Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

2011 yılında Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yıla göre 431 bin kişi azalarak 2 milyon 615 bin kişiye düştü. İşsizlik oranı ise 2.1 puanlık azalış ile yüzde 9.8 seviyesinde gerçekleşti. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 2.3 puanlık azalışla yüzde 11.9, kırsal yerlerde ise 1.5 puanlık azalışla yüzde 5.8 oldu.

Türkiye'de tarım dışı işsizlik oranı bir önceki yıla göre 2.4 puanlık azalışla yüzde 12.4 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 2.5 puanlık azalışla yüzde 10.7, kadınlarda ise 2.5 puanlık azalışla yüzde 17.7 seviyesinde gerçekleşti.

Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yıla göre 1.2 puanlık azalışla yüzde 42.1 olarak gerçekleşti. 2011 yılında bir önceki yıla göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 85.5'ten yüzde 83.9'a, tarım dışı sektörlerde yüzde 29.1'den yüzde 27.8'e düştü.

> Türkiye'de işsizlik geriledi

2011 yılında Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yıla göre 431 bin kişi azalarak 2 milyon 615 bin kişiye düştü. İşsizlik oranı ise 2.1 puanlık azalış ile yüzde 9.8 seviyesinde gerçekleşti. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 2.3 puanlık azalışla yüzde 11.9, kırsal yerlerde ise 1.5 puanlık azalışla yüzde 5.8 oldu.

Türkiye'de tarım dışı işsizlik oranı bir önceki yıla göre 2.4 puanlık azalışla yüzde 12.4 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 2.5 puanlık azalışla yüzde 10.7, kadınlarda ise 2.5 puanlık azalışla yüzde 17.7 seviyesinde gerçekleşti.

Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yıla göre 1.2 puanlık azalışla yüzde 42.1 olarak gerçekleşti. 2011 yılında bir önceki yıla göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı yüzde 85.5'ten yüzde 83.9'a, tarım dışı sektörlerde yüzde 29.1'den yüzde 27.8'e düştü.

Son Güncelleme: Perşembe, 01 Mart 2012 12:13

Gösterim: 2081

Ahmet Hakan Yazısında Başbakan Erdoğan'ın TÜSİAD'a yönelik çıkışının aşırı olduğunu ve din eğitimi konusunda görüşlerini bildiriyor.

NE demiş TÜSİAD?

“4 yıllık zorunlu eğitimin ikinci kademesinde açık öğretim seçeneği getirilirse kız çocukları okullara gönderilmez” demiş.

Doğru demiş ki hazırlanan taslakta bu sakınca giderildi.

Yani Erdoğan bu açıdan TÜSİAD’a öfkelenmek yerine teşekkür etmeli.

Başka ne demiş TÜSİAD?

“Zorunlu temel eğitimde mesleki yönlendirmenin 4 yıl sonra başlaması sakıncalıdır. Avrupa Birliği ülkeleri mesleki yönlendirmeyi geciktiriyor” demiş.

Ne var bunda?

Bu görüş, nasıl oluyor da Başbakan Erdoğan’ın “sen işine bak TÜSİAD” tepkisine maruz kalıyor?

Bugün en özgürlükçü isimler bile “zorunlu temel eğitimde mesleki yönlendirmenin geciktirilerek başlaması” gerektiğini söylüyorlar.

Avrupa ülkelerindeki uygulamalara bakıyoruz, orada da mesleki yönlendirmenin geciktirildiğini görüyoruz.

Finlandiya, Danimarka gibi eğitimde parlak durumda olan ülkelerde kesintisiz temel eğitim 9 yıl.

Tablo bu iken Başbakan Erdoğan, neden TÜSİAD’a orantısız şiddet uyguluyor?

Bunun tek bir nedeni var:

TÜSİAD’ın önerisi geçerli olursa, imam-hatiplerin orta kısımlarının açılması mümkün olmayacak.

Bu nedenle Avrupa’daki uygulamalara dair örneklere gözler ve kulaklar kapatılıyor.

