Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Yolda 500 lira bulan 10 yaşındaki çocuk, babasının yarı maaşı olan paranın sahibine ulaşmasını sağladı.
Kastamonu'da yolda 500 lira bulan 10 yaşındaki çocuk, parayı sahibine teslim etti.
Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde 5. sınıf öğrencisi Ufuk Yetim, okula giderken yerde 500 lira buldu.
Okula gelen Yetim, parayı okul müdürü Şükrü Demirci'ye teslim etti. Demirci ise durumu belediyeye bildirdi.
Yapılan araştırmada, yolda bulunan paranın Kaygunca köyü imamı Ahmet Tuna'ya ait olduğu anlaşıldı.
Babası bir fırında işçi olarak çalışan Ufuk Yetim, babasının maaşının yarısı kadar olan parayı neden cebine koymak yerine okul idaresine teslim ettiği sorusuna, ''Allah'tan korktum. Günah olur. Sonra Allah beni sevmez diye. O nedenle de okul idaresine teslim ettim'' cevabını verdi.
Parasını teslim alan Ahmet Tuna, Ufuk Yetim'e teşekkür ederek, harçlık verdi ve mutfak ihtiyacı desteğinde bulundu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yolda 500 lira bulan 10 yaşındaki çocuk, babasının yarı maaşı olan paranın sahibine ulaşmasını sağladı.
Kastamonu'da yolda 500 lira bulan 10 yaşındaki çocuk, parayı sahibine teslim etti.
Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde 5. sınıf öğrencisi Ufuk Yetim, okula giderken yerde 500 lira buldu.
Okula gelen Yetim, parayı okul müdürü Şükrü Demirci'ye teslim etti. Demirci ise durumu belediyeye bildirdi.
Yapılan araştırmada, yolda bulunan paranın Kaygunca köyü imamı Ahmet Tuna'ya ait olduğu anlaşıldı.
Babası bir fırında işçi olarak çalışan Ufuk Yetim, babasının maaşının yarısı kadar olan parayı neden cebine koymak yerine okul idaresine teslim ettiği sorusuna, ''Allah'tan korktum. Günah olur. Sonra Allah beni sevmez diye. O nedenle de okul idaresine teslim ettim'' cevabını verdi.
Parasını teslim alan Ahmet Tuna, Ufuk Yetim'e teşekkür ederek, harçlık verdi ve mutfak ihtiyacı desteğinde bulundu.
Son Güncelleme: Cuma, 25 Ocak 2013 08:38
Gösterim: 1989
İstanbul İtfaiye Başkanlığı'nın bir yıl önce hazırladığı bir raporla muhtemel bir yangına karşı Galatasaray Üniversitesi'ni uyardığı ortaya çıktı
Habertürk TV'nin haberine göre, Bir yıl önce hazırlanan 30 sayfalık raporda muhtemel yangın ile ilgili riskler, üç gün önce gerçek oldu. 15 Ocak 2012 tarihinde hazırlanan ve bir tutanakla üniversite yönetimine teslim edilen raporda çarpıcı tespitler bulunuyor... Raporda 'muhtemel bir yangına karşı tedbirleri alın' deniliyor. 20 kişilik bir ekibinin yaklaşık bir haftalık incelemesinden sonra hazırlanan raporda tarihi binanın elektrik tesisatının ve kablolarının tehlike arz edebileceği yazılı.
Özellikle kabloların durumuna dikkat çekilen raporda elektrik kablolarının yangına karşı dayanaksız olduğu, bu kabloların ya yanmaz kablolarla değiştirilmesi ya da çelik borular içerisinden geçmesi gerektiği belirtiliyor.
Yine elektrik kablolarında gangının, bir bölgeden diğer yangın bölgesine geçişini önleyecek yastık, panel ve harç gibi koruyucuların bulunmadığı ifade ediliyor.
Raporda yangın söndürme sistemleri ile ilgili de hayati uyarılarda bulunuyor. Üniversitede otomatik sprintler sisteminin bulunmadığı bunun da olası bir yangında büyük hasarlara yol açabileceği hatırlatılıyor.
