Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
66 aylık çocuklarda kekemelik riski
Genetik faktörler etkili olsa da çekingenlik ve yetersizlik hissinin kekemeliği pekiştirdiğini belirten Psikolog Leyla Arslan, okula başlayan 66 aylık çocuklarda yetersizlik hissiyle gelen korku ve kaygının kekemeliği tetikleyebileceğini söyledi.
4+4+4 eğitim modeliyle bu yıl 72 aylık öğrencilerle birlikte 66 aylık olanlar da okulla tanıştı. Bugünlerde ise okula, sınıfına ve arkadaşlarına alışma dönemini geçiriyorlar. Okula başlayan 66 aylık çocuklarda yetersizlik hissiyle gelen korku ve kaygıya bağlı kekemeliğin ortaya çıkabileceğini belirten, Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Uzman Psikolog Leyla Arslan, çekingenlik ve yetersizlik hissinin kekemeliği pekiştirdiğini söyledi.
Arslan, genetik olsa da sonradan da kekemeliğin ortaya çıkabileceğini söyledi ve “Bazı çocuklarda zihinsel gelişimin hızlı olup konuşmanın yavaş, dil, dudak, damak gibi konuşma organlarının birlikte hareket ettirilememesi gerekçesiyle de kekemelik ortaya çıkabilir. Bu durum çocuklarda 1-2 ay kadar sürebilir. Ancak panik artar ve gerekli önlemler alınmazsa kekemelik kalıcı hale gelebilir” uyarısında bulundu.
"KAYGI KEKEMELİĞE DÖNÜŞEBİLİR"
Okula başlama aşamasında aile ve öğretmene önemli görevler düştüğünü vurgulayan Arslan, annesinden ve çevresinden ayrılmak zorunda kalan çocuklarda bu süreçte, korku ve heyecanın yaşanabileceğini, bunun da kaygıya dönebileceğini ve çocuğu kekemeliğe sürükleyebileceğinin altını çizdi.
Arslan, öğretmen ve aile davranışlarının çok önemli olduğunu söyledi ve uyarılarını şu cümlelerle anlattı: “Kekeme olan çocuğa öğretmenin davranışı hassas olmalı. Sınıfta bu öğrenciye öncelik verilmeli. Bu öğrencilerin bekletilmemesi gerekiyor çünkü beklemek kaygıyı besleyecektir. Kekeme çocuğun olmadığı bir ortamda öğretmen sınıftaki diğer çocuklara bireysel farklılıkların olduğu yönünde dersler vermeli. Kekeme olan kişilerin durumunun farklı olduğu, onunla alay edilmemesi, konuşmasına değil içeriğine bakılması gerektiğini anlatmalı. Bu durumda olan çocukların kesinlikle hızlı okuma gibi yarışmalara sokulmaması da gerekiyor.”(ntv)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
66 aylık çocuklarda kekemelik riski
Genetik faktörler etkili olsa da çekingenlik ve yetersizlik hissinin kekemeliği pekiştirdiğini belirten Psikolog Leyla Arslan, okula başlayan 66 aylık çocuklarda yetersizlik hissiyle gelen korku ve kaygının kekemeliği tetikleyebileceğini söyledi.
4+4+4 eğitim modeliyle bu yıl 72 aylık öğrencilerle birlikte 66 aylık olanlar da okulla tanıştı. Bugünlerde ise okula, sınıfına ve arkadaşlarına alışma dönemini geçiriyorlar. Okula başlayan 66 aylık çocuklarda yetersizlik hissiyle gelen korku ve kaygıya bağlı kekemeliğin ortaya çıkabileceğini belirten, Üsküdar Üniversitesi Nöropsikiyatri Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Uzman Psikolog Leyla Arslan, çekingenlik ve yetersizlik hissinin kekemeliği pekiştirdiğini söyledi.
Arslan, genetik olsa da sonradan da kekemeliğin ortaya çıkabileceğini söyledi ve “Bazı çocuklarda zihinsel gelişimin hızlı olup konuşmanın yavaş, dil, dudak, damak gibi konuşma organlarının birlikte hareket ettirilememesi gerekçesiyle de kekemelik ortaya çıkabilir. Bu durum çocuklarda 1-2 ay kadar sürebilir. Ancak panik artar ve gerekli önlemler alınmazsa kekemelik kalıcı hale gelebilir” uyarısında bulundu.
