Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Akdeniz Üniversitesi KATCAM Müdürü Doç. Dr. Yirmibeşoğlu, "Türkiye'de akademik dünyada kadınlar, yaklaşık yüzde 50'yi temsil ediyor. Avrupalılar bunu duyduklarında şok oluyor çünkü oralarda çok daha düşük" dedi.
Akdeniz Üniversitesi Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (KATCAM) Müdürü Doç. Dr. Gözde Yirmibeşoğlu, Avrupa'da akademisyenlerin yüzde 20'si, Türkiye'de ise yüzde 50'sinin kadın olduğunu belirterek, "Kız öğrenciler ve kadın akademisyenler, eğitim, hemşirelik, iletişim fakülteleri ile iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin bazı bölümlerinde yoğun" dedi. Yirmibeşoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesinden Gülsün Sağlamer ve Mine Tan'ın öncülüğünde başlatılan "Türkiye'de Kadın Akademisyenlerin Konumu Nedir" konulu projeye katıldıklarını söyledi. Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden davet alınan çalışmadaki katılımcı sayısının yüksek olduğunu vurgulayan Yirmibeşoğlu, ülkedeki kadın akademisyenlerin oranını tespit ettiklerini belirtti. Herkesin kendi üniversitesini çalıştığını anlatan Yirmibeşoğlu, "Türkiye'de, akademik dünyada kadınlar yaklaşık yüzde 50'yi temsil ediyor. Avrupalılar bunu duyduklarında şok oluyor çünkü oralarda akademik dünyada kadının temsiliyeti çok daha düşük. Ülkeden ülkeye değişiyor ama Avrupa'da yüzde 20 civarında. Bunun çeşitli sebepleri var" dedi. Avrupa'da kadınların öncelikle memurluğu tercih ettiğini dile getiren Yirmibeşoğlu, akademik dünyada esnek çalışma olduğuna işaret etti.
"Kademeleri tek tek çıkmakta zorluk yaşıyorlar"
"Türkiye'de lisans eğitimi alanlar içinde kız öğrenciler neredeyse yarı yarıya" bilgisini veren Yirmibeşoğlu, şunları kaydetti: "Bu çok güzel bir oran ama olumsuz olan şu ki kadınlar akademik dünyada daha çok alt kademelerde yer alıyor. Yani araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, uzman ve okutman olarak baktığımızda oran çok yüksek. Ancak yardımcı doçentlik ataması geldiğinde orada bir kırılma görüyoruz. Oran birden düşüyor. Hele hele doçentliğe geldiğimizde oldukça büyük kırılma var. Aynı şekilde profesörlükte. Yani araştırma görevlisi olarak başlıyorlar ama yükselme söz konusu olduğunda büyük oranda eleniyorlar. Kademeleri tek tek çıkmakta zorluk yaşıyorlar. Bu gördüğümüz birinci olumsuz nokta."
"Kadın mesleği"
Yirmibeşoğlu, kadınların karar mekanizmalarında, üniversite yönetimlerinde temsiliyetlerinin çok düşük olduğuna değindi. Hemcinslerinin, toplumda "kadın mesleği" olarak görülen alanlara yoğunlaştığını ifade eden Yirmibeşoğlu, "Kız öğrenciler ve kadın akademisyenler, eğitim, hemşirelik, iletişim fakülteleri ile iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin bazı bölümlerinde yoğun. Mühendislik, tıp fakültesi gibi 'erkek mesleği' addedilen branşlarda kız öğrenciler ile akademisyenleri de az görüyoruz" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Akdeniz Üniversitesi KATCAM Müdürü Doç. Dr. Yirmibeşoğlu, "Türkiye'de akademik dünyada kadınlar, yaklaşık yüzde 50'yi temsil ediyor. Avrupalılar bunu duyduklarında şok oluyor çünkü oralarda çok daha düşük" dedi.
