Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

İngilizce bilmenin en az Türkçe bilmek yada bilgisayar bilmek gibi doğal bir özellik olduğu günümüz iş dünyasında, başarılı olabilmek ve iyi bir kariyere sahip olabilmek için ikinci bir dile daha ihtiyaç duyuluyor. Yüksek düzeyde İngilizce konuşurken en azından İspanyolca, Japonca ya da Rusça gibi dillerden birinden orta düzeyde bilmek oldukça önemli. Tabi bir de önemli olan bu dilleri öğrenirken ülkelerin kültürlerini de öğrenmek kariyerinize zenginlik katacaktır.

Dil ülkelerin iletişim aracıdır

Ülkelerin küreselleşme seviyeleri, internet erişimi, ekonomisi, kültürü ve eğitim düzeyi İngilizce yeterliğini belirleyen faktörlerdir. Türkiye’de yabancı dil seviyesinin düşük olması maalesef eğitim sistemimizin kötü olması ile doğrudan alakalıdır.

Yabancı dil bilmeden bir kariyer sahibi olabilirsiniz elbette ancak maalesef kariyerinizde ilerlemeniz mümkün olamayacaktır. Yabancı dil öğrenmek, o dili konuşan ülkelerin kültürlerini de öğrenmektir aynı zamanda. Bilgi birikim ve deneyimler, yabancı dil ve kültürle birleştirildiği ölçüde zenginliğiniz artıyor. Bu bilinçle gençlerin ortaöğretim yıllarını geçirmelerini sağlamalıyız. Maalesef Orta Öğretim sistemimiz üniversite kontenjanlarına aday yetiştirmek ve çocukları eleme üzerine kurulmuş bir sistem üzerine inşa edilmiş durumda. Lise mezunu statüsündeki öğrencilerimiz test çözmek dışında, farklı birikimlere sahip olmadığı sürece başarılı olmalarına imkân yok. Dışarıda maalesef çok acımasız bir dünya var. Gençleri üniversite sınavında başarılı olmaları için test çözmeyi öğretmek yerine daha farklı birikimlere sahip olmalarını sağlamalıyız.

Yabancı dil öğrenimi okul öncesi eğitimle başlar!

Eğitim sistemimizde İngilizce programının ağırlığı düşüktür. Türkiye’de yabancı dil ve İngilizce öğretimi okul öncesinden başlatılıp, ilköğretimin birinci sınıfından itibaren İngilizce öğretmenleri tarafından verilmelidir. Finlandiya’nın PISA’daki başarısının temel sebebi okul öncesi eğitime verilen önemde saklıdır.

Finlandiya’nın sırrı ne?

Finlandiya eğitim sistemini başarıya götüren temel özelliğini eğitim altyapısının doğru kurgulanmasına bağlayabiliriz. Finlandiya eğitimde fırsat eşitliğini yaratmış, dil, din, ırk, ekonomik durum vb. ayırmaksızın tüm öğrencilere eşit haklar tanınmıştır. Özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara ihtimam gösterilip, öğrencileri aşağılamayan ve yarıştırmayan bir sistem oluşturulmuştur.  Merkezden yönetilmeyen esnek eğitim programlarına sahip Finlandiya’da işbirliğini esas alan eğitim yöntemleri kullanılmaktadır. Başarı kurulan sistemin başarısıdır, şansa bırakılmamıştır.

İskandinav ülkeleri İngilizce öğrenimi için çok iyi bir fırsat

İskandinav ülkelerinde İngilizce öğretimi bütün öğrencilere zorunlu olarak verilmektedir. Ülkelerin İngilizce seviyelerinin yüksek olması bu durumun güzel bir sonucudur. Okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar her kısımda İngilizce eğitimi almanız mümkündür. Tavsiyem yurtdışı özellikle yaz programlarını İskandinav ülkelerinde değerlendirmeniz.  Programlar sanıldığı kadar pahalı da değil. Daha uygun maliyetlerde yaz programlara katılabileceğiniz Norveç, İsveç gibi İskandinav ülkelerini tercih edebilirsiniz.  Bu ülkelerde programların maliyetleri daha uygundur.

Yasemin Çiçekçisoy

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.  

Twitter: @yccsoy

> Yabancı dil problemini yurtdışında çözün!

İngilizce bilmenin en az Türkçe bilmek yada bilgisayar bilmek gibi doğal bir özellik olduğu günümüz iş dünyasında, başarılı olabilmek ve iyi bir kariyere sahip olabilmek için ikinci bir dile daha ihtiyaç duyuluyor. Yüksek düzeyde İngilizce konuşurken en azından İspanyolca, Japonca ya da Rusça gibi dillerden birinden orta düzeyde bilmek oldukça önemli. Tabi bir de önemli olan bu dilleri öğrenirken ülkelerin kültürlerini de öğrenmek kariyerinize zenginlik katacaktır.

Dil ülkelerin iletişim aracıdır

Ülkelerin küreselleşme seviyeleri, internet erişimi, ekonomisi, kültürü ve eğitim düzeyi İngilizce yeterliğini belirleyen faktörlerdir. Türkiye’de yabancı dil seviyesinin düşük olması maalesef eğitim sistemimizin kötü olması ile doğrudan alakalıdır.

Yabancı dil bilmeden bir kariyer sahibi olabilirsiniz elbette ancak maalesef kariyerinizde ilerlemeniz mümkün olamayacaktır. Yabancı dil öğrenmek, o dili konuşan ülkelerin kültürlerini de öğrenmektir aynı zamanda. Bilgi birikim ve deneyimler, yabancı dil ve kültürle birleştirildiği ölçüde zenginliğiniz artıyor. Bu bilinçle gençlerin ortaöğretim yıllarını geçirmelerini sağlamalıyız. Maalesef Orta Öğretim sistemimiz üniversite kontenjanlarına aday yetiştirmek ve çocukları eleme üzerine kurulmuş bir sistem üzerine inşa edilmiş durumda. Lise mezunu statüsündeki öğrencilerimiz test çözmek dışında, farklı birikimlere sahip olmadığı sürece başarılı olmalarına imkân yok. Dışarıda maalesef çok acımasız bir dünya var. Gençleri üniversite sınavında başarılı olmaları için test çözmeyi öğretmek yerine daha farklı birikimlere sahip olmalarını sağlamalıyız.

Yabancı dil öğrenimi okul öncesi eğitimle başlar!

