Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
4+4+4 sistemi olumsuz sonuçlarını vermeye devam ediyor, İzmir'de kayıtlı öğrenci sayısı 70'e varan sınıflar bulunuyor.
AKP iktidarının getirdiği 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte öğrenciler, kalabalık sınıflarda eğitim almak zorunda kalıyor. Eğitim – öğretim yılı başlamadan önce uyarılarını yapan eğitimciler, şimdi öğrencilerle birlikte zorlu koşullarda ders yapmaya çalışıyor.
İzmir'deki okulların durumu inceleyen CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, bir sınıfta 50'ye yakın öğrencinin ders yapmaya çalıştığını söyledi. Okul okul öğrenci sayılarını belirleyen Aksünger, Karabağlar Duğrallar İlkokulu'ndaki bazı sınıflarda öğrenci sayısının 40 – 50 arasında, Karabağlar İlkkurşun İlkokulu'nda 2.,3. ve 4. sınıfların birleştirilmesiyle 40, 6.,7., ve 8. sınıflarda da 30'un üstünde olduğunu bildirdi.
Aksünger, okullar hakkında şu bilgileri verdi:
“Konak Kestelli Şerife Eczacıbaşı Okulu 5. sınıflar 45-50 kişidir. Karabağlar Mustafa Baykaş Ortaokulu'nda bazı şubelerdeki öğrenci 30’un üstündedir. Karabağlar Ahmet Ragıp Üzümcü ilkokulu ve ortaokulunda, kütüphane, laboratuvar sınıf olmuştur. Ortaokul bölümünde 7 saat eğitim yapılıyor. İlkokullarda 5 yaşındaki çocuklar buna uygun olarak saat 07.20’de derse başlıyor. Bu okulda 16 birinci sınıf var. Konak Gazi, Gültepe ve Karabağlar Şehit Gazeteci Hasan Tahsin ortaokullarında 5-6-7-8 sınıfların mevcudu 30’un üstünde. İTO Vakfı Süleyman Taştekin Endüstri Meslek Lisesi'nde 9. sınıflarda, bir sınıftaki kayıtlı öğrenci sayısını 70’in üzerinde olduğu belirlenmiştir. Konak Hakimiyet-i Milliye İlkokulu'nda 3. sınıf sayıları her sınıf için 40'ın üzerinde.”
Okul dışında...
Bir kısmı imam hatip yapılan Buca Hüseyin Avni Ateşoğlu İlköğretim Okulu'nun depoları, soyunma odaları ve kalorifer dairesinin sınıf yapıldığına dikkat çeken Aksünger, öğretmenler odasının bile sınıfa dönüştürüldüğünü, bu nedenle eğitimcilerin okul dışında bir mekanda buluşup çalıştığını söyledi. Öğrenci fazlalığı nedeniyle 60 aylık çocuklar 10 yaşındakilerin aynı sıra ve sınıfı paylaşmak zorunda kaldığına vurgu yapan Aksünger, “5 yaşındaki bir çocuk 10-12 yaş gurubu için düzenlenen sıralarda oturmakta, ayakları bile yere değmemektedir. Seçmeli olarak konulan “Bilim Teknolojileri”, “Zeka Oyunları” gibi dersleri kimin vereceği ve içeriğinin hala belli olmadığı söylenmektedir. Eğitim ve belgesi olmadan bir çok öğretmen kendi branşı dışında dersler vermeye zorlanmıştır. Bu hem öğretmeni hem de öğrenciyi zor durumda bırakan bir uygulamadır.
Zorunlu seçmeli derslerle çocukların haftalık ders saatleri saat artmış, bunun sonucu olarak 60 aylık çocuklar bazı okullarda sabah
Norm fazlası
Aksünger, öğretmenlerin durumunun daha kötü olduğunu, ülke genelinde norm fazlası duruma düşen öğretmen sayısının 30 bin olarak anıldığını anımsattı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'i istifaya çağıran Aksünger, 4+4+4 kesintili zorunlu eğitim uygulamasının durdurulması gerektiğini bildirdi.
(cumhuriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
4+4+4 sistemi olumsuz sonuçlarını vermeye devam ediyor, İzmir'de kayıtlı öğrenci sayısı 70'e varan sınıflar bulunuyor.
