Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Vakıflar tarafından; ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı veya ilgili kamu idaresinin görüşü alınarak, vakıf gelirleri veya fon kaynakları kullanılarak yurt veya pansiyon yapılabilecek. Maliye Bakanlığı'nca yurt veya pansiyon yapılmak amacıyla ilgili kamu idarelerine tahsis edilen Hazineye ait taşınmazların üzerinde de adına tahsis yapılan kamu idaresinin talebi üzerine, aynı şekilde yurt veya pansiyon inşa edilebilecek.
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ne göre, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, çeşitli vergilerin yanı sıra artık her türlü döner sermaye ücretlerinden de muaf olacak.
Teklif, vakıf gelirleri ve fon kaynaklarıyla yurt veya pansiyon yapılmasının önünü açıyor. Buna göre, vakıflar tarafından; ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı veya ilgili kamu idaresinin görüşü alınarak, vakıf gelirleri veya fon kaynakları kullanılarak yurt veya pansiyon yapılabilecek. Maliye Bakanlığınca yurt veya pansiyon yapılmak amacıyla ilgili kamu idarelerine tahsis edilen Hazineye ait taşınmazların üzerinde de adına tahsis yapılan kamu idaresinin talebi üzerine, aynı şekilde yurt veya pansiyon inşa edilebilecek. Bu taşınmazların üzerinde inşa edilen ve kullanıma hazır hale getirilen her türlü bina, yapı ve tesisler hiçbir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edecek ve adına tahsis yapılan kamu idarelerince kullanılmaya devam olunacak.
Arsası bağışlanan veya bağışla alınan ve bu arsalar üzerindeki bina, yapı ve tesislerin tamamı bağışlanan veya bağışla yapılanlar hariç olmak üzere, vakıf gelirleri veya fon kaynakları kullanılarak vakıflar tarafından alınan ve üzerinde yurt veya pansiyon olarak kullanılmak üzere inşa edilen ve kullanıma hazır hale getirilen her türlü bina, yapı ve tesis bulunan taşınmazlar, yapılış amacında kullanılmak için ihtiyacı olan kamu idarelerine tahsis edilmek üzere Hazineye bedelsiz devredilecek.
Arsası bağışlanan veya bağışla alınan ve bu arsalar üzerindeki bina, yapı ve tesislerin tamamı bağışlanan veya bağışla yapılanların kullanım veya işletme hakkı ise ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı'na veya ilgili kamu idaresine devredilecek.
Düzenlemenin yürürlüğe gireceği tarihten önce vakıflar tarafından, fon kaynakları kullanılarak Hazineye ait taşınmazların üzerinde yurt veya pansiyon olarak kullanılmak üzere inşa edilen ve kullanıma hazır hale getirilen her türlü bina, yapı ve tesis, hiçbir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edecek. Bu taşınmazlar ve üzerindeki bina, yapı ve tesisler, ihtiyacı olan kamu idarelerinin talebi üzerine, yapılış amacı, kullanım durumu ve ihtiyaçlar da dikkate alınarak Maliye Bakanlığı'nca ilgili kamu idarelerine tahsis edilebilecek. Ancak, vakıflar tarafından sözleşme veya protokolle üçüncü kişilerin kullanımına bırakılanlar, belirtilen koşullarla süresi sonuna kadar bu kişiler tarafından kullanılabilecek. Kullanım süresi sonunda Hazine'ye intikal işlemi yapılacak.
Özel öğretim kurumlarının ücretsiz okutacağı en az yüzde 3'lük kontenjanın en az üçte ikisi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortak belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde harp veya vazife malulü sayılanların ilk ve orta öğretim çağındaki çocuklarıyla haklarında korunma, bakım veya barınma kararı verilen çocuklar için kullanılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Vakıflar tarafından; ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı veya ilgili kamu idaresinin görüşü alınarak, vakıf gelirleri veya fon kaynakları kullanılarak yurt veya pansiyon yapılabilecek. Maliye Bakanlığı'nca yurt veya pansiyon yapılmak amacıyla ilgili kamu idarelerine tahsis edilen Hazineye ait taşınmazların üzerinde de adına tahsis yapılan kamu idaresinin talebi üzerine, aynı şekilde yurt veya pansiyon inşa edilebilecek.
AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve arkadaşları tarafından TBMM Başkanlığı'na sunulan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ne göre, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ile sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, çeşitli vergilerin yanı sıra artık her türlü döner sermaye ücretlerinden de muaf olacak.
Teklif, vakıf gelirleri ve fon kaynaklarıyla yurt veya pansiyon yapılmasının önünü açıyor. Buna göre, vakıflar tarafından; ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı veya ilgili kamu idaresinin görüşü alınarak, vakıf gelirleri veya fon kaynakları kullanılarak yurt veya pansiyon yapılabilecek. Maliye Bakanlığınca yurt veya pansiyon yapılmak amacıyla ilgili kamu idarelerine tahsis edilen Hazineye ait taşınmazların üzerinde de adına tahsis yapılan kamu idaresinin talebi üzerine, aynı şekilde yurt veya pansiyon inşa edilebilecek. Bu taşınmazların üzerinde inşa edilen ve kullanıma hazır hale getirilen her türlü bina, yapı ve tesisler hiçbir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edecek ve adına tahsis yapılan kamu idarelerince kullanılmaya devam olunacak.
Arsası bağışlanan veya bağışla alınan ve bu arsalar üzerindeki bina, yapı ve tesislerin tamamı bağışlanan veya bağışla yapılanlar hariç olmak üzere, vakıf gelirleri veya fon kaynakları kullanılarak vakıflar tarafından alınan ve üzerinde yurt veya pansiyon olarak kullanılmak üzere inşa edilen ve kullanıma hazır hale getirilen her türlü bina, yapı ve tesis bulunan taşınmazlar, yapılış amacında kullanılmak için ihtiyacı olan kamu idarelerine tahsis edilmek üzere Hazineye bedelsiz devredilecek.
Arsası bağışlanan veya bağışla alınan ve bu arsalar üzerindeki bina, yapı ve tesislerin tamamı bağışlanan veya bağışla yapılanların kullanım veya işletme hakkı ise ilgisine göre Milli Eğitim Bakanlığı'na veya ilgili kamu idaresine devredilecek.
Düzenlemenin yürürlüğe gireceği tarihten önce vakıflar tarafından, fon kaynakları kullanılarak Hazineye ait taşınmazların üzerinde yurt veya pansiyon olarak kullanılmak üzere inşa edilen ve kullanıma hazır hale getirilen her türlü bina, yapı ve tesis, hiçbir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edecek. Bu taşınmazlar ve üzerindeki bina, yapı ve tesisler, ihtiyacı olan kamu idarelerinin talebi üzerine, yapılış amacı, kullanım durumu ve ihtiyaçlar da dikkate alınarak Maliye Bakanlığı'nca ilgili kamu idarelerine tahsis edilebilecek. Ancak, vakıflar tarafından sözleşme veya protokolle üçüncü kişilerin kullanımına bırakılanlar, belirtilen koşullarla süresi sonuna kadar bu kişiler tarafından kullanılabilecek. Kullanım süresi sonunda Hazine'ye intikal işlemi yapılacak.
