Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
İBB Gençlik Meclisi “Coding İstanbul Projesi” kapsamında düzenlediği eğitimlerle 7-12 yaş arası çocuklara programlama eğitimi veriyor. Minik Parmaklar kendi oyunlarını programlayarak hayal dünyalarını genişletiyor.
İBB Gençlik Meclisi, İstanbul’un farklı noktalarından gelen çocuklara programlama eğitimi vererek hayallerini gerçekleştirebilecekleri teknolojik dünyanın kapılarını açıyor. Bu farkındalık eğitimi ile çocuklara programlamanın sevdirilmesi, hayallerini gerçekleştirebilecekleri uygulamalar yaptırılması ve teknolojik gelişimler ile tanışmaları hedefleniyor.
‘’İstanbul bilişim üssü olacak’’
İBB Gençlik Meclisi İstanbul’un farklı noktalarından gelen çocuklara programlama eğitimi vererek İstanbul’u bilişim üssü yapma gayesi ile hareket ediyor. Ayrıca projenin başlangıcından bugüne kadar 2000’den fazla çocuğa ‘’ücretsiz coding eğitimi’’ verildi.
Gönüllü eğitmenleri ile derslere giren Gençlik Meclisi Başkanı Samed Ağırbaş, Cisco Master Eğitmeni olarak çocuklara internet altyapısı ve kurumsal ağlarla ilgili bilgiler verdi. Çocuklar ile ilgilenerek derslerdeki durumlarını inceledi.
‘’Etkinlik üç hafta sürecek’’
İlk hafta, temel bilgisayar ve programla eğitimi ile programlama dünyasına giriş sağlanacak. Yapılacak algoritma eğitimi ile çocukların yaratıcılığının geliştirilmesi, hayal güçlerinin arttırılması ve sayısal düşünme zekalarının geliştirilerek problemleri kolayca çözüme kavuşturmaları amaçlanıyor. Ayrıca ilk hafta eğitimi kapsamında çocuklar kendi yazdıkları kodlar ile oluşturduğu oyunları oynama zevkine varacaklar.
İkinci hafta, ileri düzeyde yazılım eğitimi ve kod teknikleri ile tanışmaları sağlanacak. Çocuklara programlama dillerinin temeli olan döngüler, karar verme durum yapıları gibi kavramlar öğretilerek editör yardımıyla real kod yazmaya başlayacaklar. Bu öğrendikleri kavramlar üzerinden ileride istedikleri programlama dillerinde yazılım geliştirmeleri de çok kolaylaşacak.
Üçüncü hafta, düzenlenecek olan teknik gezi kapsamında günümüz dünyasında gerçekleştirilmiş teknolojik uygulamaların anlatımı sağlanacak.
Projeye İBB Gençlik Meclisi web sayfası üzerinden başvuru yapılabilir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
İBB Gençlik Meclisi “Coding İstanbul Projesi” kapsamında düzenlediği eğitimlerle 7-12 yaş arası çocuklara programlama eğitimi veriyor. Minik Parmaklar kendi oyunlarını programlayarak hayal dünyalarını genişletiyor.
İBB Gençlik Meclisi, İstanbul’un farklı noktalarından gelen çocuklara programlama eğitimi vererek hayallerini gerçekleştirebilecekleri teknolojik dünyanın kapılarını açıyor. Bu farkındalık eğitimi ile çocuklara programlamanın sevdirilmesi, hayallerini gerçekleştirebilecekleri uygulamalar yaptırılması ve teknolojik gelişimler ile tanışmaları hedefleniyor.
‘’İstanbul bilişim üssü olacak’’
İBB Gençlik Meclisi İstanbul’un farklı noktalarından gelen çocuklara programlama eğitimi vererek İstanbul’u bilişim üssü yapma gayesi ile hareket ediyor. Ayrıca projenin başlangıcından bugüne kadar 2000’den fazla çocuğa ‘’ücretsiz coding eğitimi’’ verildi.
Gönüllü eğitmenleri ile derslere giren Gençlik Meclisi Başkanı Samed Ağırbaş, Cisco Master Eğitmeni olarak çocuklara internet altyapısı ve kurumsal ağlarla ilgili bilgiler verdi. Çocuklar ile ilgilenerek derslerdeki durumlarını inceledi.