Eğitim sistemimizde İngilizce programının ağırlığı düşüktür. Türkiye’de yabancı dil ve İngilizce öğretimi okul öncesinden başlatılıp, ilköğretimin birinci sınıfından itibaren İngilizce öğretmenleri tarafından verilmelidir. Finlandiya’nın PISA’daki başarısının temel sebebi okul öncesi eğitime verilen önemde saklıdır.

Finlandiya’nın sırrı ne?

Finlandiya eğitim sistemini başarıya götüren temel özelliğini eğitim altyapısının doğru kurgulanmasına bağlayabiliriz. Finlandiya eğitimde fırsat eşitliğini yaratmış, dil, din, ırk, ekonomik durum vb. ayırmaksızın tüm öğrencilere eşit haklar tanınmıştır. Özel eğitime ihtiyacı olan çocuklara ihtimam gösterilip, öğrencileri aşağılamayan ve yarıştırmayan bir sistem oluşturulmuştur.  Merkezden yönetilmeyen esnek eğitim programlarına sahip Finlandiya’da işbirliğini esas alan eğitim yöntemleri kullanılmaktadır. Başarı kurulan sistemin başarısıdır, şansa bırakılmamıştır.

İskandinav ülkeleri İngilizce öğrenimi için çok iyi bir fırsat

İskandinav ülkelerinde İngilizce öğretimi bütün öğrencilere zorunlu olarak verilmektedir. Ülkelerin İngilizce seviyelerinin yüksek olması bu durumun güzel bir sonucudur. Okul öncesi eğitimden yetişkin eğitimine kadar her kısımda İngilizce eğitimi almanız mümkündür. Tavsiyem yurtdışı özellikle yaz programlarını İskandinav ülkelerinde değerlendirmeniz.  Programlar sanıldığı kadar pahalı da değil. Daha uygun maliyetlerde yaz programlara katılabileceğiniz Norveç, İsveç gibi İskandinav ülkelerini tercih edebilirsiniz.  Bu ülkelerde programların maliyetleri daha uygundur.

Yasemin Çiçekçisoy

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.  

Twitter: @yccsoy

Son Güncelleme: Salı, 11 Mart 2014 08:16

Gösterim: 2071

Okullar kapanırken açılan okul: Yaz Okulu

Üniversite öğrencisi yaz tatilini nasıl değerlendirmeli?

Bu soruya Victor Hugo’un bir sözünü hatırlatarak yanıt vermek istiyorum. “Çalışmak hayat, düşünmek ışıktır” Benimde öğrencilere tavsiyem, çok çalışmak ve hayal etmek olacaktır. Bana göre yaz ayları, üniversite dışında yapılacak faaliyetlerle (dönem içinde başarısız olunan derslerin yazın alınması yerine) özellikle de kişisel gelişimine katkı sağlayacak şekilde değerlendirilmelidir. Liderlik, yaratıcılık ve kendilerine olan özgüvenleri arttıran projelerde yer almalı, kişi kendi sınırlarını aşmalıdır. Üniversite yıllarında çalışmak, kişide iletişim becerisini ve takım çalışmasına yatkınlık özelliklerini geliştirilmesine yol açar. Unutulmamalı ki üniversite bitiminde öğrencilerimizi oldukça güç iş hayatı koşulları bekliyor. Atı alanın Üsküdar’ı çoktan geçmiş olduğu bir dünyada,  kendi ayaklarının üzerinde durmak oldukça güç ve kritik önemde. Özellikle yaz döneminde yapılan yurtiçi/yurtdışı stajlar, proje ve faaliyetler öğrencilerin kariyer yolculuğunda çok değerli. 

Nasıl program bulacağım?

Uluslar arası gençlik kampları, gönüllü faaliyetleri, Ulusal Ajans tarafından yürütülen faaliyetler, UNESCO, ICEF ve Birleşmiş Milletler programları vb. gibi birçok olanak mevcut. 

Au Pairlik Ne Demektir?

Yurtdışında çalışarak öğrenme programlarından biri olan “Au Pair” sistemidir. Bu program yabancı bir ülkede bir aile yanında kalıp, ailenin çocukları ve hafif ev işleriyle ilgilenme karşılığında ücretsiz barınma, yemek, cep harçlığı ve dil okuluna devam edebilme imkânı sağlamaktadır. Yabancı dili ilerletmenizde son derece önemli bir programdır. Au Pair sistemine katılan aileler size yabancı dil seviyenizi ilerletmenizde çok yardımcı olacaklardır. 

Uluslararası Gençlik Kampları

Gönüllü Çalışma Kampları, dünyanın değişik ülkelerinden insanların belli bir ortak amaç için işgücünü ortaya koydukları alanlardır. Okul, hastane onarımı, ağaçlandırma gibi birçok sosyal, kültürel ve barışçı amaçların gerçekleştiği bu kamplardan her yıl binlerce genç yararlanmaktadır. Uluslar arası gençlik kamplarına katılan gençlerin yaşadıkları deneyimler, tüm hayatları boyunca onlara bir artı değer olarak geri döndüğünden eminim.

ABD'deki çalışarak tatil olanakları: Camp America ve Work&Holiday programları

Tüm Dünya'dan yaklaşık 12.000 kişiye her yaz ABD'de hem çalışma hem de tatil fırsatı sunan bu programlar, ABD'ye J-1 vizesi tahsis edebilen Amerikan vakıflarının sponsorluğunda gerçekleşir.  Uçak biletiniz dışındaki konaklama ve yemek masraflarınızın karşılandığı bu programlarda ayrıca haftada 20-50 dolar arası harçlık kazanabilirsiniz. Çalışma süresi en az 9-10 hafta ile sınırlanmıştır ve bu süre sonunda ABD'de 2 hafta daha kalma hakkınız vardır. Başvuru için 18–37 yaşları arasında ve en az lise mezunu olmak, çok iyi düzeyde İngilizce bilmek, sabıkalı olmamak, vakıf temsilcilikleri tarafından açılan yapılan mülakatlarda başarılı olmanız gerekmektedir.

Erasmus Köşesi

Ulusal ajans 2013-2014 Erasmus hibelerini açıkladı. Üniversiteler talep ettikleri hibeleri aldılar. Yeni akademik yılda tüm üniversitelerimize başarılar diliyorum. Programı yürütmekte olduğum Haliç Üniversitesi de hibe oranlarını arttırarak 321.600 Avroya ulaştı. Şimdi önemli olan bu hibeleri yerinde kullanarak, gerçek değişimlere imza atmak. Emeği geçen herkese teşekkürler.

“Sıkı bir çalışmanın yerini hiç bir şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.”  Thomas Alva Edison

Yasemin Çiçekçisoy

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.  

