Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, SBS yerine gelen sistemde değişikliğe gidileceğini açıkladı. ‘4 yanlış 1 doğruyu götürmeyecek' düzenlemesi kalkacak.

Yeni ortaöğretime geçiş sisteminde yanlış cevapların doğruları götürmeyeceği açıklanmıştı. Haber 7’de yer alan habere göre,  Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı,  SBS yerine gelen sistemde değişikliğe gidileceğini açıkladı.

Açıklamaya göre, yerleştirme puanı 700'lük sistemle hesaplanacak. 6 ve 7. sınıflar ise Fatih projesi hayata geçene kadar gündemde değil.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın SBS'nin kaldırılmasının ardından geçtiğimiz hafta açıkladığı "Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş" (TEOG) modeli tartışılmaya devam ederken, revizyon yapılacağı iddiaları gündeme geldi. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın İstanbul'da önceki akşam eğitimcilerle yaptığı toplantıda gelen eleştiriler üzerine "4 yanlışın 1 doğruyu götürmeme" ve "puan hesaplama sistemi" kararlarını revize edebilecekleri mesajı verdiği öğrenildi.

Detaylar için tıklayın

> Yeni ortaöğretim sistemi uygulanmadan değişiyor mu?

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, SBS yerine gelen sistemde değişikliğe gidileceğini açıkladı. ‘4 yanlış 1 doğruyu götürmeyecek' düzenlemesi kalkacak.

Yeni ortaöğretime geçiş sisteminde yanlış cevapların doğruları götürmeyeceği açıklanmıştı. Haber 7’de yer alan habere göre,  Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı,  SBS yerine gelen sistemde değişikliğe gidileceğini açıkladı.

Açıklamaya göre, yerleştirme puanı 700'lük sistemle hesaplanacak. 6 ve 7. sınıflar ise Fatih projesi hayata geçene kadar gündemde değil.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın SBS'nin kaldırılmasının ardından geçtiğimiz hafta açıkladığı "Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş" (TEOG) modeli tartışılmaya devam ederken, revizyon yapılacağı iddiaları gündeme geldi. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın İstanbul'da önceki akşam eğitimcilerle yaptığı toplantıda gelen eleştiriler üzerine "4 yanlışın 1 doğruyu götürmeme" ve "puan hesaplama sistemi" kararlarını revize edebilecekleri mesajı verdiği öğrenildi.

Detaylar için tıklayın

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Eylül 2013 13:05

Gösterim: 2606

Yapılan araştırmaya göre, her 4 veliden 3'ü çocuğu okulda olduğu saatlerde güvenliğinden endişe duyduğunu belirtiyor.

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ile CSG (City Security Group) Güvenlik Şirketi'nin, İKSARA Araştırma Şirketi aracılığıyla gerçekleştirdiği "Türkiye'de Okul Güvenliği" araştırması sonuçları açıklandı.

Araştırmadan çarpıcı sonuçlar çıktı. Yüz yüze yapılan görüşmelere göre araştırmaya katılan her 4 veliden 3'ü çocuğu okulda olduğu saatlerde güvenliğinden endişe duyduğunu belirtiyor.

Eğitim ve gelir düzeyi yüksek veliler okullardaki güven ortamından en rahatsız grup olurken, velilerden yüzde 60'ı okullarda öğrencilerin birbirlerine şiddet uyguladıklarını ve birbirlerini sözlü olarak tehdit ettiklerini düşünüyor. Araştırma sonuçlarına göre veliler yalnızca okul güvenliğinden yana şikayetçi değil. Velilerin yüzde 64'ü çocuğunun okul yolunda da güvende olduğunu düşünmüyor. Bu oran çocuğu okula yürüyerek ya da toplu taşıma araçlarını kullanarak giden velilerde yüzde 80' e ulaşırken, okul servisi kullanan öğrenci velilerinin yüzde 50'si çocuğunun okul yolundaki güvenliğinden endişe ediyor.

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ile CSG (City Security Group) Güvenlik Şirketi'nin, İKSARA Araştırma Şirketi aracılığıyla gerçekleştirdiği "Türkiye'de Okul Güvenliği" araştırmasından elde edilen diğer sonuçlar ise şöyle:

 -İstanbul'da yaşayan her 2 kişiden 1'i, okul yöneticileri ve öğretmenlerin güvenlik konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığını düşünmektedir.

-Katılımcıların %81'i okullarda özel güvenlik görevlilerinin gerekli olduğuna inanmaktadır.

-Bu oran okul çağında çocuğu olan bireylerde %85'e ulaşmaktadır.

-Katılımcıların %76'sı özel güvenlik görevlilerinin okullarda suçu önlemede faydalı olacağını düşünüyor. Velilerde bu oradan %80'dir.

-Katılımcıların %41'i okullardaki özel güvenlik ve polis iş birliğini yeterli görmekte, %37 yetersiz görmekte, %22 ise bu konuda fikir sahibi olmadığını belirtmektedir.

-Eğitim düzeyi arttıkça, okullardaki özel güvenlik-polis işbirliğini yetersiz bulanlar da artmaktadır.

> Her 4 veliden 3’ü çocukları okuldayken güvenlik endişesi duyuyor

Yapılan araştırmaya göre, her 4 veliden 3'ü çocuğu okulda olduğu saatlerde güvenliğinden endişe duyduğunu belirtiyor.

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ile CSG (City Security Group) Güvenlik Şirketi'nin, İKSARA Araştırma Şirketi aracılığıyla gerçekleştirdiği "Türkiye'de Okul Güvenliği" araştırması sonuçları açıklandı.

Araştırmadan çarpıcı sonuçlar çıktı. Yüz yüze yapılan görüşmelere göre araştırmaya katılan her 4 veliden 3'ü çocuğu okulda olduğu saatlerde güvenliğinden endişe duyduğunu belirtiyor.