Özel öğretim kurumlarının ücretsiz okutacağı en az yüzde 3'lük kontenjanın en az üçte ikisi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın ortak belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde harp veya vazife malulü sayılanların ilk ve orta öğretim çağındaki çocuklarıyla haklarında korunma, bakım veya barınma kararı verilen çocuklar için kullanılacak.
Son Güncelleme: Salı, 07 Ocak 2014 08:48
Gösterim: 2017
İlköğretim çocukları üzerinde uygulanan ''Sağlıklı Yaşam Projesi'', okullarda verilen eğitimlerle çocuklarda beden imajı algısının olumlu yönde değiştiğini ortaya çıkardı.
Mutlu Çocuklar Derneği, çocukluk çağında şişmanlığın önlenmesi, dengeli beslenme, fiziksel aktivite konularında çocukların bilinçlendirilmesi gibi konularda okulların önemli bir yeri olduğunu araştırmak için ''Sağlıklı Yaşam Projesi''ni hayata geçirdi.
Okullarda uygulanacak sağlıklı yaşam programının etkinliğini değerlendirmek amacıyla yürütülen projeyle, olumsuz beden imajı ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının daha büyük yaşlarda değişiminin zor olması, buna karşın çocuklarda beden imajına yönelik tutumların bu dönemde yeni gelişmeye başlamasından hareket edildi.
İlköğretim düzeyindeki çocuklara çeşitli testler uygulanarak yapılan araştırmada, boy, kilo ve vücut indeksi, kan basıncı, ağız, diş, işitme, skolyoz ve görme taramaları uygulandı. Çocuklara sağlıklı yaşam ilkelerinin de anlatıldığı derslerde, sağlıklı ve dengeli beslenme, egzersizin faydaları, diş fırçalama yöntemi üzerinde de duruldu. Konularla ilgili çocuklar için çeşitli projeler hazırlandı.
''Spor, banyo yapma, diş fırçalama oranları arttı''
Ön taramaların ve verilen eğitimler sonucunda çocuklara yeniden testler uygulandı ve projenin raporu oluşturuldu. Çalışmanın raporuna göre, eğitim öncesi günlük bir saat spor yapanların oranı yüzde 58'den 67.8'e yükseldi.
Eğitim sonrasında, günde 2 kez ve üstü diş fırçalayan yüzde 65 olan çocukların oranı, yüzde 72.9'a; haftada 2 ve üstü banyo yapan çocukların oranı ise yüzde 49'dan yüzde 68'e çıktı.
Beden kitle indeksi, skolyoz, kan basıncı, duyma, görme, diş alanlarındaki taramalarda da olumlu gelişme elde edilirken, bu konularda risk altında olan çocukların sayısında da azalma olduğu tespit edildi.
Verilen eğitimlerle okullardaki şişman çocukların oranında, çürük diş sayısında azalma yaşanırken, çocukların dolgu sayısında artış belirlendi.
''Çocukların büyük bir kısmı kahvaltı yapıyor''
Çocukların ekran başında ne kadar vakit geçirdiklerinin de araştırıldığı çalışma sonucunda, ekran karşısında 2 saat ve üzeri zaman harcayanların oranında verilen eğitimlerle bir değişiklik tespit edilmedi.
Eğitim öncesinde ve sonrasında ekran karşısında çocukların geçirdiği süre 2 saate kadar yüzde 75 üstünde, 2 saat ve üzerinde ise yüzde 20'nin üstünde belirlendi.
Araştırmayla çocukların ekran karşısında yemek yeme alışkanlıkları da incelendi. Eğitim sonucunda bu oranlarda da değişiklik yaşanmadığı görüldü. Eğitim öncesi ve sonrasında televizyon karşısında yemek yiyen çocukların oranın yaklaşık yüzde 65'in üstünde olduğu tespit edildi.
Eğitimlerin çocukların günlük öğün sayılarında ve kahvaltı yapma durumlarında da değişiklik yaratmadığı, günde 3 öğün yiyenlerin oranı yüzde 60'a yakın iken, kahvaltı yapanların oranı ise yüzde 80'nin üstünde olduğu belirlendi.
''Okuldaki araştırmalar sağlıklı davranışları geliştirmeli''
Rapor sonucunda, çocukların yaşam biçimi, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyleri, hijyen durumlarının sağlıklı yaşam aktivitelerini etkileyen önemli faktörler olduğu belirtildi.
İlköğretim döneminde konuya ilişkin verilen eğitimlerin, yetişkinlik döneminde sağlıklı yaşam davranışlarının sürdürülmesinde son derece önemli olduğu ifade edilerek, ''Okul çağı çocuklarında olumsuz sağlık yaşam davranışlarının önlenmesi ya da azaltılmasına ilişkin okula dayalı araştırmalarda, çocukların beslenme, fiziksel aktivite, televizyon seyretme, hijyen gibi alışkanlıklarının hedeflenen sağlıklı davranışlara çevrilmesi amaçlanmalıdır'' önerisinde bulunuldu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
İlköğretim çocukları üzerinde uygulanan ''Sağlıklı Yaşam Projesi'', okullarda verilen eğitimlerle çocuklarda beden imajı algısının olumlu yönde değiştiğini ortaya çıkardı.
Mutlu Çocuklar Derneği, çocukluk çağında şişmanlığın önlenmesi, dengeli beslenme, fiziksel aktivite konularında çocukların bilinçlendirilmesi gibi konularda okulların önemli bir yeri olduğunu araştırmak için ''Sağlıklı Yaşam Projesi''ni hayata geçirdi.
Okullarda uygulanacak sağlıklı yaşam programının etkinliğini değerlendirmek amacıyla yürütülen projeyle, olumsuz beden imajı ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının daha büyük yaşlarda değişiminin zor olması, buna karşın çocuklarda beden imajına yönelik tutumların bu dönemde yeni gelişmeye başlamasından hareket edildi.
İlköğretim düzeyindeki çocuklara çeşitli testler uygulanarak yapılan araştırmada, boy, kilo ve vücut indeksi, kan basıncı, ağız, diş, işitme, skolyoz ve görme taramaları uygulandı. Çocuklara sağlıklı yaşam ilkelerinin de anlatıldığı derslerde, sağlıklı ve dengeli beslenme, egzersizin faydaları, diş fırçalama yöntemi üzerinde de duruldu. Konularla ilgili çocuklar için çeşitli projeler hazırlandı.
