Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Bakan Nabi Avcı, "Çocuklarımızın ilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabilmeleri için imkanlar sağlamak istiyoruz. Bu kapsamda spor liselerimizin sayısını da artırmak istiyoruz" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ile Türkiye'nin ilk futbol lisesi olan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Meral-Celal Aras Spor Lisesi'ni ziyaret etti.
TFF ile MEB arasında imzalanan protokol kapsamında bu yıl eğitim öğretime başlayan Riva'daki lisede incelemelerde bulunan Bakan Avcı'ya, Fatih Terim eşlik etti. Terim okulun, sınıf, laboratuvar, hobi odası ve yatakhanelerini Bakan Avcı'ya tek tek gezdirdi.
Bakan Nabi Avcı, öğrencilerin sadece bilgi yüklemeye dayalı bir eğitim almasını istemediklerini, nitelikli bir eğitim almalarını sağlamayı amaçladıklarını söyledi. Bu kapsamda spor ve sanat eğitiminin önemine işaret eden Avcı, öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla, onların istek, yetenek ve taleplerine duyarlı bir eğitim sistemi hayata geçirmeyi istediklerini belirtti. Avcı, "Çocuklarımızın ilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabilmeleri için imkanlar sağlamak istiyoruz. Bu kapsamda spor liselerimizin sayısını da artırmak istiyoruz" diye konuştu.
Fatih Terim ise okulda, öğretmenlerin öğrencilerin beslenmesinden, kemik gelişime kadar her şeyleriyle ilgilendiklerini anlattı. Lisenin kurulmasının bugüne kadar sık sık gündeme geldiğini ancak bütün iyi niyetli girişimlere rağmen projenin bir türlü hayata geçirilemediğini dile getiren Terim, Bakan Avcı ve Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin'e teşekkür ederek, "Allah razı olsun, herkese söylüyorum, Türkiye'de bu kadar çabuk bir işin olması mümkün değil. Takdire şayandır. Öğrenciliğimdeki Milli Eğitim Bakanlarını hatırlamıyorum ama sizi asla unutmayacağım. Sizin katkılarınız olmasaydı, bu lise projesini hayata geçiremezdik" ifadelerini kullandı.
Okulda 90 öğrenci bulunduğunu kaydeden Terim, öğrencilerin 30 kişilik sınıflarda eğitim aldığını aktardı. Terim, "Biz kültürlü futbolcular istiyoruz. İlk işi okumak ama okurken de oynayabileceğini gösteriyoruz" şeklinde görüşlerini aktardı.
Terim, lisenin duvarında yer alan, İngiltere'deki 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılmaya kazanan ilk Türk Mili Takım kadrosunun yer aldığı fotoğrafına ilişkin de Bakan Avcı'ya ayrıntılı bilgi verdi.
Ziyarette, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız da hazır bulundu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Bakan Nabi Avcı, "Çocuklarımızın ilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabilmeleri için imkanlar sağlamak istiyoruz. Bu kapsamda spor liselerimizin sayısını da artırmak istiyoruz" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim ile Türkiye'nin ilk futbol lisesi olan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Meral-Celal Aras Spor Lisesi'ni ziyaret etti.
TFF ile MEB arasında imzalanan protokol kapsamında bu yıl eğitim öğretime başlayan Riva'daki lisede incelemelerde bulunan Bakan Avcı'ya, Fatih Terim eşlik etti. Terim okulun, sınıf, laboratuvar, hobi odası ve yatakhanelerini Bakan Avcı'ya tek tek gezdirdi.
Bakan Nabi Avcı, öğrencilerin sadece bilgi yüklemeye dayalı bir eğitim almasını istemediklerini, nitelikli bir eğitim almalarını sağlamayı amaçladıklarını söyledi. Bu kapsamda spor ve sanat eğitiminin önemine işaret eden Avcı, öğrenciyi merkeze alan bir anlayışla, onların istek, yetenek ve taleplerine duyarlı bir eğitim sistemi hayata geçirmeyi istediklerini belirtti. Avcı, "Çocuklarımızın ilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alabilmeleri için imkanlar sağlamak istiyoruz. Bu kapsamda spor liselerimizin sayısını da artırmak istiyoruz" diye konuştu.
