Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Ankara’da 4. kattaki sınıfının penceresinden düşen 12 yaşındaki Anıl Karagöz’ün ölümü hakkında okul ve Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin hiçbiri sorumlu tutulmadı.
Baba Mehmet Karagöz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okulda soruşturma yapılmasına izin vermediğini belirterek, MEB’e maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını söyledi. Baba Karagöz, “Madem pencerelerde sorun yoktu, neden olayın ardından hemen değiştirildi. Pencereler eski ve daha birçok hata var. Bu davayı kapatmaya çalışmak haksızlık. Çocuğumuz cam kenarında oturmasaydı ölmezdi” dedi.
12 yaşındaki Anıl Karagöz, geçen yıl Nisan ayında Ankara’da Keçiören İlköğretim Okulu’nda 4. katta bulunan sınıfının penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Sınıf arkadaşlarının oyun oynarken ayakkabısını bağlamak için pencere kenarına oturduğunu ve dengesini kaybederek düştüğünü anlattığı Karagöz, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olayın ardından Karagöz’ün ailesi, Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.
Cumhuriyet Savcılığı, ailenin şikâyetinin ardından verdiği kararda, okul müdürü, müdür yardımcısı ve sınıf öğretmeninin okuldaki görevlerinin başında olduklarını, görevlerini aksatacak herhangi bir davranışlarının tespit edilmediğini belirtti. MEB okulda soruşturma yapılmasına izin vermedi. Baba Karagöz, maddi ve manevi dava açtı.
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Ankara’da 4. kattaki sınıfının penceresinden düşen 12 yaşındaki Anıl Karagöz’ün ölümü hakkında okul ve Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin hiçbiri sorumlu tutulmadı.
Baba Mehmet Karagöz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okulda soruşturma yapılmasına izin vermediğini belirterek, MEB’e maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını söyledi. Baba Karagöz, “Madem pencerelerde sorun yoktu, neden olayın ardından hemen değiştirildi. Pencereler eski ve daha birçok hata var. Bu davayı kapatmaya çalışmak haksızlık. Çocuğumuz cam kenarında oturmasaydı ölmezdi” dedi.
12 yaşındaki Anıl Karagöz, geçen yıl Nisan ayında Ankara’da Keçiören İlköğretim Okulu’nda 4. katta bulunan sınıfının penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Sınıf arkadaşlarının oyun oynarken ayakkabısını bağlamak için pencere kenarına oturduğunu ve dengesini kaybederek düştüğünü anlattığı Karagöz, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Olayın ardından Karagöz’ün ailesi, Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu.
Cumhuriyet Savcılığı, ailenin şikâyetinin ardından verdiği kararda, okul müdürü, müdür yardımcısı ve sınıf öğretmeninin okuldaki görevlerinin başında olduklarını, görevlerini aksatacak herhangi bir davranışlarının tespit edilmediğini belirtti. MEB okulda soruşturma yapılmasına izin vermedi. Baba Karagöz, maddi ve manevi dava açtı.
(milliyet)
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 May 2012 12:52
Gösterim: 1807
Eğitimde tablete geçilirken bilişim eğitiminin unutulduğunu söyleyen öğretmenler, "Okulun bilgisayar, yazıcı tamircisi olduk" diyor.
Teknolojinin eğitimdeki yeri her geçen gün artarken, son 14 yılda okullarda bilişim eğitiminin içi iyice boşaltıldı. Önce saatleri giderek azalan sonra seçmeli hale getirilen ve not sistemi de kaldırılan Bilişim Teknolojileri dersinin öğretmenleri “Fatih Projesi fatihsiz kaldı” diyor.
1 ay klavye ve mause dersi!
Bilişim teknoloji derslerinin miladı 14 yıl öncesine uzanıyor. 1998’de eğitim fakültelerinde bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği bölümleri kuruldu. İlk mezunlar 2002 yılında verildi. Halen Türkiye’de 13 bin Bilişim Teknolojisi öğretmeni, 30 bin de sınıfı var.
