Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olma hedefine ulaşabilmesinin ancak yüksek teknolojili ürünlere ve bununla ilgili süreçlere yönelmesi ile mümkün olabileceğini söyleyen YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Mandal, bu ekosistemde en önemli gereksinimin doktoralı insan kaynağı olduğuna dikkat çekerek, “Yüksek teknolojili ürünlere yönelik süreçlerde doktora derecesine sahip insan kaynaklarına özellikle sanayi Ar-Ge merkezleri ve teknopark şirketlerinde ihtiyaç duyuluyor” diyor.
Üniversite-sanayi işbirliğinin önemi nedir? Üniversite-sanayi işbirliğine yönelik projelerin artması ülkemize neler kazandırır? Geçmişten günümüze Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliğinin durumuna değinerek, şu an gelinen noktayı değerlendirebilir misiniz?
Küreselleşme ile beraberinde gelişen küresel sorunların çözümü sanayi ile üniversitenin birlikte çalışma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda, sanayi kuruluşlarında rekabetin gelişimi değerlendirildiğinde, 1960’larda üretim, 1970’lerde maliyet, 1980’lerde kalite, 1990’larda hız üstünlüklerini zorunlu kılarken bu durum 2000’lerde bilgi üstünlüğünü ön plana çıkarmıştır. 2010 yıllardan itibaren ise rekabet yine bilgi üstünlüğü iledir ama artık bu bilginin tipi değişmiş ve artık örtük (kapalı) bilgiden daha çok açık bilgiye dönüşmüş, bu rekabette başarılı olabilmenin yöntemi de ancak işbirlikleri ile mümkün olabilmektedir. Benzer şekilde akademik ortamda da geçmişte üniversitelerin öz görevi sadece eğitim ve araştırma ile sınırlı iken artık üretilen bilginin toplumsal katkısı sorgulanmakta ve bu konuda rekabeti de beraberinde getirmektedir. Ülkemizin de içinde olduğu Avrupa Yüksek Öğretim Alanı (Bologna Süreci) ve Avrupa Araştırma Alanının (Lizbon Süreci) oluşturulmasına ilişkin alınan kararların ve yapılan düzenlemelerinde arkasındaki temel itici güç budur. Bu nedenle Araştırma-Teknoloji Geliştirme-Yenilikçilik süreçlerinde Üniversite-Sanayi İşbirliği (ÜSİ), her iki sektördeki bazılarının yapması gereken bir görev değil, kurumların varlıklarını sürdürmesi için artık bir zorunluluktur. Bununla ilgili olarak küresel boyutta birçok çalışma yürütülüyor.
Ülkemizde üniversite ve sanayi işbirliği ağırlıklı olarak proje bazlı olarak gerçekleşiyor. Buna örnek olarak özel sektör kuruluşlarının kendi kaynakları ile fonladığı projeler, TÜBİTAK, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı vb. gibi kuruluşlar tarafından kamu desteği ile fonlanan projeler verilebilir. Bunun dışında sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan lisansüstü programlar, sertifika programları, meslek edindirme kursları, öğrenci tezleri ve stajlar aracılığı ile de işbirliği süreci yürütülüyor. 2011 yılından itibaren ise ülkemizin 2023 yılı hedefleri kapsamında “Dünyanın 10 Büyük Ekonomisinden Birisi Olma”, bu sürecin kurumsallaşmasına ve sürdürülebilirliğine yönelik kamu bazlı yeni politika ve stratejiler benimsenmeye başlanmıştır. Bunların arasında üniversite ve teknoloji geliştirme bölgelerinde Teknoloji Transfer Ofislerinin oluşturulması, TÜBİTAK tarafından başlatılan üniversite ve sanayi odaklı yeni destek programlarında, 5746 sayılı kanun kapsamındaki sanayi Ar-Ge merkezlerinin, teknoloji geliştirme bölgelerindeki firmaların, Kalkınma Bakanlığı destekli üniversite Ar-Ge merkezlerinin dönemsel performans değerlendirmelerinde işbirliğinin öneminin çok daha fazla ön plana çıkartılması yer alıyor.
Ülkemizde üniversite-sanayi işbirliğinin gelişememesinin sebepleri nelerdir?
Hızlı gelişen ekonomiler arasında yer alan ülkemizde 2000’li yıllarda özellikle Ar-Ge odaklı süreçlere verilen önem ve teşviklerle oluşturulan ekosistem vasıtası ile düşük teknolojili ürünlerden, orta altı ve orta üstü düzey teknolojilere yönelik ürünlere doğru yüksek bir artış hızı ve buna bağlı olarak ilgili teknolojilerle ilişkili süreçlerde olumlu yönde gelişmeler olmuştur. Ancak bu olumlu gelişme ne yazık ki yüksek teknolojili ürünler ve buna yönelik süreçlerde istenilen artış hızında gerçekleşememiştir. Bundaki en önemli gerekçenin ise orta altı ve orta üstü teknolojilerden elde edilen gelirlerin daha riskli yüksek teknolojiler yerine daha az riskli orta altı ve sınırlı ölçüde orta üstü teknolojilere yatırılmış olmasından kaynaklandığı görüşündeyim. Bu da sanayinin üniversiteye olan ihtiyacını, üniversitenin de sanayi ile çalışma motivasyonunu kısa süreli ilişkilerle sınırlandırmıştır.
KAMUNUN TEŞVİKLERİNE FAZLA İHTİYAÇ OLACAK
Üniversiteler sanayinin ihtiyaçlarına uygun eleman yetiştirebiliyor mu? Akademik eğitim ülke sanayisine nasıl adapte oluyor?
