Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Anayasa Mahkemesi, ÖSYM Başkanlığı tarafından uygulanan sınavlara ait soru ve cevapların, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında bırakılmasını öngören kanun hükmünü iptal ederek, yürürlüğünü durdurdu.
Anayasa Mahkemesi, ÖSYM Başkanlığı tarafından uygulanan sınavlara ait soru ve cevapların, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında bırakılmasını öngören kanun hükmünü iptal ederek, yürürlüğünü durdurdu.
Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı hükümlerini iptal etti.
CHP, söz konusu düzenlemenin bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu.
Başvuruyu esastan görüşen Yüksek Mahkeme, Kanun'un ÖSYM Başkanlığı tarafından uygulanan sınavlara ait soru ve cevapların, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında bırakılmasını öngören kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı buldu.
Torba Yasa ile getirilen, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşların, bütün kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarından sağlık hizmeti alanların, bu kuruluşlara vermek zorunda oldukları kişisel bilgilerle bu kimselere verilen hizmete ilişkin bilgileri, diğer kuruluşlardan istemesi, toplaması, işlemesi ve paylaşmasını öngören düzenleme de iptal edildi.
Mera, yaylak ve kışlakların, tespiti, tescili, belediyelere, il özel idarelerine veya ilgili idarelere tahsisi, bu yerlerdeki yapıların alanlarına ilişkin 3194 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi de Anayasa'ya aykırı bulundu.
Düzenlemenin yürürlüğü, kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasına kadar durduruldu.
Mimari projelerin, özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkili mimari estetik komisyonunun, özgün fikir ifade eden mimarlık eser ve projelerinde "eser sözleşmesinde işleme izni verilenler" ile ilgili zorunlu olduğuna karar verilen değişikliklerin izin alınmadan yapılabilmesine ilişkin hüküm de iptal edildi.
Sayıştay denetimi
Sayıştayın, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahalli idareleri, sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 50'den fazla olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıkları, diğer kamu idarelerini denetlemesini düzenleyen hükümdeki "yüzde 50'den fazla olan" ibaresi Anayasa'ya aykırı bulundu.
Sayıştayın, kamu payı yüzde 50'den az olmamak kaydıyla ilgili yasada sayılan idarelere bağlı veya bu idarelerin kurdukları veya doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak ortak oldukları her çeşit idare, kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketleri denetlemesine yönelik düzenlemenin de "yüzde 50'den az olmamak kaydıyla ibaresi iptal edildi.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "Adres bilgi kayıt sistemi: 25 Nisan 2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve ilgili mevzuatı saklı kalmak kaydıyla, 'gerçek' kişilerin rızası alınarak gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait fiziki ve elektronik adreslerin, reklam ve tanıtım amacıyla PTT hizmetlerinden yararlananlara ücret karşılığı kullandırılmasına yönelik olarak oluşturulan PTT'ye ait veri tabanını" şeklindeki bendinde "ilgili mevzuatı saklı kalmak kaydıyla" ifadesinden sonra gelen "gerçek" ibaresini iptal etti.
Sicil affına iptal istemine ret
Anayasa Mahkemesi ayrıca, kamuoyunda "28 Şubat mağdurlarına sicil affı" olarak bilinen düzenlemeye ilişkin iptal istemini reddetti.
Bu arada, Yüksek Mahkeme, özel hastanelerde biometrik tarama getiren düzenlemenin iptal isteminin ilk incelemesini tamamlayarak, dosyayı daha sonra belirlenecek bir tarihte esastan görüşmeyi kararlaştırdı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Anayasa Mahkemesi, ÖSYM Başkanlığı tarafından uygulanan sınavlara ait soru ve cevapların, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında bırakılmasını öngören kanun hükmünü iptal ederek, yürürlüğünü durdurdu.
Anayasa Mahkemesi, ÖSYM Başkanlığı tarafından uygulanan sınavlara ait soru ve cevapların, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında bırakılmasını öngören kanun hükmünü iptal ederek, yürürlüğünü durdurdu.
Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen, 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı hükümlerini iptal etti.
CHP, söz konusu düzenlemenin bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu.
Başvuruyu esastan görüşen Yüksek Mahkeme, Kanun'un ÖSYM Başkanlığı tarafından uygulanan sınavlara ait soru ve cevapların, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında bırakılmasını öngören kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı buldu.
Torba Yasa ile getirilen, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşların, bütün kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarından sağlık hizmeti alanların, bu kuruluşlara vermek zorunda oldukları kişisel bilgilerle bu kimselere verilen hizmete ilişkin bilgileri, diğer kuruluşlardan istemesi, toplaması, işlemesi ve paylaşmasını öngören düzenleme de iptal edildi.
Mera, yaylak ve kışlakların, tespiti, tescili, belediyelere, il özel idarelerine veya ilgili idarelere tahsisi, bu yerlerdeki yapıların alanlarına ilişkin 3194 sayılı Kanun'un ek 4. maddesi de Anayasa'ya aykırı bulundu.
Düzenlemenin yürürlüğü, kararın Resmi Gazete'de yayınlanmasına kadar durduruldu.
Mimari projelerin, özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkili mimari estetik komisyonunun, özgün fikir ifade eden mimarlık eser ve projelerinde "eser sözleşmesinde işleme izni verilenler" ile ilgili zorunlu olduğuna karar verilen değişikliklerin izin alınmadan yapılabilmesine ilişkin hüküm de iptal edildi.
Sayıştay denetimi
Sayıştayın, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahalli idareleri, sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 50'den fazla olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıkları, diğer kamu idarelerini denetlemesini düzenleyen hükümdeki "yüzde 50'den fazla olan" ibaresi Anayasa'ya aykırı bulundu.
Sayıştayın, kamu payı yüzde 50'den az olmamak kaydıyla ilgili yasada sayılan idarelere bağlı veya bu idarelerin kurdukları veya doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak ortak oldukları her çeşit idare, kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketleri denetlemesine yönelik düzenlemenin de "yüzde 50'den az olmamak kaydıyla ibaresi iptal edildi.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi, 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu'nun 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının "Adres bilgi kayıt sistemi: 25 Nisan 2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve ilgili mevzuatı saklı kalmak kaydıyla, 'gerçek' kişilerin rızası alınarak gerçek ve tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait fiziki ve elektronik adreslerin, reklam ve tanıtım amacıyla PTT hizmetlerinden yararlananlara ücret karşılığı kullandırılmasına yönelik olarak oluşturulan PTT'ye ait veri tabanını" şeklindeki bendinde "ilgili mevzuatı saklı kalmak kaydıyla" ifadesinden sonra gelen "gerçek" ibaresini iptal etti.
Sicil affına iptal istemine ret
Anayasa Mahkemesi ayrıca, kamuoyunda "28 Şubat mağdurlarına sicil affı" olarak bilinen düzenlemeye ilişkin iptal istemini reddetti.
Bu arada, Yüksek Mahkeme, özel hastanelerde biometrik tarama getiren düzenlemenin iptal isteminin ilk incelemesini tamamlayarak, dosyayı daha sonra belirlenecek bir tarihte esastan görüşmeyi kararlaştırdı.