"KAYGI KEKEMELİĞE DÖNÜŞEBİLİR"
Okula başlama aşamasında aile ve öğretmene önemli görevler düştüğünü vurgulayan Arslan, annesinden ve çevresinden ayrılmak zorunda kalan çocuklarda bu süreçte, korku ve heyecanın yaşanabileceğini, bunun da kaygıya dönebileceğini ve çocuğu kekemeliğe sürükleyebileceğinin altını çizdi.
Arslan, öğretmen ve aile davranışlarının çok önemli olduğunu söyledi ve uyarılarını şu cümlelerle anlattı: “Kekeme olan çocuğa öğretmenin davranışı hassas olmalı. Sınıfta bu öğrenciye öncelik verilmeli. Bu öğrencilerin bekletilmemesi gerekiyor çünkü beklemek kaygıyı besleyecektir. Kekeme çocuğun olmadığı bir ortamda öğretmen sınıftaki diğer çocuklara bireysel farklılıkların olduğu yönünde dersler vermeli. Kekeme olan kişilerin durumunun farklı olduğu, onunla alay edilmemesi, konuşmasına değil içeriğine bakılması gerektiğini anlatmalı. Bu durumda olan çocukların kesinlikle hızlı okuma gibi yarışmalara sokulmaması da gerekiyor.”(ntv)
Son Güncelleme: Salı, 25 Eylül 2012 15:42
Gösterim: 1762
Sağlık Bakanlığı'nın obeziteyle mücadele programının önemli ayaklarından biri olan okullara yönelik yeni hedefler belirlendi.
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Obezite ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanı Nazar Yardım, obeziteyle mücadelede okulların büyük önem taşıdığını söyledi.
Sağlık Bakanlığı'nın iki yıldır yürüttüğü ''Beslenme Dostu Okul'' programıyla obeziteyle mücadelede önemli bir yol katedildiğini belirten Yardım, ''Bu programla kantinlerde sağlıklı besinlerin satılması, hijyen, su sağlığı gibi alanlarda önemli gelişmeler oldu. Şimdi bu programı Dünya Sağlık Örgütü'nün birçok ülkede uyguladığı benzer program ile entegre etmek için başvuruda bulunduk'' diye konuştu.
DSÖ'nün obeziteyle mücadelede ülkelere büyük destek verdiğini ve yol gösterdiğini dile getiren Yardım, şu bilgileri aktardı:
''Öğrencilere sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması, fiziksel aktivitenin artırılması, okullarda bilgilendirme faaliyetleri düzenlenmesi konularında işbirliğine gideceğiz. Öğretmenler bu konuda rol modeldir.''
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Obezite ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanı Nazar Yardım, obeziteyle mücadelede ölçme ve izlemenin de büyük önem taşıdığını ifade ederek, öğrencilerin boy ve kilo takibinin düzenli yapılacağını söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sağlık Bakanlığı'nın obeziteyle mücadele programının önemli ayaklarından biri olan okullara yönelik yeni hedefler belirlendi.
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Obezite ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanı Nazar Yardım, obeziteyle mücadelede okulların büyük önem taşıdığını söyledi.
Sağlık Bakanlığı'nın iki yıldır yürüttüğü ''Beslenme Dostu Okul'' programıyla obeziteyle mücadelede önemli bir yol katedildiğini belirten Yardım, ''Bu programla kantinlerde sağlıklı besinlerin satılması, hijyen, su sağlığı gibi alanlarda önemli gelişmeler oldu. Şimdi bu programı Dünya Sağlık Örgütü'nün birçok ülkede uyguladığı benzer program ile entegre etmek için başvuruda bulunduk'' diye konuştu.
DSÖ'nün obeziteyle mücadelede ülkelere büyük destek verdiğini ve yol gösterdiğini dile getiren Yardım, şu bilgileri aktardı:
''Öğrencilere sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması, fiziksel aktivitenin artırılması, okullarda bilgilendirme faaliyetleri düzenlenmesi konularında işbirliğine gideceğiz. Öğretmenler bu konuda rol modeldir.''
Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Obezite ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanı Nazar Yardım, obeziteyle mücadelede ölçme ve izlemenin de büyük önem taşıdığını ifade ederek, öğrencilerin boy ve kilo takibinin düzenli yapılacağını söyledi.
