Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Millî Eğitim Bakanlığı, Türkiye Bilişim Vakfı ve Microsoft Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen Yazılım Geliştirme Uzmanlığı Mesleki Gelişim Programının tanıtım toplantısı Ankara’da gerçekleşti. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, yaptığı konuşmada teknolojinin yeni meslekleri ortaya çıkaracağını ve bu doğrultuda çocukların geleceğe hazırlanması gerektiğini belirtti.
Teknolojinin dönüştürücü gücünden destek alarak eğitim girişimlerine destek olan Microsoft Türkiye, Millî Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Bilişim Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Yazılım Geliştirme Uzmanlığı Mesleki Gelişim Programına tam destek veriyor. Programın tanıtımı Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, TBV Genel Sekreteri Çağdaş Ergin, MEB Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ve Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faruk Eczacıbaşı katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Lise ve meslek liselerinde bilişim eğitimi veren öğretmenlerin teknolojik yetkinliğini artırmayı hedefleyen girişimin Türkiye’yi dijital yetenekler konusunda güçlendirmesi hedefleniyor. Program dâhilinde Microsoft Türkiye, bilişim öğretmenlere “yazılım geliştirmenin temelleri” eğitimi sunuyor. Şu ana dek 1000 bilişim öğretmenine verilen eğitimler sayesinde 10.000’den fazla öğrenciye ulaşıldı. Program bir yıl boyunca devam edecek ve 50.000 lise öğrencisinin bu eğitime ulaşması sağlanacaktır.
“Öğretmenlerin fırsat ve imkânlarını artırmak istiyoruz”
Tanıtım toplantısında Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, teknolojinin yeni meslekleri ortaya çıkaracağını ve bu doğrultuda çocukların geleceğe hazırlanması gerektiğini belirterek teknolojik dönüşümün en büyük etkiyi eğitim alanında yaptığına dikkat çekti. Safran sözlerine şöyle devam etti: “Bugünün çocukları 20 yıl sonra ‘Bizi neye göre nasıl yetiştirdiniz’ diye soracak. Teknolojinin yeni bir alanı, yeni meslekleri ortaya çıkaracağını görerek, çocukları geleceğe hazırlamamız gerekiyor. Teknolojik dönüşüm en büyük etkiyi eğitim alanında yaptı ve eğitimi dönüştürmek gerekiyor. Eğitimi dönüştürmek için de zihniyeti dönüştürmek gerekiyor. Öğretmenlerin teknolojiyi öğrenmesi halinde, bu bilgi çocuklara da ulaşacak. Biz de hizmet içi eğitimlerle öğretmenleri geleceğe hazırlamak istiyoruz. Bugün tanıtımını yaptığımız programla öğretmenlere Microsoft tarafından eğitim verilecek. Bu programla öğretmenlerin fırsat ve imkânlarını artırmak istiyoruz. Programla öğretmenlerin uluslararası sertifikalar alacağını ve bu sayede de öğrencilere yeni kapılar açılacak.”
“Güncel eğitim için öğretmenleri teknolojiyle donatmak gerekiyor”
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, konuyla ilgili olarak, “Teknoloji geliştikçe meslekler değişiyor, bir yandan işsizlik oranımız artarken bir yandan da işverenler dijital dünyanın gerektirdiği yeteneklere sahip çalışanlar bulmakta zorlanıyor. Microsoft Türkiye olarak, teknolojinin dönüştürücü gücüne her zaman inanıyoruz ve bu yöndeki girişimlere destek oluyoruz. Gençlerimizi geleceğe hazırlamak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. İnanıyoruz ki, bilişim öğretmenlerimizi daha iyi donatırsak gençlerimiz daha kapsamlı ve güncel bir eğitim alabilir. Bu nedenle bugün duyurusunu yaptığımız, bilişim öğretmenlerimizi eğitmek konusunda destek verdiğimiz bu girişimi çok önemsiyor, bu adımla tüm kurumlara ilham vermek istiyoruz. Microsoft olarak, öğrencileri ve öğretmenleri geleceğe hazırlayan projelerin her zaman destekçisi olacağız” dedi.
Microsoft Türkiye Kamu Sektörü ve Kamu Yatırımlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. R. Erdem Erkul ise yeni yüzyılda küresel düzeyde tüm ekonomiler için en önemli sermayenin çağın becerilerine vakıf, teknolojiyle içi içe, yaratıcı düşünebilen, insan odaklı, çözüm odaklı düşünebilen nitelikli iş gücü olduğunun altını çizdi. Erkul sözlerini şöyle sürdürdü: “Sürdürülebilir kalkınma için ithal etmemizin mümkün olmadığı nitelikli iş gücünü kendimiz yetiştirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda yürüttüğümüz ‘Geleceğini Yetiştir’ programıyla, öğretmenlerimizin modern ve teknoloji destekli eğitim alacak. Bu girişimle öğretmenlerimizin geleceğin iş dünyasına ve yeni mesleklere hazır gençler yetiştirmesi için daha kapsamlı ve daha güncel bir bilgisayar yetkinliğine sahip olacağına inanıyoruz.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Millî Eğitim Bakanlığı, Türkiye Bilişim Vakfı ve Microsoft Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen Yazılım Geliştirme Uzmanlığı Mesleki Gelişim Programının tanıtım toplantısı Ankara’da gerçekleşti. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, yaptığı konuşmada teknolojinin yeni meslekleri ortaya çıkaracağını ve bu doğrultuda çocukların geleceğe hazırlanması gerektiğini belirtti.
