Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Üniversitelerin 2014 yılı bütçe ödenek teklif tavanları belli oldu. İstanbul Üniversitesi gelecek yıl için öngörülen 786,5 milyon liralık bütçe ödeneği ile ilk sırada yer alırken, 102 üniversite içinde ödenek teklif tavanı en düşük olan üniversite ise 29,6 milyon lira ile Türk Alman Üniversitesi oldu.
İstanbul Üniversitesi gelecek yıl için öngörülen 786,5 milyon liralık bütçe ödeneğiyle, AB, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Gençlik ve Spor, Gümrük ve Ticaret ile Orman ve Su İşleri Bakanlığına ayrılan ödenekleri geride bıraktı.
Orta Vadeli Mali Planda (2014-2016) özel bütçeli idarelerin 2014 yılı bütçe ödenek teklif tavanları belli oldu. İstanbul Üniversitesi gelecek yıl için öngörülen 786,5 milyon liralık bütçe ödeneği ile ilk sırada yer alırken, 102 üniversite içinde ödenek teklif tavanı en düşük olan üniversite ise 29,6 milyon lira ile Türk Alman Üniversitesi oldu.
İstanbul Üniversitesine önümüzdeki yıl için öngörülen bütçe ödeneği, 5 bakanlık için ayrılan ödeneği geride bıraktı.
Gelecek yıl için Avrupa Birliği Bakanlığına 223,7 milyon lira, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına 652,6 milyon lira, Gençlik ve Spor Bakanlığına 142,8 milyon lira, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına 644,7 milyon lira, Orman ve Su İşleri Bakanlığına 519,1 milyon lira bütçe ödeneği öngörülürken bu rakam İstanbul Üniversitesi için 786,5 milyon lira oldu.
Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştaya öngörülen ödeneklerin toplamı bile İstanbul Üniversitesi'ne verilecek ödenek tutarına erişemedi. Gelecek yıl için Cumhurbaşkanlığı (201,5 milyon lira), Anayasa Mahkemesi (39 milyon lira), Yargıtay (152,5 milyon lira), Danıştay (95,3 milyon lira) ve Sayıştay (175,4) için öngörülen ödeneklerin toplamı 663,7 milyon lirada kaldı.
Orta Vadeli Mali Planda (2014-2016) özel bütçeli idarelerin 2014 yılı bütçe ödenek teklif tavanları da yer aldı. Devlet, üniversitelere önümüzdeki yıl için ayırdığı bütçe ödeneğini, 2013 yılına göre yüzde 11 artırarak 16 milyar 749 milyon 950 bin liraya çıkardı.
Toplam 102 üniversite arasında aslan payını, daha önceki yıllarda olduğu gibi yine İstanbul Üniversitesi aldı. İstanbul Üniversitesi, 786,5 milyon liralık bütçe ödeneği ile ilk sırada yer alırken, bunu 551,3 milyon liralık ödenekle Hacettepe Üniversitesi, 541,9 milyon liralık ödenekle de Ankara Üniversitesi izledi. Bütçe ödeneği Gazi Üniversitesi için 537,5 milyon lira, Ege Üniversitesi için 479,1 milyon lira, Dokuz Eylül Üniversitesi için 421,1 milyon lira, Atatürk Üniversitesi için 382 milyon lira, Anadolu Üniversitesi için de 378,8 milyon lira olarak belirlendi.
En az ödenek ayrılan üniversiteler
Orta Vadeli Mali Plana göre toplam 102 üniversite içinde ödenek teklif tavanı en düşük olan ise 29,6 milyon lira ile Türk Alman Üniversitesi oldu. 30,4 milyon lira Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, 34,2 milyon lira ile Bursa Teknik Üniversitesi, 41 milyon lira ile Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ödenek teklif tavanı en düşük üniversiteler arasında yer aldı.
Ödenekte Atatürk Üniversitesi birinci Abdullah Gül Üniversitesi sonuncu
Türk siyasi hayatında iz bırakan devlet adamlarının adlarını taşıyan üniversiteler arasında ise en yüksek ödeneği, 382 milyon lira Atatürk Üniversitesi alacak. Bu üniversiteyi, sırasıyla İnönü Üniversitesi ((275,3 milyon lira), Süleyman Demirel Üniversitesi (247 milyon lira), Celal Bayar Üniversitesi (192,4 milyon lira), Adnan Menderes Üniversitesi (173,8 milyon lira) Necmettin Erbakan Üniversitesi (169,5 milyon lira), Bülent Ecevit Üniversitesi (160,1 milyon lira), Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (98,3 milyon lira) izledi. Ödenekte en son sırayı ise 53 milyon lira ile Abdullah Gül Üniversitesi aldı.
Ödenek teklif tavanları en yüksek olan ilk 20 üniversite şöyle:
1 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 786.510.000
2 HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 551.282.000
3 ANKARA ÜNİVERSİTESİ 541.982.000
4 GAZİ ÜNİVERSİTESİ 537.509.000
5 EGE ÜNİVERSİTESİ 479.132.000
6 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 421.122.000
7 ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 382.000.000
8 ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 378.833.000
9 MARMARA ÜNİVERSİTESİ 373.529.000
10 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ 342.805.000
11 ODTÜ 336.810.000
12 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ 335.092.000
13 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ 10.501.000
14 İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 309.795.000
15 AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ 298.099.000
16 ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 285.613.000
17 KATÜ 276.507.000
18 İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ 275.299.000
19 ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 272.212.000
20 DİCLE ÜNİVERSİTESİ 253.103.000
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Üniversitelerin 2014 yılı bütçe ödenek teklif tavanları belli oldu. İstanbul Üniversitesi gelecek yıl için öngörülen 786,5 milyon liralık bütçe ödeneği ile ilk sırada yer alırken, 102 üniversite içinde ödenek teklif tavanı en düşük olan üniversite ise 29,6 milyon lira ile Türk Alman Üniversitesi oldu.
İstanbul Üniversitesi gelecek yıl için öngörülen 786,5 milyon liralık bütçe ödeneğiyle, AB, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Gençlik ve Spor, Gümrük ve Ticaret ile Orman ve Su İşleri Bakanlığına ayrılan ödenekleri geride bıraktı.