Twitter: @yccsoy

> Üniversite öğrencisi yaz tatilini nasıl değerlendirmeli?

Okullar kapanırken açılan okul: Yaz Okulu

Üniversite öğrencisi yaz tatilini nasıl değerlendirmeli?

Bu soruya Victor Hugo’un bir sözünü hatırlatarak yanıt vermek istiyorum. “Çalışmak hayat, düşünmek ışıktır” Benimde öğrencilere tavsiyem, çok çalışmak ve hayal etmek olacaktır. Bana göre yaz ayları, üniversite dışında yapılacak faaliyetlerle (dönem içinde başarısız olunan derslerin yazın alınması yerine) özellikle de kişisel gelişimine katkı sağlayacak şekilde değerlendirilmelidir. Liderlik, yaratıcılık ve kendilerine olan özgüvenleri arttıran projelerde yer almalı, kişi kendi sınırlarını aşmalıdır. Üniversite yıllarında çalışmak, kişide iletişim becerisini ve takım çalışmasına yatkınlık özelliklerini geliştirilmesine yol açar. Unutulmamalı ki üniversite bitiminde öğrencilerimizi oldukça güç iş hayatı koşulları bekliyor. Atı alanın Üsküdar’ı çoktan geçmiş olduğu bir dünyada,  kendi ayaklarının üzerinde durmak oldukça güç ve kritik önemde. Özellikle yaz döneminde yapılan yurtiçi/yurtdışı stajlar, proje ve faaliyetler öğrencilerin kariyer yolculuğunda çok değerli. 

Nasıl program bulacağım?

Uluslar arası gençlik kampları, gönüllü faaliyetleri, Ulusal Ajans tarafından yürütülen faaliyetler, UNESCO, ICEF ve Birleşmiş Milletler programları vb. gibi birçok olanak mevcut. 

Au Pairlik Ne Demektir?

Yurtdışında çalışarak öğrenme programlarından biri olan “Au Pair” sistemidir. Bu program yabancı bir ülkede bir aile yanında kalıp, ailenin çocukları ve hafif ev işleriyle ilgilenme karşılığında ücretsiz barınma, yemek, cep harçlığı ve dil okuluna devam edebilme imkânı sağlamaktadır. Yabancı dili ilerletmenizde son derece önemli bir programdır. Au Pair sistemine katılan aileler size yabancı dil seviyenizi ilerletmenizde çok yardımcı olacaklardır. 

Uluslararası Gençlik Kampları

Gönüllü Çalışma Kampları, dünyanın değişik ülkelerinden insanların belli bir ortak amaç için işgücünü ortaya koydukları alanlardır. Okul, hastane onarımı, ağaçlandırma gibi birçok sosyal, kültürel ve barışçı amaçların gerçekleştiği bu kamplardan her yıl binlerce genç yararlanmaktadır. Uluslar arası gençlik kamplarına katılan gençlerin yaşadıkları deneyimler, tüm hayatları boyunca onlara bir artı değer olarak geri döndüğünden eminim.

ABD'deki çalışarak tatil olanakları: Camp America ve Work&Holiday programları

Tüm Dünya'dan yaklaşık 12.000 kişiye her yaz ABD'de hem çalışma hem de tatil fırsatı sunan bu programlar, ABD'ye J-1 vizesi tahsis edebilen Amerikan vakıflarının sponsorluğunda gerçekleşir.  Uçak biletiniz dışındaki konaklama ve yemek masraflarınızın karşılandığı bu programlarda ayrıca haftada 20-50 dolar arası harçlık kazanabilirsiniz. Çalışma süresi en az 9-10 hafta ile sınırlanmıştır ve bu süre sonunda ABD'de 2 hafta daha kalma hakkınız vardır. Başvuru için 18–37 yaşları arasında ve en az lise mezunu olmak, çok iyi düzeyde İngilizce bilmek, sabıkalı olmamak, vakıf temsilcilikleri tarafından açılan yapılan mülakatlarda başarılı olmanız gerekmektedir.

Erasmus Köşesi

Ulusal ajans 2013-2014 Erasmus hibelerini açıkladı. Üniversiteler talep ettikleri hibeleri aldılar. Yeni akademik yılda tüm üniversitelerimize başarılar diliyorum. Programı yürütmekte olduğum Haliç Üniversitesi de hibe oranlarını arttırarak 321.600 Avroya ulaştı. Şimdi önemli olan bu hibeleri yerinde kullanarak, gerçek değişimlere imza atmak. Emeği geçen herkese teşekkürler.

“Sıkı bir çalışmanın yerini hiç bir şey alamaz. Deha yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.”  Thomas Alva Edison

Yasemin Çiçekçisoy

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.  

Twitter: @yccsoy

Son Güncelleme: Salı, 09 Temmuz 2013 08:51

Gösterim: 7285

Yurtdışında paranızı nasıl harcamalısınız?

 Yurtdışında paranızı nasıl harcamalısınız? Yurtdışında okumayı planlıyorsunuz? Peki, elinizdeki parayı nasıl idareli kullanacaksınız?

Büyüklerimizden her zaman duyarız, parayı kazanmak mesele değil asıl olan idare etmektir

diye. Yurtdışında paranızı idareli bir şekilde kullanabilmek bir sanat aslında. Ben size bu

sanat ile ilgili birkaç ipucu vereceğim.

Öncelikle yurtdışına gitmeden önce gideceğiniz bölgede hangi bankaların olduğunu mutlaka araştırmalısınız.

Paranızı mutlaka bankada muhafaza edin. Yurtdışında kimse üzerinde 100 dolar yada Eurodan fazla para taşımaz.

Tüm alışverişler ve ihtiyaçlar kredi kartı, banka kartları veya seyahat çekleri vasıtasıyla yapılır. Böylelikle nakit paranızın çalınma riskini azaltmış olursunuz.

Doğru kredi-banka kartını seçin...

Bir sürü banka ve bir sürü hizmet seçenekleri var..öncelikle yurtdışında bulunacağınız yerde bankanızın bir şubesi var mı kontrol edin.

Eğer yoksa en ucuz ve kolay şekilde bankayla nasıl çalışabileceğinizi araştırın. Unutmayın ki banka komisyon ücretleri bazen çok can sıkıcı olabiliyor.

Bu nedenle bankaların yurtdışı öğrenci paketlerine bakın. Bankanız harcamalarınızı USD veya Euro cinsinden ekstrenize yansıtması sizi ekstra kur farklarından koruyacaktır.

