Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Pandemi nedeniyle kapanan okul binalarına sağlık sektörünün ilgi gösterdiği, binaların hastanelere dönüştürülmek için talep edildiği belirlendi.

hakan_akdoganKoronavirüsün en çok etkilediği alanlardan biri de özel okullar oldu. Yüz yüze eğitime tekrardan geçilmiş olmasına rağmen son bir yılda binlerce özel okul kapandı. Kapanan okulların bazısı öğrencileriyle birlikte devredilmek istenirken bazılarının  binaları ise farklı sektörlere satılıyor. Bu noktada pandemi nedeniyle büyüyen sağlık sektörü en büyük alıcı olarak öne çıkıyor.  

938 okul kapandı 

Kapanan özel okullar hakkında bilgi veren Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Başkanı Hakan Akdoğan "MEB verilerine göre Covid-19 salgınının etkili olduğu 2020 ve 2021’de 938 özel okul kapandı. 882 özel okul ise devredildi. Kapanan özel okullardan 14 bin 652 öğrenci, devredilen özel okullardan ise 35 bin 302 öğrenci devlet okullarına geçti" dedi.  

Öğrencileriyle birlikte devrediliyor  

Pandemi nedeniyle özel okul taleplerinin azalmasının sektörü olumsuz yönde etkilediğini aktaran Akdoğan "Özel okul binalarının gerek satılık gerekse de kiralık arzlarında büyük artışlar yaşanıyor. Bazısı sadece binayı satmayı isterken bazısı ise öğrencileriyle birlikte devretmek istiyor. Bunlar arasında zamanında çok yüksek maliyetlere yapılan, milyonlarca lira harcanan okullar da yer alıyor. Satılan okullar arasında 100 milyon TL'lik, büyük kampüslü eğitim kurumları da var, 500 bin TL'lik küçük anaokulları da" diye konuştu. 

Hastane yaptırılıyor 

Okul binalarının farklı amaçlarla kullanılmak istendiğini dile getiren Akdoğan, en büyük ilginin ise sağlık sektöründen olduğunu söyledi. Akdoğan, "Bu binalar için sağlık sektörünün öncelikli talebi söz konusu. Pandemi döneminde sağlık sektörü daha da büyümeye başladığı için yeni hastaneler açmak isteyen büyük markalar almak isteyebiliyor. Ancak her sektörün kendi içindeki mevzuatlarında özel hususlar yer alıyor. Tavan yüksekliğinden, kapı genişliğine, asansör özelliklerinden, yangın sistemlerine kadar her bina her işe uygun olarak da dönüştürülemiyor" ifadelerini kullandı.

> Özel okullara hastaneler talip

Pandemi nedeniyle kapanan okul binalarına sağlık sektörünün ilgi gösterdiği, binaların hastanelere dönüştürülmek için talep edildiği belirlendi.

hakan_akdoganKoronavirüsün en çok etkilediği alanlardan biri de özel okullar oldu. Yüz yüze eğitime tekrardan geçilmiş olmasına rağmen son bir yılda binlerce özel okul kapandı. Kapanan okulların bazısı öğrencileriyle birlikte devredilmek istenirken bazılarının  binaları ise farklı sektörlere satılıyor. Bu noktada pandemi nedeniyle büyüyen sağlık sektörü en büyük alıcı olarak öne çıkıyor.  

938 okul kapandı 

Kapanan özel okullar hakkında bilgi veren Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği (TÜGEM) Başkanı Hakan Akdoğan "MEB verilerine göre Covid-19 salgınının etkili olduğu 2020 ve 2021’de 938 özel okul kapandı. 882 özel okul ise devredildi. Kapanan özel okullardan 14 bin 652 öğrenci, devredilen özel okullardan ise 35 bin 302 öğrenci devlet okullarına geçti" dedi.  

Öğrencileriyle birlikte devrediliyor  

Pandemi nedeniyle özel okul taleplerinin azalmasının sektörü olumsuz yönde etkilediğini aktaran Akdoğan "Özel okul binalarının gerek satılık gerekse de kiralık arzlarında büyük artışlar yaşanıyor. Bazısı sadece binayı satmayı isterken bazısı ise öğrencileriyle birlikte devretmek istiyor. Bunlar arasında zamanında çok yüksek maliyetlere yapılan, milyonlarca lira harcanan okullar da yer alıyor. Satılan okullar arasında 100 milyon TL'lik, büyük kampüslü eğitim kurumları da var, 500 bin TL'lik küçük anaokulları da" diye konuştu. 

Hastane yaptırılıyor 

Okul binalarının farklı amaçlarla kullanılmak istendiğini dile getiren Akdoğan, en büyük ilginin ise sağlık sektöründen olduğunu söyledi. Akdoğan, "Bu binalar için sağlık sektörünün öncelikli talebi söz konusu. Pandemi döneminde sağlık sektörü daha da büyümeye başladığı için yeni hastaneler açmak isteyen büyük markalar almak isteyebiliyor. Ancak her sektörün kendi içindeki mevzuatlarında özel hususlar yer alıyor. Tavan yüksekliğinden, kapı genişliğine, asansör özelliklerinden, yangın sistemlerine kadar her bina her işe uygun olarak da dönüştürülemiyor" ifadelerini kullandı.