Teknolojinin dönüştürücü gücünden destek alarak eğitim girişimlerine destek olan Microsoft Türkiye, Millî Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Bilişim Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Yazılım Geliştirme Uzmanlığı Mesleki Gelişim Programına tam destek veriyor. Programın tanıtımı Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, TBV Genel Sekreteri Çağdaş Ergin, MEB Öğretmen Yetiştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu ve Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faruk Eczacıbaşı katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Lise ve meslek liselerinde bilişim eğitimi veren öğretmenlerin teknolojik yetkinliğini artırmayı hedefleyen girişimin Türkiye’yi dijital yetenekler konusunda güçlendirmesi hedefleniyor. Program dâhilinde Microsoft Türkiye, bilişim öğretmenlere “yazılım geliştirmenin temelleri” eğitimi sunuyor. Şu ana dek 1000 bilişim öğretmenine verilen eğitimler sayesinde 10.000’den fazla öğrenciye ulaşıldı. Program bir yıl boyunca devam edecek ve 50.000 lise öğrencisinin bu eğitime ulaşması sağlanacaktır.
“Öğretmenlerin fırsat ve imkânlarını artırmak istiyoruz”
Tanıtım toplantısında Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, teknolojinin yeni meslekleri ortaya çıkaracağını ve bu doğrultuda çocukların geleceğe hazırlanması gerektiğini belirterek teknolojik dönüşümün en büyük etkiyi eğitim alanında yaptığına dikkat çekti. Safran sözlerine şöyle devam etti: “Bugünün çocukları 20 yıl sonra ‘Bizi neye göre nasıl yetiştirdiniz’ diye soracak. Teknolojinin yeni bir alanı, yeni meslekleri ortaya çıkaracağını görerek, çocukları geleceğe hazırlamamız gerekiyor. Teknolojik dönüşüm en büyük etkiyi eğitim alanında yaptı ve eğitimi dönüştürmek gerekiyor. Eğitimi dönüştürmek için de zihniyeti dönüştürmek gerekiyor. Öğretmenlerin teknolojiyi öğrenmesi halinde, bu bilgi çocuklara da ulaşacak. Biz de hizmet içi eğitimlerle öğretmenleri geleceğe hazırlamak istiyoruz. Bugün tanıtımını yaptığımız programla öğretmenlere Microsoft tarafından eğitim verilecek. Bu programla öğretmenlerin fırsat ve imkânlarını artırmak istiyoruz. Programla öğretmenlerin uluslararası sertifikalar alacağını ve bu sayede de öğrencilere yeni kapılar açılacak.”
“Güncel eğitim için öğretmenleri teknolojiyle donatmak gerekiyor”
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, konuyla ilgili olarak, “Teknoloji geliştikçe meslekler değişiyor, bir yandan işsizlik oranımız artarken bir yandan da işverenler dijital dünyanın gerektirdiği yeteneklere sahip çalışanlar bulmakta zorlanıyor. Microsoft Türkiye olarak, teknolojinin dönüştürücü gücüne her zaman inanıyoruz ve bu yöndeki girişimlere destek oluyoruz. Gençlerimizi geleceğe hazırlamak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. İnanıyoruz ki, bilişim öğretmenlerimizi daha iyi donatırsak gençlerimiz daha kapsamlı ve güncel bir eğitim alabilir. Bu nedenle bugün duyurusunu yaptığımız, bilişim öğretmenlerimizi eğitmek konusunda destek verdiğimiz bu girişimi çok önemsiyor, bu adımla tüm kurumlara ilham vermek istiyoruz. Microsoft olarak, öğrencileri ve öğretmenleri geleceğe hazırlayan projelerin her zaman destekçisi olacağız” dedi.
Microsoft Türkiye Kamu Sektörü ve Kamu Yatırımlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. R. Erdem Erkul ise yeni yüzyılda küresel düzeyde tüm ekonomiler için en önemli sermayenin çağın becerilerine vakıf, teknolojiyle içi içe, yaratıcı düşünebilen, insan odaklı, çözüm odaklı düşünebilen nitelikli iş gücü olduğunun altını çizdi. Erkul sözlerini şöyle sürdürdü: “Sürdürülebilir kalkınma için ithal etmemizin mümkün olmadığı nitelikli iş gücünü kendimiz yetiştirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda yürüttüğümüz ‘Geleceğini Yetiştir’ programıyla, öğretmenlerimizin modern ve teknoloji destekli eğitim alacak. Bu girişimle öğretmenlerimizin geleceğin iş dünyasına ve yeni mesleklere hazır gençler yetiştirmesi için daha kapsamlı ve daha güncel bir bilgisayar yetkinliğine sahip olacağına inanıyoruz.”
Son Güncelleme: Perşembe, 16 Ocak 2020 15:57
Gösterim: 2517
Teknoloji temelli eğitim-öğretim için çözümler geliştiren Arçelik, Millî Eğitim Bakanlığı’nın Fatih Projesi kapsamında yapmış olduğu ihaleyi kazanarak okullarda kullanılmak üzere 16 bin 600 Etkileşimli Tahtanın (E-Tahta) dersliklere kurulması için sözleşme imzaladı. Arçelik E-Tahtaların kurulumunu Mart 2020’ye kadar tamamlayacak.