Akdeniz Üniversitesi Kadın Çalışmaları ve Toplumsal Cinsiyet Araştırma ve Uygulama Merkezi (KATCAM) Müdürü Doç. Dr. Gözde Yirmibeşoğlu, Avrupa'da akademisyenlerin yüzde 20'si, Türkiye'de ise yüzde 50'sinin kadın olduğunu belirterek, "Kız öğrenciler ve kadın akademisyenler, eğitim, hemşirelik, iletişim fakülteleri ile iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin bazı bölümlerinde yoğun" dedi. Yirmibeşoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesinden Gülsün Sağlamer ve Mine Tan'ın öncülüğünde başlatılan "Türkiye'de Kadın Akademisyenlerin Konumu Nedir" konulu projeye katıldıklarını söyledi. Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden davet alınan çalışmadaki katılımcı sayısının yüksek olduğunu vurgulayan Yirmibeşoğlu, ülkedeki kadın akademisyenlerin oranını tespit ettiklerini belirtti. Herkesin kendi üniversitesini çalıştığını anlatan Yirmibeşoğlu, "Türkiye'de, akademik dünyada kadınlar yaklaşık yüzde 50'yi temsil ediyor. Avrupalılar bunu duyduklarında şok oluyor çünkü oralarda akademik dünyada kadının temsiliyeti çok daha düşük. Ülkeden ülkeye değişiyor ama Avrupa'da yüzde 20 civarında. Bunun çeşitli sebepleri var" dedi. Avrupa'da kadınların öncelikle memurluğu tercih ettiğini dile getiren Yirmibeşoğlu, akademik dünyada esnek çalışma olduğuna işaret etti.
"Kademeleri tek tek çıkmakta zorluk yaşıyorlar"
"Türkiye'de lisans eğitimi alanlar içinde kız öğrenciler neredeyse yarı yarıya" bilgisini veren Yirmibeşoğlu, şunları kaydetti: "Bu çok güzel bir oran ama olumsuz olan şu ki kadınlar akademik dünyada daha çok alt kademelerde yer alıyor. Yani araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, uzman ve okutman olarak baktığımızda oran çok yüksek. Ancak yardımcı doçentlik ataması geldiğinde orada bir kırılma görüyoruz. Oran birden düşüyor. Hele hele doçentliğe geldiğimizde oldukça büyük kırılma var. Aynı şekilde profesörlükte. Yani araştırma görevlisi olarak başlıyorlar ama yükselme söz konusu olduğunda büyük oranda eleniyorlar. Kademeleri tek tek çıkmakta zorluk yaşıyorlar. Bu gördüğümüz birinci olumsuz nokta."
"Kadın mesleği"
Yirmibeşoğlu, kadınların karar mekanizmalarında, üniversite yönetimlerinde temsiliyetlerinin çok düşük olduğuna değindi. Hemcinslerinin, toplumda "kadın mesleği" olarak görülen alanlara yoğunlaştığını ifade eden Yirmibeşoğlu, "Kız öğrenciler ve kadın akademisyenler, eğitim, hemşirelik, iletişim fakülteleri ile iktisadi ve idari bilimler fakültelerinin bazı bölümlerinde yoğun. Mühendislik, tıp fakültesi gibi 'erkek mesleği' addedilen branşlarda kız öğrenciler ile akademisyenleri de az görüyoruz" diye konuştu.
Son Güncelleme: Salı, 08 Mart 2016 13:47
Gösterim: 2019
GATA Mikrocerrahi Uygulama ve Araştırma Laboratuvarı'nda, yurt içi ve yurt dışından alanda uzman bilim insanları tarafından, dünyanın birçok yerinden gelen hekimlere eğitim veriliyor.
