Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Bu yıl 9'uncusu düzenlenen İstanbul Teknik Üniversitesi Robot Olimpiyatları (İTÜRO) başladı.

İTÜ Kontrol ve Otomasyon Kulübünce, üniversitenin Ayazağa yerleşkesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen olimpiyatlarda 3 gün boyunca yaklaşık 800 robot yarışacak.

Bir öğrenci etkinliği olarak 2007'den beri ekibini ve hedeflerini büyüterek yoluna devam eden İTÜRO, uluslararası bir organizasyon olma yolunda bu yıl da yabancı konuk ve yarışmacılarını ağırlıyor.

Olimpiyat kapsamındaki yarışmalar; "Çizgi İzleyen", "Basketbol", "Mikro Sumo", "Yangın Söndüren", "Merdiven Çıkan", "Labirent", "Renk Seçen", "Kendini Dengeleyen", "Senaryo" ve "Serbest Kategori" olmak üzere 10 farklı kategoride yapılıyor. 

Yarışma kategorileri arasında yer alan ve 2 yılda bir görev değişikliğine gidilen "Senaryo" kategorisinde 2015-2016 görevi "İnşaat" olarak belirlendi.

İTÜRO 2015'e, Instituto Italiano di Tecnologia'dan Prof. Dr. Giorgia Metta ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vasif Vagifoğlu Nabiyev konuk olacak.

Etkinlik kapsamında robot yarışmalarının yanı sıra panel, seminer ve gösteriler de düzenlenecek.

"Robotik yarışmalara ilgi artıyor"

Bu yılki olimpiyatların genel koordinatörü Celaleddin Hidayetoğlu, İTÜRO'nun, 8 yıllık birikim ve tecrübenin üzerine bir yıllık çalışma eklenerek gerçekleştirildiğini söyledi.

Amaçlarının, Türkiye'de robotiğin yerini ve yapılan çalışmaları sorgulamak, bu çalışmaları ileri taşımak olduğunu vurgulayan Hidayetoğlu, olimpiyatın 10 kategoride düzenlendiğini ifade etti.

Hidayetoğlu, bu yıl 800'e yakın başvuru aldıklarını kaydederek, 3 gün sürecek yarışmalarda kategorilerinde başarılı olanların ödüllendirileceğini aktardı. 

Türkiye'deki robotik yarışma sayısında önceki yıllara göre artış olduğunu dile getiren Hidayetoğlu, "Bu yarışmaların artması, özellikle robotiğin gelişmesi açısından önemli. Özellikle üniversitelerde yapılan yarışmalar. Robotik yarışmaları ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksekokullarda ilgi çekiyor" diye konuştu.

"İTÜRO uluslararası kimliğe büründü"

Hidayetoğlu, dünyada yapılan önemli robotik yarışmalarını takip ettiklerini ve bunları kendi yarışmalarına eklediklerini belirterek, "İTÜRO uluslararası bir organizasyon. Bu yıl 50'ye yakın yabancı başvurumuz var. Bu önemli bir nokta" dedi.

Bu olimpiyatın artık uluslararası kimliğe büründüğünü anlatan Hidayetoğlu, "Şu anda dünyanın yetkin üniversite ve robotik etkinliklerinden biriyiz" ifadesini kullandı.

İnsansız hava aracı

Hava Harp Okulu öğrencileri Umut Şahin ve Enes Bayram, Havacılık ve Uzay Mühendisliği ile Elektrik Mühendisliği bölümlerinin ortak çalışması olan insansız hava aracı hakkında AA muhabirine bilgi verdi. 

Şahin, "Uydu sistemi olmayan ülkeler için kendi kurduğumuz bir yer istasyonu ile insansız hava araçları arasındaki iletişimi sağlayarak menzil artırıcı proje üretmeye çalıştık" dedi.

Bazı ülkelerin kendi insansız hava araçlarını yönetmek için yörüngede uyduları bulunmadığını dile getiren Şahin, "Ancak bu ülkeler stratejik bölgeleri için bir yer istasyonu oluşturarak, insansız hava araçlarını temel aldıkları noktadan yönetebilirler. Biz burada uçağımızla yer istasyonları arasında veri iletişimi sağladık. Bu sayede çok daha geniş bir operasyon alanında istihbarat veya üzerine silah takılırsa operasyon amaçlı kullanılabilecek bir hava aracı sistemi geliştirmiş olduk" diye konuştu.

Enes Bayram ise cihazın sadece görüntü aktarmakla kalmayıp, yükseklik, coğrafi konum ve havacılıkla ilgili bilgileri de gönderebildiğini söyledi.

7 yaşında robot üretti

Florya Koleji öğrencisi 11 yaşındaki Ali Emre Şenel, okulunda robotik ile ilgili ders almamasına rağmen bu konuya merakı dolayısıyla ürettiği çizgi takip eden robotu tanıttı.

Robotunun sadece çizgi izlemediğini aynı zamanda resim çizdiğini dile getiren Şenel, sisteme takılan bilgisayar işletim sistemi ve kameralar sayesinde robotun yaptığı işlemleri anlattı.

Şenel'in 7 yaşındaki kardeşi Alp Mete Şenel de çizgi izleyen robotunu tanıttı. Şenel, "Bir tane kart var mavi olan. Onunla programı yazıyorum. Sonra programda pilleri takıyorum. Pilleri takılı olan kabloları sensörlere takıyorum. Sonra sisteme tanıttığımda yazdığım programdaki bilgiler sensöre gidiyor" diye konuştu.

Trafikte araç çarpışmalarını önleyecek proje

Büyükçekmece Çınar Koleji 9. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Gümüş ise trafikte araç çarpışmaları şeklinde oluşan kazaları engellemek ve minimuma indirmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi.

Gümüş, "Amacımız, ani ve zincirleme trafik kazalarını magnetik bobinli hız kesici fren sistemiyle engellemek. Sürücünün dikkatsiz olması veya uyuması durumunda, aracın dört bir tarafına koyacağımız magnetik sistemler başka bir otomobile yaklaşılması halinde devreye girecek ve ani şekilde fren yapılmasını sağlayacak. Aracın başka bir otomobile yaklaşmasıyla bobin sistemlerinin oluşturduğu magnetik alanlar sayesinde frene basılacak" ifadelerini kullandı.

Sanal komutla dama oynayan robot

Marmara Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Burak Kılıç da ürettikleri robotik sistemle dama oyununu kendi stilleriyle oynadıklarını ifade etti. 

Projenin ilk aşamasında bilgisayarda tasarladıkları sistemle herhangi bir klavye ve mouse kullanmadan el hareketleriyle gözlüğe komut verdiklerini belirten Kılıç, "Gözlüğüme elimle hangi taşı alacağımı gösteriyorum. O taşı cihazımız kendisi alıyor. Sanal dünya ile gerçek dünyayı bağdaştırdık aslında" dedi.

Olimpiyatlarda yarışacak top oynayan robot da büyük ilgi görüyor.

> 800 robot 3 gün boyunca yarışacak

Bu yıl 9'uncusu düzenlenen İstanbul Teknik Üniversitesi Robot Olimpiyatları (İTÜRO) başladı.

İTÜ Kontrol ve Otomasyon Kulübünce, üniversitenin Ayazağa yerleşkesindeki Süleyman Demirel Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen olimpiyatlarda 3 gün boyunca yaklaşık 800 robot yarışacak.

Bir öğrenci etkinliği olarak 2007'den beri ekibini ve hedeflerini büyüterek yoluna devam eden İTÜRO, uluslararası bir organizasyon olma yolunda bu yıl da yabancı konuk ve yarışmacılarını ağırlıyor.

Olimpiyat kapsamındaki yarışmalar; "Çizgi İzleyen", "Basketbol", "Mikro Sumo", "Yangın Söndüren", "Merdiven Çıkan", "Labirent", "Renk Seçen", "Kendini Dengeleyen", "Senaryo" ve "Serbest Kategori" olmak üzere 10 farklı kategoride yapılıyor. 