‘’Etkinlik üç hafta sürecek’’
İlk hafta, temel bilgisayar ve programla eğitimi ile programlama dünyasına giriş sağlanacak. Yapılacak algoritma eğitimi ile çocukların yaratıcılığının geliştirilmesi, hayal güçlerinin arttırılması ve sayısal düşünme zekalarının geliştirilerek problemleri kolayca çözüme kavuşturmaları amaçlanıyor. Ayrıca ilk hafta eğitimi kapsamında çocuklar kendi yazdıkları kodlar ile oluşturduğu oyunları oynama zevkine varacaklar.
İkinci hafta, ileri düzeyde yazılım eğitimi ve kod teknikleri ile tanışmaları sağlanacak. Çocuklara programlama dillerinin temeli olan döngüler, karar verme durum yapıları gibi kavramlar öğretilerek editör yardımıyla real kod yazmaya başlayacaklar. Bu öğrendikleri kavramlar üzerinden ileride istedikleri programlama dillerinde yazılım geliştirmeleri de çok kolaylaşacak.
Üçüncü hafta, düzenlenecek olan teknik gezi kapsamında günümüz dünyasında gerçekleştirilmiş teknolojik uygulamaların anlatımı sağlanacak.
Projeye İBB Gençlik Meclisi web sayfası üzerinden başvuru yapılabilir.
Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Mart 2016 10:33
Gösterim: 2410
STM’nin Ankara’da kuracağı ve dünyada sadece birkaç ülkede bulunan Siber Füzyon Merkezi ile Türkiye, henüz ortaya çıkmamış siber saldırı tehditlerini önceden tespit edebilecek.
Savunma Teknolojileri ve Mühendislik AŞ'nin (STM), Ankara’da kuracağı ve dünyada sadece birkaç ülkede bulunan Siber Füzyon Merkezi ile Türkiye, henüz ortaya çıkmamış siber saldırı tehditlerini önceden tespit edebilecek. Son dönemde siber güvenlik alanındaki çalışmalarıyla dikkati çeken STM, bu alanda bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. STM, bu kapsamda, Ankara’da dünyada sadece birkaç ülkede bulunan ve yeni nesil siber güvenlik merkezi olarak nitelenen Siber Füzyon Merkezi kuracak. STM’nin gelecek ay faaliyete geçireceği merkez sayesinde, artık sadece bilinen siber tehditler değil, henüz ortaya çıkartılmamış, gelişmiş karmaşık metotlar kullanan yeni tehditler de saldırıdan önce tespit edilebilecek ve önlem alınabilecek.
Merkezde, zafiyet yönetimi, siber tehdit istihbaratı, tehdit savunma operasyonu, siber harekat merkezi ve olay müdahale yönetimi yetenekleri, özellikle üst seviye yöneticilerin siber olayların yönetiminde inisiyatif almasına imkan sağlayacak yenilikçi harp oyunları yöntemleriyle birleştirilerek modern bir siber güvenlik yaklaşımının uygulanmasına imkan sağlanacak. Siber Füzyon Merkezi’nde sadece siber güvenlik uzmanları değil, büyük veri, veri bilimi, istatistik, matematik, doğal dil işleme, görüntü ve ses işleme gibi farklı disiplinlerden uzmanlar da görev alacak. Her yönüyle ilk olacak bu merkez, siber saldırılara karşı Türkiye’nin önemli bir gücü olacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
STM’nin Ankara’da kuracağı ve dünyada sadece birkaç ülkede bulunan Siber Füzyon Merkezi ile Türkiye, henüz ortaya çıkmamış siber saldırı tehditlerini önceden tespit edebilecek.
Savunma Teknolojileri ve Mühendislik AŞ'nin (STM), Ankara’da kuracağı ve dünyada sadece birkaç ülkede bulunan Siber Füzyon Merkezi ile Türkiye, henüz ortaya çıkmamış siber saldırı tehditlerini önceden tespit edebilecek. Son dönemde siber güvenlik alanındaki çalışmalarıyla dikkati çeken STM, bu alanda bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. STM, bu kapsamda, Ankara’da dünyada sadece birkaç ülkede bulunan ve yeni nesil siber güvenlik merkezi olarak nitelenen Siber Füzyon Merkezi kuracak. STM’nin gelecek ay faaliyete geçireceği merkez sayesinde, artık sadece bilinen siber tehditler değil, henüz ortaya çıkartılmamış, gelişmiş karmaşık metotlar kullanan yeni tehditler de saldırıdan önce tespit edilebilecek ve önlem alınabilecek.