Öncelikle sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının bilgi, beceri ve yetkinlikler esaslı olarak doğru bir şekilde tanımlanması ve buna uygun yükseköğretim kurumu profillerinin belirlenmesi ve eşleştirilmesi gerekiyor. Eğer bugün için sanayinin ihtiyacı düşük ve orta altı teknolojilere yönelik insan kaynağı ise ve bunun üniversitelerin 4 yıllık programlarından mezun olacak insan kaynakları ile karşılanması bekleniyorsa, burada önemli algı/beklenti yanlışlığı var. Çünkü sanayi ile işbirliklerindeki ilk akla gelen disiplin olan mühendislik programlarının yeterlilikleri ve buna göre geliştirilen müfredatı orta üstü ve yüksek teknoloji ürünlerinin tasarım ve üretimine yönelik. Ülkemizin 2023 yılı hedefleri dikkate alındığında da, bu hedeflere ulaşmada orta üstü ve yüksek teknoloji odaklı alanlar anahtar teknolojiler olacak. Bu kapsamda sanayiye yönelik doğru insan kaynağı yetiştirilmesinde, sadece sanayinin bugünkü ihtiyacı değil, aynı zamanda sanayinin teknoloji düzeyini yukarıya çekebilecek yeterliliklere sahip insan kaynağına ihtiyaç olduğu/olacağı görüşündeyim. Buna yönelik olarak da, bugün için kamunun bu yöndeki politika, destek ve teşviklerine çok daha fazla ihtiyaç olacaktır. Benzer şekilde yükseköğretim kurumlarının en üst düzey yöneticilerinin de bu konuda vizyon sahibi olmasında ve buna yönelik anlayış ve çaba içinde olarak bu sürece katkı vermelerinin gerektiği görüşündeyim. Aksi durumda, bu sürecin karar vericiliğinin ve yönlendiriciliğinin sanayide olması durumunda ise sanayi doğası gereği günün rekabet koşullarını dikkate alarak üniversitenin çok daha fazla kendi düzeylerine yönelik çalışmasını ve insan kaynağı yetiştirmesini isteyecektir ki bu ülke hedeflerimize ulaşmamızı yavaşlatacaktır.
Üniversite ile sanayinin sıkı bir işbirliği içerisinde olması gerekiyor. Bu bağı güçlendirmek adına YÖK olarak hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Ayrıca YÖK bünyesinde üniversite-sanayi işbirliği için daimi komisyon kurulacak. Bu komisyonun gerçekleştireceği faaliyetler neler olacak?
Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefi dikkate alındığında, bu hedefe ulaşabilmesi ancak yüksek teknolojili ürünlere ve bununla ilgili süreçlere yönelmesi ile mümkün olabileceği görüşündeyim. 2014 yılının sonunda açıklanan Dönüşüm Programındaki özellikle 3 başlıkta “İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Programı”, “Teknoloji Alanlarında Ticarileştirme Programı”, “Kamu Alımları Yoluyla Teknoloji Geliştirme Programı” bunu desteklemektedir.
Yukarıda gündeme getirmiş olduğum yüksek teknoloji ürün üretimi ve bununla ilgili süreçlerin geliştirilmesine yönelik gerekli ekosistemin en önemli gereksinimi her düzeyde nitelikli insan kaynağıdır. Ülkemizde 2000’li yıllarda özellikle yüksek öğretim lisans düzeyindeki öğrenci ve mezun insan kaynağı sayısında nicel açıdan çok hızlı bir büyüme gerçekleşirken, bu büyüme henüz nitel açıdan gerçekleşememiştir. Bunun için mezun yeterlilikleri esaslı ve kalite güvencesi ile desteklenen çıktı odaklı bir sistemin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu ekosistemin çok daha önemli bir diğer gereksinimi ise doktoralı insan kaynağıdır. Ülke nüfusumuz ve hedeflerimiz dikkate alındığında, mevcut durumumuz hem nicel hem de nitel açıdan yeterli değildir. Bunun da ötesinde mevcut doktora programlarımızdaki motivasyon ağırlıklı olarak bir akademik kariyer odaklıdır. Halbuki yüksek teknolojili ürünlere yönelik süreçlerde doktora derecesine sahip insan kaynaklarına özellikle sanayi Ar-Ge merkezleri ve teknopark şirketlerinde ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde özellikle 2011 yılı ve sonrasında sanayi Ar-Ge merkezi ve teknopark şirketleri sayısında artış olmasına karşın bu işletmelerdeki doktora derecesine sahip insan kaynağı sayısı çok sınırlı kalmıştır. Bu sürecin iyileştirilmesine yönelik olarak 6 Ocak 2015 tarihindeki 28. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunda alınan karar kapsamında yapılacak çalışmalar çok daha fazla önem kazandığı görüşündeyim.
Bu sürece daha aktif katkı verilmek üzere Ocak 2015’te, Yükseköğretim Kurulumuz bünyesinde Daimi Üniversite-Sanayi İşbirliği Komisyonu oluşturulmuştur. Komisyonumuzda kamunun ve üniversitelerimizin paydaşları ve temsilcileri yer alacaktır. Komisyonumuzun görevlerinin arasında,
• ÜSİ süreçleri odaklı bilgi üretimi ve mezun yeterliliklerine yönelik üniversitelerimizde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki programlarımızın değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• ÜSİ süreçleri odaklı üniversitelerimizin sunmuş olduğu hizmet/çıktıların değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• ÜSİ süreçleri odaklı üniversite arayüzlerinin (Merkez, Enstitü, TTO) değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• Öğretim üyelerinin ÜSİ odaklı süreçlere yönelik katkılarının değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• BTYK’da YÖK’ün sorumluluğunda alınan kararların uygulanması süreci
yer alacak olup Komisyon ilk toplantısını Mayıs ayında gerçekleştirecektir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olma hedefine ulaşabilmesinin ancak yüksek teknolojili ürünlere ve bununla ilgili süreçlere yönelmesi ile mümkün olabileceğini söyleyen YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hasan Mandal, bu ekosistemde en önemli gereksinimin doktoralı insan kaynağı olduğuna dikkat çekerek, “Yüksek teknolojili ürünlere yönelik süreçlerde doktora derecesine sahip insan kaynaklarına özellikle sanayi Ar-Ge merkezleri ve teknopark şirketlerinde ihtiyaç duyuluyor” diyor.
Üniversite-sanayi işbirliğinin önemi nedir? Üniversite-sanayi işbirliğine yönelik projelerin artması ülkemize neler kazandırır? Geçmişten günümüze Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliğinin durumuna değinerek, şu an gelinen noktayı değerlendirebilir misiniz?
