Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan 24 Kasım Öğretmenler Günü ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

irfan_erdogan_kasim_2022Bu yıl öğretmenlerin icra ettiği mesleğin yasasının çıktığı bir yıldır. Öncelikle Öğretmenler Günü vesilesiyle “Öğretmenlik Meslek Kanunu” adıyla çıkan yasaya dair ne söylemek istersiniz.
Öncelikle tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun. Öğretmenliğin mesleki olarak icrasını tayin eden birçok yasal düzenleme vardır. Bahsi geçen yasayı öğretmenlik kariyeri ile ilgili bir düzenleme olarak görmek gerekir.

Söz konusu yasanın önemsiz olduğunu mu söylemek istiyorsunuz?
Hayır… Söz konusu yasanın öğretmenliğin kariyer basamakları ile ilgili olduğunu ifade ediyorum. Sayıları bir milyonu aşmış olan bu topluluğun kendi içinde hiyerarşik olarak guruplara ayrılması bu mesleği icra edenler nezdinde bir hareketlilik yaratabilir.

Öğretmenler zaten kıdemlerine göre gruplanmış değil miydi?
Hayır… Otuz kırk yıla her yılı temel alarak yayılan kıdem sistemiyle bu bir değildir. Yeni düzenleme ile öğretmenler üç ayrı kademeye ayrılarak daha işlevsel bir kümelenmeye tabi olacaklardır. Bu uzun vadede öğretmenliğin daha akademik bir meslek haline dönüşmesini sağlayabilir ve öğretmenler için daha motive edici olabilir.

Böyle bir kademelendirme sistemi örneği var mı dünyada?
Evet yardımcı öğretmenlik, usta öğretmenlik gibi kademelere dayalı bir kariyer sınıflaması olduğunu görüyoruz.

Peki, Türkiye’de bu yönde bir kariyer basamağı sistemi ilk kez mi hayata geçiriliyor?
Bu şekilde bir gruplama olmamıştır. Ancak daha önceden Osmanlı’nın son dönemlerinde öğretmenliğin hiyerarşik olarak gruplandığını görüyoruz. Muin, Muallim, Ser Muallim gibi adlar altında hiyerarşik sınıflamalar olduğunu biliyoruz. Bu sıfatların yardımcı öğretmenlik, usta öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi bugünkü konumlandırmalara yakın anlamlar içerdiğini söyleyebiliriz.

Öğretmenlik mesleği açısından bu düzenlemenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Öğretmenlik mesleğinin hiyerarşik yapısının kurulmasını olumlu bir adım olarak görüyorum. Ancak sistemin iyi işlemesi daha sonra atılacak adımlara ve gerçekleştirilecek uygulamalara bağlıdır. Bu manada uygulanan sınav sisteminin tayin edici rolünün yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Önemli olan sistemin kurulmasıdır. Bir takım aksaklıkların zaman içinde düzeleceğini düşünüyorum.

MEGA SİSTEM
Bu iyimserliğinizin nedeni nedir?
Türk eğitim sistemi bir mega sistemdir artık. Sistemin aksayan yönlerinin sisteme dokunan sihirli ellerle değil kendi büyüklüğü ve işleyişi ile düzeleceğini düşünüyorum. Bu mega eğitim sisteminin kolayca bozulamayacağına inanalım artık.

Bugünün yani 24 Kasım Öğretmenler Gününün anlam ve önemine gelecek olursak; neler söylemek istersiniz?
Kasım Türkiye’nin Öğretmenler Günü’dür. Bu tüm öğretmenlerimize kutlu olsun. Bu günün yani bizim öğretmenler günümüzün çağrıştırdığı derin anlamlar vardır. Bu gün öncelikle Türk Harf İnkılabını çağrıştırır. Bu inkılabın hayata geçmesi için açılan Millet Mekteplerini hatırlatır.
Çünkü 1 Kasım 1928 yılında gerçekleştirilen inkılapla birlikte kabul edilen Türk alfabesinin çok çabuk öğrenilmesi gerekiyordu. Bunun için hızlı bir eğitim seferberliği yapıldı ve yeni alfabeyi öğretecek şekilde çok kısa süre içinde binlerce öğretmen yetiştirildi.
Sıra bu ülkü sahibi öğretmenlerin görev yapacağı millet mekteplerinin açılmasına gelmişti. Bu şekilde harf devriminden bir yıl kadar önce açılan Halk Dershaneleri adıyla bilinen eğitim kurumları dönüştürülerek Millet Mektepleri adını aldı.
Eğitimli, kültürlü ve üretken Türk yurttaşlarını yetiştirme gayesi ile açılan bu okulların çok sistemli ve pedagojik esaslara göre hizmet vermesi planlanmaktaydı. Bu bilinçle 24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Talimatnamesi yayınlandı.
Bu talimatnameyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de Millet Mekteplerinin “Başöğretmenliği” unvanı verildi. Hemen ardından 1929 yılının ilk aylarından itibaren yurt sathında yeni Millet Mektepleri açıldı.
Bu okullarda görev yapan öğretmenler bir mucize yarattı adeta. Çünkü bu öğretmenler kısa sürede milyonlarca vatandaşı okuryazar yaptı. Yurt sathındaki tüm vatandaşları aydınlatmak için ant içmiş olan bu idealist öğretmenler Cumhuriyet tarihinin belki de en işlevsel eğitimini gerçekleştirdi. Zira halk bu fedakâr öğretmenler sayesinde fonksiyonel okuryazar oldu. Bu eğitim ruhu ve heyecanı sadece okuma yazma öğretmekle kalmadı; kültürlü ve bilinçli üreticiler yetiştirdi. Özellikle kırsaldaki yurttaşlarüretime dönük çok önemli beceriler edindi. Millet Mektepleri ile başlayıp Halk Evleri ile devam eden bu eğitim atılımı ilerili yıllarda açılan ve özgün birer Türk Eğitim Modeli olarak tarihe geçen Öğretmen Okullarının ve Köy Enstitülerinin de esin kaynağı oldu.
Kutladığımız 24 Kasım’ın hikâyesi işte budur… Her şeyden önce bugün yani 24 KasımTürk öğretmenlerinin günüdür. Çünkü bugün yani 24 Kasım, bir yüzyılı geride bırakıp yeni bir ikinci yüzyıla hazırlanan Türkiye Cumhuriyetinin idealist öğretmenleriyle anlamlanmaktadır.

Öğretmenler Gününü kutlayana başka ülkeler de var sanırım. Ve öyle anlaşılıyor ki onların kutladığı öğretmenler günü farklı tarihlere denk düşüyor…
Evet… Pek çok ülkede öğretmenler günü kutlaması vardır. Ancak bu kutlamalar farklı tarihlerde icra edilmektedir. UNESCO’nun tavsiyesi ile birçok ülkede öğretmenler günü 5 Ekim günü kutlanmaktadır. Bazı Arap ülkelerinde 28 Şubat’ta kutlanmaktadır. Çek Cumhuriyetinde ve Slovakya Cumhuriyetinde Comenius’un doğum günü olan 28 Martta kutlanmaktadır. Hindistan’da da farklı bir günde kutlanmaktadır diye biliyorum.
Eğitimin de öğretmenliğin de ulusal yönü baskın olduğu için her ülkenin öğretmenler gününü, kutluyorsa şayet, kendine göre anlamı olan bir günde kutlamasını doğru buluyorum.