Fatih Terim ise okulda, öğretmenlerin öğrencilerin beslenmesinden, kemik gelişime kadar her şeyleriyle ilgilendiklerini anlattı. Lisenin kurulmasının bugüne kadar sık sık gündeme geldiğini ancak bütün iyi niyetli girişimlere rağmen projenin bir türlü hayata geçirilemediğini dile getiren Terim, Bakan Avcı ve Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin'e teşekkür ederek, "Allah razı olsun, herkese söylüyorum, Türkiye'de bu kadar çabuk bir işin olması mümkün değil. Takdire şayandır. Öğrenciliğimdeki Milli Eğitim Bakanlarını hatırlamıyorum ama sizi asla unutmayacağım. Sizin katkılarınız olmasaydı, bu lise projesini hayata geçiremezdik" ifadelerini kullandı.
Okulda 90 öğrenci bulunduğunu kaydeden Terim, öğrencilerin 30 kişilik sınıflarda eğitim aldığını aktardı. Terim, "Biz kültürlü futbolcular istiyoruz. İlk işi okumak ama okurken de oynayabileceğini gösteriyoruz" şeklinde görüşlerini aktardı.
Terim, lisenin duvarında yer alan, İngiltere'deki 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılmaya kazanan ilk Türk Mili Takım kadrosunun yer aldığı fotoğrafına ilişkin de Bakan Avcı'ya ayrıntılı bilgi verdi.
Ziyarette, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız da hazır bulundu.
Son Güncelleme: Çarşamba, 13 May 2015 09:46
Gösterim: 1440
2014-2015 eğitim ve öğretim yılı ne zaman sona erecek? Yaz tatili ne zaman başlıyor. Okullar ne zaman kapanacak? Okullar bu sene erken mi kapanacak? Seçimlerinde araya girmesiyle okulların bilinen takviminden önce kapanacağı iddialarını Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı cevapladı; İşte Bakan Avcı’nın açıklaması;
7 Haziran’da yapılacak genel seçimler nedeniyle okulların erken kapanacağı iddialarına Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’dan yanıt geldi. Bakan Avcı, "Okullar normal ilan ettiğimiz takvim doğrultusunda 12 Haziran’da tatil olacak. Öyle bir şey yapılsa seçim için özel bir planlama yapıldı gibi dedikodular olur. Sanki biz kimin nasıl oy kullanacağını biliyoruz da velileri ona göre yönlendiriyormuşuz gibi. Bunu bile söyleyenler çıkabilir. Onun için siz hiç takvimimizi bozmuyoruz" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
2014-2015 eğitim ve öğretim yılı ne zaman sona erecek? Yaz tatili ne zaman başlıyor. Okullar ne zaman kapanacak? Okullar bu sene erken mi kapanacak? Seçimlerinde araya girmesiyle okulların bilinen takviminden önce kapanacağı iddialarını Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı cevapladı; İşte Bakan Avcı’nın açıklaması;
7 Haziran’da yapılacak genel seçimler nedeniyle okulların erken kapanacağı iddialarına Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’dan yanıt geldi. Bakan Avcı, "Okullar normal ilan ettiğimiz takvim doğrultusunda 12 Haziran’da tatil olacak. Öyle bir şey yapılsa seçim için özel bir planlama yapıldı gibi dedikodular olur. Sanki biz kimin nasıl oy kullanacağını biliyoruz da velileri ona göre yönlendiriyormuşuz gibi. Bunu bile söyleyenler çıkabilir. Onun için siz hiç takvimimizi bozmuyoruz" diye konuştu.
Son Güncelleme: Salı, 12 May 2015 10:49
Gösterim: 2417
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversiteye giriş sisteminin özü itibarıyla değişmesini gerektiren bir durum olmadığını belirterek, ''Sistemin bütününün değişmesini gerektiren bir rapor konursa bu düşünülür ama şuan için böyle bir durum ortada yok'' dedi.
Saraç, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite Çalıştayı"nın ardından, gazetecilere, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çıkacak kararların uygulanabilecek nitelikte olması halinde çalıştayın başarılı sayılacağını ifade eden Saraç, çalıştayın formatını ise "sıra dışı" olarak tanımladı.
"Toplumsal cinsiyet eşitliği" dersinin zorunlu olmayabileceğini ama müfredata entegre edilebileceğini belirten Prof. Dr. Saraç, bu konuya, eğitim öğretim programlarında yer verilmesini istediklerini söyledi.
Çalıştaydan çıkan kararları YÖK'te değerlendireceklerini, bu ayki genel kurul toplantısında da karara bağlayacaklarını kaydeden Saraç, çalıştay sonuçlarını ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile de paylaşacaklarını dile getirdi.
YÖK Başkanı Saraç, "Ders konulması kararı alınması halinde, üniversitelere tek bir müfredat önerilmesi çok yanlış olur ama örnek bir model olarak tavsiye edilmesi doğrudur. Bir model oluşturulur, ana başlıklar sunulur. Bu başlıkların altına üniversiteler ilaveler de yapabilir. Üniversitelerin kendi birikimi, bulunduğu bölgesel pozisyonu var. Bunlara da bakmak lazım" diye konuştu.
