Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Samsun'da resim öğretmeni 31 yaşındaki Yasemin Ergün, 3 yıl atama bekledikten sonra öğretmen olarak atanamayınca Hafif Raylı Sistem'de tren makinisti olarak çalışmaya başladı.

Yaprak KOÇER/SAMSUN, (DHA)- Samsun'da resim öğretmeni 31 yaşındaki Yasemin Ergün, 3 yıl atama bekledikten sonra öğretmen olarak atanamayınca Hafif Raylı Sistem'de tren makinisti olarak çalışmaya başladı. Ergün, Ben çok isteyerek resim öğretmenliğini seçmiştim. Ancak nasip olmadı. Şimdiki işimi de çok seviyorum. O yüzden içimde bir burukluk yok dedi.Samsun'da yaşayan evli ve bir çocuk annesi Yasemin Ergün, 2007 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu. Ergün, 3 yıl öğretmen olarak atanmak için sınavlara hazırlanıp, girdi. Ancak atanamayınca Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Hafif Raylı Sistem'de makinist olarak görev yapmak üzere başvuruda bulundu. 3 yıl önce makinist olarak çalışmaya başlayan Yasemin Ergün, şimdi Hafif Raylı Sistem'de çalışan 6 kadın makinistten birisi oldu.
Üniversite sınavı sonrasında tercihlerde resim öğretmenliği bölümünü çok isteyerek seçtiğini söyleyen Yasemin Ergün, Sınavlara hazırlandım ancak atanamadım. Nasip olmadı. Atanamayan öğretmenlerden birisiyim. Sonra bu iş için müracaatta bulundum ve işe başladım. Şimdiki işimi de çok severek yapıyorum. Mutluyum. İçimde bir burukluk duymuyorum. Ayrıca kadın makinist olarak vatandaşlardan da çok güzel tepkiler alıyorum diye konuştu.
Kadın makinist olarak çalışmanın zor bir iş olduğunu dile getiren Ergün, İlk yıllarda bayan makinistleri görünce 'bir bayan bu aracı kullanabiliyor, ne güzel' diye düşündüm. Bana da nasip oldu. Çok güzel bir iş yapıyoruz. Kadınlar daha detaycı ve özenli. Vardiyalı sistemde çalıştığımız için çok programlı olarak yaşıyoruz. Bunun dışında çok güzel tepkiler alıyorum. Bazen alkışlıyorlar, bazen el sallıyorlar dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Samsun'da resim öğretmeni 31 yaşındaki Yasemin Ergün, 3 yıl atama bekledikten sonra öğretmen olarak atanamayınca Hafif Raylı Sistem'de tren makinisti olarak çalışmaya başladı.

Yaprak KOÇER/SAMSUN, (DHA)- Samsun'da resim öğretmeni 31 yaşındaki Yasemin Ergün, 3 yıl atama bekledikten sonra öğretmen olarak atanamayınca Hafif Raylı Sistem'de tren makinisti olarak çalışmaya başladı. Ergün, Ben çok isteyerek resim öğretmenliğini seçmiştim. Ancak nasip olmadı. Şimdiki işimi de çok seviyorum. O yüzden içimde bir burukluk yok dedi.Samsun'da yaşayan evli ve bir çocuk annesi Yasemin Ergün, 2007 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü'nden mezun oldu. Ergün, 3 yıl öğretmen olarak atanmak için sınavlara hazırlanıp, girdi. Ancak atanamayınca Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Hafif Raylı Sistem'de makinist olarak görev yapmak üzere başvuruda bulundu. 3 yıl önce makinist olarak çalışmaya başlayan Yasemin Ergün, şimdi Hafif Raylı Sistem'de çalışan 6 kadın makinistten birisi oldu.
Üniversite sınavı sonrasında tercihlerde resim öğretmenliği bölümünü çok isteyerek seçtiğini söyleyen Yasemin Ergün, Sınavlara hazırlandım ancak atanamadım. Nasip olmadı. Atanamayan öğretmenlerden birisiyim. Sonra bu iş için müracaatta bulundum ve işe başladım. Şimdiki işimi de çok severek yapıyorum. Mutluyum. İçimde bir burukluk duymuyorum. Ayrıca kadın makinist olarak vatandaşlardan da çok güzel tepkiler alıyorum diye konuştu.