Eğitim ve gelir düzeyi yüksek veliler okullardaki güven ortamından en rahatsız grup olurken, velilerden yüzde 60'ı okullarda öğrencilerin birbirlerine şiddet uyguladıklarını ve birbirlerini sözlü olarak tehdit ettiklerini düşünüyor. Araştırma sonuçlarına göre veliler yalnızca okul güvenliğinden yana şikayetçi değil. Velilerin yüzde 64'ü çocuğunun okul yolunda da güvende olduğunu düşünmüyor. Bu oran çocuğu okula yürüyerek ya da toplu taşıma araçlarını kullanarak giden velilerde yüzde 80' e ulaşırken, okul servisi kullanan öğrenci velilerinin yüzde 50'si çocuğunun okul yolundaki güvenliğinden endişe ediyor.

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) ile CSG (City Security Group) Güvenlik Şirketi'nin, İKSARA Araştırma Şirketi aracılığıyla gerçekleştirdiği "Türkiye'de Okul Güvenliği" araştırmasından elde edilen diğer sonuçlar ise şöyle:

 -İstanbul'da yaşayan her 2 kişiden 1'i, okul yöneticileri ve öğretmenlerin güvenlik konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadığını düşünmektedir.

-Katılımcıların %81'i okullarda özel güvenlik görevlilerinin gerekli olduğuna inanmaktadır.

-Bu oran okul çağında çocuğu olan bireylerde %85'e ulaşmaktadır.

-Katılımcıların %76'sı özel güvenlik görevlilerinin okullarda suçu önlemede faydalı olacağını düşünüyor. Velilerde bu oradan %80'dir.

-Katılımcıların %41'i okullardaki özel güvenlik ve polis iş birliğini yeterli görmekte, %37 yetersiz görmekte, %22 ise bu konuda fikir sahibi olmadığını belirtmektedir.

-Eğitim düzeyi arttıkça, okullardaki özel güvenlik-polis işbirliğini yetersiz bulanlar da artmaktadır.

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Eylül 2013 09:10

Gösterim: 1407

Ataması dün yapılan öğretmenler, yarından itibaren 3 gün sürecek uyum eğitimine alınacak.

Ataması dün yapılan ve milli eğitim camiasına yeni katılan öğretmenler,  göreve başlayacakları illere varmak için yola çıktı. Bakanlık, öğretmenlerin belki de ilk kez gittikleri yerlerde zorlanmamaları, acemilik çekmemeleri için komisyonlar oluşturdu. 

İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince oluşturulan komisyonlar, öğretmenleri havaalanlarında, otogarlardaki irtibat bürolarında çiçeklerle karşılayacak.

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, AA muhabirine, Bakanlığın öğretmenleri önemsediğini vurgulayarak, ''Daha önceleri iller yeni gelen öğretmenlerin çok da farkında değildi. Ancak bu uygulamayla farkındalık arttı. Aramıza yeni katılan arkadaşlarımız da Bakanlığın kendilerine sahip çıktığını görüyor. Bu çok önemli'' diye konuştu.

Balıbey, karşılama organizasyonlarının Türkiye'nin her ilinde düzenleneceğini belirtti.

Yeni sistem yeni öğretmenlere anlatılacak

Öğretmenlerin hiçbir şekilde mağdur edilmeyeceğini, barınacakları yerlerin de organize edildiğini aktaran Balıbey, öğretmen adaylarının öğretmenevlerinde, misafirhanelerde kalacaklarını ve ihtiyaçlarının karşılanacağını söyledi.

Yeni öğretmenlerin yarından itiberin 3 gün süren bir uyum eğitimine alınacaklarını belirten Balıbey, bu eğitimin mesleğe daha bilinçli ve umutlu başlamaları için destekleyici olacağını vurguladı.

Uzaktan eğitim yoluyla verilecek eğitimin, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın konuşmasıyla başlayacağını belirten Balıbey, uyum eğitimi kapsamında taşımalı, kaynaştırma eğitimin yanı sıra ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sistemin de anlatılacağını kaydetti.

Balıbey, yeni sistemde öğretmenlerin neler yapması gerektiğinin, il milli eğitim müdürlüklerince anlatılacağını söyledi.

Dün yapılan atamayla, öğretmen camiasına, 87 branşta 36 bin 837 öğretmen katılmıştı.

> Ataması yapılan öğretmenlere 3 günlük uyum eğitimi

Ataması dün yapılan öğretmenler, yarından itibaren 3 gün sürecek uyum eğitimine alınacak.

Ataması dün yapılan ve milli eğitim camiasına yeni katılan öğretmenler,  göreve başlayacakları illere varmak için yola çıktı. Bakanlık, öğretmenlerin belki de ilk kez gittikleri yerlerde zorlanmamaları, acemilik çekmemeleri için komisyonlar oluşturdu. 

İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince oluşturulan komisyonlar, öğretmenleri havaalanlarında, otogarlardaki irtibat bürolarında çiçeklerle karşılayacak.

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Ömer Balıbey, AA muhabirine, Bakanlığın öğretmenleri önemsediğini vurgulayarak, ''Daha önceleri iller yeni gelen öğretmenlerin çok da farkında değildi. Ancak bu uygulamayla farkındalık arttı. Aramıza yeni katılan arkadaşlarımız da Bakanlığın kendilerine sahip çıktığını görüyor. Bu çok önemli'' diye konuştu.

Balıbey, karşılama organizasyonlarının Türkiye'nin her ilinde düzenleneceğini belirtti.

Yeni sistem yeni öğretmenlere anlatılacak

Öğretmenlerin hiçbir şekilde mağdur edilmeyeceğini, barınacakları yerlerin de organize edildiğini aktaran Balıbey, öğretmen adaylarının öğretmenevlerinde, misafirhanelerde kalacaklarını ve ihtiyaçlarının karşılanacağını söyledi.

Yeni öğretmenlerin yarından itiberin 3 gün süren bir uyum eğitimine alınacaklarını belirten Balıbey, bu eğitimin mesleğe daha bilinçli ve umutlu başlamaları için destekleyici olacağını vurguladı.

Uzaktan eğitim yoluyla verilecek eğitimin, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın konuşmasıyla başlayacağını belirten Balıbey, uyum eğitimi kapsamında taşımalı, kaynaştırma eğitimin yanı sıra ortaöğretime geçişte uygulanacak yeni sistemin de anlatılacağını kaydetti.

Balıbey, yeni sistemde öğretmenlerin neler yapması gerektiğinin, il milli eğitim müdürlüklerince anlatılacağını söyledi.

