Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer kayıt zamanı alınan bağış konusunda çok net.

kayıt parası11.06.2012 tarihinde e-konferansla yöneticilere seslenen Dinçer, kayıt döneminde bağış alınmaması konusunu yeniden ve açıkça dile getirdi.

Dinçer yöneticilere şöyle seslendi:"Okulda paraya ihtiyaç varsa bunu sistematik olarak çözmek benim görevim. Birilerinin kolunu bükerek para almak müdürün görevi değildir. 2976 okul müdürünün bağış aldığını gördüm. Bu müdürlere ceza verdim.Büyükşehirdeki merkezi semtlerdeki okullar o bölgenin çocuklarını almak zorundalar. Oradaki kapıcının çocuğunu kayıt parası veremedi diye okula almamak hangi ahlaka sığar. Bu adaletsizliğe benim göz yummam mümkün değildi."

(personelmeb)

> Kayıtlar yaklaşıyor, müdürler ve veliler dikkat!

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer kayıt zamanı alınan bağış konusunda çok net.

kayıt parası11.06.2012 tarihinde e-konferansla yöneticilere seslenen Dinçer, kayıt döneminde bağış alınmaması konusunu yeniden ve açıkça dile getirdi.

Dinçer yöneticilere şöyle seslendi:"Okulda paraya ihtiyaç varsa bunu sistematik olarak çözmek benim görevim. Birilerinin kolunu bükerek para almak müdürün görevi değildir. 2976 okul müdürünün bağış aldığını gördüm. Bu müdürlere ceza verdim.Büyükşehirdeki merkezi semtlerdeki okullar o bölgenin çocuklarını almak zorundalar. Oradaki kapıcının çocuğunu kayıt parası veremedi diye okula almamak hangi ahlaka sığar. Bu adaletsizliğe benim göz yummam mümkün değildi."

(personelmeb)

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Temmuz 2012 17:30

Gösterim: 1835

Türkiye'de öğrenim gören Iraklı ve Afgan öğrenciler, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nda (YTB), yüksek öğrenimleri için Türkiye'yi seçme nedenlerini anlattı.

Tıraklı öğrencilerürkiye'de öğrenim gören Iraklı ve Afgan öğrenciler, öğrenim koşulları açısından Türkiye'nin birçok ülkeden daha iyi durumda olduğunu belirterek, Türkiye'de hiç yabancılık çekmediklerini ve kendilerini Türk vatandaşı gibi hissettiklerini ifade etti.

Gazi Üniversitesi doktora öğrencisi Iraklı Muhammed Reşat Baker (29), 2005'ten sonra siyasi nedenlerden dolayı Türkiye'ye geldiğini belirterek, "O dönemde Irak'ta üniversite mezunları devlet dairelerine atama yapılması için yıllarca bekliyorlardı" dedi.

Türkiye'deki üniversitelerde eğitim standartlarının yüksek olduğunu vurgulayan Baker, "Türkiye, eğitim standartları anlamında diğer ülkelerden daha ileride. Türkiye çok farklı. Öğrencileri karşılaması, öğrencilere yurtlar temin etmesi, hocaların öğrencilerle ilgilenmesi çok güzel. Hiç gurbetlik çekmedik" diye konuştu.

Gazi Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Iraklı Günay Abbas Denden (25), Türkiye'de öğrenim görmenin kendileri için bir ayrıcalık olduğunu ifade ederek, "Türkiye, benim hayal ettiğim yerdi. Türkiye, Irak'a dini ve kültürel açıdan da çok yakın olduğu için yabancılık hissetmiyorum'' dedi.

Ankara'da Türkçe dil eğitimi gören Afgan Mohammad Hakim Tınmas (20), Afganistan'da çatışmaların yoğun biçinde sürdüğünü, bu sebeple Türkiye'yi tercih ettiğini kaydetti.

Gazi Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Afgan Ruhullah Begzad (25), ülkesinin geleceğinin belirsiz olduğunu belirterek, "Ülkemde eğitim görmem oldukça zor" dedi.