Türkiye'nin tek, Avrupa'nın birkaç merkezinden biri olan GATA MikrocerrahiUygulama ve Araştırma Laboratuvarı'nda, yurt içi ve yurt dışından alanda uzman bilim insanları tarafından, dünyanın birçok yerinden gelen hekimlere eğitim veriliyor. Dünyaca ünlü eğitmen Rosmarie Frick'in yanı sıra GATA El Cerrahisi Bilim Dalı Başkanı Doç. Tabip Albay Mustafa Kürklü ve plastik ve el cerrahisi uzmanı Doç. Tabip Albay Yalçın Külahçı, Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Ortopedi ve Travmatoloji-El Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Leblebicioğlu başkanlığında gerçekleştirilen mikrocerrahi eğitimlerinde, iki saç kılı kalınlığındaki damarlar, son teknolojiye sahip mikroskop altında dikilerek, kol, bacak ve parmak nakli gibi kritik operasyonları yapabilecek uzmanlar yetiştiriliyor. GATA Dekanı ve Eğitim Hastanesi Baştabibi Tümamiral Hayati Bilgiç, cerrahide yapılabilecek bir yanlışın dönüşü olmayan sorunlara yol açabildiğini belirterek, özellikle küçük damarların tamirinde deneyim ve eğitimin şart olduğunu söyledi.
"Amacımız damarıyla, siniriyle, donanımlı el ve yüz naklini gerçekleştirmektir"
GATA'daki mikrocerrahi laboratuvarında, deney hayvanları üzerinde mikrocerrahi uygulamalarının yapıldığını aktaran Bilgiç, burada yapılan çalışmaların kompozit doku nakli operasyonların başarısı için çok önemli olduğunu dile getirdi. GATA'daki mikrocerrahi laboratuvarında, deney hayvanları üzerinde mikrocerrahi uygulamalarının yapıldığını aktaran Bilgiç, burada yapılan çalışmaların kompozit doku nakli operasyonların başarısı için çok önemli olduğunu dile getirdi. Bilgiç, "Amacımız, bilerek, damarıyla, siniriyle, kasıyla, dokusuyla çok iyi bilen, donanımlı bilgi ile kompozit doku naklini, yani el ve yüz naklini gerçekleştirmektir" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
GATA Mikrocerrahi Uygulama ve Araştırma Laboratuvarı'nda, yurt içi ve yurt dışından alanda uzman bilim insanları tarafından, dünyanın birçok yerinden gelen hekimlere eğitim veriliyor.
Türkiye'nin tek, Avrupa'nın birkaç merkezinden biri olan GATA MikrocerrahiUygulama ve Araştırma Laboratuvarı'nda, yurt içi ve yurt dışından alanda uzman bilim insanları tarafından, dünyanın birçok yerinden gelen hekimlere eğitim veriliyor. Dünyaca ünlü eğitmen Rosmarie Frick'in yanı sıra GATA El Cerrahisi Bilim Dalı Başkanı Doç. Tabip Albay Mustafa Kürklü ve plastik ve el cerrahisi uzmanı Doç. Tabip Albay Yalçın Külahçı, Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Ortopedi ve Travmatoloji-El Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürsel Leblebicioğlu başkanlığında gerçekleştirilen mikrocerrahi eğitimlerinde, iki saç kılı kalınlığındaki damarlar, son teknolojiye sahip mikroskop altında dikilerek, kol, bacak ve parmak nakli gibi kritik operasyonları yapabilecek uzmanlar yetiştiriliyor. GATA Dekanı ve Eğitim Hastanesi Baştabibi Tümamiral Hayati Bilgiç, cerrahide yapılabilecek bir yanlışın dönüşü olmayan sorunlara yol açabildiğini belirterek, özellikle küçük damarların tamirinde deneyim ve eğitimin şart olduğunu söyledi.
"Amacımız damarıyla, siniriyle, donanımlı el ve yüz naklini gerçekleştirmektir"
GATA'daki mikrocerrahi laboratuvarında, deney hayvanları üzerinde mikrocerrahi uygulamalarının yapıldığını aktaran Bilgiç, burada yapılan çalışmaların kompozit doku nakli operasyonların başarısı için çok önemli olduğunu dile getirdi. GATA'daki mikrocerrahi laboratuvarında, deney hayvanları üzerinde mikrocerrahi uygulamalarının yapıldığını aktaran Bilgiç, burada yapılan çalışmaların kompozit doku nakli operasyonların başarısı için çok önemli olduğunu dile getirdi. Bilgiç, "Amacımız, bilerek, damarıyla, siniriyle, kasıyla, dokusuyla çok iyi bilen, donanımlı bilgi ile kompozit doku naklini, yani el ve yüz naklini gerçekleştirmektir" diye konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 07 Mart 2016 13:27
Gösterim: 1107
Bor mineralini fareler üzerinde uygulayan Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki bilim adamları, borun öğrenme ve davranış üzerine olumlu etkisini tespit etti.