Kadın makinist olarak çalışmanın zor bir iş olduğunu dile getiren Ergün, İlk yıllarda bayan makinistleri görünce 'bir bayan bu aracı kullanabiliyor, ne güzel' diye düşündüm. Bana da nasip oldu. Çok güzel bir iş yapıyoruz. Kadınlar daha detaycı ve özenli. Vardiyalı sistemde çalıştığımız için çok programlı olarak yaşıyoruz. Bunun dışında çok güzel tepkiler alıyorum. Bazen alkışlıyorlar, bazen el sallıyorlar dedi.
Son Güncelleme: Cuma, 08 Kasım 2013 12:34
Gösterim: 1934
Schneider Electric tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Çevreci Şehirler (Go Green in the City 2013 ) yarışmasında Bilkent Üniversitesi öğrencileri İhsan Çulcuoğlu ve Sun Ok'un geliştirdiği ''yeni nesil çevreci lamba'' tasarımı bin proje arasından dünya üçüncüsü seçildi.
Enerji yönetimi için yeni ürün ve sistemler konulu proje yarışmasında, üniversite öğrencilerinden oluşan 19 farklı ülkeden toplam bin proje arasına girmeye hak kazanan Türk öğrencilerin projesi, 25 takım arasına girerek Paris’te düzenlenen finale katılmaya hak kazandı.
Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği son sınıf öğrencisi İhsan Çulcuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kanada, Çin, Hindistan, Meksika, Rusya, Türkiye, Fransa ve Güney Doğu Asya’dan 25 takımın enerji yönetimi konulu proje yarışmasında dünya üçüncüsü olduklarını bildirdi.
Projelerinde, son yılların en önemli buluşlarından LED lambalarının ürettiği ısının termoelektrik bir jeneratör yardımıyla elektrik üretebilir hale getirdiklerini belirten Çulcuoğlu, böylece oluşan enerji kaybını önleyen GLED isimli projeleriyle yeni nesil bir LED lamba tasarladıklarını söyledi.
Paris’te düzenlenen finalde, projelerinin yenilikçiliği ve etkili sunumlarıyla dünya üçüncüsü seçildiğini kaydeden Çulcuoğlu, ''Ülkemizi ve okulumuzu temsil ettiğimiz uluslararası bir platformda bu başarıya imza atmak gurur verici” diye konştu.
Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği son sınıf öğrencisi Sun Ok da projelerinde arabalardaki egzos ve uzay mekiklerindeki yüksek ısıdan enerji üreten jeneratörlerden esinlendiklerini dile getirerek, geliştirdikleri sistemle küresel ısınmaya da neden olan LED lambalarına çevreci bir kimlik kazandırdıklarını ifade etti.
Ok, yaptıkları hesaplarla sokak lamblarının geliştirdikleri LED'lerle kullanımı halinde her sokak lambasından yıllık yüzde 7,5 oranında tasarruf yapmanın da mümkün olduğuna işaret etti.
Sunumlarında gerçek bir bir prototip kullandıklarını, karmaşık çözümlerin aksine projelerinin uygulanabilirliğini kanıtladıklarını vurgulayan Ok, ödül almaktan duyduğu mutluluğu, ''Ülkemize, okulumuza ve ailelerimize gururla mutlu haber getirmemiz bizim için paha biçilemez oldu'' sözleriyle anlattı.
Üniversite öğrencileri İhsan Çulcuoğlu ve Sun Ok'un icadı ''GLED'' İstanbul'da düzenlenen ''Yeşil İş Konferansı'' gibi pek çok konferansta büyük ilgi gördü.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Schneider Electric tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Çevreci Şehirler (Go Green in the City 2013 ) yarışmasında Bilkent Üniversitesi öğrencileri İhsan Çulcuoğlu ve Sun Ok'un geliştirdiği ''yeni nesil çevreci lamba'' tasarımı bin proje arasından dünya üçüncüsü seçildi.