''Spor, banyo yapma, diş fırçalama oranları arttı''
Ön taramaların ve verilen eğitimler sonucunda çocuklara yeniden testler uygulandı ve projenin raporu oluşturuldu. Çalışmanın raporuna göre, eğitim öncesi günlük bir saat spor yapanların oranı yüzde 58'den 67.8'e yükseldi.
Eğitim sonrasında, günde 2 kez ve üstü diş fırçalayan yüzde 65 olan çocukların oranı, yüzde 72.9'a; haftada 2 ve üstü banyo yapan çocukların oranı ise yüzde 49'dan yüzde 68'e çıktı.
Beden kitle indeksi, skolyoz, kan basıncı, duyma, görme, diş alanlarındaki taramalarda da olumlu gelişme elde edilirken, bu konularda risk altında olan çocukların sayısında da azalma olduğu tespit edildi.
Verilen eğitimlerle okullardaki şişman çocukların oranında, çürük diş sayısında azalma yaşanırken, çocukların dolgu sayısında artış belirlendi.
''Çocukların büyük bir kısmı kahvaltı yapıyor''
Çocukların ekran başında ne kadar vakit geçirdiklerinin de araştırıldığı çalışma sonucunda, ekran karşısında 2 saat ve üzeri zaman harcayanların oranında verilen eğitimlerle bir değişiklik tespit edilmedi.
Eğitim öncesinde ve sonrasında ekran karşısında çocukların geçirdiği süre 2 saate kadar yüzde 75 üstünde, 2 saat ve üzerinde ise yüzde 20'nin üstünde belirlendi.
Araştırmayla çocukların ekran karşısında yemek yeme alışkanlıkları da incelendi. Eğitim sonucunda bu oranlarda da değişiklik yaşanmadığı görüldü. Eğitim öncesi ve sonrasında televizyon karşısında yemek yiyen çocukların oranın yaklaşık yüzde 65'in üstünde olduğu tespit edildi.
Eğitimlerin çocukların günlük öğün sayılarında ve kahvaltı yapma durumlarında da değişiklik yaratmadığı, günde 3 öğün yiyenlerin oranı yüzde 60'a yakın iken, kahvaltı yapanların oranı ise yüzde 80'nin üstünde olduğu belirlendi.
''Okuldaki araştırmalar sağlıklı davranışları geliştirmeli''
Rapor sonucunda, çocukların yaşam biçimi, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyleri, hijyen durumlarının sağlıklı yaşam aktivitelerini etkileyen önemli faktörler olduğu belirtildi.
İlköğretim döneminde konuya ilişkin verilen eğitimlerin, yetişkinlik döneminde sağlıklı yaşam davranışlarının sürdürülmesinde son derece önemli olduğu ifade edilerek, ''Okul çağı çocuklarında olumsuz sağlık yaşam davranışlarının önlenmesi ya da azaltılmasına ilişkin okula dayalı araştırmalarda, çocukların beslenme, fiziksel aktivite, televizyon seyretme, hijyen gibi alışkanlıklarının hedeflenen sağlıklı davranışlara çevrilmesi amaçlanmalıdır'' önerisinde bulunuldu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Ocak 2014 11:37
Gösterim: 1120
Öğretmenler Ocak 2014’ten itibaren ne kadar zamlı maaş alacak? Öğretmenlerin enflasyon farkıyla beraber 2014’te alacakları maaş belli oldu. İşte 2014 zamlı öğretmen maaşları…
Memur maaş katsayıları, yüzde 0,27'lik enflasyon farkı ve brüt 175, net 123,62 liralık ocak ayı zammına göre yeniden belirlendi. Buna göre, 9'uncu derecenin 1'inci kademesinden maaş alan bir öğretmenin mevcut 2 bin 137 lira olan maaşı 2 bin 345 liraya yükseldi.
AA muhabirinin Maliye Bakanlığından edindiği bilgiye göre, memur maaş katsayısı, ocak itibarıyla 0,076998'e, taban aylık katsayısı 1,205274'e, yan ödeme katsayısı da 0,024416'ya çıkarıldı.
Söz konusu düzenlemenin ardından en düşük memur maaşı bin 887 liradan 2 bin 25 liraya yükseldi.
Aile ve çocuk yardımı almak kaydıyla müsteşar maaşı 7 bin 694 liradan 7 bin 838 liraya, genel müdür maaşı ise 6 bin 736 liradan 6 bin 877 liraya çıktı. Böylece müsteşar ve genel müdür maaşında yüzde 2 civarında artış meydana geldi.
12'nci derecenin 1'inci kademesinden maaş almakta olan bir hizmetlinin bin 904 lira olan maaşı 2 bin 45 liraya, 13'üncü derecenin 3'üncü kademesinden maaş almakta olan bir devlet memurunun 2 bin 36 lira olan aylık maaşı 2 bin 179 liraya, 8'inci derecenin 1'inci kademesindeki maaş alan bir polis memurunun 2 bin 784 lira olan maaşı da 145 lira artışla 2 bin 929 liraya yükseldi. Buna göre, hizmetli maaşındaki artış yüzde 7,40, 13'üncü derecenin 3'üncü kademesinden maaş alan memurun maaşındaki artış da yüzde 7, 8'inci derecenin 1'inci kademesindeki maaş alan polisin maaşındaki artış ise yüzde 5,2 oldu.
Öğretmenlere ekstra 150 lira zam
Öğretmenlerin maaşlarında 2014 ve 2015 yıllarını kapsayan toplu sözleşme uyarınca, söz konusu artışlara ilave olarak ocak ayında 75 lira daha artış sağlandı. Buna göre, 9'uncu derecenin 1'inci kademesinden maaş alan bir öğretmenin mevcut 2 bin 137 lira olan maaşı 2 bin 345 liraya yükseldi. Öğretmenler, bu yılın temmuz ayında 75 liralık bir zam daha alacak.
Bu arada Kamu İktisadi Teşebbüsünde (KİT) sözleşmeli personel ücret tavanı da 4 bin 214,74 liraya yükseldi.
Devlet memurları ve sözleşmeliler 15 Ocak'ta zamlı maaşlarını alacak. Kamu çalışanlarına 14 günlük de zam farkı verilecek.