"Mobbing meselesine ilişkin adım atacağız"
Yükseköğretimdeki ''mobbing'' konusuna da değinen Saraç, "Mobbing, yükseköğretimin bütününde var. Çeşitli saiklerle, çok yakın dönemde yaşadık. Biz bu konuda, çalıştaydan çıkacak öneriler var mı ona bakıyoruz. Ama çıkmazsa, biz YÖK olarak üniversitelerdeki bu mobbing meselesine ilişkin adım atacağız" ifadesini kullandı.
Atılacak adımın akademisyenlere yönelik olacağını anlatan Saraç, "Bizi en fazla üzen husus, mobbinge uğrayan kadın ya da erkek olsun öğretim üyeleri, seslerini bazen duyurabiliyorlar ama bazen de duyuramıyorlar. Halbuki öyle bir kanal oluşturmamız lazım ki akademisyenlerin feryatlarına kulak verebilelim" şeklinde konuştu.
Üniversiteye giriş sistemi hakkında Milli Eğitim Bakanlığı ile görüştüklerini vurgulayan Prof. Dr. Yekta Saraç, önceliklerinin lise eğitiminin güçlendirilmesi olduğunu söyleyerek, ''Lise eğitimi güçlü olduğu nispette yükseköğretim güçlü olur. Mevcut sisteme bakıldığında, lise müfredatından soru sorulduğunu biliyoruz'' dedi.
Lise eğitimini iyileştirmek gerekiyorsa, bunu da yapacaklarını ifade eden Saraç, bu çalışmaların bilimsel zeminde olması gerektiğini anlattı.
Sistemle ilgili değişikliklerin toplumda geniş bir mutabakatla sonuçlandırılması gerektiğini belirten Saraç, YGS'deki başarısızlıkla ilgili bir çalışma yaptıklarını da söyledi.
Prof. Dr. Saraç, ''Ben bu sistemin özü itibarıyla değişmesini gerektiren, genel yapısının değiştirilmesini gerektiren bir durum olmadığını düşünüyorum'' diye konuştu.
Sistemde birtakım iyileştirmeler, kolaylaştırmalar yapılabileceğini dile getiren Saraç, ''Bu sistemin bütünün değişmesini gerektiren bir rapor ortaya konursa bu düşünülür ama şuan için böyle bir durum ortada yok'' şeklinde konuştu.
Soruların soruluş biçimlerinin de analiz edilebileceğini anlatan Prof. Dr. Yekta Saraç, ''Şu anki sistem, bizim yükseköğretime giriş sistemleri serüvenimizin, maceramızın en olgunlaşmış halkasıdır. Bu sistem, üzerinde çok düşünülen bir sistem'' ifadesini kullandı.
"Açık bir ortam oluşturacağız"
Kalite Kurulu ile ilgili çalışmalara da değinen Saraç, bu kurulun kurulması yönünde adım attıklarını bildirdi.
Kalite Kurulu'nu gerçekleştirdiklerinde yükseköğretim için bambaşka bir evreye yelken açacaklarını söyleyen Saraç, şunları söyledi:
"Kanunla, mevzuatla yapabileceğimiz çok şey var. Biz böyle bir kalite kurulunun YÖK'le bağımlı değil, YÖK'le ilişkili bir şekilde kurulmasını istiyoruz. Karar alma süreçlerini bütünüyle bağımsız kılmak mümkün. Kalite Kurulu ile Yükseköğretim Kurulu'nun girdiye yönelik başlangıç kriterlerinde almış olduğu kararların sonuçlarının değerlendirilebileceği bir mekanizma kurmak istiyoruz. Bu kurulun oluşumunda dış paydaşlara açık bir ortam oluşturacağız."
''Algının iyileştirilmesi lazım''
Temel bilimler programlarıyla ilgili başlatılan çalışmaya da değinen Saraç, programların kapanmasının mümkün olmadığını, bu bölümlerde öğrencilerin eğitim gördüğünü belirtti.
Bu bölümlerin kendi kendisini kapatacak pozisyona gelmemesi için kontenjan politikasını gözden geçireceklerini dile getiren Prof. Dr. Saraç, ''Temel bilimler ile ilgili algının iyileştirilmesinin gerektiğini, bunun için de adımlar attıklarını'' anlattı.