Son Güncelleme: Cumartesi, 06 Aralık 2014 11:09
Gösterim: 1833
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 19. Milli Eğitim Şurası’nda din dersinden, Osmanlıca’ya, alkollü içki hazırlama dersinden, eğitim fakültelerine mülakatla öğrenci alınmasına yönelik önerileri ve alınan kararları değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Habertürk’te katıldığı televizyon programında 19’uncu Milli Eğitim Şurasında tartışılan konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Avcı “Burada alınan kararlar tavsiye kararı niteliğindedir, bunların bazıları uygulanır, bazıları uygulanmaz veya hiç dikkate alınmak durumunda değil” dedi.
Bakan Avcı şunları söyledi:
Okullarda “alkollü içki ve kokteyl hazırlama” dersi, risk olabilir: Önce sabah bir oylama yapıldı reddedildi, sonra bir oylama daha yapıldı ve kabul edildi. Komisyonlarda tartışmaların yenilenmesi kararı alınabilir. Genel kurulda tartışacağız. Yasa gereği 18 yaş altı gençler içkilerin sunumunda, satışında vs. görevlendirilemez. Aynı yasa diyor ki, bunların sunumu ile ilgili nasıl bir eğitim verileceği yasa ile belirlenir. O yasa ile belirleme işi bugüne kadar yapılmamış. Almamaları konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiye kararı alınabilir. Biz de yasaları önümüze koyar, inceleriz ve alıp alamayacaklarını inceleriz ona göre karar veririz. Bu dersler vesilesiyle gençler alkolle tanışırsa alkole eğilim olur endişesiyle böyle bir teklif getiriliyor. Böyle bir risk olabilir, bizim okullarda nasıl yapıldığını sordum, renkli materyaller içki sunumunda turizm işletmelerinde karşılaşacakları hizmet türlerini sanal bir şekilde gördükleri söylendi.
Osmanlıca dersine önerim seçmeli şekilde devam etmesi: Bazıları Osmanlıca dersinin zorunlu olmasını doğru, bazıları yanlış buluyor. Sosyal bilimler liselerimizde Osmanlıca dersi 10, 11 ve 12. sınıflarda zorunlu ders olarak okutuluyor. Diğer Anadolu, imam hatip veya çok programlı liselerde isteğe bağlı seçmeli ders olarak yine sunuluyor. Osmanlı Türkçesi zaten var. Getirilen öneri, zaten seçmeli olarak okutulan bir dersin zorunluya dönüştürülmesini öneriyorlar. Bizim buna gücümüz yeter mi, yeterli öğretmen, sınıf, altyapı bulabilir miyiz? Benim önerim diğer okullardaki seçmeli şeklinde devam etmesi. Ama böyle bir tavsiye kararı alınırsa, ileride imkanlarımız olduğunda uygulamaya koyabiliriz. İki yıldır biz hafta sonlarında Osmanlı Türkçesi dersleri veriyoruz ve 150 bin öğrenci bugüne kadar bu kurslara katıldı.
Mevzuata göre kız veya erkek okulu açmaya engel yok: Bugünkü mevzuatımıza göre, kız veya erkek okulu açmaya engel bir durum yok. Bizim eğitim şuramızın gündeminde karma eğitimin kaldırılması ile ilgili bir gündem maddesi yok. Ama gündeme geldi. Şu anda karma eğitim zorunluluğu diye bir şey söz konusu değil. Çünkü bizim kız meslek liselerimiz zaten var. Mevcut da vardı, biz de ilave ettik. Kız anadolu liselerimiz de var. Anadolu kız imam hatip liseleri var. Karma eğitim zaten zorunlu değil. Çocuğunu imam hatiplere veya kız liselerine göndermek isteyen aileler gönderiyor ama bunların sayısı yetmiyor, artmasını isteyebilirsiniz. Bazen geçici olarak bir okulun binası yapılıyor, bazı okulların içinde o okula yer ayırıyoruz ve binası yapıldığında taşınıyor. Bizim kız meslek, imam hatip liselerimiz vs. var. Sayısının artmasını isteyen veliler de var. Aslında karma eğitim konusunu gündeme getiren arkadaşlar da tamamen kızlar ve erkekler ayrılsın demiyorlar. Bu konuda bazı dayatmalar var, bundan 15-20 sene önce çıkarılan bir genelgeyle sanırım, bu kurslara mutlaka erkekler de getirilsin denmiş. Yoksa onlar da karma eğitim büsbütün ortadan kalksın denmiyor. .
İlkokula zorunlu din dersini taşımak doğru gelmiyor: Bu konu ortaokul ve liseler için de tartışılıyor zaten. Azınlıklar için kendi inanç sistemlerinin bu derslere yeterince yansımadığı da söyleniyor. Bu tartışmaları ilkokul düzeyine de tartışmak, ilkokul 1 , 2 ve 3. sınıflara taşımak bana da doğru gelmiyor.
Alevilik konusunu revize etmek istediğimizde farklı öneriler geliyor: Alevi bektaşi çalıştaylarında söylenen görüşlerden biri de bu dersin genişletilmesi. Hüseyin Çelik döneminde başlayan genişletilme çalışmaları sürdü. Bazı kesimler halen yeterli olmadığı veya Alevi inancı tanıtılırken Sünnilerin gözüyle tanıtıldığı iddiaları da var. Ama biz Alevilerin gözüyle ders kitaplarını revize edelim dediğimizde çok farklı öneriler geliyor, bu işin sonu yok. Sadece Aleviler açısından değil, Sünniler açısından da siz de kendi mezhebinizle ilgili konuların en kadar yetersiz olduğunu iddia edebilirsiniz.
Değerler eğitimi ilkokul düzeyinde olmalı: Eskilerin adab-ı muaşeret dediği, görgü kuralları, birlikte yaşarken birbirimizin hukukuna nasıl riyaet ederiz, gibi konuları içerir. Bu ders içinde nasıl bir toplumda yaşadığımızın bilgisinin de çocuğumuzda olması lazım. Camiye ayakkabı ile girilmeyeceğini çocuğumuza öğretirsek bu din dersi olmaz, din kültürü dersi olur. İlkokul düzeyinde zaten budur.
Öğretmen atamalarını eksiğimize göre yapıyoruz: Hangi branşta ne kadar eksiğimiz olduğunu sıralamaya koyuyoruz. En çok ihtiyaç duyduğumuz branşta yüzde oranlarına göre elimizdeki kadroyu dağıtıyoruz. Bir branşta yüzde 40 ise, elimizdeki kadronun yüzde 40’ını ona veriyoruz. Hangi branşlarda en çok ihtiyaç olduğunu öğretmen adayları biliyor. Onlara göre oranlanacak, orada kesinlikle adil davranıyoruz. İngilizce’de ne kadar eksik varsa oransal olarak 15 bin öğretmenin gereken miktarını oraya veriyouz.
Memur öğretmen: Dönüştürülecek dershanelerden öğretmen alımı henüz başlamadı. Öğretmen niteliğinin arttırılması komisoynunda alınan tavsiye kararlarından bir tanesi bir öğretmenlik meslek kanunu çıkarılması tavsiye kararı alıyor. Bu komisyonda alınan 37 maddelik bir karar var.
Hafızlık eğitimi: Hafızlık eğitimini tamamladıktan sonra, eğitimlerine devam edebilsinler diye öteden beri devam eden öneriler 1 yıldan iki yıla çıkarılmasıydı. Ama bütün bunların bakanlığın imkanlarına uygunluğu ile düşünülmeli.