ATANAMAMIŞ ÖĞRETMENLERE BELİRLİK AYRICALIKLAR TANINMALI
Öğretmenler Günü kutlamaları söylem olarak öğretmenlerin ruhunu bir nebze olsun okşuyor. Ancak atanamadığı için bu kutlamalara katılamayan öğretmenler de var. Bu konuya dair değerlendirmeniz nedir?
Öncelikle ister atansın ister atanmasın öğretmen olmayı kafasına koyarak okuyup sonunda mezun olan bu gençleri tebrik etmek gerekir. Öğretmen olmayı beklerken atanamayan milyonlarca gencin kırıklık yaşaması önemli bir sorundur. Bir kişi için sahip olduğu beklentinin gerçekleşmemesi kadar tahrip edici bir şey olamaz. Bu nedenle öğretmen olmak için yola çıkıp mezun olan gençler atanmamış olsa da öğretmen olma hazzını ve ayrıcalığını yaşamalıdır. Bu kişiler bilgi ve kültürlerini ilerletmek için öğrenim görmemekte, bizzat bir meslek sahibi olacakları vaat edilen bir alandan diploma almaktadırlar.
Dolayısıyla bu kişilere atanmamış olsalar da belli haklar ve ayrıcalıklar verilebilir. Bu kişilere “öğretmenlik” sıfatı verilebilir ve bu sıfatla belli haklara ve ayrıcalıklara sahip olmaları sağlanabilir. Mesela kamuda çalışan öğretmenler gibi konaklama, ulaşım indirimlerinden yararlanabilirler. Aynı şekilde müze ve benzeri mekânlara girişte indirimli geçiş hakları olabilir.
Bu ve benzeri haklar ve ayrıcalıklar bu kişilerin kendilerini iyi ve değerli hissetmelerine büyük katkı sağlar. Öğretmen olmak için sarf ettikleri çabaların boşa gitmediği duygusunu yaşayabilirler.
Diğer taraftan bu kişilere belli teşviklerle kurs ve okul açma imkânları sağlanabilir. Bu sayede belli bir niteliğe sahip olan bu kişilerden yararlanılmış olur. Bu kişilerin bir şekilde etkin bir şekilde var olmaları sosyal, kültürel, ekonomik açılardan toplum ve ülke adına önemli bir kazanımdır.
Mesele bir kangren haline gelen bu sorunu çözme iradesini ortaya koymaktır. Ve bilinmelidir ki bu iradeyi göstermek her açıdan doğrudur. Öncelikle bu türden bir yaklaşım bu gençleri kazanmak için önemlidir. Kamusal açıdan da son derece önemli bir donanıma sahip olarak yetişen bu gençlerden bu sayede istifade edilmiş olur. Bu bakış açısı kabul edilirse arkası gelir. Yani daha başka ve özgün modeller akla gelebilir. Dolayısıyla atanamayan öğretmenler sorunu asla ihmal edilmemeli muhakkak çözülmelidir.

Peki, mesleğini icra etme şansına sahip olan öğretmenlerimiz için de bir şey söylemek ister misiniz?
Öğretmenlerimiz için öğretmen olmalarının dışında öğrenci olmalarını da tavsiye ederim. Çünkü öğrenci olmak öğretmen olmanın güçlü bir temelidir. Dolayısıyla öğretmen olmak için öğrenci olmaya devam etmelerini öneririm. Unutmayalım ki her öğrencimiz değerlidir ve önemlidir. Yaşı, öğrenme kapasitesi, sınıfı, kademesi, bilgisi ne olursa olsun hepsinin önce öğrenci olduğunu unutmayalım. Onları çok iyiler, iyiler, ortalar, zayıflar, çok zayıflar gibi sınıflamayalım. Her öğrencinin, numarası, sınıfı, bilgisi ile değil adıyla ve karakteriyle müsemma bir öğrenci olduğunu kabul edelim. Bu anlamda sınıfımızda “en” ler olmasın. Sistem zaten yeterince kalıplıyor, sınıflıyor bari biz sınıflamayalım. Kısacası karşımızdaki her öğrenciyi tanık olunacak kişiler olarak görelim. En iyiler, en başarılılar, en zekiler gibi ayrıştırıcı kalıpları kullanmayalım, her öğrencimizin yüreğine, canına dokunalım…
Hayat bir çevre içinde yaşanır. Öğretmenlik de öyledir. Etkileşim halinde olduğumuz kişiler varsa öğretmenlik anlamlı olur. Söz söyleyeceğimiz, sözünü dinleyeceğimiz kişiler olmalıdır etrafımızda. Bu hayat gerçeğini öğretmenliği icra ederken de dikkate almalıyız. Bir başka ifade ile öğretmenlik varoluşu ile ilgili kendimizi ait hissedeceğimiz bir meslektaş çevremiz olmalıdır.
Öğretmen olarak atandığımızda görevler üstleneceğiz. Üstleneceğimiz görevleri yerine getirirken kendi kendimize de görev vermeyi unutmayalım. Belki de en iyi varoluşumuzu bu sayede yani kendi kendimize vereceğimiz görevlerle gerçekleştireceğiz.

Boğaziçi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak bu gün vesilesiyle neler söylemek istersiniz?
Öğretmenler günü vesilesiyle öğretmen olmaya aday öğrencilerimiz için bir şeyler söylemek isterim. Hepsinin Türkiye’nin seçilmiş başarılı öğrencileri olduğu malum. Mezun olduklarında öncelikle Türk eğitim sistemi içinde kalmalarını diliyorum. Milli eğitim sistemimizin üst kademelerinde daha çok sorumluluk almalarını arzu ediyorum. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken Boğaziçi mezunları arasından bakanların, genel müdürlerin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlarının çıkmasını diliyorum. Aynı şekilde Boğaziçi Eğitim Fakültesinden mezun İl, İlçe Milli Eğitim Müdürlerininve özellikle okul yöneticilerinin sayılarının daha fazla olmasını diliyorum. Çünkü bu güzide topluluğun Türk Milli Eğitim Sistemi üzerinde daha çok etkili olması gerektiğine inanıyorum.

> Prof. Dr. İrfan Erdoğan’dan Öğretmenler Günü’ne özel açıklamalar

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan 24 Kasım Öğretmenler Günü ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

irfan_erdogan_kasim_2022Bu yıl öğretmenlerin icra ettiği mesleğin yasasının çıktığı bir yıldır. Öncelikle Öğretmenler Günü vesilesiyle “Öğretmenlik Meslek Kanunu” adıyla çıkan yasaya dair ne söylemek istersiniz.
Öncelikle tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun. Öğretmenliğin mesleki olarak icrasını tayin eden birçok yasal düzenleme vardır. Bahsi geçen yasayı öğretmenlik kariyeri ile ilgili bir düzenleme olarak görmek gerekir.

Söz konusu yasanın önemsiz olduğunu mu söylemek istiyorsunuz?
Hayır… Söz konusu yasanın öğretmenliğin kariyer basamakları ile ilgili olduğunu ifade ediyorum. Sayıları bir milyonu aşmış olan bu topluluğun kendi içinde hiyerarşik olarak guruplara ayrılması bu mesleği icra edenler nezdinde bir hareketlilik yaratabilir.

Öğretmenler zaten kıdemlerine göre gruplanmış değil miydi?
Hayır… Otuz kırk yıla her yılı temel alarak yayılan kıdem sistemiyle bu bir değildir. Yeni düzenleme ile öğretmenler üç ayrı kademeye ayrılarak daha işlevsel bir kümelenmeye tabi olacaklardır. Bu uzun vadede öğretmenliğin daha akademik bir meslek haline dönüşmesini sağlayabilir ve öğretmenler için daha motive edici olabilir.

Böyle bir kademelendirme sistemi örneği var mı dünyada?
Evet yardımcı öğretmenlik, usta öğretmenlik gibi kademelere dayalı bir kariyer sınıflaması olduğunu görüyoruz.

Peki, Türkiye’de bu yönde bir kariyer basamağı sistemi ilk kez mi hayata geçiriliyor?
Bu şekilde bir gruplama olmamıştır. Ancak daha önceden Osmanlı’nın son dönemlerinde öğretmenliğin hiyerarşik olarak gruplandığını görüyoruz. Muin, Muallim, Ser Muallim gibi adlar altında hiyerarşik sınıflamalar olduğunu biliyoruz. Bu sıfatların yardımcı öğretmenlik, usta öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi bugünkü konumlandırmalara yakın anlamlar içerdiğini söyleyebiliriz.

Öğretmenlik mesleği açısından bu düzenlemenin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Öğretmenlik mesleğinin hiyerarşik yapısının kurulmasını olumlu bir adım olarak görüyorum. Ancak sistemin iyi işlemesi daha sonra atılacak adımlara ve gerçekleştirilecek uygulamalara bağlıdır. Bu manada uygulanan sınav sisteminin tayin edici rolünün yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Önemli olan sistemin kurulmasıdır. Bir takım aksaklıkların zaman içinde düzeleceğini düşünüyorum.

MEGA SİSTEM
Bu iyimserliğinizin nedeni nedir?
Türk eğitim sistemi bir mega sistemdir artık. Sistemin aksayan yönlerinin sisteme dokunan sihirli ellerle değil kendi büyüklüğü ve işleyişi ile düzeleceğini düşünüyorum. Bu mega eğitim sisteminin kolayca bozulamayacağına inanalım artık.

