Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, "Study in Turkey projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz büyük bir markalaşma ve kurumsallaşma çabası var" dedi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Türkiye'nin "Study in Turkey" projesi kapsamında büyük bir markalaşma ve kurumsallaşma çabası olduğunu söyledi.
Amerika'nın San Diego şehrinde düzenlenen Uluslararası Eğitimciler Birliği (NAFSA) Konferansı’na katılan Çetinsaya, Türkiye’nin markalaşan yükseköğretim sistemini Anadolu Ajansı’na değerlendirdi.
NAFSA Konferansına, beraberinde Türkiye’den çeşitli üniversiteleri temsil eden geniş bir heyetle katılan YÖK Başkanı, "Türkiye’nin uluslararasılaşmaya verdiği önemi" vurgulayarak şöyle konuştu:
“Uluslararasılaşma çok yönlü bir kavram. Bunun bir ayağı da kısa ya da uzun vadeli uluslararası öğrenci değişimi. Kısa vadeli programlarda Erasmus yoluyla Avrupa sisteminde çok başarılıyız. Şimdi bunu genişletmek için bütün dünya ile öğrenci değişimi yapabileceğimiz ‘Mevlana Değişim Programı'nı başlattık. Uzun vadeli programlar için de yine büyük gayretlerimiz var.”
İstatistiklere bakıldığında son yıllarda Türkiye’nin eğitim sektöründeki artan başarısının görmezden gelinemeyeceğini dile getiren Çetinsaya, “2011’de Türkiye’de 30 bin uluslararası öğrenci varken şu anda bu sayı 70 binlere çıktı. Bunun ardında ‘Study in Turkey’ projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz büyük bir markalaşma ve kurumsallaşma çabası var. ‘Studyinturkey.gov.tr’ markası altında gerçekleştirdiğimiz kurumsallaşma ve markalaşma çalışması için broşürler ve kitaplar bastırdık. Bu gayretler arttıkça eminim bu alandaki başarılarımız da artacaktır. NAFSA Fuarı ve konferans dizisi bunun örneklerinden bir tanesi. Türkiye ilk defa böylesine bir kurumsal şemsiye altında temsil ediliyor. Bunun benzeri bir organizasyonu gelecek yıl Türkiye’de gerçekleştireceğiz ve dünyadaki bütün üniversiteleri Türkiye’ye davet edeceğiz” dedi.
Geçen yıl da NAFSA Konferansı’nda konuk olarak bulunduğunu belirten YÖK Başkanı, "Study in Turkey" markasına ilişkin atılan adımların, geçen yıl NAFSA’daki gözlemlerin ardından şekillendiğini söyleyerek, YÖK’ün bu sene ilk defa ‘Study in Turkey’ markasıyla birlikte kurumsal bir şekilde ve üniversitelerle beraber bu organizasyona katıldığını belirtti.
Çetinsaya, “Bugün artık dünyada 21'inci yüzyılın dinamikleriyle farklı kültürleri tanımak, farklı deneyimler kazanmak çok önemli kabul ediliyor. Bir öğrencinin 21'inci yüzyıl insanı ve global dünyanın vatandaşı olabilmesi için uluslararasılaşma süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Çok kültürlülük anlamında coğrafi konum olarak Türkiye, çevredeki ülkelerle birlikte bu iş için çok ideal bir ülke. Bildiğiniz gibi uluslararasılaşma sadece öğrenci değişiminden ibaret değil. Bunun yanında öğretim üyesi değişimi, ortak programlar, ortak lisans ve doktora programları oluşturmak da uluslararasılaşmanın önemli bir parçasını oluşturuyor” dedi.