Enerji yönetimi için yeni ürün ve sistemler konulu proje yarışmasında, üniversite öğrencilerinden oluşan 19 farklı ülkeden toplam bin proje arasına girmeye hak kazanan Türk öğrencilerin projesi, 25 takım arasına girerek Paris’te düzenlenen finale katılmaya hak kazandı.
Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği son sınıf öğrencisi İhsan Çulcuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kanada, Çin, Hindistan, Meksika, Rusya, Türkiye, Fransa ve Güney Doğu Asya’dan 25 takımın enerji yönetimi konulu proje yarışmasında dünya üçüncüsü olduklarını bildirdi.
Projelerinde, son yılların en önemli buluşlarından LED lambalarının ürettiği ısının termoelektrik bir jeneratör yardımıyla elektrik üretebilir hale getirdiklerini belirten Çulcuoğlu, böylece oluşan enerji kaybını önleyen GLED isimli projeleriyle yeni nesil bir LED lamba tasarladıklarını söyledi.
Paris’te düzenlenen finalde, projelerinin yenilikçiliği ve etkili sunumlarıyla dünya üçüncüsü seçildiğini kaydeden Çulcuoğlu, ''Ülkemizi ve okulumuzu temsil ettiğimiz uluslararası bir platformda bu başarıya imza atmak gurur verici” diye konştu.
Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği son sınıf öğrencisi Sun Ok da projelerinde arabalardaki egzos ve uzay mekiklerindeki yüksek ısıdan enerji üreten jeneratörlerden esinlendiklerini dile getirerek, geliştirdikleri sistemle küresel ısınmaya da neden olan LED lambalarına çevreci bir kimlik kazandırdıklarını ifade etti.
Ok, yaptıkları hesaplarla sokak lamblarının geliştirdikleri LED'lerle kullanımı halinde her sokak lambasından yıllık yüzde 7,5 oranında tasarruf yapmanın da mümkün olduğuna işaret etti.
Sunumlarında gerçek bir bir prototip kullandıklarını, karmaşık çözümlerin aksine projelerinin uygulanabilirliğini kanıtladıklarını vurgulayan Ok, ödül almaktan duyduğu mutluluğu, ''Ülkemize, okulumuza ve ailelerimize gururla mutlu haber getirmemiz bizim için paha biçilemez oldu'' sözleriyle anlattı.
Üniversite öğrencileri İhsan Çulcuoğlu ve Sun Ok'un icadı ''GLED'' İstanbul'da düzenlenen ''Yeşil İş Konferansı'' gibi pek çok konferansta büyük ilgi gördü.
Son Güncelleme: Perşembe, 31 Ekim 2013 12:06
Gösterim: 2264
10 yaşında matematik dehası üniversitede öğrenim görecek
İsviçre'de "eğlence olsun diye" girdiği matematik sınavından en iyi notu alan 10 yaşındaki Maximilian Janisch, Zürih Üniversitesi'nde özel öğrenim görecek.
Üniversiteden yapılan açıklamada, bazı kitapların verileceği Janisch'in 2 haftada bir, bir profesörle görüşeceği belirtildi.
Babası emekli bir Alman profesör ve annesi ekonomi uzmanı olan Janisch'in, okulunda 3 sınıf atladığı ve şu an 13 yaşındakilerle aynı lisede öğrenim gördüğü açıklandı.
Babasının her gün özel ders verdiği Janisch için Zürih Üniversitesi yönetiminden Michael Hengartner, "ilk kez üstün yetenekli liselilere yönelik programlarında bu kadar genç ve yetenekli bir öğrenciye sahip olduklarını" ifade etti.
Daha önce SonntagsZeitung gazetesine yaptığı açıklamada Janisch, fazla arkadaşı olmadığını belirterek, "Arşimet'ten konuşacak kimseyi bulamıyorum. Çoğu, Gauss'un (1855'te ölen Alman matematikçi Carl Friederich Gauss) kim olduğunu bile bilmiyor" demişti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
10 yaşında matematik dehası üniversitede öğrenim görecek
İsviçre'de "eğlence olsun diye" girdiği matematik sınavından en iyi notu alan 10 yaşındaki Maximilian Janisch, Zürih Üniversitesi'nde özel öğrenim görecek.