Bugünün yani 24 Kasım Öğretmenler Gününün anlam ve önemine gelecek olursak; neler söylemek istersiniz?
Kasım Türkiye’nin Öğretmenler Günü’dür. Bu tüm öğretmenlerimize kutlu olsun. Bu günün yani bizim öğretmenler günümüzün çağrıştırdığı derin anlamlar vardır. Bu gün öncelikle Türk Harf İnkılabını çağrıştırır. Bu inkılabın hayata geçmesi için açılan Millet Mekteplerini hatırlatır.
Çünkü 1 Kasım 1928 yılında gerçekleştirilen inkılapla birlikte kabul edilen Türk alfabesinin çok çabuk öğrenilmesi gerekiyordu. Bunun için hızlı bir eğitim seferberliği yapıldı ve yeni alfabeyi öğretecek şekilde çok kısa süre içinde binlerce öğretmen yetiştirildi.
Sıra bu ülkü sahibi öğretmenlerin görev yapacağı millet mekteplerinin açılmasına gelmişti. Bu şekilde harf devriminden bir yıl kadar önce açılan Halk Dershaneleri adıyla bilinen eğitim kurumları dönüştürülerek Millet Mektepleri adını aldı.
Eğitimli, kültürlü ve üretken Türk yurttaşlarını yetiştirme gayesi ile açılan bu okulların çok sistemli ve pedagojik esaslara göre hizmet vermesi planlanmaktaydı. Bu bilinçle 24 Kasım 1928’de Millet Mektepleri Talimatnamesi yayınlandı.
Bu talimatnameyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e de Millet Mekteplerinin “Başöğretmenliği” unvanı verildi. Hemen ardından 1929 yılının ilk aylarından itibaren yurt sathında yeni Millet Mektepleri açıldı.
Bu okullarda görev yapan öğretmenler bir mucize yarattı adeta. Çünkü bu öğretmenler kısa sürede milyonlarca vatandaşı okuryazar yaptı. Yurt sathındaki tüm vatandaşları aydınlatmak için ant içmiş olan bu idealist öğretmenler Cumhuriyet tarihinin belki de en işlevsel eğitimini gerçekleştirdi. Zira halk bu fedakâr öğretmenler sayesinde fonksiyonel okuryazar oldu. Bu eğitim ruhu ve heyecanı sadece okuma yazma öğretmekle kalmadı; kültürlü ve bilinçli üreticiler yetiştirdi. Özellikle kırsaldaki yurttaşlarüretime dönük çok önemli beceriler edindi. Millet Mektepleri ile başlayıp Halk Evleri ile devam eden bu eğitim atılımı ilerili yıllarda açılan ve özgün birer Türk Eğitim Modeli olarak tarihe geçen Öğretmen Okullarının ve Köy Enstitülerinin de esin kaynağı oldu.
Kutladığımız 24 Kasım’ın hikâyesi işte budur… Her şeyden önce bugün yani 24 KasımTürk öğretmenlerinin günüdür. Çünkü bugün yani 24 Kasım, bir yüzyılı geride bırakıp yeni bir ikinci yüzyıla hazırlanan Türkiye Cumhuriyetinin idealist öğretmenleriyle anlamlanmaktadır.

Öğretmenler Gününü kutlayana başka ülkeler de var sanırım. Ve öyle anlaşılıyor ki onların kutladığı öğretmenler günü farklı tarihlere denk düşüyor…
Evet… Pek çok ülkede öğretmenler günü kutlaması vardır. Ancak bu kutlamalar farklı tarihlerde icra edilmektedir. UNESCO’nun tavsiyesi ile birçok ülkede öğretmenler günü 5 Ekim günü kutlanmaktadır. Bazı Arap ülkelerinde 28 Şubat’ta kutlanmaktadır. Çek Cumhuriyetinde ve Slovakya Cumhuriyetinde Comenius’un doğum günü olan 28 Martta kutlanmaktadır. Hindistan’da da farklı bir günde kutlanmaktadır diye biliyorum.
Eğitimin de öğretmenliğin de ulusal yönü baskın olduğu için her ülkenin öğretmenler gününü, kutluyorsa şayet, kendine göre anlamı olan bir günde kutlamasını doğru buluyorum.

ATANAMAMIŞ ÖĞRETMENLERE BELİRLİK AYRICALIKLAR TANINMALI
Öğretmenler Günü kutlamaları söylem olarak öğretmenlerin ruhunu bir nebze olsun okşuyor. Ancak atanamadığı için bu kutlamalara katılamayan öğretmenler de var. Bu konuya dair değerlendirmeniz nedir?
Öncelikle ister atansın ister atanmasın öğretmen olmayı kafasına koyarak okuyup sonunda mezun olan bu gençleri tebrik etmek gerekir. Öğretmen olmayı beklerken atanamayan milyonlarca gencin kırıklık yaşaması önemli bir sorundur. Bir kişi için sahip olduğu beklentinin gerçekleşmemesi kadar tahrip edici bir şey olamaz. Bu nedenle öğretmen olmak için yola çıkıp mezun olan gençler atanmamış olsa da öğretmen olma hazzını ve ayrıcalığını yaşamalıdır. Bu kişiler bilgi ve kültürlerini ilerletmek için öğrenim görmemekte, bizzat bir meslek sahibi olacakları vaat edilen bir alandan diploma almaktadırlar.
Dolayısıyla bu kişilere atanmamış olsalar da belli haklar ve ayrıcalıklar verilebilir. Bu kişilere “öğretmenlik” sıfatı verilebilir ve bu sıfatla belli haklara ve ayrıcalıklara sahip olmaları sağlanabilir. Mesela kamuda çalışan öğretmenler gibi konaklama, ulaşım indirimlerinden yararlanabilirler. Aynı şekilde müze ve benzeri mekânlara girişte indirimli geçiş hakları olabilir.
Bu ve benzeri haklar ve ayrıcalıklar bu kişilerin kendilerini iyi ve değerli hissetmelerine büyük katkı sağlar. Öğretmen olmak için sarf ettikleri çabaların boşa gitmediği duygusunu yaşayabilirler.
Diğer taraftan bu kişilere belli teşviklerle kurs ve okul açma imkânları sağlanabilir. Bu sayede belli bir niteliğe sahip olan bu kişilerden yararlanılmış olur. Bu kişilerin bir şekilde etkin bir şekilde var olmaları sosyal, kültürel, ekonomik açılardan toplum ve ülke adına önemli bir kazanımdır.
Mesele bir kangren haline gelen bu sorunu çözme iradesini ortaya koymaktır. Ve bilinmelidir ki bu iradeyi göstermek her açıdan doğrudur. Öncelikle bu türden bir yaklaşım bu gençleri kazanmak için önemlidir. Kamusal açıdan da son derece önemli bir donanıma sahip olarak yetişen bu gençlerden bu sayede istifade edilmiş olur. Bu bakış açısı kabul edilirse arkası gelir. Yani daha başka ve özgün modeller akla gelebilir. Dolayısıyla atanamayan öğretmenler sorunu asla ihmal edilmemeli muhakkak çözülmelidir.

Peki, mesleğini icra etme şansına sahip olan öğretmenlerimiz için de bir şey söylemek ister misiniz?
Öğretmenlerimiz için öğretmen olmalarının dışında öğrenci olmalarını da tavsiye ederim. Çünkü öğrenci olmak öğretmen olmanın güçlü bir temelidir. Dolayısıyla öğretmen olmak için öğrenci olmaya devam etmelerini öneririm. Unutmayalım ki her öğrencimiz değerlidir ve önemlidir. Yaşı, öğrenme kapasitesi, sınıfı, kademesi, bilgisi ne olursa olsun hepsinin önce öğrenci olduğunu unutmayalım. Onları çok iyiler, iyiler, ortalar, zayıflar, çok zayıflar gibi sınıflamayalım. Her öğrencinin, numarası, sınıfı, bilgisi ile değil adıyla ve karakteriyle müsemma bir öğrenci olduğunu kabul edelim. Bu anlamda sınıfımızda “en” ler olmasın. Sistem zaten yeterince kalıplıyor, sınıflıyor bari biz sınıflamayalım. Kısacası karşımızdaki her öğrenciyi tanık olunacak kişiler olarak görelim. En iyiler, en başarılılar, en zekiler gibi ayrıştırıcı kalıpları kullanmayalım, her öğrencimizin yüreğine, canına dokunalım…
Hayat bir çevre içinde yaşanır. Öğretmenlik de öyledir. Etkileşim halinde olduğumuz kişiler varsa öğretmenlik anlamlı olur. Söz söyleyeceğimiz, sözünü dinleyeceğimiz kişiler olmalıdır etrafımızda. Bu hayat gerçeğini öğretmenliği icra ederken de dikkate almalıyız. Bir başka ifade ile öğretmenlik varoluşu ile ilgili kendimizi ait hissedeceğimiz bir meslektaş çevremiz olmalıdır.
Öğretmen olarak atandığımızda görevler üstleneceğiz. Üstleneceğimiz görevleri yerine getirirken kendi kendimize de görev vermeyi unutmayalım. Belki de en iyi varoluşumuzu bu sayede yani kendi kendimize vereceğimiz görevlerle gerçekleştireceğiz.