Konaklama ve seyehat..

Her ülkenin ucuz konaklama koşulları vardır. Özellikle Avrupa'da okuyacak öğrenciler için Erasmus Student Network sayesinde uygun koşullarda konaklama imkanına ulaşabilirsiniz.Uluslararası Öğrenci Seyahat Konferansı (ISTC)'nın yayınladığı 'The Sleep-Cheap Guide to Europe' kitapçığına mutlaka göz atın.

Avrupa'da en kolay ve en uygun seyehat aracı trendir. Eurotrail Youthpass, Inter Rail ve Eurotrain ile Avrupanın birçok ülkesine oldukça ucuz ve hızlı şekilde gidebilirsiniz. Seyehatleriniz için mutlaka Uluslararası Öğrenci Kimlik Kartı (ISIC) indirimlerinden faydalanın.

Yurtdışında telefon kullanımı..

Türkiye'de kullandığınız telefon hattınızı yurtdışında kullanmayın. Yurtdışına gider gitmez bulunduğunuz ülkenin cep telefonu hattını satın alın. Yurtdışı aramaları için satılan kartları ailelerinizi aramak için kullanabilirsiniz. Birde tabi skype vb internet üzerinden görüntülü konuşmanızı sağlayan hizmetlerden faydalanmakta yarar var.

Fastfood'dan uzak durun..

Mutlaka yemek yapmayı öğrenmelisiniz. Yemek yapmayı öğrenmek aslında yurtdışı eğitim sürecinin oldukça önemli bir parçası. Kendinizi keşfedeceğiniz yurtdışı serüveninin en keyifli bölümü yemek yapmayı öğrenmektir. En leziz makarna ve yumurtaları bu süreçte tadacaksınız:)

Hatta favori yemek tariflerinizi bana yazın bu köşede paylaşalım.

2011-2012 yılı değişim öğrencileri yavaş yavaş ülkelerine geri dönmeye başladı. Edindiğim izlenimler geri dönen öğrencilerin Türkiye'ye adaptasyon problemi yaşamaya başladıkları yönünde. Yeniden gidebilmenin yollarını arıyorlar. Umarım yurtdışı deneyimlerinden elde ettikleri kazanımlar doğrultusunda hayatlarını farklı yönlendirirler. Erasmus değişimi yapıp geri dönen öğrencilere tavsiyem 4. sınıfa gelmeden mutlaka Erasmus staj programına katılmalarıdır.

“Düşünüyorum, öyleyse varım.”

(Cogito, ergo sum; je pense, donc je suis.)

Rene Descartes

(Yasemin Çiçekçisoy)

> Yurtdışına okumaya giden öğrencilere altın öğütler

Yurtdışında paranızı nasıl harcamalısınız?

 Yurtdışında paranızı nasıl harcamalısınız? Yurtdışında okumayı planlıyorsunuz? Peki, elinizdeki parayı nasıl idareli kullanacaksınız?

Büyüklerimizden her zaman duyarız, parayı kazanmak mesele değil asıl olan idare etmektir

diye. Yurtdışında paranızı idareli bir şekilde kullanabilmek bir sanat aslında. Ben size bu

sanat ile ilgili birkaç ipucu vereceğim.

Öncelikle yurtdışına gitmeden önce gideceğiniz bölgede hangi bankaların olduğunu mutlaka araştırmalısınız.

Paranızı mutlaka bankada muhafaza edin. Yurtdışında kimse üzerinde 100 dolar yada Eurodan fazla para taşımaz.

Tüm alışverişler ve ihtiyaçlar kredi kartı, banka kartları veya seyahat çekleri vasıtasıyla yapılır. Böylelikle nakit paranızın çalınma riskini azaltmış olursunuz.

Doğru kredi-banka kartını seçin...

Bir sürü banka ve bir sürü hizmet seçenekleri var..öncelikle yurtdışında bulunacağınız yerde bankanızın bir şubesi var mı kontrol edin.

Eğer yoksa en ucuz ve kolay şekilde bankayla nasıl çalışabileceğinizi araştırın. Unutmayın ki banka komisyon ücretleri bazen çok can sıkıcı olabiliyor.

Bu nedenle bankaların yurtdışı öğrenci paketlerine bakın. Bankanız harcamalarınızı USD veya Euro cinsinden ekstrenize yansıtması sizi ekstra kur farklarından koruyacaktır.

Konaklama ve seyehat..

Her ülkenin ucuz konaklama koşulları vardır. Özellikle Avrupa'da okuyacak öğrenciler için Erasmus Student Network sayesinde uygun koşullarda konaklama imkanına ulaşabilirsiniz.Uluslararası Öğrenci Seyahat Konferansı (ISTC)'nın yayınladığı 'The Sleep-Cheap Guide to Europe' kitapçığına mutlaka göz atın.

Avrupa'da en kolay ve en uygun seyehat aracı trendir. Eurotrail Youthpass, Inter Rail ve Eurotrain ile Avrupanın birçok ülkesine oldukça ucuz ve hızlı şekilde gidebilirsiniz. Seyehatleriniz için mutlaka Uluslararası Öğrenci Kimlik Kartı (ISIC) indirimlerinden faydalanın.

Yurtdışında telefon kullanımı..

Türkiye'de kullandığınız telefon hattınızı yurtdışında kullanmayın. Yurtdışına gider gitmez bulunduğunuz ülkenin cep telefonu hattını satın alın. Yurtdışı aramaları için satılan kartları ailelerinizi aramak için kullanabilirsiniz. Birde tabi skype vb internet üzerinden görüntülü konuşmanızı sağlayan hizmetlerden faydalanmakta yarar var.

Fastfood'dan uzak durun..

Mutlaka yemek yapmayı öğrenmelisiniz. Yemek yapmayı öğrenmek aslında yurtdışı eğitim sürecinin oldukça önemli bir parçası. Kendinizi keşfedeceğiniz yurtdışı serüveninin en keyifli bölümü yemek yapmayı öğrenmektir. En leziz makarna ve yumurtaları bu süreçte tadacaksınız:)

Hatta favori yemek tariflerinizi bana yazın bu köşede paylaşalım.

2011-2012 yılı değişim öğrencileri yavaş yavaş ülkelerine geri dönmeye başladı. Edindiğim izlenimler geri dönen öğrencilerin Türkiye'ye adaptasyon problemi yaşamaya başladıkları yönünde. Yeniden gidebilmenin yollarını arıyorlar. Umarım yurtdışı deneyimlerinden elde ettikleri kazanımlar doğrultusunda hayatlarını farklı yönlendirirler. Erasmus değişimi yapıp geri dönen öğrencilere tavsiyem 4. sınıfa gelmeden mutlaka Erasmus staj programına katılmalarıdır.