Kaynak Hürriyet
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 19. Milli Eğitim Şurası’nda din dersinden, Osmanlıca’ya, alkollü içki hazırlama dersinden, eğitim fakültelerine mülakatla öğrenci alınmasına yönelik önerileri ve alınan kararları değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Habertürk’te katıldığı televizyon programında 19’uncu Milli Eğitim Şurasında tartışılan konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Avcı “Burada alınan kararlar tavsiye kararı niteliğindedir, bunların bazıları uygulanır, bazıları uygulanmaz veya hiç dikkate alınmak durumunda değil” dedi.
Bakan Avcı şunları söyledi:
Okullarda “alkollü içki ve kokteyl hazırlama” dersi, risk olabilir: Önce sabah bir oylama yapıldı reddedildi, sonra bir oylama daha yapıldı ve kabul edildi. Komisyonlarda tartışmaların yenilenmesi kararı alınabilir. Genel kurulda tartışacağız. Yasa gereği 18 yaş altı gençler içkilerin sunumunda, satışında vs. görevlendirilemez. Aynı yasa diyor ki, bunların sunumu ile ilgili nasıl bir eğitim verileceği yasa ile belirlenir. O yasa ile belirleme işi bugüne kadar yapılmamış. Almamaları konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiye kararı alınabilir. Biz de yasaları önümüze koyar, inceleriz ve alıp alamayacaklarını inceleriz ona göre karar veririz. Bu dersler vesilesiyle gençler alkolle tanışırsa alkole eğilim olur endişesiyle böyle bir teklif getiriliyor. Böyle bir risk olabilir, bizim okullarda nasıl yapıldığını sordum, renkli materyaller içki sunumunda turizm işletmelerinde karşılaşacakları hizmet türlerini sanal bir şekilde gördükleri söylendi.
Osmanlıca dersine önerim seçmeli şekilde devam etmesi: Bazıları Osmanlıca dersinin zorunlu olmasını doğru, bazıları yanlış buluyor. Sosyal bilimler liselerimizde Osmanlıca dersi 10, 11 ve 12. sınıflarda zorunlu ders olarak okutuluyor. Diğer Anadolu, imam hatip veya çok programlı liselerde isteğe bağlı seçmeli ders olarak yine sunuluyor. Osmanlı Türkçesi zaten var. Getirilen öneri, zaten seçmeli olarak okutulan bir dersin zorunluya dönüştürülmesini öneriyorlar. Bizim buna gücümüz yeter mi, yeterli öğretmen, sınıf, altyapı bulabilir miyiz? Benim önerim diğer okullardaki seçmeli şeklinde devam etmesi. Ama böyle bir tavsiye kararı alınırsa, ileride imkanlarımız olduğunda uygulamaya koyabiliriz. İki yıldır biz hafta sonlarında Osmanlı Türkçesi dersleri veriyoruz ve 150 bin öğrenci bugüne kadar bu kurslara katıldı.
Mevzuata göre kız veya erkek okulu açmaya engel yok: Bugünkü mevzuatımıza göre, kız veya erkek okulu açmaya engel bir durum yok. Bizim eğitim şuramızın gündeminde karma eğitimin kaldırılması ile ilgili bir gündem maddesi yok. Ama gündeme geldi. Şu anda karma eğitim zorunluluğu diye bir şey söz konusu değil. Çünkü bizim kız meslek liselerimiz zaten var. Mevcut da vardı, biz de ilave ettik. Kız anadolu liselerimiz de var. Anadolu kız imam hatip liseleri var. Karma eğitim zaten zorunlu değil. Çocuğunu imam hatiplere veya kız liselerine göndermek isteyen aileler gönderiyor ama bunların sayısı yetmiyor, artmasını isteyebilirsiniz. Bazen geçici olarak bir okulun binası yapılıyor, bazı okulların içinde o okula yer ayırıyoruz ve binası yapıldığında taşınıyor. Bizim kız meslek, imam hatip liselerimiz vs. var. Sayısının artmasını isteyen veliler de var. Aslında karma eğitim konusunu gündeme getiren arkadaşlar da tamamen kızlar ve erkekler ayrılsın demiyorlar. Bu konuda bazı dayatmalar var, bundan 15-20 sene önce çıkarılan bir genelgeyle sanırım, bu kurslara mutlaka erkekler de getirilsin denmiş. Yoksa onlar da karma eğitim büsbütün ortadan kalksın denmiyor. .
İlkokula zorunlu din dersini taşımak doğru gelmiyor: Bu konu ortaokul ve liseler için de tartışılıyor zaten. Azınlıklar için kendi inanç sistemlerinin bu derslere yeterince yansımadığı da söyleniyor. Bu tartışmaları ilkokul düzeyine de tartışmak, ilkokul 1 , 2 ve 3. sınıflara taşımak bana da doğru gelmiyor.
Alevilik konusunu revize etmek istediğimizde farklı öneriler geliyor: Alevi bektaşi çalıştaylarında söylenen görüşlerden biri de bu dersin genişletilmesi. Hüseyin Çelik döneminde başlayan genişletilme çalışmaları sürdü. Bazı kesimler halen yeterli olmadığı veya Alevi inancı tanıtılırken Sünnilerin gözüyle tanıtıldığı iddiaları da var. Ama biz Alevilerin gözüyle ders kitaplarını revize edelim dediğimizde çok farklı öneriler geliyor, bu işin sonu yok. Sadece Aleviler açısından değil, Sünniler açısından da siz de kendi mezhebinizle ilgili konuların en kadar yetersiz olduğunu iddia edebilirsiniz.
Değerler eğitimi ilkokul düzeyinde olmalı: Eskilerin adab-ı muaşeret dediği, görgü kuralları, birlikte yaşarken birbirimizin hukukuna nasıl riyaet ederiz, gibi konuları içerir. Bu ders içinde nasıl bir toplumda yaşadığımızın bilgisinin de çocuğumuzda olması lazım. Camiye ayakkabı ile girilmeyeceğini çocuğumuza öğretirsek bu din dersi olmaz, din kültürü dersi olur. İlkokul düzeyinde zaten budur.
Öğretmen atamalarını eksiğimize göre yapıyoruz: Hangi branşta ne kadar eksiğimiz olduğunu sıralamaya koyuyoruz. En çok ihtiyaç duyduğumuz branşta yüzde oranlarına göre elimizdeki kadroyu dağıtıyoruz. Bir branşta yüzde 40 ise, elimizdeki kadronun yüzde 40’ını ona veriyoruz. Hangi branşlarda en çok ihtiyaç olduğunu öğretmen adayları biliyor. Onlara göre oranlanacak, orada kesinlikle adil davranıyoruz. İngilizce’de ne kadar eksik varsa oransal olarak 15 bin öğretmenin gereken miktarını oraya veriyouz.
Memur öğretmen: Dönüştürülecek dershanelerden öğretmen alımı henüz başlamadı. Öğretmen niteliğinin arttırılması komisoynunda alınan tavsiye kararlarından bir tanesi bir öğretmenlik meslek kanunu çıkarılması tavsiye kararı alıyor. Bu komisyonda alınan 37 maddelik bir karar var.
Hafızlık eğitimi: Hafızlık eğitimini tamamladıktan sonra, eğitimlerine devam edebilsinler diye öteden beri devam eden öneriler 1 yıldan iki yıla çıkarılmasıydı. Ama bütün bunların bakanlığın imkanlarına uygunluğu ile düşünülmeli.