Başbakan Erdoğan’ın odaklanması gereken konu, imam-hatiplerin orta kısımlarını yeniden hayata geçirmek olmamalı.

Erdoğan, “çağdaş dünyada zorunlu temel eğitimde hangi model esas alınıyor” meselesine odaklanmalı.

Geçerli olan model “9 yıl kesintisiz” modeliyse...

İmam-hatiplerin orta kısımlarını yeniden hayata geçirmek adına bu modeli elinin tersiyle itmemeli...

Diyeceksiniz ki:

“İyi ama 9 yıl kesintisiz model hayata geçerse anayasal güvence altına alınmış olan din eğitimi meselesi nasıl halledilecek?”

İşte esas mesele budur.

TÜSİAD’a “sen işine bak TÜSİAD” demek yerine “9 yıl kesintisiz eğitimde din eğitimi ne olacak?” sorusu sorulmalı ve öneri istenmelidir.

Çünkü mesele “imam-hatip meselesi” değildir, mesele “din eğitimi” meselesidir.

Konu buraya getirildiği taktirde...

Tartışma “üstü kapalı imam-hatip savaşı” olmaktan çıkar, çözüm odaklı bir tartışmaya dönüşür.

(Ahmet Hakan - Hürriyet)

> Din eğitimi nasıl olmalı?

Ahmet Hakan Yazısında Başbakan Erdoğan'ın TÜSİAD'a yönelik çıkışının aşırı olduğunu ve din eğitimi konusunda görüşlerini bildiriyor.

NE demiş TÜSİAD?

“4 yıllık zorunlu eğitimin ikinci kademesinde açık öğretim seçeneği getirilirse kız çocukları okullara gönderilmez” demiş.

Doğru demiş ki hazırlanan taslakta bu sakınca giderildi.

Yani Erdoğan bu açıdan TÜSİAD’a öfkelenmek yerine teşekkür etmeli.

Başka ne demiş TÜSİAD?

“Zorunlu temel eğitimde mesleki yönlendirmenin 4 yıl sonra başlaması sakıncalıdır. Avrupa Birliği ülkeleri mesleki yönlendirmeyi geciktiriyor” demiş.

Ne var bunda?

Bu görüş, nasıl oluyor da Başbakan Erdoğan’ın “sen işine bak TÜSİAD” tepkisine maruz kalıyor?

Bugün en özgürlükçü isimler bile “zorunlu temel eğitimde mesleki yönlendirmenin geciktirilerek başlaması” gerektiğini söylüyorlar.

Avrupa ülkelerindeki uygulamalara bakıyoruz, orada da mesleki yönlendirmenin geciktirildiğini görüyoruz.

Finlandiya, Danimarka gibi eğitimde parlak durumda olan ülkelerde kesintisiz temel eğitim 9 yıl.

Tablo bu iken Başbakan Erdoğan, neden TÜSİAD’a orantısız şiddet uyguluyor?

Bunun tek bir nedeni var:

TÜSİAD’ın önerisi geçerli olursa, imam-hatiplerin orta kısımlarının açılması mümkün olmayacak.

Bu nedenle Avrupa’daki uygulamalara dair örneklere gözler ve kulaklar kapatılıyor.

Başbakan Erdoğan’ın odaklanması gereken konu, imam-hatiplerin orta kısımlarını yeniden hayata geçirmek olmamalı.

Erdoğan, “çağdaş dünyada zorunlu temel eğitimde hangi model esas alınıyor” meselesine odaklanmalı.

Geçerli olan model “9 yıl kesintisiz” modeliyse...

İmam-hatiplerin orta kısımlarını yeniden hayata geçirmek adına bu modeli elinin tersiyle itmemeli...

Diyeceksiniz ki:

“İyi ama 9 yıl kesintisiz model hayata geçerse anayasal güvence altına alınmış olan din eğitimi meselesi nasıl halledilecek?”

İşte esas mesele budur.

