Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
YÖK Başkanı Çetinsaya, Gezi Parkı eylemlerinde akademisyenlerin tutumunu eleştirdi.
YÖK Başkanı Çetinsaya, akademisyenlerin, toplumsal, kültürel, siyasi sorun ve gerilim alanlarına futbol taraftarlığı düzeyinde yaklaşamayacağını 'Haydi çocuklar artı 20 puan' tarzı söylemlerin ve eylemlerin asla tasvip edilemeyeceğini belirtti.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, "Akademisyenler, toplumsal, kültürel, siyasi sorun ve gerilim alanlarına, futbol taraftarlığı düzeyinde yaklaşamaz. 'Haydi çocuklar artı 20 puan' tarzı söylemleri ve eylemleri asla tasvip etmiyoruz. Bize bu konularda farklı çevrelerden, farklı dilekçeler geliyor. Eğitim hakkının engellendiği veya suistimal edildiği durumlarda mutlaka inceleme yapıyoruz" dedi.
Çetinsaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çözüm sürecine katkı sağlamak amacıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki üniversitelere gittiğini söyledi. 5 Nisan'da Elazığ Fırat Üniversitesinden başladığı ziyaretler kapsamında Batman, Siirt, Şırnak, Dicle, Bingöl, Muş, Bitlis, Van ve Hakkari'deki üniversitelerde akademisyenler, öğrenciler ve bölge halkıyla görüştüğünü belirten Çetinsaya, çözüm sürecine herkesin olumlu yaklaştığını gördüğünü ifade etti.
Çözüm sürecinin, Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki üniversiteler için ayrı önem taşıdığına işaret eden Çetinsaya, "Zira bu üniversiteler gelecek için önemli potansiyel taşıyor. Önümüzdeki aylarda kamuoyuyla paylaşacağımız stratejik belgemize göre yükseköğretim alanımızın büyümesi lazım. Bu büyümeyi artık 2006 öncesi kurulan üniversitelerle gerçekleştiremeyiz onlar belli bir olgunluğa eriştiler. Yeni kurulan üniversitelerde bu büyük potansiyeli işletmeliyiz. O anlamda Doğu ve Güneydoğu illerindeki üniversitelere büyük görev düşüyor" diye konuştu.
Hem öğrencilerle akademisyenlerin bu bölgeyi tercihinde hem de üniversitelerle şehrin kucaklaşmasında bugüne kadar sıkıntılar yaşandığını dile getiren Çetinsaya, çözüm süreçiyle bu sıkıntıların aşılacağını ve bu üniversitelerin gerçek potansiyelinin açığa çıkacağını dile getirdi.
Sürecin olumlu etkisinin şimdiden hissedilmeye başlandığını, vatandaşların, "Sürecin ciddi olduğu belli ki YÖK Başkanı da geliyor, incelemeler yapıyor" şeklinde yorumlar yaptığını kaydeden Çetinsaya, gezilerin çok yararlı olduğunu söyledi.
Çözüm sürecini çok önemsediğini vurgulayan Çetinsaya, ancak son birkaç haftadır yaratılmak istenen istikrarsızlık ortamının Türkiye'nin geleceği için tehlike oluşturduğuna dikkati çekti.
"Şiddet içeren talep ve fikirler akademik özgürlük sınırlarıyla bağdaşmaz"
Gezi olayları başladıktan sonra sağduyu çağrısında bulunduğunu anımsatan Çetinsaya, üniversiteyle şiddet kavramlarının asla bir araya gelemeyeceğine dikkati çekti.
Olaylar başladıktan sonra rektörlerle karşılaştıkları sorunları çözmek için görüştüğünü dile getiren Çetinsaya, şöyle konuştu:
"Bazı üniversitelerde yaşanması muhtemel olaylara zamanında müdahale ederek büyümesini önledik. Kampüslerde eğitim-öğretimin aksamaması için çalıştık. Demokratik ve akademik gelenekler içinde herkes fikrini söylemekte özgür. Ama bunun kesinlikle şiddetle yanyana gelmemesi lazım ve hiç kimsenin şiddeti teşvik etmemesi lazım. Şiddet içeren şiddeti öven talep ve fikirler akademik özgürlük sınırlarıyla bağdaşmaz.
'Haydi çocuklar artı 20 puan'a tepki
Akademisyenler, toplumsal, kültürel, siyasi sorun ve gerilim alanlarına futbol taraftarlığı düzeyinde yaklaşamaz. 'Haydi çocuklar artı 20 puan' tarzı söylemleri ve eylemleri asla tasvip etmiyoruz. Bunlar kesinlikle etik değil. Bize bu konularda farklı çevrelerden, farklı dilekçeler geliyor. Eğitim hakkının engellendiği veya suistimal edildiği durumlarda mutlaka inceleme yapıyoruz. Bu konuda yetkili kurullarımızda, eğitim öğretim faaliyetini engelleyici veya akademik gelenekler dışındaki bütün hususları inceliyoruz. Çok sevdiğim bir söz vardır, 'Bir şey ne ise önce kendisi olmalıdır' üniversitenin temel işlevi araştırma ve öğretimdir. Bunu özgür bir ortamda gerçekleştirmek esastır."