Boğaziçi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak bu gün vesilesiyle neler söylemek istersiniz?
Öğretmenler günü vesilesiyle öğretmen olmaya aday öğrencilerimiz için bir şeyler söylemek isterim. Hepsinin Türkiye’nin seçilmiş başarılı öğrencileri olduğu malum. Mezun olduklarında öncelikle Türk eğitim sistemi içinde kalmalarını diliyorum. Milli eğitim sistemimizin üst kademelerinde daha çok sorumluluk almalarını arzu ediyorum. Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken Boğaziçi mezunları arasından bakanların, genel müdürlerin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlarının çıkmasını diliyorum. Aynı şekilde Boğaziçi Eğitim Fakültesinden mezun İl, İlçe Milli Eğitim Müdürlerininve özellikle okul yöneticilerinin sayılarının daha fazla olmasını diliyorum. Çünkü bu güzide topluluğun Türk Milli Eğitim Sistemi üzerinde daha çok etkili olması gerektiğine inanıyorum.

Son Güncelleme: Perşembe, 24 Kasım 2022 14:08

Gösterim: 1282

“Öğretmen Gelişirse Toplum Gelişir” mottusuyla ve Cumhuriyet’in 100. yılında 1 milyon öğretmene ulaşma hedefiyle yola çıkan YÖM Grup, öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak binlerce eğitim içeriğini öğretmenlere ücretsiz ulaştırmak için çalışmalar yürüttüğünü açıkladı.

kayhan_karliÖĞRETMENLER, EĞİTİM İÇERİKLERİNE ÜCRETSİZ ULAŞABİLECEK
YÖM Grup kurucusu Kayhan Karlı konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Çocuklarımız için iyi bir gelecek hayal etmek; eşitlikçi, barışçıl, huzurun hakim olduğu, adaletli bir toplumsal hayata kavuşmak istiyorsak öğretmenlerimizin yaşam boyu öğrenme yolculuklarına eşlik etmemiz gerekiyor. Biz de YÖM Grup olarak, dijital öğrenme platformu i-nimbus’taki eğitim içeriklerine öğretmenlerimizin ücretsiz erişebilmelerini sağlamak istiyoruz” diyerek öğretmenlerin toplumsal hayattaki rollerine dikkat çekti.
Dijital öğrenme platformu i-nimbus’taki eğitim içeriklerini öğretmenlere ulaştırmak için kamuoyunun, sivil toplum kuruluşlarının ve özel şirketlerin iş birliklerinin önemine değinen Karlı, “Bu yıl Öğretmenler Günü’ne kadar 50 bin öğretmenimize bu eğitimleri ulaştırmak istiyoruz. Asıl hedefimizse, 2023’te, yani Cumhuriyet’in 100. Yılında 1 milyon öğretmene erişebilmek. Toplumun bütün paydaşlarını bu toplumsal iyileşme hareketinin parçası olmaya davet ediyoruz. Bizler YÖM Grup olarak 5 bin öğretmenimizin üyelik bedelini karşılayarak bu toplumsal iyileşme hareketinin kartopu etkisi yaratmasını arzuluyoruz” diye konuştu.

YENİ DÜNYA BECERİLERİNDEN KİŞİSEL FARKINDALIĞA BİNLERCE EĞİTİM
Dijital öğrenme platformu i-nimbus’ta öğretmenlerin mesleki gelişimine katkı sağlayacak liderlik, yöneticilik, girişimcilik, verimlilik eğitimlerinin yanı sıra kişisel gelişimlerini destekleyecek yüzlerce eğitim içeriği bulunuyor. Zenginleştirilmiş kitap ve makalelerden eğitim videolarına geniş bir kataloğa sahip i-nimbus’ta tamamlanan her eğitim ayrıca sertifikalandırılıyor.
Öte yandan “Öğretmen Gelişirse Toplum Gelişir” projesinin Türkiye’nin her yerine yayılan, yalnızca eğitim alanında değil farklı sektörlerde çalışmalar yürüten şirketlerin de katılım sağlayacağı, geniş kapsamlı bir harekete dönüşmesi için; i-nimbus eğitimlerinin 1 yıllık üyelik ücreti de 1050 Türk lirası yerine 500 Türk lirası olarak belirlendi.

> YÖM’den öğretmenlere destek kampanyası

“Öğretmen Gelişirse Toplum Gelişir” mottusuyla ve Cumhuriyet’in 100. yılında 1 milyon öğretmene ulaşma hedefiyle yola çıkan YÖM Grup, öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerine katkı sağlayacak binlerce eğitim içeriğini öğretmenlere ücretsiz ulaştırmak için çalışmalar yürüttüğünü açıkladı.

kayhan_karliÖĞRETMENLER, EĞİTİM İÇERİKLERİNE ÜCRETSİZ ULAŞABİLECEK
YÖM Grup kurucusu Kayhan Karlı konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Çocuklarımız için iyi bir gelecek hayal etmek; eşitlikçi, barışçıl, huzurun hakim olduğu, adaletli bir toplumsal hayata kavuşmak istiyorsak öğretmenlerimizin yaşam boyu öğrenme yolculuklarına eşlik etmemiz gerekiyor. Biz de YÖM Grup olarak, dijital öğrenme platformu i-nimbus’taki eğitim içeriklerine öğretmenlerimizin ücretsiz erişebilmelerini sağlamak istiyoruz” diyerek öğretmenlerin toplumsal hayattaki rollerine dikkat çekti.
Dijital öğrenme platformu i-nimbus’taki eğitim içeriklerini öğretmenlere ulaştırmak için kamuoyunun, sivil toplum kuruluşlarının ve özel şirketlerin iş birliklerinin önemine değinen Karlı, “Bu yıl Öğretmenler Günü’ne kadar 50 bin öğretmenimize bu eğitimleri ulaştırmak istiyoruz. Asıl hedefimizse, 2023’te, yani Cumhuriyet’in 100. Yılında 1 milyon öğretmene erişebilmek. Toplumun bütün paydaşlarını bu toplumsal iyileşme hareketinin parçası olmaya davet ediyoruz. Bizler YÖM Grup olarak 5 bin öğretmenimizin üyelik bedelini karşılayarak bu toplumsal iyileşme hareketinin kartopu etkisi yaratmasını arzuluyoruz” diye konuştu.

YENİ DÜNYA BECERİLERİNDEN KİŞİSEL FARKINDALIĞA BİNLERCE EĞİTİM
Dijital öğrenme platformu i-nimbus’ta öğretmenlerin mesleki gelişimine katkı sağlayacak liderlik, yöneticilik, girişimcilik, verimlilik eğitimlerinin yanı sıra kişisel gelişimlerini destekleyecek yüzlerce eğitim içeriği bulunuyor. Zenginleştirilmiş kitap ve makalelerden eğitim videolarına geniş bir kataloğa sahip i-nimbus’ta tamamlanan her eğitim ayrıca sertifikalandırılıyor.
Öte yandan “Öğretmen Gelişirse Toplum Gelişir” projesinin Türkiye’nin her yerine yayılan, yalnızca eğitim alanında değil farklı sektörlerde çalışmalar yürüten şirketlerin de katılım sağlayacağı, geniş kapsamlı bir harekete dönüşmesi için; i-nimbus eğitimlerinin 1 yıllık üyelik ücreti de 1050 Türk lirası yerine 500 Türk lirası olarak belirlendi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 23 Kasım 2022 12:32

Gösterim: 1136

2022-2023 ders yılının 1. çeyrek dönemi geride kaldı. Okullar ara tatile girince çocuklar bir şeyler öğrenmeye de ara vermek ister. Uygulanan kurallar tatil süresi boyunca geçerliliğini yitirebilir ve bu sebeple çocuklarımızın davranışlarında değişiklikler meydana gelebilir. Kültür Koleji Rehberlik Birimi uzmanlarından ara tatil önerileri.

