Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu’na bilgi veren BTK Başkanı Tayfun Acarer, ilginç verileri ortaya koydu.
internetsoruTBMM’de kurulan Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) sunumlarıyla ilginç bilgilerle başlangıç yaptı.
Komisyonun ilk toplantısına BTK Başkanı Tayfun Acarer, BTK İnternet Dairesi Başkanı Osman Nihat Şen ve TİB Başkanı Fethi Şimşek katıldı. BTK yöneticilerinin verdiği bilgilere göre, internette bir dakikada 168 milyon e-posta gönderilip, 694 bin 445 arama yapılıyorken, 2 milyon kullanıcı da online porno izliyor.
BTK yöneticilerinin verdiği bilgilere göre, 1998-2011 arasında AB ülkelerinde internet kullanımındaki artış oranı yüzde 91.6 oldu.
Türkiye’deki artış oranı ise yüzde 14 bin 630’u bularak, rekor kırdı.
Avrupa’da 1998-2000 arasında yüzde 245’lik büyüme, 2002-2004 arasında yüzde 535’e çıkıyor, daha sonra yüzde 91’e iniyor.
Türkiye’de 1998-2000 arasında artış oranı yüzde 167, 2006’da yüzde 292, 2006-2008 arasında yüzde 5 bin 464, 2008-2010 arasında ise yüzde 7 bin 778 olarak gerçekleşti.
Bilişim geliri 2003’te 11.5 milyar dolar iken 2011’de 34 milyar dolara yükseldi.
2001’de işletmeci sayısı 126 iken, 2012’de 565 oldu.
Geniş bant abone sayısı 2003’te 200 bin seviyesinden 2011’de 16.1 milyona ulaştı. Bunların yarısını sabit, yarısını mobil aboneler oluşturdu.
Nüfusun yarısı Facebook’ta
Dünyada Facebook kullanıcı sayısı 748 milyon 293 bin 560’a ulaştı. En büyük Facebook kullanıcısı 154 milyon 4 bin ile ABD, onun ardından 39 milyon ile Endonezya, ardından da 33 milyon ile Hindistan geliyor. Türkiye 29 milyon 951 bin abonesiyle dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye, Avrupa’da en çok internet kullanan ülke olarak dikkat çekiyor. İnternet şikayetlerinde dünyada ilk sırada Türkiye yer alırken, Avrupa’da en fazla şikayet 50 bin ile İngiltere’de yapılıyor.
Bir dakikada neler oluyor?
İnternette bir dakikada 168 milyon e-posta gönderiliyor, 694 bin 445 arama yapılıyor.
2 milyon kullanıcı online porno izliyor.
Facebook’ta 695 bin durum güncelleniyor. Twitter’da 320 yeni hesap açılıyor, skype’da 6 bin 150 saat konuşuluyor, 11 milyon kişi Messenger’da chat yapıyor.
416 girişimde 12 web sitesi hackleniyor, 232 bilgisayara virüs giriyor.
Sscribd’de bin 600’den fazla doküman okunuyor, Pandora’da 23 bin saatlik müzik akışı oluyor, YouTube’da 600 video paylaşılıyor https://gutepotenz.de/.
70 alan adı alınıyor, 60 blog kuruluyor, bin 500 blog yazısı paylaşılıyor.
İnterneti oturma odasına taşıyın
BİLİŞİM ve İnternet Araştırma Komisyonu, ailelere internet konusunda şu önerilerde bulundu: “Kendinizi eğitin, interneti öğrenin. İnterneti oturma odanıza taşıyın. Bilgisayarı mutlaka ortak yaşam alanında bulundurun. İnterneti asla bir bebek bakıcısı ya da çocuk yetiştiricisi olarak düşünmeyin. İnternette karşılaştığı her şeye inanmaması konusunda çocuğunuzu uyarın. Çocuğunuzun sosyal ağ üyeliklerini izleyin. Arkadaşlıklarıyla ilgili bilgi sahibi olmaya çalışın. Çocuğunuzun sevdiği oyunlar ve siteler hakkında bilgi edinin. Oynadığı oyunlar hakkında konuşun. O oyunu onunla oynamaya çalışın. Oyunlardaki yaş sınırlamalarına dikkat edin. Oyunları asla eğitim aracı olarak görmeyin. Çocuğunuza tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi internet kullanımının da kuralları olduğunu ve belli sorumluluklar altında kalabileceğini anlatın. Özellikle telif hakları, fikri mülkiyet hakları, tehdit, hakaret ve müstehcenlik konularında bilgilendirin.”
Google’a davet gönderilecek
BİLİŞİM ve İnternet Araştırma Komisyonu, gelecek günlerde kamu ve özel sektörden temsilcileri dinleyecek. Google, Microsoft, Yandex gibi uluslararası firmaların yöneticilerine de davet gönderilecek.

> Türkiye’de internet nasıl kullanılıyor?

Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu’na bilgi veren BTK Başkanı Tayfun Acarer, ilginç verileri ortaya koydu.
internetsoruTBMM’de kurulan Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu (BTK) ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) sunumlarıyla ilginç bilgilerle başlangıç yaptı.
Komisyonun ilk toplantısına BTK Başkanı Tayfun Acarer, BTK İnternet Dairesi Başkanı Osman Nihat Şen ve TİB Başkanı Fethi Şimşek katıldı. BTK yöneticilerinin verdiği bilgilere göre, internette bir dakikada 168 milyon e-posta gönderilip, 694 bin 445 arama yapılıyorken, 2 milyon kullanıcı da online porno izliyor.
BTK yöneticilerinin verdiği bilgilere göre, 1998-2011 arasında AB ülkelerinde internet kullanımındaki artış oranı yüzde 91.6 oldu.
Türkiye’deki artış oranı ise yüzde 14 bin 630’u bularak, rekor kırdı.
Avrupa’da 1998-2000 arasında yüzde 245’lik büyüme, 2002-2004 arasında yüzde 535’e çıkıyor, daha sonra yüzde 91’e iniyor.
Türkiye’de 1998-2000 arasında artış oranı yüzde 167, 2006’da yüzde 292, 2006-2008 arasında yüzde 5 bin 464, 2008-2010 arasında ise yüzde 7 bin 778 olarak gerçekleşti.
Bilişim geliri 2003’te 11.5 milyar dolar iken 2011’de 34 milyar dolara yükseldi.
2001’de işletmeci sayısı 126 iken, 2012’de 565 oldu.
Geniş bant abone sayısı 2003’te 200 bin seviyesinden 2011’de 16.1 milyona ulaştı. Bunların yarısını sabit, yarısını mobil aboneler oluşturdu.
Nüfusun yarısı Facebook’ta
Dünyada Facebook kullanıcı sayısı 748 milyon 293 bin 560’a ulaştı. En büyük Facebook kullanıcısı 154 milyon 4 bin ile ABD, onun ardından 39 milyon ile Endonezya, ardından da 33 milyon ile Hindistan geliyor. Türkiye 29 milyon 951 bin abonesiyle dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye, Avrupa’da en çok internet kullanan ülke olarak dikkat çekiyor. İnternet şikayetlerinde dünyada ilk sırada Türkiye yer alırken, Avrupa’da en fazla şikayet 50 bin ile İngiltere’de yapılıyor.
Bir dakikada neler oluyor?
İnternette bir dakikada 168 milyon e-posta gönderiliyor, 694 bin 445 arama yapılıyor.
2 milyon kullanıcı online porno izliyor.
Facebook’ta 695 bin durum güncelleniyor. Twitter’da 320 yeni hesap açılıyor, skype’da 6 bin 150 saat konuşuluyor, 11 milyon kişi Messenger’da chat yapıyor.
416 girişimde 12 web sitesi hackleniyor, 232 bilgisayara virüs giriyor.
Sscribd’de bin 600’den fazla doküman okunuyor, Pandora’da 23 bin saatlik müzik akışı oluyor, YouTube’da 600 video paylaşılıyor https://gutepotenz.de/.
70 alan adı alınıyor, 60 blog kuruluyor, bin 500 blog yazısı paylaşılıyor.
İnterneti oturma odasına taşıyın
BİLİŞİM ve İnternet Araştırma Komisyonu, ailelere internet konusunda şu önerilerde bulundu: “Kendinizi eğitin, interneti öğrenin. İnterneti oturma odanıza taşıyın. Bilgisayarı mutlaka ortak yaşam alanında bulundurun. İnterneti asla bir bebek bakıcısı ya da çocuk yetiştiricisi olarak düşünmeyin. İnternette karşılaştığı her şeye inanmaması konusunda çocuğunuzu uyarın. Çocuğunuzun sosyal ağ üyeliklerini izleyin. Arkadaşlıklarıyla ilgili bilgi sahibi olmaya çalışın. Çocuğunuzun sevdiği oyunlar ve siteler hakkında bilgi edinin. Oynadığı oyunlar hakkında konuşun. O oyunu onunla oynamaya çalışın. Oyunlardaki yaş sınırlamalarına dikkat edin. Oyunları asla eğitim aracı olarak görmeyin. Çocuğunuza tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi internet kullanımının da kuralları olduğunu ve belli sorumluluklar altında kalabileceğini anlatın. Özellikle telif hakları, fikri mülkiyet hakları, tehdit, hakaret ve müstehcenlik konularında bilgilendirin.”
Google’a davet gönderilecek
BİLİŞİM ve İnternet Araştırma Komisyonu, gelecek günlerde kamu ve özel sektörden temsilcileri dinleyecek. Google, Microsoft, Yandex gibi uluslararası firmaların yöneticilerine de davet gönderilecek.