“Düşünüyorum, öyleyse varım.”

(Cogito, ergo sum; je pense, donc je suis.)

Rene Descartes

(Yasemin Çiçekçisoy)

Son Güncelleme: Perşembe, 19 Temmuz 2012 16:23

Gösterim: 3970

Eğitimde fırsat eşitliğini yakalamak pratikte mümkün değil…

Başlığı okuyunca belki bana kızacak çok kişi olacak, kendince sebeplerini sıralayacaklar ama her ne kadar eğitim ve öğretim hakkı anayasal bir hak olsa da, eğitimde fırsat eşitliğinin teoride ancak mümkün olabileceği, pratikte olmayacağı bir gerçektir.

Neden mi?

Nedeni aslında çok basit. Eğitimde fırsat eşitliğini; bireye, yaşadığı bölge, kadın erkek ayrımı yapmadan,  bilgi ve becerilerini geliştirebilmesi için eğitim-öğretim sağlamak, tüm eğitim olanaklarını en üst düzeyde bireylerin hizmetine sunarken bir yandan da bu amaçları yasalarla destekleme” şeklinde tanımlayabiliriz. Eğitimde fırsat eşitliği sadece eğitim ya da öğretim kurumlarına değil, aynı zamanda fiziki çevrenin imkânlarına da bağlı olduğu bir gerçektir. Türkiye’de bu durum karmaşık bir haldedir. Bölgesel farklılıklar ve gelişmişlik düzeyi eğitimde fırsat eşitliğini etkiler. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana eğitimde fırsat eşitliğinin, istenen düzeye getirilemediğini düşünüyorum.

Peki ne yapmalı?

Eğitime erişimi kolaylaştıracak ve eğitimin kalitesini iyileştirecek adımlar atılmalı. Bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmalı. Günümüz eğitim dünyasında bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Lügatımıza yeni bir kavram girdi, “google it” artık internet sayesinde istemediğimiz kadar bilgiye ulaşabiliyoruz. Hem de oturduğumuz yerden. Bu bir lüks ama aynı zamanda bir dezavantaj. Arama motorlarından edindiğimiz bilgileri nasıl içeri çekip, bilgiyi nasıl dönüştüreceğiz noktasında öğretmenlerimize büyük iş düşüyor. Öğretmenler bize işte bu noktada bize koçluk yapmalılar. 

Uluslararası eğitim tüm öğrencilerin hakkıdır.

Uluslar arası değişim programları eğitim sisteminin olmazsa olmazı haline gelmelidir. Öğrenciler öğrenim hayatlarının bir bölümünde mutlaka farklı bir ülkede farklı bir eğitim sisteminde öğrenim görmelidir. Sadece yükseköğretim yada Erasmus, Youth, Leonardo vb AB eğitim programlarından bahsetmiyorum. Lise yıllarında da yurtdışına gidebilmeli, o havayı solumalılar. Kim bilir Çin, Hongkong, Kore, Kanada,Amerika, Uzakdoğu vb. farklı yerlerde hayatlarının fırsatlarını yakalayabilirler.

Dünya Üniversiteler Servisi Lima Bildirgesi:

Akademik Özgürlük ve Yüksek Öğretim Kurumlarının Özerkliği

"Akademik özgürlük", akademik bir çevre üyelerinin tek tek yada toplu halde bilgiyi araştırma, inceleme, tartışma, belgeleme, üretme, yaratma, öğretme, anlatma veya yazma yoluyla edinmelerinde, geliştirmelerinde ve iletmelerindeki özgürlükleri anlamına gelir.

11'inci maddeye göre; devletler, tüm orta öğretim mezunları veya yüksek öğretim düzeyinde öğrenimlerini sürdürebileceklerini ispat edebilecek diğer kişiler için ücretsiz bir yüksek öğretim sistemi tasarlamak, düzenlemek ve yaşama geçirmek için tüm gerekli önlemleri almalıdırlar.

Kaynak: http://kinodelia.fisek.com.tr/yok.html

“İnsanların varlığını belirleyen şey, onların bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır.”

Karl Marx

Yasemin Çiçekçisoy

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Twitter: @yccsoy

> Eğitimde fırsat eşitliği pratikte mümkün değil…

Eğitimde fırsat eşitliğini yakalamak pratikte mümkün değil…

Başlığı okuyunca belki bana kızacak çok kişi olacak, kendince sebeplerini sıralayacaklar ama her ne kadar eğitim ve öğretim hakkı anayasal bir hak olsa da, eğitimde fırsat eşitliğinin teoride ancak mümkün olabileceği, pratikte olmayacağı bir gerçektir.

Neden mi?

Nedeni aslında çok basit. Eğitimde fırsat eşitliğini; bireye, yaşadığı bölge, kadın erkek ayrımı yapmadan,  bilgi ve becerilerini geliştirebilmesi için eğitim-öğretim sağlamak, tüm eğitim olanaklarını en üst düzeyde bireylerin hizmetine sunarken bir yandan da bu amaçları yasalarla destekleme” şeklinde tanımlayabiliriz. Eğitimde fırsat eşitliği sadece eğitim ya da öğretim kurumlarına değil, aynı zamanda fiziki çevrenin imkânlarına da bağlı olduğu bir gerçektir. Türkiye’de bu durum karmaşık bir haldedir. Bölgesel farklılıklar ve gelişmişlik düzeyi eğitimde fırsat eşitliğini etkiler. Cumhuriyetin kurulmasından bu yana eğitimde fırsat eşitliğinin, istenen düzeye getirilemediğini düşünüyorum.

Peki ne yapmalı?

Eğitime erişimi kolaylaştıracak ve eğitimin kalitesini iyileştirecek adımlar atılmalı. Bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmalı. Günümüz eğitim dünyasında bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Lügatımıza yeni bir kavram girdi, “google it” artık internet sayesinde istemediğimiz kadar bilgiye ulaşabiliyoruz. Hem de oturduğumuz yerden. Bu bir lüks ama aynı zamanda bir dezavantaj. Arama motorlarından edindiğimiz bilgileri nasıl içeri çekip, bilgiyi nasıl dönüştüreceğiz noktasında öğretmenlerimize büyük iş düşüyor. Öğretmenler bize işte bu noktada bize koçluk yapmalılar. 

Uluslararası eğitim tüm öğrencilerin hakkıdır.