AKP iktidarının getirdiği 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte öğrenciler, kalabalık sınıflarda eğitim almak zorunda kalıyor. Eğitim – öğretim yılı başlamadan önce uyarılarını yapan eğitimciler, şimdi öğrencilerle birlikte zorlu koşullarda ders yapmaya çalışıyor.
İzmir'deki okulların durumu inceleyen CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger, bir sınıfta 50'ye yakın öğrencinin ders yapmaya çalıştığını söyledi. Okul okul öğrenci sayılarını belirleyen Aksünger, Karabağlar Duğrallar İlkokulu'ndaki bazı sınıflarda öğrenci sayısının 40 – 50 arasında, Karabağlar İlkkurşun İlkokulu'nda 2.,3. ve 4. sınıfların birleştirilmesiyle 40, 6.,7., ve 8. sınıflarda da 30'un üstünde olduğunu bildirdi.
Aksünger, okullar hakkında şu bilgileri verdi:
“Konak Kestelli Şerife Eczacıbaşı Okulu 5. sınıflar 45-50 kişidir. Karabağlar Mustafa Baykaş Ortaokulu'nda bazı şubelerdeki öğrenci 30’un üstündedir. Karabağlar Ahmet Ragıp Üzümcü ilkokulu ve ortaokulunda, kütüphane, laboratuvar sınıf olmuştur. Ortaokul bölümünde 7 saat eğitim yapılıyor. İlkokullarda 5 yaşındaki çocuklar buna uygun olarak saat 07.20’de derse başlıyor. Bu okulda 16 birinci sınıf var. Konak Gazi, Gültepe ve Karabağlar Şehit Gazeteci Hasan Tahsin ortaokullarında 5-6-7-8 sınıfların mevcudu 30’un üstünde. İTO Vakfı Süleyman Taştekin Endüstri Meslek Lisesi'nde 9. sınıflarda, bir sınıftaki kayıtlı öğrenci sayısını 70’in üzerinde olduğu belirlenmiştir. Konak Hakimiyet-i Milliye İlkokulu'nda 3. sınıf sayıları her sınıf için 40'ın üzerinde.”
Okul dışında...
Bir kısmı imam hatip yapılan Buca Hüseyin Avni Ateşoğlu İlköğretim Okulu'nun depoları, soyunma odaları ve kalorifer dairesinin sınıf yapıldığına dikkat çeken Aksünger, öğretmenler odasının bile sınıfa dönüştürüldüğünü, bu nedenle eğitimcilerin okul dışında bir mekanda buluşup çalıştığını söyledi. Öğrenci fazlalığı nedeniyle 60 aylık çocuklar 10 yaşındakilerin aynı sıra ve sınıfı paylaşmak zorunda kaldığına vurgu yapan Aksünger, “5 yaşındaki bir çocuk 10-12 yaş gurubu için düzenlenen sıralarda oturmakta, ayakları bile yere değmemektedir. Seçmeli olarak konulan “Bilim Teknolojileri”, “Zeka Oyunları” gibi dersleri kimin vereceği ve içeriğinin hala belli olmadığı söylenmektedir. Eğitim ve belgesi olmadan bir çok öğretmen kendi branşı dışında dersler vermeye zorlanmıştır. Bu hem öğretmeni hem de öğrenciyi zor durumda bırakan bir uygulamadır.
Zorunlu seçmeli derslerle çocukların haftalık ders saatleri saat artmış, bunun sonucu olarak 60 aylık çocuklar bazı okullarda sabah
Norm fazlası
Aksünger, öğretmenlerin durumunun daha kötü olduğunu, ülke genelinde norm fazlası duruma düşen öğretmen sayısının 30 bin olarak anıldığını anımsattı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'i istifaya çağıran Aksünger, 4+4+4 kesintili zorunlu eğitim uygulamasının durdurulması gerektiğini bildirdi.
(cumhuriyet)
Son Güncelleme: Cumartesi, 29 Eylül 2012 12:13
Gösterim: 3908
Suriye ordusu ile muhaliflerin savaşı, bölgedeki hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Kardeşi ölen ve savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli öğretmen, Şanlıurfa’da otellerde gündelik temizliğe giderek hayatını devam ettirmeye çalışıyor.