TÜSİAD’a “sen işine bak TÜSİAD” demek yerine “9 yıl kesintisiz eğitimde din eğitimi ne olacak?” sorusu sorulmalı ve öneri istenmelidir.

Çünkü mesele “imam-hatip meselesi” değildir, mesele “din eğitimi” meselesidir.

Konu buraya getirildiği taktirde...

Tartışma “üstü kapalı imam-hatip savaşı” olmaktan çıkar, çözüm odaklı bir tartışmaya dönüşür.

(Ahmet Hakan - Hürriyet)

Son Güncelleme: Perşembe, 01 Mart 2012 12:34

Gösterim: 3172

Teklifte üniversite sınavına girişteki puan hesaplamaları ile ilgili de değişiklik yapıldı. Yapılan teknik düzenlemelerle öğrencilerin üniversiteye girişte okul yerine sadece kişisel başarılarının değerlendirilmesinin önü açıldı. Meslek liselilerin üniversiteye girişte aldıkları ek puanın katsayısı 0.06’dan 0.04’e indirildi.

Üniversite sınavıyla ilgili bir başka önemli düzenleme ise yürürlük tarihi ile ilgili oldu. Buna göre 2012 yılında yapılacak üniversite sınavında bir değişiklik olmayacak. Yeni yapılacak düzenlemeler 2013 yılındaki sınavda uygulanacak.

ÜNİVERSİTEYE DESTEK VEREN İŞADAMLARINA VERGİ İNDİRİMİ

Bu arada teklife bir önergeyle yeni bir madde eklenmesi istendi. Önergeye göre üniversitelere maddi destek veren işadamları vergi indiriminden faydalanacak. Ancak komisyonun muhalefet milletvekilleri bu konuda bilgilendirilmediklerini belirtince önerge ana komisyona bırakıldı.

üniversiteye giriş sınavına ilişkin kılavuz yayınlandığından uygulanmayacak.

Alt komisyon toplantısında CHP Milletvekili Nur Serter, bir çok maddeye “kademelendirmeyi uygun bulmuyoruz, eğitimin kesintisiz 8 yıl devam etmesini istiyoruz” diye muhalefet şerhi koydu. MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ise anasınıfının zorunlu olmasını, zorunlu eğitimin de 5-4-3 yönünde olmasını istediklerini söyledi. 

> Üniversite sınavları değişiyor

Teklifte üniversite sınavına girişteki puan hesaplamaları ile ilgili de değişiklik yapıldı. Yapılan teknik düzenlemelerle öğrencilerin üniversiteye girişte okul yerine sadece kişisel başarılarının değerlendirilmesinin önü açıldı. Meslek liselilerin üniversiteye girişte aldıkları ek puanın katsayısı 0.06’dan 0.04’e indirildi.

Üniversite sınavıyla ilgili bir başka önemli düzenleme ise yürürlük tarihi ile ilgili oldu. Buna göre 2012 yılında yapılacak üniversite sınavında bir değişiklik olmayacak. Yeni yapılacak düzenlemeler 2013 yılındaki sınavda uygulanacak.

ÜNİVERSİTEYE DESTEK VEREN İŞADAMLARINA VERGİ İNDİRİMİ

Bu arada teklife bir önergeyle yeni bir madde eklenmesi istendi. Önergeye göre üniversitelere maddi destek veren işadamları vergi indiriminden faydalanacak. Ancak komisyonun muhalefet milletvekilleri bu konuda bilgilendirilmediklerini belirtince önerge ana komisyona bırakıldı.

üniversiteye giriş sınavına ilişkin kılavuz yayınlandığından uygulanmayacak.

Alt komisyon toplantısında CHP Milletvekili Nur Serter, bir çok maddeye “kademelendirmeyi uygun bulmuyoruz, eğitimin kesintisiz 8 yıl devam etmesini istiyoruz” diye muhalefet şerhi koydu. MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ise anasınıfının zorunlu olmasını, zorunlu eğitimin de 5-4-3 yönünde olmasını istediklerini söyledi. 