Üniversitelerin bu süreçte sağduyulu hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Çetinsaya, gerilimin tırmanmaması için herkesin çaba sarf etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de demokrasi konusunda önemli adımlar atıldığına dikkati çeken Çetinsaya, "Normalleşen demokrasisi, büyüyen ekonomisi, artan itibarı ile Türkiye büyük bir fırsat yaklamıştır. Toplumsal barışı tesis etmek adına önemli adımlar atılmıştır. Bu barış süreci ülkemiz için önemli bir fırsattr. Bu fırsatın heba edilmesine razı gelemeyiz. Bu istikrarsızlık ortamı, ülkemizin için tehlike arz ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK Başkanı Çetinsaya, Gezi Parkı eylemlerinde akademisyenlerin tutumunu eleştirdi.
YÖK Başkanı Çetinsaya, akademisyenlerin, toplumsal, kültürel, siyasi sorun ve gerilim alanlarına futbol taraftarlığı düzeyinde yaklaşamayacağını 'Haydi çocuklar artı 20 puan' tarzı söylemlerin ve eylemlerin asla tasvip edilemeyeceğini belirtti.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, "Akademisyenler, toplumsal, kültürel, siyasi sorun ve gerilim alanlarına, futbol taraftarlığı düzeyinde yaklaşamaz. 'Haydi çocuklar artı 20 puan' tarzı söylemleri ve eylemleri asla tasvip etmiyoruz. Bize bu konularda farklı çevrelerden, farklı dilekçeler geliyor. Eğitim hakkının engellendiği veya suistimal edildiği durumlarda mutlaka inceleme yapıyoruz" dedi.
Çetinsaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çözüm sürecine katkı sağlamak amacıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki üniversitelere gittiğini söyledi. 5 Nisan'da Elazığ Fırat Üniversitesinden başladığı ziyaretler kapsamında Batman, Siirt, Şırnak, Dicle, Bingöl, Muş, Bitlis, Van ve Hakkari'deki üniversitelerde akademisyenler, öğrenciler ve bölge halkıyla görüştüğünü belirten Çetinsaya, çözüm sürecine herkesin olumlu yaklaştığını gördüğünü ifade etti.
Çözüm sürecinin, Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki üniversiteler için ayrı önem taşıdığına işaret eden Çetinsaya, "Zira bu üniversiteler gelecek için önemli potansiyel taşıyor. Önümüzdeki aylarda kamuoyuyla paylaşacağımız stratejik belgemize göre yükseköğretim alanımızın büyümesi lazım. Bu büyümeyi artık 2006 öncesi kurulan üniversitelerle gerçekleştiremeyiz onlar belli bir olgunluğa eriştiler. Yeni kurulan üniversitelerde bu büyük potansiyeli işletmeliyiz. O anlamda Doğu ve Güneydoğu illerindeki üniversitelere büyük görev düşüyor" diye konuştu.
Hem öğrencilerle akademisyenlerin bu bölgeyi tercihinde hem de üniversitelerle şehrin kucaklaşmasında bugüne kadar sıkıntılar yaşandığını dile getiren Çetinsaya, çözüm süreçiyle bu sıkıntıların aşılacağını ve bu üniversitelerin gerçek potansiyelinin açığa çıkacağını dile getirdi.
Sürecin olumlu etkisinin şimdiden hissedilmeye başlandığını, vatandaşların, "Sürecin ciddi olduğu belli ki YÖK Başkanı da geliyor, incelemeler yapıyor" şeklinde yorumlar yaptığını kaydeden Çetinsaya, gezilerin çok yararlı olduğunu söyledi.
Çözüm sürecini çok önemsediğini vurgulayan Çetinsaya, ancak son birkaç haftadır yaratılmak istenen istikrarsızlık ortamının Türkiye'nin geleceği için tehlike oluşturduğuna dikkati çekti.
"Şiddet içeren talep ve fikirler akademik özgürlük sınırlarıyla bağdaşmaz"
Gezi olayları başladıktan sonra sağduyu çağrısında bulunduğunu anımsatan Çetinsaya, üniversiteyle şiddet kavramlarının asla bir araya gelemeyeceğine dikkati çekti.
Olaylar başladıktan sonra rektörlerle karşılaştıkları sorunları çözmek için görüştüğünü dile getiren Çetinsaya, şöyle konuştu:
"Bazı üniversitelerde yaşanması muhtemel olaylara zamanında müdahale ederek büyümesini önledik. Kampüslerde eğitim-öğretimin aksamaması için çalıştık. Demokratik ve akademik gelenekler içinde herkes fikrini söylemekte özgür. Ama bunun kesinlikle şiddetle yanyana gelmemesi lazım ve hiç kimsenin şiddeti teşvik etmemesi lazım. Şiddet içeren şiddeti öven talep ve fikirler akademik özgürlük sınırlarıyla bağdaşmaz.
'Haydi çocuklar artı 20 puan'a tepki
Akademisyenler, toplumsal, kültürel, siyasi sorun ve gerilim alanlarına futbol taraftarlığı düzeyinde yaklaşamaz. 'Haydi çocuklar artı 20 puan' tarzı söylemleri ve eylemleri asla tasvip etmiyoruz. Bunlar kesinlikle etik değil. Bize bu konularda farklı çevrelerden, farklı dilekçeler geliyor. Eğitim hakkının engellendiği veya suistimal edildiği durumlarda mutlaka inceleme yapıyoruz. Bu konuda yetkili kurullarımızda, eğitim öğretim faaliyetini engelleyici veya akademik gelenekler dışındaki bütün hususları inceliyoruz. Çok sevdiğim bir söz vardır, 'Bir şey ne ise önce kendisi olmalıdır' üniversitenin temel işlevi araştırma ve öğretimdir. Bunu özgür bir ortamda gerçekleştirmek esastır."