Üniversiteden yapılan açıklamada, bazı kitapların verileceği Janisch'in 2 haftada bir, bir profesörle görüşeceği belirtildi.
Babası emekli bir Alman profesör ve annesi ekonomi uzmanı olan Janisch'in, okulunda 3 sınıf atladığı ve şu an 13 yaşındakilerle aynı lisede öğrenim gördüğü açıklandı.
Babasının her gün özel ders verdiği Janisch için Zürih Üniversitesi yönetiminden Michael Hengartner, "ilk kez üstün yetenekli liselilere yönelik programlarında bu kadar genç ve yetenekli bir öğrenciye sahip olduklarını" ifade etti.
Daha önce SonntagsZeitung gazetesine yaptığı açıklamada Janisch, fazla arkadaşı olmadığını belirterek, "Arşimet'ten konuşacak kimseyi bulamıyorum. Çoğu, Gauss'un (1855'te ölen Alman matematikçi Carl Friederich Gauss) kim olduğunu bile bilmiyor" demişti.
Son Güncelleme: Perşembe, 03 Ekim 2013 08:58
Gösterim: 1438
Oyuncu Berna Laçin, Bakan’a attığı tweetle engelli öğrenicinin okula başlamasını sağladı.
Oyuncu Berna Laçin’in tanıdığı bir ailenin özürlü çocuğunun okula alınmayışına ilişkin attığı tweet, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den yanıt buldu. Geri dönüşü olmayan şekilde özrü bulunan 5 yaşındaki kız çocuğu için evde bakım aylığı bağlanırken, Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim ve Öğretim Rehabilitasyon Merkezi’ne kaydı yapıldı. Laçin, “Devletin bu imkanları varsa bütün halk bundan faydalanmalı. Bu sorun bir günde çözüldü ama böyle binlerce engelli çocuk var” dedi.
Oyuncu Berna Laçin’in tanıdığı bir ailenin özürlü çocuğunun okula alınmayışına ilişkin attığı tweet, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den yanıt buldu. Geri dönüşü olmayan şekilde özrü bulunan 5 yaşındaki çocuk için evde bakım aylığı bağlanırken, Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim ve Öğretim Rehabilitasyon Merkezi’ne kaydı yapıldı.
Berna Laçin, ağır engeli bulunan kız çocuğunun özürlüler okuluna alınmaması, bakım aylığı bağlanmaması gibi yaşadıkları zorlukları sosyal paylaşım sitesi Twitter’da paylaştı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de Twitter hesabı üzerinden “Bilginiz vardır. Arkadaşlarımız 5 yaşındaki engelli çocuğumuzla ilgili incelemeyi yaptılar. Konuyu değerlendirdik” şeklinde tweet atarak, çocukla ilgilenildiğini belirtti.
Bakan Şahin’e Twitter’da teşekkür eden Berna Laçin, bakıma ihtiyacı olan, yürüyemeyen, kendi başına tuvaletini yapamayan, doğuştan her türlü geriliği bulunan kızları için aylık bağlanması, okula alınması gibi her yolu deneyen ailenin gittikleri, çaldıkları her kapıdan olumsuz yanıt almaları üzerine kendisinden yardım istediklerini söyledi.
Özürlülerle ilgili özel okulların şartlarının aile tarafından karşılanamadığını, ailenin düzenli bir geliri olmadığını belirten Laçin, çocuk için maaş bağlatmak isteyen aileye özürlü raporunun süresinin dolduğunun söylendiğini belirtti. Laçin, “Kalıcı bir özürde raporun süresi mi olur? Kişinin bacağı yoksa, bir daha bacak mı çıkacak” dedi.
Bakan Fatma Şahin’in engellilerin okula alınması gerektiği yönündeki açıklamalarını takip ettiğini belirten Laçin, “Fakat okula gidince almıyorlar. Ne yazık ki bu işi yürüten insanlar kolaylık sağlamıyor. Bunu bakanlıkla da konuştum. Bununla mücadele ettiklerini söylediler. ‘Bu koyduğumuz kanunların yürütülebilmesi için mücadele veriyoruz’ dediler. Bu insanların iyi niyetine ve bir şey yapmak istemesine bağlı. Çünkü kuralı koyuyorsunuz, o da yetmiyor” diye konuştu.
