Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Yarışma, kulüp etkinliği, proje, festival gibi öğrencilerin okullarda katıldığı ders dışı etkinlikler, AB'nin desteklediği proje kapsamında sertifikalandırılacak
Yarışma, kulüp etkinliği, proje, festival gibi öğrencilerin okullarda katıldığı ders dışı etkinlikler, Avrupa Birliğinin desteklediği proje kapsamında sertifikalandırılacak. Almanya, Avusturya, Fransa, İrlanda, Yunanistan, Litvanya, İsviçre, Danimarka ve Türkiye'de yürütülen proje, pilot seçilen okullarda uygulanacak.
ODTÜ Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ders dışı öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin elde ettikleri bilgi ve becerilerin gelişmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Eğitim kurumlarında resmi program çerçevesinde yürütülen ders ve çalışmaların öğrenme etkinlikleri arasında bulunduğunu kaydeden Yıldırım, kulüp etkinliği, yarışma, proje, festival gibi ders dışı kalan etkinlikler de öğrencilerin ne tür kazanımlar elde ettiği konusunda bir değerlendirme sisteminin bulunmadığını vurguladı.
Bu tür öğrenme fırsatları yoluyla elde edilen bilgi ve becerilerin aslında çok zengin olduğuna işaret eden Yıldırım, şöyle konuştu:
"Ekip çalışması, etkili iletişim, problem çözme, liderlik, girişimcilik, eleştirel düşünme, karar verme, öğrenmeyi öğrenme, esnek düşünme gibi beceriler her öğrencinin gelişmesinde ve gelecekte kendisine uygun mesleğe hazırlanmasında önemli bir rol oynar. Ancak bu tür önemli bireysel ve sosyal becerilerin değerlendirilmesine yönelik kabul edilen ve tanınan bir sistemin olmaması hem bu becerilerin okul düzeyinde yeterince dikkate alınmamasına hem de öğrencilerin bu becerileri geliştirme motivasyonlarının düşmesine neden olmaktadır."
Yıldırım, bu eksikliği gidermek amacıyla Bireysel ve Sosyal Öğrenme Kazanımlarının Elektronik Ortamda Değerlendirilmesi ve Belgelendirilmesi Projesi'nin (VITA) hazırlandığını kaydetti.
Proje, 9 Avrupa ülkesinde yürütülüyor
Öğrencilerin elde ettikleri ders dışı bilgi ve becerilerinin, elektronik olarak değerlendirme ve sertifikalandırmayı sağlayacak sistem üzerinde çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Yıldırım, projenin Türkiye, Almanya, Avusturya, Fransa, İrlanda, Yunanistan, Litvanya, İsviçre ve Danimarka'da yürütüldüğünü bildirdi.
Yıldırım, proje ortaklarının okul, üniversite, mesleki eğitim ve halk eğitim kurumları çalışanlarından oluştuğunu belirterek, "Her ortak kendi yürüttüğü eğitim projeleri çerçevesinde katılımcıların elde ettikleri bireysel, sosyal ve yönetsel kazanımları bilişsel, duyuşsal ve beceri alanlarının yer aldığı üç boyutlu sistemle değerlendiriyor. Sonuçlar, proje çerçevesinde oluşturulan elektronik ortamda paylaşılıyor. Sistemle her öğrencinin ya da katılımcının eğitim başında ve sonunda geldiği seviyeler değerlendirilmekte ve buna göre sertifika alması sağlanmaktadır" diye konuştu.
Projenin Türkiye ayağı, ODTÜ Koleji
Yıldırım, projenin Türkiye ayağının ODTÜ Koleji ile yürütüldüğüne dikkati çekerek, burada öğrenim gören lise öğrencilerinin elde ettikleri bireysel, sosyal ve yönetsel becerilerin değerlendirmesinin yapıldığını söyledi.