Üniversitelerin bu süreçte sağduyulu hareket etmesi gerektiğinin altını çizen Çetinsaya, gerilimin tırmanmaması için herkesin çaba sarf etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'de demokrasi konusunda önemli adımlar atıldığına dikkati çeken Çetinsaya, "Normalleşen demokrasisi, büyüyen ekonomisi, artan itibarı ile Türkiye büyük bir fırsat yaklamıştır. Toplumsal barışı tesis etmek adına önemli adımlar atılmıştır. Bu barış süreci ülkemiz için önemli bir fırsattr. Bu fırsatın heba edilmesine razı gelemeyiz. Bu istikrarsızlık ortamı, ülkemizin için tehlike arz ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Haziran 2013 11:59
Gösterim: 1253
Milli Eğitim Bakanlığı, Gezi Parkı eylemlerine katılan öğretmen ve okul müdürlerini tespit etmek için il milli eğitim müdürlüklerine yazı gönderdi.
Hürriyet Gazetesi’nden Esra Kaya’nın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı Gezi parkı eylemlerine katılan öğretmen ve eğitim yöneticilerini tespit etmek için Türkiye genelindeki il milli eğitim müdürlüklerine yazı gönderdi. Gönderilen yazıdan, "Eylemlere katılan eğitim çalışanları ve öğretmenlerin isimlerinin bakanlığa bildirilmesi" istendi.
Edinilen bilgiye göre Bakanlık il milli eğitim müdürlüklerinden gelen isimleri tek tek tespit ettikten sonra öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının savunmalarını alıp, haklarında soruşturma başlatabilecek. Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, Bakanlığın il milli eğitim müdürlüklerine böyle bir yazı gönderildiğini doğrulayarak, “Bakanlık sindirme ve korkutma politikası uyguluyor” dedi. Demir, Hürriyet’e şunları söyledi:
Eğitim-İş tepki gösterdi
“Bu öğretmenlerin en demokratik hakkı. Devlet memurları kırıp, dökmedikleri sürece her türlü yolla, demokratik taleplerini dile getirebilir. Kaldı ki sendikaların almış olduğu bir eylem kararı vardı. Eğitim-İş üyeleri olarak bizler de alanlardaydık. Bu bizim en demokratik hakkımız. Sindirme ve korkutma var. Hak arayanların üzerine gidiliyor. Bu çok yanlış. Bakanlık soruşturma başlatacaksa önce orantısız güç kullandıran İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü hakkında soruşturma başlatılsın. Başbakan İçişleri Bakanı’nı görevden alsın. Bakanlığın bu kararını kınıyoruz. Asla geri adım atmayacağız. Hakkımızı aramaya devam edeceğiz.”
Kaynak Hürriyet
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı, Gezi Parkı eylemlerine katılan öğretmen ve okul müdürlerini tespit etmek için il milli eğitim müdürlüklerine yazı gönderdi.
Hürriyet Gazetesi’nden Esra Kaya’nın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı Gezi parkı eylemlerine katılan öğretmen ve eğitim yöneticilerini tespit etmek için Türkiye genelindeki il milli eğitim müdürlüklerine yazı gönderdi. Gönderilen yazıdan, "Eylemlere katılan eğitim çalışanları ve öğretmenlerin isimlerinin bakanlığa bildirilmesi" istendi.
Edinilen bilgiye göre Bakanlık il milli eğitim müdürlüklerinden gelen isimleri tek tek tespit ettikten sonra öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının savunmalarını alıp, haklarında soruşturma başlatabilecek. Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir, Bakanlığın il milli eğitim müdürlüklerine böyle bir yazı gönderildiğini doğrulayarak, “Bakanlık sindirme ve korkutma politikası uyguluyor” dedi. Demir, Hürriyet’e şunları söyledi:
Eğitim-İş tepki gösterdi
“Bu öğretmenlerin en demokratik hakkı. Devlet memurları kırıp, dökmedikleri sürece her türlü yolla, demokratik taleplerini dile getirebilir. Kaldı ki sendikaların almış olduğu bir eylem kararı vardı. Eğitim-İş üyeleri olarak bizler de alanlardaydık. Bu bizim en demokratik hakkımız. Sindirme ve korkutma var. Hak arayanların üzerine gidiliyor. Bu çok yanlış. Bakanlık soruşturma başlatacaksa önce orantısız güç kullandıran İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü hakkında soruşturma başlatılsın. Başbakan İçişleri Bakanı’nı görevden alsın. Bakanlığın bu kararını kınıyoruz. Asla geri adım atmayacağız. Hakkımızı aramaya devam edeceğiz.”
Kaynak Hürriyet
Son Güncelleme: Cuma, 21 Haziran 2013 17:39
Gösterim: 1590
21 Temmuz'da teknik öğretmenler için yapılacak müdendislik tamamlama sınavının Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile aynı gün ve saate denk gelmesi adayları mağdur etti. Adaylar sınav tarihlerinden birinin değiştirilmesini istiyor.