Yarışma kategorileri arasında yer alan ve 2 yılda bir görev değişikliğine gidilen "Senaryo" kategorisinde 2015-2016 görevi "İnşaat" olarak belirlendi.

İTÜRO 2015'e, Instituto Italiano di Tecnologia'dan Prof. Dr. Giorgia Metta ve Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Vasif Vagifoğlu Nabiyev konuk olacak.

Etkinlik kapsamında robot yarışmalarının yanı sıra panel, seminer ve gösteriler de düzenlenecek.

"Robotik yarışmalara ilgi artıyor"

Bu yılki olimpiyatların genel koordinatörü Celaleddin Hidayetoğlu, İTÜRO'nun, 8 yıllık birikim ve tecrübenin üzerine bir yıllık çalışma eklenerek gerçekleştirildiğini söyledi.

Amaçlarının, Türkiye'de robotiğin yerini ve yapılan çalışmaları sorgulamak, bu çalışmaları ileri taşımak olduğunu vurgulayan Hidayetoğlu, olimpiyatın 10 kategoride düzenlendiğini ifade etti.

Hidayetoğlu, bu yıl 800'e yakın başvuru aldıklarını kaydederek, 3 gün sürecek yarışmalarda kategorilerinde başarılı olanların ödüllendirileceğini aktardı. 

Türkiye'deki robotik yarışma sayısında önceki yıllara göre artış olduğunu dile getiren Hidayetoğlu, "Bu yarışmaların artması, özellikle robotiğin gelişmesi açısından önemli. Özellikle üniversitelerde yapılan yarışmalar. Robotik yarışmaları ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve yüksekokullarda ilgi çekiyor" diye konuştu.

"İTÜRO uluslararası kimliğe büründü"

Hidayetoğlu, dünyada yapılan önemli robotik yarışmalarını takip ettiklerini ve bunları kendi yarışmalarına eklediklerini belirterek, "İTÜRO uluslararası bir organizasyon. Bu yıl 50'ye yakın yabancı başvurumuz var. Bu önemli bir nokta" dedi.

Bu olimpiyatın artık uluslararası kimliğe büründüğünü anlatan Hidayetoğlu, "Şu anda dünyanın yetkin üniversite ve robotik etkinliklerinden biriyiz" ifadesini kullandı.

İnsansız hava aracı

Hava Harp Okulu öğrencileri Umut Şahin ve Enes Bayram, Havacılık ve Uzay Mühendisliği ile Elektrik Mühendisliği bölümlerinin ortak çalışması olan insansız hava aracı hakkında AA muhabirine bilgi verdi. 

Şahin, "Uydu sistemi olmayan ülkeler için kendi kurduğumuz bir yer istasyonu ile insansız hava araçları arasındaki iletişimi sağlayarak menzil artırıcı proje üretmeye çalıştık" dedi.

Bazı ülkelerin kendi insansız hava araçlarını yönetmek için yörüngede uyduları bulunmadığını dile getiren Şahin, "Ancak bu ülkeler stratejik bölgeleri için bir yer istasyonu oluşturarak, insansız hava araçlarını temel aldıkları noktadan yönetebilirler. Biz burada uçağımızla yer istasyonları arasında veri iletişimi sağladık. Bu sayede çok daha geniş bir operasyon alanında istihbarat veya üzerine silah takılırsa operasyon amaçlı kullanılabilecek bir hava aracı sistemi geliştirmiş olduk" diye konuştu.

Enes Bayram ise cihazın sadece görüntü aktarmakla kalmayıp, yükseklik, coğrafi konum ve havacılıkla ilgili bilgileri de gönderebildiğini söyledi.

7 yaşında robot üretti

Florya Koleji öğrencisi 11 yaşındaki Ali Emre Şenel, okulunda robotik ile ilgili ders almamasına rağmen bu konuya merakı dolayısıyla ürettiği çizgi takip eden robotu tanıttı.

Robotunun sadece çizgi izlemediğini aynı zamanda resim çizdiğini dile getiren Şenel, sisteme takılan bilgisayar işletim sistemi ve kameralar sayesinde robotun yaptığı işlemleri anlattı.

Şenel'in 7 yaşındaki kardeşi Alp Mete Şenel de çizgi izleyen robotunu tanıttı. Şenel, "Bir tane kart var mavi olan. Onunla programı yazıyorum. Sonra programda pilleri takıyorum. Pilleri takılı olan kabloları sensörlere takıyorum. Sonra sisteme tanıttığımda yazdığım programdaki bilgiler sensöre gidiyor" diye konuştu.

Trafikte araç çarpışmalarını önleyecek proje

Büyükçekmece Çınar Koleji 9. sınıf öğrencisi Elif Ebrar Gümüş ise trafikte araç çarpışmaları şeklinde oluşan kazaları engellemek ve minimuma indirmek amacıyla proje geliştirdiklerini söyledi.

Gümüş, "Amacımız, ani ve zincirleme trafik kazalarını magnetik bobinli hız kesici fren sistemiyle engellemek. Sürücünün dikkatsiz olması veya uyuması durumunda, aracın dört bir tarafına koyacağımız magnetik sistemler başka bir otomobile yaklaşılması halinde devreye girecek ve ani şekilde fren yapılmasını sağlayacak. Aracın başka bir otomobile yaklaşmasıyla bobin sistemlerinin oluşturduğu magnetik alanlar sayesinde frene basılacak" ifadelerini kullandı.

Sanal komutla dama oynayan robot

Marmara Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği mezunu ve Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi Burak Kılıç da ürettikleri robotik sistemle dama oyununu kendi stilleriyle oynadıklarını ifade etti. 

Projenin ilk aşamasında bilgisayarda tasarladıkları sistemle herhangi bir klavye ve mouse kullanmadan el hareketleriyle gözlüğe komut verdiklerini belirten Kılıç, "Gözlüğüme elimle hangi taşı alacağımı gösteriyorum. O taşı cihazımız kendisi alıyor. Sanal dünya ile gerçek dünyayı bağdaştırdık aslında" dedi.

Olimpiyatlarda yarışacak top oynayan robot da büyük ilgi görüyor.

