Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Bitlis'in Ovakışla köyüne atanan Göksü Bayar, 70 yıl önce dedesinin öğretmenlik yaptığı ilkokulda çocukları geleceğe hazırlamanın mutluluğunu yaşıyor.
Mesleğinin başında dedesinin ilk görev yerinde çalışmayı tercih eden Bayar, köy okulunda öğrencilere eğitim veriyor.
Bayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tercihinde en önemli sebebin dedesinin bu okulda öğretmenlik yapması olduğunu söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Çayeli Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümünden bu yıl mezun olduğunu anlatan Bayar, şöyle konuştu:
"Ahlat'ın Ovakışla beldesindeki Ovakışla İlkokuluna atandım. Tercihimi yaparken, özellikle Ovakışla İlkokulunu istedim. Bu okulu seçmemdeki en büyük etken, dedem rahmetli Hüseyin Deveci oldu. Dedem 1945 yılında Ovakışla İlkokulunun ilk öğretmeni olarak atanmış. Onun için burayı tercih ettim. Dedem burayı ve bu okulu bize sürekli anlatırdı. Zaten öğretmenliğe olan ilgim dedemle başladı. Dedemin bu yöndeki özendirmeleri öğretmenliği tercih etmeme neden oldu."
Dedesinin öğretmenlik yaptığı yerde görev yapmak istedi
İyi puan almasına rağmen, dedesinin öğretmenlik yaptığı yerde görev yapmak istediğini vurgulayan Bayar, bu okulda görev yaptığı çin mutlu olduğunu ifade etti.
"Dedemin başlattığı işe ben devam ediyorum" diyen Bayar, "22 öğrencim var. Kız öğrenciler ağırlıkta. Aileler rahatlıkla kızları okula gönderiyor. Bu çok güzel. Öğrencilerimden öğretmen olmak isteyen çok var. Aslında ilk yılım olduğu için biraz zorlanıyorum. Çocuklar da okula alışmaya çalışıyor" diye konuştu.
Topluma yararlı bireyler yetiştirmek istediğini anlatan Bayar, her öğrenciyi alanında iyi yetişmek istediğini ve bunun için gayret gösterdiğini kaydetti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Bitlis'in Ovakışla köyüne atanan Göksü Bayar, 70 yıl önce dedesinin öğretmenlik yaptığı ilkokulda çocukları geleceğe hazırlamanın mutluluğunu yaşıyor.
Mesleğinin başında dedesinin ilk görev yerinde çalışmayı tercih eden Bayar, köy okulunda öğrencilere eğitim veriyor.
Bayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tercihinde en önemli sebebin dedesinin bu okulda öğretmenlik yapması olduğunu söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Çayeli Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümünden bu yıl mezun olduğunu anlatan Bayar, şöyle konuştu:
"Ahlat'ın Ovakışla beldesindeki Ovakışla İlkokuluna atandım. Tercihimi yaparken, özellikle Ovakışla İlkokulunu istedim. Bu okulu seçmemdeki en büyük etken, dedem rahmetli Hüseyin Deveci oldu. Dedem 1945 yılında Ovakışla İlkokulunun ilk öğretmeni olarak atanmış. Onun için burayı tercih ettim. Dedem burayı ve bu okulu bize sürekli anlatırdı. Zaten öğretmenliğe olan ilgim dedemle başladı. Dedemin bu yöndeki özendirmeleri öğretmenliği tercih etmeme neden oldu."
Dedesinin öğretmenlik yaptığı yerde görev yapmak istedi
İyi puan almasına rağmen, dedesinin öğretmenlik yaptığı yerde görev yapmak istediğini vurgulayan Bayar, bu okulda görev yaptığı çin mutlu olduğunu ifade etti.
"Dedemin başlattığı işe ben devam ediyorum" diyen Bayar, "22 öğrencim var. Kız öğrenciler ağırlıkta. Aileler rahatlıkla kızları okula gönderiyor. Bu çok güzel. Öğrencilerimden öğretmen olmak isteyen çok var. Aslında ilk yılım olduğu için biraz zorlanıyorum. Çocuklar da okula alışmaya çalışıyor" diye konuştu.
Topluma yararlı bireyler yetiştirmek istediğini anlatan Bayar, her öğrenciyi alanında iyi yetişmek istediğini ve bunun için gayret gösterdiğini kaydetti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Kasım 2015 16:55
Gösterim: 2324
Hakkari'nin Yüksekova ilçesine atanan kadın öğretmenler, kurdukları iletişimle kısa sürede halkın gönlünde taht kurdular.