72 bin öğretmene mühendislik yolunu açan yasa taslağı hazırlayarak ÖSYM'ye gönderdi. ÖSYM de bu öğretmenler için ‘Mühendislik Tamamlama Sınavı' yapacağını duyurdu ve 21 Temmuz'u belirledi. Ancak aynı gün ve saatte yapılacak Dikey Geçiş Sınavı dikkate alınmadı. İki sınava da girmek isteyen ve birini tercih etmek zorunda kalan adaylar düzenleme yapılmasını istiyor.
Mezun olduktan sonra yaşadıkları sıkıntılar sebebiyle tekrar üniversite sınavına girip ön lisans (2 yıllık) programlarını kazanan ve DGS ile mühendisliğe geçmeyi hedefleyen adaylar bu iki sınavdan ancak birini seçmek durumunda kaldı. Sorunu ÖSYM'ye ileten adaylara, “Mühendislik Tamamlama adaylarının DGS'ye girme hakkı yoktur. DGS'ye ön lisans mezunları girebilir. Lisans mezunları girememektedir. Bunun yanı sıra mühendislik tamamlama adayları lisans mezunudur.” cevabı verildi. Adaylar ise iki sınava da giriş haklarının olduğunu ve bununla ilgili düzenleme yapılması gerektiğini söylüyor.
Teknik Eğitim Fakültesi mezunu olan Ümit Yurdal, aynı zamanda meslek yüksekokulunu bitirdiğini söylüyor. Yıllarca mühendis olabilmek için uğraştığını belirten Yurdal, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: “Çok çabaladım ancak katsayı nedeniyle mühendis olamadım. Katsayı sorununu aşabilmek için DGS'ye girmeye karar verdim. Sınavla mühendis olabilmek adına iki yıllık okulu da bitirdim. Meslek yüksekokulu mezunlarına tanınan dikey geçiş hakkından yararlanmak için bu yıl DGS'ye girmeyi planladım. Yıl boyunca sürekli ders çalıştım ve sınava hazırlandım. Ancak girmek istediğim iki sınavın da aynı saatte olduğunu öğrendim. Ben de mecburen DGS'ye girmeyi tercih ettim. Çünkü Mühendislik Tamamlama Sınavı bu yıl ilk kez uygulanıyor. İçeriğinin ne olacağı belirsiz.”
Adayların birçoğu sorunun çözümü için YÖK ve ÖSYM'yi aramalarına rağmen kurumlardan bir düzenleme sinyali gelmedi. Adaylar iki sınavdan birinin öğleden sonraya alınıp başvurularının yenilenmesi gerektiğini önererek ÖSYM'nin bugüne kadar aynı saate iki farklı sınav koymadığını hatırlatıyor. Mühendislik tamamlama yolunu seçen adaylar, 1 yıl üniversite eğitimi alıp mühendis olabiliyor. DGS yolunu seçenler ise en az iki yıl üniversite okumak durumunda.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
21 Temmuz'da teknik öğretmenler için yapılacak müdendislik tamamlama sınavının Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile aynı gün ve saate denk gelmesi adayları mağdur etti. Adaylar sınav tarihlerinden birinin değiştirilmesini istiyor.
72 bin öğretmene mühendislik yolunu açan yasa taslağı hazırlayarak ÖSYM'ye gönderdi. ÖSYM de bu öğretmenler için ‘Mühendislik Tamamlama Sınavı' yapacağını duyurdu ve 21 Temmuz'u belirledi. Ancak aynı gün ve saatte yapılacak Dikey Geçiş Sınavı dikkate alınmadı. İki sınava da girmek isteyen ve birini tercih etmek zorunda kalan adaylar düzenleme yapılmasını istiyor.
Mezun olduktan sonra yaşadıkları sıkıntılar sebebiyle tekrar üniversite sınavına girip ön lisans (2 yıllık) programlarını kazanan ve DGS ile mühendisliğe geçmeyi hedefleyen adaylar bu iki sınavdan ancak birini seçmek durumunda kaldı. Sorunu ÖSYM'ye ileten adaylara, “Mühendislik Tamamlama adaylarının DGS'ye girme hakkı yoktur. DGS'ye ön lisans mezunları girebilir. Lisans mezunları girememektedir. Bunun yanı sıra mühendislik tamamlama adayları lisans mezunudur.” cevabı verildi. Adaylar ise iki sınava da giriş haklarının olduğunu ve bununla ilgili düzenleme yapılması gerektiğini söylüyor.
Teknik Eğitim Fakültesi mezunu olan Ümit Yurdal, aynı zamanda meslek yüksekokulunu bitirdiğini söylüyor. Yıllarca mühendis olabilmek için uğraştığını belirten Yurdal, yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: “Çok çabaladım ancak katsayı nedeniyle mühendis olamadım. Katsayı sorununu aşabilmek için DGS'ye girmeye karar verdim. Sınavla mühendis olabilmek adına iki yıllık okulu da bitirdim. Meslek yüksekokulu mezunlarına tanınan dikey geçiş hakkından yararlanmak için bu yıl DGS'ye girmeyi planladım. Yıl boyunca sürekli ders çalıştım ve sınava hazırlandım. Ancak girmek istediğim iki sınavın da aynı saatte olduğunu öğrendim. Ben de mecburen DGS'ye girmeyi tercih ettim. Çünkü Mühendislik Tamamlama Sınavı bu yıl ilk kez uygulanıyor. İçeriğinin ne olacağı belirsiz.”