Son Güncelleme: Perşembe, 09 Nisan 2015 16:45

Gösterim: 2462

Türkiye Özel Okullar Birliği’nin bu yıl ikincisini düzenlendiği Eğitim Teknolojileri Konferansı’nda Yazar-Eğitimci Jeff States, artık 3 boyutlu bir dünyada yaşadığımızı ve bilgi patlamasının yaşandığını, bu durumda birtakım şeyleri artık evde de öğrenebileceğimizi söyledi. Apple Seçkin Eğitmeni Andrew Jewell ise, öğrenme süreçlerinin görsel ve izlenebilir hale geldiğini ve öğrencilerin de kendilerini değerlendirmeye başladıklarını dile getirdi.
andrew_jewellTeknolojinin eğitim ortamlarına etkili bir araç olarak entegre edilmesi; idareci, öğretmen ve öğrencilerin teknolojiyi etkin biçimde kullanması, kurumların teknolojik yatırımlarının hedefine ulaşması amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen Eğitim Teknolojileri Konferansı; 21 Mart 2015’te Beykent Üniversitesi Maslak Kampüsünde 2000’ini aşkın öğretmenin katılımıyla gerçekleşti. Eğitimde teknoloji kullanımına yönelik iyi örneklerin paylaşıldığı, eğitim teknolojilerini derslerinde kullanmak isteyen öğretmenlerin farklı projeleri inceleyebildikleri ve meslektaşları ile paylaşımda bulundukları II. Eğitim Teknolojileri Konferansı’nda katılımcılar, tüm gün ana salonda yapılan oturumların yanı sıra paralel oturumlarda 250 sunumu izleme fırsatı buldular. Konferansın açılış konuşmalarını Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Karahan, Türkiye Özel Okullar Birliği Başkan Yardımcısı Nurullah Dal ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız yaptı. Prof. Dr. M. Emin Karahan konuşmasında, bu etkinliğin teknolojiye yatırım yapmayı planlayan okulların bu konudaki yol haritalarını oluşturmada etkili rol oynayacağını ve ışık tutacağını söyledi. Birincisini geçen sene 1800’e yakın katılımcıyla 190 sunum ve 6 konferans şeklinde yaptıklarını ve inanılmaz bir talep gördüklerini belirten Nurullah Dal, bu seneki konferansta 2000’in üzerinde katılımcı, 250 sunum ve 8 konferans olduğu bilgisini paylaştı.
ARAÇ AMACIN ÖNÜNE GEÇMEMELİ
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak eğitim teknolojileri alanında yapılan çalışmalara burada olan ya da olmayan dünya çapında global şirketler, teknoloji üreten ve bunların eğitim sektörümüzde de alanlarında kullanılabilir temini için çaba sarfeden firmalarla özel projeler gerçekleştirdiklerini belirtti. FATİH Projesi’nin ülkemizin yüz akı bir projesi olduğunu söyleyen Dr. Muammer Yıldız, projenin bütün bileşenlerini teker teker masaya yatırdığınız takdirde bütün bu yapılan çalışmaların temelde böyle bir ana omurgası olduğunu ifade etmek istediklerini dile getirerek, “Eğitimciler olarak, biz dünyanın en iyi müfredatını geliştirebiliriz, en iyi eğitim araçlarına ulaşabiliriz. Bugün olduğu gibi okullarımızın altyapısını teknolojik donanımlarını ve dünyada kullanılan en son eğitim teknolojilerini sınıflarımıza transfer edebiliriz. Bütün bunları hem kamu olarak hem de özel sektör olarak yapıyoruz ve yapabiliriz de. Ancak bilesiniz ki bu iş insan işidir. Bu işin, eğitimin odağında insan vardır. Dolayısıyla hiçbir zaman araç amacın önüne geçmemeli. Amaç çocuklarımızın temel becerilerini keşfetmek, ortaya çıkarmak ve bu doğrultuda onlara eğitim vermektir” diye konuştu.
TEKNOLOJİ DÖNEMİNDE OKULA GİTMEK ANLAMSIZ
Konferansın ilk sunumunu yapan Yazar-Eğitimci Jeff States, sunumunda öğretmenlerin internete bakış açısına değinerek, bunun tutku ve becerilere bağlı olduğunu dile getirdi. Pek çok kişinin sosyal medyayı neden kullanmadığını anlatan Jeff States, şu bilgileri aktardı: “Bunun cevabı çok basit. İnsanların tutkuları yok. Burada öğretmenlikle ilgili bir tutkunun olması yetmiyor. Öğretmenlerin değişim için bir tutkusu olması gerekiyor. İnsanların yüzde 80’i işlerine değişim için herhangi bir tutkusu olmadan gidiyor. Bunu bir öğretmen olarak tercüme edersek eğer, İngilizce öğretmeni alıyorsunuz ve bunların sadece yüzde 20’si teknoloji kullanımıyla ilgili, tutkulu. Onların dışında diğer 80 tanesi sadece işe gidip geliyor. Teknoloji değişimiyle ilgili tutkunuz tamamen size ait bir sorun. Dünya değişiyor. Dünya 2 boyuttan 3 boyuta geçiyor ve değişiyor.”
Jeff States, 2D’nin yani 2 boyutun bilgi kıtlığının olduğu ve başka imkan olmadığı için okula gitmenin zorunlu kılındığı bir zaman olduğunu söyledi. States, “Eğitim denen şeyi sanayi devrimi sırasında oluşturduk. Okul endüstrinin bir sonucudur. Çünkü endüstride yetenekleri, becerileri olan insanlara ihtiyaç vardı. Sanayi Devrimi sırasında o dönemin teknolojisi okullar oluşturuluyor. Yani burada okullarda bir öğretmen, bir sınıf ve bir tahta vardı. O zamanın teknolojisi buydu. Bu zaman dilimi için de bir öğrenci bir öğretmeninden daha akıllı hale gelemezdi ki her zaman öğretmen daha akıllıydı. Ama bugün bile öğretmenler daha akıllı. Ama bu artık yanlış. Çünkü bugün artık 2 boyutta yaşamıyoruz ve bir bilgi patlamasıyla karşı karşıyayız. 3 boyutta yaşıyoruz artık. Bugün bilgi lüksünün sahibiyiz. Yani artık birtakım şeyleri evde de öğrenebilirsiniz. Yani siz bir değişim için bir tutkuya sahipseniz ve bunun becerisine sahipseniz evde, okuldakinden daha hızlı bir şekilde bile öğrenebilirsiniz” diye konuştu.
Öğrenme yetkinliklerinden, öğrenme geriliminiz yüksekse, okuma, yazma, hikaye anlatma, beyin haritası çıkarma, girişken ve yaratıcı olma, network yapabilme, empati kurma, insanlarla çalışma, kültürel becerileri, insani becerileri gibi özelliklere sahip olanların öğrenme sürecini hızlandırabildiğini ifade eden Jeff States, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama burada sihirli bir başka şey var elimizde; internet ve internet sadece teknolojidir. Bu teknoloji bize her şeyi bütün dünyayla birlikte yapabilme şansı tanıyor. Bunu bir tutkuya sahip olan kişiler yapabilir. Öyle okullar geliştirmeliyiz ki insanlar kendi tutkuları ve becerilerine dayalı derslerini seçip ve kendi öğrenme yetkinliklerini geliştirmeleri gereken yapıları kurabilmeli. Ama burada bir sorunumuz var. 2 boyutlu eğitimdeki öğrenme gücü çok zayıf. Çünkü hala çocukları alıp tutkuları olmayan derslere sokuyoruz. Öğretmenler de eğitimle ilgili eğitimde neler olduğuyla ilgili hiçbir tutkuya sahip değiller. Şimdi artık e-kitaplara geçtik, akıllı tahtalara geçtik. Ve öğretmen, daha önce öğrettiği biçimi hiç değiştirmeden sadece teknolojiye uyum sağlıyor. Bu teknoloji döneminde hala öğrencilerin okula gelmesi gerçekten çok saçma. Teknolojiyi tamamen farklı bir şekilde kucaklamalıyız.”
ÖĞRENME SÜREÇLERİ GÖRSEL HALE GELDİ
İskoçya’da bir okulda ders veren Apple Seçkin Eğitmeni ve Eğitim Danışmanı Andrew Jewell, 2010 yılında okulda başlattıkları proje hakkında sunum verdi. Her bir öğrenciye iPad verdiklerini dile getiren Andrew Jewell, “Bütün dünyada oluşmakta olan, gelişmekte olan bir şeyler var ve her şey çok daha işbirliğine dayalı hale geliyor. Öğrenciler birbirleriyle konuşuyorlar. Her şey çok daha kişiselleştirilmiş bir hal alıyor. Çok daha fazla öğrencilerimizin hayatlarına daha uygun, uyumlu bir hale geliyor. Şimdi neler değişti, neler dönüştü ona bakmamız gerekiyor. Sınıfta artık neler yapabileceğimiz üzerinde durabilmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Andrew Jewell, sınıfta öğrencilerle beraber iPad’le neler yaptığını anlattı ve öğrencilerin derse katılımında artış yaşandığını, her bir öğrencinin farklı öğrenme tarzları olduğunu ve değerlendirmelerde öğrencilerin de rol aldığını söyledi. Jewell, okulda uyguladıkları bu projeyi şu örneklerle katılımcılara aktardı:
“Her sene bir sefer velilerimizle notları paylaşırız. Karne yerine bunu iPad’de bir şablon oluşturarak yaptık. Her bir çocuk için ayrı bir şablon oluşturduk. Bu aslında bütün yıl boyunca çocukların sınıfta neler yaptığına dair videoların yer aldığı, yaptığı projelerin örneklerinin yer aldığı, o sene okulda yapılan her şeyle ilgili fotoğrafların yer aldığı, kendi gelişimlerini gösteren bir şablondu bu. Biz bu karneyi daha yıl başlamadan her öğrenciyle paylaşıyoruz. Öğrenciler de sene ilerledikçe videolar, içerik yüklemeye başladıkça kendi profillerini oluşturuyorlar bu şekilde. Böylece çocuğun öğrenme sürecini herkes izleyebilir ve görebilir hale geliyor. Dolayısıyla bizler çocuklarla ilgili notlandırma ve değerlendirme sürecini çocukların kendi eline vermiş olduk ve kendilerini değerlendirebilmelerini sağlamış olduk. Çünkü çocuklar kendi karnelerine bakıyorlar ve diyorlar ki daha iyisini yapabilirim. Dolayısıyla çocuklarımızın başarı düzeyi de giderek artıyor.
Öğrenme ve öğretme konusunda neler yaptığımıza bakacak olursak, öğrencilerin farklı yetenek düzeyleri ve farklı öğrenme dilleri var. Bazısı görsel öğreniyor, bazısı da kinestetik öğrenme tarzına dahip ve aynı sınıflarda öğreniyorlar. Bizim bunla başa çıkmamız gerekiyor. Bütün bu farklı öğrenme tarzlarını, yetenek düzeylerini nasıl değerlendireceğiz? Bunu bir örnekle anlatacağım. Herkesin bildiği bir konu; su döngüsü… Bu döngüyü sınıfta göstermek yerine çocukları dışarı çıkardık ve bütün bu süreci yerinde gösterdik. Değerlendirme konusunda da her bir öğrenci konuyu anlayıp anlamadıklarını farklı bir şekilde aktardı. Makale yazan oldu, resim çizen oldu. Ama hepsi de konuyu anlamışlardı.”