Küreselleşme ile beraberinde gelişen küresel sorunların çözümü sanayi ile üniversitenin birlikte çalışma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu kapsamda, sanayi kuruluşlarında rekabetin gelişimi değerlendirildiğinde, 1960’larda üretim, 1970’lerde maliyet, 1980’lerde kalite, 1990’larda hız üstünlüklerini zorunlu kılarken bu durum 2000’lerde bilgi üstünlüğünü ön plana çıkarmıştır. 2010 yıllardan itibaren ise rekabet yine bilgi üstünlüğü iledir ama artık bu bilginin tipi değişmiş ve artık örtük (kapalı) bilgiden daha çok açık bilgiye dönüşmüş, bu rekabette başarılı olabilmenin yöntemi de ancak işbirlikleri ile mümkün olabilmektedir. Benzer şekilde akademik ortamda da geçmişte üniversitelerin öz görevi sadece eğitim ve araştırma ile sınırlı iken artık üretilen bilginin toplumsal katkısı sorgulanmakta ve bu konuda rekabeti de beraberinde getirmektedir. Ülkemizin de içinde olduğu Avrupa Yüksek Öğretim Alanı (Bologna Süreci) ve Avrupa Araştırma Alanının (Lizbon Süreci) oluşturulmasına ilişkin alınan kararların ve yapılan düzenlemelerinde arkasındaki temel itici güç budur. Bu nedenle Araştırma-Teknoloji Geliştirme-Yenilikçilik süreçlerinde Üniversite-Sanayi İşbirliği (ÜSİ), her iki sektördeki bazılarının yapması gereken bir görev değil, kurumların varlıklarını sürdürmesi için artık bir zorunluluktur. Bununla ilgili olarak küresel boyutta birçok çalışma yürütülüyor.
Ülkemizde üniversite ve sanayi işbirliği ağırlıklı olarak proje bazlı olarak gerçekleşiyor. Buna örnek olarak özel sektör kuruluşlarının kendi kaynakları ile fonladığı projeler, TÜBİTAK, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı vb. gibi kuruluşlar tarafından kamu desteği ile fonlanan projeler verilebilir. Bunun dışında sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan lisansüstü programlar, sertifika programları, meslek edindirme kursları, öğrenci tezleri ve stajlar aracılığı ile de işbirliği süreci yürütülüyor. 2011 yılından itibaren ise ülkemizin 2023 yılı hedefleri kapsamında “Dünyanın 10 Büyük Ekonomisinden Birisi Olma”, bu sürecin kurumsallaşmasına ve sürdürülebilirliğine yönelik kamu bazlı yeni politika ve stratejiler benimsenmeye başlanmıştır. Bunların arasında üniversite ve teknoloji geliştirme bölgelerinde Teknoloji Transfer Ofislerinin oluşturulması, TÜBİTAK tarafından başlatılan üniversite ve sanayi odaklı yeni destek programlarında, 5746 sayılı kanun kapsamındaki sanayi Ar-Ge merkezlerinin, teknoloji geliştirme bölgelerindeki firmaların, Kalkınma Bakanlığı destekli üniversite Ar-Ge merkezlerinin dönemsel performans değerlendirmelerinde işbirliğinin öneminin çok daha fazla ön plana çıkartılması yer alıyor.
Ülkemizde üniversite-sanayi işbirliğinin gelişememesinin sebepleri nelerdir?
Hızlı gelişen ekonomiler arasında yer alan ülkemizde 2000’li yıllarda özellikle Ar-Ge odaklı süreçlere verilen önem ve teşviklerle oluşturulan ekosistem vasıtası ile düşük teknolojili ürünlerden, orta altı ve orta üstü düzey teknolojilere yönelik ürünlere doğru yüksek bir artış hızı ve buna bağlı olarak ilgili teknolojilerle ilişkili süreçlerde olumlu yönde gelişmeler olmuştur. Ancak bu olumlu gelişme ne yazık ki yüksek teknolojili ürünler ve buna yönelik süreçlerde istenilen artış hızında gerçekleşememiştir. Bundaki en önemli gerekçenin ise orta altı ve orta üstü teknolojilerden elde edilen gelirlerin daha riskli yüksek teknolojiler yerine daha az riskli orta altı ve sınırlı ölçüde orta üstü teknolojilere yatırılmış olmasından kaynaklandığı görüşündeyim. Bu da sanayinin üniversiteye olan ihtiyacını, üniversitenin de sanayi ile çalışma motivasyonunu kısa süreli ilişkilerle sınırlandırmıştır.
KAMUNUN TEŞVİKLERİNE FAZLA İHTİYAÇ OLACAK
Üniversiteler sanayinin ihtiyaçlarına uygun eleman yetiştirebiliyor mu? Akademik eğitim ülke sanayisine nasıl adapte oluyor?
Öncelikle sanayinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağının bilgi, beceri ve yetkinlikler esaslı olarak doğru bir şekilde tanımlanması ve buna uygun yükseköğretim kurumu profillerinin belirlenmesi ve eşleştirilmesi gerekiyor. Eğer bugün için sanayinin ihtiyacı düşük ve orta altı teknolojilere yönelik insan kaynağı ise ve bunun üniversitelerin 4 yıllık programlarından mezun olacak insan kaynakları ile karşılanması bekleniyorsa, burada önemli algı/beklenti yanlışlığı var. Çünkü sanayi ile işbirliklerindeki ilk akla gelen disiplin olan mühendislik programlarının yeterlilikleri ve buna göre geliştirilen müfredatı orta üstü ve yüksek teknoloji ürünlerinin tasarım ve üretimine yönelik. Ülkemizin 2023 yılı hedefleri dikkate alındığında da, bu hedeflere ulaşmada orta üstü ve yüksek teknoloji odaklı alanlar anahtar teknolojiler olacak. Bu kapsamda sanayiye yönelik doğru insan kaynağı yetiştirilmesinde, sadece sanayinin bugünkü ihtiyacı değil, aynı zamanda sanayinin teknoloji düzeyini yukarıya çekebilecek yeterliliklere sahip insan kaynağına ihtiyaç olduğu/olacağı görüşündeyim. Buna yönelik olarak da, bugün için kamunun bu yöndeki politika, destek ve teşviklerine çok daha fazla ihtiyaç olacaktır. Benzer şekilde yükseköğretim kurumlarının en üst düzey yöneticilerinin de bu konuda vizyon sahibi olmasında ve buna yönelik anlayış ve çaba içinde olarak bu sürece katkı vermelerinin gerektiği görüşündeyim. Aksi durumda, bu sürecin karar vericiliğinin ve yönlendiriciliğinin sanayide olması durumunda ise sanayi doğası gereği günün rekabet koşullarını dikkate alarak üniversitenin çok daha fazla kendi düzeylerine yönelik çalışmasını ve insan kaynağı yetiştirmesini isteyecektir ki bu ülke hedeflerimize ulaşmamızı yavaşlatacaktır.
Üniversite ile sanayinin sıkı bir işbirliği içerisinde olması gerekiyor. Bu bağı güçlendirmek adına YÖK olarak hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Ayrıca YÖK bünyesinde üniversite-sanayi işbirliği için daimi komisyon kurulacak. Bu komisyonun gerçekleştireceği faaliyetler neler olacak?
