Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 3. maddesini kabul etti.

Zorunlu eğitimin 3. maddesi kabul edildiKomisyon, ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin 4. gün görüşmelerinde 3 maddeyi kabul etmiş oldu. 3. madde üzerinde verilen önerge doğrultusunda yapılan değişikliğe göre, ilköğretim kurumları, ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar halinde kurulacak. Ancak imkan ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilecek. Komisyon Başkanı Nabi Avcı, maddenin oylanmasının ardından komisyonu, bugün saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

> Zorunlu eğitimin 3. maddesi kabul edildi

TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran kanun teklifinin 3. maddesini kabul etti.

Zorunlu eğitimin 3. maddesi kabul edildiKomisyon, ''İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi''nin 4. gün görüşmelerinde 3 maddeyi kabul etmiş oldu. 3. madde üzerinde verilen önerge doğrultusunda yapılan değişikliğe göre, ilköğretim kurumları, ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız okullar halinde kurulacak. Ancak imkan ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilecek. Komisyon Başkanı Nabi Avcı, maddenin oylanmasının ardından komisyonu, bugün saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

Son Güncelleme: Cuma, 09 Mart 2012 12:26

Gösterim: 2384

4+4+4 eğitim sistemiyle ilgili düzenlemenin görüşmeleri Meclis’te devam ediyor. Tartışmaların hız kazandığı bu sürece ilişkin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer basın mensuplarına bilgi verdi.

28 Şubat’ın rövanşı Dinçer’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Zaten şu anda var olan kanunda çocukların eğitime başlama yaşı 6-14 olarak gözüküyor. Çocukların eğitimi '5 yılını doldurduğu Eylül ayından itibaren başlar' deniyor. 7 yaşından gün alanları eğitime alıyoruz. İdari ve hukuki bir fark var. 1981 yılında verilmiş bir tavsiye kararı var; eğitime başlama yaşının, 5 yaşının doldurması, 6 yaşından gün alması gerektiği şeklinde.

Biz Türkiye’de gelişmiş dünyayla bir yaş fark ortaya koymuş oluyoruz. Eğitim yaşını erkene almakla ilgili tartışmalar rasyonel bir zeminde yürütülmüyor. 5 yaşını tamamlamış çocuklarımızın yüzde 70’ini eğitiyoruz. Biz talepleri gündeme alıyoruz. 3-5 yaş grubunu eğitime alıyorduk. Bu kez 4 yaşını doldurmuş, 5 yaşından gün almış çocukları eğitime alıyoruz. Bazı insanlar varsayımlar üzerinden hareket ediyor.

'Meclis'ten geçmeden müfredat hazırlanmaz'

Meclis karar vermeden niye müfredat hazırlayalım? Karşı çıkışların temelinde varsayımlar var. Bizim nasıl davranacağımızı hesap edip, tavır alıyor. Okul öncesi kaldırılmıyor, yüzde 100 eğitim amacıyla devam ediyor. Çocukların pedagojisine göre ayarlama yapacağız. Tedirginlik ve telaş niçin?

'Haksız propaganda'

Türkiye'de belirli bir kesim, eğitimin kademeli hale getirmesine ideolojik olarak karşı çıkıyor, haksız propaganda yapıyor. Çocuklar şu anda 8 yıllık eğitime alınıyor. Ondan sonraki zorunlu bir eğitim mi? Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarıyoruz. 14 yaşında zorunlu eğitim mi yoksa eğitimin 17 yaşında bitmesi mi daha iyi?

İmam hatip tartışması

İmam hatiplerin orta okullarının açılması konusuna bakıyorsanız, tartışma ideolojik bir hale dönüşür. Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarıyoruz, '4+4+4' olarak kademeli hale getiriyoruz, eğitim yaşını da bir yaş düşürüyoruz.

Bu düzenleme sadece imam hatip okulları için yapılsaydı, birilerinin itiraz etmeye hakkı olabilirdi. Düzenlemeyle imam hatip okullarının orta kısmı isteyen öğrenciler için açık hale gelecek. Ama bu sadece imam hatipliler için olmayacak. İmam hatip okulları orta kısmında neden eğitim vermesinler?