Orta Vadeli Mali Planda (2014-2016) özel bütçeli idarelerin 2014 yılı bütçe ödenek teklif tavanları belli oldu. İstanbul Üniversitesi gelecek yıl için öngörülen 786,5 milyon liralık bütçe ödeneği ile ilk sırada yer alırken, 102 üniversite içinde ödenek teklif tavanı en düşük olan üniversite ise 29,6 milyon lira ile Türk Alman Üniversitesi oldu.
İstanbul Üniversitesine önümüzdeki yıl için öngörülen bütçe ödeneği, 5 bakanlık için ayrılan ödeneği geride bıraktı.
Gelecek yıl için Avrupa Birliği Bakanlığına 223,7 milyon lira, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına 652,6 milyon lira, Gençlik ve Spor Bakanlığına 142,8 milyon lira, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına 644,7 milyon lira, Orman ve Su İşleri Bakanlığına 519,1 milyon lira bütçe ödeneği öngörülürken bu rakam İstanbul Üniversitesi için 786,5 milyon lira oldu.
Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştaya öngörülen ödeneklerin toplamı bile İstanbul Üniversitesi'ne verilecek ödenek tutarına erişemedi. Gelecek yıl için Cumhurbaşkanlığı (201,5 milyon lira), Anayasa Mahkemesi (39 milyon lira), Yargıtay (152,5 milyon lira), Danıştay (95,3 milyon lira) ve Sayıştay (175,4) için öngörülen ödeneklerin toplamı 663,7 milyon lirada kaldı.
Orta Vadeli Mali Planda (2014-2016) özel bütçeli idarelerin 2014 yılı bütçe ödenek teklif tavanları da yer aldı. Devlet, üniversitelere önümüzdeki yıl için ayırdığı bütçe ödeneğini, 2013 yılına göre yüzde 11 artırarak 16 milyar 749 milyon 950 bin liraya çıkardı.
Toplam 102 üniversite arasında aslan payını, daha önceki yıllarda olduğu gibi yine İstanbul Üniversitesi aldı. İstanbul Üniversitesi, 786,5 milyon liralık bütçe ödeneği ile ilk sırada yer alırken, bunu 551,3 milyon liralık ödenekle Hacettepe Üniversitesi, 541,9 milyon liralık ödenekle de Ankara Üniversitesi izledi. Bütçe ödeneği Gazi Üniversitesi için 537,5 milyon lira, Ege Üniversitesi için 479,1 milyon lira, Dokuz Eylül Üniversitesi için 421,1 milyon lira, Atatürk Üniversitesi için 382 milyon lira, Anadolu Üniversitesi için de 378,8 milyon lira olarak belirlendi.
En az ödenek ayrılan üniversiteler
Orta Vadeli Mali Plana göre toplam 102 üniversite içinde ödenek teklif tavanı en düşük olan ise 29,6 milyon lira ile Türk Alman Üniversitesi oldu. 30,4 milyon lira Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi, 34,2 milyon lira ile Bursa Teknik Üniversitesi, 41 milyon lira ile Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ödenek teklif tavanı en düşük üniversiteler arasında yer aldı.
Ödenekte Atatürk Üniversitesi birinci Abdullah Gül Üniversitesi sonuncu
Türk siyasi hayatında iz bırakan devlet adamlarının adlarını taşıyan üniversiteler arasında ise en yüksek ödeneği, 382 milyon lira Atatürk Üniversitesi alacak. Bu üniversiteyi, sırasıyla İnönü Üniversitesi ((275,3 milyon lira), Süleyman Demirel Üniversitesi (247 milyon lira), Celal Bayar Üniversitesi (192,4 milyon lira), Adnan Menderes Üniversitesi (173,8 milyon lira) Necmettin Erbakan Üniversitesi (169,5 milyon lira), Bülent Ecevit Üniversitesi (160,1 milyon lira), Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (98,3 milyon lira) izledi. Ödenekte en son sırayı ise 53 milyon lira ile Abdullah Gül Üniversitesi aldı.
Ödenek teklif tavanları en yüksek olan ilk 20 üniversite şöyle:
1 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ 786.510.000
2 HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ 551.282.000
3 ANKARA ÜNİVERSİTESİ 541.982.000
4 GAZİ ÜNİVERSİTESİ 537.509.000
5 EGE ÜNİVERSİTESİ 479.132.000
6 DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ 421.122.000
7 ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ 382.000.000
8 ANADOLU ÜNİVERSİTESİ 378.833.000
9 MARMARA ÜNİVERSİTESİ 373.529.000
10 SELÇUK ÜNİVERSİTESİ 342.805.000
11 ODTÜ 336.810.000
12 ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ 335.092.000
13 ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ 10.501.000
14 İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ 309.795.000
15 AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ 298.099.000
16 ERCİYES ÜNİVERSİTESİ 285.613.000
17 KATÜ 276.507.000
18 İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ 275.299.000
19 ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ 272.212.000
20 DİCLE ÜNİVERSİTESİ 253.103.000
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Ekim 2013 13:30
Gösterim: 2261
YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya, “Eğitim aldıkları ülkelerin ilgili bakanlıklarınca tanınan okullardan mezun olan öğrencilerin diplomalarının Türkiye'de de tanındığını ancak denklik ile tanınmanın aynı şeyler olmadığını belirtti.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'daki temasları kapsamında, Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) ve Uluslararası Burç Üniversitesinde (IBU) eğitim gören Türk ve Bosnalı öğrencilerle bir araya geldi.
Saraybosna Yunus Emre Türk Kültür Merkezi'ndeki görüşmede, öğrenciler, Türkiye'deki eğitim sistemi hakkında merak ettiklerini ve karşılaştıkları sorunları Çetinsaya'ya aktarma imkanı buldu.
Saraybosna'daki okullarda eğitim alan Türk öğrencilerin özellikle diplomalarının Türkiye'de tanınması ve denklik konularında sorular yöneltmesi dikkati çekti.