ara_tatil_1_2022EĞİTİM HAYAT BOYU DEVAM EDEN BİR SÜREÇTİR
Erişkin birer birey olma, kendilerini tanıma ve anlama yolunda ilerleyen çocuklarımızın dikkat, algı ve duygularını bulunduğunuz her ortamda önemsemeniz oldukça mühim. Unutmayın; çocuklarımız, her yerde ve her zaman öğrenme faaliyeti ile iç içedir. Öğrenci ve velilerin tatil anlayışlarını birlikte gözden geçirmeleri ve bir düzen konusunda ortak karar almaları gerekir. İlk yapılması gereken bu güzel günlerin tadını çıkarabilmek için bir tatil planı hazırlamaktır, çünkü bu kısa bir ara tatil de olsa öğrencilerimiz birçok farklı etkinlik yapabilirler. Öğrencilerimiz hem bedensel ve zihinsel olarak dinlenmeli hem de konu tekrarları ve soru çözümleriyle öğrendiklerini pekiştirmelidirler.
Tatil planlaması yaparken;
- Çocuğunuzla geçirdiğimiz zamanları önemsemeliyiz çünkü çocuklarla empati kurmak, onların yetenek, ilgi ve ihtiyaçlarının farkında olmak önemlidir. Ortak zamanlar çocuklarda "Önemliyim" duygusunu arttırır.
- Çocuklarımızın kendilerini iyi hissetmelerini ve rahatlamalarını sağlayabilmek için birlikte spor yapabilirsiniz. Birlikte yapacağınız yürüyüşler, evde yapabileceğimiz birkaç egzersiz hatta dans etmeniz bile onları mutlu edecektir.
- Tatil boyunca çocuklarımızın dengeli beslenmelerine özen göstermeli ve önem vermelisiniz. Özellikle oyun oynarken sağlıksız atıştırmalıklar vermeyiniz ve uzun süre aç kalmamasına dikkat ediniz. Böylece onları sağlıklı yemek yeme konusunda daha istekli hale getirebilirsiniz.
- Tatilin en önemli amaçlarından biri dinlenmektir. Öğrenciler hem bedensel hem de zihinsel olarak dinlenmeye zaman ayırmalıdır.
- Çocuklar tatil boyunca televizyon izlemek ve teknoloji ile bol bol zaman geçirmek isteyebilir. Teknolojiye ayrılan zamanın doğru planlanması sadece akademik hayatı için değil, fiziksel ve duygusal gelişimi içinde önemlidir. Teknolojinin kullanımı ile ilgili ebeveynlerin çocuklarına doğru rol model olmaları en az kullanım kuralları kadar önem taşımaktadır.
- Bireyin kendini geliştirmesinin en önemli yollarından biri kitap okumaktır. Kitap okumak kalıcı öğrenme ve akademik başarı için önemlidir. Öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı kazanmaları ve kitap okumanın keyfini yaşamaları açısından ara tatil iyi bir fırsattır.
- Tatil; dinlenme ile beraber öğrenciler için konu eksiklerinin giderilmesi, soru çözülmesi ve genel tekrar yapılması açısından da güzel bir fırsattır. Bugüne kadar öğrenilen bilgilerin gözden geçirilmesi, pekiştirilmesi ve öğrenme kayıpları yaşamamaları için yeni kaynaklardan faydalanmalılar. Özellikle sınava hazırlanan 7. ve 8. sınıf öğrencileri okul döneminde çözemedikleri testleri, soru bankalarını ve tekrar yapılması gereken konuların bir listesini çıkarabilir. Evde kendi kendilerine deneme sınavı uygulayarak sınav pratiği yapabilirler. Deneme sınavlarında, zaman yönetimine ve yapamadıkları soruların çözümlerine önem vermelidirler.
Tatilin planlamasında tatilin ilk günleri gibi son günleri de okula dönüş hazırlıkları açısından önemlidir çünkü tatilin son günlerinde okul rutinlerine hazırlık yapmak için çocuklar ailelerin desteğine ihtiyaç duyarlar. Okulunu ve arkadaşlarını özleyen çocuklar zihinsel olarak okula dönüşe hazır olacaktır. Bedensel olarak geçişin zor olmaması için tatil döneminde gece yatma ve sabah uyanma saatlerinde çok büyük değişiklik yapılmamalıdır. Tatilin son birkaç günü mümkünse okul düzeninde geçirilmelidir. Ayrıca, okul için gerekli materyallerin kontrol edilmesinde, okul kıyafetlerinin hazırlanmasında çocuklara destek olunmalıdır.

> Kültür’den ara tatil önerileri

2022-2023 ders yılının 1. çeyrek dönemi geride kaldı. Okullar ara tatile girince çocuklar bir şeyler öğrenmeye de ara vermek ister. Uygulanan kurallar tatil süresi boyunca geçerliliğini yitirebilir ve bu sebeple çocuklarımızın davranışlarında değişiklikler meydana gelebilir. Kültür Koleji Rehberlik Birimi uzmanlarından ara tatil önerileri.

ara_tatil_1_2022EĞİTİM HAYAT BOYU DEVAM EDEN BİR SÜREÇTİR
Erişkin birer birey olma, kendilerini tanıma ve anlama yolunda ilerleyen çocuklarımızın dikkat, algı ve duygularını bulunduğunuz her ortamda önemsemeniz oldukça mühim. Unutmayın; çocuklarımız, her yerde ve her zaman öğrenme faaliyeti ile iç içedir. Öğrenci ve velilerin tatil anlayışlarını birlikte gözden geçirmeleri ve bir düzen konusunda ortak karar almaları gerekir. İlk yapılması gereken bu güzel günlerin tadını çıkarabilmek için bir tatil planı hazırlamaktır, çünkü bu kısa bir ara tatil de olsa öğrencilerimiz birçok farklı etkinlik yapabilirler. Öğrencilerimiz hem bedensel ve zihinsel olarak dinlenmeli hem de konu tekrarları ve soru çözümleriyle öğrendiklerini pekiştirmelidirler.
Tatil planlaması yaparken;
- Çocuğunuzla geçirdiğimiz zamanları önemsemeliyiz çünkü çocuklarla empati kurmak, onların yetenek, ilgi ve ihtiyaçlarının farkında olmak önemlidir. Ortak zamanlar çocuklarda "Önemliyim" duygusunu arttırır.
- Çocuklarımızın kendilerini iyi hissetmelerini ve rahatlamalarını sağlayabilmek için birlikte spor yapabilirsiniz. Birlikte yapacağınız yürüyüşler, evde yapabileceğimiz birkaç egzersiz hatta dans etmeniz bile onları mutlu edecektir.
- Tatil boyunca çocuklarımızın dengeli beslenmelerine özen göstermeli ve önem vermelisiniz. Özellikle oyun oynarken sağlıksız atıştırmalıklar vermeyiniz ve uzun süre aç kalmamasına dikkat ediniz. Böylece onları sağlıklı yemek yeme konusunda daha istekli hale getirebilirsiniz.
- Tatilin en önemli amaçlarından biri dinlenmektir. Öğrenciler hem bedensel hem de zihinsel olarak dinlenmeye zaman ayırmalıdır.
- Çocuklar tatil boyunca televizyon izlemek ve teknoloji ile bol bol zaman geçirmek isteyebilir. Teknolojiye ayrılan zamanın doğru planlanması sadece akademik hayatı için değil, fiziksel ve duygusal gelişimi içinde önemlidir. Teknolojinin kullanımı ile ilgili ebeveynlerin çocuklarına doğru rol model olmaları en az kullanım kuralları kadar önem taşımaktadır.
- Bireyin kendini geliştirmesinin en önemli yollarından biri kitap okumaktır. Kitap okumak kalıcı öğrenme ve akademik başarı için önemlidir. Öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı kazanmaları ve kitap okumanın keyfini yaşamaları açısından ara tatil iyi bir fırsattır.
- Tatil; dinlenme ile beraber öğrenciler için konu eksiklerinin giderilmesi, soru çözülmesi ve genel tekrar yapılması açısından da güzel bir fırsattır. Bugüne kadar öğrenilen bilgilerin gözden geçirilmesi, pekiştirilmesi ve öğrenme kayıpları yaşamamaları için yeni kaynaklardan faydalanmalılar. Özellikle sınava hazırlanan 7. ve 8. sınıf öğrencileri okul döneminde çözemedikleri testleri, soru bankalarını ve tekrar yapılması gereken konuların bir listesini çıkarabilir. Evde kendi kendilerine deneme sınavı uygulayarak sınav pratiği yapabilirler. Deneme sınavlarında, zaman yönetimine ve yapamadıkları soruların çözümlerine önem vermelidirler.
Tatilin planlamasında tatilin ilk günleri gibi son günleri de okula dönüş hazırlıkları açısından önemlidir çünkü tatilin son günlerinde okul rutinlerine hazırlık yapmak için çocuklar ailelerin desteğine ihtiyaç duyarlar. Okulunu ve arkadaşlarını özleyen çocuklar zihinsel olarak okula dönüşe hazır olacaktır. Bedensel olarak geçişin zor olmaması için tatil döneminde gece yatma ve sabah uyanma saatlerinde çok büyük değişiklik yapılmamalıdır. Tatilin son birkaç günü mümkünse okul düzeninde geçirilmelidir. Ayrıca, okul için gerekli materyallerin kontrol edilmesinde, okul kıyafetlerinin hazırlanmasında çocuklara destek olunmalıdır.