Son Güncelleme: Cumartesi, 05 Haziran 2021 12:27

Gösterim: 769

Avrupa Eğitim Vakfı Başkanı, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi ve Ada Kent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Talip Emiroğlu, tarih eğitimi üzerine yaptığı doktorasını tamamladı.

talip emiroglu_drYakın Doğu Üniversitesi’nde 4 yıl önce başladığı “doktora” sürecini başarıyla tamamlayan Emiroğlu, KKTC eğitim tarihini inceleyerek, özellikle Türkiye’de ve dünyadaki tarih eğitimiyle ilgili araştırmalar gerçekleştirdi. “Tarih eğitimi alan öğrencilerin, Pandemi döneminde (covid-19) uzaktan eğitime ilişkin görüşleri” konulu KKTC ve Türkiye’deki öğrencilerin katıldığı bir anket de yapan Emiroğlu, “Uluslar arası makalemi ve tezimi bu anket verilerini esas alarak yazdım. Son olarak, tez savunmamı jüri önünde online yaparak süreci tamamlamış oldum. Bu vesileyle,ilim adına yeni ufuklar keşfetmeme öncülük eden danışman hocam Prof. Dr. Ali Efdal Özkul’a; her süreçte desteğini esirgemeyen Doç. Dr. Oytun Sözüdoğru’ya; jürimde yer alarak güzel katkılar sağlayan Prof. Dr. Gökmen Dağlı, Doç. Dr. Elnur Ağayev ve Yrd. Doç. Dr. Ayten Koruroğlu Aktolga hocalarıma çok teşekkür ediyorum. Doktora yapmayı, yıllardır arzuladım ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Bu kez azmettim, bırakmadım. 4 yılda çok şey okudum, anladım. Bu unvanın karşılığını kendimde oluşturduğumu söyleyebilirim.” diye konuştu.

> Talip Emiroğlu tarih eğitimi doktorasını tamamladı

Avrupa Eğitim Vakfı Başkanı, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi ve Ada Kent Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Talip Emiroğlu, tarih eğitimi üzerine yaptığı doktorasını tamamladı.

talip emiroglu_drYakın Doğu Üniversitesi’nde 4 yıl önce başladığı “doktora” sürecini başarıyla tamamlayan Emiroğlu, KKTC eğitim tarihini inceleyerek, özellikle Türkiye’de ve dünyadaki tarih eğitimiyle ilgili araştırmalar gerçekleştirdi. “Tarih eğitimi alan öğrencilerin, Pandemi döneminde (covid-19) uzaktan eğitime ilişkin görüşleri” konulu KKTC ve Türkiye’deki öğrencilerin katıldığı bir anket de yapan Emiroğlu, “Uluslar arası makalemi ve tezimi bu anket verilerini esas alarak yazdım. Son olarak, tez savunmamı jüri önünde online yaparak süreci tamamlamış oldum. Bu vesileyle,ilim adına yeni ufuklar keşfetmeme öncülük eden danışman hocam Prof. Dr. Ali Efdal Özkul’a; her süreçte desteğini esirgemeyen Doç. Dr. Oytun Sözüdoğru’ya; jürimde yer alarak güzel katkılar sağlayan Prof. Dr. Gökmen Dağlı, Doç. Dr. Elnur Ağayev ve Yrd. Doç. Dr. Ayten Koruroğlu Aktolga hocalarıma çok teşekkür ediyorum. Doktora yapmayı, yıllardır arzuladım ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Bu kez azmettim, bırakmadım. 4 yılda çok şey okudum, anladım. Bu unvanın karşılığını kendimde oluşturduğumu söyleyebilirim.” diye konuştu.

Son Güncelleme: Cumartesi, 05 Haziran 2021 11:36

Gösterim: 1303

Yaklaşık 1 milyon öğrenci, 6 Haziran 2021 Pazar günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sınavı (LGS) için heyecanla bekliyor. Sınava girmeye hazırlanan çocuk ve gençlerde stres kontrolünün önemine işaret eden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınava sayılı günler kala sonuca değil, sürece odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor.

nevzat_tarhan_sinavAnne ve babanın kaygısının bulaşıcı olduğunu vurgulayan Tarhan, çocuğun deneme sınavlarındaki başarılarına odaklanılmasını tavsiye ediyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, düzenli uyku ve doğru beslenme gibi beyin dostu yaşamanın da sınav kaygısıyla mücadeledeki önemine işaret ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, orta öğretim kurumlarından liseye geçmek üzere sınava girecek öğrencilere ve ailelerine sınav stresiyle başa çıkma konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Anne ve babanın kaygısı bulaşıcıdır

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, LGS'ye sayılı günler kaldığını belirterek bu dönemde anne ve baba tutumlarının da önemine işaret etti. Annenin ve babanın çocuğu doğru yönlendirmesi gerektiğini kaydeden Tarhan, şunları söyledi:

“Anne ve babanın kaygısı bulaşıcıdır. Çocukta sorumluluk duygusu yüksek mi yoksa sorumluluk duygusu düşük mü? Sorumluluk duygusu yüksek olan bir çocuğa yaklaşım farklıdır, sorumluluk duygusu az olan bir çocuğa yaklaşım da farklıdır. Ama genellikle çocukların birçoğu sorumluluk hissediyor. Sorumlulukları yüksek olan bir çocuğa ‘Oğlum/kızım ders çalışmazsan da olur. Mühim olan sensin, senin sağlığın’ dediğiniz zaman çocuklar çok bunalır. Çocuğun zaten sınavla ilgili kaygısı var, beklentisi var,korkusu var. Böyle durumlarda korkusu olan bir kişiyi kaçıyorsunuz. Çocuk ‘Eyvah demek ki benim sınavı yapamama durumum var ki annem ve babam böyle konuşuyor’ diye kaygılanır.”