Eğitim aldıkları ülkelerin ilgili bakanlıklarınca tanınan okullardan mezun olan öğrencilerin diplomalarının Türkiye'de de tanındığını belirten Çetinsaya, ancak denklik ile tanınmanın aynı şeyler olmadığını vurguladı.
Denklik alma sürecine dair öğrencilere bilgi veren Çetinsaya, kendilerince de tanınan yabancı bir üniversiteden mezun olan Türk ya da yabancı öğrencilerin denklik başvurularında kurum olarak bitirilen okulla irtibata geçtiklerini, öğrencinin, tıp, hukuk, mühendislik, mimarlık ya da pedagoji bölümlerini bitirmesi halinde ise bilgisini ölçmek adına bir sınava girmek zorunda kaldığını ifade etti.
Türkiye'de her yıl, yaklaşık bir milyon öğrencinin üniversite okumak için sınava girdiğini hatırlatan Çetinsaya, yurt dışındaki üniversitelerde ise böyle bir sınav zorunluluğunun olmadığını, bu nedenle Türkiye'ye dönen öğrencilere bu tarz bir uygulama yaptıklarını söyledi.
Türkiye'deki eğitim sisteminin her geçen gün iyileştiğine işaret eden Çetinsaya, bunun uluslararasılaşma politikasının bir sonucu olduğunu belirtti.
Çetinsaya ayrıca Mevlana Öğrenci Değişim Programı hakkında da bilgi vererek, bu programın dünyanın farklı ülkelerinde öğrenim gören öğrencilere Türkiye'de eğitim alma imkanı sunduğunu aktardı.
YÖK Başkanı Çetinsaya, Saraybosna'daki temasları kapsamında, dün Bosna Hersek Federasyonu Eğitim ve Bilim Bakanı Damir Maşiç, üniversite rektörleri ve akademisyenlerle bir araya gelmiş, İstanbul Üniversitesi ile IUS'un ortaklaşa düzenlediği 3. Uluslararası Balkan Konferansı'na katılmıştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya, “Eğitim aldıkları ülkelerin ilgili bakanlıklarınca tanınan okullardan mezun olan öğrencilerin diplomalarının Türkiye'de de tanındığını ancak denklik ile tanınmanın aynı şeyler olmadığını belirtti.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'daki temasları kapsamında, Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) ve Uluslararası Burç Üniversitesinde (IBU) eğitim gören Türk ve Bosnalı öğrencilerle bir araya geldi.
Saraybosna Yunus Emre Türk Kültür Merkezi'ndeki görüşmede, öğrenciler, Türkiye'deki eğitim sistemi hakkında merak ettiklerini ve karşılaştıkları sorunları Çetinsaya'ya aktarma imkanı buldu.
Saraybosna'daki okullarda eğitim alan Türk öğrencilerin özellikle diplomalarının Türkiye'de tanınması ve denklik konularında sorular yöneltmesi dikkati çekti.
Eğitim aldıkları ülkelerin ilgili bakanlıklarınca tanınan okullardan mezun olan öğrencilerin diplomalarının Türkiye'de de tanındığını belirten Çetinsaya, ancak denklik ile tanınmanın aynı şeyler olmadığını vurguladı.
Denklik alma sürecine dair öğrencilere bilgi veren Çetinsaya, kendilerince de tanınan yabancı bir üniversiteden mezun olan Türk ya da yabancı öğrencilerin denklik başvurularında kurum olarak bitirilen okulla irtibata geçtiklerini, öğrencinin, tıp, hukuk, mühendislik, mimarlık ya da pedagoji bölümlerini bitirmesi halinde ise bilgisini ölçmek adına bir sınava girmek zorunda kaldığını ifade etti.
Türkiye'de her yıl, yaklaşık bir milyon öğrencinin üniversite okumak için sınava girdiğini hatırlatan Çetinsaya, yurt dışındaki üniversitelerde ise böyle bir sınav zorunluluğunun olmadığını, bu nedenle Türkiye'ye dönen öğrencilere bu tarz bir uygulama yaptıklarını söyledi.
Türkiye'deki eğitim sisteminin her geçen gün iyileştiğine işaret eden Çetinsaya, bunun uluslararasılaşma politikasının bir sonucu olduğunu belirtti.
Çetinsaya ayrıca Mevlana Öğrenci Değişim Programı hakkında da bilgi vererek, bu programın dünyanın farklı ülkelerinde öğrenim gören öğrencilere Türkiye'de eğitim alma imkanı sunduğunu aktardı.
YÖK Başkanı Çetinsaya, Saraybosna'daki temasları kapsamında, dün Bosna Hersek Federasyonu Eğitim ve Bilim Bakanı Damir Maşiç, üniversite rektörleri ve akademisyenlerle bir araya gelmiş, İstanbul Üniversitesi ile IUS'un ortaklaşa düzenlediği 3. Uluslararası Balkan Konferansı'na katılmıştı.
Son Güncelleme: Cumartesi, 12 Ekim 2013 08:11
Gösterim: 3335
YÖK Başkanı Çetinsaya, geçmişte başörtüsü nedeniyle üniversitelerden ayrılmak zorunda kalan öğretim üyelerinin tekrar kürsülerine dönebileceklerini söyledi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Uluslar arası Balkan Konferansı”na katılmak üzere geldiği Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da, AA muhabirinin, “demokratikleşme paketi” ve “öğretim üyelerinin özlük haklarıyla” ilgili sorularını yanıtladı.
Prof. Dr. Çetinsaya, şöyle konuştu:
“İnsanların, kendi kimliklerini rahatça ifade edebildiği, tek tipleştirme yerine çok kültürlülüğün, demokratikleşmenin, insan haklarının başat olduğu bir dönemdeyiz. O bakımdan, demokratikleşme paketinin, ülkemizin yarınları için önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin büyük bir ayıbı olan, bu başörtüsü meselesinin de artık bir daha tartışılmayacak şekilde çözüme kavuşturulmasını memnuniyetle ve mutlulukla karşılıyorum."
“Başörtülü bölüm başkanı, dekan ya da rektör olarak görülebilecek mi?”
