Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
ÖSYM Başkanı Ali Demir, geçen yıl kamera kayıtlarına dayalı olarak sınav kurallarını ihlal eden bin 256 adayın sınavının geçersiz sayıldığını bildirdi. Demir, 5-6 Temmuz'da yapılacak KPSS öncesi önemli açıklamalarda bulundu.
Demir, sınav güvenliğine ilişkin 5-6 Temmuz'da yapılacak Kamu Personeli Seçme Sınavı (2014-KPSS) öncesi AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
KPSS'nin bir milyondan fazla insanın gelecek planı için hazırlandıkları önemli bir sınav olduğunu belirten Demir, ÖSYM’nin bu ve yapmakta olduğu diğer sınavlarda "hak ve adaleti tesis etmek" amacıyla önemli adımlar attığını söyledi.
Sınav güvenliğinde 2010 yılının Ekim ayından bugüne kadar önemli aşamalar kaydedildiğini ifade eden Demir, ÖSYM'nin sınavlarının yürütülmesine yönelik yasal mevzuat oluşturduğunu ve her türden kopya çekme fiilinin yasal olarak suç haline geldiğini, kopyaya karışanlar için caydırıcı, hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörüldüğünü ve bu kişilerin gerekli adli işlemler için soruşturma makamlarına iletildiğini söyledi.
26 Eylül 2012'de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelikle adayların ve sınav görevlilerinin sınav salonlarına giriş koşulları ve sınav güvenlik kurallarının mevzuat altyapısına kavuşturulduğunu anımsatan Demir, öncesi ve sonrası ile sınavların disiplin altına alındığını ve taviz verilmeksizin kuralların uygulanmasının sağlandığını belirtti.
Sınav Görevlilerinin Sınav Kurallarına Aykırılık Teşkil Eden Fiilleri ve Uygulanacak İdari Yaptırımlar Hakkında Yönerge yayımlanarak görev bilincinin üst düzeyde tutulmasının da sağlandığını dile getiren Demir, soru hazırlamadan, evrakın basılmasına, evrakın dağıtımından tekrar toplanıp ayrıştırılmasına kadar geçen tüm süreçlerin tanımlandığını ve ilgili talimatların yazılı olarak çalışanlara bildirildiğini söyledi.
Bu şekilde çalışanların hangi işi ne zaman ne amaçla yapacağının belirlendiğini kaydeden Demir, sınav sonrasında da sınava katılan tüm adayların, bizzat cevapları işaretledikleri cevap kağıtlarının internet üzerinden yayınlanmasının sağlandığının altının çizdi.
İşlem kayıtları silinemez ve değiştirilemez
Bilişim teknolojileri konusunda da Başkanlığın son yıllarda önemli adımlar attığının altını çizen Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"ÖSYM'nin 30 yılı aşkındır kullanılan ve tamamı ile çok eski olan bilişim altyapısı hem donanım hem de yazılım olarak yenilendi ve modern bir bilişim altyapısı oluşturuldu. Yeni sistemde yapılan her işlemin kaydı elektronik olarak silinemez ve değiştirilemez biçimde tutuluyor. Adayların, görevlilerin ve tüm ÖSYM çalışanlarının sisteme erişimi de elektronik olarak izleniyor.
ÖSYM Sonuç Belgesi Doğrulama Sistemi ile herhangi bir sonuç belgesinin doğruluğu ÖSYS sistemi üzerinde teyit edilebilir hale getirildi. Böylece, asılsız belge oluşturma faaliyetleri azami oranda durduruldu. Ayrıca soru havuzu yazılımı geliştirildi ve kullanıma alındı."
Sınav süreci "kırmızı alan"
ÖSYM merkezinde de çalışmalar yürüttüklerini anlatan Demir, sınav sürecinin başlangıcından sonuna kadar gerekli her aşamada, kurum içinde soru hazırlama ve bilgi işlem alanlarının "kırmızı alan" olarak tanımlandığına işaret etti.
Demir, "Soru hazırlama işlemlerinde kripto ile belge saklayan ve tüm faaliyetler silinemez ve değiştirilemez biçimde kaydedildiği, loglandığı güvenli bilişim ağı oluşturuldu" diye konuştu.
ÖSYM'den matbaaya soru göndermede kripto ile kayıt yapılan sır cihazlarının kullanımı ve tüm birimlerde e-imza ile işlem yapma sürecinin başlatıldığının altını çizen Demir, hem kurumda hem de sınav binalarında sinyal kesicilerin kullanımı içi yasal mevzuat sağlandığını anımsattı.
Sınav evrakı dağıtımı, saklanması ve toplanması işlemlerinin de büyük titizlikle yürütüldüğünün altını çizen Demir, şunları kaydetti:
"Bu konuda yaptığımız çalışmalarla, sınav evrakının dağıtımı ve toplanmasında 'Araç Takip Sistemi' ile sınav evrakı dağıtım araçlarının uydu aracılığıyla izlenmesiyle 'elektro mekanik kilitler' kullanılarak tüm araçların kapılarının merkezden sinyal gönderilerek açılabilmesi sağlandı. Sınav evrakı saklama depolarında koruma ve güvenlik tedbirlerinin artırılması ve 24 saat kamerayla takibi, kaydı ve benzeri teknolojik çözümlerle sınav güvenliği sürekli arttırıldı.
Sınav süresince sınav binası girişlerinin ve sınav salonlarının görüntülerinin kamerayla kaydedilmesi uygulaması kapsamında 2013 yılında aynı anda 37 bin salonun izlenebilmesi sağlandı, bu rakam 2014'te 65 bin olacak. Böylelikle yıl içinde yaklaşık 200 bin salonun kamerayla izlenmesi, diğer deyişle sınav yapılan tüm salonların kamerayla izlenebilmesi hedefine ulaşılmış olacak. Kamera kayıtlarına dayalı olarak sınav kurallarını ihlal edenlerin sınavları iptal edilmeye başlandı, 2013 yılında bin 256 adayın sınavı, sınav kurallarına uymadığı için geçersiz sayıldı."
Her adaya farklı soru kitapçığı uygulamasının güvenlik açısından dünyaya örnek olduğunu vurgulayan Demir, adayın internet ortamında cevap kağıdını ve talebi halinde soru kitapçığını görebilmesinin de açıklık ve şeffaflık adına çok önemli bir adım olduğunun altını çizdi.
Sınavlarda kopya çekmeye yol açacak, kalem, silgi gibi zorunlu olarak bulundurulması gereken araçların da ÖSYM tarafından temin edilerek, kötü niyetli kullanımın önüne geçildiğini vurgulayan Demir, sınav binalarına giriş ve çıkışın kontrol altına alındığını ve sınavın üçte ikilik süresi dolmadan hiç bir adayın binadan çıkarılmayarak soruların ezberlenerek dahi olsa bina dışına taşınmasının engellendiğini belirtti.
Evrakının basımı ve paketlenmesinde uygulanan "Kapalı Dönem Uygulaması"nın süreç haline getirilerek düzenlendiğini ve bu dönemde dış dünya ile irtibatın tamamen kesildiğini anlatan Demir, sınav evrakının basımını yapan matbaa içerisinde güvenli bilgi işlem sistemlerinin kurulduğunu ve ÖSYM'nin yüzde 100 kontrolü ve yönetimi altına alındığını kaydetti.
Çalışanların evrakı komisyon önünde açılıyor
Tüm sınav görevlilerinin merkezi olarak atanmaya başlandığını ve yerel görevlendirmelere müsaade edilmediğini belirten Demir, şu bilgileri verdi:
"ÖSYM çalışanlarının ve sınav koordinatörlerinin yakınlarının sınav evrakları artık komisyon önünde açılmaya başlandı. Matbaa ve sınav evrakı depolarında akademisyen gözlemci görevlendirilmesine geçildi. Tüm soru yazarları, soru denetleyicileri, bilimsel kurul üyeleri ve çalışanlar ile gizlilik sözleşmeleri imzalanarak dershanelerde çalışmalarına, sorularla ilgili kitap yazmalarına yasak getirildi. Sınav öncesinde sınav koordinatörlerinin bina sınav sorumluları ile toplanmaları ve güvenlik tedbirlerinin değerlendirilmesi sağlandı.
Her sınav merkezinde Sınav Koordinasyon Kurulları kurularak, fonksiyonel çalışması sağlandı. Sınav binalarının girişinde görevlendirilen güvenlik güçlerine eğitim verilerek ve yeterli ücret ödenerek görev motivasyonu artırıldı. Sınav koordinatörlerinin ÖSYM'nin Genişletilmiş Koordinasyon Kurulu üyesi haline getirilerek güvenlik uygulamaları ile ilgili değerlendirmeleri doğrudan Merkeze iletmeleri sağlandı.
Tüm bu iyileştirmeler ve tedbirler ile sınavların ana gayesi olan 'hak ve adaletin tesis edilmesi' gerçekleştirilecek ve 'sadece hak edenin hak ettiğini elde etmesi' temin edilecek."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖSYM Başkanı Ali Demir, geçen yıl kamera kayıtlarına dayalı olarak sınav kurallarını ihlal eden bin 256 adayın sınavının geçersiz sayıldığını bildirdi. Demir, 5-6 Temmuz'da yapılacak KPSS öncesi önemli açıklamalarda bulundu.
Demir, sınav güvenliğine ilişkin 5-6 Temmuz'da yapılacak Kamu Personeli Seçme Sınavı (2014-KPSS) öncesi AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
KPSS'nin bir milyondan fazla insanın gelecek planı için hazırlandıkları önemli bir sınav olduğunu belirten Demir, ÖSYM’nin bu ve yapmakta olduğu diğer sınavlarda "hak ve adaleti tesis etmek" amacıyla önemli adımlar attığını söyledi.
Sınav güvenliğinde 2010 yılının Ekim ayından bugüne kadar önemli aşamalar kaydedildiğini ifade eden Demir, ÖSYM'nin sınavlarının yürütülmesine yönelik yasal mevzuat oluşturduğunu ve her türden kopya çekme fiilinin yasal olarak suç haline geldiğini, kopyaya karışanlar için caydırıcı, hürriyeti bağlayıcı cezalar öngörüldüğünü ve bu kişilerin gerekli adli işlemler için soruşturma makamlarına iletildiğini söyledi.
26 Eylül 2012'de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelikle adayların ve sınav görevlilerinin sınav salonlarına giriş koşulları ve sınav güvenlik kurallarının mevzuat altyapısına kavuşturulduğunu anımsatan Demir, öncesi ve sonrası ile sınavların disiplin altına alındığını ve taviz verilmeksizin kuralların uygulanmasının sağlandığını belirtti.