Sonuca değil, sürece odaklanılmalı

Oysa çocuğun sınav kaygısını önlemek için sürece odaklanılmasını tavsiye ediyorsunuz. Sınava kadar olan bu dönemde sınav sonucuna değil, buradaki sürece odaklanması lazım. Sınav sonucuna odaklanmak insanın kontrol edemeyeceği bir şeydir. Kontrol edemeyeceği bir şeye odaklanınca kaygı yükselir. Oysa kontrol edebileceği noktada örneğin sınava kadar bildiklerini tekrar etmek, 100-200 ya da 300 tane soru çözmek önemlidir.”
Deneme sınavlarındaki başarıya bakılmalı

Bu gibi sınavlarda çok büyük hedefler koymanın mesela 10 bine girme hedefinin de sonuç odaklı düşünceden kaynaklandığını belirten Tarhan, “İlk 10 bine gireceğim baskısı, sonuç odaklı düşüncedir. Genç burada ‘İlk 10 bine giremezsem ne olacak?’ demeye başlıyor. ‘Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım, benim görevim bu ama kaç bine girerim onu bilemem. İnşallah 10 bine girerim ya da 50 bine girerim’ gibi bir hedef koyabilir kendine… Ama sabahtan akşama kadar sürekli sonucu düşünürse o öğrenci sınavda panik yapıyor. Burada çocuğun ya da gencin deneme sınavındaki başarılarına bakması gerekiyor. ‘Deneme testlerinde ilk 10 bine girebiliyorum. Ben daha önce deneme testinde şu puanı aldım, bunu da yapabilirim. Başarılı olmamam için hiçbir sebep yok’ şeklinde düşünürse kaygısı azalır. Yani hazırlıklı olan kişinin böyle durumlarda kaygısı azalır.” diye konuştu.

Stres altında soğukkanlı kalmanın öğrenilebilen bir beceri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu doğuştan gelmiyor. Bir geminin fırtınaya hazırlanması gibidir. Akıllı kaptanlar fırtınaya yakalanmamak için önlem alanlardır.” dedi.

Sınava sayılı günler kala her gün için plan yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınava kimileri zaman çok fazla anlam yüklendiğini belirterek “Oysa sınav hayatta başarı basamaklarından biri.”dedi.

Sınav stresiyle baş etmede beyin dostu yaşamak önemli

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav stresiyle başa çıkmak için tavsiyelerini şöyle sıraladı:

“Sınav stresiyle başa çıkmada uyku, beslenme ve egzersizin katkıları çok büyük. Uyku beynin en büyük dostudur. Beyin dostu yaşayan kişiler sınavda daha rahat eder.Beyin dostu yaşamada ne vardır? Burada beslenme tarzı çok önemlidir. Mideyi aşırı doldurmamak gerekiyor.Sınav öncesinde mide aşırı dolduğu zaman odaklanma zorlaşıyor. O nedenle sınav öncesinde hafif şeyler yemek çok önemli. Ders çalışmadan önce karbonhidrat ve çok şekerli şeyler yediğiniz zaman kan şekeri birden yükseliyor. Böylece uykuya eğilim, halsizlik, kolunu ve bacağını oynatamayacak derecede halsizlikler oluşur. Akdeniz mutfağı çok önemli. Renkli tabak diyoruz aynı zamanda. Protein, karbonhidrat, sebze ve meyvenin içinde olduğu, her renkten yiyeceğin olduğu bir beslenme modeli. Bu şekilde beslenmek beyin dostu beslenmedir.”

Stresle başa çıkmada uyku mutlaka düzenlenmeli

Stresle başa çıkmada kaliteli uykunun da önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yatmadan önce kahve içmekten kaçınılmalıdır. Erken yatıp erken kalkmaya özen göstersinler. Uykudan önce tablet ve telefonları bıraksınlar. Bu da uykunun kalitesini düşürmektedir.” diye konuştu.

Günde iki kupa kahve içebileceklerini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sabahtan öğleye kadar kahve tüketmekte hiçbir sorun yoktur. Kahve doğal olarak dikkat açar.” dedi.

Anne baba ilişkisi çocuğun akademik başarısını etkiliyor…

Çocuğun anne ve babasının ilişkisini örnek aldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evde huzurlu sıcak bir ortam varsa anne baba çocuğa eğitim için atmosferi zaten hazırladı demektir. Çocuk eve severek geliyorsa, evde mutluysa, eşyasını odasını seviyorsa yüzde 50’si halloldu demektir. Çocuğa özgürlük-sorumluluk dengesini de öğretmek gerekiyor. Her yaşın sorumluluğu ayrıdır. 5-6 yaşındaki çocuğa, 12-13 yaşındaki çocuğun sorumluluğu verilmez.” diye konuştu.

Evin en güvenli alan olduğu hissettirilmeli

“Bu dönem aynı zamanda ergenlik dönemi” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu kendi kimliğini arayıp bulma dönemi. Bu dönemde annesinin ve babasının yanında olduğunu hissetmeleri önemli. Çocuğun en güvenli alanı evi. Çocuğa bu hissettirilmeli.” diye konuştu.