“Demokratikleşme paketi kapsamında kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla birlikte üniversitelerde başörtülü bölüm başkanı, dekan ya da rektör görülebilecek mi?” yönündeki soru üzerine Prof. Dr. Çetinsaya, “Tabiki görülebilecek. Yalnız burada bir noktanın altını çizmek isterim. Zaten öğrenciler açısından bakıldığında, yani öğrenim hürriyeti, eğitim hürriyeti anlamında bakıldığında, başörtüsü sorunu çözülmüştü. Öğrencilerimiz, son 4-5 yıllık dönemde, rahatlıkla bu kılık kıyafet hürriyetinden faydalanıyorlardı. Son demokratikleşme paketi ile dikkat ederseniz, öğretim üyeleri bakımından, kamuda çalışan memurlar bakımından bir adım atıldı. Bunu da takdirle karşılıyorum” dedi.
Prof. Dr. Çetinsaya, “kamuda başörtüsü serbestliğinin getirilmesiyle birlikte başörtülü öğretim üyelerinin üniversitede çalışmaya başlayıp başlamadığına” dair soruyu “Benim elimde şu anda somut bir bilgi yok. Zaten birçok vakıf üniversitesinde kılık kıyafet hürriyeti var. Aynı şekilde, bu paket sonrasında, kamu kurumlarında da ki devlet üniversitesitelerimiz de kamu kurumudur, bu manada aynı şekilde bu serbestlik başlayacaktır” şeklinde yanıtladı.
“Başörtüsü nedeniyle üniversitelerden ayrılmak zorunda kalan öğretim üyelerine çağrı”
Prof. Dr. Çetinsaya, ”Başörtüsü yasağı nedeniyle üniversitelerinden ayrılmak ve Türkiye dışındaki üniversitelerde çalışmak zorunda kalan öğretim üyelerine bir çağrıda bulunacak mısınız?” sorusunu ise şöyle cevapladı:
“Zaten, öğrenciler bakımından bu normalleşme yaşandığında, bir dizi af çıkarılmış ve bu kardeşlerimizin öğrenimlerine devam etmeleri temin edilmişti. Hala bunlardan gelen dilekçeler olduğunda, bizler onları da eğitim-öğretim hayatına katmak için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Öğretim üyesi, öğretim elemanı olarak da geçmişte bu mağduriyeti yaşamış olanlar, tabiki en temel haklarıdır. Şayet ilmi çalışmalarını devam ettirmek arzusundaysalar ve üniversitelerin gerekli kriterlerini yerine getirebiliyorlarsa, çok rahatlıkla tekrar kürsülerine dönmek haklarıdır. Bu konuda başvuru yapmak, en temel haklarıdır. Son yıllarda birkaç defa af çıkarıldı. Aynı şekilde, mağdur olan insanların tekrar üniversitelere başlayabilmeleri için birtakım çalışmalar yapıldı. Ama bundan sonra yapılacak bütün çalışmalarda tabiki katkıda bulunuruz.”
“Türkiye’nin, Türk siyasi hayatının, Türk toplumsal hayatının en karanlık sayfalarından biri olarak görüyorum bu başörtüsü zulmünü” diyen Prof. Dr. Çetinsaya, “Bugün artık, hem tüm kamu personeli hem de öğretim üyeleri, devlet memuriyeti itibarıyla söylüyorum, öğretim elemanlığı açısından da bu sorun çözüldü. O bakımdan, bir daha hiç hatırlamamacasına, bu konuyu maziye gömebiliriz” ifadelerini kullandı.
“Roman Dil ve Kültür Enstitüsü”
Prof. Dr. Çetinsaya, demokratikleşme paketinde açıklanan “Roman Dil ve Kültür Enstitüsü” ile ilgili görüşlerini, “Şu anda bu yeni gündeme gelmiş bir konu ve çalışmalarımız devam ediyor “ şeklinde açıkladı.
“Öğretim elemanlarının özlük haklarıyla ilgili değişiklik olacak mı?”
“Üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının özlük haklarıyla ilgili değişiklik olup olmayacağı” yönündeki soru üzerine, Prof. Dr. Çetinsaya, şöyle konuştu:
“Geçen günlerde sayın Başbakanımızla gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda da bu konu tekrar gündeme geldi. Biz kendisiyle, Türkiye’nin 2023 hedeflerini tutturabilmesi için yapılması gerekenler konusundaki düşünce ve raporumuzu paylaşırken, tabiki Türkiye’nin nitelikli öğretim üyesi yetiştirme meselesi, nitelikli doktora elamanı sayısını arttırma konusu gündeme geldi. Bu konunun ne kadar önemli olduğunu, bir kere daha görüşme imkanımız oldu. Bu toplantının sonunda da sayın Başbakanımız, çalışma yapılması için ilgililere talimat verdiler. Bu, bizim için çok sevindirici bir gelişme. Umuyorum ki önümüzdeki haftalarda, önümüzdeki aylar içerisinde bu konuda, bütün öğretim elemanlarımızı, yüksek öğretim camiasını sevindirecek, Türkiye’nin yarınları için önemli bir merhale kat edecek bir gelişme yaşanacaktır.”
Türkiye’de, son 10 yılda üniversitelerin fiziki imkanlarının olağanüstü bir şekilde arttığını ve geliştiğini vurgulayan Prof. Dr. Çetinsaya, “Artık mesele, o üniversiteler içerisindeki öğretim üyelerinin en nitelikli, en kabiliyetli ve bilimsel olarak en başarılı insanlar olmasını temin etmektir. Özlük hakları meselesini tartışırken, şu kişi bu kişi ya da şu kategori bu kategori diye değil, bir sistem olarak, bir bütün olarak çalışmak lazım. Kimseyi isimlendirmek ya da ayırmak taraftarı değilim. Düzenlemenin, herkesi memnun etmesini bütün kalbimle bekliyor ve umuyorum” ifadelerini kullandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
YÖK Başkanı Çetinsaya, geçmişte başörtüsü nedeniyle üniversitelerden ayrılmak zorunda kalan öğretim üyelerinin tekrar kürsülerine dönebileceklerini söyledi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Uluslar arası Balkan Konferansı”na katılmak üzere geldiği Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da, AA muhabirinin, “demokratikleşme paketi” ve “öğretim üyelerinin özlük haklarıyla” ilgili sorularını yanıtladı.