> Iraklı ve Afgan öğrencilerin tercihi Türkiye

Türkiye'de öğrenim gören Iraklı ve Afgan öğrenciler, Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nda (YTB), yüksek öğrenimleri için Türkiye'yi seçme nedenlerini anlattı.

Tıraklı öğrencilerürkiye'de öğrenim gören Iraklı ve Afgan öğrenciler, öğrenim koşulları açısından Türkiye'nin birçok ülkeden daha iyi durumda olduğunu belirterek, Türkiye'de hiç yabancılık çekmediklerini ve kendilerini Türk vatandaşı gibi hissettiklerini ifade etti.

Gazi Üniversitesi doktora öğrencisi Iraklı Muhammed Reşat Baker (29), 2005'ten sonra siyasi nedenlerden dolayı Türkiye'ye geldiğini belirterek, "O dönemde Irak'ta üniversite mezunları devlet dairelerine atama yapılması için yıllarca bekliyorlardı" dedi.

Türkiye'deki üniversitelerde eğitim standartlarının yüksek olduğunu vurgulayan Baker, "Türkiye, eğitim standartları anlamında diğer ülkelerden daha ileride. Türkiye çok farklı. Öğrencileri karşılaması, öğrencilere yurtlar temin etmesi, hocaların öğrencilerle ilgilenmesi çok güzel. Hiç gurbetlik çekmedik" diye konuştu.

Gazi Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Iraklı Günay Abbas Denden (25), Türkiye'de öğrenim görmenin kendileri için bir ayrıcalık olduğunu ifade ederek, "Türkiye, benim hayal ettiğim yerdi. Türkiye, Irak'a dini ve kültürel açıdan da çok yakın olduğu için yabancılık hissetmiyorum'' dedi.

Ankara'da Türkçe dil eğitimi gören Afgan Mohammad Hakim Tınmas (20), Afganistan'da çatışmaların yoğun biçinde sürdüğünü, bu sebeple Türkiye'yi tercih ettiğini kaydetti.

Gazi Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Afgan Ruhullah Begzad (25), ülkesinin geleceğinin belirsiz olduğunu belirterek, "Ülkemde eğitim görmem oldukça zor" dedi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Temmuz 2012 16:01

Gösterim: 2926

KPSS'deki iddialara da değinen Erdoğan, şunları kaydetti: "KPSS sınavının hemen ardından terör örgütüne yakınlığı ile bilinen bir sitede sahte bir soru kitapçığı yayınlandı, amaç ne? KPSS gibi son derece hassas bir sınava gölge düşürmek.

kpss erdoğanKPSS gibi milyonların umudu olan, geleceği olan bir sınavı terörize etmek, insanları en hassas yerlerinden vurmak, en hassas yerlerinden incitmek... Terör örgütü bunu yapıyor. Buna sahip çıkan kim oluyor? Yine CHP oluyor.

Teknolojinin bu sanal ve iftiralara çok müsait yapısıyla hareket eden bir Kılıçdaroğlu var karşımızda; twitter Kılıçdaroğlu. Onlar da olmasa çok fakir kalacak. Geçen yıl olanlardan ders almadı, bundan yüzü kızarmadı, mahçup olmadı. Bu yıl da terör örgütünün bu eylemini yine CHP sahiplendi. Terör örgütüyle birlikte insanların hissiyatını istismara kalkıştı. KPSS son derece başarılı temiz, sorunsuz şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu sınava gölge düşürmek isteyenlerin oyunu anında deşifre edilmiştir. Örgütlü olarak KPSS'de usulsüzlük girişiminde bulunanlar Emniyet güçlerimiz tarafından tespit edilmiş, gözaltına alınmış şu an itibarıyla zannediyorum 19'u tutuklanmıştır. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Terör örgütünün, onlarla birlikte BDP ve CHP'nin istismar girişimlerine kimse aldanmasın."