Yükseköğretim sistemimiz Türkiye’nin yumuşak güç unsurları arasında
Türkiye’de eğitim sektöründeki hedeflerin ekonomideki hedefler kadar önemli olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı, “Biz nasıl şu anda dünyada ilk 20 ekonomi arasındaysak, nasıl önümüzdeki 10 yıl içinde ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsak, yükseköğretimde de bunu amaçlamalı, bu noktada olmalıyız. Kaldı ki bugün yurt dışından gelen heyetleri ve Doğu’dan ve Batı’dan gelen ilgiyi göz önöne alarak bir değerlendirme yaptığımızda, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, mevcut yükseköğretim sistemimiz, kapasitesi ve kalitesiyle Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarından biri haline gelmiştir” dedi.
"Uluslararasılaşmanın iki taraflı bir unsur olduğuna" da değinen YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Yurt dışına giden öğrencilerimiz de bizim için uluslararasılaşmanın bir parçası ve Türkiye bu konuda da dünya istatistiklerinde önemli bir yerde. Amerika’da okuyan Türk öğrencilerini düşündüğümüzde, Avrupa’da Amerika’ya gelen öğrenciler arasında Türkiye birinci konumda, tüm dünyadan gelen öğrenciler arasında ise onuncu sıradayız. Bu da bizim, ülke olarak uluslararasılaşmanın bir diğer ayağındaki başarımızı ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, "Study in Turkey projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz büyük bir markalaşma ve kurumsallaşma çabası var" dedi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Türkiye'nin "Study in Turkey" projesi kapsamında büyük bir markalaşma ve kurumsallaşma çabası olduğunu söyledi.
Amerika'nın San Diego şehrinde düzenlenen Uluslararası Eğitimciler Birliği (NAFSA) Konferansı’na katılan Çetinsaya, Türkiye’nin markalaşan yükseköğretim sistemini Anadolu Ajansı’na değerlendirdi.
NAFSA Konferansına, beraberinde Türkiye’den çeşitli üniversiteleri temsil eden geniş bir heyetle katılan YÖK Başkanı, "Türkiye’nin uluslararasılaşmaya verdiği önemi" vurgulayarak şöyle konuştu:
“Uluslararasılaşma çok yönlü bir kavram. Bunun bir ayağı da kısa ya da uzun vadeli uluslararası öğrenci değişimi. Kısa vadeli programlarda Erasmus yoluyla Avrupa sisteminde çok başarılıyız. Şimdi bunu genişletmek için bütün dünya ile öğrenci değişimi yapabileceğimiz ‘Mevlana Değişim Programı'nı başlattık. Uzun vadeli programlar için de yine büyük gayretlerimiz var.”
İstatistiklere bakıldığında son yıllarda Türkiye’nin eğitim sektöründeki artan başarısının görmezden gelinemeyeceğini dile getiren Çetinsaya, “2011’de Türkiye’de 30 bin uluslararası öğrenci varken şu anda bu sayı 70 binlere çıktı. Bunun ardında ‘Study in Turkey’ projesi kapsamında gerçekleştirdiğimiz büyük bir markalaşma ve kurumsallaşma çabası var. ‘Studyinturkey.gov.tr’ markası altında gerçekleştirdiğimiz kurumsallaşma ve markalaşma çalışması için broşürler ve kitaplar bastırdık. Bu gayretler arttıkça eminim bu alandaki başarılarımız da artacaktır. NAFSA Fuarı ve konferans dizisi bunun örneklerinden bir tanesi. Türkiye ilk defa böylesine bir kurumsal şemsiye altında temsil ediliyor. Bunun benzeri bir organizasyonu gelecek yıl Türkiye’de gerçekleştireceğiz ve dünyadaki bütün üniversiteleri Türkiye’ye davet edeceğiz” dedi.
Geçen yıl da NAFSA Konferansı’nda konuk olarak bulunduğunu belirten YÖK Başkanı, "Study in Turkey" markasına ilişkin atılan adımların, geçen yıl NAFSA’daki gözlemlerin ardından şekillendiğini söyleyerek, YÖK’ün bu sene ilk defa ‘Study in Turkey’ markasıyla birlikte kurumsal bir şekilde ve üniversitelerle beraber bu organizasyona katıldığını belirtti.