Merkezde, zafiyet yönetimi, siber tehdit istihbaratı, tehdit savunma operasyonu, siber harekat merkezi ve olay müdahale yönetimi yetenekleri, özellikle üst seviye yöneticilerin siber olayların yönetiminde inisiyatif almasına imkan sağlayacak yenilikçi harp oyunları yöntemleriyle birleştirilerek modern bir siber güvenlik yaklaşımının uygulanmasına imkan sağlanacak. Siber Füzyon Merkezi’nde sadece siber güvenlik uzmanları değil, büyük veri, veri bilimi, istatistik, matematik, doğal dil işleme, görüntü ve ses işleme gibi farklı disiplinlerden uzmanlar da görev alacak. Her yönüyle ilk olacak bu merkez, siber saldırılara karşı Türkiye’nin önemli bir gücü olacak.
Son Güncelleme: Salı, 01 Mart 2016 12:04
Gösterim: 2106
Fransa Maliye Bakanlığının, ABD merkezli teknoloji şirketi Google’dan, geçmişten gelen birikmiş vergi cezaları ile birlikte toplam 1,6 milyar avro talep ettiği bildirildi.
Ekonomi gazetesi Echos, Bakanlığın, Google’dan geçmişten gelen vergi borçları ve cezaları ile birlikte 1,6 milyar avro talep ettiğini duyurdu. Google’un Fransa şubesinden yapılan basın açıklamasında ‘’şirketin faaliyet gösterdiği bütün ülkelerde vergi yasalarına uygun hareket ettiğini’’ belirtilirken vergi cezasının miktarı konusuna ise değinilmedi. ABD’li Google, Avrupa ülkelerinde vergi kaçırdığı suçlaması yüzünden uzun süredir AB Komisyonu’nun yakın takibinde bulunuyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Fransa Maliye Bakanlığının, ABD merkezli teknoloji şirketi Google’dan, geçmişten gelen birikmiş vergi cezaları ile birlikte toplam 1,6 milyar avro talep ettiği bildirildi.
Ekonomi gazetesi Echos, Bakanlığın, Google’dan geçmişten gelen vergi borçları ve cezaları ile birlikte 1,6 milyar avro talep ettiğini duyurdu. Google’un Fransa şubesinden yapılan basın açıklamasında ‘’şirketin faaliyet gösterdiği bütün ülkelerde vergi yasalarına uygun hareket ettiğini’’ belirtilirken vergi cezasının miktarı konusuna ise değinilmedi. ABD’li Google, Avrupa ülkelerinde vergi kaçırdığı suçlaması yüzünden uzun süredir AB Komisyonu’nun yakın takibinde bulunuyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 25 Şubat 2016 10:58
Gösterim: 2014
ABD'de hükümet, bilişim firmaları Apple, Facebook, Twitter, Snapchat, MTV ve Buzzfeed ile DAEŞ'in sosyal medyadaki yazışmalarını yakından takip etme konusunda anlaştı.
ABD hükümeti ile Silikon Vadisi'nin önde gelen bilişim firmaları, terör örgütü DAEŞ'in sosyal medyadaki yazışmalarını yakından takip etme konusunda anlaştı. ABD Adalet Bakanlığında dün gerçekleşen toplantıya Apple, Facebook, Twitter, Snapchat, MTV ve Buzzfeed gibi önemli firmaların üst düzey temsilcilerinin yanı sıra hükümetin ilgili kurumlarından çok sayıda yetkili katıldı.
Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Nick Rasmussen'in de yer aldığı toplantıda ana gündem maddesinin, DAEŞ'in sosyal medya araçlarını kullanarak kendine yeni "elemanlar" bulma yöntemlerinin önüne geçebilmek olduğu kaydedildi. Bunun için DAEŞ militanlarının sosyal medyadaki yazışmalarının açığa çıkarılması ve ilgililere bildirilmesi hususunda anlaşmaya varıldığı bildirildi.
ABD medyasında yer alan haberlere göre, toplantıya çok sayıda teknoloji firmasının yanı sıra ilgili hükümet kurumlarından yetkililerin de katılmış olması, DAEŞ'le mücadelede yazışmaların takibi konusunda bir uzlaşmaya varıldığını gösteriyor.
Geçen haftalarda ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Los Angeles'a giderek söz konusu bilişim firmalarının temsilcileri ile görüşmüştü. Hükümet yetkilileri ile sosyal medya şirketleri arasındaki görüşmeler ocak ayı boyunca devam etmiş, bu ay başında Twitter 125 bin DAEŞ bağlantılı hesabı kapattığını açıklamıştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
ABD'de hükümet, bilişim firmaları Apple, Facebook, Twitter, Snapchat, MTV ve Buzzfeed ile DAEŞ'in sosyal medyadaki yazışmalarını yakından takip etme konusunda anlaştı.