Alt komisyonda düzeltmeler yapıldı, gözden geçirildi. Komisyonda görüşülüyor. Hata yaptığımızı gördüğümüzde, parlak bir fikir gündeme geldiğinde niye değerlendirmeyelim. Şu anda düşündüğümüz herhangi bir şey yok.

'Bana üç ülke göstersinler...'

12 yıldan vazgeçtik 8 yıllık kesintisiz eğitimin olduğu üç ülke göstersinler ben yine kararımızı hükümet olarak gözden geçirelim. İrlanda ve Yeni Zelanda’da var -nasıl olduğunu bilmiyorum ama- onların dışında hiçbir ülkede 6 yıldan daha uzun süreli kesintisiz eğitim yok. Dünyanın yaklaşık 205 ülkesini gözden geçirdik. Bu belgeleri muhalefete de verdim buna karşı çıkanlara da sundum.

'Karşı olsam, mücadele ederdim'

Ben düzenlemeye karşı olsam, buraya gelip size anlatmaya çalışır, komisyonda saatlerce bilgi verir miydim? Milli Eğitim Bakanı olarak içime sinmeyen bir mesele olsaydı parti içersinde her türlü mücadeleyi verecek cesarete sahibim. Müdahele etmem gerekiyorsa yapıyorum. Eğitim sistemini alt üst etme amacında değiliz. İnşallah dünya ile aramızdaki mesafeyi kapatacağız. 5 yıl sonra onların da hayal edemeyeceği güzel ve esnek

'28 şubat'ın rövanşı değil'

28 Şubat'a tepki olarak bakmıyorum. 28 Şubat sürecinde eğitim kesintisiz hale getirilmesinin subjektif ve siyasi gerekçelerle yapıldığını biliyorum. Muhalefet dünyadaki örneklerine baksın.

'Kitapta ırkçı ifadeler var'

İstanbul’daki kitap olayı enterasan bir hadise. Kitapları Milli Eğitim Bakanlığı değil, kaymakamlık dağıtmış. Daha önce Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılmış bir kitap. Özel bir yayınevi, Hrant Dink’le ilgili yazılardan ekleme yapmış. Kaymakamlık, kitabı son bir inceleme yapmadan iyi niyetle dağıtmış. Yapılan eleştiriler doğru, kitapta ırkçılık yapan ifadeler var. 'Dağıtımını durdurun' diye talimat verdim.

> Dinçer: Tasarı 28 Şubat’ın rövanşı değil

4+4+4 eğitim sistemiyle ilgili düzenlemenin görüşmeleri Meclis’te devam ediyor. Tartışmaların hız kazandığı bu sürece ilişkin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer basın mensuplarına bilgi verdi.

28 Şubat’ın rövanşı Dinçer’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Zaten şu anda var olan kanunda çocukların eğitime başlama yaşı 6-14 olarak gözüküyor. Çocukların eğitimi '5 yılını doldurduğu Eylül ayından itibaren başlar' deniyor. 7 yaşından gün alanları eğitime alıyoruz. İdari ve hukuki bir fark var. 1981 yılında verilmiş bir tavsiye kararı var; eğitime başlama yaşının, 5 yaşının doldurması, 6 yaşından gün alması gerektiği şeklinde.

Biz Türkiye’de gelişmiş dünyayla bir yaş fark ortaya koymuş oluyoruz. Eğitim yaşını erkene almakla ilgili tartışmalar rasyonel bir zeminde yürütülmüyor. 5 yaşını tamamlamış çocuklarımızın yüzde 70’ini eğitiyoruz. Biz talepleri gündeme alıyoruz. 3-5 yaş grubunu eğitime alıyorduk. Bu kez 4 yaşını doldurmuş, 5 yaşından gün almış çocukları eğitime alıyoruz. Bazı insanlar varsayımlar üzerinden hareket ediyor.