Çetinsaya, “Bugün artık dünyada 21'inci yüzyılın dinamikleriyle farklı kültürleri tanımak, farklı deneyimler kazanmak çok önemli kabul ediliyor. Bir öğrencinin 21'inci yüzyıl insanı ve global dünyanın vatandaşı olabilmesi için uluslararasılaşma süreçlerinden geçmesi gerekiyor. Çok kültürlülük anlamında coğrafi konum olarak Türkiye, çevredeki ülkelerle birlikte bu iş için çok ideal bir ülke. Bildiğiniz gibi uluslararasılaşma sadece öğrenci değişiminden ibaret değil. Bunun yanında öğretim üyesi değişimi, ortak programlar, ortak lisans ve doktora programları oluşturmak da uluslararasılaşmanın önemli bir parçasını oluşturuyor” dedi.
Yükseköğretim sistemimiz Türkiye’nin yumuşak güç unsurları arasında
Türkiye’de eğitim sektöründeki hedeflerin ekonomideki hedefler kadar önemli olduğunu vurgulayan YÖK Başkanı, “Biz nasıl şu anda dünyada ilk 20 ekonomi arasındaysak, nasıl önümüzdeki 10 yıl içinde ilk 10 ekonomi arasında yer almak istiyorsak, yükseköğretimde de bunu amaçlamalı, bu noktada olmalıyız. Kaldı ki bugün yurt dışından gelen heyetleri ve Doğu’dan ve Batı’dan gelen ilgiyi göz önöne alarak bir değerlendirme yaptığımızda, şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, mevcut yükseköğretim sistemimiz, kapasitesi ve kalitesiyle Türkiye’nin yumuşak güç unsurlarından biri haline gelmiştir” dedi.
"Uluslararasılaşmanın iki taraflı bir unsur olduğuna" da değinen YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, “Yurt dışına giden öğrencilerimiz de bizim için uluslararasılaşmanın bir parçası ve Türkiye bu konuda da dünya istatistiklerinde önemli bir yerde. Amerika’da okuyan Türk öğrencilerini düşündüğümüzde, Avrupa’da Amerika’ya gelen öğrenciler arasında Türkiye birinci konumda, tüm dünyadan gelen öğrenciler arasında ise onuncu sıradayız. Bu da bizim, ülke olarak uluslararasılaşmanın bir diğer ayağındaki başarımızı ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.
Son Güncelleme: Cuma, 30 May 2014 12:12
Gösterim: 1449
Muş Sulh Ceza Mahkemesi, "Twitter'da 'Allah CC' rumuzunu kullanarak, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçunu işlediği iddia edilen öğretmene 15 ay hapis cezası verdi
Muş Sulh Ceza Mahkemesi, Twitter'da "Allah CC" adını kullandığı ve yazdığı mesajlarla "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçunu işlediği iddia edilen öğretmen Ertan P.'ye 15 ay hapis cezası verdi. Cezası ertelenmeyen öğretmen, Yargıtay'ın kararı onaması halinde cezaevine girecek.
Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, şikayet üzerine, 2012'de başlatılan soruşturma kapsamında öğretmen Ertan P., hakkında iddianame düzenledi.
İddianamede, sanığın sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "Allah CC" rumuzuyla hesap açtığı ve bu hesapla Allah, peygamber ve kutsal meleklerin isimlerini ve kendisini de onların yerine koymak suretiyle çok sayıda dini değeri aşağılayıcı ve hakaret vari sözler yazdığı belirtildi.
Sanığın yazılarının eleştiri veya inançsızlık çerçevesinde olmadığı sadece aşağılama kastı ile yazdığı kaydedilen iddianamede, "Sanık söz konusu rumuzu ve yazışmaları kabul ettiğini, ancak suçtan kurtulmak için kendisine ait bu hesabın başkaları tarafından hacklenmek suretiyle yazılmış yazılar da olabileceğini beyan etmiştir. Bunun soyut ve mesnetsiz olduğu, dosya kapsamından da üzerine atılı suçun sabit olduğu anlaşılmıştır'' denildi.