(dünya)

> KPSS son derece temiz

KPSS'deki iddialara da değinen Erdoğan, şunları kaydetti: "KPSS sınavının hemen ardından terör örgütüne yakınlığı ile bilinen bir sitede sahte bir soru kitapçığı yayınlandı, amaç ne? KPSS gibi son derece hassas bir sınava gölge düşürmek.

kpss erdoğanKPSS gibi milyonların umudu olan, geleceği olan bir sınavı terörize etmek, insanları en hassas yerlerinden vurmak, en hassas yerlerinden incitmek... Terör örgütü bunu yapıyor. Buna sahip çıkan kim oluyor? Yine CHP oluyor.

Teknolojinin bu sanal ve iftiralara çok müsait yapısıyla hareket eden bir Kılıçdaroğlu var karşımızda; twitter Kılıçdaroğlu. Onlar da olmasa çok fakir kalacak. Geçen yıl olanlardan ders almadı, bundan yüzü kızarmadı, mahçup olmadı. Bu yıl da terör örgütünün bu eylemini yine CHP sahiplendi. Terör örgütüyle birlikte insanların hissiyatını istismara kalkıştı. KPSS son derece başarılı temiz, sorunsuz şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu sınava gölge düşürmek isteyenlerin oyunu anında deşifre edilmiştir. Örgütlü olarak KPSS'de usulsüzlük girişiminde bulunanlar Emniyet güçlerimiz tarafından tespit edilmiş, gözaltına alınmış şu an itibarıyla zannediyorum 19'u tutuklanmıştır. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Terör örgütünün, onlarla birlikte BDP ve CHP'nin istismar girişimlerine kimse aldanmasın."

(dünya)

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Temmuz 2012 13:57

Gösterim: 1757

CHP, KPSS'deki kopya iddialarına ilişkin ÖSYM Başkanı Demir ve Beyaz Kalem Yayıncılık şirketi hakkında suç duyurusunda bulundu.

suç duyurusuCHP, KPSS'deki kopya iddialarına ilişkin ÖSYM Başkanı Ali Demir ve Beyaz Kalem Yayıncılık şirketi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ankara Adliyesi'ne gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile CHP Gençlik Kolları Başkanı Emre Doğan suç duyurusu dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdi.

Dilekçede, 07-08 Temmuz tarihlerinde yapılan KPSS sınavına ait soruların sınav öncesinde, çeşitli internet sitelerinde paylaşıldığı, Ankara'da bir parkta bir adaya ait sınava giriş belgesinin içinde küçük parçalara ayrılmış bir kağıtta, Türkçe, vatandaşlık ve coğrafya sorularının yanıtlarının bulunduğu öne sürüldü.

Parkta bulunan not kağıdındaki soruların Beyaz Kalem Yayıncılık şirketinin yayınladığı KPSS sorularıyla büyük oranda örtüştüğü iddia edilen dilekçede, "ÖSYM yetkilileri tarafından yapılan açıklamalar da iddiaların araştırılması ve soruşturulmasına dönük olmayıp adeta iddiaların üstünü örtmeye dönüktür. Bilindiği gibi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010 yılı KPSS sınavı hakkındaki iddialar ile ilgili soruşturma da devam etmektedir. Bu soruşturmanın akıbeti de kamuoyu ile paylaşılmalıdır" ifadelerine yer verildi.

Dilekçede, 07-08 Temmuz tarihlerinde yapılan KPSS sınavı hakkındaki "soruların çalınması, sınava giren kimi adaylarla önceden paylaşılması ve sınavdaki hile iddialarına" ilişkin sorumluların cezalandırılmaları istendi.

Sezgin Tanrıkulu, suç duyurusu dilekçesini savcılığa verdikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, müracaat savcılığına Gençik Kolları Başkanı Avukat Emre Doğan'la birlikte başvuru yaptıklarını ve şikayetlerini ilettiklerini söyledi.