ABD hükümeti ile Silikon Vadisi'nin önde gelen bilişim firmaları, terör örgütü DAEŞ'in sosyal medyadaki yazışmalarını yakından takip etme konusunda anlaştı. ABD Adalet Bakanlığında dün gerçekleşen toplantıya Apple, Facebook, Twitter, Snapchat, MTV ve Buzzfeed gibi önemli firmaların üst düzey temsilcilerinin yanı sıra hükümetin ilgili kurumlarından çok sayıda yetkili katıldı.
Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Nick Rasmussen'in de yer aldığı toplantıda ana gündem maddesinin, DAEŞ'in sosyal medya araçlarını kullanarak kendine yeni "elemanlar" bulma yöntemlerinin önüne geçebilmek olduğu kaydedildi. Bunun için DAEŞ militanlarının sosyal medyadaki yazışmalarının açığa çıkarılması ve ilgililere bildirilmesi hususunda anlaşmaya varıldığı bildirildi.
ABD medyasında yer alan haberlere göre, toplantıya çok sayıda teknoloji firmasının yanı sıra ilgili hükümet kurumlarından yetkililerin de katılmış olması, DAEŞ'le mücadelede yazışmaların takibi konusunda bir uzlaşmaya varıldığını gösteriyor.
Geçen haftalarda ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Los Angeles'a giderek söz konusu bilişim firmalarının temsilcileri ile görüşmüştü. Hükümet yetkilileri ile sosyal medya şirketleri arasındaki görüşmeler ocak ayı boyunca devam etmiş, bu ay başında Twitter 125 bin DAEŞ bağlantılı hesabı kapattığını açıklamıştı.
Son Güncelleme: Perşembe, 25 Şubat 2016 11:01
Gösterim: 2168
Amerikalı uzmanlar, Apple ile ABD hükümeti arasındaki "şifre savaşının", şirketin aleyhine sonuçlanacağını öngörüyor. Teknoloji hukuku uzmanı Hurwitz "Apple şifre savaşlarını kaybedecek" dedi.
Amerikalı hukuk uzmanları, Apple ile ABD hükümeti arasında giderek kızışan "şifre savaşının", teknoloji şirketinin aleyhine sonuçlanacağını öngörüyor. Apple’ın, ABD Federal Soruşturma Bürosuna (FBI), Aralık 2015'te California'nın San Bernardino kentinde 14 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyı düzenleyen teröristlerden Seyid Rıdvan Faruk'a ait iPhone'nun şifresini kırmak için yardım etmeyi reddetmesi, kişisel gizlilik ile ulusal güvenlik arasındaki tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.
Apple, FBI'nın yardım talebini tüm dünyadaki müşterilerinin kişisel güvenliğini tehlikeye atacağı için geri çevirdiğini öne sürerken, ABD hükümeti bu iddiaya şiddetle karşı çıkarak, şirketin sadece piyasadaki itibarını korumak için kanunları hiçe saydığını savunuyor. ABD Adalet Bakanlığı ise güvenlik güçlerince öldürülen teröristin telefonunun şifresini kırmaya yönelik mahkeme kararına karşı çıkan Apple'ın yasal olarak zorlanmasını talep etti.Şimdi, Apple'ın bu hamleye nasıl cevap vereceği ve davanın nasıl sonuçlanacağı, gelecekteki benzer durumlara örnek teşkil edeceğinden tüm dünyada merakla bekleniyor.
FBI, Apple'dan tam olarak ne istiyor
Apple ile FBI arasındaki "şifre savaşı" son bir haftada ülkenin çok konuşulan gündem maddesi olmasına karşın hadisenin karmaşık ve teknik yapısı, bazı önemli noktaların muğlak kalmasına yol açtı. Nebraska Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesörü Justin Hurwitz, FBI'nın Apple'dan basında yer aldığı gibi Faruk'a ait telefonun şifresini değil, şifreyi kırmayı zorlaştıran ve bu süreçte tüm bilgilerin silinmesine neden olacak iki spesifik fonksiyonu kaldırmasını istediğini vurguladı.