Akalın köyüne ilk geldiklerinde çiçeklerle karşılanan sınıf öğretmenleri Konyalı Ayşegül Kurt ile Adanalı Emine Bozer, kısa sürede vatandaşların sevgisini kazandı.
Görev yaptıkları sürede okuldaki eksikleri gidererek öğrencilerine daha iyi bir eğitim ortamı sağlamak için titizlikle çalışan eğitim meleklerinin çabası köy halkı tarafından takdirle karşılandı.
Çocukları için büyük fedakarlıklar yapan kadın öğretmenlere sahip çıkan köy sakinleri, yabancılık çekmemeleri için öğretmenlerini evlerinde misafir ediyor. Öğretmenleri ağırlamak için adeta birbirleriyle yarışan köylüler, en güzel yemekleri pişirip, ikramda bulunuyor.
Sınıf öğretmeni Ayşegül Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göreve başladıkları ilk gün köylülerin kendilerini çok güzel karşıladığını anımsattı.
Büyük moral ve motivasyonla göreve başladıklarını belirten Kurt, "Görev yaptığımız süre zarfında köylülerle çok güzel iletişim kurduk. Çocuklar için burada olduğumuzun farkındaydılar ve bizi çok hoşgörülü karşıladılar. Aramızda çok güzel bir iletişim var. Burada olduğumuz için çok mutluyuz" diye konuştu.
Köy halkının her gün kendilerini evlerinde misafir etmek istediklerini belirten Kurt, köylülerin sofralarında ağırlandıklarını ve bu nedenle çok mutlu olduklarını ifade etti.
"Bizi ailelerinden biri olarak görüyorlar. Bu da bizi çok mutlu etti" diyen Kurt, şöyle devam etti:
"Misafir olduğumuz evlerin birinde minik öğrencim annesine, 'Öğretmenim bize gelecek diye sevinçten uyuyamıyorum' demiş. Bunu duyunca çok heyecanlandım. Bir köyde bu kadar önemsenmek çok güzel bir duygu. Mesleğimizin ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha öğrenmiş oldum. Burası ilk göz ağrım. Mesleğime burada adım attım ve birçok şeyi burada öğrendim. Buradan gidersem üzüleceğime adım kadar eminim. Buraya kısa süre içinde çok alıştık, köylüleri de çok seviyoruz. Artık buraya köyümüz diyoruz."
Öğretmen Emine Bozer de güzel karşılamadan sonra kendilerini köyde daha rahat hissettiklerini söyledi.
Köyde çok mutlu olduklarını dile getiren Bozer, "Köylüler bize en güzel ikramlarda bulunuyor. Onların bizi böyle sıcak karşılamaları çok hoşumuza gidiyor. Bizler de çok mutlu oluyoruz. Elimizden geldiği kadar onlarla iyi iletişim kurmaya çalışıyoruz. Bu da daha sağlıklı ve verimli ders işlememizi sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Öğretmenler gönül rahatlığıyla gelsin
Tayini çıkıp da Hakkari'ye gelmeyen meslektaşlarına da çağrıda bulunan Bozer, öğretmenlerin gönül rahatlığıyla burada görev yapabileceğini ifade etti.
Bozer, "İlkin belki gelmek istemeyeceklerdir ama buradan ayrılınca da çok üzülecekler. Burada çok güzel bir sevgi ve saygı ortamı var. Kısa sürede alıştım" dedi.
Köylülerden Abdulrahim Sakin de öğretmenlerin çocukları için gösterdiği özveriden mutluluk duyduklarını dile getirdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Hakkari'nin Yüksekova ilçesine atanan kadın öğretmenler, kurdukları iletişimle kısa sürede halkın gönlünde taht kurdular.
Akalın köyüne ilk geldiklerinde çiçeklerle karşılanan sınıf öğretmenleri Konyalı Ayşegül Kurt ile Adanalı Emine Bozer, kısa sürede vatandaşların sevgisini kazandı.
Görev yaptıkları sürede okuldaki eksikleri gidererek öğrencilerine daha iyi bir eğitim ortamı sağlamak için titizlikle çalışan eğitim meleklerinin çabası köy halkı tarafından takdirle karşılandı.