Dün yapılan atamayla, öğretmen camiasına, 87 branşta 36 bin 837 öğretmen katılmıştı.

Son Güncelleme: Salı, 10 Eylül 2013 13:44

Gösterim: 1681

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelerin kaldırılmasıyla ilgili “Kanundan ‘dershane’ tanımı kaldırılacak. Okullardaki eğitim kalitesinin artmasıyla alternatif kurumlara ilgi azalacak. Dershanelerin yasası Meclis’e gidecek, Milli Eğitim Kanunu’ndaki dershanelerle ilgili tanımlar kaldırılacak.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, kamuoyuna tanıtılan ‘Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş’ sistemiyle ilgili merak edilen sorulara cevap verdi. İstanbul’da gazete ve televizyonların eğitim editörleri ve yazarlar ile bir araya gelen Avcı, bu sene 8. sınıflarda uygulamaya girecek 12 merkezi sınavdan başvuru ücreti alınmayacağını söyledi.  Bu sınavların maliyetini bakanlığın karşılayacağını açıklarken 6. ve 7. sınıfları kademeli olarak yeni sisteme geçireceklerini ifade etti.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, kamuoyunda tartışmalara yol açan yeni ortaöğretime geçiş sistemiyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Sınavda kaç soru sorulacağı, sınavın içeriğinin ne olacağı, güvenliğin nasıl sağlanacağı, başvuru ücreti alınıp alınmayacağı gibi konular netlik kazandı. Avcı’nın yeni modelle ilgili verdiği bilgilere göre bu yıl 8. sınıf öğrencilerinin katılacağı 12 merkezî sınavda ortalama 20 soru sorulacak. 6 ve 7. sınıflar, sisteme kademeli olarak dahil edilecek. Bu konuda acele etmediklerini belirten Nabi Avcı, “6 ve 7’ler kısa vadede merkezî sınava girmeyecekler. Kademeli olarak ileriki yıllarda sisteme katılacaklar.” dedi.

Adile Sultan Sarayı’nda önceki akşam düzenlenen yemekli toplantıda eğitim yazarları ve muhabirleriyle bir araya gelen Bakan Nabi Avcı, merak edilenleri cevapladı. Zaman zaman hararetli tartışmaların yaşandığı toplantıda gazeteciler, yeni düzenlemelerle ilgili eleştiri ve önerilerde bulundu. Espriyle karışık karşılıklı sitemlerin de dile getirildiği toplantıda Avcı özetle şu değerlendirmeleri yaptı:

Uzun vadede açık uçlu sorular soracağız

İlerleyen zamanlarda bazı merkezî sınavlarda klasik sorular sormayı planlıyoruz. Açık uçlu soruları değerlendirmek için öğretmenlerimizden bir kısmını eğitimden geçireceğiz. FATİH projesinden faydalanmayı düşünüyoruz. Bunu başarabilirsek 6 ve 7 cliquez sur ce lien. sınıfları da sisteme dahil edeceğiz.

Okullar yetersiz algısı doğru

Okulların yetersizliğini ve verimsizliğini giderecek yöntemlerden sadece birisi dershane. Okullarda yeteri kadar eğitim verilemiyor olabilir. Ama bunu gidereceğiz. Okulların durumu iyiye gidiyor. Hafta sonu okullarda takviye kursları düzenleniyor. Bunları artırmaya çalışacağız. Söylemlerle değil eylemlerimizle bunu başarabilirsek bu eşik düşecek.

Birçoğumuz çocuğumuzla yeteri kadar ilgilenemiyoruz. Pahalı, adı duyulmuş yerlere çocuğumuzu yazdırarak vicdanen rahatlıyoruz. Çocukların başarısında ailenin sosyo-kültürel statüsü çok önemli. Özellikle çalışan aileler, çocuklarını dershaneye vererek rahatlıyorlar.  

Kanundan ‘dershane’ tanımı kaldırılacak

Okullardaki eğitim kalitesinin artmasıyla alternatif kurumlara ilgi azalacak. Dershanelerin yasası Meclis’e gidecek, Milli Eğitim Kanunu’ndaki dershanelerle ilgili tanımlar kaldırılacak. Bizim tanıdığımız dershane diye bir kurum olmayacak. Hangi okulların hangi derslerde zayıf olduğunu göreceğiz ve bunun giderilmesi için çalışacağız.

Yeni sistemi uygulamaktan vazgeçemeyiz

Haklı ve haksız birçok eleştiriyi medyadan takip ediyorum. Bunları dikkate alacağız ancak riskler var diye bu sistemi uygulamaktan vazgeçmemiz mümkün değil. Güvenlik, şişirilmiş notlar, müfredat uyuşmazlığı gibi birçok konuda öğrenci, veli ve kamuoyunun endişeleri var. Doğu ve Güneydoğu’da sınav güvenliğinin nasıl sağlanacağı gibi sorular geliyor. Bunlar hep risk ama göğüs germeliyiz. MEB, eline yüzüne bulaştırdı diyecekler. Ama bir şekilde bu sistemi oturtmak zorundayız.

Yönetici Atama Yönetmeliği mahkemeye verildi

Okullara yapılan yönetici atamaları için yeni bir yönetmelik yayımlandı. Sınavda alınan puanlara göre okullara müdür veya müdür yardımcısı atanıyor. O sınav, birtakım mevzuat soruları, idare hukuku gibi alanlardan oluşuyordu. Çalışılıyor, sınava giriliyor aldığı puana göre atama yapılıyordu. Bir okula müdür olmak bu konuları bilmekten ibaret değildir diye düşündük. Bu sınavlardan en yüksek puan alan 6 kişiyi kurduğumuz komisyonda mülakata almak istedik. Ama sendikalar yönetmeliği iptal ettirmek için mahkemeye verdi. Muhtemelen de iptal olur.