Adayların birçoğu sorunun çözümü için YÖK ve ÖSYM'yi aramalarına rağmen kurumlardan bir düzenleme sinyali gelmedi. Adaylar iki sınavdan birinin öğleden sonraya alınıp başvurularının yenilenmesi gerektiğini önererek ÖSYM'nin bugüne kadar aynı saate iki farklı sınav koymadığını hatırlatıyor. Mühendislik tamamlama yolunu seçen adaylar, 1 yıl üniversite eğitimi alıp mühendis olabiliyor. DGS yolunu seçenler ise en az iki yıl üniversite okumak durumunda.
Son Güncelleme: Cuma, 21 Haziran 2013 09:28
Gösterim: 1655
Milli Eğitim Bakanlığı, 120 bini bulan öğretmen açığını bu yıl da ücretli öğretmenlerle kapatacak. 2012 Ağustos atamalarında 40 bine yakın öğretmen ataması yapan bakanlığın bu yıl kaç öğretmen atayacağı konusunda henüz bir açıklama yapılmadı.
Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, ortaokul ve liselerde seçmeli derslere ağırlık veren Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmen açığını ücretli öğretmenle kapatacağı belirtildi. Ağustos-Eylül döneminde 40 bin civarında kadrolu öğretmen ataması yapmayı planlayan Bakanlık, ortaya çıkacak öğretmen açığını atanamayan öğretmenlerle ücretli öğretmenlik yoluyla kapatacak. Buna göre okul yönetimleri hangi seçmeli derslerin okutulacağına dair herhangi bir belirleme yapmayacaklar, özellikle ilgili alanda öğretmen yokluğu gerekçesi ile öğrenciler ve veliler kesinlikle belirli derslere yönlendirilmeyecek. Okulda ilgili alanda yeterli sayıda öğretmenin bulunmadığı derslerin seçilmesi halinde öncelikle diğer okullardan maaş/ek ders karşılığı görevlendirmeler yoluyla öğretmen temin edilecek. Bunun da mümkün olmadığı hallerde ücretli öğretmenlerle bu dersler okutulacak.
DERSLERDEN BAZILARI:
> Kur'an-ı Kerim
> Hz. Muhammed'in Hayatı
> Temel Dini Bilgiler
> Okuma Becerileri
> Yazarlık ve Yazma Becerileri
> Bilim Uygulamaları
> Matematik Uygulamaları
> Görsel Sanatlar
> Zeka Oyunları
> Hukuk ve Adalet
> Halk Kültürü
> Osmanlı Türkçesi
> Astronomi ve Uzay Bilimleri
Kaynak: Türkiye
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı, 120 bini bulan öğretmen açığını bu yıl da ücretli öğretmenlerle kapatacak. 2012 Ağustos atamalarında 40 bine yakın öğretmen ataması yapan bakanlığın bu yıl kaç öğretmen atayacağı konusunda henüz bir açıklama yapılmadı.
Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, ortaokul ve liselerde seçmeli derslere ağırlık veren Milli Eğitim Bakanlığı’nın, öğretmen açığını ücretli öğretmenle kapatacağı belirtildi. Ağustos-Eylül döneminde 40 bin civarında kadrolu öğretmen ataması yapmayı planlayan Bakanlık, ortaya çıkacak öğretmen açığını atanamayan öğretmenlerle ücretli öğretmenlik yoluyla kapatacak. Buna göre okul yönetimleri hangi seçmeli derslerin okutulacağına dair herhangi bir belirleme yapmayacaklar, özellikle ilgili alanda öğretmen yokluğu gerekçesi ile öğrenciler ve veliler kesinlikle belirli derslere yönlendirilmeyecek. Okulda ilgili alanda yeterli sayıda öğretmenin bulunmadığı derslerin seçilmesi halinde öncelikle diğer okullardan maaş/ek ders karşılığı görevlendirmeler yoluyla öğretmen temin edilecek. Bunun da mümkün olmadığı hallerde ücretli öğretmenlerle bu dersler okutulacak.
DERSLERDEN BAZILARI:
> Kur'an-ı Kerim
> Hz. Muhammed'in Hayatı
> Temel Dini Bilgiler
> Okuma Becerileri
> Yazarlık ve Yazma Becerileri
> Bilim Uygulamaları
> Matematik Uygulamaları
> Görsel Sanatlar
> Zeka Oyunları
> Hukuk ve Adalet
> Halk Kültürü
> Osmanlı Türkçesi
> Astronomi ve Uzay Bilimleri
Kaynak: Türkiye
Son Güncelleme: Cuma, 21 Haziran 2013 14:09
Gösterim: 2301
Hükümetin 10. Kalkınma Planı kapsamında eğitim alanında yapacağı düzenlemeler ve önlemler açıklandı. İşte ana başlıklar;
-Öğretmenler ve öğrencilerin yanı sıra eğitim sisteminin geneline yönelik çeşitli hedefler içeriyor
-Buna göre deneyimli öğretmenlerin dezavantajlı bölgelerde ve okullarda uzun süreli çalışması özendirilecek
-Ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sistemi, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini dikkate alan süreç odaklı bir değerlendirme yapısına kavuşturulacak
-Öğrenci pansiyonları artırılacak
-YÖK, standart belirleme, planlama ve koordinasyondan sorumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılacak
-Okul türleri azaltılacak, programlar arası esnek geçişler sağlanacak
-Yükseköğretim kurumları çeşitlendirilecek, yükseköğretim sistemi uluslararası öğrenciler ve öğretim üyeleri için çekim merkezi haline getirilecek
Hükümetin hazırladığı 10. Kalkınma Planı'na göre, okul türleri azaltılacak, programlar arası esnek geçişler sağlanacak.