Başlangıçta müfredat da hayli geriydi. Öğretmenler 1 ay mause kullanmayı ve klavyeyi anlatıyordu! Dersin 1998’den kalma programı 2007 yılında güncellendi, adı Bilişim Teknolojileri oldu ve bir çalışma kitabına kavuştu. Dersin seçmeli olarak 1, 2 ve 3. sınıflara da konmasına karar verildi.
Öğretmenler tüm bunlara sevinirken dersin notla değerlendirilmesi kaldırıldı. 2010’da ders 1-5. sınıflar için kaldırıldı, sadece 6-8. sınıflar için haftada 1 saat, seçmeli olarak bırakıldı. Teknoloji sürekli değişirken kitaplar 5 yıl aynı kaldı, müfredat da güncellenmedi.
Bilişim Teknolojisi dersi öğretmenleri, dertlerini Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Derneği çatısı altında anlatmaya çalışıyorlar.
Halen 50 üniversitede ‘Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitim’ bölümlerinde bilişim teknojisi öğretmeni yetiştiriliyor. Ancak mezunlar, potansiyellerini kullanamamaktan şikâyetçi. Çünkü sınıf ve ders saati sayısı azalınca öğretmenler norm fazlası duruma düşmeye başladı.
Öğretmenlerin maaş için en az 15 saat derse girmesi gerektiği için, 15 saati dolduramayan öğretmenlerin başka okullara tayinleri çıkmaya başladı. Tayin edildiği okulda da 15 saati dolduramayan bilişim öğretmenleri, son 4 yıldır ‘formatör’ olarak adlandırılıp memur muamelesi görmeye başladı. Formatör öğretmenler sabah 07.30- 17.30 mesai yapıyor. Dersi olmasa da okulda kalıyor. Kendi deyişleriyle okulun tamircisi gibi çalışıyor, projeksiyon, bilgisayar, fotokopi makinesi ve yazıcılarla ilgileniyorlar.
Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Derneği Başkanı Burcu Yılmaz “Bilgiyi sınama, sitenin, bilginin güvenilirliğini kontrol etme gibi süreçleri yani bilgi toplumunun gereklerini kim öğrenciye kazandıracak” diyor.
13 bin yetişmiş öğretmen ne istiyor?
Türkiye ’de halen 30 bin Bilişim Teknolojileri sınıfı, 13 bin öğretmeni ve Bilişim Teknolojileri öğretmeni yetiştiren 50 okul var. Bilişim Teknolojileri dersi öğretmenleri şunu istiyor.
* Ders, 4. 5. ve 6. sınıflarda zorunlu hale getirilmeli.
* Ders saati 2 saat olmalı ve tüm sınıflarda okutulmalı.
* Teknoloji ve Tasarım dersinde olduğu gibi 25’ten fazla mevcudu olan sınıflar bölünebilmeli. Öğretmen kadrosu da arttırılmalı.
* Dersdışı Eğitim (egzersiz) Yönetmeliği güncellenmeli ve internet sitesi, elektronik dergi, afiş, eğitsel yazılım, belgesel video, grafik, hazırlama gibi ders süresince yapılması mümkün olmayan eğitsel çalışmalara da yer verilmeli.
* Dersin notla değerlendirilmesi geri getirilmeli.
* BT öğretmenleri formatörlük gibi belirsiz ve geniş görev tanımlarından kurtarılmalı.
(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitimde tablete geçilirken bilişim eğitiminin unutulduğunu söyleyen öğretmenler, "Okulun bilgisayar, yazıcı tamircisi olduk" diyor.
Teknolojinin eğitimdeki yeri her geçen gün artarken, son 14 yılda okullarda bilişim eğitiminin içi iyice boşaltıldı. Önce saatleri giderek azalan sonra seçmeli hale getirilen ve not sistemi de kaldırılan Bilişim Teknolojileri dersinin öğretmenleri “Fatih Projesi fatihsiz kaldı” diyor.
1 ay klavye ve mause dersi!