Uluslar arası değişim programları eğitim sisteminin olmazsa olmazı haline gelmelidir. Öğrenciler öğrenim hayatlarının bir bölümünde mutlaka farklı bir ülkede farklı bir eğitim sisteminde öğrenim görmelidir. Sadece yükseköğretim yada Erasmus, Youth, Leonardo vb AB eğitim programlarından bahsetmiyorum. Lise yıllarında da yurtdışına gidebilmeli, o havayı solumalılar. Kim bilir Çin, Hongkong, Kore, Kanada,Amerika, Uzakdoğu vb. farklı yerlerde hayatlarının fırsatlarını yakalayabilirler.

Dünya Üniversiteler Servisi Lima Bildirgesi:

Akademik Özgürlük ve Yüksek Öğretim Kurumlarının Özerkliği

"Akademik özgürlük", akademik bir çevre üyelerinin tek tek yada toplu halde bilgiyi araştırma, inceleme, tartışma, belgeleme, üretme, yaratma, öğretme, anlatma veya yazma yoluyla edinmelerinde, geliştirmelerinde ve iletmelerindeki özgürlükleri anlamına gelir.

11'inci maddeye göre; devletler, tüm orta öğretim mezunları veya yüksek öğretim düzeyinde öğrenimlerini sürdürebileceklerini ispat edebilecek diğer kişiler için ücretsiz bir yüksek öğretim sistemi tasarlamak, düzenlemek ve yaşama geçirmek için tüm gerekli önlemleri almalıdırlar.

Kaynak: http://kinodelia.fisek.com.tr/yok.html

“İnsanların varlığını belirleyen şey, onların bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır.”

Karl Marx

Yasemin Çiçekçisoy

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Twitter: @yccsoy

Son Güncelleme: Salı, 18 Haziran 2013 08:41

Gösterim: 4201

Gökmen Özdemir - Endless Abroad Kurucu ve CEO'su

gokmen_ozdemir“Yurtdışı eğitim artık yalnızca iyi bir diploma almak anlamına gelmiyor. Bugün öğrenciler; global kariyer fırsatları, güçlü İngilizce becerisi, uluslararası çevre ve geleceğin iş dünyasına hazırlık için yurtdışını tercih ediyor. Özellikle yapay zekâ çağında teknik bilginin yanında iletişim, kültürel adaptasyon ve problem çözme gibi beceriler çok daha önemli hale geldi.”

2026 itibarıyla yurtdışı eğitim artık yalnızca bir üniversite tercihi değil; öğrencinin gelecekte nasıl bir dünyada yer alacağını belirleyen stratejik bir kariyer ve yaşam planı haline geldi. Değişen global dinamikler, yapay zekâ çağının dönüşen iş dünyası ve uluslararası kariyer fırsatları; öğrencilerin çok daha erken yaşta global sistemlerle tanışmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Yeni neslin değişen eğitim ve kariyer beklentilerini odağımıza alarak, öğrencilerin neden daha erken yaşta yurtdışına yöneldiğini, üniversite seçiminde hangi kriterlerin öne çıktığını, İngilizcenin neden artık yalnızca bir yabancı dil olarak görülmediğini ve global eğitimin geleceğini Endless Abroad Kurucusu Gökmen Özdemir ile konuştuk.

2026’da yurtdışı eğitim neden artık daha stratejik bir karar olarak görülüyor? Öğrenciler neden bu sürece daha erken yaşta yönelmeye başladı?
Yurtdışı eğitim artık yalnızca iyi bir diploma almak anlamına gelmiyor. Bugün öğrenciler; global kariyer fırsatları, güçlü İngilizce becerisi, uluslararası çevre ve geleceğin iş dünyasına hazırlık için yurtdışını tercih ediyor. Özellikle yapay zekâ çağında teknik bilginin yanında iletişim, kültürel adaptasyon ve problem çözme gibi beceriler çok daha önemli hale geldi. Bu nedenle aileler artık sürece yalnızca üniversite hedefi olarak değil, uzun vadeli bir gelecek yatırımı olarak bakıyor. Öğrencilerin daha erken yaşta yurtdışına yönelmesinin temel sebebi de bu. Lise döneminde uluslararası sistemle tanışan öğrenciler hem akademik hem kişisel anlamda çok daha güçlü bir altyapı kazanıyor. 

YURTDIŞI EĞİTİMDE YÜKSELEN TRENDLER
Yurtdışı eğitim dediğimizde artık yalnızca üniversite, dil okulu veya yaz kampı mı düşünmeliyiz?
Aslında artık çok daha geniş bir ekosistemden bahsediyoruz. Elbette üniversite, dil okulu ve yaz okulları hâlâ en yoğun talep gören alanlar arasında yer alıyor. Ancak 2026 itibarıyla lise programları, GCSE, A-Level, IB ve OSSD gibi akademik sistemler çok daha fazla önem kazanmaya başladı.-
Bunun yanında career experience programları, pre-university eğitimler, portfolyo gelişim programları ve alan bazlı akademik kamplar da yükselen trendler arasında yer alıyor. Özellikle yapay zekâ, mühendislik, tasarım, business ve teknoloji alanlarında öğrenciler üniversite öncesinde bile kendi kariyer alanlarını keşfetmeye başlıyor. Yani artık yurtdışı eğitim yalnızca “üniversite kazanma süreci” değil; öğrencinin erken yaşta kendi akademik ve profesyonel yolculuğunu oluşturmaya başlaması anlamına geliyor.

GLOBAL DÜNYAYA İLK ADIM
Junior programlar, yaz okulları ve erken yaş uluslararası deneyimler neden bu kadar önemli hale geldi?
Çünkü bugün süreç çok daha erken başlıyor. Junior programlar ve yaz okulları artık yalnızca dil eğitimi olarak görülmüyor. Öğrencilerin farklı kültürlerle tanıştığı, özgüven kazandığı, bağımsızlık geliştirdiği ve global sistemleri deneyimlediği ilk adım haline geliyor.
Özellikle 10-17 yaş aralığındaki öğrenciler için bu deneyimler çok kıymetli. Öğrenciler farklı ülkelerden akranlarıyla birlikte çalışmayı, iletişim kurmayı ve yeni sistemlere adapte olmayı öğreniyor. Bu süreç ilerleyen yıllarda lise programlarına, üniversite başvurularına ve kariyer planlamasına ciddi katkı sağlıyor.