Sınav Görevlilerinin Sınav Kurallarına Aykırılık Teşkil Eden Fiilleri ve Uygulanacak İdari Yaptırımlar Hakkında Yönerge yayımlanarak görev bilincinin üst düzeyde tutulmasının da sağlandığını dile getiren Demir, soru hazırlamadan, evrakın basılmasına, evrakın dağıtımından tekrar toplanıp ayrıştırılmasına kadar geçen tüm süreçlerin tanımlandığını ve ilgili talimatların yazılı olarak çalışanlara bildirildiğini söyledi.
Bu şekilde çalışanların hangi işi ne zaman ne amaçla yapacağının belirlendiğini kaydeden Demir, sınav sonrasında da sınava katılan tüm adayların, bizzat cevapları işaretledikleri cevap kağıtlarının internet üzerinden yayınlanmasının sağlandığının altının çizdi.
İşlem kayıtları silinemez ve değiştirilemez
Bilişim teknolojileri konusunda da Başkanlığın son yıllarda önemli adımlar attığının altını çizen Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"ÖSYM'nin 30 yılı aşkındır kullanılan ve tamamı ile çok eski olan bilişim altyapısı hem donanım hem de yazılım olarak yenilendi ve modern bir bilişim altyapısı oluşturuldu. Yeni sistemde yapılan her işlemin kaydı elektronik olarak silinemez ve değiştirilemez biçimde tutuluyor. Adayların, görevlilerin ve tüm ÖSYM çalışanlarının sisteme erişimi de elektronik olarak izleniyor.
ÖSYM Sonuç Belgesi Doğrulama Sistemi ile herhangi bir sonuç belgesinin doğruluğu ÖSYS sistemi üzerinde teyit edilebilir hale getirildi. Böylece, asılsız belge oluşturma faaliyetleri azami oranda durduruldu. Ayrıca soru havuzu yazılımı geliştirildi ve kullanıma alındı."
Sınav süreci "kırmızı alan"
ÖSYM merkezinde de çalışmalar yürüttüklerini anlatan Demir, sınav sürecinin başlangıcından sonuna kadar gerekli her aşamada, kurum içinde soru hazırlama ve bilgi işlem alanlarının "kırmızı alan" olarak tanımlandığına işaret etti.
Demir, "Soru hazırlama işlemlerinde kripto ile belge saklayan ve tüm faaliyetler silinemez ve değiştirilemez biçimde kaydedildiği, loglandığı güvenli bilişim ağı oluşturuldu" diye konuştu.
ÖSYM'den matbaaya soru göndermede kripto ile kayıt yapılan sır cihazlarının kullanımı ve tüm birimlerde e-imza ile işlem yapma sürecinin başlatıldığının altını çizen Demir, hem kurumda hem de sınav binalarında sinyal kesicilerin kullanımı içi yasal mevzuat sağlandığını anımsattı.
Sınav evrakı dağıtımı, saklanması ve toplanması işlemlerinin de büyük titizlikle yürütüldüğünün altını çizen Demir, şunları kaydetti:
"Bu konuda yaptığımız çalışmalarla, sınav evrakının dağıtımı ve toplanmasında 'Araç Takip Sistemi' ile sınav evrakı dağıtım araçlarının uydu aracılığıyla izlenmesiyle 'elektro mekanik kilitler' kullanılarak tüm araçların kapılarının merkezden sinyal gönderilerek açılabilmesi sağlandı. Sınav evrakı saklama depolarında koruma ve güvenlik tedbirlerinin artırılması ve 24 saat kamerayla takibi, kaydı ve benzeri teknolojik çözümlerle sınav güvenliği sürekli arttırıldı.
Sınav süresince sınav binası girişlerinin ve sınav salonlarının görüntülerinin kamerayla kaydedilmesi uygulaması kapsamında 2013 yılında aynı anda 37 bin salonun izlenebilmesi sağlandı, bu rakam 2014'te 65 bin olacak. Böylelikle yıl içinde yaklaşık 200 bin salonun kamerayla izlenmesi, diğer deyişle sınav yapılan tüm salonların kamerayla izlenebilmesi hedefine ulaşılmış olacak. Kamera kayıtlarına dayalı olarak sınav kurallarını ihlal edenlerin sınavları iptal edilmeye başlandı, 2013 yılında bin 256 adayın sınavı, sınav kurallarına uymadığı için geçersiz sayıldı."
Her adaya farklı soru kitapçığı uygulamasının güvenlik açısından dünyaya örnek olduğunu vurgulayan Demir, adayın internet ortamında cevap kağıdını ve talebi halinde soru kitapçığını görebilmesinin de açıklık ve şeffaflık adına çok önemli bir adım olduğunun altını çizdi.
Sınavlarda kopya çekmeye yol açacak, kalem, silgi gibi zorunlu olarak bulundurulması gereken araçların da ÖSYM tarafından temin edilerek, kötü niyetli kullanımın önüne geçildiğini vurgulayan Demir, sınav binalarına giriş ve çıkışın kontrol altına alındığını ve sınavın üçte ikilik süresi dolmadan hiç bir adayın binadan çıkarılmayarak soruların ezberlenerek dahi olsa bina dışına taşınmasının engellendiğini belirtti.
Evrakının basımı ve paketlenmesinde uygulanan "Kapalı Dönem Uygulaması"nın süreç haline getirilerek düzenlendiğini ve bu dönemde dış dünya ile irtibatın tamamen kesildiğini anlatan Demir, sınav evrakının basımını yapan matbaa içerisinde güvenli bilgi işlem sistemlerinin kurulduğunu ve ÖSYM'nin yüzde 100 kontrolü ve yönetimi altına alındığını kaydetti.
Çalışanların evrakı komisyon önünde açılıyor
Tüm sınav görevlilerinin merkezi olarak atanmaya başlandığını ve yerel görevlendirmelere müsaade edilmediğini belirten Demir, şu bilgileri verdi:
"ÖSYM çalışanlarının ve sınav koordinatörlerinin yakınlarının sınav evrakları artık komisyon önünde açılmaya başlandı. Matbaa ve sınav evrakı depolarında akademisyen gözlemci görevlendirilmesine geçildi. Tüm soru yazarları, soru denetleyicileri, bilimsel kurul üyeleri ve çalışanlar ile gizlilik sözleşmeleri imzalanarak dershanelerde çalışmalarına, sorularla ilgili kitap yazmalarına yasak getirildi. Sınav öncesinde sınav koordinatörlerinin bina sınav sorumluları ile toplanmaları ve güvenlik tedbirlerinin değerlendirilmesi sağlandı.
Her sınav merkezinde Sınav Koordinasyon Kurulları kurularak, fonksiyonel çalışması sağlandı. Sınav binalarının girişinde görevlendirilen güvenlik güçlerine eğitim verilerek ve yeterli ücret ödenerek görev motivasyonu artırıldı. Sınav koordinatörlerinin ÖSYM'nin Genişletilmiş Koordinasyon Kurulu üyesi haline getirilerek güvenlik uygulamaları ile ilgili değerlendirmeleri doğrudan Merkeze iletmeleri sağlandı.
Tüm bu iyileştirmeler ve tedbirler ile sınavların ana gayesi olan 'hak ve adaletin tesis edilmesi' gerçekleştirilecek ve 'sadece hak edenin hak ettiğini elde etmesi' temin edilecek."
Son Güncelleme: Perşembe, 26 Haziran 2014 11:59
Gösterim: 1837
YÖK’e yeni yetkiler veren, üniversitelerde öğrenim süreleri ile sınav haklarını yeniden düzenleyen, yatay geçiş ve MEB’de görevde yükselme sınavı ile İstanbul’da yeni bir üniversite kurulmasını da öngören Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulmasını öngören yasa tasarısı TBMM Komisyonunda kabul edildi.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulmasını öngören yasa tasarısı, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda kabul edildi.
Komisyon, "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nı bazı değişikliklerle benimsedi.
Tasarıya göre, sağlık bilim ve teknolojileri alanında hizmet etmek amacıyla kamu tüzel kişiliğine, bilimsel ve idari özerkliğe sahip, özel bütçeli, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) kurulacak. TÜSEB'in merkezi İstanbul, ilgili olduğu bakanlık da Sağlık Bakanlığı olacak.
TÜSEB, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun sağlık bilimi ve teknolojileri konusunda aldığı kararları uygulayacak veya bu kararların uygulanmasında eşgüdüm sağlayacak, Ar-Ge yapacak, Ar-Ge'lere mali ya da bilimsel destek sağlayacak, bunları koordine ve teşvik edecek, izleyecek, bu amaçla program ve projeler geliştirecek.
TÜSEB, görevleri kapsamında yurt içi veya dışında, kamu hukuku ve özel hukuk tüzel kişilerine veya TÜSEB'e ait sağlık kurumları, enstitüler, Ar-Ge merkezleri ve laboratuvarları, insan kaynağı, fiziki mekan ve altyapı, donanım, finansman dahil her türlü kaynağı, iş birliği veya birlikte kullanım protokolü çerçevesinde kullanabilecek veya kullandırabilecek.
TÜSEB, 3 birimden oluşacak
TÜSEB, yönetim kurulu, yüksek danışma kurulu ve başkanlıktan oluşacak. Yönetim kurulu, Sağlık Bakanı'nın başkanlığında, Bakanlık Müsteşarı, başkan ve Bakan tarafından seçilecek iki üye ile iki enstitü başkanı olmak üzere yedi üyeden oluşacak.
"Başkanlık projeleri dahil, kamu kaynağı kullanılacak ve tutarı 1 milyon TL'nin üzerindeki TÜSEB'in faaliyet alanı kapsamındaki Ar-Ge projelerine, bilim kurullarının görüşlerini de alarak izin vermek" Yönetim Kurulunun görevleri arasında yer alacak. Bu tutar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak.
Yüksek Danışma Kurulu, Bakanın başkanlığında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı müsteşarları, Savunma Sanayii Müsteşarı, Başkan, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi başkanları, Bakanlık Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu tarafından seçilecek altı üye olmak üzere, toplam 25 üyeden oluşacak.
Başkanlık, başkan, genel sekreterlik ile başkana bağlı olarak faaliyet gösteren enstitülerden kurulacak. Başkan, üç yıl süreyle görev yapmak üzere Bakanın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak. Süresi biten başkan, iki dönem daha aynı usulle yeniden atanabilecek. Başkana yardımcı olmak üzere iki başkan yardımcısı görevlendirilebilecek.
Enstitü başkanları Bakan tarafından atanacak
Genel sekreter, başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından atanacak. Enstitü başkanları,bBaşkanın teklifi üzerine Bakan tarafından üç yıllığına görevlendirilecek. "Enstitü başkanlarının 1 milyon TL altındaki Ar-Ge proje teklifleri hakkında karar vermek" başkanın görevleri arasında yer alacak. TÜSEB bünyesinde, Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak.