Prof. Dr. Çetinsaya, şöyle konuştu:
“İnsanların, kendi kimliklerini rahatça ifade edebildiği, tek tipleştirme yerine çok kültürlülüğün, demokratikleşmenin, insan haklarının başat olduğu bir dönemdeyiz. O bakımdan, demokratikleşme paketinin, ülkemizin yarınları için önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin büyük bir ayıbı olan, bu başörtüsü meselesinin de artık bir daha tartışılmayacak şekilde çözüme kavuşturulmasını memnuniyetle ve mutlulukla karşılıyorum."
“Başörtülü bölüm başkanı, dekan ya da rektör olarak görülebilecek mi?”
“Demokratikleşme paketi kapsamında kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla birlikte üniversitelerde başörtülü bölüm başkanı, dekan ya da rektör görülebilecek mi?” yönündeki soru üzerine Prof. Dr. Çetinsaya, “Tabiki görülebilecek. Yalnız burada bir noktanın altını çizmek isterim. Zaten öğrenciler açısından bakıldığında, yani öğrenim hürriyeti, eğitim hürriyeti anlamında bakıldığında, başörtüsü sorunu çözülmüştü. Öğrencilerimiz, son 4-5 yıllık dönemde, rahatlıkla bu kılık kıyafet hürriyetinden faydalanıyorlardı. Son demokratikleşme paketi ile dikkat ederseniz, öğretim üyeleri bakımından, kamuda çalışan memurlar bakımından bir adım atıldı. Bunu da takdirle karşılıyorum” dedi.
Prof. Dr. Çetinsaya, “kamuda başörtüsü serbestliğinin getirilmesiyle birlikte başörtülü öğretim üyelerinin üniversitede çalışmaya başlayıp başlamadığına” dair soruyu “Benim elimde şu anda somut bir bilgi yok. Zaten birçok vakıf üniversitesinde kılık kıyafet hürriyeti var. Aynı şekilde, bu paket sonrasında, kamu kurumlarında da ki devlet üniversitesitelerimiz de kamu kurumudur, bu manada aynı şekilde bu serbestlik başlayacaktır” şeklinde yanıtladı.
“Başörtüsü nedeniyle üniversitelerden ayrılmak zorunda kalan öğretim üyelerine çağrı”
Prof. Dr. Çetinsaya, ”Başörtüsü yasağı nedeniyle üniversitelerinden ayrılmak ve Türkiye dışındaki üniversitelerde çalışmak zorunda kalan öğretim üyelerine bir çağrıda bulunacak mısınız?” sorusunu ise şöyle cevapladı:
“Zaten, öğrenciler bakımından bu normalleşme yaşandığında, bir dizi af çıkarılmış ve bu kardeşlerimizin öğrenimlerine devam etmeleri temin edilmişti. Hala bunlardan gelen dilekçeler olduğunda, bizler onları da eğitim-öğretim hayatına katmak için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Öğretim üyesi, öğretim elemanı olarak da geçmişte bu mağduriyeti yaşamış olanlar, tabiki en temel haklarıdır. Şayet ilmi çalışmalarını devam ettirmek arzusundaysalar ve üniversitelerin gerekli kriterlerini yerine getirebiliyorlarsa, çok rahatlıkla tekrar kürsülerine dönmek haklarıdır. Bu konuda başvuru yapmak, en temel haklarıdır. Son yıllarda birkaç defa af çıkarıldı. Aynı şekilde, mağdur olan insanların tekrar üniversitelere başlayabilmeleri için birtakım çalışmalar yapıldı. Ama bundan sonra yapılacak bütün çalışmalarda tabiki katkıda bulunuruz.”
“Türkiye’nin, Türk siyasi hayatının, Türk toplumsal hayatının en karanlık sayfalarından biri olarak görüyorum bu başörtüsü zulmünü” diyen Prof. Dr. Çetinsaya, “Bugün artık, hem tüm kamu personeli hem de öğretim üyeleri, devlet memuriyeti itibarıyla söylüyorum, öğretim elemanlığı açısından da bu sorun çözüldü. O bakımdan, bir daha hiç hatırlamamacasına, bu konuyu maziye gömebiliriz” ifadelerini kullandı.
“Roman Dil ve Kültür Enstitüsü”
Prof. Dr. Çetinsaya, demokratikleşme paketinde açıklanan “Roman Dil ve Kültür Enstitüsü” ile ilgili görüşlerini, “Şu anda bu yeni gündeme gelmiş bir konu ve çalışmalarımız devam ediyor “ şeklinde açıkladı.
“Öğretim elemanlarının özlük haklarıyla ilgili değişiklik olacak mı?”
“Üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının özlük haklarıyla ilgili değişiklik olup olmayacağı” yönündeki soru üzerine, Prof. Dr. Çetinsaya, şöyle konuştu:
“Geçen günlerde sayın Başbakanımızla gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda da bu konu tekrar gündeme geldi. Biz kendisiyle, Türkiye’nin 2023 hedeflerini tutturabilmesi için yapılması gerekenler konusundaki düşünce ve raporumuzu paylaşırken, tabiki Türkiye’nin nitelikli öğretim üyesi yetiştirme meselesi, nitelikli doktora elamanı sayısını arttırma konusu gündeme geldi. Bu konunun ne kadar önemli olduğunu, bir kere daha görüşme imkanımız oldu. Bu toplantının sonunda da sayın Başbakanımız, çalışma yapılması için ilgililere talimat verdiler. Bu, bizim için çok sevindirici bir gelişme. Umuyorum ki önümüzdeki haftalarda, önümüzdeki aylar içerisinde bu konuda, bütün öğretim elemanlarımızı, yüksek öğretim camiasını sevindirecek, Türkiye’nin yarınları için önemli bir merhale kat edecek bir gelişme yaşanacaktır.”