2014-2018 yıllarını kapsayan 10. Kalkınma Planı'nda eğitimin her kademesine ilişkin pek çok hedef ve amaç yer alıyor.
Eğitimde fırsat eşitliğinin artırılması ve hizmet sunumunun iyileştirilmesi için ücretsiz ders kitabı temini, şartlı eğitim yardımları, taşımalı eğitim gibi uygulamaların hayata geçirildiği belirtilen planda, öğretmenlerin istihdamında ve hizmet içi eğitimlerinde artış sağlandığı, eğitime ayrılan kamu kaynağının artırıldığı, FATİH Projesi'nin başlatıldığı, 12 yıllık kademeli zorunlu eğitim sisteminin tesis edildiğini ve müfredatın bu doğrultuda yenilendiği anımsatıldı.
Eğitimde beşeri ve fiziki altyapının iyileştirildiği, başta kız çocuklarının okullaşması olmak üzere eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığı ifade edildi.
2012-2013 eğitim öğretim yılında okullaşma oranlarının okul öncesi eğitimde yüzde 44, ilköğretimde yüzde 107,6 ve ortaöğretimde yüzde 96,8 olarak gerçekleştiği bildirilen planda, eğitimin çıktılarını ve dolayısıyla sistemin performansını değerlendiren uluslararası araştırmalarda elde edilen ortalama puanlarda kısmi iyileşmenin sağlandığı belirtildi.
Yükseköğretime yoğun talebin karşılanması amacıyla 9. Kalkınma Planı dönemi başında 93 olan üniversite sayısının 2013 Mayıs ayı itibarıyla 170’e ulaştığı, yükseköğretimin ülke geneline yaygınlaştırıldığı ve kontenjanların önemli ölçüde artırıldığı ifade edildi.
Yükseköğretim sisteminin merkeziyetçi yapısı, hizmet sunumunda çeşitliliğin yeterince sağlanamamasıyla eğitim ve araştırma kalitesine ilişkin sorunların yükseköğretim sisteminin rekabet edebilirliğini, toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasitesini ve üretkenliğini olumsuz yönde etkilemeye devam ettiği kaydedildi.
Eğitime erişim başta olmak üzere sağlanan iyileşmelere rağmen eğitim kalitesinin yükseltilmesi, bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı düzeyi farklılıklarının azaltılması ihtiyacının önemini koruduğu vurgulandı.
Okul terkinin azaltılması planlanıyor
Planda önümüzdeki 5 yıla ilişkin eğitimle ilgili politikalara da yer verildi. Buna göre, okul türlerinin azaltıldığı, programlar arası esnek geçişlerin olduğu, öğrencilerin ruhsal ve fiziksel gelişimleriyle becerilerini artırmaya yönelik sportif, sanatsal ve kültürel aktivitelerin daha fazla yer aldığı, bilgi ve iletişim teknolojilerine entegre olmuş bir müfredatın bulunduğu, sınav odaklı olmayan, bireysel farklılıkları gözeten bir dönüşüm programı uygulanacak.
Öğrencilerin sosyal, zihinsel, duygusal ve fiziksel gelişimine katkı sağlayan okul öncesi eğitim, imkanları kısıtlı hane ve bölgelerin erişimini destekleyecek şekilde yaygınlaştırılacak.
İlk ve ortaöğretimde başta engelliler ve kız çocukları olmak üzere tüm çocukların okula erişimi sağlanacak, sınıf tekrarı ve okul terki azaltılacak. Özel eğitime gereksinim duyan engellilerin ve özel yetenekli bireylerin, bütünleştirme eğitimi doğrultusunda, uygun ortamlarda eğitimlerinin sağlanması amacıyla beşeri ve fiziki altyapı güçlendirilecek.
Yabancı dil eğitimine erken yaşlarda başlanacak, bireylerin en az bir yabancı dili iyi derecede öğrenmesini sağlayacak düzenlemeler yapılacak.
Ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sistemi, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini dikkate alan etkin rehberlik ve yönlendirme hizmetleri desteğiyle süreç odaklı bir değerlendirme yapısına kavuşturulacak.
Eğitim programlarına ulusal mesleki standart
Öğretmenlik mesleği daha cazip hale getirilecek; öğretmen yetiştiren fakültelerle okullar arasındaki etkileşim güçlendirilecek; öğretmen yetiştirme ve geliştirme sistemi, öğretmen ve öğrenci yeterliliklerini esas alan, kişisel ve mesleki gelişimi sürekli teşvik eden, kariyer gelişimi ve performansa dayanan bir yapıda düzenlenecek. Deneyimli öğretmenlerin dezavantajlı bölgelerde ve okullarda uzun süreli çalışması özendirilecek.