Bu enstitüler dışında, Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla, TÜSEB'in merkezi dışındaki illerde de olmak üzere yeni enstitüler kurulabilecek. Enstitüler bünyesinde, ihtiyaca göre bilim kurulları oluşturulabilecek. Başkanlık personeli, İş Kanunu hükümlerine tabi olarak çalıştırılacak. Başkanlığa 400 kadro ihdas edilecek.
Başkan, başkan yardımcıları, genel sekreter ve enstitü başkanlarında, en az doçent derecesine sahip olması, İngilizce, Almanca ya da Fransızca dillerinden en az birini iyi derecede bilmesi, en az 10 yıl kamu veya özel sektörde çalışmış olması şartı aranacak. Başkanlıkta çalıştırılacak yabancı uzmanlar için Türk vatandaşlığı şartı aranmayacak.
Enstitülerde Ar-Ge projelerinin gerektirdiği niteliklere sahip olanlar, proje süresi ile sınırlı olmak üzere, belirli süreli iş sözleşmesiyle istihdam edilebilecek. Yabancı uyruklu uzmanlar bir yıla kadar çalıştırılabilecek. Devlet memurları ile öğretim elemanları, Başkanlık kadrolarında istihdam edilebilecek.
3 yıl süreyle TÜSEB'de görevlendirilebilecek
Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışanlar, başkan tarafından, yapılacak çalışmanın kapsamı ve süresi de dikkate alınarak en çok 3 yıl süreyle TÜSEB'de görevlendirilebilecek. Süresi sona erenler yeniden görevlendirilebilecek. Bu şekilde görevlendirileceklerin sayısı toplam kadro sayısının yarısını geçmeyecek. Başkan ve diğer personelin ücreti ile diğer mali haklarının üst sınırı, bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek.
TÜSEB bünyesinde yürütülen projelerin gerçekleşmesi sırasında ortaya çıkan fikri ürünler üzerindeki haklar TÜSEB'e ait olacak. TÜSEB tarafından desteklenen projelerde, proje süresiyle sınırlı olmak kaydıyla, proje kapsamında ve projeye ilişkin hizmetlerde görev alan kamu kurum veya kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında bulunanlara, bir ayda ödenmekte olan tutarın yüzde 75'ini geçmemek kaydıyla, proje sözleşmesinde belirlenen oranda proje teşvik ikramiyesi ödenebilecek. Başkanlıkça görevlendirilecek hakem, panelist ve benzeri kişilere ayda altı güne kadar, Başkan tarafından belirlenecek tutarda huzur hakkı ödenecek.
TÜSEB'in gelirleri, genel bütçeden yapılacak yardımlar, faaliyet gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan, şirketlerin ve teknoparkların karlarından, ulusal ve uluslararası Ar-Ge fonları ile iş birliklerinden, fikri haklardan, bağış ve vasiyetlerden, müşavirlik hizmetlerinden elde edilecek gelirler ve gelirlerin nemalarından oluşacak.
TÜSEB'in görevleriyle ilgili yaptığı faaliyetlerden elde ettiği gelirleri dolayısıyla kurumlar vergisi açısından iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacak.
TÜSEB'e makbuz karşılığında yapılan nakdi bağış ve yardımlar, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde, gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirilebilecek.
Başkanlık, Harçlar Kanunu ile Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi ve harçlardan ve katılma payından, damga vergisinden, kendisine yapılan bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden, sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden muaf olacak.
TÜSEB, ihtiyaç duyduğu hizmetleri hizmet satın alma sözleşmeleri ile yaptırabilecek.
Başkanlık, yapacağı araştırma ve incelemeler için hiçbir ilmühaber, ruhsatname veya imtiyaz almak zorunda olmayacak.
Devlet malı hükmünde olacak
TÜSEB, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olmayacak.
Başkanlığın malları, devlet malı hükmünde olacak.
Yükseköğretim kurumlarıyla yapılacak protokoller çerçevesinde, yüksek lisans, doktora, eczacılık, veteriner hekimlik, tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi ile doktora sonrası bilimsel çalışma yapanlar, bu eğitim ve çalışmalarını enstitülerde yapabilecek.
Başkanlık, görevleri kapsamında Ar-Ge konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dahil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilecek. Kendilerinden bilgi talep edilenler, fikri haklarısaklı kalmak kaydıyla, bu bilgileri vermek ve gereken kolaylığı göstermekle yükümlü olacak. Bu şekilde elde edilen bilgilerden gizli mahiyetinde olanların gizliliğine riayet edilecek.
Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla, vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme iki yılı geçemeyecek. Bu şekilde görevlendirilen öğretim üyelerine idari görev verilemeyecek.
Öğrenim süreleri ve sınav hakları
Öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırılmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi iki yıl olan önlisans programlarını azami 4 yıl, öğrenim süresi 4 yıl olan lisans programlarını azami 7 yıl, öğrenim süresi 5 yıl olan lisans programlarını azami 8 yıl, öğrenim süresi 6 yıl olan lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda olacak.
Hazırlık eğitim süresi azami iki yıl olacak. Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilmeyecek.
Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil eğitimi verilemeyecek ancak isteğe bağlı yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Öğretim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olan programların hazırlık sınıfını iki yıl içinde başarı ile tamamlayamayan öğrencilerin programdan ilişiği kesilecek. Öğretim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olan programların hazırlık sınıfından ilişiği kesilen öğrenciler kendi yükseköğretim kurumlarında öğretim dili Türkçe olan eşdeğer bir programa kayıt yaptırabilecek. Ayrıca, bu öğrenciler kayıtlı olduğu yükseköğretim kurumunda eşdeğer program bulunmaması halinde talep etmeleri durumunda, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere kayıt yaptırdığı yıl itibarıyla, öğrencinin üniversiteye giriş puanının, yerleştirileceği programa kayıt yaptırmak için aranan taban puanından düşük olmaması şartıyla öğretim dili Türkçe olan programlardan birine merkezi olarak yerleştirilebilecek.
Ancak bu süreler sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için iki ek sınav hakkı verilecek.
Bu sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş derse indirenlere bu beş ders için üç yarıyıl, ek sınavları almadan beş derse kadar başarısız olan öğrencilere dört yarıyıl, bir dersten başarısız olanlara ise öğrencilik hakkından yararlanmaksızın sınırsız, başarısız oldukları dersin sınavına girme hakkı tanınacak.
İzledikleri programdan mezun olmak için gerekli bütün derslerden geçer not aldıkları halde yönetmeliklerinde başarılı sayılabilmeleri için öngörülen not ortalamalarını sağlayamamaları sebebiyle ilişikleri kesilme durumuna gelen son dönem öğrencilerine not ortalamalarını yükseltmek üzere diledikleri derslerden sınırsız sınav hakkı tanınacak.
Açılacak sınavlara, üst üste veya aralıklı olarak toplam üç eğitim-öğretim yılı hiç girmeyen öğrenci, sınırsız sınav hakkından vazgeçmiş sayılacak ve bu haktan yararlanamayacak. Sınırsız hak kullanma durumunda olan öğrenciler sınava girdiği ders başına öğrenci katkı payını/öğrenim ücretini ödemeye devam edecek. Ancak bu öğrenciler, sınav hakkı dışındaki diğer öğrencilik haklarından yararlanamayacak. Açık öğretim öğrencileri, öğrencilik haklarından yararlanmak kaydı ile bu sürelerle kısıtlı olmayacak.
Diploma programlarının hazırlık sınıfı eğitimi hariç olmak üzere, iki yıllık önlisans ve dört, beş ve altı yıllık lisans programlarından bu süreler sonunda mezun olamayan öğrencilerden, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde elli fazlası ile hesaplanarak alınacak.
İkinci üniversiteye devam edecek öğrenciler yüzde 50 fazla katkı payı ödeyecek
Lisans düzeyinde ikinci bir yükseköğretim yapan öğrenciler, katkı payı ve öğrenim ücretini yüzde elli fazlasıyla ödeyecek.
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda kabul edilen Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Tasarıya göre, eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte mali borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu Maliye Bakanlığı'nın görüşü alınarak YÖK tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf üniversiteleri hakkında, verilen süre içerisinde mal durumunun düzeltilmemesi halinde YÖK gerekli tedbirleri alacak.
Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetimi sonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar, Üniversitelererası Kurul'un görüşü alınarak çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
Yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrencilerin öğrenim süreleri ve sınav haklarının yeniden düzenlenmesindeki azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmayacak.
Yükseköğretim kurumlarından tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna 5 ay içinde başvuruda bulunmaları halinde takip eden eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.
Sağlık bilimleri alanında önlisans diploması almış olanlara, Yükseköğretim Kurulu'nun belirleyeceği ilişkili alanlarda, Sağlık Bakanlığı'nda çalışanlara öncelik tanınarak lisans tamamlama eğitimi yaptırılacak. Bu eğitimler, Yükseköğretim Kurulu'nun belirleyeceği alanlarda uzaktan eğitim metotları ile verilebilecek.
Yeni üniversite
İstanbul'da "Sağlık Bilimleri Üniversitesi" adıyla yeni bir devlet üniversitesi kurulacak. Bu üniversite, Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Bilimleri Enstitüsünden oluşacak.
Üniversitenin yönetim organları, Yükseköğretim Kanunu'nda öngörülen organlar ile mütevelli heyetinden oluşacak. Mütevelli heyeti, Sağlık Bakanı, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, rektör, bakanın seçeceği bir üye il Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üye olmak üzere, toplam 5 üyeden oluşacak. Mütevelli heyeti başkanı, Sağlık Bakanı olacak.
Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği'ne bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri, öğretim üyesi kadrolarının tahsisi ve kullanımı bakımından üniversitenin uyulama ve araştırma merkezi olarak kabul edilecek.
Marmara Üniversitesi adına tahsisli olan Haydarpaşa Kampüsü, Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne tahsis edilecek.
Yatay geçiş yapan öğrenciler
Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Kurulu, oda Genel kurullarınca iki yıllık bir dönem için seçilen delegeler ile tabii delege olan oda başkanlarından oluşacak. Üye sayısı 200'e kadar olan odalar 5, 500'e kadar olan odalar 7, bine kadar olan odalar 10 asıl ve aynı sayıda yedek delege seçecek. Üye sayısı binden fazla olan odalar 10 delege ilave olarak her 500 için ayrıca bir asıl ve yedek delege seçecek. Merkez yönetim kurulu, iki yıllık dönem için Birlik Genel Kurulu tarafından delegeler ve Birlik Merkez organları asıl üyeleri arasından seçilen 11 üyeden oluşacak.
Odalar, düzenleme yürürlüğe girdikten sonraki üç ay içinde oda genel kurulunu toplayarak birlik genel kurulu delegelerini seçecek. Seçili delegelerin görev süresi bir sonraki oda genel kuruluna kadar olacak.
Üniversitelerde yatay geçiş yapan öğrenciler, ikinci öğretim için öngörülen ücreti ödemek zorunda kalmayacak.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu üyesi olacak. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü kaldırılacak.