Suriye’nin Halep kentinde öğretmenlik yaparken okullarının yerle bir olması üzerine 2 çocuğunu alıp Türkiye’ye kaçan Ebtesam Waziro, çadır kentlerde kalmamak için kaçak olarak yaşıyor. Annesi, babası ve diğer yakınlarını Suriye’de bıraktığını belirten Waziro, gözyaşları içerisinde öğrencilerini bırakıp kaçtığını anlattı.
36 yaşındaki Suriyeli öğretmen, "Suriye’de savaş var, her taraf bombalanıyor. Ben de iki çocuğumla birlikte kaçak yollarla Türkiye’ye geldim. Kardeşim orada öldü. Savaş şiddetli bir şekilde devam ederken buraya geldim. Yıllarca okul okudum, öğretmenlik yapıyordum. Şimdi burada tuvalet temizliyor, bulaşık yıkıyorum. Bunlar çok zor geliyor. Allah razı olsun iş veriyorlar, sahip çıkıyorlar" dedi.
"Vurulmadık yer kalmadı"
Suriye’de Esad askerlerinin her yeri bombaladığını dile getiren Waziro, "Orada durumlar çok karışık. Vurulmadık yer kalmadı. Okullar vuruldu, camiler vuruldu. Ben de ne yapacağımı bilmediğim için kaçarak buraya sığındım. Öğretmenlik yaparken, gelip Türkiye’de günlük 20 TL’ye zor işlerde çalışmak zorunda kalıyorum. Esad olayları bu duruma getirdi. Allah onu Suriye'nin başından alsın. Umudumu yitirmedim, tekrar ülkeme dönmek istiyorum. İngilizce ve Arapça dersler verirken bu duruma düştüm. İnşallah bir gün yine öğretmenlik yapacağım" diye konuştu.
Günlük 20 TL’ye 12 saat temizlik yapan Waziro, bazen iş bulamadığını, çünkü kaçak olduğu için herkesin risk almadığını söyledi. Kendisi gibi birçok kişinin bu durumda olduğunu ifade eden Suriyeli öğretmen, kendilerine sahip çıkan Türkiye'ye de teşekkür etti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Suriye ordusu ile muhaliflerin savaşı, bölgedeki hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Kardeşi ölen ve savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli öğretmen, Şanlıurfa’da otellerde gündelik temizliğe giderek hayatını devam ettirmeye çalışıyor.
Suriye’nin Halep kentinde öğretmenlik yaparken okullarının yerle bir olması üzerine 2 çocuğunu alıp Türkiye’ye kaçan Ebtesam Waziro, çadır kentlerde kalmamak için kaçak olarak yaşıyor. Annesi, babası ve diğer yakınlarını Suriye’de bıraktığını belirten Waziro, gözyaşları içerisinde öğrencilerini bırakıp kaçtığını anlattı.
36 yaşındaki Suriyeli öğretmen, "Suriye’de savaş var, her taraf bombalanıyor. Ben de iki çocuğumla birlikte kaçak yollarla Türkiye’ye geldim. Kardeşim orada öldü. Savaş şiddetli bir şekilde devam ederken buraya geldim. Yıllarca okul okudum, öğretmenlik yapıyordum. Şimdi burada tuvalet temizliyor, bulaşık yıkıyorum. Bunlar çok zor geliyor. Allah razı olsun iş veriyorlar, sahip çıkıyorlar" dedi.
"Vurulmadık yer kalmadı"
Suriye’de Esad askerlerinin her yeri bombaladığını dile getiren Waziro, "Orada durumlar çok karışık. Vurulmadık yer kalmadı. Okullar vuruldu, camiler vuruldu. Ben de ne yapacağımı bilmediğim için kaçarak buraya sığındım. Öğretmenlik yaparken, gelip Türkiye’de günlük 20 TL’ye zor işlerde çalışmak zorunda kalıyorum. Esad olayları bu duruma getirdi. Allah onu Suriye'nin başından alsın. Umudumu yitirmedim, tekrar ülkeme dönmek istiyorum. İngilizce ve Arapça dersler verirken bu duruma düştüm. İnşallah bir gün yine öğretmenlik yapacağım" diye konuştu.
Günlük 20 TL’ye 12 saat temizlik yapan Waziro, bazen iş bulamadığını, çünkü kaçak olduğu için herkesin risk almadığını söyledi. Kendisi gibi birçok kişinin bu durumda olduğunu ifade eden Suriyeli öğretmen, kendilerine sahip çıkan Türkiye'ye de teşekkür etti.