Son Güncelleme: Salı, 25 Eylül 2012 15:33
Gösterim: 2207
Adapazarı’nda bir lisede, son 2 yıldır ilk 5’e giren T.A.E.’nin, okul müdür yardımcısı olan babasının ’e-okul şifresi’ ile kendi notunu yükselttiği, 300’e yakın öğrencinin notlarını ise düşürdüğü öne sürüldü.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihbar hattı 147’ye gelen ihbar üzerine soruşturma başlatan İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin araştırmasıyla ortaya çıkan skandalın ardından liseli genç başka okula gönderildi. Sakarya Milli Eğitim Müdürü Yavuz Selim Sandıkçı olayla ilgili incelemenin sürdüğünü belirtti.
Velinin ihbarı ortaya çıkardı
Sakarya Eğitim camiasında şaşkınlık yaratan olay, Adapazarı’nda bulunan bir lisede 2011- 2012 karne döneminde bir velinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihbar hattı 147’ye yaptığı telefon ihbarı üzerine ortaya çıktı. Öğrenci velisi, sınavlarda başarılı olan çocuğunun karne notlarının düşük olduğunu görünce, okulda gidip öğretmenlere çocuğunun sınav notlarının yüksek, ancak karne notlarının düşük olduğunu belirterek itirazda bulundu.
Soruşturma açıldı
Bu itiraz sonrasında öğretmenler, sınav notlarında herhangi bir kanaat notu indirimi yapılmadığını söyleyince, öğrenci velisi, okul müdür yardımcısının 2 yıldır 600 öğrenci arasında ilk 5’e giren oğlunun e-okul şifresiyle sisteme girdiğini ve notlarda oynama yaptığını öne sürerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 147 hattına telefonla ihbarda bulundu. İhbarın işleme alınması üzerine, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlatarak müfettiş görevlendirdi. Yapılan incelemede, okul idarecilerinin şifreleriyle sisteme girilip, öğrencilerin notlarıyla oynandığı saptandı.
Müfettiş incelemesinde, okulda müdür yardımcısı olarak görev yapan M.A.’nın öğrenci olan oğlu T.E.A.’nın, babasının e-okul şifresiyle sisteme girerek kendi notlarını yükselttiği, bazı öğrencilerin de notlarını düşürerek, 2 yıl üst üste 600 öğrenci arasında ilk 5’e girdiği belirlendi. T.E.A.’nın 2009/2010 öğrenim döneminde okul 4’üncüsü, 2010-2011 döneminde ise okul 5’incisi olduğu anlaşıldı.
Sisteme girdiği saatler saptandı
İncelemede T.E.A.’nın, okul müdür yardımcısı olan babasının e-okul şifresi ile okulun sistemine girdiği saatler, kendisinden yüksek not alan öğrencilerin notlarında yaptığı düzenlemeler İp adreslerinden tek tek belirlenirken, gencin yaklaşık 300 öğrencinin notu ile oynadığı öne sürüldü.
Liseli gencin okul disiplin kuruluna verdiği ifadede, babasının şifresiyle sisteme girdiğini kabul ettiği, okulda kendisiyle tartışan ve arasının iyi olmadığı öğrencilerin notlarında oynama yaptığını söylediği belirtildi.
Yeni öğrenim dönemi öncesi okul disiplin kurulu tarafından önce bir hafta uzaklaştırma cezası alan T.E.A., daha sonra Adapazarı’nda bulunan başka bir liseye gönderildi.
Veliler tepkili
Sakarya Milli Eğitim Müdürlüğü, 3 yıl boyunca babasına ait e-okul şifresini kullanarak okul sistemine giren ve yaklaşık 300 öğrencinin notlarıyla oynadığı öne sürülen öğrencinin verdiği zararı telafi etmenin yollarını ararken, öğrenci velileri de, çocuklarının karne notlarıyla oynanmasının üniversite sınavlarında etkili olacağını belirterek tepki gösterdi.