> Kanundan ‘dershane’ tanımı kaldırılacak

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, dershanelerin kaldırılmasıyla ilgili “Kanundan ‘dershane’ tanımı kaldırılacak. Okullardaki eğitim kalitesinin artmasıyla alternatif kurumlara ilgi azalacak. Dershanelerin yasası Meclis’e gidecek, Milli Eğitim Kanunu’ndaki dershanelerle ilgili tanımlar kaldırılacak.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, kamuoyuna tanıtılan ‘Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş’ sistemiyle ilgili merak edilen sorulara cevap verdi. İstanbul’da gazete ve televizyonların eğitim editörleri ve yazarlar ile bir araya gelen Avcı, bu sene 8. sınıflarda uygulamaya girecek 12 merkezi sınavdan başvuru ücreti alınmayacağını söyledi.  Bu sınavların maliyetini bakanlığın karşılayacağını açıklarken 6. ve 7. sınıfları kademeli olarak yeni sisteme geçireceklerini ifade etti.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, kamuoyunda tartışmalara yol açan yeni ortaöğretime geçiş sistemiyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. Sınavda kaç soru sorulacağı, sınavın içeriğinin ne olacağı, güvenliğin nasıl sağlanacağı, başvuru ücreti alınıp alınmayacağı gibi konular netlik kazandı. Avcı’nın yeni modelle ilgili verdiği bilgilere göre bu yıl 8. sınıf öğrencilerinin katılacağı 12 merkezî sınavda ortalama 20 soru sorulacak. 6 ve 7. sınıflar, sisteme kademeli olarak dahil edilecek. Bu konuda acele etmediklerini belirten Nabi Avcı, “6 ve 7’ler kısa vadede merkezî sınava girmeyecekler. Kademeli olarak ileriki yıllarda sisteme katılacaklar.” dedi.

Adile Sultan Sarayı’nda önceki akşam düzenlenen yemekli toplantıda eğitim yazarları ve muhabirleriyle bir araya gelen Bakan Nabi Avcı, merak edilenleri cevapladı. Zaman zaman hararetli tartışmaların yaşandığı toplantıda gazeteciler, yeni düzenlemelerle ilgili eleştiri ve önerilerde bulundu. Espriyle karışık karşılıklı sitemlerin de dile getirildiği toplantıda Avcı özetle şu değerlendirmeleri yaptı:

Uzun vadede açık uçlu sorular soracağız

İlerleyen zamanlarda bazı merkezî sınavlarda klasik sorular sormayı planlıyoruz. Açık uçlu soruları değerlendirmek için öğretmenlerimizden bir kısmını eğitimden geçireceğiz. FATİH projesinden faydalanmayı düşünüyoruz. Bunu başarabilirsek 6 ve 7 cliquez sur ce lien. sınıfları da sisteme dahil edeceğiz.

Okullar yetersiz algısı doğru

Okulların yetersizliğini ve verimsizliğini giderecek yöntemlerden sadece birisi dershane. Okullarda yeteri kadar eğitim verilemiyor olabilir. Ama bunu gidereceğiz. Okulların durumu iyiye gidiyor. Hafta sonu okullarda takviye kursları düzenleniyor. Bunları artırmaya çalışacağız. Söylemlerle değil eylemlerimizle bunu başarabilirsek bu eşik düşecek.

Birçoğumuz çocuğumuzla yeteri kadar ilgilenemiyoruz. Pahalı, adı duyulmuş yerlere çocuğumuzu yazdırarak vicdanen rahatlıyoruz. Çocukların başarısında ailenin sosyo-kültürel statüsü çok önemli. Özellikle çalışan aileler, çocuklarını dershaneye vererek rahatlıyorlar.  

Kanundan ‘dershane’ tanımı kaldırılacak

Okullardaki eğitim kalitesinin artmasıyla alternatif kurumlara ilgi azalacak. Dershanelerin yasası Meclis’e gidecek, Milli Eğitim Kanunu’ndaki dershanelerle ilgili tanımlar kaldırılacak. Bizim tanıdığımız dershane diye bir kurum olmayacak. Hangi okulların hangi derslerde zayıf olduğunu göreceğiz ve bunun giderilmesi için çalışacağız.

Yeni sistemi uygulamaktan vazgeçemeyiz

Haklı ve haksız birçok eleştiriyi medyadan takip ediyorum. Bunları dikkate alacağız ancak riskler var diye bu sistemi uygulamaktan vazgeçmemiz mümkün değil. Güvenlik, şişirilmiş notlar, müfredat uyuşmazlığı gibi birçok konuda öğrenci, veli ve kamuoyunun endişeleri var. Doğu ve Güneydoğu’da sınav güvenliğinin nasıl sağlanacağı gibi sorular geliyor. Bunlar hep risk ama göğüs germeliyiz. MEB, eline yüzüne bulaştırdı diyecekler. Ama bir şekilde bu sistemi oturtmak zorundayız.

Yönetici Atama Yönetmeliği mahkemeye verildi

Okullara yapılan yönetici atamaları için yeni bir yönetmelik yayımlandı. Sınavda alınan puanlara göre okullara müdür veya müdür yardımcısı atanıyor. O sınav, birtakım mevzuat soruları, idare hukuku gibi alanlardan oluşuyordu. Çalışılıyor, sınava giriliyor aldığı puana göre atama yapılıyordu. Bir okula müdür olmak bu konuları bilmekten ibaret değildir diye düşündük. Bu sınavlardan en yüksek puan alan 6 kişiyi kurduğumuz komisyonda mülakata almak istedik. Ama sendikalar yönetmeliği iptal ettirmek için mahkemeye verdi. Muhtemelen de iptal olur.

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Eylül 2013 08:55

Gösterim: 2641

CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu özel okulların gerçeği yansıtmayan sınav başarılarına sahip olduğunu iddia ederek Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

Bakanlığın velilerin şikayetlerine yanıt vermediğini anlatan Milletvekili Erdoğdu, Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle hizmet veren özel okullarda artan rekabet, okullaşmaya uygun koşulları taşımayan dershanelerin özel okul açmaya teşvik edilmesi ve farklı sektörlerden gelen yatırımcıların sektöre katılması ile yasal düzenlemelerin dışındaki uygulamaların arttığını savundu.