Okul idarelerinin bütçeleme süreçlerinde yetki ve sorumlulukları artırılacak. Kalabalık ve birleştirilmiş sınıfla ikili eğitim uygulamaları azaltılacak, öğrenci pansiyonları yaygınlaştırılacak. Eğitimde alternatif finansman modelleri geliştirilecek, özel sektörün eğitim kurumu açması, özel kesim ve meslek örgütlerinin mesleki eğitim sürecine idari ve mali yönden aktif katılımı özendirilecek.
Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında bilgi ve iletişim teknolojisi altyapısı geliştirilecek, öğrenci ve öğretmenlerin bu teknolojileri kullanma yetkinlikleri artırılacak. FATİH Projesi tamamlanacak ve teknolojinin eğitime entegrasyonu konusunda nitel ve nicel göstergeler geliştirilerek etki değerlendirmesi yapılacak.
Mesleki ve teknik eğitimde okul-işletme ilişkisinin orta ve uzun vadeli sektör projeksiyonlarını dikkate alacak biçimde güçlendirilmesi yoluyla artırılacak. Ulusal Yeterlilik Çerçevesi oluşturularak eğitim ve öğretim programları ulusal meslek standartlarına göre güncellenecek, önceki öğrenmelerin tanınmasını içeren, öğrenci hareketliliğini destekleyen ulusal ve uluslararası geçerliliğe sahip diploma ve sertifikasyon sistemi geliştirilecek.
Yükseköğretim kurumları çeşitlenecek
Yükseköğretim sistemi, hesap verebilirlik temelinde özerklik, performans odaklılık, ihtisaslaşma ve çeşitlilik ilkeleri çerçevesinde kalite odaklı rekabetçi bir yapıya dönüştürülecek.
Yükseköğretim Kurulu, standart belirleme, planlama ve koordinasyondan sorumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılacak. Yükseköğretimde kalite güvencesi sistemi oluşturulacak.
Yükseköğretim kurumlarının sanayiyle işbirliği içerisinde teknoloji üretimine önem veren, çıktı odaklı bir yapıya dönüştürülmesi teşvik edilecek ve girişimci faaliyetlerle gelir kaynakları çeşitlendirilecek. Yükseköğretim kurumları çeşitlendirilecek ve yükseköğretim sistemi uluslararası öğrenciler ve öğretim üyeleri için çekim merkezi haline getirilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Hükümetin 10. Kalkınma Planı kapsamında eğitim alanında yapacağı düzenlemeler ve önlemler açıklandı. İşte ana başlıklar;
-Öğretmenler ve öğrencilerin yanı sıra eğitim sisteminin geneline yönelik çeşitli hedefler içeriyor
-Buna göre deneyimli öğretmenlerin dezavantajlı bölgelerde ve okullarda uzun süreli çalışması özendirilecek
-Ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sistemi, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini dikkate alan süreç odaklı bir değerlendirme yapısına kavuşturulacak
-Öğrenci pansiyonları artırılacak
-YÖK, standart belirleme, planlama ve koordinasyondan sorumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılacak
-Okul türleri azaltılacak, programlar arası esnek geçişler sağlanacak
-Yükseköğretim kurumları çeşitlendirilecek, yükseköğretim sistemi uluslararası öğrenciler ve öğretim üyeleri için çekim merkezi haline getirilecek
Hükümetin hazırladığı 10. Kalkınma Planı'na göre, okul türleri azaltılacak, programlar arası esnek geçişler sağlanacak.
2014-2018 yıllarını kapsayan 10. Kalkınma Planı'nda eğitimin her kademesine ilişkin pek çok hedef ve amaç yer alıyor.
Eğitimde fırsat eşitliğinin artırılması ve hizmet sunumunun iyileştirilmesi için ücretsiz ders kitabı temini, şartlı eğitim yardımları, taşımalı eğitim gibi uygulamaların hayata geçirildiği belirtilen planda, öğretmenlerin istihdamında ve hizmet içi eğitimlerinde artış sağlandığı, eğitime ayrılan kamu kaynağının artırıldığı, FATİH Projesi'nin başlatıldığı, 12 yıllık kademeli zorunlu eğitim sisteminin tesis edildiğini ve müfredatın bu doğrultuda yenilendiği anımsatıldı.
Eğitimde beşeri ve fiziki altyapının iyileştirildiği, başta kız çocuklarının okullaşması olmak üzere eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığı ifade edildi.
2012-2013 eğitim öğretim yılında okullaşma oranlarının okul öncesi eğitimde yüzde 44, ilköğretimde yüzde 107,6 ve ortaöğretimde yüzde 96,8 olarak gerçekleştiği bildirilen planda, eğitimin çıktılarını ve dolayısıyla sistemin performansını değerlendiren uluslararası araştırmalarda elde edilen ortalama puanlarda kısmi iyileşmenin sağlandığı belirtildi.
Yükseköğretime yoğun talebin karşılanması amacıyla 9. Kalkınma Planı dönemi başında 93 olan üniversite sayısının 2013 Mayıs ayı itibarıyla 170’e ulaştığı, yükseköğretimin ülke geneline yaygınlaştırıldığı ve kontenjanların önemli ölçüde artırıldığı ifade edildi.