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 13:55

Gösterim: 2503

Paris'te bulunan Louvre Müzesi, geçen yılın en çok ziyaretçi alan sanat müzesi oldu.
louvre_muzesiArt gazetesinin yayımladığı en çok ziyaret edilen müzeler listesinde ilk sırada olan Louvre Müzesi'nin ziyaretçi sayısı geçen yıla oranla yüzde beşlik bir artış göstererek bu yıl 8.9 milyon sanatsevere ev sahipliği yaptı.
Listede ikici sırayı New York Metropolitan Müzesi alırken üçüncü sırada Londra'daki British Museum yer alıyor. Dördüncü ve beşinci sıralarda ise yine Londra'daki National Gallery ve Tate Modern bulunuyor.
Daha hesaplı
Louvre Müzesi, en çok ziyaretçi alanlar listesinde 2007 yılından bu yana liste başında bulunuyor.Art Gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzenin diğer kıymetli parçalarıyla birlikte Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa adlı tablosuna ev sahipliği yapmasının popülerliğini sağladığını söyledi.
Küresel ekonomik krize rağmen müze ziyaretçi sayısında artış olduğunu söyleyen Pes, bu sonuçların şaşırtıcı olmadığını ifade etti.Pes, "ABD'liler geçen yılki ekonomik kriz dolayısıyla kemerlerini sıktılar ve dışarı çıkarken daha az para harcayabilecekleri mekanlar olarak müzeleri seçtiler" dedi.
Editör Pes, ekonomik kriz ortamında, başka etkinliklere göre daha hesaplı olan müze aktivitelerine rağbetin arttığı görüşünde.
Büyük etki
Büyük müzelerin ziyaretçi oranının koleksiyonlarının büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu belirten Pes, New York Metropolitan Müzesinin, Picasso'nun eserlerini sergileyerek geniş kitlelere ulaştığını ifade etti.
Pes, müzelerin koleksiyon seçimleri konusunda dikkatli olmaları gerektiğini de belirtti ve halkta sanata karşı bir iştahı olduğunu ve müzelerin de harcanan paraların karşılığını verdiğini söyledi.
British Museum sözcüsü listede üçüncü sırada olmalarına çok sevindiklerini belirtirken 'Kendimizi, dünyaya dünyayı ücretsiz göstermeye adıyoruz' dedi.
National Gallery sözcüsü ise ilk beşe girdikleri için çok mutlu olduklarını belirtirken, Tate Modern'in sözcüsü ise ziyaretçi sayılarının dünya çapında sanata ve kültüre artışın bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri listesinde, altıncı sırada tüm ABD'deki tek Leonardo Da Vinci tablosuna ev sahipliği yapan Washington National Gallery of Art bulunuyor.
Yedinci sırada Tayvan National Palace Müzesi yer alırken, onu takiben sekizinci sırada Paris'teki Centre Pompidou var. Dokuzuncu sırada Kore'deki National Muesum, onuncu sırada ise Paris'teki Musée d'Orsay bulunuyor. En çok ziyaret edilen müzeler listesi, geçen yıl Ocak ve Aralık ayları arasında dünyada 400 sanat galerisinden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlandı.
Art gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzelerin son yıllarda çok büyük yol kat ettiğini, hedef kitlelerini büyütüp halkın sanata, özellikle de modern sanata olan iştahını arttırdıklarını söyledi.Pes, müzelerin artık daha iyi sergiler koyduğunu ve reklâmlarını daha iyi yaparak daha geniş kitlelere ulaşmasını takdir ettiğini belirtti.

> En çok ziyaret edilen müze hangisi?

Paris'te bulunan Louvre Müzesi, geçen yılın en çok ziyaretçi alan sanat müzesi oldu.
louvre_muzesiArt gazetesinin yayımladığı en çok ziyaret edilen müzeler listesinde ilk sırada olan Louvre Müzesi'nin ziyaretçi sayısı geçen yıla oranla yüzde beşlik bir artış göstererek bu yıl 8.9 milyon sanatsevere ev sahipliği yaptı.
Listede ikici sırayı New York Metropolitan Müzesi alırken üçüncü sırada Londra'daki British Museum yer alıyor. Dördüncü ve beşinci sıralarda ise yine Londra'daki National Gallery ve Tate Modern bulunuyor.
Daha hesaplı
Louvre Müzesi, en çok ziyaretçi alanlar listesinde 2007 yılından bu yana liste başında bulunuyor.Art Gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzenin diğer kıymetli parçalarıyla birlikte Leonardo Da Vinci'nin Mona Lisa adlı tablosuna ev sahipliği yapmasının popülerliğini sağladığını söyledi.
Küresel ekonomik krize rağmen müze ziyaretçi sayısında artış olduğunu söyleyen Pes, bu sonuçların şaşırtıcı olmadığını ifade etti.Pes, "ABD'liler geçen yılki ekonomik kriz dolayısıyla kemerlerini sıktılar ve dışarı çıkarken daha az para harcayabilecekleri mekanlar olarak müzeleri seçtiler" dedi.
Editör Pes, ekonomik kriz ortamında, başka etkinliklere göre daha hesaplı olan müze aktivitelerine rağbetin arttığı görüşünde.
Büyük etki
Büyük müzelerin ziyaretçi oranının koleksiyonlarının büyüklüğüyle doğru orantılı olduğunu belirten Pes, New York Metropolitan Müzesinin, Picasso'nun eserlerini sergileyerek geniş kitlelere ulaştığını ifade etti.
Pes, müzelerin koleksiyon seçimleri konusunda dikkatli olmaları gerektiğini de belirtti ve halkta sanata karşı bir iştahı olduğunu ve müzelerin de harcanan paraların karşılığını verdiğini söyledi.
British Museum sözcüsü listede üçüncü sırada olmalarına çok sevindiklerini belirtirken 'Kendimizi, dünyaya dünyayı ücretsiz göstermeye adıyoruz' dedi.
National Gallery sözcüsü ise ilk beşe girdikleri için çok mutlu olduklarını belirtirken, Tate Modern'in sözcüsü ise ziyaretçi sayılarının dünya çapında sanata ve kültüre artışın bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri listesinde, altıncı sırada tüm ABD'deki tek Leonardo Da Vinci tablosuna ev sahipliği yapan Washington National Gallery of Art bulunuyor.
Yedinci sırada Tayvan National Palace Müzesi yer alırken, onu takiben sekizinci sırada Paris'teki Centre Pompidou var. Dokuzuncu sırada Kore'deki National Muesum, onuncu sırada ise Paris'teki Musée d'Orsay bulunuyor. En çok ziyaret edilen müzeler listesi, geçen yıl Ocak ve Aralık ayları arasında dünyada 400 sanat galerisinden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlandı.
Art gazetesinin baş editörü Javier Pes, müzelerin son yıllarda çok büyük yol kat ettiğini, hedef kitlelerini büyütüp halkın sanata, özellikle de modern sanata olan iştahını arttırdıklarını söyledi.Pes, müzelerin artık daha iyi sergiler koyduğunu ve reklâmlarını daha iyi yaparak daha geniş kitlelere ulaşmasını takdir ettiğini belirtti.