Yangınları söndürmek ve gelişen yangınları itfaiye gelinceye kadar sınırlamak amacıyla kurulan ve su püskürtmesi yapan otomatik sistemlerin bulunmadığının altı çiziliyor. Yine üniversitede gazlı söndürme sistemiyle yangın pompalarının da bulunmadığı ifade ediliyor. (Habertürk TV)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
İstanbul İtfaiye Başkanlığı'nın bir yıl önce hazırladığı bir raporla muhtemel bir yangına karşı Galatasaray Üniversitesi'ni uyardığı ortaya çıktı
Habertürk TV'nin haberine göre, Bir yıl önce hazırlanan 30 sayfalık raporda muhtemel yangın ile ilgili riskler, üç gün önce gerçek oldu. 15 Ocak 2012 tarihinde hazırlanan ve bir tutanakla üniversite yönetimine teslim edilen raporda çarpıcı tespitler bulunuyor... Raporda 'muhtemel bir yangına karşı tedbirleri alın' deniliyor. 20 kişilik bir ekibinin yaklaşık bir haftalık incelemesinden sonra hazırlanan raporda tarihi binanın elektrik tesisatının ve kablolarının tehlike arz edebileceği yazılı.
Özellikle kabloların durumuna dikkat çekilen raporda elektrik kablolarının yangına karşı dayanaksız olduğu, bu kabloların ya yanmaz kablolarla değiştirilmesi ya da çelik borular içerisinden geçmesi gerektiği belirtiliyor.
Yine elektrik kablolarında gangının, bir bölgeden diğer yangın bölgesine geçişini önleyecek yastık, panel ve harç gibi koruyucuların bulunmadığı ifade ediliyor.
Raporda yangın söndürme sistemleri ile ilgili de hayati uyarılarda bulunuyor. Üniversitede otomatik sprintler sisteminin bulunmadığı bunun da olası bir yangında büyük hasarlara yol açabileceği hatırlatılıyor.
Yangınları söndürmek ve gelişen yangınları itfaiye gelinceye kadar sınırlamak amacıyla kurulan ve su püskürtmesi yapan otomatik sistemlerin bulunmadığının altı çiziliyor. Yine üniversitede gazlı söndürme sistemiyle yangın pompalarının da bulunmadığı ifade ediliyor. (Habertürk TV)
Son Güncelleme: Perşembe, 24 Ocak 2013 15:40
Gösterim: 1627
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. Şahin Bodur, yarın verilecek ara karnelerle ilgili ailelere ''olumsuz davranışlardan kaçınmaları' uyarısında bulundu.
Dr. Bodur, ''İlgili bir anne-babanın karneye ihtiyacı yoktur, zaten karnede olup bitenlerden haberi vardır'' dedi.
Çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. Şahin Bodur, karnesinde düşük ya da zayıf notu bulunan çocuklarla ilgili ailelerin yargılayıcı ve suçlayıcı olmaması gerektiğini bildirdi.
Ailelerden çocuklara yönelik, ''Tembelsin, geri zekalısın, işe yaramazsın'' gibi rencide edici, olumsuzluğa itici tavırlardan kaçınmalarını isteyen Bodur, şunları kaydetti:
''Anne-babalar karnedeki zayıflar karşısında böyle bir tutum izliyorsa, çocuğunu tanımıyor demektir. Çünkü ilgili anne-babalar çocuğun okul yaşamında neler olup bittiğini az çok bilir. O yüzden bunları dile getiren ebeveyn çocuğuyla ilgilenmiyor demektir. Zayıf bulunan bir karne karşısında 'nerede yanlış yaptık' diye ilk önce anne-baba olarak kendimizi sorgulamalıyız. 'Acaba çocuğumuzun depresyonu, anksiyete bozukluğu, dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü mü vardı da bunları gözden kaçırdık-' İlk önce bunlar sorgulanmalı. İlgili bir anne-babanın karneye ihtiyacı yoktur, zaten karnede olup bitenlerden haberi vardır.''
Ne yapmalı
Uzman Dr. Bodur, ''Zayıf karne karşısında çocukla nasıl iletişime geçilmeli'' sorusu üzerine, ilgili ailelerin çocukta neler olup bittiğini bildiklerini belirtti.