Biyoloji, kimya ve matematik bölümü mezunlarına verilecek yeni unvan konularını görüştüklerini, onu da yakında sonuçlandıracaklarını bildiren Saraç, ''(Bu sene bu temel bilimleri tercih edecekler, ileride bu tercihlerinin doğru olduğunu görecekler) dedim. Ben, o cümlemi düzeltiyorum. 'Bunu tercih edecekler, ilerideki yıllarda çok şanslı olduklarını düşünecekler.' Bu kurgumuz, temel bilimleri güçlendirmek için. 'Kapatmak' diye bir şey söz konusu değil'' şeklinde konuştu.
YÖK Başkanı Saraç, bir gazetecinin, ''O gün geldiğinde de bu kontenjan vermediğiniz bölümlere yeniden vermeniz söz konusu olacak mı'' şeklindeki sorusuna ise ''Pek çoğuna olacak'' yanıtını verdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, üniversiteye giriş sisteminin özü itibarıyla değişmesini gerektiren bir durum olmadığını belirterek, ''Sistemin bütününün değişmesini gerektiren bir rapor konursa bu düşünülür ama şuan için böyle bir durum ortada yok'' dedi.
Saraç, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Duyarlı Üniversite Çalıştayı"nın ardından, gazetecilere, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Çıkacak kararların uygulanabilecek nitelikte olması halinde çalıştayın başarılı sayılacağını ifade eden Saraç, çalıştayın formatını ise "sıra dışı" olarak tanımladı.
"Toplumsal cinsiyet eşitliği" dersinin zorunlu olmayabileceğini ama müfredata entegre edilebileceğini belirten Prof. Dr. Saraç, bu konuya, eğitim öğretim programlarında yer verilmesini istediklerini söyledi.
Çalıştaydan çıkan kararları YÖK'te değerlendireceklerini, bu ayki genel kurul toplantısında da karara bağlayacaklarını kaydeden Saraç, çalıştay sonuçlarını ayrıca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile de paylaşacaklarını dile getirdi.
YÖK Başkanı Saraç, "Ders konulması kararı alınması halinde, üniversitelere tek bir müfredat önerilmesi çok yanlış olur ama örnek bir model olarak tavsiye edilmesi doğrudur. Bir model oluşturulur, ana başlıklar sunulur. Bu başlıkların altına üniversiteler ilaveler de yapabilir. Üniversitelerin kendi birikimi, bulunduğu bölgesel pozisyonu var. Bunlara da bakmak lazım" diye konuştu.
"Mobbing meselesine ilişkin adım atacağız"
Yükseköğretimdeki ''mobbing'' konusuna da değinen Saraç, "Mobbing, yükseköğretimin bütününde var. Çeşitli saiklerle, çok yakın dönemde yaşadık. Biz bu konuda, çalıştaydan çıkacak öneriler var mı ona bakıyoruz. Ama çıkmazsa, biz YÖK olarak üniversitelerdeki bu mobbing meselesine ilişkin adım atacağız" ifadesini kullandı.
Atılacak adımın akademisyenlere yönelik olacağını anlatan Saraç, "Bizi en fazla üzen husus, mobbinge uğrayan kadın ya da erkek olsun öğretim üyeleri, seslerini bazen duyurabiliyorlar ama bazen de duyuramıyorlar. Halbuki öyle bir kanal oluşturmamız lazım ki akademisyenlerin feryatlarına kulak verebilelim" şeklinde konuştu.
Üniversiteye giriş sistemi hakkında Milli Eğitim Bakanlığı ile görüştüklerini vurgulayan Prof. Dr. Yekta Saraç, önceliklerinin lise eğitiminin güçlendirilmesi olduğunu söyleyerek, ''Lise eğitimi güçlü olduğu nispette yükseköğretim güçlü olur. Mevcut sisteme bakıldığında, lise müfredatından soru sorulduğunu biliyoruz'' dedi.
Lise eğitimini iyileştirmek gerekiyorsa, bunu da yapacaklarını ifade eden Saraç, bu çalışmaların bilimsel zeminde olması gerektiğini anlattı.
Sistemle ilgili değişikliklerin toplumda geniş bir mutabakatla sonuçlandırılması gerektiğini belirten Saraç, YGS'deki başarısızlıkla ilgili bir çalışma yaptıklarını da söyledi.
Prof. Dr. Saraç, ''Ben bu sistemin özü itibarıyla değişmesini gerektiren, genel yapısının değiştirilmesini gerektiren bir durum olmadığını düşünüyorum'' diye konuştu.
Sistemde birtakım iyileştirmeler, kolaylaştırmalar yapılabileceğini dile getiren Saraç, ''Bu sistemin bütünün değişmesini gerektiren bir rapor ortaya konursa bu düşünülür ama şuan için böyle bir durum ortada yok'' şeklinde konuştu.