> Öğrenme süreçleri görsel ve izlenebilir hale geldi

Türkiye Özel Okullar Birliği’nin bu yıl ikincisini düzenlendiği Eğitim Teknolojileri Konferansı’nda Yazar-Eğitimci Jeff States, artık 3 boyutlu bir dünyada yaşadığımızı ve bilgi patlamasının yaşandığını, bu durumda birtakım şeyleri artık evde de öğrenebileceğimizi söyledi. Apple Seçkin Eğitmeni Andrew Jewell ise, öğrenme süreçlerinin görsel ve izlenebilir hale geldiğini ve öğrencilerin de kendilerini değerlendirmeye başladıklarını dile getirdi.
andrew_jewellTeknolojinin eğitim ortamlarına etkili bir araç olarak entegre edilmesi; idareci, öğretmen ve öğrencilerin teknolojiyi etkin biçimde kullanması, kurumların teknolojik yatırımlarının hedefine ulaşması amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen Eğitim Teknolojileri Konferansı; 21 Mart 2015’te Beykent Üniversitesi Maslak Kampüsünde 2000’ini aşkın öğretmenin katılımıyla gerçekleşti. Eğitimde teknoloji kullanımına yönelik iyi örneklerin paylaşıldığı, eğitim teknolojilerini derslerinde kullanmak isteyen öğretmenlerin farklı projeleri inceleyebildikleri ve meslektaşları ile paylaşımda bulundukları II. Eğitim Teknolojileri Konferansı’nda katılımcılar, tüm gün ana salonda yapılan oturumların yanı sıra paralel oturumlarda 250 sunumu izleme fırsatı buldular. Konferansın açılış konuşmalarını Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Karahan, Türkiye Özel Okullar Birliği Başkan Yardımcısı Nurullah Dal ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız yaptı. Prof. Dr. M. Emin Karahan konuşmasında, bu etkinliğin teknolojiye yatırım yapmayı planlayan okulların bu konudaki yol haritalarını oluşturmada etkili rol oynayacağını ve ışık tutacağını söyledi. Birincisini geçen sene 1800’e yakın katılımcıyla 190 sunum ve 6 konferans şeklinde yaptıklarını ve inanılmaz bir talep gördüklerini belirten Nurullah Dal, bu seneki konferansta 2000’in üzerinde katılımcı, 250 sunum ve 8 konferans olduğu bilgisini paylaştı.
ARAÇ AMACIN ÖNÜNE GEÇMEMELİ
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak eğitim teknolojileri alanında yapılan çalışmalara burada olan ya da olmayan dünya çapında global şirketler, teknoloji üreten ve bunların eğitim sektörümüzde de alanlarında kullanılabilir temini için çaba sarfeden firmalarla özel projeler gerçekleştirdiklerini belirtti. FATİH Projesi’nin ülkemizin yüz akı bir projesi olduğunu söyleyen Dr. Muammer Yıldız, projenin bütün bileşenlerini teker teker masaya yatırdığınız takdirde bütün bu yapılan çalışmaların temelde böyle bir ana omurgası olduğunu ifade etmek istediklerini dile getirerek, “Eğitimciler olarak, biz dünyanın en iyi müfredatını geliştirebiliriz, en iyi eğitim araçlarına ulaşabiliriz. Bugün olduğu gibi okullarımızın altyapısını teknolojik donanımlarını ve dünyada kullanılan en son eğitim teknolojilerini sınıflarımıza transfer edebiliriz. Bütün bunları hem kamu olarak hem de özel sektör olarak yapıyoruz ve yapabiliriz de. Ancak bilesiniz ki bu iş insan işidir. Bu işin, eğitimin odağında insan vardır. Dolayısıyla hiçbir zaman araç amacın önüne geçmemeli. Amaç çocuklarımızın temel becerilerini keşfetmek, ortaya çıkarmak ve bu doğrultuda onlara eğitim vermektir” diye konuştu.
TEKNOLOJİ DÖNEMİNDE OKULA GİTMEK ANLAMSIZ
Konferansın ilk sunumunu yapan Yazar-Eğitimci Jeff States, sunumunda öğretmenlerin internete bakış açısına değinerek, bunun tutku ve becerilere bağlı olduğunu dile getirdi. Pek çok kişinin sosyal medyayı neden kullanmadığını anlatan Jeff States, şu bilgileri aktardı: “Bunun cevabı çok basit. İnsanların tutkuları yok. Burada öğretmenlikle ilgili bir tutkunun olması yetmiyor. Öğretmenlerin değişim için bir tutkusu olması gerekiyor. İnsanların yüzde 80’i işlerine değişim için herhangi bir tutkusu olmadan gidiyor. Bunu bir öğretmen olarak tercüme edersek eğer, İngilizce öğretmeni alıyorsunuz ve bunların sadece yüzde 20’si teknoloji kullanımıyla ilgili, tutkulu. Onların dışında diğer 80 tanesi sadece işe gidip geliyor. Teknoloji değişimiyle ilgili tutkunuz tamamen size ait bir sorun. Dünya değişiyor. Dünya 2 boyuttan 3 boyuta geçiyor ve değişiyor.”
Jeff States, 2D’nin yani 2 boyutun bilgi kıtlığının olduğu ve başka imkan olmadığı için okula gitmenin zorunlu kılındığı bir zaman olduğunu söyledi. States, “Eğitim denen şeyi sanayi devrimi sırasında oluşturduk. Okul endüstrinin bir sonucudur. Çünkü endüstride yetenekleri, becerileri olan insanlara ihtiyaç vardı. Sanayi Devrimi sırasında o dönemin teknolojisi okullar oluşturuluyor. Yani burada okullarda bir öğretmen, bir sınıf ve bir tahta vardı. O zamanın teknolojisi buydu. Bu zaman dilimi için de bir öğrenci bir öğretmeninden daha akıllı hale gelemezdi ki her zaman öğretmen daha akıllıydı. Ama bugün bile öğretmenler daha akıllı. Ama bu artık yanlış. Çünkü bugün artık 2 boyutta yaşamıyoruz ve bir bilgi patlamasıyla karşı karşıyayız. 3 boyutta yaşıyoruz artık. Bugün bilgi lüksünün sahibiyiz. Yani artık birtakım şeyleri evde de öğrenebilirsiniz. Yani siz bir değişim için bir tutkuya sahipseniz ve bunun becerisine sahipseniz evde, okuldakinden daha hızlı bir şekilde bile öğrenebilirsiniz” diye konuştu.
Öğrenme yetkinliklerinden, öğrenme geriliminiz yüksekse, okuma, yazma, hikaye anlatma, beyin haritası çıkarma, girişken ve yaratıcı olma, network yapabilme, empati kurma, insanlarla çalışma, kültürel becerileri, insani becerileri gibi özelliklere sahip olanların öğrenme sürecini hızlandırabildiğini ifade eden Jeff States, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama burada sihirli bir başka şey var elimizde; internet ve internet sadece teknolojidir. Bu teknoloji bize her şeyi bütün dünyayla birlikte yapabilme şansı tanıyor. Bunu bir tutkuya sahip olan kişiler yapabilir. Öyle okullar geliştirmeliyiz ki insanlar kendi tutkuları ve becerilerine dayalı derslerini seçip ve kendi öğrenme yetkinliklerini geliştirmeleri gereken yapıları kurabilmeli. Ama burada bir sorunumuz var. 2 boyutlu eğitimdeki öğrenme gücü çok zayıf. Çünkü hala çocukları alıp tutkuları olmayan derslere sokuyoruz. Öğretmenler de eğitimle ilgili eğitimde neler olduğuyla ilgili hiçbir tutkuya sahip değiller. Şimdi artık e-kitaplara geçtik, akıllı tahtalara geçtik. Ve öğretmen, daha önce öğrettiği biçimi hiç değiştirmeden sadece teknolojiye uyum sağlıyor. Bu teknoloji döneminde hala öğrencilerin okula gelmesi gerçekten çok saçma. Teknolojiyi tamamen farklı bir şekilde kucaklamalıyız.”
ÖĞRENME SÜREÇLERİ GÖRSEL HALE GELDİ
İskoçya’da bir okulda ders veren Apple Seçkin Eğitmeni ve Eğitim Danışmanı Andrew Jewell, 2010 yılında okulda başlattıkları proje hakkında sunum verdi. Her bir öğrenciye iPad verdiklerini dile getiren Andrew Jewell, “Bütün dünyada oluşmakta olan, gelişmekte olan bir şeyler var ve her şey çok daha işbirliğine dayalı hale geliyor. Öğrenciler birbirleriyle konuşuyorlar. Her şey çok daha kişiselleştirilmiş bir hal alıyor. Çok daha fazla öğrencilerimizin hayatlarına daha uygun, uyumlu bir hale geliyor. Şimdi neler değişti, neler dönüştü ona bakmamız gerekiyor. Sınıfta artık neler yapabileceğimiz üzerinde durabilmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Andrew Jewell, sınıfta öğrencilerle beraber iPad’le neler yaptığını anlattı ve öğrencilerin derse katılımında artış yaşandığını, her bir öğrencinin farklı öğrenme tarzları olduğunu ve değerlendirmelerde öğrencilerin de rol aldığını söyledi. Jewell, okulda uyguladıkları bu projeyi şu örneklerle katılımcılara aktardı:
“Her sene bir sefer velilerimizle notları paylaşırız. Karne yerine bunu iPad’de bir şablon oluşturarak yaptık. Her bir çocuk için ayrı bir şablon oluşturduk. Bu aslında bütün yıl boyunca çocukların sınıfta neler yaptığına dair videoların yer aldığı, yaptığı projelerin örneklerinin yer aldığı, o sene okulda yapılan her şeyle ilgili fotoğrafların yer aldığı, kendi gelişimlerini gösteren bir şablondu bu. Biz bu karneyi daha yıl başlamadan her öğrenciyle paylaşıyoruz. Öğrenciler de sene ilerledikçe videolar, içerik yüklemeye başladıkça kendi profillerini oluşturuyorlar bu şekilde. Böylece çocuğun öğrenme sürecini herkes izleyebilir ve görebilir hale geliyor. Dolayısıyla bizler çocuklarla ilgili notlandırma ve değerlendirme sürecini çocukların kendi eline vermiş olduk ve kendilerini değerlendirebilmelerini sağlamış olduk. Çünkü çocuklar kendi karnelerine bakıyorlar ve diyorlar ki daha iyisini yapabilirim. Dolayısıyla çocuklarımızın başarı düzeyi de giderek artıyor.
Öğrenme ve öğretme konusunda neler yaptığımıza bakacak olursak, öğrencilerin farklı yetenek düzeyleri ve farklı öğrenme dilleri var. Bazısı görsel öğreniyor, bazısı da kinestetik öğrenme tarzına dahip ve aynı sınıflarda öğreniyorlar. Bizim bunla başa çıkmamız gerekiyor. Bütün bu farklı öğrenme tarzlarını, yetenek düzeylerini nasıl değerlendireceğiz? Bunu bir örnekle anlatacağım. Herkesin bildiği bir konu; su döngüsü… Bu döngüyü sınıfta göstermek yerine çocukları dışarı çıkardık ve bütün bu süreci yerinde gösterdik. Değerlendirme konusunda da her bir öğrenci konuyu anlayıp anlamadıklarını farklı bir şekilde aktardı. Makale yazan oldu, resim çizen oldu. Ama hepsi de konuyu anlamışlardı.”