Çocukları için büyük fedakarlıklar yapan kadın öğretmenlere sahip çıkan köy sakinleri, yabancılık çekmemeleri için öğretmenlerini evlerinde misafir ediyor. Öğretmenleri ağırlamak için adeta birbirleriyle yarışan köylüler, en güzel yemekleri pişirip, ikramda bulunuyor.
Sınıf öğretmeni Ayşegül Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, göreve başladıkları ilk gün köylülerin kendilerini çok güzel karşıladığını anımsattı.
Büyük moral ve motivasyonla göreve başladıklarını belirten Kurt, "Görev yaptığımız süre zarfında köylülerle çok güzel iletişim kurduk. Çocuklar için burada olduğumuzun farkındaydılar ve bizi çok hoşgörülü karşıladılar. Aramızda çok güzel bir iletişim var. Burada olduğumuz için çok mutluyuz" diye konuştu.
Köy halkının her gün kendilerini evlerinde misafir etmek istediklerini belirten Kurt, köylülerin sofralarında ağırlandıklarını ve bu nedenle çok mutlu olduklarını ifade etti.
"Bizi ailelerinden biri olarak görüyorlar. Bu da bizi çok mutlu etti" diyen Kurt, şöyle devam etti:
"Misafir olduğumuz evlerin birinde minik öğrencim annesine, 'Öğretmenim bize gelecek diye sevinçten uyuyamıyorum' demiş. Bunu duyunca çok heyecanlandım. Bir köyde bu kadar önemsenmek çok güzel bir duygu. Mesleğimizin ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha öğrenmiş oldum. Burası ilk göz ağrım. Mesleğime burada adım attım ve birçok şeyi burada öğrendim. Buradan gidersem üzüleceğime adım kadar eminim. Buraya kısa süre içinde çok alıştık, köylüleri de çok seviyoruz. Artık buraya köyümüz diyoruz."
Öğretmen Emine Bozer de güzel karşılamadan sonra kendilerini köyde daha rahat hissettiklerini söyledi.
Köyde çok mutlu olduklarını dile getiren Bozer, "Köylüler bize en güzel ikramlarda bulunuyor. Onların bizi böyle sıcak karşılamaları çok hoşumuza gidiyor. Bizler de çok mutlu oluyoruz. Elimizden geldiği kadar onlarla iyi iletişim kurmaya çalışıyoruz. Bu da daha sağlıklı ve verimli ders işlememizi sağlıyor" ifadelerini kullandı.
Öğretmenler gönül rahatlığıyla gelsin
Tayini çıkıp da Hakkari'ye gelmeyen meslektaşlarına da çağrıda bulunan Bozer, öğretmenlerin gönül rahatlığıyla burada görev yapabileceğini ifade etti.
Bozer, "İlkin belki gelmek istemeyeceklerdir ama buradan ayrılınca da çok üzülecekler. Burada çok güzel bir sevgi ve saygı ortamı var. Kısa sürede alıştım" dedi.
Köylülerden Abdulrahim Sakin de öğretmenlerin çocukları için gösterdiği özveriden mutluluk duyduklarını dile getirdi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Kasım 2015 15:07
Gösterim: 2590
Diyarbakır'ın Kapaklıpınar köyünde öğretmenlik yapan Muhammet Musab Gümüş, okulun onarım ve bakım işlerini gerçekleştirerek modern bir eğitim yuvasına dönüştürdü.
Diyarbakır'ın Sur ilçesi Kapaklıpınar Köyü İlkokulu'nda öğretmenlik yapan Muhammet Musab Gümüş, başlattığı projeyle okulu modern bir eğitim yuvasına dönüştürdü.
Gümüş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, il içi tayin ile ilk gün geldiği okulda birçok eksiklikle karşılaştığını söyledi.
Okulun eksikliklerinin giderilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarıyla irtibata geçtiğini dile getiren Gümüş, su ihtiyacının karşılanması için Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne başvurduğunu, okul için bir kuyu açtıklarını, bu sayede su sıkıntısının giderildiğini bildirdi.
Gümüş, şöyle devam etti:
"Aldığımız desteklerle köylülerimizle bahçemize tel örgü çektik. Çocuklarımızın rahatça su içebileceği bir çeşme yaptık. Tuvaletimizi yeniledik. Kış aylarında okul bahçesinde çamurla boğuşan çocukları bu durumdan kurtarmak için başvurduğumuz Sur Belediyesinden kum getirttik. Bahçeyi kumladık. Çöp kutularını bahçeye yerleştirdik. Okul bahçesini çocukların rahatlıkla çöplerini atabileceği, temiz bir ortamda yaşayabileceği bir dünya haline getirdik."
Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün desteğiyle okulun hem iç hem de dış boyasını yaptıklarını, yeşeren bir dünyanın olabilmesi için İl Fidan Müdürlüğünden aldıkları 100'e yakın fidanı bahçeye diktiklerini aktaran Gümüş, çocukların yüzünü güldürmek için sosyal medyayı kullanarak, Çarşı ve Umut Atölyesi gibi gruplardan kırtasiye ile giyecek yardımı aldıklarını belirtti.
Yaptığı çalışmalar bizi çok sevindirdi
Köylülerden Abdulkadir Koçak da eskiden okullarının fiziki durumunun çok kötü olduğunu belirterek, "Öğretmenin yaptığı çalışmalar bizi çok sevindirdi, biz de yardımcı olduk. Bizim çocuklarımız için çalışıyor" dedi.
Erdoğan Öz ise Gümüş'ün köye geldiğinde okulun mevcut şartlarında eğitimin yapılamayacağını söylediğini ve kendilerinden yardım istediğini dile getirerek, "Biz de elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık. Sağ olsun bize öncü oldu" şeklinde konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Diyarbakır'ın Kapaklıpınar köyünde öğretmenlik yapan Muhammet Musab Gümüş, okulun onarım ve bakım işlerini gerçekleştirerek modern bir eğitim yuvasına dönüştürdü.
Diyarbakır'ın Sur ilçesi Kapaklıpınar Köyü İlkokulu'nda öğretmenlik yapan Muhammet Musab Gümüş, başlattığı projeyle okulu modern bir eğitim yuvasına dönüştürdü.
Gümüş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, il içi tayin ile ilk gün geldiği okulda birçok eksiklikle karşılaştığını söyledi.
Okulun eksikliklerinin giderilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarıyla irtibata geçtiğini dile getiren Gümüş, su ihtiyacının karşılanması için Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne başvurduğunu, okul için bir kuyu açtıklarını, bu sayede su sıkıntısının giderildiğini bildirdi.
Gümüş, şöyle devam etti:
"Aldığımız desteklerle köylülerimizle bahçemize tel örgü çektik. Çocuklarımızın rahatça su içebileceği bir çeşme yaptık. Tuvaletimizi yeniledik. Kış aylarında okul bahçesinde çamurla boğuşan çocukları bu durumdan kurtarmak için başvurduğumuz Sur Belediyesinden kum getirttik. Bahçeyi kumladık. Çöp kutularını bahçeye yerleştirdik. Okul bahçesini çocukların rahatlıkla çöplerini atabileceği, temiz bir ortamda yaşayabileceği bir dünya haline getirdik."
Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün desteğiyle okulun hem iç hem de dış boyasını yaptıklarını, yeşeren bir dünyanın olabilmesi için İl Fidan Müdürlüğünden aldıkları 100'e yakın fidanı bahçeye diktiklerini aktaran Gümüş, çocukların yüzünü güldürmek için sosyal medyayı kullanarak, Çarşı ve Umut Atölyesi gibi gruplardan kırtasiye ile giyecek yardımı aldıklarını belirtti.
Yaptığı çalışmalar bizi çok sevindirdi
Köylülerden Abdulkadir Koçak da eskiden okullarının fiziki durumunun çok kötü olduğunu belirterek, "Öğretmenin yaptığı çalışmalar bizi çok sevindirdi, biz de yardımcı olduk. Bizim çocuklarımız için çalışıyor" dedi.
Erdoğan Öz ise Gümüş'ün köye geldiğinde okulun mevcut şartlarında eğitimin yapılamayacağını söylediğini ve kendilerinden yardım istediğini dile getirerek, "Biz de elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık. Sağ olsun bize öncü oldu" şeklinde konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Kasım 2015 14:19
Gösterim: 2312
Doğuştan görme yetisi bulunmayan Mustafa Musa Beydoğan, 5 yıldır yetiştirdiği yüzlerce öğrenciyle, öğretmenleri hiçbir şeyin engelleyemeyeceğini gözler önüne seriyor.
Doğuştan görme engelli Mustafa Musa Beydoğan, hem yetiştirdiği yüzlerce öğrenciyle öğretmenliğin engel tanımadığını gözler önüne seriyor, hem de fırsat verildiğinde herkesin başarılı olabileceğini göstermek açısından öğrencilerine rol modeli oluşturuyor.