Kaynak Hürriyet
Son Güncelleme: Cuma, 05 Aralık 2014 19:20
Gösterim: 1803
Vodafone Enstitüsü'nün 9 ülkede yaklaşık 10 bin gençle görüşerek yaptığı araştırmada, Türk gençlerinin Avrupa'daki gençlere göre daha iyimser ve girişimci olduğu belirlendi.
Vodafone Enstitüsü, Almanya, İngiltere, İrlanda, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye'deki 18 ile 30 yaş arasındaki yaklaşık 10 bin gençle görüşerek "Gençlerin Gelecek Planlarında Dijitalleşmenin Rolü" araştırmasını hazırladı.
Araştırmaya göre, Türk gençlerinin yüzde 62'si ebeveynlerinden daha iyi bir geleceğe sahip olacaklarını düşünürken, bu oran İrlandalı ve Hollandalı gençlerde yüzde 52, Almanlarda yüzde 43, Çeklerde yüzde 39, İngilizlerde yüzde 33, İspanyollarda yüzde 29, Portekizli ve İtalyanlarda yüzde 23 oldu.
Türk gençlerin girişimci yönü de söz konusu araştırmayla ortaya konuldu. Türk gençlerin, yüzde 90'ı gelecekte kendi işini kurmak istediğini kaydetti.
Portekizli gençlerin yüzde 85'i, İtalyanların yüzde 80'i, İspanyolların yüzde 78'i, İrlandalıların yüzde 71'i, Çeklerin yüzde 63'ü, Hollandalıların yüzde 62'si, İngilizlerin yüzde 58'i ve Almanların yüzde 53'ü de kendi işini kurmak istediğini belitti.
Öte yandan, Türk gençlerinin yüzde 65'i ise dijital bilgi ve iletişim teknolojileri alanında bir iş kurmak istediğini ifade etti. Bu oran, İspanyol gençlerde yüzde 52, İtalyanlarda yüzde 44, Portekizlilerde yüzde 42, İrlandalılarda yüzde 35, Hollandalılar ve Çeklerler yüzde 33, Almanlarda yüzde 24 ve İngilizlerde yüzde 17 oldu.
Gençler yurt dışında eğitim almak istiyor
Yurt dışında eğitim almak isteyen Türk gençlerin oranının yüksek olması da dikkati çekti. İtalyanların yüzde 62'si, Türklerin yüzde 60'ı, Portekiz ve İspanyolların yüzde 58'i, İrlandalıların yüzde 53'ü, Çeklerin yüzde 42'si, Hollandalıların yüzde 40'ı, İngilizlerin yüzde 31'i, Almanların yüzde 27'si yurt dışında eğitim almak istediğini belirtti.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk gençlerinin gelecekten umutlu olduklarını söyledi.
Türk gençlerini parlak bir geleceğin beklediğini belirterek, gençlerin yatırımlarını teknoloji üzerine yapmak istediklerini ifade eden Süel, "Beni en çok etkileyen şey öncelikle Avrupa'daki kötümserliğin tersine Türk gençlerde iyimserliğin hakim olması" ifadesini kullandı.
"Ülkem adına geleceğe yönelik büyük bir imkan olduğunu hissettim"
Türk gençlerinin yüzde 60'nın yurt dışında eğitim almak istediğini hatırlatan Süer, doğru bir geleceğin doğru bir eğitimle ve ileride öngörülen alanda daha çok bilgi sahibi olmakla sağlanabileceğini belirtti.
Türk gençlerinin kendileri yurt dışında okumak ve akabinde yaşamak için istekli gördüklerini söyleyen Süer, Türk gençlerin ayrıca Türkiye'deki bilgi teknolojileri ve iletişim eğitimlerini çok yeterli görmediğine dikkati çekti.
"Girişimciliğin" ve "girimcilik ruhunun" Türk gençlerinde mevcut olmasının Türkiye'nin geleceği açısından olumlu olduğunu ifade eden Süer, "Ben, bugün bunları burada duyarak ülkem adına geleceğe yönelik büyük bir imkan olduğunu hissettim. Özellikle Avrupa ile aramızdaki farkın Türkiye'nin lehine ilerleyeceği anlamında" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Vodafone Enstitüsü'nün 9 ülkede yaklaşık 10 bin gençle görüşerek yaptığı araştırmada, Türk gençlerinin Avrupa'daki gençlere göre daha iyimser ve girişimci olduğu belirlendi.
Vodafone Enstitüsü, Almanya, İngiltere, İrlanda, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye'deki 18 ile 30 yaş arasındaki yaklaşık 10 bin gençle görüşerek "Gençlerin Gelecek Planlarında Dijitalleşmenin Rolü" araştırmasını hazırladı.
Araştırmaya göre, Türk gençlerinin yüzde 62'si ebeveynlerinden daha iyi bir geleceğe sahip olacaklarını düşünürken, bu oran İrlandalı ve Hollandalı gençlerde yüzde 52, Almanlarda yüzde 43, Çeklerde yüzde 39, İngilizlerde yüzde 33, İspanyollarda yüzde 29, Portekizli ve İtalyanlarda yüzde 23 oldu.
Türk gençlerin girişimci yönü de söz konusu araştırmayla ortaya konuldu. Türk gençlerin, yüzde 90'ı gelecekte kendi işini kurmak istediğini kaydetti.
Portekizli gençlerin yüzde 85'i, İtalyanların yüzde 80'i, İspanyolların yüzde 78'i, İrlandalıların yüzde 71'i, Çeklerin yüzde 63'ü, Hollandalıların yüzde 62'si, İngilizlerin yüzde 58'i ve Almanların yüzde 53'ü de kendi işini kurmak istediğini belitti.
Öte yandan, Türk gençlerinin yüzde 65'i ise dijital bilgi ve iletişim teknolojileri alanında bir iş kurmak istediğini ifade etti. Bu oran, İspanyol gençlerde yüzde 52, İtalyanlarda yüzde 44, Portekizlilerde yüzde 42, İrlandalılarda yüzde 35, Hollandalılar ve Çeklerler yüzde 33, Almanlarda yüzde 24 ve İngilizlerde yüzde 17 oldu.
Gençler yurt dışında eğitim almak istiyor
Yurt dışında eğitim almak isteyen Türk gençlerin oranının yüksek olması da dikkati çekti. İtalyanların yüzde 62'si, Türklerin yüzde 60'ı, Portekiz ve İspanyolların yüzde 58'i, İrlandalıların yüzde 53'ü, Çeklerin yüzde 42'si, Hollandalıların yüzde 40'ı, İngilizlerin yüzde 31'i, Almanların yüzde 27'si yurt dışında eğitim almak istediğini belirtti.
Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk gençlerinin gelecekten umutlu olduklarını söyledi.
Türk gençlerini parlak bir geleceğin beklediğini belirterek, gençlerin yatırımlarını teknoloji üzerine yapmak istediklerini ifade eden Süel, "Beni en çok etkileyen şey öncelikle Avrupa'daki kötümserliğin tersine Türk gençlerde iyimserliğin hakim olması" ifadesini kullandı.
"Ülkem adına geleceğe yönelik büyük bir imkan olduğunu hissettim"
Türk gençlerinin yüzde 60'nın yurt dışında eğitim almak istediğini hatırlatan Süer, doğru bir geleceğin doğru bir eğitimle ve ileride öngörülen alanda daha çok bilgi sahibi olmakla sağlanabileceğini belirtti.