Bilişim teknoloji derslerinin miladı 14 yıl öncesine uzanıyor. 1998’de eğitim fakültelerinde bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmenliği bölümleri kuruldu. İlk mezunlar 2002 yılında verildi. Halen Türkiye’de 13 bin Bilişim Teknolojisi öğretmeni, 30 bin de sınıfı var.
Başlangıçta müfredat da hayli geriydi. Öğretmenler 1 ay mause kullanmayı ve klavyeyi anlatıyordu! Dersin 1998’den kalma programı 2007 yılında güncellendi, adı Bilişim Teknolojileri oldu ve bir çalışma kitabına kavuştu. Dersin seçmeli olarak 1, 2 ve 3. sınıflara da konmasına karar verildi.
Öğretmenler tüm bunlara sevinirken dersin notla değerlendirilmesi kaldırıldı. 2010’da ders 1-5. sınıflar için kaldırıldı, sadece 6-8. sınıflar için haftada 1 saat, seçmeli olarak bırakıldı. Teknoloji sürekli değişirken kitaplar 5 yıl aynı kaldı, müfredat da güncellenmedi.
Bilişim Teknolojisi dersi öğretmenleri, dertlerini Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Derneği çatısı altında anlatmaya çalışıyorlar.
Halen 50 üniversitede ‘Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitim’ bölümlerinde bilişim teknojisi öğretmeni yetiştiriliyor. Ancak mezunlar, potansiyellerini kullanamamaktan şikâyetçi. Çünkü sınıf ve ders saati sayısı azalınca öğretmenler norm fazlası duruma düşmeye başladı.
Öğretmenlerin maaş için en az 15 saat derse girmesi gerektiği için, 15 saati dolduramayan öğretmenlerin başka okullara tayinleri çıkmaya başladı. Tayin edildiği okulda da 15 saati dolduramayan bilişim öğretmenleri, son 4 yıldır ‘formatör’ olarak adlandırılıp memur muamelesi görmeye başladı. Formatör öğretmenler sabah 07.30- 17.30 mesai yapıyor. Dersi olmasa da okulda kalıyor. Kendi deyişleriyle okulun tamircisi gibi çalışıyor, projeksiyon, bilgisayar, fotokopi makinesi ve yazıcılarla ilgileniyorlar.
Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Derneği Başkanı Burcu Yılmaz “Bilgiyi sınama, sitenin, bilginin güvenilirliğini kontrol etme gibi süreçleri yani bilgi toplumunun gereklerini kim öğrenciye kazandıracak” diyor.
13 bin yetişmiş öğretmen ne istiyor?
Türkiye ’de halen 30 bin Bilişim Teknolojileri sınıfı, 13 bin öğretmeni ve Bilişim Teknolojileri öğretmeni yetiştiren 50 okul var. Bilişim Teknolojileri dersi öğretmenleri şunu istiyor.
* Ders, 4. 5. ve 6. sınıflarda zorunlu hale getirilmeli.
* Ders saati 2 saat olmalı ve tüm sınıflarda okutulmalı.
* Teknoloji ve Tasarım dersinde olduğu gibi 25’ten fazla mevcudu olan sınıflar bölünebilmeli. Öğretmen kadrosu da arttırılmalı.
* Dersdışı Eğitim (egzersiz) Yönetmeliği güncellenmeli ve internet sitesi, elektronik dergi, afiş, eğitsel yazılım, belgesel video, grafik, hazırlama gibi ders süresince yapılması mümkün olmayan eğitsel çalışmalara da yer verilmeli.
* Dersin notla değerlendirilmesi geri getirilmeli.
* BT öğretmenleri formatörlük gibi belirsiz ve geniş görev tanımlarından kurtarılmalı.
(radikal)
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 May 2012 11:58
Gösterim: 2008
Milli Eğitim Bakanlığı, gelen şikâyetler üzerine hafta içi okul saatlerinde kurs açan, devamsızlığa teşvik eden dershaneler ile rapor alıp okula gitmek yerine dershanelere giden son sınıf öğrencilerinin peşine düştü.