Türkiye’de, son 10 yılda üniversitelerin fiziki imkanlarının olağanüstü bir şekilde arttığını ve geliştiğini vurgulayan Prof. Dr. Çetinsaya, “Artık mesele, o üniversiteler içerisindeki öğretim üyelerinin en nitelikli, en kabiliyetli ve bilimsel olarak en başarılı insanlar olmasını temin etmektir. Özlük hakları meselesini tartışırken, şu kişi bu kişi ya da şu kategori bu kategori diye değil, bir sistem olarak, bir bütün olarak çalışmak lazım. Kimseyi isimlendirmek ya da ayırmak taraftarı değilim. Düzenlemenin, herkesi memnun etmesini bütün kalbimle bekliyor ve umuyorum” ifadelerini kullandı.
Son Güncelleme: Cuma, 11 Ekim 2013 13:25
Gösterim: 1716
YÖK, Fenerbahçe Üniversitesi’nin kurulması için yapılan başvuruyu kabul etti
Eğitimtercihi- Fenerbahçe Üniversitesi için YÖK’e yapılan başvuru kabul edildi. Kurulacak üniversitenin ihtisas alanının spor bilimleri ve teknolojileri olacağı belirtildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
YÖK, Fenerbahçe Üniversitesi’nin kurulması için yapılan başvuruyu kabul etti
Eğitimtercihi- Fenerbahçe Üniversitesi için YÖK’e yapılan başvuru kabul edildi. Kurulacak üniversitenin ihtisas alanının spor bilimleri ve teknolojileri olacağı belirtildi.
Son Güncelleme: Cuma, 11 Ekim 2013 13:13
Gösterim: 1304
Mesleki ve teknik eğitimin güçlendirilmesi amacıyla vakıflar tarafından bir üniversiteye bağlı olmadan bir meslek yüksekokulu kurmak mümkün ancak toplam sayısı 8 olan bu meslek yüksekokullarını yaşadığı sorunlar bu tür meslek yüksekokullarının gelişmesi ve sayılarının artması konusunda engel teşkil ediyor.
2008’de 5772 sayılı Kanunda, 2547 sayılı Kanunun Ek-2 maddesinde yapılan değişiklikte “Vakıflar, bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla meslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu kamu tüzel kişiliğine haiz olup, Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Bakanlar Kurulu kararı ile kurulur” şeklindeki değişiklikle vakıf üniversiteleri gibi bir hukuki temele oturtuldu. Mesleki eğitimin geliştirilmesi amacıyla yapılan bu düzenleme sonraki aşamalarda devletten gerekli desteği alamayınca cılız kaldı. Şimdiye kadar birçok meslek yüksekokulu kurulmasına rağmen bir kısmının gelişiminin belli bir aşamasında üniversite olması nedeniyle sayıları başlangıçtaki daha çok meslek yüksekokulu daha az üniversite amacına ulaşamadı. Bugün mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi amacıyla birşeyler yapılmak isteniyorsa işe öncelikle bu meslek yüksekokullarının yaşadığı sorunların çözümlenmesiyle başlanabilir.
Yasanın çıktığı tarihten itibaren 40 yeni vakıf üniversitesi kuruldu. Bunlardan beşi zamanla üniversite oldu.
Gedik Üniversitesi
Gediz Üniversitesi
İstanbul Aydın Üniversitesi
İstanbul Gelişim Üniversitesi
Nişantaşı Üniversitesi
Halen 8 bağımsız meslek yüksekokulu faaliyette bulunuyor.
Adıgüzel MYO
Avrupa MYO
Beykoz Lojistik MYO
Plato MYO
Kapadokya MYO
Kavram MYO
Faruk Saraç MYO
Şişli MYO
Yönetim Sorunları
Bağımsız meslek yüksekokulları kamu tüzel kişiliğine sahip olmalarına rağmen, bir üniversiteye bağlı meslek yüksekokulunun yer aldığı yasal çerçeve ve anlayış içerisinde değerlendirilmekte, bu da kurumların yönetimini zorlaştırmaktadır. Bu yüksekokullarda yapılacak atama ve yükseltmelerde gerekli işlemlerinin yüksekokulun devir taahhüdünü kabul eden Devlet üniversitesince (Garantör Üniversite) yapılmasının istenmesi önemli bir sorundur. İşlemlerin bu denli karmaşık bir yapıda olması akademik personel istihdamını zorlaştırmaktadır.
Bağımsız meslek yüksekokulu organizasyonlarında bir üniversite organizasyon yapısı (genel sekreter, daire başkanlıkları, şube müdürlükleri, vb) oluşumu mümkün kılınmalıdır. Aynı şekilde meslek yüksekokulu kurulu ve meslek yüksekokulu yönetim kurulunun üniversite senatosu ve üniversite yönetim kurulu gibi yetkilendirilmeleri gerekir.
Aslında vakıf yükseköğretim kurumlarının açılmasında en üst düzeyde hukuki dayanak oluşturan T. C. Anayasası’nın 130. Maddesinde vakıf üniversiteleri devlet üniversiteleriyle birlikte düzenlenmiş ancak vakıf üniversitelerinin “mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan Yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabii” olduğu belirtilmiştir. Bu kapsam dışında kalan “idari ve mali” konular içerisinde bir vakıf yükseköğretim kurumunun kendi özgün organizasyonunu gerçekleştirebiliyor olması gerekir.
Teşvik ve Destekler
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) içinde kurulan meslek liselerine yönelik yeni bir teşvik devreye sokuldu ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da bu meslek liselerine öğrenci başına nakdi destekler verileceği belirtilmektedir. Benzer bir teşvikin yükseköğretim düzeyinde de gerçekleşebilmesi için Yükseköğretim Kurulu ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında bir işbirliği başlatılmalı ve vakıf meslek yüksekokulları teşvik kapsamına alınmalıdır.
Mesleki Yükseköğretime Geçiş
Meslek yüksekokullarının çoğu programlarına meslek lisesi mezunları sınavsız geçişle, genel lise mezunları ise YGS sonuçları ile yerleştirilmektedir. Yapılan bilinçsiz tercihler nedeniyle tamamı dolan kontenjanlarda bile öğrencilerin %20-30’luk bölümü kayıt yaptırmamaktadır. Ek kontenjan sonucunda da aynı nedenlerle bu açık devam etmektedir. Kontenjanların tamamen dolması için ek kontenjan yerleştirmesinden sonra kalan kontenjanlara taban puan alan öğrencilerden ön kayıt sistemiyle kayıt yapılabilmesinin sağlanması ile bu açık kapatılabilecektir.