Yargılama
İddianamenin Muş Sulh Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmesinin ardından yargılama başladı. Davada, öğretmen Ertan P., Twitter'da "Allah C.C" ismini, başka bir kullanıcıdan hacklediğini öne sürdü.
İddianamede yer alan tweetleri kendisinin atmadığını savunan sanık, adresi ele geçirdikten sonra kan bağışını destekleyen mesajlar yazdığını iddia etti. Sanık, "Bu rumuzla bir müddet yazdım. Benden sonra da bunu başkaları hacklemiş olabilir" dedi.
Şikayetçinin Müşteki avukatı Abdullah Aslan, sanığın her aşamada farklı ifadeler verdiğini belirterek, "Sanık hesabının hacklendiğini söylüyor ama bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunmamıştır. Ayrıca hesabının hacklendiğine dair hiç bir zaman takipçilerine bilgi paylaşımı yapmamıştır. Sanık suçu işlemeye devam etmektedir" diyerek, sanığın cezalandırılmasını istedi.
Sanık avukatı Rumet Agit Özer, müvekkilinin hesabının hacklendiğini, bu nedenle hesabını başkalarının kullandığını savunarak, müvekkilinin beraatini istedi.
Ceza ertelenmedi
Davayı karara bağlayan hakim, sanık Ertan P.'nin eyleminin sabit olduğunu belirtti.
"Suçun işleniş biçimi, sanığın kastı, suç işlemesindeki ısrarı, failin amaç ve saikini" göz önüne alan hakim, sanığı "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlere alenen aşağılama" suçundan 8 ay hapis cezasına çarptırdı.
Cezayı suçun yayın yoluyla gerçekleştirilmesi ve değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi nedeniyle 15 aya çıkaran hakim, sanık hakkında takdiri veya yasal indirim uygulamadı.
Hakim, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığı gerekesiyle hükmün açıklanmasını geri bırakmadı, cezayı da ertelemedi. Hakim, sanığın memuriyet hakkından da yoksun bırakılmasına karar verdi.
Yargıtay, yerel mahkemenin kararını onarsa Ertan P., hapse girecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Muş Sulh Ceza Mahkemesi, "Twitter'da 'Allah CC' rumuzunu kullanarak, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçunu işlediği iddia edilen öğretmene 15 ay hapis cezası verdi
Muş Sulh Ceza Mahkemesi, Twitter'da "Allah CC" adını kullandığı ve yazdığı mesajlarla "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçunu işlediği iddia edilen öğretmen Ertan P.'ye 15 ay hapis cezası verdi. Cezası ertelenmeyen öğretmen, Yargıtay'ın kararı onaması halinde cezaevine girecek.
Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, şikayet üzerine, 2012'de başlatılan soruşturma kapsamında öğretmen Ertan P., hakkında iddianame düzenledi.
İddianamede, sanığın sosyal paylaşım sitesi Twitter'da "Allah CC" rumuzuyla hesap açtığı ve bu hesapla Allah, peygamber ve kutsal meleklerin isimlerini ve kendisini de onların yerine koymak suretiyle çok sayıda dini değeri aşağılayıcı ve hakaret vari sözler yazdığı belirtildi.
Sanığın yazılarının eleştiri veya inançsızlık çerçevesinde olmadığı sadece aşağılama kastı ile yazdığı kaydedilen iddianamede, "Sanık söz konusu rumuzu ve yazışmaları kabul ettiğini, ancak suçtan kurtulmak için kendisine ait bu hesabın başkaları tarafından hacklenmek suretiyle yazılmış yazılar da olabileceğini beyan etmiştir. Bunun soyut ve mesnetsiz olduğu, dosya kapsamından da üzerine atılı suçun sabit olduğu anlaşılmıştır'' denildi.
