Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Tuba KORKMAZ
MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü 

tuba_korkmaz_meb“2025 yılı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından ‘Aile Yılı’ olarak ilan edilmiştir. Bakanlık olarak bizler de aile ve iş hayatı dengesini koruyarak, eğitimde kadınların daha fazla yer almasını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; Eğitim öğretim sürecinde her öğrencinin ilgi, yetenek, beceri, eğilim ve millî değerlerimiz ile topyekûn başarıya ulaşma hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla yenilenen öğretim programlarında aileye düşen görev ve sorumlulukların önemine vurgu yapmak ve ebeveynlerin eğitim süreçlerine daha fazla dâhil olmasını sağlamak amacıyla ‘Maarif Modeli Ebeveyn Okulu Kurs Programı’ oluşturulmuştur.”

Bir kadın olarak MEB’in üst düzey yöneticileri arasında yer alıyorsunuz. Bize eğitim yaşamınızdan bahsedebilir misiniz? Eğitim yaşamınızı ve kariyerinizi belirleyen temel unsurlar neler oldu?
Konya’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi babamın mülki idare amiri olması dolayısıyla İngiltere'nin Salisbury şehri ve Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde tamamladım. Eğitim hayatım boyunca birçok şehir ve okul değişikliği yapmak durumunda kalmam, eğitimin ve öğretmenlik mesleğinin ne denli önemli olduğunu idrak etmemi ve tercih etmemi sağladı. Ayrıca ilgi ve yeteneklerimi iyi tanıyan anne ve babamın yönlendirmesi, meslek seçimimde önemli rol oynadı. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden onur derecesiyle mezun oldum. Genç yaşta yurt dışında eğitim almam ve yabancı dil öğrenme imkânı elde etmem kariyer seçimlerimi önemli ölçüde etkiledi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan Yurt Dışında Görevlendirilecek Öğretmenlerin Mesleki Yeterlilik ve Temsil Yeteneği sınavlarında başarılı olarak Suudi Arabistan Medine Uluslararası Türk Okulunda görevlendirildim. İlerleyen yıllarda Bakanlığımızın açtığı şube müdürlüğü sınavını kazandım. Görevimi yerine getirirken bir süre sonra kurumlar arası naklen geçişle Kültür ve Turizm Bakanlığı, AB ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığında Kültür Günleri- Yılları koordinatör şube müdürü olarak görev yaptım. Akabinde Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğüne daire başkanı olarak atandım. Uzun yıllar bu görevi yaptıktan sonra aynı genel müdürlükte genel müdür vekilli olarak görevlendirildim. 2023 Haziran ayı itibariyle Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış ilişkiler Genel Müdürü olarak atandım. Eğitim hayatım kariyerimi önemli ölçüde şekillendirdi.

KADINLAR EĞİTİMİN TEMEL TAŞIYICISI
MEB AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü ve bir kadın olarak eğitime yön veren bir konumda bulunuyorsunuz. MEB tüm kademelerinde kadın yönetici sayısının az olduğunu görüyoruz. Size göre bunun nedenleri nedir? Bir kadın olarak MEB’de kadın yönetici sayısının artması için neler yapılmalı?
Milli Eğitim Bakanlığı olarak, kadın istihdamının en yoğun olduğu kamu kurumlarından biriyiz. Örgün eğitim kurumlarında görev yapan yaklaşık 1 milyon 200 bin öğretmenin yarısından fazlası kadınlardan oluşmaktadır. Bu rakam, kadınların eğitimin temel taşıyıcılarından biri olduğunu göstermektedir. Eğitimci konumundaki kadınların gücünü maalesef aynı oranda yönetici konumunda göremiyoruz. Fakat her geçen gün kadın yönetici sayısında artış gözlemliyoruz. Bu artışta Bakanlığın kadın yöneticilerin çalışma ortamlarında yarattıkları olumlu katkıları görmesiyle destekleyici politikalar oluşturmasının çok büyük rol oynadığını düşünüyorum.

Toplumsal algılar ve geleneksel roller kadınların kariyer planlarını şekillendiriyor. Kadınların ailevi sorumlulukları nedeniyle yönetici pozisyonlarına aday olmaktan çekindikleri bir gerçek. Geleneksel olarak kadınların aile ve bakım sorumlulukları onların uzun ve esnek çalışma saatleri gerektiren yöneticilik pozisyonlarına yönelmesini zorlaştırabiliyor. Fakat kültürümüzden aldığımız mirasla kadınların ailevi sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirirken zarafet, hassasiyet ve disiplin ile yönetici pozisyonunda da fark yaratacaklarına inanıyorum. Kadın toplumsal rollerini aksatmadan yönetici konumunda başarılı olabilmesi doğru bir planlama ile elbette mümkün. Ayrıca kritik pozisyonlarda kadın yöneticilerin bulunması ve rol model olması, kariyerinin başındaki genç kadınlara ilham vermektedir.

KADIN LİDERLERİN SAYISINI ARTIRACAK PROJELERİ HIZLANDIRIYORUZ
Göreviniz gereği yurtdışını da yakından takip ediyorsunuz. Yurtdışındaki kadınların konumuna baktığınızda ne söyleyebilirsiniz?
Yurtdışında kadınların konumu, ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da, kadınların iş gücüne katılımı artmış, eğitimde ve politikada fırsat eşitliği sağlanmaya yönelik önemli adımlar atılmıştır. Ancak, dünyanın birçok bölgesinde, özellikle bazı Asya ve Orta Doğu ülkelerinde, kadınların çalışma hayatına katılım oranı sınırlı kalmaktadır ve kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmalarını zorlaştırmaktadır. Dünya genelinde kadınların siyasi temsilinin ve liderlik pozisyonlarında yer almasının henüz yeterli seviyeye ulaşmadığını söylemek mümkündür. Dolayısıyla, kadınların toplumdaki konumunu güçlendirmek adına atılması gereken daha çok adım vardır. Bizler de Bakanlık olarak, uluslararası deneyimleri yakından takip ediyor ve kadınların eğitim yönetiminde daha aktif olmalarını sağlayacak yapısal reformları hayata geçirmeyi önemsiyoruz. Türkiye’de kadın liderlerin sayısını artırmak için geliştirdiğimiz projelerle bu dönüşümü hızlandırmaya devam ediyoruz.

KIZ ÇOCUKLARIN OKULLAŞMA ORANI YÜKSELİYOR
Genel Müdürlüğünüz çerçevesinde kız çocuklarının eğitimi ve geleceği için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Kız çocuklarına sağlanan burslar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kadını korumak ve ona hak ettiği değeri vermek, bir medeniyetin inşasında çok kritiktir. Kız çocuklarının eğitimi meselesi, sorumluluğumuzun en temel ve hayati gerekliliklerinden biridir. Gerek Anayasamızla gerekse ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan eğitim hakkının eksiksiz tahakkuk etmesi için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı olarak, Türkiye’nin eğitim sisteminin geleceğini şekillendirmeyi amaçlayan, eğitimde kaliteyi, fırsat eşitliğini ve sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir vizyon, ülkenin eğitim politikalarında kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesine yönelik pek çok strateji ve uygulamalar verilere de yansımaktadır. OECD istatistiklerine göre, Türkiye'de kız çocuklarının okullaşma oranı son yıllarda artış göstermiştir. Bakanlığımız çeşitli birimleri tarafından yürütülen projelerin tamamının etkili ve verimli bir şekilde hayata geçmesi için koordinasyon görevi genel müdürlüğümüzün sorumluluğundadır. Kız çocukları özelinde yürütülen çok sayıda projeyi destekliyoruz. Ayrıca Genel Müdürlüğümüz bünyesinde yabancı hükümetler tarafından verilen birçok bursun koordinasyonu da yürütülmektedir ve bu burslardan yüksek oranda kız öğrenciler faydalanmaktadır. 

KADINLAR ÇALIŞMA HAYATINA ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLIYOR
İş dünyasında kadınların daha fazla yer almaya başladığı bir dönemdeyiz. İş dünyasında kadınların yarattığı farklar nelerdir?
Son yıllarda kadınların iş dünyasında daha fazla temsil edilmesi, çalışma hayatına kıymetli katkılar sağlamaktadır. Kadınların iş dünyasına katılımı, hem ekonomik büyümeyi hem de iş yerlerinde çeşitlilik ve inovasyonu arttırmaktadır. Çeşitli perspektifler, daha sağlıklı ve sürdürülebilir iş kararlarının alınmasına olanak tanımaktadır.

Kadın liderler daha empatik ve işbirliğine dayalı bir yönetim tarzı benimseyebilirler, bu da iş yerinde daha kapsayıcı bir ortamın yaratılması ve çalışan motivasyonunun artırılması noktasında önemli katkılar sağlamaktadır. Ayrıca, kadınların iş dünyasında daha fazla yer alması, aile hayatı ve iş hayatının daha iyi dengelenmesine yönelik politikalar oluşturulmasına vesile olmaktadır. Kadınların iş gücüne katılımı, özellikle esnek çalışma saatleri ve ebeveyn izni gibi aile dostu politikalara olan talebi artırmakta, bu da daha dengeli bir iş ve aile ortamının yaratılmasına katkı sağlamaktadır.
Bildiğiniz gibi, On İkinci Kalkınma Planı doğrultusunda; ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik yapılan çalışmaların ivme kazandığı son dönemde genç nüfusun korunması, geçmişten günümüze aktarılan değer ve kültürel kimliğin muhafaza edilmesi, aile kurumunun güçlendirilmesi için kapsamlı önlemlerin alınması ihtiyacına binaen ülkemizdeki kurumlar aracılığıyla çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da aile kurumuna büyük önem vermekte ve güçlü bir toplumun temel taşının güçlü bir aile yapısı olduğunu vurgulamaktadır. 2025 yılı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından “Aile Yılı” olarak ilan edilmiştir.
Bakanlık olarak bizler de aile ve iş hayatı dengesini koruyarak, eğitimde kadınların daha fazla yer almasını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; Eğitim öğretim sürecinde her öğrencinin ilgi, yetenek, beceri, eğilim ve millî değerlerimiz ile topyekûn başarıya ulaşma hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla yenilenen öğretim programlarında aileye düşen görev ve sorumlulukların önemine vurgu yapmak ve ebeveynlerin eğitim süreçlerine daha fazla dâhil olmasını sağlamak amacıyla "Maarif Modeli Ebeveyn Okulu Kurs Programı" oluşturulmuştur.