'Meclis'ten geçmeden müfredat hazırlanmaz'

Meclis karar vermeden niye müfredat hazırlayalım? Karşı çıkışların temelinde varsayımlar var. Bizim nasıl davranacağımızı hesap edip, tavır alıyor. Okul öncesi kaldırılmıyor, yüzde 100 eğitim amacıyla devam ediyor. Çocukların pedagojisine göre ayarlama yapacağız. Tedirginlik ve telaş niçin?

'Haksız propaganda'

Türkiye'de belirli bir kesim, eğitimin kademeli hale getirmesine ideolojik olarak karşı çıkıyor, haksız propaganda yapıyor. Çocuklar şu anda 8 yıllık eğitime alınıyor. Ondan sonraki zorunlu bir eğitim mi? Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarıyoruz. 14 yaşında zorunlu eğitim mi yoksa eğitimin 17 yaşında bitmesi mi daha iyi?

İmam hatip tartışması

İmam hatiplerin orta okullarının açılması konusuna bakıyorsanız, tartışma ideolojik bir hale dönüşür. Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarıyoruz, '4+4+4' olarak kademeli hale getiriyoruz, eğitim yaşını da bir yaş düşürüyoruz.

Bu düzenleme sadece imam hatip okulları için yapılsaydı, birilerinin itiraz etmeye hakkı olabilirdi. Düzenlemeyle imam hatip okullarının orta kısmı isteyen öğrenciler için açık hale gelecek. Ama bu sadece imam hatipliler için olmayacak. İmam hatip okulları orta kısmında neden eğitim vermesinler?

Alt komisyonda düzeltmeler yapıldı, gözden geçirildi. Komisyonda görüşülüyor. Hata yaptığımızı gördüğümüzde, parlak bir fikir gündeme geldiğinde niye değerlendirmeyelim. Şu anda düşündüğümüz herhangi bir şey yok.

'Bana üç ülke göstersinler...'

12 yıldan vazgeçtik 8 yıllık kesintisiz eğitimin olduğu üç ülke göstersinler ben yine kararımızı hükümet olarak gözden geçirelim. İrlanda ve Yeni Zelanda’da var -nasıl olduğunu bilmiyorum ama- onların dışında hiçbir ülkede 6 yıldan daha uzun süreli kesintisiz eğitim yok. Dünyanın yaklaşık 205 ülkesini gözden geçirdik. Bu belgeleri muhalefete de verdim buna karşı çıkanlara da sundum.

'Karşı olsam, mücadele ederdim'

Ben düzenlemeye karşı olsam, buraya gelip size anlatmaya çalışır, komisyonda saatlerce bilgi verir miydim? Milli Eğitim Bakanı olarak içime sinmeyen bir mesele olsaydı parti içersinde her türlü mücadeleyi verecek cesarete sahibim. Müdahele etmem gerekiyorsa yapıyorum. Eğitim sistemini alt üst etme amacında değiliz. İnşallah dünya ile aramızdaki mesafeyi kapatacağız. 5 yıl sonra onların da hayal edemeyeceği güzel ve esnek

'28 şubat'ın rövanşı değil'

28 Şubat'a tepki olarak bakmıyorum. 28 Şubat sürecinde eğitim kesintisiz hale getirilmesinin subjektif ve siyasi gerekçelerle yapıldığını biliyorum. Muhalefet dünyadaki örneklerine baksın.

'Kitapta ırkçı ifadeler var'

İstanbul’daki kitap olayı enterasan bir hadise. Kitapları Milli Eğitim Bakanlığı değil, kaymakamlık dağıtmış. Daha önce Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılmış bir kitap. Özel bir yayınevi, Hrant Dink’le ilgili yazılardan ekleme yapmış. Kaymakamlık, kitabı son bir inceleme yapmadan iyi niyetle dağıtmış. Yapılan eleştiriler doğru, kitapta ırkçılık yapan ifadeler var. 'Dağıtımını durdurun' diye talimat verdim.

Son Güncelleme: Cuma, 09 Mart 2012 12:19

Gösterim: 1620

Kız çocuklarının ortaöğretime devamının sağlanması amacıyla yeni bir proje hayata geçiyor.

Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali İşbirliği fonlarından 16 milyon Euro bütçe alan 'Özellikle Kız Çocuklarının Okullulaşma Oranının Artırılması Projesi' 16 ilde pilot olarak başlayacak. Kızların ortaöğretime kayıt oranı yüzde 50'nin altında olan iller ile meslek liseleri projede öncelikli olacak. Projenin tanıtımını yapan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, projenin hedef grupları arasında özellikle ilk ve ortaöğretim düzeyindeki kız çocukları, okulu terk etmiş veya terk etme riski olanlar, eğitime erişimi kültürel, maddi veya ailevi nedenlerle engellenenler, özellikle psikolojik rehberlik ve danışmanlıktan sorumlu olan öğretmenler ve ilgili paydaşlar bulunduğunu belirtti. Dinçer, ilk etapta belirlenen 16 ilde kızların okuldan ayrılma ve okula gitmeme nedenlerinin araştırılması, tedbirlerin alınması, terk oranının azaltılması ve okullulaşma oranının izlenmesine yönelik olarak detaylı bir araştırma yapılacağını söyledi.

> Kız çocuklarını okullaşmasına 16 milyon Euro’luk destek

Kız çocuklarının ortaöğretime devamının sağlanması amacıyla yeni bir proje hayata geçiyor.

Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali İşbirliği fonlarından 16 milyon Euro bütçe alan 'Özellikle Kız Çocuklarının Okullulaşma Oranının Artırılması Projesi' 16 ilde pilot olarak başlayacak. Kızların ortaöğretime kayıt oranı yüzde 50'nin altında olan iller ile meslek liseleri projede öncelikli olacak. Projenin tanıtımını yapan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, projenin hedef grupları arasında özellikle ilk ve ortaöğretim düzeyindeki kız çocukları, okulu terk etmiş veya terk etme riski olanlar, eğitime erişimi kültürel, maddi veya ailevi nedenlerle engellenenler, özellikle psikolojik rehberlik ve danışmanlıktan sorumlu olan öğretmenler ve ilgili paydaşlar bulunduğunu belirtti. Dinçer, ilk etapta belirlenen 16 ilde kızların okuldan ayrılma ve okula gitmeme nedenlerinin araştırılması, tedbirlerin alınması, terk oranının azaltılması ve okullulaşma oranının izlenmesine yönelik olarak detaylı bir araştırma yapılacağını söyledi.

Son Güncelleme: Cuma, 09 Mart 2012 11:15

Gösterim: 1483

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ileri saat uygulamasını 1 Nisan'da yapılacak üniversite sınavında öğrencilerin mağdur olmaması için öne alıyor. 31 Mart'ta başlayacak olan uygulama 25 Mart'a çekiliyor.

yaz saati uygulamasıYaz saati uygulaması 1 hafta öne alınıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ileri saat uygulamasına 25 Mart Pazar günü geçilmesi için tasarıyı hazırlayıp Bakanlar Kurulu'na gönderdi. Zaman'ın bakanlık kaynaklarından aldığı bilgiye göre, saatlerin 1 saat ileri alınacağı 31 Mart tarihinin 1 Nisan'da yapılacak Yükseköğretime Geçiş (YGS) sınavına denk geldiği için böyle bir uygulamaya gidiliyor. Böylece öğrencilerin saat karışıklığının neden olabileceği mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Saatler, gün ışığından daha fazla yararlanılması amacıyla her yıl ekim ayının son pazar günü kış uygulaması ile birlikte 1 saat geri alınıyor. Her yıl mart ayının son pazar günü de 1 saat ileri alınıyor. Bakanlıktan yetkililer, uygulamayla her yıl 600 milyon kilovatsaat (kWh) civarı elektrik tasarrufu sağlandığını belirtiyor. Ancak bakanlıktan bazı kaynaklar ve sektör temsilcileri, yaz-kış saati uygulamasıyla açıklanan tasarruf rakamlarının gerçeği yansıtmadıklarını ileri sürüyor. Öte yandan daha önce Enerji Bakanlığı, sürekli ileri saat uygulaması için çalışma yapmış ve Başbakanlık'a göndermişti. Çalışmada, kamu ve özel birçok kurum ile özellikle Doğu ve Güneydoğu illerindeki esnaf, sürekli ileri saati desteklerken, bazı bakanlıklar olumsuz görüş beyan etmişti.