Teknoloji ve ticaret hukuku alanlarında uzman Hurwitz, "Apple'ın iPhone tasarımı, FBI için sorun yaratan birkaç özelliğe sahip. Bunlardan biri, her yanlış şifre girildiğinde uzayan bekleme süresi. Bu özellik, FBI'nın şifreyi kırmasını zorlaştırıyor. İkinci ve daha problematik özellik ise 'cihazın hafızasını otomotik silme' fonksiyonu. Eğer biri iPhone'a 10 kez yanlış şifreyle girmeye çalışırsa telefon, içindeki tüm bilgileri kendi kendine imha ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Los Angeles'taki federal hakimin, Apple'ın, Faruk'un kullandığı iPhone'daki bu iki fonksiyonu etkisiz kılmasına hükmettiğini ancak bu talebin şirketin iddia ettiği gibi tüm iPhone'ların kodlamasını zayıflatmak ile eş değer tutulamayacağını dile getiren Hurwitz, "Yargıç, Apple'dan iPhone'un kodlamasını zayıflatmasına ya da kırmasına hükmetmedi, sadece FBI'nın, telefonu bilgisayara bağlayıp şifreyi kırmayı denemesine imkan tanımayan iki spesifik fonksiyonu etkisiz hale getirecek kodlamayı yazmasını emretti. Dolayısıyla Apple mahkemenin kararına uysa dahi FBI'nın şifreyi kırması gerekiyor" diye konuştu.
Apple, bu fonksiyonları niye tasarladı
Hurwitz, Apple'ın iPhone'lara neden bu fonksiyonları eklediğinin de önemli bir soru olduğunu vurgulayarak, bu özelliklerin Edward Snowden skandalından sonra tasarlandığına dikkati çekti. ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) eski çalışanlarından Edward Snowden'in sızdırdığı belgelerle kurumun toplu gözetleme ve izleme faaliyetlerini ortaya çıkardığını hatırlatan Hurwitz, "Apple, Snowden olayının ardından hem felsefi hem de ticari nedenlerle müşterilerine telefonlarının ABD hükümetince izlenemeyeceğini garanti ederek, bu fonksiyonları uygulamaya soktu" ifadelerini kullandı.
"Apple şifre savaşını kaybedecek"
Hurwitz, bu özelliklerin, kanıtların yok edilmesine imkan sağladığını ileri sürerek, "Apple'ın kaybedeceğini düşünüyorum çünkü bence Apple bu fonksiyonları emniyet kuvvetlerinin faaliyetlerini engellemek için kasten tasarladı" görüşünü paylaştı. Dünyadaki hiçbir ülkenin, vatandaşlarına yüzde yüz özgürlük ve gizlilik tanımadığının altını çizen Hurwitz, Apple'ın yüzde yüz kişisel gizlilik vaadinin yerel ve ulusal güvenlik gibi istisnai durumlarla örtüşmediği yorumunu yaptı.
Hurwitz, "Muhtemelen DAEŞ bağlantıları olan bir teröristten, bir kitlesel katilden söz ediyoruz. Bu kişi öldü ve telefonu iş verenine aitti. Yasal açıdan FBI'nın telefona erişim hakkı olduğuna hiç şüphe yok. FBI da bu çok açık ve kolay bir dava olduğu için kamuya açıkladı" dedi.
"Apple kodlamayı yazmalı ama FBI'ya vermemeli"
Apple'ın, istenen kodu yazmayı kabul etmesi ancak hiçbir şekilde FBI'nın kontrolüne bırakmaması gerektiğini belirten Hurwitz, şunları kaydetti: "Apple, istenen kodu yazmalı ancak hiçbir şart altında FBI'ya vermemeli veya vermeye zorlanmamalı. Kodun kontrolü her zaman Apple'da kalmalı. Apple'ın yenilgisi gelecekteki benzer durumlara örnek teşkil edecek. Eğer Apple, ABD'de iş birliği yapar ya da yapmaya zorlanırsa bu, diğer ülkelere bir örnek oluşturabilir. Diğer ülkeler de Apple'a bunu ABD için yapabiliyorsan bizim için de yapmak zorundasın diyebilir.
Şifre savaşı, FBI için her şekilde kazan-kazan durumuyla sonlanacak Ya mahkemede kazanacaklar ve böylece telefona erişebilecekleri açıkça belirlenmiş olacak ya da mahkemede kaybedecek ama Kongre'de kazanacaklar. Çünkü Kongre'ye gidip, 'bakın bu terörizmle ilgili, kitlesel katillerle ve Apple'ın, otoritelerin önünü kesmesiyle ilgili, bunu önlemek için bir yasa çıkarın' diyecekler. Kongre zaten bu konuya ilişkin yasa tasarısı üzerinde birkaç yıldır çalışıyordu ancak şimdiye kadar bir şey yapmadılar. Bu dava teraziye, Kongre'yi FBI'nın istediği düzenlemeyi çıkarmaya itecek büyüklükte bir ağırlık koyabilir. FBI da bunun için durumu kamuoyuna açıkladı çünkü Kongre'yi harekete geçirecek bir şey varsa onun bu dava olduğunun farkındalar."