Dershaneler için düzenleme
Tasarıda önergeyle yapılan değişiklikle, alkollü içki satılan yerler ile dönüşüm programına alınan dershane ve öğrenci etüt merkezleri arasında en az 100 metre mesafe bulunmasına ilişkin yasal zorunluluk, söz konusu eğitim kurumlarının dönüşümü için 2018-2019 öğretim yılının bitimine kadar öngörülen geçiş sürecine mahsus olmak üzere uygulanmayacak.
14 ilde Büyükşehir Belediyesi ve 27 İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan belde ve köylerde istihdam edilen ebe ve hemşireler, haIen görev yaptıkları yerlerde çalışmaya ve mevzuatta kendileri için öngörülen haklardan aynı şekilde yararlanmaya devam edecek. Bu yerler için ihtiyaç olması halinde aynı usulle vekil ebe ve hemşire istihdam edilebilecek.
MEB, görevde yükselme sınavı
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da değişiklik yapılıyor. Buna göre, şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürü kadrolarına görevde yükselme suretiyle atanacakların yazılı ve sözlü sınavda Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirtilecek diğer kadrolara görevde yükselme ve unvan değişikliği suretiyle atanacak personelin ise yazılı sınavda başarılı olması gerekecek. Ancak ilçe milli eğitim müdürü ve üstü kadrolara yapılacak atamalarda görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı uygulanmayacak.
Şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürü kadrolarına yazılı sınavı kazananlar arasından puan üstünlüğü uygulanmak üzere sözlü sınav, diğer kadrolara ise yazılı sınav sonuçları esas alınarak oluşturulan başarı listeleri üzerinden, tercihleri de dikkate alınarak puan üstünlüğüne göre atama yapılacak.
Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadro unvanları ile bu sınavlara katılacaklarda aranacak hizmet süresi ve eğitim düzeyine ilişkin şartlar ile sınavların uygulanmasına ilişkin hususlar bakanlıkça belirlenecek.
Düzenleme, kanunun yayımı tarihinden itibaren son bir yıl içerisinde gerçekleştirilen görevde yükselme sınavları ve bunlara istinaden yapılan atamalar hakkında da uygulanacak.
Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılmasına dair kanun hükümleri çerçevesinde sözleşmeli olarak çalışan tabipler, ihtiyaç halinde, istihdam edildikleri hizmet biriminde olmak kaydıyla, Kamu Hastane Birliklerinde hastane yöneticisi, başhekim ve başhekim yardımcısı pozisyonlarında görevlendirilebilecek. Bu görevlendirilmeden dolayı herhangi bir ödeme yapılmayacak.
TÜSEB'in 2014 yılı harcamaları, Maliye Bakanlığınca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Sağlık Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.
Türkiye Kanser Enstitüsü ile Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü 6 ay içinde faaliyete geçirilecek. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü'nün kaldırıldığı tarihte devam eden iş ve işlemleri ile yürüttüğü projeler, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanacak.
"Nöbetin problem yapılmasına üzüldüm"
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, muhalefet milletvekillerinin "Sağlık Bakanlığı'nın üniversite kurduğu" yönündeki eleştirilerini yanıtlarken, söz konusu üniversitenin YÖK çatısı altında ve belirlenen kurallara tabi olacağını belirterek, bunun için yasal dayanağın olduğunu söyledi. "Tıp fakültesi veya tıp öğrencisi açığını kapatmak gibi bir derdimiz yok" diyen Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı'nın uzmanlık vermedeki iddiasından kimsenin rahatsız olmaması gerektiğini söyledi.
Müezzinoğlu, "Tıp eğitimi zayıflarsa, 5 yıl sonra mahcup olacağımız durumları yaşarız. Özel sektörün önünü asla kesmedik. Bizim kimseyle rekabet etme derdimiz yok. Birlikte ve dengeli şekilde sağlık sunumunu yapmalıyız"dedi.
Komisyon'da aile hekimlerinin nöbet tutması, uzun süre tartışıldı.
Müezzinoğlu, sağlıkta bir alanda nöbet olmadığı anlayışının sektöre yapılabilecek en büyük kötülük olacağını ifade ederek, "Hiçbir sağlıkçı benim alanım nöbetsiz dememeli. Aile hekimlerimizin muhatap olduğu kitlenin karşısında daha geniş zamanlı bulunmasını ve bunun karşılığında nöbet ücreti almasını istiyoruz. Nöbetin problem ediliyor olmasına meslektaş olarak üzüldüm. Bu meslek nöbetsiz olmaz. Konumuzu, uzvumuzu köreltmeye hakkımız yok. Algının böyle yerleşmesine destek olmak en büyük haksızlık olur" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK’e yeni yetkiler veren, üniversitelerde öğrenim süreleri ile sınav haklarını yeniden düzenleyen, yatay geçiş ve MEB’de görevde yükselme sınavı ile İstanbul’da yeni bir üniversite kurulmasını da öngören Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulmasını öngören yasa tasarısı TBMM Komisyonunda kabul edildi.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulmasını öngören yasa tasarısı, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda kabul edildi.
Komisyon, "Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nı bazı değişikliklerle benimsedi.
Tasarıya göre, sağlık bilim ve teknolojileri alanında hizmet etmek amacıyla kamu tüzel kişiliğine, bilimsel ve idari özerkliğe sahip, özel bütçeli, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) kurulacak. TÜSEB'in merkezi İstanbul, ilgili olduğu bakanlık da Sağlık Bakanlığı olacak.
TÜSEB, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun sağlık bilimi ve teknolojileri konusunda aldığı kararları uygulayacak veya bu kararların uygulanmasında eşgüdüm sağlayacak, Ar-Ge yapacak, Ar-Ge'lere mali ya da bilimsel destek sağlayacak, bunları koordine ve teşvik edecek, izleyecek, bu amaçla program ve projeler geliştirecek.
TÜSEB, görevleri kapsamında yurt içi veya dışında, kamu hukuku ve özel hukuk tüzel kişilerine veya TÜSEB'e ait sağlık kurumları, enstitüler, Ar-Ge merkezleri ve laboratuvarları, insan kaynağı, fiziki mekan ve altyapı, donanım, finansman dahil her türlü kaynağı, iş birliği veya birlikte kullanım protokolü çerçevesinde kullanabilecek veya kullandırabilecek.
TÜSEB, 3 birimden oluşacak
TÜSEB, yönetim kurulu, yüksek danışma kurulu ve başkanlıktan oluşacak. Yönetim kurulu, Sağlık Bakanı'nın başkanlığında, Bakanlık Müsteşarı, başkan ve Bakan tarafından seçilecek iki üye ile iki enstitü başkanı olmak üzere yedi üyeden oluşacak.
"Başkanlık projeleri dahil, kamu kaynağı kullanılacak ve tutarı 1 milyon TL'nin üzerindeki TÜSEB'in faaliyet alanı kapsamındaki Ar-Ge projelerine, bilim kurullarının görüşlerini de alarak izin vermek" Yönetim Kurulunun görevleri arasında yer alacak. Bu tutar, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak.
Yüksek Danışma Kurulu, Bakanın başkanlığında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı müsteşarları, Savunma Sanayii Müsteşarı, Başkan, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi başkanları, Bakanlık Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu tarafından seçilecek altı üye olmak üzere, toplam 25 üyeden oluşacak.
Başkanlık, başkan, genel sekreterlik ile başkana bağlı olarak faaliyet gösteren enstitülerden kurulacak. Başkan, üç yıl süreyle görev yapmak üzere Bakanın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak. Süresi biten başkan, iki dönem daha aynı usulle yeniden atanabilecek. Başkana yardımcı olmak üzere iki başkan yardımcısı görevlendirilebilecek.
Enstitü başkanları Bakan tarafından atanacak
Genel sekreter, başkanın teklifi üzerine Bakan tarafından atanacak. Enstitü başkanları,bBaşkanın teklifi üzerine Bakan tarafından üç yıllığına görevlendirilecek. "Enstitü başkanlarının 1 milyon TL altındaki Ar-Ge proje teklifleri hakkında karar vermek" başkanın görevleri arasında yer alacak. TÜSEB bünyesinde, Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak.
Bu enstitüler dışında, Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla, TÜSEB'in merkezi dışındaki illerde de olmak üzere yeni enstitüler kurulabilecek. Enstitüler bünyesinde, ihtiyaca göre bilim kurulları oluşturulabilecek. Başkanlık personeli, İş Kanunu hükümlerine tabi olarak çalıştırılacak. Başkanlığa 400 kadro ihdas edilecek.
Başkan, başkan yardımcıları, genel sekreter ve enstitü başkanlarında, en az doçent derecesine sahip olması, İngilizce, Almanca ya da Fransızca dillerinden en az birini iyi derecede bilmesi, en az 10 yıl kamu veya özel sektörde çalışmış olması şartı aranacak. Başkanlıkta çalıştırılacak yabancı uzmanlar için Türk vatandaşlığı şartı aranmayacak.
Enstitülerde Ar-Ge projelerinin gerektirdiği niteliklere sahip olanlar, proje süresi ile sınırlı olmak üzere, belirli süreli iş sözleşmesiyle istihdam edilebilecek. Yabancı uyruklu uzmanlar bir yıla kadar çalıştırılabilecek. Devlet memurları ile öğretim elemanları, Başkanlık kadrolarında istihdam edilebilecek.
3 yıl süreyle TÜSEB'de görevlendirilebilecek
Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışanlar, başkan tarafından, yapılacak çalışmanın kapsamı ve süresi de dikkate alınarak en çok 3 yıl süreyle TÜSEB'de görevlendirilebilecek. Süresi sona erenler yeniden görevlendirilebilecek. Bu şekilde görevlendirileceklerin sayısı toplam kadro sayısının yarısını geçmeyecek. Başkan ve diğer personelin ücreti ile diğer mali haklarının üst sınırı, bakanın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek.
TÜSEB bünyesinde yürütülen projelerin gerçekleşmesi sırasında ortaya çıkan fikri ürünler üzerindeki haklar TÜSEB'e ait olacak. TÜSEB tarafından desteklenen projelerde, proje süresiyle sınırlı olmak kaydıyla, proje kapsamında ve projeye ilişkin hizmetlerde görev alan kamu kurum veya kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında bulunanlara, bir ayda ödenmekte olan tutarın yüzde 75'ini geçmemek kaydıyla, proje sözleşmesinde belirlenen oranda proje teşvik ikramiyesi ödenebilecek. Başkanlıkça görevlendirilecek hakem, panelist ve benzeri kişilere ayda altı güne kadar, Başkan tarafından belirlenecek tutarda huzur hakkı ödenecek.