Türkiye’nin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi olma hedefi dikkate alındığında, bu hedefe ulaşabilmesi ancak yüksek teknolojili ürünlere ve bununla ilgili süreçlere yönelmesi ile mümkün olabileceği görüşündeyim. 2014 yılının sonunda açıklanan Dönüşüm Programındaki özellikle 3 başlıkta “İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Programı”, “Teknoloji Alanlarında Ticarileştirme Programı”, “Kamu Alımları Yoluyla Teknoloji Geliştirme Programı” bunu desteklemektedir.
Yukarıda gündeme getirmiş olduğum yüksek teknoloji ürün üretimi ve bununla ilgili süreçlerin geliştirilmesine yönelik gerekli ekosistemin en önemli gereksinimi her düzeyde nitelikli insan kaynağıdır. Ülkemizde 2000’li yıllarda özellikle yüksek öğretim lisans düzeyindeki öğrenci ve mezun insan kaynağı sayısında nicel açıdan çok hızlı bir büyüme gerçekleşirken, bu büyüme henüz nitel açıdan gerçekleşememiştir. Bunun için mezun yeterlilikleri esaslı ve kalite güvencesi ile desteklenen çıktı odaklı bir sistemin geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bu ekosistemin çok daha önemli bir diğer gereksinimi ise doktoralı insan kaynağıdır. Ülke nüfusumuz ve hedeflerimiz dikkate alındığında, mevcut durumumuz hem nicel hem de nitel açıdan yeterli değildir. Bunun da ötesinde mevcut doktora programlarımızdaki motivasyon ağırlıklı olarak bir akademik kariyer odaklıdır. Halbuki yüksek teknolojili ürünlere yönelik süreçlerde doktora derecesine sahip insan kaynaklarına özellikle sanayi Ar-Ge merkezleri ve teknopark şirketlerinde ihtiyaç duyulmaktadır. Ülkemizde özellikle 2011 yılı ve sonrasında sanayi Ar-Ge merkezi ve teknopark şirketleri sayısında artış olmasına karşın bu işletmelerdeki doktora derecesine sahip insan kaynağı sayısı çok sınırlı kalmıştır. Bu sürecin iyileştirilmesine yönelik olarak 6 Ocak 2015 tarihindeki 28. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunda alınan karar kapsamında yapılacak çalışmalar çok daha fazla önem kazandığı görüşündeyim.
Bu sürece daha aktif katkı verilmek üzere Ocak 2015’te, Yükseköğretim Kurulumuz bünyesinde Daimi Üniversite-Sanayi İşbirliği Komisyonu oluşturulmuştur. Komisyonumuzda kamunun ve üniversitelerimizin paydaşları ve temsilcileri yer alacaktır. Komisyonumuzun görevlerinin arasında,
• ÜSİ süreçleri odaklı bilgi üretimi ve mezun yeterliliklerine yönelik üniversitelerimizde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyindeki programlarımızın değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• ÜSİ süreçleri odaklı üniversitelerimizin sunmuş olduğu hizmet/çıktıların değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• ÜSİ süreçleri odaklı üniversite arayüzlerinin (Merkez, Enstitü, TTO) değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• Öğretim üyelerinin ÜSİ odaklı süreçlere yönelik katkılarının değerlendirilmesi ve öneriler geliştirilmesi
• BTYK’da YÖK’ün sorumluluğunda alınan kararların uygulanması süreci
yer alacak olup Komisyon ilk toplantısını Mayıs ayında gerçekleştirecektir.
Son Güncelleme: Çarşamba, 27 May 2015 12:08
Gösterim: 2689
ABD yasalarına göre Miami’de kurulan Okan International University (OİU), görkemli bir törenle açıldı.
Türk ve ABD bayraklarıyla süslenen kampüsteki açılış, iki ülkenin iş, siyaset, eğitim ve medya dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi. Türkiye’nin Miami Başkonsolosu Özgür Kıvanç Altan’ın rezidansında düzenlenen gala gecesi de renkli görüntülere sahne oldu. Neyzen Doç. Dr. Süleyman Ergüner’in ney taksimi eşliğindeki Sema gösterisi ve ünlü modacı Vural Gökçaylı’nın Anadolu’dan esintiler içeren defilesi izleyenleri büyüledi.
Okan Üniversitesi, sadece ABD’nin değil tüm dünyanın cazibe merkezi olarak kabul edilen Miami’de Amerikan yasalarına göre kurulan Okan International University’nin açılışını 15 Mayıs 2015’te Miami’de gerçekleştirdi. Türk ve Amerikan bayraklarıyla donatılan kampüs binası önündeki açılış törenine Türkiye’nin Miami Başkonsolosu Özgür Kıvanç Altan, Kazakistan’ın Viyana Büyükelçisi Kayrat Sarıbay, Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut ve Okan International University Rektörü Suzanne Crowley’in yanı sıra üniversite yöneticileri, Türk ve ABD’li basın mensupları ile Miami’deki Türk ve Amerikan çevrelerinden çok sayıda davetli katıldı.
Törende bir konuşma yapan Rektör Prof. Dr. Şule Kut, Okan Üniversitesi’nin katkıları ve Bekir Okan’ın vizyonuyla Türk kaynaklı bir Amerikan üniversitesinin açılışı için bir arada olduklarını belirterek, “Bu bizim için çok önemli. İkinci olarak şahsıma özel bir durum da söz konusu. Ben ABD’nin Amerikan toprakları dışında açtığı ilk eğitim kurumundan, Robert Koleji’nden mezunum. Bu nedenle Amerika’da bir Türkün açtığı yükseköğrenim kurumunda konuşmak beni ayrıca çok memnun ediyor” diye konuştu.
“Türkiye’nin marka değerine büyük katkı sağlayacak”
Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan ise açılış konuşmasında üniversitenin her geçen gün büyüdüğüne dikkat çekti. Okan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“15. yılı geride bıraktığımız Okan Üniversitesi’nde şu anda 18 bin öğrencimiz var. Okan Grubu’nun uluslararası tecrübesi ve Okan Üniversitesi’nin gücüyle Miami’deki OİU’yu büyük uğraşlar sonucunda kurduk. Kuruluş aşamasında katkılar sağlayan başta Sayın Başkonsolosumuz Özgür Kıvanç Altan olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hedefimiz İşletme, sağlık ve turizm alanlarında fark yaratmak. Bu bölümlerin lisans, yüksek lisans ve uzaktan eğitim seçenekleri olacak. kısa sürede bölüm sayılarımızı arttıracağız. Okan International University, “Girişimcilik”, AR-GE” ve “Üniversite-Sanayi işbirliği” odaklı olacak. Üniversitemiz, başta ABD ve Türkiye olmak üzere tüm dünyadan öğrenci kabul edecek. Böylece ülkemizin marka değerine de büyük katkılar sağlayacak”.