Yargılama
İddianamenin Muş Sulh Ceza Mahkemesi'nce kabul edilmesinin ardından yargılama başladı. Davada, öğretmen Ertan P., Twitter'da "Allah C.C" ismini, başka bir kullanıcıdan hacklediğini öne sürdü.
İddianamede yer alan tweetleri kendisinin atmadığını savunan sanık, adresi ele geçirdikten sonra kan bağışını destekleyen mesajlar yazdığını iddia etti. Sanık, "Bu rumuzla bir müddet yazdım. Benden sonra da bunu başkaları hacklemiş olabilir" dedi.
Şikayetçinin Müşteki avukatı Abdullah Aslan, sanığın her aşamada farklı ifadeler verdiğini belirterek, "Sanık hesabının hacklendiğini söylüyor ama bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulunmamıştır. Ayrıca hesabının hacklendiğine dair hiç bir zaman takipçilerine bilgi paylaşımı yapmamıştır. Sanık suçu işlemeye devam etmektedir" diyerek, sanığın cezalandırılmasını istedi.
Sanık avukatı Rumet Agit Özer, müvekkilinin hesabının hacklendiğini, bu nedenle hesabını başkalarının kullandığını savunarak, müvekkilinin beraatini istedi.
Ceza ertelenmedi
Davayı karara bağlayan hakim, sanık Ertan P.'nin eyleminin sabit olduğunu belirtti.
"Suçun işleniş biçimi, sanığın kastı, suç işlemesindeki ısrarı, failin amaç ve saikini" göz önüne alan hakim, sanığı "Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlere alenen aşağılama" suçundan 8 ay hapis cezasına çarptırdı.
Cezayı suçun yayın yoluyla gerçekleştirilmesi ve değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi nedeniyle 15 aya çıkaran hakim, sanık hakkında takdiri veya yasal indirim uygulamadı.
Hakim, sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmadığı gerekesiyle hükmün açıklanmasını geri bırakmadı, cezayı da ertelemedi. Hakim, sanığın memuriyet hakkından da yoksun bırakılmasına karar verdi.
Yargıtay, yerel mahkemenin kararını onarsa Ertan P., hapse girecek.
Son Güncelleme: Perşembe, 29 May 2014 14:36
Gösterim: 1370
Dershanelerin kapatılmasını öngören MEB yasası Anayasa Mahkemesi’nde görüşülürken, dershanelerden 2014-2015 öğretim yılı için kayıtların devam edeceği bildirildi.
Özel dershanelerden 2014-2015 öğretim yılına ilişkin kayıt açıklaması yapıldı. ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER ve TÖDER’den yapılan yazılı açıklamada, dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüştürülmesini amaçlayan yasanın 14 Mart’ta yürürlüğe girerek dönüşüm sürecinin başladığı bununla birlikte yasadaki bazı maddelerin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşındığı belirtildi. Açıklamada, “Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı pek çok hüküm içeren yasanın, önümüzdeki günlerde AYM’de görüşülürken dershaneler de gelecek öğretim yılı, yani 2014-2015 Öğretim Yılı için yeni kayıtlarını almaya devam edecektir” denildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı;
"Bilindiği gibi Yasa, dershanelerin 1 Eylül 2015 tarihine kadar çalışmalarına izin vermişti. Özel Dershane Kurucuları dershanelerin Türk Milli Eğitimine katkı vermeye bu tarihten sonra da devam edeceğine olan inançlarını koruyarak yeni öğretim yılına hazırlanmaktadırlar. Özel Dershanelerimize kayıt yaptıracak öğrencilerimize velilerimize ve kamuoyuna saygıyla duyururuz."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Dershanelerin kapatılmasını öngören MEB yasası Anayasa Mahkemesi’nde görüşülürken, dershanelerden 2014-2015 öğretim yılı için kayıtların devam edeceği bildirildi.