ÜNİVERSİTE KABULLERİ DAHA REKABETÇİ
OSSD, A-Level, GCSE ve benzeri uluslararası akademik sistemler öğrencilere nasıl avantajlar sağlıyor?
Bugün üniversite kabulleri geçmişe göre çok daha rekabetçi. Bu nedenle öğrenciler artık yalnızca sınav skorlarıyla değil; akademik altyapıları, eğitim sistemine uyumları ve uluslararası deneyimleriyle değerlendiriliyor.
Özellikle OSSD gibi çift diploma programları öğrencilerin Türkiye’de eğitimlerine devam ederken aynı zamanda global bir akademik sistemin parçası olmasını sağlıyor. Öğrenciler akademik İngilizceye daha erken adapte oluyor, uluslararası müfredat deneyimi kazanıyor ve üniversitelerin aşina olduğu bir sistem içerisinde ilerliyor.
A-Level ve GCSE gibi sistemler ise öğrencilerin belirli alanlarda daha erken uzmanlaşmasına yardımcı oluyor. Bu da özellikle İngiltere, Kanada ve Avrupa’daki üniversite başvurularında ciddi avantaj yaratıyor. 

ERKEN YAŞTA ULUSLARARASI DENEYİM
Yurtdışında eğitim alan öğrenciler akademik başarının dışında hangi kazanımları elde ediyor?
Bence en büyük kazanım öğrencinin bakış açısının değişmesi oluyor. Öğrenciler çok erken yaşta kendi sorumluluklarını yönetmeyi, farklı kültürlerle iletişim kurmayı ve problem çözmeyi öğreniyor. Bugün iş dünyasında en önemli yetkinliklerden biri kültürel adaptasyon. Yani farklı insanlarla çalışabilmek ve global ortamlarda iletişim kurabilmek. Yurtdışında eğitim alan öğrenciler bu becerileri doğal şekilde kazanıyor.
Aynı zamanda güçlü İngilizce iletişimi, özgüven, sunum becerisi ve bağımsızlık da öğrencilerin hayatında ciddi fark yaratıyor. Bu deneyim yalnızca akademik değil; karakter gelişimi açısından da çok güçlü bir süreç oluşturuyor.

KARİYER PLANLAMA
Kariyer imkanları ve gelecek planlaması açısından yurtdışı eğitimin öğrencilere nasıl bir katkısı oluyor?
Bugün öğrenciler yalnızca diploma değil; global network ve kariyer fırsatı da kazanmak istiyor. Özellikle İngiltere, Kanada ve Avrupa’daki eğitim sistemleri öğrencileri iş dünyasına daha yakın yetiştiriyor. Internship programları, industry collaboration projeleri, placement year sistemleri ve mezuniyet sonrası çalışma hakları öğrenciler için büyük avantaj sağlıyor. Ayrıca öğrenciler çok kültürlü bir çevrede yetiştiği için uluslararası şirketlerde çalışma konusunda daha hazır hale geliyor. Yeni dönemde kariyer planlaması artık üniversiteden sonra değil; lise yıllarından itibaren başlıyor diyebiliriz. 

BÜTÜNSEL GELİŞİM YOLCULUĞU
Bu sürece başlamayı düşünen ailelere ve eğitim kurumlarına önerileriniz neler olur?
Aileler için en önemli konu sürece erken başlamak ve öğrenciyi doğru analiz etmek. Çünkü her öğrencinin karakteri, akademik hedefi ve ihtiyaç duyduğu sistem farklı. Bu nedenle yalnızca popüler okul isimlerine değil; öğrencinin geleceğine gerçekten uygun modele odaklanmak gerekiyor.
Kurumlar tarafında ise artık uluslararasılaşma çok önemli hale geldi. Öğrencilerin yalnızca yurtdışına gönderildiği değil; global sistemlerle erken yaşta buluştuğu yapılar oluşturulmalı. Bu noktada EUPS kapsamında kurumlarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde; lise programlarından junior deneyimlere, OSSD sistemlerinden uluslararası akademik projelere kadar çok kapsamlı çözümler sunabiliyoruz. Yeni dönemde eğitim artık yalnızca sınıf içinde değil; global ölçekte planlanan bütüncül bir gelişim yolculuğu haline geliyor.

> 2026’da Yurtdışı Eğitim: Endless Abroad ile Yeni Neslin Global Gelecek Planı

Gökmen Özdemir - Endless Abroad Kurucu ve CEO'su

gokmen_ozdemir“Yurtdışı eğitim artık yalnızca iyi bir diploma almak anlamına gelmiyor. Bugün öğrenciler; global kariyer fırsatları, güçlü İngilizce becerisi, uluslararası çevre ve geleceğin iş dünyasına hazırlık için yurtdışını tercih ediyor. Özellikle yapay zekâ çağında teknik bilginin yanında iletişim, kültürel adaptasyon ve problem çözme gibi beceriler çok daha önemli hale geldi.”

2026 itibarıyla yurtdışı eğitim artık yalnızca bir üniversite tercihi değil; öğrencinin gelecekte nasıl bir dünyada yer alacağını belirleyen stratejik bir kariyer ve yaşam planı haline geldi. Değişen global dinamikler, yapay zekâ çağının dönüşen iş dünyası ve uluslararası kariyer fırsatları; öğrencilerin çok daha erken yaşta global sistemlerle tanışmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Yeni neslin değişen eğitim ve kariyer beklentilerini odağımıza alarak, öğrencilerin neden daha erken yaşta yurtdışına yöneldiğini, üniversite seçiminde hangi kriterlerin öne çıktığını, İngilizcenin neden artık yalnızca bir yabancı dil olarak görülmediğini ve global eğitimin geleceğini Endless Abroad Kurucusu Gökmen Özdemir ile konuştuk.

2026’da yurtdışı eğitim neden artık daha stratejik bir karar olarak görülüyor? Öğrenciler neden bu sürece daha erken yaşta yönelmeye başladı?
Yurtdışı eğitim artık yalnızca iyi bir diploma almak anlamına gelmiyor. Bugün öğrenciler; global kariyer fırsatları, güçlü İngilizce becerisi, uluslararası çevre ve geleceğin iş dünyasına hazırlık için yurtdışını tercih ediyor. Özellikle yapay zekâ çağında teknik bilginin yanında iletişim, kültürel adaptasyon ve problem çözme gibi beceriler çok daha önemli hale geldi. Bu nedenle aileler artık sürece yalnızca üniversite hedefi olarak değil, uzun vadeli bir gelecek yatırımı olarak bakıyor. Öğrencilerin daha erken yaşta yurtdışına yönelmesinin temel sebebi de bu. Lise döneminde uluslararası sistemle tanışan öğrenciler hem akademik hem kişisel anlamda çok daha güçlü bir altyapı kazanıyor. 

