banner
banner
banner

Öğrenme süreçleri görsel ve izlenebilir hale geldi




Türkiye Özel Okullar Birliği’nin bu yıl ikincisini düzenlendiği Eğitim Teknolojileri Konferansı’nda Yazar-Eğitimci Jeff States, artık 3 boyutlu bir dünyada yaşadığımızı ve bilgi patlamasının yaşandığını, bu durumda birtakım şeyleri artık evde de öğrenebileceğimizi söyledi. Apple Seçkin Eğitmeni Andrew Jewell ise, öğrenme süreçlerinin görsel ve izlenebilir hale geldiğini ve öğrencilerin de kendilerini değerlendirmeye başladıklarını dile getirdi.
andrew_jewellTeknolojinin eğitim ortamlarına etkili bir araç olarak entegre edilmesi; idareci, öğretmen ve öğrencilerin teknolojiyi etkin biçimde kullanması, kurumların teknolojik yatırımlarının hedefine ulaşması amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen Eğitim Teknolojileri Konferansı; 21 Mart 2015’te Beykent Üniversitesi Maslak Kampüsünde 2000’ini aşkın öğretmenin katılımıyla gerçekleşti. Eğitimde teknoloji kullanımına yönelik iyi örneklerin paylaşıldığı, eğitim teknolojilerini derslerinde kullanmak isteyen öğretmenlerin farklı projeleri inceleyebildikleri ve meslektaşları ile paylaşımda bulundukları II. Eğitim Teknolojileri Konferansı’nda katılımcılar, tüm gün ana salonda yapılan oturumların yanı sıra paralel oturumlarda 250 sunumu izleme fırsatı buldular. Konferansın açılış konuşmalarını Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Karahan, Türkiye Özel Okullar Birliği Başkan Yardımcısı Nurullah Dal ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız yaptı. Prof. Dr. M. Emin Karahan konuşmasında, bu etkinliğin teknolojiye yatırım yapmayı planlayan okulların bu konudaki yol haritalarını oluşturmada etkili rol oynayacağını ve ışık tutacağını söyledi. Birincisini geçen sene 1800’e yakın katılımcıyla 190 sunum ve 6 konferans şeklinde yaptıklarını ve inanılmaz bir talep gördüklerini belirten Nurullah Dal, bu seneki konferansta 2000’in üzerinde katılımcı, 250 sunum ve 8 konferans olduğu bilgisini paylaştı.
ARAÇ AMACIN ÖNÜNE GEÇMEMELİ
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak eğitim teknolojileri alanında yapılan çalışmalara burada olan ya da olmayan dünya çapında global şirketler, teknoloji üreten ve bunların eğitim sektörümüzde de alanlarında kullanılabilir temini için çaba sarfeden firmalarla özel projeler gerçekleştirdiklerini belirtti. FATİH Projesi’nin ülkemizin yüz akı bir projesi olduğunu söyleyen Dr. Muammer Yıldız, projenin bütün bileşenlerini teker teker masaya yatırdığınız takdirde bütün bu yapılan çalışmaların temelde böyle bir ana omurgası olduğunu ifade etmek istediklerini dile getirerek, “Eğitimciler olarak, biz dünyanın en iyi müfredatını geliştirebiliriz, en iyi eğitim araçlarına ulaşabiliriz. Bugün olduğu gibi okullarımızın altyapısını teknolojik donanımlarını ve dünyada kullanılan en son eğitim teknolojilerini sınıflarımıza transfer edebiliriz. Bütün bunları hem kamu olarak hem de özel sektör olarak yapıyoruz ve yapabiliriz de. Ancak bilesiniz ki bu iş insan işidir. Bu işin, eğitimin odağında insan vardır. Dolayısıyla hiçbir zaman araç amacın önüne geçmemeli. Amaç çocuklarımızın temel becerilerini keşfetmek, ortaya çıkarmak ve bu doğrultuda onlara eğitim vermektir” diye konuştu.
