Elbette her öğretmenin içinde bulunduğu toplumda toplumsal gerçekliği algılayışını belirleyen kavramlar bütünü bulunuyor. Ancak, bu bakış açısı eğitim sisteminin değerleriyle örtüşmesi veya belli zamanlarda bu bakış açısı eğitim sistemiyle ilgisi bulunmuyorsa örgüt içinde göz ardı edilmesi gerekir.
Yıllar önce, bir öğretmenimin şöyle dediğine tanık oldum: “ elbette benim kendime göre dünyaya bakış açım var. Ancak sınıftan içeri girdikten sonra unutuyorum.” Burada anlaşılan eğitim sisteminin amaçlarıyla örtüşmeyen görüşlere sahip; ancak mesleğinin gereği bu görüşleri unutmak istiyordu, öğretmenim. Yine resim iş öğretmeni olan bir öğretmenin benim öğrencimin resim yapmaya gereksinmesi yok, din dersine gereksinmesi var. Bu nedenle, resim dersinde din konularını anlatıyorum, dediğine de şahit oldum.
Elbette, bireyin sosyalleştiği ortamlar farklıdır. Sosyalleşme farklılıkları bireylere, farklı bakış açısı kazandırıyor. Siyasal toplumsallaşma da bunlardan biridir. Her birey gibi öğretmenin de sosyalleşme ortamlarından kaynaklanan farklılıklar da olağandır. Bunun tartışılır bir yanı yoktur.
Ancak, söz konusu eğitimin resmi amaçları söz konusu olduğunda öğretmenin kişisel görüşü okul amaçlarıyla uyuşmuyorsa bunu sınıfa taşımamak etik bir zorunluluktur. Geçmiş yıllarda, eğitim sisteminin amaçları bakımından laiklik ve demokratik değerler güvence altına alınmışken, bu yöndeki kopuşu neye bağlamak gerekiyor?
Sizce, maalesef, bu kopuşta sınıfa girerken dünya görüşünü unutmayan öğretmenlerin payı yok mu?
Öyle ki, karma eğitime son vermek istenilmesi, 4+4+4 çağ dışı eğitim anlayışını bu güne taşınması, sınıfa girerken bakış açılarını unutmayan öğretmenlerin eseri olsa gerek.
Sonuç olarak; bazı öğretmenler geçmişte devletin resmi ideolojisinin yansıdığı laik ve demokratik eğitimden ödün verdiler. Buna bağlı olarak da laik ve demokratik olmayan bireyler yetiştirildi. Yine bu durum bizi çağdaş ve laik eğitimden uzaklaşmamızı sağladı.
Emekli Akademisyen Hasan Güneş
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Emekli Akademisyen Hasan Güneş Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Elbette her öğretmenin içinde bulunduğu toplumda toplumsal gerçekliği algılayışını belirleyen kavramlar bütünü bulunuyor. Ancak, bu bakış açısı eğitim sisteminin değerleriyle örtüşmesi veya belli zamanlarda bu bakış açısı eğitim sistemiyle ilgisi bulunmuyorsa örgüt içinde göz ardı edilmesi gerekir.
Yıllar önce, bir öğretmenimin şöyle dediğine tanık oldum: “ elbette benim kendime göre dünyaya bakış açım var. Ancak sınıftan içeri girdikten sonra unutuyorum.” Burada anlaşılan eğitim sisteminin amaçlarıyla örtüşmeyen görüşlere sahip; ancak mesleğinin gereği bu görüşleri unutmak istiyordu, öğretmenim. Yine resim iş öğretmeni olan bir öğretmenin benim öğrencimin resim yapmaya gereksinmesi yok, din dersine gereksinmesi var. Bu nedenle, resim dersinde din konularını anlatıyorum, dediğine de şahit oldum.
Elbette, bireyin sosyalleştiği ortamlar farklıdır. Sosyalleşme farklılıkları bireylere, farklı bakış açısı kazandırıyor. Siyasal toplumsallaşma da bunlardan biridir. Her birey gibi öğretmenin de sosyalleşme ortamlarından kaynaklanan farklılıklar da olağandır. Bunun tartışılır bir yanı yoktur.
Ancak, söz konusu eğitimin resmi amaçları söz konusu olduğunda öğretmenin kişisel görüşü okul amaçlarıyla uyuşmuyorsa bunu sınıfa taşımamak etik bir zorunluluktur. Geçmiş yıllarda, eğitim sisteminin amaçları bakımından laiklik ve demokratik değerler güvence altına alınmışken, bu yöndeki kopuşu neye bağlamak gerekiyor?