Son Güncelleme: Perşembe, 01 Mart 2012 10:02

Gösterim: 3948

CHP Parti Sözcüsü Birgül Ayman Güler: "Zorunlu - kesintisiz - 8 yıllık ilköğretim sisteminin pedagojik ilkelere, ülkemizin gerçeklerine ve çağdaş uygarlığın gereklerini karşılama zorunluluğuna en uygun sistem olduğu görüşündedir" dedi.

"Türkiye, zorunlu eğitim süresini 12 yıla çıkarmalı; ama bunu göstermelik biçimde değil, gerçekten yapmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Güler, CHP'nin 4+4+4 sistemiyle ilgili görüşünü şu sözlerle dile getirdi: "Mesleki eğitim, tüm gelişmiş ülkelerde ve çağdaş pedagoji biliminde benimsendiği gibi, 14 yaşından itibaren başlamalıdır. Çocuklar, yetenekleri ve isteklerini keşfetmeli, geleceklerini yönlendirecek olan meslek seçimlerini yeterli bilgi ve açık bir bilinçlilikle yapmalıdır. Çağdaş dünya, mesleki eğitime girişin yaşını yükseltmiş, eğitimin süresini kısaltmıştır; bu tercih, 21. Yüzyılda bilim ve teknolojinin ulaştığı aşamanın adeta zorladığı bir tercihtir.

Türkiye, dünyanın onurlu ve güçlü bir üyesi olacaksa, bu açık gerçeklere göre hareket etmemiz gerekir. Şimdi gündeme getirilen değişiklik, Hükümet tarafından hazırlanmış bir yasa tasarısı değil, AK Parti milletvekillerince verilmiş bir 'kanun teklifi'dir. Bu teklif, yapılması gerektiği gibi, ilgili bakanlıklara sorulmamış, beş AK Parti milletvekilinin önerisi olarak, adeta bir dayatma şeklinde TBMM gündeminin üst sıralarına kondurulmuştur.

Ülkede çocuklarımızı, yani geleceğimizi ilgilendiren bu konu ailelere, annelere, öğretmenlere; bu işin uzmanlarına ve ilgili bakanlıklara sorulmamış; açıklanmamış; tartışmaya açılmamıştır. CHP MYK, bu teklifin derhal geri çekilmesini; eğer Hükümet istiyorsa, Hükümet'in bu konuyu olması gerektiği gibi doğru süreçleri işleterek 'yasa tasarısı' olarak gündeme getirmesini önerdi ve annelere çocuklarınıza, çocuklarınızın geleceğine sahip çıkın çağrısı yaptı."

> CHP: 4+4+4'e hayır 12 yıla evet

CHP Parti Sözcüsü Birgül Ayman Güler: "Zorunlu - kesintisiz - 8 yıllık ilköğretim sisteminin pedagojik ilkelere, ülkemizin gerçeklerine ve çağdaş uygarlığın gereklerini karşılama zorunluluğuna en uygun sistem olduğu görüşündedir" dedi.

"Türkiye, zorunlu eğitim süresini 12 yıla çıkarmalı; ama bunu göstermelik biçimde değil, gerçekten yapmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Güler, CHP'nin 4+4+4 sistemiyle ilgili görüşünü şu sözlerle dile getirdi: "Mesleki eğitim, tüm gelişmiş ülkelerde ve çağdaş pedagoji biliminde benimsendiği gibi, 14 yaşından itibaren başlamalıdır. Çocuklar, yetenekleri ve isteklerini keşfetmeli, geleceklerini yönlendirecek olan meslek seçimlerini yeterli bilgi ve açık bir bilinçlilikle yapmalıdır. Çağdaş dünya, mesleki eğitime girişin yaşını yükseltmiş, eğitimin süresini kısaltmıştır; bu tercih, 21. Yüzyılda bilim ve teknolojinin ulaştığı aşamanın adeta zorladığı bir tercihtir.