Unvanlar Derecesi Mevcut Maaşı (TL) Ocak 2014 Maaşı (TL)
Müsteşar 1/4 7.694 7.838
Genel Müdür 1/4 6.736 6.877
Şube Müdürü (Ünv) 1/4 3.446 3.590
Memur 9/1 2.041 2.183
Memur 13/3 2.036 2.179
Hizmetli 12/1 1.904 2.045
Öğretmen 1/4 2.469 2.684
Öğretmen 9/1 2.137 2.345
Kaymakam 7/1 3.615 3.762
Başkomiser 3/1 3.164 3.306
Polis Memuru 8/1 2.784 2.929
Uzman Doktor 1/4 4.043 4.187
Doktor 7/1 3.310 3.456
Hemşire (Lise) 11/3 2.233 2.375
Mühendis (Büro) 1/4 3.522 3.665
Teknisyen (Büro) 11/1 2.132 2.274
Profesör 1/4 5.047 5.194
Araştırma Görevlisi 7/1 2.484 2.627
Vaiz 1/4 2.655 2.796
Avukat 1/4 4.001 4.340
Bölgesel ödemeler ile ek ders ve yabancı dil tazminatı gibi ödemeler hariç, aile ve çocuk yardımı ödeneği ile vekalet ücreti dahildir.
Yukarıda yer alan rakamların içine aile yardımı ödeneği ile aile yardımı ödeneğine bağlı olarak maaşlara yansıyan asgari geçim indirimi dahildir. Bu çerçevede söz konusu rakamlar içerisinde;
- Halen eş için 163,87 lira tutarında ödenmekte olan aile yardımı ödeneği yeni artış sonrası 164,31 liraya çıkmaktadır.
- Halen 0-6 yaş grubu çocuklar için 38,40 lira tutarında ödenmekte olan aile yardımı ödeneği yeni artış sonrası 38,50 liraya, diğer yaş gruplarında yer alan çocuklar için 19,20 lira olarak ödenmekte olan söz konusu ödeme yeni artış sonrası 19,25 liraya çıkmaktadır.
- Aile yardımı ödeneğine bağlı olarak mevcut maaşlar içindeki asgari geçim indirim tutarı 36,70 lira iken 2014 yılı ocak ayındaki maaş içindeki tutar ise 40,16 liradır.
- Mevcut avukat maaşlar içinde 647 lira tutarında, 2014 yılı ocak ayında maaş içinde ise 841 lira tutarında vekalet ücreti bulunmaktadır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Öğretmenler Ocak 2014’ten itibaren ne kadar zamlı maaş alacak? Öğretmenlerin enflasyon farkıyla beraber 2014’te alacakları maaş belli oldu. İşte 2014 zamlı öğretmen maaşları…
Memur maaş katsayıları, yüzde 0,27'lik enflasyon farkı ve brüt 175, net 123,62 liralık ocak ayı zammına göre yeniden belirlendi. Buna göre, 9'uncu derecenin 1'inci kademesinden maaş alan bir öğretmenin mevcut 2 bin 137 lira olan maaşı 2 bin 345 liraya yükseldi.
AA muhabirinin Maliye Bakanlığından edindiği bilgiye göre, memur maaş katsayısı, ocak itibarıyla 0,076998'e, taban aylık katsayısı 1,205274'e, yan ödeme katsayısı da 0,024416'ya çıkarıldı.
Söz konusu düzenlemenin ardından en düşük memur maaşı bin 887 liradan 2 bin 25 liraya yükseldi.
Aile ve çocuk yardımı almak kaydıyla müsteşar maaşı 7 bin 694 liradan 7 bin 838 liraya, genel müdür maaşı ise 6 bin 736 liradan 6 bin 877 liraya çıktı. Böylece müsteşar ve genel müdür maaşında yüzde 2 civarında artış meydana geldi.
12'nci derecenin 1'inci kademesinden maaş almakta olan bir hizmetlinin bin 904 lira olan maaşı 2 bin 45 liraya, 13'üncü derecenin 3'üncü kademesinden maaş almakta olan bir devlet memurunun 2 bin 36 lira olan aylık maaşı 2 bin 179 liraya, 8'inci derecenin 1'inci kademesindeki maaş alan bir polis memurunun 2 bin 784 lira olan maaşı da 145 lira artışla 2 bin 929 liraya yükseldi. Buna göre, hizmetli maaşındaki artış yüzde 7,40, 13'üncü derecenin 3'üncü kademesinden maaş alan memurun maaşındaki artış da yüzde 7, 8'inci derecenin 1'inci kademesindeki maaş alan polisin maaşındaki artış ise yüzde 5,2 oldu.
Öğretmenlere ekstra 150 lira zam
Öğretmenlerin maaşlarında 2014 ve 2015 yıllarını kapsayan toplu sözleşme uyarınca, söz konusu artışlara ilave olarak ocak ayında 75 lira daha artış sağlandı. Buna göre, 9'uncu derecenin 1'inci kademesinden maaş alan bir öğretmenin mevcut 2 bin 137 lira olan maaşı 2 bin 345 liraya yükseldi. Öğretmenler, bu yılın temmuz ayında 75 liralık bir zam daha alacak.
Bu arada Kamu İktisadi Teşebbüsünde (KİT) sözleşmeli personel ücret tavanı da 4 bin 214,74 liraya yükseldi.
Devlet memurları ve sözleşmeliler 15 Ocak'ta zamlı maaşlarını alacak. Kamu çalışanlarına 14 günlük de zam farkı verilecek.
Unvanlar Derecesi Mevcut Maaşı (TL) Ocak 2014 Maaşı (TL)
Müsteşar 1/4 7.694 7.838
Genel Müdür 1/4 6.736 6.877
Şube Müdürü (Ünv) 1/4 3.446 3.590
Memur 9/1 2.041 2.183
Memur 13/3 2.036 2.179
Hizmetli 12/1 1.904 2.045
Öğretmen 1/4 2.469 2.684
Öğretmen 9/1 2.137 2.345
Kaymakam 7/1 3.615 3.762
Başkomiser 3/1 3.164 3.306
Polis Memuru 8/1 2.784 2.929
Uzman Doktor 1/4 4.043 4.187
Doktor 7/1 3.310 3.456
Hemşire (Lise) 11/3 2.233 2.375
Mühendis (Büro) 1/4 3.522 3.665
Teknisyen (Büro) 11/1 2.132 2.274
Profesör 1/4 5.047 5.194
Araştırma Görevlisi 7/1 2.484 2.627
Vaiz 1/4 2.655 2.796
Avukat 1/4 4.001 4.340
Bölgesel ödemeler ile ek ders ve yabancı dil tazminatı gibi ödemeler hariç, aile ve çocuk yardımı ödeneği ile vekalet ücreti dahildir.
Yukarıda yer alan rakamların içine aile yardımı ödeneği ile aile yardımı ödeneğine bağlı olarak maaşlara yansıyan asgari geçim indirimi dahildir. Bu çerçevede söz konusu rakamlar içerisinde;
- Halen eş için 163,87 lira tutarında ödenmekte olan aile yardımı ödeneği yeni artış sonrası 164,31 liraya çıkmaktadır.