Soruların soruluş biçimlerinin de analiz edilebileceğini anlatan Prof. Dr. Yekta Saraç, ''Şu anki sistem, bizim yükseköğretime giriş sistemleri serüvenimizin, maceramızın en olgunlaşmış halkasıdır. Bu sistem, üzerinde çok düşünülen bir sistem'' ifadesini kullandı.
"Açık bir ortam oluşturacağız"
Kalite Kurulu ile ilgili çalışmalara da değinen Saraç, bu kurulun kurulması yönünde adım attıklarını bildirdi.
Kalite Kurulu'nu gerçekleştirdiklerinde yükseköğretim için bambaşka bir evreye yelken açacaklarını söyleyen Saraç, şunları söyledi:
"Kanunla, mevzuatla yapabileceğimiz çok şey var. Biz böyle bir kalite kurulunun YÖK'le bağımlı değil, YÖK'le ilişkili bir şekilde kurulmasını istiyoruz. Karar alma süreçlerini bütünüyle bağımsız kılmak mümkün. Kalite Kurulu ile Yükseköğretim Kurulu'nun girdiye yönelik başlangıç kriterlerinde almış olduğu kararların sonuçlarının değerlendirilebileceği bir mekanizma kurmak istiyoruz. Bu kurulun oluşumunda dış paydaşlara açık bir ortam oluşturacağız."
''Algının iyileştirilmesi lazım''
Temel bilimler programlarıyla ilgili başlatılan çalışmaya da değinen Saraç, programların kapanmasının mümkün olmadığını, bu bölümlerde öğrencilerin eğitim gördüğünü belirtti.
Bu bölümlerin kendi kendisini kapatacak pozisyona gelmemesi için kontenjan politikasını gözden geçireceklerini dile getiren Prof. Dr. Saraç, ''Temel bilimler ile ilgili algının iyileştirilmesinin gerektiğini, bunun için de adımlar attıklarını'' anlattı.
Biyoloji, kimya ve matematik bölümü mezunlarına verilecek yeni unvan konularını görüştüklerini, onu da yakında sonuçlandıracaklarını bildiren Saraç, ''(Bu sene bu temel bilimleri tercih edecekler, ileride bu tercihlerinin doğru olduğunu görecekler) dedim. Ben, o cümlemi düzeltiyorum. 'Bunu tercih edecekler, ilerideki yıllarda çok şanslı olduklarını düşünecekler.' Bu kurgumuz, temel bilimleri güçlendirmek için. 'Kapatmak' diye bir şey söz konusu değil'' şeklinde konuştu.
YÖK Başkanı Saraç, bir gazetecinin, ''O gün geldiğinde de bu kontenjan vermediğiniz bölümlere yeniden vermeniz söz konusu olacak mı'' şeklindeki sorusuna ise ''Pek çoğuna olacak'' yanıtını verdi.
Son Güncelleme: Cuma, 08 May 2015 11:11
Gösterim: 1338
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin, 2015 yılı iller arası isteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme başvurularını 10-16 Haziran'da alacak.
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin, 2015 yılı iller arası isteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme başvurularını 10-16 Haziran'da alacak.
Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, öğretmenlerin, 2015 yılı iller arası isteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme işlemleri, Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yapılacak.
Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayanlar ile bu yükümlülüklerini tamamlayan veya muaf olan öğretmenlerden 30 Eylül 2015 tarihi itibarıyla bulundukları ilde en az 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar, iller arasında yer değiştirme isteğinde bulunabilecek.
Doğrudan Bakanlığa bağlı taşra teşkilatı kapsamında bulunan eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler, istemeleri halinde iller arası yer değiştirme için başvurabilecek.
Çeşitli nedenlerle veya hizmetin gereği olarak iller arasında yer değişikliği yapılanlardan yargı kararı gereğince eski görev yerine iade edilen öğretmenlerin eski ve yeni görev yerlerindeki hizmet süreleri 3 yılın hesabında birlikte değerlendirilecek. Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçici olarak görevli olup 30 Eylül 2015 tarihine kadar kadrolarının bulunduğu eğitim kurumuna döneceklerini beyan eden öğretmenlerden kadrolarının olduğu ilde en az 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar, yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Bunlardan en geç 30 Eylül 2015 tarihi itibarıyla atandıkları eğitim kurumunda göreve başlamayanların atamaları iptal edilecek.
Yer değişikliği başvurusunda bulunan öğretmenlerin hizmet puanları, 16 Haziran 2015 tarihi dikkate alınarak belirlenecek.