TÜSEB'in gelirleri, genel bütçeden yapılacak yardımlar, faaliyet gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan, şirketlerin ve teknoparkların karlarından, ulusal ve uluslararası Ar-Ge fonları ile iş birliklerinden, fikri haklardan, bağış ve vasiyetlerden, müşavirlik hizmetlerinden elde edilecek gelirler ve gelirlerin nemalarından oluşacak.
TÜSEB'in görevleriyle ilgili yaptığı faaliyetlerden elde ettiği gelirleri dolayısıyla kurumlar vergisi açısından iktisadi işletme oluşmuş sayılmayacak.
TÜSEB'e makbuz karşılığında yapılan nakdi bağış ve yardımlar, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde, gelir veya kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla beyan edilen gelirden veya kurum kazancından indirilebilecek.
Başkanlık, Harçlar Kanunu ile Belediye Gelirleri Kanunu gereğince alınan vergi ve harçlardan ve katılma payından, damga vergisinden, kendisine yapılan bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden, sahip olduğu taşınmazları dolayısıyla emlak vergisinden muaf olacak.
TÜSEB, ihtiyaç duyduğu hizmetleri hizmet satın alma sözleşmeleri ile yaptırabilecek.
Başkanlık, yapacağı araştırma ve incelemeler için hiçbir ilmühaber, ruhsatname veya imtiyaz almak zorunda olmayacak.
Devlet malı hükmünde olacak
TÜSEB, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi olmayacak.
Başkanlığın malları, devlet malı hükmünde olacak.
Yükseköğretim kurumlarıyla yapılacak protokoller çerçevesinde, yüksek lisans, doktora, eczacılık, veteriner hekimlik, tıp ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi ile doktora sonrası bilimsel çalışma yapanlar, bu eğitim ve çalışmalarını enstitülerde yapabilecek.
Başkanlık, görevleri kapsamında Ar-Ge konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dahil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilecek. Kendilerinden bilgi talep edilenler, fikri haklarısaklı kalmak kaydıyla, bu bilgileri vermek ve gereken kolaylığı göstermekle yükümlü olacak. Bu şekilde elde edilen bilgilerden gizli mahiyetinde olanların gizliliğine riayet edilecek.
Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla, vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme iki yılı geçemeyecek. Bu şekilde görevlendirilen öğretim üyelerine idari görev verilemeyecek.
Öğrenim süreleri ve sınav hakları
Öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırılmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi iki yıl olan önlisans programlarını azami 4 yıl, öğrenim süresi 4 yıl olan lisans programlarını azami 7 yıl, öğrenim süresi 5 yıl olan lisans programlarını azami 8 yıl, öğrenim süresi 6 yıl olan lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda olacak.
Hazırlık eğitim süresi azami iki yıl olacak. Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilmeyecek.
Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil eğitimi verilemeyecek ancak isteğe bağlı yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Öğretim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olan programların hazırlık sınıfını iki yıl içinde başarı ile tamamlayamayan öğrencilerin programdan ilişiği kesilecek. Öğretim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olan programların hazırlık sınıfından ilişiği kesilen öğrenciler kendi yükseköğretim kurumlarında öğretim dili Türkçe olan eşdeğer bir programa kayıt yaptırabilecek. Ayrıca, bu öğrenciler kayıtlı olduğu yükseköğretim kurumunda eşdeğer program bulunmaması halinde talep etmeleri durumunda, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere kayıt yaptırdığı yıl itibarıyla, öğrencinin üniversiteye giriş puanının, yerleştirileceği programa kayıt yaptırmak için aranan taban puanından düşük olmaması şartıyla öğretim dili Türkçe olan programlardan birine merkezi olarak yerleştirilebilecek.
Ancak bu süreler sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için iki ek sınav hakkı verilecek.
Bu sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş derse indirenlere bu beş ders için üç yarıyıl, ek sınavları almadan beş derse kadar başarısız olan öğrencilere dört yarıyıl, bir dersten başarısız olanlara ise öğrencilik hakkından yararlanmaksızın sınırsız, başarısız oldukları dersin sınavına girme hakkı tanınacak.
İzledikleri programdan mezun olmak için gerekli bütün derslerden geçer not aldıkları halde yönetmeliklerinde başarılı sayılabilmeleri için öngörülen not ortalamalarını sağlayamamaları sebebiyle ilişikleri kesilme durumuna gelen son dönem öğrencilerine not ortalamalarını yükseltmek üzere diledikleri derslerden sınırsız sınav hakkı tanınacak.
Açılacak sınavlara, üst üste veya aralıklı olarak toplam üç eğitim-öğretim yılı hiç girmeyen öğrenci, sınırsız sınav hakkından vazgeçmiş sayılacak ve bu haktan yararlanamayacak. Sınırsız hak kullanma durumunda olan öğrenciler sınava girdiği ders başına öğrenci katkı payını/öğrenim ücretini ödemeye devam edecek. Ancak bu öğrenciler, sınav hakkı dışındaki diğer öğrencilik haklarından yararlanamayacak. Açık öğretim öğrencileri, öğrencilik haklarından yararlanmak kaydı ile bu sürelerle kısıtlı olmayacak.
Diploma programlarının hazırlık sınıfı eğitimi hariç olmak üzere, iki yıllık önlisans ve dört, beş ve altı yıllık lisans programlarından bu süreler sonunda mezun olamayan öğrencilerden, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde elli fazlası ile hesaplanarak alınacak.
İkinci üniversiteye devam edecek öğrenciler yüzde 50 fazla katkı payı ödeyecek
Lisans düzeyinde ikinci bir yükseköğretim yapan öğrenciler, katkı payı ve öğrenim ücretini yüzde elli fazlasıyla ödeyecek.
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu'nda kabul edilen Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Tasarıya göre, eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte mali borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu Maliye Bakanlığı'nın görüşü alınarak YÖK tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf üniversiteleri hakkında, verilen süre içerisinde mal durumunun düzeltilmemesi halinde YÖK gerekli tedbirleri alacak.
Vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimi ve bu denetimi sonucu ilgili yükseköğretim kurumu hakkında yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı önlemlerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar, Üniversitelererası Kurul'un görüşü alınarak çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
Yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrencilerin öğrenim süreleri ve sınav haklarının yeniden düzenlenmesindeki azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmayacak.
Yükseköğretim kurumlarından tasarının yasalaşıp yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna 5 ay içinde başvuruda bulunmaları halinde takip eden eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.
Sağlık bilimleri alanında önlisans diploması almış olanlara, Yükseköğretim Kurulu'nun belirleyeceği ilişkili alanlarda, Sağlık Bakanlığı'nda çalışanlara öncelik tanınarak lisans tamamlama eğitimi yaptırılacak. Bu eğitimler, Yükseköğretim Kurulu'nun belirleyeceği alanlarda uzaktan eğitim metotları ile verilebilecek.
Yeni üniversite
İstanbul'da "Sağlık Bilimleri Üniversitesi" adıyla yeni bir devlet üniversitesi kurulacak. Bu üniversite, Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Bilimleri Enstitüsünden oluşacak.
Üniversitenin yönetim organları, Yükseköğretim Kanunu'nda öngörülen organlar ile mütevelli heyetinden oluşacak. Mütevelli heyeti, Sağlık Bakanı, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı, rektör, bakanın seçeceği bir üye il Yükseköğretim Kurulu tarafından seçilen profesör unvanına sahip bir üye olmak üzere, toplam 5 üyeden oluşacak. Mütevelli heyeti başkanı, Sağlık Bakanı olacak.
Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği'ne bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri, öğretim üyesi kadrolarının tahsisi ve kullanımı bakımından üniversitenin uyulama ve araştırma merkezi olarak kabul edilecek.
Marmara Üniversitesi adına tahsisli olan Haydarpaşa Kampüsü, Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi'ne tahsis edilecek.
Yatay geçiş yapan öğrenciler
Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Kurulu, oda Genel kurullarınca iki yıllık bir dönem için seçilen delegeler ile tabii delege olan oda başkanlarından oluşacak. Üye sayısı 200'e kadar olan odalar 5, 500'e kadar olan odalar 7, bine kadar olan odalar 10 asıl ve aynı sayıda yedek delege seçecek. Üye sayısı binden fazla olan odalar 10 delege ilave olarak her 500 için ayrıca bir asıl ve yedek delege seçecek. Merkez yönetim kurulu, iki yıllık dönem için Birlik Genel Kurulu tarafından delegeler ve Birlik Merkez organları asıl üyeleri arasından seçilen 11 üyeden oluşacak.
Odalar, düzenleme yürürlüğe girdikten sonraki üç ay içinde oda genel kurulunu toplayarak birlik genel kurulu delegelerini seçecek. Seçili delegelerin görev süresi bir sonraki oda genel kuruluna kadar olacak.
Üniversitelerde yatay geçiş yapan öğrenciler, ikinci öğretim için öngörülen ücreti ödemek zorunda kalmayacak.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu üyesi olacak. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü kaldırılacak.
Dershaneler için düzenleme
Tasarıda önergeyle yapılan değişiklikle, alkollü içki satılan yerler ile dönüşüm programına alınan dershane ve öğrenci etüt merkezleri arasında en az 100 metre mesafe bulunmasına ilişkin yasal zorunluluk, söz konusu eğitim kurumlarının dönüşümü için 2018-2019 öğretim yılının bitimine kadar öngörülen geçiş sürecine mahsus olmak üzere uygulanmayacak.
14 ilde Büyükşehir Belediyesi ve 27 İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan belde ve köylerde istihdam edilen ebe ve hemşireler, haIen görev yaptıkları yerlerde çalışmaya ve mevzuatta kendileri için öngörülen haklardan aynı şekilde yararlanmaya devam edecek. Bu yerler için ihtiyaç olması halinde aynı usulle vekil ebe ve hemşire istihdam edilebilecek.
MEB, görevde yükselme sınavı
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da değişiklik yapılıyor. Buna göre, şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürü kadrolarına görevde yükselme suretiyle atanacakların yazılı ve sözlü sınavda Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte belirtilecek diğer kadrolara görevde yükselme ve unvan değişikliği suretiyle atanacak personelin ise yazılı sınavda başarılı olması gerekecek. Ancak ilçe milli eğitim müdürü ve üstü kadrolara yapılacak atamalarda görevde yükselme veya unvan değişikliği sınavı uygulanmayacak.
Şube müdürü, tesis müdürü ve basımevi müdürü kadrolarına yazılı sınavı kazananlar arasından puan üstünlüğü uygulanmak üzere sözlü sınav, diğer kadrolara ise yazılı sınav sonuçları esas alınarak oluşturulan başarı listeleri üzerinden, tercihleri de dikkate alınarak puan üstünlüğüne göre atama yapılacak.
Görevde yükselme ve unvan değişikliğine tabi kadro unvanları ile bu sınavlara katılacaklarda aranacak hizmet süresi ve eğitim düzeyine ilişkin şartlar ile sınavların uygulanmasına ilişkin hususlar bakanlıkça belirlenecek.