TEKNOLOJİ DÖNEMİNDE OKULA GİTMEK ANLAMSIZ
Konferansın ilk sunumunu yapan Yazar-Eğitimci Jeff States, sunumunda öğretmenlerin internete bakış açısına değinerek, bunun tutku ve becerilere bağlı olduğunu dile getirdi. Pek çok kişinin sosyal medyayı neden kullanmadığını anlatan Jeff States, şu bilgileri aktardı: “Bunun cevabı çok basit. İnsanların tutkuları yok. Burada öğretmenlikle ilgili bir tutkunun olması yetmiyor. Öğretmenlerin değişim için bir tutkusu olması gerekiyor. İnsanların yüzde 80’i işlerine değişim için herhangi bir tutkusu olmadan gidiyor. Bunu bir öğretmen olarak tercüme edersek eğer, İngilizce öğretmeni alıyorsunuz ve bunların sadece yüzde 20’si teknoloji kullanımıyla ilgili, tutkulu. Onların dışında diğer 80 tanesi sadece işe gidip geliyor. Teknoloji değişimiyle ilgili tutkunuz tamamen size ait bir sorun. Dünya değişiyor. Dünya 2 boyuttan 3 boyuta geçiyor ve değişiyor.”
Jeff States, 2D’nin yani 2 boyutun bilgi kıtlığının olduğu ve başka imkan olmadığı için okula gitmenin zorunlu kılındığı bir zaman olduğunu söyledi. States, “Eğitim denen şeyi sanayi devrimi sırasında oluşturduk. Okul endüstrinin bir sonucudur. Çünkü endüstride yetenekleri, becerileri olan insanlara ihtiyaç vardı. Sanayi Devrimi sırasında o dönemin teknolojisi okullar oluşturuluyor. Yani burada okullarda bir öğretmen, bir sınıf ve bir tahta vardı. O zamanın teknolojisi buydu. Bu zaman dilimi için de bir öğrenci bir öğretmeninden daha akıllı hale gelemezdi ki her zaman öğretmen daha akıllıydı. Ama bugün bile öğretmenler daha akıllı. Ama bu artık yanlış. Çünkü bugün artık 2 boyutta yaşamıyoruz ve bir bilgi patlamasıyla karşı karşıyayız. 3 boyutta yaşıyoruz artık. Bugün bilgi lüksünün sahibiyiz. Yani artık birtakım şeyleri evde de öğrenebilirsiniz. Yani siz bir değişim için bir tutkuya sahipseniz ve bunun becerisine sahipseniz evde, okuldakinden daha hızlı bir şekilde bile öğrenebilirsiniz” diye konuştu.
Öğrenme yetkinliklerinden, öğrenme geriliminiz yüksekse, okuma, yazma, hikaye anlatma, beyin haritası çıkarma, girişken ve yaratıcı olma, network yapabilme, empati kurma, insanlarla çalışma, kültürel becerileri, insani becerileri gibi özelliklere sahip olanların öğrenme sürecini hızlandırabildiğini ifade eden Jeff States, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ama burada sihirli bir başka şey var elimizde; internet ve internet sadece teknolojidir. Bu teknoloji bize her şeyi bütün dünyayla birlikte yapabilme şansı tanıyor. Bunu bir tutkuya sahip olan kişiler yapabilir. Öyle okullar geliştirmeliyiz ki insanlar kendi tutkuları ve becerilerine dayalı derslerini seçip ve kendi öğrenme yetkinliklerini geliştirmeleri gereken yapıları kurabilmeli. Ama burada bir sorunumuz var. 2 boyutlu eğitimdeki öğrenme gücü çok zayıf. Çünkü hala çocukları alıp tutkuları olmayan derslere sokuyoruz. Öğretmenler de eğitimle ilgili eğitimde neler olduğuyla ilgili hiçbir tutkuya sahip değiller. Şimdi artık e-kitaplara geçtik, akıllı tahtalara geçtik. Ve öğretmen, daha önce öğrettiği biçimi hiç değiştirmeden sadece teknolojiye uyum sağlıyor. Bu teknoloji döneminde hala öğrencilerin okula gelmesi gerçekten çok saçma. Teknolojiyi tamamen farklı bir şekilde kucaklamalıyız.”