Mesleğine aşkını AA muhabirine anlatan Kalaba Meslek ve Teknik Anadolu Lisesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Beydoğan, insanın yaşamındaki en büyük engelin bedeni değil, cehaleti olduğuna inananlardan.
Bunun da ancak eğitim ve öğretimle yok edilebileceği kararlılığıyla bu mesleğe giren Beydoğan, öğretmenliği "geleceğin Türkiye'sinin sahibi çocuk ve gençlerin hayatlarına dokunan, geleceklerini inşa eden insan mühendisliği" olarak tanımlıyor.
Beydoğan, bu nedenle öğretmenlik yaparak gençlere yardımcı olmak istediğine dikkati çekerek, "Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, 'Öğretmen bir kandil gibidir, kendi yandıkça çevresini aydınlatır.' Çünkü gelecek öğretmenlere emanettir" dedi.
Kendisini geliştirebilmek için çok çaba harcadığını, öğrendikçe yarınlara ve kendisine güveninin arttığını dile getiren Beydoğan, aslında azmedildiğinde hiçbir şeyin hayallerin gerçekleşmesini önleyemeyeceği noktasında öğrencileri için en güzel ve canlı bir örnek niteliğinde.
Öğrencilerim için bir modelim
Bu noktada, "Öğrencilerim için tam bir modelim" ifadesini kullanan Beydoğan, şunları söyledi:
"Benim öğrenciliğim rahat geçmedi. Teknolojik gelişmeler de bu kadar etkin değildi. Ben, öğrencilerim için değerli olduğumu biliyorum. Çünkü, ben de onlara çok değer veriyorum. Benim görme yetisinden yoksun olmam, öğrencilerim için çok ciddi rol model oluşturuyor. Çünkü öğrencilerim, hedefe ulaşılabildiğini görüyorlar. Herkese fırsat verildiğinde, kişinin önündeki engeller kaldırıldığında herkesin hayalini gerçekleştirebileceklerini görebiliyorlar".
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Doğuştan görme yetisi bulunmayan Mustafa Musa Beydoğan, 5 yıldır yetiştirdiği yüzlerce öğrenciyle, öğretmenleri hiçbir şeyin engelleyemeyeceğini gözler önüne seriyor.
Doğuştan görme engelli Mustafa Musa Beydoğan, hem yetiştirdiği yüzlerce öğrenciyle öğretmenliğin engel tanımadığını gözler önüne seriyor, hem de fırsat verildiğinde herkesin başarılı olabileceğini göstermek açısından öğrencilerine rol modeli oluşturuyor.
Mesleğine aşkını AA muhabirine anlatan Kalaba Meslek ve Teknik Anadolu Lisesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Beydoğan, insanın yaşamındaki en büyük engelin bedeni değil, cehaleti olduğuna inananlardan.
Bunun da ancak eğitim ve öğretimle yok edilebileceği kararlılığıyla bu mesleğe giren Beydoğan, öğretmenliği "geleceğin Türkiye'sinin sahibi çocuk ve gençlerin hayatlarına dokunan, geleceklerini inşa eden insan mühendisliği" olarak tanımlıyor.
Beydoğan, bu nedenle öğretmenlik yaparak gençlere yardımcı olmak istediğine dikkati çekerek, "Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, 'Öğretmen bir kandil gibidir, kendi yandıkça çevresini aydınlatır.' Çünkü gelecek öğretmenlere emanettir" dedi.
Kendisini geliştirebilmek için çok çaba harcadığını, öğrendikçe yarınlara ve kendisine güveninin arttığını dile getiren Beydoğan, aslında azmedildiğinde hiçbir şeyin hayallerin gerçekleşmesini önleyemeyeceği noktasında öğrencileri için en güzel ve canlı bir örnek niteliğinde.
Öğrencilerim için bir modelim
Bu noktada, "Öğrencilerim için tam bir modelim" ifadesini kullanan Beydoğan, şunları söyledi:
"Benim öğrenciliğim rahat geçmedi. Teknolojik gelişmeler de bu kadar etkin değildi. Ben, öğrencilerim için değerli olduğumu biliyorum. Çünkü, ben de onlara çok değer veriyorum. Benim görme yetisinden yoksun olmam, öğrencilerim için çok ciddi rol model oluşturuyor. Çünkü öğrencilerim, hedefe ulaşılabildiğini görüyorlar. Herkese fırsat verildiğinde, kişinin önündeki engeller kaldırıldığında herkesin hayalini gerçekleştirebileceklerini görebiliyorlar".