Şikayetiniz iyi oldu
Bakan Fatma Şahin ile önceden tanışıklığı bulunduğunu dile getiren Laçin, şöyle devam etti:
“Çocuklarla ilgili iyi bir şey olduğunda Fatma hanım bana tweet atıyor. İlgilendiğim ve insanlara duyurduğum için aramızda böyle bir şey gelişti. Daha önceden de devlete okul yaptırmak için kampanyada birlikte çalışmıştık. Ben de bunlara güvenerek, ‘engelli çocuk var, bir türlü okul için yer bulamıyorum’ diye tweet attım. Aynı gün Bakan Fatma Şahin beni telefonla aradı. Kendisi durumu anlamak istediğini söyledi. Okul, ‘yürümüyor, tuvalet ihtiyacını kendisi karşılayamıyor’ diyerek çocuğu almadı. ‘Biz bakımı sağlayamayız’ dedi. Bakanlık da ‘yapmaları gereken şeyler var’ diyor. Bir bakıma ben okulu da şikayet etmiş oldum. Şahin, ‘Şikayetiniz iyi oldu. Biz bununla mücadele etmeye çalışıyoruz’ dedi. Ertesi gün çocuğun aylığı bağlandı, engelliler okuluna kaydı yapıldı. Bakanlık tarafı teşekkür etti. ‘Kuralların uygulanmamasına biz de üzülüyoruz. Bunları bilmemizde fayda var’ dediler. Bu durumda olan çok çocuk var. Dilerim hepsinin sorunu tez zamanda çözülür.”
Engelli için rehabilitasyon önemli
Oyuncu Berna Laçin, elinden geldiğince bu tür desteklerde bulunmaya çalıştığını ifade ederek, engelli çocuklar için rehabilitasyonun önemine dikkati çekti.
Laçin, “Çocuk, belirli bir tedaviyle belki tuvaletini kendi yapabilecek. Belki yürüme ihtimali olacak. Bir insanın yürüme hakkı niye elinden gitsin? Niye bu çocuk eğitilmesin. Eğitilirse belki onun da ileride yapabileceği bir iş olur. Devletin bu imkanları varsa bütün halk bundan faydalanmalı. Bu sorun bir günde çözüldü ama böyle binlerce engelli çocuk var. ‘Bunu da atıverelim’ denilecek bir şey değil. Bunlar bizim evlatlarımız, biz sorumluyuz” diye konuştu.
Sanatçı olarak eleştirilerini çekinmeden yapan birisi olduğunu söyleyen Laçin, Bakan Şahin’in bu alanda çok iyi çalıştığını düşündüğünü, ancak Türkiye’de hala eksiklikler olduğunu söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Oyuncu Berna Laçin, Bakan’a attığı tweetle engelli öğrenicinin okula başlamasını sağladı.
Oyuncu Berna Laçin’in tanıdığı bir ailenin özürlü çocuğunun okula alınmayışına ilişkin attığı tweet, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den yanıt buldu. Geri dönüşü olmayan şekilde özrü bulunan 5 yaşındaki kız çocuğu için evde bakım aylığı bağlanırken, Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim ve Öğretim Rehabilitasyon Merkezi’ne kaydı yapıldı. Laçin, “Devletin bu imkanları varsa bütün halk bundan faydalanmalı. Bu sorun bir günde çözüldü ama böyle binlerce engelli çocuk var” dedi.
Oyuncu Berna Laçin’in tanıdığı bir ailenin özürlü çocuğunun okula alınmayışına ilişkin attığı tweet, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den yanıt buldu. Geri dönüşü olmayan şekilde özrü bulunan 5 yaşındaki çocuk için evde bakım aylığı bağlanırken, Metin Sabancı Spastik Çocuklar ve Gençler Eğitim ve Öğretim Rehabilitasyon Merkezi’ne kaydı yapıldı.