Son Güncelleme: Cumartesi, 29 Eylül 2012 11:28
Gösterim: 1616
Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yaklaşık bir buçuk yıldır üzerinde çalıştığı yeni yasa çalışmalarının içeriği ortaya çıktı.
Yasa taslağını üniversite rektörleriyle paylaşan YÖK, eksiklerin giderilmesi için destek istedi. Değişikliklerin yeni anayasanın çıkarılmasına bağlandığı taslağa göre YÖK'ün ismi 'Türkiye Yükseköğretim Kurumu' olarak değiştirilecek. Devlet ve vakıf üniversitelerinden ayrı özel üniversiteler kurulabilecek. Yabancı yükseköğretim kurumları Türkiye'de, Türkiye'deki devlet üniversiteleri de yurtdışında yükseköğretim birimi açabilecek. Taslağa göre rektörleri artık üniversite konseyi seçecek. Cumhurbaşkanı atama yapmayacak.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), yaklaşık 1 buçuk yıldır üzerinde çalıştığı yasa taslağını rektörlerle paylaştı. Taslakta en dikkat çeken madde, rektör seçimleriyle ilgili. Buna göre artık rektörleri cumhurbaşkanı atamayacak. Önºcelikle Üniversite Konseyi kurulacak. 11 kişiden oluşması planlanan konseyde, 5 üye mevcut üniversiteden, 2 üye Bakanlar Kurulu tarafından, 2 üye YÖK tarafından, 1 üye ilgili üniversitenin mezunları arasından, son üye de üniversitenin bulunduğu ilde en çok vergi verenler arasından veya üniversiteye en çok bağışta bulunanlardan seçilecek. Konsey, kurulduktan sonra başvuru şartlarını açıklayacak. Oluşturulacak komisyon da başvuru yapan profesör adayları arasından gerekçesini açıklayarak 3 kişiyi belirleyecek. Bu 3 kişiden biri, Üniversite Konseyi tarafından seçilecek ve konsey başkanı tarafından atanacak. Vakıf üniversiteleri ve özel üniversitelerde ise rektörün, üniversite mütevelli heyeti tarafından teklif edilerek kurul tarafından atanması öngörülüyor.
Taslakta devlet üniversitelerindeki rektörün 5 yıllığına atanması üzerinde duruluyor. Bir kişinin aynı devlet üniversitesinde üst üste iki defa rektörlük yapamaması, bir devlet üniversitesinde üç bilim alanından (fen ve mühendislik bilimleri, sosyal ve beşeri bilimler, sağlık bilimleri olmak üzere) iki defa üst üste rektör seçilememesi öneriliyor. Öğrenci sayısının 50 binin üzerinde olduğu üniversitelerde de 5 rektör yardımcısı görevlendirileceği ifade ediliyor.
Devlet ve vakıf üniversitelerinin haricinde kurulabilecek özel üniversitelerle ilgili madde ise bir cümle olarak şu şekilde özetlendi: "Özel hukuk tüzel kişiliğini haiz ve YÖK'ün teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile özel yükseköğretim kurumları kurulabilecek."
Taslakta, Türkiye Yükseköğretim Kurumu'nun üyelerinin nasıl oluşturulacağı ile ilgili iki alternatif oluşturulduğu öğrenildi. Birinci alternatife göre 5 üye cumhurbaşkanı, 5 üye Bakanlar Kurulu, 5 üye rektörler kurulu ve 5 üye TBMM tarafından seçilecek. İkinci alternatifte 7 üyenin cumhurbaşkanı, 7 üye Bakanlar Kurulu ve 7 üyenin rektörler kurulu tarafından seçileceği ifade edildi.
(zaman)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) yaklaşık bir buçuk yıldır üzerinde çalıştığı yeni yasa çalışmalarının içeriği ortaya çıktı.