Eğitim sektörü kadınlar için hangi zorlukları barındırıyor? Eğitimde kadın yönetici olmanın kolay ve zor yanları nelerdir? Eğitim dünyası kadın yeteneklerinden yeterince faydalanabiliyor mu?
Eğitim sektörü, kadınlar için birçok fırsat sunmakla birlikte, bazı zorlukları da beraberinde getirmektedir. Kadınların özellikle yönetici pozisyonlarına yükselmelerini engelleyen faktörler arasında, toplumsal rolleri ile iş hayatını dengelemede yaşadıkları güçlükle sayılabilir. Ancak kadın fıtratı gereği organizasyon becerisi üst düzeydedir. Bu becerilerini kullandığı zaman zorluklarda kolaylaşacaktır. Ayrıca kadınların eğitimde liderlik pozisyonlarında yer almasına yönelik teşvik edici Bakanlık politikaları artması kadınları desteklemektedir. Eğitim sektöründe kadın liderlerin daha fazla yer alması, sadece kadınların toplumsal statülerini değil, aynı zamanda eğitim sistemlerinin de daha kapsayıcı şekilde işlemesine imkan tanıyacaktır.

KADIN YÖNETİCİLER EĞİTİMİN GELECEĞİNE 
YÖN VERECEK STRATEJİLERİ ÖĞRENMELİLER
Eğitim dünyasında kadın yönetici olmak isteyen kadınlara ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Yönetici adayı kadın çalışanların kişisel ve profesyonel gelişimlerini destekleyici adımlar atmaları değerlidir. İlk olarak, kendine güvenmeli ve kendi liderlik becerilerini tanımalılardır. Eğitim sektöründe başarılı bir yönetici olmak, yalnızca bilgi ve deneyim değil, aynı zamanda güçlü bir liderlik vizyonu, empati ve insan yönetimi becerilerini de gerektirir. Kadınların bu becerileri geliştirmeleri ve kendi liderlik tarzlarını keşfetmeleri, onların daha etkili yöneticiler olmalarını sağlar.

İkinci olarak, eğitim yöneticisi olmak isteyen kadınların sürekli öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye açık olmaları gerekir. Eğitim sektörü dinamik bir alandır ve bu alanda liderlik yapmak, yeni gelişmeleri takip etmeyi, değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlamayı ve yenilikçi yaklaşımlar geliştirmeyi gerektirir. Kadınların, eğitimin geleceğine yön verebilecek stratejileri öğrenmeleri ve uygulamaları, onların sektördeki etkilerini artıracaktır.
Kısacası, eğitim dünyasında yönetici olmak isteyen kadınlara tavsiyem; kendi potansiyellerine güvenmeleri, sürekli olarak öğrenmeye açık olmaları, karşılaştıkları engellere karşı dirençli olmaları, güçlü bir destek ağı kurmaları ve özellikle aile hayatlarını ihmal etmeden, toplumsal rollerini kabul ederek kariyerlerinde dengeyi sağlamaya yönelik stratejiler geliştirmeleridir.

 

> ‘Bakanlığın destekleyici politikalarıyla eğitimde kadın yönetici sayısı artıyor’

Tuba KORKMAZ
MEB Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürü 

tuba_korkmaz_meb“2025 yılı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından ‘Aile Yılı’ olarak ilan edilmiştir. Bakanlık olarak bizler de aile ve iş hayatı dengesini koruyarak, eğitimde kadınların daha fazla yer almasını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; Eğitim öğretim sürecinde her öğrencinin ilgi, yetenek, beceri, eğilim ve millî değerlerimiz ile topyekûn başarıya ulaşma hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla yenilenen öğretim programlarında aileye düşen görev ve sorumlulukların önemine vurgu yapmak ve ebeveynlerin eğitim süreçlerine daha fazla dâhil olmasını sağlamak amacıyla ‘Maarif Modeli Ebeveyn Okulu Kurs Programı’ oluşturulmuştur.”

Bir kadın olarak MEB’in üst düzey yöneticileri arasında yer alıyorsunuz. Bize eğitim yaşamınızdan bahsedebilir misiniz? Eğitim yaşamınızı ve kariyerinizi belirleyen temel unsurlar neler oldu?
Konya’da doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi babamın mülki idare amiri olması dolayısıyla İngiltere'nin Salisbury şehri ve Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde tamamladım. Eğitim hayatım boyunca birçok şehir ve okul değişikliği yapmak durumunda kalmam, eğitimin ve öğretmenlik mesleğinin ne denli önemli olduğunu idrak etmemi ve tercih etmemi sağladı. Ayrıca ilgi ve yeteneklerimi iyi tanıyan anne ve babamın yönlendirmesi, meslek seçimimde önemli rol oynadı. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği bölümünden onur derecesiyle mezun oldum. Genç yaşta yurt dışında eğitim almam ve yabancı dil öğrenme imkânı elde etmem kariyer seçimlerimi önemli ölçüde etkiledi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açılan Yurt Dışında Görevlendirilecek Öğretmenlerin Mesleki Yeterlilik ve Temsil Yeteneği sınavlarında başarılı olarak Suudi Arabistan Medine Uluslararası Türk Okulunda görevlendirildim. İlerleyen yıllarda Bakanlığımızın açtığı şube müdürlüğü sınavını kazandım. Görevimi yerine getirirken bir süre sonra kurumlar arası naklen geçişle Kültür ve Turizm Bakanlığı, AB ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığında Kültür Günleri- Yılları koordinatör şube müdürü olarak görev yaptım. Akabinde Milli Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğüne daire başkanı olarak atandım. Uzun yıllar bu görevi yaptıktan sonra aynı genel müdürlükte genel müdür vekilli olarak görevlendirildim. 2023 Haziran ayı itibariyle Milli Eğitim Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış ilişkiler Genel Müdürü olarak atandım. Eğitim hayatım kariyerimi önemli ölçüde şekillendirdi.

KADINLAR EĞİTİMİN TEMEL TAŞIYICISI
MEB AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü ve bir kadın olarak eğitime yön veren bir konumda bulunuyorsunuz. MEB tüm kademelerinde kadın yönetici sayısının az olduğunu görüyoruz. Size göre bunun nedenleri nedir? Bir kadın olarak MEB’de kadın yönetici sayısının artması için neler yapılmalı?
Milli Eğitim Bakanlığı olarak, kadın istihdamının en yoğun olduğu kamu kurumlarından biriyiz. Örgün eğitim kurumlarında görev yapan yaklaşık 1 milyon 200 bin öğretmenin yarısından fazlası kadınlardan oluşmaktadır. Bu rakam, kadınların eğitimin temel taşıyıcılarından biri olduğunu göstermektedir. Eğitimci konumundaki kadınların gücünü maalesef aynı oranda yönetici konumunda göremiyoruz. Fakat her geçen gün kadın yönetici sayısında artış gözlemliyoruz. Bu artışta Bakanlığın kadın yöneticilerin çalışma ortamlarında yarattıkları olumlu katkıları görmesiyle destekleyici politikalar oluşturmasının çok büyük rol oynadığını düşünüyorum.

Toplumsal algılar ve geleneksel roller kadınların kariyer planlarını şekillendiriyor. Kadınların ailevi sorumlulukları nedeniyle yönetici pozisyonlarına aday olmaktan çekindikleri bir gerçek. Geleneksel olarak kadınların aile ve bakım sorumlulukları onların uzun ve esnek çalışma saatleri gerektiren yöneticilik pozisyonlarına yönelmesini zorlaştırabiliyor. Fakat kültürümüzden aldığımız mirasla kadınların ailevi sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirirken zarafet, hassasiyet ve disiplin ile yönetici pozisyonunda da fark yaratacaklarına inanıyorum. Kadın toplumsal rollerini aksatmadan yönetici konumunda başarılı olabilmesi doğru bir planlama ile elbette mümkün. Ayrıca kritik pozisyonlarda kadın yöneticilerin bulunması ve rol model olması, kariyerinin başındaki genç kadınlara ilham vermektedir.

KADIN LİDERLERİN SAYISINI ARTIRACAK PROJELERİ HIZLANDIRIYORUZ
Göreviniz gereği yurtdışını da yakından takip ediyorsunuz. Yurtdışındaki kadınların konumuna baktığınızda ne söyleyebilirsiniz?
Yurtdışında kadınların konumu, ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da, kadınların iş gücüne katılımı artmış, eğitimde ve politikada fırsat eşitliği sağlanmaya yönelik önemli adımlar atılmıştır. Ancak, dünyanın birçok bölgesinde, özellikle bazı Asya ve Orta Doğu ülkelerinde, kadınların çalışma hayatına katılım oranı sınırlı kalmaktadır ve kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmalarını zorlaştırmaktadır. Dünya genelinde kadınların siyasi temsilinin ve liderlik pozisyonlarında yer almasının henüz yeterli seviyeye ulaşmadığını söylemek mümkündür. Dolayısıyla, kadınların toplumdaki konumunu güçlendirmek adına atılması gereken daha çok adım vardır. Bizler de Bakanlık olarak, uluslararası deneyimleri yakından takip ediyor ve kadınların eğitim yönetiminde daha aktif olmalarını sağlayacak yapısal reformları hayata geçirmeyi önemsiyoruz. Türkiye’de kadın liderlerin sayısını artırmak için geliştirdiğimiz projelerle bu dönüşümü hızlandırmaya devam ediyoruz.

KIZ ÇOCUKLARIN OKULLAŞMA ORANI YÜKSELİYOR
Genel Müdürlüğünüz çerçevesinde kız çocuklarının eğitimi ve geleceği için hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Kız çocuklarına sağlanan burslar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kadını korumak ve ona hak ettiği değeri vermek, bir medeniyetin inşasında çok kritiktir. Kız çocuklarının eğitimi meselesi, sorumluluğumuzun en temel ve hayati gerekliliklerinden biridir. Gerek Anayasamızla gerekse ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan eğitim hakkının eksiksiz tahakkuk etmesi için büyük bir gayretle çalışıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı olarak, Türkiye’nin eğitim sisteminin geleceğini şekillendirmeyi amaçlayan, eğitimde kaliteyi, fırsat eşitliğini ve sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir vizyon, ülkenin eğitim politikalarında kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesine yönelik pek çok strateji ve uygulamalar verilere de yansımaktadır. OECD istatistiklerine göre, Türkiye'de kız çocuklarının okullaşma oranı son yıllarda artış göstermiştir. Bakanlığımız çeşitli birimleri tarafından yürütülen projelerin tamamının etkili ve verimli bir şekilde hayata geçmesi için koordinasyon görevi genel müdürlüğümüzün sorumluluğundadır. Kız çocukları özelinde yürütülen çok sayıda projeyi destekliyoruz. Ayrıca Genel Müdürlüğümüz bünyesinde yabancı hükümetler tarafından verilen birçok bursun koordinasyonu da yürütülmektedir ve bu burslardan yüksek oranda kız öğrenciler faydalanmaktadır. 