Yer değiştirme başvuruları 10-16 Haziran 2015 tarihleri arasında alınacak; atamalar 18 Haziran 2015 tarihinde yapılacak; ataması yapılanların ilişik kesme işlemleri ise 19 Haziran 2015 tarihinden itibaren başlatılacaktır.
İl içi yer değiştirme başvuruları da 20-26 Mayıs arasında alınacak; atamalar valiliklerce 29 Mayıs'a kadar sonuçlandırılacak ve ataması yapılanların ilişik kesme işlemleri 15 Haziran'dan itibaren başlatılacak.
Başvurulara ilişkin ayrıntılı bilgiye "ikgm.meb.gov.tr" adresinden ulaşılabilinecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin, 2015 yılı iller arası isteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme başvurularını 10-16 Haziran'da alacak.
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin, 2015 yılı iller arası isteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme başvurularını 10-16 Haziran'da alacak.
Bakanlığın internet sitesinde yer alan duyuruya göre, öğretmenlerin, 2015 yılı iller arası isteğe ve zorunlu çalışma yükümlülüğüne bağlı yer değiştirme işlemleri, Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümleri doğrultusunda yapılacak.
Zorunlu çalışma yükümlülüğü bulunmayanlar ile bu yükümlülüklerini tamamlayan veya muaf olan öğretmenlerden 30 Eylül 2015 tarihi itibarıyla bulundukları ilde en az 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar, iller arasında yer değiştirme isteğinde bulunabilecek.
Doğrudan Bakanlığa bağlı taşra teşkilatı kapsamında bulunan eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler, istemeleri halinde iller arası yer değiştirme için başvurabilecek.
Çeşitli nedenlerle veya hizmetin gereği olarak iller arasında yer değişikliği yapılanlardan yargı kararı gereğince eski görev yerine iade edilen öğretmenlerin eski ve yeni görev yerlerindeki hizmet süreleri 3 yılın hesabında birlikte değerlendirilecek. Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarında geçici olarak görevli olup 30 Eylül 2015 tarihine kadar kadrolarının bulunduğu eğitim kurumuna döneceklerini beyan eden öğretmenlerden kadrolarının olduğu ilde en az 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar, yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Bunlardan en geç 30 Eylül 2015 tarihi itibarıyla atandıkları eğitim kurumunda göreve başlamayanların atamaları iptal edilecek.
Yer değişikliği başvurusunda bulunan öğretmenlerin hizmet puanları, 16 Haziran 2015 tarihi dikkate alınarak belirlenecek.
Yer değiştirme başvuruları 10-16 Haziran 2015 tarihleri arasında alınacak; atamalar 18 Haziran 2015 tarihinde yapılacak; ataması yapılanların ilişik kesme işlemleri ise 19 Haziran 2015 tarihinden itibaren başlatılacaktır.
İl içi yer değiştirme başvuruları da 20-26 Mayıs arasında alınacak; atamalar valiliklerce 29 Mayıs'a kadar sonuçlandırılacak ve ataması yapılanların ilişik kesme işlemleri 15 Haziran'dan itibaren başlatılacak.
Başvurulara ilişkin ayrıntılı bilgiye "ikgm.meb.gov.tr" adresinden ulaşılabilinecek.
Son Güncelleme: Cumartesi, 09 May 2015 10:43
Gösterim: 1356
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kendisini ziyaretinin ardından söylediği iddia edilen sözlere ilişkin, "Ben şahit olmadım ama dışarı çıktıktan sonra birtakım yakışıksız ifadeler kullanılmış. Oradaki görevli arkadaşlar da tutanak tutmuşlar. Onun gereğini de Adalet Bakanlığı yapar zaten" dedi.
Bakan Avcı, AA muhabirine, Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen şenlik sonrası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile ilgili Adalet Bakanlığına başvurarak, "Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve hükümetini alenen aşağılamak" suçunu düzenleyen TCK'nın 301. maddesinden soruşturma izni talep ettiği" iddialarına ilişkin soru üzerine açıklamalarda bulundu.
Seçimlerin, 3 Kasım 2002'de yapılmasının ardından AK Parti'ye hükümeti kurma görevinin verildiğini anımsatan Avcı, Fenerbahçe ile protokolün 11 Kasım 2002'de dönemin Milli Eğitim Bakanı Necdet Tekin tarafından imzalandığını hatırlattı.
Hükümetin 18 Kasım 2002'de göreve başladığını dile getiren Avcı, "Aslında görev süresi bitmiş, bir hükümet, bir hafta sonra görevini yeni bakana devredecek olan bir bakan tarafından 11 Kasım 2002'de böyle bir protokol imzalanmış" diye konuştu.