Erdoğdu, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya yönelik olarak hazırladığı soru önergesiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, son zamanlarda sayıları hızla artan, ancak kalitesi de bir o kadar sorgulanan bazı özel okulların gerçeği yansıtmayan sınav başarıları ve aldatıcı reklamlarla velilerin karşısına çıktığını dile getirdi. Erdoğdu şöyle devam etti:

“Bu okullarda okuyan öğrenciler devlet okulu standartlarının dahi altında hizmet almaya başlamıştır. Gerçeği yansıtmayan sınav başarıları ve aldatıcı reklamlardan etkilenen veliler umutla çocuklarını bu okullara kaydettirmekte, şişirilmiş notlar ile uyutulmakta, gerçekle yüzleşene kadar yıllar geçmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı denetim mekanizması bazı özel okullarda etkili olurken, nedense bazı özel okullarda çalışmamaktadır. Öncelikli olarak ilkeli öğrenciler yetiştirme sorumluluğu içerisinde olan özel okulların bu ilkesiz tutumları karşısında velilerin sorgulayıcı bir tutum sergilemesi ve tercih yaparken çok daha dikkatli davranması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanının bu soru önergesinde yer alan maddelere bir an önce cevap vermesini ve halkımızı aydınlatmasını diliyorum.”

Öğretmenlere düşük ücret ödeniyor

Soru önergesinde bu okullardaki öğretmenlerin dengi resmî okullarda ödenen aylık altında çalıştırılamayacağını vurgulayan Erdoğdu, “Ancak bu kadar açık belirlenmiş bir hususta dahi bazı özel okulların öğretmenlerine çok daha düşük ücretler ödediği ve Bakanlığın bu konuya kayıtsız kaldığı şikâyetleri tarafımıza ulaşmaktadır.  Devletin öngördüğü seviyenin altında ücret alan özel okul öğretmenleri ve idarecileri haklarını aramak için devletin hangi kurumlarına başvurmalıdır” diye sordu.

e-okul’ da bulunan bilgiler paylaşılıyor mu?

Erdoğdu önergesinde, bir özel öğretim kurumu tarafından kurulan çağrı merkezinden öğrenci kimlik bilgileri kullanılarak Türkiye’de çok sayıda veliye telefonla pazarlama yapıldığına dair şikâyetlerin kendisine ulaştığını bildirerek şu soruların yanıtını istedi:

“Bu konuda Bakanlığınıza ulaşan herhangi bir şikayet olmuş mudur? Olmuşsa bu konuda Bakanlığınızca yapılmış herhangi bir inceleme/soruşturma var mıdır? Varsa akıbeti ne olmuştur? Bakanlığınızın kontrolündeki e-okul sisteminde bulunan özel bilgiler bu özel eğitim kurumunun eline geçmiş olabilir mi? Kişilerin özel bilgileri kullanılarak pazarlama yapılması suç teşkil etmez mi? E-okul sistemindeki veli ve öğrenci bilgilerinin mahremiyeti nasıl sağlanmaktadır? Son 6 aylık dönemde e-okul bilgi sisteminden yapılmış toplu sorgulama var mıdır? Bu konuda tespit edilmiş bir usulsüzlük veya inceleme/soruşturma olmuş mudur? Olmuşsa inceleme/soruşturma sonucu nedir?”

Televizyonda reklam yapıyorlar

Özel öğretim kurumlarının SBS ve LYS’ deki başarı durumları hakkında yanıltıcı ve haksız rekabete yol açacak nitelikte reklam yapmalarının önlenmesi için Bakanlığın ne gibi tedbirler aldığını da soran Erdoğdu, bu kurumların televizyonlardan reklam yapmalarının yasak olduğunu hatırlatarak, “Yıllardır televizyon dizilerinde örtülü olarak bazı özel okulların reklamı yapılmaktadır. Bu şekilde televizyonda reklam yapılması yasal mıdır? Söz konusu kanuna muhalefetten hakkında işlem yapılmış özel öğretim kurumu var mıdır? Yapılmışsa nasıl bir yaptırım uygulanmıştır” dedi.

CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu’nun soru önergesi şöyle:

1) İstanbul ili Beykoz ilçesi sınırları içerisinde, 2B niteliğindeki devlet arazisi üzerinde bir özel öğretim kurumunun kampüsü ve kaçak yapıları bulunmakta mıdır? Eğer doğru ise ilgili idareler olan İstanbul Valiliği, Beykoz Belediye Başkanlığı ve Beykoz Kaymakamlığı yıkım ve tahliye kararı uygulayacak mıdır?

2) Benzer durumda olup da yıkımı yapılan ya da yıkımı bekletilen başka özel öğretim kurumları var mıdır?

3) Özel öğretim kurumlarına verilen kontenjan özel öğretim kurumları yönetmeliği ve standartlar yönergesinde tarif edilmiş bulunmaktadır. Ancak birçok özel okulda uygun bahçesi olmamasına rağmen kontenjan verildiği ya da dersliklere standartlara göre uyulması gereken sınırların üzerinde öğrenci yerleştirdiği şikâyetleri tarafımıza yapılmaktadır. Bu standartları taşımadığı tespit edilen özel öğretim kurumları var mıdır? Varsa hangi özel eğitim öğretim kurumları için ne tür yaptırımlar uygulanmıştır?

4) Bir özel öğretim kurumu tarafından kurulan çağrı merkezinden öğrenci kimlik bilgileri kullanılarak Türkiye’de çok sayıda veliye telefonla pazarlama yapıldığına dair şikâyetler tarafıma ulaşmaktadır. Bu konuda Bakanlığınıza ulaşan herhangi bir şikayet olmuş mudur? Olmuşsa bu konuda Bakanlığınızca yapılmış herhangi bir inceleme/soruşturma var mıdır? Varsa akıbeti ne olmuştur? Bakanlığınızın kontrolündeki e-okul sisteminde bulunan özel bilgiler bu özel eğitim kurumunun eline geçmiş olabilir mi?

5) Kişilerin özel bilgileri kullanılarak pazarlama yapılması suç teşkil etmez mi?

6) E-okul sistemindeki veli ve öğrenci bilgilerinin mahremiyeti nasıl sağlanmaktadır?  Kimlerin bu sistemden toplu bilgi sorgulamaya yetkili oldukları belli midir? Veli ve öğrenci bilgilerinin e-okul sisteminden toplu sorgulanması durumunda bunun kim tarafından yapıldığının bilgi sistemi kütük kayıtlarından tespiti mümkün müdür?