Türkiye, dünyanın onurlu ve güçlü bir üyesi olacaksa, bu açık gerçeklere göre hareket etmemiz gerekir. Şimdi gündeme getirilen değişiklik, Hükümet tarafından hazırlanmış bir yasa tasarısı değil, AK Parti milletvekillerince verilmiş bir 'kanun teklifi'dir. Bu teklif, yapılması gerektiği gibi, ilgili bakanlıklara sorulmamış, beş AK Parti milletvekilinin önerisi olarak, adeta bir dayatma şeklinde TBMM gündeminin üst sıralarına kondurulmuştur.

Ülkede çocuklarımızı, yani geleceğimizi ilgilendiren bu konu ailelere, annelere, öğretmenlere; bu işin uzmanlarına ve ilgili bakanlıklara sorulmamış; açıklanmamış; tartışmaya açılmamıştır. CHP MYK, bu teklifin derhal geri çekilmesini; eğer Hükümet istiyorsa, Hükümet'in bu konuyu olması gerektiği gibi doğru süreçleri işleterek 'yasa tasarısı' olarak gündeme getirmesini önerdi ve annelere çocuklarınıza, çocuklarınızın geleceğine sahip çıkın çağrısı yaptı."

Son Güncelleme: Perşembe, 01 Mart 2012 10:16

Gösterim: 2484

 Milli eğitim alt komisyonu'nda görüşülen teklifle  Rize Üniversitesi’nin isminin Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi’nin isminin ise Abdullah Gül Üniversitesi olarak değiştirilmesi bugün karara bağlanacak.Yeni önergeyle bunların yanı sıra Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin adının Bülent Ecevit Üniversitesi, Konya Üniversitesi’nin adının ise Necmettin Erbakan Üniversitesi olarak değiştirilmesine karar verildi.

MHP’li Yeniçeri düzenlemeye “Yaşayan insanların isimlerinin verilmesi yanlış. Bu okullara MHP’li de, CHP’li de gidiyor. Her gittiğinde bir parti simgesi görecektir” diye karşı çıktı. CHP’li Serter, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın isimlerinin verilmesiyle ilgili teklif maddesi görüşülürken “Atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Bunlara muhalefet etmek umutsuz bir durum” diyerek şerh koymadı. Böylece bu isim değişikliklerine onay vermiş oldu. Serter, bu kez teklife Erbakan Üniversitesi kurulması eklemesi yapılmak istenince, “Sabrımızı zorlamayın. Bari bir es, verin ara verin” diye tepki gösterdi.

> Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül Üniversiteleri geliyor

 Milli eğitim alt komisyonu'nda görüşülen teklifle  Rize Üniversitesi’nin isminin Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi’nin isminin ise Abdullah Gül Üniversitesi olarak değiştirilmesi bugün karara bağlanacak.Yeni önergeyle bunların yanı sıra Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’nin adının Bülent Ecevit Üniversitesi, Konya Üniversitesi’nin adının ise Necmettin Erbakan Üniversitesi olarak değiştirilmesine karar verildi.

MHP’li Yeniçeri düzenlemeye “Yaşayan insanların isimlerinin verilmesi yanlış. Bu okullara MHP’li de, CHP’li de gidiyor. Her gittiğinde bir parti simgesi görecektir” diye karşı çıktı. CHP’li Serter, Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’ın isimlerinin verilmesiyle ilgili teklif maddesi görüşülürken “Atı alan Üsküdar’ı geçmiş. Bunlara muhalefet etmek umutsuz bir durum” diyerek şerh koymadı. Böylece bu isim değişikliklerine onay vermiş oldu. Serter, bu kez teklife Erbakan Üniversitesi kurulması eklemesi yapılmak istenince, “Sabrımızı zorlamayın. Bari bir es, verin ara verin” diye tepki gösterdi.

Son Güncelleme: Perşembe, 01 Mart 2012 09:53

Gösterim: 2409


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.