İnceleme sürüyor
Sakarya Milli Eğitim Müdürü Yavuz Selim Sandıkçı olayın üzücü, iddiaların da vahim olduğunu belirterek, “Şu an için diyebileceğim incelemenin sürdüğü. Geçmişe yönelik de okulda ögrencilerin notlarında araştırma yapıyoruz” dedi.(hürriyeteğitim)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Adapazarı’nda bir lisede, son 2 yıldır ilk 5’e giren T.A.E.’nin, okul müdür yardımcısı olan babasının ’e-okul şifresi’ ile kendi notunu yükselttiği, 300’e yakın öğrencinin notlarını ise düşürdüğü öne sürüldü.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihbar hattı 147’ye gelen ihbar üzerine soruşturma başlatan İl Milli Eğitim Müdürlüğü müfettişlerinin araştırmasıyla ortaya çıkan skandalın ardından liseli genç başka okula gönderildi. Sakarya Milli Eğitim Müdürü Yavuz Selim Sandıkçı olayla ilgili incelemenin sürdüğünü belirtti.
Velinin ihbarı ortaya çıkardı
Sakarya Eğitim camiasında şaşkınlık yaratan olay, Adapazarı’nda bulunan bir lisede 2011- 2012 karne döneminde bir velinin Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihbar hattı 147’ye yaptığı telefon ihbarı üzerine ortaya çıktı. Öğrenci velisi, sınavlarda başarılı olan çocuğunun karne notlarının düşük olduğunu görünce, okulda gidip öğretmenlere çocuğunun sınav notlarının yüksek, ancak karne notlarının düşük olduğunu belirterek itirazda bulundu.
Soruşturma açıldı
Bu itiraz sonrasında öğretmenler, sınav notlarında herhangi bir kanaat notu indirimi yapılmadığını söyleyince, öğrenci velisi, okul müdür yardımcısının 2 yıldır 600 öğrenci arasında ilk 5’e giren oğlunun e-okul şifresiyle sisteme girdiğini ve notlarda oynama yaptığını öne sürerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 147 hattına telefonla ihbarda bulundu. İhbarın işleme alınması üzerine, Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlatarak müfettiş görevlendirdi. Yapılan incelemede, okul idarecilerinin şifreleriyle sisteme girilip, öğrencilerin notlarıyla oynandığı saptandı.
Müfettiş incelemesinde, okulda müdür yardımcısı olarak görev yapan M.A.’nın öğrenci olan oğlu T.E.A.’nın, babasının e-okul şifresiyle sisteme girerek kendi notlarını yükselttiği, bazı öğrencilerin de notlarını düşürerek, 2 yıl üst üste 600 öğrenci arasında ilk 5’e girdiği belirlendi. T.E.A.’nın 2009/2010 öğrenim döneminde okul 4’üncüsü, 2010-2011 döneminde ise okul 5’incisi olduğu anlaşıldı.
Sisteme girdiği saatler saptandı
İncelemede T.E.A.’nın, okul müdür yardımcısı olan babasının e-okul şifresi ile okulun sistemine girdiği saatler, kendisinden yüksek not alan öğrencilerin notlarında yaptığı düzenlemeler İp adreslerinden tek tek belirlenirken, gencin yaklaşık 300 öğrencinin notu ile oynadığı öne sürüldü.
Liseli gencin okul disiplin kuruluna verdiği ifadede, babasının şifresiyle sisteme girdiğini kabul ettiği, okulda kendisiyle tartışan ve arasının iyi olmadığı öğrencilerin notlarında oynama yaptığını söylediği belirtildi.
Yeni öğrenim dönemi öncesi okul disiplin kurulu tarafından önce bir hafta uzaklaştırma cezası alan T.E.A., daha sonra Adapazarı’nda bulunan başka bir liseye gönderildi.
Veliler tepkili
Sakarya Milli Eğitim Müdürlüğü, 3 yıl boyunca babasına ait e-okul şifresini kullanarak okul sistemine giren ve yaklaşık 300 öğrencinin notlarıyla oynadığı öne sürülen öğrencinin verdiği zararı telafi etmenin yollarını ararken, öğrenci velileri de, çocuklarının karne notlarıyla oynanmasının üniversite sınavlarında etkili olacağını belirterek tepki gösterdi.
İnceleme sürüyor
Sakarya Milli Eğitim Müdürü Yavuz Selim Sandıkçı olayın üzücü, iddiaların da vahim olduğunu belirterek, “Şu an için diyebileceğim incelemenin sürdüğü. Geçmişe yönelik de okulda ögrencilerin notlarında araştırma yapıyoruz” dedi.(hürriyeteğitim)
Son Güncelleme: Salı, 25 Eylül 2012 14:30
Gösterim: 1626
Adana'da ÖSYM'nin yaptığı Kamu Personeli Seçme Sınavı'na (KPSS) sahte belgelerle adayların yerine başka kişilerin girmesini sağladığı belirlenen suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 9 kişi adliyeye sevk edildi.