ÖSYM Başkanı Ali Demir ve kurum yetkililerinin yanı sıra Beyaz Kalem Yayıncılık Şirketi ve saptanacak diğer sorunlardan şikayetçi olduklarını belirten Tanrıkulu, "Bu sınava da şaibe karışmıştır. 2010 yılındaki sınav gibi. ÖSYM Türkiye'nin en güvenilir kurumu iken şaibe ile anılır hale gelmiştir. Biz 2010 yılında da bu başkana görevi bırakma çağrısında bulunmuştuk. Şimdi de kendisine aynı çağrıda bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

KPSS sınavına giren milyonlarca yurttaşın endişeli olduğunu anlatan Tanrıkulu, "Bu soruşturmanın bağımsız, şeffaf ve adil bir biçimde yapılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması gerekir. Bunun takipçisi olacağız. Meclis araştırılmasının da takipçisi olacağız" diye konuştu.

Tanrıkulu, bir gazetecinin, "ÖSYM tarafından yapılan açıklamada 'bir bulgu yok' dendi, bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusunu ise, "Yıllarca avukatlık yaptım. Çok güvensiz bir açıklama yapıldı. Söylediklerine sayın başkanın kendisi de inanmıyordur. Öyle bir ruh hali. Kendisine tavsiyem önce izne ayrılsın ve daha sonra istifa etsin" diye cevapladı.

Tanrıkulu, başka bir gazetecinin "size ulaşan bulgular nelerdir?" şeklindeki sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"İnternette dolaşmış, parklarda bulunmuş ve bire bir aynı sorular. 47 tane soru aynı anda yüklenmiş, bunların aynı olması akılda tutularak yazılması hayatın olağan akışıyla bağdaşmaz dolayısıyla büyük bir şaibe vardır. Bu şaibenin giderilmesi lazım. Giderilmesi için de ÖSYM'nin başında bulunan kişinin bu görevinden ayrılması lazım. Çünkü kendisi de şaibe ile anılıyor. Sınavın iptali gerekir mi, soruşturmanın sonucunda ortaya çıkar ama sonuçta bir şaibe ortaya çıkmıştır. Bu başkanın döneminde bunlar olmuştur. Bu sınavların adil bir biçimde olması lazım, şaibesiz olması lazım. ÖSYM Türkiye'de bu sınavı yapma becerisini kaybetmiştir. Bütün yurttaşlarımız sınavlar konusunda soruların önceden çalındığı hile yapıldığı konusunda endişeye sevk edilmiştir."

(dünya)

> ÖSYM Başkanı hakkında suç duyurusu

CHP, KPSS'deki kopya iddialarına ilişkin ÖSYM Başkanı Demir ve Beyaz Kalem Yayıncılık şirketi hakkında suç duyurusunda bulundu.

suç duyurusuCHP, KPSS'deki kopya iddialarına ilişkin ÖSYM Başkanı Ali Demir ve Beyaz Kalem Yayıncılık şirketi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ankara Adliyesi'ne gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile CHP Gençlik Kolları Başkanı Emre Doğan suç duyurusu dilekçesini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdi.

Dilekçede, 07-08 Temmuz tarihlerinde yapılan KPSS sınavına ait soruların sınav öncesinde, çeşitli internet sitelerinde paylaşıldığı, Ankara'da bir parkta bir adaya ait sınava giriş belgesinin içinde küçük parçalara ayrılmış bir kağıtta, Türkçe, vatandaşlık ve coğrafya sorularının yanıtlarının bulunduğu öne sürüldü.

Parkta bulunan not kağıdındaki soruların Beyaz Kalem Yayıncılık şirketinin yayınladığı KPSS sorularıyla büyük oranda örtüştüğü iddia edilen dilekçede, "ÖSYM yetkilileri tarafından yapılan açıklamalar da iddiaların araştırılması ve soruşturulmasına dönük olmayıp adeta iddiaların üstünü örtmeye dönüktür. Bilindiği gibi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010 yılı KPSS sınavı hakkındaki iddialar ile ilgili soruşturma da devam etmektedir. Bu soruşturmanın akıbeti de kamuoyu ile paylaşılmalıdır" ifadelerine yer verildi.