Berna Laçin, ağır engeli bulunan kız çocuğunun özürlüler okuluna alınmaması, bakım aylığı bağlanmaması gibi yaşadıkları zorlukları sosyal paylaşım sitesi Twitter’da paylaştı.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin de Twitter hesabı üzerinden “Bilginiz vardır. Arkadaşlarımız 5 yaşındaki engelli çocuğumuzla ilgili incelemeyi yaptılar. Konuyu değerlendirdik” şeklinde tweet atarak, çocukla ilgilenildiğini belirtti.
Bakan Şahin’e Twitter’da teşekkür eden Berna Laçin, bakıma ihtiyacı olan, yürüyemeyen, kendi başına tuvaletini yapamayan, doğuştan her türlü geriliği bulunan kızları için aylık bağlanması, okula alınması gibi her yolu deneyen ailenin gittikleri, çaldıkları her kapıdan olumsuz yanıt almaları üzerine kendisinden yardım istediklerini söyledi.
Özürlülerle ilgili özel okulların şartlarının aile tarafından karşılanamadığını, ailenin düzenli bir geliri olmadığını belirten Laçin, çocuk için maaş bağlatmak isteyen aileye özürlü raporunun süresinin dolduğunun söylendiğini belirtti. Laçin, “Kalıcı bir özürde raporun süresi mi olur? Kişinin bacağı yoksa, bir daha bacak mı çıkacak” dedi.
Bakan Fatma Şahin’in engellilerin okula alınması gerektiği yönündeki açıklamalarını takip ettiğini belirten Laçin, “Fakat okula gidince almıyorlar. Ne yazık ki bu işi yürüten insanlar kolaylık sağlamıyor. Bunu bakanlıkla da konuştum. Bununla mücadele ettiklerini söylediler. ‘Bu koyduğumuz kanunların yürütülebilmesi için mücadele veriyoruz’ dediler. Bu insanların iyi niyetine ve bir şey yapmak istemesine bağlı. Çünkü kuralı koyuyorsunuz, o da yetmiyor” diye konuştu.
Şikayetiniz iyi oldu
Bakan Fatma Şahin ile önceden tanışıklığı bulunduğunu dile getiren Laçin, şöyle devam etti:
“Çocuklarla ilgili iyi bir şey olduğunda Fatma hanım bana tweet atıyor. İlgilendiğim ve insanlara duyurduğum için aramızda böyle bir şey gelişti. Daha önceden de devlete okul yaptırmak için kampanyada birlikte çalışmıştık. Ben de bunlara güvenerek, ‘engelli çocuk var, bir türlü okul için yer bulamıyorum’ diye tweet attım. Aynı gün Bakan Fatma Şahin beni telefonla aradı. Kendisi durumu anlamak istediğini söyledi. Okul, ‘yürümüyor, tuvalet ihtiyacını kendisi karşılayamıyor’ diyerek çocuğu almadı. ‘Biz bakımı sağlayamayız’ dedi. Bakanlık da ‘yapmaları gereken şeyler var’ diyor. Bir bakıma ben okulu da şikayet etmiş oldum. Şahin, ‘Şikayetiniz iyi oldu. Biz bununla mücadele etmeye çalışıyoruz’ dedi. Ertesi gün çocuğun aylığı bağlandı, engelliler okuluna kaydı yapıldı. Bakanlık tarafı teşekkür etti. ‘Kuralların uygulanmamasına biz de üzülüyoruz. Bunları bilmemizde fayda var’ dediler. Bu durumda olan çok çocuk var. Dilerim hepsinin sorunu tez zamanda çözülür.”
Engelli için rehabilitasyon önemli
Oyuncu Berna Laçin, elinden geldiğince bu tür desteklerde bulunmaya çalıştığını ifade ederek, engelli çocuklar için rehabilitasyonun önemine dikkati çekti.
Laçin, “Çocuk, belirli bir tedaviyle belki tuvaletini kendi yapabilecek. Belki yürüme ihtimali olacak. Bir insanın yürüme hakkı niye elinden gitsin? Niye bu çocuk eğitilmesin. Eğitilirse belki onun da ileride yapabileceği bir iş olur. Devletin bu imkanları varsa bütün halk bundan faydalanmalı. Bu sorun bir günde çözüldü ama böyle binlerce engelli çocuk var. ‘Bunu da atıverelim’ denilecek bir şey değil. Bunlar bizim evlatlarımız, biz sorumluyuz” diye konuştu.