Yasa taslağını üniversite rektörleriyle paylaşan YÖK, eksiklerin giderilmesi için destek istedi. Değişikliklerin yeni anayasanın çıkarılmasına bağlandığı taslağa göre YÖK'ün ismi 'Türkiye Yükseköğretim Kurumu' olarak değiştirilecek. Devlet ve vakıf üniversitelerinden ayrı özel üniversiteler kurulabilecek. Yabancı yükseköğretim kurumları Türkiye'de, Türkiye'deki devlet üniversiteleri de yurtdışında yükseköğretim birimi açabilecek. Taslağa göre rektörleri artık üniversite konseyi seçecek. Cumhurbaşkanı atama yapmayacak.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), yaklaşık 1 buçuk yıldır üzerinde çalıştığı yasa taslağını rektörlerle paylaştı. Taslakta en dikkat çeken madde, rektör seçimleriyle ilgili. Buna göre artık rektörleri cumhurbaşkanı atamayacak. Önºcelikle Üniversite Konseyi kurulacak. 11 kişiden oluşması planlanan konseyde, 5 üye mevcut üniversiteden, 2 üye Bakanlar Kurulu tarafından, 2 üye YÖK tarafından, 1 üye ilgili üniversitenin mezunları arasından, son üye de üniversitenin bulunduğu ilde en çok vergi verenler arasından veya üniversiteye en çok bağışta bulunanlardan seçilecek. Konsey, kurulduktan sonra başvuru şartlarını açıklayacak. Oluşturulacak komisyon da başvuru yapan profesör adayları arasından gerekçesini açıklayarak 3 kişiyi belirleyecek. Bu 3 kişiden biri, Üniversite Konseyi tarafından seçilecek ve konsey başkanı tarafından atanacak. Vakıf üniversiteleri ve özel üniversitelerde ise rektörün, üniversite mütevelli heyeti tarafından teklif edilerek kurul tarafından atanması öngörülüyor.
Taslakta devlet üniversitelerindeki rektörün 5 yıllığına atanması üzerinde duruluyor. Bir kişinin aynı devlet üniversitesinde üst üste iki defa rektörlük yapamaması, bir devlet üniversitesinde üç bilim alanından (fen ve mühendislik bilimleri, sosyal ve beşeri bilimler, sağlık bilimleri olmak üzere) iki defa üst üste rektör seçilememesi öneriliyor. Öğrenci sayısının 50 binin üzerinde olduğu üniversitelerde de 5 rektör yardımcısı görevlendirileceği ifade ediliyor.
Devlet ve vakıf üniversitelerinin haricinde kurulabilecek özel üniversitelerle ilgili madde ise bir cümle olarak şu şekilde özetlendi: "Özel hukuk tüzel kişiliğini haiz ve YÖK'ün teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile özel yükseköğretim kurumları kurulabilecek."
Taslakta, Türkiye Yükseköğretim Kurumu'nun üyelerinin nasıl oluşturulacağı ile ilgili iki alternatif oluşturulduğu öğrenildi. Birinci alternatife göre 5 üye cumhurbaşkanı, 5 üye Bakanlar Kurulu, 5 üye rektörler kurulu ve 5 üye TBMM tarafından seçilecek. İkinci alternatifte 7 üyenin cumhurbaşkanı, 7 üye Bakanlar Kurulu ve 7 üyenin rektörler kurulu tarafından seçileceği ifade edildi.
(zaman)
Son Güncelleme: Cumartesi, 29 Eylül 2012 09:49
Gösterim: 1962
İstanbul'daki İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri'nin ücretli öğretmen listesine göre, İngilizce dersine tarla bitkileri, matematik dersine su ürünleri mezunları giriyor.
Yaklaşık 260 bin branş öğretmeni atama beklerken Milli Eğitim Bakanlığı, görevlendirme usulü ile öğretmen açığını kapatmaya çalışıyor.
Taraf gazetesinden Serkan Ayazoğlu'nun haberine göre öğrenciler, İngilizceyi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü mezunlarından, yapı ressamlığını Almanca öğretmeninden, matematiği Su Ürünleri Bölümü mezunlarından öğreniyor. Özel bir eğitime tabi tutulması gereken zihinsel engelliler ise, Beden Eğitimi Öğretmenliği mezunlarına emanet.
Ücretli öğretmenler için hiçbir formasyon şartı aranmazken, ihtiyaç duyulan yerlerde meslek lisesi mezunları bile ücretli öğretmenlik yapabiliyor.