Protokolün, 3-4 okul yapımına karşılık, Fenerbahçe Stadın yanındaki eski Kenan Evren Anadolu Lisesi'nin bulunduğu 15 dönümlük arazi ve 6 blokun kulübe devredilmesini içerdiğini hatırlatan Avcı, imzalanmasının ardından protokolün uygulanmadığını belirtti.
Bakan olduğunda, Fenerbahçe yönetiminin kendisini ziyarete geldiğini ve burada tam teşkilatlı bir spor lisesi hatta üniversitesi kurmak istediklerini söylediğini aktaran Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğitim kurumu olabilir’ dedim, çalışalım, projesini hazırlayalım. Fakat buradan bir sene ses çıkmadı. 'Bana randevu verilmedi' falan deniyor ama. Ama bu arada duyduk ki buraya bir plaza, bir iş merkezi, bir alışveriş merkezi yapılmak isteniyormuş. Hatta bununla ilgili, Kadıköy Belediyesine imar değişikliği müracaatı yapılmış, burası eğitim sahası olmaktan çıkarılmış, ticari saha haline getirilmiş. Öyle merkezi yerdeki bir arazinin, arsanın, bu ölçekteki bir arsanın statüsünü eğitim alanından çıkarıp ticari bir alana çevirdiğiniz anda, oranın değeri 3-4 kat artar. Özellikle İstanbul'da."
Arazinin bedeli 348 milyon lira
Fenerbahçe kulübünün şartları tam yerine getirmediği için protokolün otomatik olarak feshedildiğini dile getiren Avcı, Bakanlığın hesabına göre kulübün 4 okul, bir spor salonu için 18 milyon harcama yaptığını ancak istenen arazinin bedelinin ise 345 milyon lira olduğunu bildirdi.
Avcı, "Yani Fenerbahçe kulübü 'ben 18 milyona 4 tane okul yapayım sen 345 milyonluk arsayı bana ver' diyor. Bunu da 11 Kasım 2002'de müstafi bir hükümetin milli eğitim bakanının gider ayak imzaladığı ve bugüne kadar da icapları yerine getirilmemiş bir protokole dayanarak söylüyor" değerlendirmesinde bulundu.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve beraberindekilerin, kendisini ziyaretinde okulların parasını veya arsayı istediğini aktaran Avcı, Maliye Bakanlığının da bilirkişi tarafından tespit edilecek masrafları faiziyle ödemeyi kabul ettiğini söyledi.
Arsanın mülkiyetinin zaten MEB’e değil Hazineye ait olduğunu, eğitim alanı bu arsanın MEB'e tahsis edildiğini hatırlatan Avcı, Maliye Bakanlığının ihaleye çıkması ve buradan elde edilen gelirin MEB'e verilmesi halinde 81 vilayette en az 100 tam teşekküllü spor lisesi yapılabilineceğine dikkati çekti.
Geçen hafta Aziz Yıldırım ile tekrar bir görüşme gerçekleştirdiklerini anımsatan Avcı, "Ben şahit olmadım ama dışarı çıktıktan sonra birtakım yakışıksız ifadeler kullanılmış. Oradaki görevli arkadaşlar da tutanak tutmuşlar. Onun gereğini de Adalet Bakanlığı yapar zaten. O şikayete bağlı bir suç değil. Şikayete bağlı olmaksızın resen takip gerektiren bir konudur" ifadelerini kullandı.
Kendisinin kişisel bir hakaret duymadığının altını çizen Avcı, "Ben şahit olmadım zaten benimle ilgili değil. Ama bakanlığa, hükümete ve devlete filan şey yapınca... Benimle görüşmeden çıktıktan sonra, özel kalem müdürümüzün odasında oluyor. Oradaki arkadaşlar da bu yakışıksız şeyi tutanağa geçirmişler. Tutanakta işleme konuldu" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kendisini ziyaretinin ardından söylediği iddia edilen sözlere ilişkin, "Ben şahit olmadım ama dışarı çıktıktan sonra birtakım yakışıksız ifadeler kullanılmış. Oradaki görevli arkadaşlar da tutanak tutmuşlar. Onun gereğini de Adalet Bakanlığı yapar zaten" dedi.
Bakan Avcı, AA muhabirine, Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen şenlik sonrası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile ilgili Adalet Bakanlığına başvurarak, "Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve hükümetini alenen aşağılamak" suçunu düzenleyen TCK'nın 301. maddesinden soruşturma izni talep ettiği" iddialarına ilişkin soru üzerine açıklamalarda bulundu.