Alınan bilgiye göre, Jandarma Komutanlığında işlemleri tamamlanan zanlılar, Adana Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na getirilerek sağlık kontrolünden geçirildi.
Bir zanlı, sağlık kontrolüne getirildiği sırada ''Ali Demir'in adresini biliyorsunuz'' derken, diğer bir zanlı da gazetecilerin ''Neden gözaltına alındınız?'' sorusuna ''Ben joker değilim sinek valesiyim'' diye karşılık verdi.
Sağlık kontrolleri tamamlanan zanlılar, adliyeye sevk edildi.
Yaklaşık 7 ay boyunca suç örgütüne yönelik teknik ve fiziki takip yapan jandarma ekipleri, Adana, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da belirlenen 14 ayrı adrese düzenlediği operasyonda 9 kişiyi gözaltına alınmıştı.
Zanlıların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, bin 950 lira, 14 adet cep telefonu, 20 adet sim kart, 6 adet kredi kartı, 6 adet bilgisayar, 10 adet CD, 45 adet farklı şahıslara ait nüfus cüzdanları ve fotokopileri, 2 adet sürücü belgesi, 19 adet sahte olduğu değerlendirilen KPSS giriş formu, 14 adet lise diploması, banka dekontları, öğrenci belgeleri, fotoğraflar ve yaklaşık 100 gram kubar esrar maddesi ele geçirilmişti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Adana'da ÖSYM'nin yaptığı Kamu Personeli Seçme Sınavı'na (KPSS) sahte belgelerle adayların yerine başka kişilerin girmesini sağladığı belirlenen suç örgütüne yönelik operasyonda gözaltına alınan 9 kişi adliyeye sevk edildi.
Alınan bilgiye göre, Jandarma Komutanlığında işlemleri tamamlanan zanlılar, Adana Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na getirilerek sağlık kontrolünden geçirildi.
Bir zanlı, sağlık kontrolüne getirildiği sırada ''Ali Demir'in adresini biliyorsunuz'' derken, diğer bir zanlı da gazetecilerin ''Neden gözaltına alındınız?'' sorusuna ''Ben joker değilim sinek valesiyim'' diye karşılık verdi.
Sağlık kontrolleri tamamlanan zanlılar, adliyeye sevk edildi.
Yaklaşık 7 ay boyunca suç örgütüne yönelik teknik ve fiziki takip yapan jandarma ekipleri, Adana, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da belirlenen 14 ayrı adrese düzenlediği operasyonda 9 kişiyi gözaltına alınmıştı.
Zanlıların ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, bin 950 lira, 14 adet cep telefonu, 20 adet sim kart, 6 adet kredi kartı, 6 adet bilgisayar, 10 adet CD, 45 adet farklı şahıslara ait nüfus cüzdanları ve fotokopileri, 2 adet sürücü belgesi, 19 adet sahte olduğu değerlendirilen KPSS giriş formu, 14 adet lise diploması, banka dekontları, öğrenci belgeleri, fotoğraflar ve yaklaşık 100 gram kubar esrar maddesi ele geçirilmişti.
Son Güncelleme: Salı, 25 Eylül 2012 16:02
Gösterim: 2199
Ocak 1988 ve sonrası doğumlu liseyi bitirip üniversiteye hazırlanan 1 milyon 154 bin 595 gence genel sağlık sigorta prim borcu çıkarıldı.
Genel Sağlık Sigortası kapsamında 1 Ocak 1988 ve sonrası doğumlu liseyi bitirip üniversiteye hazırlanan 1 milyon 154 bin 595 gence genel sağlık sigorta prim borcu çıkarıldı. Uygulamaya göre okumayanlar 18 yaş, orta öğrenimdekiler 20, üniversitedekiler de 25 yaşından sonra ailelerin sigorta kapsamından çıkıyor.