Dilekçede, 07-08 Temmuz tarihlerinde yapılan KPSS sınavı hakkındaki "soruların çalınması, sınava giren kimi adaylarla önceden paylaşılması ve sınavdaki hile iddialarına" ilişkin sorumluların cezalandırılmaları istendi.

Sezgin Tanrıkulu, suç duyurusu dilekçesini savcılığa verdikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, müracaat savcılığına Gençik Kolları Başkanı Avukat Emre Doğan'la birlikte başvuru yaptıklarını ve şikayetlerini ilettiklerini söyledi.

ÖSYM Başkanı Ali Demir ve kurum yetkililerinin yanı sıra Beyaz Kalem Yayıncılık Şirketi ve saptanacak diğer sorunlardan şikayetçi olduklarını belirten Tanrıkulu, "Bu sınava da şaibe karışmıştır. 2010 yılındaki sınav gibi. ÖSYM Türkiye'nin en güvenilir kurumu iken şaibe ile anılır hale gelmiştir. Biz 2010 yılında da bu başkana görevi bırakma çağrısında bulunmuştuk. Şimdi de kendisine aynı çağrıda bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

KPSS sınavına giren milyonlarca yurttaşın endişeli olduğunu anlatan Tanrıkulu, "Bu soruşturmanın bağımsız, şeffaf ve adil bir biçimde yapılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması gerekir. Bunun takipçisi olacağız. Meclis araştırılmasının da takipçisi olacağız" diye konuştu.

Tanrıkulu, bir gazetecinin, "ÖSYM tarafından yapılan açıklamada 'bir bulgu yok' dendi, bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusunu ise, "Yıllarca avukatlık yaptım. Çok güvensiz bir açıklama yapıldı. Söylediklerine sayın başkanın kendisi de inanmıyordur. Öyle bir ruh hali. Kendisine tavsiyem önce izne ayrılsın ve daha sonra istifa etsin" diye cevapladı.

Tanrıkulu, başka bir gazetecinin "size ulaşan bulgular nelerdir?" şeklindeki sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"İnternette dolaşmış, parklarda bulunmuş ve bire bir aynı sorular. 47 tane soru aynı anda yüklenmiş, bunların aynı olması akılda tutularak yazılması hayatın olağan akışıyla bağdaşmaz dolayısıyla büyük bir şaibe vardır. Bu şaibenin giderilmesi lazım. Giderilmesi için de ÖSYM'nin başında bulunan kişinin bu görevinden ayrılması lazım. Çünkü kendisi de şaibe ile anılıyor. Sınavın iptali gerekir mi, soruşturmanın sonucunda ortaya çıkar ama sonuçta bir şaibe ortaya çıkmıştır. Bu başkanın döneminde bunlar olmuştur. Bu sınavların adil bir biçimde olması lazım, şaibesiz olması lazım. ÖSYM Türkiye'de bu sınavı yapma becerisini kaybetmiştir. Bütün yurttaşlarımız sınavlar konusunda soruların önceden çalındığı hile yapıldığı konusunda endişeye sevk edilmiştir."

(dünya)

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Temmuz 2012 15:48

Gösterim: 1878

Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen kademeli 12 yıllık zorunlu eğitim, köklü değişiklikleri beraberinde getirdi. Türkiye'nin yıllardır üzerinde durduğu önemli konular seçmeli olarak dersler arasına dahil edildi.

seçmeli dersKur'an-ı Kerim'den siyere, Kürtçeden medya okur-yazarlığına kadar 20 seçmeli ders müfredata girdi. İsteyen öğrenci, bunlar arasından her dönem için 4 tanesini seçebilecek. Uygulamanın en önemli noktalarından birini, bu dersleri kimlerin vereceği konusu oluşturuyor. Öncelikle Kur'an ve Kürtçe gibi derslerde kadrolu olarak atanabilecek yeterli sayıda öğretmen adayı yok. Hangi dersi kaç öğrencinin seçeceği, okullar açılmadan belli olmayacağı için seçmeli dersleri verecek öğretmenlerin nereye atanacağı da belirsiz. Örneğin medya okuryazarlığı için atanan bir öğretmenin, bu derse talep gelmemesi halinde boşta kalma ihtimali bulunuyor.