Sanatçı olarak eleştirilerini çekinmeden yapan birisi olduğunu söyleyen Laçin, Bakan Şahin’in bu alanda çok iyi çalıştığını düşündüğünü, ancak Türkiye’de hala eksiklikler olduğunu söyledi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 16 Ekim 2013 13:30
Gösterim: 2772
12 yaşında yazmaya başladığı "Worner Büyücüleri" isimli kitabını 14 yaşında tamamlayan Beyza Günay, Türkiye'nin en genç roman yazarları arasındaki yerini aldı.
Marmaris'te 12 yaşında yazmaya başladığı "Worner Büyücüleri" isimli kitabını 14 yaşında tamamlayan Beyza Günay, Türkiye'nin en genç roman yazarları arasındaki yerini aldı. Düzenlenen tanıtım toplantısına Marmaris Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan genç yazarın okul müdürü Talat Türker ve annesi katıldı.
Halıcı Ahmet Urkay Anadolu Lisesi'nde eğitimini sürdüren Günay, 12 yaşında yazmaya başladığı "Worner Büyücüleri" isimli romanını 14 yaşında tamamladı. Genç yazar, Marmaris Milli Eğitim Müdürlüğünde düzenlenen tanıtım toplantısında kendisi ve kitabı hakkında gazetecilere bilgi verdi.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan, yine Marmaris'te eğitim gören Rana Demiriz'in daha önce yazdığı kitapla Türkiye'nin en genç roman yazarı unvanını elde ettiğini söyledi.
Rana'nın ardından Beyza'nın da en genç yazarlar arasındaki yerini aldığını dile getiren Aldoğan, bu başarıların tesadüf olmadığına işaret etti.
Başarılarda ailelerin olduğu kadar öğretmenlerin de büyük payı olduğunu ifade eden Aldoğan,"Öğrencilerimize sürekli kitap okumalarını öneriyoruz. Kitap okumak da bir teknik gerektirse de yazmak çok farklı bir şey. Özellikle okulumuzun bu başarıda çok büyük emeği olduğunu düşünüyorum. Ufuk Koleji'nde dikkatimi çeken bir özellik, her hafta en çok kitap okuyan öğrencinin ödüllendirilmesi idi. Bu ödüllendirmeler, öğrenciler için hem bir teşvik hem de büyük bir motivasyon aracı" dedi.
Masal yarışmasına katılmak için yazmaya başladı
"Worner Büyücüleri" ismini verdiği romanını yazmaya 6'ncı sınıfa giderken bir masal yarışmasına katılmak için başladığını anlatan Beyza Günay, günü geçtiğinden dolayı bu yarışmaya katılamadığını söyledi.
Çok kitap okudukça yazma yeteneğinin de geliştiğini fark ettiğini vurgulayan Günay, Türkiye'nin en genç yazarı olmak ve yaşıtlarına örnek teşkil etmek için kitabını yayınlattırıldığını dile getirdi. Günay, ikinci kitabını da tamamlamak üzere olduğunu belirtti. Genç yazar, "Worner Büyücüleri" romanının konusu hakkında ise şu bilgileri verdi:
"Kitabın konusu sıra dışı bir zamanda ve sıra dışı bir gezegende geçiyor. Baş kahraman Elizabeth, ailesiyle bir gezegende mahsur kalıyorlar. Bir kehanette adı geçen Elizabeth, çıkan savaşta yer alarak gezegeni kurtarmaya çalışıyor."
"Kitap Kurdu" oldu, kitap yazdı
Ufuk Koleji Müdürü Talat Türker ise okul olarak öğrencilerinin kitap okumasına önem verdiklerini, her sabah 20 dakika kitap okuyarak güne başladıklarını kaydetti.