Sizce, maalesef, bu kopuşta sınıfa girerken dünya görüşünü unutmayan öğretmenlerin payı yok mu?
Öyle ki, karma eğitime son vermek istenilmesi, 4+4+4 çağ dışı eğitim anlayışını bu güne taşınması, sınıfa girerken bakış açılarını unutmayan öğretmenlerin eseri olsa gerek.
Sonuç olarak; bazı öğretmenler geçmişte devletin resmi ideolojisinin yansıdığı laik ve demokratik eğitimden ödün verdiler. Buna bağlı olarak da laik ve demokratik olmayan bireyler yetiştirildi. Yine bu durum bizi çağdaş ve laik eğitimden uzaklaşmamızı sağladı.
Emekli Akademisyen Hasan Güneş
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Emekli Akademisyen Hasan Güneş Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Mart 2015 09:37
Gösterim: 1405
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturmanın şüphelilerinden 616'sının devlet memuru olduğunu bildirdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin yaptığı açıklamada, soruşturmaya konu 2010'daki KPSS'de 100 ve üzeri net doğru yapan 3 bin 227 kişi bulunduğu hatırlatıldı ve bunlardan 616'sının halen devlet memuru olduğu belirtildi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 2'sinin hamile, birinin ise çocuk emzirdiği için emniyetteki işlemlerinin ardından dün akşam serbest bırakıldığı belirtilen açıklamada, yaklaşık 10 şüphelinin yurtdışında olduğu, gözaltına alınamayan yaklaşık 10 kişinin ise aranmasına devam edildiği kaydedildi.
Savcıyı tehdit soruşturmasında gözaltılar
Bu arada, KPSS'deki usulsüzlük soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın telefonla tehdit edilmesine ilişkin 3 kişinin dün gece yakalandığı belirtildi. Bunlardan N.Ö'nün Etimesgut'ta bir devlet okulunda öğretmen olduğu öğrenildi.
Savcı Yücel Erkman'ın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri, 15 ay süren çalışmanın ardından, dün 19 ilde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyerek, çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, KPSS'deki usulsüzlük iddialarına ilişkin soruşturmanın şüphelilerinden 616'sının devlet memuru olduğunu bildirdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının konuya ilişkin yaptığı açıklamada, soruşturmaya konu 2010'daki KPSS'de 100 ve üzeri net doğru yapan 3 bin 227 kişi bulunduğu hatırlatıldı ve bunlardan 616'sının halen devlet memuru olduğu belirtildi.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 2'sinin hamile, birinin ise çocuk emzirdiği için emniyetteki işlemlerinin ardından dün akşam serbest bırakıldığı belirtilen açıklamada, yaklaşık 10 şüphelinin yurtdışında olduğu, gözaltına alınamayan yaklaşık 10 kişinin ise aranmasına devam edildiği kaydedildi.
Savcıyı tehdit soruşturmasında gözaltılar
Bu arada, KPSS'deki usulsüzlük soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Yücel Erkman'ın telefonla tehdit edilmesine ilişkin 3 kişinin dün gece yakalandığı belirtildi. Bunlardan N.Ö'nün Etimesgut'ta bir devlet okulunda öğretmen olduğu öğrenildi.
Savcı Yücel Erkman'ın talimatıyla harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize ve Mali Suçlarla Mücadele Müdürlüğü ekipleri, 15 ay süren çalışmanın ardından, dün 19 ilde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyerek, çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı.
Son Güncelleme: Salı, 24 Mart 2015 16:23
Gösterim: 1519
Saatlerin ileri alınacak olması dolayısıyla İstanbul'da 30 Mart'tan itibaren memurların mesai saatleri 08.30-12.30 ve 13.00-17.00 olarak uygulanacak.
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada, Bakanlar Kurulu'nun 17 Mart 2015 tarih ve 2015/7391 sayılı kararı gereğince 29 Mart 2015'ten itibaren ülke genelinde ileri saat uygulamasına geçileceği hatırlatıldı.
Açıklamada, "Gün ışığından daha fazla yararlanıp, enerji tüketiminin azaltılması amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 100'üncü maddesi gereğince ilimizde mesai saatleri 30 Mart 2015 Pazartesi gününden itibaren 08.30-12.30, 13.00-17.00 olarak uygulanacaktır" ifadeleri kullanıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Saatlerin ileri alınacak olması dolayısıyla İstanbul'da 30 Mart'tan itibaren memurların mesai saatleri 08.30-12.30 ve 13.00-17.00 olarak uygulanacak.