Olumsuzlukları dikkate alan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu yıl seçmeli dersler için merkezden atama yapmak yerine ücretli öğretmen görevlendirecek. Bunlar, okulların açılmasının ardından illerde yerel olarak tespit edilecek. Bakanlık, her ders için aranan kriterleri ayrı ayrı belirleyecek. İllerde valiler, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleriyle birlikte derse olan talebe göre öğretmen ihtiyacını karşılayacak.

İlk kez müfredata giren seçmeli dersleri ücretli öğretmenler verecek. Bu derslere girecek öğretmenler, yerel olarak tespit edilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, hangi dersler için ne tür niteliklere sahip olan kişilerin atanabileceğini belirleyecek. Valiler, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleriyle birlikte talebe göre öğretmen ihtiyacını karşılayacak. Böylece haftada birkaç saatlik bir ders için kadrolu öğretmen ataması yerine daha ekonomik olan bir yöntem tercih edilmiş olacak. Önümüzdeki yıldan itibaren 6 temel başlık altında 20 seçmeli ders sunulacak. Öğrenci, istediği dersi seçebilecek. Talebe göre sınıf oluşturulacak. Seçmeli derslerden okuma becerileri, iletişim ve sunum becerileri, çevre ve bilim, drama, halk kültürü, medya okuryazarlığı ile insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersleri yalnızca bir öğretim yılı seçilebilecek. Temel dini bilgiler dersini ise iki öğretim yılı seçmek mümkün olacak. Kur'an-ı Kerim, Hz. Muhammed'in hayatı, yazarlık ve yazma becerileri, yaşayan diller, yabancı dil, pratik bilim uygulamaları, matematik uygulamaları, bilişim teknolojileri ve yazılım, görsel sanatlar, müzik, spor ve fizikî etkinlikler ile zekâ oyunları 5'inci sınıftan 8'inci sınıfa kadar sürekli olarak alınabileceği gibi öğrencinin istediği herhangi bir sınıfta da alınabilecek. Sanat ve spor alanında görsel sanatlar, müzik, spor ve beden eğitimi dersleri öğrencilerin tercihlerine bağlı olarak iki ya da dört saat olarak seçilebilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen açığı bulunan il ve ilçelerde ücretli öğretmen görevlendirilmesi yoluna gidiyor. Bakanlık, geçtiğimiz yıl ders ücreti karşılığı yaklaşık 60 bin öğretmeni istihdam etti. Ancak ücretli öğretmen uygulaması çeşitli tepkilere de yol açıyor. Yalnız ders ücreti alan bu kişiler, düşük kazanç elde ettikleri için geçimlerini sağlamakta zorlanıyor. Aynı okulda çalışan meslektaşlarına göre çok düşük ücret almaları, okuldaki çalışma ortamını olumsuz etkiliyor. Ders ücreti ile geçinmeleri mümkün olmadığı için kendilerini derse veremiyorlar. Ayrıca geçici öğretmen gözüyle bakılan bu kişiler, öğrenci üzerinde etkili olamıyor.