Son Güncelleme: Cumartesi, 24 Mart 2012 13:02

Gösterim: 2062

Çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi ile başarılı sonuçlar alınabiliyor. Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan beyin egzersizi ile çocuklar ilaçsız olarak tedavi edilebiliyorlar.
beyin_egzersiziDikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğunda (DEHA) Randomize plasebo kontrollü körleme çapraz dizayn çalışma yapan Amerika’daki East Tenesse Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar Roger J. deBeus ve David Kaiser, 7-11 yaş grubu 42 çocukta, 10 hafta 30 dakikalık 40 seans EEG Biofeedback: Neurofeedback (NF) tedavisinin plasebodan üstün olduğunu gösterdiler.
Elsevier yayınlarından 2011’de “Neurofeedback and Neuromodulation Techniques and Applications” kitabında bu çalışmayı yayınladılar. Bu çalışma ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi yönteminin çalıştığını ve bilimsel bir yöntem olduğunu göstermesi açısından çok önemli.
Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan Neurofeedback, kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmesine yardımcı olan bir öğrenme stratejisidir. Bu yöntem, kişiye kendi beyin dalgalarının karakteriyle ilgili bilgi verilirse, o kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmeyi öğrenebileceği ve bu değişikliklerin genelde kalıcı olacağı ilkesine dayanır. Bu görüşten yola çıkarak, Neurofeedback’in bir çeşit “beyin egzersizi” olduğunu söylemek de mümkündür. Pekiştireç  kullanarak davranışın tekrar oluşma olasılığını arttırma prensibine “operant koşullanma” denir. Biofeedback’te pekiştireç fizyolojik işlevlerin istenilen yönde değişmesi üzerine verilen görsel ve işitsel geribildirim sinyalleridir. Biofeedback ve Neurofeedback biofeedback aletleri suretiyle yapılan tedaviyi ifade eder.
Sürmeli, Neurofeedback yönteminin çocukların, düzenli ve büyük bir yüzdesinde hayat boyu olan ilaç kullanımını elimine etmeyi ya da çok önemli bir derecede azaltmayı vaat ettiğine dikkat çekiyor. Birçok DEHA vakası ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Sayısız çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli bir bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını ya da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. DEHA’da kanıtlanmış Amfetamin grubu ilaçlar iştahsızlık, donukluk, çocuğun boy atmasını geciktirme, kalp çarpıntısı ve kalp büyümesi ve nadirde olsa ani ölümlere yol açabilmektedir.
Birçok otoritenin görüşüne göre EEG Biofeedback, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi olarak ailelere tedavi seçenekleri sunulurken mutlaka belirtilmesi gereken ailelere bir seçenek olarak sunulması gereken bir tedavidir. Bu vakalarda anlamlı derecede duygusal regülasyonda, kararsızlıklarında ilerleme ve anksiyetelerinde azalma görüyoruz. Bununla paralel olarak ebeveyn ve çocuklar arasında ilişkilerde gelişme ve aralarındaki stres azalıyor.
EEG Biofeedback, Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Epilepsi, Depresyon, Anksiyete (Sıkıntı Hastalığı) [obsesif-kompulsif bozukluk, genel anksiyete bozukluğu, posttravmatik stres bozukluğu, fobiler], Okuma Bozuklukları ve Bağımlılıklarda (Alkol, Uyuşturucu v.b gibi), kafa travmasına bağlı nöropsikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Tedavide birden fazla yöntemin kullanılması başarının artmasını sağlamaktadır. Çocuğun eğitimi, çocuğun “Dur, Düşün, Eyleme Geç” davranış modelini uygulamasını öğrenmesi, aile ve ailenin ebeveynlik tarzını değiştirmesi, çocuğun beslenmesinin düzenlenmesi, okuldaki öğretmen ve rehberlik öğretmenleri ile iletişim kurulması ve onların eğitilmesi, gerekirse özel eğitim uzmanından destek almak, neurofeedback yöntemlerinin beraber kullanılması hastalığın % 80 başarıyla tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu bir takım işidir.
Yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesi beyinde eroin etkisi yaratıyor mu?
Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli, yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesinin beyinde eroin etkisi yarattığına da dikkat çekiyor. Çocuğunuz ağlayarak, inatlaşarak, isteklerinde inatçı olup sizinle pazarlık yaparak bir şeyi elde etmemelidir. ‘Hayır’ her zaman ‘Hayır’ olmalıdır. Bir kere ‘Hayır’ deyip dayanamayıp ‘Hayır’ınızı, ‘Evet’e dönüştürmemelisiniz. Bu  konuda % 75-90 istikrarlı davranmalısınız. Böylesine bir tutumda bulunursanız, çocuğunuz anne-baba konumuna gelmiş olur. Bu gibi durumlarda, çocuğunuz beklemeyi, sabretmeyi ve motive olmayı öğrenemez. Sözünü ettiğimiz bekleme, sabretme gibi nitelikler duygusal zekânın da öğeleridir. Bu nedenle ebeveynlik tarzınızdaki hatalar ile çocuklarınızın duygusal zekâlarını geliştirmesine engel olabilirsiniz. Ayrıca eroinman gibi hep istediği yapılsın isteyerek eroinin beyinde uyardığı aynı bölgeleri uyarmış oluyorsunuz. Devamlı kendi istediğinin yapılması ona mutluluk veriyor ama beyinde dikkat, sabır, motivasyon ve öğrenme ile ilgili bölgeleri olumsuz etkiliyor. Motive olmak demek dikkatini, konsantrasyonunu vererek bir işi yapabilmek demektir. Unutmayın ki, tedavi sürecindeki çocukların motivasyon merkezleri rahatsızlıklarından dolayı yavaş çalışır. Ebeveynlik tarzınızda sergilediğiniz her hata da bu yüzden, çocuklarınızın motivasyon merkezini daha da yavaşlatır. Ebeveynlik tarzınızı değiştirince bu konuda kısmen rahatlama olduğunu görürsünüz.
Unutmamanız gereken bir başka konu da, kazanılmış yanlış davranışların birdenbire unutulmasının ya da değiştirilmesinin mümkün olmadığıdır. Bu yanlış davranışların ortadan kaldırılması ya da olumlu yönde değiştirilmesi zaman ve sabır ister.
Disiplinsiz ortamda çocuklar ileride birer zorba, aileler de kurban rolünü üstlenir
Sürmeli, çocukların sınırlarının ne olduğunu bilmeleri durumunda, kendilerini güvende hissedeceklerini özellikle vurguluyor. Sınırları koymadığınız takdirde disiplin havada kalır, düzensiz bir hale gelir. Aileler genelde huzursuzluk çıkmasın diye çocuklarının her dediğini yapma taraftarıdır, ama elde edilen bu huzur geçicidir ve kısa vadede işe yarayabilir. Zaman ilerledikçe, yaratılan disiplinsizliğin bir felakete dönüşmesi kaçınılmazdır. Böyle bir durumda çocuklar ilerde birer zorba, aileler de kurban rollerini üstlenir. Ebeveynler uygun olan ve olmayan davranışlar için bir ölçüt belirlediği zaman çocuklar bu sınırları test edecektir. Ebeveynler bu test sırasında pek de hoş olmayan davranışlarla karşılaşabilir. Özellikle zor çocuklar, diğer çocuklara oranla ebeveynlerinin kararlığını daha fazla deneyecektir.
Çocuklar sınırların devam ettiğini gördüğü zaman düşmanca yaklaşımlarda bulunabilir, hayal kırıklığına bağlı olarak çok kızabilir. Sorumlu ebeveynler olarak kabul etmelisiniz ki, çocuklarınıza sınırları kabul ettirmeye çalıştığınızda, çocuklarınız her zaman sizden hoşlanmayabilir. Çocuğunuzun yapmak istediği bir şeye izin vermediğiniz zaman karşılığında hoşnut olmadığınız davranışlarla karşılaşabilirsiniz. Onların gelecekteki mutluluğunu, iyiliğini ve rahatını düşünerek bu davranışları hoşgörüyle karşılamalısınız. Sizin onlar için yaptıklarınızı şu anda takdir etmelerini beklememelisiniz.
Dikkat, konsantrasyon merkezimiz beynimizin ön bölgesinde, prefrontal kortekste, yer almaktadır. Dikkat ve konsantrasyon merkezinde sıkıntı problem düzeyinde veya bozukluk düzeyinde olabilir. Akademik bilgiyi öğrenebilmemiz için dikkat ve konsantrasyonumuzun normal düzeyde olması gerekmektedir. Bilgiler, dikkat ve konsantrasyon merkezleriyle bağlantılı olarak süzülüp beynin çeşitli bölgelerine kodlanmaktadırlar. Nörolojik açıdan bakarsak, öğrenme bozuklukları bir insanın bilgiyi biriktirebilme, işleme ve öğrenmesine engel olmaktadır. Öğrenme bozukluğu, kişilerin gördükleri bilgiyi anlama ve kavramada ya da işittikleri bilginin beynin farklı kısımlarına bağlanmasındaki yeteneklerinde azalma ya da hiç olmamasıdır. Bu duruma sebep olan bozukluklardan birisi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Dürtü Bozukluğu diğeri de Genel Öğrenme Bozukluğudur.
Aileler çoğu zaman çocukları ile ilgili “Sevdiği şeye dikkatini saatlerce veriyor, ama derslerine gelince 5-10 dakikada sıkılıyor. Dersler işine gelmiyor:” diye anlatırlar. Sevdikleri herhangi bir şeye dikkatlerini verdikleri zaman beyinlerindeki limbik sistemin primitif refleksini kullanıyorlar. Bu, beynimizde daha derinde korunmuş bir merkez olduğu için kolay kolay etkilenmemekte bu yüzden beynin ön bölgesinde bir düzensizlik ya da bir sıkıntı oluştuğunda genel akademik performansa verilen dikkat konsantrasyon çabuk bozulmakta, aileleri bu durum şaşırtmaktadır ve “Benim çocuğumun dikkati sevdiği şeyde çok iyi ama derse gelince yapmak istemiyor” diye yorumlanmaktadır.
Dikkat Eksikliği bozukluğunda çeşitlerine göre genellikle görülen problemler nelerdir?
Kolayca dikkatleri dağılır, uzun süre dikkatlerini veremezler, başkalarını dinlerken zorlanırlar, organize olmakta zorlanırlar, nesneleri kaybetmeye eğilimlidirler, unutkandırlar, kıpır kıpırdırlar, yaramazdırlar, bir yerde uzun süre oturmakta zorluk çekerler, kontrol edilemeyen bir enerjileri vardır, dürtüseldirler. Oldukça fazla hayal kurarlar, sürekli sıkılmaktan şikayet ederler, motive olamazlar,fikirlerini sonuna kadar savunurlar, kin tutmaya eğilimlidirler. Aynı hareketleri tekrarlamaya (kompulsif hareketler) eğilimlidirler, konudan konuya atlarlar, herşeye çok dar açıdan bakarlar. Enerjileri azdır, sık sık huzursuz olurlar, toplumdan izole olma eğilimleri vardır. Sık sık umutsuzluk ve suçluluk duygusuna kapılırlar. Eğlenceli şeylere ilgileri azdır, uyku değişiklikleri yaşarlar ve kronik şekilde kendilerine güvenleri azdır.
TEŞHİSTE OBJEKTİF YÖNTEMLER ÖNEMLİ:
Subjektif testler, Conner’s Öğretmen ve aile skalası, DSM-IV Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Dürtü Bozukluğu skalası en çok kullanılan skalalardır. Ayrıca WISC-R (Wechsler çocuklar için zeka testi) testi yapılabilir ve ailelerin ebeveynlik tarzlarını gösteren soru-cevap skala ilk görüşmede verilmektedir. Subjektif değerlendirmeler ayırıcı tanıda beklediğimiz kadar hassas olmadığı (hassasiyet oranı % 39-79) için A.B.D’de daha objektif yöntemler geliştirildi. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı  ve Esentepe’deki merkezimizde de uyguladığımız T.O.V.A testi ve QEEG –NxLink Veri Bankası yöntemidir. T.O.V.A testi görsel ve işitsel dikkati ve algılamayı bilgisayar ortamında matematiksel istatistiksel analiz yaparak ölçmektedir. Beynin görsel ve işitsel dikkat merkezleri farklı yerlerdedir. Beynin bu bölgeleri hakkında objektif bilgi vermektedir ayrıca % 85 doğruluk oranıyla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite tanısı koymaya yardımcı bir testtir. Ayrıca uyanık veya uykuda çekilen EEG’de epileptik aktivasyonlar varsa bunlarda tespit edilebilinir. Bu aktivasyonlar dikkat ve öğrenme zorluğuna neden olabilmektedir. QEEG ile bu çocukların beyin dalgaları kaydedilip New York Üniversitesi tarafından hazırlanan F.D.A (Amerikan Gıda İlaç Birliği) tarafından onaylı data bankasında işleme sokulup  Dikkat Eksikliği Hiperaktivite veya Öğrenme Bozukluğu hastalığının tanısının % 90-94 objektif olarak konulmasına tavsiyede bulunmaktadır.
Amerikan Pediatrik Birliği, QEEG’nin tanı konulması için kullanımını tavsiye etmektedir. QEEG’nin Klinik Psikiyatride kullanımıyla ilgili Amerikan NöroPsikiyatri Birliği’nin Araştırma Komitesi’nin raporu,  QEEG Nörometrik analizin bazı psikiyatrik hastalıkların teşhisinde çocuklarda dikkat ve öğrenme problemlerinde, yetişkinlerde duygudurumu ve akıl sağlığı bozukluklarında kullanılmasının bilimsel kanıtlanmış bir yöntem olduğunu deklare etmektedir.
Beyin haritasının çekimi yaklaşık 20 ile 40 dakika sürmektedir.