Saatlerin sürekli ileri alınabileceği gündemde

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, sürekli ileri saat uygulaması için yaptığı çalışmaları Bakanlar Kurulu gündemine taşıyacak. Bakan Taner Yıldız yaptığı son açıklamada "bu ayın sonunda saatlerin bir saat ileri alınacağını, bunun sürekli olmasıyla alakalı bakanlık olarak bir çalışma yaptıklarına" vurgu yaptı. Çalışmaya göre sürekli ileri saat uygulaması enerji sektörü açısından inceleniyor. Yapılacak düzenlemeyle gün ışığından daha fazla yararlanılması sonucu enerji kullanımında tasarruf etmek mümkün olacak. Bakan Taner Yıldız'ın açıklamasında, Bakanlar Kurulu'nun uygun görmesi halinde yapılacak yasal düzenlemeden sonra saatlerin sürekli ileri alınabileceği bilgisi de yer alıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yaz saati uygulamasına 25 Mart Pazar günü geçmek için Bakanlar Kurulu'na kararname taslağı hazırladı. Taslakta, gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla bütün yurtta saatlerin 25 Mart 2012 Pazar günü saat 03.00'ten itibaren bir saat ileri alınması, 28 Ekim 2012 tarihinde ise 04.00'ten itibaren bir saat geri alınması bilgisine yer veriliyor. Normal uygulamada 31 Mart Pazar günü ileri alınacak saatlerin, 1 Nisan'da yapılacak üniversite sınavında öğrencilerin mağdur olmaması için tarih 25 Mart'a çekiliyor.

(milliyet)

> Yaz saati uygulaması bir hafta öne çekilecek

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ileri saat uygulamasını 1 Nisan'da yapılacak üniversite sınavında öğrencilerin mağdur olmaması için öne alıyor. 31 Mart'ta başlayacak olan uygulama 25 Mart'a çekiliyor.

yaz saati uygulamasıYaz saati uygulaması 1 hafta öne alınıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ileri saat uygulamasına 25 Mart Pazar günü geçilmesi için tasarıyı hazırlayıp Bakanlar Kurulu'na gönderdi. Zaman'ın bakanlık kaynaklarından aldığı bilgiye göre, saatlerin 1 saat ileri alınacağı 31 Mart tarihinin 1 Nisan'da yapılacak Yükseköğretime Geçiş (YGS) sınavına denk geldiği için böyle bir uygulamaya gidiliyor. Böylece öğrencilerin saat karışıklığının neden olabileceği mağduriyetlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Saatler, gün ışığından daha fazla yararlanılması amacıyla her yıl ekim ayının son pazar günü kış uygulaması ile birlikte 1 saat geri alınıyor. Her yıl mart ayının son pazar günü de 1 saat ileri alınıyor. Bakanlıktan yetkililer, uygulamayla her yıl 600 milyon kilovatsaat (kWh) civarı elektrik tasarrufu sağlandığını belirtiyor. Ancak bakanlıktan bazı kaynaklar ve sektör temsilcileri, yaz-kış saati uygulamasıyla açıklanan tasarruf rakamlarının gerçeği yansıtmadıklarını ileri sürüyor. Öte yandan daha önce Enerji Bakanlığı, sürekli ileri saat uygulaması için çalışma yapmış ve Başbakanlık'a göndermişti. Çalışmada, kamu ve özel birçok kurum ile özellikle Doğu ve Güneydoğu illerindeki esnaf, sürekli ileri saati desteklerken, bazı bakanlıklar olumsuz görüş beyan etmişti.