KADINLAR ÇALIŞMA HAYATINA ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLIYOR
İş dünyasında kadınların daha fazla yer almaya başladığı bir dönemdeyiz. İş dünyasında kadınların yarattığı farklar nelerdir?
Son yıllarda kadınların iş dünyasında daha fazla temsil edilmesi, çalışma hayatına kıymetli katkılar sağlamaktadır. Kadınların iş dünyasına katılımı, hem ekonomik büyümeyi hem de iş yerlerinde çeşitlilik ve inovasyonu arttırmaktadır. Çeşitli perspektifler, daha sağlıklı ve sürdürülebilir iş kararlarının alınmasına olanak tanımaktadır.

Kadın liderler daha empatik ve işbirliğine dayalı bir yönetim tarzı benimseyebilirler, bu da iş yerinde daha kapsayıcı bir ortamın yaratılması ve çalışan motivasyonunun artırılması noktasında önemli katkılar sağlamaktadır. Ayrıca, kadınların iş dünyasında daha fazla yer alması, aile hayatı ve iş hayatının daha iyi dengelenmesine yönelik politikalar oluşturulmasına vesile olmaktadır. Kadınların iş gücüne katılımı, özellikle esnek çalışma saatleri ve ebeveyn izni gibi aile dostu politikalara olan talebi artırmakta, bu da daha dengeli bir iş ve aile ortamının yaratılmasına katkı sağlamaktadır.
Bildiğiniz gibi, On İkinci Kalkınma Planı doğrultusunda; ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik yapılan çalışmaların ivme kazandığı son dönemde genç nüfusun korunması, geçmişten günümüze aktarılan değer ve kültürel kimliğin muhafaza edilmesi, aile kurumunun güçlendirilmesi için kapsamlı önlemlerin alınması ihtiyacına binaen ülkemizdeki kurumlar aracılığıyla çeşitli çalışmalar yürütülüyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da aile kurumuna büyük önem vermekte ve güçlü bir toplumun temel taşının güçlü bir aile yapısı olduğunu vurgulamaktadır. 2025 yılı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından “Aile Yılı” olarak ilan edilmiştir.
Bakanlık olarak bizler de aile ve iş hayatı dengesini koruyarak, eğitimde kadınların daha fazla yer almasını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; Eğitim öğretim sürecinde her öğrencinin ilgi, yetenek, beceri, eğilim ve millî değerlerimiz ile topyekûn başarıya ulaşma hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla yenilenen öğretim programlarında aileye düşen görev ve sorumlulukların önemine vurgu yapmak ve ebeveynlerin eğitim süreçlerine daha fazla dâhil olmasını sağlamak amacıyla "Maarif Modeli Ebeveyn Okulu Kurs Programı" oluşturulmuştur.

Eğitim sektörü kadınlar için hangi zorlukları barındırıyor? Eğitimde kadın yönetici olmanın kolay ve zor yanları nelerdir? Eğitim dünyası kadın yeteneklerinden yeterince faydalanabiliyor mu?
Eğitim sektörü, kadınlar için birçok fırsat sunmakla birlikte, bazı zorlukları da beraberinde getirmektedir. Kadınların özellikle yönetici pozisyonlarına yükselmelerini engelleyen faktörler arasında, toplumsal rolleri ile iş hayatını dengelemede yaşadıkları güçlükle sayılabilir. Ancak kadın fıtratı gereği organizasyon becerisi üst düzeydedir. Bu becerilerini kullandığı zaman zorluklarda kolaylaşacaktır. Ayrıca kadınların eğitimde liderlik pozisyonlarında yer almasına yönelik teşvik edici Bakanlık politikaları artması kadınları desteklemektedir. Eğitim sektöründe kadın liderlerin daha fazla yer alması, sadece kadınların toplumsal statülerini değil, aynı zamanda eğitim sistemlerinin de daha kapsayıcı şekilde işlemesine imkan tanıyacaktır.

KADIN YÖNETİCİLER EĞİTİMİN GELECEĞİNE 
YÖN VERECEK STRATEJİLERİ ÖĞRENMELİLER
Eğitim dünyasında kadın yönetici olmak isteyen kadınlara ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Yönetici adayı kadın çalışanların kişisel ve profesyonel gelişimlerini destekleyici adımlar atmaları değerlidir. İlk olarak, kendine güvenmeli ve kendi liderlik becerilerini tanımalılardır. Eğitim sektöründe başarılı bir yönetici olmak, yalnızca bilgi ve deneyim değil, aynı zamanda güçlü bir liderlik vizyonu, empati ve insan yönetimi becerilerini de gerektirir. Kadınların bu becerileri geliştirmeleri ve kendi liderlik tarzlarını keşfetmeleri, onların daha etkili yöneticiler olmalarını sağlar.

İkinci olarak, eğitim yöneticisi olmak isteyen kadınların sürekli öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye açık olmaları gerekir. Eğitim sektörü dinamik bir alandır ve bu alanda liderlik yapmak, yeni gelişmeleri takip etmeyi, değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlamayı ve yenilikçi yaklaşımlar geliştirmeyi gerektirir. Kadınların, eğitimin geleceğine yön verebilecek stratejileri öğrenmeleri ve uygulamaları, onların sektördeki etkilerini artıracaktır.
Kısacası, eğitim dünyasında yönetici olmak isteyen kadınlara tavsiyem; kendi potansiyellerine güvenmeleri, sürekli olarak öğrenmeye açık olmaları, karşılaştıkları engellere karşı dirençli olmaları, güçlü bir destek ağı kurmaları ve özellikle aile hayatlarını ihmal etmeden, toplumsal rollerini kabul ederek kariyerlerinde dengeyi sağlamaya yönelik stratejiler geliştirmeleridir.

 

Son Güncelleme: Cuma, 21 Mart 2025 11:12

Gösterim: 3376

İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyeliği görevini sürdürürken Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak atanan Prof. Dr. İrfan Erdoğan, 3 yıldır bu görevi yürütüyordu. 3 yıllık dekanlık süresinin ardından görevi bırakan Prof. Erdoğan, Türk eğitim sisteminin gelişmesi ve derinleşmesi için çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.

irfan_erdogan2006 – 2008 yılları arasında MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olarak da görev yapan Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın eğitim alanında birçok kitabı bulunuyor. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun hayatını anlattığı otobiyografik romanı ile dikkatleri çeken Prof. Erdoğan, Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu ile ortak bir kitap çalışmasına imza atarak, çok satan yazarlar arasına katılmıştı. Erdoğan, sayısız makalesi ve konferanslarıyla eğitim alanına yaptığı değerli katkıları ile tanınıyor.

> Prof. Dr. İrfan Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı görevinden ayrıldı

İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyeliği görevini sürdürürken Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı olarak atanan Prof. Dr. İrfan Erdoğan, 3 yıldır bu görevi yürütüyordu. 3 yıllık dekanlık süresinin ardından görevi bırakan Prof. Erdoğan, Türk eğitim sisteminin gelişmesi ve derinleşmesi için çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.

irfan_erdogan2006 – 2008 yılları arasında MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olarak da görev yapan Prof. Dr. İrfan Erdoğan’ın eğitim alanında birçok kitabı bulunuyor. İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun hayatını anlattığı otobiyografik romanı ile dikkatleri çeken Prof. Erdoğan, Prof. Dr. Doğan Cüceloğlu ile ortak bir kitap çalışmasına imza atarak, çok satan yazarlar arasına katılmıştı. Erdoğan, sayısız makalesi ve konferanslarıyla eğitim alanına yaptığı değerli katkıları ile tanınıyor.

Son Güncelleme: Perşembe, 06 Mart 2025 11:20

Gösterim: 1093

DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bu yana, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumu olarak çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. Çalışan bağlılığını oluşturmak ve artırmak için gerçekleştirilen İK uygulamaları ile ilgili olarak, DAS Akademie İK Müdürü Hande Sucuka sorularımızı yanıtladı. 

hande_sucuka_das_akademieDAS Akademie hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?
Ülkeler, insanlar ve kültürler arasındaki iletişim engellerini ortadan kaldırmak; faaliyet gösterdiğimiz tüm branşlarda, gelenekselden güç alarak ve yenilikçi metotlar ile dil eğitim sistemleri tasarlayarak, yabancı dil eğitimi alanında dünya çapında akla gelen ilk isimlerden olmak vizyonuyla hareket ediyoruz. DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bugüne kadar, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumudur. İzmir, Berlin ve İstanbul merkezlerinde görev alan 60’ın üzerinde çalışanıyla, AB Dil Standartları doğrultusunda Almanca eğitimleri vermekte, uluslararası geçerliliğe sahip telc sınavlarını düzenlemekte, dil kampları organize etmekte, yurtdışı eğitim danışmanlığı yapmakta, dijital ve basılı yayıncılık faaliyetlerinde bulunmaktadır. LTA Teknoloji A.Ş. ise, DAS Akademie bünyesinde faaliyet gösteren yazılım ve teknoloji firmamızdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji, kendi kulvarında dünyada ilk ve tek olma özelliğine sahip İnteraktif Almanca Öğrenme Platformu Minticity’nin de yaratıcısıdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji A.Ş.; Eğitim, Eğitim Operasyonları, Mali İşler, Satış, Eğitim İnovasyon, Kurumsal İletişim, İdari İşler, İnsan Kaynakları, Minticity Akademik Koordinatörlüğü ve Yazılım departmanlarından oluşmaktadır. DAS Akademie’de Kadın çalışan oranımız %56 iken erkek çalışan oranı %44’tür. Çalışanlarımızın yaş ortalaması yaklaşık 38’dir.

STRATEJİK ROL ÜSTLENİYORUZ
Bu yapı içerisinde İK’nın nasıl bir yeri var? Hangi süreçleri yönetiyorsunuz?
İK departmanı olarak; önceliğimiz Kurumumuzun genel başarısına önemli katkılarda bulunmak. İK, yalnızca personel alımı ve bordro işlemleri gibi günlük operasyonel görevlerle sınırlı kalmamalı ve Personel müdürlüğü kavramından stratejik rolleri ile de ayrışmalıdır. Bu açıdan BİZ; aynı zamanda, Kurumumuzun uzun vadeli hedeflerine ulaşmasında stratejik bir rol üstlenmekteyiz.
Kurumumuzun ihtiyaçlarına uygun nitelikli iş gücünü sağlamak için uzun vadeli iş gücü planlarının geliştirilmesi, personellerimizin performanslarını değerlendirmek için sistem ve süreçlerin geliştirilmesi, yalnızca verimlilik artırmaya yönelik değil aynı zamanda karşılıklı doğru süreçlerin işletilerek çalışanların motivasyonunun ve bağlılığının güçlendirilmesine yönelik stratejilerin geliştirilerek işletilmesi hatta iyileştirilmesi, Kurumumuzun misyonu ve vizyonuyla uyumlu bir çalışma ortamının oluşturulması, hem tüm personellerin pozitif bir deneyim yaşaması hem de onların verimliliğini artıran bir Kurum olarak itibarımızın sürekliliğinin sağlanması yönünde İK Departmanı olarak önemli bir rol oynamaktayız.