Özel dershanelerden 2014-2015 öğretim yılına ilişkin kayıt açıklaması yapıldı. ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER ve TÖDER’den yapılan yazılı açıklamada, dershanelerin özel öğretim kurumlarına dönüştürülmesini amaçlayan yasanın 14 Mart’ta yürürlüğe girerek dönüşüm sürecinin başladığı bununla birlikte yasadaki bazı maddelerin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşındığı belirtildi. Açıklamada, “Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı pek çok hüküm içeren yasanın, önümüzdeki günlerde AYM’de görüşülürken dershaneler de gelecek öğretim yılı, yani 2014-2015 Öğretim Yılı için yeni kayıtlarını almaya devam edecektir” denildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı;
"Bilindiği gibi Yasa, dershanelerin 1 Eylül 2015 tarihine kadar çalışmalarına izin vermişti. Özel Dershane Kurucuları dershanelerin Türk Milli Eğitimine katkı vermeye bu tarihten sonra da devam edeceğine olan inançlarını koruyarak yeni öğretim yılına hazırlanmaktadırlar. Özel Dershanelerimize kayıt yaptıracak öğrencilerimize velilerimize ve kamuoyuna saygıyla duyururuz."
Son Güncelleme: Çarşamba, 28 May 2014 13:01
Gösterim: 4329
Sosyal medyada Sakarya Üniversitesi Rektörü Muzaffer Elmas'ın, kendisine Fenerbahçeli Sow diye başka bir kişiyi tanıştırarak kandırdıkları iddia edilen öğrencileri okuldan uzaklaştırıldığı iddia edildi. Rektör ise, "Böyle bir şey söz konusu değil. Zaten ben Fenerbahçeliyim, bana yutturamazlar" dedi.
Sosyal medyada bugün bir haber hızla yayıldı. Habere göre Sakarya Üniversitesi öğrencileri, rektör Muzaffer Elmas'a bir kişiyi Fenerbahçeli futbolcu Sow diye tanıştırdıkları iddia edildi. Rektör Elmas da bu haberi Twitter'da "Musa Sow üniversitemizde" diyerek paylaştı. Kandırıldığını anlayan Rektör Elmas'ın kendisine bu şakayı yapan öğrencileri 6 ay okuldan uzaklaştırdığı iddia edildi.
Peki gerçekte ne oldu? Sakarya Üniversitesi Rektörü Muzaffer Elmas bu iddiaları gülerek yanıtladı.

Rektör: gerçekten sow'u andırıyordu
"O çocuk gerçekten de Sow'u andırıyordu..." cümlesiyle sözlerine başlayan Rektör Elmas şunları söyledi:
"Espriyi zaten ben yaptım"
"Ben çocuklarla konuşurken bir kişi gelip fotoğraf çektirdi. Ben de Twitter'da 'Sow' diye espri yaptım. Sonra olan bitenden habersizim. Çocukları uzaklaştırmak gibi bir şey olabilir mi? Espriyi zaten ben yaptım. Kaldı ki ben fanatik Fenerbahçeliyim, maçlara gidiyorum, bana yutturamazlardı. Biz Sakarya Üniversitesi olarak hiçbir öğrencimize soruşturma açmadık"
Kaynak Hürriyet
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sosyal medyada Sakarya Üniversitesi Rektörü Muzaffer Elmas'ın, kendisine Fenerbahçeli Sow diye başka bir kişiyi tanıştırarak kandırdıkları iddia edilen öğrencileri okuldan uzaklaştırıldığı iddia edildi. Rektör ise, "Böyle bir şey söz konusu değil. Zaten ben Fenerbahçeliyim, bana yutturamazlar" dedi.
Sosyal medyada bugün bir haber hızla yayıldı. Habere göre Sakarya Üniversitesi öğrencileri, rektör Muzaffer Elmas'a bir kişiyi Fenerbahçeli futbolcu Sow diye tanıştırdıkları iddia edildi. Rektör Elmas da bu haberi Twitter'da "Musa Sow üniversitemizde" diyerek paylaştı. Kandırıldığını anlayan Rektör Elmas'ın kendisine bu şakayı yapan öğrencileri 6 ay okuldan uzaklaştırdığı iddia edildi.