Saatlerin sürekli ileri alınabileceği gündemde

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, sürekli ileri saat uygulaması için yaptığı çalışmaları Bakanlar Kurulu gündemine taşıyacak. Bakan Taner Yıldız yaptığı son açıklamada "bu ayın sonunda saatlerin bir saat ileri alınacağını, bunun sürekli olmasıyla alakalı bakanlık olarak bir çalışma yaptıklarına" vurgu yaptı. Çalışmaya göre sürekli ileri saat uygulaması enerji sektörü açısından inceleniyor. Yapılacak düzenlemeyle gün ışığından daha fazla yararlanılması sonucu enerji kullanımında tasarruf etmek mümkün olacak. Bakan Taner Yıldız'ın açıklamasında, Bakanlar Kurulu'nun uygun görmesi halinde yapılacak yasal düzenlemeden sonra saatlerin sürekli ileri alınabileceği bilgisi de yer alıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yaz saati uygulamasına 25 Mart Pazar günü geçmek için Bakanlar Kurulu'na kararname taslağı hazırladı. Taslakta, gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla bütün yurtta saatlerin 25 Mart 2012 Pazar günü saat 03.00'ten itibaren bir saat ileri alınması, 28 Ekim 2012 tarihinde ise 04.00'ten itibaren bir saat geri alınması bilgisine yer veriliyor. Normal uygulamada 31 Mart Pazar günü ileri alınacak saatlerin, 1 Nisan'da yapılacak üniversite sınavında öğrencilerin mağdur olmaması için tarih 25 Mart'a çekiliyor.

(milliyet)

Son Güncelleme: Cuma, 09 Mart 2012 11:32

Gösterim: 2652

Işık Üniversitesi Müzik Kulübü’nde Hayko Cepkin söyleşisi

Cepkin: “Eurovision bir şarkı yarışması değildir!”

Hayko Cepkin, gerçekleştiremediği hayalini ışıklı öğrencilerle paylaştı

Işık Üniversitesi’nde öğrencilerle buluşan Hayko Cepkin, Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’nin Türkçe dışında başka bir dildeki şarkıyla temsil edilmesine karşı olduğunu söyledi.

Karaoke gecelerinden gitar turnuvalarına kadar müzikle ilgili çeşitli aktiviteler düzenleyen Işık Üniversitesi Müzik Kulübü’nün konuğu olan, müziği ve imajıyla her zaman dikkat çeken Hayko Cepkin samimi ve sıcak bir ortamda, öğrenciler ve akademisyenlerle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Işık Üniversitesi Şile Kampüsü’nde 7 Mart’ta gerçekleşen söyleşide öğrencilerin soruları üzerine Cepkin,  Eurovision’dan imajına, dinleyici kitlesinden dövmelerine kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Hayko Cepkin, Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye temsilcisine başarılar dilediğini belirterek, “Eurovision bir şarkı yarışması değildir, kültür yarışmasıdır. Ben, şarkılarımızın bu yarışmada İngilizce söylenmesine karşıyım. Eurovision’un en güzel tarafı çok eski bir yarışma olması ve kültürel bir etkileşim sağlaması. Bu yüzden her ülkenin kendi kültüründen bir şeyler sunması ve kendi dilinde şarkılar söylemesi benim için çok önemli” dedi.

“Şarkılarımla siyasetçilerin başaramadığını başarıyorum”

Şarkılarıyla insanların sadece düşünmesini hedeflediğini söyleyen Cepkin, hayran kitlesinin profilini şöyle tanımladı: “Çok karışık bir dinleyici kitlem var. Yaşlısı genci, farklı kökenlerden insanlar var. Aslında ben siyasetçilerin yapamadığı şeyi başardığıma inanıyorum. Yan yana gelemeyen insanlar konserlerimde bir araya geliyor ve eğleniyorlar. Müziğimin onların ortak noktası olması takdir edici. Üniversite festivallerine çağırıldığıma göre beni seviyorlar.”