Çocuğa konuşma imkanı verilmeli

Çocukla beraber zaman geçirmenin de önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beraber zaman geçirirken tek konu ders olmamalı. Hayat olayları, günlük olaylar hakkında konuşulabilir. Ama sadece anne ya da baba konuşmayacak. Genellikle bizim kültürümüzde anne ve baba konuşuyor, çocuk dinliyor. Çocuğa soru sordurtan en güzel öğrenme yöntemi sokratik sorgulama yöntemi. Çocuğa konuşma imkanı verecek şekilde çanak sorular sorulabilir. Mesela ‘Şu konuda ben böyle diyorum’ diye yaklaşmak yerine ‘Sen bu konuda ne düşünüyorsun’ şeklinde bir yaklaşım yararlı olabilir. Çocuğa buyurgan davranmak yerine örnek olmak ve seçenek sunmak gerekiyor.” diye konuştu.

Stres var, panik yok diyoruz

Sınav öncesinde stresin de normal olduğunu ve olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Stres var, panik yok diyoruz. Çocuğun sınav öncesi stres olması normal. Bundan korkmasınlar. Stres var panik yok. Çünkü panik bozuyor kişiyi. O stres değil. Annesinin ve babasının yanında olması yeterli. Çocuğa hiçbir şey demesinler. Kapıya kadar götürsünler. Soğukkanlı bir şekilde, hiç ders konuşmasınlar. İsterse çocuk onlara sorsun.” tavsiyesinde bulundu.

> Anne ve baba kaygısı çocuğa nasıl bulaşıyor?

Yaklaşık 1 milyon öğrenci, 6 Haziran 2021 Pazar günü gerçekleştirilecek Liselere Geçiş Sınavı (LGS) için heyecanla bekliyor. Sınava girmeye hazırlanan çocuk ve gençlerde stres kontrolünün önemine işaret eden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınava sayılı günler kala sonuca değil, sürece odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor.

nevzat_tarhan_sinavAnne ve babanın kaygısının bulaşıcı olduğunu vurgulayan Tarhan, çocuğun deneme sınavlarındaki başarılarına odaklanılmasını tavsiye ediyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, düzenli uyku ve doğru beslenme gibi beyin dostu yaşamanın da sınav kaygısıyla mücadeledeki önemine işaret ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, orta öğretim kurumlarından liseye geçmek üzere sınava girecek öğrencilere ve ailelerine sınav stresiyle başa çıkma konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Anne ve babanın kaygısı bulaşıcıdır

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, LGS'ye sayılı günler kaldığını belirterek bu dönemde anne ve baba tutumlarının da önemine işaret etti. Annenin ve babanın çocuğu doğru yönlendirmesi gerektiğini kaydeden Tarhan, şunları söyledi:

“Anne ve babanın kaygısı bulaşıcıdır. Çocukta sorumluluk duygusu yüksek mi yoksa sorumluluk duygusu düşük mü? Sorumluluk duygusu yüksek olan bir çocuğa yaklaşım farklıdır, sorumluluk duygusu az olan bir çocuğa yaklaşım da farklıdır. Ama genellikle çocukların birçoğu sorumluluk hissediyor. Sorumlulukları yüksek olan bir çocuğa ‘Oğlum/kızım ders çalışmazsan da olur. Mühim olan sensin, senin sağlığın’ dediğiniz zaman çocuklar çok bunalır. Çocuğun zaten sınavla ilgili kaygısı var, beklentisi var,korkusu var. Böyle durumlarda korkusu olan bir kişiyi kaçıyorsunuz. Çocuk ‘Eyvah demek ki benim sınavı yapamama durumum var ki annem ve babam böyle konuşuyor’ diye kaygılanır.”

Sonuca değil, sürece odaklanılmalı

Oysa çocuğun sınav kaygısını önlemek için sürece odaklanılmasını tavsiye ediyorsunuz. Sınava kadar olan bu dönemde sınav sonucuna değil, buradaki sürece odaklanması lazım. Sınav sonucuna odaklanmak insanın kontrol edemeyeceği bir şeydir. Kontrol edemeyeceği bir şeye odaklanınca kaygı yükselir. Oysa kontrol edebileceği noktada örneğin sınava kadar bildiklerini tekrar etmek, 100-200 ya da 300 tane soru çözmek önemlidir.”
Deneme sınavlarındaki başarıya bakılmalı

Bu gibi sınavlarda çok büyük hedefler koymanın mesela 10 bine girme hedefinin de sonuç odaklı düşünceden kaynaklandığını belirten Tarhan, “İlk 10 bine gireceğim baskısı, sonuç odaklı düşüncedir. Genç burada ‘İlk 10 bine giremezsem ne olacak?’ demeye başlıyor. ‘Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım, benim görevim bu ama kaç bine girerim onu bilemem. İnşallah 10 bine girerim ya da 50 bine girerim’ gibi bir hedef koyabilir kendine… Ama sabahtan akşama kadar sürekli sonucu düşünürse o öğrenci sınavda panik yapıyor. Burada çocuğun ya da gencin deneme sınavındaki başarılarına bakması gerekiyor. ‘Deneme testlerinde ilk 10 bine girebiliyorum. Ben daha önce deneme testinde şu puanı aldım, bunu da yapabilirim. Başarılı olmamam için hiçbir sebep yok’ şeklinde düşünürse kaygısı azalır. Yani hazırlıklı olan kişinin böyle durumlarda kaygısı azalır.” diye konuştu.