Arçelik ile Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK), Fatih Projesi kapsamında sonuçlanan ihale çerçevesinde 15 bin 600 adet 65 inç ve bin adet 75 inç olmak üzere toplamda 16 bin 600 adet Etkileşimli Tahtanın (E-Tahta) satışı ve okullara kurulumunu öngören bir anlaşma imzaladı. Arçelik E-Tahtaların kurulumları Mart 2020 tarihine kadar tamamlanacak.
Tamamen yerli teknolojilerle tasarlanan Arçelik E-Tahtalar ile öğretmenler pratik, hızlı ve detaylı bir biçimde ders içeriklerini öğrencilere aktarma imkânı bulurken, öğrenciler de güçlü görsel öğelerle desteklenebilen derslerde bilgiyi daha kolay ve odaklanarak öğrenebilecek.
Arçelik E-Tahtalar gün ışığı ve spot altında parlamayı engelleyen koruma camı ile mükemmel bir görsel deneyim sunarken, 4K Ultra HD ekranı da daha canlı renkler sağlıyor. Pardus ve Windows işletim sistemlerini destekleyen cihaz, aynı anda 10 noktadan dokunmayı destekleyen infrared dokunmatik paneli ile gelişmiş dokunma deneyimi yaşatarak öğrenmeyi kolaylaştırıyor ve 16GB RAM, 250GB SSD desteği sayesinde yüksek performans sunuyor.
Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer, dijitalleşmenin hayatın her alanda hızla dönüştürdüğünü belirterek “Türkiye’nin lider teknoloji şirketlerinden biri olarak çocuklarımızın, gençlerimizin teknoloji temelli bir öğretim almasına katkı sağlayacak çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Okullarda E-Tahta kullanımını ülkemizin dört bir yanındaki öğrencilerimizin eşit fırsatlarda eğitim-öğretim görmesi adına çok sevindirici bir gelişme olarak görüyoruz. Öğrenciler ve öğretmenlerin talep ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tasarladığımız Arçelik E-Tahtalar; dâhili bilgisayar desteği sayesinde kablosuz(wifi) ve kablolu internet bağlantısı ile tüm güncel içeriklere erişim sağlayabiliyor. Bu sayede gerçek zamanlı iletişim deneyimi yaşatarak, derse katılım oranını yükseltiyor, verimlilik ve başarıyı artırıyor. Çocuklarımızı geleceğin dünyasına hazırlayabilmek, gerekli yetkinliklerle donatabilmek için teknolojiler ve çözümler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Teknoloji temelli eğitim-öğretim için çözümler geliştiren Arçelik, Millî Eğitim Bakanlığı’nın Fatih Projesi kapsamında yapmış olduğu ihaleyi kazanarak okullarda kullanılmak üzere 16 bin 600 Etkileşimli Tahtanın (E-Tahta) dersliklere kurulması için sözleşme imzaladı. Arçelik E-Tahtaların kurulumunu Mart 2020’ye kadar tamamlayacak.
Arçelik ile Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK), Fatih Projesi kapsamında sonuçlanan ihale çerçevesinde 15 bin 600 adet 65 inç ve bin adet 75 inç olmak üzere toplamda 16 bin 600 adet Etkileşimli Tahtanın (E-Tahta) satışı ve okullara kurulumunu öngören bir anlaşma imzaladı. Arçelik E-Tahtaların kurulumları Mart 2020 tarihine kadar tamamlanacak.
Tamamen yerli teknolojilerle tasarlanan Arçelik E-Tahtalar ile öğretmenler pratik, hızlı ve detaylı bir biçimde ders içeriklerini öğrencilere aktarma imkânı bulurken, öğrenciler de güçlü görsel öğelerle desteklenebilen derslerde bilgiyi daha kolay ve odaklanarak öğrenebilecek.
Arçelik E-Tahtalar gün ışığı ve spot altında parlamayı engelleyen koruma camı ile mükemmel bir görsel deneyim sunarken, 4K Ultra HD ekranı da daha canlı renkler sağlıyor. Pardus ve Windows işletim sistemlerini destekleyen cihaz, aynı anda 10 noktadan dokunmayı destekleyen infrared dokunmatik paneli ile gelişmiş dokunma deneyimi yaşatarak öğrenmeyi kolaylaştırıyor ve 16GB RAM, 250GB SSD desteği sayesinde yüksek performans sunuyor.
Arçelik Türkiye Genel Müdürü Can Dinçer, dijitalleşmenin hayatın her alanda hızla dönüştürdüğünü belirterek “Türkiye’nin lider teknoloji şirketlerinden biri olarak çocuklarımızın, gençlerimizin teknoloji temelli bir öğretim almasına katkı sağlayacak çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Okullarda E-Tahta kullanımını ülkemizin dört bir yanındaki öğrencilerimizin eşit fırsatlarda eğitim-öğretim görmesi adına çok sevindirici bir gelişme olarak görüyoruz. Öğrenciler ve öğretmenlerin talep ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tasarladığımız Arçelik E-Tahtalar; dâhili bilgisayar desteği sayesinde kablosuz(wifi) ve kablolu internet bağlantısı ile tüm güncel içeriklere erişim sağlayabiliyor. Bu sayede gerçek zamanlı iletişim deneyimi yaşatarak, derse katılım oranını yükseltiyor, verimlilik ve başarıyı artırıyor. Çocuklarımızı geleceğin dünyasına hazırlayabilmek, gerekli yetkinliklerle donatabilmek için teknolojiler ve çözümler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Son Güncelleme: Salı, 22 Ekim 2019 12:47
Gösterim: 1645
İletişim teknolojileri alanında dünyanın en önemli AR-GE merkezlerinden birini Türkiye’de konumlandıran Huawei, ülkemizdeki üniversiteleri ana paydaşı olarak görerek çok sayıda önemli iş birliğine imza atıyor. Birçok başarılı Türk mühendisin çalıştığı Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi, akademik kurumlarla yaptığı ortak çalışmalarla birlikte geleceğin teknolojilerini geliştiriyor.