Türk gençlerinin kendileri yurt dışında okumak ve akabinde yaşamak için istekli gördüklerini söyleyen Süer, Türk gençlerin ayrıca Türkiye'deki bilgi teknolojileri ve iletişim eğitimlerini çok yeterli görmediğine dikkati çekti.
"Girişimciliğin" ve "girimcilik ruhunun" Türk gençlerinde mevcut olmasının Türkiye'nin geleceği açısından olumlu olduğunu ifade eden Süer, "Ben, bugün bunları burada duyarak ülkem adına geleceğe yönelik büyük bir imkan olduğunu hissettim. Özellikle Avrupa ile aramızdaki farkın Türkiye'nin lehine ilerleyeceği anlamında" dedi.
Son Güncelleme: Cuma, 05 Aralık 2014 14:56
Gösterim: 1326
19. Milli Eğitim Şurası sona erdi. İşte alınan kararlar;
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen 19. Milli Eğitim Şurası'nda oluşturulan Öğretmen Niteliğinin Arttırılması komisyonunda, öğretmenlere her dört yılda bir yıpranma payı verilmesi önerisi benimsendi.
Komisyonda, dört gün boyunca sunulan ve üzerinde tartışılan öneriler, oylamaya sunuldu ve bunun sonunda kabul edilen 40 madde, Genel Kurul'a iletilmek üzere karara bağlandı.
Buna göre, öğretmen aday adaylarının niteliklerinin arttırılmasının ön koşullarından birinin istekli, başarılı ve mesleğin bilişsel olduğu kadar duyuşsal ve psiko-motor yeterliklerini de taşıyan öğrencilerin mesleğe kazandırılması olduğu yönündeki görüş oy birliğiyle kabul edildi.
Bu kapsamda YGS ve LYS sıralamasında başarılı olan ve öğretmenlik mesleğini ilk üçte tercih eden öğrencilerin teşvik edilmesi, lisans öğrenimleri sürecinde akademik başarılarını sürdürmeleri kaydıyla burs ve barınma desteği sağlanması komisyonda oylama sonucu benimsendi.
"Mülakat" ifadesinden vazgeçildi
Eğitim fakültelerinin programlarına öğrenci yerleştirmede kullanılan YGS ve LYS puan türlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği görüşünün öne çıktığı komisyonda, "öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarına öğrenci seçim sürecinde, öğretmen yeterlikleri doğrultusunda öğretmen ilgi ve yeteneklerini temel alan çoklu değerlendirme ilkeleri hayata geçirilmelidir" önerisi kabul gördü.
Komisyon üyeleri eğitim fakültelerine mülakatla öğrenci alımı konusunda uzun tartışmalar yaptı ancak alınan kararda "mülakat" ifadesine yer verilmesinden vazgeçilerek, bunun yerine "çoklu değerlendirme ilkeleri" ifadesi benimsendi.
Yatay ve dikey geçiş imkanı
"Öğretmen Eğitiminde Hizmet Öncesi Eğitimin Niteliği" temasıyla ele alınan öneriler de komisyonun 4 gün süren çalışmalarında sık sık tartışma konusu oldu.
Bu kapsamda özellikle hizmet öncesi lisans eğitim ve öğretim süreçlerinin öğretmen yeterlikleri temelinde iyileştirilmesi için kritik önem taşıyan bazı konular da komisyonda görüşüldü.
Öğretmenlik mesleğine akademik, sosyal, psikolojik açıdan uygun olmayan öğrencilere diğer fakülte ve bölümlere yatay ve dikey geçiş imkanları sunulması yönündeki görüş, tartışmalardan sonra komisyonda kabul edilerek Genel Kurul'a sunulacak öneriler arasındaki yerini aldı.
Eğitim fakültesi dışındaki mezunlara iki yıl uygulama eğitimi
Komisyonda, eğitim fakültesi dışında, öğretmenlik atamasına kaynaklık teşkil eden lisans programlarından mezun olanların öğretmen olarak yetiştirilmesi konusundaki görüşler de tartışıldı.
Bu tür programların, uygulamalı ağırlıklı en az iki yıllık olacak şekilde yeniden düzenlenmesi şeklindeki görüş oylanarak kabul edildi.
Diğer yandan eğitim fakültesi dışında öğretmenlik atamasına kaynaklık teşkil eden lisans programlarında öğrenimlerine devam eden öğrencilere MEB’in ihtiyaçları ve YÖK’ün belirleyeceği ölçütler doğrultusunda eğitim fakültelerince ‘öğretmenlik meslek bilgisi’ dersleri sunulmasını içeren görüş de benimsendi.
Eğitim fakültesi kontenjanları azaltılacak
Komisyonda, eğitim fakültelerindeki öğrenci kontenjanlarına ilişkin karar da dikkati çekti. Bu konuda komisyon üyelerinin MEB'in öğretmen ihtiyacına karşılık çok sayıda eğitim fakültesi mezunu ve atama bekleyen öğretmen olduğu yönündeki görüşler uzun süre tartışıldı. Bu tartışmalar sonunda, "Eğitim fakültelerinde öğrenci kontenjanları azaltılarak öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayıları dünya ölçütleri göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir" görüşü oylanarak kabul edildi.
Komisyonda bu maddenin yanı sıra başta eğitim fakülteleri olmak üzere öğretmen yetiştiren diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenimlerine devam eden öğrenci sayıları ve bu kurumların kapasitesi ile ihtiyaç duyulan öğretmen sayısına dikkat çekilerek, yeni eğitim fakültesi ve var olan eğitim fakültelerinde yeni programlar ihtiyaç hasıl olmadığı takdirde açılmaması gerektiği yönündeki karar benimsendi. İhtiyaç halinde yeni eğitim fakültelerinin ve öğretmen yetiştirme programlarının açılması için ulusal ve uluslararası standartların belirlenmesi ve yeni programlarda bu standartları temel alınması kararına varıldı.
Öğretmen yetiştiren kurumların akademik ve örgütsel teşkilatlanması ve programlarının 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi doğrultusunda ve ulusal veya uluslararası akreditasyon modellerine dayalı olarak yeniden yapılandırılması gerektiği yönündeki öneri de benimsendi.
Üniversiteler başarılı öğretmenlerle işbirliği yapabilecek
Ayrıca alanında deneyimli ve başarılı öğretmenlerden yükseköğretim kurumlarının öğretmen yetiştiren kurumlarında özellikle uygulama gerektiren ders ve konularda yararlanılması ve işbirliği yapılması da benimsenen kararlar arasında yer aldı.
Eğitim fakültelerinde uygulanmakta olan öğretim programlarının, MEB ile birlikte geliştirilen öğretmen yeterlikleri doğrultusunda, YÖK, Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu’nun koordinasyonunda yeniden yapılandırılması gerektiği de oylanarak karara bağlandı.
Başta eğitim fakülteleri olmak üzere tüm öğretim kademelerine yönelik öğretmen yetiştiren yükseköğretim programlarında, mesleki yeterliğe ilişkin dersler dışında, müfredat dışı etkinlikler olarak tanımlanabilecek sanat, spor, müzik ve kültür temalı, etkinlik merkezli seçmeli genel kültür dersleri konulması ve eğitsel kol ve kulüp faaliyetlerinin işlevsel hale getirilmesi, böylece öğretmen adaylarının okullara ve öğrencilerine taşıyabilecekleri entelektüel birikimlerinin arttırılması yönünde getirilen öneri de benimsendi.