7) Son 6 aylık dönemde e-okul bilgi sisteminden yapılmış toplu sorgulama var mıdır? Bu konuda tespit edilmiş bir usûlsüzlük veya inceleme/soruşturma olmuş mudur? Olmuşsa inceleme/soruşturma sonucu nedir?

8) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 9. Maddesi uyarınca okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre dengi resmî okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemeyeceği malûmlarıdır. Ancak bu kadar açık belirlenmiş bir hususta dahi bazı özel okulların öğretmenlerine çok daha düşük ücretler ödediği ve Bakanlığın bu konuya kayıtsız kaldığı şikâyetleri tarafımıza ulaşmaktadır. Yönetmelikler çerçevesinde, ek ders ücreti de dikkate alındığında devletin öngördüğü seviyenin altında ücret alan özel okul öğretmenleri ve idarecileri haklarını aramak için devletin hangi kurumlarına başvurmalıdır? Çalışanların bu konuda mağduriyeti var ise geriye dönük işlem yapılarak gecikmiş haklarını almaları mümkün müdür? Bu konuda inceleme yetkisi kimdedir?

9) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 13. Maddesinde “Kurumlar, öğrenim gören öğrenci sayısının yüzde üçünden az olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdür. Bakanlıkça bu oran yüzde ona kadar artırılabilir.” denilmektedir. İlgili yönetmeliklerde ücretsiz okutulacak öğrencilerin indirim oranı ile dağılımı tanımlanmaktadır. Telefonla pazarlama yapılarak burs adı altında yapılan indirimler yasal mıdır? Anılan kanun ve ilgili yönetmelik kapsamında ücretsiz ve indirimli okuyan öğrenci sayısı bir özel öğretim kurumu bazında ne olmalıdır? Ücretsiz ve indirimli öğrenci okutulmasına ilişkin yasal düzenlemelere uyulmaması halinde özel öğretim kurumları arasında oluşabilecek olası haksız rekabetin önlenmesi için Bakanlığınızca ne tür tedbirler alınmaktadır?

10) SBS ve LYS’ de her bir özel öğretim kurumu bazında okulların başarı durumunun tespiti için Bakanlığınızca belirlenmiş kriterler var mıdır? Bu konuda Bakanlığın yayınladığı bir sıralama mevcut mudur? Başarılarını ilan eden kurumlar hangi sıralamayı referans göstererek reklam ve ilan yapmaktadır? Bakanlığın ilan etmediği bir sıralamaya göre reklam yapmak haksız rekabet oluşturmaz mı?

11) Özel öğretim kurumlarının SBS ve LYS’ deki başarı durumları hakkında yanıltıcı ve haksız rekabete yol açacak nitelikte reklam yapmalarının önlenmesi için Bakanlığınızca alınmış tedbirler var mıdır? Bunlar nelerdir? Haksız rekabete yol açacak, yanlış ve yanıltıcı nitelikte reklam yapan özel öğretim kurumu olmuş mudur? Bu konuda Bakanlığınızca yapılmış bir tespit veya Bakanlığınıza ulaşmış herhangi bir şikayet var mıdır? Varsa nasıl bir işlem yapılmıştır?

12) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 11 inci maddesinde “Bu kurumlar reklâm ve ilânlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunamazlar ve televizyonda reklâm ve ilân yapamazlar.” denilmektedir. Hâlbuki yıllardır televizyon dizilerinde örtülü olarak bazı özel okulların reklamı yapılmaktadır. Bu şekilde televizyonda reklam yapılması yasal mıdır? Söz konusu kanuna muhalefetten hakkında işlem yapılmış özel öğretim kurumu var mıdır? Yapılmışsa nasıl bir yaptırım uygulanmıştır?

13) Elinde resmi bir onay olmaksızın çeşitli uluslararası marka ve eğitim kuruluşları tarafından akredite olduğunu duyuran özel öğretim kurumlarının yanlış ve yanıltıcı bilgiler vermesi Türk Ticaret Kanununa göre haksız rekabet oluşturmaz mı? Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda yaptırım sahibi midir? Bu konuda Bakanlığınızca yapılmış bir inceleme mevcut mudur?

14) Mevcut yasa ve yönetmelikler çerçevesinde kurum açma izni olmayan bir okulun öğrenci kaydı alması mümkün değildir. Ancak bir özel öğretim kurumunun Türkiye’nin birçok yerinde inşaatı devam eden okullarının satış ofislerinde maket üzerinde öğrenci kaydı aldığına dair duyumlar tarafıma ulaşmaktadır. Hatta kurum açma izni olmayan bu okulların açılış törenlerine Bakanlık birimlerinden yetkililer katılarak usulsüz bir uygulamanın şahitliğini yapmaktadır. Bakanlığınıza bu konuda ulaşmış bir şikâyet veya bilgi olmuş mudur? Olmuşsa bu konuda yapılmış bir inceleme var mıdır? Varsa akıbeti nedir?

15) Eylül ayında başlayacak olan yeni öğretim döneminde kurum açma ve öğretime başlama izni tamamlanmayan okullara kayıt olan öğrencilerin durumu ne olacaktır? Öğrenci ve velilerin olası mağduriyetlerinin önlenmesi bakımından Bakanlığınızca nasıl önlemler alınmıştır?

16) Yabancı ortaklı öğretim kurumlarının mevcut yasa ve yönetmelikler kapsamında kurum açma izni alarak Türk vatandaşlarına hizmet vermesi kanunlara uygun mudur? Bu konuda Bakanlığınıza yapılmış bir başvuru var mıdır? Varsa nasıl bir işlem yapılmıştır?

Kaynak Hürriyet

> Özel okullar Meclis gündemine taşındı

CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu özel okulların gerçeği yansıtmayan sınav başarılarına sahip olduğunu iddia ederek Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

Bakanlığın velilerin şikayetlerine yanıt vermediğini anlatan Milletvekili Erdoğdu, Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle hizmet veren özel okullarda artan rekabet, okullaşmaya uygun koşulları taşımayan dershanelerin özel okul açmaya teşvik edilmesi ve farklı sektörlerden gelen yatırımcıların sektöre katılması ile yasal düzenlemelerin dışındaki uygulamaların arttığını savundu.