Öğrencilerin projeye ilk katıldıkları zaman sahip oldukları becerilerle proje sonunda ulaştıkları seviye arasında önemli farklar ortaya çıktığını vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Öğrenciler özellikle işbirliğine dayalı çalışma ve sorun çözme becerilerinde proje etkinlikleri yoluyla önemli gelişmeler kaydetti. Bu becerilerin değerlendirilmesiyle öğrenciler, uluslararası düzeyde tanınan sertifikaya sahip olabilecek. Bu tür sertifikalar, gerek üst öğrenim kurumlarına girişte gerekse gelecekte mesleğe başlangıçta öğrencilere önemli avantajlar sağlayacak."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yarışma, kulüp etkinliği, proje, festival gibi öğrencilerin okullarda katıldığı ders dışı etkinlikler, AB'nin desteklediği proje kapsamında sertifikalandırılacak
Yarışma, kulüp etkinliği, proje, festival gibi öğrencilerin okullarda katıldığı ders dışı etkinlikler, Avrupa Birliğinin desteklediği proje kapsamında sertifikalandırılacak. Almanya, Avusturya, Fransa, İrlanda, Yunanistan, Litvanya, İsviçre, Danimarka ve Türkiye'de yürütülen proje, pilot seçilen okullarda uygulanacak.
ODTÜ Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ders dışı öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin elde ettikleri bilgi ve becerilerin gelişmesinde önemli rol oynadığını söyledi.
Eğitim kurumlarında resmi program çerçevesinde yürütülen ders ve çalışmaların öğrenme etkinlikleri arasında bulunduğunu kaydeden Yıldırım, kulüp etkinliği, yarışma, proje, festival gibi ders dışı kalan etkinlikler de öğrencilerin ne tür kazanımlar elde ettiği konusunda bir değerlendirme sisteminin bulunmadığını vurguladı.
Bu tür öğrenme fırsatları yoluyla elde edilen bilgi ve becerilerin aslında çok zengin olduğuna işaret eden Yıldırım, şöyle konuştu:
"Ekip çalışması, etkili iletişim, problem çözme, liderlik, girişimcilik, eleştirel düşünme, karar verme, öğrenmeyi öğrenme, esnek düşünme gibi beceriler her öğrencinin gelişmesinde ve gelecekte kendisine uygun mesleğe hazırlanmasında önemli bir rol oynar. Ancak bu tür önemli bireysel ve sosyal becerilerin değerlendirilmesine yönelik kabul edilen ve tanınan bir sistemin olmaması hem bu becerilerin okul düzeyinde yeterince dikkate alınmamasına hem de öğrencilerin bu becerileri geliştirme motivasyonlarının düşmesine neden olmaktadır."
Yıldırım, bu eksikliği gidermek amacıyla Bireysel ve Sosyal Öğrenme Kazanımlarının Elektronik Ortamda Değerlendirilmesi ve Belgelendirilmesi Projesi'nin (VITA) hazırlandığını kaydetti.
Proje, 9 Avrupa ülkesinde yürütülüyor
Öğrencilerin elde ettikleri ders dışı bilgi ve becerilerinin, elektronik olarak değerlendirme ve sertifikalandırmayı sağlayacak sistem üzerinde çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Yıldırım, projenin Türkiye, Almanya, Avusturya, Fransa, İrlanda, Yunanistan, Litvanya, İsviçre ve Danimarka'da yürütüldüğünü bildirdi.
Yıldırım, proje ortaklarının okul, üniversite, mesleki eğitim ve halk eğitim kurumları çalışanlarından oluştuğunu belirterek, "Her ortak kendi yürüttüğü eğitim projeleri çerçevesinde katılımcıların elde ettikleri bireysel, sosyal ve yönetsel kazanımları bilişsel, duyuşsal ve beceri alanlarının yer aldığı üç boyutlu sistemle değerlendiriyor. Sonuçlar, proje çerçevesinde oluşturulan elektronik ortamda paylaşılıyor. Sistemle her öğrencinin ya da katılımcının eğitim başında ve sonunda geldiği seviyeler değerlendirilmekte ve buna göre sertifika alması sağlanmaktadır" diye konuştu.