MEB'in Fatih Projesi ile okullarda kurduğu ve kuracağı teknolojilerin öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarında da kurulması gerektiği ve öğretmen aday adaylarına bu teknolojilere ilişkin temel bilgi ve becerilerin kazandırılması da komisyonda kabul edildi.
Öğretmen aday adaylarının mesleğe seçimi
Öğretmen aday adaylarının mesleğe seçiminde KPSS ve ÖABT testlerinde öğretmen yeterliklerini dikkate alan, öğretmenlik mesleğinin bilişsel boyutunun yanında duyuşsal ve psiko-motor özelliklerini de temel alan çoklu değerlendirme sistemlerini içeren bir modelin oluşturulması yönündeki görüş de kabul edildi.
Öğretmenlerin mesleğe seçimini takiben öğretmen adaylarının kurum ve sistem içinde yetiştirilmesi sürecinde bu konuda gerekli eğitim ve deneyime sahip ‘danışman’ (mentör) öğretmenlerce, yapılandırılmış uygulama temelli modellere gereksinme duyulduğuna ilişkin bir başka görüş de oylanarak karara bağlandı.
Öğretmenlik mesleğinin niteliğinin artırılmasında, öğretmen yeterlikleri temelinde, sistemdeki öğretmenlerin büyüklüğünü, ülke üzerindeki dağılımını ve yaşam boyu öğrenme ilkelerini de temel alan bir mesleki-kişisel gelişim modeline gereksinim duyulduğu, ayrıca bu modelin öğretmenlik mesleğinin hak ettiği bir kariyer sistemine bağlanmasının stratejik bir öncelik alanı olduğunu değerlendiren bir öneri de oylanarak kabul edildi.
Yüksek lisans ve doktoralı öğretmenlere ek ücret
Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal ve bireysel gereksinmeler doğrultusunda öğretmenlerin kendi alanlarında veya eğitim bilimleri alanında yüksek lisans ve doktora programlarına katılımının teşvik edilmesi, bu eğitimlerini tamamlayan öğretmenlerin ek ders ücretlerinin arttırılması da öne çıkan görüşler arasında yerini aldı.
Kariyer basamaklarını, kişisel ve mesleki gelişimin bütüncül bir parçası olarak değerlendirerek ve Anayasa Mahkemesinin ilgili kararları da dikkate alınarak Milli Eğitim Temel Kanunu'nun değişik 43. maddesinin yeniden düzenlenmesi de komisyonun kabul ettiği görüşler arasında yer buldu.
Öğretmenlere 4 yılda bir yıpranma payı
Komisyon, öğretmenlere her 4 yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmesi, ek ders ve nöbet ücretlerinin arttırılmasını da oy birliğiyle kabul etti.
Öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesinin, sınav dışında, lisansüstü eğitim, yer aldığı bilimsel, sosyal, ulusal ve uluslararası projeler, katıldığı mesleki gelişim programları, öz ve akran değerlendirmesi, öğrenci-veli geri bildirimlerini içeren çoklu değerlendirme sistemi ile değerlendirilmesi de benimsendi.
Komisyonda, özellikle rotasyonla ilgili konular tartışmaya açılırken, bu konuda net bir karar alınmadı. Ancak öğretmenlerin aynı okul veya kurumda görev yapma sürelerinin sınırlandırılması ve öğretmenlerin ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sisteminin geliştirilmesi kabul edildi.
Meslek standartları getirilecek
Her mesleğin olduğu gibi öğretmenlik mesleğinin de toplumsal itibarının arttırılmasında stratejik önem taşıyan öğretmenlik mesleğinin etik kodları ve meslek standartlarının ivedilikle oluşturması ve ilgili taraflarla paylaşılması gerektiği benimsendi.
Öğretmenlik mesleğine ilişkin farklı mevzuatları birleştiren ve öğretmenlik mesleğinin uzmanlık statüsünü geliştirecek bir Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılması da alınan kararlar arasında yer aldı.
Komisyonda ayrıca, öğretmen yetiştirmeye yönelik öğretim programlarında uygulama derslerinin oranının yüzde 50’ye yaklaştırılması da kabul edildi.
"Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri" konusunun ele alındığı komisyonda, ortaöğretim kurumlarında, farklı eğitim programları ve okul türleri arasında geçiş, sınıf atlama ve normal öğrenim süresinden önce mezuniyet gibi uygulamalara imkan veren eğitim mevzuatının oluşturulması kararlaştırıldı.
Liselerde okutulan T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersi içeriğinin bilimsel, arşiv bilgi ve belgeleri ışığında objektif yeniden düzenlenmesi; Kutlu Doğum Haftası, muharrem ayı ve Aşure Günü'nün belirli gün ve haftalar kapsamına alınması; imam hatip liselerine seçmeli Farsça dersinin konulması önerileri benimsendi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
19. Milli Eğitim Şurası sona erdi. İşte alınan kararlar;
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen 19. Milli Eğitim Şurası'nda oluşturulan Öğretmen Niteliğinin Arttırılması komisyonunda, öğretmenlere her dört yılda bir yıpranma payı verilmesi önerisi benimsendi.
Komisyonda, dört gün boyunca sunulan ve üzerinde tartışılan öneriler, oylamaya sunuldu ve bunun sonunda kabul edilen 40 madde, Genel Kurul'a iletilmek üzere karara bağlandı.
Buna göre, öğretmen aday adaylarının niteliklerinin arttırılmasının ön koşullarından birinin istekli, başarılı ve mesleğin bilişsel olduğu kadar duyuşsal ve psiko-motor yeterliklerini de taşıyan öğrencilerin mesleğe kazandırılması olduğu yönündeki görüş oy birliğiyle kabul edildi.
Bu kapsamda YGS ve LYS sıralamasında başarılı olan ve öğretmenlik mesleğini ilk üçte tercih eden öğrencilerin teşvik edilmesi, lisans öğrenimleri sürecinde akademik başarılarını sürdürmeleri kaydıyla burs ve barınma desteği sağlanması komisyonda oylama sonucu benimsendi.
"Mülakat" ifadesinden vazgeçildi
Eğitim fakültelerinin programlarına öğrenci yerleştirmede kullanılan YGS ve LYS puan türlerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği görüşünün öne çıktığı komisyonda, "öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarına öğrenci seçim sürecinde, öğretmen yeterlikleri doğrultusunda öğretmen ilgi ve yeteneklerini temel alan çoklu değerlendirme ilkeleri hayata geçirilmelidir" önerisi kabul gördü.
Komisyon üyeleri eğitim fakültelerine mülakatla öğrenci alımı konusunda uzun tartışmalar yaptı ancak alınan kararda "mülakat" ifadesine yer verilmesinden vazgeçilerek, bunun yerine "çoklu değerlendirme ilkeleri" ifadesi benimsendi.
Yatay ve dikey geçiş imkanı
"Öğretmen Eğitiminde Hizmet Öncesi Eğitimin Niteliği" temasıyla ele alınan öneriler de komisyonun 4 gün süren çalışmalarında sık sık tartışma konusu oldu.
Bu kapsamda özellikle hizmet öncesi lisans eğitim ve öğretim süreçlerinin öğretmen yeterlikleri temelinde iyileştirilmesi için kritik önem taşıyan bazı konular da komisyonda görüşüldü.