Yoksul semtler için geçerli Kadrolu öğretmenler 2000-2500 TL arasında maaş alırken ücretli öğretmenler ayda en fazla 800 TL kazanabiliyor.
Bir haftalık eğitim yeter
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Zafer Kiraz, devletin piyasa mantığı ile ucuz "Bir haftalık eğitim yeter" deyip öğretmen yaptılar İstanbul'da devlet okulunda zihinsel engelliler öğretmenliği yapan bir Gazetecilik Bölümü mezunu yaşadıklarını anlattı:
"Okuldan mezun olup formasyon almıştım. Atanamayınca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne giderek ücretli öğretmenlik için başvurdum. Oradaki memur bana "Zihinsel engelliler öğretmeni olmak ister misin" dedi. Ben de o çocukların özel çocuklar olduklarını, bu konuda bir eğitimim olmadığını söyledim. Bana "Sen yapmasan iki senelik meslek yüksek okulu mezunları yapacak" dedi. Görevime başladım. İlk sene hiçbir eğitim almadım ikinci sene bana bir haftalık eğitim verdiler."
işgücü olarak ücretli öğretmenleri kullandığını belirterek, "Öğretmenlik mesleği, basitleştiriliyor. Ziraat Fakültesi mezununu İngilizce öğretmeni olarak görevlendirdiğinizde o çocuklar bir Anadolu lisesine bir fen lisesine girebilir mi? Sosyal bir ayrışma yaratmış olursunuz. Tarla Bitkileri Bölümü'nden mezun olan biri çocuklara sadece 'What is this? This is a penciP İngilizcesi öğretebilir. Bu açıkça yoksullar dil öğrenemez demektir. Genellikle yoksul bölgeler, köyler, kırsal bölgelerde bu öğretmenler görev yapıyor" dedi.
Taşeron devlet anlayışı
Konuyla ilgili olarak Tarafa, konuşan Atanamayan Öğretmenler Platformu'ndan Basri Ekici ise, "Ücretli öğretmenlikle, eğitim sektörü, vasıfsız öğretmen istihdam etti. Ne ders olsa girerim mantığını geliştirdi. Bu emek sömürüsünün ta kendisidir. Ücretli öğretmenlik sosyal devletten taşeron devlete geçişin belgesidir" diye konuştu.
Lisans mezunu öğretmen istiyoruz
Zihinsel Engelliler Federasyonu Başkanı Ömer Koç, zihinsel engelli derslerinin özel bir öneme sahip olduğunu belirterek bu bölüme rastgele öğretmen görevlendirilemeyeceğini söyledi.
Koç, "Bu konuyu Avrupa'ya gidip araştırdım. Türkiye'de kamuoyu yoldamaları yaptım. Biz Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem yaptık. Sloganımız şuydu: 'Hormonlu öğretmen istemiyoruz, Lisans eğitimini bu konuda yapmış öğretmen istiyoruz'. Bu eğitimin zihinsel engelli çoculdara hiçbir faydası olmaz. Zihinsel engelli çocuklar heba ediliyor" dedi.
Bakırköy Zihinsel Engellileri Eğitim Derneği Başkanı Nurgen Eryavuz da, "Özel rehabilitasyon merkezlerinde çocuk gelişimi mezunu olanları bile öğretmen olarak kabul etmiyorlar. Maalesef devlet okullarında böyle şeyler olabiliyor" diye konuştu.
(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
İstanbul'daki İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri'nin ücretli öğretmen listesine göre, İngilizce dersine tarla bitkileri, matematik dersine su ürünleri mezunları giriyor.
Yaklaşık 260 bin branş öğretmeni atama beklerken Milli Eğitim Bakanlığı, görevlendirme usulü ile öğretmen açığını kapatmaya çalışıyor.
Taraf gazetesinden Serkan Ayazoğlu'nun haberine göre öğrenciler, İngilizceyi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü mezunlarından, yapı ressamlığını Almanca öğretmeninden, matematiği Su Ürünleri Bölümü mezunlarından öğreniyor. Özel bir eğitime tabi tutulması gereken zihinsel engelliler ise, Beden Eğitimi Öğretmenliği mezunlarına emanet.
Ücretli öğretmenler için hiçbir formasyon şartı aranmazken, ihtiyaç duyulan yerlerde meslek lisesi mezunları bile ücretli öğretmenlik yapabiliyor.