Projenin Türkiye ayağı, ODTÜ Koleji
Yıldırım, projenin Türkiye ayağının ODTÜ Koleji ile yürütüldüğüne dikkati çekerek, burada öğrenim gören lise öğrencilerinin elde ettikleri bireysel, sosyal ve yönetsel becerilerin değerlendirmesinin yapıldığını söyledi.
Öğrencilerin projeye ilk katıldıkları zaman sahip oldukları becerilerle proje sonunda ulaştıkları seviye arasında önemli farklar ortaya çıktığını vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:
"Öğrenciler özellikle işbirliğine dayalı çalışma ve sorun çözme becerilerinde proje etkinlikleri yoluyla önemli gelişmeler kaydetti. Bu becerilerin değerlendirilmesiyle öğrenciler, uluslararası düzeyde tanınan sertifikaya sahip olabilecek. Bu tür sertifikalar, gerek üst öğrenim kurumlarına girişte gerekse gelecekte mesleğe başlangıçta öğrencilere önemli avantajlar sağlayacak."
Son Güncelleme: Pazartesi, 27 May 2013 12:24
Gösterim: 1965
Anayasa Mahkemesi, hizmete devamında sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine son verileceğini öngören Kanun Hükmünü iptal etti
Anayasa Mahkemesi, 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun, hizmete devamında sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine son verileceğini öngören hükmünü iptal etti.
Ankara 11. İdare Mahkemesi, baktığı bir davada, Kanunun ilgili maddesinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına vararak, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.
Davayı esastan görüşen Anayasa Mahkemesi heyeti, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 10. maddesinin “Hizmete devamında 'özlük hakları ve sorumlulukları' içeren 9. madde hükümlerine göre sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine, izni veren makam tarafından son verilir" şeklindeki ikinci fıkrasını iptal etti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Anayasa Mahkemesi, hizmete devamında sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine son verileceğini öngören Kanun Hükmünü iptal etti
Anayasa Mahkemesi, 5580 sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanununun, hizmete devamında sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine son verileceğini öngören hükmünü iptal etti.
Ankara 11. İdare Mahkemesi, baktığı bir davada, Kanunun ilgili maddesinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına vararak, iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.
Davayı esastan görüşen Anayasa Mahkemesi heyeti, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 10. maddesinin “Hizmete devamında 'özlük hakları ve sorumlulukları' içeren 9. madde hükümlerine göre sakınca görülen yönetici, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin görevine, izni veren makam tarafından son verilir" şeklindeki ikinci fıkrasını iptal etti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 27 May 2013 10:19
Gösterim: 2310
Karabük Üniversitesi tarafından Osmanlı Sultanı 2. Abdulhamid'e onursal doktora unvanı verildi. Diplomayı alan hanedan mensubu Harun Osmanoğlu, 110 yıl sonra ilk defa aile büyüklerinden birisine doktora verildiğini belirterek "İnşallah diğer padişahlara da aynısı yapılır, bunların devamı gelir.” dedi.
Karabük Üniversitesi tarafından Osmanlı Sultanı 2. Abdulhamid'e onursal doktora unvanı verildi. Diplomayı hanedan mensubu Harun Osmanoğlu aldı.
Üniversitedeki Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu'nda düzenlenen törene, Karabük Vali Yardımcısı Abidin Ünsal, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Uysal, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İrfan Aslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları Genel Müdürü Fadıl Demirel, 2. Abdülhamid'in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ve ailesi ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Harun Osmanoğlu, törende yaptığı konuşmada herkese teşekkür ederek, ailece çok mutlu olduklarını söyledi.