- Halen 0-6 yaş grubu çocuklar için 38,40 lira tutarında ödenmekte olan aile yardımı ödeneği yeni artış sonrası 38,50 liraya, diğer yaş gruplarında yer alan çocuklar için 19,20 lira olarak ödenmekte olan söz konusu ödeme yeni artış sonrası 19,25 liraya çıkmaktadır.
- Aile yardımı ödeneğine bağlı olarak mevcut maaşlar içindeki asgari geçim indirim tutarı 36,70 lira iken 2014 yılı ocak ayındaki maaş içindeki tutar ise 40,16 liradır.
- Mevcut avukat maaşlar içinde 647 lira tutarında, 2014 yılı ocak ayında maaş içinde ise 841 lira tutarında vekalet ücreti bulunmaktadır.
Son Güncelleme: Cumartesi, 04 Ocak 2014 12:26
Gösterim: 18578
ÖSYM'nin yaptığı sınavlara girecek adayların fotoğraflarının en son 30 ay içinde güncellenmesi gerekiyor
ÖSYM, sınav güvenliği konusunda hayata geçirdiği uygulamalara bir yenisini daha ekledi.
ÖSYM'nin, uygulamaya koyduğu düzenlemeyle, Merkez'in yaptığı sınavlara başvuracak adayların fotoğraflarının son 30 ay içerisinde çekilmiş olması gerekiyor.
Düzenlemeye göre, son 30 ay içerisinde ÖSYM tarafından yapılan bir sınava bir başvuru merkezi aracılığıyla başvuran ve fotoğraf başvuru merkezi görevlisi tarafından çekilerek kayıtlarına alınan adaylar ile son 30 ay içerisinde herhangi bir nedenle başvuru merkezinden fotoğraf güncellemesi gerçekleştiren adayların, ÖSYM kayıtlarındaki fotoğrafları geçerli kabul edilecek. Bunun dışındaki adayların, başvuru merkezleri aracılığıyla fotoğraflarını güncellemesi gerekiyor.
Fotoğrafın, adayın kolaylıkla tanınmasını sağlayacak şekilde cepheden ve yüzü açık olarak çekilmesi ve sınav günü adayı tanımada önemli rol oynayacak, fotoğraftaki saç, bıyık, makyaj gibi görünüm özelliklerinde bir değişiklik bulunmaması gerekiyor. Düzenleme ilk kez ÖSYS süreciyle hayata geçirilecek.
"Fotoğraf üzerinde çok hassas davranıyoruz”
ÖSYM Başkanı Ali Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göreve geldikleri günden beri en önemli gündem maddelerinin sınav güvenliği olduğunu belirtti.
Aldıkları sınav güvenlik tedbirlerinin, pek çok kötü kullanımı sona erdirdiğini anlatan Demir, "Başkasının yerine sınava girme girişimi bir miktar öne çıkıyor gibi oldu. Onu engellemek için fotoğraf üzerinde çok hassas davranıyoruz” dedi.
ÖSYS sürecinde öncelikle adayların başvurularını okullarında yapmasını sağlamaya çalıştıklarını anlatan Demir, başka bir yerde başvuranların fotoğraflarının ise sadece ÖSYM görevlilerinin çalıştığı sınav koordinatörlüklerinde çekilmesini istediklerini söyledi.
Adaylarının fotoğraflarının değişmemesi konusunda bir hassasiyetleri bulunduğunu dile getiren Demir, "Bir aday eğer bizim sistemdeki fotoğrafının değişmesini istiyorsa onun için ÖSYM'ye başvuracak, onun gerekçelerini bize anlatacak, bizim iznimiz doğrultusunda bunu yapacak. Kontrol dışında bir fotoğraf değişiminin olmasını istemiyoruz. Bu yine bizim sınav güvenliğini iyileştirici çalışmalarımızdan bir tanesi" ifadelerini kullandı.
Pek çok kötü kullanımı durdurduk
Sınav güvenliğinin temel hedefleri olduğunu vurgulayan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her adaya farklı soru kitapçığından, her salonda ve bina girişlerinde kamerayla kayıt altına alma, elektromekanik kilit dediğimiz evrağın matbaa çıkışından kilitlenip sınav günü açılıncaya kadar izlenmesi ve sadece ÖSYM'den gidecek sinyalle açılabilmesini sağlayan sistem dahil olmak üzere 30'a yakın tedbir sayesinde pek çok kötü kullanımı durdurmuş durumdayız. Hedefimiz sadece ve sadece hak ve adalet ölçüsüne göre sınav yapmak. Yani adayların bilgileri doğrultusunda ölçümlerini sağlamak. Bunun için elimizden gelen bütün tedbirleri alıyoruz. Çok şükür iyi bir noktaya geldik."
YGS gibi sınavlarda yaklaşık 2 milyon adayın sınava girdiğini ve bunların farklı karakterleri olduğunu söyleyen Demir, halen bazı adayların sınavlara kol saatleri ve cep telefonlarıyla girmek istediğini ifade etti.
Bu kişilerin tespit edildiğini ve sınavlarının iptal edildiğini aktaran Demir, adayların böyle bir girişimde bulunmalarını istemediklerini ifade etti.
Yine sınav güvenliği açısından kişinin sınava girerken nüfus cüzdanının veya süresi geçerli pasaportunu ile sınava giriş belgelerini yanlarında bulundurmasını istediklerini belirten Demir, bu konuda ısrarcı olduklarının altını çizdi.
Asıl olan bizim kayıtlarımız
Bazı adayların sınav belgelerini değiştirdiğini ve ailelerini yanlış yönlendirdiğini anlatan Demir, şunları kaydetti:
"Adayların belgeleri değiştirme gibi kabul edemeyeceğimiz bazı davranışları olduğunu görüyoruz. Bu nedenle bilişim grubundaki arkadaşlarımızın çalışmasıyla bir sonuç belgesi doğrulama sistemi gerçekleştirdik. Şu anda ÖSYM sisteminden alınmış bir belgenin altında belge doğrulama kodu diye bir kod var. Bu belgedeki TC kimlik numarasıyla bu kod, ÖSYM'nin sonuç doğrulama sistemine girildiğinde bu belgenin aynısının burada görülebilmesi gerekir. Eğer bir farklılık varsa asıl olan bizim kayıtlarımızdakidir. Bu tür kötü kullanımları neredeyse yüzde 100'e varan bir durdurma işlevi gördü. Son derece başarılı oldu. Bu bizi de mutlu ediyor."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖSYM'nin yaptığı sınavlara girecek adayların fotoğraflarının en son 30 ay içinde güncellenmesi gerekiyor
ÖSYM, sınav güvenliği konusunda hayata geçirdiği uygulamalara bir yenisini daha ekledi.
ÖSYM'nin, uygulamaya koyduğu düzenlemeyle, Merkez'in yaptığı sınavlara başvuracak adayların fotoğraflarının son 30 ay içerisinde çekilmiş olması gerekiyor.