YYÜ Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim görevlilerinin, "borun uzamsal öğrenme, hafızayı pekiştirme ve anksiyete" üzerindeki etkisine yönelik çalışmaları olumlu sonuçlandı. Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Özdemir, borun öğrenme, hafıza pekiştirme ve endişe giderme özelliklerini test ettiklerini belirtti. Özdemir, "Boru, borikasit olarak, yemlere kattık ve hayvanlara birkaç hafta boyunca bunları yedirdik. Asıl hedefimiz borun hayvan belleğine olumlu etkisinin olup olmadığını test etmekti. Dolayısıyla bu da uzamsal öğrenme ve hafızayı pekiştirmeyi test etmekti. Sonra çalışma yaptığımız grupları iki teste tabi tuttuk. Birincisi su dolu havuzda yüzdürme testiydi. Bu sistemde sıçanların sudaki platformu bulup oraya çıkma zamanı hesaplandı. Yani öğrenme belleği test edildi. İlk başta uzun süre dolaşan hayvanlar, sonraki günlerde en kısa yoldan platforma ulaştı" dedi.
"Bor, farelerde endişe ve korkuyu da azalttı"
Uyguladıkları testlerle borun endişe ve korku oranını da azalttığını tespit ettiklerini belirten Özdemir, bor alan deneklerin kapalı alanda daha çok kalabildiğini ifade etti. Özdemir, "Bunu da tezimizde vurguladık. Tezimiz, bundan sonraki çalışmalara da ışık tutacak" dedi.
Borun hafıza ve uzamsal öğrenmeye katkısının, insanlar üzerinde de denenebileceğine dikkati çeken Özdemir, şöyle konuştu: "Bu içinde bor minerali bulunan turunçgiller, badem, ceviz gibi kuru yemişlerle denenebilir. Ayrıca bor ilaç olarak yiyeceklere katılarak da tüketilebilir. Bundan sonra daha ileri testlere ihtiyaç var. Hayvanlarda denenen dozların insanlarda da denenmesi gerekiyor. O da ayrı bir çalışmanın konusu olur. Bor 2 yaşına kadar olan çocukların gelişimini olumlu etkiliyor ve belleklerini güçlendiriyor. Günümüzde yaygın olan, alzaymır ve unutkanlık yapan benzeri hastalıkların önlenmesinde de insanların bor mineraline ihtiyaç duyduğunu tespit ettik."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Bor mineralini fareler üzerinde uygulayan Yüzüncü Yıl Üniversitesindeki bilim adamları, borun öğrenme ve davranış üzerine olumlu etkisini tespit etti.
YYÜ Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim görevlilerinin, "borun uzamsal öğrenme, hafızayı pekiştirme ve anksiyete" üzerindeki etkisine yönelik çalışmaları olumlu sonuçlandı. Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Özdemir, borun öğrenme, hafıza pekiştirme ve endişe giderme özelliklerini test ettiklerini belirtti. Özdemir, "Boru, borikasit olarak, yemlere kattık ve hayvanlara birkaç hafta boyunca bunları yedirdik. Asıl hedefimiz borun hayvan belleğine olumlu etkisinin olup olmadığını test etmekti. Dolayısıyla bu da uzamsal öğrenme ve hafızayı pekiştirmeyi test etmekti. Sonra çalışma yaptığımız grupları iki teste tabi tuttuk. Birincisi su dolu havuzda yüzdürme testiydi. Bu sistemde sıçanların sudaki platformu bulup oraya çıkma zamanı hesaplandı. Yani öğrenme belleği test edildi. İlk başta uzun süre dolaşan hayvanlar, sonraki günlerde en kısa yoldan platforma ulaştı" dedi.