Erdoğdu, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’ya yönelik olarak hazırladığı soru önergesiyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, son zamanlarda sayıları hızla artan, ancak kalitesi de bir o kadar sorgulanan bazı özel okulların gerçeği yansıtmayan sınav başarıları ve aldatıcı reklamlarla velilerin karşısına çıktığını dile getirdi. Erdoğdu şöyle devam etti:

“Bu okullarda okuyan öğrenciler devlet okulu standartlarının dahi altında hizmet almaya başlamıştır. Gerçeği yansıtmayan sınav başarıları ve aldatıcı reklamlardan etkilenen veliler umutla çocuklarını bu okullara kaydettirmekte, şişirilmiş notlar ile uyutulmakta, gerçekle yüzleşene kadar yıllar geçmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı denetim mekanizması bazı özel okullarda etkili olurken, nedense bazı özel okullarda çalışmamaktadır. Öncelikli olarak ilkeli öğrenciler yetiştirme sorumluluğu içerisinde olan özel okulların bu ilkesiz tutumları karşısında velilerin sorgulayıcı bir tutum sergilemesi ve tercih yaparken çok daha dikkatli davranması gerekmektedir. Milli Eğitim Bakanının bu soru önergesinde yer alan maddelere bir an önce cevap vermesini ve halkımızı aydınlatmasını diliyorum.”

Öğretmenlere düşük ücret ödeniyor

Soru önergesinde bu okullardaki öğretmenlerin dengi resmî okullarda ödenen aylık altında çalıştırılamayacağını vurgulayan Erdoğdu, “Ancak bu kadar açık belirlenmiş bir hususta dahi bazı özel okulların öğretmenlerine çok daha düşük ücretler ödediği ve Bakanlığın bu konuya kayıtsız kaldığı şikâyetleri tarafımıza ulaşmaktadır.  Devletin öngördüğü seviyenin altında ücret alan özel okul öğretmenleri ve idarecileri haklarını aramak için devletin hangi kurumlarına başvurmalıdır” diye sordu.

e-okul’ da bulunan bilgiler paylaşılıyor mu?

Erdoğdu önergesinde, bir özel öğretim kurumu tarafından kurulan çağrı merkezinden öğrenci kimlik bilgileri kullanılarak Türkiye’de çok sayıda veliye telefonla pazarlama yapıldığına dair şikâyetlerin kendisine ulaştığını bildirerek şu soruların yanıtını istedi:

“Bu konuda Bakanlığınıza ulaşan herhangi bir şikayet olmuş mudur? Olmuşsa bu konuda Bakanlığınızca yapılmış herhangi bir inceleme/soruşturma var mıdır? Varsa akıbeti ne olmuştur? Bakanlığınızın kontrolündeki e-okul sisteminde bulunan özel bilgiler bu özel eğitim kurumunun eline geçmiş olabilir mi? Kişilerin özel bilgileri kullanılarak pazarlama yapılması suç teşkil etmez mi? E-okul sistemindeki veli ve öğrenci bilgilerinin mahremiyeti nasıl sağlanmaktadır? Son 6 aylık dönemde e-okul bilgi sisteminden yapılmış toplu sorgulama var mıdır? Bu konuda tespit edilmiş bir usulsüzlük veya inceleme/soruşturma olmuş mudur? Olmuşsa inceleme/soruşturma sonucu nedir?”

Televizyonda reklam yapıyorlar

Özel öğretim kurumlarının SBS ve LYS’ deki başarı durumları hakkında yanıltıcı ve haksız rekabete yol açacak nitelikte reklam yapmalarının önlenmesi için Bakanlığın ne gibi tedbirler aldığını da soran Erdoğdu, bu kurumların televizyonlardan reklam yapmalarının yasak olduğunu hatırlatarak, “Yıllardır televizyon dizilerinde örtülü olarak bazı özel okulların reklamı yapılmaktadır. Bu şekilde televizyonda reklam yapılması yasal mıdır? Söz konusu kanuna muhalefetten hakkında işlem yapılmış özel öğretim kurumu var mıdır? Yapılmışsa nasıl bir yaptırım uygulanmıştır” dedi.

CHP İstanbul milletvekili Aykut Erdoğdu’nun soru önergesi şöyle:

1) İstanbul ili Beykoz ilçesi sınırları içerisinde, 2B niteliğindeki devlet arazisi üzerinde bir özel öğretim kurumunun kampüsü ve kaçak yapıları bulunmakta mıdır? Eğer doğru ise ilgili idareler olan İstanbul Valiliği, Beykoz Belediye Başkanlığı ve Beykoz Kaymakamlığı yıkım ve tahliye kararı uygulayacak mıdır?

2) Benzer durumda olup da yıkımı yapılan ya da yıkımı bekletilen başka özel öğretim kurumları var mıdır?

3) Özel öğretim kurumlarına verilen kontenjan özel öğretim kurumları yönetmeliği ve standartlar yönergesinde tarif edilmiş bulunmaktadır. Ancak birçok özel okulda uygun bahçesi olmamasına rağmen kontenjan verildiği ya da dersliklere standartlara göre uyulması gereken sınırların üzerinde öğrenci yerleştirdiği şikâyetleri tarafımıza yapılmaktadır. Bu standartları taşımadığı tespit edilen özel öğretim kurumları var mıdır? Varsa hangi özel eğitim öğretim kurumları için ne tür yaptırımlar uygulanmıştır?

4) Bir özel öğretim kurumu tarafından kurulan çağrı merkezinden öğrenci kimlik bilgileri kullanılarak Türkiye’de çok sayıda veliye telefonla pazarlama yapıldığına dair şikâyetler tarafıma ulaşmaktadır. Bu konuda Bakanlığınıza ulaşan herhangi bir şikayet olmuş mudur? Olmuşsa bu konuda Bakanlığınızca yapılmış herhangi bir inceleme/soruşturma var mıdır? Varsa akıbeti ne olmuştur? Bakanlığınızın kontrolündeki e-okul sisteminde bulunan özel bilgiler bu özel eğitim kurumunun eline geçmiş olabilir mi?

5) Kişilerin özel bilgileri kullanılarak pazarlama yapılması suç teşkil etmez mi?