> Çocuğunuzun dikkatini beyin egzersizi ile toplayın

Çocuklardaki dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi ile başarılı sonuçlar alınabiliyor. Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan beyin egzersizi ile çocuklar ilaçsız olarak tedavi edilebiliyorlar.
beyin_egzersiziDikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğunda (DEHA) Randomize plasebo kontrollü körleme çapraz dizayn çalışma yapan Amerika’daki East Tenesse Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar Roger J. deBeus ve David Kaiser, 7-11 yaş grubu 42 çocukta, 10 hafta 30 dakikalık 40 seans EEG Biofeedback: Neurofeedback (NF) tedavisinin plasebodan üstün olduğunu gösterdiler.
Elsevier yayınlarından 2011’de “Neurofeedback and Neuromodulation Techniques and Applications” kitabında bu çalışmayı yayınladılar. Bu çalışma ilaçsız tedavi yöntemi olan Neurofeedback beyin egzersizi yönteminin çalıştığını ve bilimsel bir yöntem olduğunu göstermesi açısından çok önemli.
Türkiye’de de Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli tarafından uygulanan Neurofeedback, kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmesine yardımcı olan bir öğrenme stratejisidir. Bu yöntem, kişiye kendi beyin dalgalarının karakteriyle ilgili bilgi verilirse, o kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmeyi öğrenebileceği ve bu değişikliklerin genelde kalıcı olacağı ilkesine dayanır. Bu görüşten yola çıkarak, Neurofeedback’in bir çeşit “beyin egzersizi” olduğunu söylemek de mümkündür. Pekiştireç  kullanarak davranışın tekrar oluşma olasılığını arttırma prensibine “operant koşullanma” denir. Biofeedback’te pekiştireç fizyolojik işlevlerin istenilen yönde değişmesi üzerine verilen görsel ve işitsel geribildirim sinyalleridir. Biofeedback ve Neurofeedback biofeedback aletleri suretiyle yapılan tedaviyi ifade eder.
Sürmeli, Neurofeedback yönteminin çocukların, düzenli ve büyük bir yüzdesinde hayat boyu olan ilaç kullanımını elimine etmeyi ya da çok önemli bir derecede azaltmayı vaat ettiğine dikkat çekiyor. Birçok DEHA vakası ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Sayısız çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli bir bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını ya da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. DEHA’da kanıtlanmış Amfetamin grubu ilaçlar iştahsızlık, donukluk, çocuğun boy atmasını geciktirme, kalp çarpıntısı ve kalp büyümesi ve nadirde olsa ani ölümlere yol açabilmektedir.
Birçok otoritenin görüşüne göre EEG Biofeedback, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi olarak ailelere tedavi seçenekleri sunulurken mutlaka belirtilmesi gereken ailelere bir seçenek olarak sunulması gereken bir tedavidir. Bu vakalarda anlamlı derecede duygusal regülasyonda, kararsızlıklarında ilerleme ve anksiyetelerinde azalma görüyoruz. Bununla paralel olarak ebeveyn ve çocuklar arasında ilişkilerde gelişme ve aralarındaki stres azalıyor.
EEG Biofeedback, Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Epilepsi, Depresyon, Anksiyete (Sıkıntı Hastalığı) [obsesif-kompulsif bozukluk, genel anksiyete bozukluğu, posttravmatik stres bozukluğu, fobiler], Okuma Bozuklukları ve Bağımlılıklarda (Alkol, Uyuşturucu v.b gibi), kafa travmasına bağlı nöropsikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Tedavide birden fazla yöntemin kullanılması başarının artmasını sağlamaktadır. Çocuğun eğitimi, çocuğun “Dur, Düşün, Eyleme Geç” davranış modelini uygulamasını öğrenmesi, aile ve ailenin ebeveynlik tarzını değiştirmesi, çocuğun beslenmesinin düzenlenmesi, okuldaki öğretmen ve rehberlik öğretmenleri ile iletişim kurulması ve onların eğitilmesi, gerekirse özel eğitim uzmanından destek almak, neurofeedback yöntemlerinin beraber kullanılması hastalığın % 80 başarıyla tedavi edilmesini sağlamaktadır. Bu bir takım işidir.
Yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesi beyinde eroin etkisi yaratıyor mu?
Psikiyatrist Dr. Tanju Sürmeli, yanlış ebeveynlik tarzının değiştirilmemesinin beyinde eroin etkisi yarattığına da dikkat çekiyor. Çocuğunuz ağlayarak, inatlaşarak, isteklerinde inatçı olup sizinle pazarlık yaparak bir şeyi elde etmemelidir. ‘Hayır’ her zaman ‘Hayır’ olmalıdır. Bir kere ‘Hayır’ deyip dayanamayıp ‘Hayır’ınızı, ‘Evet’e dönüştürmemelisiniz. Bu  konuda % 75-90 istikrarlı davranmalısınız. Böylesine bir tutumda bulunursanız, çocuğunuz anne-baba konumuna gelmiş olur. Bu gibi durumlarda, çocuğunuz beklemeyi, sabretmeyi ve motive olmayı öğrenemez. Sözünü ettiğimiz bekleme, sabretme gibi nitelikler duygusal zekânın da öğeleridir. Bu nedenle ebeveynlik tarzınızdaki hatalar ile çocuklarınızın duygusal zekâlarını geliştirmesine engel olabilirsiniz. Ayrıca eroinman gibi hep istediği yapılsın isteyerek eroinin beyinde uyardığı aynı bölgeleri uyarmış oluyorsunuz. Devamlı kendi istediğinin yapılması ona mutluluk veriyor ama beyinde dikkat, sabır, motivasyon ve öğrenme ile ilgili bölgeleri olumsuz etkiliyor. Motive olmak demek dikkatini, konsantrasyonunu vererek bir işi yapabilmek demektir. Unutmayın ki, tedavi sürecindeki çocukların motivasyon merkezleri rahatsızlıklarından dolayı yavaş çalışır. Ebeveynlik tarzınızda sergilediğiniz her hata da bu yüzden, çocuklarınızın motivasyon merkezini daha da yavaşlatır. Ebeveynlik tarzınızı değiştirince bu konuda kısmen rahatlama olduğunu görürsünüz.
Unutmamanız gereken bir başka konu da, kazanılmış yanlış davranışların birdenbire unutulmasının ya da değiştirilmesinin mümkün olmadığıdır. Bu yanlış davranışların ortadan kaldırılması ya da olumlu yönde değiştirilmesi zaman ve sabır ister.
Disiplinsiz ortamda çocuklar ileride birer zorba, aileler de kurban rolünü üstlenir