5G’de Türkiye’nin gururu Prof. Erdal Arıkan ile seminer programları
HUAWEI Türkiye Kampus Ar-Ge Merkezi seminerleri, 5G polar kodları özelindeki çalışmalarıyla adından söz ettiren Prof. Dr. Erdal Arıkan ve Bilkent Üniversitesi'nden Dr. Orhan Arıkan’ın katılımlarıyla düzenlendi. Huawei Türkiye Ar-Ge Direktörü Merkezi Direktörü Hüseyin Hai ve Huawei Kablosuz Ürünler İş Birimi Yöneticisi Dr. Wen Tong’in de katıldığı etkinlikler, üniversite 4. sınıf Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencilerinin yüzde 98'ine ulaşılan iki farklı seminer şeklinde düzenlendi.
Üniversite iş birlikleri
HUAWEI Türkiye Ar-Ge Merkezi, Yeditepe Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi gibi kurumlarla çeşitli iş birlikleri hayata geçirdi.Yeditepe Üniversitesi Kariyer Günleri, Yıldız Teknik Üniversitesi ILTEK Günleri, 9 Eylül Üniversitesi DETECH 2019, Gebze Teknik Üniversitesi GeekDay'19, ODTÜ Buluşma Günleri gibi birçok farklı etkinliğe katılarak öğrencilere destek veren Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi, pek çok staj ve iş başvurusu da topladı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
İletişim teknolojileri alanında dünyanın en önemli AR-GE merkezlerinden birini Türkiye’de konumlandıran Huawei, ülkemizdeki üniversiteleri ana paydaşı olarak görerek çok sayıda önemli iş birliğine imza atıyor. Birçok başarılı Türk mühendisin çalıştığı Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi, akademik kurumlarla yaptığı ortak çalışmalarla birlikte geleceğin teknolojilerini geliştiriyor.
5G’de Türkiye’nin gururu Prof. Erdal Arıkan ile seminer programları
HUAWEI Türkiye Kampus Ar-Ge Merkezi seminerleri, 5G polar kodları özelindeki çalışmalarıyla adından söz ettiren Prof. Dr. Erdal Arıkan ve Bilkent Üniversitesi'nden Dr. Orhan Arıkan’ın katılımlarıyla düzenlendi. Huawei Türkiye Ar-Ge Direktörü Merkezi Direktörü Hüseyin Hai ve Huawei Kablosuz Ürünler İş Birimi Yöneticisi Dr. Wen Tong’in de katıldığı etkinlikler, üniversite 4. sınıf Elektrik Elektronik Mühendisliği öğrencilerinin yüzde 98'ine ulaşılan iki farklı seminer şeklinde düzenlendi.
Üniversite iş birlikleri
HUAWEI Türkiye Ar-Ge Merkezi, Yeditepe Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi gibi kurumlarla çeşitli iş birlikleri hayata geçirdi.Yeditepe Üniversitesi Kariyer Günleri, Yıldız Teknik Üniversitesi ILTEK Günleri, 9 Eylül Üniversitesi DETECH 2019, Gebze Teknik Üniversitesi GeekDay'19, ODTÜ Buluşma Günleri gibi birçok farklı etkinliğe katılarak öğrencilere destek veren Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi, pek çok staj ve iş başvurusu da topladı.
Son Güncelleme: Çarşamba, 15 May 2019 14:28
Gösterim: 1686
Öncü eğitim modelleriyle Türkiye’de eğitime olan katkılarını dijital eğitimde de sürdüren Bahçeşehir Koleji bir “ilk”e imza attı. Yapay zekâ tabanlı kişiye özgü dijital öğrenme platformu “Metodbox”ı geliştiren Bahçeşehir Koleji, uygulamayı tüm öğrenci ve öğretmenlerinin kullanımına sundu.
Öğrenme sürecinin parmak izi kadar özel olduğu inancıyla yıllardır Kişiye Özgü Öğretim Modeli (KÖM) ile öğrencilerine eksiksiz kazanım olanağı sunan Bahçeşehir Koleji, Metodbox uygulaması ile kişiye özgü öğrenimi geleceğe taşıyor. Metodbox’u Türkiye eğitim sektörüne kazandıran Bahçeşehir Koleji, bu yeni kişiye özgü dijital öğrenme platformunu Bahçeşehir Üniversitesi Güney Kampüsünde, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel’in de katıldığı bir lansman ile öğretmenlere, velilere ve basına detaylarıyla aktardı.
Türkiye’de yapay zeka okuryazarlığı eğitimini uygulayan ilk K12 eğitim kurumu olan Bahçeşehir Koleji, Metodbox ile öğrencilere; daha keyifli öğrenme süreci, öğrenme stiline ve farklı öğrenme ihtiyaçlarına uygun bilgi kaynaklarına erişim olanağı ve derste edindiği öğrenimi pekiştirecek dijital içeriklere erişim sağlıyor.