“Gerçekten büyük bir iş yapıyorsunuz”
Açılışta bir konuşma yapan Türkiye’nin Miami Başkonsolosu Özgür Kıvanç Altan ise OIU’nun Türk ve ABD ilişkilerine önemli katkılar sağlayacağını ifade ederek, “Şu iki bayrağı ne kadar çok bir araya getirebilirsek ve o iki bayrak arasında ne kadar iletişim ve sinerji yaratabilirsek biz bundan o kadar zevk alıyoruz ki görevimiz de bu. Tam da bu sebepten dolayı bugün çok gururlu ve heyecanlıyız. Çünkü böyle bir sebepten dolayı bir araya gelmiş oluyoruz. Okan International University, Türkiye’deki Okan Üniversitesi’nin birikiminin bir yansıması olacak. Dolasıyla bir yandan hem ciddi bir ekonomik yatırım, hem de eğitim yatırımı olacak. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyorsunuz. Gerçekten büyük bir iş yapıyorsunuz. Dolayısıyla canı gönülden sizleri kutluyor, bayrağımızı burada dalgalandırdığınız için teşekkür ediyor, sizinle ve çalışma arkadaşlarınızla gurur duyuyoruz” dedi.
“Okan burada Türk dünyasını da temsil ediyor”
Kazakistan’nın Viyana Büyükelçisi Kayrat Sarıbay da yakın dostu Bekir Okan’ın daveti üzerine katıldığı açılışta çok gururlandığını söyledi. Sarıbay, “Sayın Bekir Okan’ın hayatında yapmış olduğu birçok açılış törenine katılma şansına sahibim. Bugün ayrı bir önem taşıyor. Çünkü Türk ve ABD bayraklarını bir araya getirdi. Ay yıldızlı bayrak sadece Türkiye’yi değil, Türk dünyasını da temsil ediyor. Bu nedenle biz de gururluyuz. Bu bayrağın her yerde görülmesinden yanayız. Çok cana yakın geldiği için ülkemizde gibi hissediyoruz. Barak ovasından dünyaya açılan Bekir Okan’ı tebrik ediyorum” diye konuştu.
Gala gecesinde “Türköri” rüzgarı
Protokol konuşmalarının ardından alkışlar eşliğinde açılış kurdelesi kesildi ve davetliler kampüsü gezerek bilgi aldı. Törenin ardından T.C. Miami Başkonsolosluk Rezidansında bir gala gecesi düzenlendi. Başkonsolos Özgür Kıvanç Altan ve eşi Aslı Altan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gece, aynı zamanda Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Neyzen Doç. Dr. Süleyman Ergüner’in ney taksimi eşliğindeki Sema ayini ile başladı. Sema’nın ardından ünlü modacı Vural Gökçaylı’nın “Turquerie ve Anadolu Medeniyetlerinden Esintiler” isimli yeni koleksiyonu, Uğurkan Erez kareografisiyle ünlü mankenler Yüksel Ak, Merve Büyüksaraç ve aynı zamanda Okan Üniversitesi öğretim üyesi olan Yrd. Doç. Dr. Ebru Güzel’in de yer aldığı defile ile yurtdışında ilk kez görücüye çıktı. Gökçaylı’nın yeni kreasyonu, 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Türk sanat ve kültüründen etkilenen Batı Avrupalıların (özellikle Fransızlar) taklit ettiği “Türköri” akımını yansıtıyor. Anadolu motiflerinin yer aldığı kıyafetler izleyenlerden büyük alkış aldı.
OIU hakkında…
2015-2016 Akademik Yılı’ndan itibaren Okan Üniversitesi’nin ücretli bölümlerine yerleşen öğrenciler, İngilizce Dil Hazırlık sınıfını isterlerse Okan International University'de ek bir eğitim ücreti ödemeden okuyabilecekler. Ayrıca her sınıftan dileyen öğrenciler, Miami Kampüsü’nde Haziran 2015'te açılacak İngilizce Yaz Programı ile ESL Sertifikası alabilecekler.
Önümüzdeki akademik yılda “İşletme”, “Turizm Yönetimi” ve “Sağlık Yönetimi” alanlarında lisans ve yüksek lisans programlarıyla eğitime başlayacak olan Okan International University’de örgün eğitimin yanı sıra uzaktan eğitim programları da yürütülecek. Üniversite sadece Türk öğrenciler için değil, programlara ilgi duyan farklı ülkelerden gençler için de önemli bir alternatif olacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
ABD yasalarına göre Miami’de kurulan Okan International University (OİU), görkemli bir törenle açıldı.
Türk ve ABD bayraklarıyla süslenen kampüsteki açılış, iki ülkenin iş, siyaset, eğitim ve medya dünyasından önemli isimleri bir araya getirdi. Türkiye’nin Miami Başkonsolosu Özgür Kıvanç Altan’ın rezidansında düzenlenen gala gecesi de renkli görüntülere sahne oldu. Neyzen Doç. Dr. Süleyman Ergüner’in ney taksimi eşliğindeki Sema gösterisi ve ünlü modacı Vural Gökçaylı’nın Anadolu’dan esintiler içeren defilesi izleyenleri büyüledi.
Okan Üniversitesi, sadece ABD’nin değil tüm dünyanın cazibe merkezi olarak kabul edilen Miami’de Amerikan yasalarına göre kurulan Okan International University’nin açılışını 15 Mayıs 2015’te Miami’de gerçekleştirdi. Türk ve Amerikan bayraklarıyla donatılan kampüs binası önündeki açılış törenine Türkiye’nin Miami Başkonsolosu Özgür Kıvanç Altan, Kazakistan’ın Viyana Büyükelçisi Kayrat Sarıbay, Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut ve Okan International University Rektörü Suzanne Crowley’in yanı sıra üniversite yöneticileri, Türk ve ABD’li basın mensupları ile Miami’deki Türk ve Amerikan çevrelerinden çok sayıda davetli katıldı.