Zayıf notlu karne karşısında sorunu büyütmeden çözüm odaklı şeyler üzerinde durulması gerektiğini vurgulayan Bodur, ''İlk önce aileler kendini sorgulayacak. 'Anne babalığımızı yaptık mı' diye sorgulayacak. Ondan sonra çocuğa değinecekler. 'Biz neyi kaçırdık, çocuğumuz mutsuz mu, kaygılı mı, öğrenemiyor mu, dikkati mi eksik-' Bunlar üzerinde durulmalı'' diye konuştu.
''Ödül abartılmamalı''
Başarılı öğrencilerin ödüllendirilmesinin doğal olduğunu, ancak bunda da aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirten Bodur, ''Tabii ki bir ödüllendirme olmalı ama aşırıya kaçmamamalı. Çocuğun faydalanacağı hediyeler olmasında bir sakınca yok'' dedi.
''Ara tatil iyi değerlendirilmeli''
Ara tatilin aile ve çocuk ilişkisinin geliştirilmesi açısından iyi değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Bodur, şu önerileri dile getirdi:
''Ara tatil döneminde çocuğa vakit ayrılmalı. Sonuçta bu çocuğumuzun sevgi deposunu dolduracak uygun bir zaman. Çocuk tatilde iyi ve kaliteli zaman geçirmeli, mümkün olduğunca enerji ve mutluluk depolamalı. İkinci döneme yönelik motive edici davranışlar üzerinde durulabilir.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. Şahin Bodur, yarın verilecek ara karnelerle ilgili ailelere ''olumsuz davranışlardan kaçınmaları' uyarısında bulundu.
Dr. Bodur, ''İlgili bir anne-babanın karneye ihtiyacı yoktur, zaten karnede olup bitenlerden haberi vardır'' dedi.
Çocuk psikiyatrisi uzmanı Dr. Şahin Bodur, karnesinde düşük ya da zayıf notu bulunan çocuklarla ilgili ailelerin yargılayıcı ve suçlayıcı olmaması gerektiğini bildirdi.
Ailelerden çocuklara yönelik, ''Tembelsin, geri zekalısın, işe yaramazsın'' gibi rencide edici, olumsuzluğa itici tavırlardan kaçınmalarını isteyen Bodur, şunları kaydetti:
''Anne-babalar karnedeki zayıflar karşısında böyle bir tutum izliyorsa, çocuğunu tanımıyor demektir. Çünkü ilgili anne-babalar çocuğun okul yaşamında neler olup bittiğini az çok bilir. O yüzden bunları dile getiren ebeveyn çocuğuyla ilgilenmiyor demektir. Zayıf bulunan bir karne karşısında 'nerede yanlış yaptık' diye ilk önce anne-baba olarak kendimizi sorgulamalıyız. 'Acaba çocuğumuzun depresyonu, anksiyete bozukluğu, dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü mü vardı da bunları gözden kaçırdık-' İlk önce bunlar sorgulanmalı. İlgili bir anne-babanın karneye ihtiyacı yoktur, zaten karnede olup bitenlerden haberi vardır.''
Ne yapmalı
Uzman Dr. Bodur, ''Zayıf karne karşısında çocukla nasıl iletişime geçilmeli'' sorusu üzerine, ilgili ailelerin çocukta neler olup bittiğini bildiklerini belirtti.
Zayıf notlu karne karşısında sorunu büyütmeden çözüm odaklı şeyler üzerinde durulması gerektiğini vurgulayan Bodur, ''İlk önce aileler kendini sorgulayacak. 'Anne babalığımızı yaptık mı' diye sorgulayacak. Ondan sonra çocuğa değinecekler. 'Biz neyi kaçırdık, çocuğumuz mutsuz mu, kaygılı mı, öğrenemiyor mu, dikkati mi eksik-' Bunlar üzerinde durulmalı'' diye konuştu.
''Ödül abartılmamalı''
Başarılı öğrencilerin ödüllendirilmesinin doğal olduğunu, ancak bunda da aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirten Bodur, ''Tabii ki bir ödüllendirme olmalı ama aşırıya kaçmamamalı. Çocuğun faydalanacağı hediyeler olmasında bir sakınca yok'' dedi.