Tamamen digital tabanlı bir öğrenim metodu olan ve Türkiye’de ilk kez uygulanan “Metodbox”ın tanıtım toplantısında konuşma yapan Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel “Bahçeşehir Koleji, kodlama eğitimini Türkiye’de görünür hale getirmiş bir eğitim kurumudur. Şimdi kodlama eğitiminin neredeyse her okulda çocuklarımıza verilmesinde Bahçeşehir Kolejinin öncülüğü çok önemlidir. Şimdi eğitimde yapay zekanın öncülüğünü yapıyoruz. Yapay zeka insanların işlerini ellerinden alacak diye çekiniyorlar ancak bunun yersiz bir endişe olduğunu düşünüyorum. Yapay zeka, öğretmenin yerini hiçbir zaman tutmaz, tutamayacaktır. Ancak yapay zeka – insan iş birliği çok önemli. Metodbox, hem öğrencilerimize hem öğretmenlerimize yardımcı olacak. Öğretmenlerimize öğrencilerini daha iyi anlamaları için çok önemli veriler sunacak. Öğrencilerimize ise dijital bir mentor olarak hizmet verecek. Şimdi yapay zekanın eğitim alanında kullanılması konusunda öncülük yapıyoruz. Metodbox bu öncülüğümüzün ürünü. Bahçeşehir Koleji ayrıca Türkiye’de yapay zeka okuryazarlığı eğitimini K12 düzeyinde uygulayan ilk eğitim kurumudur” dedi.
Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ ise eğitimin paradigmaları değişse de geçmiş, bugün ve gelecekle ilgili tüm konuların merkezinde eğitim vardır dedi. “Günümüzde eğitimin, teknolojiyle sıkı iş birliği içinde olmasının artık tercih değil, bir zorunluluk. Teknolojinin eğitime entegre olmasıyla birlikte eğitim alanında da büyük veri yığınlarının oluşmasını sağladı. Her öğrenci özeldir ve her öğrenciye uygun bir öğrenme modeli var. Yapay zeka ile bu model analiz edilebilir ve en uygun öğretim modeli belirlenerek tam öğrenme sağlanabilir. Yapay zekanın her alanda etkin olacağı yeni dünyada, Metodbox, Bahçeşehir Kolejinin yapay zekayı eğitimde kullanma hareketinin önemli bir parçasıdır. Yıllardır uyguladığımız Kişiye Özgü Öğretim Modeli ve mentorluk sistemini, Metodbox ile yapay zekayla buluşturuyoruz. STEM, robotik kodlama, çift dilli eğitim, Kişiye Özgü Öğretim Modeli, Master 6 programlarımızla; Türkiye’de eğitimde gelişimin öncülüğünü yaptığımız çok önemli modeller. Eğitim kurumu olarak yapay zekayı eğitimin her alanında kullanmanın ve buna bir an önce başlamanın gerekliliğini biliyoruz. Türkiye’de yapay zeka okuryazarlığı eğitimiyle öncülüğü devam ettireceğiz.”
Metodbox ile çocukların neye eğilimi varsa ona uygun testlere, çalışmalara ve oyunlara yönlendiren sistem; öğretmenler, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri tarafından kullanılması hedefleniyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Öncü eğitim modelleriyle Türkiye’de eğitime olan katkılarını dijital eğitimde de sürdüren Bahçeşehir Koleji bir “ilk”e imza attı. Yapay zekâ tabanlı kişiye özgü dijital öğrenme platformu “Metodbox”ı geliştiren Bahçeşehir Koleji, uygulamayı tüm öğrenci ve öğretmenlerinin kullanımına sundu.
Öğrenme sürecinin parmak izi kadar özel olduğu inancıyla yıllardır Kişiye Özgü Öğretim Modeli (KÖM) ile öğrencilerine eksiksiz kazanım olanağı sunan Bahçeşehir Koleji, Metodbox uygulaması ile kişiye özgü öğrenimi geleceğe taşıyor. Metodbox’u Türkiye eğitim sektörüne kazandıran Bahçeşehir Koleji, bu yeni kişiye özgü dijital öğrenme platformunu Bahçeşehir Üniversitesi Güney Kampüsünde, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel’in de katıldığı bir lansman ile öğretmenlere, velilere ve basına detaylarıyla aktardı.
Türkiye’de yapay zeka okuryazarlığı eğitimini uygulayan ilk K12 eğitim kurumu olan Bahçeşehir Koleji, Metodbox ile öğrencilere; daha keyifli öğrenme süreci, öğrenme stiline ve farklı öğrenme ihtiyaçlarına uygun bilgi kaynaklarına erişim olanağı ve derste edindiği öğrenimi pekiştirecek dijital içeriklere erişim sağlıyor.