Dershanelerden özel okula dönüşmeye uygun olup olmayacaklarına dair bilgi isteyen Milli Eğitim Bakanlığı, şimdi de hafta içi okul saatlerinde kurs açan, devamsızlığı teşvik eden dershanelerin ve devamsız öğrencilerin peşine düştü. Milli eğitim müfettişleri lise son sınıf öğrencilerinin okul yerine dershanelere gidip gitmediğini inceleme altına aldı. İlköğretim okullarının 8. sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin de derslere devam durumu inceleniyor.
Haziran ayında yapılacak olan SBS ve LYS’ye hazırlık için son sınıf öğrencilerinin okula devam etmek yerine sınavlara hazırlıkiçin dershanelerine gittiklerini tespit eden Milli Eğitim Bakanlığı’na, okullarda ders yapılmadığı, resmi okullarda görevli öğretmenlerin de özel dershanelerde çalıştıkları yönünde şikâyetler ulaştı. Milli Eğitim Bakanlığı, şikâyetleri dikkate alarak okul yerine dershanelerde ders veren öğretmenlerin tespiti için inceleme başlattı.
Öğretmenler de inceleniyor
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencileri dershaneye gitmeye teşvik eden, okulda olması gerekirken dershanede ders veren öğretmenler hakkında soruşturma açılması için il milli eğitim müdürlüklerine de talimat verdi. Bunun üzerine bakanlık müfettişleri il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine dershane sahibi, yöneticisi, ortağı olan öğretmenleri ve dershanelerde derse giren öğretmenleri incelemeye aldı.
Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi gibi büyük kentlerde öğrencilerin rapor kullanarak okul yerine dershanelere gidip gitmediğini de inceleyen bakanlık müfettişleri, dershaneleri gezerek okul saatleri içinde kurs açan dershane olup olmadığını da denetliyor. Aynı zamanda öğrencilerin okullardaki devamsız olduğu günlerle dershanelere devam durumu karşılaştırılıyor.
‘Pek çok iddia var’
İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, bakanlık denetmenlerinin konu ile ilgili çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “Pek çok iddialar var. Durumun ne olduğu denetimlerden sonra ortaya çıkacaktır” dedi.
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı, gelen şikâyetler üzerine hafta içi okul saatlerinde kurs açan, devamsızlığa teşvik eden dershaneler ile rapor alıp okula gitmek yerine dershanelere giden son sınıf öğrencilerinin peşine düştü.
Dershanelerden özel okula dönüşmeye uygun olup olmayacaklarına dair bilgi isteyen Milli Eğitim Bakanlığı, şimdi de hafta içi okul saatlerinde kurs açan, devamsızlığı teşvik eden dershanelerin ve devamsız öğrencilerin peşine düştü. Milli eğitim müfettişleri lise son sınıf öğrencilerinin okul yerine dershanelere gidip gitmediğini inceleme altına aldı. İlköğretim okullarının 8. sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin de derslere devam durumu inceleniyor.
Haziran ayında yapılacak olan SBS ve LYS’ye hazırlık için son sınıf öğrencilerinin okula devam etmek yerine sınavlara hazırlıkiçin dershanelerine gittiklerini tespit eden Milli Eğitim Bakanlığı’na, okullarda ders yapılmadığı, resmi okullarda görevli öğretmenlerin de özel dershanelerde çalıştıkları yönünde şikâyetler ulaştı. Milli Eğitim Bakanlığı, şikâyetleri dikkate alarak okul yerine dershanelerde ders veren öğretmenlerin tespiti için inceleme başlattı.
Öğretmenler de inceleniyor
Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencileri dershaneye gitmeye teşvik eden, okulda olması gerekirken dershanede ders veren öğretmenler hakkında soruşturma açılması için il milli eğitim müdürlüklerine de talimat verdi. Bunun üzerine bakanlık müfettişleri il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine dershane sahibi, yöneticisi, ortağı olan öğretmenleri ve dershanelerde derse giren öğretmenleri incelemeye aldı.
Özellikle Ankara, İstanbul, İzmir gibi gibi büyük kentlerde öğrencilerin rapor kullanarak okul yerine dershanelere gidip gitmediğini de inceleyen bakanlık müfettişleri, dershaneleri gezerek okul saatleri içinde kurs açan dershane olup olmadığını da denetliyor. Aynı zamanda öğrencilerin okullardaki devamsız olduğu günlerle dershanelere devam durumu karşılaştırılıyor.