"Bor, farelerde endişe ve korkuyu da azalttı"
Uyguladıkları testlerle borun endişe ve korku oranını da azalttığını tespit ettiklerini belirten Özdemir, bor alan deneklerin kapalı alanda daha çok kalabildiğini ifade etti. Özdemir, "Bunu da tezimizde vurguladık. Tezimiz, bundan sonraki çalışmalara da ışık tutacak" dedi.
Borun hafıza ve uzamsal öğrenmeye katkısının, insanlar üzerinde de denenebileceğine dikkati çeken Özdemir, şöyle konuştu: "Bu içinde bor minerali bulunan turunçgiller, badem, ceviz gibi kuru yemişlerle denenebilir. Ayrıca bor ilaç olarak yiyeceklere katılarak da tüketilebilir. Bundan sonra daha ileri testlere ihtiyaç var. Hayvanlarda denenen dozların insanlarda da denenmesi gerekiyor. O da ayrı bir çalışmanın konusu olur. Bor 2 yaşına kadar olan çocukların gelişimini olumlu etkiliyor ve belleklerini güçlendiriyor. Günümüzde yaygın olan, alzaymır ve unutkanlık yapan benzeri hastalıkların önlenmesinde de insanların bor mineraline ihtiyaç duyduğunu tespit ettik."
Son Güncelleme: Cumartesi, 05 Mart 2016 18:56
Gösterim: 1231
Yükseköğretim Kurulu ve Türk Hava Yolları arasında imzalanan protokolle, öğrencilerin uçak bileti alımında yüzde 25'lik indirimden faydalanması için artık öğrenci belgesi ibraz etmesi gerekmeyecek.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Türk Hava Yolları arasında imzalanan protokolle, öğrencilerin uçak bileti alımında yüzde 25'lik indirimden faydalanması için artık öğrenci belgesi ibraz etmesi gerekmeyecek. Öğrencilerin bilet alımlarını kolaylaştırmak amacıyla YÖK ve THY arasında imzalanan protokole göre THY, YÖK veri tabanına kayıtlı öğrencilerin bilgilerini doğrulama sistemi üzerinden kontrol edebilecek. Bu sayede, öğrenciler herhangi bir belge ibraz etmeden indirimli bilet alabilecek.
YÖK yetkilerinden alınan bilgiye göre THY, yüksek öğretim kaydı bulunan 24 yaşını geçmemiş öğrencilere, belge ibraz etmeleri karşılığında uçak bileti bedellerinde yüzde 25 indirim sağlıyordu. THY yetkilerinden alınan bilgiye göre 2014'te 500 bini aşkın öğrenci bu indirimden faydalandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
Yükseköğretim Kurulu ve Türk Hava Yolları arasında imzalanan protokolle, öğrencilerin uçak bileti alımında yüzde 25'lik indirimden faydalanması için artık öğrenci belgesi ibraz etmesi gerekmeyecek.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Türk Hava Yolları arasında imzalanan protokolle, öğrencilerin uçak bileti alımında yüzde 25'lik indirimden faydalanması için artık öğrenci belgesi ibraz etmesi gerekmeyecek. Öğrencilerin bilet alımlarını kolaylaştırmak amacıyla YÖK ve THY arasında imzalanan protokole göre THY, YÖK veri tabanına kayıtlı öğrencilerin bilgilerini doğrulama sistemi üzerinden kontrol edebilecek. Bu sayede, öğrenciler herhangi bir belge ibraz etmeden indirimli bilet alabilecek.
YÖK yetkilerinden alınan bilgiye göre THY, yüksek öğretim kaydı bulunan 24 yaşını geçmemiş öğrencilere, belge ibraz etmeleri karşılığında uçak bileti bedellerinde yüzde 25 indirim sağlıyordu. THY yetkilerinden alınan bilgiye göre 2014'te 500 bini aşkın öğrenci bu indirimden faydalandı.
Son Güncelleme: Pazar, 06 Mart 2016 11:36
Gösterim: 2061
YÖK Başkanvekili Kapıcıoğlu, "Tıp fakültelerinin kontenjanları 2008 yılında 4 bin 500 civarında iken, bugün 12 binlere ulaşmış durumda ancak bundan sonra artırmayı düşünmüyoruz" dedi.