ÖĞRENME SÜREÇLERİ GÖRSEL HALE GELDİ
İskoçya’da bir okulda ders veren Apple Seçkin Eğitmeni ve Eğitim Danışmanı Andrew Jewell, 2010 yılında okulda başlattıkları proje hakkında sunum verdi. Her bir öğrenciye iPad verdiklerini dile getiren Andrew Jewell, “Bütün dünyada oluşmakta olan, gelişmekte olan bir şeyler var ve her şey çok daha işbirliğine dayalı hale geliyor. Öğrenciler birbirleriyle konuşuyorlar. Her şey çok daha kişiselleştirilmiş bir hal alıyor. Çok daha fazla öğrencilerimizin hayatlarına daha uygun, uyumlu bir hale geliyor. Şimdi neler değişti, neler dönüştü ona bakmamız gerekiyor. Sınıfta artık neler yapabileceğimiz üzerinde durabilmeliyiz” ifadelerini kullandı.
Andrew Jewell, sınıfta öğrencilerle beraber iPad’le neler yaptığını anlattı ve öğrencilerin derse katılımında artış yaşandığını, her bir öğrencinin farklı öğrenme tarzları olduğunu ve değerlendirmelerde öğrencilerin de rol aldığını söyledi. Jewell, okulda uyguladıkları bu projeyi şu örneklerle katılımcılara aktardı:
“Her sene bir sefer velilerimizle notları paylaşırız. Karne yerine bunu iPad’de bir şablon oluşturarak yaptık. Her bir çocuk için ayrı bir şablon oluşturduk. Bu aslında bütün yıl boyunca çocukların sınıfta neler yaptığına dair videoların yer aldığı, yaptığı projelerin örneklerinin yer aldığı, o sene okulda yapılan her şeyle ilgili fotoğrafların yer aldığı, kendi gelişimlerini gösteren bir şablondu bu. Biz bu karneyi daha yıl başlamadan her öğrenciyle paylaşıyoruz. Öğrenciler de sene ilerledikçe videolar, içerik yüklemeye başladıkça kendi profillerini oluşturuyorlar bu şekilde. Böylece çocuğun öğrenme sürecini herkes izleyebilir ve görebilir hale geliyor. Dolayısıyla bizler çocuklarla ilgili notlandırma ve değerlendirme sürecini çocukların kendi eline vermiş olduk ve kendilerini değerlendirebilmelerini sağlamış olduk. Çünkü çocuklar kendi karnelerine bakıyorlar ve diyorlar ki daha iyisini yapabilirim. Dolayısıyla çocuklarımızın başarı düzeyi de giderek artıyor.
Öğrenme ve öğretme konusunda neler yaptığımıza bakacak olursak, öğrencilerin farklı yetenek düzeyleri ve farklı öğrenme dilleri var. Bazısı görsel öğreniyor, bazısı da kinestetik öğrenme tarzına dahip ve aynı sınıflarda öğreniyorlar. Bizim bunla başa çıkmamız gerekiyor. Bütün bu farklı öğrenme tarzlarını, yetenek düzeylerini nasıl değerlendireceğiz? Bunu bir örnekle anlatacağım. Herkesin bildiği bir konu; su döngüsü… Bu döngüyü sınıfta göstermek yerine çocukları dışarı çıkardık ve bütün bu süreci yerinde gösterdik. Değerlendirme konusunda da her bir öğrenci konuyu anlayıp anlamadıklarını farklı bir şekilde aktardı. Makale yazan oldu, resim çizen oldu. Ama hepsi de konuyu anlamışlardı.”

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.