Sürmeli, çocukların sınırlarının ne olduğunu bilmeleri durumunda, kendilerini güvende hissedeceklerini özellikle vurguluyor. Sınırları koymadığınız takdirde disiplin havada kalır, düzensiz bir hale gelir. Aileler genelde huzursuzluk çıkmasın diye çocuklarının her dediğini yapma taraftarıdır, ama elde edilen bu huzur geçicidir ve kısa vadede işe yarayabilir. Zaman ilerledikçe, yaratılan disiplinsizliğin bir felakete dönüşmesi kaçınılmazdır. Böyle bir durumda çocuklar ilerde birer zorba, aileler de kurban rollerini üstlenir. Ebeveynler uygun olan ve olmayan davranışlar için bir ölçüt belirlediği zaman çocuklar bu sınırları test edecektir. Ebeveynler bu test sırasında pek de hoş olmayan davranışlarla karşılaşabilir. Özellikle zor çocuklar, diğer çocuklara oranla ebeveynlerinin kararlığını daha fazla deneyecektir.
Çocuklar sınırların devam ettiğini gördüğü zaman düşmanca yaklaşımlarda bulunabilir, hayal kırıklığına bağlı olarak çok kızabilir. Sorumlu ebeveynler olarak kabul etmelisiniz ki, çocuklarınıza sınırları kabul ettirmeye çalıştığınızda, çocuklarınız her zaman sizden hoşlanmayabilir. Çocuğunuzun yapmak istediği bir şeye izin vermediğiniz zaman karşılığında hoşnut olmadığınız davranışlarla karşılaşabilirsiniz. Onların gelecekteki mutluluğunu, iyiliğini ve rahatını düşünerek bu davranışları hoşgörüyle karşılamalısınız. Sizin onlar için yaptıklarınızı şu anda takdir etmelerini beklememelisiniz.
Dikkat, konsantrasyon merkezimiz beynimizin ön bölgesinde, prefrontal kortekste, yer almaktadır. Dikkat ve konsantrasyon merkezinde sıkıntı problem düzeyinde veya bozukluk düzeyinde olabilir. Akademik bilgiyi öğrenebilmemiz için dikkat ve konsantrasyonumuzun normal düzeyde olması gerekmektedir. Bilgiler, dikkat ve konsantrasyon merkezleriyle bağlantılı olarak süzülüp beynin çeşitli bölgelerine kodlanmaktadırlar. Nörolojik açıdan bakarsak, öğrenme bozuklukları bir insanın bilgiyi biriktirebilme, işleme ve öğrenmesine engel olmaktadır. Öğrenme bozukluğu, kişilerin gördükleri bilgiyi anlama ve kavramada ya da işittikleri bilginin beynin farklı kısımlarına bağlanmasındaki yeteneklerinde azalma ya da hiç olmamasıdır. Bu duruma sebep olan bozukluklardan birisi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Dürtü Bozukluğu diğeri de Genel Öğrenme Bozukluğudur.
Aileler çoğu zaman çocukları ile ilgili “Sevdiği şeye dikkatini saatlerce veriyor, ama derslerine gelince 5-10 dakikada sıkılıyor. Dersler işine gelmiyor:” diye anlatırlar. Sevdikleri herhangi bir şeye dikkatlerini verdikleri zaman beyinlerindeki limbik sistemin primitif refleksini kullanıyorlar. Bu, beynimizde daha derinde korunmuş bir merkez olduğu için kolay kolay etkilenmemekte bu yüzden beynin ön bölgesinde bir düzensizlik ya da bir sıkıntı oluştuğunda genel akademik performansa verilen dikkat konsantrasyon çabuk bozulmakta, aileleri bu durum şaşırtmaktadır ve “Benim çocuğumun dikkati sevdiği şeyde çok iyi ama derse gelince yapmak istemiyor” diye yorumlanmaktadır.
Dikkat Eksikliği bozukluğunda çeşitlerine göre genellikle görülen problemler nelerdir?
Kolayca dikkatleri dağılır, uzun süre dikkatlerini veremezler, başkalarını dinlerken zorlanırlar, organize olmakta zorlanırlar, nesneleri kaybetmeye eğilimlidirler, unutkandırlar, kıpır kıpırdırlar, yaramazdırlar, bir yerde uzun süre oturmakta zorluk çekerler, kontrol edilemeyen bir enerjileri vardır, dürtüseldirler. Oldukça fazla hayal kurarlar, sürekli sıkılmaktan şikayet ederler, motive olamazlar,fikirlerini sonuna kadar savunurlar, kin tutmaya eğilimlidirler. Aynı hareketleri tekrarlamaya (kompulsif hareketler) eğilimlidirler, konudan konuya atlarlar, herşeye çok dar açıdan bakarlar. Enerjileri azdır, sık sık huzursuz olurlar, toplumdan izole olma eğilimleri vardır. Sık sık umutsuzluk ve suçluluk duygusuna kapılırlar. Eğlenceli şeylere ilgileri azdır, uyku değişiklikleri yaşarlar ve kronik şekilde kendilerine güvenleri azdır.
TEŞHİSTE OBJEKTİF YÖNTEMLER ÖNEMLİ:
Subjektif testler, Conner’s Öğretmen ve aile skalası, DSM-IV Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Dürtü Bozukluğu skalası en çok kullanılan skalalardır. Ayrıca WISC-R (Wechsler çocuklar için zeka testi) testi yapılabilir ve ailelerin ebeveynlik tarzlarını gösteren soru-cevap skala ilk görüşmede verilmektedir. Subjektif değerlendirmeler ayırıcı tanıda beklediğimiz kadar hassas olmadığı (hassasiyet oranı % 39-79) için A.B.D’de daha objektif yöntemler geliştirildi. Bu yöntemlerden en çok kullanılanı  ve Esentepe’deki merkezimizde de uyguladığımız T.O.V.A testi ve QEEG –NxLink Veri Bankası yöntemidir. T.O.V.A testi görsel ve işitsel dikkati ve algılamayı bilgisayar ortamında matematiksel istatistiksel analiz yaparak ölçmektedir. Beynin görsel ve işitsel dikkat merkezleri farklı yerlerdedir. Beynin bu bölgeleri hakkında objektif bilgi vermektedir ayrıca % 85 doğruluk oranıyla Dikkat Eksikliği Hiperaktivite tanısı koymaya yardımcı bir testtir. Ayrıca uyanık veya uykuda çekilen EEG’de epileptik aktivasyonlar varsa bunlarda tespit edilebilinir. Bu aktivasyonlar dikkat ve öğrenme zorluğuna neden olabilmektedir. QEEG ile bu çocukların beyin dalgaları kaydedilip New York Üniversitesi tarafından hazırlanan F.D.A (Amerikan Gıda İlaç Birliği) tarafından onaylı data bankasında işleme sokulup  Dikkat Eksikliği Hiperaktivite veya Öğrenme Bozukluğu hastalığının tanısının % 90-94 objektif olarak konulmasına tavsiyede bulunmaktadır.
Amerikan Pediatrik Birliği, QEEG’nin tanı konulması için kullanımını tavsiye etmektedir. QEEG’nin Klinik Psikiyatride kullanımıyla ilgili Amerikan NöroPsikiyatri Birliği’nin Araştırma Komitesi’nin raporu,  QEEG Nörometrik analizin bazı psikiyatrik hastalıkların teşhisinde çocuklarda dikkat ve öğrenme problemlerinde, yetişkinlerde duygudurumu ve akıl sağlığı bozukluklarında kullanılmasının bilimsel kanıtlanmış bir yöntem olduğunu deklare etmektedir.
Beyin haritasının çekimi yaklaşık 20 ile 40 dakika sürmektedir.