Mesleki programları tercih eden öğrenci profili içerisinde yeni mezunlar yanında mesleki kariyerinde belli bir noktaya gelmiş ve formel bir eğitim almak isteyen yetişkinler de yer almaktadır. Bu tür taleplerin daha iyi karşılanabilmesi için belli bir yaşa gelmiş yetişkinlerin mesleki yükseköğretim programlarına kabulü kolaylaştırılmalıdır. Birçok batı ülkesinde böyle bir yaş sınırı konularak adaylar programlara daha esnek koşullarla yerleştirilebilmekte hatta çalışırken edindikleri beceriler değerlendirilerek belli derslerden muaf olmaları sağlanmaktadır. Mesleki yükseköğretime geçişle ilgili böyle bir düzenleme yapılması mesleki eğitime olan talebi arttıracaktır.
İleri Düzeyde Meslek Eğitimi
Yükseköğretim düzeyinde meslek meslek yüksekokullarında eğitimi ön lisans düzeyinde, yüksekokullarda ve bazı fakülte yapılarında lisans düzeyinde sürdürülmektedir. Birçok meslek için ön lisans düzeyinde bir eğitim yeterli bulunmamakta öğrencilerin büyük bölümü dikey geçiş yoluyla lisans eğitimine devam etme amacı taşımaktadır. Yukarıda sözü edilen yasal düzenleme ile gerçekleşen bir üniversiteye bağlı olmaksızın vakıflar tarafından meslek yüksekokulu kurulabileceği hükmü, meslek eğitiminin yaygınlaştırılması ve meslek eğitimi ile ilgili olumsuz algıların ortadan kaldırılması amacıyla yüksekokul kurmayı da içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Bu yüksekokullar bünyesinde sürdürülecek 4 yıllık mesleki lisans eğitimi sonrasında mezunlar fakülte mezunları ile aynı dereceye sahip olacağından telep yükselecektir. Aynı zamanda ön lisans diploması sahibi öğrencilerin dikey geçiş yapabilecekleri mesleki lisans programlarının kapasiteleri artacaktır.
Böyle bir düzenleme mevcut vakıf meslek yüksekokullarının üniversite olma taleplerini düşürecek, kurulması için başvuru yapılan başka vakıf yükseköğretim kurumları için de alternatif çözüm olabilecek ve daha fazla üniversite kurulması yönündeki baskıyı hafifletecektir.
Çıkarılacak bir kanunla yine Bakanlar Kurulu kararı ile Vakıf Yüksekokulu kurulması sağlanabilir ve aynı yasal düzenleme ile mevcut vakıf meslek yüksekokullarının meslek yüksekokulu faaliyetlerine de devam ederek yüksekokula dönüşmeleri sağlanabilir. Hazırlanacak kanun tasarısı mevcut vakıf meslek yüksekokullarına yüksekokul unvanı verecek şekilde düzenlenerek mevcut vakıf meslek yüksekokullarının sorunları çözülebilir. Bu yeni statüdeki yüksekokullar bünyelerinde hem 2 yıllık mesleki ön lisans hem de 4 yıllık mesleki lisans eğitimleri yapabilir.
Dr. Mustafa Melek
Vakıf Meslek Yüksekokulları Birliği Genel Sekreteri
Plato MYO Mütevelli Heyet Başkan Vekili
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Mesleki ve teknik eğitimin güçlendirilmesi amacıyla vakıflar tarafından bir üniversiteye bağlı olmadan bir meslek yüksekokulu kurmak mümkün ancak toplam sayısı 8 olan bu meslek yüksekokullarını yaşadığı sorunlar bu tür meslek yüksekokullarının gelişmesi ve sayılarının artması konusunda engel teşkil ediyor.
2008’de 5772 sayılı Kanunda, 2547 sayılı Kanunun Ek-2 maddesinde yapılan değişiklikte “Vakıflar, bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne bağlı olmaksızın, ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda yüksek nitelikli işgücü yetiştirmek amacıyla meslek yüksekokulu kurabilir. Bu meslek yüksekokulu kamu tüzel kişiliğine haiz olup, Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Bakanlar Kurulu kararı ile kurulur” şeklindeki değişiklikle vakıf üniversiteleri gibi bir hukuki temele oturtuldu. Mesleki eğitimin geliştirilmesi amacıyla yapılan bu düzenleme sonraki aşamalarda devletten gerekli desteği alamayınca cılız kaldı. Şimdiye kadar birçok meslek yüksekokulu kurulmasına rağmen bir kısmının gelişiminin belli bir aşamasında üniversite olması nedeniyle sayıları başlangıçtaki daha çok meslek yüksekokulu daha az üniversite amacına ulaşamadı. Bugün mesleki ve teknik eğitimin geliştirilmesi amacıyla birşeyler yapılmak isteniyorsa işe öncelikle bu meslek yüksekokullarının yaşadığı sorunların çözümlenmesiyle başlanabilir.
Yasanın çıktığı tarihten itibaren 40 yeni vakıf üniversitesi kuruldu. Bunlardan beşi zamanla üniversite oldu.
Gedik Üniversitesi
Gediz Üniversitesi
İstanbul Aydın Üniversitesi
İstanbul Gelişim Üniversitesi
Nişantaşı Üniversitesi
Halen 8 bağımsız meslek yüksekokulu faaliyette bulunuyor.