İstanbul Valiliği'nden yapılan açıklamada, Bakanlar Kurulu'nun 17 Mart 2015 tarih ve 2015/7391 sayılı kararı gereğince 29 Mart 2015'ten itibaren ülke genelinde ileri saat uygulamasına geçileceği hatırlatıldı.
Açıklamada, "Gün ışığından daha fazla yararlanıp, enerji tüketiminin azaltılması amacıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 100'üncü maddesi gereğince ilimizde mesai saatleri 30 Mart 2015 Pazartesi gününden itibaren 08.30-12.30, 13.00-17.00 olarak uygulanacaktır" ifadeleri kullanıldı.
Son Güncelleme: Salı, 24 Mart 2015 12:25
Gösterim: 1851
28 Mart 2015 tarihinde yapılacak Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDS) sınava giriş belgeleri adayların erişimine açıldı. E-YDS sınav yerinizi öğrenmek ve sınava giriş belgenizi indirmek için Tıklayın
ÖSYM, 28 Mart’ta yapılacak Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDS) sınava giriş belgelerinin adayların erişimine açıldığını duyurdu. ÖSYM’den yapılan duyuruya göre, adaylara Sınava Giriş Belgesi gönderilmeyecek. Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesini, T.C. Kimlik Numaraları ve aday şifreleri ile ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden edinecekler.
2015 e-YDS sınav takvimi
28 Mart’ta yapılacak e-YDS’nin ardından yapılacak diğer e-YDS başvuru ve sınav tarihleri şu şekilde;
18 Nisan'daki sınava 2-6 Nisan, 16 Mayıs'taki sınava 30 Nisan-5 Mayıs'ta, 27 Haziran'daki sınava 11-15 Haziran, 25 Temmuz'daki sınava 9-13 Temmuz, 22 Ağustos'taki sınava 6-10 Ağustos, 19 Eylül'deki sınava 3-7 Eylül, 17 Ekim'deki sınava 1-5 Ekim, 21 Kasım'daki sınava 5-9 Kasım ve son olarak 19 Aralık'ta gerçekleştirilecek sınava ise 3-7 Aralık'ta başvuru alınacak.
"Yabancı Dil Bilgisi Seviye Belirleme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" kapsamında yapılan e-YDS, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS) ile eşdeğer olduğundan, e-YDS’ye giren adayların kazandığı haklar, YDS'ye giren adayların kazandığı haklarla aynı olacak.
Deneme sınavına ÖSYM'nin internet sitesinden ulaşılacak
e-YDS elektronik ortamda yapılacağından, adayların sınavda uygulanacak ara yüzleri sınav öncesinde tanıması ve sisteme aşinalık kazanması amacıyla bir deneme e-Sınav'ı hazırlandı. Adaylar, bu deneme sınavına, ÖSYM'nin internet sitesinden ulaşabilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
28 Mart 2015 tarihinde yapılacak Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDS) sınava giriş belgeleri adayların erişimine açıldı. E-YDS sınav yerinizi öğrenmek ve sınava giriş belgenizi indirmek için Tıklayın
ÖSYM, 28 Mart’ta yapılacak Elektronik Yabancı Dil Sınavı (e-YDS) sınava giriş belgelerinin adayların erişimine açıldığını duyurdu. ÖSYM’den yapılan duyuruya göre, adaylara Sınava Giriş Belgesi gönderilmeyecek. Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesini, T.C. Kimlik Numaraları ve aday şifreleri ile ÖSYM’nin https://ais.osym.gov.tr internet adresinden edinecekler.
2015 e-YDS sınav takvimi
28 Mart’ta yapılacak e-YDS’nin ardından yapılacak diğer e-YDS başvuru ve sınav tarihleri şu şekilde;
18 Nisan'daki sınava 2-6 Nisan, 16 Mayıs'taki sınava 30 Nisan-5 Mayıs'ta, 27 Haziran'daki sınava 11-15 Haziran, 25 Temmuz'daki sınava 9-13 Temmuz, 22 Ağustos'taki sınava 6-10 Ağustos, 19 Eylül'deki sınava 3-7 Eylül, 17 Ekim'deki sınava 1-5 Ekim, 21 Kasım'daki sınava 5-9 Kasım ve son olarak 19 Aralık'ta gerçekleştirilecek sınava ise 3-7 Aralık'ta başvuru alınacak.
"Yabancı Dil Bilgisi Seviye Belirleme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik" kapsamında yapılan e-YDS, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (YDS) ile eşdeğer olduğundan, e-YDS’ye giren adayların kazandığı haklar, YDS'ye giren adayların kazandığı haklarla aynı olacak.