Son Güncelleme: Perşembe, 08 Mart 2012 14:05

Gösterim: 3754

İtalyan ressam Leonardo da Vinci'nin 400 yıl sonra ortaya çıkan bir duvar resmi sanat dünyasını heyecanlandırdı. Duvar resmi, kanser hastalarında tümörün yerini tespit etmek için kullanılan küçük kameralar vasıtasıyla ortaya çıkarıldı.
   Rönesans döneminin ressamları arasında yer alan Leonardo da Vinci'nin Florensa'da Vecchio Sarayı'nın duvarına resmettiği eseri "Anghiari Savaşı" 400 yıl sonra idealist bir sanat tarihçisi sayesinde gün ışığına çıktı.

San Diego Üniversitesi'nde sanat tarihçisi olarak görev yapan Maurizio Seracini, Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" adlı eserinin Vecchio Sarayı'nın duvarında fresk ressamı Giorgio Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin arkasında gizli olduğunu iddia ediyordu. Seracini bu iddiasına kanıt olarak ise Vasari'nin resmini yaptığı duvarın üzerinde bulunan "cerca trova" (Ararsan, bulursun) sözcüğünü gösteriyordu. Seracini ve ekibi, Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin bulunduğu duvarın arkasına bakma iznini yıllar sonra almayı başardı.