Seçimlerin, 3 Kasım 2002'de yapılmasının ardından AK Parti'ye hükümeti kurma görevinin verildiğini anımsatan Avcı, Fenerbahçe ile protokolün 11 Kasım 2002'de dönemin Milli Eğitim Bakanı Necdet Tekin tarafından imzalandığını hatırlattı.
Hükümetin 18 Kasım 2002'de göreve başladığını dile getiren Avcı, "Aslında görev süresi bitmiş, bir hükümet, bir hafta sonra görevini yeni bakana devredecek olan bir bakan tarafından 11 Kasım 2002'de böyle bir protokol imzalanmış" diye konuştu.
Protokolün, 3-4 okul yapımına karşılık, Fenerbahçe Stadın yanındaki eski Kenan Evren Anadolu Lisesi'nin bulunduğu 15 dönümlük arazi ve 6 blokun kulübe devredilmesini içerdiğini hatırlatan Avcı, imzalanmasının ardından protokolün uygulanmadığını belirtti.
Bakan olduğunda, Fenerbahçe yönetiminin kendisini ziyarete geldiğini ve burada tam teşkilatlı bir spor lisesi hatta üniversitesi kurmak istediklerini söylediğini aktaran Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğitim kurumu olabilir’ dedim, çalışalım, projesini hazırlayalım. Fakat buradan bir sene ses çıkmadı. 'Bana randevu verilmedi' falan deniyor ama. Ama bu arada duyduk ki buraya bir plaza, bir iş merkezi, bir alışveriş merkezi yapılmak isteniyormuş. Hatta bununla ilgili, Kadıköy Belediyesine imar değişikliği müracaatı yapılmış, burası eğitim sahası olmaktan çıkarılmış, ticari saha haline getirilmiş. Öyle merkezi yerdeki bir arazinin, arsanın, bu ölçekteki bir arsanın statüsünü eğitim alanından çıkarıp ticari bir alana çevirdiğiniz anda, oranın değeri 3-4 kat artar. Özellikle İstanbul'da."
Arazinin bedeli 348 milyon lira
Fenerbahçe kulübünün şartları tam yerine getirmediği için protokolün otomatik olarak feshedildiğini dile getiren Avcı, Bakanlığın hesabına göre kulübün 4 okul, bir spor salonu için 18 milyon harcama yaptığını ancak istenen arazinin bedelinin ise 345 milyon lira olduğunu bildirdi.
Avcı, "Yani Fenerbahçe kulübü 'ben 18 milyona 4 tane okul yapayım sen 345 milyonluk arsayı bana ver' diyor. Bunu da 11 Kasım 2002'de müstafi bir hükümetin milli eğitim bakanının gider ayak imzaladığı ve bugüne kadar da icapları yerine getirilmemiş bir protokole dayanarak söylüyor" değerlendirmesinde bulundu.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve beraberindekilerin, kendisini ziyaretinde okulların parasını veya arsayı istediğini aktaran Avcı, Maliye Bakanlığının da bilirkişi tarafından tespit edilecek masrafları faiziyle ödemeyi kabul ettiğini söyledi.
Arsanın mülkiyetinin zaten MEB’e değil Hazineye ait olduğunu, eğitim alanı bu arsanın MEB'e tahsis edildiğini hatırlatan Avcı, Maliye Bakanlığının ihaleye çıkması ve buradan elde edilen gelirin MEB'e verilmesi halinde 81 vilayette en az 100 tam teşekküllü spor lisesi yapılabilineceğine dikkati çekti.
Geçen hafta Aziz Yıldırım ile tekrar bir görüşme gerçekleştirdiklerini anımsatan Avcı, "Ben şahit olmadım ama dışarı çıktıktan sonra birtakım yakışıksız ifadeler kullanılmış. Oradaki görevli arkadaşlar da tutanak tutmuşlar. Onun gereğini de Adalet Bakanlığı yapar zaten. O şikayete bağlı bir suç değil. Şikayete bağlı olmaksızın resen takip gerektiren bir konudur" ifadelerini kullandı.
Kendisinin kişisel bir hakaret duymadığının altını çizen Avcı, "Ben şahit olmadım zaten benimle ilgili değil. Ama bakanlığa, hükümete ve devlete filan şey yapınca... Benimle görüşmeden çıktıktan sonra, özel kalem müdürümüzün odasında oluyor. Oradaki arkadaşlar da bu yakışıksız şeyi tutanağa geçirmişler. Tutanakta işleme konuldu" dedi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 06 May 2015 16:57
Gösterim: 1384