Türker, "Ay sonunda en fazla kitap okuyan öğrencimizi 'Kitap Kurdu' seçerek ödül veriyoruz. Böylece çocuklarımızı okumaya teşvik ediyoruz. Beyza da sık sık 'Kitap Kurdu' ödülünü alan öğrencilerimizdendi. Uygulamamızın başarılı sonuçlar verdiğini görmek bizleri mutlu etti" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
12 yaşında yazmaya başladığı "Worner Büyücüleri" isimli kitabını 14 yaşında tamamlayan Beyza Günay, Türkiye'nin en genç roman yazarları arasındaki yerini aldı.
Marmaris'te 12 yaşında yazmaya başladığı "Worner Büyücüleri" isimli kitabını 14 yaşında tamamlayan Beyza Günay, Türkiye'nin en genç roman yazarları arasındaki yerini aldı. Düzenlenen tanıtım toplantısına Marmaris Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan genç yazarın okul müdürü Talat Türker ve annesi katıldı.
Halıcı Ahmet Urkay Anadolu Lisesi'nde eğitimini sürdüren Günay, 12 yaşında yazmaya başladığı "Worner Büyücüleri" isimli romanını 14 yaşında tamamladı. Genç yazar, Marmaris Milli Eğitim Müdürlüğünde düzenlenen tanıtım toplantısında kendisi ve kitabı hakkında gazetecilere bilgi verdi.
İlçe Milli Eğitim Müdürü Züleyha Aldoğan, yine Marmaris'te eğitim gören Rana Demiriz'in daha önce yazdığı kitapla Türkiye'nin en genç roman yazarı unvanını elde ettiğini söyledi.
Rana'nın ardından Beyza'nın da en genç yazarlar arasındaki yerini aldığını dile getiren Aldoğan, bu başarıların tesadüf olmadığına işaret etti.
Başarılarda ailelerin olduğu kadar öğretmenlerin de büyük payı olduğunu ifade eden Aldoğan,"Öğrencilerimize sürekli kitap okumalarını öneriyoruz. Kitap okumak da bir teknik gerektirse de yazmak çok farklı bir şey. Özellikle okulumuzun bu başarıda çok büyük emeği olduğunu düşünüyorum. Ufuk Koleji'nde dikkatimi çeken bir özellik, her hafta en çok kitap okuyan öğrencinin ödüllendirilmesi idi. Bu ödüllendirmeler, öğrenciler için hem bir teşvik hem de büyük bir motivasyon aracı" dedi.
Masal yarışmasına katılmak için yazmaya başladı
"Worner Büyücüleri" ismini verdiği romanını yazmaya 6'ncı sınıfa giderken bir masal yarışmasına katılmak için başladığını anlatan Beyza Günay, günü geçtiğinden dolayı bu yarışmaya katılamadığını söyledi.
Çok kitap okudukça yazma yeteneğinin de geliştiğini fark ettiğini vurgulayan Günay, Türkiye'nin en genç yazarı olmak ve yaşıtlarına örnek teşkil etmek için kitabını yayınlattırıldığını dile getirdi. Günay, ikinci kitabını da tamamlamak üzere olduğunu belirtti. Genç yazar, "Worner Büyücüleri" romanının konusu hakkında ise şu bilgileri verdi:
"Kitabın konusu sıra dışı bir zamanda ve sıra dışı bir gezegende geçiyor. Baş kahraman Elizabeth, ailesiyle bir gezegende mahsur kalıyorlar. Bir kehanette adı geçen Elizabeth, çıkan savaşta yer alarak gezegeni kurtarmaya çalışıyor."
"Kitap Kurdu" oldu, kitap yazdı
Ufuk Koleji Müdürü Talat Türker ise okul olarak öğrencilerinin kitap okumasına önem verdiklerini, her sabah 20 dakika kitap okuyarak güne başladıklarını kaydetti.
Türker, "Ay sonunda en fazla kitap okuyan öğrencimizi 'Kitap Kurdu' seçerek ödül veriyoruz. Böylece çocuklarımızı okumaya teşvik ediyoruz. Beyza da sık sık 'Kitap Kurdu' ödülünü alan öğrencilerimizdendi. Uygulamamızın başarılı sonuçlar verdiğini görmek bizleri mutlu etti" diye konuştu.
Son Güncelleme: Perşembe, 26 Eylül 2013 16:26
Gösterim: 2188