‘Pek çok iddia var’
İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, bakanlık denetmenlerinin konu ile ilgili çalışmalarının devam ettiğini belirterek, “Pek çok iddialar var. Durumun ne olduğu denetimlerden sonra ortaya çıkacaktır” dedi.
(milliyet)
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 May 2012 11:36
Gösterim: 2410
Milli Eğitim Bakanlığı'nın İlköğretim Yasası'nda yaptığı değişiklikle birlikte yurt genelinde 5 bin civarında imam hatip ortaokulu açılacak. Bakanlığın yeni bina yapamaması nedeniyle yıllardır ilköğretim okulu olarak kullanılan çok sayıda okul imam hatip ortaokuluna dönüştürülecek.
Eğitimde 4+4+4 hazırlıkları başladı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, imam hatip ortaokullarının teşvik edilmesi ve yeni binaların bulunması için il müdürlüklerini uyardı. Müdürlükler de okul arayışına girdi.
Bakan'ın "öncelik verin" demesiyle, yaklaşık 5 bin ilköğretim okulu, bağımsız imam hatip ortaokuluna dönüştürülecek.
MEB genelgenin yanısıra il müdürlerine de, imam hatip ortaokullarının desteklenmesi için özel talimat verdi. Teşviklerle, imam hatip ortaokulu sayısının 5 bin civarında olabileceğini belirten bakanlık yetkilileri, imam hatip liseleri bünyesinde de ırtaokul kısımlarının açılacağını söyled, ve bu durumun da genelgede vurgulandığını kaydetti.
İmam hatip ortaokulları, mevcut ilköğretim okullarının bir kısmının bağımsız imam hatip ortaokullarına dönüştürülmeswiyle oluşturulacak.
Bakan ömer Dinçer'in imam hatip ortaokulları açılmasına ilişkin genelgesi şöyle:
"İmam hatip ortaokullarının bağımsız ortaokul olarak kurulmasına öncelik verilecek. Bunun mümkün olmadığı durumlarda imam hatip liseleri ile birlikte kurulabileceklerdir. Ancak, bu durumda imam hatip ortaokulu öğrencileri ile imam hatip lisesi öğrencilerinin okul giriş-çıkış kapıları ile bahçe gibi ortak kullanım alanlarının öğrencilerin yaş seviyeleri dikkate alınarak imkanlar dahilinde düzenlenmesi sağlanacaktır."
(sözcü)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı'nın İlköğretim Yasası'nda yaptığı değişiklikle birlikte yurt genelinde 5 bin civarında imam hatip ortaokulu açılacak. Bakanlığın yeni bina yapamaması nedeniyle yıllardır ilköğretim okulu olarak kullanılan çok sayıda okul imam hatip ortaokuluna dönüştürülecek.
Eğitimde 4+4+4 hazırlıkları başladı. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, imam hatip ortaokullarının teşvik edilmesi ve yeni binaların bulunması için il müdürlüklerini uyardı. Müdürlükler de okul arayışına girdi.
Bakan'ın "öncelik verin" demesiyle, yaklaşık 5 bin ilköğretim okulu, bağımsız imam hatip ortaokuluna dönüştürülecek.
MEB genelgenin yanısıra il müdürlerine de, imam hatip ortaokullarının desteklenmesi için özel talimat verdi. Teşviklerle, imam hatip ortaokulu sayısının 5 bin civarında olabileceğini belirten bakanlık yetkilileri, imam hatip liseleri bünyesinde de ırtaokul kısımlarının açılacağını söyled, ve bu durumun da genelgede vurgulandığını kaydetti.
İmam hatip ortaokulları, mevcut ilköğretim okullarının bir kısmının bağımsız imam hatip ortaokullarına dönüştürülmeswiyle oluşturulacak.