Tamamen digital tabanlı bir öğrenim metodu olan ve Türkiye’de ilk kez uygulanan “Metodbox”ın tanıtım toplantısında konuşma yapan Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Başkanı Enver Yücel “Bahçeşehir Koleji, kodlama eğitimini Türkiye’de görünür hale getirmiş bir eğitim kurumudur. Şimdi kodlama eğitiminin neredeyse her okulda çocuklarımıza verilmesinde Bahçeşehir Kolejinin öncülüğü çok önemlidir. Şimdi eğitimde yapay zekanın öncülüğünü yapıyoruz. Yapay zeka insanların işlerini ellerinden alacak diye çekiniyorlar ancak bunun yersiz bir endişe olduğunu düşünüyorum. Yapay zeka, öğretmenin yerini hiçbir zaman tutmaz, tutamayacaktır. Ancak yapay zeka – insan iş birliği çok önemli. Metodbox, hem öğrencilerimize hem öğretmenlerimize yardımcı olacak. Öğretmenlerimize öğrencilerini daha iyi anlamaları için çok önemli veriler sunacak. Öğrencilerimize ise dijital bir mentor olarak hizmet verecek. Şimdi yapay zekanın eğitim alanında kullanılması konusunda öncülük yapıyoruz. Metodbox bu öncülüğümüzün ürünü. Bahçeşehir Koleji ayrıca Türkiye’de yapay zeka okuryazarlığı eğitimini K12 düzeyinde uygulayan ilk eğitim kurumudur” dedi.
Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ ise eğitimin paradigmaları değişse de geçmiş, bugün ve gelecekle ilgili tüm konuların merkezinde eğitim vardır dedi. “Günümüzde eğitimin, teknolojiyle sıkı iş birliği içinde olmasının artık tercih değil, bir zorunluluk. Teknolojinin eğitime entegre olmasıyla birlikte eğitim alanında da büyük veri yığınlarının oluşmasını sağladı. Her öğrenci özeldir ve her öğrenciye uygun bir öğrenme modeli var. Yapay zeka ile bu model analiz edilebilir ve en uygun öğretim modeli belirlenerek tam öğrenme sağlanabilir. Yapay zekanın her alanda etkin olacağı yeni dünyada, Metodbox, Bahçeşehir Kolejinin yapay zekayı eğitimde kullanma hareketinin önemli bir parçasıdır. Yıllardır uyguladığımız Kişiye Özgü Öğretim Modeli ve mentorluk sistemini, Metodbox ile yapay zekayla buluşturuyoruz. STEM, robotik kodlama, çift dilli eğitim, Kişiye Özgü Öğretim Modeli, Master 6 programlarımızla; Türkiye’de eğitimde gelişimin öncülüğünü yaptığımız çok önemli modeller. Eğitim kurumu olarak yapay zekayı eğitimin her alanında kullanmanın ve buna bir an önce başlamanın gerekliliğini biliyoruz. Türkiye’de yapay zeka okuryazarlığı eğitimiyle öncülüğü devam ettireceğiz.”
Metodbox ile çocukların neye eğilimi varsa ona uygun testlere, çalışmalara ve oyunlara yönlendiren sistem; öğretmenler, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri tarafından kullanılması hedefleniyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Eylül 2019 14:32
Gösterim: 2055
Z kuşağının büyük bir çoğunluğu günlük yaşantılarında bazı şeylerden kaygı duyduğunu ve bununla başa çıkmak için kimseden tavsiye almaya çalışmadığını itiraf ediyor. Kaspersky Lab, The Mix iş birliğiyle #AndOwningIt kampanyasını başlatarak gençlerin güvensizliklerini aşmalarına yardımcı oluyor ve mutluluğa ulaşmak için sınırlarının olmadığını fark etmelerini sağlıyor.
Kaspersky Lab tarafından hazırlanan yeni bir rapor, Z kuşağının bugüne kadarki en kaygılı kuşak olduğunu ortaya koydu. Gençlerin çoğu hayatlarındaki bazı şeylerden kaygı duyduğunu ve bununla başa çıkmak için profesyonel tavsiye aramadığını itiraf etti. Tüm dünyada güvensizliği güvenliğe dönüştürmeye kararlı olan Kaspersky Lab, dijital gençlik yardım kuruluşu The Mix ile güçlerini birleştirdi. Bu iş birliği ile düzenlenen yeni #AndOwningIt adlı kampanya, tüm dünyada gençlerin güvensizliklerini aşmalarına yardımcı olmayı ve mutluluğa ulaşmak için sınırlarının olmadığını göstermeyi hedefliyor. Hayatları çevrim içi haberler ve sosyal medya ile dolu olan Z kuşağının (yaşları 13 ile 23 arasındaki gençler) neredeyse yarısı; kariyer hedefleri, para, terörizm ve zorbalıktan çok dış görünüşlerinden kaygı duyduğunu dile getirdi.
Yapılan araştırma, bu kaygıların gençlerin sosyal medyaya yaklaşımları da dahil tüm davranışlarını etkileyebileceğini gösterdi. Örneğin, Z kuşağına dahil kişilerin görünümlerini daha mükemmel hale getirmek için uğraştıklarına sıkça rastlanıyor. Çoğu genç, sosyal medya platformlarında paylaşmadan önce mükemmel görüntüyü elde etmek için kendi fotoğraflarını ve videolarını düzenlemeye yaklaşık yarım saat harcıyor.
Araştırmada elde edilen önemli bulgulardan biri de kızların erkeklere göre kendilerini daha güvensiz hissetmesi. Kızlar, erkeklere kıyasla dış görünüşlerinden daha fazla kaygı duyuyor. Dış görünüşle ilgili kaygılar nedeniyle yeme içme alışkanlıklarını (fazla yemek veya yemeyi azaltmak) değiştirdiğini söyleyen kızların sayısı erkeklerin neredeyse iki katı. Sosyal medyadaki vücut geliştirme ve spor içerikleri, genç erkeklere kıyasla kadınların kendilerini daha kötü hissetmesine neden oluyor. Kadınların bir kısmı geçtiğimiz bir yıl içinde sosyal kaygılar nedeniyle bazı buluşmalara gitmediğini belirtiyor.