ESERDEN NUMUNE ALINDI

Seracini ve ekibi için dün büyük gündü. Giorgio Vasari'nin eserine zarar vermeden duvarın arkasında Leonardo Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" eserini arayacaklardı. Bunun için tıpta kanser hastaları için kullanılan bir teknikten yararlanıldı. Vasari'nin duvar resmi üzerine 6 adet küçük delik açıldı. Ucunda kamera olan teller bu deliklerden geçirildiğinde, Da Vinci'nin en önemli eserleri arasında gösterilen "Anghiari Savaşı" resminin bütün ihtişamıyla orada olduğunu gördüler. Resmin sahte olup olmadığını ortaya koymak için boya numuneleri alındı.

Ancak bazı sanat tarihçileri, Da Vinci'nin başka bir eserini bulmak için diğer bir ressamın eserine zarar verilmesini eleştirdi.

DA VİNCİ ESERİNİ TAMAMLAYAMADI

Rönensans döneminin ünlü ressamlarından olan Leonardo Da Vinci, "Anghiari Savaşı"nı 1505 yılında çizmeye başladı. Florensalılarla Milanlılar arasında 1452-1519 yılları arasında yaşanan savaşı anlatan resim, boyanın bitmesi nedeniyle Da Vinci tarafından tamamlanamadı.

Ressam Giorgio Vasari 1563 yılında, Da Vinci'nin esserinin bulunduğu duvarın önüne "Marciano Savaşı" adlı eserini yaptı. Vasari, ünlü ressamın yaptığı duvar resminin zarar görmemesi için ön tarafa başka bir duvar inşa etti ve eserini bu duvarın üzerine çizdi.

Sanat dünyasını sarsan bu olayı ortaya çıkaran Maurizio Seracini, Vasari'nin Leonardo Da Vinci'nin söz konusu eserine zarar vermemek için önüne bir duvar inşa etmesinin bir saygı belirtisi olduğunu savundu.



> Da Vinci şifresine kanser tekniği

İtalyan ressam Leonardo da Vinci'nin 400 yıl sonra ortaya çıkan bir duvar resmi sanat dünyasını heyecanlandırdı. Duvar resmi, kanser hastalarında tümörün yerini tespit etmek için kullanılan küçük kameralar vasıtasıyla ortaya çıkarıldı.
   Rönesans döneminin ressamları arasında yer alan Leonardo da Vinci'nin Florensa'da Vecchio Sarayı'nın duvarına resmettiği eseri "Anghiari Savaşı" 400 yıl sonra idealist bir sanat tarihçisi sayesinde gün ışığına çıktı.

San Diego Üniversitesi'nde sanat tarihçisi olarak görev yapan Maurizio Seracini, Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" adlı eserinin Vecchio Sarayı'nın duvarında fresk ressamı Giorgio Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin arkasında gizli olduğunu iddia ediyordu. Seracini bu iddiasına kanıt olarak ise Vasari'nin resmini yaptığı duvarın üzerinde bulunan "cerca trova" (Ararsan, bulursun) sözcüğünü gösteriyordu. Seracini ve ekibi, Vasari'nin "Marciano Savaşı" adlı eserinin bulunduğu duvarın arkasına bakma iznini yıllar sonra almayı başardı.

ESERDEN NUMUNE ALINDI

Seracini ve ekibi için dün büyük gündü. Giorgio Vasari'nin eserine zarar vermeden duvarın arkasında Leonardo Da Vinci'nin "Anghiari Savaşı" eserini arayacaklardı. Bunun için tıpta kanser hastaları için kullanılan bir teknikten yararlanıldı. Vasari'nin duvar resmi üzerine 6 adet küçük delik açıldı. Ucunda kamera olan teller bu deliklerden geçirildiğinde, Da Vinci'nin en önemli eserleri arasında gösterilen "Anghiari Savaşı" resminin bütün ihtişamıyla orada olduğunu gördüler. Resmin sahte olup olmadığını ortaya koymak için boya numuneleri alındı.

Ancak bazı sanat tarihçileri, Da Vinci'nin başka bir eserini bulmak için diğer bir ressamın eserine zarar verilmesini eleştirdi.

DA VİNCİ ESERİNİ TAMAMLAYAMADI

Rönensans döneminin ünlü ressamlarından olan Leonardo Da Vinci, "Anghiari Savaşı"nı 1505 yılında çizmeye başladı. Florensalılarla Milanlılar arasında 1452-1519 yılları arasında yaşanan savaşı anlatan resim, boyanın bitmesi nedeniyle Da Vinci tarafından tamamlanamadı.

Ressam Giorgio Vasari 1563 yılında, Da Vinci'nin esserinin bulunduğu duvarın önüne "Marciano Savaşı" adlı eserini yaptı. Vasari, ünlü ressamın yaptığı duvar resminin zarar görmemesi için ön tarafa başka bir duvar inşa etti ve eserini bu duvarın üzerine çizdi.

Sanat dünyasını sarsan bu olayı ortaya çıkaran Maurizio Seracini, Vasari'nin Leonardo Da Vinci'nin söz konusu eserine zarar vermemek için önüne bir duvar inşa etmesinin bir saygı belirtisi olduğunu savundu.



Son Güncelleme: Salı, 13 Mart 2012 18:01

Gösterim: 1358

Secretcv.com tarafından yapılan “Meslekler” anketine göre değişik kişilik yapısındaki kişilerin hangi mesleklere uygun olduğu araştırıldı.
meslekler10 Şubat-5 Mart 2012 tarihleri arasında yapılan araştırmaya 4.557 kişi katıldı.  Araştırmaya katılanların verdikleri yanıtlara göre;  içe dönük kişiler yazılım uzmanı, dışa dönük kişiler pazarlama, kuralcı kişiler bankacı, fedakar kişiler öğretmen, yaratıcı kişiler reklamcı, otoriter kişiler yönetici, uyumlu kişiler sekreter, yetenekli kişiler ise aşçı olmaya uygun…
Günümüzde teknolojinin gelişmesi, iş özel hayat dengesinin esnemesi ve iş yapış şekillerinin değişmesiyle birlikte “iş hayatımız” çok önemli bir hale geldi ve özel hayatımızı da direk olarak etkilemeye başladı. Sevmediğimiz bir mesleği yapıyor olmamız demek zaman zaman hayatımızın çok kötü gitmesine sebep olurken; sevdiğimiz bir mesleğimizin olması bir anda tüm olumsuzlukları pozitife çevirebiliyor. Yani yapılırken heyecan duyulmayan, manevi tatmin sağlamayan ve bizi mutlu etmeyen meslekler yaptığımızda maalesef başarılı olamıyoruz. Ancak severek yaptığımız bir işte, Konfiçyus’un da dediği gibi “hayat boyu çalışmak zorunda kalmıyoruz”. Çünkü o zaman mesleğimizi zorunlu bir iş değil “hayatımızın bir parçası” haline getirebiliyoruz.
Burada sevdiğimiz mesleği belirlerken o mesleği yapabiliyor yani icra edebiliyor olmamız önemli unsurlardan biridir. Şöyle örneklemek gerekirse; herkes şarkı söyleyemez, herkes oyuncu olamaz, herkes iyi bir satışçı olamaz ya da herkes yönetici olamaz. Aldığımız eğitim, yeteneklerimiz, yetiştirilme tarzımız kadar;  “kişilik özelliklerimiz” de mesleğimizi doğru icra etmemizde ve o meslekte mutlu olmamızda etkilidir.
Kişinin kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemesi ve kişilik özelliklerini kabullenmesi meslek seçiminde önemli detaylardan biri haline geldi. Bu bağlamda Secretcv.com genel olarak 9 kişilik yapısını ele aldı ve bu kişilik yapılarına uygun meslekleri belirledi. 4.557 kişinin verdiği yanıtlarla oluşan sonuçlara göre;
İçe dönük kişilik yapısında olan kişiler, %20 ile Yazılım Uzmanı, %19 ile Muhasebe/Finans, %15 gibi “iletişimin” direk ön planda olmadığı mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile Aşçı, %11 ile Web Master, %9 ile Grafiker takip ediyor.
Dışa dönük kişilik yapısında olan kişiler, %30 ile Pazarlama/Marketing, %24 ile Satış gibi “iletişimin” çok önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Gazeteci, %10 ile İnsan Kaynakları, %8 ile Reklamcı ve Turizmci, %6 ile Avukat izliyor.