Düzenlemeye göre, son 30 ay içerisinde ÖSYM tarafından yapılan bir sınava bir başvuru merkezi aracılığıyla başvuran ve fotoğraf başvuru merkezi görevlisi tarafından çekilerek kayıtlarına alınan adaylar ile son 30 ay içerisinde herhangi bir nedenle başvuru merkezinden fotoğraf güncellemesi gerçekleştiren adayların, ÖSYM kayıtlarındaki fotoğrafları geçerli kabul edilecek. Bunun dışındaki adayların, başvuru merkezleri aracılığıyla fotoğraflarını güncellemesi gerekiyor.
Fotoğrafın, adayın kolaylıkla tanınmasını sağlayacak şekilde cepheden ve yüzü açık olarak çekilmesi ve sınav günü adayı tanımada önemli rol oynayacak, fotoğraftaki saç, bıyık, makyaj gibi görünüm özelliklerinde bir değişiklik bulunmaması gerekiyor. Düzenleme ilk kez ÖSYS süreciyle hayata geçirilecek.
"Fotoğraf üzerinde çok hassas davranıyoruz”
ÖSYM Başkanı Ali Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göreve geldikleri günden beri en önemli gündem maddelerinin sınav güvenliği olduğunu belirtti.
Aldıkları sınav güvenlik tedbirlerinin, pek çok kötü kullanımı sona erdirdiğini anlatan Demir, "Başkasının yerine sınava girme girişimi bir miktar öne çıkıyor gibi oldu. Onu engellemek için fotoğraf üzerinde çok hassas davranıyoruz” dedi.
ÖSYS sürecinde öncelikle adayların başvurularını okullarında yapmasını sağlamaya çalıştıklarını anlatan Demir, başka bir yerde başvuranların fotoğraflarının ise sadece ÖSYM görevlilerinin çalıştığı sınav koordinatörlüklerinde çekilmesini istediklerini söyledi.
Adaylarının fotoğraflarının değişmemesi konusunda bir hassasiyetleri bulunduğunu dile getiren Demir, "Bir aday eğer bizim sistemdeki fotoğrafının değişmesini istiyorsa onun için ÖSYM'ye başvuracak, onun gerekçelerini bize anlatacak, bizim iznimiz doğrultusunda bunu yapacak. Kontrol dışında bir fotoğraf değişiminin olmasını istemiyoruz. Bu yine bizim sınav güvenliğini iyileştirici çalışmalarımızdan bir tanesi" ifadelerini kullandı.
Pek çok kötü kullanımı durdurduk
Sınav güvenliğinin temel hedefleri olduğunu vurgulayan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her adaya farklı soru kitapçığından, her salonda ve bina girişlerinde kamerayla kayıt altına alma, elektromekanik kilit dediğimiz evrağın matbaa çıkışından kilitlenip sınav günü açılıncaya kadar izlenmesi ve sadece ÖSYM'den gidecek sinyalle açılabilmesini sağlayan sistem dahil olmak üzere 30'a yakın tedbir sayesinde pek çok kötü kullanımı durdurmuş durumdayız. Hedefimiz sadece ve sadece hak ve adalet ölçüsüne göre sınav yapmak. Yani adayların bilgileri doğrultusunda ölçümlerini sağlamak. Bunun için elimizden gelen bütün tedbirleri alıyoruz. Çok şükür iyi bir noktaya geldik."
YGS gibi sınavlarda yaklaşık 2 milyon adayın sınava girdiğini ve bunların farklı karakterleri olduğunu söyleyen Demir, halen bazı adayların sınavlara kol saatleri ve cep telefonlarıyla girmek istediğini ifade etti.
Bu kişilerin tespit edildiğini ve sınavlarının iptal edildiğini aktaran Demir, adayların böyle bir girişimde bulunmalarını istemediklerini ifade etti.
Yine sınav güvenliği açısından kişinin sınava girerken nüfus cüzdanının veya süresi geçerli pasaportunu ile sınava giriş belgelerini yanlarında bulundurmasını istediklerini belirten Demir, bu konuda ısrarcı olduklarının altını çizdi.
Asıl olan bizim kayıtlarımız
Bazı adayların sınav belgelerini değiştirdiğini ve ailelerini yanlış yönlendirdiğini anlatan Demir, şunları kaydetti:
"Adayların belgeleri değiştirme gibi kabul edemeyeceğimiz bazı davranışları olduğunu görüyoruz. Bu nedenle bilişim grubundaki arkadaşlarımızın çalışmasıyla bir sonuç belgesi doğrulama sistemi gerçekleştirdik. Şu anda ÖSYM sisteminden alınmış bir belgenin altında belge doğrulama kodu diye bir kod var. Bu belgedeki TC kimlik numarasıyla bu kod, ÖSYM'nin sonuç doğrulama sistemine girildiğinde bu belgenin aynısının burada görülebilmesi gerekir. Eğer bir farklılık varsa asıl olan bizim kayıtlarımızdakidir. Bu tür kötü kullanımları neredeyse yüzde 100'e varan bir durdurma işlevi gördü. Son derece başarılı oldu. Bu bizi de mutlu ediyor."
Son Güncelleme: Pazar, 05 Ocak 2014 12:16
Gösterim: 1681
Başarısız bir seneyi tekrarlamak, öğrencilerin daha başarılı olmasını mı sağlar; yoksa onları olumsuz mu etkiler? Sene tekrarının eğitim sisteminde olumlu ve olumsuz yanları nelerdir. İşte yanıtı...
Ek derslerle açık kapatılabilir mi?
Bir eğitim yılını bir defa, belki de birden fazla kez tekrar etmek zorunda kalsanız neler hissederdiniz? Uruguay’da bu durum oldukça yaygın. Fakat hükümet soruna karşı yeni çözümler geliştirmeye çalışıyor.
Uruguay’ın başkenti Montevideo’da tam bir eğitim krizi yaşanıyor. UNİCEF’in rakamlarına göre öğrencilerin yüzde 19’u sınıfta kalarak sene tekrarı yapıyor.
Şehir merkezinin 17 kilometre uzağında yer alan bir lisede öğrencilerin yüzde 30’u sene tekrarı yapıyor. Okul yönetimi sayıyı azaltmak için yeni yöntemlerle, ek dersler vererek açığı kapatmaya çalışıyor.
Ek ders uygulaması geçen sene başlatıldı. Öğrencilerin çoğu ilgi duyduğu alandan bir öğretmenin dersini seçerek öğrenme motivasyonunu artırıyor.
Okul müdürü Esteban Bertinat Almeida daha iyi için çok çalıştıklarını söyledi:
“Bu programa başlamadan önce öğrencilerin üçte biri sınıfta kalıyordu. Bizim amacımız bu sayıyı minimuma indirmek. Tam olarak başaramasak da önemli bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. Daha yapacak çok iş var.”