Çalışanlarınıza yönelik İK ve motivasyonel uygulamalarınızı anlatır mısınız?
Çalışanlarımızın motivasyonunu artırmak için “Açık ve şeffaf bir iletişim kültürü” oluşturuyoruz. Düzenli olarak geri bildirimlerle çalışanlarımızın görüş ve önerilerini alıyor, 2 ayda bir İdari Birim Müdürleri toplantıları yaparak Birim Müdürleri ile geri bildirimleri paylaşıp, süreçlerde iyileştirmeler için stratejik olarak efektif değerlendirmeler oluşturuyoruz.
Yılda 2 defa 6’şar aylık periyodlarla; “Personelin burada çalışmaya ihtiyacı var” mottosu ile değil, “Personel burada çalışmayı istemeli” bakış açısı ile yaklaşarak gerçek yaratıcılığı, üretkenliği, verimliliği ve bağlılığı ortaya çıkarmak amacıyla, “Personelin Sesini Dinleme” niteliğinde, herhangi bir sayısal ölçek ve puanlama ile yürütmediğimiz, personelimize ve ileteceklerine değer verdiğimizi de hissettirdiğimiz “Çalışan Memnuniyet Anketleri” düzenliyoruz. Personellerimizin memnuniyetini artırmaya yönelik stratejiler geliştirecek yönde çalışıyoruz.
Düzenli olarak her yıl, ilgili yeni yıla güçlü bir başlangıç yapmak adına KICK OFF etkinliği düzenliyoruz. Hep birlikte aynı çatı altında buluşarak hedeflerimizi değerlendiriyor, yeni yıl için heyecan verici gelişmeleri ve planları konuşuyoruz.
Çalışanlarımızın sağlığı bizim için çok önemli. Çalışanlarımızın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı tamamlayıcı sağlık sigortası, karşılaşabilecekleri olası bir kaza durumunda güvence altına alınmaları amaçlı Ferdi Kaza Sigortası imkânı sağlıyoruz. Tüm çalışanlarımıza, yasal izin hakları dışında doğum günlerinde "Doğum Günü Bonus İzni" hakkı tanıyarak, kendilerine özel bir zaman yaratmalarına ve keyifli bir gün geçirmelerine olanak sunuyoruz. Ekip ruhuyla birlikte olacağımız milli bayramları, resmî tatilleri, özel ve önemli günleri oldukça önemsiyor, bu günlerde farklı etkinlikler gerçekleştiriyor ve çalışanlarımız ile hediyeler paylaşıyoruz. Çalışanlarımıza ve ailelerine, yan hak olarak ücretsiz yararlanabilecekleri Almanca eğitim imkânını sunuyoruz.

İnsan Kaynakları yönetimi önümüzdeki yıllarda nasıl bir evrim geçirecek? İK'nın gelecekteki rolü hakkında öngörüleriniz nelerdir?
Veriye dayalı kararlar, İK'nın gelecekteki en önemli odaklarından biri olacak. Çalışanların verimliliği, bağlılık oranları, eğitim ihtiyaçları ve işe alım başarıları gibi veriler, İK'nın karar alma süreçlerini daha da şekillendirecek. Veri analitiği, daha kişiselleştirilmiş İK stratejileri ve çözümleri geliştirilmesine olanak sağlayacak.
Çalışan sağlığı, sadece fiziksel değil, zihinsel sağlık da önemli bir konu haline gelecek. İK, çalışanların mental sağlıklarını destekleyecek programlar geliştirecek. Psikolojik destek hizmetleri, stres yönetimi, iş-yaşam dengesi gibi konular ön plana çıkacak. Çalışanların sağlıklı bir şekilde iş hayatlarına devam edebilmeleri için İK, sürekli destekleyici ortamlar yaratacak.
Gelecekte, İK'nın çalışan bağlılığını ve memnuniyetini sürekli olarak izlemek ve artırmak için daha proaktif stratejiler geliştirmesi gerekecek. Bu, anketler, geribildirim sistemleri, ödüllendirme ve tanıma programları gibi araçlarla desteklenecek. İK, çalışanların motivasyonlarını en üst düzeye çıkarmak için kişiselleştirilmiş stratejiler geliştirmekle baş başa kalacak. İK'nın geleceği, teknolojinin ve iş gücü dinamiklerinin etkisiyle daha stratejik, veri odaklı ve esnek olacak.

DAS Akademie iş ve staj fırsatları hakkında bilgi alabilir miyiz?
Öncelikle; DAS İnsan Kaynakları Departmanı olarak, kurumsal web sitemiz üzerinden genel başvuruları topluyoruz. Açık iş ilanlarımızı ise Linkedin kurumsal hesabımızdan vermekteyiz ve sosyal medya aracılığıyla da geniş kitleye duyuruyoruz. İşe alım sürecinde kriterlerimiz için; aranılan pozisyon kapsamında ilgili işin gerektirdiği nitelikler (öğrenim durumu, teknik bilgi ve beceri, tecrübe ve yetkinlikler vb.) ile yaptığımız işlerde yol gösterici olan değerlerimiz de işe alım sürecimize rehberlik etmesini, en önemli iki kriter olarak sayabiliriz.
DAS Akademie Staj Programı ile üniversitelerin 3. veya 4. sınıf öğrencilerine, zorunlu stajları kapsamında kendilerini geliştirebilecekleri gerçek bir iş deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. Bu staj programı, genç yeteneklerin veya benim deyimimle “Geleceğin Liderleri” nin kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayacak önemli bir adımdır.
2019 yılında kurulan DAS Akademie Almanca Öğretmenleri Kariyer Merkezi (DAÖKM), özellikle Almanca’yı yabancı dil olarak öğrenmiş olan öğretmenler için Almanca becerilerini ve telaffuzlarını geliştirmelerine yardımcı olan önemli bir merkezdir. Bu Merkez ile öğretmenlere kariyerlerini planlayabilmeleri ve geliştirebilmeleri için çok sayıda program sunuyoruz.

EĞİTİM SEKTÖRÜNDE İK NEDEN FARKLIDIR?
Eğitim sektörü, genellikle hiyerarşik yapılar yerine daha eşitlikçi ve iş birliğine dayalı çalışma kültürlerine sahiptir. Öğretmenler, akademik yöneticiler ve idari personel arasındaki ilişki, daha çok ortak amaçlar doğrultusunda çalışmayı gerektirir. İK'nın bu ortamı desteklemesi için daha katılımcı ve açık iletişime dayalı bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Bu, eğitim sektöründe İK'nın, sadece idari bir işlev değil, aynı zamanda kültürel bir liderlik rolü üstlenmesini gerektirir.
Eğitim sektöründe yenilikçi öğretim yöntemleri, eğitim teknolojileri ve pedagojik yaklaşımlar hızla evrimleşiyor ve bu sürece inovasyonel yaklaşımlar ile yapay zekâ (YZ) gibi ileri teknolojiler ekleniyor. İK, bu değişimlere uyum sağlayabilmek için öğretmenler ve diğer çalışanlar arasında iş birliğini teşvik ederek, sürekli öğrenme ve gelişimi ön planda tutan en önemli ve kilit departmandır.

Hande SUCUKA kimdir?
Hande Sucuka, İzmir’de doğdu. Lisans eğitimlerini, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme ve ardından Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinde tamamladı. Cambridge English sınav sonucu ile Londra’da okuma fırsatı yakaladı. Yüksek lisansını İnsan Kaynakları alanında tamamlayan Hande Sucuka, halen DEÜ İşletme Anabilim dalı, Yönetim ve Organizasyon doktora programı (tez aşaması) öğrencisidir. İnsan Kaynakları alanında üniversitelerde ders vermiştir. 2003 yılında özel sektörde başladığı İnsan Kaynakları alanındaki çalışmalarını 21 senedir aktif bir şekilde sürdürmektedir. Yurtdışından Koçluk eğitimlerine devam etmektedir.

 

 

> DAS Akademie, insan kaynakları uygulamaları ile fark yaratıyor!

DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bu yana, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumu olarak çalışmalarını başarıyla sürdürüyor. Çalışan bağlılığını oluşturmak ve artırmak için gerçekleştirilen İK uygulamaları ile ilgili olarak, DAS Akademie İK Müdürü Hande Sucuka sorularımızı yanıtladı. 

hande_sucuka_das_akademieDAS Akademie hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?
Ülkeler, insanlar ve kültürler arasındaki iletişim engellerini ortadan kaldırmak; faaliyet gösterdiğimiz tüm branşlarda, gelenekselden güç alarak ve yenilikçi metotlar ile dil eğitim sistemleri tasarlayarak, yabancı dil eğitimi alanında dünya çapında akla gelen ilk isimlerden olmak vizyonuyla hareket ediyoruz. DAS Akademie, kurulduğu 1998 yılından bugüne kadar, Almanca eğitimi odağında bütünleşik çözümler sunan bir eğitim, yazılım ve hizmet kurumudur. İzmir, Berlin ve İstanbul merkezlerinde görev alan 60’ın üzerinde çalışanıyla, AB Dil Standartları doğrultusunda Almanca eğitimleri vermekte, uluslararası geçerliliğe sahip telc sınavlarını düzenlemekte, dil kampları organize etmekte, yurtdışı eğitim danışmanlığı yapmakta, dijital ve basılı yayıncılık faaliyetlerinde bulunmaktadır. LTA Teknoloji A.Ş. ise, DAS Akademie bünyesinde faaliyet gösteren yazılım ve teknoloji firmamızdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji, kendi kulvarında dünyada ilk ve tek olma özelliğine sahip İnteraktif Almanca Öğrenme Platformu Minticity’nin de yaratıcısıdır. DAS Akademie ve LTA Teknoloji A.Ş.; Eğitim, Eğitim Operasyonları, Mali İşler, Satış, Eğitim İnovasyon, Kurumsal İletişim, İdari İşler, İnsan Kaynakları, Minticity Akademik Koordinatörlüğü ve Yazılım departmanlarından oluşmaktadır. DAS Akademie’de Kadın çalışan oranımız %56 iken erkek çalışan oranı %44’tür. Çalışanlarımızın yaş ortalaması yaklaşık 38’dir.