110 yıl sonra ilk defa aile büyüklerinden birisine doktora verildiğini belirten Osmanoğlu, "İnşallah diğer padişahlara da aynısı yapılır, bunların devamı gelir. Öyle çok mutluyuz ki burada söyleyeceğimiz sözlerimiz boğazımıza düğümlenmiş durumda. Çok heyecanlıyız. Böyle bir olayın ilk defa Karabük Üniversitesinde yapılması bizi çok mutlu etti. Rektörümüze teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Rektör Uysal ise bugünün kendileri için tarihi bir gün olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
"Belki de yüzyılın vefasını gerçekleştiriyoruz. Karabük Üniversitesi olarak Türkiye’de ilk olan tarihi bir olaya daha imza atıyoruz. Karabük Üniversitesi kuruluşunun altıncı yılında altıncı fahri doktora unvanını veriyor. Ülkemizde de bir asır önce demiryoluna ne kadar ehemmiyet verildiği ve bugün mevcut olan hatların yaklaşık yarısının inşa edildiği göz önüne alınırsa, bu hatların inşasında çok büyük katkısı olan Sultan II. Abdülhamid’in nasıl bir hizmet şuuruna sahip bir devlet adamı olduğu ortaya çıkacaktır"
Konuşmaların ardından Uysal, Osmanoğlu'na 2. Abdülhamid'e verilen onursal doktora diplomasını takdim etti.
Tören sonunda Hicaz Demiryolu Fotoğraf Sergisi açıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Karabük Üniversitesi tarafından Osmanlı Sultanı 2. Abdulhamid'e onursal doktora unvanı verildi. Diplomayı alan hanedan mensubu Harun Osmanoğlu, 110 yıl sonra ilk defa aile büyüklerinden birisine doktora verildiğini belirterek "İnşallah diğer padişahlara da aynısı yapılır, bunların devamı gelir.” dedi.
Karabük Üniversitesi tarafından Osmanlı Sultanı 2. Abdulhamid'e onursal doktora unvanı verildi. Diplomayı hanedan mensubu Harun Osmanoğlu aldı.
Üniversitedeki Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu'nda düzenlenen törene, Karabük Vali Yardımcısı Abidin Ünsal, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burhanettin Uysal, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İrfan Aslan, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Kaplan, Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç, Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları Genel Müdürü Fadıl Demirel, 2. Abdülhamid'in torunu Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ve ailesi ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Harun Osmanoğlu, törende yaptığı konuşmada herkese teşekkür ederek, ailece çok mutlu olduklarını söyledi.
110 yıl sonra ilk defa aile büyüklerinden birisine doktora verildiğini belirten Osmanoğlu, "İnşallah diğer padişahlara da aynısı yapılır, bunların devamı gelir. Öyle çok mutluyuz ki burada söyleyeceğimiz sözlerimiz boğazımıza düğümlenmiş durumda. Çok heyecanlıyız. Böyle bir olayın ilk defa Karabük Üniversitesinde yapılması bizi çok mutlu etti. Rektörümüze teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Rektör Uysal ise bugünün kendileri için tarihi bir gün olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti:
"Belki de yüzyılın vefasını gerçekleştiriyoruz. Karabük Üniversitesi olarak Türkiye’de ilk olan tarihi bir olaya daha imza atıyoruz. Karabük Üniversitesi kuruluşunun altıncı yılında altıncı fahri doktora unvanını veriyor. Ülkemizde de bir asır önce demiryoluna ne kadar ehemmiyet verildiği ve bugün mevcut olan hatların yaklaşık yarısının inşa edildiği göz önüne alınırsa, bu hatların inşasında çok büyük katkısı olan Sultan II. Abdülhamid’in nasıl bir hizmet şuuruna sahip bir devlet adamı olduğu ortaya çıkacaktır"
Konuşmaların ardından Uysal, Osmanoğlu'na 2. Abdülhamid'e verilen onursal doktora diplomasını takdim etti.
Tören sonunda Hicaz Demiryolu Fotoğraf Sergisi açıldı.
Son Güncelleme: Cumartesi, 25 May 2013 22:13
Gösterim: 1389
Eğitimle ilgili sorunlar üzerinde düşünen ve çalışan akademisyen ve sektör temsilcileri Türkiye Yeni Eğitim Platformu’nda bir araya geliyor.