Stres altında soğukkanlı kalmanın öğrenilebilen bir beceri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu doğuştan gelmiyor. Bir geminin fırtınaya hazırlanması gibidir. Akıllı kaptanlar fırtınaya yakalanmamak için önlem alanlardır.” dedi.

Sınava sayılı günler kala her gün için plan yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınava kimileri zaman çok fazla anlam yüklendiğini belirterek “Oysa sınav hayatta başarı basamaklarından biri.”dedi.

Sınav stresiyle baş etmede beyin dostu yaşamak önemli

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınav stresiyle başa çıkmak için tavsiyelerini şöyle sıraladı:

“Sınav stresiyle başa çıkmada uyku, beslenme ve egzersizin katkıları çok büyük. Uyku beynin en büyük dostudur. Beyin dostu yaşayan kişiler sınavda daha rahat eder.Beyin dostu yaşamada ne vardır? Burada beslenme tarzı çok önemlidir. Mideyi aşırı doldurmamak gerekiyor.Sınav öncesinde mide aşırı dolduğu zaman odaklanma zorlaşıyor. O nedenle sınav öncesinde hafif şeyler yemek çok önemli. Ders çalışmadan önce karbonhidrat ve çok şekerli şeyler yediğiniz zaman kan şekeri birden yükseliyor. Böylece uykuya eğilim, halsizlik, kolunu ve bacağını oynatamayacak derecede halsizlikler oluşur. Akdeniz mutfağı çok önemli. Renkli tabak diyoruz aynı zamanda. Protein, karbonhidrat, sebze ve meyvenin içinde olduğu, her renkten yiyeceğin olduğu bir beslenme modeli. Bu şekilde beslenmek beyin dostu beslenmedir.”

Stresle başa çıkmada uyku mutlaka düzenlenmeli

Stresle başa çıkmada kaliteli uykunun da önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yatmadan önce kahve içmekten kaçınılmalıdır. Erken yatıp erken kalkmaya özen göstersinler. Uykudan önce tablet ve telefonları bıraksınlar. Bu da uykunun kalitesini düşürmektedir.” diye konuştu.

Günde iki kupa kahve içebileceklerini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sabahtan öğleye kadar kahve tüketmekte hiçbir sorun yoktur. Kahve doğal olarak dikkat açar.” dedi.

Anne baba ilişkisi çocuğun akademik başarısını etkiliyor…

Çocuğun anne ve babasının ilişkisini örnek aldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Evde huzurlu sıcak bir ortam varsa anne baba çocuğa eğitim için atmosferi zaten hazırladı demektir. Çocuk eve severek geliyorsa, evde mutluysa, eşyasını odasını seviyorsa yüzde 50’si halloldu demektir. Çocuğa özgürlük-sorumluluk dengesini de öğretmek gerekiyor. Her yaşın sorumluluğu ayrıdır. 5-6 yaşındaki çocuğa, 12-13 yaşındaki çocuğun sorumluluğu verilmez.” diye konuştu.

Evin en güvenli alan olduğu hissettirilmeli

“Bu dönem aynı zamanda ergenlik dönemi” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu kendi kimliğini arayıp bulma dönemi. Bu dönemde annesinin ve babasının yanında olduğunu hissetmeleri önemli. Çocuğun en güvenli alanı evi. Çocuğa bu hissettirilmeli.” diye konuştu.

Çocuğa konuşma imkanı verilmeli

Çocukla beraber zaman geçirmenin de önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beraber zaman geçirirken tek konu ders olmamalı. Hayat olayları, günlük olaylar hakkında konuşulabilir. Ama sadece anne ya da baba konuşmayacak. Genellikle bizim kültürümüzde anne ve baba konuşuyor, çocuk dinliyor. Çocuğa soru sordurtan en güzel öğrenme yöntemi sokratik sorgulama yöntemi. Çocuğa konuşma imkanı verecek şekilde çanak sorular sorulabilir. Mesela ‘Şu konuda ben böyle diyorum’ diye yaklaşmak yerine ‘Sen bu konuda ne düşünüyorsun’ şeklinde bir yaklaşım yararlı olabilir. Çocuğa buyurgan davranmak yerine örnek olmak ve seçenek sunmak gerekiyor.” diye konuştu.

Stres var, panik yok diyoruz

Sınav öncesinde stresin de normal olduğunu ve olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Stres var, panik yok diyoruz. Çocuğun sınav öncesi stres olması normal. Bundan korkmasınlar. Stres var panik yok. Çünkü panik bozuyor kişiyi. O stres değil. Annesinin ve babasının yanında olması yeterli. Çocuğa hiçbir şey demesinler. Kapıya kadar götürsünler. Soğukkanlı bir şekilde, hiç ders konuşmasınlar. İsterse çocuk onlara sorsun.” tavsiyesinde bulundu.

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Haziran 2021 14:51

Gösterim: 1210

Times Higher Education (THE) Asya Üniversiteleri Sıralaması 2021 sonuçları açıklandı.

mezunTHE Asya Üniversiteleri Sıralaması 2021 sonuçları açıklandı. 