Son Güncelleme: Perşembe, 02 Nisan 2015 17:12

Gösterim: 2335

FATİH Projesi kapsamında, mayıstan itibaren öğrenciler ile öğretmenlere kalemli ve kameralı tablet bilgisayar dağıtılacak.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile TELPA şirketi temsilcileri, FATİH Projesi kapsamında, 700 bin Tablet Bilgisayar Seti Dağıtımı ihalesi sözleşmesini törenle imzaladı.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, FATİH Projesi'nin teknolojinin eğitimde etkili şekilde yürütülmesi için geliştirilen en önemli projelerden olduğunu belirterek, sözleşmeyle mayısta dağıtılacak, 700 bin tablet için önemli bir aşamanın geride bırakıldığını söyledi.

Tabletlerin teknik kapasite açısından bugüne kadar alınan en iyi ve en uygun fiyatlı ürün olduğunu vurgulayan Kurt, bir tablete 550 lira ödeyeceklerini kaydetti. Kurt, "FATİH Projesi'ni en etkin şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Bütün öğrenci ve öğretmenlerimize, en kısa zamanda tablet bilgisayarları ulaştıracağız" diye konuştu.

Altyapı çalışmalarının devam ettiğini ve 17 bin 30 okulun çalışmalarının bitirildiğini bildiren Kurt, 10 bin okulun altyapı ihalelerinin de başladığını anlattı. Böylece tabletlerin okullarda işlevsel hale geleceğini belirten Kurt, 437 bin etkileşimli tahtanın 170 bininin dağıtıldığını, geri kalan kısmının ise yıl sonuna kadar dağıtılacağını kaydetti.

Okullarda kalitenin artırılması için EBA üzerinden 150 bin içeriğin yayımlandığını söyleyen Kurt, dershanelerin dönüşümü sürecinde, okullardaki kurslara destek amacıyla 8. sınıfın öğrencileri için tüm içeriklerin hazırlandığını belirtti. Kurt, "Öğrenciler 20 Mayıs'tan itibaren dağıtılacak tabletlerle bu bilişim ağına rahatça ulaşabilecek" dedi.

MEB'in sitesinde 8. sınıflara ilişkin kazanım temelli testlerin de yayımlandığını bildiren Kurt, "Avrupa Birliği projelerinden yaklaşık 15 milyon avro aktarılarak, inşallah 2015 sonuna kadar liselerdeki içerikleri tamamlamak için de gayret sarfediyorlar. Özellikle 12. sınıftan başlamak üzere EBA'da tüm ders içeriklerini tamamlayacağız" diye konuştu.

Tabletlerin, 10,1 ekran boyutu, 8 çekirdekli işlemciye sahip olduğunu, 2 megapiksel ön, 5 megapiksel arka kamerası bulunduğunu anlatan Kurtu, "Ayrıca, kalemin gücüne inanan bir toplum olarak tablette de kalem olmazsa eksik olabileceğini düşündük. Onun aktif EMR kalem dediğimiz, öğrencilerimizin tablet üzerine yazı yazabileceği bir kalem koyduk. İleriye dönük alacağımız tabletlerde de bu kalem hassasiyetimizi sürdüreceğiz" ifadesini kullandı. 