Öğretmenlik mesleğine akademik, sosyal, psikolojik açıdan uygun olmayan öğrencilere diğer fakülte ve bölümlere yatay ve dikey geçiş imkanları sunulması yönündeki görüş, tartışmalardan sonra komisyonda kabul edilerek Genel Kurul'a sunulacak öneriler arasındaki yerini aldı.
Eğitim fakültesi dışındaki mezunlara iki yıl uygulama eğitimi
Komisyonda, eğitim fakültesi dışında, öğretmenlik atamasına kaynaklık teşkil eden lisans programlarından mezun olanların öğretmen olarak yetiştirilmesi konusundaki görüşler de tartışıldı.
Bu tür programların, uygulamalı ağırlıklı en az iki yıllık olacak şekilde yeniden düzenlenmesi şeklindeki görüş oylanarak kabul edildi.
Diğer yandan eğitim fakültesi dışında öğretmenlik atamasına kaynaklık teşkil eden lisans programlarında öğrenimlerine devam eden öğrencilere MEB’in ihtiyaçları ve YÖK’ün belirleyeceği ölçütler doğrultusunda eğitim fakültelerince ‘öğretmenlik meslek bilgisi’ dersleri sunulmasını içeren görüş de benimsendi.
Eğitim fakültesi kontenjanları azaltılacak
Komisyonda, eğitim fakültelerindeki öğrenci kontenjanlarına ilişkin karar da dikkati çekti. Bu konuda komisyon üyelerinin MEB'in öğretmen ihtiyacına karşılık çok sayıda eğitim fakültesi mezunu ve atama bekleyen öğretmen olduğu yönündeki görüşler uzun süre tartışıldı. Bu tartışmalar sonunda, "Eğitim fakültelerinde öğrenci kontenjanları azaltılarak öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayıları dünya ölçütleri göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir" görüşü oylanarak kabul edildi.
Komisyonda bu maddenin yanı sıra başta eğitim fakülteleri olmak üzere öğretmen yetiştiren diğer yükseköğretim kurumlarında öğrenimlerine devam eden öğrenci sayıları ve bu kurumların kapasitesi ile ihtiyaç duyulan öğretmen sayısına dikkat çekilerek, yeni eğitim fakültesi ve var olan eğitim fakültelerinde yeni programlar ihtiyaç hasıl olmadığı takdirde açılmaması gerektiği yönündeki karar benimsendi. İhtiyaç halinde yeni eğitim fakültelerinin ve öğretmen yetiştirme programlarının açılması için ulusal ve uluslararası standartların belirlenmesi ve yeni programlarda bu standartları temel alınması kararına varıldı.
Öğretmen yetiştiren kurumların akademik ve örgütsel teşkilatlanması ve programlarının 12 yıllık zorunlu eğitim sistemi doğrultusunda ve ulusal veya uluslararası akreditasyon modellerine dayalı olarak yeniden yapılandırılması gerektiği yönündeki öneri de benimsendi.
Üniversiteler başarılı öğretmenlerle işbirliği yapabilecek
Ayrıca alanında deneyimli ve başarılı öğretmenlerden yükseköğretim kurumlarının öğretmen yetiştiren kurumlarında özellikle uygulama gerektiren ders ve konularda yararlanılması ve işbirliği yapılması da benimsenen kararlar arasında yer aldı.
Eğitim fakültelerinde uygulanmakta olan öğretim programlarının, MEB ile birlikte geliştirilen öğretmen yeterlikleri doğrultusunda, YÖK, Öğretmen Yetiştirme Çalışma Grubu’nun koordinasyonunda yeniden yapılandırılması gerektiği de oylanarak karara bağlandı.
Başta eğitim fakülteleri olmak üzere tüm öğretim kademelerine yönelik öğretmen yetiştiren yükseköğretim programlarında, mesleki yeterliğe ilişkin dersler dışında, müfredat dışı etkinlikler olarak tanımlanabilecek sanat, spor, müzik ve kültür temalı, etkinlik merkezli seçmeli genel kültür dersleri konulması ve eğitsel kol ve kulüp faaliyetlerinin işlevsel hale getirilmesi, böylece öğretmen adaylarının okullara ve öğrencilerine taşıyabilecekleri entelektüel birikimlerinin arttırılması yönünde getirilen öneri de benimsendi.
MEB'in Fatih Projesi ile okullarda kurduğu ve kuracağı teknolojilerin öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarında da kurulması gerektiği ve öğretmen aday adaylarına bu teknolojilere ilişkin temel bilgi ve becerilerin kazandırılması da komisyonda kabul edildi.
Öğretmen aday adaylarının mesleğe seçimi
Öğretmen aday adaylarının mesleğe seçiminde KPSS ve ÖABT testlerinde öğretmen yeterliklerini dikkate alan, öğretmenlik mesleğinin bilişsel boyutunun yanında duyuşsal ve psiko-motor özelliklerini de temel alan çoklu değerlendirme sistemlerini içeren bir modelin oluşturulması yönündeki görüş de kabul edildi.
Öğretmenlerin mesleğe seçimini takiben öğretmen adaylarının kurum ve sistem içinde yetiştirilmesi sürecinde bu konuda gerekli eğitim ve deneyime sahip ‘danışman’ (mentör) öğretmenlerce, yapılandırılmış uygulama temelli modellere gereksinme duyulduğuna ilişkin bir başka görüş de oylanarak karara bağlandı.
Öğretmenlik mesleğinin niteliğinin artırılmasında, öğretmen yeterlikleri temelinde, sistemdeki öğretmenlerin büyüklüğünü, ülke üzerindeki dağılımını ve yaşam boyu öğrenme ilkelerini de temel alan bir mesleki-kişisel gelişim modeline gereksinim duyulduğu, ayrıca bu modelin öğretmenlik mesleğinin hak ettiği bir kariyer sistemine bağlanmasının stratejik bir öncelik alanı olduğunu değerlendiren bir öneri de oylanarak kabul edildi.
Yüksek lisans ve doktoralı öğretmenlere ek ücret
Milli Eğitim Bakanlığının kurumsal ve bireysel gereksinmeler doğrultusunda öğretmenlerin kendi alanlarında veya eğitim bilimleri alanında yüksek lisans ve doktora programlarına katılımının teşvik edilmesi, bu eğitimlerini tamamlayan öğretmenlerin ek ders ücretlerinin arttırılması da öne çıkan görüşler arasında yerini aldı.
Kariyer basamaklarını, kişisel ve mesleki gelişimin bütüncül bir parçası olarak değerlendirerek ve Anayasa Mahkemesinin ilgili kararları da dikkate alınarak Milli Eğitim Temel Kanunu'nun değişik 43. maddesinin yeniden düzenlenmesi de komisyonun kabul ettiği görüşler arasında yer buldu.
Öğretmenlere 4 yılda bir yıpranma payı
Komisyon, öğretmenlere her 4 yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmesi, ek ders ve nöbet ücretlerinin arttırılmasını da oy birliğiyle kabul etti.
Öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesinin, sınav dışında, lisansüstü eğitim, yer aldığı bilimsel, sosyal, ulusal ve uluslararası projeler, katıldığı mesleki gelişim programları, öz ve akran değerlendirmesi, öğrenci-veli geri bildirimlerini içeren çoklu değerlendirme sistemi ile değerlendirilmesi de benimsendi.