THE Asya Üniversiteleri Sıralaması’na bu yıl Türkiye'den giren diğer üniversiteler ve başarı sıralamaları şöyle: Sabancı Üniversitesi 68., Koç Üniversitesi 73., Çankaya Üniversitesi 80., Hacettepe Üniversitesi 125., Bilkent Üniversitesi 129., İTÜ 163., Boğaziçi Üniversitesi 167. sırada yer aldı.

Genel sıralamada ise ilk üç sırada Çin Halk Cumhuriyeti'nden Tsinghua Üniversitesi, Pekin Üniversitesi ile National University of Singapore bulunuyor.

 

> THE Asya Üniversiteleri Sıralaması açıklandı

Times Higher Education (THE) Asya Üniversiteleri Sıralaması 2021 sonuçları açıklandı.

mezunTHE Asya Üniversiteleri Sıralaması 2021 sonuçları açıklandı. 

THE Asya Üniversiteleri Sıralaması’na bu yıl Türkiye'den giren diğer üniversiteler ve başarı sıralamaları şöyle: Sabancı Üniversitesi 68., Koç Üniversitesi 73., Çankaya Üniversitesi 80., Hacettepe Üniversitesi 125., Bilkent Üniversitesi 129., İTÜ 163., Boğaziçi Üniversitesi 167. sırada yer aldı.

Genel sıralamada ise ilk üç sırada Çin Halk Cumhuriyeti'nden Tsinghua Üniversitesi, Pekin Üniversitesi ile National University of Singapore bulunuyor.

 

Son Güncelleme: Perşembe, 03 Haziran 2021 12:13

Gösterim: 908

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Telafide Ben de Varım" programının detaylarını paylaştı. Program tanıtımında konuşan Bakan Selçuk, "Okullarımız 2 Temmuz'dan yeni eğitim-öğretim yılının başlayacağı tarihe kadar okulların fiziksel imkânlarından faydalanmak isteyen öğrencilerimiz için açık tutulacak. Yaz boyu okullarımızda çocuklarımızı ağırlayacağız, isteyen öğrencilerimize fiziksel etkinlikler, isteyen öğrencilerimize akademik programlar sunabileceğiz." açıklamasında bulundu.

ziya_selcuk_telafiSelçuk, "Telafide Ben de Varım" programında, dün gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nda alınan kararlar doğrultusunda Türkiye genelinde bugünden itibaren tüm ilkokul ve bünyelerindeki ana sınıflarda, 7 Haziran Pazartesi günü ise tüm ortaokul ve liselerde haftada 2 gün yüz yüze eğitime geçildiğini hatırlattı.

Diğer okul öncesi eğitim kurumlarında mevcut durumda olduğu gibi tam zamanlı olarak yüz yüze eğitime devam edileceğini, köy ve seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki temel eğitim okullarında ise bugünden itibaren yüz yüze eğitime 5 gün, tam zamanlı olarak başlanıldığını aktaran Selçuk, yüz yüze eğitimlere katılımın yine isteğe bağlı olacağını vurguladı.

Selçuk, Kovid-19 salgını sürecinde TRT EBA kanalları, EBA platformu ve farklı destek mekanizmalarıyla öğrencilere en nitelikli içeriklerle ulaşmaya çalıştıklarını dile getirerek eğitimin uzaktan gerçekleşmesinin öğrenci, öğretmen ve aileler için birtakım sınırlılıklar doğurduğuna dikkati çekti.

Bu sınırlılıklardan kaynaklanan akademik ve sosyal ihtiyaçları belirlemek için yapılan araştırmalarda, farklı öğrenci gruplarında değişik seviyelerde bir telafi çalışmasına ihtiyaç olduğunu tespit ettiklerini bildiren Selçuk, bundan dolayı öğrencilerin sosyal, duygusal alanda iyileşeceği ve fiziksel olarak aktif olacağı bir telafi programıyla salgının eğitime yansıyan olumsuzluklarını hep birlikte bertaraf etmek, eğitimde fırsat adaleti ilkesi doğrultusunda öğrencileri akademik, sosyal, duygusal, fiziksel ve sağlık yönlerinden desteklemek istediklerine değindi.

"Dileyen karnesine 18 Haziran'dan itibaren ulaşabilecek"
Bu nedenle Ulusal Destekleme Programını (UDEP) hazırladıklarını aktaran Selçuk, şunları kaydetti: "Bildiğiniz gibi 2020-2021 eğitim öğretim yılını 2 Temmuz Cuma günü sonlandırıyoruz. Biz, öğrencilerimiz iyi mi, evde kalmaktan yorulmuşlar mı, bir sıkıntıları var mı, bunları görüp tespit etmek ve onlara iyi gelmek için okullarımızı açık tutacağız. Bu arada 21 Haziran'da yoğun olarak başlayacağımız sosyal, duygusal, kültürel, fiziksel faaliyetler öncesinde sistem altyapımızda yoğunluğa neden olmamak ve öğrencilerimizin erişimini kolaylaştırmak için de karneleri 18 Haziran'dan itibaren öğrencilerimize açıyoruz. Dileyen karnesine 18 Haziran Cuma gününden itibaren ulaşabilecek."