Bakan ömer Dinçer'in imam hatip ortaokulları açılmasına ilişkin genelgesi şöyle:
"İmam hatip ortaokullarının bağımsız ortaokul olarak kurulmasına öncelik verilecek. Bunun mümkün olmadığı durumlarda imam hatip liseleri ile birlikte kurulabileceklerdir. Ancak, bu durumda imam hatip ortaokulu öğrencileri ile imam hatip lisesi öğrencilerinin okul giriş-çıkış kapıları ile bahçe gibi ortak kullanım alanlarının öğrencilerin yaş seviyeleri dikkate alınarak imkanlar dahilinde düzenlenmesi sağlanacaktır."
(sözcü)
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 May 2012 11:48
Gösterim: 1919
Sömestr tatilinde 1 yıldır kendisine aşık olan öğretmeni tarafından alıkonularak cinsel istismara uğrayan 14 yaşındaki A.A, 27 gün önce annesiyle psikiyatri muayenesi için gittiği hastanenin bahçesinden ikinci kez kaçırıldı.
Sakarya’da 3 ay önce, 14 yaşındaki kız öğrencisini alıkoyup cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma açılan öğretmen Mesut T., il dışına tayin edildiği gün liseli A.A’yı tedavi için götürüldüğü hastaneden ikinci kez kaçırdı.
İddiaya göre 35 yaşındaki bir kız çocuğu babası öğretmen Mesut T. 14 yaşındaki A.A ile bir yıl duygusal yakınlık yaşadı. 14 yaşındaki A.A kısa süre önce eşinden boşanan öğretmeni Mesut T.’nin davranışlarına kayıtsız kalamadı ve 3 ay önce Mesut T. tarafından kaçırıldı.
Gözaltına alınan ancak küçük kızın ilk ifadesinde “kendi isteğimle kaçtım” demesi üzerine serbest bırakılan öğretmen Mesut T., olayın üzerinden çok geçmeden acılı aileye bir şok daha yaşattı. Savcılığın talebi üzerine ailesi tarafından psikiyatriste götürülen A.A muayane sonrasında tam anlamıyla kaşla göz arasında ortadan kayboldu. A.A’nın ikinci kez şoka uğrayan ailesi kızlarının tedavi için geldiği hastane bahçesinde, çarşaflı birinin hızlıca A.A’yı yürütüp sonra kayıplara karıştığının tespit edilmesi üzerine kızları A.A’yı bulmak için çareyi televizyon programına çıkmakta buldu. A.A’nın babası Rukiye A. ise konuya ilişkin şunları söyledi, “Mesut T. adlı öğretmen kızımın ortaokuldan Fen Bilgisi öğretmeni. Bir yıldır kızımla ilgileniyormuş. Ben bu durumu duyduğumda kızımla konuştuk, en ufak bir şiddet dahi uygulamadık. O günün sabahı kızımızın evde olmadığını gördük. Bu kişi kızımı ilk kaçırdığında öğretmen arkadaşının evine götürmüş. O kişinin ihbarıyla kızımı bulduk. Almaya gitmeden önce ona kimsenin elini sürmeyeceğine dair söz verdim. Mesut T. ve yanındaki kişiler kızımıza “Biz Vanlıyız, ailem beni töre cinayetinden öldürür” ifadesi vermesini önermişler. Kızımı bulunduktan sonra düzenli olarak psikiyatriye götürdük. İlk ifadesi de öğretmeni koruyordu ancak tedavi sürdükçe doğruları anlatmaya başladı”
“Çarşaflı biri götürüyor”
“27 gün önce de diş muayanesi ve psikiyatri için hastaneye götürdüm. Zaten ne olduysa o gün oldu. Kızım önce diş muayanesine girdi, sonra da psikiyatri doktoruna göründü. Her zaman 45 dakika kalırdı, bu sefer fazla durmamış. Polikliniğin iki kapısı var. Ben diğer kapıdaydım. Kamera kayıtlarında kızımın poliklinik kapısında çarşaflı biriyle hızlıca çıktığı görülüyor. Bir öğretmenin böyle bir olayda ismi geçmesi midemizi daha da bulandırıyor, kaçırdığı da bir çocuk. Üstelik kızımın bu öğretmeni geçen yıl evimize iftara geldi, yemeğimizi yedi. Kızım tam doğruları görmüşken ikinci kez zorla kaçırıldı. Her ne olursa olsun ailesi olarak biz onu bekliyoruz.”