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Kasım 2015 14:27
Gösterim: 2272
Konya'da doğuştan görme engelli ve cam kemik hastası 11 yaşındaki Mehmet Akdemir, rahatsızlıklarıyla yaşamayı ve mutlu olmayı, görme engelli öğretmeninin desteğiyle başardı.
Konya'da doğuştan görme engelli ve cam kemik hastası 11 yaşındaki Mehmet Akdemir, ömür boyu sürecek rahatsızlıklarıyla yaşamayı ve mutlu olmayı, görme engelli öğretmeninin desteğiyle başardı.
Öğretmen Serkan Kara (35), insanların zamanında kendisi için "Bize sıkıntı yaşatmasın, elimize ayağımıza dolanması" düşüncesinin hakim olduğunu söyledi.
Azmiyle, çevresindekilerin olumsuz bakış açısını değiştirdiğini aktaran Kara, hep insanlara faydalı olabilmek için çaba gösterdiğini, görme engelli ve cam kemik hastası Mehmet ile ilgilenmesi istenince hiç düşünmeden kabul ettiğini belirtti.
Mehmet'i çocuklarımdan ayırt etmiyorum
Öğrencisinin ilk başlarda hep bireysel düşündüğünü, dünyanın kendi etrafında dönmesini isteyerek "ben merkezli" yaşadığını dile getiren Kara, şöyle devam etti:
"Buraya geldiğimde Mehmet ile konuşuyor, dilinden ders anlatıyor, dilinden yaşamaya çalışıyorum. Mehmet'in en büyük sıkıntısı vakit geçirememesi. Ayrıldığımızda telefonla konuşuyoruz. Çift engeli olduğu için hayat standardı ve elindeki imkanlar kısıtlı. Mehmet'i iki çocuğumdan hiç ayırt etmiyorum. Öğrencim hasta olduğunda dahi derse geliyorum. Rahatsızlıklarından dolayı bazı ilaçlar ve gıdaları alması yasak. En azından onunla buluşarak moral veriyorum. Hasta olduğunda çok üzülüyorum. Hiç beklentim yok. Allah rızası için olaya yaklaşıyorum. Para, sağlık, her şey olur, geçer."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öğretmenler Odası
Konya'da doğuştan görme engelli ve cam kemik hastası 11 yaşındaki Mehmet Akdemir, rahatsızlıklarıyla yaşamayı ve mutlu olmayı, görme engelli öğretmeninin desteğiyle başardı.
Konya'da doğuştan görme engelli ve cam kemik hastası 11 yaşındaki Mehmet Akdemir, ömür boyu sürecek rahatsızlıklarıyla yaşamayı ve mutlu olmayı, görme engelli öğretmeninin desteğiyle başardı.
Öğretmen Serkan Kara (35), insanların zamanında kendisi için "Bize sıkıntı yaşatmasın, elimize ayağımıza dolanması" düşüncesinin hakim olduğunu söyledi.
Azmiyle, çevresindekilerin olumsuz bakış açısını değiştirdiğini aktaran Kara, hep insanlara faydalı olabilmek için çaba gösterdiğini, görme engelli ve cam kemik hastası Mehmet ile ilgilenmesi istenince hiç düşünmeden kabul ettiğini belirtti.
Mehmet'i çocuklarımdan ayırt etmiyorum
Öğrencisinin ilk başlarda hep bireysel düşündüğünü, dünyanın kendi etrafında dönmesini isteyerek "ben merkezli" yaşadığını dile getiren Kara, şöyle devam etti:
"Buraya geldiğimde Mehmet ile konuşuyor, dilinden ders anlatıyor, dilinden yaşamaya çalışıyorum. Mehmet'in en büyük sıkıntısı vakit geçirememesi. Ayrıldığımızda telefonla konuşuyoruz. Çift engeli olduğu için hayat standardı ve elindeki imkanlar kısıtlı. Mehmet'i iki çocuğumdan hiç ayırt etmiyorum. Öğrencim hasta olduğunda dahi derse geliyorum. Rahatsızlıklarından dolayı bazı ilaçlar ve gıdaları alması yasak. En azından onunla buluşarak moral veriyorum. Hasta olduğunda çok üzülüyorum. Hiç beklentim yok. Allah rızası için olaya yaklaşıyorum. Para, sağlık, her şey olur, geçer."
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Kasım 2015 14:14
Gösterim: 2069