(zaman)

> Seçmeli derslerin öğretmen ihtiyacı yerelden karşılanacak

Kamuoyunda 4+4+4 olarak bilinen kademeli 12 yıllık zorunlu eğitim, köklü değişiklikleri beraberinde getirdi. Türkiye'nin yıllardır üzerinde durduğu önemli konular seçmeli olarak dersler arasına dahil edildi.

seçmeli dersKur'an-ı Kerim'den siyere, Kürtçeden medya okur-yazarlığına kadar 20 seçmeli ders müfredata girdi. İsteyen öğrenci, bunlar arasından her dönem için 4 tanesini seçebilecek. Uygulamanın en önemli noktalarından birini, bu dersleri kimlerin vereceği konusu oluşturuyor. Öncelikle Kur'an ve Kürtçe gibi derslerde kadrolu olarak atanabilecek yeterli sayıda öğretmen adayı yok. Hangi dersi kaç öğrencinin seçeceği, okullar açılmadan belli olmayacağı için seçmeli dersleri verecek öğretmenlerin nereye atanacağı da belirsiz. Örneğin medya okuryazarlığı için atanan bir öğretmenin, bu derse talep gelmemesi halinde boşta kalma ihtimali bulunuyor.

Olumsuzlukları dikkate alan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), bu yıl seçmeli dersler için merkezden atama yapmak yerine ücretli öğretmen görevlendirecek. Bunlar, okulların açılmasının ardından illerde yerel olarak tespit edilecek. Bakanlık, her ders için aranan kriterleri ayrı ayrı belirleyecek. İllerde valiler, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleriyle birlikte derse olan talebe göre öğretmen ihtiyacını karşılayacak.

İlk kez müfredata giren seçmeli dersleri ücretli öğretmenler verecek. Bu derslere girecek öğretmenler, yerel olarak tespit edilecek. Milli Eğitim Bakanlığı, hangi dersler için ne tür niteliklere sahip olan kişilerin atanabileceğini belirleyecek. Valiler, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleriyle birlikte talebe göre öğretmen ihtiyacını karşılayacak. Böylece haftada birkaç saatlik bir ders için kadrolu öğretmen ataması yerine daha ekonomik olan bir yöntem tercih edilmiş olacak. Önümüzdeki yıldan itibaren 6 temel başlık altında 20 seçmeli ders sunulacak. Öğrenci, istediği dersi seçebilecek. Talebe göre sınıf oluşturulacak. Seçmeli derslerden okuma becerileri, iletişim ve sunum becerileri, çevre ve bilim, drama, halk kültürü, medya okuryazarlığı ile insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi dersleri yalnızca bir öğretim yılı seçilebilecek. Temel dini bilgiler dersini ise iki öğretim yılı seçmek mümkün olacak. Kur'an-ı Kerim, Hz. Muhammed'in hayatı, yazarlık ve yazma becerileri, yaşayan diller, yabancı dil, pratik bilim uygulamaları, matematik uygulamaları, bilişim teknolojileri ve yazılım, görsel sanatlar, müzik, spor ve fizikî etkinlikler ile zekâ oyunları 5'inci sınıftan 8'inci sınıfa kadar sürekli olarak alınabileceği gibi öğrencinin istediği herhangi bir sınıfta da alınabilecek. Sanat ve spor alanında görsel sanatlar, müzik, spor ve beden eğitimi dersleri öğrencilerin tercihlerine bağlı olarak iki ya da dört saat olarak seçilebilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmen açığı bulunan il ve ilçelerde ücretli öğretmen görevlendirilmesi yoluna gidiyor. Bakanlık, geçtiğimiz yıl ders ücreti karşılığı yaklaşık 60 bin öğretmeni istihdam etti. Ancak ücretli öğretmen uygulaması çeşitli tepkilere de yol açıyor. Yalnız ders ücreti alan bu kişiler, düşük kazanç elde ettikleri için geçimlerini sağlamakta zorlanıyor. Aynı okulda çalışan meslektaşlarına göre çok düşük ücret almaları, okuldaki çalışma ortamını olumsuz etkiliyor. Ders ücreti ile geçinmeleri mümkün olmadığı için kendilerini derse veremiyorlar. Ayrıca geçici öğretmen gözüyle bakılan bu kişiler, öğrenci üzerinde etkili olamıyor.

(zaman)

Son Güncelleme: Çarşamba, 11 Temmuz 2012 12:10

Gösterim: 2283


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.