Yükseköğretim sisteminin merkeziyetçi yapısı, hizmet sunumunda çeşitliliğin yeterince sağlanamamasıyla eğitim ve araştırma kalitesine ilişkin sorunların yükseköğretim sisteminin rekabet edebilirliğini, toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasitesini ve üretkenliğini olumsuz yönde etkilemeye devam ettiği kaydedildi.
Eğitime erişim başta olmak üzere sağlanan iyileşmelere rağmen eğitim kalitesinin yükseltilmesi, bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı düzeyi farklılıklarının azaltılması ihtiyacının önemini koruduğu vurgulandı.
Okul terkinin azaltılması planlanıyor
Planda önümüzdeki 5 yıla ilişkin eğitimle ilgili politikalara da yer verildi. Buna göre, okul türlerinin azaltıldığı, programlar arası esnek geçişlerin olduğu, öğrencilerin ruhsal ve fiziksel gelişimleriyle becerilerini artırmaya yönelik sportif, sanatsal ve kültürel aktivitelerin daha fazla yer aldığı, bilgi ve iletişim teknolojilerine entegre olmuş bir müfredatın bulunduğu, sınav odaklı olmayan, bireysel farklılıkları gözeten bir dönüşüm programı uygulanacak.
Öğrencilerin sosyal, zihinsel, duygusal ve fiziksel gelişimine katkı sağlayan okul öncesi eğitim, imkanları kısıtlı hane ve bölgelerin erişimini destekleyecek şekilde yaygınlaştırılacak.
İlk ve ortaöğretimde başta engelliler ve kız çocukları olmak üzere tüm çocukların okula erişimi sağlanacak, sınıf tekrarı ve okul terki azaltılacak. Özel eğitime gereksinim duyan engellilerin ve özel yetenekli bireylerin, bütünleştirme eğitimi doğrultusunda, uygun ortamlarda eğitimlerinin sağlanması amacıyla beşeri ve fiziki altyapı güçlendirilecek.
Yabancı dil eğitimine erken yaşlarda başlanacak, bireylerin en az bir yabancı dili iyi derecede öğrenmesini sağlayacak düzenlemeler yapılacak.
Ortaöğretim ve yükseköğretime geçiş sistemi, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini dikkate alan etkin rehberlik ve yönlendirme hizmetleri desteğiyle süreç odaklı bir değerlendirme yapısına kavuşturulacak.
Eğitim programlarına ulusal mesleki standart
Öğretmenlik mesleği daha cazip hale getirilecek; öğretmen yetiştiren fakültelerle okullar arasındaki etkileşim güçlendirilecek; öğretmen yetiştirme ve geliştirme sistemi, öğretmen ve öğrenci yeterliliklerini esas alan, kişisel ve mesleki gelişimi sürekli teşvik eden, kariyer gelişimi ve performansa dayanan bir yapıda düzenlenecek. Deneyimli öğretmenlerin dezavantajlı bölgelerde ve okullarda uzun süreli çalışması özendirilecek.
Okul idarelerinin bütçeleme süreçlerinde yetki ve sorumlulukları artırılacak. Kalabalık ve birleştirilmiş sınıfla ikili eğitim uygulamaları azaltılacak, öğrenci pansiyonları yaygınlaştırılacak. Eğitimde alternatif finansman modelleri geliştirilecek, özel sektörün eğitim kurumu açması, özel kesim ve meslek örgütlerinin mesleki eğitim sürecine idari ve mali yönden aktif katılımı özendirilecek.
Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında bilgi ve iletişim teknolojisi altyapısı geliştirilecek, öğrenci ve öğretmenlerin bu teknolojileri kullanma yetkinlikleri artırılacak. FATİH Projesi tamamlanacak ve teknolojinin eğitime entegrasyonu konusunda nitel ve nicel göstergeler geliştirilerek etki değerlendirmesi yapılacak.
Mesleki ve teknik eğitimde okul-işletme ilişkisinin orta ve uzun vadeli sektör projeksiyonlarını dikkate alacak biçimde güçlendirilmesi yoluyla artırılacak. Ulusal Yeterlilik Çerçevesi oluşturularak eğitim ve öğretim programları ulusal meslek standartlarına göre güncellenecek, önceki öğrenmelerin tanınmasını içeren, öğrenci hareketliliğini destekleyen ulusal ve uluslararası geçerliliğe sahip diploma ve sertifikasyon sistemi geliştirilecek.
Yükseköğretim kurumları çeşitlenecek
Yükseköğretim sistemi, hesap verebilirlik temelinde özerklik, performans odaklılık, ihtisaslaşma ve çeşitlilik ilkeleri çerçevesinde kalite odaklı rekabetçi bir yapıya dönüştürülecek.
Yükseköğretim Kurulu, standart belirleme, planlama ve koordinasyondan sorumlu olacak şekilde yeniden yapılandırılacak. Yükseköğretimde kalite güvencesi sistemi oluşturulacak.
Yükseköğretim kurumlarının sanayiyle işbirliği içerisinde teknoloji üretimine önem veren, çıktı odaklı bir yapıya dönüştürülmesi teşvik edilecek ve girişimci faaliyetlerle gelir kaynakları çeşitlendirilecek. Yükseköğretim kurumları çeşitlendirilecek ve yükseköğretim sistemi uluslararası öğrenciler ve öğretim üyeleri için çekim merkezi haline getirilecek.
Son Güncelleme: Perşembe, 20 Haziran 2013 13:32
Gösterim: 1425