STRATEJİK ROL ÜSTLENİYORUZ
Bu yapı içerisinde İK’nın nasıl bir yeri var? Hangi süreçleri yönetiyorsunuz?
İK departmanı olarak; önceliğimiz Kurumumuzun genel başarısına önemli katkılarda bulunmak. İK, yalnızca personel alımı ve bordro işlemleri gibi günlük operasyonel görevlerle sınırlı kalmamalı ve Personel müdürlüğü kavramından stratejik rolleri ile de ayrışmalıdır. Bu açıdan BİZ; aynı zamanda, Kurumumuzun uzun vadeli hedeflerine ulaşmasında stratejik bir rol üstlenmekteyiz.
Kurumumuzun ihtiyaçlarına uygun nitelikli iş gücünü sağlamak için uzun vadeli iş gücü planlarının geliştirilmesi, personellerimizin performanslarını değerlendirmek için sistem ve süreçlerin geliştirilmesi, yalnızca verimlilik artırmaya yönelik değil aynı zamanda karşılıklı doğru süreçlerin işletilerek çalışanların motivasyonunun ve bağlılığının güçlendirilmesine yönelik stratejilerin geliştirilerek işletilmesi hatta iyileştirilmesi, Kurumumuzun misyonu ve vizyonuyla uyumlu bir çalışma ortamının oluşturulması, hem tüm personellerin pozitif bir deneyim yaşaması hem de onların verimliliğini artıran bir Kurum olarak itibarımızın sürekliliğinin sağlanması yönünde İK Departmanı olarak önemli bir rol oynamaktayız.

Çalışanlarınıza yönelik İK ve motivasyonel uygulamalarınızı anlatır mısınız?
Çalışanlarımızın motivasyonunu artırmak için “Açık ve şeffaf bir iletişim kültürü” oluşturuyoruz. Düzenli olarak geri bildirimlerle çalışanlarımızın görüş ve önerilerini alıyor, 2 ayda bir İdari Birim Müdürleri toplantıları yaparak Birim Müdürleri ile geri bildirimleri paylaşıp, süreçlerde iyileştirmeler için stratejik olarak efektif değerlendirmeler oluşturuyoruz.
Yılda 2 defa 6’şar aylık periyodlarla; “Personelin burada çalışmaya ihtiyacı var” mottosu ile değil, “Personel burada çalışmayı istemeli” bakış açısı ile yaklaşarak gerçek yaratıcılığı, üretkenliği, verimliliği ve bağlılığı ortaya çıkarmak amacıyla, “Personelin Sesini Dinleme” niteliğinde, herhangi bir sayısal ölçek ve puanlama ile yürütmediğimiz, personelimize ve ileteceklerine değer verdiğimizi de hissettirdiğimiz “Çalışan Memnuniyet Anketleri” düzenliyoruz. Personellerimizin memnuniyetini artırmaya yönelik stratejiler geliştirecek yönde çalışıyoruz.
Düzenli olarak her yıl, ilgili yeni yıla güçlü bir başlangıç yapmak adına KICK OFF etkinliği düzenliyoruz. Hep birlikte aynı çatı altında buluşarak hedeflerimizi değerlendiriyor, yeni yıl için heyecan verici gelişmeleri ve planları konuşuyoruz.
Çalışanlarımızın sağlığı bizim için çok önemli. Çalışanlarımızın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı tamamlayıcı sağlık sigortası, karşılaşabilecekleri olası bir kaza durumunda güvence altına alınmaları amaçlı Ferdi Kaza Sigortası imkânı sağlıyoruz. Tüm çalışanlarımıza, yasal izin hakları dışında doğum günlerinde "Doğum Günü Bonus İzni" hakkı tanıyarak, kendilerine özel bir zaman yaratmalarına ve keyifli bir gün geçirmelerine olanak sunuyoruz. Ekip ruhuyla birlikte olacağımız milli bayramları, resmî tatilleri, özel ve önemli günleri oldukça önemsiyor, bu günlerde farklı etkinlikler gerçekleştiriyor ve çalışanlarımız ile hediyeler paylaşıyoruz. Çalışanlarımıza ve ailelerine, yan hak olarak ücretsiz yararlanabilecekleri Almanca eğitim imkânını sunuyoruz.

İnsan Kaynakları yönetimi önümüzdeki yıllarda nasıl bir evrim geçirecek? İK'nın gelecekteki rolü hakkında öngörüleriniz nelerdir?
Veriye dayalı kararlar, İK'nın gelecekteki en önemli odaklarından biri olacak. Çalışanların verimliliği, bağlılık oranları, eğitim ihtiyaçları ve işe alım başarıları gibi veriler, İK'nın karar alma süreçlerini daha da şekillendirecek. Veri analitiği, daha kişiselleştirilmiş İK stratejileri ve çözümleri geliştirilmesine olanak sağlayacak.
Çalışan sağlığı, sadece fiziksel değil, zihinsel sağlık da önemli bir konu haline gelecek. İK, çalışanların mental sağlıklarını destekleyecek programlar geliştirecek. Psikolojik destek hizmetleri, stres yönetimi, iş-yaşam dengesi gibi konular ön plana çıkacak. Çalışanların sağlıklı bir şekilde iş hayatlarına devam edebilmeleri için İK, sürekli destekleyici ortamlar yaratacak.
Gelecekte, İK'nın çalışan bağlılığını ve memnuniyetini sürekli olarak izlemek ve artırmak için daha proaktif stratejiler geliştirmesi gerekecek. Bu, anketler, geribildirim sistemleri, ödüllendirme ve tanıma programları gibi araçlarla desteklenecek. İK, çalışanların motivasyonlarını en üst düzeye çıkarmak için kişiselleştirilmiş stratejiler geliştirmekle baş başa kalacak. İK'nın geleceği, teknolojinin ve iş gücü dinamiklerinin etkisiyle daha stratejik, veri odaklı ve esnek olacak.

DAS Akademie iş ve staj fırsatları hakkında bilgi alabilir miyiz?
Öncelikle; DAS İnsan Kaynakları Departmanı olarak, kurumsal web sitemiz üzerinden genel başvuruları topluyoruz. Açık iş ilanlarımızı ise Linkedin kurumsal hesabımızdan vermekteyiz ve sosyal medya aracılığıyla da geniş kitleye duyuruyoruz. İşe alım sürecinde kriterlerimiz için; aranılan pozisyon kapsamında ilgili işin gerektirdiği nitelikler (öğrenim durumu, teknik bilgi ve beceri, tecrübe ve yetkinlikler vb.) ile yaptığımız işlerde yol gösterici olan değerlerimiz de işe alım sürecimize rehberlik etmesini, en önemli iki kriter olarak sayabiliriz.
DAS Akademie Staj Programı ile üniversitelerin 3. veya 4. sınıf öğrencilerine, zorunlu stajları kapsamında kendilerini geliştirebilecekleri gerçek bir iş deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. Bu staj programı, genç yeteneklerin veya benim deyimimle “Geleceğin Liderleri” nin kariyerlerine güçlü bir başlangıç yapmalarını sağlayacak önemli bir adımdır.
2019 yılında kurulan DAS Akademie Almanca Öğretmenleri Kariyer Merkezi (DAÖKM), özellikle Almanca’yı yabancı dil olarak öğrenmiş olan öğretmenler için Almanca becerilerini ve telaffuzlarını geliştirmelerine yardımcı olan önemli bir merkezdir. Bu Merkez ile öğretmenlere kariyerlerini planlayabilmeleri ve geliştirebilmeleri için çok sayıda program sunuyoruz.

EĞİTİM SEKTÖRÜNDE İK NEDEN FARKLIDIR?
Eğitim sektörü, genellikle hiyerarşik yapılar yerine daha eşitlikçi ve iş birliğine dayalı çalışma kültürlerine sahiptir. Öğretmenler, akademik yöneticiler ve idari personel arasındaki ilişki, daha çok ortak amaçlar doğrultusunda çalışmayı gerektirir. İK'nın bu ortamı desteklemesi için daha katılımcı ve açık iletişime dayalı bir yaklaşım benimsemesi önemlidir. Bu, eğitim sektöründe İK'nın, sadece idari bir işlev değil, aynı zamanda kültürel bir liderlik rolü üstlenmesini gerektirir.
Eğitim sektöründe yenilikçi öğretim yöntemleri, eğitim teknolojileri ve pedagojik yaklaşımlar hızla evrimleşiyor ve bu sürece inovasyonel yaklaşımlar ile yapay zekâ (YZ) gibi ileri teknolojiler ekleniyor. İK, bu değişimlere uyum sağlayabilmek için öğretmenler ve diğer çalışanlar arasında iş birliğini teşvik ederek, sürekli öğrenme ve gelişimi ön planda tutan en önemli ve kilit departmandır.

Hande SUCUKA kimdir?
Hande Sucuka, İzmir’de doğdu. Lisans eğitimlerini, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme ve ardından Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümlerinde tamamladı. Cambridge English sınav sonucu ile Londra’da okuma fırsatı yakaladı. Yüksek lisansını İnsan Kaynakları alanında tamamlayan Hande Sucuka, halen DEÜ İşletme Anabilim dalı, Yönetim ve Organizasyon doktora programı (tez aşaması) öğrencisidir. İnsan Kaynakları alanında üniversitelerde ders vermiştir. 2003 yılında özel sektörde başladığı İnsan Kaynakları alanındaki çalışmalarını 21 senedir aktif bir şekilde sürdürmektedir. Yurtdışından Koçluk eğitimlerine devam etmektedir.

 

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 25 Ocak 2025 14:20

Gösterim: 1057

Final Eğitim Kurumları, 45. yılına özel düzenlediği Vizyon Toplantısı’nda eğitimin geleceğine dair önemli mesajlar verdi. "Eğitime Yön Veren 45 Yıl" temasıyla gerçekleşen ve Antalya’da düzenlenen vizyon toplantısında; eğitimde sürdürülebilir başarı, dijital dönüşüm ve liderlik gibi konular ele alındı. Türkiye’nin dört bir yanından kurucu ve yöneticilerin katıldığı toplantıda, Final Eğitim Kurumları’nın değerleri, gelecek vizyonu ve yenilikçi eğitim anlayışı paylaşıldı.

final_45_ibrahim_taselTürkiye’nin eğitim markası Final Eğitim Kurumları, Antalya’da "Eğitime Yön Veren 45 Yıl" temasıyla düzenlediği Vizyon Toplantısı’nda, "Değerlerimizle Güçlenmek, Eğitimde Kalıcı Bir Miras Yaratmak" ana başlığıyla eğitimin geleceğine dair güçlü bir perspektif sundu. Türkiye'nin dört bir yanından kurucu ve yöneticilerin katılımıyla gerçekleşen bu özel buluşmada, Final Eğitim Kurumları’nın değerleri, eğitimde sürdürülebilir başarı anlayışı ve gelecek vizyonu masaya yatırıldı. Toplantı boyunca, eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve kurumsal gelişim süreçleri ele alınarak, Final’in önümüzdeki yıllardaki stratejik hedefleri paylaşıldı. Final Eğitim Kurumları Kurucular Kurulu Başkanı İhsan Özen, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel ve Genel Müdürü Şevket Ertem’in konuşmaları ile başlayan toplantıda katılımcılar 2 gün boyunca değerli konuşmacıları dinleme fırsatı buldular.
Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel, Final’in yıllar boyu eğitim alanındaki birçok yeniliğe öncülük ettiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Final, Anadolu’da mütevazı imkanlarla yola çıkmış bir eğitim kervanıdır. 45 yıldır gönüllerde yaşayan bir fedakarlık öyküsüdür. 5.230.000 öğrenciye dokunmuş, 100.000’e yakın öğretmen yetiştirmiş, 600.000’den fazla öğrenciyi tam burslu okutmuştur. Okulları, kursları, üniversitesi ve yayınlarıyla Türkiye’nin dört bir yanında eğitimde bir ekol olmuştur. Her zaman Devletinin, Milletinin, Cumhuriyetinin ve değerlerinin yanında duran, bu ülkenin çocukları için Anadolu’nun en ücra köşelerine ulaşan, yetiştirdiği öğrencileri Türkiye Cumhuriyeti’ne armağan eden Türkiye’nin eğitim markasıdır.”