Son Güncelleme: Cuma, 11 Kasım 2022 17:25

Gösterim: 850

Hami Koç - Eğitimci / Sosyolog 

hami_kocMilli Eğitim Bakanımız Sayın Mahmut Özer’in son açıklamalarında da gördüğümüz üzere, eğitimin bazı alanlarında son yıllarda oldukça memnun edici gelişmeler oldu. Bunlardan birisi okul öncesi okullaşmanın fevkalade yüksek bir orana ulaşmış olmasıdır. 1.sınıf öncesi grubunun %90’ı geçmiş olması bize göre büyük başarıdır. Uzun zamandır dile getirilen okul öncesinin mecburî olması düşüncelerinden vazgeçilerek, şu anda bakanlığın yaptığı gibi eylem planları ile hedefe çok daha kolay ulaşılacağı âşikardır. Birçok gelişmiş ülkede okul öncesi okullaşmanın %100e yakın olmasına rağmen zorunlu olmadığı bizde pek bilinmemektedir. Yani bu ülkelerde okul öncesi zorunlu zannedilmektedir. İlerde başka yazılarımda, birçok problemi de beraberinde oluşturan zorunlu eğitimle alakalı uygulamalardan bazı kademelerde vazgeçilmesi veya revize edilmesi gerektiğine dair düşüncelerimi de bu sütunlardan paylaşacağım.

28 Şubat sürecinin bu ülkenin gençliğine ve aydınlık geleceğine yaptığı en büyük zulümlerden biri, meslek liselerinin gelişimine ve itibarına verdiği zarardır. Önceleri “ara eleman“ diye ifade edilen, son yıllarda “aranan eleman” olan çok kıymetli teknik insan ihtiyacını, yeterli sayıda yüzbinlerce gencimiz olmasına rağmen, yanlış politikalar ve ailelerin ve toplumun da hatırı sayılır oranda yanlış beklentileri neticesinde, ülkemiz kendi içinden karşılayamamaktadır. İtibarı çok yüksek olan ve toplumun çok önemli bir kesiminin ihtiyacını karşılayan, oldukça da başarılı olan İmam Hatip Okullarının önünü kesmek için uygulanan sistemle, ülkemizin üretim ve hizmet sektöründe de ihtiyaç olan gençlerimizin yetişmesine mani olunmuştur. Bugün ülke dışından işçi olarak gelip pek çok sektörümüzde çalışan yabancı uyruklu insanlar olmasa, Türkiye’nin üretim ve hizmet sektörü eleman/personel ihtiyacını nasıl ve nereden karşılayacaktı..!?! Dolayısı ile Milli Eğitim Bakanlığının, tabiatıyla hükümetlerimizin son yıllarda şimdiki ismi ile Mesleki Teknik Liselerimize verdiği destek, ülkemizin aydınlık geleceği için en müsbet yönde önemli icraatlarından biridir. Takdire şayandır. Ülkemizin yetiştirdi gençlerimizin fevkalade fedakârlıkla çalışarak savunma sanayinde ürettiği cihazlar ise son yıllarda bütün dünyanın gündemine oturmuş durumdadır. Bizim gençlerimizin önü açıldığında çok daha başarılı olacaklar, harikulade neticeler elde edeceklerdir.

Maalesef üzüntüyle belirtmek isterim ki, bu güzel gelişmelerle beraber son yıllarda Bakanlığımız Özel Öğretim kurumlarına gerekli desteği sağlamamıştır veya sağlayamamıştır. Bu yüzden yazının başlığını birkaç meşhur cümleden birini seçerek karar mevsimi gerekçesi ile “son çağrı” olarak koydum. Atılması gereken adımlar için birkaç aylık gecikme daha çok problemin oluşmasını beraberinde getirecektir.

Ekonomik sıkıntılar, Pandemi süreci sıkıntıları, bakanlığın özel okullara desteğini daha da arttırması gerekirken, yapılan çalışmalarla geriye götürücü kararlar alınması veya müsbet adımlar atamaması neticesinde; bakanlıkça kamuoyuna daha önce deklere edilen Özel Öğretim Kurumlarının sekiz-on yıl önceki hedeflerine bir milim yaklaşılamamıştır. Hatta geriye gitmiştir. İçinde bulunduğumuz eğitim döneminde Özel Öğretim Kurumları öğrencisinin bir miktar artmış olmasının sebebi ise, Pandemi sürecinde resmî kurumlarda yeterince eğitim-öğretim ihtiyacını karşılayamayan öğrencilerin velilerinin Özel Öğretim Kurumlarını tercih etmesi neticesinde olmuştur!

Dünyanın 20 yıldır konuştuğu Finlandiya ve son yıllarda Singapur’daki eğitim başarısı kamuoyunca bilinmektedir. Bu ülkelerde okuyan toplam öğrenci sayısının en az üç misli daha fazla ülkemiz gençlerinin yaklaşık 20-24 kişilik sınıflarda eğitim ortamlarının en iyi şartlarda hazır hale getirildiği mekân ve dersliklerde ideal eğitimlerini alabilecek durumda olması mümkünken, bu gerçek görülmeyip 1.500.000 civarında gencimiz, müspet adımlar atılmaması neticesinde daha iyi eğitim alma imkânından faydalanamamaktadır.

Bu hususları eğitimle alakalı ilgili bütün mercilerin yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde açık ve net bir şekilde Özel Öğretim Kurumları temsilcileri olan STK temsilcisi arkadaşlarımla dile getirdik. Ülkemizde eğitim alma hakkı ve güvenlik devletimizin uhdesindedir. En iyi şartlarda gelişmiş ülkeler seviyesinde eğitim alacak 1.500.000 civarında öğrencimize bu fırsatı çok basit bir şekilde alınan karar ve adımlarla sunulması, gençlerimizin ve ülkemizin aydınlık geleceği için çok elzemdir. Bugün resmî kurumlarda öğrenci başına devletin harcadığı reel yıllık masrafın 20.000 TL’yi geçtiği, bazı kurumlarda 40.000 TL’yi bulduğu, bakanlığımıza ayrılan bütçenin öğrenci başına eğitim çalışanları da hesaba katarak bölündüğünde, açıkça görülmektedir. Fedakâr Veli’nin desteği ve cesur eğitim girişimcisinin gayretleri ile kurulan Özel Okulları, atılacak müspet adımlarla ülkenin âli menfaati için bir nebzecik ferahlandırmalı ve çocuklarımıza bu önemli hizmetten faydalanması için destek sağlanmalıdır. Üç başlıkta bu destekler:

- Başlangıçta tam olmasa da revize edilerek velilere bir miktar eğitim öğretim desteğinin tekrar verilmesi (ki öğrenci resmî okulda okusa zaten bütün gideri devlete ait),

- Özel eğitim-öğretim kurumlarındaki KDV’nin kaldırılması veya %1’e indirilmesi (ülkemizin en önemli hizmet sahası olan eğitim çalışanları için ülkenin genelinin menfaati icabı), 

- SGK desteği. 

Zaten özel kurumlar olmasa, okullarıyla, kurslarıyla mevcut yapının hizmet giderleri bir şekilde devlet tarafından veya belediyeler gibi çeşitli kurumlar tarafından %100’ü karşılanacaktır.

Halihazırda Özel Okullarda bir buçuk milyondan fazla öğrencinin okuyacağı kontenjan açığı(boş derslikler) var…!?!

Düşünebiliyor musunuz şu anda 1.500.000 öğrencinin birinci sınıf eğitim alacağı kurumlar ve derslikler hazır. Çok az teknik donanımla da takviye edilecekken ve devletin hemen hemen hiçbir organizasyon desteğine ihtiyaç olmadan kurum sahiplerinin hareket kabiliyetleri ile hazır hale getirilecekken, bu kolay ve basit destekten sarfınazar edilmektedir. Bugün 1.500.000 öğrencinin en iyi şartlarda hizmet alacağı okul binası yapmak, hele hele metropol şehirlerde arsa temini sağlamak ve okulun donanımını gerçekleştirmek bütçe olarak pek mümkün değildir. Teklif ettiğimiz desteklerle bu hususun çok kolay bir şekilde hayata geçeceği gibi, ilk yıl bile on binlerce öğretmene istihdam imkânı sağlanacaktır. Bu durumda, devletin resmî kurumlara 8-10 yılda atayacağı öğretmen sayısını, Özel Öğretim kurumları okulları ve kursları ile en iyi şartlarda 2-3 yıl içerisinde istihdam edecektir ve böylece işsizlik oranının düşmesine de çok ciddi katkı sağlanacaktır.