Z kuşağı için daha önemli olan şey ise kaygılı hissettikleri zaman ne yapacaklarına dair yardım aramamaları. Gençlerin çoğu kaygılarıyla nasıl başa çıkacakları konusunda yardım almak için bir doktora başvurmuyor. Bu yüzden gençler zorluk yaşarken duygularını nasıl kontrol edeceklerinden emin değil.
Kaspersky Lab bunu aşmak için The Mix ile güçlerini birleştirdi. 25 yaş altı gençleri destekleyen bir yardım kurumu olan The Mix ile birlikte Z kuşağının güvensizliklerini aşmasına yardımcı olacak yeni bir kampanya başlatıldı. #AndOwningIt adlı bu kampanya, gençlerin kendilerini güvensiz hissetmesine neden olan şeyleri aşmalarına ve bu güvensizliklerin mutluluğa engel olmadığını fark etmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Neden? Çünkü bir güvensizliği güce dönüştürmenin ilk adımı onu sahiplenmektir.
Kampanya, gençlerin en çok güvensizlik duyduğu konuları gösteren özel tişörtlere desteklenecek. Gençleri güvensizliklerini kabul edip bu konuda konuşmaya başlamaya ikna etmek hedefleniyor. Satılan tişörtlerden elde edilen kâr tamamen The Mix’e gidecek.
The Mix CEO’su Chris Martin şunları söyledi: “Tüm dünyada Z kuşağı mensuplarının karşı karşıya kaldığı sorunlar var fakat gençler duyguları ve akıl sağlıkları ile ilgili konuşmaktan halen utanmaya devam ediyor. Kaygılı hissetmek gençleri yalnızlığa itebilir. Ancak duygularıyla başa çıkmakta zorlanan çok kişi var ve her şey zamanla düzeliyor. Yeni kampanyamız, gençlerin güvensizlikleri nedeniyle geride kalmadıklarını ve sosyal medyanın genellikle saldırgan atmosferinin onlar üzerinde etkisi olmadığını göstermeye yardımcı olacak. Kaspersky Lab ile güçlerimizi birleştirmekten çok memnunuz ve Z kuşağına akıl sağlıkları hakkında daha açık olmaları için yardım etmeye ve kendilerini geliştirmelerine destek olmaya devam edeceğiz. İnsanları, başkalarının eleştirebileceği veya kendilerinin kaygı duyduğu noktalarını sahiplenmeye çağırıyoruz. Kendine güvenen ve başarılı bir birey olmak için sınır yok.”
Kaspersky Lab ve The Mix, Z kuşağı mensuplarını arkadaşlarıyla birlikte sosyal medya üzerindeki #AndOwningIt etiketi ile konuşmalara katılmaya ve desteklerini göstermek için bir tişört satın almaya çağırıyor.
Kaspersky Lab Avrupa Yönetici Direktörü IIijana Vavan: “Kaspersky Lab yıllardır ailelerin ve şirketlerin internet üzerindeki güvensizlikleri ile mücadele edip siber tehditlerden korunmasına yardım ediyor. Şimdi tüm dünyadaki gençlere, diğer hiçbir neslin karşılaşmadığı dijital çağda gelişmeye çalışırken güvensizliklerini güvenliğe dönüştürmeleri ve hayattaki kaygılarını aşmaları için yardım etmek istiyoruz. Kendi kontrollerindeki ve kontrolleri dışındaki durumlar nedeniyle başarılı ve mutlu olamayacaklarından korkuyorlar. Bu kampanya, Z kuşağının bu sınırları sadece kendi içlerinde oluşturduğunu ve bu güvensizlikleri aşıp sahiplenmenin kendi ellerinde olduğunu fark etmesine yardımcı oluyor.” şeklinde konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Z kuşağının büyük bir çoğunluğu günlük yaşantılarında bazı şeylerden kaygı duyduğunu ve bununla başa çıkmak için kimseden tavsiye almaya çalışmadığını itiraf ediyor. Kaspersky Lab, The Mix iş birliğiyle #AndOwningIt kampanyasını başlatarak gençlerin güvensizliklerini aşmalarına yardımcı oluyor ve mutluluğa ulaşmak için sınırlarının olmadığını fark etmelerini sağlıyor.
Kaspersky Lab tarafından hazırlanan yeni bir rapor, Z kuşağının bugüne kadarki en kaygılı kuşak olduğunu ortaya koydu. Gençlerin çoğu hayatlarındaki bazı şeylerden kaygı duyduğunu ve bununla başa çıkmak için profesyonel tavsiye aramadığını itiraf etti. Tüm dünyada güvensizliği güvenliğe dönüştürmeye kararlı olan Kaspersky Lab, dijital gençlik yardım kuruluşu The Mix ile güçlerini birleştirdi. Bu iş birliği ile düzenlenen yeni #AndOwningIt adlı kampanya, tüm dünyada gençlerin güvensizliklerini aşmalarına yardımcı olmayı ve mutluluğa ulaşmak için sınırlarının olmadığını göstermeyi hedefliyor. Hayatları çevrim içi haberler ve sosyal medya ile dolu olan Z kuşağının (yaşları 13 ile 23 arasındaki gençler) neredeyse yarısı; kariyer hedefleri, para, terörizm ve zorbalıktan çok dış görünüşlerinden kaygı duyduğunu dile getirdi.