Törende bir konuşma yapan Rektör Prof. Dr. Şule Kut, Okan Üniversitesi’nin katkıları ve Bekir Okan’ın vizyonuyla Türk kaynaklı bir Amerikan üniversitesinin açılışı için bir arada olduklarını belirterek, “Bu bizim için çok önemli. İkinci olarak şahsıma özel bir durum da söz konusu. Ben ABD’nin Amerikan toprakları dışında açtığı ilk eğitim kurumundan, Robert Koleji’nden mezunum. Bu nedenle Amerika’da bir Türkün açtığı yükseköğrenim kurumunda konuşmak beni ayrıca çok memnun ediyor” diye konuştu.
“Türkiye’nin marka değerine büyük katkı sağlayacak”
Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan ise açılış konuşmasında üniversitenin her geçen gün büyüdüğüne dikkat çekti. Okan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“15. yılı geride bıraktığımız Okan Üniversitesi’nde şu anda 18 bin öğrencimiz var. Okan Grubu’nun uluslararası tecrübesi ve Okan Üniversitesi’nin gücüyle Miami’deki OİU’yu büyük uğraşlar sonucunda kurduk. Kuruluş aşamasında katkılar sağlayan başta Sayın Başkonsolosumuz Özgür Kıvanç Altan olmak üzere tüm emeği geçenlere teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hedefimiz İşletme, sağlık ve turizm alanlarında fark yaratmak. Bu bölümlerin lisans, yüksek lisans ve uzaktan eğitim seçenekleri olacak. kısa sürede bölüm sayılarımızı arttıracağız. Okan International University, “Girişimcilik”, AR-GE” ve “Üniversite-Sanayi işbirliği” odaklı olacak. Üniversitemiz, başta ABD ve Türkiye olmak üzere tüm dünyadan öğrenci kabul edecek. Böylece ülkemizin marka değerine de büyük katkılar sağlayacak”.
“Gerçekten büyük bir iş yapıyorsunuz”
Açılışta bir konuşma yapan Türkiye’nin Miami Başkonsolosu Özgür Kıvanç Altan ise OIU’nun Türk ve ABD ilişkilerine önemli katkılar sağlayacağını ifade ederek, “Şu iki bayrağı ne kadar çok bir araya getirebilirsek ve o iki bayrak arasında ne kadar iletişim ve sinerji yaratabilirsek biz bundan o kadar zevk alıyoruz ki görevimiz de bu. Tam da bu sebepten dolayı bugün çok gururlu ve heyecanlıyız. Çünkü böyle bir sebepten dolayı bir araya gelmiş oluyoruz. Okan International University, Türkiye’deki Okan Üniversitesi’nin birikiminin bir yansıması olacak. Dolasıyla bir yandan hem ciddi bir ekonomik yatırım, hem de eğitim yatırımı olacak. Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyorsunuz. Gerçekten büyük bir iş yapıyorsunuz. Dolayısıyla canı gönülden sizleri kutluyor, bayrağımızı burada dalgalandırdığınız için teşekkür ediyor, sizinle ve çalışma arkadaşlarınızla gurur duyuyoruz” dedi.
“Okan burada Türk dünyasını da temsil ediyor”
Kazakistan’nın Viyana Büyükelçisi Kayrat Sarıbay da yakın dostu Bekir Okan’ın daveti üzerine katıldığı açılışta çok gururlandığını söyledi. Sarıbay, “Sayın Bekir Okan’ın hayatında yapmış olduğu birçok açılış törenine katılma şansına sahibim. Bugün ayrı bir önem taşıyor. Çünkü Türk ve ABD bayraklarını bir araya getirdi. Ay yıldızlı bayrak sadece Türkiye’yi değil, Türk dünyasını da temsil ediyor. Bu nedenle biz de gururluyuz. Bu bayrağın her yerde görülmesinden yanayız. Çok cana yakın geldiği için ülkemizde gibi hissediyoruz. Barak ovasından dünyaya açılan Bekir Okan’ı tebrik ediyorum” diye konuştu.
Gala gecesinde “Türköri” rüzgarı
Protokol konuşmalarının ardından alkışlar eşliğinde açılış kurdelesi kesildi ve davetliler kampüsü gezerek bilgi aldı. Törenin ardından T.C. Miami Başkonsolosluk Rezidansında bir gala gecesi düzenlendi. Başkonsolos Özgür Kıvanç Altan ve eşi Aslı Altan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gece, aynı zamanda Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi olan Neyzen Doç. Dr. Süleyman Ergüner’in ney taksimi eşliğindeki Sema ayini ile başladı. Sema’nın ardından ünlü modacı Vural Gökçaylı’nın “Turquerie ve Anadolu Medeniyetlerinden Esintiler” isimli yeni koleksiyonu, Uğurkan Erez kareografisiyle ünlü mankenler Yüksel Ak, Merve Büyüksaraç ve aynı zamanda Okan Üniversitesi öğretim üyesi olan Yrd. Doç. Dr. Ebru Güzel’in de yer aldığı defile ile yurtdışında ilk kez görücüye çıktı. Gökçaylı’nın yeni kreasyonu, 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Türk sanat ve kültüründen etkilenen Batı Avrupalıların (özellikle Fransızlar) taklit ettiği “Türköri” akımını yansıtıyor. Anadolu motiflerinin yer aldığı kıyafetler izleyenlerden büyük alkış aldı.
OIU hakkında…
2015-2016 Akademik Yılı’ndan itibaren Okan Üniversitesi’nin ücretli bölümlerine yerleşen öğrenciler, İngilizce Dil Hazırlık sınıfını isterlerse Okan International University'de ek bir eğitim ücreti ödemeden okuyabilecekler. Ayrıca her sınıftan dileyen öğrenciler, Miami Kampüsü’nde Haziran 2015'te açılacak İngilizce Yaz Programı ile ESL Sertifikası alabilecekler.
Önümüzdeki akademik yılda “İşletme”, “Turizm Yönetimi” ve “Sağlık Yönetimi” alanlarında lisans ve yüksek lisans programlarıyla eğitime başlayacak olan Okan International University’de örgün eğitimin yanı sıra uzaktan eğitim programları da yürütülecek. Üniversite sadece Türk öğrenciler için değil, programlara ilgi duyan farklı ülkelerden gençler için de önemli bir alternatif olacak.
Son Güncelleme: Çarşamba, 27 May 2015 11:35
Gösterim: 2517
Gaziantep'te kurulması planlanan Türk-Katar Uluslararası Üniversitesi için Büyükşehir Belediyesince yer belirlemesi yapıldı.