"Apple telefon satıyor, özgürlük değil"
Brookings Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Benjamin Wittes de Apple'ın kişisel özgürlükler konusunda çizgiyi aştığını düşünen uzmanlar arasında yer alıyor. Wittes, "Apple telefon satıyor, özgürlük değil" başlıklı makalesinde, "Apple'ın, müşterilerinin özgürlükleri için savaştığına yönelik öz-sunumu, sadece kendi kendini tebrik etme saçmalığı" değerlendirmesinde bulundu.
FBI'nın, DAEŞ bağlantılı olabilecek bir katliamın soruşturulmasında Apple'dan yardım alabilmek için her yolu denemesinin gayet normal ve öngörülebilir olduğunu vurgulayan Wittes, "Apple'ın teknolojiyi ve yasal boşlukları kullanarak kendine dokunulmazlık alanı yaratmaya çalıştığı" iddiasını gündeme getirdi. Söz konusu makelede, Apple'ın şifre savaşına yol açan özellikleri kasten tasarladığı savunulurken, "Apple, Snowden'ın sızdırdığı bilgilerin ardından tüm materyalleri şifrelemeye karar verdi ve bunların şifresinin ancak kullanıcıların özel olarak verecekleri bir emirle çözülmesini sağladı" ifadeleri kullanıldı. Wittes, şirketin bu kararı, hükümetin tüm uyarılarına rağmen aldığını ve söz konusu uygulamaların bu tür sorunlara yol açacağının bilindiğini ileri sürerek, Kongre'nin gerekli yasal düzenlemeyi çıkartarak, gelecekte benzer olayların yaşanmasına izin vermeyeceği öngörüsünü paylaştı.
Apple neden itiraz etti
Apple'ın Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Tim Cook ise mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada, şirketin, FBI'nın taleplerini yerine getirmesinin dünyadaki bütün iPhone'ların güvenliğini tehlikeye atacağını ve FBI'nın, kendilerinden her telefonun kilidini açabilecek bir "arka kapı" programı yapmasını istediğini belirtmişti. Cook, FBI'nın bu arka kapıyı sadece söz konusu telefon için kullanacağını iddia ettiğini fakat bunun garantisinin olmadığını, arka kapının dünya üzerindeki tüm iPhone telefonların güvenlik önlemlerini aşmak için kullanılabileceğini dile getirmişti. Daha önce Apple'ın, FBI'nın, San Bernardino soruşturması kapsamında istediği bilgileri, gerekli mahkeme emirlerini sunduktan sonra ABD hükümetine teslim ettiğini hatırlatan Cook, son talebi, özgürlük ve bağımsızlık haklarının bir ihlali olarak tanımlamıştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Amerikalı uzmanlar, Apple ile ABD hükümeti arasındaki "şifre savaşının", şirketin aleyhine sonuçlanacağını öngörüyor. Teknoloji hukuku uzmanı Hurwitz "Apple şifre savaşlarını kaybedecek" dedi.
Amerikalı hukuk uzmanları, Apple ile ABD hükümeti arasında giderek kızışan "şifre savaşının", teknoloji şirketinin aleyhine sonuçlanacağını öngörüyor. Apple’ın, ABD Federal Soruşturma Bürosuna (FBI), Aralık 2015'te California'nın San Bernardino kentinde 14 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıyı düzenleyen teröristlerden Seyid Rıdvan Faruk'a ait iPhone'nun şifresini kırmak için yardım etmeyi reddetmesi, kişisel gizlilik ile ulusal güvenlik arasındaki tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.
Apple, FBI'nın yardım talebini tüm dünyadaki müşterilerinin kişisel güvenliğini tehlikeye atacağı için geri çevirdiğini öne sürerken, ABD hükümeti bu iddiaya şiddetle karşı çıkarak, şirketin sadece piyasadaki itibarını korumak için kanunları hiçe saydığını savunuyor. ABD Adalet Bakanlığı ise güvenlik güçlerince öldürülen teröristin telefonunun şifresini kırmaya yönelik mahkeme kararına karşı çıkan Apple'ın yasal olarak zorlanmasını talep etti.Şimdi, Apple'ın bu hamleye nasıl cevap vereceği ve davanın nasıl sonuçlanacağı, gelecekteki benzer durumlara örnek teşkil edeceğinden tüm dünyada merakla bekleniyor.