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanvekili Prof. Dr. Safa Kapıcıoğlu, "Tıp fakültelerinin kontenjanları 2008 yılında 4 bin 500 civarında iken, bugün 12 binlere ulaşmış durumda ancak bundan sonra artırmayı düşünmüyoruz" dedi.
Sinop Üniversitesince Ahmet Muhip Dranas Uygulama Otelinde düzenlenen söyleşiye katılan Kapıcıoğlu,YÖK'ün çalışmaları hakkında katılımcılara bilgi verdi ve öğrencilerin sorularını yanıtladı. Bir öğrencinin tıp fakültelerine öğrenci alımına ilişkin sorusu üzerine Kapıcıoğlu, üniversitelerdeki tüm programların meslek edinme programları olmadığını söyledi. Tıp doktoru olduğunu anımsatan Kapıcıoğlu, planlama yapılırken kişi başına düşen doktor, hemşire ve tekniker sayılarının hesaplandığını vurguladı.
Prof. Dr. Kapıcıoğlu, mezun kişinin yeterlilik durumunun planlama aşamasında önemli olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Bunlar yapılırken kontenjanlar da buna göre belirleniyor. Örneğin tıp fakültelerinin kontenjanları 2008 yılında 4 bin 500 civarında iken, bugün 12 binlere ulaşmış durumda ancak bundan sonra artırmayı düşünmüyoruz. Yapılan planlamalar çerçevesinde ve ülkemizin 2023 yılı hedefleri doğrultusunda bu sayının dondurulması, yıllar içerisinde belki azaltılması söz konusu olacak. YÖK Başkanımız da bahsetti, özellikle tıp fakültelerinin kontenjanları dondurulacak bu sene. Azaltılmayacak ama artırılmayacak da. Bunun gibi planlamalar mutlaka yapılıyor."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Üniversiteler
YÖK Başkanvekili Kapıcıoğlu, "Tıp fakültelerinin kontenjanları 2008 yılında 4 bin 500 civarında iken, bugün 12 binlere ulaşmış durumda ancak bundan sonra artırmayı düşünmüyoruz" dedi.
Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanvekili Prof. Dr. Safa Kapıcıoğlu, "Tıp fakültelerinin kontenjanları 2008 yılında 4 bin 500 civarında iken, bugün 12 binlere ulaşmış durumda ancak bundan sonra artırmayı düşünmüyoruz" dedi.
Sinop Üniversitesince Ahmet Muhip Dranas Uygulama Otelinde düzenlenen söyleşiye katılan Kapıcıoğlu,YÖK'ün çalışmaları hakkında katılımcılara bilgi verdi ve öğrencilerin sorularını yanıtladı. Bir öğrencinin tıp fakültelerine öğrenci alımına ilişkin sorusu üzerine Kapıcıoğlu, üniversitelerdeki tüm programların meslek edinme programları olmadığını söyledi. Tıp doktoru olduğunu anımsatan Kapıcıoğlu, planlama yapılırken kişi başına düşen doktor, hemşire ve tekniker sayılarının hesaplandığını vurguladı.
Prof. Dr. Kapıcıoğlu, mezun kişinin yeterlilik durumunun planlama aşamasında önemli olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Bunlar yapılırken kontenjanlar da buna göre belirleniyor. Örneğin tıp fakültelerinin kontenjanları 2008 yılında 4 bin 500 civarında iken, bugün 12 binlere ulaşmış durumda ancak bundan sonra artırmayı düşünmüyoruz. Yapılan planlamalar çerçevesinde ve ülkemizin 2023 yılı hedefleri doğrultusunda bu sayının dondurulması, yıllar içerisinde belki azaltılması söz konusu olacak. YÖK Başkanımız da bahsetti, özellikle tıp fakültelerinin kontenjanları dondurulacak bu sene. Azaltılmayacak ama artırılmayacak da. Bunun gibi planlamalar mutlaka yapılıyor."
Son Güncelleme: Cumartesi, 05 Mart 2016 10:58
Gösterim: 1600