''Ara tatil iyi değerlendirilmeli''
Ara tatilin aile ve çocuk ilişkisinin geliştirilmesi açısından iyi değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Bodur, şu önerileri dile getirdi:
''Ara tatil döneminde çocuğa vakit ayrılmalı. Sonuçta bu çocuğumuzun sevgi deposunu dolduracak uygun bir zaman. Çocuk tatilde iyi ve kaliteli zaman geçirmeli, mümkün olduğunca enerji ve mutluluk depolamalı. İkinci döneme yönelik motive edici davranışlar üzerinde durulabilir.''
Son Güncelleme: Perşembe, 24 Ocak 2013 11:52
Gösterim: 1492
Danıştay, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kurallarında yer alan avukatların ''başları açık'' görev yapacaklarına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurdu.
Danıştay 8. Dairesi, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kurallarında yer alan avukatların 'başları açık' görev yapacaklarına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurdu.
Avukat kimliğinin yenilenmesi istemiyle yaptığı başvuru, başörtülü fotoğraf verdiği gerekçesiyle Türkiye Barolar Birliği'nce reddedilen başörtülü bir avukat, Türkiye Barolar Birliği meslek kurallarının 20. maddesinin iptali istemiyle Danıştay'da dava açtı.
Davayı görüşen Danıştay 8. Dairesi, 20. maddedeki ''Avukat ve avukat stajyerleri mesleğe yaraşır bir kılık ve kıyafetle başları açık olarak mahkemelerde görev yaparlar'' düzenlemesindeki ''başları açık'' ibaresinin yürütmesini oy çokluğu ile durdurdu.
Dairenin gerekçesinde, meslek kuralları içinde yer alan 20. maddede belirtilen mahkeme kavramından sadece mahkemelerin değil göreve bağlı işlerin yapıldığı mahkeme kalemi, icra müdürlükleri, cumhuriyet savcılıkları gibi tüm resmi kurum ve kuruluşlarının anlaşılması gerektiği belirtildi.
Gerekçede dava konusu madde ile avukatlık mesleğinin bir serbest meslek olduğu konusu değerlendirmeksizin, sadece yürütülen hizmetin kamu hizmeti olduğundan bahisle kamu görevlilerinin uymakla yükümlü olduğu yürürlükteki mevzuat hükümleriyle getirilen kurallara benzer nitelikte bir uygulama yapılarak bu kuralların serbest meslek icra eden avukatlar açısından da geçerli hale getirildiği kaydedildi.
Avukatlığın, sunulan hizmet açısından bir kamu hizmeti, mesleki faaliyet olarak ise serbest meslek olduğu ifade edilen gerekçede, ''Bu bakımdan mesleğin kendine özgü kuralları bulunduğundan avukatlık mesleği anayasada yapılan kamu görevlisi tanımı içinde de değerlendirilmemektedir. Aksine bir yaklaşımla sadece yürütülen hizmetin kamu hizmeti olmasından hareketle kamu görevlilerinin tabi olduğu kurallara tabi kılınması mesleğin niteliği ve gerekleriyle örtüşmeyecektir'' denildi.
Danıştay 8. Dairesi'nin gerekçesinde, ''Dayanağı üst hukuk normunda bu konuda herhangi bir kısıtlama ya da engelleme bulunmadığı halde söz konusu maddede yer alan bu belirlemenin, Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan çalışma hak ve özgürlüğünün ve yine bu düzenlemelerle güvence altına alınmış olan din ve vicdan özgürlüğüne bağlantılı olarak ihlal edilmesi sonucunu doğuracağı açıktır'' denildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Danıştay, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kurallarında yer alan avukatların ''başları açık'' görev yapacaklarına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurdu.
Danıştay 8. Dairesi, Türkiye Barolar Birliği'nin meslek kurallarında yer alan avukatların 'başları açık' görev yapacaklarına ilişkin düzenlemenin yürütmesini durdurdu.
Avukat kimliğinin yenilenmesi istemiyle yaptığı başvuru, başörtülü fotoğraf verdiği gerekçesiyle Türkiye Barolar Birliği'nce reddedilen başörtülü bir avukat, Türkiye Barolar Birliği meslek kurallarının 20. maddesinin iptali istemiyle Danıştay'da dava açtı.