FBI, Apple'dan tam olarak ne istiyor
Apple ile FBI arasındaki "şifre savaşı" son bir haftada ülkenin çok konuşulan gündem maddesi olmasına karşın hadisenin karmaşık ve teknik yapısı, bazı önemli noktaların muğlak kalmasına yol açtı. Nebraska Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesörü Justin Hurwitz, FBI'nın Apple'dan basında yer aldığı gibi Faruk'a ait telefonun şifresini değil, şifreyi kırmayı zorlaştıran ve bu süreçte tüm bilgilerin silinmesine neden olacak iki spesifik fonksiyonu kaldırmasını istediğini vurguladı.
Teknoloji ve ticaret hukuku alanlarında uzman Hurwitz, "Apple'ın iPhone tasarımı, FBI için sorun yaratan birkaç özelliğe sahip. Bunlardan biri, her yanlış şifre girildiğinde uzayan bekleme süresi. Bu özellik, FBI'nın şifreyi kırmasını zorlaştırıyor. İkinci ve daha problematik özellik ise 'cihazın hafızasını otomotik silme' fonksiyonu. Eğer biri iPhone'a 10 kez yanlış şifreyle girmeye çalışırsa telefon, içindeki tüm bilgileri kendi kendine imha ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Los Angeles'taki federal hakimin, Apple'ın, Faruk'un kullandığı iPhone'daki bu iki fonksiyonu etkisiz kılmasına hükmettiğini ancak bu talebin şirketin iddia ettiği gibi tüm iPhone'ların kodlamasını zayıflatmak ile eş değer tutulamayacağını dile getiren Hurwitz, "Yargıç, Apple'dan iPhone'un kodlamasını zayıflatmasına ya da kırmasına hükmetmedi, sadece FBI'nın, telefonu bilgisayara bağlayıp şifreyi kırmayı denemesine imkan tanımayan iki spesifik fonksiyonu etkisiz hale getirecek kodlamayı yazmasını emretti. Dolayısıyla Apple mahkemenin kararına uysa dahi FBI'nın şifreyi kırması gerekiyor" diye konuştu.
Apple, bu fonksiyonları niye tasarladı
Hurwitz, Apple'ın iPhone'lara neden bu fonksiyonları eklediğinin de önemli bir soru olduğunu vurgulayarak, bu özelliklerin Edward Snowden skandalından sonra tasarlandığına dikkati çekti. ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) eski çalışanlarından Edward Snowden'in sızdırdığı belgelerle kurumun toplu gözetleme ve izleme faaliyetlerini ortaya çıkardığını hatırlatan Hurwitz, "Apple, Snowden olayının ardından hem felsefi hem de ticari nedenlerle müşterilerine telefonlarının ABD hükümetince izlenemeyeceğini garanti ederek, bu fonksiyonları uygulamaya soktu" ifadelerini kullandı.
"Apple şifre savaşını kaybedecek"
Hurwitz, bu özelliklerin, kanıtların yok edilmesine imkan sağladığını ileri sürerek, "Apple'ın kaybedeceğini düşünüyorum çünkü bence Apple bu fonksiyonları emniyet kuvvetlerinin faaliyetlerini engellemek için kasten tasarladı" görüşünü paylaştı. Dünyadaki hiçbir ülkenin, vatandaşlarına yüzde yüz özgürlük ve gizlilik tanımadığının altını çizen Hurwitz, Apple'ın yüzde yüz kişisel gizlilik vaadinin yerel ve ulusal güvenlik gibi istisnai durumlarla örtüşmediği yorumunu yaptı.
Hurwitz, "Muhtemelen DAEŞ bağlantıları olan bir teröristten, bir kitlesel katilden söz ediyoruz. Bu kişi öldü ve telefonu iş verenine aitti. Yasal açıdan FBI'nın telefona erişim hakkı olduğuna hiç şüphe yok. FBI da bu çok açık ve kolay bir dava olduğu için kamuya açıkladı" dedi.