final

Eğitimin Geleceği İçin Önemli Paylaşımlar
Toplantıda, eğitimde finansal sürdürülebilirlik, liderlik, iletişim, sınavlara hazırlık süreçleri ve dijital dönüşüm konularında uzman isimler bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Dr. Ahmet Şen, eğitimde finansal sürdürülebilirlik üzerine önemli bilgiler aktarırken, Sosyal Güvenlik Denetmenleri Serdar Aday ve Sertaç Sedat Köksal, eğitim kurumlarını ilgilendiren güncel SGK düzenlemeleri hakkında kapsamlı bir değerlendirme sundu. Klinik Psikolog Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu, psikolojik sağlamlık ve duygu yönetiminin eğitimdeki önemine dikkat çekti. İş Geliştirme ve Network Koçu Erdal Uzunoğlu, etkili iletişim ve liderlik üzerine farkındalık kazandıran bir oturum gerçekleştirdi. Fütürist Ufuk Tarhan, eğitimde dijital dönüşümün gelecekteki rolünü tartışırken, Khan Academy Türkiye Direktörü Alp Köksal, yeni nesil öğrenme modelleri ve teknolojinin eğitime entegrasyonu üzerine konuştu.

final_45_sevket_ertemFinal Eğitim Kurumları, 2025 Vizyonunu ve Yenilikçi Adımlarını Paylaştı
Toplantıda, Final Eğitim Kurumları'nın akademik ve idari yapısını daha ileriye taşımak adına, Final Yönetim Merkezi eğitim koordinatörleri ve yönetim merkezi yöneticileri önemli sunumlar gerçekleştirdi. Dijital çağda iletişim, marka yönetimi ve veli ilişkileri konuları ele alınırken bir yandan da Final Eğitim Kurumlarının yapıtaşı olan öğretmenlerimizin gelişimine yönelik projeler aktarıldı. Eğitim koordinatörleri, 2025 yılına yönelik eğitim vizyonunu, gerçekleştirecekleri inovasyonları ve hayata geçirecekleri yenilikleri büyük bir heyecanla katılımcılarla paylaştı. Final Eğitim Kurumları'nın gelecekteki hedefleri, öğrenci başarısını artırmaya yönelik stratejiler, sınavlara hazırlık süreçlerinden akademik program geliştirmeye, dijital dönüşümden öğrenci başarısını artırmaya kadar birçok alanda ele alındı.

Final’de İz Bırakanlar Kıdem Ödülleri ile Onurlandırıldı
Final Eğitim Kurumları’nın 45 yıllık köklü geçmişine katkı sunan eğitimcileri onurlandırdığı Kıdem Ödülleri Töreni, toplantının en anlamlı anlarından biri oldu. "Final’de İz Bırakanlar" başlığıyla düzenlenen törende, kuruma uzun yıllar boyunca emek veren eğitimciler ve yöneticiler onurlandırıldı. 10, 15, 20, 25, 30, 35, 40 ve 45 yıllık hizmet sürelerini tamamlayan isimlere plaket takdim edildi. Toplantının sonunda gerçekleştirilen gala gecesinde ise ünlü sanatçı Kubat sahne alarak katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.

Eğitime Yön Veren 45 Yıl ve Daha Fazlası
Final Eğitim Kurumları, 45. yılında da eğitimde dönüşüm ve sürdürülebilir başarı anlayışıyla ilerlemeye devam ediyor. Eğitimi sadece bir süreç olarak değil, nesiller boyu sürecek bir miras olarak gören Final, akademik başarı ve hayat başarısını bir arada sunan eğitim anlayışıyla Türkiye'nin eğitimde lider markası olma yolculuğunu sürdürüyor.

> Final 45. yılında eğitimin geleceğini şekillendirmeye devam ediyor

Final Eğitim Kurumları, 45. yılına özel düzenlediği Vizyon Toplantısı’nda eğitimin geleceğine dair önemli mesajlar verdi. "Eğitime Yön Veren 45 Yıl" temasıyla gerçekleşen ve Antalya’da düzenlenen vizyon toplantısında; eğitimde sürdürülebilir başarı, dijital dönüşüm ve liderlik gibi konular ele alındı. Türkiye’nin dört bir yanından kurucu ve yöneticilerin katıldığı toplantıda, Final Eğitim Kurumları’nın değerleri, gelecek vizyonu ve yenilikçi eğitim anlayışı paylaşıldı.

final_45_ibrahim_taselTürkiye’nin eğitim markası Final Eğitim Kurumları, Antalya’da "Eğitime Yön Veren 45 Yıl" temasıyla düzenlediği Vizyon Toplantısı’nda, "Değerlerimizle Güçlenmek, Eğitimde Kalıcı Bir Miras Yaratmak" ana başlığıyla eğitimin geleceğine dair güçlü bir perspektif sundu. Türkiye'nin dört bir yanından kurucu ve yöneticilerin katılımıyla gerçekleşen bu özel buluşmada, Final Eğitim Kurumları’nın değerleri, eğitimde sürdürülebilir başarı anlayışı ve gelecek vizyonu masaya yatırıldı. Toplantı boyunca, eğitimde yenilikçi yaklaşımlar ve kurumsal gelişim süreçleri ele alınarak, Final’in önümüzdeki yıllardaki stratejik hedefleri paylaşıldı. Final Eğitim Kurumları Kurucular Kurulu Başkanı İhsan Özen, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel ve Genel Müdürü Şevket Ertem’in konuşmaları ile başlayan toplantıda katılımcılar 2 gün boyunca değerli konuşmacıları dinleme fırsatı buldular.
Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Taşel, Final’in yıllar boyu eğitim alanındaki birçok yeniliğe öncülük ettiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Final, Anadolu’da mütevazı imkanlarla yola çıkmış bir eğitim kervanıdır. 45 yıldır gönüllerde yaşayan bir fedakarlık öyküsüdür. 5.230.000 öğrenciye dokunmuş, 100.000’e yakın öğretmen yetiştirmiş, 600.000’den fazla öğrenciyi tam burslu okutmuştur. Okulları, kursları, üniversitesi ve yayınlarıyla Türkiye’nin dört bir yanında eğitimde bir ekol olmuştur. Her zaman Devletinin, Milletinin, Cumhuriyetinin ve değerlerinin yanında duran, bu ülkenin çocukları için Anadolu’nun en ücra köşelerine ulaşan, yetiştirdiği öğrencileri Türkiye Cumhuriyeti’ne armağan eden Türkiye’nin eğitim markasıdır.”

final

Eğitimin Geleceği İçin Önemli Paylaşımlar
Toplantıda, eğitimde finansal sürdürülebilirlik, liderlik, iletişim, sınavlara hazırlık süreçleri ve dijital dönüşüm konularında uzman isimler bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Dr. Ahmet Şen, eğitimde finansal sürdürülebilirlik üzerine önemli bilgiler aktarırken, Sosyal Güvenlik Denetmenleri Serdar Aday ve Sertaç Sedat Köksal, eğitim kurumlarını ilgilendiren güncel SGK düzenlemeleri hakkında kapsamlı bir değerlendirme sundu. Klinik Psikolog Doç. Dr. Mehmet Şakiroğlu, psikolojik sağlamlık ve duygu yönetiminin eğitimdeki önemine dikkat çekti. İş Geliştirme ve Network Koçu Erdal Uzunoğlu, etkili iletişim ve liderlik üzerine farkındalık kazandıran bir oturum gerçekleştirdi. Fütürist Ufuk Tarhan, eğitimde dijital dönüşümün gelecekteki rolünü tartışırken, Khan Academy Türkiye Direktörü Alp Köksal, yeni nesil öğrenme modelleri ve teknolojinin eğitime entegrasyonu üzerine konuştu.

final_45_sevket_ertemFinal Eğitim Kurumları, 2025 Vizyonunu ve Yenilikçi Adımlarını Paylaştı
Toplantıda, Final Eğitim Kurumları'nın akademik ve idari yapısını daha ileriye taşımak adına, Final Yönetim Merkezi eğitim koordinatörleri ve yönetim merkezi yöneticileri önemli sunumlar gerçekleştirdi. Dijital çağda iletişim, marka yönetimi ve veli ilişkileri konuları ele alınırken bir yandan da Final Eğitim Kurumlarının yapıtaşı olan öğretmenlerimizin gelişimine yönelik projeler aktarıldı. Eğitim koordinatörleri, 2025 yılına yönelik eğitim vizyonunu, gerçekleştirecekleri inovasyonları ve hayata geçirecekleri yenilikleri büyük bir heyecanla katılımcılarla paylaştı. Final Eğitim Kurumları'nın gelecekteki hedefleri, öğrenci başarısını artırmaya yönelik stratejiler, sınavlara hazırlık süreçlerinden akademik program geliştirmeye, dijital dönüşümden öğrenci başarısını artırmaya kadar birçok alanda ele alındı.

Final’de İz Bırakanlar Kıdem Ödülleri ile Onurlandırıldı
Final Eğitim Kurumları’nın 45 yıllık köklü geçmişine katkı sunan eğitimcileri onurlandırdığı Kıdem Ödülleri Töreni, toplantının en anlamlı anlarından biri oldu. "Final’de İz Bırakanlar" başlığıyla düzenlenen törende, kuruma uzun yıllar boyunca emek veren eğitimciler ve yöneticiler onurlandırıldı. 10, 15, 20, 25, 30, 35, 40 ve 45 yıllık hizmet sürelerini tamamlayan isimlere plaket takdim edildi. Toplantının sonunda gerçekleştirilen gala gecesinde ise ünlü sanatçı Kubat sahne alarak katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı.

Eğitime Yön Veren 45 Yıl ve Daha Fazlası
Final Eğitim Kurumları, 45. yılında da eğitimde dönüşüm ve sürdürülebilir başarı anlayışıyla ilerlemeye devam ediyor. Eğitimi sadece bir süreç olarak değil, nesiller boyu sürecek bir miras olarak gören Final, akademik başarı ve hayat başarısını bir arada sunan eğitim anlayışıyla Türkiye'nin eğitimde lider markası olma yolculuğunu sürdürüyor.