Yoksul semtler için geçerli Kadrolu öğretmenler 2000-2500 TL arasında maaş alırken ücretli öğretmenler ayda en fazla 800 TL kazanabiliyor.
Bir haftalık eğitim yeter
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Zafer Kiraz, devletin piyasa mantığı ile ucuz "Bir haftalık eğitim yeter" deyip öğretmen yaptılar İstanbul'da devlet okulunda zihinsel engelliler öğretmenliği yapan bir Gazetecilik Bölümü mezunu yaşadıklarını anlattı:
"Okuldan mezun olup formasyon almıştım. Atanamayınca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne giderek ücretli öğretmenlik için başvurdum. Oradaki memur bana "Zihinsel engelliler öğretmeni olmak ister misin" dedi. Ben de o çocukların özel çocuklar olduklarını, bu konuda bir eğitimim olmadığını söyledim. Bana "Sen yapmasan iki senelik meslek yüksek okulu mezunları yapacak" dedi. Görevime başladım. İlk sene hiçbir eğitim almadım ikinci sene bana bir haftalık eğitim verdiler."
işgücü olarak ücretli öğretmenleri kullandığını belirterek, "Öğretmenlik mesleği, basitleştiriliyor. Ziraat Fakültesi mezununu İngilizce öğretmeni olarak görevlendirdiğinizde o çocuklar bir Anadolu lisesine bir fen lisesine girebilir mi? Sosyal bir ayrışma yaratmış olursunuz. Tarla Bitkileri Bölümü'nden mezun olan biri çocuklara sadece 'What is this? This is a penciP İngilizcesi öğretebilir. Bu açıkça yoksullar dil öğrenemez demektir. Genellikle yoksul bölgeler, köyler, kırsal bölgelerde bu öğretmenler görev yapıyor" dedi.
Taşeron devlet anlayışı
Konuyla ilgili olarak Tarafa, konuşan Atanamayan Öğretmenler Platformu'ndan Basri Ekici ise, "Ücretli öğretmenlikle, eğitim sektörü, vasıfsız öğretmen istihdam etti. Ne ders olsa girerim mantığını geliştirdi. Bu emek sömürüsünün ta kendisidir. Ücretli öğretmenlik sosyal devletten taşeron devlete geçişin belgesidir" diye konuştu.
Lisans mezunu öğretmen istiyoruz
Zihinsel Engelliler Federasyonu Başkanı Ömer Koç, zihinsel engelli derslerinin özel bir öneme sahip olduğunu belirterek bu bölüme rastgele öğretmen görevlendirilemeyeceğini söyledi.
Koç, "Bu konuyu Avrupa'ya gidip araştırdım. Türkiye'de kamuoyu yoldamaları yaptım. Biz Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem yaptık. Sloganımız şuydu: 'Hormonlu öğretmen istemiyoruz, Lisans eğitimini bu konuda yapmış öğretmen istiyoruz'. Bu eğitimin zihinsel engelli çoculdara hiçbir faydası olmaz. Zihinsel engelli çocuklar heba ediliyor" dedi.
Bakırköy Zihinsel Engellileri Eğitim Derneği Başkanı Nurgen Eryavuz da, "Özel rehabilitasyon merkezlerinde çocuk gelişimi mezunu olanları bile öğretmen olarak kabul etmiyorlar. Maalesef devlet okullarında böyle şeyler olabiliyor" diye konuştu.
(radikal)
Son Güncelleme: Cumartesi, 29 Eylül 2012 10:17
Gösterim: 1690
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, Eğitim Fakültesi mezunlarını atama beklentileriyle ilgili olarak 'Üniversiteden her mezun olanın devlet tarafından istihdam edileceği anlayışını anlamak mümkün değil' dedi.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer , “Üniversiteden mezun olduğu halde istihdam edilmesi konusunda sorun çıkan gençler üzerinden yanlış siyaset yapılıyor” dedi.
Dinçer, Balıkesir Üniversitesi'nin akademik yılı açılış töreninde, üniversitelerin bulundukları şehrin sosyoekonomik yapısına ivme kazandırdıklarını söyledi.
Her ile üniversite kurma hedefinin kısa vadedeki sonuçlarının bile geleceğe yönelik umutları ve inançlarını çoğaltan bir durum olduğunu ifade eden Dinçer, son 10 yılda üniversitelerdeki öğrenci sayısındaki artışın yüzde 129 şeklinde gerçekleştiğini bildirdi.