40-50-60 kişilik sınıflarda ders yapılırken azami 20-24 kişilik sınıflarda en verimli şartlarda ders yapılabilecekken, bundan mahrum kalan gençlere mi yanalım!. Yoksa onbinlerce hazır dersliğin atıl kalarak mili servetin heba olmasına mı yanalım?!

İyi niyetli gerekçelerle alınan karalarla da olsa, yanlış politikalarla Özel Öğretim Kursları alanındaki uygulamalar merdivenaltı kurumları çoğaltmıştır. Ayrıca toplumun ihtiyacı olan özel öğretim kurslarının reel mevcut durumu içler acısıdır!...  Özel Öğretim Kurslarıyla alakalı hususlar ayrıca bir yazı konusudur. Konuyla ilgili düşüncelerimizi, tesbitlerimizi, çözüm yolları ile beraber, eğitim platformu olarak konunun muhataplarına her fırsatta ifade ettik, arz ettik, açıkladık.

Bir insanın en temel ihtiyacı olan sağlık ve insanî ihtiyaçlarının karşılanması çerçevesinde inanç ve ibadet hürriyetinin mutlak surette karşılanmış olması medeni dünyada çok önemli bir insan hakkıdır. %98’i Müslüman olan ülkemizin insanlarının en kıymetli ibadet olan namazını rahatça kılması için, alakalı düzenlemelerle ve de güvence altına alınmak suretiyle kurumların rölöve planlarında bulunan mescidlerin maksadı dışında kullanılmasına, yok sayılmasına !?!da müsaade edilmemelidir. Aslında bu problem, bu konuda duyarsız kurum yetkililerinindir.

Ülkemizde 1981 yılından beri 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Başka bazı ülkelerde ise 5 Ekim tarihinde bu etkinlik yapılmaktadır. Hatta 5 Ekim gününü resmi tatil olarak uygulayan ülkeler de vardır.

Biz şahsen anneler günü, kız çocukları günü, babalar günü, öğretmenler günü kutlanmasını, yılda bir güne indirgenmesini doğru bulmayız.

Bizim inanç ve kültürümüzün kadına verdiği muhteşem değer net bir şekilde ortada iken, maddi menfaat çıkışlı gerekçelerle ihdas edilerek ve bazı ülkelerdeki uygulamalardan esinlenerek tek güne indirmek hiç de doğru bir yaklaşım değildir. İlk öğretmenlerimiz olan anneler, öğretmenler, kız çocukları ve babalar gününü, 365 gün bi hakkın eylemlerimizle, yaşayarak kutladığımızda!!!, dünyada en medenî toplumu oluşturacağımız şüphesizdir.

Her günümüzün öğretmenler günü olması dileği ile başta ilk öğretmenlerimiz olan bütün annelerin ve öğretmenlerinizin 365 gün “Öğretmenler Günü” kutlu olsun.

Diğer sayılarda buluşmak üzere saygılarımı arz ediyorum değerli okuyucularım.

> SON ÇAĞRI!!!

Hami Koç - Eğitimci / Sosyolog 

hami_kocMilli Eğitim Bakanımız Sayın Mahmut Özer’in son açıklamalarında da gördüğümüz üzere, eğitimin bazı alanlarında son yıllarda oldukça memnun edici gelişmeler oldu. Bunlardan birisi okul öncesi okullaşmanın fevkalade yüksek bir orana ulaşmış olmasıdır. 1.sınıf öncesi grubunun %90’ı geçmiş olması bize göre büyük başarıdır. Uzun zamandır dile getirilen okul öncesinin mecburî olması düşüncelerinden vazgeçilerek, şu anda bakanlığın yaptığı gibi eylem planları ile hedefe çok daha kolay ulaşılacağı âşikardır. Birçok gelişmiş ülkede okul öncesi okullaşmanın %100e yakın olmasına rağmen zorunlu olmadığı bizde pek bilinmemektedir. Yani bu ülkelerde okul öncesi zorunlu zannedilmektedir. İlerde başka yazılarımda, birçok problemi de beraberinde oluşturan zorunlu eğitimle alakalı uygulamalardan bazı kademelerde vazgeçilmesi veya revize edilmesi gerektiğine dair düşüncelerimi de bu sütunlardan paylaşacağım.

28 Şubat sürecinin bu ülkenin gençliğine ve aydınlık geleceğine yaptığı en büyük zulümlerden biri, meslek liselerinin gelişimine ve itibarına verdiği zarardır. Önceleri “ara eleman“ diye ifade edilen, son yıllarda “aranan eleman” olan çok kıymetli teknik insan ihtiyacını, yeterli sayıda yüzbinlerce gencimiz olmasına rağmen, yanlış politikalar ve ailelerin ve toplumun da hatırı sayılır oranda yanlış beklentileri neticesinde, ülkemiz kendi içinden karşılayamamaktadır. İtibarı çok yüksek olan ve toplumun çok önemli bir kesiminin ihtiyacını karşılayan, oldukça da başarılı olan İmam Hatip Okullarının önünü kesmek için uygulanan sistemle, ülkemizin üretim ve hizmet sektöründe de ihtiyaç olan gençlerimizin yetişmesine mani olunmuştur. Bugün ülke dışından işçi olarak gelip pek çok sektörümüzde çalışan yabancı uyruklu insanlar olmasa, Türkiye’nin üretim ve hizmet sektörü eleman/personel ihtiyacını nasıl ve nereden karşılayacaktı..!?! Dolayısı ile Milli Eğitim Bakanlığının, tabiatıyla hükümetlerimizin son yıllarda şimdiki ismi ile Mesleki Teknik Liselerimize verdiği destek, ülkemizin aydınlık geleceği için en müsbet yönde önemli icraatlarından biridir. Takdire şayandır. Ülkemizin yetiştirdi gençlerimizin fevkalade fedakârlıkla çalışarak savunma sanayinde ürettiği cihazlar ise son yıllarda bütün dünyanın gündemine oturmuş durumdadır. Bizim gençlerimizin önü açıldığında çok daha başarılı olacaklar, harikulade neticeler elde edeceklerdir.

Maalesef üzüntüyle belirtmek isterim ki, bu güzel gelişmelerle beraber son yıllarda Bakanlığımız Özel Öğretim kurumlarına gerekli desteği sağlamamıştır veya sağlayamamıştır. Bu yüzden yazının başlığını birkaç meşhur cümleden birini seçerek karar mevsimi gerekçesi ile “son çağrı” olarak koydum. Atılması gereken adımlar için birkaç aylık gecikme daha çok problemin oluşmasını beraberinde getirecektir.

Ekonomik sıkıntılar, Pandemi süreci sıkıntıları, bakanlığın özel okullara desteğini daha da arttırması gerekirken, yapılan çalışmalarla geriye götürücü kararlar alınması veya müsbet adımlar atamaması neticesinde; bakanlıkça kamuoyuna daha önce deklere edilen Özel Öğretim Kurumlarının sekiz-on yıl önceki hedeflerine bir milim yaklaşılamamıştır. Hatta geriye gitmiştir. İçinde bulunduğumuz eğitim döneminde Özel Öğretim Kurumları öğrencisinin bir miktar artmış olmasının sebebi ise, Pandemi sürecinde resmî kurumlarda yeterince eğitim-öğretim ihtiyacını karşılayamayan öğrencilerin velilerinin Özel Öğretim Kurumlarını tercih etmesi neticesinde olmuştur!

Dünyanın 20 yıldır konuştuğu Finlandiya ve son yıllarda Singapur’daki eğitim başarısı kamuoyunca bilinmektedir. Bu ülkelerde okuyan toplam öğrenci sayısının en az üç misli daha fazla ülkemiz gençlerinin yaklaşık 20-24 kişilik sınıflarda eğitim ortamlarının en iyi şartlarda hazır hale getirildiği mekân ve dersliklerde ideal eğitimlerini alabilecek durumda olması mümkünken, bu gerçek görülmeyip 1.500.000 civarında gencimiz, müspet adımlar atılmaması neticesinde daha iyi eğitim alma imkânından faydalanamamaktadır.