Türkiye’de eğitimi her boyutuyla izleyecek bir çevre-topluluk yaratmak amacıyla yola çıkan platformun kurucu başkanlığını ise Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan yürütüyor. “Eğitim her yönüyle dinamik bir alan haline gelmektedir. Bu kendi haline bırakılmaması gereken bir durumdur. Bu nedenle eğitimin ciddi bir şekilde izlenmesi ve yorumlanması gerekir.” diyen Prof. Dr. Erdoğan, Türkiye Yeni Eğitim Platformu’nun öncelikli amacını; Türkiye’nin eğitim alanında yaşadığı hareketliliğin ve yaşayacağı gelişmelerin takip edilmesi için bir ortam yaratmak olarak ifade ediyor. Türkiye Yeni Eğitim Platformu’nun eğitim ve öğretim alanındaki gelişmeleri anlamanın gerekli olduğu bilinciyle eğitime dair çalışmalar yapmayı hedeflediğinin altını çizen Erdoğan, yeni oluşumun planladığı çalışmaları şöyle sıralıyor:
Eğitimi belirli bir bilinç, kültür, birikim ve liyakat temelinde takip eden bir çevre-topluluk oluşturulacak.
• Türkiye’de ve dünyada yaşanan eğitim hareketleri araştırılacak, izlenecek ve değerlendirilecek.
• Eğitimin kuram ve uygulama çerçevesinde irdelenmesi sağlanacak.
• Eğitime dair yaşanan sorunlarla ilgili teşhisler, değerlendirmeler ve öneriler geliştirilecek.
• Eğitime ilişkin geleceğe dair öngörüler geliştirilecek.
• Eğitimle ilgili uygulamalar araştırılacak ve incelenecek.
• Eğitimle ilgili sürekliliği olan yayınlar hazırlanacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitimle ilgili sorunlar üzerinde düşünen ve çalışan akademisyen ve sektör temsilcileri Türkiye Yeni Eğitim Platformu’nda bir araya geliyor.
Türkiye’de eğitimi her boyutuyla izleyecek bir çevre-topluluk yaratmak amacıyla yola çıkan platformun kurucu başkanlığını ise Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan yürütüyor. “Eğitim her yönüyle dinamik bir alan haline gelmektedir. Bu kendi haline bırakılmaması gereken bir durumdur. Bu nedenle eğitimin ciddi bir şekilde izlenmesi ve yorumlanması gerekir.” diyen Prof. Dr. Erdoğan, Türkiye Yeni Eğitim Platformu’nun öncelikli amacını; Türkiye’nin eğitim alanında yaşadığı hareketliliğin ve yaşayacağı gelişmelerin takip edilmesi için bir ortam yaratmak olarak ifade ediyor. Türkiye Yeni Eğitim Platformu’nun eğitim ve öğretim alanındaki gelişmeleri anlamanın gerekli olduğu bilinciyle eğitime dair çalışmalar yapmayı hedeflediğinin altını çizen Erdoğan, yeni oluşumun planladığı çalışmaları şöyle sıralıyor:
Eğitimi belirli bir bilinç, kültür, birikim ve liyakat temelinde takip eden bir çevre-topluluk oluşturulacak.
• Türkiye’de ve dünyada yaşanan eğitim hareketleri araştırılacak, izlenecek ve değerlendirilecek.
• Eğitimin kuram ve uygulama çerçevesinde irdelenmesi sağlanacak.
• Eğitime dair yaşanan sorunlarla ilgili teşhisler, değerlendirmeler ve öneriler geliştirilecek.
• Eğitime ilişkin geleceğe dair öngörüler geliştirilecek.
• Eğitimle ilgili uygulamalar araştırılacak ve incelenecek.
• Eğitimle ilgili sürekliliği olan yayınlar hazırlanacak.
Son Güncelleme: Pazar, 26 May 2013 17:29
Gösterim: 2419
CHP Grup Başkan Vekili İnce, seçmeli din dersinin, zorunlu din dersinden daha tehlikeli olduğunu belirtti.