Deneme sınavına ÖSYM'nin internet sitesinden ulaşılacak
e-YDS elektronik ortamda yapılacağından, adayların sınavda uygulanacak ara yüzleri sınav öncesinde tanıması ve sisteme aşinalık kazanması amacıyla bir deneme e-Sınav'ı hazırlandı. Adaylar, bu deneme sınavına, ÖSYM'nin internet sitesinden ulaşabilecek.
Son Güncelleme: Salı, 24 Mart 2015 16:15
Gösterim: 1977
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğrencilere bilgi düzeylerine göre bir öğrenme haritası çıkarıp buna uygun dijital eğitim içeriklerini seçip ders çalıştırabilen yapay zekalı bilgisayar yazılımı geliştirdi.
"Bireyselleştirilmiş öğrenim yönetim sistemi" adı verilen yazılım, gelecek eğitim öğretim yılından itibaren öğrencilerin hizmetine sunulacak.
MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Dinçer Ateş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, FATİH projesinde dijital eğitim içerikleri konusunda önemli mesafeler alındığını ifade etti.
MEB'in Eğitim Bilişim Ağı'nın (EBA), dünyanın en büyük eğitim portalı haline geldiğini belirten Ateş, portala 150 binin üzerinde dijital eğitim içeriğinin yüklendiğini kaydetti.
Eğitim sektöründe içerik ihtiyacının, tamamlanıp sonuca ulaşılan bir ihtiyaç olmadığını vurgulayan Ateş, "Vücuda taze kan pompalar gibi, sürdürülebilir bir şekilde, kazanımları öğrencinin öğrenme düzeyine uygun olarak daha kısa zamanda edindirecek yeni içerikleri dijital eğitim sistemimize katmak gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
FATİH Projesi bütçesinden 50 milyon TL'nin Bakan Nabi Avcı'nın talimatıyla dijital içeriklere ayrıldığını, ayrıca Avrupa Birliği IPA projesi kapsamında dijital içeriklere 10 milyon avroluk bütçenin ayrıldığını kaydeden Ateş, bakanlığın dijital eğitim yayıncılığı sektöründen 60 milyon lira alım yapacağını açıkladı.
Bu bütçeyle dijital eğitim sektörünün ciddi anlamda güçleneceğini vurgulayan Ateş, "Bu kaynak, belki de sektöre tetikleme mekanizması oluşturacak. Özellikle bölgemizde dijital eğitim yayıncılığı üssünü Türkiye'de oluşturmamız mümkün olacak" dedi.
Yeni yazılım yapay zekayla çalışıyor
Ateş, MEB uzmanlarının, işbirliği yaptıkları kurumlarla birlikte öğrenciler için EBA portaldaki içeriklere akıllı bir sistemle ulaşabilecekleri "bireyselleştirilmiş öğrenim yönetim sistemi" adında yeni bir yazılım geliştirdiklerini bildirdi.
Yeni yazılımın bir çeşit yapay zekayla çalıştığını ve öğrencilere kişisel öğrenme rahatlığı sağlayacağını belirten Ateş, yazılımın, kişiyi algılayıp öğrenmesini test edebildiğini, buna göre kişinin hangi dersleri, hangi içeriklerle çalışacağına dair hızlı karar verebildiğini söyledi. Ateş, yazılımla ilgili şu bilgileri verdi:
"Geliştirdiğimiz yazılım, yapay zeka sayesinde EBA'ya giren her sınıftaki öğrenciyi tanıyacak ve öğrencilerin bilmesi gereken konuları tanımlayacak. Yazılım, öğrenciyi 'şimdi atman gereken adım bu' diyerek yönlendirecek. Örneğin, 10. sınıftaki bir öğrencinin matematik dersine çalışırken bir konudaki eksikliğini tespit edecek ve öğrenciyi 9. sınıfta edinemediği bu kazanıma geri döndürecek. Öğrenci burada bu kazanımı edinirse de onu bir sonraki konuya yönlendirecek. Bir öğrencinin çalıştığı bir dersi iyi anlamadığını da tespit edebilen teknoloji, bu durumda öğrenciyi geri dönüşlerle başka içeriklere yönlendirilecek. Bu döngü konu iyice anlaşılana kadar devam edecek. Böylece öğrencinin çalışması gereken konular ve hangi materyallerle çalışması gerektiğine karar vermiş olacak."
Ateş, geliştirdikleri yazılımın zamandan, mekandan ve araçlardan bağımsız olacağını; tüm bilgisayarlar, etkileşimli tahtalar, tabletler ve akıllı telefonlardan buna ulaşılabileceğini belirtti.