Selçuk, 2 Temmuz'un ardından da öğrencileri güzel bir yazın beklediğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı: "Yaz dönemiyle birlikte Bakanlığımız yaklaşık 1,5 yıl sürecek olan UDEP sürecine de girmiş oluyor. Biraz önce de ifade ettiğim gibi yaklaşık 1,5 yıl sürecek UDEP kapsamında yapılacak çalışmalardan kısaca bahsetmek isterim. Her okulumuz Talim Terbiye Kurulunca hazırlanan öncelikli ve kritik kazanımları dikkate alarak zümreler marifetiyle hazırlanan çerçeve dâhilinde kendi okullarındaki öğrenci gruplarının ihtiyaçlarını belirleyecek. Okullar kendisine 1,5 yıl sürecek UDEP kapsamında böylece bir telafi planı da oluşturmuş olacak.

18 Haziran- 2 Temmuz aralığında okullarımız çalışmalarını bu planlar doğrultusunda uygulamaya başlayacaklar. Okullarımız 2 Temmuz'dan, yeni eğitim-öğretim yılının başlayacağı tarihe kadar okulların fiziksel imkânlarından faydalanmak isteyen öğrencilerimiz için de açık tutulacak. Yaz boyu okullarımızda çocuklarımızı ağırlayacağız, isteyen öğrencilerimize fiziksel etkinlikler, isteyen öğrencilerimize akademik programlar sunabileceğiz. Öğretmenlerimiz de bu programlarda öngörülen ders saati üzerinden görev alabilecekler, tabii isterlerse."

"Telafi ve destek çalışmaları yıl boyu sürdürülecek"
Dolu dolu geçen bir yazın ardından başlayacak yeni eğitim-öğretim yılında öğrencilerin telafi ve destek çalışmalarının da yıl boyu sürdürüleceğini açıklayan Selçuk, şunları söyledi: "1'den 2'ye geçen öğrencilerimiz için okuma yazma taraması başlatılacak. Bu taramalarımızın sonuçlarına göre de ihtiyacı tespit edilen öğrencilere ek ders ve ek materyal desteği sağlayacağız. 3 ve 4. sınıfları ise İlkokullarda Yetiştirme Programı 'İYEP' uygulaması ile destekleyeceğiz. Ortaokul öğrencilerimizin de yeterlilik düzeyleri uluslararası kriterlere uygun bir şekilde değerlendirilecek ve onlara da öğrenme düzeylerine uygun çalışma planı verilecek.

Liseler için kritik kazanımlar taraması hazırladık. Tespitler neticesinde özel programlar uygulayarak öğrencilerin lise eğitimlerini daha güçlü sürdürmelerini ve üniversiteye hazırlanmalarını hedefliyoruz. Elbette bu süreçler her okulun kendi ihtiyacına göre şekillenecek. Çünkü okullar ihtiyaçlarını en iyi şekilde bilirler."

Selçuk, UDEP çerçevesinde bakanlık, belediye ve sivil toplum kuruluşlarının da telafi eğitimi programına destek vereceğine değinerek "telafidebendevarim.meb.gov.tr" isimli web sitesi hazırladıklarını duyurdu.

Sitede çocuklar, öğretmenler ve veliler için ayrı ayrı bölümler bulunduğunu aktaran Selçuk, "Gelecek hafta da ortaokul ve lise öğrencilerimizle kavuşacağız. Bilhassa bu son haftaların, mezun olacak öğrencilerimiz için hayat boyunca unutamayacakları bu günleri okullarında hep birlikte geçirecek olmaları bizim için emin olun ayrı bir sevinç. Hepsine başarılar diliyor, gözlerinden ayrı ayrı öpüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

> MEB telafi programını açıkladı

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "Telafide Ben de Varım" programının detaylarını paylaştı. Program tanıtımında konuşan Bakan Selçuk, "Okullarımız 2 Temmuz'dan yeni eğitim-öğretim yılının başlayacağı tarihe kadar okulların fiziksel imkânlarından faydalanmak isteyen öğrencilerimiz için açık tutulacak. Yaz boyu okullarımızda çocuklarımızı ağırlayacağız, isteyen öğrencilerimize fiziksel etkinlikler, isteyen öğrencilerimize akademik programlar sunabileceğiz." açıklamasında bulundu.

ziya_selcuk_telafiSelçuk, "Telafide Ben de Varım" programında, dün gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nda alınan kararlar doğrultusunda Türkiye genelinde bugünden itibaren tüm ilkokul ve bünyelerindeki ana sınıflarda, 7 Haziran Pazartesi günü ise tüm ortaokul ve liselerde haftada 2 gün yüz yüze eğitime geçildiğini hatırlattı.

Diğer okul öncesi eğitim kurumlarında mevcut durumda olduğu gibi tam zamanlı olarak yüz yüze eğitime devam edileceğini, köy ve seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki temel eğitim okullarında ise bugünden itibaren yüz yüze eğitime 5 gün, tam zamanlı olarak başlanıldığını aktaran Selçuk, yüz yüze eğitimlere katılımın yine isteğe bağlı olacağını vurguladı.

Selçuk, Kovid-19 salgını sürecinde TRT EBA kanalları, EBA platformu ve farklı destek mekanizmalarıyla öğrencilere en nitelikli içeriklerle ulaşmaya çalıştıklarını dile getirerek eğitimin uzaktan gerçekleşmesinin öğrenci, öğretmen ve aileler için birtakım sınırlılıklar doğurduğuna dikkati çekti.