Saçlarının şekli sıkıntıdan

18 yaşında dövmeci ustasıyla tanışmasının hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ve dövmelerinin farklı anlamlar içerdiğini belirten Cepkin, saçlarına sıkıntıdan o şekli verdiğini söyledi.  “İmajınız insanlarda önyargı oluşturuyor mu?” sorusunu, “Evet” diye yanıtlayan Cepkin, “Ama beni tanımalarını isterim. O zaman yaptığım işle bağdaştırılan kötü şeylerin aslında olmadığını fark edecekler” dedi.

Cepkin’in gerçekleştiremediği hayali…

Eylül ya da ekim aylarında yeni albüm çıkarmayı planladığını ve Avrupa’ya açılma gibi bir hedefi olmadığını ifade eden Cepkin, “Hep tiyatrocu olmak istedim ama olmadı” diyerek gerçekleştiremediği bir hayalini öğrencilerle paylaştı.  


> Hayko Cepkin: Saçlarımın şekli sıkıntıdan

Işık Üniversitesi Müzik Kulübü’nde Hayko Cepkin söyleşisi

Cepkin: “Eurovision bir şarkı yarışması değildir!”

Hayko Cepkin, gerçekleştiremediği hayalini ışıklı öğrencilerle paylaştı

Işık Üniversitesi’nde öğrencilerle buluşan Hayko Cepkin, Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’nin Türkçe dışında başka bir dildeki şarkıyla temsil edilmesine karşı olduğunu söyledi.

Karaoke gecelerinden gitar turnuvalarına kadar müzikle ilgili çeşitli aktiviteler düzenleyen Işık Üniversitesi Müzik Kulübü’nün konuğu olan, müziği ve imajıyla her zaman dikkat çeken Hayko Cepkin samimi ve sıcak bir ortamda, öğrenciler ve akademisyenlerle keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Işık Üniversitesi Şile Kampüsü’nde 7 Mart’ta gerçekleşen söyleşide öğrencilerin soruları üzerine Cepkin,  Eurovision’dan imajına, dinleyici kitlesinden dövmelerine kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Hayko Cepkin, Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye temsilcisine başarılar dilediğini belirterek, “Eurovision bir şarkı yarışması değildir, kültür yarışmasıdır. Ben, şarkılarımızın bu yarışmada İngilizce söylenmesine karşıyım. Eurovision’un en güzel tarafı çok eski bir yarışma olması ve kültürel bir etkileşim sağlaması. Bu yüzden her ülkenin kendi kültüründen bir şeyler sunması ve kendi dilinde şarkılar söylemesi benim için çok önemli” dedi.

“Şarkılarımla siyasetçilerin başaramadığını başarıyorum”

Şarkılarıyla insanların sadece düşünmesini hedeflediğini söyleyen Cepkin, hayran kitlesinin profilini şöyle tanımladı: “Çok karışık bir dinleyici kitlem var. Yaşlısı genci, farklı kökenlerden insanlar var. Aslında ben siyasetçilerin yapamadığı şeyi başardığıma inanıyorum. Yan yana gelemeyen insanlar konserlerimde bir araya geliyor ve eğleniyorlar. Müziğimin onların ortak noktası olması takdir edici. Üniversite festivallerine çağırıldığıma göre beni seviyorlar.”

Saçlarının şekli sıkıntıdan

18 yaşında dövmeci ustasıyla tanışmasının hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ve dövmelerinin farklı anlamlar içerdiğini belirten Cepkin, saçlarına sıkıntıdan o şekli verdiğini söyledi.  “İmajınız insanlarda önyargı oluşturuyor mu?” sorusunu, “Evet” diye yanıtlayan Cepkin, “Ama beni tanımalarını isterim. O zaman yaptığım işle bağdaştırılan kötü şeylerin aslında olmadığını fark edecekler” dedi.

Cepkin’in gerçekleştiremediği hayali…

Eylül ya da ekim aylarında yeni albüm çıkarmayı planladığını ve Avrupa’ya açılma gibi bir hedefi olmadığını ifade eden Cepkin, “Hep tiyatrocu olmak istedim ama olmadı” diyerek gerçekleştiremediği bir hayalini öğrencilerle paylaştı.  


Son Güncelleme: Cuma, 09 Mart 2012 11:20

Gösterim: 3205


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.