Yazılımın yeni eğitim öğretim döneminde öğrencilerin hizmetinde olacağını bildiren Ateş, öğrencilerin bu yazılıma EBA portalda kişiselleştirilmiş şifre alarak erişebileceklerini sözlerine ekledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) öğrencilere bilgi düzeylerine göre bir öğrenme haritası çıkarıp buna uygun dijital eğitim içeriklerini seçip ders çalıştırabilen yapay zekalı bilgisayar yazılımı geliştirdi.
"Bireyselleştirilmiş öğrenim yönetim sistemi" adı verilen yazılım, gelecek eğitim öğretim yılından itibaren öğrencilerin hizmetine sunulacak.
MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri (YEĞİTEK) Genel Müdürü Dinçer Ateş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, FATİH projesinde dijital eğitim içerikleri konusunda önemli mesafeler alındığını ifade etti.
MEB'in Eğitim Bilişim Ağı'nın (EBA), dünyanın en büyük eğitim portalı haline geldiğini belirten Ateş, portala 150 binin üzerinde dijital eğitim içeriğinin yüklendiğini kaydetti.
Eğitim sektöründe içerik ihtiyacının, tamamlanıp sonuca ulaşılan bir ihtiyaç olmadığını vurgulayan Ateş, "Vücuda taze kan pompalar gibi, sürdürülebilir bir şekilde, kazanımları öğrencinin öğrenme düzeyine uygun olarak daha kısa zamanda edindirecek yeni içerikleri dijital eğitim sistemimize katmak gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.
FATİH Projesi bütçesinden 50 milyon TL'nin Bakan Nabi Avcı'nın talimatıyla dijital içeriklere ayrıldığını, ayrıca Avrupa Birliği IPA projesi kapsamında dijital içeriklere 10 milyon avroluk bütçenin ayrıldığını kaydeden Ateş, bakanlığın dijital eğitim yayıncılığı sektöründen 60 milyon lira alım yapacağını açıkladı.
Bu bütçeyle dijital eğitim sektörünün ciddi anlamda güçleneceğini vurgulayan Ateş, "Bu kaynak, belki de sektöre tetikleme mekanizması oluşturacak. Özellikle bölgemizde dijital eğitim yayıncılığı üssünü Türkiye'de oluşturmamız mümkün olacak" dedi.
Yeni yazılım yapay zekayla çalışıyor
Ateş, MEB uzmanlarının, işbirliği yaptıkları kurumlarla birlikte öğrenciler için EBA portaldaki içeriklere akıllı bir sistemle ulaşabilecekleri "bireyselleştirilmiş öğrenim yönetim sistemi" adında yeni bir yazılım geliştirdiklerini bildirdi.
Yeni yazılımın bir çeşit yapay zekayla çalıştığını ve öğrencilere kişisel öğrenme rahatlığı sağlayacağını belirten Ateş, yazılımın, kişiyi algılayıp öğrenmesini test edebildiğini, buna göre kişinin hangi dersleri, hangi içeriklerle çalışacağına dair hızlı karar verebildiğini söyledi. Ateş, yazılımla ilgili şu bilgileri verdi:
"Geliştirdiğimiz yazılım, yapay zeka sayesinde EBA'ya giren her sınıftaki öğrenciyi tanıyacak ve öğrencilerin bilmesi gereken konuları tanımlayacak. Yazılım, öğrenciyi 'şimdi atman gereken adım bu' diyerek yönlendirecek. Örneğin, 10. sınıftaki bir öğrencinin matematik dersine çalışırken bir konudaki eksikliğini tespit edecek ve öğrenciyi 9. sınıfta edinemediği bu kazanıma geri döndürecek. Öğrenci burada bu kazanımı edinirse de onu bir sonraki konuya yönlendirecek. Bir öğrencinin çalıştığı bir dersi iyi anlamadığını da tespit edebilen teknoloji, bu durumda öğrenciyi geri dönüşlerle başka içeriklere yönlendirilecek. Bu döngü konu iyice anlaşılana kadar devam edecek. Böylece öğrencinin çalışması gereken konular ve hangi materyallerle çalışması gerektiğine karar vermiş olacak."
Ateş, geliştirdikleri yazılımın zamandan, mekandan ve araçlardan bağımsız olacağını; tüm bilgisayarlar, etkileşimli tahtalar, tabletler ve akıllı telefonlardan buna ulaşılabileceğini belirtti.
Yazılımın yeni eğitim öğretim döneminde öğrencilerin hizmetinde olacağını bildiren Ateş, öğrencilerin bu yazılıma EBA portalda kişiselleştirilmiş şifre alarak erişebileceklerini sözlerine ekledi.
Son Güncelleme: Salı, 24 Mart 2015 12:22
Gösterim: 1895