Komisyonda, özellikle rotasyonla ilgili konular tartışmaya açılırken, bu konuda net bir karar alınmadı. Ancak öğretmenlerin aynı okul veya kurumda görev yapma sürelerinin sınırlandırılması ve öğretmenlerin ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sisteminin geliştirilmesi kabul edildi.
Meslek standartları getirilecek
Her mesleğin olduğu gibi öğretmenlik mesleğinin de toplumsal itibarının arttırılmasında stratejik önem taşıyan öğretmenlik mesleğinin etik kodları ve meslek standartlarının ivedilikle oluşturması ve ilgili taraflarla paylaşılması gerektiği benimsendi.
Öğretmenlik mesleğine ilişkin farklı mevzuatları birleştiren ve öğretmenlik mesleğinin uzmanlık statüsünü geliştirecek bir Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılması da alınan kararlar arasında yer aldı.
Komisyonda ayrıca, öğretmen yetiştirmeye yönelik öğretim programlarında uygulama derslerinin oranının yüzde 50’ye yaklaştırılması da kabul edildi.
"Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri" konusunun ele alındığı komisyonda, ortaöğretim kurumlarında, farklı eğitim programları ve okul türleri arasında geçiş, sınıf atlama ve normal öğrenim süresinden önce mezuniyet gibi uygulamalara imkan veren eğitim mevzuatının oluşturulması kararlaştırıldı.
Liselerde okutulan T.C. inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersi içeriğinin bilimsel, arşiv bilgi ve belgeleri ışığında objektif yeniden düzenlenmesi; Kutlu Doğum Haftası, muharrem ayı ve Aşure Günü'nün belirli gün ve haftalar kapsamına alınması; imam hatip liselerine seçmeli Farsça dersinin konulması önerileri benimsendi.
Son Güncelleme: Cuma, 05 Aralık 2014 17:33
Gösterim: 3673
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından düzenlenen "19. Milli Eğitim Şurası"nda turizm liselerinde "alkollü içki" dersinin kaldırılması kabul edilmedi
Antalya'da yapılan şuranın 4. gününde komisyonlar, "Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri", "Öğretmen Niteliğinin Arttırılması", "Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması" ve "Okul Güvenliği" konularında çalışmalarını sürdürüyor.
Öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyonun, sabah oturumunda, lise kademesine ilişkin öneriler ele alındı.
Bilim ve medeniyet tarihinde öne çıkan düşünür ve ilim adamlarının çalışmalarına, eserlerine ve etkilerine ilkokul, ortaokul ve liselerde ilgili derslerin öğretim programları ile ders kitaplarında yer verilmesi, bütün ortaöğretim kurumlarında görsel sanatlar dersi adı altında geleneksel sanatlar, hat, ebru, tezhib ve minyatür öğretim programlarının uygulanmasına imkan verilmesi, ortaöğretimin tüm sınıflarında matematik ve fen bilimleri seçmeli derslerinin içerisinde ayrı ayrı fizik, kimya ve biyoloji uygulamaları derslerinin haftalık ders çizelgelerinde yer alması, liselerde din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin 2 saate çıkarılması önerileri benimsendi.
Turizm liselerinde "alkollü içki" dersinin kaldırılması kabul edilmedi
Komisyonda, Anadolu otelcilik ve turizm meslek liselerinin öğretim programları ve ders çizelgelerinden, alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersinin çıkarılması ve staj amacıyla tesis ve kurumlara gönderilen öğrencilerin alkolle içki servisi yapılan ya da alkolle içecek hazırlanan bölümlerde staj faaliyeti yapmalarının yasaklanması önerileri sunuldu.
Görüş bildiren katılımcılardan bazıları, Anayasa'da 'devletin, gençleri alkol düşkünlüğünden ve ilgili uyuşturucu maddelerden koruması için gerekli tedbirlerin alınmasına" ilişkin hüküm yer aldığını ve 18 yaşın altındakilere bu dersin verilmemesi gerektiğini belirtti. Diğer bir katılımcı ise öğrencilere bu dersle çalışacakları iş koluna ilişkin beceri kazandırmak istendiğini belirtti. Başka bir katılımcı da bu okullarda okuyan öğrencilerin bu dersleri almasının gerektiğini ve yasakların her zaman çekici geldiğini söyledi.
Komisyon Başkanı Hayati Akyol, öğrencilerden de görüş istedi. Öğrenciler ise aleyhte görüş bildirdi. Yapılan müzakerelerinin ardından, öneri kabul edilmedi.
Komisyonlarda çalışmalar gün boyu sürecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından düzenlenen "19. Milli Eğitim Şurası"nda turizm liselerinde "alkollü içki" dersinin kaldırılması kabul edilmedi
Antalya'da yapılan şuranın 4. gününde komisyonlar, "Öğretim Programları ve Haftalık Ders Çizelgeleri", "Öğretmen Niteliğinin Arttırılması", "Eğitim Yöneticilerinin Niteliğinin Arttırılması" ve "Okul Güvenliği" konularında çalışmalarını sürdürüyor.
Öğretim programları ve haftalık ders çizelgelerinin görüşüldüğü komisyonun, sabah oturumunda, lise kademesine ilişkin öneriler ele alındı.
Bilim ve medeniyet tarihinde öne çıkan düşünür ve ilim adamlarının çalışmalarına, eserlerine ve etkilerine ilkokul, ortaokul ve liselerde ilgili derslerin öğretim programları ile ders kitaplarında yer verilmesi, bütün ortaöğretim kurumlarında görsel sanatlar dersi adı altında geleneksel sanatlar, hat, ebru, tezhib ve minyatür öğretim programlarının uygulanmasına imkan verilmesi, ortaöğretimin tüm sınıflarında matematik ve fen bilimleri seçmeli derslerinin içerisinde ayrı ayrı fizik, kimya ve biyoloji uygulamaları derslerinin haftalık ders çizelgelerinde yer alması, liselerde din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin 2 saate çıkarılması önerileri benimsendi.
Turizm liselerinde "alkollü içki" dersinin kaldırılması kabul edilmedi
Komisyonda, Anadolu otelcilik ve turizm meslek liselerinin öğretim programları ve ders çizelgelerinden, alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersinin çıkarılması ve staj amacıyla tesis ve kurumlara gönderilen öğrencilerin alkolle içki servisi yapılan ya da alkolle içecek hazırlanan bölümlerde staj faaliyeti yapmalarının yasaklanması önerileri sunuldu.
Görüş bildiren katılımcılardan bazıları, Anayasa'da 'devletin, gençleri alkol düşkünlüğünden ve ilgili uyuşturucu maddelerden koruması için gerekli tedbirlerin alınmasına" ilişkin hüküm yer aldığını ve 18 yaşın altındakilere bu dersin verilmemesi gerektiğini belirtti. Diğer bir katılımcı ise öğrencilere bu dersle çalışacakları iş koluna ilişkin beceri kazandırmak istendiğini belirtti. Başka bir katılımcı da bu okullarda okuyan öğrencilerin bu dersleri almasının gerektiğini ve yasakların her zaman çekici geldiğini söyledi.
Komisyon Başkanı Hayati Akyol, öğrencilerden de görüş istedi. Öğrenciler ise aleyhte görüş bildirdi. Yapılan müzakerelerinin ardından, öneri kabul edilmedi.
Komisyonlarda çalışmalar gün boyu sürecek.
Son Güncelleme: Cuma, 05 Aralık 2014 12:33
Gösterim: 1494