Son Güncelleme: Pazar, 02 Şubat 2025 17:47

Gösterim: 849

Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) ile Boğaziçi Üniversitesi arasında, “Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü" imzalandı. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Toplantı Salonu’nda yapılan protokolün imza törenine; YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan katıldı.

yetev_bogaziciİmza töreninde konuşma yapan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, 2011'de Palet Okullarıyla Montessori metodunu anaokulu düzeyinde uygulamaya başladıklarını söyledi. Bu sistemi ilkokulda da Türkiye'de uygulayan ilk okul olarak devam ettiklerini belirten Erdoğan, "Bundan yaklaşık 5, 6 yıllık bir süreçte de kendi Palet Montessori eğitim programımızı hazırladık, Talim Terbiye Kurulumuzda da onaylattık, şu anda da onu uyguluyoruz." dedi.
Erdoğan, Montessori metodunu yurt dışı menşeili bir pedagojik yaklaşım olması hasebiyle değil; insan doğasını en doğru değerlendiren, özellikle çocuğun nörolojik gelişiminin en aktif olduğu, en yoğun olduğu erken dönemlerde tahrip etmeden yetiştirmeye dayanan bir pedagojik yaklaşım olduğu için benimseyip, uyguladıklarını vurguladı. Erdoğan, "Biz Montessori metodunun aynı zamanda eğitimin uygulandığı toplumların kültürel ve kimlik özelliklerine de çok saygılı bir metot olduğunu değerlendiriyoruz, görüyoruz. Aslında bir fıtrat pedagojisi olarak değerlendirip yorumlanan bir yaklaşım" ifadelerini kullandı.

Öğretmen adayları montessori öğretici sertifikası alacak
2011'den beri dünya çapında uluslararası iş birlikleriyle Türkiye'de pedagojik yaklaşımı en başarıyla uygulayan okulların vakıflarının bünyesinde bulunduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye'de uluslararası anaokulu öğretici sertifikasını da veren bir kurum hüviyetimiz var. Bunu Boğaziçi Üniversitemizle beraber sürekli eğitim merkezi bünyesinde paylaşmış olacağız. Dışarıdan bu eğitimlere katılmak isteyen öğretmen adaylarının montessori öğretici sertifikası almasına vesile olmuş olacağız. Biz YETEV bünyesindeki okullarımızda montessori metodunun dışında da yenilikçi uygulamalara imza atıyoruz. Özellikle bunların içerisinde çocuklar için felsefenin ilkokulda çok önemli bir uygulama sahası olduğunu görüyoruz. Çocukların analitik gelişimleri, analitik kabiliyetleri için çok faydalı erken dönem uygulama olarak çocuklar için felsefeyle ilgili ve montessori ile olduğu gibi sempozyumlar düzenlemeye devam ediyoruz."
Erdoğan, eğitimle ilgili kamuoyunda yapılan tartışmaların, konuşmaların eğitimin kendisini çok fazla ilgilendirmeyen meseleler olduğunu gördüklerini ifade etti. Eğitimin kendisinin öğretmenle, sınıfta, okulda olduğunu dile getiren Erdoğan, "Aslında sadece okulda da değil, eğitimin kendisini bütün hayatta olması lazım. Bu işin merkezinde öğretmenimiz var. Dolayısıyla öğretmenlerimizin yetkinliklerini, motivasyonlarını arttıracak her türlü çalışmanın bütün kamuoyunun, bütün toplumun yoğun gündeminde olması gerektiğine derinde inanan birisiyim." dedi.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci ise Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü’nün hayırlı olmasını dileyerek, "Bu anlaşmayla Boğaziçi Üniversitemizin akademik birikimi ve YETEV'in saha tecrübesi birleşecek. Bunun çok faydalı, çok hayırlı olacağına gönülden inanıyoruz." diye konuştu.

Bu iş birliği öğretmen eğitimine kapılar açacak
İmza töreninde konuşma yapan YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay şöyle konuştu: “Milli Eğitim Bakanlığımız bugünlerde hepimizin tanık olduğu Öğretmen Akademisi’ni kurarak aslında öğretmen eğitiminin ne kadar önemli olduğunu hepimize bir kez daha göstermiş oldu. Bunun için bizler de 2011 yılından beri uluslararası montessori eğitim sistemini, eğitim müfredatımızın bir parçası haline getirdik. Bu doğrultuda da özellikle öğretmen eğitimi konusunda uluslararası MACTE akreditasyonuyla da bunu perçinlemiş olduk. Bugün ülkemizin en köklü üniversitelerinden olan Boğaziçi Üniversitesi’nde bu iş birliğini güçlendirerek öğretmen eğitimine daha güzel kapılar açacağımıza inanıyorum. Eminim ki bu imza töreninden sonra Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eğitim fakültesi öğrencileri hem okullarda doğrudan staj yapmayı bir teorik bilgiden ziyade; uygulayarak, yaparak, yaşayarak öğrenme konusunda bir fırsat elde edecekler hem de bizim okullarımızda istihdama dahil olma fırsatı elde edecekler. Bununla birlikte kendi öğretmenlerimiz de Boğaziçi Üniversitesi’nin güçlü eğitim felsefesinden yararlanarak, kariyerlerine de önemli bir katkı sunacaklar diye düşünüyorum.”
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı Okulları ile yapılan iş birliğinden dolayı memnun olduklarını ifade eden Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, “Sayın Bilal Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye'deki eğitim çalışmalarına yapılan değerli katkıları yakından izliyoruz. Kendilerine eğitim çalışmaları için, binlerce cana dokunan öğretmenleri için, okulları için şükran duyuyoruz. İş birliğimiz BÜYEM’in temelinde çeşitli sertifika programlarıyla başlayacak ve devam edecek. Akabinde çocuklar için felsefe adıyla bir çalıştay düzenlemek üzere planlar yapmaktayız. Yeni Türkiye Eğitim Vakfı, Türkiye'deki eğitimle ilgili gerçekten özgün işlere imza atmakta. Bilhassa müzik okulu Türk eğitim sistemi için iftihar edilecek bir kurumdur. Türkiye'deki eğitim sistemi için örnek alınacak çalışmalar yapan YETEV ile çalışmalar yapmaktan mutluluk duyacağız. Biz bir şeyleri aktarmaya çalışırken kendimiz de tabii ki üniversite olarak bu tecrübeden istifade edeceğiz” diye konuştu.

III. ULUSLARARASI MONTESSORI ZİRVESİ PALET OKULLARI’NDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı’na bağlı Palet Montessori Akademisi MATEPP tarafından düzenlenen III. Uluslararası Montessori Zirvesi Palet Okulları Çamlıca Kampüsü’nde gerçekleşti. “Değişen Dünyada Montessori: Yenilikçi, İlham Veren, Etkileyici“ temasıyla düzenlenen zirvede konuşma yapan Necmeddin Bilal Erdoğan, 2011'de küçük bir Palet Anaokulu ile başladıkları montessori yolculuğunda hem ilkokulda hem de daha sonra YETEV bünyesindeki okullarda yaptıklarıyla eğitime yeni bir soluk getirmeye çalıştıklarını söyledi. Montessorinin bütün çocukların aynı sınıfa doldurulup, aynı şekilde yetiştirilemeyeceğini ve hepsinin bireysel iştiyaklarının ve özelliklerinin dikkate alınarak gelişme eğrilerinde ilerlenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: "Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Tabii bunu yaparken 2011 yılından bu yana zaman zaman yurtdışından uzmanları okullarımıza getirdik, zaman zaman buradaki öğretmenlerimizi yurtdışına eğitime gönderdik. Şu anda hiç olmadığı kadar tecrübeli bir eğitim kadrosuyla bu işi yapmaya çalışıyoruz. Başarılı bir Montessori sınıfının merkezinde rehberimiz, öğretmenimiz var. Onun daha tecrübeli, donanımlı, öz güvenli olması için çalışmaya özellikle ağırlık veriyoruz. MATEPP bunun için çalışıyor. MACTE sertifikasıyla uluslararası okul öncesi eğitimde öğretmenlik eğitimi veriyoruz, 3-6 yaşta. Önümüzdeki dönemde 6-9 yaş grubunun da eğitimlerini sertifikalı bir şekilde verebilmek istiyoruz. Bu bizim için önemli. Çünkü Türkiye'de montessori ilkokul eğitimini bizim yaptığımız düzeyde yapan yok. Bunu yapmak için de tabii ki bu tür uluslararası etkinlikler, uluslararası misafirlerle çalışmalar bizim için çok önemli.” Maria Montessori'den bu yana 100 yılı aşkın bir süre geçtiğini ve yeni non-lineer arayışlara, yeni muhalif eğitim yaklaşımlarına hala çok ihtiyaçları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Çünkü kendini yenileyemeyen, yenilemekten sadece teknolojiyi anlayan bir pedagojik düşünce dünyası insanın ufkunu, evrenini yakalamaktan aciz kalacak" diye konuştu.

İnsani ilişkiler yapay zekada yok
Bir Montessori Yaşam Tarzı: Belirsizlik Çağında Çocukları ve Kendimizi Eğitmek” adlı konferans konuşmasını yapan eğitimci Dr. Paul Epstein, günümüz teknolojisi ve yapay zekâ gelişmeleri hakkında bir endişe taşımadığını belirtti ve şunları söyledi: "ChatGPT gibi yapay zekâ araçları hızlı ve etkileyici olsa da, insani ilişkiler konusunda eksikler. Montessori yaşam tarzı, insani ilişkilerin temel alındığı bir sistemdir." Yapay zekânın gelecekte daha gelişeceğine inandığını belirten eğitimci, ancak bu sistemlerin “insani bir dokunuş” sunma konusunda sınırlı olduklarını savundu. Son olarak Montessori metodunun çocukların doğasına uygun, duyusal öğrenmeye dayalı bir eğitim sistemi olduğunu belirten eğitimci, "Montessori yaşam tarzı sadece akademik bilgi ile sınırlı değildir; çocuğun tüm gelişimi ile ilgilidir. Bu insani ilişkileri yapay zekada bulamayız," diyerek, eğitimde duyuların ve bağımsızlığın önemini bir kez daha vurguladı.

Montessori Okullarında Liderlik konuşuldu
MATEPP Program Direktörü Liliya Yakımova Özyavaş moderatörlüğünde, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Polonya Warsaw Montessori Okulları Kurucusu Malgosia Tarnowska, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Kevser Koç’un katılım sağladığı “Montessori Okullarında Liderlik: Değişen Eğitim İhtiyaçlarına Yanıt” paneli gerçekleştirildi.