Yapılan araştırma, bu kaygıların gençlerin sosyal medyaya yaklaşımları da dahil tüm davranışlarını etkileyebileceğini gösterdi. Örneğin, Z kuşağına dahil kişilerin görünümlerini daha mükemmel hale getirmek için uğraştıklarına sıkça rastlanıyor. Çoğu genç, sosyal medya platformlarında paylaşmadan önce mükemmel görüntüyü elde etmek için kendi fotoğraflarını ve videolarını düzenlemeye yaklaşık yarım saat harcıyor.
Araştırmada elde edilen önemli bulgulardan biri de kızların erkeklere göre kendilerini daha güvensiz hissetmesi. Kızlar, erkeklere kıyasla dış görünüşlerinden daha fazla kaygı duyuyor. Dış görünüşle ilgili kaygılar nedeniyle yeme içme alışkanlıklarını (fazla yemek veya yemeyi azaltmak) değiştirdiğini söyleyen kızların sayısı erkeklerin neredeyse iki katı. Sosyal medyadaki vücut geliştirme ve spor içerikleri, genç erkeklere kıyasla kadınların kendilerini daha kötü hissetmesine neden oluyor. Kadınların bir kısmı geçtiğimiz bir yıl içinde sosyal kaygılar nedeniyle bazı buluşmalara gitmediğini belirtiyor.
Z kuşağı için daha önemli olan şey ise kaygılı hissettikleri zaman ne yapacaklarına dair yardım aramamaları. Gençlerin çoğu kaygılarıyla nasıl başa çıkacakları konusunda yardım almak için bir doktora başvurmuyor. Bu yüzden gençler zorluk yaşarken duygularını nasıl kontrol edeceklerinden emin değil.
Kaspersky Lab bunu aşmak için The Mix ile güçlerini birleştirdi. 25 yaş altı gençleri destekleyen bir yardım kurumu olan The Mix ile birlikte Z kuşağının güvensizliklerini aşmasına yardımcı olacak yeni bir kampanya başlatıldı. #AndOwningIt adlı bu kampanya, gençlerin kendilerini güvensiz hissetmesine neden olan şeyleri aşmalarına ve bu güvensizliklerin mutluluğa engel olmadığını fark etmelerine yardımcı olmayı hedefliyor. Neden? Çünkü bir güvensizliği güce dönüştürmenin ilk adımı onu sahiplenmektir.
Kampanya, gençlerin en çok güvensizlik duyduğu konuları gösteren özel tişörtlere desteklenecek. Gençleri güvensizliklerini kabul edip bu konuda konuşmaya başlamaya ikna etmek hedefleniyor. Satılan tişörtlerden elde edilen kâr tamamen The Mix’e gidecek.
The Mix CEO’su Chris Martin şunları söyledi: “Tüm dünyada Z kuşağı mensuplarının karşı karşıya kaldığı sorunlar var fakat gençler duyguları ve akıl sağlıkları ile ilgili konuşmaktan halen utanmaya devam ediyor. Kaygılı hissetmek gençleri yalnızlığa itebilir. Ancak duygularıyla başa çıkmakta zorlanan çok kişi var ve her şey zamanla düzeliyor. Yeni kampanyamız, gençlerin güvensizlikleri nedeniyle geride kalmadıklarını ve sosyal medyanın genellikle saldırgan atmosferinin onlar üzerinde etkisi olmadığını göstermeye yardımcı olacak. Kaspersky Lab ile güçlerimizi birleştirmekten çok memnunuz ve Z kuşağına akıl sağlıkları hakkında daha açık olmaları için yardım etmeye ve kendilerini geliştirmelerine destek olmaya devam edeceğiz. İnsanları, başkalarının eleştirebileceği veya kendilerinin kaygı duyduğu noktalarını sahiplenmeye çağırıyoruz. Kendine güvenen ve başarılı bir birey olmak için sınır yok.”
Kaspersky Lab ve The Mix, Z kuşağı mensuplarını arkadaşlarıyla birlikte sosyal medya üzerindeki #AndOwningIt etiketi ile konuşmalara katılmaya ve desteklerini göstermek için bir tişört satın almaya çağırıyor.
Kaspersky Lab Avrupa Yönetici Direktörü IIijana Vavan: “Kaspersky Lab yıllardır ailelerin ve şirketlerin internet üzerindeki güvensizlikleri ile mücadele edip siber tehditlerden korunmasına yardım ediyor. Şimdi tüm dünyadaki gençlere, diğer hiçbir neslin karşılaşmadığı dijital çağda gelişmeye çalışırken güvensizliklerini güvenliğe dönüştürmeleri ve hayattaki kaygılarını aşmaları için yardım etmek istiyoruz. Kendi kontrollerindeki ve kontrolleri dışındaki durumlar nedeniyle başarılı ve mutlu olamayacaklarından korkuyorlar. Bu kampanya, Z kuşağının bu sınırları sadece kendi içlerinde oluşturduğunu ve bu güvensizlikleri aşıp sahiplenmenin kendi ellerinde olduğunu fark etmesine yardımcı oluyor.” şeklinde konuştu.
Son Güncelleme: Pazar, 10 Şubat 2019 14:57
Gösterim: 1788