Sene tekrarı yapmak hala okulda başarısızlığın göstergesi olmaya devam ediyor.
Macaristan: Geçmişe dönüş
Sadece bir ülke bu kuralın tersi yönde hareket ediyordu. Macaristan’da sınıf tekrarı yıllardır aile iznine bağlıydı. Fakat politika değiştirildi ve sınıf tekrarı uygulaması geri döndü. Peki neden? Eskiye oranla ne fark var? Öğrenciler gerçekten buna ihtiyaç duyuyor mu?
Ülkede 2003 ile 2013 yılları arasında öğretmenlerin öğrencilerini sınıfta bırakma yetkisi bulunmuyordu. Fakat bu sene Macar parlamentosu yasayı değiştirerek sınıf tekrarı uygulamasını yeniden yürürlüğe koydu. Yeni düzenleme ile başarısız olan öğrenci, ailesine danışılmadan sınıf tekrarı yapacak.
Macar Eğitim Araştırmalı Enstitüsü’nden Jozsef Kaposi yeni düzenlemeyi olumlu buluyor:
“Sene tekrarı hiçbir şekilde cezalandırma yöntemi değildir. Bu şekilde düşünmek anlamsız. Ne onları incitme ya da gururlarını kırarak ‘sizden hayatta bir şey olmaz’ demek de değildir. Tam tersine onlara bir şans daha vermektir. ‘Biz size güveniyoruz, bu sefer başarabilirsiniz’ demektir.”
Herkes yeni düzenleme ile aynı fikirde değil. Çocuk psikologu Tamas Vekerdy sınıf tekrarı fikrine ihtiyatla yaklaşıyor:
“Roman olsun ya da olmasın dezavantajlı bir sosyal çevreden gelen öğrencinin ritmi yakalaması için zamana ihtiyacı var. Zaman ve yardıma. Bunun yerine ona, ilk senede sıfır not verip sınıf tekrarı yaptırtmanın hiçbir yararı dokunmaz.”
Yeni düzenleme bu yıldan itibaren uygulanacak, sonuçlarını ise gelecek senelerde göreceğiz.
Sınıf tekrarı konusu eğitimciler arasında da ateşli tartışmalara neden oluyor. Kimisi bu uygulamanın yanında olurken, bir kısmı karşısında yer alıyor. Konuyu iki uzmana sorduk ve onların görüşlerini aldık. Karşıt görüşlü olan uzmanlar bakın neler söyledi.
Sompong Jitradab sınıf tekrarının lehinde bir görüşe sahipken, öğrenme stratejileri üzerine uzmanlaşan Alain Sotto tamamen farklı bir teze sahip.
Bu uygulama neden kaynaklanıyor?
Sompong Jitradab:
“Sınıf tekrarı uygulamasının en önemli nedeni hiç kuşkusuz değerlendirme sistemimizin başarısız olması. Başarısız öğrencinin sınıfı geçmesine izin vererek, onun başarısız olma nedenlerini göz ardı ettik. Öğrencinin ne eksikleri olduğunu sorgulamadık. Böyle bir durumda okuma-yazma bilmeyen onlarca öğrenci bir üst sınıfa geçti. Daha sonra açığı kapatmak için ek ders de verilmedi.”
Alain Sotto:
“Yani sınıf tekrarı yapmanın nedenine gelirsek… Tabii ki onlarca neden var. Bir tanesi öğrencinin olgunluktan yoksun olduğu kanısıdır. Bu kanı hiçbir şey ifade etmez. Bir çocuğun belirli bir olgunluğa erdiğini kim saptayabilir? Diğer bir neden çocuğun daha yavaş anladığı. Bu neden de çocuğun kötü bir yönde damgalanmasına ve yeni korkulara yol açacak. Bu da çok iyi bir neden değil. Ama sonuç olarak çocuk istenen seviyeye ulaşamıyor.”
Peki tekrara değer mi?
Sompong Jitradab:
“Öğrenciyi sürekli bir üst sınıfa iteleyerek bir sonuç alamayız. 3. hatta 6. sınıfa gelen bazı öğrencilerin en basit işlemi yapamadıklarına şahit oluyoruz. Bir yerden sonra artık çok geç oluyor.”
Alain Sotto:
“Sınıf tekrarı sadece Fransa’da her yıl 2 ile iki buçuk milyar Euro maliyete yol açıyor. Bu para ailelerin cebinden çıkıyor. Halbuki 4 milyar Euro’luk bir proje ile bütün sistemi değiştirebiliriz. Belki de ilk okulda ikinci bir öğretmen konulması daha iyi bir çözüm olabilir. Sınıf tekrarı uygulaması çok ağır bir ceza.”
Sınıf tekrarı yapan öğrencileri nasıl bir gelecek bekliyor?
Sompong Jitradab:
“Sınıf tekrarı öğrencinin karnesinde bir damgadır. Bununla birlikte her öğrenci kendi kapasitesinin farkında. Yani iki seçenekten birini seçmeliyiz. Ya başarısız öğrencinin bir sonraki seneye geçmesine izin vereceğiz ya da yeterli kapasiteye ulaşması için bir sene daha bekleyeceğiz. Bizim amacımız eğitimini niteliğini artırmak. Nicelik bizim için önemli değildir. “
Alain Sotto:
“Sene tekrarı yapan öğrenci çok kırılgan bir döneme girer. Çok tehlikelidir bu dönem onun için. Öncelikle üzerindeki baskı artar. Aileler ‘bu seneyi tekrar ediyorsun’ diye başarı bekler. Öğretmenler daha fazla çaba bekler. Bu dönem öğrenci için yeni bir şans anlamına gelmeyebilir. Belki de okula olan ilgisini kaybetmeye başlayabilir. Yani tehlikeli bir dönem. Sınıf tekrarı bir başarı öyküsü değildir.”
Kaynak Euronews
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Başarısız bir seneyi tekrarlamak, öğrencilerin daha başarılı olmasını mı sağlar; yoksa onları olumsuz mu etkiler? Sene tekrarının eğitim sisteminde olumlu ve olumsuz yanları nelerdir. İşte yanıtı...
Ek derslerle açık kapatılabilir mi?
Bir eğitim yılını bir defa, belki de birden fazla kez tekrar etmek zorunda kalsanız neler hissederdiniz? Uruguay’da bu durum oldukça yaygın. Fakat hükümet soruna karşı yeni çözümler geliştirmeye çalışıyor.
Uruguay’ın başkenti Montevideo’da tam bir eğitim krizi yaşanıyor. UNİCEF’in rakamlarına göre öğrencilerin yüzde 19’u sınıfta kalarak sene tekrarı yapıyor.