> YETEV ve Boğaziçi Üniversitesi Montessori Eğitiminde öğretmenlere yeni kapılar açacak

Yeni Türkiye Eğitim Vakfı (YETEV) ile Boğaziçi Üniversitesi arasında, “Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü" imzalandı. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Toplantı Salonu’nda yapılan protokolün imza törenine; YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan katıldı.

yetev_bogaziciİmza töreninde konuşma yapan YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, 2011'de Palet Okullarıyla Montessori metodunu anaokulu düzeyinde uygulamaya başladıklarını söyledi. Bu sistemi ilkokulda da Türkiye'de uygulayan ilk okul olarak devam ettiklerini belirten Erdoğan, "Bundan yaklaşık 5, 6 yıllık bir süreçte de kendi Palet Montessori eğitim programımızı hazırladık, Talim Terbiye Kurulumuzda da onaylattık, şu anda da onu uyguluyoruz." dedi.
Erdoğan, Montessori metodunu yurt dışı menşeili bir pedagojik yaklaşım olması hasebiyle değil; insan doğasını en doğru değerlendiren, özellikle çocuğun nörolojik gelişiminin en aktif olduğu, en yoğun olduğu erken dönemlerde tahrip etmeden yetiştirmeye dayanan bir pedagojik yaklaşım olduğu için benimseyip, uyguladıklarını vurguladı. Erdoğan, "Biz Montessori metodunun aynı zamanda eğitimin uygulandığı toplumların kültürel ve kimlik özelliklerine de çok saygılı bir metot olduğunu değerlendiriyoruz, görüyoruz. Aslında bir fıtrat pedagojisi olarak değerlendirip yorumlanan bir yaklaşım" ifadelerini kullandı.

Öğretmen adayları montessori öğretici sertifikası alacak
2011'den beri dünya çapında uluslararası iş birlikleriyle Türkiye'de pedagojik yaklaşımı en başarıyla uygulayan okulların vakıflarının bünyesinde bulunduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti: "Türkiye'de uluslararası anaokulu öğretici sertifikasını da veren bir kurum hüviyetimiz var. Bunu Boğaziçi Üniversitemizle beraber sürekli eğitim merkezi bünyesinde paylaşmış olacağız. Dışarıdan bu eğitimlere katılmak isteyen öğretmen adaylarının montessori öğretici sertifikası almasına vesile olmuş olacağız. Biz YETEV bünyesindeki okullarımızda montessori metodunun dışında da yenilikçi uygulamalara imza atıyoruz. Özellikle bunların içerisinde çocuklar için felsefenin ilkokulda çok önemli bir uygulama sahası olduğunu görüyoruz. Çocukların analitik gelişimleri, analitik kabiliyetleri için çok faydalı erken dönem uygulama olarak çocuklar için felsefeyle ilgili ve montessori ile olduğu gibi sempozyumlar düzenlemeye devam ediyoruz."
Erdoğan, eğitimle ilgili kamuoyunda yapılan tartışmaların, konuşmaların eğitimin kendisini çok fazla ilgilendirmeyen meseleler olduğunu gördüklerini ifade etti. Eğitimin kendisinin öğretmenle, sınıfta, okulda olduğunu dile getiren Erdoğan, "Aslında sadece okulda da değil, eğitimin kendisini bütün hayatta olması lazım. Bu işin merkezinde öğretmenimiz var. Dolayısıyla öğretmenlerimizin yetkinliklerini, motivasyonlarını arttıracak her türlü çalışmanın bütün kamuoyunun, bütün toplumun yoğun gündeminde olması gerektiğine derinde inanan birisiyim." dedi.
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci İnci ise Montessori Eğitmen Eğitimi Uygulamaları ve Eğitim İş Birliği Protokolü’nün hayırlı olmasını dileyerek, "Bu anlaşmayla Boğaziçi Üniversitemizin akademik birikimi ve YETEV'in saha tecrübesi birleşecek. Bunun çok faydalı, çok hayırlı olacağına gönülden inanıyoruz." diye konuştu.

Bu iş birliği öğretmen eğitimine kapılar açacak
İmza töreninde konuşma yapan YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay şöyle konuştu: “Milli Eğitim Bakanlığımız bugünlerde hepimizin tanık olduğu Öğretmen Akademisi’ni kurarak aslında öğretmen eğitiminin ne kadar önemli olduğunu hepimize bir kez daha göstermiş oldu. Bunun için bizler de 2011 yılından beri uluslararası montessori eğitim sistemini, eğitim müfredatımızın bir parçası haline getirdik. Bu doğrultuda da özellikle öğretmen eğitimi konusunda uluslararası MACTE akreditasyonuyla da bunu perçinlemiş olduk. Bugün ülkemizin en köklü üniversitelerinden olan Boğaziçi Üniversitesi’nde bu iş birliğini güçlendirerek öğretmen eğitimine daha güzel kapılar açacağımıza inanıyorum. Eminim ki bu imza töreninden sonra Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eğitim fakültesi öğrencileri hem okullarda doğrudan staj yapmayı bir teorik bilgiden ziyade; uygulayarak, yaparak, yaşayarak öğrenme konusunda bir fırsat elde edecekler hem de bizim okullarımızda istihdama dahil olma fırsatı elde edecekler. Bununla birlikte kendi öğretmenlerimiz de Boğaziçi Üniversitesi’nin güçlü eğitim felsefesinden yararlanarak, kariyerlerine de önemli bir katkı sunacaklar diye düşünüyorum.”
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı Okulları ile yapılan iş birliğinden dolayı memnun olduklarını ifade eden Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, “Sayın Bilal Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye'deki eğitim çalışmalarına yapılan değerli katkıları yakından izliyoruz. Kendilerine eğitim çalışmaları için, binlerce cana dokunan öğretmenleri için, okulları için şükran duyuyoruz. İş birliğimiz BÜYEM’in temelinde çeşitli sertifika programlarıyla başlayacak ve devam edecek. Akabinde çocuklar için felsefe adıyla bir çalıştay düzenlemek üzere planlar yapmaktayız. Yeni Türkiye Eğitim Vakfı, Türkiye'deki eğitimle ilgili gerçekten özgün işlere imza atmakta. Bilhassa müzik okulu Türk eğitim sistemi için iftihar edilecek bir kurumdur. Türkiye'deki eğitim sistemi için örnek alınacak çalışmalar yapan YETEV ile çalışmalar yapmaktan mutluluk duyacağız. Biz bir şeyleri aktarmaya çalışırken kendimiz de tabii ki üniversite olarak bu tecrübeden istifade edeceğiz” diye konuştu.

III. ULUSLARARASI MONTESSORI ZİRVESİ PALET OKULLARI’NDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Yeni Türkiye Eğitim Vakfı’na bağlı Palet Montessori Akademisi MATEPP tarafından düzenlenen III. Uluslararası Montessori Zirvesi Palet Okulları Çamlıca Kampüsü’nde gerçekleşti. “Değişen Dünyada Montessori: Yenilikçi, İlham Veren, Etkileyici“ temasıyla düzenlenen zirvede konuşma yapan Necmeddin Bilal Erdoğan, 2011'de küçük bir Palet Anaokulu ile başladıkları montessori yolculuğunda hem ilkokulda hem de daha sonra YETEV bünyesindeki okullarda yaptıklarıyla eğitime yeni bir soluk getirmeye çalıştıklarını söyledi. Montessorinin bütün çocukların aynı sınıfa doldurulup, aynı şekilde yetiştirilemeyeceğini ve hepsinin bireysel iştiyaklarının ve özelliklerinin dikkate alınarak gelişme eğrilerinde ilerlenmesi gerektiğini ortaya koyduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti: "Biz de bunu yapmaya çalışıyoruz. Tabii bunu yaparken 2011 yılından bu yana zaman zaman yurtdışından uzmanları okullarımıza getirdik, zaman zaman buradaki öğretmenlerimizi yurtdışına eğitime gönderdik. Şu anda hiç olmadığı kadar tecrübeli bir eğitim kadrosuyla bu işi yapmaya çalışıyoruz. Başarılı bir Montessori sınıfının merkezinde rehberimiz, öğretmenimiz var. Onun daha tecrübeli, donanımlı, öz güvenli olması için çalışmaya özellikle ağırlık veriyoruz. MATEPP bunun için çalışıyor. MACTE sertifikasıyla uluslararası okul öncesi eğitimde öğretmenlik eğitimi veriyoruz, 3-6 yaşta. Önümüzdeki dönemde 6-9 yaş grubunun da eğitimlerini sertifikalı bir şekilde verebilmek istiyoruz. Bu bizim için önemli. Çünkü Türkiye'de montessori ilkokul eğitimini bizim yaptığımız düzeyde yapan yok. Bunu yapmak için de tabii ki bu tür uluslararası etkinlikler, uluslararası misafirlerle çalışmalar bizim için çok önemli.” Maria Montessori'den bu yana 100 yılı aşkın bir süre geçtiğini ve yeni non-lineer arayışlara, yeni muhalif eğitim yaklaşımlarına hala çok ihtiyaçları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Çünkü kendini yenileyemeyen, yenilemekten sadece teknolojiyi anlayan bir pedagojik düşünce dünyası insanın ufkunu, evrenini yakalamaktan aciz kalacak" diye konuştu.

İnsani ilişkiler yapay zekada yok
Bir Montessori Yaşam Tarzı: Belirsizlik Çağında Çocukları ve Kendimizi Eğitmek” adlı konferans konuşmasını yapan eğitimci Dr. Paul Epstein, günümüz teknolojisi ve yapay zekâ gelişmeleri hakkında bir endişe taşımadığını belirtti ve şunları söyledi: "ChatGPT gibi yapay zekâ araçları hızlı ve etkileyici olsa da, insani ilişkiler konusunda eksikler. Montessori yaşam tarzı, insani ilişkilerin temel alındığı bir sistemdir." Yapay zekânın gelecekte daha gelişeceğine inandığını belirten eğitimci, ancak bu sistemlerin “insani bir dokunuş” sunma konusunda sınırlı olduklarını savundu. Son olarak Montessori metodunun çocukların doğasına uygun, duyusal öğrenmeye dayalı bir eğitim sistemi olduğunu belirten eğitimci, "Montessori yaşam tarzı sadece akademik bilgi ile sınırlı değildir; çocuğun tüm gelişimi ile ilgilidir. Bu insani ilişkileri yapay zekada bulamayız," diyerek, eğitimde duyuların ve bağımsızlığın önemini bir kez daha vurguladı.

Montessori Okullarında Liderlik konuşuldu
MATEPP Program Direktörü Liliya Yakımova Özyavaş moderatörlüğünde, YETEV Okulları Genel Müdürü Hayati Oktay, Polonya Warsaw Montessori Okulları Kurucusu Malgosia Tarnowska, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Kevser Koç’un katılım sağladığı “Montessori Okullarında Liderlik: Değişen Eğitim İhtiyaçlarına Yanıt” paneli gerçekleştirildi.

Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Kasım 2024 10:42

Gösterim: 1079


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.