Peki gerçekte ne oldu? Sakarya Üniversitesi Rektörü Muzaffer Elmas bu iddiaları gülerek yanıtladı.

Rektör: gerçekten sow'u andırıyordu
"O çocuk gerçekten de Sow'u andırıyordu..." cümlesiyle sözlerine başlayan Rektör Elmas şunları söyledi:
"Espriyi zaten ben yaptım"
"Ben çocuklarla konuşurken bir kişi gelip fotoğraf çektirdi. Ben de Twitter'da 'Sow' diye espri yaptım. Sonra olan bitenden habersizim. Çocukları uzaklaştırmak gibi bir şey olabilir mi? Espriyi zaten ben yaptım. Kaldı ki ben fanatik Fenerbahçeliyim, maçlara gidiyorum, bana yutturamazlardı. Biz Sakarya Üniversitesi olarak hiçbir öğrencimize soruşturma açmadık"
Kaynak Hürriyet
Son Güncelleme: Perşembe, 29 May 2014 13:18
Gösterim: 2322
14 Haziran'da başlayacak olan LYS'ye başvuru yapan aday sayısı açıklandı. Üniversite giriş sınavının ikinci basamağı olan Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS), 946 bin 244 aday başvurdu.
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarına göre, YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adaylar, 21-30 Nisan'da LSY'ye başvuru yaptı.
ÖSYM'den alınan bilgiye göre, başvuruda bulunan adayların 744 bin 562’si Matematik Sınavı (LYS-1), 388 bin 361’i Fen Bilimleri Sınavı (LYS-2) , 751 bin 454’ü Edebiyat-Coğrafya Sınavı (LYS-3) , 432 bin 97’si Sosyal Bilimler Sınavı (LYS-4)e ve 70 bin 767’si Yabancı Dil Sınavına (LYS-5) katılacak.
LYS-4, 14 Haziran Cumartesi; LYS-1 ve LYS-5, 15 Haziran Pazar; LYS-2, 21 Haziran Cumartesi ve LYS-3, 22 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek.
LYS’ler 81 il merkezi ve Lefkoşa’da yapılacak. Adaylar, tüm sınavlara aynı merkezde girecek.
Sınavlarda, 5 milyondan fazla soru kitapçığı kullanılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
14 Haziran'da başlayacak olan LYS'ye başvuru yapan aday sayısı açıklandı. Üniversite giriş sınavının ikinci basamağı olan Lisans Yerleştirme Sınavlarına (LYS), 946 bin 244 aday başvurdu.
Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) sonuçlarına göre, YGS puanlarından en az biri 180 ve daha fazla olan adaylar, 21-30 Nisan'da LSY'ye başvuru yaptı.
ÖSYM'den alınan bilgiye göre, başvuruda bulunan adayların 744 bin 562’si Matematik Sınavı (LYS-1), 388 bin 361’i Fen Bilimleri Sınavı (LYS-2) , 751 bin 454’ü Edebiyat-Coğrafya Sınavı (LYS-3) , 432 bin 97’si Sosyal Bilimler Sınavı (LYS-4)e ve 70 bin 767’si Yabancı Dil Sınavına (LYS-5) katılacak.
LYS-4, 14 Haziran Cumartesi; LYS-1 ve LYS-5, 15 Haziran Pazar; LYS-2, 21 Haziran Cumartesi ve LYS-3, 22 Haziran Pazar günü gerçekleştirilecek.
LYS’ler 81 il merkezi ve Lefkoşa’da yapılacak. Adaylar, tüm sınavlara aynı merkezde girecek.
Sınavlarda, 5 milyondan fazla soru kitapçığı kullanılacak.
Son Güncelleme: Çarşamba, 28 May 2014 11:41
Gösterim: 6760