Şehir merkezinin 17 kilometre uzağında yer alan bir lisede öğrencilerin yüzde 30’u sene tekrarı yapıyor. Okul yönetimi sayıyı azaltmak için yeni yöntemlerle, ek dersler vererek açığı kapatmaya çalışıyor.
Ek ders uygulaması geçen sene başlatıldı. Öğrencilerin çoğu ilgi duyduğu alandan bir öğretmenin dersini seçerek öğrenme motivasyonunu artırıyor.
Okul müdürü Esteban Bertinat Almeida daha iyi için çok çalıştıklarını söyledi:
“Bu programa başlamadan önce öğrencilerin üçte biri sınıfta kalıyordu. Bizim amacımız bu sayıyı minimuma indirmek. Tam olarak başaramasak da önemli bir etkisi olduğunu söyleyebilirim. Daha yapacak çok iş var.”
Sene tekrarı yapmak hala okulda başarısızlığın göstergesi olmaya devam ediyor.
Macaristan: Geçmişe dönüş
Sadece bir ülke bu kuralın tersi yönde hareket ediyordu. Macaristan’da sınıf tekrarı yıllardır aile iznine bağlıydı. Fakat politika değiştirildi ve sınıf tekrarı uygulaması geri döndü. Peki neden? Eskiye oranla ne fark var? Öğrenciler gerçekten buna ihtiyaç duyuyor mu?
Ülkede 2003 ile 2013 yılları arasında öğretmenlerin öğrencilerini sınıfta bırakma yetkisi bulunmuyordu. Fakat bu sene Macar parlamentosu yasayı değiştirerek sınıf tekrarı uygulamasını yeniden yürürlüğe koydu. Yeni düzenleme ile başarısız olan öğrenci, ailesine danışılmadan sınıf tekrarı yapacak.
Macar Eğitim Araştırmalı Enstitüsü’nden Jozsef Kaposi yeni düzenlemeyi olumlu buluyor:
“Sene tekrarı hiçbir şekilde cezalandırma yöntemi değildir. Bu şekilde düşünmek anlamsız. Ne onları incitme ya da gururlarını kırarak ‘sizden hayatta bir şey olmaz’ demek de değildir. Tam tersine onlara bir şans daha vermektir. ‘Biz size güveniyoruz, bu sefer başarabilirsiniz’ demektir.”
Herkes yeni düzenleme ile aynı fikirde değil. Çocuk psikologu Tamas Vekerdy sınıf tekrarı fikrine ihtiyatla yaklaşıyor:
“Roman olsun ya da olmasın dezavantajlı bir sosyal çevreden gelen öğrencinin ritmi yakalaması için zamana ihtiyacı var. Zaman ve yardıma. Bunun yerine ona, ilk senede sıfır not verip sınıf tekrarı yaptırtmanın hiçbir yararı dokunmaz.”
Yeni düzenleme bu yıldan itibaren uygulanacak, sonuçlarını ise gelecek senelerde göreceğiz.
Sınıf tekrarı konusu eğitimciler arasında da ateşli tartışmalara neden oluyor. Kimisi bu uygulamanın yanında olurken, bir kısmı karşısında yer alıyor. Konuyu iki uzmana sorduk ve onların görüşlerini aldık. Karşıt görüşlü olan uzmanlar bakın neler söyledi.
Sompong Jitradab sınıf tekrarının lehinde bir görüşe sahipken, öğrenme stratejileri üzerine uzmanlaşan Alain Sotto tamamen farklı bir teze sahip.
Bu uygulama neden kaynaklanıyor?
Sompong Jitradab:
“Sınıf tekrarı uygulamasının en önemli nedeni hiç kuşkusuz değerlendirme sistemimizin başarısız olması. Başarısız öğrencinin sınıfı geçmesine izin vererek, onun başarısız olma nedenlerini göz ardı ettik. Öğrencinin ne eksikleri olduğunu sorgulamadık. Böyle bir durumda okuma-yazma bilmeyen onlarca öğrenci bir üst sınıfa geçti. Daha sonra açığı kapatmak için ek ders de verilmedi.”
Alain Sotto:
“Yani sınıf tekrarı yapmanın nedenine gelirsek… Tabii ki onlarca neden var. Bir tanesi öğrencinin olgunluktan yoksun olduğu kanısıdır. Bu kanı hiçbir şey ifade etmez. Bir çocuğun belirli bir olgunluğa erdiğini kim saptayabilir? Diğer bir neden çocuğun daha yavaş anladığı. Bu neden de çocuğun kötü bir yönde damgalanmasına ve yeni korkulara yol açacak. Bu da çok iyi bir neden değil. Ama sonuç olarak çocuk istenen seviyeye ulaşamıyor.”
Peki tekrara değer mi?
Sompong Jitradab:
“Öğrenciyi sürekli bir üst sınıfa iteleyerek bir sonuç alamayız. 3. hatta 6. sınıfa gelen bazı öğrencilerin en basit işlemi yapamadıklarına şahit oluyoruz. Bir yerden sonra artık çok geç oluyor.”
Alain Sotto:
“Sınıf tekrarı sadece Fransa’da her yıl 2 ile iki buçuk milyar Euro maliyete yol açıyor. Bu para ailelerin cebinden çıkıyor. Halbuki 4 milyar Euro’luk bir proje ile bütün sistemi değiştirebiliriz. Belki de ilk okulda ikinci bir öğretmen konulması daha iyi bir çözüm olabilir. Sınıf tekrarı uygulaması çok ağır bir ceza.”
Sınıf tekrarı yapan öğrencileri nasıl bir gelecek bekliyor?
Sompong Jitradab:
“Sınıf tekrarı öğrencinin karnesinde bir damgadır. Bununla birlikte her öğrenci kendi kapasitesinin farkında. Yani iki seçenekten birini seçmeliyiz. Ya başarısız öğrencinin bir sonraki seneye geçmesine izin vereceğiz ya da yeterli kapasiteye ulaşması için bir sene daha bekleyeceğiz. Bizim amacımız eğitimini niteliğini artırmak. Nicelik bizim için önemli değildir. “
Alain Sotto:
“Sene tekrarı yapan öğrenci çok kırılgan bir döneme girer. Çok tehlikelidir bu dönem onun için. Öncelikle üzerindeki baskı artar. Aileler ‘bu seneyi tekrar ediyorsun’ diye başarı bekler. Öğretmenler daha fazla çaba bekler. Bu dönem öğrenci için yeni bir şans anlamına gelmeyebilir. Belki de okula olan ilgisini kaybetmeye başlayabilir. Yani tehlikeli bir dönem. Sınıf tekrarı bir başarı öyküsü değildir.”
Kaynak Euronews
Son Güncelleme: Cumartesi, 04 Ocak 2014 09:58
Gösterim: 2135