Çalışmayı en kısa sürede nihai sonuca ulaştırmak için ellerinden geleni yapmaya özen gösterdiklerini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, şunları söyledi:
"Katar Büyükelçiliği şu an nasıl bir üniversite olacağına dair planlama çalışmalarını yürütüyor. Geçtiğimiz günlerde de Milli Eğitim Bakanımız Nabi Avcı ile istişare ettik ve belediyemizden yer tahsisi konusunda yardım istedi. Biz de birkaç yer belirledik. Muhtemelen bir kaç güne kadar Katar Büyükelçimiz teknik heyetleriyle gelerek belirlenen yerlerde incelemelerde bulunacak. Ardından da projenin somut çalışmalarına başlanacak. İngilizce ve Arapça eğitim verilecek üniversite, şu an için temel ihtiyacı olan Suriyeli öğrenciler için öngörülüyor ancak Türkiye'den ve farklı milletlerden de öğrenciler burada eğitim alabilecek."
Kurulması planlanan üniversitenin uluslararası nitelikte olacağını vurgulayan Şahin, üniversitede Ortadoğu'nun yeniden canlanmasında aktif rol alacak ticaretten ekonomiye kadar her alanda yetişmiş eleman ihtiyacını karşılayacak bölümlerin olacağını kaydetti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Gaziantep'te kurulması planlanan Türk-Katar Uluslararası Üniversitesi için Büyükşehir Belediyesince yer belirlemesi yapıldı.
Çalışmayı en kısa sürede nihai sonuca ulaştırmak için ellerinden geleni yapmaya özen gösterdiklerini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, şunları söyledi:
"Katar Büyükelçiliği şu an nasıl bir üniversite olacağına dair planlama çalışmalarını yürütüyor. Geçtiğimiz günlerde de Milli Eğitim Bakanımız Nabi Avcı ile istişare ettik ve belediyemizden yer tahsisi konusunda yardım istedi. Biz de birkaç yer belirledik. Muhtemelen bir kaç güne kadar Katar Büyükelçimiz teknik heyetleriyle gelerek belirlenen yerlerde incelemelerde bulunacak. Ardından da projenin somut çalışmalarına başlanacak. İngilizce ve Arapça eğitim verilecek üniversite, şu an için temel ihtiyacı olan Suriyeli öğrenciler için öngörülüyor ancak Türkiye'den ve farklı milletlerden de öğrenciler burada eğitim alabilecek."
Kurulması planlanan üniversitenin uluslararası nitelikte olacağını vurgulayan Şahin, üniversitede Ortadoğu'nun yeniden canlanmasında aktif rol alacak ticaretten ekonomiye kadar her alanda yetişmiş eleman ihtiyacını karşılayacak bölümlerin olacağını kaydetti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 18 May 2015 11:53
Gösterim: 1015
YÖK, 2014-2015 eğitim öğretim döneminde 32 devlet üniversitesinde başlatılan e-kayıt uygulamasına, gelecek dönem devlete ait tüm yükseköğretim kurumlarında geçilmesini kararlaştırdı.
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, Yükseköğretim Bilgi Sistemi çalışmaları kapsamında ilk olarak 2014-2015 eğitim öğretim döneminde 32 devlet üniversitesinde başlatılan e-kayıt uygulamasına, gelecek dönem devlete ait tüm yükseköğretim kurumlarında geçilmesine karar verildi.
Bu kapsamda, 2015-2016 eğitim öğretim döneminde, devlete ait üniversitelere yerleşen öğrenciler "https://www.turkiye.gov.tr/" internet sitesi üzerinden e-kayıt yaptırabilecek. Buna, özel yetenek programları ile yükseköğretim kurumlarınca elektronik kaydı uygun görülmeyen (sağlık raporu, heyet raporu gerektirdiğinden) bazı programlar dahil edilmeyecek.
E-kayıt yaptırmak isteyenler, "https://www.turkiye.gov.tr/" adresinde "e-hizmetler" bölümü altındaki "Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı" başlığıyla açılacak "üniversite e-kayıt" seçeneğini tıklayarak, işlemini gerçekleştirebilecek. İşlemini tamamlayan öğrenciler, kayıt olduklarını gösteren barkotlu çıktı alabilecek.
Uygulama, 2015-2016 öğretim dönemi için ÖSYM'den temin edilecek yerleşen verisindeki öğrencileri kapsayacak. E-kayıt tarihleri, ÖSYM yerleştirme sonuçlarının açıklanmasından sonra duyurulacak.
E-kayıt, öğrencilerin isteğine bağlı olacak. Uygulamayla, devlete ait yükseköğretim kurumlarına yerleşen öğrenciler "e-devlet" kapısı üzerinden elektronik kayıtlarını gerçekleştirebilecekleri gibi üniversitelerine giderek şahsen de kaydolabilecek. Elektronik sistemi tercih eden öğrencilerin, üniversitelere giderek tekrar kayıt yaptırmasına gerek olmayacak. Öğrenciler, işlemin ardından, üniversitelerin duyurduğu tarihte ders kayıtlarını yaptırarak eğitime başlayabilecek.
Vakıf üniversitelerinde bu yıl uygulanmayacak
Açıklamada, vakıf üniversitelerine kayıtla ilgili bilgilere de yer verildi. Vakıf üniversitelerinde kesin kayıt işleminin eğitim ücretinin ödenmesinden sonra gerçekleştirildiği hatırlatılan açıklamada, farklı üniversitelerde değişik gereksinimler olması nedeniyle uygulamanın şu an için devlet üniversiteleriyle sınırlı tutulduğu belirtildi.
Açıklamada, "Sistemin tüm devlet üniversitelerinde başarılı uygulanması, vakıf üniversiteleri için de e-devlet kapısının gerekli ek süreçlerinin tamamlanmasının önünü açacaktır. 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibarıyla devlet üniversitelerimizdeki öğrencilerin yararlanabileceği bu imkanı bir sonraki yıldan itibaren vakıf üniversitelerimizin öğrencilerine de sunmayı arzuluyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Yeni yerleşen öğrencilerin, genellikle aileleriyle kayıt işlemleri için üniversitenin bulunduğu şehre gittikleri anımsatılan açıklamada, yurt ve eve yerleşmenin de ayrı süreçler olduğu kaydedildi.