Düzenli/Kuralcı kişilik yapısında olan kişiler, %25 ile Bankacı, %18 ile Yönetici Asistanı gibi “disiplinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Avukat, %9 ile Proje Yöneticisi, %8 ile Öğretmen ve Muhasebeci izliyor.

Fedakar/Özverili kişilik yapısında olan kişiler %36 gibi yüksek bir oranla Öğretmen, %27 ile Doktor ve %20 ile Hemşire gibi “karşısındaki kişileri düşünebilmenin” önemli olduğu mesleklere uygun oluyor.

Yenilikçi/Yaratıcı kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Reklamcı, %16 ile Mimar gibi “görselliğin, yeni fikirlerin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile grafiker, %14 ile Pazarlama/marketing, %13 ile Mühendis izliyor.

Otoriter kişilik yapısında olan kişiler %24 ile Proje Yöneticisi/Yönetici, %20 ile Avukat gibi  “baskın ve disiplinli” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %16 ile Öğretmen, %13 ile Bankacı, %11 ile İnsan Kaynakları, %10 ile Yönetici Asistanı izliyor.

Uyumlu kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Sekreter, %25 ile İnsan Kaynakları gibi “insan ilişkilerinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %20 ile Psikolog, %15 ile Hemşire izliyor.

Yetenekli kişilik yapısında olan kişiler %22 ile Aşçı, %20 ile Reklamcı gibi “hem el becerisinin hem de kreatif” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %17 ile Grafiker, %14 ile Web Master /Web Developer izliyor.

Analitik kişilik yapısında olan kişiler %33 ile Mühendis, %26 ile Muhasebe/Finans gibi “sayısal zekanın” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %18 ile Bankacı, %17 ile Yazılım Uzmanı izliyor

> Hanki kişilik tipi hangi mesleğe uygun?

Secretcv.com tarafından yapılan “Meslekler” anketine göre değişik kişilik yapısındaki kişilerin hangi mesleklere uygun olduğu araştırıldı.
meslekler10 Şubat-5 Mart 2012 tarihleri arasında yapılan araştırmaya 4.557 kişi katıldı.  Araştırmaya katılanların verdikleri yanıtlara göre;  içe dönük kişiler yazılım uzmanı, dışa dönük kişiler pazarlama, kuralcı kişiler bankacı, fedakar kişiler öğretmen, yaratıcı kişiler reklamcı, otoriter kişiler yönetici, uyumlu kişiler sekreter, yetenekli kişiler ise aşçı olmaya uygun…
Günümüzde teknolojinin gelişmesi, iş özel hayat dengesinin esnemesi ve iş yapış şekillerinin değişmesiyle birlikte “iş hayatımız” çok önemli bir hale geldi ve özel hayatımızı da direk olarak etkilemeye başladı. Sevmediğimiz bir mesleği yapıyor olmamız demek zaman zaman hayatımızın çok kötü gitmesine sebep olurken; sevdiğimiz bir mesleğimizin olması bir anda tüm olumsuzlukları pozitife çevirebiliyor. Yani yapılırken heyecan duyulmayan, manevi tatmin sağlamayan ve bizi mutlu etmeyen meslekler yaptığımızda maalesef başarılı olamıyoruz. Ancak severek yaptığımız bir işte, Konfiçyus’un da dediği gibi “hayat boyu çalışmak zorunda kalmıyoruz”. Çünkü o zaman mesleğimizi zorunlu bir iş değil “hayatımızın bir parçası” haline getirebiliyoruz.
Burada sevdiğimiz mesleği belirlerken o mesleği yapabiliyor yani icra edebiliyor olmamız önemli unsurlardan biridir. Şöyle örneklemek gerekirse; herkes şarkı söyleyemez, herkes oyuncu olamaz, herkes iyi bir satışçı olamaz ya da herkes yönetici olamaz. Aldığımız eğitim, yeteneklerimiz, yetiştirilme tarzımız kadar;  “kişilik özelliklerimiz” de mesleğimizi doğru icra etmemizde ve o meslekte mutlu olmamızda etkilidir.
Kişinin kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini belirlemesi ve kişilik özelliklerini kabullenmesi meslek seçiminde önemli detaylardan biri haline geldi. Bu bağlamda Secretcv.com genel olarak 9 kişilik yapısını ele aldı ve bu kişilik yapılarına uygun meslekleri belirledi. 4.557 kişinin verdiği yanıtlarla oluşan sonuçlara göre;
İçe dönük kişilik yapısında olan kişiler, %20 ile Yazılım Uzmanı, %19 ile Muhasebe/Finans, %15 gibi “iletişimin” direk ön planda olmadığı mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile Aşçı, %11 ile Web Master, %9 ile Grafiker takip ediyor.
Dışa dönük kişilik yapısında olan kişiler, %30 ile Pazarlama/Marketing, %24 ile Satış gibi “iletişimin” çok önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Gazeteci, %10 ile İnsan Kaynakları, %8 ile Reklamcı ve Turizmci, %6 ile Avukat izliyor.

Düzenli/Kuralcı kişilik yapısında olan kişiler, %25 ile Bankacı, %18 ile Yönetici Asistanı gibi “disiplinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %11 ile Avukat, %9 ile Proje Yöneticisi, %8 ile Öğretmen ve Muhasebeci izliyor.

Fedakar/Özverili kişilik yapısında olan kişiler %36 gibi yüksek bir oranla Öğretmen, %27 ile Doktor ve %20 ile Hemşire gibi “karşısındaki kişileri düşünebilmenin” önemli olduğu mesleklere uygun oluyor.

Yenilikçi/Yaratıcı kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Reklamcı, %16 ile Mimar gibi “görselliğin, yeni fikirlerin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %15 ile grafiker, %14 ile Pazarlama/marketing, %13 ile Mühendis izliyor.

Otoriter kişilik yapısında olan kişiler %24 ile Proje Yöneticisi/Yönetici, %20 ile Avukat gibi  “baskın ve disiplinli” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %16 ile Öğretmen, %13 ile Bankacı, %11 ile İnsan Kaynakları, %10 ile Yönetici Asistanı izliyor.

Uyumlu kişilik yapısında olan kişiler %28 ile Sekreter, %25 ile İnsan Kaynakları gibi “insan ilişkilerinin” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %20 ile Psikolog, %15 ile Hemşire izliyor.

Yetenekli kişilik yapısında olan kişiler %22 ile Aşçı, %20 ile Reklamcı gibi “hem el becerisinin hem de kreatif” olmanın önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %17 ile Grafiker, %14 ile Web Master /Web Developer izliyor.

Analitik kişilik yapısında olan kişiler %33 ile Mühendis, %26 ile Muhasebe/Finans gibi “sayısal zekanın” önemli olduğu mesleklere uygun olurken, bunları %18 ile Bankacı, %17 ile Yazılım Uzmanı izliyor

Son Güncelleme: Perşembe, 08 Mart 2012 11:56

Gösterim: 2597


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.