Düzenleme, kanunun yayımı tarihinden itibaren son bir yıl içerisinde gerçekleştirilen görevde yükselme sınavları ve bunlara istinaden yapılan atamalar hakkında da uygulanacak.
Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılmasına dair kanun hükümleri çerçevesinde sözleşmeli olarak çalışan tabipler, ihtiyaç halinde, istihdam edildikleri hizmet biriminde olmak kaydıyla, Kamu Hastane Birliklerinde hastane yöneticisi, başhekim ve başhekim yardımcısı pozisyonlarında görevlendirilebilecek. Bu görevlendirilmeden dolayı herhangi bir ödeme yapılmayacak.
TÜSEB'in 2014 yılı harcamaları, Maliye Bakanlığınca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Sağlık Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.
Türkiye Kanser Enstitüsü ile Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü 6 ay içinde faaliyete geçirilecek. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü'nün kaldırıldığı tarihte devam eden iş ve işlemleri ile yürüttüğü projeler, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanacak.
"Nöbetin problem yapılmasına üzüldüm"
Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, muhalefet milletvekillerinin "Sağlık Bakanlığı'nın üniversite kurduğu" yönündeki eleştirilerini yanıtlarken, söz konusu üniversitenin YÖK çatısı altında ve belirlenen kurallara tabi olacağını belirterek, bunun için yasal dayanağın olduğunu söyledi. "Tıp fakültesi veya tıp öğrencisi açığını kapatmak gibi bir derdimiz yok" diyen Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı'nın uzmanlık vermedeki iddiasından kimsenin rahatsız olmaması gerektiğini söyledi.
Müezzinoğlu, "Tıp eğitimi zayıflarsa, 5 yıl sonra mahcup olacağımız durumları yaşarız. Özel sektörün önünü asla kesmedik. Bizim kimseyle rekabet etme derdimiz yok. Birlikte ve dengeli şekilde sağlık sunumunu yapmalıyız"dedi.
Komisyon'da aile hekimlerinin nöbet tutması, uzun süre tartışıldı.
Müezzinoğlu, sağlıkta bir alanda nöbet olmadığı anlayışının sektöre yapılabilecek en büyük kötülük olacağını ifade ederek, "Hiçbir sağlıkçı benim alanım nöbetsiz dememeli. Aile hekimlerimizin muhatap olduğu kitlenin karşısında daha geniş zamanlı bulunmasını ve bunun karşılığında nöbet ücreti almasını istiyoruz. Nöbetin problem ediliyor olmasına meslektaş olarak üzüldüm. Bu meslek nöbetsiz olmaz. Konumuzu, uzvumuzu köreltmeye hakkımız yok. Algının böyle yerleşmesine destek olmak en büyük haksızlık olur" diye konuştu.
Son Güncelleme: Perşembe, 26 Haziran 2014 08:36
Gösterim: 2524
YÖK, 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi sonu itibariyle mezuniyet aşamasında olanlar ve mezunlar için başlatılacak pedagojik formasyon eğitimi sertifika programlarına ilişkin açıklama yaptı.
YÖK, ÖSYM tarafından yapılan merkezi yerleştirme dışında 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi sonu itibariyle mezuniyet aşamasında olanlar ve mezunlar için başlatılacak pedagojik formasyon eğitimi sertifika programlarına ilişkin açıklama yaptı.
YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, Mayıs ayında kurul tarafından üniversitelere gönderilen duyuruda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 20 Şubat 2014 tarih ve 9 sayılı kararı ekinde yer alan lisans programlarına devam eden öğrencilerden pedagojik formasyon programına da devam etmek isteyenlerle ilgili olarak eğitim fakülteleri tarafından ön kayıt yapılması, bunu takiben üniversitelerce talep edilen kontenjanlarla birlikte başvuran toplam öğrenci sayılarının YÖK’e gönderilmesinin istendiğinin belirtildiği, ancak yapılan ön kayıtlarda üniversitelerin kendi öğrencileri dışında da ön kayıt aldığı ve alınan bu ön kayıtların kesin kayıt için bir ön koşul olmayıp sadece programlara başvuruda bulunabilecek yaklaşık öğrenci sayısını tespit etmek için yapıldığı bildirildi. Açıklamada, halen üniversitelerde yukarıda sözü edilen karar ekindeki ilgili alanlarda 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi itibariyle lisans öğrencisi veya mezuniyet aşamasında olup ön kayıt için başvuruda bulunan adaylara ilişkin sayısal bilgiler ve üniversitelerce talep edilen kontenjanların, YÖK tarafından değerlendirildiği, YÖK’e gelen sayısal bilgilerin, beklenenin çok üzerinde bir öğrenci başvurusunun olduğunu gösterdiği, pedagojik formasyon programı açılan eğitim fakültelerinin öğretim elemanı sayısı, sınıf içi uygulama gerektiren derslerin olması, illerde öğretmenlik uygulaması yapılacak okulların kapasitesi, bu kadar öğrenciyle aynı anda, yüz yüze ve uygulamalı dersleri yürütmek için yeterli gözükmediği vurgulandı. YÖK yukarıdaki nedenlerden ötürü lisans öğrenimine devam eden öğrencilerle mezunlar ve AÖF öğrenci ve mezunlarına yönelik şu açıklamayı yaptı;
AÖF’lü öğrenciler ve mezunlar
Örgün öğretim programlarına devam eden öğrencilerin yanında açık ve uzaktan öğretim programlarına devam eden öğrencilerden de çok sayıda başvuru yapılmış olup sadece Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesine devam eden öğrencilerden bu üniversiteye
50.000'nin üzerinde başvuru olmuştur. Daha önce üniversitelerimize gönderilen duyuruda, açık ve uzaktan öğretim fakültelerinin ilgili lisans programlarına devam eden öğrencilerin, ön kayıt için kendi üniversitelerine başvurması gerektiği ifade edilmiş ise de bu fakültelerin ve ilgili programların bulunduğu üniversitelerin açılacak programı tek başına yürütebilmesi mümkün gözükmemektedir. Bu durumda açık ve uzaktan öğretim programlarına devam eden öğrenciler, yaşadıkları illerde program açılan diğer üniversitelere de başvuru yapabilecektir.
Halen mezuniyet aşamasındakiler
2013-2014 öğretim yılı bahar döneminde son sınıfta olup da mezuniyet aşamasına gelen öğrenciler, AÖF’lü öğrenciler gibi istedikleri takdirde ailelerinin ve sürekli ikametgahlarının bulunduğu illerde program açılan üniversitelere de başvurabilecek ve kontenjanlar dahilinde yerleştirilecektir.
Üniversite dışından öğrenci ve mezunlar
Program açılmasına izin verilen üniversiteler, kendi öğrencileri ve diğer üniversitelerin (açık ve uzaktan öğretime devam edenler dahil) öğrenci ve mezunlarından başvuracaklar için ayrı ayrı kontenjan belirleyecektir. Bir başka ifade ile bu üniversiteler, üniversiteler arası yapılan anlaşmalara dayalı olarak eğitim fakültesi olmayan üniversiteler için kendilerine verilen kontenjanların dışında, toplam kontenjanın bir kısmını, kendi üniversiteleri dışından başvuran diğer öğrencilere ve mezunlara tahsis edecektir.
Program açılmayan üniversiteler ise öğrencilerini, program açılan ve/veya işbirliği yaptıkları diğer üniversitelere yönlendireceklerdir. Üniversiteler arasında yapılacak anlaşmalarla gerektiğinde programda yer alan derslerin bir kısmı, programı yürüten üniversitenin öğretim üyeleri tarafından diğer üniversitede verilebilecektir.
Kontenjan ayrılacak alanlar
Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun 20 Şubat 2014 tarih ve 9 sayılı kararı ekinde yer alan çizelgeye göre, öncelikle kendi bünyelerindeki ve varsa işbirliği yapacakları üniversiteden ve diğer üniversitelerden (Uzaktan öğretim ve AÖF öğrencileri dahil) başvurabilecek adayları göz önüne alarak program açılacak lisans programlarının potansiyel öğrenci sayılarını da dikkate alarak, toplam kontenjanın program açılacak alanlara göre dağılımını yapacaklardır. Kesin kayıtlar sırasında bir alanda boş kalan ya da dolmayan kontenjanlar, ilgili fakültenin yönetim kurulu kararıyla ihtiyaç duyulan diğer alanlara kaydırılabilecektir. Alanlara göre kontenjan dağılımında ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılan yerleştirmelerin sonuçları da dikkate alınmalıdır. Zira bazı alanlarda hiç başvuru olmazken bazı alanlarda da bir yığılma olabilmektedir.
Başvuruların alınması ve öncelik
Program açılacak üniversitelerimizin kapasitelerine bağlı olarak farklı sınıflardaki (1, 2, 3, 4) lisans öğrencilerinden programlara devam etmek için ön kayıt yaptıranlar için bir öncelik sıralaması yapılması ve kontenjan belirlenmesi zorunluluğu hasıl olmuştur.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle ilk planda ara sınıflar için program açılmayacaktır. Önümüzdeki dönemde başlatılacak ilk programlarda kontenjanlar, 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi itibariyle son sınıfta, mezuniyet aşamasında ya da mezun durumunda bulunan öğrencilerle sınırlı tutulacaktır.
Başvurularda herhangi bir önkoşul ve taban puan aranmayacaktır.
Adayları sıralama kriterleri
Alanlara göre ayrılan kontenjandan fazla başvuru olması halinde belirlenecek kriterlere göre adayları sıralamak gerekli olabilir. Adayların en az iki değişkene göre sıralanması uygundur. Sıralamalarda ALES sonuçları kullanılmayacaktır. Üniversite senatoları, ağırlıkları senato tarafından belirlenmek üzere aşağıdaki kriterlere göre sıralama yapılmasına karar verebilir.
• Öğrencilerin bulunduğu sınıf ya da lisans mezuniyeti akademik ortalamalarına bakılması,
• Öğrencilerin üniversite giriş puanlarına bakılması,
• Öğrencilerin alt dönemlerden dersi olup olmadığına bakılması.
Üniversite içi ve dışı kontenjan oranları
Her üniversitede, kendisine tahsis edilen toplam öğrenci kontenjanın, belirlenecek belirli bir oran dahilinde, üniversite dışından başvuracak adaylara tahsis edilmesi gerekir. Dışarıdan gelecek adaylara ayrılacak oran, toplam kontenjanın %25’inden daha az olmamalıdır. Protokol yapılan üniversitelerin kontenjanları buna dahil değildir.
Üniversitenin kendi öğrencileri ve dışardan gelecek öğrencilerle ilgili olarak yapılan kesin kayıtlarda dolmayan kontenjanlar, ilgili kurul kararıyla başka alanlara aktarılabilir.