Yılbaşında başlayan zorunlu Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulamasında çarpıcı sonuçlar çıktı. Ailelerin en çok merak ettiği liseyi bitiren ve üniversiteye hazırlanan gençlerle ilgili sorun rakamlara da yansıdı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın gelir testine ilişkin yazılı soru önergesini verdiği cevapta, genel sağlık sigorta (GSS) prim borcunun 1 Ocak 1988 ve sonrası doğumluları kapsadığını belirtti. Çelik'in verdiği bilgiye göre, herhangi bir okulda okumayanlar 18 yaşını, orta öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış evli olmayan çocuklar ile yaşına bakılmaksızın malul olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklar genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sayılıyor.
En düşük 35 lira
Bu çerçevede kendilerine prim borcu çıkarılan genç sayısı 1 milyon 154 bin 595 kişi olarak tespit edildi. Birçok ülkenin nüfusundan fazla olan bu kişiler içerisinde 35, 102 ve 212 lira borç çıkarılanlar bulunuyor. Bu kişiler, hastanelerde tedavi olabilmek için en düşük GSS prim miktar olan 35 lira ödemeleri halinde devletin kasasına aylık 40 milyon 410 bin 285 lira para girecek.
2 milyon kişi test yaptırmadı
Bu arada Çelik'in verdiği bilgiye göre, 9 milyon 300 bin yeşil kartlı, 1 milyon 700 bin hiçbir sigorta kaydı olmayan, toplamda ise 10 milyon kişiyi ilgilendiren GSS kapsamında 1 milyon 989 bin kişinin de gelir testi yaptırmadığı ortaya çıktı. Bu kişilerden verilen süre içinde başvurmayanlara asgari ücretin iki katı gelirleri olduğu muamelesi yapılıyor. Her ay için 212 lira ceza kesiliyor. Ancak gelir testi için yılsonuna kadar hala zaman bulunuyor.(bugün)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Ocak 1988 ve sonrası doğumlu liseyi bitirip üniversiteye hazırlanan 1 milyon 154 bin 595 gence genel sağlık sigorta prim borcu çıkarıldı.
Genel Sağlık Sigortası kapsamında 1 Ocak 1988 ve sonrası doğumlu liseyi bitirip üniversiteye hazırlanan 1 milyon 154 bin 595 gence genel sağlık sigorta prim borcu çıkarıldı. Uygulamaya göre okumayanlar 18 yaş, orta öğrenimdekiler 20, üniversitedekiler de 25 yaşından sonra ailelerin sigorta kapsamından çıkıyor.
Yılbaşında başlayan zorunlu Genel Sağlık Sigortası (GSS) uygulamasında çarpıcı sonuçlar çıktı. Ailelerin en çok merak ettiği liseyi bitiren ve üniversiteye hazırlanan gençlerle ilgili sorun rakamlara da yansıdı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın gelir testine ilişkin yazılı soru önergesini verdiği cevapta, genel sağlık sigorta (GSS) prim borcunun 1 Ocak 1988 ve sonrası doğumluları kapsadığını belirtti. Çelik'in verdiği bilgiye göre, herhangi bir okulda okumayanlar 18 yaşını, orta öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim görmesi halinde 25 yaşını doldurmamış evli olmayan çocuklar ile yaşına bakılmaksızın malul olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklar genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sayılıyor.
En düşük 35 lira
Bu çerçevede kendilerine prim borcu çıkarılan genç sayısı 1 milyon 154 bin 595 kişi olarak tespit edildi. Birçok ülkenin nüfusundan fazla olan bu kişiler içerisinde 35, 102 ve 212 lira borç çıkarılanlar bulunuyor. Bu kişiler, hastanelerde tedavi olabilmek için en düşük GSS prim miktar olan 35 lira ödemeleri halinde devletin kasasına aylık 40 milyon 410 bin 285 lira para girecek.
2 milyon kişi test yaptırmadı
Bu arada Çelik'in verdiği bilgiye göre, 9 milyon 300 bin yeşil kartlı, 1 milyon 700 bin hiçbir sigorta kaydı olmayan, toplamda ise 10 milyon kişiyi ilgilendiren GSS kapsamında 1 milyon 989 bin kişinin de gelir testi yaptırmadığı ortaya çıktı. Bu kişilerden verilen süre içinde başvurmayanlara asgari ücretin iki katı gelirleri olduğu muamelesi yapılıyor. Her ay için 212 lira ceza kesiliyor. Ancak gelir testi için yılsonuna kadar hala zaman bulunuyor.(bugün)
Son Güncelleme: Salı, 25 Eylül 2012 16:33
Gösterim: 1666