"Tabletler yüzde 100 Türk mühendislerin dizaynı"

TELPA Komünikasyon Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman da dünyada kalitesiyle kanıtlanmış ama fiyatta da rekabetçi mükemmel bir ürün geliştirdiklerini belirterek, "Tabletler, yüzde 100 Türk mühendislerin dizaynıdır. Çocuklarımızın ve bizim rahatlıkla kullanabileceği bir ürün üretmeye çalıştık" diye konuştu.

Öğrencilerin bu tabletleri severek taşıması için dizayna önem verdiklerini de vurgulayan Yaman, ürünlere 4 yıl garanti verdiklerini bildirdi.

Yaman, 2013-2014 eğitim öğretim yılında 675 bin, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için de 700 bin tablet ürettiklerini kaydetti.

> Kalemli tabletler mayıstan itibaren dağıtılacak

FATİH Projesi kapsamında, mayıstan itibaren öğrenciler ile öğretmenlere kalemli ve kameralı tablet bilgisayar dağıtılacak.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile TELPA şirketi temsilcileri, FATİH Projesi kapsamında, 700 bin Tablet Bilgisayar Seti Dağıtımı ihalesi sözleşmesini törenle imzaladı.

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Muhterem Kurt, FATİH Projesi'nin teknolojinin eğitimde etkili şekilde yürütülmesi için geliştirilen en önemli projelerden olduğunu belirterek, sözleşmeyle mayısta dağıtılacak, 700 bin tablet için önemli bir aşamanın geride bırakıldığını söyledi.

Tabletlerin teknik kapasite açısından bugüne kadar alınan en iyi ve en uygun fiyatlı ürün olduğunu vurgulayan Kurt, bir tablete 550 lira ödeyeceklerini kaydetti. Kurt, "FATİH Projesi'ni en etkin şekilde sürdürmeye devam ediyoruz. Bütün öğrenci ve öğretmenlerimize, en kısa zamanda tablet bilgisayarları ulaştıracağız" diye konuştu.

Altyapı çalışmalarının devam ettiğini ve 17 bin 30 okulun çalışmalarının bitirildiğini bildiren Kurt, 10 bin okulun altyapı ihalelerinin de başladığını anlattı. Böylece tabletlerin okullarda işlevsel hale geleceğini belirten Kurt, 437 bin etkileşimli tahtanın 170 bininin dağıtıldığını, geri kalan kısmının ise yıl sonuna kadar dağıtılacağını kaydetti.

Okullarda kalitenin artırılması için EBA üzerinden 150 bin içeriğin yayımlandığını söyleyen Kurt, dershanelerin dönüşümü sürecinde, okullardaki kurslara destek amacıyla 8. sınıfın öğrencileri için tüm içeriklerin hazırlandığını belirtti. Kurt, "Öğrenciler 20 Mayıs'tan itibaren dağıtılacak tabletlerle bu bilişim ağına rahatça ulaşabilecek" dedi.

MEB'in sitesinde 8. sınıflara ilişkin kazanım temelli testlerin de yayımlandığını bildiren Kurt, "Avrupa Birliği projelerinden yaklaşık 15 milyon avro aktarılarak, inşallah 2015 sonuna kadar liselerdeki içerikleri tamamlamak için de gayret sarfediyorlar. Özellikle 12. sınıftan başlamak üzere EBA'da tüm ders içeriklerini tamamlayacağız" diye konuştu.

Tabletlerin, 10,1 ekran boyutu, 8 çekirdekli işlemciye sahip olduğunu, 2 megapiksel ön, 5 megapiksel arka kamerası bulunduğunu anlatan Kurtu, "Ayrıca, kalemin gücüne inanan bir toplum olarak tablette de kalem olmazsa eksik olabileceğini düşündük. Onun aktif EMR kalem dediğimiz, öğrencilerimizin tablet üzerine yazı yazabileceği bir kalem koyduk. İleriye dönük alacağımız tabletlerde de bu kalem hassasiyetimizi sürdüreceğiz" ifadesini kullandı. 

"Tabletler yüzde 100 Türk mühendislerin dizaynı"

TELPA Komünikasyon Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman da dünyada kalitesiyle kanıtlanmış ama fiyatta da rekabetçi mükemmel bir ürün geliştirdiklerini belirterek, "Tabletler, yüzde 100 Türk mühendislerin dizaynıdır. Çocuklarımızın ve bizim rahatlıkla kullanabileceği bir ürün üretmeye çalıştık" diye konuştu.

Öğrencilerin bu tabletleri severek taşıması için dizayna önem verdiklerini de vurgulayan Yaman, ürünlere 4 yıl garanti verdiklerini bildirdi.

Yaman, 2013-2014 eğitim öğretim yılında 675 bin, 2014-2015 eğitim öğretim yılı için de 700 bin tablet ürettiklerini kaydetti.

Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Mart 2015 16:28

Gösterim: 3559

Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan raporda, 2015 yılının "en umut verici ve yenilikçi" 10 yükselen teknolojisine yer verilirken, listede ilk sırayı sıfır emisyonlu hidrojen yakıt hücreli otomobiller aldı.

teknolojiBunu sırasıyla yeni nesil robotlar, geri dönüşümlü termoset plastikler, hassas genetik mühendisliği teknikleri, 3D yazıcı teknolojisi, yeni yapay zeka, dağıtım üretimi, hisseden ve kaçınan insansız hava uçakları, nöromorfik teknolojisi ile dijital gen teknolojisi takip etti.

Söz konusu teknolojiler ve bunların yakın gelecekteki getirileri hakkında bilgi verilen rapora göre, elektrikli ve hidrokarbon araçlara göre büyük avantajlar sunan sıfır emisyonlu hidrojen yakıt hücreli otomobiller, en önemli küresel çevre sorunlardan biri olan hava kirliliğinin azaltılmasına önemli katkı sağlayacak.

Yeni nesil robotlar ile de robotların insan eli gibi esnek bir yapıya sahip olmaları, çevre şartlarını daha iyi algılamaları ve buna göre hareket etmeleri sağlanacak. Daha çok tarım alanında kullanılmaya başlanacak bu robotlar sayesinde, tekrarlanan işlerin 24 saat boyunca daha ucuza yapılması ve büyük ekonomik yarar sağlanması hedefleniyor.

Geri dönüşümlü termoset plastik teknolojisiyle de cep telefonlarından uçaklara kadar bir çok yerde kullanılan plastikler, geri dönüşüm özelliğiyle ön plana çıkacak ve gelecek 5 yıl içinde geri dönüşümü olmayan plastiklerin yerini alacak.

3D yazıcılar doku üretiminde kullanılacak

Uzun dönemdir tartışmalı bir konu olan genetik teknolojisi, "hassas genetik mühendisliği" teknikleriyle yeni boyuta geçecek. Buna göre, tarımda sürdürülebilirlik genetik teknolojiyle sağlanacak. Bitkiler, genetik kodları değiştirilerek, daha besleyici ve değişen iklim şartlarına uyumlu hale getirilecek.

Üretim teknolojisinde devrim yaratacak nitelikte değişiklikler ve yenilikler getiren "üç boyutlu yazıcılar" ile yaratıcı fikirler ve tasarımlar gerçek modellere, son ürünlere, parçalara ve prototiplere hızlı bir şekilde dönüşebilecek. 3D teknolojisinin, ileride doku tamirinde ve yeni doku oluşturulmasında kullanılması hedefleniyor.

"Yeni yapay zeka teknoloji" ile de geliştirilmiş makine gücünden yararlanılarak, insanların ihtiyaç duyabileceği bir çok hizmet, akıllı robotlar aracılığıyla gerçekleştirilecek.

Tüketiciye tek aşamada üretim hizmetini sunacak "dağıtım üretimi" sistemiyle de kaynakların daha etkin kullanılması ve fabrikalardaki atık miktarının azaltılması amaçlanıyor.