"Apple kodlamayı yazmalı ama FBI'ya vermemeli"
Apple'ın, istenen kodu yazmayı kabul etmesi ancak hiçbir şekilde FBI'nın kontrolüne bırakmaması gerektiğini belirten Hurwitz, şunları kaydetti: "Apple, istenen kodu yazmalı ancak hiçbir şart altında FBI'ya vermemeli veya vermeye zorlanmamalı. Kodun kontrolü her zaman Apple'da kalmalı. Apple'ın yenilgisi gelecekteki benzer durumlara örnek teşkil edecek. Eğer Apple, ABD'de iş birliği yapar ya da yapmaya zorlanırsa bu, diğer ülkelere bir örnek oluşturabilir. Diğer ülkeler de Apple'a bunu ABD için yapabiliyorsan bizim için de yapmak zorundasın diyebilir.
Şifre savaşı, FBI için her şekilde kazan-kazan durumuyla sonlanacak Ya mahkemede kazanacaklar ve böylece telefona erişebilecekleri açıkça belirlenmiş olacak ya da mahkemede kaybedecek ama Kongre'de kazanacaklar. Çünkü Kongre'ye gidip, 'bakın bu terörizmle ilgili, kitlesel katillerle ve Apple'ın, otoritelerin önünü kesmesiyle ilgili, bunu önlemek için bir yasa çıkarın' diyecekler. Kongre zaten bu konuya ilişkin yasa tasarısı üzerinde birkaç yıldır çalışıyordu ancak şimdiye kadar bir şey yapmadılar. Bu dava teraziye, Kongre'yi FBI'nın istediği düzenlemeyi çıkarmaya itecek büyüklükte bir ağırlık koyabilir. FBI da bunun için durumu kamuoyuna açıkladı çünkü Kongre'yi harekete geçirecek bir şey varsa onun bu dava olduğunun farkındalar."
"Apple telefon satıyor, özgürlük değil"
Brookings Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Benjamin Wittes de Apple'ın kişisel özgürlükler konusunda çizgiyi aştığını düşünen uzmanlar arasında yer alıyor. Wittes, "Apple telefon satıyor, özgürlük değil" başlıklı makalesinde, "Apple'ın, müşterilerinin özgürlükleri için savaştığına yönelik öz-sunumu, sadece kendi kendini tebrik etme saçmalığı" değerlendirmesinde bulundu.
FBI'nın, DAEŞ bağlantılı olabilecek bir katliamın soruşturulmasında Apple'dan yardım alabilmek için her yolu denemesinin gayet normal ve öngörülebilir olduğunu vurgulayan Wittes, "Apple'ın teknolojiyi ve yasal boşlukları kullanarak kendine dokunulmazlık alanı yaratmaya çalıştığı" iddiasını gündeme getirdi. Söz konusu makelede, Apple'ın şifre savaşına yol açan özellikleri kasten tasarladığı savunulurken, "Apple, Snowden'ın sızdırdığı bilgilerin ardından tüm materyalleri şifrelemeye karar verdi ve bunların şifresinin ancak kullanıcıların özel olarak verecekleri bir emirle çözülmesini sağladı" ifadeleri kullanıldı. Wittes, şirketin bu kararı, hükümetin tüm uyarılarına rağmen aldığını ve söz konusu uygulamaların bu tür sorunlara yol açacağının bilindiğini ileri sürerek, Kongre'nin gerekli yasal düzenlemeyi çıkartarak, gelecekte benzer olayların yaşanmasına izin vermeyeceği öngörüsünü paylaştı.
Apple neden itiraz etti
Apple'ın Üst Düzey Yöneticisi (CEO) Tim Cook ise mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada, şirketin, FBI'nın taleplerini yerine getirmesinin dünyadaki bütün iPhone'ların güvenliğini tehlikeye atacağını ve FBI'nın, kendilerinden her telefonun kilidini açabilecek bir "arka kapı" programı yapmasını istediğini belirtmişti. Cook, FBI'nın bu arka kapıyı sadece söz konusu telefon için kullanacağını iddia ettiğini fakat bunun garantisinin olmadığını, arka kapının dünya üzerindeki tüm iPhone telefonların güvenlik önlemlerini aşmak için kullanılabileceğini dile getirmişti. Daha önce Apple'ın, FBI'nın, San Bernardino soruşturması kapsamında istediği bilgileri, gerekli mahkeme emirlerini sunduktan sonra ABD hükümetine teslim ettiğini hatırlatan Cook, son talebi, özgürlük ve bağımsızlık haklarının bir ihlali olarak tanımlamıştı.
Son Güncelleme: Pazartesi, 22 Şubat 2016 11:34
Gösterim: 2176

