneminde tekrar bir sınav hakkı verileceği belirtilerek, 2012-ÖSYS sonucunda bir yükseköğretim programını kazanmış ancak mezun olamamış öğrenciler için kayıt tarihlerinin uzatılması ve öğrencilere gerekli kolaylığın sağlanması konusundaki yazısı, 29 Ağustos tarihli YÖK Genel Kurul toplantısında incelendi. 3-7 Eylül tarihleri arasında ortaöğretim kurumundan mezun olamadığı için kazandığı programa kayıt yaptıramayan ve ortaöğretim sorumluluk sınavı veya ek sınav sonucunda ortaöğretim kurumundan mezun olan öğrencilerin, bu durumlarını belgelemeleri kaydıyla 2012-ÖSYS’de kayıt hakkı kazandıkların programların kontenjanları dikkate alınmadan, 2012-ÖSYS’de kayıt hakkı kazandıkları programlara kayıt yaptırabilmelerine karar verilmiştir.”(hürriyeteğitim)

> Üniversiteye yerleşip liseden mezun olamayanlara şans

YÖK, üniversiteye yerleşip, liseden mezun olamayanlara ikinci bir şans verilmesini kararlaştırdı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversiteye yerleşmesine rağmen liseden mezun olamadığı için kazandığı programa kayıt yaptıramayan öğrencilerin haklarını kaybetmeyeceklerini açıkladı. Öğrenciler, bu durumlarını belgeledikleri takdirde kazandıkları programın kontenjanları dikkate alınmadan kayıt yaptırabilecekler.

YÖK’ün internet sitesinde yer alan açıklamada, herhangi bir yükseköğretim programına yerleşmesine rağmen ortaöğretim kurumundan mezun olamayan öğrencilerin durumunun 29 Ağustos tarihli Genel Kurul toplantısında değerlendirildiği bildirildi. Öğrencilerin, bu durumlarını belgelemeleri halinde kazındıkları programın kontenjanları dikkate alınmadan kayıt yaptırabileceklerinin belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü’nün, ortaöğretim sorumluluk sınavlarının eylül ayının ilk haftasında yapılacağı ve daha sonra yapılacak olan sorumluluk sınavı döneminde tekrar bir sınav hakkı verileceği belirtilerek, 2012-ÖSYS sonucunda bir yükseköğretim programını kazanmış ancak mezun olamamış öğrenciler için kayıt tarihlerinin uzatılması ve öğrencilere gerekli kolaylığın sağlanması konusundaki yazısı, 29 Ağustos tarihli YÖK Genel Kurul toplantısında incelendi. 3-7 Eylül tarihleri arasında ortaöğretim kurumundan mezun olamadığı için kazandığı programa kayıt yaptıramayan ve ortaöğretim sorumluluk sınavı veya ek sınav sonucunda ortaöğretim kurumundan mezun olan öğrencilerin, bu durumlarını belgelemeleri kaydıyla 2012-ÖSYS’de kayıt hakkı kazandıkların programların kontenjanları dikkate alınmadan, 2012-ÖSYS’de kayıt hakkı kazandıkları programlara kayıt yaptırabilmelerine karar verilmiştir.”(hürriyeteğitim)

Son Güncelleme: Salı, 04 Eylül 2012 09:20

Gösterim: 5994

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer "66" ay tartışmasını CNN TÜRK'te yayınlanan Eğrisi Doğrusu programında Taha Akyol ile Dicle Canova'ya değerlendirdi.

dincer cnntürk

Dinçer, "Rapor alma tartışmalarının ardında ideolojik tavırlar var. Bize makul, geçerli neden getiremeyen ailelerin çocuklarını okula alacağız, bu konuda kararlıyız" dedi

.






 

HABERİN VİDEOSU

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.

> Dinçer çok net 'okula alacağız' (video)

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer "66" ay tartışmasını CNN TÜRK'te yayınlanan Eğrisi Doğrusu programında Taha Akyol ile Dicle Canova'ya değerlendirdi.

dincer cnntürk

Dinçer, "Rapor alma tartışmalarının ardında ideolojik tavırlar var. Bize makul, geçerli neden getiremeyen ailelerin çocuklarını okula alacağız, bu konuda kararlıyız" dedi

.






 

HABERİN VİDEOSU

Bu video Adobe Flash Player'ın son sürümünü gerektirmektedir.

Adobe Flash Player'ın son sürümünü indirin.

Son Güncelleme: Salı, 04 Eylül 2012 11:01

Gösterim: 2418


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.