İnsan DNA'sı USB belleklere yüklenecek

Son yıllarda savunma sanayisinde önem kazanan insansız hava uçakları da çevre koşullarını daha iyi şekilde algılayacak hale getirilecek. Bu şekilde söz konusu uçaklar yüksek duyu özellikleriyle, havada beklenmeyen tehlikelere karşı ani tedbirler alabilecek ve insanlar için riskli olan vazifeleri de yerine getirebilecek.

"Nöromorfik teknolojisi" ile yeni bilgisayarların insan beyni gibi çalışması ve düşünebilme yeteneğine sahip olması sağlanacak.

"Dijital gen teknolojisi" ile de insan DNA'sı, USB belleklere yüklenebilecek. Bu şekilde daha etkili sağlık hizmeti verilmesi, doktorların kanser gibi hastalıklarda daha hızlı karar verebilmesi amaçlanıyor.

> Geleceğe yön verecek 10 teknoloji

Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan raporda, 2015 yılının "en umut verici ve yenilikçi" 10 yükselen teknolojisine yer verilirken, listede ilk sırayı sıfır emisyonlu hidrojen yakıt hücreli otomobiller aldı.

teknolojiBunu sırasıyla yeni nesil robotlar, geri dönüşümlü termoset plastikler, hassas genetik mühendisliği teknikleri, 3D yazıcı teknolojisi, yeni yapay zeka, dağıtım üretimi, hisseden ve kaçınan insansız hava uçakları, nöromorfik teknolojisi ile dijital gen teknolojisi takip etti.

Söz konusu teknolojiler ve bunların yakın gelecekteki getirileri hakkında bilgi verilen rapora göre, elektrikli ve hidrokarbon araçlara göre büyük avantajlar sunan sıfır emisyonlu hidrojen yakıt hücreli otomobiller, en önemli küresel çevre sorunlardan biri olan hava kirliliğinin azaltılmasına önemli katkı sağlayacak.

Yeni nesil robotlar ile de robotların insan eli gibi esnek bir yapıya sahip olmaları, çevre şartlarını daha iyi algılamaları ve buna göre hareket etmeleri sağlanacak. Daha çok tarım alanında kullanılmaya başlanacak bu robotlar sayesinde, tekrarlanan işlerin 24 saat boyunca daha ucuza yapılması ve büyük ekonomik yarar sağlanması hedefleniyor.

Geri dönüşümlü termoset plastik teknolojisiyle de cep telefonlarından uçaklara kadar bir çok yerde kullanılan plastikler, geri dönüşüm özelliğiyle ön plana çıkacak ve gelecek 5 yıl içinde geri dönüşümü olmayan plastiklerin yerini alacak.

3D yazıcılar doku üretiminde kullanılacak

Uzun dönemdir tartışmalı bir konu olan genetik teknolojisi, "hassas genetik mühendisliği" teknikleriyle yeni boyuta geçecek. Buna göre, tarımda sürdürülebilirlik genetik teknolojiyle sağlanacak. Bitkiler, genetik kodları değiştirilerek, daha besleyici ve değişen iklim şartlarına uyumlu hale getirilecek.

Üretim teknolojisinde devrim yaratacak nitelikte değişiklikler ve yenilikler getiren "üç boyutlu yazıcılar" ile yaratıcı fikirler ve tasarımlar gerçek modellere, son ürünlere, parçalara ve prototiplere hızlı bir şekilde dönüşebilecek. 3D teknolojisinin, ileride doku tamirinde ve yeni doku oluşturulmasında kullanılması hedefleniyor.

"Yeni yapay zeka teknoloji" ile de geliştirilmiş makine gücünden yararlanılarak, insanların ihtiyaç duyabileceği bir çok hizmet, akıllı robotlar aracılığıyla gerçekleştirilecek.

Tüketiciye tek aşamada üretim hizmetini sunacak "dağıtım üretimi" sistemiyle de kaynakların daha etkin kullanılması ve fabrikalardaki atık miktarının azaltılması amaçlanıyor.

İnsan DNA'sı USB belleklere yüklenecek

Son yıllarda savunma sanayisinde önem kazanan insansız hava uçakları da çevre koşullarını daha iyi şekilde algılayacak hale getirilecek. Bu şekilde söz konusu uçaklar yüksek duyu özellikleriyle, havada beklenmeyen tehlikelere karşı ani tedbirler alabilecek ve insanlar için riskli olan vazifeleri de yerine getirebilecek.

"Nöromorfik teknolojisi" ile yeni bilgisayarların insan beyni gibi çalışması ve düşünebilme yeteneğine sahip olması sağlanacak.

"Dijital gen teknolojisi" ile de insan DNA'sı, USB belleklere yüklenebilecek. Bu şekilde daha etkili sağlık hizmeti verilmesi, doktorların kanser gibi hastalıklarda daha hızlı karar verebilmesi amaçlanıyor.

Son Güncelleme: Salı, 31 Mart 2015 18:15

Gösterim: 2213

MEB, gelecek yıl öğrencilere dağıtılacak tablet bilgisayarların, Türkiye'de kurulacak bir tesiste yerli üretiminin yapılması için son hazırlıklarını yapıyor.

dinçer ateşMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), FATİH Projesi kapsamında gelecek yıl öğrencilere dağıtılacak tablet bilgisayarların, Türkiye'de kurulacak bir tesiste yerli üretiminin yapılması için son hazırlıklarını yapıyor.

Bakanlığın, öğrencilere dağıtımını planladığı ve yerli üretim şartı getireceği 10 milyon 600 bin tablet alımına ilişkin ihale sürecinde, 7 firma yarışıyor.

MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Dinçer Ateş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, FATİH Projesi'nin eğitim ve donanım olmak üzere iki boyutunun bulunduğunu anlattı.

Ateş, projede, bir yandan dijital dünyanın olanaklarından yararlanarak derslerde verimliliği arttıracak içerik ve yazılım geliştirme çalışmaları yaptıklarını, öbür yandan da tablet bilgisayarlar, etkileşimli tahta, internet altyapısının sağlanmasına ilişkin faaliyetler sürdürdüklerini aktardı.

Hükümetin, öğrenciler için "dijital eğitim" çalışmalarında, bilişim sektörünü harekete geçirerek yerli üretim yaptıracak bir stratejiyi de beraberinde planladığını dile getiren Ateş, şöyle devam etti:

"Projenin hedeflerinden bir tanesi, Türkiye'de bilişim teknolojileri sektörünü güçlendirmek, yerli üretimi teşvik etmek ve ülke ekonomisine katma değer kazandırmak. FATİH Projesi, bütçesini kullanırken hizmet alımlarında, altyapı temininde ve donanımlarda her zaman yerliliği gözetiyoruz. Onun için yapacağımız 10 milyon 600 bin tablet ihalesini bu yıl bitireceğiz. Tabletler, 4 yıl süresince periyotlar halinde dağıtılacak. Birinci yıl, daha düşük bir yerlilik oranından başlanacak, bu oran kademeli olarak artacak, ancak 4. yılın sonunda yerli malı bir tableti öğrencilerimize vermiş olacağız."

Etkileşimli tahtalardaki başarı tabletlere taşınacak

Ateş, ihale sonucunda Türkiye'ye " tablet üretim tesisi"nin kazandırılacağını bildirdi. Tesisin, Milli Eğitim Bakanlığının yanında Ortadoğu, Balkanlar ve Orta Asya'ya üretim yapacağını belirten Ateş, "Dünyaya Türkiye'dentablet gönderecek bir tesisimiz olacak. Bu gelişme, ülkeyi bilişim teknolojilerinde başka bir yere taşıyacak. Dünya genelindeki tablet üreticilerinin sayısı düşünüldüğünde, Türkiye'de böyle bir tesisin olması başta bölge olmak üzere bütün dünyada ciddi bir etki uyandırabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'deki etkileşimli tahtaların yerli imkanlarla üretildiğine işaret eden Ateş, "Tabletler için amaçladığımız yerli üretimi etkileşimli tahtalarda sağladık. Dünyada etkileşimli tahta sektörünü tetikleyen ülke Türkiye, projenin adı da FATİH Projesi'dir. Bugün MEB'e etkileşimli tahta üretmek üzere ihale kazanan firmalar, bütün dünyaya etkileşimli tahta satmaya başladılar. Bu gelişmeyle dünyada etkileşimli tahtalar eğitimde çok daha ciddi kullanılmaya başlandı. FATİH Projesi'nin arkasında böyle bir başarı hikayesi var. Şimdi bunu tablete taşıyoruz" diye konuştu.