Adıgüzel MYO
Avrupa MYO
Beykoz Lojistik MYO
Plato MYO
Kapadokya MYO
Kavram MYO
Faruk Saraç MYO
Şişli MYO
Yönetim Sorunları
Bağımsız meslek yüksekokulları kamu tüzel kişiliğine sahip olmalarına rağmen, bir üniversiteye bağlı meslek yüksekokulunun yer aldığı yasal çerçeve ve anlayış içerisinde değerlendirilmekte, bu da kurumların yönetimini zorlaştırmaktadır. Bu yüksekokullarda yapılacak atama ve yükseltmelerde gerekli işlemlerinin yüksekokulun devir taahhüdünü kabul eden Devlet üniversitesince (Garantör Üniversite) yapılmasının istenmesi önemli bir sorundur. İşlemlerin bu denli karmaşık bir yapıda olması akademik personel istihdamını zorlaştırmaktadır.
Bağımsız meslek yüksekokulu organizasyonlarında bir üniversite organizasyon yapısı (genel sekreter, daire başkanlıkları, şube müdürlükleri, vb) oluşumu mümkün kılınmalıdır. Aynı şekilde meslek yüksekokulu kurulu ve meslek yüksekokulu yönetim kurulunun üniversite senatosu ve üniversite yönetim kurulu gibi yetkilendirilmeleri gerekir.
Aslında vakıf yükseköğretim kurumlarının açılmasında en üst düzeyde hukuki dayanak oluşturan T. C. Anayasası’nın 130. Maddesinde vakıf üniversiteleri devlet üniversiteleriyle birlikte düzenlenmiş ancak vakıf üniversitelerinin “mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan Yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabii” olduğu belirtilmiştir. Bu kapsam dışında kalan “idari ve mali” konular içerisinde bir vakıf yükseköğretim kurumunun kendi özgün organizasyonunu gerçekleştirebiliyor olması gerekir.
Teşvik ve Destekler
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) içinde kurulan meslek liselerine yönelik yeni bir teşvik devreye sokuldu ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da bu meslek liselerine öğrenci başına nakdi destekler verileceği belirtilmektedir. Benzer bir teşvikin yükseköğretim düzeyinde de gerçekleşebilmesi için Yükseköğretim Kurulu ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında bir işbirliği başlatılmalı ve vakıf meslek yüksekokulları teşvik kapsamına alınmalıdır.
Mesleki Yükseköğretime Geçiş
Meslek yüksekokullarının çoğu programlarına meslek lisesi mezunları sınavsız geçişle, genel lise mezunları ise YGS sonuçları ile yerleştirilmektedir. Yapılan bilinçsiz tercihler nedeniyle tamamı dolan kontenjanlarda bile öğrencilerin %20-30’luk bölümü kayıt yaptırmamaktadır. Ek kontenjan sonucunda da aynı nedenlerle bu açık devam etmektedir. Kontenjanların tamamen dolması için ek kontenjan yerleştirmesinden sonra kalan kontenjanlara taban puan alan öğrencilerden ön kayıt sistemiyle kayıt yapılabilmesinin sağlanması ile bu açık kapatılabilecektir.
Mesleki programları tercih eden öğrenci profili içerisinde yeni mezunlar yanında mesleki kariyerinde belli bir noktaya gelmiş ve formel bir eğitim almak isteyen yetişkinler de yer almaktadır. Bu tür taleplerin daha iyi karşılanabilmesi için belli bir yaşa gelmiş yetişkinlerin mesleki yükseköğretim programlarına kabulü kolaylaştırılmalıdır. Birçok batı ülkesinde böyle bir yaş sınırı konularak adaylar programlara daha esnek koşullarla yerleştirilebilmekte hatta çalışırken edindikleri beceriler değerlendirilerek belli derslerden muaf olmaları sağlanmaktadır. Mesleki yükseköğretime geçişle ilgili böyle bir düzenleme yapılması mesleki eğitime olan talebi arttıracaktır.
İleri Düzeyde Meslek Eğitimi
Yükseköğretim düzeyinde meslek meslek yüksekokullarında eğitimi ön lisans düzeyinde, yüksekokullarda ve bazı fakülte yapılarında lisans düzeyinde sürdürülmektedir. Birçok meslek için ön lisans düzeyinde bir eğitim yeterli bulunmamakta öğrencilerin büyük bölümü dikey geçiş yoluyla lisans eğitimine devam etme amacı taşımaktadır. Yukarıda sözü edilen yasal düzenleme ile gerçekleşen bir üniversiteye bağlı olmaksızın vakıflar tarafından meslek yüksekokulu kurulabileceği hükmü, meslek eğitiminin yaygınlaştırılması ve meslek eğitimi ile ilgili olumsuz algıların ortadan kaldırılması amacıyla yüksekokul kurmayı da içerecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
Bu yüksekokullar bünyesinde sürdürülecek 4 yıllık mesleki lisans eğitimi sonrasında mezunlar fakülte mezunları ile aynı dereceye sahip olacağından telep yükselecektir. Aynı zamanda ön lisans diploması sahibi öğrencilerin dikey geçiş yapabilecekleri mesleki lisans programlarının kapasiteleri artacaktır.
Böyle bir düzenleme mevcut vakıf meslek yüksekokullarının üniversite olma taleplerini düşürecek, kurulması için başvuru yapılan başka vakıf yükseköğretim kurumları için de alternatif çözüm olabilecek ve daha fazla üniversite kurulması yönündeki baskıyı hafifletecektir.
Çıkarılacak bir kanunla yine Bakanlar Kurulu kararı ile Vakıf Yüksekokulu kurulması sağlanabilir ve aynı yasal düzenleme ile mevcut vakıf meslek yüksekokullarının meslek yüksekokulu faaliyetlerine de devam ederek yüksekokula dönüşmeleri sağlanabilir. Hazırlanacak kanun tasarısı mevcut vakıf meslek yüksekokullarına yüksekokul unvanı verecek şekilde düzenlenerek mevcut vakıf meslek yüksekokullarının sorunları çözülebilir. Bu yeni statüdeki yüksekokullar bünyelerinde hem 2 yıllık mesleki ön lisans hem de 4 yıllık mesleki lisans eğitimleri yapabilir.
Dr. Mustafa Melek
Vakıf Meslek Yüksekokulları Birliği Genel Sekreteri
Plato MYO Mütevelli Heyet Başkan Vekili
Son Güncelleme: Çarşamba, 09 Ekim 2013 12:16
Gösterim: 1689