Bu hususları eğitimle alakalı ilgili bütün mercilerin yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde açık ve net bir şekilde Özel Öğretim Kurumları temsilcileri olan STK temsilcisi arkadaşlarımla dile getirdik. Ülkemizde eğitim alma hakkı ve güvenlik devletimizin uhdesindedir. En iyi şartlarda gelişmiş ülkeler seviyesinde eğitim alacak 1.500.000 civarında öğrencimize bu fırsatı çok basit bir şekilde alınan karar ve adımlarla sunulması, gençlerimizin ve ülkemizin aydınlık geleceği için çok elzemdir. Bugün resmî kurumlarda öğrenci başına devletin harcadığı reel yıllık masrafın 20.000 TL’yi geçtiği, bazı kurumlarda 40.000 TL’yi bulduğu, bakanlığımıza ayrılan bütçenin öğrenci başına eğitim çalışanları da hesaba katarak bölündüğünde, açıkça görülmektedir. Fedakâr Veli’nin desteği ve cesur eğitim girişimcisinin gayretleri ile kurulan Özel Okulları, atılacak müspet adımlarla ülkenin âli menfaati için bir nebzecik ferahlandırmalı ve çocuklarımıza bu önemli hizmetten faydalanması için destek sağlanmalıdır. Üç başlıkta bu destekler:

- Başlangıçta tam olmasa da revize edilerek velilere bir miktar eğitim öğretim desteğinin tekrar verilmesi (ki öğrenci resmî okulda okusa zaten bütün gideri devlete ait),

- Özel eğitim-öğretim kurumlarındaki KDV’nin kaldırılması veya %1’e indirilmesi (ülkemizin en önemli hizmet sahası olan eğitim çalışanları için ülkenin genelinin menfaati icabı), 

- SGK desteği. 

Zaten özel kurumlar olmasa, okullarıyla, kurslarıyla mevcut yapının hizmet giderleri bir şekilde devlet tarafından veya belediyeler gibi çeşitli kurumlar tarafından %100’ü karşılanacaktır.

Halihazırda Özel Okullarda bir buçuk milyondan fazla öğrencinin okuyacağı kontenjan açığı(boş derslikler) var…!?!

Düşünebiliyor musunuz şu anda 1.500.000 öğrencinin birinci sınıf eğitim alacağı kurumlar ve derslikler hazır. Çok az teknik donanımla da takviye edilecekken ve devletin hemen hemen hiçbir organizasyon desteğine ihtiyaç olmadan kurum sahiplerinin hareket kabiliyetleri ile hazır hale getirilecekken, bu kolay ve basit destekten sarfınazar edilmektedir. Bugün 1.500.000 öğrencinin en iyi şartlarda hizmet alacağı okul binası yapmak, hele hele metropol şehirlerde arsa temini sağlamak ve okulun donanımını gerçekleştirmek bütçe olarak pek mümkün değildir. Teklif ettiğimiz desteklerle bu hususun çok kolay bir şekilde hayata geçeceği gibi, ilk yıl bile on binlerce öğretmene istihdam imkânı sağlanacaktır. Bu durumda, devletin resmî kurumlara 8-10 yılda atayacağı öğretmen sayısını, Özel Öğretim kurumları okulları ve kursları ile en iyi şartlarda 2-3 yıl içerisinde istihdam edecektir ve böylece işsizlik oranının düşmesine de çok ciddi katkı sağlanacaktır.

40-50-60 kişilik sınıflarda ders yapılırken azami 20-24 kişilik sınıflarda en verimli şartlarda ders yapılabilecekken, bundan mahrum kalan gençlere mi yanalım!. Yoksa onbinlerce hazır dersliğin atıl kalarak mili servetin heba olmasına mı yanalım?!

İyi niyetli gerekçelerle alınan karalarla da olsa, yanlış politikalarla Özel Öğretim Kursları alanındaki uygulamalar merdivenaltı kurumları çoğaltmıştır. Ayrıca toplumun ihtiyacı olan özel öğretim kurslarının reel mevcut durumu içler acısıdır!...  Özel Öğretim Kurslarıyla alakalı hususlar ayrıca bir yazı konusudur. Konuyla ilgili düşüncelerimizi, tesbitlerimizi, çözüm yolları ile beraber, eğitim platformu olarak konunun muhataplarına her fırsatta ifade ettik, arz ettik, açıkladık.

Bir insanın en temel ihtiyacı olan sağlık ve insanî ihtiyaçlarının karşılanması çerçevesinde inanç ve ibadet hürriyetinin mutlak surette karşılanmış olması medeni dünyada çok önemli bir insan hakkıdır. %98’i Müslüman olan ülkemizin insanlarının en kıymetli ibadet olan namazını rahatça kılması için, alakalı düzenlemelerle ve de güvence altına alınmak suretiyle kurumların rölöve planlarında bulunan mescidlerin maksadı dışında kullanılmasına, yok sayılmasına !?!da müsaade edilmemelidir. Aslında bu problem, bu konuda duyarsız kurum yetkililerinindir.

Ülkemizde 1981 yılından beri 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Başka bazı ülkelerde ise 5 Ekim tarihinde bu etkinlik yapılmaktadır. Hatta 5 Ekim gününü resmi tatil olarak uygulayan ülkeler de vardır.

Biz şahsen anneler günü, kız çocukları günü, babalar günü, öğretmenler günü kutlanmasını, yılda bir güne indirgenmesini doğru bulmayız.

Bizim inanç ve kültürümüzün kadına verdiği muhteşem değer net bir şekilde ortada iken, maddi menfaat çıkışlı gerekçelerle ihdas edilerek ve bazı ülkelerdeki uygulamalardan esinlenerek tek güne indirmek hiç de doğru bir yaklaşım değildir. İlk öğretmenlerimiz olan anneler, öğretmenler, kız çocukları ve babalar gününü, 365 gün bi hakkın eylemlerimizle, yaşayarak kutladığımızda!!!, dünyada en medenî toplumu oluşturacağımız şüphesizdir.

Her günümüzün öğretmenler günü olması dileği ile başta ilk öğretmenlerimiz olan bütün annelerin ve öğretmenlerinizin 365 gün “Öğretmenler Günü” kutlu olsun.

Diğer sayılarda buluşmak üzere saygılarımı arz ediyorum değerli okuyucularım.

Son Güncelleme: Pazartesi, 21 Kasım 2022 12:29

Gösterim: 1031

İstanbul Ticaret Odası seçimleri 9 Kasım’da gerçekleştirildi. Eğitim komitesinin de belirlendiği seçimlerde Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel’in listesi farklı kazandı.

i_tasel_itoİTO Eğitim Komitesi seçimlerine Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel’in hazırladığı liste damga vurdu. 750 oyun 505’ini alma başarısı gösteren Taşel'in listesi seçimi açık ara önde götürerek kazanmayı başardı. Seçimlerin belli olmasının ardından açıklama yapan Taşel, “Eğitim camiamızın bütünlüğünü ve birliğini bozmadan seçimi tamamladık. Eğitim Komitesi için iki liste yarıştı. Dostluk içinde geçen seçimi biz kazandık. Bize gösterilen büyük güveni boşa çıkarmamak İçin elimizden geleni yapacağız.” diye konuştu.
İTO Eğitim Komitesi’nin yeni dönem yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:
İbrahim Taşel
Zafer Öztürk
Orhan Albayrak
Onur Gözen
Enis Şener
Murat Tekin
Vedat Toy
Fuat Erez
Ali İhsan Gündoğdu

> İTO Eğitim Komitesi seçimlerine İbrahim Taşel damga vurdu

İstanbul Ticaret Odası seçimleri 9 Kasım’da gerçekleştirildi. Eğitim komitesinin de belirlendiği seçimlerde Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel’in listesi farklı kazandı.

i_tasel_itoİTO Eğitim Komitesi seçimlerine Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel’in hazırladığı liste damga vurdu. 750 oyun 505’ini alma başarısı gösteren Taşel'in listesi seçimi açık ara önde götürerek kazanmayı başardı. Seçimlerin belli olmasının ardından açıklama yapan Taşel, “Eğitim camiamızın bütünlüğünü ve birliğini bozmadan seçimi tamamladık. Eğitim Komitesi için iki liste yarıştı. Dostluk içinde geçen seçimi biz kazandık. Bize gösterilen büyük güveni boşa çıkarmamak İçin elimizden geleni yapacağız.” diye konuştu.
İTO Eğitim Komitesi’nin yeni dönem yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:
İbrahim Taşel
Zafer Öztürk
Orhan Albayrak
Onur Gözen
Enis Şener
Murat Tekin
Vedat Toy
Fuat Erez
Ali İhsan Gündoğdu

Son Güncelleme: Perşembe, 10 Kasım 2022 12:23

Gösterim: 1246


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.