6) E-okul sistemindeki veli ve öğrenci bilgilerinin mahremiyeti nasıl sağlanmaktadır?  Kimlerin bu sistemden toplu bilgi sorgulamaya yetkili oldukları belli midir? Veli ve öğrenci bilgilerinin e-okul sisteminden toplu sorgulanması durumunda bunun kim tarafından yapıldığının bilgi sistemi kütük kayıtlarından tespiti mümkün müdür?

7) Son 6 aylık dönemde e-okul bilgi sisteminden yapılmış toplu sorgulama var mıdır? Bu konuda tespit edilmiş bir usûlsüzlük veya inceleme/soruşturma olmuş mudur? Olmuşsa inceleme/soruşturma sonucu nedir?

8) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 9. Maddesi uyarınca okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre dengi resmî okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemeyeceği malûmlarıdır. Ancak bu kadar açık belirlenmiş bir hususta dahi bazı özel okulların öğretmenlerine çok daha düşük ücretler ödediği ve Bakanlığın bu konuya kayıtsız kaldığı şikâyetleri tarafımıza ulaşmaktadır. Yönetmelikler çerçevesinde, ek ders ücreti de dikkate alındığında devletin öngördüğü seviyenin altında ücret alan özel okul öğretmenleri ve idarecileri haklarını aramak için devletin hangi kurumlarına başvurmalıdır? Çalışanların bu konuda mağduriyeti var ise geriye dönük işlem yapılarak gecikmiş haklarını almaları mümkün müdür? Bu konuda inceleme yetkisi kimdedir?

9) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 13. Maddesinde “Kurumlar, öğrenim gören öğrenci sayısının yüzde üçünden az olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdür. Bakanlıkça bu oran yüzde ona kadar artırılabilir.” denilmektedir. İlgili yönetmeliklerde ücretsiz okutulacak öğrencilerin indirim oranı ile dağılımı tanımlanmaktadır. Telefonla pazarlama yapılarak burs adı altında yapılan indirimler yasal mıdır? Anılan kanun ve ilgili yönetmelik kapsamında ücretsiz ve indirimli okuyan öğrenci sayısı bir özel öğretim kurumu bazında ne olmalıdır? Ücretsiz ve indirimli öğrenci okutulmasına ilişkin yasal düzenlemelere uyulmaması halinde özel öğretim kurumları arasında oluşabilecek olası haksız rekabetin önlenmesi için Bakanlığınızca ne tür tedbirler alınmaktadır?

10) SBS ve LYS’ de her bir özel öğretim kurumu bazında okulların başarı durumunun tespiti için Bakanlığınızca belirlenmiş kriterler var mıdır? Bu konuda Bakanlığın yayınladığı bir sıralama mevcut mudur? Başarılarını ilan eden kurumlar hangi sıralamayı referans göstererek reklam ve ilan yapmaktadır? Bakanlığın ilan etmediği bir sıralamaya göre reklam yapmak haksız rekabet oluşturmaz mı?

11) Özel öğretim kurumlarının SBS ve LYS’ deki başarı durumları hakkında yanıltıcı ve haksız rekabete yol açacak nitelikte reklam yapmalarının önlenmesi için Bakanlığınızca alınmış tedbirler var mıdır? Bunlar nelerdir? Haksız rekabete yol açacak, yanlış ve yanıltıcı nitelikte reklam yapan özel öğretim kurumu olmuş mudur? Bu konuda Bakanlığınızca yapılmış bir tespit veya Bakanlığınıza ulaşmış herhangi bir şikayet var mıdır? Varsa nasıl bir işlem yapılmıştır?

12) 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 11 inci maddesinde “Bu kurumlar reklâm ve ilânlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunamazlar ve televizyonda reklâm ve ilân yapamazlar.” denilmektedir. Hâlbuki yıllardır televizyon dizilerinde örtülü olarak bazı özel okulların reklamı yapılmaktadır. Bu şekilde televizyonda reklam yapılması yasal mıdır? Söz konusu kanuna muhalefetten hakkında işlem yapılmış özel öğretim kurumu var mıdır? Yapılmışsa nasıl bir yaptırım uygulanmıştır?

13) Elinde resmi bir onay olmaksızın çeşitli uluslararası marka ve eğitim kuruluşları tarafından akredite olduğunu duyuran özel öğretim kurumlarının yanlış ve yanıltıcı bilgiler vermesi Türk Ticaret Kanununa göre haksız rekabet oluşturmaz mı? Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda yaptırım sahibi midir? Bu konuda Bakanlığınızca yapılmış bir inceleme mevcut mudur?

14) Mevcut yasa ve yönetmelikler çerçevesinde kurum açma izni olmayan bir okulun öğrenci kaydı alması mümkün değildir. Ancak bir özel öğretim kurumunun Türkiye’nin birçok yerinde inşaatı devam eden okullarının satış ofislerinde maket üzerinde öğrenci kaydı aldığına dair duyumlar tarafıma ulaşmaktadır. Hatta kurum açma izni olmayan bu okulların açılış törenlerine Bakanlık birimlerinden yetkililer katılarak usulsüz bir uygulamanın şahitliğini yapmaktadır. Bakanlığınıza bu konuda ulaşmış bir şikâyet veya bilgi olmuş mudur? Olmuşsa bu konuda yapılmış bir inceleme var mıdır? Varsa akıbeti nedir?

15) Eylül ayında başlayacak olan yeni öğretim döneminde kurum açma ve öğretime başlama izni tamamlanmayan okullara kayıt olan öğrencilerin durumu ne olacaktır? Öğrenci ve velilerin olası mağduriyetlerinin önlenmesi bakımından Bakanlığınızca nasıl önlemler alınmıştır?

16) Yabancı ortaklı öğretim kurumlarının mevcut yasa ve yönetmelikler kapsamında kurum açma izni alarak Türk vatandaşlarına hizmet vermesi kanunlara uygun mudur? Bu konuda Bakanlığınıza yapılmış bir başvuru var mıdır? Varsa nasıl bir işlem yapılmıştır?

Kaynak Hürriyet

Son Güncelleme: Salı, 10 Eylül 2013 09:00

Gösterim: 1581


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.