Yerlilik oranı kademeli arttırılacak

Yerli tablet üretim tesisi ihalesinde yarışacak şirketlerin belirlendiğini bildiren Ateş, bu şirketlerin yeterliliklerin kontrol edildiğini bildirdi.

Ateş, yerli tablet prototipi üretim aşamasına gelindiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Toplamda, 10 milyon 600 bin yerli tablet ihalesinde, 7 firma yer alıyor. Tamamı, Türkiye'de üretim yapmak üzere müracaat eden firmalar. İhale süreci başladı ve bu yıl içinde sonuçlanacak. Firmalar, bize üretebilecekleri tablet prototipini getiriyorlar, biz de onlara eğitim ve teknoloji açısından istediklerimizi aktarıyoruz. Birer prototip üzerinde anlaşıp daha sonra fiyat tekliflerini alarak ihaleyi sonuçlandıracağız. Yerlilik şartlarıyla üretimi yapılan ilk tabletleri, gelecek yılın ilk çeyreğinde dağıtmayı planlıyoruz. İlk yıl için alacağımız tabletlerin yerlilik oranı daha düşük olacak ancak daha sonra giderek artacak. Böylece sektöre de imkan ve zaman kazandırmış olacağız. Böyle devasa bir yatırımı, bir kaç ay içinde bir firmanın yapıp üretime geçmesi teknik olarak mümkün değil. Otomotiv sektöründe olduğu gibi tablette de yan sektörler olan yazılım, alt komponent, dağıtım, organizasyon sektörleri de gelişecek."

Tabletin hangi bölümünün hangi oranda yerli üretileceği konusunda, TÜBİTAK'la birlikte bir çalışma yaptıklarını da bildiren Ateş, buna göre, tabletlerin hangi parçalarının maksimum yerlilik oranına ulaşabileceği bilgisine sahip olduklarını sözlerine ekledi.

> MEB, yerli tablet üretecek

MEB, gelecek yıl öğrencilere dağıtılacak tablet bilgisayarların, Türkiye'de kurulacak bir tesiste yerli üretiminin yapılması için son hazırlıklarını yapıyor.

dinçer ateşMilli Eğitim Bakanlığı (MEB), FATİH Projesi kapsamında gelecek yıl öğrencilere dağıtılacak tablet bilgisayarların, Türkiye'de kurulacak bir tesiste yerli üretiminin yapılması için son hazırlıklarını yapıyor.

Bakanlığın, öğrencilere dağıtımını planladığı ve yerli üretim şartı getireceği 10 milyon 600 bin tablet alımına ilişkin ihale sürecinde, 7 firma yarışıyor.

MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Dinçer Ateş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, FATİH Projesi'nin eğitim ve donanım olmak üzere iki boyutunun bulunduğunu anlattı.

Ateş, projede, bir yandan dijital dünyanın olanaklarından yararlanarak derslerde verimliliği arttıracak içerik ve yazılım geliştirme çalışmaları yaptıklarını, öbür yandan da tablet bilgisayarlar, etkileşimli tahta, internet altyapısının sağlanmasına ilişkin faaliyetler sürdürdüklerini aktardı.

Hükümetin, öğrenciler için "dijital eğitim" çalışmalarında, bilişim sektörünü harekete geçirerek yerli üretim yaptıracak bir stratejiyi de beraberinde planladığını dile getiren Ateş, şöyle devam etti:

"Projenin hedeflerinden bir tanesi, Türkiye'de bilişim teknolojileri sektörünü güçlendirmek, yerli üretimi teşvik etmek ve ülke ekonomisine katma değer kazandırmak. FATİH Projesi, bütçesini kullanırken hizmet alımlarında, altyapı temininde ve donanımlarda her zaman yerliliği gözetiyoruz. Onun için yapacağımız 10 milyon 600 bin tablet ihalesini bu yıl bitireceğiz. Tabletler, 4 yıl süresince periyotlar halinde dağıtılacak. Birinci yıl, daha düşük bir yerlilik oranından başlanacak, bu oran kademeli olarak artacak, ancak 4. yılın sonunda yerli malı bir tableti öğrencilerimize vermiş olacağız."

Etkileşimli tahtalardaki başarı tabletlere taşınacak

Ateş, ihale sonucunda Türkiye'ye " tablet üretim tesisi"nin kazandırılacağını bildirdi. Tesisin, Milli Eğitim Bakanlığının yanında Ortadoğu, Balkanlar ve Orta Asya'ya üretim yapacağını belirten Ateş, "Dünyaya Türkiye'dentablet gönderecek bir tesisimiz olacak. Bu gelişme, ülkeyi bilişim teknolojilerinde başka bir yere taşıyacak. Dünya genelindeki tablet üreticilerinin sayısı düşünüldüğünde, Türkiye'de böyle bir tesisin olması başta bölge olmak üzere bütün dünyada ciddi bir etki uyandırabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'deki etkileşimli tahtaların yerli imkanlarla üretildiğine işaret eden Ateş, "Tabletler için amaçladığımız yerli üretimi etkileşimli tahtalarda sağladık. Dünyada etkileşimli tahta sektörünü tetikleyen ülke Türkiye, projenin adı da FATİH Projesi'dir. Bugün MEB'e etkileşimli tahta üretmek üzere ihale kazanan firmalar, bütün dünyaya etkileşimli tahta satmaya başladılar. Bu gelişmeyle dünyada etkileşimli tahtalar eğitimde çok daha ciddi kullanılmaya başlandı. FATİH Projesi'nin arkasında böyle bir başarı hikayesi var. Şimdi bunu tablete taşıyoruz" diye konuştu.

Yerlilik oranı kademeli arttırılacak

Yerli tablet üretim tesisi ihalesinde yarışacak şirketlerin belirlendiğini bildiren Ateş, bu şirketlerin yeterliliklerin kontrol edildiğini bildirdi.

Ateş, yerli tablet prototipi üretim aşamasına gelindiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Toplamda, 10 milyon 600 bin yerli tablet ihalesinde, 7 firma yer alıyor. Tamamı, Türkiye'de üretim yapmak üzere müracaat eden firmalar. İhale süreci başladı ve bu yıl içinde sonuçlanacak. Firmalar, bize üretebilecekleri tablet prototipini getiriyorlar, biz de onlara eğitim ve teknoloji açısından istediklerimizi aktarıyoruz. Birer prototip üzerinde anlaşıp daha sonra fiyat tekliflerini alarak ihaleyi sonuçlandıracağız. Yerlilik şartlarıyla üretimi yapılan ilk tabletleri, gelecek yılın ilk çeyreğinde dağıtmayı planlıyoruz. İlk yıl için alacağımız tabletlerin yerlilik oranı daha düşük olacak ancak daha sonra giderek artacak. Böylece sektöre de imkan ve zaman kazandırmış olacağız. Böyle devasa bir yatırımı, bir kaç ay içinde bir firmanın yapıp üretime geçmesi teknik olarak mümkün değil. Otomotiv sektöründe olduğu gibi tablette de yan sektörler olan yazılım, alt komponent, dağıtım, organizasyon sektörleri de gelişecek."

Tabletin hangi bölümünün hangi oranda yerli üretileceği konusunda, TÜBİTAK'la birlikte bir çalışma yaptıklarını da bildiren Ateş, buna göre, tabletlerin hangi parçalarının maksimum yerlilik oranına ulaşabileceği bilgisine sahip olduklarını sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Cuma, 06 Mart 2015 15:04

Gösterim: 2757


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.