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sömestr tatilinde 1 yıldır kendisine aşık olan öğretmeni tarafından alıkonularak cinsel istismara uğrayan 14 yaşındaki A.A, 27 gün önce annesiyle psikiyatri muayenesi için gittiği hastanenin bahçesinden ikinci kez kaçırıldı.
Sakarya’da 3 ay önce, 14 yaşındaki kız öğrencisini alıkoyup cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma açılan öğretmen Mesut T., il dışına tayin edildiği gün liseli A.A’yı tedavi için götürüldüğü hastaneden ikinci kez kaçırdı.
İddiaya göre 35 yaşındaki bir kız çocuğu babası öğretmen Mesut T. 14 yaşındaki A.A ile bir yıl duygusal yakınlık yaşadı. 14 yaşındaki A.A kısa süre önce eşinden boşanan öğretmeni Mesut T.’nin davranışlarına kayıtsız kalamadı ve 3 ay önce Mesut T. tarafından kaçırıldı.
Gözaltına alınan ancak küçük kızın ilk ifadesinde “kendi isteğimle kaçtım” demesi üzerine serbest bırakılan öğretmen Mesut T., olayın üzerinden çok geçmeden acılı aileye bir şok daha yaşattı. Savcılığın talebi üzerine ailesi tarafından psikiyatriste götürülen A.A muayane sonrasında tam anlamıyla kaşla göz arasında ortadan kayboldu. A.A’nın ikinci kez şoka uğrayan ailesi kızlarının tedavi için geldiği hastane bahçesinde, çarşaflı birinin hızlıca A.A’yı yürütüp sonra kayıplara karıştığının tespit edilmesi üzerine kızları A.A’yı bulmak için çareyi televizyon programına çıkmakta buldu. A.A’nın babası Rukiye A. ise konuya ilişkin şunları söyledi, “Mesut T. adlı öğretmen kızımın ortaokuldan Fen Bilgisi öğretmeni. Bir yıldır kızımla ilgileniyormuş. Ben bu durumu duyduğumda kızımla konuştuk, en ufak bir şiddet dahi uygulamadık. O günün sabahı kızımızın evde olmadığını gördük. Bu kişi kızımı ilk kaçırdığında öğretmen arkadaşının evine götürmüş. O kişinin ihbarıyla kızımı bulduk. Almaya gitmeden önce ona kimsenin elini sürmeyeceğine dair söz verdim. Mesut T. ve yanındaki kişiler kızımıza “Biz Vanlıyız, ailem beni töre cinayetinden öldürür” ifadesi vermesini önermişler. Kızımı bulunduktan sonra düzenli olarak psikiyatriye götürdük. İlk ifadesi de öğretmeni koruyordu ancak tedavi sürdükçe doğruları anlatmaya başladı”
“Çarşaflı biri götürüyor”
“27 gün önce de diş muayanesi ve psikiyatri için hastaneye götürdüm. Zaten ne olduysa o gün oldu. Kızım önce diş muayanesine girdi, sonra da psikiyatri doktoruna göründü. Her zaman 45 dakika kalırdı, bu sefer fazla durmamış. Polikliniğin iki kapısı var. Ben diğer kapıdaydım. Kamera kayıtlarında kızımın poliklinik kapısında çarşaflı biriyle hızlıca çıktığı görülüyor. Bir öğretmenin böyle bir olayda ismi geçmesi midemizi daha da bulandırıyor, kaçırdığı da bir çocuk. Üstelik kızımın bu öğretmeni geçen yıl evimize iftara geldi, yemeğimizi yedi. Kızım tam doğruları görmüşken ikinci kez zorla kaçırıldı. Her ne olursa olsun ailesi olarak biz onu bekliyoruz.”
(milliyet)
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 May 2012 11:29
Gösterim: 2937