YURTDIŞI EĞİTİMDE YÜKSELEN TRENDLER
Yurtdışı eğitim dediğimizde artık yalnızca üniversite, dil okulu veya yaz kampı mı düşünmeliyiz?
Aslında artık çok daha geniş bir ekosistemden bahsediyoruz. Elbette üniversite, dil okulu ve yaz okulları hâlâ en yoğun talep gören alanlar arasında yer alıyor. Ancak 2026 itibarıyla lise programları, GCSE, A-Level, IB ve OSSD gibi akademik sistemler çok daha fazla önem kazanmaya başladı.-
Bunun yanında career experience programları, pre-university eğitimler, portfolyo gelişim programları ve alan bazlı akademik kamplar da yükselen trendler arasında yer alıyor. Özellikle yapay zekâ, mühendislik, tasarım, business ve teknoloji alanlarında öğrenciler üniversite öncesinde bile kendi kariyer alanlarını keşfetmeye başlıyor. Yani artık yurtdışı eğitim yalnızca “üniversite kazanma süreci” değil; öğrencinin erken yaşta kendi akademik ve profesyonel yolculuğunu oluşturmaya başlaması anlamına geliyor.

GLOBAL DÜNYAYA İLK ADIM
Junior programlar, yaz okulları ve erken yaş uluslararası deneyimler neden bu kadar önemli hale geldi?
Çünkü bugün süreç çok daha erken başlıyor. Junior programlar ve yaz okulları artık yalnızca dil eğitimi olarak görülmüyor. Öğrencilerin farklı kültürlerle tanıştığı, özgüven kazandığı, bağımsızlık geliştirdiği ve global sistemleri deneyimlediği ilk adım haline geliyor.
Özellikle 10-17 yaş aralığındaki öğrenciler için bu deneyimler çok kıymetli. Öğrenciler farklı ülkelerden akranlarıyla birlikte çalışmayı, iletişim kurmayı ve yeni sistemlere adapte olmayı öğreniyor. Bu süreç ilerleyen yıllarda lise programlarına, üniversite başvurularına ve kariyer planlamasına ciddi katkı sağlıyor.

ÜNİVERSİTE KABULLERİ DAHA REKABETÇİ
OSSD, A-Level, GCSE ve benzeri uluslararası akademik sistemler öğrencilere nasıl avantajlar sağlıyor?
Bugün üniversite kabulleri geçmişe göre çok daha rekabetçi. Bu nedenle öğrenciler artık yalnızca sınav skorlarıyla değil; akademik altyapıları, eğitim sistemine uyumları ve uluslararası deneyimleriyle değerlendiriliyor.
Özellikle OSSD gibi çift diploma programları öğrencilerin Türkiye’de eğitimlerine devam ederken aynı zamanda global bir akademik sistemin parçası olmasını sağlıyor. Öğrenciler akademik İngilizceye daha erken adapte oluyor, uluslararası müfredat deneyimi kazanıyor ve üniversitelerin aşina olduğu bir sistem içerisinde ilerliyor.
A-Level ve GCSE gibi sistemler ise öğrencilerin belirli alanlarda daha erken uzmanlaşmasına yardımcı oluyor. Bu da özellikle İngiltere, Kanada ve Avrupa’daki üniversite başvurularında ciddi avantaj yaratıyor. 

ERKEN YAŞTA ULUSLARARASI DENEYİM
Yurtdışında eğitim alan öğrenciler akademik başarının dışında hangi kazanımları elde ediyor?
Bence en büyük kazanım öğrencinin bakış açısının değişmesi oluyor. Öğrenciler çok erken yaşta kendi sorumluluklarını yönetmeyi, farklı kültürlerle iletişim kurmayı ve problem çözmeyi öğreniyor. Bugün iş dünyasında en önemli yetkinliklerden biri kültürel adaptasyon. Yani farklı insanlarla çalışabilmek ve global ortamlarda iletişim kurabilmek. Yurtdışında eğitim alan öğrenciler bu becerileri doğal şekilde kazanıyor.
Aynı zamanda güçlü İngilizce iletişimi, özgüven, sunum becerisi ve bağımsızlık da öğrencilerin hayatında ciddi fark yaratıyor. Bu deneyim yalnızca akademik değil; karakter gelişimi açısından da çok güçlü bir süreç oluşturuyor.

KARİYER PLANLAMA
Kariyer imkanları ve gelecek planlaması açısından yurtdışı eğitimin öğrencilere nasıl bir katkısı oluyor?
Bugün öğrenciler yalnızca diploma değil; global network ve kariyer fırsatı da kazanmak istiyor. Özellikle İngiltere, Kanada ve Avrupa’daki eğitim sistemleri öğrencileri iş dünyasına daha yakın yetiştiriyor. Internship programları, industry collaboration projeleri, placement year sistemleri ve mezuniyet sonrası çalışma hakları öğrenciler için büyük avantaj sağlıyor. Ayrıca öğrenciler çok kültürlü bir çevrede yetiştiği için uluslararası şirketlerde çalışma konusunda daha hazır hale geliyor. Yeni dönemde kariyer planlaması artık üniversiteden sonra değil; lise yıllarından itibaren başlıyor diyebiliriz. 

BÜTÜNSEL GELİŞİM YOLCULUĞU
Bu sürece başlamayı düşünen ailelere ve eğitim kurumlarına önerileriniz neler olur?
Aileler için en önemli konu sürece erken başlamak ve öğrenciyi doğru analiz etmek. Çünkü her öğrencinin karakteri, akademik hedefi ve ihtiyaç duyduğu sistem farklı. Bu nedenle yalnızca popüler okul isimlerine değil; öğrencinin geleceğine gerçekten uygun modele odaklanmak gerekiyor.
Kurumlar tarafında ise artık uluslararasılaşma çok önemli hale geldi. Öğrencilerin yalnızca yurtdışına gönderildiği değil; global sistemlerle erken yaşta buluştuğu yapılar oluşturulmalı. Bu noktada EUPS kapsamında kurumlarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde; lise programlarından junior deneyimlere, OSSD sistemlerinden uluslararası akademik projelere kadar çok kapsamlı çözümler sunabiliyoruz. Yeni dönemde eğitim artık yalnızca sınıf içinde değil; global ölçekte planlanan bütüncül bir gelişim yolculuğu haline geliyor.

Son Güncelleme: Çarşamba, 20 May 2026 16:11

Gösterim: 564


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.