Öğrenci kayıtları ve programın başlatılması
Program açılacak üniversitelerimiz, talep ettikleri ve Kurulca onaylanan toplam kontenjanları göz önünde bulundurarak, program açacakları alanlara göre, ilan edecekleri tarihler arasında önceden yapılan ön kayıtları dikkate almadan yeniden başvuru alacaklardır. Gerek duyulduğunda başvuranlar arasından senatoca belirlenecek kriterlere göre yapılacak sıralama sonrasında kesin kayıt yapacaklardır. Kesin kayıtlarda henüz mezun olmayan öğrencilerden mezuniyet belgesi yerine öğrenci belgesi ve not transkiripti istenecektir.
Konuyla ilgili usul ve esaslar dahilinde kurumun imkanları da göz önüne alınarak belirlenecek akademik takvime bağlı olarak bu programlar, Haziran 2014’te ÖSYM tarafından merkezi olarak yerleştirilen öğrencilerle birlikte eşzamanlı olarak 2013-2014 öğretim yılı yaz döneminden itibaren başlatılmak suretiyle en fazla iki dönem halinde planlanacaktır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK, 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi sonu itibariyle mezuniyet aşamasında olanlar ve mezunlar için başlatılacak pedagojik formasyon eğitimi sertifika programlarına ilişkin açıklama yaptı.
YÖK, ÖSYM tarafından yapılan merkezi yerleştirme dışında 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi sonu itibariyle mezuniyet aşamasında olanlar ve mezunlar için başlatılacak pedagojik formasyon eğitimi sertifika programlarına ilişkin açıklama yaptı.
YÖK’ten yapılan yazılı açıklamada, Mayıs ayında kurul tarafından üniversitelere gönderilen duyuruda Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 20 Şubat 2014 tarih ve 9 sayılı kararı ekinde yer alan lisans programlarına devam eden öğrencilerden pedagojik formasyon programına da devam etmek isteyenlerle ilgili olarak eğitim fakülteleri tarafından ön kayıt yapılması, bunu takiben üniversitelerce talep edilen kontenjanlarla birlikte başvuran toplam öğrenci sayılarının YÖK’e gönderilmesinin istendiğinin belirtildiği, ancak yapılan ön kayıtlarda üniversitelerin kendi öğrencileri dışında da ön kayıt aldığı ve alınan bu ön kayıtların kesin kayıt için bir ön koşul olmayıp sadece programlara başvuruda bulunabilecek yaklaşık öğrenci sayısını tespit etmek için yapıldığı bildirildi. Açıklamada, halen üniversitelerde yukarıda sözü edilen karar ekindeki ilgili alanlarda 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi itibariyle lisans öğrencisi veya mezuniyet aşamasında olup ön kayıt için başvuruda bulunan adaylara ilişkin sayısal bilgiler ve üniversitelerce talep edilen kontenjanların, YÖK tarafından değerlendirildiği, YÖK’e gelen sayısal bilgilerin, beklenenin çok üzerinde bir öğrenci başvurusunun olduğunu gösterdiği, pedagojik formasyon programı açılan eğitim fakültelerinin öğretim elemanı sayısı, sınıf içi uygulama gerektiren derslerin olması, illerde öğretmenlik uygulaması yapılacak okulların kapasitesi, bu kadar öğrenciyle aynı anda, yüz yüze ve uygulamalı dersleri yürütmek için yeterli gözükmediği vurgulandı. YÖK yukarıdaki nedenlerden ötürü lisans öğrenimine devam eden öğrencilerle mezunlar ve AÖF öğrenci ve mezunlarına yönelik şu açıklamayı yaptı;
AÖF’lü öğrenciler ve mezunlar
Örgün öğretim programlarına devam eden öğrencilerin yanında açık ve uzaktan öğretim programlarına devam eden öğrencilerden de çok sayıda başvuru yapılmış olup sadece Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesine devam eden öğrencilerden bu üniversiteye
50.000'nin üzerinde başvuru olmuştur. Daha önce üniversitelerimize gönderilen duyuruda, açık ve uzaktan öğretim fakültelerinin ilgili lisans programlarına devam eden öğrencilerin, ön kayıt için kendi üniversitelerine başvurması gerektiği ifade edilmiş ise de bu fakültelerin ve ilgili programların bulunduğu üniversitelerin açılacak programı tek başına yürütebilmesi mümkün gözükmemektedir. Bu durumda açık ve uzaktan öğretim programlarına devam eden öğrenciler, yaşadıkları illerde program açılan diğer üniversitelere de başvuru yapabilecektir.
Halen mezuniyet aşamasındakiler
2013-2014 öğretim yılı bahar döneminde son sınıfta olup da mezuniyet aşamasına gelen öğrenciler, AÖF’lü öğrenciler gibi istedikleri takdirde ailelerinin ve sürekli ikametgahlarının bulunduğu illerde program açılan üniversitelere de başvurabilecek ve kontenjanlar dahilinde yerleştirilecektir.
Üniversite dışından öğrenci ve mezunlar
Program açılmasına izin verilen üniversiteler, kendi öğrencileri ve diğer üniversitelerin (açık ve uzaktan öğretime devam edenler dahil) öğrenci ve mezunlarından başvuracaklar için ayrı ayrı kontenjan belirleyecektir. Bir başka ifade ile bu üniversiteler, üniversiteler arası yapılan anlaşmalara dayalı olarak eğitim fakültesi olmayan üniversiteler için kendilerine verilen kontenjanların dışında, toplam kontenjanın bir kısmını, kendi üniversiteleri dışından başvuran diğer öğrencilere ve mezunlara tahsis edecektir.
Program açılmayan üniversiteler ise öğrencilerini, program açılan ve/veya işbirliği yaptıkları diğer üniversitelere yönlendireceklerdir. Üniversiteler arasında yapılacak anlaşmalarla gerektiğinde programda yer alan derslerin bir kısmı, programı yürüten üniversitenin öğretim üyeleri tarafından diğer üniversitede verilebilecektir.
Kontenjan ayrılacak alanlar
Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulunun 20 Şubat 2014 tarih ve 9 sayılı kararı ekinde yer alan çizelgeye göre, öncelikle kendi bünyelerindeki ve varsa işbirliği yapacakları üniversiteden ve diğer üniversitelerden (Uzaktan öğretim ve AÖF öğrencileri dahil) başvurabilecek adayları göz önüne alarak program açılacak lisans programlarının potansiyel öğrenci sayılarını da dikkate alarak, toplam kontenjanın program açılacak alanlara göre dağılımını yapacaklardır. Kesin kayıtlar sırasında bir alanda boş kalan ya da dolmayan kontenjanlar, ilgili fakültenin yönetim kurulu kararıyla ihtiyaç duyulan diğer alanlara kaydırılabilecektir. Alanlara göre kontenjan dağılımında ÖSYM tarafından merkezi olarak yapılan yerleştirmelerin sonuçları da dikkate alınmalıdır. Zira bazı alanlarda hiç başvuru olmazken bazı alanlarda da bir yığılma olabilmektedir.
Başvuruların alınması ve öncelik
Program açılacak üniversitelerimizin kapasitelerine bağlı olarak farklı sınıflardaki (1, 2, 3, 4) lisans öğrencilerinden programlara devam etmek için ön kayıt yaptıranlar için bir öncelik sıralaması yapılması ve kontenjan belirlenmesi zorunluluğu hasıl olmuştur.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle ilk planda ara sınıflar için program açılmayacaktır. Önümüzdeki dönemde başlatılacak ilk programlarda kontenjanlar, 2013-2014 öğretim yılı bahar dönemi itibariyle son sınıfta, mezuniyet aşamasında ya da mezun durumunda bulunan öğrencilerle sınırlı tutulacaktır.
Başvurularda herhangi bir önkoşul ve taban puan aranmayacaktır.
Adayları sıralama kriterleri
Alanlara göre ayrılan kontenjandan fazla başvuru olması halinde belirlenecek kriterlere göre adayları sıralamak gerekli olabilir. Adayların en az iki değişkene göre sıralanması uygundur. Sıralamalarda ALES sonuçları kullanılmayacaktır. Üniversite senatoları, ağırlıkları senato tarafından belirlenmek üzere aşağıdaki kriterlere göre sıralama yapılmasına karar verebilir.
• Öğrencilerin bulunduğu sınıf ya da lisans mezuniyeti akademik ortalamalarına bakılması,
• Öğrencilerin üniversite giriş puanlarına bakılması,
• Öğrencilerin alt dönemlerden dersi olup olmadığına bakılması.
Üniversite içi ve dışı kontenjan oranları
Her üniversitede, kendisine tahsis edilen toplam öğrenci kontenjanın, belirlenecek belirli bir oran dahilinde, üniversite dışından başvuracak adaylara tahsis edilmesi gerekir. Dışarıdan gelecek adaylara ayrılacak oran, toplam kontenjanın %25’inden daha az olmamalıdır. Protokol yapılan üniversitelerin kontenjanları buna dahil değildir.
Üniversitenin kendi öğrencileri ve dışardan gelecek öğrencilerle ilgili olarak yapılan kesin kayıtlarda dolmayan kontenjanlar, ilgili kurul kararıyla başka alanlara aktarılabilir.
Öğrenci kayıtları ve programın başlatılması
Program açılacak üniversitelerimiz, talep ettikleri ve Kurulca onaylanan toplam kontenjanları göz önünde bulundurarak, program açacakları alanlara göre, ilan edecekleri tarihler arasında önceden yapılan ön kayıtları dikkate almadan yeniden başvuru alacaklardır. Gerek duyulduğunda başvuranlar arasından senatoca belirlenecek kriterlere göre yapılacak sıralama sonrasında kesin kayıt yapacaklardır. Kesin kayıtlarda henüz mezun olmayan öğrencilerden mezuniyet belgesi yerine öğrenci belgesi ve not transkiripti istenecektir.
Konuyla ilgili usul ve esaslar dahilinde kurumun imkanları da göz önüne alınarak belirlenecek akademik takvime bağlı olarak bu programlar, Haziran 2014’te ÖSYM tarafından merkezi olarak yerleştirilen öğrencilerle birlikte eşzamanlı olarak 2013-2014 öğretim yılı yaz döneminden itibaren başlatılmak suretiyle en fazla iki dönem halinde planlanacaktır.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Haziran 2014 14:07
Gösterim: 3075
LYS'ler bitti. Peki, ÖSYS yerleştirme tercihleri ne zaman başlıyor? Lisans Yerleştirme Sınavları’nın (LYS) tamamlanmasının ardından adayların üniversitelere yerleştirme işlemleri için tercihler, 7-17 Temmuz 2014 tarihleri arasında alınacak.