Davayı görüşen Danıştay 8. Dairesi, 20. maddedeki ''Avukat ve avukat stajyerleri mesleğe yaraşır bir kılık ve kıyafetle başları açık olarak mahkemelerde görev yaparlar'' düzenlemesindeki ''başları açık'' ibaresinin yürütmesini oy çokluğu ile durdurdu.
Dairenin gerekçesinde, meslek kuralları içinde yer alan 20. maddede belirtilen mahkeme kavramından sadece mahkemelerin değil göreve bağlı işlerin yapıldığı mahkeme kalemi, icra müdürlükleri, cumhuriyet savcılıkları gibi tüm resmi kurum ve kuruluşlarının anlaşılması gerektiği belirtildi.
Gerekçede dava konusu madde ile avukatlık mesleğinin bir serbest meslek olduğu konusu değerlendirmeksizin, sadece yürütülen hizmetin kamu hizmeti olduğundan bahisle kamu görevlilerinin uymakla yükümlü olduğu yürürlükteki mevzuat hükümleriyle getirilen kurallara benzer nitelikte bir uygulama yapılarak bu kuralların serbest meslek icra eden avukatlar açısından da geçerli hale getirildiği kaydedildi.
Avukatlığın, sunulan hizmet açısından bir kamu hizmeti, mesleki faaliyet olarak ise serbest meslek olduğu ifade edilen gerekçede, ''Bu bakımdan mesleğin kendine özgü kuralları bulunduğundan avukatlık mesleği anayasada yapılan kamu görevlisi tanımı içinde de değerlendirilmemektedir. Aksine bir yaklaşımla sadece yürütülen hizmetin kamu hizmeti olmasından hareketle kamu görevlilerinin tabi olduğu kurallara tabi kılınması mesleğin niteliği ve gerekleriyle örtüşmeyecektir'' denildi.
Danıştay 8. Dairesi'nin gerekçesinde, ''Dayanağı üst hukuk normunda bu konuda herhangi bir kısıtlama ya da engelleme bulunmadığı halde söz konusu maddede yer alan bu belirlemenin, Anayasa ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan çalışma hak ve özgürlüğünün ve yine bu düzenlemelerle güvence altına alınmış olan din ve vicdan özgürlüğüne bağlantılı olarak ihlal edilmesi sonucunu doğuracağı açıktır'' denildi.
Son Güncelleme: Perşembe, 24 Ocak 2013 13:06
Gösterim: 1751
Milli Eğitim Bakanlığı, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran yeni eğitim sisteminin ardından "Takdir ve teşekkür" belgelerinin artık 5. sınıftan itibaren verileceğini açıkladı
Eğitimde 4+4+4 sisteminde yapılan değişikliklerden birisi de ilköğretim 4. Sınıfta verilen ‘Takdir’ ve ‘Teşekkür’ belgelerinin kalkması oldu.
İlköğretimde 4. Sınıftan itibaren verilmeye başlayan belgeler, 4+4+4 eğitim sistemiyle geride kaldı. 4. Sınıfların ilkokul sayılmasıyla, ‘takdir’ ve ‘teşekkür’ belgeleri artık 5. Sınıftan itibaren verilecek.
trthaber
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran yeni eğitim sisteminin ardından "Takdir ve teşekkür" belgelerinin artık 5. sınıftan itibaren verileceğini açıkladı
Eğitimde 4+4+4 sisteminde yapılan değişikliklerden birisi de ilköğretim 4. Sınıfta verilen ‘Takdir’ ve ‘Teşekkür’ belgelerinin kalkması oldu.
İlköğretimde 4. Sınıftan itibaren verilmeye başlayan belgeler, 4+4+4 eğitim sistemiyle geride kaldı. 4. Sınıfların ilkokul sayılmasıyla, ‘takdir’ ve ‘teşekkür’ belgeleri artık 5. Sınıftan itibaren verilecek.
trthaber
Son Güncelleme: Perşembe, 24 Ocak 2013 11:35
Gösterim: 1684