Bu sınırlılıklardan kaynaklanan akademik ve sosyal ihtiyaçları belirlemek için yapılan araştırmalarda, farklı öğrenci gruplarında değişik seviyelerde bir telafi çalışmasına ihtiyaç olduğunu tespit ettiklerini bildiren Selçuk, bundan dolayı öğrencilerin sosyal, duygusal alanda iyileşeceği ve fiziksel olarak aktif olacağı bir telafi programıyla salgının eğitime yansıyan olumsuzluklarını hep birlikte bertaraf etmek, eğitimde fırsat adaleti ilkesi doğrultusunda öğrencileri akademik, sosyal, duygusal, fiziksel ve sağlık yönlerinden desteklemek istediklerine değindi.

"Dileyen karnesine 18 Haziran'dan itibaren ulaşabilecek"
Bu nedenle Ulusal Destekleme Programını (UDEP) hazırladıklarını aktaran Selçuk, şunları kaydetti: "Bildiğiniz gibi 2020-2021 eğitim öğretim yılını 2 Temmuz Cuma günü sonlandırıyoruz. Biz, öğrencilerimiz iyi mi, evde kalmaktan yorulmuşlar mı, bir sıkıntıları var mı, bunları görüp tespit etmek ve onlara iyi gelmek için okullarımızı açık tutacağız. Bu arada 21 Haziran'da yoğun olarak başlayacağımız sosyal, duygusal, kültürel, fiziksel faaliyetler öncesinde sistem altyapımızda yoğunluğa neden olmamak ve öğrencilerimizin erişimini kolaylaştırmak için de karneleri 18 Haziran'dan itibaren öğrencilerimize açıyoruz. Dileyen karnesine 18 Haziran Cuma gününden itibaren ulaşabilecek."

Selçuk, 2 Temmuz'un ardından da öğrencileri güzel bir yazın beklediğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı: "Yaz dönemiyle birlikte Bakanlığımız yaklaşık 1,5 yıl sürecek olan UDEP sürecine de girmiş oluyor. Biraz önce de ifade ettiğim gibi yaklaşık 1,5 yıl sürecek UDEP kapsamında yapılacak çalışmalardan kısaca bahsetmek isterim. Her okulumuz Talim Terbiye Kurulunca hazırlanan öncelikli ve kritik kazanımları dikkate alarak zümreler marifetiyle hazırlanan çerçeve dâhilinde kendi okullarındaki öğrenci gruplarının ihtiyaçlarını belirleyecek. Okullar kendisine 1,5 yıl sürecek UDEP kapsamında böylece bir telafi planı da oluşturmuş olacak.

18 Haziran- 2 Temmuz aralığında okullarımız çalışmalarını bu planlar doğrultusunda uygulamaya başlayacaklar. Okullarımız 2 Temmuz'dan, yeni eğitim-öğretim yılının başlayacağı tarihe kadar okulların fiziksel imkânlarından faydalanmak isteyen öğrencilerimiz için de açık tutulacak. Yaz boyu okullarımızda çocuklarımızı ağırlayacağız, isteyen öğrencilerimize fiziksel etkinlikler, isteyen öğrencilerimize akademik programlar sunabileceğiz. Öğretmenlerimiz de bu programlarda öngörülen ders saati üzerinden görev alabilecekler, tabii isterlerse."

"Telafi ve destek çalışmaları yıl boyu sürdürülecek"
Dolu dolu geçen bir yazın ardından başlayacak yeni eğitim-öğretim yılında öğrencilerin telafi ve destek çalışmalarının da yıl boyu sürdürüleceğini açıklayan Selçuk, şunları söyledi: "1'den 2'ye geçen öğrencilerimiz için okuma yazma taraması başlatılacak. Bu taramalarımızın sonuçlarına göre de ihtiyacı tespit edilen öğrencilere ek ders ve ek materyal desteği sağlayacağız. 3 ve 4. sınıfları ise İlkokullarda Yetiştirme Programı 'İYEP' uygulaması ile destekleyeceğiz. Ortaokul öğrencilerimizin de yeterlilik düzeyleri uluslararası kriterlere uygun bir şekilde değerlendirilecek ve onlara da öğrenme düzeylerine uygun çalışma planı verilecek.

Liseler için kritik kazanımlar taraması hazırladık. Tespitler neticesinde özel programlar uygulayarak öğrencilerin lise eğitimlerini daha güçlü sürdürmelerini ve üniversiteye hazırlanmalarını hedefliyoruz. Elbette bu süreçler her okulun kendi ihtiyacına göre şekillenecek. Çünkü okullar ihtiyaçlarını en iyi şekilde bilirler."

Selçuk, UDEP çerçevesinde bakanlık, belediye ve sivil toplum kuruluşlarının da telafi eğitimi programına destek vereceğine değinerek "telafidebendevarim.meb.gov.tr" isimli web sitesi hazırladıklarını duyurdu.

Sitede çocuklar, öğretmenler ve veliler için ayrı ayrı bölümler bulunduğunu aktaran Selçuk, "Gelecek hafta da ortaokul ve lise öğrencilerimizle kavuşacağız. Bilhassa bu son haftaların, mezun olacak öğrencilerimiz için hayat boyunca unutamayacakları bu günleri okullarında hep birlikte geçirecek olmaları bizim için emin olun ayrı bir sevinç. Hepsine başarılar diliyor, gözlerinden ayrı ayrı öpüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Son Güncelleme: Salı, 01 Haziran 2021 13:36

Gösterim: 1091


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.