ABD'nin başkenti Washington'daki temasları çerçevesinde Amerikan Atatürk Derneği'nde bir konuşma yapan CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
İnce, AKP iyi olduğu için burada değil, bence biz kötü olduğumuz için onlar burada. Biz diyoruz ki, din eğitimi 12 yaşından sonra olmalıdır. Neden? Çünkü soyut düşünme 12 yaşından sonra başlar. Cennet, cehennem, ölüm, Allah, 4 yaşındaki çocuk bunu algılayamaz. Onlar, 'Hayır' diyorlar. 2 yaşında başlatacaklar neredeyse. Diyoruz ki, bak sen bunu erken yaşta başlatırsan bu empoze etmek olur. Aile çocuğuna din eğitimini empoze edebilir ama devlet bunu yapamaz. O zaman laik devlet olmaz. Laik devlet olabilmesi için din eğitiminin 11-12 yaşından sonra olması gerekiyor diyoruz" ifadelerini kullandı.
“Seçmeli din dersi, zorunlu din dersinden daha tehlikeli”
İnce, din eğitimi konusuna da değinerek, "Din dersiyle ilgili tartışma, zorunlu din dersinden daha tehlikelidir. Zorunlu din dersi derseniz hepiniz geleceksiniz, seçmeli olunca tek tek her birinizin tercihini öğrenmiş olacağım. Geçen hafta Başbakan Silikon Vadisi'ndeydi. Bakın şimdi, tablet almaktan bahsediyor. Yani ticaretten bahsediyor, tablet almak başka bir şey, Silikon Vadisi'nde tablet satılmıyor, orada bilgi üretiliyor, bilgi, orada bir araştırma var, orada bir bilginin üretimi var. O tablet almaktan bahsediyor" diye konuştu.
“Bunları ne kadar eğitirsen eğit, bunların cibilliyetinde cumhuriyet düşmanlığı var”
İnce, "Bunları ne kadar eğitirsen eğit, bunları okut, öğretmen yap, doktor yap, mühendis yap, bakan yap, cumhurbaşkanı yap, bunların cibilliyetinde cumhuriyet düşmanlığı vardır" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
CHP Grup Başkan Vekili İnce, seçmeli din dersinin, zorunlu din dersinden daha tehlikeli olduğunu belirtti.
ABD'nin başkenti Washington'daki temasları çerçevesinde Amerikan Atatürk Derneği'nde bir konuşma yapan CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
İnce, AKP iyi olduğu için burada değil, bence biz kötü olduğumuz için onlar burada. Biz diyoruz ki, din eğitimi 12 yaşından sonra olmalıdır. Neden? Çünkü soyut düşünme 12 yaşından sonra başlar. Cennet, cehennem, ölüm, Allah, 4 yaşındaki çocuk bunu algılayamaz. Onlar, 'Hayır' diyorlar. 2 yaşında başlatacaklar neredeyse. Diyoruz ki, bak sen bunu erken yaşta başlatırsan bu empoze etmek olur. Aile çocuğuna din eğitimini empoze edebilir ama devlet bunu yapamaz. O zaman laik devlet olmaz. Laik devlet olabilmesi için din eğitiminin 11-12 yaşından sonra olması gerekiyor diyoruz" ifadelerini kullandı.
“Seçmeli din dersi, zorunlu din dersinden daha tehlikeli”
İnce, din eğitimi konusuna da değinerek, "Din dersiyle ilgili tartışma, zorunlu din dersinden daha tehlikelidir. Zorunlu din dersi derseniz hepiniz geleceksiniz, seçmeli olunca tek tek her birinizin tercihini öğrenmiş olacağım. Geçen hafta Başbakan Silikon Vadisi'ndeydi. Bakın şimdi, tablet almaktan bahsediyor. Yani ticaretten bahsediyor, tablet almak başka bir şey, Silikon Vadisi'nde tablet satılmıyor, orada bilgi üretiliyor, bilgi, orada bir araştırma var, orada bir bilginin üretimi var. O tablet almaktan bahsediyor" diye konuştu.
“Bunları ne kadar eğitirsen eğit, bunların cibilliyetinde cumhuriyet düşmanlığı var”
İnce, "Bunları ne kadar eğitirsen eğit, bunları okut, öğretmen yap, doktor yap, mühendis yap, bakan yap, cumhurbaşkanı yap, bunların cibilliyetinde cumhuriyet düşmanlığı vardır" dedi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 25 May 2013 15:42
Gösterim: 2612