Öğretim elemanı sayısında da aynı dönemde yüzde 56'lık artış sağlandığını ve yüksek öğretimde okullaşma oranının yüzde 14,6'dan yüzde 35,5 yükseldiğini ifade eden Dinçer, şöyle konuştu:
“Özellikle son yıllarda üniversiteden mezun olan öğrencilerin iş, istihdam ve belki de Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen olarak çalıştırılmaları gerektiği konularında spekülasyonlar ve tartışmalar yapıldı. Üniversiteden mezun olduğu halde istihdam edilmesi konusunda sorun çıkan gençler üzerinden yanlış siyaset yapılıyor. Üniversitede okumak, sadece ve sadece istihdam edilmek için yeterli değildir. Artık üniversite mezunu olmak bile istihdam edilebilmek, tek başına ayakta kalmak, iş dünyasında rekabet gücü bulmak için yeterli bulunmuyor.”
Dinçer, Türkiye 'nin mevcut çağ nüfusunun yüzde 35'inin üniversitelerde okuduğunu anlatarak, “Türkiye'de her ile üniversite açmanın eleştiriliyor olmasını anlamak mümkün değil. Üniversiteden her mezun olanın devlet tarafından istihdam edileceği fikrine dayalı bir anlayışı takip etmeyi de anlamak mümkün değildir. Bütün nüfusunun yüzde 5'i üniversite mezunu olan yüzde 78'i lise mezunu olan toplumda uzman sayısının ne olduğunu tahmin edebilir misiniz?” diye konuştu. (radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Dinçer, Eğitim Fakültesi mezunlarını atama beklentileriyle ilgili olarak 'Üniversiteden her mezun olanın devlet tarafından istihdam edileceği anlayışını anlamak mümkün değil' dedi.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer , “Üniversiteden mezun olduğu halde istihdam edilmesi konusunda sorun çıkan gençler üzerinden yanlış siyaset yapılıyor” dedi.
Dinçer, Balıkesir Üniversitesi'nin akademik yılı açılış töreninde, üniversitelerin bulundukları şehrin sosyoekonomik yapısına ivme kazandırdıklarını söyledi.
Her ile üniversite kurma hedefinin kısa vadedeki sonuçlarının bile geleceğe yönelik umutları ve inançlarını çoğaltan bir durum olduğunu ifade eden Dinçer, son 10 yılda üniversitelerdeki öğrenci sayısındaki artışın yüzde 129 şeklinde gerçekleştiğini bildirdi.
Öğretim elemanı sayısında da aynı dönemde yüzde 56'lık artış sağlandığını ve yüksek öğretimde okullaşma oranının yüzde 14,6'dan yüzde 35,5 yükseldiğini ifade eden Dinçer, şöyle konuştu:
“Özellikle son yıllarda üniversiteden mezun olan öğrencilerin iş, istihdam ve belki de Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen olarak çalıştırılmaları gerektiği konularında spekülasyonlar ve tartışmalar yapıldı. Üniversiteden mezun olduğu halde istihdam edilmesi konusunda sorun çıkan gençler üzerinden yanlış siyaset yapılıyor. Üniversitede okumak, sadece ve sadece istihdam edilmek için yeterli değildir. Artık üniversite mezunu olmak bile istihdam edilebilmek, tek başına ayakta kalmak, iş dünyasında rekabet gücü bulmak için yeterli bulunmuyor.”
Dinçer, Türkiye 'nin mevcut çağ nüfusunun yüzde 35'inin üniversitelerde okuduğunu anlatarak, “Türkiye'de her ile üniversite açmanın eleştiriliyor olmasını anlamak mümkün değil. Üniversiteden her mezun olanın devlet tarafından istihdam edileceği fikrine dayalı bir anlayışı takip etmeyi de anlamak mümkün değildir. Bütün nüfusunun yüzde 5'i üniversite mezunu olan yüzde 78'i lise mezunu olan toplumda uzman sayısının ne olduğunu tahmin edebilir misiniz?” diye konuştu. (radikal)
Son Güncelleme: Cuma, 28 Eylül 2012 16:07
Gösterim: 1850