2014 üniversitelere yerleştirme tercih tarihleri belli oldu. 2014 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'na göre tercihler 7-17 Temmuz, üniversite kayıtları da 1-5 Eylül 2014 tarihleri arasında yapılacak. ÖSYM’den yapılan duyuruya göre, şu anda yayınlanan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nun, adaylara ve diğer ilgililere ön bilgi vermek amacıyla yayımlandığı, bu nedenle adayların tercihlerini yapmadan önce tercih süresi içinde (7-17 Temmuz 2014 tarihleri arasında) ÖSYM'nin internet adresinde yeniden yayımlanacak olan kılavuza göre tercihlerini yapması gerektiği belirtildi.
Adaylar, 2014-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzuna başvuru süresi içinde ÖSYM’nin http://www.osym.gov.trİnternet adresinden erişilebilecekler. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacak. Tercihler, T.C. Kimlik Numarası ve şifre ile ÖSYM'nin http://ais.osym.gov.tr İnternet adresinden bireysel olarak elektronik ortamda yapılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
LYS'ler bitti. Peki, ÖSYS yerleştirme tercihleri ne zaman başlıyor? Lisans Yerleştirme Sınavları’nın (LYS) tamamlanmasının ardından adayların üniversitelere yerleştirme işlemleri için tercihler, 7-17 Temmuz 2014 tarihleri arasında alınacak.
2014 üniversitelere yerleştirme tercih tarihleri belli oldu. 2014 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu'na göre tercihler 7-17 Temmuz, üniversite kayıtları da 1-5 Eylül 2014 tarihleri arasında yapılacak. ÖSYM’den yapılan duyuruya göre, şu anda yayınlanan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nun, adaylara ve diğer ilgililere ön bilgi vermek amacıyla yayımlandığı, bu nedenle adayların tercihlerini yapmadan önce tercih süresi içinde (7-17 Temmuz 2014 tarihleri arasında) ÖSYM'nin internet adresinde yeniden yayımlanacak olan kılavuza göre tercihlerini yapması gerektiği belirtildi.
Adaylar, 2014-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzuna başvuru süresi içinde ÖSYM’nin http://www.osym.gov.trİnternet adresinden erişilebilecekler. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacak. Tercihler, T.C. Kimlik Numarası ve şifre ile ÖSYM'nin http://ais.osym.gov.tr İnternet adresinden bireysel olarak elektronik ortamda yapılacak.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Haziran 2014 16:13
Gösterim: 3220
Milli Eğitim Bakanı Avcı, "Fatih Projesi harcama kalemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları tamamen asılsızdır" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, fatih projesi harcama kalemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarının tamamen asılsız olduğunu, proje takviminde şu ana kadar gelinmesi gereken aşamaların tamamlandığını, herhangi bir sapma olmadığını bildirdi.
Avcı, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun yazılı soru önergesini, Bakanlığının Strateji Geliştirme Başkanlığı'nın bilgi notu üzerinden yanıtladı.
Eğitimde Fatih Projesi harcama kalemlerinde usulsüzlük iddialarının tamamen asılsız olduğunu belirten Avcı, Bakanlığın yaptığı harcamaların, planlanan bütçe dahilinde, proje gereksinimleri ve faaliyet planı çerçevesinde, ilgili tüm mevzuat hükümleri kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti.
Bakanlığın birimlerinde yürütülen faaliyet alanlarında meydana gelen yoğunluk ve ihtiyaçlara bağlı olarak personelin birimlerinde değişiklik yapılabildiğini kaydeden Avcı, "Bakanlığımızca yürütülmekte olan Eğitimde Fatih Projesi ihtiyaçları doğrultusunda, Bakanlığımız ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın ilişkili kuruluşu olan TURKSAT A.Ş. arasında, 2011 yılında bilişim ve iletişim teknolojileri konusunda danışmanlık hizmetinin temini amacıyla bir sözleşme yapılmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında görevlendirilen personelden, bilişim ve iletişim teknolojileri danışmanlık ve destek hizmeti alınmakta olup bahsedilen hizmetin temini çerçevesinde sınırlı sürelerle, farklı nitelikte personel görevlendirilmekte, gerektiğinde hizmetine ihtiyaç duyulmayan personel görevlendirmeleri yapılmamaktadır" dedi.
Avcı, Bakanlığının, doğrudan temin yöntemiyle avukatlık hizmeti alabildiğini belirtti. Nabi Avcı, alımı yapılan hukuk danışmanlık hizmetinin ihale yolu ile temin edildiğini, bu hizmetin en az 5 yıl deneyimli 3 kişi ve toplamda en az 4 kişiden oluşacak bir kadroyla yürütüldüğünü, söz konusu hukuki danışmanlık hizmeti için, sözleşmenin yürürlük süresi olan 1 yıl için ödenecek tutarın 955 bin lira olduğunu bildirdi.
"Herhangi bir sapma yok"
Fatih Projesi takviminde şu ana kadar gelinmesi gereken aşamaların tamamlandığını, herhangi bir sapma olmadığını belirten Avcı, şunları kaydetti:
"Bu güne kadar, ülke genelinde öğrencilere toplam 51 bin 467, öğretmenlere toplam 11 bin 333 adet tablet bilgisayar dağıtılmıştır. 84 bin 921 dersliğin alt yapı işleri tamamlanmış, 3657 okulda 84 bin 921 sınıf etkileşimli tahta ile donatılmıştır. Ayrıca hizmet içi eğitim faaliyetleri çerçevesinde, 30 saatlik teknoloji kullanım kursu kapsamında 102 bin 501 öğretmen, 8 saatlik etkileşimli tahta kullanım semineri kapsamında da 71 bin 491 öğretmene eğitim verilmiştir.
Hali hazırda, 13 bin okul için yerel alan ağı altyapı ihalesi ile 675 bin tablet bilgisayar ihaleleri sözleşme aşamasında olup, 374 bin 367 adet etkileşimli tahta, 10 milyon 600 bin tablet bilgisayar ve 41 bin 996 adet çok fonksiyonlu yazıcı için ihale çalışmalarına başlanılmış, değerlendirme süreçleri devam etmektedir. Proje kapsamında bu güne kadar yapılmış harcama ile ilgili usulsüz harcama yapıldığı yönlü tüm söylemler asılsız, gerçekle ilgisi olmayan hayali durumlardır. Dolayısı ile yargıya taşınabilecek bahsetmek de mümkün değildir.
Büyük bir hassasiyetle ülke kaynaklarının ve kamu maliyesi imkanlarının etkin ve verimli kullanımına dikkat edilen ve her aşaması ilgili tüm mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülen proje kaynaklarının heba edildiği iddiası da asılsızdır."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Avcı, "Fatih Projesi harcama kalemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları tamamen asılsızdır" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, fatih projesi harcama kalemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarının tamamen asılsız olduğunu, proje takviminde şu ana kadar gelinmesi gereken aşamaların tamamlandığını, herhangi bir sapma olmadığını bildirdi.
Avcı, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun yazılı soru önergesini, Bakanlığının Strateji Geliştirme Başkanlığı'nın bilgi notu üzerinden yanıtladı.
Eğitimde Fatih Projesi harcama kalemlerinde usulsüzlük iddialarının tamamen asılsız olduğunu belirten Avcı, Bakanlığın yaptığı harcamaların, planlanan bütçe dahilinde, proje gereksinimleri ve faaliyet planı çerçevesinde, ilgili tüm mevzuat hükümleri kapsamında gerçekleştirildiğini ifade etti.
Bakanlığın birimlerinde yürütülen faaliyet alanlarında meydana gelen yoğunluk ve ihtiyaçlara bağlı olarak personelin birimlerinde değişiklik yapılabildiğini kaydeden Avcı, "Bakanlığımızca yürütülmekte olan Eğitimde Fatih Projesi ihtiyaçları doğrultusunda, Bakanlığımız ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın ilişkili kuruluşu olan TURKSAT A.Ş. arasında, 2011 yılında bilişim ve iletişim teknolojileri konusunda danışmanlık hizmetinin temini amacıyla bir sözleşme yapılmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında görevlendirilen personelden, bilişim ve iletişim teknolojileri danışmanlık ve destek hizmeti alınmakta olup bahsedilen hizmetin temini çerçevesinde sınırlı sürelerle, farklı nitelikte personel görevlendirilmekte, gerektiğinde hizmetine ihtiyaç duyulmayan personel görevlendirmeleri yapılmamaktadır" dedi.
Avcı, Bakanlığının, doğrudan temin yöntemiyle avukatlık hizmeti alabildiğini belirtti. Nabi Avcı, alımı yapılan hukuk danışmanlık hizmetinin ihale yolu ile temin edildiğini, bu hizmetin en az 5 yıl deneyimli 3 kişi ve toplamda en az 4 kişiden oluşacak bir kadroyla yürütüldüğünü, söz konusu hukuki danışmanlık hizmeti için, sözleşmenin yürürlük süresi olan 1 yıl için ödenecek tutarın 955 bin lira olduğunu bildirdi.
"Herhangi bir sapma yok"
Fatih Projesi takviminde şu ana kadar gelinmesi gereken aşamaların tamamlandığını, herhangi bir sapma olmadığını belirten Avcı, şunları kaydetti:
"Bu güne kadar, ülke genelinde öğrencilere toplam 51 bin 467, öğretmenlere toplam 11 bin 333 adet tablet bilgisayar dağıtılmıştır. 84 bin 921 dersliğin alt yapı işleri tamamlanmış, 3657 okulda 84 bin 921 sınıf etkileşimli tahta ile donatılmıştır. Ayrıca hizmet içi eğitim faaliyetleri çerçevesinde, 30 saatlik teknoloji kullanım kursu kapsamında 102 bin 501 öğretmen, 8 saatlik etkileşimli tahta kullanım semineri kapsamında da 71 bin 491 öğretmene eğitim verilmiştir.
Hali hazırda, 13 bin okul için yerel alan ağı altyapı ihalesi ile 675 bin tablet bilgisayar ihaleleri sözleşme aşamasında olup, 374 bin 367 adet etkileşimli tahta, 10 milyon 600 bin tablet bilgisayar ve 41 bin 996 adet çok fonksiyonlu yazıcı için ihale çalışmalarına başlanılmış, değerlendirme süreçleri devam etmektedir. Proje kapsamında bu güne kadar yapılmış harcama ile ilgili usulsüz harcama yapıldığı yönlü tüm söylemler asılsız, gerçekle ilgisi olmayan hayali durumlardır. Dolayısı ile yargıya taşınabilecek bahsetmek de mümkün değildir.
Büyük bir hassasiyetle ülke kaynaklarının ve kamu maliyesi imkanlarının etkin ve verimli kullanımına dikkat edilen ve her aşaması ilgili tüm mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülen proje kaynaklarının heba edildiği iddiası da asılsızdır."
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Haziran 2014 12:02
Gösterim: 1277