Aileler ve öğrencilerin, okul açılıncaya kadar üniversitenin bulunduğu şehre birden fazla kez gidip gelmek zorunda kaldığına işaret edilen açıklamada, "Bunun öğrenci ve ailelerine mali külfeti bir yana zaman kaybına da yol açtığı düşünülerek, bu uygulama hayata geçirilmiştir. Bu yıl öğrenci yerleştirilecek 106 devlet üniversitemizdeki yaklaşık 600 bin lisans ve önlisans öğrencimizin diledikleri takdirde bu uygulamadan yararlanmasını sağlamış bulunmaktayız" ifadelerine yer verildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
YÖK, 2014-2015 eğitim öğretim döneminde 32 devlet üniversitesinde başlatılan e-kayıt uygulamasına, gelecek dönem devlete ait tüm yükseköğretim kurumlarında geçilmesini kararlaştırdı.
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan yazılı açıklamaya göre, Yükseköğretim Bilgi Sistemi çalışmaları kapsamında ilk olarak 2014-2015 eğitim öğretim döneminde 32 devlet üniversitesinde başlatılan e-kayıt uygulamasına, gelecek dönem devlete ait tüm yükseköğretim kurumlarında geçilmesine karar verildi.
Bu kapsamda, 2015-2016 eğitim öğretim döneminde, devlete ait üniversitelere yerleşen öğrenciler "https://www.turkiye.gov.tr/" internet sitesi üzerinden e-kayıt yaptırabilecek. Buna, özel yetenek programları ile yükseköğretim kurumlarınca elektronik kaydı uygun görülmeyen (sağlık raporu, heyet raporu gerektirdiğinden) bazı programlar dahil edilmeyecek.
E-kayıt yaptırmak isteyenler, "https://www.turkiye.gov.tr/" adresinde "e-hizmetler" bölümü altındaki "Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı" başlığıyla açılacak "üniversite e-kayıt" seçeneğini tıklayarak, işlemini gerçekleştirebilecek. İşlemini tamamlayan öğrenciler, kayıt olduklarını gösteren barkotlu çıktı alabilecek.
Uygulama, 2015-2016 öğretim dönemi için ÖSYM'den temin edilecek yerleşen verisindeki öğrencileri kapsayacak. E-kayıt tarihleri, ÖSYM yerleştirme sonuçlarının açıklanmasından sonra duyurulacak.
E-kayıt, öğrencilerin isteğine bağlı olacak. Uygulamayla, devlete ait yükseköğretim kurumlarına yerleşen öğrenciler "e-devlet" kapısı üzerinden elektronik kayıtlarını gerçekleştirebilecekleri gibi üniversitelerine giderek şahsen de kaydolabilecek. Elektronik sistemi tercih eden öğrencilerin, üniversitelere giderek tekrar kayıt yaptırmasına gerek olmayacak. Öğrenciler, işlemin ardından, üniversitelerin duyurduğu tarihte ders kayıtlarını yaptırarak eğitime başlayabilecek.
Vakıf üniversitelerinde bu yıl uygulanmayacak
Açıklamada, vakıf üniversitelerine kayıtla ilgili bilgilere de yer verildi. Vakıf üniversitelerinde kesin kayıt işleminin eğitim ücretinin ödenmesinden sonra gerçekleştirildiği hatırlatılan açıklamada, farklı üniversitelerde değişik gereksinimler olması nedeniyle uygulamanın şu an için devlet üniversiteleriyle sınırlı tutulduğu belirtildi.
Açıklamada, "Sistemin tüm devlet üniversitelerinde başarılı uygulanması, vakıf üniversiteleri için de e-devlet kapısının gerekli ek süreçlerinin tamamlanmasının önünü açacaktır. 2015-2016 eğitim öğretim yılı itibarıyla devlet üniversitelerimizdeki öğrencilerin yararlanabileceği bu imkanı bir sonraki yıldan itibaren vakıf üniversitelerimizin öğrencilerine de sunmayı arzuluyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Yeni yerleşen öğrencilerin, genellikle aileleriyle kayıt işlemleri için üniversitenin bulunduğu şehre gittikleri anımsatılan açıklamada, yurt ve eve yerleşmenin de ayrı süreçler olduğu kaydedildi.
Aileler ve öğrencilerin, okul açılıncaya kadar üniversitenin bulunduğu şehre birden fazla kez gidip gelmek zorunda kaldığına işaret edilen açıklamada, "Bunun öğrenci ve ailelerine mali külfeti bir yana zaman kaybına da yol açtığı düşünülerek, bu uygulama hayata geçirilmiştir. Bu yıl öğrenci yerleştirilecek 106 devlet üniversitemizdeki yaklaşık 600 bin lisans ve önlisans öğrencimizin diledikleri takdirde bu uygulamadan yararlanmasını sağlamış bulunmaktayız" ifadelerine yer verildi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 27 May 2015 11:11
Gösterim: 1554
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) önerdiği adaylar arasından 13 üniversiteye rektör ataması yaptı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 130. ve 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddeleri uyarınca, YÖK'ün önerdiği adaylar arasından bazı üniversitelere rektör atadığı belirtildi.
Buna göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü'yü, Ahi Evran Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Vatan Karakaya'yı, Aksaray Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yusuf Şahin'i, Amasya Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Metin Orbay'ı, Bozok Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Salih Karacabey'i, Düzce Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar'ı, Hitit Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Reha Metin Alkan'ı, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Seyit Aydın'ı, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Adem Korkmaz’ı, Namık Kemal Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Osman Şimşek’i, Ordu Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Tarık Yarılgaç'ı, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı'yı, Uşak Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Sait Çelik'i atadı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) önerdiği adaylar arasından 13 üniversiteye rektör ataması yaptı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 130. ve 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddeleri uyarınca, YÖK'ün önerdiği adaylar arasından bazı üniversitelere rektör atadığı belirtildi.
Buna göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü'yü, Ahi Evran Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Vatan Karakaya'yı, Aksaray Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yusuf Şahin'i, Amasya Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Metin Orbay'ı, Bozok Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Salih Karacabey'i, Düzce Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Nigar Demircan Çakar'ı, Hitit Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Reha Metin Alkan'ı, Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Seyit Aydın'ı, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Adem Korkmaz’ı, Namık Kemal Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Osman Şimşek’i, Ordu Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Tarık Yarılgaç'ı, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı'yı, Uşak Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden Prof. Dr. Sait Çelik'i atadı.
Son Güncelleme: Cuma, 15 May 2015 11:08
Gösterim: 1347

